Mahmur
(Hokand, 19. yüzyıl)
19. asırda Hokand'da yaşamış hiciv şairlerinin en
büyüğü Mahmur'dur. Asıl ismi Mahmud olup Hokandlı
şair ve Mir Medresesinin Müderrisi Ekmel-Mulla
Şurmuhammed'in oğludur. Mahmur hakkında kitap
yazmış olan Aziz Kayumov'un ifadesine göre,
Mahmur'un annesi meşhur hattat Tur-diali'nin kızıdır.
Turdiali, Hapelek köyünden olduğu için Mahmur'un da
dolayısıyla bu köyle bağlantısı vardır. (Bak. A.
Kayumov, "Mahmur", Özb. Fen. Aka. Neşriyatı,
Taşkent 1956, 12-13 say.) Mahmur'un doğum tarihiyle
ilgili kesin bilgiler yoktur. Onun hicrî 1260 (miladi
1844) yılında öldüğünü Kari Kunduz Kamiy "Tevarıhı
Menzume" adlı kitabında kaydetmiştir. (A. Kayumov,
"Mahmur" adlı kitabında şairin "Divan"mdaki 66a varağında yeni bulunan şiirini esas olarak onun 1845
yılında da hayatta olduğunu ve Şeralihan'ın hazinecisi
Azizbek'e dair şiir yazdığını belirtiyor. 17. s. bak.)
Mahmur'un önceleri babasından eğitim almış,
sonra medreseye devam etmiştir. Babasının iki divan
sahibi bir şair olması da onun şairlik gücünü
göstermektedir. Mahmur, babasının etkisiyle çok genç
yaşta şiir yazmaya başlamıştır.
"Mahmur'un üç çocuğu olmuştur. Şair her ne kadar
öğrenim görmüş olsa da maddî açıdan son derece
zorlanmış, çocuklarına ekmek bulamaz duruma
düşmüştür. Tam o sıralarda Ömer Han'ın ordusuna
asker olarak alınır" diye yazıyor Vahid Ab-dullayev.
("Özbek Edebiyatı Tarihi", "Okıtuvçi" Neş. Taşkent
1964,293. s.)
Asker olarak hizmet etmeye zorlayan düşkünlük,
fakirlikle ilgili olarak bir şiirinde şöyle diyor:
Keçeler yatgeni ne koşim bar,
Küzdüzi içgeni ne qoşim bar,
Bir havuç ne üyimde gailem bar,
İkki gez ne başimde sellem bar...
(Divan, 21 b varağı)
Mahmur asker olarak Umerhan'ın seferlerine de
katılmıştır. Küreme seferinden etkilenerek "Ta'rifi
Vilayeti Küreme ve ez Divani Kendir Gü-zeşten" adlı
bir şiir yazmıştır. O, Emir Umerhan (1810-1825) ve
onun
oğlu
Muhammed
Alihan
(1825-1842)
dönemlerinde yaşamış, ondan sonraki
Şeralihan'ın hükümranlığını da görmüştür. Emir
Umerhan'dan makam isteyip dilekçe şeklinde yazdığı
bir nice hicviyeleri mevcuttur. Aynı şekilde diğer bütün
hicviyeleri, o dönemin makam sahipleri, hanlar, kadılar,
beyler, bazı saray şairleri, kısacası tarihî şahıs ve belli
bir tarihî olayla ilgilidir. Bu açıdan şairin eserleri, o
dönemdeki sosyal, kültürel ortamı araştırmak için
kaynaklık edebilir.
Saray şairlerinin önde gelenlerinden Fazliy
"Mecmuai Şairan" (Şarkşunaslik Ins. 9139,271, a) da
Mahmur'u:
Hayâl âti Mahmur bemerhabast,
Hicagoi gaybet kalb aşnast, ...
Buved şe'ri an köse ez lağari,
Zi arayişi resi seldet beri,
diye tasvir eder.
(Anlamı:
Mahmur'un hayallerinde güzellik yok, şiirleri
gıybet ve çıkarcılık dolu,
... Bu kösenin şiirleri, daima zayıflık ve bıyık
süslemeyle ilgilidir.)
Mahmur ise, Fazliy'in bu hakaretine şöyle cevap
verir:
"... Der cehennemi miyanai cuhalâ
Sedri âlicenâb, ıskatı"
Yani, cehennemde cahiller içindeki en önemli yere
Iskatı (Fazliy) sahiptir. "Emekim" (Amcam) re-difli
şiirinde de Fazliy'i alaya alır:
Törekorgun bilen Nemenganda
Huş edi mansabı revam emekim,
Keçe-künler soreb yürer erdi
Murdeler cam'ıdın nişan emekim,
Kimki aldide bilmey olturse,
Çakdi zehri ilan, çiyan emekim.
Şahı Sultan Umerni yolden urib,
Eyledi şairi şehan emekim...
Bu şiirlerden anlaşılıyor ki Mahmur ve Fazliy
arasında, genel anlamda, Mahmur ve Saray arasında iyi
ilişkiler bulunmamaktadır. Zaten etrafını, toplumdaki
haksızlıkları, zulmü, zalim ve aptal yöneticileri
hicveden şairlerin kaderi her zaman böyle olmuştur.
Mahmur da böyle bir ağır kaderi yaşamıştır.
Mahmur, Özbekçe ve Tecikçe yazmıştır. Şairin 69
eserden ibaret 3417 mısralı hiciv şiirlerinin toplandığı
bir divanı vardır. Yine onun pek çok gazeline çeşitli
antolojilerde rastlanır, ancak onlar bir araya
getirilmemiştir. Bu divan, muallim Polatcan KayUm ve
şaif Çarhiy tarafından 1950 yılında bulunup
neşredilmeye bâşlânnliŞtif. Mahmur'un "Tenlengen
Eserler"i 1951 yilinda Özbekçe ve Rusça olarak
yayımlanmıştır. (Ozb. Fen. Aka. Neş. TâŞ* kent 1951);
Daha sonra, çeşitli antolojilerde ve ders kitaplarında
örnek şiirleri yer almıştır. Aziz Ka-yumov'un
"Mahmur" (Taşkent 1956), "Hökand Ede-biy Muhiti",
(Taşkent 1961) ve Vahid Abdullayev'in "Özbek
Edebiyatı Tarihi" (Taşkent 1967) son olarak çıkan
"Özbek Edebiyatı Tarihi" adlı eserlerde Mahmurla ilgili
bilgiler vardır.
MAHMUR MAHDUM ELAQÂDAR BÖLGEN
HEDELEK QIŞLAĞİNİN SİFAfİÜE
Ey cehandari zefer, kevkebeyi devri felek,
Goş qıl kisseyi qışlaki hafâbi Hepelek.
Turfe qışlağı gazab kerde ki pefrendeleri,
Tavuqi igneçi-yu, ördegu gazi kepelek.
Varu yoq üylerini bende beyan ger qılserrt,
Bir ketek, ikki kepe, üç aleçük, tört ketelek.
Deme uy, belki zeminkendur eğer kirşe kişi,
Her teref betiğe ürgeyler ahin körşepelek.
Mahmur'un sanat anlayışı Özbek şiirindeki realist
akımı güçlendirdi, günlük hayat, insan kıymeti, etrafmı
düşünme, zulümden kurtuluş, zamanı (yöneticileri)
değiştirme gibi konularda düşünmeye davet etti. Bu,
edebiyattaki asıl yeri tutan meddahlık (yağcılık), eski
romantik ve maceracı akımlara bağlı, hatta eskicilik
zincirleriyle bağlanmış şair, alim, herkes için farklı
gerçekçi bir yoldu. Kısacası Mahmur'un şiirleri, gerçekçi
hi-civleriyle, sanatkârane, basit halk diliyle yazdığı için
kıymetlidir.
Biz, bu antolojiye Mahmur'un en meşhur hicivlerini aldık. Dört ciltlik "Özbek Edebiyatı" (Taşkent
1959, Özb. Bediiy Edebiyat Neş. 3. cild, 613-633. s.)
adlı kitaptan seçilmiştir.
MAHMURBEY'İN İLGİLİ BULUNDUĞU
HAPELEK KÖYÜNÜN TASVİRİ
Ey zaferler padişahı, dönemin parlak yıldızı,
İşit harabe Hapelek köyünün hikâyesini.
Acayip köy gazap veren ki kümes hayvanları ....
Tavukla horoz ve ördekle kazı kelebek.
Var yok evlerini, bendeniz, eğer beyan edersem,
Bir kdfes, İki çardak, üç alacık, dört virane ev.
Demez ev, belki bodrumdur eğer girerse biri,
Her taraftan yüzüne çarpacaktır onun yarasalar.
Halqini korsen eğer ölesiyu, qaqu herab,
Açlikdin egilib qameti misli kemelek.
Halkını görsen eğer ölümcül, zayıf ve harap
Açlıktan bükülüp beli sanki gökkuşağı.
Acirik tamirini oğoride meyde küyüb,
Qaynetib künde içer, atini derler sümelek,
Acirik kökünü döveçte ince ince döverek
Kaynatıp her gün İçer, buna derler sümelek*
Ger teharet qılse qavmi suv tapalmey naçar,
Betini qum bile yub /közi/ge sürgey güvelek.
Eğer taharete çıkarsa, halkı su balamadan çaresiz,
Yüzünü kumla yıkayıp (gozü)ne sürer kesek.
Ey felek, qadru adalet şiyemi mülkü melek.
Merhemet çağide rehm eyle ve hali Hepelek.
Ey felek, kadir ve adalet melek mülkünün huylan,
Acıma vaktinde merhamet et Hapeleğin hâline
Keçe göya eşitib şuhreti tilla pulini,
Hepelek körküsiden uçdi misali kepelek,
Dün güya işitip para altın şöhretini,
Hapelek korkusundan uçtu kelebek gibi.
Himmetin yolide bir tepe qaramet qilgil,
Kepelek baz qonub, cayige bolgey Hepelek.
Himmetin yolunda bir tepe keramet göster,
Kelebek tekrar konup yerine olacak Hapelek.
HACİ NİYAZ SİFATLERİ
HACI NİYAZ'IN ÖZELLİKLERİ
Üçinçi erur haciyi bed burut,
Bolur yetti başlik yuha, ikki put.
Üçüncüdür pis bıyıklı hacı,
Olur yedi başlı ejderha, iki ayak.
Tüter özini haciyi Mekke hem,
Baribmen degey Mekkege yekke hem.
Koyar kendini Mekke hacısı yerine de,
Gittim der Mekke'ye tek başıma da.
Nişanide yoq zerreyi feyzi hac,
Anı haci desen erür bul haraç.
Nişanesi yoktur hac feyzinin zerresi,
Ona hacı dersen bu (boşa) masraftır.
Gümanimge hec qılmegen bolse ul,
Tariqi haram bilmegen bolse ul,
Şüpheliyim hacca gitmemiştir o,
Beldedül Harameyn (Mekke, Medine) yolunu bilemez
Qılgen bolse, maqbulihaqbolmegen,
Duasi icabet kerin bolmegen.
Gitmiş olsa (da) Hakka makbul olmamıştır.
Duası kabule mazhar olmamıştır.
Meğer yolde ul cinniyi ro siyah,
Satib hecni here eylegen ul berah.
Belki de yolda o kapkara yüzlü deli
Haccını satıp harcamıştır o yolda.
Zi bes İade, me'cuniyi bedkeyfdur,
Afta yahşi medhu sena heyfdir.
Tam bir ahmak, kötü huylu karmakarışıktır,
Ona güzel övgü ve yüceltme yazıktır.
Alib nece pulni peyi nefsi rev,
Zihi mekru neyrengu efsuni dev.
Alıp bunca parayı hileli nefsin ayağı git,
Ne güzel hile, tılsım ve büyü devi.
Körün meveyi rizq isbatini,
Bilin dami tezviri avkatini.
Gahi haciyi fevci ferzaneler,
Gahi cinniyi cem'i devaneler.
Gahi mirişeb, geh sipahi bulur,
Gahi asiler rosiyahi budur.
Gahi dahili sedri ehli sülük,
Gahi qabili bezmi tacul-mülük.
Gahi emri eyyaru, geh dauli,
Gahi nevbehari, gehi amuli.
Gahi sahibi genci esrar hem,
Gahi talibi şe'ru eş'ar hem.
Yığıb nece kün hatiri ke'bidin
Tuğub bu gazel maçeyi teb'idin.
Günün rızık meyvesinin ispatını,
Bilin yemeğinin hileli evini,
Bazen coşkun âlim bir hacıdır,
Bazen tam bir deli divanedir.
Bazen devletli, bazen asker olur,
Bazen de asilerin yüz karası budur.
Bazen tarikat ehillerinin içindedir
Bazen sohbet meclisinin baş tacıdır (sultan).
Bazen kurnaz emir, bazen hilekâr
Bazen ilkbahar, bazen sakin.
Bazen de sırlar hazinesinin sahibidir,
Bazen şiir ve şairliğin talibidir.
Toplayıp nice gün âşık hatırından
Doğdu bu güzel eşeğin yaratılışından.
HACİ NİYAZNİN GAZELİ
HACI NİYAZ'IN GAZELİ
Devri felekde, dostler, serseri teni rah özim,
Girdi cehanni cerh urub, seykelu mehru mah özim.
Şu dünyada, dostlar, sıkıntılı yolun serserisi benim,
Yuvarlak dünyayı dolaşan parlaklık, şefkat ve ay benim.
Beski piyade yol yürüb, yahşi-yamanni köp körüb,
Mekkede nece yil yürüb, fezlehori ilah özim.
Hep yaya yürüyerek, iyi ve kötüyü çok görüp,
Mekke'de nice yıl yaşayan, çok yiyen benim.
Özimi sade hem desem, cinniyi İade hem desem,
/Ketime/ hade hem yesem haciyi qıblegah özim.
Kendime sade de desem, cahil deli de desem,
(Sırtıma) dayak da yesem, kıble edilen hacı benim.
Devri cehande qalmedi men qılmegen günahi bed,
Haci zemane ehlide asiyi rosiyah özim.
Dünyada kalmadı benim işlemediğim günah ve kötülük,
Zamanın ilen gelenleri içinde yüzü kara âsi benim.
Haciyi bedburut desen, bözehori oğut desen,
Altiyu tört gort desen, rast özim, güvah özim.
(Pis bıyıklı) hacı desen, asıl boza içen desen,
Altı dört gort (?) desen, doğru benim, şahit benim.
Paçe telaş kelleler zillekeşi mahelleler,
Oğrıyi eski selleler şam özim, sabah özim. .
Paçaları salınan kelleler, sefil mahalleler,
Eski sarıklı hırsızlar akşam benim, sabah benim.
Hacni satey yolde deb, ölmeyin yolde-çölde deb,
Mene kirayi qolde deb, mu'terifi günah özim.
Hacet satayım yolda diye, ölmeyeyim yolda çölde diye,
Bana el kirası diye, günah itirafçısı benim.
Cürm desen qavat-qavat, fisq desen sebet-sebet,
Nehs desen nemet-nemet, sofiyi hanekah özim.
Suç dersen yığın yığın, fısk dersen sepet sepet,
Cenabet (pislik) dersen çul çul, hücre sofusu benim.
Şükrki munçe hal ilen, hatiri pürmelal ilen,
Nefsi seki vubal ilen, tazeyi şeyhu şah özim.
Şükür ki bu kadar hâlle, eziyet dolu hatırla,
Uyanık nefsin vebaliyle, yeni şeyh ve şah benim.
Berçe vücudim /besubut/, cismimi bari yetti put,
Ebu cedim sağu sefut, be şequ iştibah özim.
Bütün vücudum (kararsız), vücudumun hepsi yedi put
Soyum sopum karışık; şüpheli, hatalı benim.
Menki teme'ge bendemen, halqi cehande gendernen,
Nerse tilerge rendemen, hah özim, nahah özim.
Ben kiy emeğin tutkunuyum, cihan halkının çürüğüyüm,
Bir şey dilemeye rendeyim,
Subhidemi sileb yürüb, himmetim alti /men/ qurut,
Üstige yetti torbe tut, lukmehori pegah özim.
Sabahleyin okşayacak, himmetim altı kuru peynir,
Bir şey istemeye mecburum, ister istemez.
Sahi cehanpenahge, daveri dadhahge,
Hani zefer sipahge çakeri hayrhah özim.
Dünyaların sahibi saha, adalet isteyen padişaha,
Muzaffer hana, hayırlı muhafız benim.
Gahi Hoqande mirişeb, gahi heremde haqteleb,
Gah quluhi müstehab bol'acebi giyah özim.
Bazen Hokand'da bekçi, bazen haremde hak isteyen,
Bazen güzel bir kesek, (bazen) şaşkın bir ot benim.
Hatmi gazelni eylegen, belni hetage baylegen,
Aşi keverni paylegen hafizi sedrgah özim.
Gazeli sona erdiren, belini hataya bağlayan,
Yemeyi içmeyi bekleyen baş hafız benim.
/Besubuti/ yeganemen, tenteneyi zemanemen,
Cinniyi cavidanemen, meşhere destgah özim.
(İstikrarsız) tek benim, zamanın tantanasıyım,
Ebedî deliyim, maskaralık tezgâhı benim.
HAKİM TURABIY HEZ AR HELTE
HAKİM TURABIY BİN TORBA
-1Bihemdilleh, tebibi şehru Bukrati halayıqmen,
Eceldin hem eni ademni öldürmaqqa fayikmen.
-1Elhamdülillah, şehrin tabibi ve insanların Bukratıyım,
Ecelden beri insanoğlunu öldürmeye yüce benim.
Tebibi şehr nami ayde bir bemar öldürse,
Vele men künde yüz bemar öldürmaqqa hazikmen.
Şehrin tabibi ayda bir hasta öldürürse,
Ben günde yüz hasta öldürmede ustayım ben.
Meni bedeht ta zerbul-mesel boldum tebiblikde,
Cehan variçe eknun köp hekaretlerge layiqmen.
Ben talihsiz ata sözü oldum tabiblikte,
Dünya var oldukça şimdi çok hakaretlere lâyık benim.
Hekimi şehr deb, aldimge her kim keldi, öldürdim,
Tarıqi rastim şuldurki, celladı halayıqmen.
Şehrin hakimi diye önüme kim geldiyse öldürdüm,
Doğru yolum budur ki canlıların celladıyım.
Erür köp nahek /işler/ gerdanimge tevki le'netkim,
Cehennem sedrige bu cürm ilen serdari sabıqmen.
Olur çokça haksız (işler) gerdanımda lanet halkası
ki, Cehennemin başında bu suçla sanıkların başıyım.
Ademdin ta kelibmen devri alemde hisalim şul,
Müsülmanlerge hasidmen, munafıqqa muvafıqmen.
Ta Adem'den geliyorum alem içinde özelliğim bu,
Müslümanları seçemem, münafıklara uygunum.
-2Beşinçi tabibi Turabiy erür,
Selamige la'net cevabi erür.
-2Beşinci tabib Turabiy'dir,
Selamına cevabı lanettir.
Eceb bir hekimi şekavet sirişt,
Mekamige dozeh erür sernevişt.
Acayip bir talihsiz yaratılışlı hakim,
Makamının kaderi (sonu) cehennemdir.
Kezer deştu sehra kesel isteban,
Ecel arqasidin yürer qısteban.
Gezer çöl ve düzlük hasta araya araya,
Ecel arkasından gider sıkıştım sıkıştım.
Cehan içre ul cahili nabekar,
Ecel ilgin al gene keldi duçar.
Dünyada o işe yaramaz cahildir,
Ecel canını almaya geldi düşkün.
Yazib aldige ikki min helteni,
Yığıb eski yüz lek tügün letteni.
Yayıp önüne iki bin torbayı,
Toplayıp eski yüz bin düğümlü parçayı.
Teribdur dokanige toqsan tüvek,
Salib her tüvek içre on üç sümek.
Toplamıştır dükkânına doksan çiş kabı,
Koymuştur her çiş kabı içine on üç çişlik.
Kimikim tüvekdin teleb qılse noş,
Berür noş daru deban mergimuş.
Kim ki çiş kabından içmek isterse,
Verir içmeye ilâç diye fare zehiri.
Erur rengi qış çiîlesidin savuq,
Hekaretge bapu sokerge yavuq.
Rengi kışın kırk günü gibi soğuktur,
Hakarete lâyık, sövmeye değer.
Ana bari zillet töşetsen sevab,
Yüzige teharet uşetsen sevab.
Ona bütün zilleti döşesen sevaptır,
Yüzüne abdest bozsan sevaptır.
Körermen ani gah dokanide,
Turub ikki şeytan ani yanide.
Görürüm onu bazen dükkânında,
Durup iki şeytan onun yanında.
Keler aldige kimki daru soreb,
Be ehvali rencuri derdu teyeb.
Kim gelirse ilâç istemek için yanına,
Yorgunluk ve dertten incinmiş durumda.
Berer zehrni noş daru deban,
Ani öldürüb beyecel şul zeman.
Verir zehri iç ilâçtır diyerek,
Onu öldürüp ecelsiz o zaman.
Cehan içre bul eblehi purfusus,
Qılur özini saniyi Calinus.
Dünyada ne yazık ki böylesi bir aptal,
Kendini İkinci Calisnus diye sunar.
Yürer gah hikmet usulide ul,
Gahi müddeyi şe'r yolide ul.
Bazen o hikmet usulüyle gezer,
Bazen o şairlik yolunda yürür.
Tarıqi hezaket bilen ul cehul,
Tapib bu gezelni zi rahi usul.
Usta bir şekilde o cahil,
Bulup bu gazeli usûl yolundan.
Latin Harflerine ve Türkiye Türkçesi'ne aktaran : Dr. Ertuğrul Yaman
Download

Keçeler yatgeni ne koşim bar, Küzdüzi içgeni ne qoşim bar - e