KAPAK DOSYASI
GAZZE SALDIRISININ ETKİLERİ:
FİLİSTİN’İ NE BEKLİYOR?
İç meşruiyetlerini sağlamak ve dış baskılardan
kurtulmak için uzlaşma, hem el-Fetih hem de
Hamas cephesinde bir çıkış yolu olarak görülmüştü. Ama son savaş ile birlikte İsrail ve Mısır
gibi dış aktörlerin bir kez daha güçlü bir şekilde devreye girmesiyle içeride oyunun kurallarının değişmesine müsaade edilmiyor.
22
Zahide Tuba KOR
Eylül-Ekim Cilt: 6 Sayı: 64
G
azze’nin özellikle sınıra yakın bölgelerini yerle
bir eden, altyapıyı tamamen çökerten, ardında 2,000’i aşkın can kaybı ve 12,000’e yakın
yaralı bırakan İsrail’in 51 günlük saldırısı, 26 Ağustos’ta taraflar arasında varılan bir ateşkesle sona erse
de yaraların sarılması ve insani krizin atlatılması daha
uzun yıllar alacağa benziyor. Ateşkes ile sular Gazze-İsrail cephesinde şimdilik durulsa da yeni ve çok daha
zorlu bir mücadele asıl bundan sonra başlıyor. Filistin
iç siyasetinde önümüzdeki günlerde yaşanması muhtemel gerginlikler, -eğer aklıselim galebe çalmazsa- çiçeği
burnunda milli birlik hükümetinin çöküşüne, ocak
ayında yapılması planlanan başkanlık ve parlamento
seçimlerinin yine belirsiz bir tarihe ertelenmesine,
dahası yeni bir şiddet sarmalına yol açabilir.
Milli Birlik Hükümetinin Geleceği Meçhul
23 Nisan’da el-Fetih ile Hamas arasında varılan mutabakat gereği, teknokratlardan oluşan milli birlik hükümeti, Rami Hamdallah başbakanlığında 2 Haziran’da
kuruldu. Ancak yeni hükümet, daha koltuğuna oturur
oturmaz tehditlerle ve krizlerle karşılaştı. Bir yanda
İsrail yönetimi bir dizi müeyyideyi hemen devreye sokarken, diğer yanda yeni hükümet tarafından maaşları
ödenmeyen Gazze’deki Hamas mensubu memurlar
ayaklandı. Öte yanda üç genç Yahudi yerleşimcinin
öldürülmesi ile önce Batı Şeria karıştı, ardından Gazze
tarihinin en büyük saldırısına maruz kaldı. Zorluklarla geçen bu üç ay boyunca taraflar, İsrail’in tüm
teşvik ve gayretine rağmen, birlik hükümetini korumayı başarsalar da ateşkesin akabinde restleşmeler ve
derin güvensizlik dışa vurdu. El-Fetih tarafı, Gazze’de
savaşın başlamasından ve uzamasından Hamas’ı sorumlu tutarken, İsrail’in ortaya attığı Hamas’ın Batı
Şeria’da İsrail hedeflerine yönelik sansasyonel saldırılarla Mahmud Abbas’ı devirmeyi ve üçüncü intifadayı
başlatmayı planladığına dair iddiaları da ciddiye almış
görünüyor. Hamas ise mutabakat ve ateşkes çerçevesinde kabul ettiği Gazze’de yönetimi ve güvenliği birlik hükümetine devretmekte ayak sürüyor. Bu şartlar
altında Gazze’nin yeniden inşası ve Filistin’in geleceği
için son derece hayati olan birlik hükümetinin daha
ne kadar ayakta kalacağı, ayakta kalsa dahi ne ölçüde
işlevsel olacağı meçhul.
“Arap Baharı” sonrasında bölgede körüklenen
İhvanofobi çerçevesinde dört bir koldan başı ezilmeye çalışılan Hamas, gerek İsrail’e karşı son silahlı
Eylül-Ekim Cilt: 6 Sayı: 64
El-Fetih tarafı, Gazze’de savaşın
başlamasından ve uzamasından
Hamas’ı sorumlu tutarken,
İsrail’in ortaya attığı Hamas’ın Batı
Şeria’da İsrail hedeflerine yönelik
sansasyonel saldırılarla Mahmud
Abbas’ı devirmeyi ve üçüncü
intifadayı başlatmayı planladığına
dair iddiaları da ciddiye almış
görünüyor. Hamas ise mutabakat
ve ateşkes çerçevesinde kabul
ettiği Gazze’de yönetimi ve
güvenliği birlik hükümetine
devretmekte ayak sürüyor.
mücadelesiyle gerekse kendisini saf dışı bırakmaya
dönük ateşkes girişimlerine karşı diplomatik alandaki
direnişiyle sahada en etkili aktör olduğunu ve siyasetin
akışını etkileyebilecek gücü halen elinde tuttuğunu
ispatladı. Ancak asıl kritik eşik, eylül ayında Kahire’de
başlayacak müzakerelerin ikinci aşaması olacak. Bu
müzakereler hem içerideki uzlaşma sürecinin gidişatına hem de savaşın orta ve uzun vadeli sonuçlarına
yön verecek. Yani önümüzdeki günlerde mücadele bu
defa diplomasi koridorlarında tüm şiddetiyle devam
edecek.
Filistin Halkı Artık Direnişten Yana
Son İsrail saldırıları, Filistin cephesinde bir dizi yeni
gelişmeyi beraberinde getirdi. Bunlardan ilki, Filistin halkının el-Fetih’in müzakere ve diplomasi seçeneğindense Hamas ve diğer silahlı grupların temsil
ettiği direniş seçeneğine olan inancının ve desteğinin
artması. Zira direniş, kendi imkânlarıyla ve sürpriz
yeni mücadele yöntemleriyle İsrail’e daha önce hiç
olmadığı kadar zayiat verdirerek ordunun sahadaki
caydırıcılığını sarstı. Gazze’de son bir yıldır ağırlaşan
tecritle birlikte kan kaybına uğrayan Hamas’a teveccüh
bugün hem Gazze’de hem de Batı Şeria’da ciddi bir
oranda artmış durumda. Bu ise önümüzdeki süreçte
Mahmud Abbas’ın başkanlığını yürüttüğü Filistin Yönetimi’nin İsrail karşısında yeni açılımlarla iç desteği
kazanmaya dönük adımlar atmasını zaruri kılıyor.
23
KAPAK DOSYASI
Bu yönde ilk sinyaller de gelmeye başladı. Mahmud
Abbas, muhtemel Filistin devletinin sınırlarına ilişkin
bir harita ve bunun geçekleşmesine dönük bir takvim
sunması için İsrail’e baskı yapmayı, işe yaramazsa konuyu BM’ye taşıyarak uluslararası desteği arkasına
alıp İsrail’i köşeye sıkıştırmayı planlıyor. Yine İsrail’in
Filistin topraklarında işlediği suçlardan dolayı yargılanması için Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuru
için hazırlık yapıyor.
İkincisi, dünya kamuoyu İsrail ateşi altında kalan
Gazze’ye odaklandı, ama Batı Şeria’da da durum hiç iç
açıcı değil. Etrafı kuşatılmış bir hapishane durumundaki Gazze’nin içinde Filistinliler ambargoya rağmen
nispeten rahatça yaşayabilirken, yarıdan fazlası doğrudan İsrail işgali altında olup irili ufaklı 95 ayrı parçaya
bölünmüş Batı Şeria’da son dönemde günlük hayat
İsrail askerleri ve yerleşimciler tarafından çekilmez
bir hale getirildi. Üç Yahudi gencin öldürülmesinin
ardından Batı Şeria’da başlayan Hamas mensuplarına yönelik sürek avı daha uzun süre devam edeceğe
benziyor. Şu anda Batı Şeria’da hem İsrail’e hem de
onunla güvenlik alanında işbirliğini sürdüren Filistin
Yönetimi’ne karşı çok büyük bir öfke var ve tansiyonu
düşürücü tedbirler alınmazsa eğer, direniş seçeneğinin
çok daha cazip hale geldiği bir ortamda, yeni bir intifadanın fitili küçük bir kıvılcımla her an ateşlenebilir.
Hamas da el-Fetih de Kaynıyor
Üçüncüsü, son dönemde yaşananlar, örgütlerin tabanlarında da kaynamalara yol açtı. Hamas’ın bunca
yıldır zorluklarla elde ettiği kazanımları, mutabakat
ve ateşkes şartları gereği, karşılığında ciddi bir şey elde
etmeden Filistin Yönetimi’ne bırakması halinde örgüt
kendi tabanını ve silahlı birliklerini kontrol edemeyebilir. Kontrol dışı gruplar yapacakları eylemlerle
örgütün başına büyük sıkıntılar açabilir. Öte yandan 2012’de İran’ın başını çektiği “direniş hattı”ndan kopup Katar-Türkiye çizgisine sapan Hamas’ta
İran ile Katar hattını savunanlar arasındaki mücadele, Mısır’daki diplomatik müzakerelerin başarısızlıkla
sonuçlanması halinde ayyuka çıkabilir. Benzer çalkantılar el-Fetih içinde de söz konusu. Gazze’deki savaşın ardından İsrail’e karşı diplomasi kartını bırakıp
silahlı mücadeleye başvurulması gerektiğine inanan
bir grup sesini yükseltmeye başladı. Daha da önemlisi, Filistin lideri Mahmud Abbas’ın el-Fetih içindeki
hâkimiyetini sarsacak bir dizi gelişme yaşanıyor. Bir
taraftan Hamas’ın 2007’de Gazze’nin kontrolünü ele
24
Şu anda Batı Şeria’da hem İsrail’e
hem de onunla güvenlik alanında
işbirliğini sürdüren Filistin
Yönetimi’ne karşı çok büyük bir
öfke var ve tansiyonu düşürücü
tedbirler alınmazsa eğer, direniş
seçeneğinin çok daha cazip hale
geldiği bir ortamda, yeni bir
intifadanın fitili küçük bir kıvılcımla
her an ateşlenebilir.
geçirmesiyle bölgeden kaçmak zorunda kalan ve yakın
bir dönemde el-Fetih’ten ihraç edilen sürgündeki eski
güvenlik şefi Muhammed Dahlan, şimdilerde Mısır
ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) desteğini arkasına
alarak Abbas’a ve Filistin Yönetimi’ne meydan okuyor.
Dahlan, vakti zamanında İsrail’in Gazze’deki en has
adamı olup İslami gruplara kök söktürmesiyle meşhurdu; daha da önemlisi Filistin lideri Yaser Arafat’ı
zehirleyerek ölümüne neden olmakla suçlandı. Diğer taraftan Hamas başta olmak üzere tüm Filistinli
gruplarla yakın ilişkileri olan ve eski bir üst düzey
güvenlik görevlisi olarak mevcut güvenlik birimleri
üzerinde etkisini sürdüren el-Fetih Merkez Komitesi
Genel Sekreter Yardımcısı Cibril er-Racub da Katar’ın
desteğiyle Abbas sonrası dönem için hazırlık yapıyor.
Yani “Arap Baharı” ile şekillenen yeni bölgesel kutuplaşma önümüzdeki günlerde Filistin iç siyasetini de
karıştıracak gibi görünüyor. Umut edelim bu kutuplaşma birçok bölge ülkesinde olduğu gibi Filistin’e de
kan bulaştırmasın.
İç meşruiyetlerini sağlamak ve dış baskılardan kurtulmak için uzlaşma, hem el-Fetih hem de Hamas
cephesinde bir çıkış yolu olarak görülmüştü. Ama son
savaş ile birlikte İsrail ve Mısır gibi dış aktörlerin bir
kez daha güçlü bir şekilde devreye girmesiyle içeride
oyunun kurallarının değişmesine müsaade edilmiyor.
Gazze’de ateşkesin kalıcı olma ihtimali düşük; ama
yeni bir savaşın da bedeli son derece ağır olacağından
önümüzdeki dönemde Filistin toprakları diplomatik
alanda farklı ayak oyunları ve yoğun propaganda savaşlarına eşlik eden şiddet olaylarına sahne olabilir.
Bunun da bedelini her zamanki gibi Filistin halkı
ödeyecektir.
Bilim ve Sanat Vakfı Küresel Araştırmalar Merkezi
Eylül-Ekim Cilt: 6 Sayı: 64
Download

gazze saldırısının etkileri: filistini ne bekliyor?