Şehitlerimizi rahmet,
gazilerimizi şükran ve minnetle anıyoruz.
“Onlar Türk askeriydiler.
Onlara karşılarındaki askerlerin düşman olduğu söylenmişti.
Çok uzaklarda ve çoğunun isimlerini bile belki de ilk defa duydukları bir ülkedeydiler.
Öyle de olsa, ülkenin menfaati için, düşman olarak gösterilen askerlerle çarpışacaklardı.
Ülkenin siyasi geleceği, onların göstereceği kahramanlığa bağlıydı.
Onlara öyle anlatılmıştı.
…
Sonuçta, onlar Kore’de savaştılar, öldüler, kahramanca mücadele ettiler.
Ve başardılar.” Bülent Rusçuklu
74 Hukuk Gündemi | 2014/1
Unutulan Savaş
Av. Soner ALPER – Stj. Av. Erdal ARAP – Arş. Gör. Burcu DEĞİRMENCİOĞLU
GİRİŞ
Türkiye ile Kore Cumhuriyeti arasındaki askeri,
diplomatik, politik, sosyal ve kültürel ilişkiler,
Türkiye’nin 1949 yılında Kore Cumhuriyeti’ni
tanıması ve 1957 yılında iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasından sonra gelişmiştir.
Türk – Kore kavimleri eski çağlarda Altay Dağları
eteğinde beraber yaşayan birer kavim iken, Türklerin batı, Korelilerin doğu tarafına göç etmeleriyle birbirlerinden uzaklaştıkları bilinmektedir.
1 Bu iki kavimin bugünkü Orta Asya’ya ne zaman
gelip yerleştikleri henüz açıklığa kavuşmamıştır.
Kavimlerin kökü aynı olduğu için iki ülkenin başta
dil olmak üzere gelenek, örf ve adet, halkın inancı
vs. nedeniyle ortak bir kültürü paylaştıklarına da
inanılmaktadır. Dil bilimi bakımından Türkçe ve
Korece aynı kökten ve menşedendirler.
Kore, 1940-1945 yıllarına kadar Japonya’nın
sömürgeci yönetiminin altında kalmıştır. 1 Mart
1919 tarihinde Koreliler, Japon sömürgecilerine karşı Kore’nin bağımsızlığını kazanmak için
ülke çapında bir direniş başlatmışlardır. Mustafa
Kemal’in Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs 1919
ile Kore’nin Japonya’ya karşı 1 Mart hareketini
başlatması aynı yıla rastlamaktadır.2
İki ülke hemen hemen aynı zamanda bağımsız
1 Kim Sung- Kon, Soasia-Ui Munhwayoujok (Civilazation of Asia
Minor), Kimmundang, Seoul, 1990,
2 Lee, Hee-Chul, Siyasi Ekonomik Askeri ve Kültürel Açıdan
Türkiye-Kore ilişkileri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara,
2007, s.6-7
devlet kurmak için milli mücadeleye başlamıştır.
Türkiye’nin 1923 yılında Cumhuriyeti kurmasına
karşın, 1945’de İkinci Dünya Savaşı sonlarında,
Japonya sömürge yönetiminden kurtularak
bağımsızlığını kazandığı halde, Japon askeri
gücünün silahsızlandırılması için ABD ve Sovyetler Birliği’nin anlaşması ile 38’nci paralel
sınır alınarak güney ve kuzey sınır olmak üzere
bölündükten sonra, nihayet Güney’de 15 Ağustos
1948’de Kore Cumhuriyeti hükümeti kurulmuştur.
Türkiye ile Kore’nin yeniden yakınlaşma sebebi
Kore Savaşıdır. Türk askerlerinin Kore Savaşına
katılması iki ülkenin dostluğunu birleştirmek ve
iki millet arasında sempati yaratmak için yeterli
olmuştur. Türkler ve Koreliler birbirlerine karşı
sıcak ve dostane duygulara sahiptirler. Türk askerlerinin Kore Savaşına katılması gerek Kore’nin
hürriyet ve bağımsızlığının korunmasına, gerekse
dünya barışının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Kore halkı, Türk Tugayının Kore Savaşına iştirak ederek gösterdiği fedakârlığı unutmamaktadır. Ayrıca bu fedakârlık, Kore Savaşı tarihinde
özel bir yere sahiptir.
KORE SAVAŞININ BAŞLAMASI
Gerçekte Kore Savaşı’na gelinen süreçteki olaylar 2. Dünya Savaşı’nın sonunda başlamıştır.
Japonya 35 yıl kontrol ettiği Kore’den çekilince,
o zamanlar ABD’nin müttefiki olan Sovyetler
Kore’ye girmiştir. ABD Başkanı Harry S. Truman
da komünist işgalinin yayılmasını durdurmak için,
2014/1 | Hukuk Gündemi 75 Kore yarımadasının ortasından geçen 38. Paralel
hattından ikiye bölünmesini ve Kuzey’in Sovyetler Birliği işgalinde, Güney’in de ABD işgalinde
olmasını önermiştir. Başkan Truman bu geçici
durumun sonunda bölünmüş olan iki bölgede
istikrar sağlanınca Kore’nin birleşip bağımsız bir
ülke olacağını düşünmüştür. Sovyet ve Amerikan
Birlikleri Kore’den çekildikten sonra, 25 Haziran
1950’de Kuzey Kore, sabahın erken saatlerinde
sürpriz bir şekilde Güney’e saldırmış ve üç gün
içinde Güney’in başkenti Seul’u ele geçirmiştir.
Kore Savaşının patlak verdiği 25 Haziran 1950
tarihinde ABD’nin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine yaptığı başvuru üzerine Birleşmiş Milletler Güvelik Konseyi acil olarak toplanmıştır. Bu
toplantıda Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye saldırmasının, barış ihlali olduğu belirtilerek, Kuzey
Kore’nin derhal Güney Kore’ye karşı saldırıyı durdurması ve kuvvetlerini 38. Paralel dairesinin
gerisine çekilmesini talep eden karar alınmıştır. Aynı zamanda bu kararın gerçekleştirilmesi
için Birleşmiş Milletlere üye ülkelerden yardım
istenmiştir.3 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi,
27 Haziran 1950’de yapılan toplantısında bir ret
(Yugoslavya) ve 2 çekimser (Mısır, Hindistan)
oya karşı 7 olumlu oy ile (ABD, Ekvador, Fransa,
İngiltere, Küba, Milliyetçi Çin, Norveç) Birleşmiş
Milletlere üye ülkelerin tümünü Güney Kore’ye
yardıma çağırma kararı almıştır.4
TÜRK TUGAYININ KORE SAVAŞINA KATILMASI
25 Haziran 1950 tarihinde komünist Kuzey
Kore’nin Güney Kore’ye başlattığı taarruzlar karşısında, Birleşmiş Milletler Güvenlik konseyi tarafından alınan karar çerçevesinde, Türkiye’de bir
tugayını Kore Muharebelerine gönderme kararı
almıştır. Cumhuriyet tarihinde ilk defa ülkenin
silahlı kuvvetleri ülke hudutları dışında bir ihtilaf
için asker gönderme kararı almıştır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Norveçli
Trygve Lie, Güvenlik Konseyi’nin 25-27 Haziran
tarihli kararlarını Türkiye Dışişleri Bakanlığına
telgrafla bildirmiş ve bütün üye ülkelerden
olduğu gibi, Türkiye’den de yardım istemiştir.
18 Temmuz 1950’de Türk Hükümeti Yalova’da
Cumhurbaşkanının huzurunda yapılan Bakanlar
3 Yearbook Of United Nations, 1950, s.222.
4 Yearbook of United Nations,1950,s.222-224.
76 Hukuk Gündemi | 2014/1
Kurulu toplantısında, TBMM’nin onayı alınmadan
Güney Kore’ye 4500 kişilik bir tugayın gönderilmesine karar vermiştir.5
Muhalefet, TBMM kararı olmadan Kore’ye
asker gönderilmesinin Anayasanın6 26. maddesine aykırı olduğunu söyleyerek itiraz etmiştir.
Anayasaya göre savaş açma ve savaşa katılma,
barış yapma kararı TBMM’ye aittir. Bunun üzerine
Adnan Menderes Hükümeti kararın, BM Güvenlik
Konseyinin çağrısı üzerine alındığını ve bunun
savaş açmak olarak anlaşılamayacağı için de 26.
maddenin ihlalinin söz konusu olmadığı açıklamasını yapmıştır. Kore Savaşına asker göndermenin, Türkiye’nin NATO’ya girebilmesi için bir
köprü olacağı düşünülmüştür.
Bunun üzerine konu TBMM’de görüşülmüş,
Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü 25 Temmuz’da
Güvenlik Konseyi’nin kararlarını desteklediğini
bildirip Trygve Lie’ye verilen cevabı okumuştur.
Bu cevap aynen şöyledir:
‘Türkiye Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler
Kurulunda bir üye olmak sıfatıyla deruhte etmiş
olduğu taahhütleri, antlaşma hükümleri dahilinde ve azami samimiyetle yerine getirmeye
amade olduğunu bildiririm.’
Konuşma sürekli alkışlarla devam etmiş,
Demokrat Parti(DP) Meclis Grubu Başkanı Dr.
Ekrem Hayri ÜSTÜNDAĞ’ın hükümeti tasvip önergesi görüşülmüş, o da oybirliğiyle ve alkışlarla
kabul edilmiştir.7
Türk Hükümetinin Kore’ye asker gönderme
kararının ardından, 5 Ağustos’ta 259 subay,
18 askeri memur, 4 sivil memur, 395 astsubay,
4414 er ile toplam 5090 kişiden oluşan Kore
1 inci Türk Tugayı kurulmuş ve 18 Ağustos’ta
Tuğgeneral Tahsin Yazıcı bu kuvvetin kumandanlığına Albay Celal Dora da 241 inci Piyade
Alay Kumandanlığı’na atanmıştır. Tugayımız 3
tabur piyade alayı, 1 topçu taburu, 1 mühendislik firması, 1 uçak savaş bataryası, 1 mühimmat
bölüğü, 1 nakliye bölüğü, 1 sağlık bölüğü, 1 iletişim ekibi, 1 tank savar ekibi, 1 depo bölüğü ve
5 Lee, s.53 ; Rusçuklu, s. 18.
6 1924 Anayasası, http://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa24.
htm
7 Toker, Metin, DP’nin Altın Yılları 1950-1954, Bilgi Yayınevi,
İstanbul, 1991,s.77.
1 bandodan oluşmaktadır.8
Türk Tugayı Kore’ye ayak basmadan önce, 25
Haziran 1950’de 38 inci paraleli aşarak Güney
Kore’ye saldıran Kuzey Kore kuvvetleri, Güney
Kore’nin büyük bir kısmını ele geçirmiştir. Güney
Kore’nin elinde sadece Pusan-Taegu köprü başı
kalmıştı. Bu saldırı karşısında; ABD Birlikleri ve
diğer BM kuvvetleri savaşa müdahale ederek
durumu tersine çevirmiş, Kuzey Kore ordusu geri
çekilmiştir.
Birliğimiz Eylül ayı sonlarında İskenderun’dan
hareket ederek 17-19 Ekim’de Kore’ye ayak basmıştır. Gazi Faruk Pekerol anılarında o günü:
‘18 Ekim 1950 Çarşamba sabahında Kore
topraklarına ayak bastık. İçinde bulunduğumuz
gemi, bulunduğu yerden demir alıp saat 07.00
‘da rıhtıma yanaştığında, geminin büyük direğinde, ay yıldızlı bayrağımız dalgalanıyordu.
Oldukça kalabalık halk topluluğunun tezahüratları ve Güney Kore askeri bandosunun çaldığı
askeri marşların eşliğinde, geminin ön ve arka
merdivenlerinden inerek karaya çıkmaya başladık. Önce bizim talimgâh bölüğü indi. Aşağıda
içtima olduktan sonra Pusan Garı’na doğru sert
ve uygun adımlarla yürümeye başladık. Yolun sağ
ve sol tarafına sıralanmış olan insanlar içten bir
sevinçle bağırıyorlardı. Coşkulu bağırışlar gara
kadar sürdü…’ sözleriyle anlatmaktadır.9
Türk askeri ilk defe Birleşmiş Milletler Müşterek
Ordusu olarak Kore Savaşına katılmış ve Kasım ayı
sonuna doğru cepheye kadar yürüyüp ilk olarak
Çin ordusuyla karşılaşmıştır.10
KORE SAVAŞININ TÜRK
TOPLUMUNDAKİ ETKİLERİ:
Adnan Menderes Hükümetinin Kore’ye asker
gönderme kararı almasından sonra “halk desteğini” göstermek amacıyla hükümet ile yakın
ilişkide olan gençlik gruplarının organize ettiği
mitingler düzenlenmiştir. Örneğin İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği; CHP, DP ve MP temsilcileri
8 Üngör, Çağdaş, Türk-Kore Savaşı Anlatılarında Çin Algısı, Kore
Savaşı Uzak Savaşın Askerleri, Derleyen Tuğtan, Mehmet Ali
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2013, s.171, dipnot
4.
9 Rusçuklu, Bülent, Kore Savaşı (Unutulan Savaş) ve Gazi Faruk
Pekerol’un Anıları, Arvo Yayınları, İzmir 2012, s. 25.
10 Lee, s.52-53.
ile ortaklaşa komünizmi tel’in mitingi düzenleyerek hükümete destek vermiştir. Bu tür eylemler
düzenlenirken Türkiye dışına mesaj verme kaygısı kadar, ülke içinde asker gönderme kararının
meşruiyetini arttırmak amaçlanmış olmalıdır.11
Kore’ye asker gönderme kararına karşı fikirler
beyan etmek en başlından itibaren vatana ihanetle bir görülmüştür. Bu kararın özüne ilişkin
tek önemli itiraz o günlerde yeni kurulmuş olan
Barışseverler Cemiyetinden gelmiştir. Cemiyet
kararı kınayan bildiriler dağıtınca 28 Temmuz
1950’de kapatılmıştır. Cemiyet mensupları, bildirinin bir örneğini yasal prosedüre uyarak polise
önceden iletmiş olmalarına rağmen, gizli bildiri yayınlamakla suçlanmış ve tutuklanmıştır.
Askeri Mahkemelerde görülen dava uzun süre
devam etmiş ve aralarında Behice Boran’ın da
olduğu barışseverler, asker göndermeye karşı
çıktıkları için 15’er ay hapisle cezalandırılmıştır.
Öte yandan İstanbul, Ankara ve İzmir’de de kararı
eleştiren yazı ve karikatürler yayınlayan 17 mizah
dergisi kapatılmıştır.12
Savaş boyunca günlük hayatta ciddi sıkıntılar
yaşanmaması; ekonomik koşulların iyi olması ve
cephenin Türkiye’ye binlerce kilometre uzakta
olması ile ilgilidir. Türkiye savaşa katılmış ancak
kendi coğrafyasında bir savaş yıkımı yaşamamıştır. Tüm bunlar toplumun savaşla ilişkisini,
asker aileleri hariç, gündemdeki tartışmalarla ve
halka yapılan propagandayla sınırlı tutmuştur.
Cumhuriyet tarihi boyunca herhangi bir savaşa
katılmamış olmanın da etkisiyle, hükümetin asker
gönderme kararı toplum tarafından heyecanla
karşılanmıştır. Gazetelere yansıyan pek çok haber,
savaşın sadece resmi çevrelerce değil halk tarafından da takip edildiğini göstermektedir. Bu
ilgiye rağmen Kore gibi uzak, kültürel olarak bilinmeyen bir yere Türkiye’nin neden asker gönderdiği halk nezdinde bir muamma olarak kalmıştır. Ancak siyasi söylem ve propaganda yoluyla
yaratılan anti-komünist hava bu anlamlandırma
problemini büyük ölçüde aşmış görünmektedir.13 Komünistlere karşı yapılan 1951 tevkifatı
11 Örnek, Nur Cangül, Cepheden Mektup Bekleyen Ülke: Kore
Savaşının Toplumsal Etkileri, Kore Savaşı Uzak Savaşın Askerleri,
Derleyen Tuğtan, Mehmet Ali, s.119.
12 Örnek, s. 132.
13 Örnek, s. 119.
2014/1 | Hukuk Gündemi 77 ve muhalif olduğu bilinen insanlara uygulanan
baskı itiraz seslerini büyük oranda boğmuştur.
Aziz Nesin’in birliğin Kore’ye doğru yola çıkacağı
İskenderun’a aynı tarihlerde gitmesi bile kolluk
kuvvetlerince şüpheli bulunmuş ve Nesin, günlerini gözaltında geçirmek zorunda kalmıştır.
Asker gönderme kararının alınmasından ilk
kafilenin yola çıkmasına kadar geçen sürede
askerlerin hazırlıklarına ve askerler için yapılan
törenlere ilişkin çok sayıda haber yayımlanmıştır.
Aralarında dönemin ünlü sanatçılarından Müzeyyen Senar’ın da bulunduğu sanatkârların verdiği konser bu etkinliklerden biridir. Askerlerin
İskenderun’a varması, oradan uğurlanması ve
Kore’ye ulaşarak ilk çarpışmalara katılması süreci
büyük ilgiyle takip edilmiştir. O günlerde Mecliste
de siyasi çekişmelerin üstü örtülmüş, kısa bir süre
sonra CHP ve DP milletvekillerinin ortak girişimi
ile Kore’de savaşan askerlere Meclisin sevgi ve
selamının yollandığı bir karar alınmıştır. Halkın
78 Hukuk Gündemi | 2014/1
cepheye selametle gönderdikleri gençlerin
selametle dönmeyeceğini öğrenmesi için uzun
süre beklemek gerekmemiştir. Radyo kanalları
ile aktarılan haberlerin tarafsız olduğunu söylemek pek tabi ki mümkün değildir. Radyo yayınlarında öncelikle askerlerin cephedeki yararlılığı
ve karşı tarafa verilen zarar abartılı bir biçimde
ön plana çıkmıştır. Radyo yayınları konusunda
şikâyetler de eksik değildir. Aileler çocuklarının
akıbetini tam olarak öğrenememekten şikâyetçi
iken Kore’deki askerler de cephede bulunanların moralini yükseltmeyi ve ailelerinden haber
almayı sağlayan programların her zaman dinlenemediğinden yakınmıştır.14
Haberleşme konusundaki bir diğer alternatif
Türkiye-Kore arasında gidip gelen mektuplardır. Ulaştırma Bakanlığı er ve erbaşlara aileleri
tarafından gönderilecek mektuplardan posta
14 Örnek, s. 121-124.
ücreti alınmayacağını açıklamıştır. Hatta bazı
postane memurları fazla ücret alınmaz diye özel
bir uygulama yapmıştır. Ülke genelinde Kore’de
savaşanlara ve onların yakınlarına yardımcı
olmak üzere toplumsal bir psikoloji oluştuğu
söylenebilir. Özellikle çatışmaların yoğunlaştığı dönemde mektupların iletilmesinde büyük
güçlükler yaşanmaya başlanması asker aileleri
için radyoyu ve gazeteyi eskisinden de önemli
hale getirmiştir. Cumhuriyet gazetesi askerlerin
Kore’ye ulaşmasından kısa bir süre sonra her
iki taraftan da kısa mesajların iletildiği sabit bir
köşe oluşturmuştur. Yayınlanan haberlerden
Kore’de savaşan birliğin durumunu ve genel
olarak cephedeki gelişmeleri aktaran muhabirlerin savaş boyunca habercilik açısından önemli
bir rol oynadıkları anlaşılmaktadır. Basında çıkan
haberlerden savaş boyunca cephedeki askerlerle
Türkiye’deki aileleri arasında çok sayıda hediyenin gidip geldiği anlaşılmaktadır.15
1950 yılının sonunda özellikle kanlı çatışmaların olduğu dönemde halkın savaşa gösterdiği
ilgi daha yoğundur. Anadolu’nun dört bir yanında
Kore’de savaşanlar ve şehit olanlar için anma
toplantıları düzenlenmiştir. Kayıpların ardından
okutulan mevlitler de halkın savaşa ilişkin duygularının canlı tutulması açısından önemlidir.
Savaşın etkileri camilerde olduğu kadar okullarda da hissedilmiştir. Ülke cepheden gelen
ölüm haberleri ile çalkalanınca devlet harekete
geçmiş; Milli Eğitim Bakanlığı, ilgililere gönderdiği bir tamimde, öğrencilere Kore harbinde BM
safında yer almamızın öneminin anlatılmasını ve
oradaki askerlerimizin hamaset destanları hakkında malumat verilmesini bildirmiştir.16
Türkiye’nin yüksek sayıda asker kaybının yarattığı kısmi infial ortamında ölenleri yâd etmek
için yapılan öneriler birbirini izlemiştir: çeşitli
yerlere Kore şehitleri heykeli dikilmesi, Kore pulu
bastırılması vb. Bu atmosfer spor camiasına da
yansımış, İstanbul’un dört önemli futbol takımının katılacağı(Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş
ve Vefa) hâsılatı Kore şehitlerinin ailelerine tahsis
edilmek üzere bir futbol turnuvasının düzenlenmesine karar verilmiştir.17
15 Örnek, s. 124-126.
16 Örnek, s. 127.
17 Örnek, s. 127-128.
Kore’deki kayıp haberlerinin tetiklediği bir
diğer gelişme cepheye gönüllü gitmek isteyenlerin sayısındaki artıştır. Gönüllüler arasında
Kırşehir milletvekili Amiral R. Özdeş ve Sabiha
Gökçen gibi isimler de yer almıştır. Gökçen’in
başvurusu Kore Savaşında hiç kadın pilot bulunmaması gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.
Haberlerde, takviye birliklerinin gönderilmesi
esnasında gönüllü sayısının on binleri bulması
üzerine, cepheye gönderileceklerin kura ile belirlenecekleri bildirilmiştir. 18
Yaralıların Türkiye’ye dönüşü aynı şekilde
büyük olay yaratmış, yaralıların durumu ve yaralılara yapılan ziyaretler basında büyük yer buluştur.
Kore’de kalanların morallerini yükseltmek için
ünlü ses sanatçılarının Kore’dekiler için söylediği şarkılardan bir plağın Kore’ye gönderilmesi,
Kore’den canlı radyo röportajların yapılması, Kore
için yazılan şiirler, bestelenen şarkı ve türküler de
duygusal havayı beslemiştir.
1951 yılının ortalarına gelindiğinde Kore Savaşına olan ilgi azalmış, gazi kafilelerinin dönüşlerinde ve 1952 yılının başında ABD’nin farklı
şehirlerinde Kore gazilerine ve şehit ailelerine
madalya verilmesi törenleri ilgiyi yeniden canlandırmıştır. Bu sırada 1950 yılından itibaren
Bulgaristan’dan Türk kökenlilerin büyük göç dalgası halinde Türkiye’ye gelmesi Kore Savaşının
arka plana düşmesine sebep olmuştur. Savaş
uzakta bir ülkede devam ederken gelen göçmenlerin yerleştirilmesi ile ilgili sorunlar günlük
hayatı etkilemeye başlayınca halkın ilgisi de daha
çok bu meseleye yoğunlaşmıştır.
Kore Savaşının toplumsal etkisinin en iyi gözlemlenebileceği alanlardan biri kuşkusuz folklor
ve halk edebiyatıdır. Kore Savaşı ve edebiyatı
denildiğinde halk edebiyatı kaynakları dışında
akla gelen eserler Nazım Hikmet’in Diyet ve 23
Sentlik Askere Dair şiirleridir. Bu şiirler Menderes
Hükümetini Kore’ye asker gönderme kararı nedeniyle ağır bir dille eleştirmektedir. Ancak Kore
Savaşı sürerken Türkiye’de hakim olan atmosfer,
bu tür muhalif öğelerden arındırılmış bir ortamdır. Savaşın yaşam koşullarını zorlaştırmaması ve
cephenin halkın neredeyse hiç bilmediği bir coğrafyada olması halkın gündeminden kolaylıkla
çıkmasına zemin hazırlamıştır. Savaş sürerken
18 Örnek, s. 128.
2014/1 | Hukuk Gündemi 79 unutulmaya başlanmış, asker aileleri dışında halkın günlük hayatındaki etkisi giderek önemini
yitirmiştir.
TÜRK TUGAYININ KORE SAVAŞINDA
KATILDIĞI MUHAREBELER:
27 Kasım 1950’de düşmanla ilk teması sağlayan
Türk Tugayı savaşın sona erdiği 27 Temmuz 1953
tarihine kadar; savaş azim ve iradesini koruyarak,
Kore Savaşının her safhasında her türlü muharebe harekâtına katılmış, üzerine düşen tüm
görevleri en iyi şekilde yerine getirmiştir. Türk
Tugayının icra ettiği 13 muharebe görevinden;
Kunuri, Kumyangjang-Ni, Seul Savunması ve
Vegas muharebeleri savaşın kaderini değiştiren
önemli muharebelerdir.
Kunuri Muharebeleri: (26-30 Kasım 1950)
Kore Savaşında Türk Tugayının mücadeleleri
80 Hukuk Gündemi | 2014/1
içinde en akılda kalanı Kunuri’de Çin Birliklerine
karşı verilendir. Türk Tugayı bu muharebeler ile
25 Kasım 1950’de çok üstün sayıdaki Çin kuvvetlerinin baskın şeklinde başlayan saldırısından,
BM Kuvvetlerinin yan ve gerisini korumuş, bu
kuvvetlerin emniyetli bir şekilde geri çekilmeleri
için yeterli zamanı (3 gün) kazandırmıştır. Bu
muharebede Tugayımızın toplam zayiatı; 767
subay, astsubay ve erdir (218 şehit, 455 yaralı
ve 94 kayıp).19
Kumyangjang-Ni Muharebesi:
(25-27 Ocak 1951)
Çin ordusunun 25 Kasım’da başlattığı büyük
taarruzlar olanca şiddetiyle devam ederken,
düşmanı durdurma çabaları da bir sonuç vermemiştir. Bunun üzerine BM Ordusu tarafından;
19http://muharipgaziler.org.tr/kore-savasi/
tarihi:07.03.2014); Tuğtan, s.172.
(Erişim
düşmanın kuvvetini keşfetmek, yığınağını bozmak ve düşmana zayiat verdirmek amacı ile taarruzi keşif yapılması kararı alınmış, Türk Tugayına
yıpratıcı taarruz görevi verilmiştir. Türk Tugayı
25 Ocak 1951 günü iki koldan düşmana doğru
harekâta başlamış, Çinli askerlerin büyük bir inat
ve dirençle savundukları mevziiler Türk askerinin
süngü hücumu ile bir bir ele geçirilmiştir. Bu
muharebede; Türk Tugay’ından 12 asker şehit
olmuş, 31’i de yaralanmıştır. Düşman kaybı ise BM
kaynaklarına göre 1734 olarak tespit edilmiştir.
Bu zafer üzerine; Amerikan Kongresince, Türk
Tugayına “Mümtaz Birlik Madalyası ve Beratı”
verilmiştir. Madalya beratında, “Türk Tugay’ının
bütün zorluklara karşı, olağan üstü cesaret ve
kahramanlık göstererek Birleşmiş Milletler Ordusunu kurtardığı ve parlak sonuçlar elde ettiği”
ifade edilmektedir. Tugayımız Kore Cumhurbaşkanlığınca da Cumhurbaşkanlığı Birlik Nişanı ile
taltif edilmiştir.20
Seul Savunması (Taegyewovni-Sosari
Bölgesinde): (13-18 Mayıs 1951)
KORE SAVAŞININ SONA ERMESİ
Kore Savaşına 6 ordu ile katılan Çin, bu kuvvetlerini Kore’ye getirdikleri 13 ordu ile takviye etmiştir. Üstün sayıdaki düşmanın saldırıları karşısında
İmjin Nehri hattını savunan BM Kuvvetleri, Seul
önlerine kadar çekilmiş, böylece üstünlük yeniden düşmanın eline geçmiştir. Taegyewovni bölgesinde, keşif üssü tesis etmekle görevlendirilen
Türk Tugayı, bu bölgede çepeçevre savunma
esaslarına göre mevzilenmiştir. Seul’u ele geçirmek amacıyla, bir tümen kadar kuvvetiyle taarruz eden düşmanın gece boyunca devam eden
dokuz hücumu Türk askeri tarafından her defasında püskürtülmüştür. Birleşmiş Milletler askerleri Türk Tugayının geçit vermeyen bu savunma
mevziilerine “Türk Kalesi” adını vermiştir.21
Vegas Muharebesi: (28-29 Mayıs 1953)
Yapılan muharebelerde kesin sonuca ulaşamayan BM ve Çin orduları Mayıs 1953 tarihi itibariyle, İmjin Nehri-Charwon-Kumhwa ve uzanımı
hattında karşılıklı savunmaya geçmişlerdir. Artık,
20http://muharipgaziler.org.tr/kore-savasi/
tarihi:18.02.2014)
21http://muharipgaziler.org.tr/kore-savasi/
tarihi:18.02.2014)
askeri harekât durmuş, taraflar, ateşkes görüşmelerine başlamışlardır. Görüşmelerde uzlaşma
sağlanamaması üzerine Türk Tugay’ı, Karsan, Elko,
Vegas, Doğu ve Batı Berlin tepelerinde tesis edilen
muharebe ileri karakol mevziilerini teslim almıştır.
Çin birlikleri muharebe ileri karakol mevziilerine
15 Mayıs 1953’te saldırmış, bu saldırı kahraman
askerlerimizin bomba ve süngü muharebeleriyle
püskürtülmüştür.
28 Mayıs 1953 günü düşman bir alaydan fazla
bir kuvvetle; muharebe ileri karakol mevziilerini
şiddetli topçu ve havan ateşi altına alarak taarruza başlamıştır. 30 saat süren 28-29 Mayıs 1953
tarihli direniş çok kanlı bir şekilde cereyan etmiştir. Bu muharebede 151 askerimiz şehit olmuş,
241’i de yaralanmıştır. Bu saldırıda taarruz gücünü
yitiren düşman 38 inci paralel hattının güneyine
geçememiştir. Bu muharebe, Kore Savaşı’nın son
muharebesi olmuştur. 3 ncü Türk Tugay’ı Vegas
Muharebeleri dolayısıyla ABD Cumhurbaşkanlığınca; “Liyakat Madalyası” ile taltif edilmiştir.
(Erişim
Kore’de savaşan Türk Tugay’ı, savaşın kaderini
dört kez değiştirmiştir. Kunuri ve Kumyangjang-ni
Muharebeleri ile yenilmez diye nitelenen Çin
ordularını yenerek BM kuvvetlerini büyük bir
hezimetten kurtarmış ve BM ordularının Kore’yi
terk etme düşüncesinden vazgeçmesini sağlamıştır. Seul(Sosari) savunması ile başkent Seul’ün
düşman eline geçmesine mani olmuştur. Türk
Tugayının Vegas Muharebesinde üstün savaş
yeteneği ile oluşan direniş nedeniyle Çin, ateşkeste umduğu avantajı elde edememiş ve “Ateşkes” görüşmelerine yeniden başlanmıştır. Görüşmeler sonucunda 27 Temmuz 1953 tarihinde
Panmunjom Ateşkes Anlaşması imzalanmıştır.
Kore’deki Türk Tugayına Ateşkes Anlaşmasıyla savaşın fiilen sona erdirilmesine kadar her
yıl düzenli bir şekilde sevkiyat yapılmıştır. Bu
durum savaş sonrasında da devam etmiş, 27
Mayıs 1960’ta bu duruma son verilmek amacıyla,
birliğin mevcudu 200 kişilik takviyeli bir bölük
seviyesine indirilmiş, 1965’te bu birlik de geri
alınarak, sembolik anlamda yalnız bir manga
bırakılmış ve 27 Haziran 1971’de bu manga da
geri çekilmiştir.22
(Erişim
22 Lee, s.55.
2014/1 | Hukuk Gündemi 81 KORE ŞEHİTLERİ ANITI – BM KORE
ANITSAL MEZARLIĞI VE TÜRK
ŞEHİTLİĞİ – TÜRK ZAFER ANITI
23 Ağustos 1971 tarihinde Ankara ve Seul kardeş
şehir olduktan sonra yapılmasına karar verilen
Kore Şehitleri Anıtı, Devlet Demir Yolları binasının
karşısında ve Kâzım Karabekir Caddesine girişte
köşedeki Kore Bahçesinin içinde inşa edilmiştir.
Anıt, 29 Ekim 1973 yılında Kore Cumhuriyeti tarafından Cumhuriyetimizin 50. yılında Türk Ulusuna
armağan edilmiştir.
Anıtın üzerinde Türkçe ve Korece:
“Kore’de insanlığın bağımsızlığı uğruna savaşmış Türk askerlerinin şanlı ve unutulmaz zaferlerini
ebedileştirmek için dikilmiş ve Ankara Belediye
Başkanlığının büyük yardımları ile gerçekleştirilmiş olan bu anıt, Türkiye Cumhuriyetinin 50nci
kuruluş yıldönümünde Türk Ulusuna Kore Cumhuriyeti tarafından armağan edilmiştir.29.10.1973”
ibaresi yer almaktadır. Anıtta, Kore Savaşında şehit
olan 74123 askerimizin isimleri de yer almaktadır. Ayrıca 1973 yılında Balıkesir’de, 1989 yılında
İskenderun’da Kore Şehitleri Anıtı,24 2013’te de
Kocaeli’nde Kore ve Kıbrıs Şehitleri Anıtı inşa
edilmiştir.25
23 Kore Savaşına Katılan Birleşmiş Milletlere Üye Devletler
Derneği (UN Korean War Allies Association) tarafından 1978
yılında yayınlanan kaynağa göre 1950- 1953 yıllarındaki Kore
Savaşı sırasında şehit olan Türk askerlerinin sayısı 765 olarak
açıklanmıştır. Lee, s.55.
24 Lee, s.63.
25http://www.haberler.com
82 Hukuk Gündemi | 2014/1
Güney Kore’nin Busan şehrindeki Birleşmiş
Milletler Kore Anıtsal Mezarlığı, Kore Savaşında
hayatını kaybeden Birleşmiş Milletler askerleri
için yaptırılmıştır. Mezarlık içinde Kore Savaşında
şehit olan askerimizden 462’sinin defnedildiği
Türk Şehitliği de bulunmaktadır.
6 Eylül 1974 tarihinde Kore Hükümeti tarafından Kore Savaşında şehit düşen Türk askerlerini
anmak amacıyla Kumyangjang-Ni Muharebesinde
kazanılan zaferin anısına Kyonggi eyaletindeki
Yongingun’a Türk Zafer Anıtı (Türk Askeri Anıtı)
dikilmiştir.26
SONUÇ
Kore’de 27 Temmuz 1953’te imzalanan ve büyük
bir başarı olarak kabul edilen mütareke, Kore’de
çarpışmayı bitirmiş fakat savaşa son vermemiştir.
Mütareke sadece geçici ateşkes olup barış anlaşması değildir. Çatışma savaş alanından diplomatik
alana taşınmıştır.
Kore Savaşına 1, 2, 3 ve 4 üncü Türk Tugayları
katılmıştır. Savaşa fiilen katılan Türk Askerinin
sayısı yaklaşık 23.000’dir. Kore Savaşında 734
askerimiz şehit olmuş 2147’si yaralanmıştır. 234
askerimiz esir düşmüş, 175 askerimiz ise kayıp
olmuştur. Kore’ye giden askerlerimizden 25 Eylül
1950 – 27 Temmuz 1953 tarihleri arasında savaşa
iştirak edenler 1005 sayılı Kanunla gazi unvanını
almışlardır.
/kore-ve-kibris-sehitleri-aniti-acildi-5039924-haberi/
26 Lee, s.55.
Amerika Birleşik Devletleri daha sonra
Türkiye’nin Kore Savaşında gösterdiği cesaret ve
fedakârlığa karşılık, ülkemizin 1952’de NATO’ya
kabul edilmesinde önemli rol oynamıştır. Kore
Savaşının ülkemiz açısından diğer bir önemli
sonucu da Türk, Güney Kore ve Amerikan halkları arasındaki yakın dostluk ve güven ilişkisinin
başlaması ve gelişmesidir.27
İdeolojik savaş sonucu meydana gelen ekonomik ve sosyal yıkımın hesap edilmesi imkânsızdır.
İhtilaf yarım asrı aşkın bir zamandır çözümlenmeden kalmıştır. Kore hala bölünmüş durumdadır.
Dört milyon civarında sivil, asker zayiatına rağmen
savaşı kazanan taraf olmamıştır. Ancak kaybeden
kesinlikle bellidir: Kore Halkı.28
27 http://tahirun.org/ (Erişim tarihi: 18.02.2014)
28 Rusçuklu, s. 403
Kore gazisi İhsan Günaydın’a teşekkür ederiz.
2014/1 | Hukuk Gündemi 83 
Download

Kore Savaşı - Ankara Barosu