32-35-Roportaj:Layout 1
9/22/14
5:45 PM
Page 1
R öportaj
Biyo-stimülantlar konusundaki gelişmeler
alagro Şirketi’nin Türkiye’de faaliyete başlamasında iki dinamik genç adam görev alıyor.
Birisi Valagro Ülke Müdürü Gökhan Uzunoğlu, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunu,
işletme ve pazarlama deneyimi var. Diğeri de Valagro Teknik Müdürü Onat Akdemir. O da Ege
Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunu. Onat Bey de
bitki aktivatörleri konusunda bir uzman.
Peki, başta biyo-stimülantlar olmak üzere, iz elementler, damla sulama gübreleri ve toz yaprak gübrelerinde bir dünya lideri olan Valagro Türkiye’ye
neden mi geldi? Onu da sohbetimizde bulacaksınız…
dan, küçük bir damla sulama şirketi olarak kurulmuş.
Ardından aileler iz elementler üzerinde çalışmaya
başlamışlar. Sonra da kendi şelatlama fabrikalarını
kurup, bitki besin elementi olarak demir üretmeye
başlamışlar ve Avrupa’nın en önemli demir üreticisi
firmaları arasına girmeyi başarmışlar. Özetle, 1980’ler
üretim ve İtalya piyasasında ciddi söz sahibi olmaları, 1990’lar ise başta Avrupa ülkeleri olmak üzere,
ihracatta uzmanlaşmaları diyebiliriz.
- Sayın Gökhan Uzunoğlu, öncelikle Valagro’yu biraz tanıyabilir miyiz!
Uzunoğlu: Haklısınız! Bu bahsettiğim Valagro’nun 1980-2000 yılları arasındaki hikâyesi. Şirket 2000’li yılların başında hâlihazırda üretir oldukları biyo-stimülantlar üzerine daha fazla
yoğunlaşmaya başlıyor. Yosunlar konusunda uz-
V
Uzunoğlu: Valagro’nun hikâyesi, 1980’de İtalya’da başlıyor. Valagro, iki köklü İtalyan aile tarafın-
Gökhan Uzunoğlu (sağda) ve Onat Akdemir (solda).
32
hasad bitkisel üretim temmuz 2014, y›l:30, say›: 350
- Ancak biz Valagro’yu şimdilerde daha çok
biyo-stimülant ürünleri ile piyasada görmeye
başladık!
32-35-Roportaj:Layout 1
r
9/22/14
5:45 PM
Page 2
devini Türkiye’ye getirdi!...
man İngiliz kökenli Maxicrop şirketini dünyadaki şubeleri ile birlikte satın alıyor. Yine aynı yıl, Norveçlilerin Algea adında dev bir şirketini satın alıyor. Algea o
zamanlar, yalnızca İskandinav sahillerinde yetişen Ascophyllum nodosum yosunundan aktif stimülantlar
üretiyor. Valagro kendi de önceleri Algea şirketinin
müşterisi, ancak sonra bu şirketi bünyesine katıyor. Ardından 2005 yılında yine Norveçli Nordtang firmasını
da bünyesine katarak yosun konusunda teknik bilgi ve
beceri anlamında dünya lideri bir firma halini alıyor.
Hemen ardından, sunduğu organik çözümleri ile ünlü
Fransız Samabiol firması da Valagro grubuna katılmış,
böylece şirket biyo-stimülant üretimindeki gücüne
güç katmaya devam etmiş.
- Valagro’nun Algea’yı almaktaki amacı nedir?
Sonuçta Algea, Biyo-stimülant şirketlerine hammadde üretiyor, Valagro’nun ise üreticiye yönelik ürünleri var. Bunlar ayrı kategoriler değil
midir?
Uzunoğlu: Öyle, ama Valagro’nun bunu yapmakta çok özel bir nedeni var. Valagro bunu, kendi
ürünlerinde kullandığı hammaddenin kalitesinden
emin olmak için yapıyor. Norveç kıyılarında yetişen ve
biyo-stimulatların hammaddesi olan Ascophyllum nodosum yosununun kalitesi üzerinde birçok faktör etkili. Yosunun hasat edildiği mevsim, hasat şekli, maruz
kaldığı stres koşulları, suyun soğukluğu ve endüstriyel olarak kirliliği gibi birçok faktör biyo-stimulat üretiminde kullanılan hammaddenin kalitesi üzerinde
belirleyici öneme sahip. Valagro, kendi ürününü üretirken, kullandığı hammaddede belirli bir standardı da
sağlamak istiyor. Bu nedenle de Algea’yı kendi bünyesine katıyor.
- E, bu durumda Valagro neden sadece biyo-stimulant üreten firmalar için hammadde üretmekle yetinmiyor? Bu daha iyi olmaz mıydı?
Uzunoğlu: Aslında bunu Valagro şimdilerde yapıyor zaten. Bugün Valagro, biyo-stimulant üreten
birçok firmaya hammadde sağlıyor. Ancak Valagro ,
distribütörlükler veya alt şirketleri yoluyla 92 ülkede
faaliyet gösteren ulus ötesi bir şirket. Aslına bakarsanız günümüzde Valagro’nun yıllık 100 milyon avro civarındaki cirosunun sadece 10 milyon avrosu İtalya’dan geliyor! Şirket şimdilerde 350 marka yaratmış
durumda. Yani Valagro’nun kökleşmiş, sadık bir müş-
teri profili var. Bu nedenle de sadece hammadde
üretmeyi hiçbir zaman düşünmez.
- Yani aslında tam bir dünya devinden söz ediyoruz!
Uzunoğlu: Evet, Valagro özellikle de 2005’den
sonra tam bir dünya firması olma yönünde hızla ilerledi. Bugün şirketin, başta biyo-stimülantlar olmak
üzere, iz elementler, damla sulama gübreleri ve toz
yaprak gübreleri gibi birçok ürünü mevcut.
- Tamam ama Valagro’nun ürünleri zaten Türkiye piyasasında biliniyor. Peki, Valagro’nun
şimdi Türkiye’ye kendisinin girmesinin özel bir
amacı mı var?
Uzunoğlu: Bu sorunuzu yanıtlamak için kısaca
Valagro’nun Türkiye macerasını anlatmama izin verin.
Antalya merkezli Kalender Pazarlama Şirketi, 1992 yılından 2008 yılına kadar Türkiye’de Valagro’nun distribütörlüğünü yaptı. 2008 yılından bu yana kadar da
ADM Tarım, Valagro ürünlerinin türkiye genelinde dağıtımını yaptı. İnişli çıkışlı bir ülkede bunu 22 yıl süresince yapmak kolay iş değil! Bu nedenle her iki distribütöre de öncelikle teşekkür etmeliyim. Bizim burada
olma nedenimize gelince! Valagro Türkiye’ye gelme
kararını son 2-3 yılda aldı ve bu, ticari bir karar değildir! Asıl konu şu şekilde; Avrupa yıllardır biyo-stimülantları bir yere oturtmaya çalışıyor. Bu ürünler birer
pestisit değil, gübre değil, ilaç değil… Ancak bitki
sağlığını yakından ilgilendiren ürünler! Çünkü biyo-stimülantlar bitkiyi güçlü kılarak daha sağlıklı, daha dayanıklı gelişmesini sağlıyorlar. Aslına bakarsanız biyostimülant firmaları; ürettikleri ürünün kaynağı, aktif
maddesi ve ne tür etkide bulunduğu konusunda bilgi
vermek zorundalar. Avrupa Birliği bu durum için bir
çalışma yaptı ve biyo-stimülantlarla ilgili yönetmeliğin
Avrupa’da 2015 yılında yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Bu durumda bu yönetmeliğin Türkiye’de 2016-2017
yıllarında kabul edileceğini öngörebiliriz. Bu konu,
bütün biyo-stimulant üreten şirketleri yakından ilgilendiren bir konu. Çünkü önümüzdeki dönemde
ürünlerini biyo-stimülant olarak tescil ettirecek olanlar, “biz biyo-stimülant firmasıyız” diyebilecekler. Dolayısıyla biyo-stimulant üreticileri ile diğer ürünleri
üretenlerin yolları önümüzdeki dönemde ayrılacak.
Valagro da Türkiye’de biyo-stimülant üreticisi olarak
tescillenmek istiyor. Bu nedenle Türkiye’de bulunuyor.
“Bugün Valagro, biyostimulant üreten birçok firmaya hammadde sağlıyor.
Ancak Valagro , distribütörlükler veya alt
şirketleri yoluyla 92 ülkede faaliyet gösteren
ulus ötesi bir şirket. Aslına bakarsanız günümüzde Valagro’nun
yıllık 100 milyon avro
civarındaki cirosunun
sadece 10 milyon avrosu İtalya’dan geliyor!
Şirket şimdilerde 350
marka yaratmış durumda. Yani Valagro’nun kökleşmiş, sadık bir müşteri profili
var. Bu nedenle de sadece hammadde üretmeyi hiçbir zaman
düşünmez. “
ª
hasad bitkisel üretim temmuz 2014, y›l:30, say›: 350
33
32-35-Roportaj:Layout 1
9/22/14
5:45 PM
Page 3
R öportaj
- Anlıyorum. Peki, Türkiye’de Maxicrop’u halen
Koyuncular Tarım A.Ş. pazarlıyor. Bunun nedeni
nedir?
Uzunoğlu: Maxicrop’u Türkiye’de halen Koyuncular’ın satıyor olduğu doğrudur! Bu konuya şöyle
açıklık getireyim. Aslında daha Valagro, Maxicrop firmasını satın almadan önce Koyuncular Maxicrop’u
Türkiye’de pazarlıyorlardı. Koyuncular bu ürünün tanıtımı için büyük emek sarf ettiler ve ürünü kahve
kahve dolaşarak anlattılar. Bugün Valagro, bir tek bu
ürünü pazarlama iznini çok özel bir yetkilendirme ile
Koyuncular’a vermiş durumda.
- Sohbetimizi Onat Bey’le sürdürmeden önce
size son olarak bir soru daha sormak istiyorum.
Valagro Türkiye’de merkez olarak neden İzmir’i
seçti?
Uzunoğlu: Bunun birçok nedeni var. Ancak en
önemli iki neden, İzmir’in tarımın göbeği olması ve İzmir’de bulunan kaliteli insan kaynakları! Tabi, üniversiteye yakın olmamız bizim için çok önemli olan araştırma faaliyetlerimizi de kolaylaştıracak, ayrıca limana
yakın olmamız da bizim için önemli.
“Biyo-stimülantlar bitkinin çevresel etmenlere ve hastalıklara
direnç sağlayan genlerini aktif hale getiriyor”
- Sayın Onat Akdemir, size öncelikle biyo-stimülantların etkilerini sormak istiyorum. Bu
ürünleriniz bitkilerde ne tür bir etki yaratarak bitkilerin stres koşulları altında daha iyi
performans göstermelerini sağlıyor?
Akdemir: Aslına bakarsanız biyo-stimülantın ne olduğu birçok kişinin kafasında netleşmiş değil. Biyo-stimülantlar
bitkiye besin sağlamazlar, ya da bitkiye
bulaşan hastalıkları öldürmezler. Ancak biyo-stimülantlar bitkilerin metabolizmasında ve fizyolojisinde bazı değişiklikler yaparak bitkilerin daha iyi gelişmesini sağlarlar. Bu da
onları çevresel streslerden korur ve hastalıklara karşı
direncini artırır. Bizim firmamızın ürünleri Ascophyllum nodosum deniz yosunundan elde ettiğimiz
maddeleri ve diğer bazı bitkisel ekstraktları içeriyor. Bu maddeler bitkilerde çok küçük miktarlar ile
çok iş yapıyor ve nihayetinde verimi artırıyor.
- Peki bu dedikleriniz, bitkilerin ya da yosunun
suyunu çıkarıp bitkiye uygulamak anlamına
gelmiyor her halde!
Akdemir: Aslına bakarsanız o dediğinize benzer
işlem yapan firmalar da var. Ancak biz daha özel ekstraksiyon yöntemleri kullanıyoruz. Örnek verecek
olursak, biz yosunda bulunan ve biyo-stimülant
olarak işe yaradığını bildiğimiz; flavonoid, sterol,
protein, aminoasit gibi birçok aktifi ekstrakte ediyoruz. Ardından da bu moleküllerin bitkideki etkilerini değerlendiriyoruz.
- Yani yüksek teknolojiler kullanıyorsunuz!
34
hasad bitkisel üretim temmuz 2014, y›l:30, say›: 350
Akdemir: Evet! İtalya’daki merkezimizde; genomik, proteomik ve fenomik çalışmalarımız var. Yani
uyguladığımız aktiflerin bitkide hangi genleri aktif
hale getirdiğini, bunun sonucunda hangi proteinin sentezlendiğini ve bunun bitkide ne tür değişimlere neden olduğunu beliriyoruz. Bunların tamamı araştırma kurumları ve üniversitelerle
yaptığımız çalışmalardan elde edilen sonuçlar.
- Peki bu durumda, ürününüzü uyguladığımız
bir kültür bitkisinden ne beklemeliyiz? Bize
bir örnek verebilir misiniz?
Akdemir: Mesela bir ürünümüz buğdayda ve
yoncada protein artışı sağlıyor. Yoncada ayrıca sindirilebilirliği de arttırıyor. Bu durum süt verimine
kadar yansıyor. Aslına bakarsanız her ürünümüzün
etki mekanizmasını tam olarak biliyoruz. Elimizde
her ürünümüz için tablolar var. Mesela bir ürünümüz, bitkilerde stresle ilgili bir genin(yaralanma
stresi) normale göre 62 defa daha fazla çalışmasını
sağlıyor. Aynı ürün, su altında boğulmaya karşı bitkide direnç sağlayan bir geni 46 defa daha fazla
uyarıyor. Ayrıca bu ürünümüz, bitkilerde taşınım ile
ilgili bir genin de 4 kat daha fazla çalışmasını sağlıyor. Mesela bu ürünümüzü yabancı ot ilacı ile birlikte uyguladığımızda, ilaç etkisini çok daha fazla
gösteriyor ve yabancı otlar çok daha hızlı ölüyor.
Çünkü bu ürünümüz ilacın bitki içinde daha çok taşınmasını sağlıyor. Benzer bir durum sistemik ilaçlar
için de geçerli. Yine kültür bitkilerinin dikiminde ve
şaşırtılmasında köklendirme ile ilgili bir ürünümüzü
kullanıyoruz. Bu ürünümüz de bitkinin köklenme ile
ilgili genlerinin daha fazla çalışmasını sağlıyor. I
Download

32-35-Roportaj:Layout 1