Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
2 Aralık 2014 Salı
Siyaset dünyasında
Türkiye’de siyasetin tansiyonu hiç düşmüyor.
Birbiri ardına yapılan
referandumlar, yerel-genel
seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimi gibi kitlesel
testlere rağmen liderler
birbirleri hakkında en ağır
ifadeleri kullanmaktan
çekinmiyor. Yeni bir seçim
yaklaşırken siyaset dilinde
sertlik, iktidar için ittifak
söylentileri, girişimleri
zirve yaptı.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Prof. Dr. Ekmeleddin
İhsanoğlu'nun üzerine kurulan
CHP-MHP çatısı çöktü ama
enkaz temizliğinin ardından
yeni arayışlar başladı.
Buna bir de Anayasa
Mahkemesi’nin yüzde 10 barajını gündeme alması eklenince
ortalık harman yerine döndü!
Başbakan Davutoğlu’na
göre gelişmelerin özeti
şöyle: “Yeni koalisyon
arayışları var. Türkiye’de siyasi
istikrarı, ekonomik istikrarı
tehlikeye sokacak şekilde
yeniden siyaseti dizayn etme
çabaları var.”
‘Dizayn çabası…’ Gündem belirledi
Başbakan Ahmet Davutoğlu, hafta sonunu partisinin il kongrelerinde geçirdi ve AYM’nin
yüzde 10’luk seçim barajının kaldırılması
başvurularını gündeme almasını ile sonucun
2015 seçimini de bağlayacak olmasını değerlendirdi. Davutoğlu’na göre, bu gelişme bir
“Koalisyon ve siyasi dizayn” çabasının parçası.
Hafta sonunu Diyarbakır, Adana, İzmir gibi
önemli merkezlerde geçiren CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu, siyaset gündemine oturan
açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu partisinin
bölge toplantısı ve işadamlarıyla toplantıya
katılmak üzere İzmir'e geldiği İzmir’de partililer
tarafından çiçeklerle karşılandı.
3 terörist
teslim oldu
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 10 bakanı ve çok sayıda bürokrat ve işadamı ile Türkiye’de. Putin, Anıtkabir'i
ziyaret ile başladığı gezisinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan tarafından Ak Saray’da resmi törenle karşılandı.
Törenin ardından Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan baş başa görüştü. Ardından Erdoğan ve Putin’in eş
başkanlığında, Türkiye
Cumhuriyeti-Rusya
Federasyonu Üst Düzey
Rusya devlet Başkanı Vladimir İşbirliği Konseyinin 5.
Putin Türkiye’ye ayak basToplantısı gerçekleştirildi.
AKKUYU HEDİYESİ!
madan kısa süre önce Çevre
Bakanlığı Akkuyu Nükleer
Santrali için Çevre Etki
Değerlendirme (ÇED) raporunu
onayladı. Rus sermayesi ile
yapılacak santralin ÇED
raporunun tam da Rusya
Devlet Başkanı Vladimir
Putin'in geleceği gün onaylanması sürpriz bir hediye olarak
değerlendirildi.
YORUMSUZ!
CHP Grup Başkanvekili Akif
Hamzaçebi, ekim başlarında,
“Genel seçimde CHP herhangi
bir ittifak, iş birliği yapmaksızın
kendi mücadelesini yürütecektir”
dese de; Kılıçdaroğlu, siyasi literatüre pek çok ‘vecize’
kazandıran Süleyman Demirel’in
şu sözleriyle değerlendirdi iddiaları: ‘Siyasette 24 saat çok uzun
bir zamandır…’
Oktay YILMAZ’ın yazısı
12. SAYFADA
Resmen ve fiilen
G20 Başkanıyız
Genelkurmay
Başkanlığının internet sitesindeki açıklamaya göre, Silopi'de 2,
Cizre'de bir terörist
silahsız ve teçhizatsız
olarak teslim oldu.
Erzincan'ın Kemah ilçesi Dereköy bölgesinde
ise 4 terörist, avlanmak
için bölgede bulunan 6
kişinin olduğu aracı durdurdu. Teröristler, iki av
tüfeği, araç telsizi ve av
malzemelerini gasp etti.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan dün düzenlediği basın
toplantısında, "Bugün itibariyle G20 dönem başkanlığını
üstlenmiş bulunuyoruz" dedi.
Babacan, "Günümüze kadar 9 zirve yapılmıştır ve 10. zirve
de önümüzdeki yıl 15-16 Kasım tarihlerinde Antalya'da
yapılacaktır" diye konuştu. HABERİ 12. SAYFADA
BiR CAN DAHA
DEFNEDİLDİ
Adem Yavuz Irgatoğlu
Bakış Açısı
4. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
8. Sayfada
Ermenek'teki maden ocağında yürütülen arama kurtarma
çalışmalarında cansız bedenine ulaşılan 2 işçiden Recep
Çiloğlu'nun cenazesi, memleketi Zonguldak'ın Çaycuma
ilçesinde dün toprağa verildi.
M.Nuri Parmaksız
Bencileyin Sözler
8. Sayfada
Zulüm sürüyor
Çiloğlu'nun cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından yakınları
tarafından teslim alınarak, Karaman Belediyesine ait
cenaze aracıyla Perşembe beldesindeki Kızılbel köyüne
götürüldü. Recep Çiloğlu'nun yakınlarının gözyaşlarına hakim
olamadığı görüldü.
HABERİ 12. SAYFADA
Fehmi Koru
Medyada
olanın anlamı
8. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
9. Sayfada
Erdoğan ve Putin, anlaşmaların imza töreninden
sonra ortak basın toplantısı
düzenleyerek anlaşmaları ve
gündemdeki konuları değerlendirdi. Başbakan Davutoğlu
da, akşamki yemek öncesinde
Putin ile Cumhurbaşkanlığı
Sarayı’nda başbaşa görüştü.
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Filistinlilere uyguladığı ölümcül baskı ve
şiddet politikasını dünyanın gözleri
önünde sürdüren İsrail, Doğu Kudüs'ün İsavi
beldesinde İshak Mustafa Hamdan isimli
Filistinliye ait inşaat halindeki ev ‘ruhsatsız’
olduğu gerekçesiyle yıktı. Öte yandan,
Gazze'nin güneyindeki Kisufim kontrol noktasında konuşlanan İsrail askerleri,
Filistinlilere ait tarım arazilerine ateş açtı.
Açılan ateşle tarım ürünlerinin zarar gördüğü
belirtilirken, olayda ölen ya da yaralanan
olmadığı ifade edildi.
2Hazar Ergüçlü servete imza attı...
TV / MAGAZIN
SINEMA
2 Aralık 2014 Salı
İSTANBUL - Son
dönemin yıldızı parlayan oyuncularından
Hazar Ergüçlü, bir
internet sitesinin
yüzü oldu. Genç
oyuncu, 250 bin
liralık anlaşmaya
imza attı . İki yıl önce
Kuzey Güney dizisinde Kıvanç Tatlıtuğ’un
eşini oynayan Hazar
Ergüçlü’nün yıldızı giderek parlıyor. Sinema filmi ve dizilerin
aranılan yüzü olan
Ergüçlü, reklamların
da popüler isimlerinden biri olmayı başardı. Geçtiğimiz sezon bir şampuan firmasının reklamlarında Serenay Sarıkaya
ile birlikte rol alan
oyuncu, şimdi de inter net üzerinden alış-
veriş yapılan bir siteyle anlaşma imzaladı. Rol aldığı dizide
modaya tutkun bir
genç kızı canlandıran
Hazar Ergüçlü, yeni
reklam filminde de bu
yönünü ortaya çıkaracak. Başarılı oyuncunun bu anlaşmadan 250 bin lira aldığı
öğrenildi. Diziden bölüm başına 15 bin lira
alan Hazar Ergüçlü,
Uğur Yücel’in ‘Benim
Dünyam’ filminde de
Beren Saat’in kız kardeşinİ canlandırmıştı.
Aslen Kıbrıslı olan 21
yaşındaki Ergüçlü,
oyunculuk kariyeriyle
ilgili “Lisedeyken bugünleri hayal bile
edemezdim” diyerek
mutluluğunu dile getirdi.
Acun Ilıcalı Adriana Lima ile evlilik yolunda...
İSTANBUL Muhabirlikten başlayıp televizyon sahibi olarak patronluğa yükselen Acun Ilıcalı,
aynı ivmeyi özel hayatında
da yaşıyor. Acun, yarışma
için Türkiye'ye getirdiği
Adriana Lima ile büyük bir
aşka yelken açtı ve bu uğurda ilk göz ağrısı 4 çocuğunun annesi Zeynep
Ilıcalı'dan ayrılma kararı aldı.
Çapkınlığıyla tanınan
ünlü televizyoncu Acun
Ilıcalı’nın aşk hayatı yine
karıştı. Millet Gazetesi'nden
Başak Çokan'ın özel haber-
Vizyona
yeni
girecek
filmler
ine göre; adı farklı isimlerle
anılan Acun Ilıcalı’nın bu kez
Brezilyalı Top Model
Adriana Lima ile aşk
yaşadığı ortaya çıktı.
Lima’ya olan hayranlığını hiç
saklamayan ve onu sık sık
Türkiye’de ağırlayan Ilıcalı,
bu yakın ilişkiyi aşka
dönüştürmüş. hatta bu aşk
için şu an nikahlı olduğu eşi
Zeynep Ilıcalı'dan da ayrılmaya karar vermiş.
Ilıcalı’nın eşiyle şimdilerde gizli bir boşanma protokolü yapmaya çalıştığı
öğrenildi. Ayrılık için kesenin
"John Wick"
Chad Stahelski'nin yönettiği
ve Keanu Reeves, Michael
Nyqvist, Alfie Allen ile
Adrianne Palicki'nin oynadığı
"John Wick", aksiyon meraklılarının ilgisini çekmeye
aday.
Keanu Reeves'in başrolünde
olduğu filmde; emekliye
ayrılmış bir tetikçiyken Rus
mafyası tarafından tekrar
aksiyona katılmaya zorlanan
ve suçluların yer altı
dünyasında efsane olan "John
Wick"in, düşmanlarından
intikam almak için verdiği
mücadele anlatılıyor.
05:33 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
05:35 Sarayın Doktoru
06:40 1'de Sabah
09:00 Avrupa Avrupa
10:45 İyi Fikir
12:50 Yedi Güzel Adam
14:45 Yeşil Deniz
16:35 Dizi Klip
16:40 Zengin Kız Fakir Oğlan
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Seksenler
23:00 Hayat Ağacı
01:00 Aşkın Kanunu
02:40 Dünya Derbileri
"Looking For"
03:30 Dizi Klip
03:40 İyi Fikir
06:15Benim Annem Bir Melek
07:00Kahvaltı Haberleri
10:00Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00Kızlar ve Anneleri
15:00Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Maç Önü
20:30 FB - KAYSERİSPOR
22:20 Kim Milyoner
Olmak İster?
23:00 GÖREVİMİZ KLEOPATRA
Burak konusundaki endişeleri
artan Serhat ve Merve'nin onun
için bir çözüm planlar. Dadaylı,
kendi geçmişi sayesinde
Burak'a yardımcı olmak
isterken Serhat'la ters düşecektir. Serhat ve ekibi, bonzai
çetesini araştırırken diğer yandan Faysal ve Ertan cephesinde
işler düzelmeye başlar ve bu
işten ilk paralarını almak
üzeredirler. Tülay, Ertan yoluyla babasının hayatındaki sır
perdesini aralamaya çalışırken
Ertan'a bir adım daha yaklaşacaksa onun kim olduğunu, hayatını öğrenmek ister. Cemile
eline geçirdiği fırsat sayesinde
Faysal'ın evinde kalmanın
anahtarını yakalayacak.
ağzını açtığı, tazminat
olarak 50 milyon lira vereceği de konuşuluyor.
Ilıcalı’nın 3. kez, Adriana
Lima ile evleneceği öğrenildi. Adriana Lima da
geçtiğimiz aylarda NBA’in
yıldız basketbolcularından
olan eşi Marco Jaric’den
ayrılmıştı. 11 yıldır Zeynep
hanımla evli olan Ilıcalı, dört
yıl önce de Şeyma Subaşı
ile ilişkisi nedeniyle boşanmanın eşiğine geldi.
Boşanma olmadı ama
Subaşı, Acun’dan bir bebek
dünyaya getirdi.
İSTANBUL - Sezen Aksu, Zorlu Center
PSM'de konser verdi. Yaklaşık iki saat
sahnede kalan Aksu'ya Korhan Futacı ve
Kara Orkestra eşlik etti.
‘Adem Olan Anlar' şarkısında başında
huniyle dans eden Sezen Aksu, bir de itirafta bulundu. Depresyon tedavisi gördüğünü söyleyen Aksu, "Anksiyetem çok
yüksekmiş. Kaygı, endişe durumu yaşıyorum. Bu nedenle tedavi oluyorum" dedi.
Konser sonunda Sezen Aksu'nun sürp-rizi
şarkıcı Sertab Erener oldu. Aksu, son
şarkısında Erener'le düet yaptı.
"Gece Vurgunu"
Dan Gilroy'un yönettiği ve Jake
Gyllenhaal, Rene Russo, Michael
Papajohn ile Marco Rodriguez'in
oynadığı "Gece Vurgunu"nda
yüksek tempolu suç haberciliği
yapmak isteyen "Lou Bloom"
karakterinin giriştiği macera
beyaz perdeye aktarılıyor.
Los Angeles'ta geçen polisiyegerilim türündeki filmin
başrolünde "Lou Bloom"u canlandıran Jake Gyllenhaal var.
Dan Gilroy'un ilk yönetmenlik
girişiminin ürünü olan filmin
yapımcılık görevini Jennifer Fox
üstlendi.
07:0HER SABAH
08:42.SAYFA
MAGAZİN-CANLI
10:40 DUDAKTAN KALBE
DİZİ-TEKRAR
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
Haber (Canlı)
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
KADIN PROGRAMI-CANLI
15:00 DUDAKTAN KALBE
YERLİ DİZİ
16:40 GAGGUK
17:00 DOLU DOLU
ANADOLU
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER BÜLTENİCANLI
19:40YABANCI SİNEMA
ÇILGIN JOE
21:30 YABANCI SİNEMA
TV'DE İLK! ASLA
VAZGEÇME
23:20HAYATIN RENGİ
05:40 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:30 Kaderimin Yazıldığı Gün
23:30 Yerli Dizi
19:40 ÇILGIN JOE
Orjinal İsmi:Crazy Joe
Yönetmen:Steven Knight
Oyuncular:Jason Statham,
Agata Buzek, Vicky Mcclure
Yapım Yılı:2013
Tür:Aksiyon/Macera
Joey Jones, Afganistan'da
kendi biriminin bir top atışıyla
paramparça olmasına tanık
olduğundan beri Londra
sokaklarında yaşamaktadır.
Bir yandan geçmişini unutmaya, bir yandan da yeni
problemlerden uzak durmaya
çalışmaktadır. Acımasız bir
çeteden kaçarken Covent
Garden'da zengin bir adamın
dairesine girer ve üst sınıf
kimliğine bürünür.
Sezen Aksu
depresyon
tedavisi görüyor
"Ölüm Alfabesi"
Stiles White'ın yönettiği filmin
oyuncu kadrosunda Olivia
Cooke, Ana Coto, Daren
Kagasoff ile Bianca A. Santos
gibi isimler yer alıyor.
Korku türündeki filmde "Bir kız,
kendini antik bir masa oyunu
olan Quija ile oynarken kayda
aldıktan sonra esrarengiz bir şekilde öldürülmüş olarak bulunur.
Yakın arkadaşlarıysa ölümünün
ardında yatan gizemi çözmek için
bu masayı araştırmaya başlarlar,
ancak Quija'nın ruhunun açığa
çıkması sonrasında ortaya çıkan
dehşet karşısında hayatta kalmak
için savaşmaları gerekecektir."
00:15 Ütopya
01:30 Ver Fırına
02:30 Aramızda Kalmasın
04:30 Şeffaf Oda
05:30 Para Bende
06:30 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin
08:45 Aramızda Kalmasın
11:45 Oynat Bakalım
12:45 Para Bende
14:00 Kaçak Gelinler
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel
Hareketler Bunlar
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
06:00 Geniş Aile GENİŞ AİLE
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım ALIN
11:00 Bana Her Şey Yakışır
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Küçük Ağa
20:30 KADERİMİN YAZILIĞI GÜN
Elif'in karnındaki bebeğin
annesi kim? Çocuğu olamayacağı gerçeğini öğrenen Defne,
soluğu Kıymet’in yanında alır.
Defne’nin yalancı hamileliğini
öğrenen Kahraman, karısına
anlayışla yaklaşma çabasındadır. Bütün bunlardan habersiz olan Elif’ ise, bebekten
sonraki hayatını düşünmektedir. Kardeşinin, annesinin hayatı kendisine bağlıdır. Acaba
bu hayat nasıl şekillenecektir?
Şirketteki yükselişinden sonra
kendisini her konuda söz
sahibi olarak gören Yakup,
karısıyla birlikte davet verecektir. First Lady havasına
giren Şükran, davete aile
dışından birisini daha katar.
2 Aralık 2014 Cumartesi
Irak'ın Sincar bölgesinden terör örgütü
3
Fehmi KORU
[email protected]
IŞİD'in saldırıları
nedeniyle kaçarak
Türkiye'ye sığınan ve
kamplarda kalan
Ezidileri, havaların
soğumasıyla zor günler bekliyor.
Diyarbakır'daki Ezidileri
zor günler bekliyor
DİYARBAKIR - Diyarbakır'a gelen 4 bini
aşkın Ezidinin Diyarbakır Büyükşehir
Belediyesi'nce yerleştirildiği Yenişehir Spor
Tesisleri'ndeki kampta eksiklikler nedeniyle
büyük sıkıntı yaşanıyor.
Çıplak ayakla oyun oynadıkları için üşüyen çocuklar, çadırlarda elektrikli ısıtıcılarla
ısıtmaya çalışıyor. Ancak yaşanan elektrik
kesintisi ve arıza nedeniyle çadırların ısınması mümkün olmuyor.
Havaların soğuması nedeniyle kendilerine tahsis edilen yazlık çadırda elektrikli ısıtıcılarının yeterli olmadığını belirten Ezidiler,
özellikle yaşlı, hasta ve çocukların büyük
sıkıntı yaşadığını ifade ettiler.
Her gün 3 öğün yemeğin dağıtıldığı,
çocuk ve gençlerin yoğunlukta olduğu
kampta, belediye personelleri yaptığı çalışmalarla Ezidilere destek veriyor.
Zeytindalı Barış Platformu Sözcüsü
Muhammed Akar beraberinde doktor ve
öğretmenin de bulunduğu heyetle kampta
incelemede bulunarak, ailelerin sağlık,
barınma ve eğitim konularındaki eksikliklerini tespit etti.
Akar AA muhabirine yaptığı açıklamada,
kampın kış şartlarına elverişli olmadığını
söyledi.
Önümüzdeki ay sıcaklığın daha da azalacağını vurgulayan Akar, şöyle konuştu:
"Ezidilerin bu çadırlarda kış mevsimini
geçirmesi mümkün değil. Kampta çok sayıda hasta, yaşlı, kadın ve çocuk var. Bu
çocukların bir kısmı engellidir. Birçok
çocuk, IŞİD saldırılarında anne ve babasını
kaybettiği için bazı çocuklar büyük travma
yaşıyor."
Hastalanan Ezidilerin, Dicle Üniversitesi
Tıp Fakültesi ile devlet hastanelerindeki
tedavilerinin karşılanmadığını savunan Akar,
şunları kaydetti:
"Tedavilerinde yaşanan sıkıntı giderilmelidir. Kampta bulunan Ezidiler elektrikli
sobalarla ısınıyorlar. Kentte yaşanan elektrik
sorunu kampa da yansıyor. Elektrikler
bazen 5 saat kesiliyor. Bu nedenle kampa
acilen jeneratör gerekiyor. Burada özellikle
çocuklara sahip çıkılmalıdır. Çünkü kampta
engelli çocuklar da var. Anne ve babaları
vurulduğu için bu çocuklar sahipsiz kalmıştır. Devletin sosyal hizmetler konusunda bu
çocuklara sahip çıkması gerekiyor."
Akar, 4 bini aşkın kişiye toplu olarak
yapılan yemeklerden yaşlı, hasta ve çocukların yiyemediğini dile getirerek, ailelerin
yemeklerini kendilerinin yapması konusunda taleplerinin olduğunu söyledi.
Ezidilerin çadır yerine konteynerlere yerleştirilmesi gerektiğini aktaran Akar, şöyle
devam etti:
"Valilik ve AFAD ile konteyner verilmesi
konusunda görüşmemiz olacak. Nusaybin
ilçesinde 8 çadırı bünyesinde barındırabilen
kış şartlarına elverişli büyük çadırlar
Diyarbakır'da da kurulmalıdır. Hükümet yetkilileri ile kamu kurumlarının bu konuda yardım etmelerini istiyoruz." (AA)
Karadeniz'de hamsiye
palamut darbesi
İstanbul "Şeb-i Arus"a
hazırlanıyor
ORDU - Denizlerde av yasağının sona
ermesiyle Karadeniz'de bollaşan palamut,
hamsinin azalmasına neden oldu.
Karadeniz'de palamudun bol avlanması
yüzleri güldürürken, sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alan hamsi ise geçen yıllara
göre daha az avlanıyor.
Perşembe Balıkçı Kooperatifi Başkanı
Muhterem Aksüt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, palamudun bol olduğu sezonlarda
hamsinin azaldığını anlattı.
Hamsinin miktar olarak şu anki durumunun
iyi olmadığını vurgulayan Aksüt, "Bu sene
özellikle lüfer ve palamut bol oldu. Bundan
dolayı hamsi az miktarda tutuluyor. Palamut
bol avlandığı sezonlarda hamsi az olur. Eğer
hamsi çok ise palamut az avlanıyor. Çünkü
palamut hamsiyi yiyor. Bu sezon palamudun
hamsiyi yuttuğunu söyleyebiliriz" dedi.
Aksüt, havanın daha soğuk olması ve fırtınayla hamsinin bir araya toplandığını anlatarak,
"Eskiden kar suyu denize indiğinde hamsinin
yenildiği söylenirdi. Hamsi normalde kasım ayından sonra olur. Doğanın da dengesi bozuldu.
Hamsi kendi sezonunda, palamutta bol olduğu
dönemde tutulsa bu kadar azalma olmaz. Bu
durumda vatandaşlar da bol miktarda tüketebilir. Kısacası hava esmeye başladığında hamsi bir
araya toplanacaktır. Kısa bir süre de olsa bir
veya iki hafta hamsi bollaşabilir."
Balıkçı Erdal Çamaş ise havaların mevsim
normallerinin altında seyretmesi ve palamudun bol miktarda avlanması nedeniyle hamsinin az olduğunu dile getirerek, geçen yıla göre
daha az hamsi avladıklarını söyledi. (AA)
İSTANBUL - Mevlana'nın 741. Vuslat Yıl
Dönümü dolayısıyla düzenlenen "Şeb-i
Arus" etkinliği, 13 Aralık Cumartesi günü
Sinan Erdem Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek. Yapılan açıklamaya göre, Kültür ve
Turizm Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir
Belediyesinin katkılarıyla düzenlenen organizasyon için ses, ışık ve görsel performans
alanında uzman 500 kişilik ekip, 500 metre
truss teknik ekipman ve 7 tır malzeme ile
çalışmalara başladı.
Sanatçı Mustafa Ceceli, Yavuz Bingöl,
Alişan, Yusuf Güney ve Sami Özer'in ilahilerle eşlik edeceği sema gösterilerinin gerçekleştirileceği etkinlik, 15 bin kişiye ev sahipliği
yapacak. Gecenin sunuculuğunu ise Ertem
Şener gerçekleştirecek. Etkinliğin organizasyonunu üstlenen AdStation Yönetim Kurulu
Başkanı Mehmet Muhittin Palazoğlu, anma
töreni için dünya starlarının sahnelerini hazırlayan ekiplerle çalıştıklarını belirtti.
"Bu düğün gecesini daha anlamlı hale
getirebilmek adına elimizden gelen gayreti
gösteriyoruz" diyen Palazoğlu, Şeb-i Arus
töreninde, 350 ışık robotu, alan içi görüntü
yansıtma sistemi ve 105 metre led teknik
ekipman kullanılacağını kaydetti.
Palazoğlu, gecenin sonunda elde edilecek gelirin hayır kurumlarıyla yapılacak işbirliğiyle değerlendireceğini vurgulayarak,
"Zemini semazenler için özel olarak yeniden
döşenen, ses ve ışık sistemi ile bütün alanları gecenin havasına uygun şekilde hazırlanan Sinan Erdem Spor Salonu'nda,
İstanbul'un o eşsiz silueti bir tennurenin eteğinde gökyüzüyle buluşacak" ifadelerini kullandı.
Etkinliğin biletleri, www.biletix.com ve
http://www.sebiarusistanbul.com adreslerinden satışa sunuldu. (AA)
Doğu ve
Güneydoğu’da
10 ayda 57
kadın öldürüldü
DİYARBAKIR - İnsan Hakları Derneği
(İHD) Diyarbakır Şubesi'nce hazırlanan
raporda Doğu ve Güneydoğu'da bu yılın
ilk 10 ayında 57 kadının öldürüldüğü, 27
kadının şiddete maruz kaldığı, 7 kadının
tecavüze uğradığı, 8 kadının da taciz
edildiğine yer verildi.
Derneğin şube binasında düzenlenen
basın toplantısında rapora ilişkin bilgi
veren İHD Kadın Komisyonu üyesi Hatice
Demir, kadına yönelik şiddetin, ister
kamusal ister özel alanda meydana gelsin, fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik acı veya ıstırap veren yada verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her
türlü eylem olduğunu belirterek, aynı
zamanda bu tür eylemlerle tehdit etme,
zorlama veya keyfi olarak özgürlükten
yoksun bırakma anlamına geldiğini söyledi.
Demir, dünyanın her yerinde kadınların
sırf kadın oldukları için, fiziksel, cinsel,
psikolojik ve ekonomik şiddetin her türlüsüne maruz kaldığını ifade ederek, şöyle
dedi:
"Hükümet yetkililerinin, kadınların kaç
çocuk doğuracağı, hamile iken dışarı
çıkıp çıkamayacağı, kürtaj olup olamayacağı, nasıl giyindiği, kahkaha atıp atamayacağı, hatta tecavüzcüsünün çocuğunu
doğurup doğurmayacağı ve kadınlara
yönelik nefret söylemine varan beyanları
bulunmaktadır."
İHD Kadın Komisyonu üyesi Gülistan
Yalçındağ Gençel de yapılan çalışmada,
bu yılın ilk 10 ayında 57 kadının öldürüldüğü, 27 kadının şiddete maruz kaldığı, 7
kadının tecavüze uğradığı, 8 kadının da
taciz edildiğinin yer aldığını söyledi.
Gençel, şunları kaydetti:
"Güvenlik güçlerince şiddete uğrayan
kadınlardan biri öldü, 10'u yaralandı. Aile
içinde şiddete uğrayan kadınlardan 10'u
öldü, 5 'i yaralandı. Toplumsal alanda
şiddete uğrayan kadınlardan 9'u ölü, 8'i
yaralı, 6'sı tecavüze uğramış, 8'i de taciz
edilmiş. 25 kadın intihar etmiş, 4'ü intihara teşebbüs etmiş. 8 kadın şüpheli şekilde ölmüş, 4 kadın da namus cinayeti ile
hayatını kaybetmiş." (AA)
[email protected]
yurt haberlerİ
Medyada olanın anlamı
GERÇEKTEN tuhaf bir olay...
İktidara yakın iki yayın grubunda yönetici koltuklarında
oturan üç gazetecinin görevlerinden aniden alınmaları,
hem olayın kendisi hem de meydana geliş biçimi olarak,
tek kelimeyle tuhaf...
Üçünü de yakından tanıyor ve çok değerli meslektaşlar
olduklarını biliyorum. Olay üzerine haklarında olumsuz
kanaat sergileyenlerin bile, söylediklerini kine bürünmüş
kirlerden arındırdığımızda, onları birçok yönden başarılı
buldukları ortada.
Medyada esasen çekememezlik dizboyudur ve bugünküne benzer aşırı çekişmeli ortamlarda, iddia ve ithamların
çirkefe bürünmesine alışkınız.
Anlaşıldığı kadarıyla, görevden alınan üç yönetici de,
rakiplerinin haklarında ileri sürdüklerine pek şaşırmış
görünmüyorlar; onların şaşırdıkları, böyle bir olayın bugünün şartlarında ve kendileri için olabilmesidir...
Onlar da olayın neden olabildiğini tam anlamış değiller.
Evet, böyle bir olayın yaşanmış olmasını anlamak o
kadar kolay değildir; ancak yine de yaşananın bütünüyle
anlaşılmaz bir olay olduğunu sanmıyorum.
Aşağıda okuyacaklarınız, kendi hesabıma, olanı açıklama denemesidir...
Türkiye’de hayli uzun sürmüş bir iktidar var. Çok partili
dönemde hiçbir siyasi çizgi 10 yıldan fazla süreyle tek
başına iktidarda kalamamış, başkalarıyla paylaşarak bile
AK Parti kadar devlet yönetiminde bulunamamıştı.
Yalnız iktidarın süresinin uzunluğu yönünden dikkat
çekici bir durum yaşanmıyor ülkemizde; muhalefetin
zayıflığı yüzünden siyasetin geleceği de ipotek altında.
Mevcut iktidar kolayca değişmeyecek hissini veriyor. 2023
yılında iktidarda yine kendisinin bulunacağı hesaplarını
yapabiliyor AK Parti; iktidarın potansiyel süresini 2071
olarak öngörenler bile çıkabiliyor...
Demokrasilerde pek nadir görülen bir durumdur bu.
Normalde, siyasi çizgiler iktidara gelir, bir süreliğine devleti yönetir ve çeşitli sebeplerle geldikleri gibi yönetimden
giderler... 10 veya bilemediniz 11 yıllık döngülerle iktidar
sahipleri değişir; en uzun süreyle iktidarda kalan partilerin
ömrü 15 yılı geçmez...
Uzun süren ve hiç sona ermeyecekmiş görüntüsü veren
iktidarlar yok mudur? Vardır elbette. O tür yönetimlere
sahip ülkelerde, şimdi bizde yaşanana benzer -kahramanlarının bile neden olduğunu tam anlayamadığı türden- olaylarla karşılaşılabilir. Hoyrat ve nobran bir dil sıkça kullanıma girer.
Herhangi bir kıymet hükmü ifade ediyor değilim; sadece
uzun süreli iktidarların gereğinden fazla kendine güven
ürettiğinden, bunun iktidar sahipleri ile yönetilenlerin davranışlarına yansıdığından ve en tuhaf olayların da iktidara
yakın bilinenlerin başına gelebildiğinden söz ediyorum.
İktidarı elinde tutanlar değişmeyince, iktidar içi hesaplaşmalar daha kolay ortaya çıkabiliyor; iktidarın gücünü
kendi alanlarında paylaşan kişiler, örgütler, cemaatlerin
tutumları, huzursuzluklara, çeşitli boyutlarda çekişmelere
ve tabii savrulmalara da yol açabiliyor.
Çekişenleri çıplak gözle görmek şart değil; hatta bazen
çekişme ancak tuhaf olaylarla dışa vurduğunda varlığını
belli ediyor. Dahası, çekişmenin ciddi sebepleri olması da
gerekmiyor.
Oluyor ve olduğunda herkesi şaşırtıyor.
Yazdıklarım bir tahlil denemesi olarak kabul edilmeli.
Tezimi akla uygun bulanlar, şimdi yaşananın bu tür tuhaf
olayların ne ilki ne de sonuncusu olmadığını anlamışlardır.
İlk değildir, çünkü çok daha farklı biçimlerde kendisini
belli etmiş başka çekişmeler de yaşandı yakınlarda; iktidarın daha uzun yıllar işbaşında kalma becerisi ortada olduğuna göre, bu olay son da olmayacaktır...
Tek teselli, son olayda gadre uğrayanların, yere düşmekle kadr-ü kıymetten düşmeyecek cinsten meslektaşlar
olmaları...
Bilmem anlatabildim mi?
1 Aralık 2014/ HABER TÜRK
İstanbul'da eski taksi kalmayacak
İSTANBUL - Ulaşım Koordinasyon Merkezi'nin
(UKOME) aldığı karar üzerine, İstanbul'da, 1 Ocak'tan itibaren 5 yaşından büyük taksi trafiğe çıkamayacak.
UKOME'nin aldığı karar doğrultusunda, artık 5 yaşın
üzerindeki taksilere ruhsat verilmeyecek. İstanbul'daki 17
bin 395 taksiden, yaklaşık 3 bini, 5 yaşın üzerinde bulunuyor. Karar kapsamında, İstanbul'daki yaklaşık 3 bin taksi
plakasının, 1 Ocak itibarıyla trafiğe yeni araçlarla çıkması
gerekiyor.
Konuya ilişkin AA muhabirine konuşan İstanbul
Taksiciler Esnaf Odası (İTEO) Başkanı Yahya Uğur, kararı,
müşterilerinin memnuniyeti açısından önemli bulduklarını
söyledi. Uğur, kararın daha önce alındığını ancak esnaf
hazır olmadığından birkaç kez ertelenmesi için girişimlerde
bulunduklarını anlatarak, şunları kaydetti:
"Ancak gerek sayının azlığı gerek arkadaşlarımızın bu
konuyu duyduğunu düşünerek, kararın rahatlıkla uygulanabileceğini düşünüyoruz. Yılbaşından itibaren artık
İstanbul'da 5 yaşın üzerinde araç çalışmayacak. Biz de
arkadaşlarımızı uyarıyoruz. Artık son hazırlıklarını yapmaları
gerekir. Şimdi en düşük 40-50 bin seviyelerinde olduğundan yeni araç almak kolay değil. Bu nedenle aracını yenilemeyen arkadaşlar da şimdiden tedbirlerini alsınlar."
Yahya Uğur, İstanbul'daki taksilerin büyük kısmının
yenilendiğini belirtti. Bundan sonra 5 yaşından büyük taksinin trafiğe çıkamayacağını dile getiren Uğur, şöyle konuştu:
"Beyefendi taksicilik anlayışıyla yola çıktık. Bu nedenle
müşteri memnuniyetini en üst seviyede tuttuk. Aracın kalitesi artınca müşterilerimiz de oldukça memnun olacak.
Böylece biz de hedefimize biraz daha yaklaşacağız.
Meslektaşlarımızın büyük kısmı gerçekten mesleklerine
sahip çıkıyor. Bazı arkadaşlarımız müşteri memnuniyeti
dolayısıyla aracının modelini belli aralıklarla yükseltiyor.
Bazı arkadaşlarımız da üstün körü davranıyor. Zorlayıcı
sebepleri olanlar vardır elbet ama yapılacak bir şey yok.
Genel bir karar alınmışsa buna da uymak zorundayız." (AA)
4
ANKARA
2 Aralık 2014 Salı
ESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus:
“Esnaf şurasında alınan
kararlar hayata geçirilmeli”
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Genel Başkanı Mahmut Çelikus, Esnaf ve Sanatkarlar
Şurası’yla ilgili yaptığı açıklamada, “Şura’da alınan kararlar bir an evvel hayata geçirilmeli.
Çünkü esnafımız her geçen gün kan kaybediyor. Bu süreçte herkes elini taşın altına koymalı,
ülkemizin can damarı olan esnafımızı el birliğiyle ayakta tutmaya çalışmalıyız” dedi.
HABER MERKEZİESDER Genel
Başkanı Mahmut Çelikus
yaptığı açıklamada 5
başlık altında gerçekleşen Şura’da ESDER
olarak 3 komisyonda yer
aldıklarını belirterek,
“Mesleki eğitim,
İnovasyon ve Mevzuat
komisyonlarında
ESDER’in görüşleri ve
çözüm önerileri sonuç
raporunda ilk sırada yer
almıştır ve icraatlara
başlanması noktasında
büyük önem taşımaktadır. Sorunlar ve öneriler
Esnaf ve sanatkarımıza
yeni yol haritası belirlenmesi ve ağır işleyen
mevzuatı değişen piyasa
koşullarına uygun
hareket edebilecek bir
noktaya taşıyacaktır. Her
geçen gün kar gibi eriyen
esnafımıza ilaç olacak
nitelikte kararlar olduğu
inancındayız, ancak
kararların sıcağı sıcağına
uygulanması için tez
zamanda çalışmalara
başlanmalıdır” dedi.
Çelikus açıklamasının
devamında uzun süredir
yürürlüğe girmeyi
bekleyen “Perakende
Yasası”nın 2015’e kalmaması gerektiğinin altını
çizdi. “Perakende Yasası
esnafımızı büyük umutla
hala beklemektedir. 10 yıl
önce 3 milyonu aşan
esnaf sayısı bugün
itibariyle 1.5 milyona
kadar inmiştir. AVM’ler
bu durumun baş
aktörüdür. Şöyleki işlet-
meler açılışında standardı bulunmayan karmaşık işlemlerle, haksız
rekabet ve markalaşmada çeşitli sorunlarla
karşılaşıyor. Bu sıkıntılar
ile esnaf ve sanatkârımız
adil olmayan ticari uygulamalar yaşıyor. Bu
süreç, perakende sektöründeki esnafımız ile
diğer işletmeler için
pazar kaybı ve piyasada
tutunma sorunlarını da
beraberinde getiriyor.
Düzenlemenin rekabetin
önünü açacağını ve de
tüketiciye ucuz ve kaliteli
hizmet verme imkanı
tanınacaktır. Böylelikle
esnaf ve sanatkarımız
Ahilik geleneğine göre
piyasaya yeniden dahil
olacaktır” dedi.
Naylon fatura isyanı
HABER MERKEZİAK Parti Ankara İl Esnaf Komisyonu
Başkanı Cem Arslan ve yönetim kurulu
üyeleri, ATO Başkanı Bezci’yi makamında
ziyaret etti. Kabulde konuşan Arslan, esnaf
komisyonu olarak yaptıkları çalışmalar
hakkında bilgi verdi. Esnafların çalışma
hayatlarına ilişkin sorunlarını komisyonlarına aktardıklarını anlatan Arslan, son
dönemde esnafın sayıları giderek artan
“naylon fatura” nedeniyle sıkıntı yaşadığını
söyledi. Arslan, “30 yıldır ticaret yapan bir
firma 31. yılında naylon fatura kesmeye
başlamış. Karşısındaki esnafımız, hiçbir bilgisi olmadan alışverişini yapıyor, faturasını
alıyor ancak daha sonra naylon fatura aldığını
öğreniyor ve trilyonlarca lira cezayla baş başa
kalıyor. Naylon fatura yüzünden firmalar
batıyor.” dedi.
Naylon fatura konusundaki yasal düzen-
Bezci de yaptığı konuşmada Ankara
Ticaret Odası olarak sayıları 150 bine
ulaşan üyelerine sadece bilgi ve belge
hizmeti vermekle yetinmediklerini, üyelerin
sorunlarını çözmeye ve gelişmelerini sağlamaya yönelik hizmetler de gerçekleştirdiklerini anlattı. “Üyelerimizin sorunlarını yetkili
makamlara her zaman aktarırız. Çözüm
üretilmesi konusunda yapılacak çalışmalarda da yer alırız” diyen Bezci, naylon fatura
konusunda yaşanan sıkıntıların esnaf ve
tüccarlar tarafından kendisine de
aktarıldığını kaydetti. Bezci, “Gerek
Başbakan Yardımcımız Sayın Ali Babacan,
gerek Maliye Bakanımız Sayın Mehmet
lemelerde, cezalandırmanın faturayı verenden
Şimşek her ikisi de reel kesimin sorunlarına
çok alana yönelik olduğunu ve bu uygulamanın hakim ve çözüm üretme konusunda çok
çoğunlukla dürüst esnafı mağdur ettiğini kayd- duyarlılar. Konuyla ilgili komitelerimizin çalışeden Arslan, ATO Başkanı Bezci’den esnafın
malarını rahatlıkla sayın bakanlarımıza
naylon fatura sorununu yetkili makamlara
iletebiliriz” diye konuştu.
iletmesini istedi.
Adem Yavuz IRGATOĞLU
[email protected]
BAKIŞ AÇISI
Ağaç severler nerede?
Türkiye geçtiğimiz yıl içerisinde ağaç severlerle tanışma
imkânı buldu. Nur topu gibi bir çocuk dünyaya gelmişti.
Adını “Gezi” koydular. Birinci doğum gününü “kutlamak”
için “Happy birthday”ciler meydanlarda tekrar boy gösterdi.
Karşılarına Herekleitos’un sözü çıktı: “Aynı nehre iki defa
girilmez.” Geziciler aynı “nehre” bir daha girmek istediler,
ama olmadı. Çünkü “nehir” sürekli akıyordu. Ve değişimin
olduğu bir “nehir”de iki kez yıkanılamazdı. Peki, ne oldu?
Sonunda geziciler bir sonraki yıl bunu geleneksel hale
getireceklerini açıkladılar. Yani geziciler her yıl 31 Mayıs’ı
Gezi’nin “doğum günü” ilan ettiler!
Hatırlayalım… Ağaç kesme bahanesiyle başlatılan gezi
eylemleri sadece gösterilere sahne olmadı, aynı zamanda
gencecik hayatların yitip gitmesine de neden oldu. Ortaya
konan tez öyle zıtlıklar içeriyordu ki mesela “biz ağaçların
kesilmesine karşıyız” diyenler, kestikleri ağaçlarla barikat
oluşturuyordu. Sadece bu örnek bile olayların arka planında
farklı düşüncelerin olduğunu gösteremeye yetiyordu.
Türkiye’de yaşanan bu olay uluslararası medya tarafından
da yaygınlaştırılınca, Türkiye’ye karşı “Ağaç katliamcısı”
algısı oluşturulmaya çalışıldı. Türkiye itibar sarsıntısı
yaşadı… Artık hassas bir sürece girilmişti. Bundan böyle
nerede bir ağaç kesilmiş görüntüsü oluşsa, kamerasına, telefonu, fotoğraf makinesine sarılanlar bu verileri hükümet
karşıtı medyaya servis etmeye başladı. Derken…
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ODTÜ kavşağı
inşaatında kepçelerin önüne kendini siper eden milletvekilleri,
iş makinelerini taşlayan vekiller ekranları kapladı…
Derken… Karşımıza bir de İstanbul’da Velidebağ olayı günlerce kaşınarak haber yapıldı… Neden? Çünkü buralarda bir
AK Partili belediye vardı…
O gün ekranlarında dakikalarca haber yapan başta Doğan
medyası ve paralel medya, şimdi ODTÜ yönetiminin kendi
kestiği ağaçları ve Yalova’da katledilen 180 ağacı görmedi.
Neden mi? Yalova’da CHP’li belediye olduğu için… ODTÜ
yönetimi kendi zihniyetlerinde olduğu için…
Şimdi ne oldu? 31 Mayıs’ı “Gezi’nin doğum günü ilan
edenler, 27-28 Kasım’ı Gezi’nin “ölüm yılı” ilan etmiş olmadı
mı?
Sahi burada hangi tarihi ele almak lazım? Siz ‘defin’ tarihini seçebilirsiniz! “O da ne?” derseniz, “ağaç severlerin”,
gezide kıyameti kopartanların, tv ekranlarını ve gazete
manşetlerine günlerce “Ağaç katliamı var” diye süsleyenlerin
bu katliamların altında kalıp seslerini çıkarmadıkları gündür o
gün.
Hani nerede ağaç severler? Nerede Gezi’de üç beş ağacı
bahane edip kamu düzenin bozan, ortalığı yakıp yıkan, insanların canına kast edenler? Nerede dakikalarca canlı yayın
yapan televizyonlar? Nerede Taksim’den dünyaya canlı yayın
yapan CNN?
Hiçbiri ortada yok! Sanki dersiniz sırra kadem bastılar.
Bari doğa konusunda ikiyüzlü olmayalım. Bari savunduğumuz değerler konusunda ikiyüzlü olmayalım. Bari ahlaki
noktada ikiyüzlü olmayalım. Medeniyetimizin en çok değer
verdiği “Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı
dikiniz” anlayışını siyasete alet etmeyelim!
PUSİAD, istişare
toplantısı düzenledi
Eğitim Bir Sen yemekte buluştu
ASKİ ve EGO’nun
bütçesi kabul edildi
HABER MERKEZİAnkara Büyükşehir Belediyesi ile bağlı kuruluşları ASKİ ve EGO’nun 2015 Mali Yılı bütçesi
Büyükşehir Belediye Meclisi’nde, oy birliği ile
kabul edildi.
Meclis’te grubu bulunan tüm partilerin oy birliği
ile kabul edilen Büyükşehir Belediyesi ile ASKİ ve
EGO’nun toplam bütçesinin 7 milyar 461 olacağı
öngörüldü.
Belediye Meclisi’nde 25 ilçenin bütçelerinin
görüşülerek karara bağlanmasının ardından son
olarak Büyükşehir Belediyesi, ASKİ ve EGO’nun
2015 Mali Yılı Bütçesi ele alındı.
Meclis Başkan Vekili Ali İhsan Ölmez
Başkanlığı’nda toplanan Belediye Meclisi’nde,
Sincan İlçesi’nde bulunan Kapalı Spor
Kompleksi’nin 29 yıllığına Ankara Büyükşehir
Belediyesine devir edilmesi ile EGO Genel
Müdürlüğü’ne ait 15 adet otobüsün 1 yıllığına
Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne kiralanmasına dair
Başkanlık yazıları okunarak oy birliğiyle karara
bağladı. Toplantıda Başkanlık yazılarının okunarak oylanmasının ardından, Büyükşehir
Belediyesi, ASKİ ve EGO’nun 2015 Mali Yılı
Bütçelerinin görüşülmesine geçildi. Toplantıda
söz alan CHP, MHP ve AK Parti Grup başkanları
bütçelerin hayırlı olması temennisinde bulundular.
Siyasi parti grupları adına yapılan değerlendirmelerin ardından söz alan Meclis Başkan
Vekili Ali İhsan Ölmez, kentin başarısının Ankara
Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin başarısı
olduğunu kaydederek, “Komutanlar vardır elbette,
tasarlayan ve koordine eden odur. Ama sizin
kararlarınız olmazsa ortaya çıkan bir başarıda
olmaz. İktidarıyla muhalefetiyle 21 yıldır olan
başarıya herkes ortaktır” diye konuştu.
HABER MERKEZİÖğretmenler Günü etkenlikleri kapsamında Eğitim Bir
Sen Kazan Temsilciliği
Kumpınar Kültür
Merkezi’nde yemekli toplantıda bir araya geldi.
Öğretmenlerin eşleriyle
birlikte gerçekleştirdiği
toplantıya Eğitim Bir Sen
Genel Başkan Yardımcısı
Ahmet Özer, 3 Numaralı
Şube Başkanı Ahmet
Aydınsoy, Kazan İlçe Milli
Eğitim Müdürü Ahmet
Göktaş, bazı çevre ilçe milli
eğitim müdürleri ve öğret-
menler katıldı.
Katılımın yüksek olduğu
toplantıda Mescid-i Aksa
ağırlıklı bir konuşma yapan
Genel Başkan Yardımcısı
Ahmet Özer, Mescidi
Aksaya kirli postallarla girmenin, Kazan'da bir camiye
girmeyle eş değer olduğunu
söyledi.
Eğitim Bir Sen 3
Numaralı Şube Başkanı
Ahmet Aydınsoy da sendika
çalışmaları hakkında bilgi
verdi. Ankara’da ve
Türkiye’de yetkili sendika
olduklarını belirten
Aydınsoy, Kazan'da da
yetkili olmak için aradaki
küçük farkın bir an önce
kapatılmasını istedi.
Toplantıda bir konuşma
yapan Eğitim Bir Sen Kazan
Temsilcisi İbrahim Bitik
İlkokulu Müdürü Kemal
Yıldırım da, başörtüsü, milli
güvenlik dersinin, sicil sisteminin kaldırılması gibi pek
çok konuda öğretmenler
adına önemli kazanımlar
elde ettiklerini kaydetti.
Öğretmenlerin sorunlarına
da değinen Yıldırım, “Norm
kadro fazlası öğretmenlerin
resen atamalarının, hele
hele Kasım ayında öğretmen ailelerinin unutularak,
okula giden çocukları
dikkate alınmadan, çalışan
eşleri düşünülmeden yapılmasına karşı olduğumuzu
ifade etmeliyim” dedi.
Samimi ve sıcak bir
ortamda gerçekleşen
toplantıya Belediye
Başkanı Lokman Ertürk,
aynı saatlerde Ankara’da
bir sempozyumda konuşmacı olarak görevli olması
nedeniyle katılamadı.
Pursaklar Sanayici ve İşadamları
Derneği (PUSİAD) 2. İstişare Toplantısı
yoğun katılımla gerçekleştirildi.
HABER MERKEZİPursaklar Belediyesi Abdurrahim Karakoç Kültür
Merkezi’ndeki Tebessüm Düğün Salonunda Pursaklar
Sanayici ve İşadamları Derneği (PUSİAD) 2. İstişare
Toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Belediye Başkanı Selçuk
Çetin sanayici ve işadamları ile buluştu. Yemekli toplantıya
belediye meclis üyeleri, başkan yardımcıları ve çok sayıda
işadamı ile sanayici katıldı. PUSİAD’ın ikinci istişare
toplantısında sanayici ve işadamlarına hitap eden
Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk Çetin, Pursaklar’ın hızlı
bir değişim yaşadığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayip
Erdoğan’ın ilçeyi ziyaretindeki “Pursaklar sürekli bir
değişim içinde” sözlerine atıf yaparak anlattı. Çetin:
“PUSİAD üyelerimizin gayretini takdir ediyorum. İlçemizde
bir fark oluşturdular. Hepimiz birbirimize destek olarak
Pursaklar’ı bu noktaya getirdik. Bu bir bayrak yarışıdır.
Pursaklar’daki değişimi Sayın Cumhurbaşkanımız da ifade
ettiler. İlçemizi birlik ve beraberlik içinde daha ileri notalara
taşıyacağız. Bu tür toplantıların yapılması önemlidir.” diye
konuştu. PUSİAD Başkanı Evser Aydemir de davetlilere
hitaben yaptığı konuşmada Türkiye’nin yükselen ekonomik
gelişmesine dikkat çekerek “PUSİAD olarak alışıla gelmiş
anlayışın dışında kültürel faaliyetleri de önemsiyoruz.
Türkiye’nin yükselen ekonomisi küresel güçleri rahatsız
etmiştir. Bizler de Pursaklar’daki kalkınmaya Sayın
Belediye Başkanımız ile birlikte destek olmaya gayret
ediyoruz” dedi. Program tasavvuf musikisi ve semazen
gösterisi ile son buldu.
Hürriyet Öğrenci Evi törenle hizmete açıldı
HABER MERKEZİHalkevleri Vakfı ve Hacı Bektaş-ı Veli
Anadolu Kültür Vakfı tarafından ortak bir proje
ile inşa edilen Ali Emre Aslan Hürriyet Öğrenci
Evi ve Sosyal Tesisi, Çankaya Belediye
Başkanı Alper Taşdelen’in de katıldığı bir
törenle açıldı. CHP PM Üyesi Şenal Sarıhan,
CHP Çankaya İlçe Başkanı Mehmet Perçin,
Halkevleri Vakfı Genel Başkanı Erdoğan Ülger,
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel
Başkanı Ercan Geçmez, Halkevleri Genel
Başkanı Oya Ersoy, Yenimahalle Belediye
Başkan Vekili Mehmet Kartal, Anayasa
Mahkemesi Onursal Başsavcısı Yekta Güngör
Özden, sivil toplum örgütleri ve meslek
odaları temsilcilerinin yanı sıra semt muhtarları
ve vatandaşların katıldığı açılışta bir konuşma
yapan Çankaya Belediye Başkanı Alper
Taşdelen, emeği geçen herkesi kutladı.
Öğrenci yurtları açığının her geçen
büyüdüğünü ifade eden Taşdelen, Çankaya
Belediyesi’nin de üniversiteler bölgesinde bir
öğrenci yurdu projesi üzerinde çalıştığını
belirtti.
ANKARA
2 Aralık 2014 Salı
Ankara Büyükşehir
Belediyeleri,
Macaristan’ın
başkenti
Budapeşte ile
2015 yılında
karşılıklı kültür
günleri düzenleyecek, “kardeş
şehir” anlaşması
imzalayacak
Ankara ile Budapeşte
kardeşliğe imza atacak
HABER MERKEZİBudapeşte Büyükşehir Belediyesi’nden bu
kapsamda Ankara’ya gelen heyet, Büyükşehir
Belediyesi’ni ziyaret etti.
Budapeşte Büyükşehir Belediyesi Başkan
Yardımcısı Alexandra Szalay-Bobrovniczky,
Budapeşte 1. Bölge Belediye Başkanı ve
Budapeşte Belediyesi Meclis Üyesi Gabor
Tamas’ın da aralarında bulunduğu heyet,
Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Gökşin
ile görüştü.
Sıcak bir atmosferde geçen görüşmede
Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Gökşin,
Türkiye’nin Budapeşte ile tarihe dayanan
dostluklarının varlığına işaret ederek, “Ankara
Büyükşehir Belediyesi olarak, işbirliği yapmaktan sizin kadar heyecanlıyız. Ümit ederim
ziyaretler çok verimli geçecek. Bu görüşmelerin
devamını temenni ediyorum” dedi.
Dostluk ilişkilerinin ticari ve ekonomik
ilişkilerle pekiştirilmesinden yana olduğunu vurgulayan Ali Gökşin, “Belediyeler olarak bizlerin
dostluğunun yanında ticaret erbabının da ilişkilerinin geliştirilmesinin yolunu açmamız lazım.
Macaristan’la Türkiye’nin ticaret hacmi ne
kadar yükselirse birbirimizin yüzüne çok daha
rahat gülümseyerek bakabiliriz” diye konuştu.
Budapeşte Büyükşehir Belediye Başkan
Yardımcısı Alexandrsa Szalay Bobrovniczky
de 2015 yılında Budapeşte ve Ankara’nın
ortak programlar gerçekleştireceğine dikkat
çekti. Ankara ile 1992’den bu yana zaten
belediyeler arasında dostluk ve işbirliği anlaşmasının mevcut olduğunu kaydeden
Bobrovniczky, şunları söyledi:
“İnşallah önümüzdeki yıl ‘kardeş şehir’
anlaşması imzalanacak. Geleneksel olarak
tarihi bağlarımız var, bu işbirliklerini sıkı bir
şekilde sürdürüyoruz. Osmanlı Türk dönemi
hatıralarını Macaristan’da en iyi şekilde korumaya özen gösteriyoruz. Aynı şekilde Türk
dostlarımız da Türkiye’deki Macaristan’la ilgili
hatıraları yaşatıyorlar. İki ülkenin insanları da
yapı olarak, karakter olarak birbirlerine
benziyor.”
5
Ertürk, öğrencilere
röportaj verdi
HABER MERKEZİFuat Erkmen Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileriyle
bir araya gelen Kazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk,
‘erdemli olma’ konusunda röportaj verdi. Kazan
Belediyesi Kumpınar Kültür Merkezinde gerçekleştirilen
röportaj sırasında Okul Müdürü Süleyman Yaldır, Meslek
Dersleri Öğretmeni Ramazan Tahiroğlu da hazır bulundu.
Öğrencilerin sorularına, “Filozoflar, ‘İnsanın ve yaşamın
anlamı nedir?’ sorusunu hep sormuş ve buna başlangıçta
hep ‘erdemli olmak’ şeklinde cevap vermişlerdir” diyen
Başkan Ertürk, “Biz erdemli olma konusunda dinimizi ve
kendi kültürümüzü öncelikli olarak referans alıyoruz.
Belediye hizmetlerini gerçekleştirirken bu noktadan, bu
sorumluluk duygusundan hareket ediyoruz” dedi.
Erdemli olmanın toplumsal sorumluluk gerektirdiğini de
kaydeden Başkan Ertürk, “Bu vermek, başkalarıyla paylaşmak duygusudur. Bugün belediye olarak Kazan'da
yaşayan yaşlı, hasta, engelli ya da ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlarımıza ulaşarak, onların dertlerine çare olmaya
çalışıyoruz. Yetimin, öksüzün geleceği için gece gündüz
durmadan çalışıyoruz. O yüzden bizim hedefimiz makam
mevkii olmadı. Biz insanlarımızın dualarına, onların ‘Allah
razı olsun’ dileklerine talip olduk, hep onun peşindeyiz”
şeklinde konuştu. Ertürk, röportaj sonunda öğrencilere
satranç takımı hediye etti.
İhtiyaç sahibi çocuklar sevindirildi
HABER MERKEZİKeçiören Belediye Başkanı Mustafa
Ak, Keçiören TOGEM ile işbirliği içinde
yürüttükleri proje kapsamında yapılan
kışlık kıyafet yardımı ile çocukları mutlu
etti. Keçiören TOGEM binasında
gerçekleştirilen etkinliğe Belediye
Başkanı Mustafa Ak ve eşi Hatice Ak’ın
yanısıra Keçiören TOGEM Başkanı Dr.
Ayten Aydın da katıldı.
İhtiyaç sahibi ailelerin çocukları ile
tek tek ilgilenen Başkan Ak, çocuklara
kışlık montlarını giydirdi ve botlarını vererek sevindirdi.
Düzenledikleri bu hayırlı etkinlikten
dolayı çok mutlu olduğunu belirten
Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak,
“Havaların iyice soğuduğu bugünlerde
Mamaklı muhtarlara
bilgisayar hediye
HABER MERKEZİMamak Belediyesi muhtarlara son model masaüstü
bilgisayar hediye etti. Mamak Belediyesi’nde düzenlenen bilgisayar dağıtım törenine Mamak Kaymakamı
Ertuğrul Kılıç, Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül,
Ak Parti Mamak İlçe Başkanı Muhammet Abdullah
Özer, meclis üyeleri, Mamak Muhtarlar Derneği Başkanı
Hulusi Güngör, başkan yardımcıları, birim müdürleri ve
Mamaklı muhtarlar katıldı. Yeni bilgisayarlarının hayırlı
olması dileğiyle söze başlayan Mamak Belediye
Başkanı Mesut Akgül; “2009’da göreve geldiğimizde
başta bizim bağlı olduğumuz muhtarlık olmak üzere
Mamak’ta ki muhtarlıkların durumu içler acısıydı. Kimi
muhtarlar kahvehanelerde işlerini yürütüyordu, kimileri
de barakada hizmet veriyordu. Şuan bütün muhtarlarımız yeni ve modern yerlerinde hizmet ediyor. Biz bir
aileyiz bütün vatandaşlarımıza hizmet için bir aradayız”
dedi. Bilgisayar dağıtım töreninde konuşan Mamak
Kaymakamı Ertuğrul Kılıç; “Dört buçuk yıldır Mamak’ta
görev yapıyorum. Sizler seçilmiş bizler atanmış olarak
el ele hizmet ediyoruz. Muhtarların çalışma şartlarının
iyileştirdiği için Başkanımıza teşekkür ediyorum” dedi.
Bilgisayar dağıtım töreninde muhtarlar adına Mamak
Muhtarlar Derneği Başkanı Hulusi Güngör, Akgül’e
teşekkür ederek; “Bizim bir sloganımız var. Mamak
Belediyesi ve muhtarları ile biz bir aileyiz. Başkanımızı
gençliğinden beri tanıyoruz ve kendisi göreve
geldiğinde kimi muhtarlar kiradaydı, kimileri de kahve
köşesinde hizmet veriyordu. Muhtarlarımız kimlik
kazandı. Elektrik, doğalgaz, iç teşrifatı yapılan hizmet
binalarından sonra şimdi de yeni bilgisayarlara
kavuşuyor muhtarlarımız. Bütün hizmetler için Başkana
teşekkür ediyoruz” dedi.
ihtiyaç sahibi ailelerimizin çocuklarına
mont ve bot hediye etmek istedik” diye
konuştu. İnsan olmanın ihtiyaç sahiplerini, akrabaları, komşuları ve en
yakınımızdakileri de düşünmeyi gerektirdiğini hatırlatan Başkan Ak, “Keçiören
TOGEM yardım edenle yardım alanın,
yani alan elle veren elin bir araya geldiği
yer. Bugün zengin olabiliriz, ama kimse
yarınının ne getireceğini bilmez. Malı
mülkü olup da paylaşmayanlar, vermeyenler var. Allah bizleri o duruma
düşürmesin. Malı, mülkü ve hizmetleri
ile yardım edenler de var. Allah onlardan
razı olsun. Bu bir imtihandır. Hem yoksulun hem zenginin imtihanıdır. Allah
hepimize bu imtihanı başarı ile
geçmemizi nasip etsin” dedi.
SPOR TOPLANTISI
HABER MERKEZİSportif faaliyetleri artırmak ve gençleri spor yapmaya teşvik etmek amacıyla Çubuk’ta bir toplantı
düzenlendi. İlçedeki sportif
faaliyetlerin durum değerlendirilmesi ve bu konuda
yapılacak yen çalışmaların
masaya yatırıldığı toplantıya
Çubuk Belediye Başkanı
Dr. Tuncay Acehan,
Belediye Başkan Yardımcısı
Şükrü Acıelma, Gençlik
Hizmetleri ve Spor İlçe
Müdürü Engin Çelenk,
Çubuk İlçe Müdürlüğü
Eğitim Şube Müdürü Turgut
Meydan, Çubuk Bekir
Yılmaz Gençlik ve Spor
Kulübü Başkanı Mustafa
Kalender ve beden eğitimi
öğretmenleri katıldı.
Çubuk Belediyesi
Mehmet Akif Ersoy Kültür
Merkezi’nde yapılan
toplantıda, öğretmenlerin
kendilerini, branşlarını ve
yeteneklerini anlatmalarının
ardından, beden eğitimi
branşlarında neler yapılır,
ne tür kurslar açılabilir gibi
konularda karşılıklı fikir
alışverişinde bulundular.
Toplantıda alınan kararlar ışında belirlenen
branşlarda sporcular
yetişmesini ve bu sporcuların ulusal ve uluslararası
alanda ilçeyi temsil etmesi
sağlanacak.
Toplantıda daha sonra
her branşta ayrı ayrı
komisyonlar kurularak
beden eğitimi öğretmenlerinin gönüllü olarak
komisyonları seçmeleri
sağlandı. Öğretmenler
Belediye Başkanı Tuncay
Acehan’a sportif etkinliklere
vermiş olduğu önemden
dolayı da teşekkür ettiler.
Alınan önemli kararların
sonunda, toplantıya
katılanlarla birde hatıra
fotoğrafı çektirildi.
Spor yapmanın önemine işaret eden Çubuk
Belediye Başkanı Dr.
Tuncay Acehan, şunları
söyledi: “İki üç saatini
satranca veren, burada
beynini kullanan strateji
üzerinde kafasını yoran,
daha sonra kaybettiği
zaman bunu sindiren,
kazandığı zaman bu sevinci
olgunlukla yaşayan bir
çocuğumuzun, hem
çağının psikolojik hastalıklarından hem de çağı
bağımlılık yapan başta
madde bağımlılığı olmak
üzere internet bağımlılığı
gibi her türlü kötü bağımlılıklara hatta sigara ve
alkolden uzak duracak
kanaatindeyim. Kendisini
spora bir gayeye adayan,
gençlik enerjisini sporla
karşılığını alabilen ve en
önemlisi de yenmeyi,
yenilmeyi olgunlukla
sindiren gencimiz
Türkiye’miz için ilçemiz için
vatanımız için hayırlı diyebileceğimiz bir evlat olur
kanaatindeyim. Öncellikle
belirlediğimiz spor dallarında daha sonra her spor
dalında Çubuk’ta ki çocuklarımızı değerlendireceğimiz
bir ortam oluşur.“
Çok yakın olduğu bir
arkadaşının çağımızın internet hastalığına yakalandığını anlatan Başkan
Acehan, “Bu adam 24
saatin 20 saatini hiç evden
ayrılmadan internetin
başında oturuyor, ekmek
dahi almaya gitmiyor, hiç
dışarıya çıkmıyor ve kimseyle görüşmüyor. Sakal
tıraşı bile olmuyor. Yani
geçen sene gittim gördüm.
Yani çok sosyal bir insan,
çok kültürlü bir insan, çok
varlıklı bir insan, her şeyini
kaybetmiş varlığını,
kültürünü, çevresini bütün
gün internet başından
kalkamıyor.
Böyle bir hastalık var.
Hatta bir tane 11 yaşında
bir çocuk geldi. Çocuğun
dizlerinin üstü yanmış laptop dediğimiz şey var ya
onun ultraviyole ışınları
sıcaklığından yanmış.
Çünkü en az 10 saat
kucağında bilgisayarla oturmuş” diye konuşarak çağın
hastalıklarına işaret etti.
Başkan Tuna,
muhtarlarla buluştu
HABER MERKEZİSincan Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna, Sincan
Muhtarlar Derneği’nin açılışını da katıldı.
Sincan’ın muhtarları, Sincan Muhtarlar Derneği’nde bir
araya geldi. Sincan’daki muhtarları tek bir çatı altında
toplayan Dernek, vatandaşa daha iyi hizmet vermek için
çalışacak. Sivil toplum kuruluşları ve muhtarlarla dirsek
temasını sürdüren Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna, derneğin yeni yerinin açılışına da katıldı.
Muhtarları yalnız bırakmayan Başkan Tuna, Kartal Sokak’a
taşınan Derneğin açılışını yaparak hayırlı olmasını temenni
etti. Derneğinin açılışını yapan Sincan Belediye Başkanı
Doç. Dr. Mustafa Tuna; “Muhtarlarımızla sık sık istişare
toplantıları yapıyoruz. Her mahallemizin ihtiyaçlarına birlikte
çözüm bulmak için çalışıyoruz. Muhtarlarımızı tek çatı altında toplayan bu derneğimizin de hayırlara vesile olmasını
temenni ederim.” dedi.
Sincan’ın gelişimine katkı sağlamak için çalışacaklarını
belirten Sincan Muhtarlar Derneği Başkanı Mehmet
Pehlivan, “Vatandaşımız ile kamu, kurum ve kuruluşlarımız
arasında köprü görevi yapıyoruz. Dernek olarak vatandaşımıza daha iyi bir hizmet sağlamak için çalışıyoruz. Bu
doğrultuda Sayın Belediye Başkanımız Mustafa Tuna’ya
çok teşekkür ediyorum. Başkanımız her zaman yanımızda
oldu, bize destek verdi sorunlarımıza çözüm buldu.
ADD, dayanışma
yemeği düzenledi
HABER MERKEZİAtatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Yenimahalle
Şubesi’nin düzenlediği dayanışma yemeğine Yenimahalle
Belediye Başkanı Fethi Yaşar da katıldı. Yaşar’a ADD’ye
verdiği desteklerden dolayı teşekkür plaketi takdim edildi.
Yenimahalle Belediyesi İlk Adım Düğün Salonu’nda
gerçekleştirilen yemeğe Yaşar’ın yanı sıra ADD Genel
Başkanı Tansel Çölaşan, ADD Genel Sekreteri Öner Tanık
ve şube başkanları katıldı. Kardeşliğin, barışın, birlik ve
beraberliğin önemini vurgulayan Yaşar, kol kola, yürek
yüreğe vererek bu ülkenin değerlerine sahip çıkacaklarını
söyledi. Türkiye’nin zor günlerden geçtiğine değinen
Yaşar, “Ülkemiz yangın yerine döndü. Her türlü çağdaşlığa, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği
eserlere büyük saldırılar var. Bizi yıldırmak istiyorlar ama
yılmayacağız, bizi bölmek istiyorlar ama bölünmeyeceğiz,
bizi ötekileştirmek istiyorlar ama ötekileşmeyeceğiz. Bizim
önderimiz, bizim yol gösterenimiz Gazi Mustafa Kemal
Atatürk’tür” şeklinde konuşarak 91 yıldır dimdik ayakta
duran cumhuriyeti yıktırmayacaklarını dile getirdi.
6
EKONOMİ
2 Aralık 2014 Salı
Türkiye Taşkömürü
Kurumu'nun (TTK)
yanı sıra özel firmaların faaliyet
gösterdiği
Zonguldak'ta,
kömür üretimi
nedeniyle yerleşim
yerlerinin altındaki
galerilerde adeta
ikinci bir şehir
varlığını sürdürüyor.
Zonguldak’ın altı
166 yıldır kazılıyor
ZONGULDAK - ERDİNÇ AKSOY - Kömür
işletmeciliğine başlandığı 1848'den bugüne
kadar 400 milyon tonu aşan taş kömürü üretilen
havzada, TTK'nın 5 müessese müdürlüğü ile
özel firmaların açtıkları galerilerde kömür üretimi
yapılıyor.
Havzada 13 aspiratör vasıtası ile dakikada
54 bin metreküp hava emilerek 85 tali vantilatör
vasıtasıyla yerin altı havalandırılıyor.
Bölgedeki 10 bin civarındaki maden işçisi, 3
vardiyada girdiği kömür ocaklarında 8 saatlik
üretim faaliyetleri sırasında her türlü ihtiyaçlarını
da yerin altında gideriyorlar.
Yemeklerini ocakta oluşturdukları sofralarda
yiyen madenciler, kilometrelerce uzunluktaki
karanlık dehlizlerde mesaileri süresince ayrı bir
yaşam sürüyorlar.
Ramazan ayında sahurlarını yerin altında
yapan işçiler, oruçlarını madende açıyorlar, yeni
yılı da dualarla burada karşılıyorlar.
Kentte yerleşim alanlarının yüzde 90'ı toplam
61 kilometrekarelik alanı kapsayan Kozlu,
Üzülmez ve Karadon üretim bölgelerinin
üzerinde yer aldığından yer altı ve yer üstünde
binlerce insan mesai yapıyor.
Madencilerin işçi asansörleri ve ardından
bindikleri fayton denilen demiryolu aracıyla
ilerledikleri galeriler, yerleşim yerlerinin altına
uzanan üretim alanlarıyla Zonguldak'ı "iki katlı
şehir" haline getiriyor.
Yer üstünde günlük yaşamın olağan koşuşturmasındaki insanlar ile yer altında kömür
çıkartmak için kazmasını doğanın bağrına
saplayan madenciler, 166 yıllık kömür kentini
farklı kılan en temel özellikleri arasında yer alıyor.
Havzada tespit edilen 1 milyar 310 milyon
ton taş kömürü rezervi düşünüldüğünde kentin
altının daha uzun yıllar kazılmaya devam edilmesi bekleniyor. (AA)
Ayakkabıcılar daha
TÜSİAD: “Türkiye’de
yolsuzluk algısı arttı” fazla denetim istiyor
İSTANBUL- Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği
(TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, iş
dünyasının yolsuzluk algısını ölçmek amacıyla İstanbul
genelinde bir anket gerçekleştirdiklerini belirterek,
"Sonuç büyük ölçüde beklediğimiz gibi oldu. Anket
bize bir kez daha teyit etti, Türkiye'de yolsuzluk var ve
yolsuzluk algısı artma eğiliminde" dedi.
Sabancı Center'da gerçekleştirilen "İş Dünyası Bakış
Açısıyla Türkiye'de Yolsuzluk" seminerinin açılışında
konuşan Dinçer, rüşvet ve yolsuzluğun zaman ve
coğrafyadan bağımsız olarak, bütün ülkelerin öncelikli
sorunlarından biri olduğunu vurguladı.
Dinçer, Dünya Ekonomik Forumu'nun yaptığı çalışmalara göre, yolsuzluğun dünya genelinde iş yapma
maliyetini yüzde 10 artırdığı ve yolsuzluğun maliyetinin
küresel GSYH'nin yüzde 5'ini oluşturduğu bilgisini
verdi.
Avrupa Komisyonu'nun şubat ayında yayımladığı AB
Yolsuzlukla Mücadele Raporu'na göre de yolsuzluğun
AB ekonomisine yıllık tahmini maliyetinin 120 milyar
avro olduğunu aktaran Dinçer, dünya genelinde yılda
rüşvete ödenen paranın 1 trilyon doların üzerinde
olduğunun tahmin edildiğini bildirdi.
Dinçer, şöyle konuştu:
"Ancak ilgili literatür gösteriyor ki yolsuzluğun
maliyeti ödenen rüşvet tutarlarının çok daha ötesinde.
İş dünyası özelinde rüşvet ve yolsuzluk, bir yandan
piyasada rekabeti bozarak verimliliği düşürürken, diğer
yandan sosyal yapıda uzun süreli hasarlara, hukuk
devleti güveninde erozyona ve elbette ülkelerin itibar
kayıplarına neden oluyor. Yolsuzluğun neden olduğu
bu tür finansal, hukuki ve itibar riskleri yatırımları da
olumsuz etkiliyor."
G-20 liderlerinin önceki günlerde yolsuzlukla
mücadeleyi kalıcı bir konu olarak gündemlerine kattıklarını hatırlatan Dinçer, Türkiye'nin 2015 yılında G20
dönem başkanlığını devralacak olmasını bu açıdan
önemli bir fırsat olarak gördüklerini söyledi.
Dinçer, "Başbakanımız Sayın Davutoğlu'nun
Türkiye'nin G20 başkanlığı döneminde yolsuzlukla
mücadeleye ilişkin bir stratejisinin olacağı yönündeki
açıklamasını son derece önemli bir açılım olarak görüyor ve takdir ediyoruz.
Kamuoyuyla paylaştığımız "Türkiye 2015 G20
Dönem Başkanlığı Önerileri için İş Dünyasının
Öncelikleri" raporu çerçevesinde 6 ülkede yaptığımız
araştırma, iş dünyasının yolsuzlukla mücadeleyi
G20'nin ilk üç önceliği arasında görmek istediğini
ortaya koydu. TÜSİAD olarak G20'nin iş dünyası ayağı
olan B20'deki aktif rolümüzle bu konuda her türlü
desteği sağlayacağız" şeklinde konuştu. (AA)
GAZİANTEP - KEREM KOCALAR Türkiye Umum Ayakkabıcılar
Federasyonu (TUAF) Genel Başkanı
İbrahim Buğur, son yıllarda Türkiye
piyasasında sayısı hızla artan kalitesiz ve
sağlıksız ayakkabıların, hem insan
sağlığını hem de sektörü tehdit ettiğini
belirterek, denetimlerin artırılmasını talep
etti.
Buğur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'deki irili ufaklı atölye ve
fabrikalarda her gün binlerce çift
ayakkabı üretildiğini söyledi.
Bu işletmeler içerisinde iyi örnekler
kadar kötülerin de bulunduğunu ifade
eden Buğur, insanların yaşam kalitesini
doğrudan etkileyen ve ayak sağlığının
korunması açısından önem taşıyan sektördeki çürük elmaların temizlenmesini
istedi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin
Canikli'nin, "Sağlığa zararlı olduğu tespit
edilen ayakkabıların illegal içeriye sokulduğu" yönündeki açıklamasını hatırlatan
Buğur, "Son yıllarda Türkiye piyasasında
sayısı hızla artan kalitesiz ve sağlıksız
ayakkabılar, hem insan sağlığını hem de
sektörü tehdit ediyor" dedi.
Buğur, sektördeki sorunların giderilmesi için halkın bilgilendirilmesine yönelik çalışma yapılması gerektiğini ifade etti.
Acilen kamu spotu hazırlanmasını isteyen
Buğur, şöyle konuştu: "Halka ayak
sağlığının önemi ve doğru ayakkabı seçimi gibi konular anlatılmalı. Halk bilinçlendiği zaman bugün yaşanan sıkıntılar
da büyük oranda giderilecektir. Şu an 100
liradan ucuz deri ve kösele ayakkabı
üretilemezken, her gün televizyonlarda 29
lira gibi komik fiyatlara satılan ayakkabı
reklamlarına rastlıyoruz. Bu resmen halkı
kandırmaktan başka bir şey değil."
Buğur, son yıllarda gıda ürünlerinde
yapılan denetim ve cezalandırma işlemlerini takdirle karşıladıklarını dile getirdi.
Benzer uygulamaların ayakkabı için
de yapılmasını talep eden Buğur, "Gıda
ürünlerindeki sıkı denetim halk sağlığını
tehdit ettiği gerekçesiyle artırıldı, kalıcı ve
yapıcı çözümler üretildi. Ayakkabı konusu
da halk sağlığını yakından ilgilendiren bir
konu. O yüzden gıda sektöründeki benzer çalışmaların bizim sektörümüzde de
uygulanmasını talep ediyoruz" diye
konuştu. (AA)
Banka kartı sayısı
nüfusu ikiye katladı
İZMİR - RAMAZAN ERCAN - Kredi
ve banka kartı kullanma alışkanlığının
giderek arttığı Türkiye'de, banka kartı
sayısı 160 milyonu aştı.
Son bir yılda kredi kartı sayısı 448 bin,
banka kartı sayısı ise 5 milyon 398 bin
arttı. AA muhabirinin, Bankalararası Kart
Merkezi verilerinden derlediği bilgilere
göre, Eylül 2013'de 56 milyon 667 bin
648'i kredi kartı, 97 milyon 500 bin 195'i
ise banka kartı olmak üzere 154 milyon
167 bin 843 adet banka kartının olduğu
Türkiye'de, bu rakam Eylül 2014'de 160
milyon 14 bin 779'a yükseldi.
Türkiye nüfusunu ikiye katlayan kart
sayısı, bir yılda 6 milyona yakın artış gösterdi. Son bir yılda kredi kartı sayısı 448 bin
383 artarak 57 milyon 116 bin 31'e, banka
kartı sayısı ise 5 milyon 398 bin 553 adet
artarak 102 milyon 898 bin 748'e yükseldi.
Genellikle para çekme kartı olarak kullanılan banka kartlarının kartlı ödemelerdeki payı ise her geçen gün artıyor. 2011'de
yüzde 12, 2012'de yüzde 15, 2013'de
yüzde 18 olan banka kartlarının toplam
kartlı ödeme adedi içindeki payı, yılın 9
ayında yüzde 21'e yükseldi.
(AA)
“Alo 130 Ürün Güvenliği
Şikayet Hattı” devrede
ANKARA - MEHTAP YILMAZ - Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanı Fikri Işık, güvensiz ürünlerin bildirimi için
kurulan "Alo 130 Ürün Güvenliği Şikayet Hattı"nın
faaliyete geçtiğini belirterek, "İhbar ve şikayetler, en kısa
sürede işleme alınacak ve sonuçlandırılacak" dedi.
Işık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 635 sayılı
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile
bakanlığa, sanayi ürünlerinin, ürün güvenliği ve teknik
mevzuatına uygunluğunu sağlamak amacıyla piyasa
gözetimi ve denetimini, uygunsuzluk halinde gerekli tedbirlerin alınması ve yaptırım uygulanması görevlerinin verildiğini hatırlattı.
Bu kapsamda yaklaşık 3 yıl önce kurulan Sanayi
Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü ile denetim faaliyetlerine başlandığını anlatan Işık, bakanlığın
sorumluluğunda bulunan bin 570 sanayi ürününün 615
denetçi vasıtasıyla kontrol edildiğini belirtti. Işık, yılın 10
aylık döneminde yaklaşık 65 bin ürünün denetlendiğine
dikkati çekerek, denetimler neticesinde yaklaşık 2,5
milyon lira para cezası uygulandığını ve 45 farklı ürünle
ilgili toplatma kararı verildiğini kaydetti.
Işık, bakanlığın sorumluluğunda bulunan sanayi
ürünlerine ilişkin
ihbar ve
şikayetlerin,
Türkiye'nin her
yerinden doğrudan ilgili birimlere
iletilmesini
sağlamak
amacıyla "130
Ürün Güvenliği
Şikayet
Hattı"nın
hizmete
açıldığını ifade
etti. Görevli
denetçiler
aracılığıyla,
piyasa gözetimi
ve denetimi faaliyetlerinin gerçekleştirdiğini söyleyen Işık,
şikayet hattı ile piyasada güvenli ürünlerin dolaşımının
sağlanmasını amaçladıklarını, tüketicilerde de "güvenli
ürün" bilincini oluşturmayı hedeflediklerini vurguladı.
Denetimlerin risk analizleriyle belirlenen ürünler
üzerinde yoğunlaştırıldığına dikkati çeken Işık, özellikle
tüketicilerden ürünlere ilişkin gelen ihbar ve şikayetlerin
dikkate alındığını belirtti. Vatandaşların gerçekleştirilen
denetimlerin bir parçası olmasını istediklerini dile getiren
Işık, Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel
Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan ürünler hakkında
şunları söyledi: "Vatandaşlarımız asansör ve teleferiklerin
yanında otomobille ilgili far, emniyet kemeri, hava yastığı
ve lastik gibi her türlü aksamla ilgili ihbarda bulunabilir.
Buhar ve kalorifer kazanları, set üstü ocak, fırın, kombi,
şofben gibi gaz yakan cihazlar ile elektrik motorları, oda
ve su ısıtıcılar, kaynak, tost, çay kahve makineleri gibi
elektrikli ekipmanların, örneğin enerji verimliliği ile ilgili
sorunları şikayet edilebilir. Tarım, iş, inşaat, kırtasiye, tekstil makineleri, sanayi ve tıbbi gaz tüpleri, mutfak tüpleri,
yangın söndürücü gibi basınçlı ekipmanlar, sigorta, alarm
cihazı, lamba gibi ATEX ürünlerde meydana gelen sorunlara ilişkin ihbar yapılabilir. Dinamit, fitil gibi sivil patlayıcılar, parfüm, deodorant, böcek ilacı gibi aerosol
kaplar ile tekstil ve ayakkabılarda örneğin ürün içeriği ve
etiket denetimi konularında şikayetler iletilebilir." (AA)
ABD ekonomisi beklentilerin
üzerinde büyüdü
WASHİNGTON- Açıklanan
verilere göre,
ABD'de ekonomi
bu yılın üçüncü
çeyreğinde beklentileri aşarak
yüzde 3.9
büyüdü.
ABD Ticaret
Bakanlığı’nın
bugün güncellediği büyüme
verilerine göre,
Gayri Safi Yurtiçi
Hasıla (GSYH)
üçüncü çeyrekte
yüzde 3,9 arttı.
Bakanlık tarafından daha önce
açıklanan büyüme oranı yüzde 3,5 iken, beklentiler yüzde
3,3 seviyesindeydi.
Bu yılın ikinci çeyreğinde de yüzde 4,6 büyüyen ABD
ekonomisi, böylece 2003 yılından bu yana en iyi 6 aylık
performansı gösterdi.
GSMH'nin yukarı yönlü revize edilmesinde kişisel tüketim harcamaları ve stok yatırımlarının önceki tahminlerin
üzerinde artması etkili oldu. Güncellemeye göre, kişisel
tüketim harcamalarındaki artış yüzde 1,8'den yüzde 2,2'ye
yükseltildi. Bu arada, ihracata yönelik artış yüzde 7,9'dan
yüzde 4,9'a çekilirken, savunma harcamalarının yüzde 16
artarak son 5 yılın en yüksek seviyesine çıkması dikkati
çekti.
Veriler, ayrıca GSYH fiyat endeksinin yıllık yüzde 1,4 ile
beklentinin hafif üzerinde arttığını ortaya koydu.
Ekonomistler, üçüncü çeyrekte beklentileri aşan veriyi,
ABD'nin yavaşlayan küresel ekonomiye karşın istikrarlı bir
şekilde büyümeyi sürdürdüğü şeklinde yorumlarken, düşen
petrol fiyatlarının tüketici harcamalarını artırarak ekonomiyi
olumlu etkileyemeye devam edeceği öngörüsünde
bulunuyor.
ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri de ekim ayı toplantısında ekonomideki ölçülü büyümenin sürdüğü ve işgücü
piyasasının güçlü istihdam artışıyla iyileştiği vurgulamıştı.
Büyüme verisi, Fed'in faiz artırımı zamanlaması açısından
büyük önem taşıyor. (AA)
EKONOMİ
2 Aralık 2014 Salı
Türkiye'nin ilk tematik
teknoparkı olan Dokuz
Eylül Teknoloji Bölgesi
(DEPARK) 'nde Dokuz
Eylül Üniversitesi Rektör
Yardımcısı Prof. Dr. Murat
Özgören, AA muhabirine
yaptığı açıklamada,
dünyada aynı zamanda
tıp eğitimi verilen bir
hastane kompleksi ile
Ar-Ge faaliyetlerinin bir
arada yürütüldüğü ender
merkezlerden birisi olan
DEPARK'ın Türkiye'nin
sağlık inovasyon merkezi
olmaya hazırlandığını dile
getirdi.
İzmir, yatırımda en
cazip üç kentten biri
İZMİR- Her yıl milyarlarca dolar ilaç ve tıbbi
malzeme ithalatı yapan Türkiye'nin bu alanda
teknoloji ve rekabet gücünü artırması için sağlık
alanına özel olarak kurduğu ilk tematik teknopark
olan Dokuz Eylül Teknoloji Bölgesi'nin 9 aylık
dönemde çeşitli boyutlarda 70 yatırıma ev
sahipliği yaptığı belirtildi. Dokuz Eylül Üniversitesi
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Özgören, dünyada aynı zamanda tıp eğitimi verilen bir hastane
kompleksi ile Ar-Ge faaliyetlerinin bir arada
yürütüldüğü ender merkezlerden birisi olan
DEPARK'ın Türkiye'nin sağlık inovasyon merkezi
olmaya hazırlandığını dile getirdi. Biyoteknoloji
alanında araştırmalar yapmak üzere oluşturulan
İzmir Biyotıp ve Genom Enstitüsü'nde bazı
hastalıklara yönelik araştırmaların başladığını,
dünya genelinde tıp araştırmalarıyla öne çıkan
Türk bilimadamlarına çağrıda bulunulduğunu
aktaran Özgören, enstitünün yakın gelecekte
Türkiye'yi tıpta dışa bağımlılıktan kurtarma
konusunda önemli adımlar atacağını söyledi.
Bilimsel araştırma altyapısı ve Türkiye'nin
potansiyelinin dünya genelinde Ar-Ge yatırımcılarının dikkatini çektiğini, ABD ve AB başta
olmak üzere çok sayıda ülkeden şirketlerin üst
düzey yöneticilerinin teknoparkı incelemek üzere
geldiğine işaret eden Prof. Dr. Özgören, bir süre
önce Harvard, MIT gibi önde gelen üniversiteler ve
araştırma enstitülerinin bulunduğu ABD'nin
Massachusetts Eyaleti ile temsilcilik anlaşması
imzaladıklarını anımsattı. Bu anlaşmayla sağlık
teknoloji transferi konusunda Massachusetts
eyaletini Türkiye'de temsil edeceklerini anlatan
Özgören, Türk bilim insanlarının da partner ve
finansman arayışında bu kanalı kullanabileceğini,
ürettikleri teknolojiyle bu pazara girmek isteyen firmalara da düşük maliyetlerle hizmet sunulacağını
bildirdi. Benzeri bir anlaşmanın Japonya ile yapılması için Hokkaido Üniversitesi ile görüşmelerin
devam ettiğini vurgulayan Özgören, sözlerini şöyle
sürdürdü:"İzmir'i sağlık inovasyonunda bir sıçrama
noktası olarak adreslemeyi hedefliyoruz.
Teknoparkta yatırım yapan firma sayısı 70'e ulaştı.
80 ile 100 arasında bekleyen başvuru var. Bunların
bir kısmı genç bilim insanlarımız. Onları genellikle
kuluçka bölümüne alıyoruz. Ericcson'un Ortadoğu
ve Kuzey Afrika Bölgesi Ar-Ge Merkezi ile Intel'in
bir Ar-Ge birimi de teknopark katılımcıları arasında. Bunun yanında Türkiye'de tıbbi malzeme ve
ilaç konusunda kendisini dünya çapında ispat
etmiş firmalarımız da var. (AA)
Gölden akaryakıt üretilecek
Moody’s’in 2015 büyüme
tahmini yüzde 2,8
LONDRA - GÖKHAN KURTARANUluslararası kredi derecelendirme kuruluşu
Moody’s’in Kıdemli Türkiye Analisti Banerji,
Türkiye ekonomisinin gelecek yıl yüzde 2,8
büyümesini beklediklerini söyledi.
Türkiye’nin kredi notu ve görünümüne ilişkin 5
Aralık Cuma günü değerlendirme yapması beklenen Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu
Moody’s’in Kıdemli Türkiye Analisti Alpona
Banerji, 2015 yılına ilişkin öngörülerini AA
muhabiriyle paylaştı.
Gelecek yıl Fed’in faiz artışı ilişkili zorlukların,
büyüme modelinin dış finansmana olan bağlılığı
göz önüne alındığında, diğer gelişmekte olan
ülkelerle birlikte Türkiye ekonomisinin şoklara
karşı kırılganlığını artıracağını belirten Banerji,
Türkiye’nin ekonomik büyümesine ilişkin şunları
söyledi:
“2014 sonu itibariyle Türkiye’deki ekonomik
büyümenin, azalan sermaye girişi, yüksek
enflasyon ve faiz oranları nedeniyle güçlenmesi
olası değil. Bunların iç tüketimi ve yatırım
aktivitesini azaltması bekleniyor. Türkiye
ekonomisinin gelecek yıl yüzde 2,8 büyümesini
bekliyoruz. Özellikle Türkiye’nin durumunda,
seçim ortamında, büyümeyi desteklemek ve
yapısal değişimi gerçekleştirmek arasındaki kısa
vadeli gerilimi yönetmek daha zorlaşıyor.”
Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) varlık alım
programı yoluyla bilançosunu genişletme
isteğinin Avro Bölgesi ülkeleri için kredi destekleyici olduğunu dile getiren Banerji, “Fakat bu
durum Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için
daha az etkili” dedi.
Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde
Çin’deki büyüme hızının yavaşlamasından doğrudan etkilenmeyeceğini aktaran Alpona Banerji,
“Türkiye’nin toplam ihracatı içinde Çin’in payının
yaklaşık yüzde 2,3 olması nedeniyle Türkiye,
Çin’deki büyümenin yavaşlamasının etkilerine
daha az maruz kalacak” değerlendirmesini yaptı.
Moody’s Küresel Ülke Riskleri Direktörü
Alastair Wilson da Fed’in olası faiz artırımının
gelişmekte olan ekonomilere yansımasını değerlendirdi.
Wilson, “Piyasalar ileriye bakıyor. Fed’in faiz
artırımına gideceği yönünde geniş çaplı bir beklenti var. Olası bir faiz artışının gelişmekte olan
ülke ekonomileri ve notları üzerinde sınırlı
sonuçları olacaktır" dedi. (AA)
ERZURUM - AYŞE YILDIZ Atatürk Üniversitesi Su Ürünleri
Fakültesi tarafından yapılan çalışma
kapsamında, Tortum Gölü'nden
toplanarak, laboratuvar ortamında
çoğaltılan mikroalglerden akaryakıt
üretilecek.
Fakültenin hazırladığı
"Erzurum'daki Doğal Su
Kaynaklarından İzole Edilebilen
Mikroalglerden Biodizel Üretimi"
Projesi, Kuzeydoğu Anadolu
Kalkınma Ajansı tarafından 94 bin
383 lira destekle kabul edildi.
Proje kapsamında, alglerin üretimi
ve bilimsel çalışma için üniversite
yerleşkesine 135 metrekare polikarbon sera kurularak, özel üretim sistemi oluşturuldu. Tortum Gölü'nden öğretim üyeleri
tarafından toplanan mikroalgler, laboratuvar
ortamında bazı işlemlerden geçirilerek, adaptasyonu sağlandı.
Ardından seraya alınarak, ısısı, beslenmesi
ve bakımı yapılan alglerin burada çoğalması
ve büyümesi sağlandı. Seranın camlarının
mercek özelliği sayesinde az enerjiyle yüksek
sıcaklık elde edilen alanda, mikroalglerin üretiminde başarılı olundu.
Mikroalglerin laboratuvar ortamında yağı
alınarak, çevreye çok daha az zarar veren
biyodizel üretilecek.
Projeyle hem sadece turizm amaçlı kullanılan Tortum Gölü'nden akaryakıt üretilerek,
ekonomiye kazandırılması sağlanacak hem
de ağır tonajlı araçlarda kullanılan 10 numaralı yakıtların sucul canlılara verdiği zararlar
önlenecek. Fakülte tarafından bölge halkına
yönelik kurslar düzenlenerek, göl ekonomiye
Petrol fiyatlarındaki düşüş gıda
fiyatlarına olumlu yansıyacak
İZMİR- Ekonomi Bakan Yardımcısı Adnan
Yıldırım, petrol fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle
gıda fiyatlarında azalma beklediklerini bildirdi.
Yıldırım, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO)
kasım ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan Türk
projelerinden gurur duyduklarını, ihracatçı,
sanayiyi, üretimi bilen İzmir'deki iş adamlarının
bu tür projelerde yer alması gerektiğini anlattı.
İzmir'in Türkiye Gayri Safi Milli Hasıla'sından
yüzde 7'lik pay aldığını, bu kentte kişi başına
gelir ortalamasının Türkiye ortalamasına göre
yüksek olduğunu belirten Yıldırım, ülke
genelinde yüzde 48,3 olan iş gücüne katılım
oranının İzmir'de 55,9, yüzde 45'ler seviyesinde
olan istihdam seviyesinin ise yüzde 47
olduğunu ifade etti.
İzmir'de fiyat artışlarının Türkiye ortalamasından biraz yüksek olduğunu, 8,96 olan TÜFE'nin
İzmir'de 9,47 olduğuna işaret eden Yıldırım,
"Önümüzdeki yıl, petrol fiyatlarındaki düşüşün
etkisiyle gıda fiyatlarında bir azalma, iyileşme
bekliyoruz. Tabiki İzmir de bundan payını alacaktır diye düşünüyoruz" dedi.
Dünya Ticaret Örgütü'nün 2015 Bakanlar
Kurulu toplantısının İzmir'de yapılması için
çalıştıklarını ifade eden Yıldırım, "Umuyorum bu
çalışmamız da başarıyla sona erer ve Dünya
Ticaret Örgütü'nün 169 bakanı ve yöneticileri
İzmir'de buluşurlar. Bu da İzmir için çaba gösterdiğimiz, peşinde koştuğumuz uluslararası
projelerden biri" diye konuştu.
İzmir'de Petkim yatırımları dışında çok fazla
stratejik yatırımlara ilginin olmadığını, pek çok iş
adamının bu tür yatırımları gündemine alabileceğini ifade eden Yıldırım, "Bu yatırımları yaptığınız zaman 5. bölge teşviklerini veriyoruz"
dedi.
Sadece ihracattan, teşviklerden sorumlu
bakanlık olmadıklarını, aynı zamanda ithalattan
da sorumlu olduklarını kaydeden Yıldırım, şöyle
konuştu:
"İhracata desteklerimiz varken elimizde ithalata da belli köstek imkanlarımız var. Biz o
köstekleri de kullanıyoruz. Biz ithalatı da
köstekleme peşindeyiz. Nasıl yatırımları, ihracatı, döviz kazandırıcı faaliyetleri desteklemeye
çalışıyorsak buradaki kararlılığımızın da bilinmesini istiyoruz. Türkiye'de üretilebilecek veya
ithal edilmediği zaman Türkiye'nin herhangi bir
şey kaybetmeyeceği hiçbir şeyin ithal edilmesini
istemiyoruz, buna da izin vermiyoruz. (AA)
OECD’den, işsizlik uyarısı
kazandırılacak.
Fakültenin Dekanı Prof. Dr. Muhammed
Atamanalp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, KUDAKA tarafından desteklenen proje
kapsamında, artık yaşlı göller sınıfında bulunan Tortum Gölü'nden izole ettikleri mikroalgleri, kitlesel olarak üretip, onlardan biyodizel
üretimini amaçladıklarını söyledi.
Tortum Gölü'nden izole edilen mikroalglerin
ilk defa denenecek bir çalışma olduğunun
altını çizen Atamanalp, "Tabii Tortum Gölü,
turizm amaçlı iyi kötü kullanılıyor fakat
ekonomiye kazandırma kısmında henüz
zayıfız. Su Ürünleri Fakültesi olarak,
ekonomiye katkı sağlamak için çalışma yaptık. Türkiye'de enerji açığı hat safhalarda. Bu
çalışmayla ülkemizde çok önemli aşamada
olan enerji açığına belki küçük de olsa bir
katkı sağlamayı, bölge insanına vereceğimiz
kurslarla bunun üretimini yaygınlaştırmayı
hedefliyoruz" diye konuştu. (AA)
Limonun fiyatı 75 kuruşa düştü
MERSİN- Mersin Turunçgil Üreticileri Birliği
(MERTUB) Başkanı Ahmet Dursen Şahin,
Türkiye'nin üretiminin yüzde 65'inin
karşılandığı kentte limonun
bahçeden satış fiyatının 75
kuruşa kadar düştüğünü
bildirdi.
Erdemli ilçesine bağlı
Çeşmeli Mahallesi'ndeki
limon bahçesinde
yürütülen hasat çalışmasını inceleyen Şahin,
gazetecilere yaptığı açıklamada, limonun bir ay önce
hasadına başlandığında
dalında 1,5
liradan alıcı bulduğunu belirterek, bu durumun
üreticileri memnun ettiğini söyledi.
Bölgeden ürün alan tüccarların aldığı ortak
bir kararın fiyatların yüzde 50 düşmesine
neden olduğunu iddia eden Şahin, "Tüccarlar
dalındaki limonun fiyatını 1,5 liradan 75 kuruşa
kadar düşürdü. Bu nedenle üretici limon hasat
7
dönemine sancılı başladı" dedi.
Şahin, limonda geçen yıl yaşanan don olayı
nedeniyle bu sezon rekoltede düşüş beklendiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
"Şu an 75 kuruş olan fiyat üreticimizin
maliyetini dahi karşılamıyor.
Girdi fiyatlarının yükseldiği bir dönemde
satış fiyatlarının
düşmesi üreticinin
perişan olması
demektir.
Çiftçiden limonu
ucuz alarak işleyip
birkaç kat fazlasına satmak için uğraşan tüccarlar artık üreticinin ürettiği ürüne gerçek değeri vermelidir. Bu suni
fiyat düşüklüğünden üreticilerimiz büyük oranda zarar görmekte. Tüccarlarımız bu durumu
bir an önce düzeltip fiyatları üreticiyi mağdur
etmeyecek seviyeye çekmelidir. Biz bu durumun geçici olmasını diliyoruz. İnşallah kısa
sürede limon fiyatlarında yükselme olur." (AA)
PARİS- Merkezi Paris’te bulunan İşbirliği ve
Kalkınma Örgütü (OECD), üye ülkelerde mütevazı
bir ekonomik büyüme tahmininde bulunurken,
işsizlik oranının hala kriz öncesi dönemden yüksek
olacağı uyarısını yaptı.
OECD Ekonomik Görünüm Raporu'nda,
gelişmiş üye ülkelerle ve kalkınmakta olan üye
ülkeler arasında ekonomik göstergeler açısından da
farklılıklar olduğuna işaret edildi.
Gelişmiş ülkeler içinde ABD ve İngiltere için
daha büyük ekonomik büyüme tahmininde bulunan
OECD, Avro Bölgesi ülkelerinde işsizlik oranlarındaki yüksekliğin süreceğini bildirdi.
OECD tahminlerine göre, 3 yıl boyunca en yüksek büyüme hızını Çin sağlayacak. Buna göre, Çin
2014’te yüzde 7,3, 2015’te yüzde 7,1, 2016’da ise
yüzde 6,9 büyüyecek.
OECD ülkeleri arasında ise en yüksek büyüme
hızını 2014’te yüzde 2,2, 2015’te yüzde 3,1,
2016’da yüzde 3 ile ABD yakalayacak.
Büyüme hızını Avro Bölgesi için 2014’te yüzde
0,8, 2015’te yüzde 1,1, 2016’da yüzde 1,7 olarak
tahmin eden OECD, Japonya’nın 2014’te yüzde
0,4, 2015’te yüzde 0,8, 2016’da yüzde 1 büyüyeceğini açıkladı.Öte yandan OECD genelinde
büyüme oranları 2014’te yüzde 1,8, 2015’te yüzde
2,3, 2016’da da yüzde 2,6 olarak öngörülüyor.
Enflasyon oranlarına da yer verilen OECD
raporuna göre, fiyat artışları OECD genelinde
2014’te yüzde 1,6, 2015’te yüzde 1,5, 2016’da
yüzde 1,8 olarak beklenirken, bu oranlar Avro
Bölgesi için sırayla yüzde 0,5, yüzde 0,6, yüzde 1
olarak tahmin edildi. ABD’de fiyatların 2014’te
yüzde 1,4, 2015’te yüzde 1,2, 2016’da yüzde 1,7
artacağı, Japonya’da da 2014’te yüzde 2,9, 2015’te
yüzde 1,8, 2016’da yüzde 1,6 artacağı tahminin de
bulunuldu. Çin için yapılan enflasyon öngörüsü ise
2014 için yüzde 2,1, 2015 için yüzde 2,6, 2016 için
yüzde 3 oldu. OECD’nin dikkati çektiği işsizlik oranlarının ise Avro Bölgesi'nde 2014’te yüzde 11,4,
2015’te yüzde 11,1, 2016’da ise yüzde 10,8 ile yüksek seyredeceği tahmin ediliyor.
İşsizlik ABD’de 2014’te yüzde 6,2, 2015’te
yüzde 5,6, 2016’da yüzde 5,3, Japonya’da 2014’te
yüzde 3,6, 2015 ve 2016’da yüzde 3,5 olarak
öngörülüyor. Bu oranların OECD genelinde ise
2014’te yüzde 7,3, 2015’te yüzde 7, 2016’da yüzde
6,8 düzeyinde gerçekleşmesi bekleniyor. (AA)
KAYIP
Nüfus cüzdanımı kaybettim.
Hükümsüzdür.
Emrecan GÜRKAN
8
KÜLTÜR-SANAT
2 Aralık 2014 Salı
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
ULUSLARARASI BOZKIRIN TEZENESİ
NEŞET ERTAŞ SEMPOZYUMU
Neşat Ertaş, hiç kuşkusuz son 50 yılın halk müziğine damgasını vuran bir mahalli sanatçı idi. 1938 yılında Kırşehir’in Çiçekdağ ilçesine bağlı Kırtıllar köyünde doğmuş olan, Abdal kültürünün en önemli bir simasıydı. Babası Muharrem Ertaş da bir saz ustasıydı.
Oğlu Neşet’e de halk müziği geleneklerini, sanatın
inceliklerini öğretmişti. 5-6 yaşlarında iken sanki bir
yetişkin gibi bağlamayı çalıyordu. Babası ile birlikte
düğünlerde saz çalıp türküler söyledi. Yıllar içinde;
bütün Türkiye’nin ve Türklerin yaşadığı coğrafyanın
insanlarının tanıdığı, bildiği, sevdiği bir sanatçı oldu.
UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” olarak ilân edilen Neşet Ertaş’a, İTÜ Devlet
Konservatuarı tarafından 2011 yılında fahri doktora da
verilmiştir. Daha yaşarken hakkında kitaplar yazılan,
üniversitelerde lisans ve lisans üstü tezler hazırlanan
ve “Bozkırın Tezenesi” adıyla ünvanlandırılan Neşet
Ertaş, 25 Eylül 2012 tarihinde 74 yaşında iken hayata
gözlerini kapadı. “Beni babamın ayak ucuna gömün”
isteği üzerine Kırşehir’de görkemli bir cenaze merasimi ile toprağa verildi.
13-14 Mayıs 2013 tarihlerinde Kırşehir’de Ahi
Evran Üniversitesi tarafından adına, uluslararası bir
sempozyum düzenlendi Sempozyumun tam adı şöyledir: “Uluslararası Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş
Sempozyumu.” Bu sempozyum Birleşmiş Milletler
Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO Türkiye
Milli Komisyonu tarafından da desteklendi.
Sempozyum Ahi Evran Üniversitesi’nin Fen-Edebiyat
Fakültesi Konferans Salonlarında gerçekleştirildi.
Toplantı; üç ayrı salonda iki gün boyunca 21 oturum
halinde yapıldı.
Sempozyuma; 105 bilim adamı, uzman, araştırmacı
ve sanatçılar, bildiriler sundu. Bildirilerde Neşet
Ertaş’ın sanatı ve hayatı ile ilgili çeşitli yönleri ele
alındı. Abdallık geleneği, âşıklık sanatı, ağız özellikleri, türkülerin kaynakları ve âşıklık sanatı içindeki
önemi, müzik sanatına Neşet Ertaş’ın ve Abdalların
katkıları, Abdalların kimlik sorunu, Abdal fıkraları,
halk kültürü kaynağı olarak Abdal müziği, diğer Abdal
müziği icracıları gibi çok değişik konularda bildiriler
ortaya konuldu.
Türkiyenin çeşitli üniversite ve eğitim kurumlarından, Azerbaycan’dan, Kırgızistan’dan, Almanya’dan,
Rusya’dan, bilim adamları iki gün boyunca hazırladıkları bildirileri ortaya koydular, üzerinde bilimsel çalışmalar yaptılar, tartıştılar. 35 üniversiteden 105 bilim
adamı hazırladıkları bildirileri günyüzüne çıkardılar.
Branşlarında ünlü olan bilim adamları toplantıya bildirileriyle katıldı. Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Prof.
Dr. Süleyman Turduyeviç Kayıpov (Kırgız), Nail Tan,
Prof. Dr. Fikret Türkmen, Prof. Dr. Erman Artun, Dr.
Doğan Kaya, Doç. Dr. Nezaket Memmedli
(Azerbaycan), Prof. Dr. Feza Tansuğ, Doç. Dr. Cavid
Qasımov (Azerbaycan), Doç. Dr. Bayram Durbilmez,
Prof. Dr. Ensar Aslan, Prof. Dr. Mustafa Tanç, Prof.
Dr. Ahmat Keleş, Doç. Dr. Gülay Mirzaoğlu, Doç. Dr.
Seadet Şıhıyeva (Azerbaycan), Prof. Dr. Sabahat
Deniz, Prof. Dr. Ziya Avşar, Prof. Dr. Tuncer
Gülensoy, Prof. Dr. Nezihe Şentürk, Prof. Dr. Aynur
Koçak gibi bilim insanları Neşet Ertaş konusunda çok
değerli tespitlerde bulundular.
13 Mayıs 2013 Pazartesi günü sempozyumun açılışında; üniversitenin Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili
ve Edebiyatı Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ensar Aslan,
Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. S. Kudret
Saylam, Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci
birer konuşma yaptılar. Konuşmalardan sonra, Sanatçı
ve Kültür Bakanlığı emekli Genel Müdürü Bayram
Bilge Tokel, Neşet Ertaş ile ilgili konferans verdi.
Birinci gün akşamı Kültür Bakanlığı sanatçıları
Abdullah Gündüz ve Nazlı Öksüz, Neşet Ertaş’ın
repertuarından türkü, bozlak seslendirerek konser verdiler.
Benim tebliğim de Abdal Fıkraları ve Neşet Ertaş ile
ilgiliydi. Ayrıca ikinci gün bir oturumun da başkanlığını yaptım.
Bozkırın Tezenesi usta sanatçı, bozlakların en önemli icracısı, Garip mahlaslı Neşet Ertaş’ın adına düzenlenen, Ahi Evran Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen sempozyum önemli bir dönüm noktasıdır. Bir halk
sanatçısı konusunda, bir üniversitenin bilimsel ve uluslararası sempozyum düzenlemesi bilim kurullarının
artık halk kültürüne önem verdiğinin bir kanıtı olmuştur. Çünkü; üniversitelerimiz bir mahalli sanatçı konusunda böyle uluslararası düzeyde toplantı şimdiye
kadar yapmamıştı. Bu etkinlik bir ilk oldu. Bizler inanıyoruz ki bu sempozyum, diğer üniversitelere de
örnek olacaktır.
Bu nedenle; Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof.
Dr. S. Kudret Saylam’ı, Türk Dili ve Edebiyat Bölümü
Başkanı Prof. Dr. Ensar Aslan’ı ve bu bölümün öğretim üyesi Doç. Dr. Selahaddin Bekki’yi samimiyetle
kutluyoruz.
Paris'te "Türk
Sinemasıyla Randevu"
etkinliği yapıldı
PARİS - Fransa'nın başkenti Paris'te, Türk filmlerinin gösterileceği "Paris'te Türk Sinemasıyla
Randevu" etkinliği kapsamında, ünlü komedyen
Cem Yılmaz'ın "Pek Yakında" filminin gala gecesi
düzenlendi.
Champs-Elysees Bulvarındaki bir sinemada
gerçekleştirilen galaya, Kültür ve Turizm Bakan
Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, Türkiye'nin Paris
Büyükelçisi Hakkı Akil, oyuncular Cem Yılmaz,
Hülya Koçyiğit, Zafer Algöz, Ozan Güven, Tülin
Özen, Kıvanç Tatlıtuğ ile çok sayıda davetli katıldı.
Sanatçı Pelin Batu'nun sunumunu yaptığı galada Bakan Yardımcısı Arıcı, Hülya Koçyiğit'e,
Büyükelçi Akil ise Cem Yılmaz'a festivalin onur
ödülünü takdim etti.
Bakan Yardımcısı Arıcı galadaki konuşmasında,
asırlar öncesine dayanan Türkiye-Fransa ilişkilerinin son yıllarda siyasi ve kültürel alandaki işbirliğiyle güçlendiğini söyledi. Arıcı, farklı kültürlere ait
filmlerin festival coşkusuyla izleyicinin beğenisine
sunulmasının birçok sanatı içinde barındıran sinemanın etkisini daha da artırdığını vurguladı. (AA)
Devlet Opera ve Balesi
Mardin'de konser verdi
Devlet Opera ve Balesi (DOB) 2014-2015 sanat sezonunu Mardin'de verilen konserle başladı.
MARDİN - Mardin Valiliği ve
Devlet Opera ve Balesi Genel
Müdürlüğünce, Atatürk Kültür
Merkezi'nde gerçekleştirilen Mardin
Özel Konseri ilgiyle izlendi.
DOB sanatçılarının aryaları,
napolitenleri ve türküleri harmanlayarak dinleyiciye sunduğu konsere
sanatseverler yoğun ilgi gösterdi.
Konserde, soprano Mine
Kurtoğlu ve Tuğba Mankal, bariton
Murat Duyan ve Aşkın Metiner,
tenor Emrah Sözer ile bas Bülent
Ateşoğlu, Piyanoda Burak Şatan
eşliğinde çeşitli eserleri seslendirdi.
Pop sanatçısı Atiye'nin de sahne
aldığı etkinlikte bazı sanatseverlerin
programı ayakta ya da yerde oturarak izlemek zorunda kaldığı görüldü.
DOB Genel Müdürü ve Genel
Sanat Yönetmeni Selman Ada,
gazetecilere yaptığı açıklamada,
Mardin'e 85 sanatçının geldiğini
etkinliklerin iki gece süreceğini söyledi.
Mardin'e ilk defa geldiklerini,
gördükleri ilgi karşısında çok mutlu
olduklarını belirten Ada, şöyle
ruz. Fakat Mardin'i epeydir ihmal
ettiğimizi gördük. Onun için havalar
soğumadan Mardin'e gidelim dedik.
Mardin'den sonra bahar aylarına
doğru başka illerimize de gideceğiz.
Ayrıca tekrar Mardin'e gelmek istiyoruz." Sanatçı Atiye ise Mardin'de
olmaktan duyduğu memnuniyeti dile
getirdi.
Devlet Opera Balesi Basın Yayın
ve Halkla İlişkiler Koordinatörü
Gülru Hadanoğlu da Mardinlilerin
çalışmaya ilgisiz kalmadığı için
mutlu olduklarını belirterek "
Sanıyorum ki yapılan bütün emekler,
harcanan bütün mesaiye değdi"
dedi.
Konseri dinlemeye gelenlerden
devam etti:
Adnan Günbegi, bu tür organizas"Mardin'in misafirperverliğinden yonların Mardin'de olmasının memdolayı mutluyuz. Mardin'i coşturmak nuniyet verici olduğunu kaydederek,
için iyi bir imkan bulduk. Biz genel
etkinliklerin devam etmesi istedi.
(AA)
olarak birçok yere turneye gidiyo-
Anavarza'da kazılar başlıyor
ADANA - Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür
Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Abdullah
Kocapınar, Anavarza Antik Kenti'nde kısa süre
içerisinde kazı ve çevre düzenleme çalışmalarına başlanacağını söyledi.
Antik kentte incelemelerde bulunan
Kocapınar, Anavarza Antik Kent'i kazı ekibi
başkanı Çukurova Üniversitesi Arkeoloji
Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Fatih
Gülşen'den bilgi aldı.
AA muhabirine konuşan Kocapınar, antik
kentte kazı ve çevre düzenleme çalışmalarının
başlamasıyla 1. derece sit alanı olan antik kentin açık hava müzesine dönüşeceğini belirterek, "İyi bir ekip oluşturduk, ödenek sorunumuz da yok, Anavarza Antik Kenti'nde kısa
süre içerisinde kazı ve çevre düzenleme çalışmalarına başlayacağız" dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in iki
hafta önce Anavarza Antik Kenti'ne gelerek
incelemelerde bulunduğunu hatırlatan
Kocapınar, Çelik'in antik kentin ayağa kaldırılarak turizme kazandırılmasına önem verdiğini
ifade etti. Genel Müdür Yardımcısı Mustafa
Bozdemir başkanlığındaki teknik ekibin çalışmalara başladığını aktaran Kocapınar,
"Anavarza Antik Kenti'ni turizme kazandırmak
başta gelen önceliklerimiz arasında yer alıyordu ancak iyi bir ekip oluşturamadığımız için bu
güne kadar uzadı. Şimdi iyi bir ekip oluşturduk, çalışmaları 12 aya yayılacak şekilde hiç
ara vermeden sürdürmeyi planlıyoruz. Gerekli
restorasyonlar, röleve müdürlüğü tarafından
projelendirilerek hızlı bir şekilde hayata geçirilecek. Kazılar işimizin ana parçası ancak çevre
düzenlemesini de kazı çalışmalarıyla birlikte
yapacağız" diye konuştu.
Kocapınar, Kültür ve Turizm Bakanı Çelik'in
talimatıyla köylülerin mağdur edilmemesi için
de çalışma yaptıklarını kaydetti. Adana'nın
Kozan ilçesinde kale, mozaikler, hamamlar,
kiliseler, zafer kapısı, su kemerleri, kaya mezarları, stadyum ve antik tiyatroyla bin 143
dönümlük bir alanda kurulmuş Anavarza,
Anadolu'nun en büyük antik kenti olarak kabul
ediliyor. (AA)
"Troya" İzmir'de
sahnelendi
İZMİR - Anadolu Ateşi Dans Topluluğu,
"Troya" gösterisini yeni koreografisiyle İzmir'de
sahneledi.
Dünyada 37 milyon izleyiciye ulaşan, 96
ülkede ve 280 civarında şehirde Anadolu
Ateşi'nin sunduğu "Troya" gösterisi, Mavişehir
Spor Salonu'nda İzmirli sanatseverlerle buluştu.
Anadolu Ateşi Dans Topluluğunun genel
sanat yönetmeni Mustafa Erdoğan, gazetecilere yaptığı açıklamada, 6 yıllık deneyimle
Troya'da önemli değişiklikler yaptıklarını belirterek, şunları anlattı:
"Kostümler ve müziklerde farklılıklar, yeni
bölümler, dansçı kadrosunda yenilenme var.
Çok fazla talep geldiği için yabancı dansçı da
kadromuza aldık. Kübalı, Arjantinli, Amerikalı,
Rus dansçılarımız var. Troya mitolojisinde İzmir
de var. Buraya geldiğimizde heyecanlı şekilde
sahneye çıkarız, bizi seven İzmir seyircisine
layık olmaya çalışıyoruz."
"İpek Yolu güzergahını takip edip Viyana'ya
kadar ulaşan Anadolu halklarının göç serüvenini anlatan çok kültürlü ve renkli müzikal" olarak
tanımladığı "Doğunun Kapıları" projesini, gelecek sezon sahnelemeyi planladıklarını dile getiren Erdoğan, İzmir'de de dans okulu açmayı
planladıklarını da sözlerine ekledi. (AA)
güneş… ve kalbimsin yüzünle
ağıymış herkesin göremediği…
aynalarda gülümseyen. Ben aşka
Ey Sevgili… Aşk denizinde şükür ve tevekulaşmakla mutluluk sarhoşu olan külle yol almayı ben senden öğrendim… şükrün,
ve sevdanla çıldırmış bir âşığım
şükrümü büyüttü; tevekkülün teslimiyetimi...
artık.
Fırtına ya da bora da çıksa artık deryanda,
Derin bilinen deryalardan
şükür kayığım ve tevekkül küreklerimle yol aladaha derin senin derinliğin…
cağım vuslata bundan sonra...
BENCİLEYİN
Ateşinin içindeki kor bilinmezler
Hedefim belli artık; sonucum belli… Sonlu
SÖZLER
ülkesinden lakin serinliğin de
olanı öldürdüm içimde lakin sonsuz olana iştiyabenzersiz senin.
kım daha da arttı sonuçta... Biliyorum sevmekle
Adını zikreden dudaklarım
açılır kapılar ve şükürle yakın olur uzaklar. İşte
ismini her söyleyişte yeniden
bu yüzden Rabbimi de, seni de çok seviyorum
râm oluyor aşkına… Gözlerim
yâr...
seni gördüğünden beri âmâ…
Şu an bilsen hâlimi şaşarsın sevgili… Bir
Ey Sevgili! Eğer bir gün sana
ÇOK’LAR AZ OLDU SENLE AZ’LAR ÇOK… verdiğim
sözü bile unutma ihtiuçurtma gibi hissediyorum kendimi; rüzgârım
malim geçerse kalbimden hiç
sensin... Seninle coştum ve hasret ırmağından
Yaşadığımız dünya bir rüya... Ben gerçeğe bu
düşünmeden as beni aşkın darağacına; idamım
şükür denizine seninle vardım ben; seninle
rüyanın en güzel tarafı ile yürüyorum şimdi;
ibret olsun aşkta yalan söyleyen gönüllere… ama aktım...
payıma düşen neyse razıyım ona... Beklemekse
sen beni unutur veya sözünden vazgeçecek olurSeninle var'ım; sensiz yokluğa mahkûm hasret
beklemek; susmaksa susmak; gülmekse gülmek;
san, aşka boynumu eğerim bir daha kaldırmama- çeken çok’um… Çoklar az oldu senle; az'lar
ağlamaksa ağlamak…
sıya; susarım, küserim dünyaya ve ukbaya; sonçok...
ve öyle hissediyorum ki aşkta senin tarifin
Ölmeden kaç defa ölür bir insan... Ben bunu
rada senin olan gözlerimi dağlar, rûhumu da asayok... Sonsuzluğum dediğim yâr; sahibimsin
tecrübe ediyorum şimdi. Bir sayısı var mı bilerım mahşerin giriş kapısına...
işte; hâkimimsin... Sensin beni güzelleştiren
mem; lakin bildiğim sonsuzluğa ulaşmak için
Ömrüme Allah’ın izniyle sonsuzluk olarak
diyar...
ölmekten de korkmuyorum; razı olmanın tüm
işlenmiş yârim... Varlığım, aşkınla şen; ruhum
ruhunla mutlu. Beni ne kadar
sorumluluğunu hissediyorum iliklerimde...
seveceksin dersen vereceğim
Ömrüme açan ve solmayacak olan en güzel
cevap, ruhumun ömrü kadar…
çiçeksin yâr… Seninle nefes alıyorum ben ve de
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Aşk seninle güzel… Beni
senin nefesinde yaşamak bilsen ne güzel; düşten
güzelleştiren de sensin
Sanır ki tüm insanlar gönlün yoktur kabuğu,
de güzel...
Rabbimden sonra… Hasret,
Yüreğime ve ömrüme yazılmış ismini silecek
Asıl kabuk ardında aşkı gölgeler buğu.
mutluluk ve huzurun ilk basabir silgi yok dünya üzerinde… Kâinat ikimizin
mağıymış anladım ve şikâyetçi
Güzelliği dillere destan olan sevdiğim
etrafınızda döner bir hâl aldı kalbim için...
değilim
artık
ondan.
Vuslat;
sonSenden gayrı her şeye lâl oldu gönlüm ve dilim.
Seni gören kıskanır intihar eder kuğu.
suzluğa gerilen bir örümcek
Gecemde parlayan yıldızsın; günümü ışıtan
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
2 Aralık 2014 Salı
Güneydoğu’da, acının
paylaşıldığı “Taziye
Evleri” hızla artıyor
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, başsağlığı
dileklerini 3 gün boyunca taziye evlerinde kabul ediyor. Yoğun göç ve kentleşmenin ardından geniş aile yapıları nedeniyle taziyelerin apartman dairelerinde
gerçekleştirilmesinde yaşanan sıkıntıyı gidermek amacıyla sivil toplum örgütleri, hayırseverler ve belediyeler tarafından yıllar önce yapımına başlanan taziye evlerinin sayısında hızlı artış yaşanıyor.
DİYARBAKIR - Diyarbakır ve
Şanlıurfa'da başta olmak üzere bölgede
genelinde erkekler için yüzlerce taziye evi
yapılırken, ziyaretçileri ağırlamada bu
mekanların sağladığı büyük rahatlık
nedeniyle kadınlar için de taziye evi oluşturulmaya başlandı.
Başsağlığı dileğinde bulunmak üzere
gelen herkes içerideki toplulukla vefat
eden için fatiha okurken, taziye sahipleri,
acılarını paylaşmaya gelenlere 3 gün
boyunca çay ve mırranın yanı sıra yemek
ikramında bulunuyor.
Dicle Üniversitesi (DÜ) Fen Edebiyat
Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof.
Dr. Rüstem Erkan, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, bir yapının var olabilmesi için
onun önemli bir işlevinin olması gerektiğini belirterek, taziye evlerinin de önemli bir
işlev sağlaması nedeniyle ortaya çıktığını
söyledi.
Köylerde vatandaşların daha çok cami
avlusunda taziyeleri kabul ettiğini, hem
nüfus artışı hem de göç dalgası sonucu
apartman dairesinde bu geleneğinin sürdürülemez hale geldiğini aktaran Erkan,
kent yaşamında bu sorunu çözebilmek
için iyi bir uygulama olarak taziye evlerinin ortaya çıktığını belirtti.
Geniş aile ve feodal yapı nedeniyle bölgede, taziyelerin kalabalık olduğunu vurgulayan Erkan, şöyle konuştu:
"Taziye evleri dayanışma duygusunu
geliştiriyor ve acıların paylaşılmasını sağlıyor. Bölgede artık her köyün bile illerde
taziye evi var. Genellikle birbirini tanıyan
insanların taziyesi aynı yerde yapılıyor. Bu
da yeni bir dayanışma ağını oluşturuyor.
Bölgeden göçten dolayı taziye evleri artık
batı illerinde de yaygınlaşmaya başladı.
Mersin, Adana, İzmir ve İstanbul'da da
bölgeden göç edenlerin açtığı taziye
evleri var."
Diyanet Sen Diyarbakır Şube Başkanı
Ömer Evsen ise taziye evlerinde toplumun önemli bir ihtiyacının karşılandığını
söyledi.
Evlerde taziyeye gelenlerin ağırlanmasının zorlaşması nedeniyle profesyonel
anlamda taziye evlerinin kurulduğunu bildiren Evsen, şöyle dedi:
"Üzüntülü aileye sabır dilemek, o acılı
döneminde onlarla olmak halk arasında
kaynaşmayı sağlıyor. Bölgeden göçle
artık batı illerinde de taziye evi oluşturuluyor. Böylesi bir geleneğin bölgemizden
tüm ülkemize yayılması güzellikler açısından son derece önemlidir."
Diyarbakır'da neredeyse her köyün
taziye evinin bulunduğunu dile getiren
Evsen, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Taziye evi bazı kolaylıkları da sağladı.
Birisine başsağlığı dileğinde bulunmak
için evlere gidilmesine gerek kalmadı.
Çünkü her köyün ve ilçenin Diyarbakır'da
taziye evi var. Bunlar da herkes tarafından bilinen mekanlardır. Bu sayede
vatandaşın zaman kaybı olmuyor.'' (AA)
Kursta hem "Kur'an" hem de "okuma yazma" öğreniyorlar
SAMSUN - 19 Mayıs ilçesi Çiftlik
Mahallesi'nde yaşayan, aralarında okuma
yazma bilmeyenlerin de bulunduğu ev
kadınları, ilçe müftülüğü tarafından mahallelerinde açılan Kur'an kursunda hem dini
bilgileri hem de okuma yazmayı öğreniyor.
Aralarında 40 yaşından 75 yaşına kadar
ev kadını yer alan kursiyerler, haftanın 5
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
2
3
4
5
6
günü mahalle camisinde açılan kursa
gelerek, yıllar sonra kalem defter tutmanın
heyecanını yaşıyor. Kur'an kursu öğreticisi
Esra Yılmaz (26), AA muhabirine yaptığı
açıklamada, kayıtlı 28 öğrencilerinin
bulunduğunu ancak bahçe işleri nedeniyle devam eden 15 kursiyerin olduğunu
söyledi. Kur'an-ı Kerim okumayı öğretmenin dışında tecvit, mahreç, talim, siyer,
ahlak, fıkıh dersleri verdiklerini anlatan
Yılmaz, "Geçen yıl sürekli Kur'an-ı Kerim
üzerine çalıştık. Bu yıl dini sorumluluklar
üzerinde duruyoruz. Hepsi çok gayretli,
çok çalışkan. Küçük bir öğrenci nasıl
hocasına tabiyse o heyecanla çalışıyorlar.
Yazılı yapıyoruz, puanlama yapıyoruz"
dedi.
Okuma yazma bilmeyen çok sayıda
kursiyer bulunduğuna dikkati çeken
7
8
9
10
BULMACA
15
16
17
18
1. Devletin gelir ve giderlerini yöneten kuruluş. – Üye. 2. Karışık renkli. – Kısırlık,
verimsizlik. 3. Birine, namusuna dokunur bir suç yüklemek. 4. Saha, meydan. –
Ağlayan, inleyen. 5. Fas’ın plaka işareti. – Açık, ortada, herkesin içinde yapılan. 6.
Nezretmek. – Tibet öküzü. 7. Kasaplarda satılan kesilmiş hayvan. – Sarhoş ya da
külhanbeyi bağırması. 8. Evrensel alıcı kan grubu. – Taşıt dizisi. 9. Küçültücü söz
veya davranış. – Arapçada su. 10. Bir nota. – Müslüman inanışına göre, kıyamet
günü bütün ölülerin toplanacakları yer. 11. İcar. – Uzun ve yorucu, özenli çalışma.
12. Gelenek. – Suçu bağışlama. 13. Bir nota. – Balık avlamakta ya da odun taşımakta kullanılan büyük kayık. 14. Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.
– Güney Kafkasyalı bir halk. 15. İki yüzü beyaz kapsız yorgan. – Polonya halkından olan. 16. Kırık kemikleri bir arada tutturmak için kullanılan tahta gibi düz nesnelere verilen ad. – Ruh. 17. Yönerge, direktif. – Şaşma anlatan ünlem. 18. Hatay
ilinde bir göl. – Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. 19. İlave. – Hafif
alkollü bir içki. 20. Yabancı. – Sincap.
1. Samanla karışık tahıl. – İlenme, beddua. – Bir tür etli ve büyük zeytin. 2.
Bayağı, sıradan. – Tıp dilinde kuvvetsizlik. – Yapılan iş, edim, fiil. 3. Bir cins cilalı
zamk. – Afrika’da sıradağlar. – Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi. 4.
Kuranda bir sure. – Baryumun simgesi. – Çözümlemeli. 5. Köpek ve inekler için
un ve kepekle hazırlanan yiyecek. – Mikroskop camı. – Eski Mısır’da bir tanrı. –
Herkes, el gün, yabancılar. – Berilyumun simgesi. 6. Düzenli ekilen yer. – Defa,
kez. – Gerekenden eksik. – Samsun ilinin bir ilçesi. 7. Yardım istendiğini anlatan
bir ünlem. – Bitmemiş, eksik, tamamlanmamış. – Bir toplulukta benimsenmiş
gelenek ve görenekler, ahlaki davranış biçimleri, adap. 8. Operasyon. – Fakirlik,
yoksulluk. – Kimileri uğur sayar. 9. Anlak. –
Bulmaya çalışmak. – Bucak. 10. Binek hayvanı. –
ÇÖZÜMÜ
Şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi
değişmeyen bölüm. – Çıplak toprak. – İslam’ın beş
BUGÜN
şartından biri.
11. SAYFADA
19
20
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
VAROLUŞUMUZU SEVGİYLE GERÇEKLEŞTİRMEK
Müslüman Türk medeniyeti, bir
nin sırrını, özünü, anlamını, felsefesini
sevgi medeniyetidir. Hem beşerî aşkı,
ortaya koymamız lazım. Milliyet ruhu
hem ilahî aşkı, hem tabiat aşkını, hem
olmadan Türk milleti birbirini neden
ideal aşkını, hem vatan aşkını, hem
sevsin?
millet sevgisini bizim kadar derinlikli
Aynı millete mensup olma şuuru
bir şekilde dil dediğimiz kalıba dökeolmadan biz birbirimizi neden sevecerek ifade eden ve sevgi etrafında büyük ğiz? Birbirimizin derdi hepimizin
edebiyatlar üreten başka bir millet yok- derdi, çünkü biz Türk milletiyiz,
tur.
Türklük ailesinin fertleriyiz bilinci
Günümüze geldiğimizde maalesef,
olmazsa insanlar birbirini neden sevTürk milleti büyük oranda dejenere
sin?
edildi. Köklerinden koparıldı, temel
Bireysel menfaatine tapar hâle getiridinî ve millî kültür damarları kesildi.
len bencil kişi, milletdaşını değil, kenBeslendiği, teneffüs ettiği dinî ve millî
dine menfaat sağlayacağına inandığı
atmosferi zehirlendi. İnsanımız, batılıgâvuru sever. İnsanımız neden Avrupa
laşma sevdasıyla, kendine, kendi
Birlikçi, Amerikancı, bilmem neci
değerlerine, kendi köklerine, kendi fıtolmuştur? Avrupa Birliğinin kendisine
ratına yabancılaştırıldı.
bireysel anlamda menfaat sağlayacağıMilliyetine düşkün olan insanımız,
na inandırılmıştır.
iyi düşünülmüş, akıllıca planlanmış,
Ona Avrupa Birliğine girince sen birbol para ile fonlanmış, şeytanca taktik- den bire zengin olacaksın denilmiştir.
lerle yürürlüğe sokulmuş emperyalist
O da bu hayalle kolay bir şekilde vataprojeler kapsamında ırkçılıkla, faşistnını, milletini, topraklarını, fabrikalarılikle, şovenlikle suçlanarak onu millet
nı, bankalarını, elinde nesi var nesi
olarak ayakta tutan milliyet ruhu öldüyoksa hepsini, bütün kutsal değerlerini
rülmüştür. Böylece millet sevgisi yok
satabilecek bir duruma getirilmiştir.
edildi.
Sevgi, kişinin önce kendisiyle barıKüreselleşme, evrensellik, dünya
şık olması demektir. Kendini seven,
küçüldü küçük bir köy oldu, içimize
milletini sever, kendini seven Allah’ını
kapanmamak gerek, dünyaya açılmak
sever, kendini seven vatanını sever.
gerek, biz de Avrupa’dan daire alıyoKendini seven bütün kâinatı sever.
ruz, ev alıyoruz ne olmuş büyük büyük Sevgi, kişinin kendisi ve kendi dışındavatan toprakları, iri iri kurumlarımız
gâvura satılıyorsa, bunda ne var, adam- ki bütün varlıklarla kurduğu soyut bir
lar toprağımızı valizlerine koyup götür- iletişim sistemidir. Bu sistem, hiyerarmüyorlar ya, masalları ile vatan sevgisi şik bir düzene bağlıdır. Fert, aile, köy,
kasaba, şehir, ülke, millet ve bütün
yok edildi.
insanlık. Bu zincire bağlı bir sevgi
Gericilik, ilkellik, modernizm, seküakımı bizi biz yapar, bizi insan yapar.
lerizm, uzay çağı, bilmem ne diyerek
Bize bugün, emperyalistler ve onlainsanımızın ruh iklimini çiçeklendiren,
rın yerli işbirlikçilerince dayatılan
hayatına anlam kazandıran, bütün
eksikliklerine, yoksulluk ve yoksunluk- nedir? Kendini ve milletini sevme,
larına teselli veren din sevgisi yok edil- insanlığı sev!.. Hümanist ol, Türk’e
yani kendine küfret, Ermenici ol,
di.
Kürtçü ol, bilmem neci ol, Avrupacı ol,
İnsanımızın sevme duygusunun
Amerikancı ol, onlar ne isterse ver!...
yöneldiği gerçek değerler olan din ve
Kendinden başka herkesi sev, insancılmilliyet yok edilince onların yerine
lık, hümanistlik, demokratlık, özgürsahteleri olan para, kadın, şehvet, şiddet, bencillik, tüketim, eğlence, gâvura lükçülük, insan haklarıcılık, kültürel
haklarcılık budur!.
taparlık, Avrupa, Amerika köpekliği,
Sakın Türklerin birbirini sevmesinkendine düşmanlık, düşmana yalakalık
den, Türklerin birbirini tutmasından,
gibi sapkınca sevgi duyguları ikame
Türklerin birbirleri lehine yararlı çalışedildi.
malar yapmasından filan bahsetme! O
Türk gençliğinin kurtuluşu için
zaman ırkçı olursun!.. Bu ibişlerin bize
duyarlı, bilgi ve bilinç donanımına
dayattığı insan sevgisinin içinde nedensahip bütün Müslüman Türk aydınlarıse Türk’ün Türk’ü sevmesine yer yoknın, öğretmenlerinin, yazarlarının,
tur! Adamların süslü, modern, bilimsel,
siyasetçilerinin, kanaat önderlerinin
sosyolojik, bilmem ne kılıflı laflarla
hızla hakiki değerleri, yani din ve milliyet sevgisini yayma çalışmalarına gir- Türk düşmanlığına dayalı nasıl bir
sinsi ırkçılık yaptıkları aslında ayan
meleri gerekmektedir.
beyan açık. O zaman ahmak ve aptal
Kuru kuruya “hadi birbirimizi seveolmadığımızı göstermek için millî
lim” yavesi bir işe yaramaz.
Birbirimizi neden sevmemiz gerektiğibilinç kuşanmanın tam zamanıdır.
67 yıldır mağarada
yaşıyorlar
Soldan sağa:
Yukarıdan aşağıya:
14
TÜRKÇE BAKIŞ
Yılmaz, şunları söyledi:
"Ali okuluna (Ali mektebi olarak da anılan, okuma yazma öğrenilen yer) gidip
okuma yazmasını geliştiremeyenler var. O
konuda da sürekli yazıya çalıştırıyorum.
Çünkü bir yere gittikleri zaman bir tuvalet
yazısını dahi okuyamayan teyzelerimiz var.
O yüzden okuma yazmalarını da geliştiriyoruz. Bir taraftan okuturken bir taraftan
yazdırıyoruz. Ev ödevleri veriyorum ki
kendilerini daha çok geliştirsinler.
Okumamanın verdiği eksikliği yaşamalarını istemiyorum. 'Aman hocam bana
dokunma, ben ne anlarım o işten' diyenler
bu sene kalemler elinde yazıyorlar.
Oldukça ilerlediler. Hiç okuma yazma bilmeyenlerin eline kağıt veriyorum. Onlara
da harfleri çizdiriyorum. Onların da alışmalarını sağlıyorum." (AA)
12
13
9
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
BATMAN - Batman'ın Çayüstü
köyünde 12 çocuk, 37 torun sahibi
Fatma (80) ve Hüseyin Ekinci (81)
çifti, eve dönüştürdükleri mağarada 67 yıldır yaşamlarını sürdürüyor.
Çayüste köyünde ikamet eden
Ekinci çifti, 67 yıldır mağarada
yaşamayı tercih ediyor.
Hüseyin Ekinci, AA muhabirine,
eşiyle geçimlerini köyde çobanlık
yaparak sağladıklarını söyledi.
Doğduğundan beri köyde yaşadığını ifade eden Ekinci, şöyle konuştu:
"Hayvancılığın yanı sıra çiftçilik
yaparak geçimimizi sağlıyoruz. 25
yıl çobanlık yaptım. Mağarada
yaşamak başka betonarme evde
yaşamak başka. Her ikisinin de
kendine göre güzel yanları var. 12
çocuğumuzu burada büyüttük.
Eğitim imkanı olmadığı ve yaşadığımız yerin küçük oluşu nedeniyle
çocuklarımız şehre göç etti. Ben ve
eşim yalnız yaşıyoruz."
Ekinci, çocuk ve torunları köye
geldiği zaman mağaraya sığama-
dıklarını aktardı.
Hüseyin Ekinci ile evlenerek
mağaraya gelin geldiğini dile getiren Fatma Ekinci de burada yaşamın zor olduğunu dile getirdi.
Mağara yaşantısının güzel olduğunu ancak birtakım sorunlarının
bulunduğunu anlatan Ekinci, şöyle
devam etti:
"Çocuklarımız büyüdükten sonra
şehre göç etti. Bazı sıkıntıları olsa
da mutluyuz, huzurluyuz. Yoksulluk
ve okulsuzluktan köyde kimse kalmadı. Sadece 5-6 ev bulunuyor.
Köyümüzün bir geliri yok. Daha
önce hayvan besleyerek geçimimizi sağlıyorduk ama yaşlandık artık
hayvan bile besleyemiyoruz."
Köy muhtarı Mesut Ekinci de
Ekinci ailesinin yıllardır mağarada
yaşadığını ifade ederek, "Ekinci
ailesinin çocukları zamanla büyüdü
ve evlendiler. İhtiyaçlar farklılaşınca
Batman'a göç ettiler. Bu ailemiz
buradaki yaşam onlar için şehir
yaşantısından daha güzel gelince
kalmayı tercih ettiler" dedi. (AA)
10
SAĞLIK
2 Aralık 2014 Salı
Psikiyatri hastalarına sinema ile terapi
DİYARBAKIR - Diyarbakır
Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi
Psikiyatri Kliniği'nde hastalar tedavileri
kapsamında sinema filmi de izliyor.
Hastane yönetimince hastanedeki
atıl bir odanın sinemaya dönüştürülmesiyle psikiyatri hastaları tercih ettikleri filmleri izleme imkanı buluyor.
SOSYAL TERAPİ
Diyarbakır Selahaddin Eyyubi
Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı
Murat Acar, yaptığı açıklamada, psikiyatri hastalarının tedavisinde başarıyı
artırmak için spor, müzik, el işi, resim
ve benzeri aktivitelerle terapi yaptıklarını anlatarak, bu tür aktiviteleri psiki-
yatri doktorlarının talep ettiğini söyledi.
"Hastalara medikal tedavinin yanı
sıra sosyal bir terapi imkanı da sunuyoruz" diyen Acar, bu çalışmaların geri
dönüşlerinin çok olumlu olduğunu vurguladı.
Acar, hastaların en iyi şekilde tedavi edilmelerinin en büyük hedefleri
olduğunu dile getirerek, bu konuda
birçok hastaneden daha ileri durumda
olduklarını aktardı.
SİNEMALI TERAPİ
Psikiyatri Klinik Şefi Süleyman
Dönmezdil de daha önce yaptıkları
aktiviteler sayesinde hastaların tedavi-
sinde çok hızlı ilerleme kaydettiklerini
vurgulayarak bu nedenle aktivitelere
sinemalı terapiyi de eklediklerini söyledi.
Atıl bir odayı sinema salonuna
dönüştürdüklerine dikkati çeken
Dönmezdil, şöyle konuştu:
"4 klinikteki hastalarımız haftada
en az 2 gün film izliyor. Bu sosyalleşmeyi de artırıyor. Ayrıca, 'Sanat
Atölyesi' projesini hazırladık.
Uygulandığında hastalar ebru, el işi,
resim ve takı tasarımı gibi çalışmaları
Halk Eğitim Merkezi'ndeki eğiticilerin
gözetiminde yapacak. Bu etkinlikler
sayesinde sosyalleşen hastalarımız
bizden bisiklet istiyor. Bir hastamız,
'Ben hayatımda hiç sinemaya gitmemiştim. Allah razı olsun, burada sinema filmi izledim' dedi. Çok mutlu
olduk."
Klinikteki hastalar için halkın da
desteğiyle kütüphane kurduklarını
anlatan Dönmezdil, ünlü yazarların
yanı sıra toplumun tüm kesimlerinin
kendilerine kitap desteği sunduğunu
belirtti.
Hasta yakınları ile de sürekli iletişim halinde olduklarına değinen
Dönmezdil, şunları dile getirdi:
"Hasta yakınlarının, hastalarına
kaybedilmiş bir insan gözüyle bakmalarını istemiyoruz. Hastaların ilaçlarını
düzenli almaları, kontrollerini düzenli
yapmaları ve rehabilite edilmeleri
halinde sağlıklı insanlardan hiçbir farklarının olmayacağının bilinmesini istiyoruz." (AA)
Uyuşturucu madde ile ilk tanışanlar
için “İlk Adım Merkezleri” kuruluyor
ANKARA - Uyuşturucu ile mücadele kapsamında harekete geçen
Sağlık Bakanlığı, Alo Danışma Hattı
kuracak. Bakanlık, madde ile ilk kez
tanışanları AMATEM yerine eylem
planı kapsamında faaliyete geçecek
İlk Adım Merkezleri'ne yönlendirecek.
Söz konusu merkezler, ilk etapta 11
büyükşehirde hizmet verecek.
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk
Sağlığı Kurumu Başkanı Seçil Özkan,
Uyuşturucu ile Mücadele Eylem Planı
ile ilgili AA muhabirine açıklamalarda
bulundu.
Sekiz bakanlık tarafından çalışılan
Acil Eylem Planı'nın, ilgili paydaşlarla
birlikte 28-29 Kasım 2014'te ATO
Congresium'da düzenlenecek 1.
Uyuşturucu ile Mücadele Şurası'nda
masaya yatırılacağını ifade eden
Özkan, her bakanlığın yürüteceği faaliyetlerin içeriğinin tartışılacağı, eksikliklerin belirleneceğini bildirdi.
Özkan, mücadele kapsamında
öncelikli stratejinin "koruma" olduğunun altını çizerek, "İlk amacımız, kişinin maddeye hiç yönelmemesi ve kullanmamasının sağlanmasıdır" dedi.
Uyuşturucu ile mücadelede Sağlık
Bakanlığına önemli görevler düştüğünü dile getiren Özkan, ilk olarak bu
konuda gençlere ve ailelere farkındalık
kazandırmayı amaçladıklarını söyledi.
Özellikle doğrudan tedavi merkezlerine gitmek istemeyenlerin yeni kurulacak Alo Danışma Hattı'ndan yardım
alabileceğinin bilgisini veren Özkan,
şunları kaydetti:
"Yapılacak çalışmalarla, bağımlılığın insan sağlığını bedenen ve sosyal
yönden kötüye götürdüğünü göstermek istiyoruz. Bu kişinin böylesi bir
durumda kime danışacağı, nereye
başvuracağına yönelik hazırlanan
Danışma Hattı'nı yapılandıracağız.
Burada, donanımlı ve eğitimli sağlık
personeli, hem danışana bilgi verecek,
hem aileye bulguları anlatacak, hem
ihbarları alarak gerekli yerlere iletecek.
Bunun yanı sıra madde bağımlılığı
şüphesi halinde de kişiye gerekli olduğunda randevusunu da alarak hizmet
alımını sağlayacak. Danışma Hattı,
7/24 saat çalışacak. Danışanın kişisel
bilgileri gizli olacak."
Özkan, danışanlara yapılan doğru
yönlendirme ile hem farkındalığın artacağını hem güvenin sağlanacağını
hem de tedavinin yapılabileceğine
dikkati çekti.
İlk kez madde ile karşılaşan kişilerin ya da bunu anlayan ailelerin nereye
başvuracağına ilişkin nasıl bir yol izleyeceğini de anlatan Özkan, Aile ve
Sosyal Politikalar Bakanlığı ve
Yeşilay'ın koordinasyonunda 'İlk Adım
Merkezleri'nin bu kişilere cevap vereceğini bildirdi.
Burada söz konusu kişinin gerçekten madde kullanıp kullanmadığının ya
da buna yönelik bir eğiliminin olup
olmadığının belirleneceğini belirten
Özkan, psikoterapi dahil olmak üzere
gerekli sürecin Sağlık Bakanlığının
desteği ile devam edeceğini söyledi.
Madde ile ilk kez tanışanların,
AMATEM ve ÇAMATEM yerine eylem
planı kapsamında kurulacak İlk Adım
Merkezleri'ne yönlendirileceğini vurgulayan Özkan, söz konusu merkezlerin
ilk etapta İstanbul, Ankara, İzmir,
Mersin, Diyarbakır ve Erzurum'un aralarında bulunduğu 11 büyükşehirde
hizmet vereceğini ifade etti.
Uyuşturucuya karşı bakanlığın
bütün birimleriyle mücadele ettiklerinin altını çizen Özkan, bu süreçte aile
hekimliklerinden de yararlanacaklarını
kaydetti.
Özkan, madde kullanmaya başlayan kişilerin, yetişkinler için AMATEM
ve çocuklar için ÇAMATEM denilen
tedavi merkezlerine yönlendirileceğini
dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Buraları da güçlendirerek, tedavilerin daha etkili yapılması sağlanacak.
Çünkü, etkili tedavi yapılmadığında,
bu kişilerin yaklaşık yarısı tekrar
madde kullanmaya başlayabiliyor.
Bu nedenle önce etkili tedavi;
arkasından da iyi bir sosyal rehabilitasyon yapılacak. Çünkü, iş ve sosyal
anlamda statü kazanması ya da meslek anlamda gelişim sağlaması için bu
desteğin verilmesi gerekiyor. Madde
kullanımı dışındaki tıbbi sağlık sorunlarının da çözümlenmesi gerekiyor ki
bir şekilde geri dönüş olmasın." (AA)
Parkinson hastalığına neden olan gen bulundu
ANKARA - Bilkent ve Washington
üniversiteleri bilim insanları, parkinson
hastalığı ve el titremesine neden olan
geni buldu. Bilkent Üniversitesi'nden
yapılan açıklamaya göre, araştırma, bilim
alanında en prestijli yayınlardan olan
Amerikan Bilimler Akademisi'nin yayın
organı Proceedings of the National
Academy of Sciences, Amerika'da
yayınlandı. Bilkent Üniversitesi ve
Washington üniversitesi araştırmacıları,
Hacettepe ve Ankara Üniversitesi'nden
klinisyenlerle yaptıkları ortak araştırma
kapsamında yaklaşık 400 yıldır Orta
Anadolu'da yaşadığı bilinen bir ailede bu
sorunun yanıtını buldu. Bu buluş ile
insanlarda en sık gözüken iki farklı hareket bozukluğunun ortak sebebi ilk kez
tanımlanıyor. Bu buluştan sona yeni
tedavilerin önünün açılması bekleniyor.
Özellikle bir işi yaparken ellerin titremesi (esansiyel tremor) insanlarda görülen en sık hareket bozukluğu. Bu rahatsızlığa tüm dünya nüfusunda yaklaşık
yüzde 1, yaşlı nüfusta ise yüzde 4 gibi
sık oranlarda karşılaşılıyor. Avrupa
Birliği'nde yaklaşık 14 milyon, ABD'de
10 milyon esansiyel tremor hastası oldu-
ğu tahmin ediliyor. Türkiye'de ise bu
sayının en az 1,5-2 milyon kişi düzeyinde olduğu düşünülüyor.
Parkinson hastalığı ise hareket
bozuklukları listesinde ikinci sırada yer
alıyor. Gelişmiş ülkelerde binde 30, 60
yaş üzerinde yüzde 1 ve 80 yaş üzerinde
yüzde 4 gibi oranlara ulaşabiliyor.
Dünyada yaklaşık 7 milyon parkinson
hastası olduğu hesaplanıyor.
Klinisyenler, 1800'lerin sonlarından
beri el titremesi olan insanların bir bölümünün daha sonra parkinson hastalığına
yakalandıklarını biliyorlardı. Ama bu ilişkinin temeli nörolojinin bilinmeyenleri arasında yerini koruyordu.
Bilkent Üniversitesi ve Washington
üniversitesi araştırmacıları, Hacettepe ve
Ankara Üniversitesi'nden klinisyenlerden
oluşan araştırma ekibi, aralarında akrabalık bulunan, bunun yanında el titremesi ve parkinson hastalığı görülen bu
büyük ailenin altı nesline ulaşarak tüm
genom dizilemesi yaptı, kapsamlı aile
ağacı çizimleri ve nörolojik incelemeler
yürüttü. Yaklaşık 5 yıl süren, bu aile
yanında 55 adet farklı büyük ailenin de
karşılaştırmalı incelemesi sonucunda
mitokondrilerde görev yapan bir serin
proteaz olan HTRA2 geninin her iki hastalığın da ortak nedeni olduğunu gösterdi. HTRA2 geninde bulunan mutasyonun
farelerde de parkinson hastalığına benzer bulgulara neden olması güçlü ve
bağımsız bir delil olarak dikkati çekti.
Hastalık geninin hem anne hem de
babadan birlikte kalıtılması durumunda
el titremeleri 10-20'li yaşlarda başlayıp
yaklaşık 30 yıl içinde parkinson hastalığı
ile sonuçlanıyor.
Her iki hastalığın da beyin hücrelerinin ve özellikle dopamin üreten hücrelerin dejenerasyona uğramasından kaynaklandığı, dopamin maddesinin insanların hareket kabiliyetleri ve bunun yanında ruh halleri ile ilgili oldukları daha önce
yapılan araştırmalarda ortaya konmuştu.
Açıklamada, araştırmanın sorumlu
yazarlarından Bilkent Üniversitesi,
UNAM Ulusal Nanoteknoloji Araştırma
Merkezi öğretim üyesi Dr. Ayşe Begüm
Tekinay'ın, "Şimdi yaklaşık 100 ailede
yeni genleri araştırıyoruz. Bunun için
TÜBİTAK tarafından desteklenen bir projemiz bulunuyor" görüşüne yer verildi.
(AA)
Şiddet içeren
diziler insanları
duyarsızlaştırıyor
ANTALYA - Gazi Üniversitesi Tıp
Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burhanettin
Kaya, şiddet içeren dizilerin insanları duyarsızlaştırdığını savunarak,
"Kişi önce diziyi, ardından haberlerde IŞİD şiddetini izliyor fakat film
izler gibi, duyarsız. İnsanların öldürülmesi, kafalarının kesilmesi sıradan geliyor" dedi.
AA muhabirine açıklamalarda
bulunan Kaya, bazı Türk ve yabancı
dizilerin ruh sağlığına olumsuz etkileri bulunduğunu, şiddet içeren dizilerin gerçek hayatta yaşanan şiddeti
içselleştirdiğini iddia etti.
Şiddet içeren dizilerin insanları
duyarsızlaştırdığını vurgulayan Kaya,
dizilerde boşanmış fakat ayakları
üzerinde duran kadın sunulduğunu
çünkü boşanmaların tüketimi artırdığını söyledi.
Lüks yaşamın örneklerinin sunulduğunu, zenginlik ve bireycilik vurgusu oluşturulduğunu anlatan Kaya,
şöyle devam etti:
"Yine dizilere bakarsanız boyun
eğen, sorgulamayan, itiraz etmeyen,
şiddeti içselleştiren tipler var. Ciddi
şekilde şiddet içeren ve çok izlenen
diziler bulunuyor. Özellikle ergenler
bazen herhangi bir zihinsel işleme
tabi tutmadan bu rol modelleri
kopya ediyor. İzleyenlerin eleştirmediği, her eylemi onayladığı bir dramatik anlayışla kurulunca oradaki
yanlışlar doğru geliyor, şiddet onaylanıyor. Dizilerde izliyoruz, bir adam
iyilik adına 3 kişiyi öldürüyor ama
biz, 'iyi adam kötüleri öldürüyor'
diye onu onaylıyoruz. Dizilerde şiddet onaylanıyor."
"Şiddet sahnelerinin iki önemli
etkisi var; bireyi örseliyor ve duyarsızlaştırıyor. Kişi önce diziyi, ardından haberlerde IŞİD şiddetini izliyor
fakat film izler gibi, duyarsız.
İnsanların öldürülmesi, kafalarının
kesilmesi sıradan geliyor. İnsanların
ne kadar acı çektiğini hissedemiyoruz, çünkü duyarsızlaştık" diyen
Kaya, ruh sağlıklarını korumak için
çocuklara kesinlikte dizi izlettirilmemesi gerektiğini, bu anlamda RTÜK
gibi bir denetim mekanizmasını desteklediğini ifade etti.
- Kamusal ruh sağlığı merkezleri
Doç. Dr. Kaya, Türkiye 'de insanların ruh sağlığı merkezlerine ulaşmakta zorlandığını savundu.
Psikiyatri alanının diğer tıp dalla-
rından biraz farklı olduğunu, bir
hastanın en az 45 dakika incelenmesi gerektiğine dikkati çeken
Kaya, Türkiye şartlarında poliklinik
muayenelerinde buna imkan bulunamadığını kaydetti.
Kaya, "Bir hekimin günde 100
hasta muayene etmesine izin verilirse hastaya 5-10 dakikalık zaman
ayırırsanız, o hasta muayene olma
yerine eş dost tavsiyesiyle ilaç kullanmaya başlıyor" diye konuştu.
Psikiyatristler, psikologlar, rehberlik ve psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanlarının birlikte çalışacağı koruyucu ruh sağlığı sisteminin kurulması gerektiğini anlatan
Kaya, şunları söyledi:
"Travmaların yoğun olduğu, intiharların giderek arttığı, kadına şiddetin ve aile içi şiddetin yoğun
yaşandığı, madde kullanımının ve
yoksulluğun yoğun yaşandığı
Türkiye'de, kamusal anlamda koruyucu ruh sağlığı merkezlerinin kurulması ülkenin temel politikası olmalıdır. İnsanlar bunlar için tabela aramamalı. Ruh sağlığı ile ilgili kriz
merkezleri kurulmalı, yardıma ihtiyacı olan insanlar buralara rahatlıkla
ulaşabilmeli. Mümkünse özel hastanelerde de açılmalı ama bu öncelikle kamu hizmeti olmalıdır."
- Yaşam koçları, kişisel gelişim
uzmanları
İnsanların ruh sağlığı merkezlerine ulaşmakta zorlanınca çareyi
yaşam koçları, kişisel gelişim
uzmanlarında aradıklarını ifade eden
Kaya, psikiyatrik hastalıklara sadece
psikiyatristin teşhis koyabileceğini
ve tedavi edebileceğini vurguladı.
Basit bir terapi veya hipnoz eğitimi alan kişilerin "yaşam koçu" veya
"kişisel gelişim uzmanı" adıyla
insanlara onları tedavi ettiklerini
söylediklerini belirten Kaya, "Üç
günlük kurslarla kendini terapist ilan
eden insanlar var, özellikle büyük
şehirlerde çok yaygın. Ticari amaçla
bu işleri yapan insanlar bırakın
tedavi etmeyi, hastalara zarar vermektedir" dedi.
Kişisel gelişim merkezleri için
Sağlık Bakanlığından ruhsat alınmadığını, Maliye Bakanlığından alınan
bir vergi levhası ile bu tür merkezlerin açıldığını anlatan Kaya, bu alanda ciddi bir denetim boşluğu olduğunu öne sürdü. (AA)
Kanserlerin %3,6’sının
sorumlusu fazla kilo ve obezite
ANKARA - Dünya Sağlık
Örgütü'ne (DSÖ) bağlı Uluslararası
Kanser Araştırmaları Kurumu'nun
yaptığı bir araştırma, fazla kilo ve
obezitenin 2012'deki yeni kanser
vakalarının yüzde 3,6'sından sorumlu olduğunu ortaya koydu.
Kurumun 184 ülkeyi kapsayan
araştırması 2012'de fazla kilo ve
obezite nedeniyle yaklaşık 481 bin
yeni kanser vakasına rastlandığını
gösterdi.
Araştırmada, gelişmiş ülkelerde
aşırı kilo ve obeziteye bağlı kanser
vakalarına daha fazla rastlandığı,
özellikle Kuzey Amerika'da 2012'de
111 bin yeni kanser vakasının saptandığı, bunun da dünya genelindeki yeni vakaların yaklaşık dörtte biri
anlamına geldiği belirtildi.
Avrupa ve Doğu Avrupa'da aşırı
kilo ve obeziteye bağlı kanser vakalarının sayısının 65 bin olduğu kaydedilen araştırmada, en az vakanın
Sahraaltı Afrikası'nda bulunduğu (
7300 vaka) vurgulandı.
Kadınlarda risk daha fazla Araştırma, fazla kilolu ve obez
kadınların kansere yakalanma riskinin erkeklerden daha fazla olduğunu da gösterdi.
Erkeklerde aşırı kilonun 2012'de
yeni kanser vakalarının yüzde 1,9'u
( 136 bin vaka), kadınlarda ise
yüzde 5,4'ünden (345 bin vaka)
sorumlu olduğu belirtildi.
Araştırmanın sonuçları "The
Lancet Oncology" dergisinde
yayımlandı. (AA)
dış dünya
2 Aralık 2014 Salı
ABD'de her yıl
10 bin kişi silahla
öldürülüyor
NEW YORK - ABD'de polisin silahsız bir siyahi genci vurarak öldürmesinin
ardından gözler yeniden ülkede önlenemeyen silahlanmaya ve vurularak öldürülen kişilerin sayısına çevrildi. Polislerin
tüm zanlılara silahlı gözüyle bakıp küçük
bir mukavemet karşısında silahına başvurmasının nedenleri arasında ülkedeki
silahlı kişi sayısının çok olması da gösteriliyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere
göre, ülkede her yıl 400 ile 500 arasında
kişi güvenlik güçleri tarafından "haklı
görülebilecek sebeplerle" silahla vurularak öldürülüyor. Ancak bu rakamların
eksik olduğu ve polis tarafından öldürülenlerin yıllık sayısının bine yakın olduğunu savunanlar da bulunuyor.
ABD'de polisin her yıl bu kadar çok
sayıda sivili öldürmesi aslında ABD'deki
silah kültürü ile de bağlantılı. Silah alma
hakkı anayasa ile korunduğu için bireyler adeta silahlanma yarışı içinde. Silaha
ulaşım çok kolay. Tabancadan otomatik
tüfeklere kadar her çeşit silah mağazalardan satın alınabiliyor.
Yüksek silahlanma oranının diğer bir
sebebi ise silah lobilerinin çok güçlü
olması. ABD'de bağışlara dayalı seçim
kampanyası sisteminin en büyük olumsuzluklarından birisi de silah lobilerinin
siyasetçileri etkilemesini mümkün kılması.
Özellikle Senato için yarışan adaylara Ulusal Tüfek Birliği gibi silah lobileri
ve bunlarla bağlantılı iş adamları ciddi
miktarlarda seçim bağışı yapıyor. Bu
yardımlarla seçilen senatörler de bazı
durumlarda silah lobilerinin istemediği
yasaları sürüncemede bırakarak kabul
edilmesine engel oluyor.
Bunun en açık örneği iki yıl önce
Connecticut eyaletindeki Sandy Hook
İlkokulu baskınında görüldü. Annesinin
yasal yollarla temin ettiği otomatik tüfeği
alan Adam Lanza isimli genç, okuldaki
20 öğrenciyi ve 6 görevliyi öldürmüştü.
Saldırının ardından ülke genelinde
düzenlenen kampanyalar ve 20 küçük
çocuğun ölmesinin hassasiyetiyle
Başkan Barack Obama bütün ağırlığını
koyarak silah almak isteyenlerin sabıkalarının kontrol edilmesini zorunlu hale
getirecek düzenlemeyi yasalaştırmak
istedi ancak bunu dahi hayata geçiremedi.
Bu saldırının ardından çıkarılamayan
yasalar etkisini gösterdi ve o günden bu
yana ülke genelinde 90'a yakın silahlı
okul baskını meydana geldi. Bu saldırlarda 40 civarında öğrenci ve görevli
hayatını kaybederken 50'den fazla kişi
de yaralandı.
ABD genelinde sivillerin elinde yaklaşık 300 milyon civarında ateşli silah
bulunduğu tahmin ediliyor. Araştırma
şirketi PEW'nun çalışmasına göre, nüfusun üçte biri evinde bir ya da daha fazla
silah bulunduğunu beyan ediyor.
ABD'nin toplam kayıtlı nüfusu 320
milyon civarında olduğu düşünüldüğünde her yüz kişiye 90 silah ya da kişi
başına neredeyse bir silah düşüyor. Bu
kadar silahın rahatça dolaşması polisleri
de bir mukavemetle karşılaştıklarında
hemen silahlarını kullanmaya itiyor.
Silahlı eylemlerde polisler de yaşamını yitirebiliyor. FBI rakamlarına göre
geçen yıl 76 polis görev başında öldü.
Bunlardan 49'u kaza sonucu ölürken
Silahlanmaya yasal sınır
getirilemeyen ABD'de
her yıl ortalama 10 bin
kişi ateşli silahla vurularak öldürülüyor. Ülkede
sivillerdeki silah sayısının 300 milyona yakın
olduğu tahmin ediliyor.
27'si zanlılar tarafından vurularak öldürüldü. 2012 yılında ise 49 polis öldürülürken bunlardan 44'ü ateşli silahlarla
vurularak hayatını kaybetmişti.
Ülke genelinde silahla öldürülen kişi
sayısı ise yaklaşık 10 bin civarında. Bu
da günlük ortalama 30 kişinin ABD
genelinde silahla öldürülmesi anlamına
geliyor.
Polisin silah kullanma yetkilerinin
geniş, eylemlerinden sorumlu tutulma
oranının düşük olduğu ABD'de polislerin
masum sivilleri öldürdüğü örnekler çok
sık görülüyor.
Son olarak, New York'ta geçen hafta
Akai Gurley adında 28 yaşındaki silahsız
siyahi bir kişi New York polisi tarafından
vurularak öldürülmüştü. Olayın ardından
açıklama yapan Emniyet Müdürü
William J. Bratton, polis memuru Peter
Liang'ın göreve yeni başladığını ve
Gurley'i kazayla öldürdüğünü söylemişti.
Yine geçen hafta Cleveland polisi,
parkta oynayan 12 yaşındaki Tamir Rice
adlı siyahi çocuğu elindeki oyuncak
tabancadan şüphelendiği için vurarak
öldürdü. Polis Sözcüsü Ed Tomba,
çocuğun polise yönelik herhangi bir
sözlü tehditte bulunmadığını, silahını da
polise doğrultmadığını kaydetmişti. (AA)
Bahreyn’de Kral Halife, eski başbakan amcası
Prens Selman'ı hükümeti kurmak için görevlendirdi
DOHA - Bahreyn Kralı Hamad bin
İsa Al Halife, seçimlerin ardından anayasa gereğince istifa eden amcası eski
Başbakan Halife bin Salman Al
Halife'yi yeni hükümeti kurması için
görevlendirdi.
Hamad, meclis seçimlerinin ardından anayasa gereğince istifasını kabul
ettiği 1970'den bu güne ülkenin başbakanı olan amcası Prens Halife bin
Salman Al Halife'yi yeni hükümeti
kurma görevini verdi.
Bahreyn Kralı yayınladığı bir kraliyet
emri ile önce seçimlerin sonuçlarının
açıklanmasının ardından başbakanın
sunduğu istifayı kabul etti. Kral, gün
içinde yayınladığı ikinci bir emirle de
amcası Halife bin Salman'ı yeni kabinedeki bakanları belirlemesi için yetkilendirdi. Bahreyn'de haftasonu ikinci
turu tamamlanan seçimlerde, 40 san-
dalyeli ulusal meclisin vekilleri belli
oldu. Seçimlerin birinci turunda meclise girecek sadece altı isim belli olmuştu.
İki farklı meclise sahip Bahreyn'de,
Şura Meclisi üyeleri Kral tarafından
atanırken, yetkileri sınırlı olan ulusal
meclis seçimle belirleniyor. Ulusal
meclisteki 40 isimden 30'u ilk defa bu
sene meclise katılıyor. Seçim sonuçlarına göre, 3 kadın milletvekilinin yer
alacağı parlamentoda Selefiler 2,
Müslüman Kardeşler (İhvan) hareketine yakın el-Menber 1 sandalye almaya
hak kazandı.
Bahreyn, resmi makamları seçimlere katılım oranını yüzde 52,6 olarak
açıklarken, seçimleri boykot etme
kararı alan Şii Vifak hareketi katılımın
yüzde otuzda kaldığını iddia etmişti.
(AA)
Bir grup Uygur Türkü Suriyeli muhaliflere birlikte
Esed yönetimine karşı savaşıyor
HALEP -Çin'in kuzeybatısındaki
Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nden
Suriye'ye yaşadıkları baskılar dolayısıyla göç eden bir grup Uygur Türkü
Suriyeli muhaliflerle birlikte Esed yönetimine karşı savaşıyor.
Sincan Özerk Bölgesi'nde yaşanan
sosyal ve siyasal baskılara karşı faaliyet gösteren Türkistan İslam Partisi'ne
(TİP) bağlı grupların Suriye sorumlusu
İbrahim Mansur Suriye'de sıcak bir
savaş yaşansa da göç ettikleri coğrafyanın Çin'deki durumdan daha tercih
edilebilir olduğunu belirtiyor.
Pekin yönetimi tarafından daha
sonra öldürülecek olan Zeydin
Yusuf'un liderliğinde 1988'de kurulan
TİP'in kadrolarının 1997'de
Afganistan'a sığındığını anlatan
Mansur, El Kaide terör örgütü ile bağlantıları olmadığını savunuyor. 2012'den
bu yana silahlı militanlarını Suriye'ye
gönderdiğini ifade eden İbrahim
Mansur, Esed yönetimine karşı muhaliflerle dayanışma içinde olduklarını,
IŞİD'e karşı da mücadele ettiklerini vurguluyor.
Suriye'de savaşan diğer gruplarla
herhangi bir sorun ya da sürtüşme
yaşamadıklarını söyleyen Mansur sözlerine şöyle devam ediyor:
"Türk halkı 6 yüzyıl Müslümanlarına
liderlik yaptı, sahip çıktı. Türkiye'deki
Müslüman kardeşlerimizden Suriye'de
ya da Doğu Türkistan'da olsun oradaki
kardeşlerine yardım yapmalarını umuyoruz. Bizim Türkiye'deki Müslüman
kardeşlerimizle din, dil ve kan bağımız
var. Dolayısıyla Türk halkından Doğu
Türkistanlı kardeşleriyle dayanışmalarını
istiyoruz."
Onlarca aile ile doğdukları topraklardan Suriye'ye göç ettiklerini belirten
TİP Suriye Sorumlusu Mansur, muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde Özgür
Suriye Ordusu (ÖSO) ve İslami Cephe
ile koordinasyon içerisinde olduklarını
ancak müstakil olarak hareket ettiklerini
sözlerine ekliyor.
Mansur sözlerine şöyle devam ediyor:
"Kimse doğduğu toprakları terk
edip bir savaş ortamına göç istemez
ama Doğu Türkistan'daki yaşam koşulları inanın sıcak savaş şartlarından çok
daha zor ve boğucu. Kendi vatanımızda ana dilimizi konuşmamız şartlara
bağlıyken, camilere gidemezken, kızlarımız zorla kilometrelerce uzakta,
yabancı topraklarda çalıştırılmaya zorlanırken, düşüncelerini ifade eden
aydınlarımız ve siyasilerimiz işkencehanelere götürülürken bizler ailelerimizle
Suriye'ye göç ettik. Buradaki kardeşlerimizle dayanışmak, kendi hayatımızı
özgürce kurmak için. Aynı zamanda
Esed yönetimiyle savaşırken o'nun baş
destekçilerinden Çin ile de savaşmış
oluyoruz." (AA)
Tataristan
Cumhurbaşkanı
Minnihanov
Türkiye'de
ANKARA - Tataristan
Cumhurbaşkanı Rüstem
Minnihanov, Türkiye-Rusya Üst
Düzey İşbirliği Konseyi'nin bir
sonraki toplantısının Tataristan'ın
başkenti Kazan'da yapılması için
girişimde bulunduklarını ifade
ederek, "Bu konuda sizden destek bekliyoruz" dedi.
Minnihanov, Ekonomi Bakanı
Nihat Zeybekci ile Bakanlık toplantı salonundaki görüşmesi
öncesinde, Türkiye'de olmaktan
çok mutlu olduklarını, kendilerini
evlerinde hissettiklerini söyledi.
Minnihanov, Tataristan'ın TürkRus ilişkilerinin pekiştirilmesinde
bir halka olduğunu ifade etti.
Minnihanov, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi konusunda katkıda bulunan, başta
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan olmak herkese teşekkür
etti. İki ülke arasındaki işbirliğinin
geliştirilmesi konusundaki imkan
ve potansiyele dikkati çeken
Minnihanov, yatırım ve ticaretin
yanı sıra kültür, eğitim, turizm,
sağlık ve teknoloji alanlarındaki
işbirliklerinin daha da ilerletilmesini istedi. Minnihanov, bu kapsamda Kocaeli, İzmir ve Konya'yı
ziyaret etmeyi planladıklarını kaydetti.
Ekonomi Bakanı Zeybekci ise
Cumhurbaşkanı Minnihanov
sayesinde Tataristan'da Türkiye
dendiğinde herkesin yüzünde
gülümse oluştuğunu söyledi.
Rusya Federasyonu ile ilişkilerde Tataristan'ı birleştirici yapı
olarak gördüklerini dile getiren
Zeybekci, Türkiye-Rusya ilişkilerinin derinleşmesinde
Tataristan'ın büyük katkısının
olduğuna inandıklarını belirtti.
Zeybekci, 2013 yılı nisan
ayında Rusya Federasyonu ile
yapılan Karma Ekonomi
Komisyon Toplantısı'ndan sonra
bölgesel işbirliğinde önemli noktalara geldiklerini ifade ederek,
ilk çalışma grup toplantısının
2014 yılı mart ayında gerçekleştirildiğini söyledi. TataristanTürkiye arasındaki sıcak ilişkilerle
oluşabilecek küçük problemlerin
engellendiğini ifade eden
Zeybekci, "Türkiye-Rusya arasında 2023 yılına kadar 100 milyar
dolarlık ticaret hacmi hedefine
ulaşmada Tataristan'ın taşıyıcı
lokomotif olacağına inanıyoruz"
diye konuştu.
Tataristan'ın sahip olduğu
önemli zenginlikler itibariyle şu
andaki dış ticaret hacmini yeterli
bulmadıklarını belirten Zeybekci,
Türk-Tatar iş adamlarını bir araya
getiren iş forumlarının daha sık
yapılması gerektiğini kaydetti.
Zeybekci, yurt dışında ham
madde, ara malı ve enerji yatırımları yapan Türk firmalarını
desteklediklerini vurgulayarak,
"Biz, Tataristan'ı Türkiye'nin
hammadde, enerji, ara malı ihtiyacında en önemli kaynak ve
ortak olarak görüyoruz" dedi.
(AA)
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
12
haber
2 Aralık 2014 Salı
Başbakan Yardımcısı
Ali Babacan dün
düzenlediği basın
toplantısında, "Bugün
itibariyle G20 dönem
başkanlığını üstlenmiş
bulunuyoruz" dedi.
Babacan, "Günümüze
kadar 9 zirve yapılmıştır
ve 10. zirve de
önümüzdeki yıl 15-16
Kasım tarihlerinde
Antalya'da yapılacaktır"
diye konuştu.
Resmen ve fiilen G20 Başkanıyız
ANKARA - Başbakan Yardımcısı Ali
Babacan, Türkiye'nin bugün itibariyle G20
dönem başkanlığını üstlendiğini bildirdi.
Babacan, Türkiye'nin G20 dönem başkanlığını
devralması nedeniyle basın toplantısı düzenledi.
Türkiye'nin bugün itibarıyla G20 dönem
başkanlığını üstlendiğini belirten Babacan, platformunun kuruluş amacının küresel ekonomik
istikrarın sağlanması ve teşvik edilmesi için ülkeler arasında gayri resmi bir görüş alışverişi
ortamının sağlanması olduğunu, G20'nin gönüllü
bir oluşum olduğunu vurguladı.
25 Eylül 1999'da Washington'da gerçekleştirilen toplantıda bu oluşumun başlatılmasına karar
verildiğini anlatan Babacan, G20 içerisinde
Türkiye'nin yanı sıra Arjantin, Avustralya, Brezilya,
Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan,
Endonezya, İtalya, Japonya, Meksika, Rusya,
Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore,
İngiltere, ABD ve Avrupa Birliği'nin bulunduğunu
ifade etti. G20'de bu ülkelerin yanı sıra her yıl
dönem başkanlığını yürüten ülke tarafından 5-6
ülkenin daha toplantılara gözlemci sıfatıyla davet
edildiğini anımsatan Babacan, 2015 yılında
Türkiye'nin, İspanya, Singapur, Azerbaycan,
Güney Doğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN), Afrika
Birliği ve Afrika Kalkınması İçin Yeni Ortaklık isimli
girişimin dönem başkanlarını davet ettiğini bildirdi. ASEAN'ın başkanlığını Melazya'nın
üstleneceğinin netleştiğini ancak diğer oluşumların dönem başkanlarının henüz belirlenmediğini
dile getiren Babacan, sözü edilen oluşumlara
seçilecek dönem başkanlarını davet ettiklerini
söyledi. Babacan, ayrıca IMF, Dünya Bankası,
OECD ve Finansal İstikrar Kurulunun da G20
toplantılarının daimi katılımcıları olduğunu ifade
etti. G20'nin çalışma sistemine ilişkin bilgi veren
Babacan, çalışmaların iki kanaldan
yürütüldüğünü söyledi. Finans kanalının, ülkelerin
finanstan sorumlu bakanları, müsteşarları ile
merkez bankası başkan ve başkan yardımcılarından oluştuğunu anlatan Babacan, bu kanalda
küresel ekonomi, altyapı yatırımları, finansal
düzenlemeler, uluslararası finansal mimari, uluslararası vergi ve iklim değişikliklerinin finansmanı
konularının ele alındığını kaydetti. İkinci kanalın
"Sherpa" kanalı olduğunu belirten Babacan,
burada kalkınma, enerji sürdürülebilirliği, yolsuzlukla mücadele, ticaret ve istihdamın
tartışıldığını, ayrıca tartışılan gündem maddelerine
bağlı olarak her iki kanalda da teknik düzeyde
çalışma gruplarının kurulabildiğini bildirdi.
Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu çalışmaları IMF, Dünya Bankası, OECD,
Uluslararası Ödeme Bankası, Finansal İstikrar
Kurulu, Dünya Ticaret Örgütü, Birleşmiş Milletler,
Uluslararası Çalışma Örgütü, Uluslararası Enerji
Ajansı gibi uluslararası kuruluşlar da teknik
Siyaset dünyamızda
MÜTTEFİKLİK ve
‘BARAJ’ SAVAŞI!
Oktay YILMAZ
Türkiye’de siyasetin
tansiyonu hiç düşmüyor. Birbiri ardına yapılan
referandumlar, yerelgenel seçimler,
cumhurbaşkanlığı seçimi gibi kitlesel testlere
rağmen liderler birbirleri
hakkında en ağır
ifadeleri kullanmaktan
çekinmiyor. Yeni bir
seçim yaklaşırken siyaset dilinde sertlik, iktidar için ittifak
söylentileri, girişimleri zirve yaptı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun üzerine kurulan
CHP-MHP çatısı çöktü ama enkaz temizliğinin ardından
yeni arayışlar başladı. Buna bir de Anayasa Mahkemesi’nin
yüzde 10 barajını gündeme alması eklenince ortalık harman
yerine döndü!
Sert esen rüzgar siyaset dünyasını toz-duman ederken
yaklaşan kasırga için hazırlıklar da başladı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu’na göre gelişmelerin özeti
şöyle:
“Yeni koalisyon arayışları var. Türkiye’de siyasi istikrarı,
ekonomik istikrarı tehlikeye sokacak şekilde yeniden
siyaseti dizayn etme çabaları var. Uyarıyorum, rehavet içine
girmeyin.”
Herkes AK Parti teşkilatlarının hep dinamik ve seçime
hazırlıklı olduğunu sanırdı, Başbakan bir gevşeme mi gördü
de böyle bir uyarı yaptı? Bilemeyiz…
Ancak, yukarıdaki ifadenin asıl vurgusu, yani, siyaseti
yeniden dizayn ve koalisyon arayışları tespiti, hal ve gidişi
derinden etkileyecek bir
yaklaşım…
AYM’deki yüzde 10 barajıyla ilgili gelişme ve partiler
arasındaki ittifak söylentileri anında etkisini gösterdi ve
siyasi söylemlerde öne çıktı.
MHP konuya (şimdilik) sessiz kalırken; gözler, kulaklar
muhtemel bir ittifak için adı anılan CHP ve HDP’ye çevrildi.
Hükümet, İmralı, Kandil arasındaki çözüm süreci aşamalarını sürdüren HDP bu yazı kaleme alınana kadar bir
açıklama yapmamıştı ama CHP lideri Kemal
Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır’daki sözleri, ittifak iddiasının içi
boş bir söylem olmadığını gösteriyor.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, ekim başlarında Kurban Bayramı dolayısıyla partisinin Bodrum ilçe
örgütünü ziyaretinde, “MHP ile geliştirdiğimiz, ortaya koyduğumuz tutum o seçimde kalmıştır.
Genel seçimde CHP herhangi bir ittifak, iş birliği yapmaksızın kendi mücadelesini yürütecektir” dese de;
Kılıçdaroğlu, siyasi literatüre pek çok ‘vecize’ kazandıran
Süleyman Demirel’in şu sözleriyle değerlendirdi iddiaları:
‘Siyasette 24 saat çok uzun bir zamandır…’
Başbakan Davutoğlu’nun, “Şimdi yeni koalisyon
arayışları var CHP ile MHP arasında. Tek parti zihniyetiyle
Türkiye’nin belli bölgesine siyaset yapanların koalisyonu...
Dün de Diyarbakır’da bir otelde toplantıdan sonra CHPHDP koalisyonu için sorular sorulmaya başlandı. Bu millet
ne tür koalisyon olursa olsun kendisini temsil edeni gözünden tanır” sözlerini bir özgüven ifadesi olarak mı; yoksa,
barajın yüzde 5’e, 3’e düşmesi ve muhtemel ittifaklar
konusundaki bir telaşın tezahürü olarak mı görmek lazım
takdir sizin… Sonuç olarak, siyaset dünyasında yeni ittifaklar oluşurken seçim barajı konusu da çok tartışma yaratacak gibi…
destek sağlamaktadır. G20'nin söz konusu çalışmalarına ek olarak sivil toplumun da katkılarının
ve görüşlerinin alınabilmesi için G20 ile ilgili çeşitli
gruplar oluşturulmuştur. Bu kapsamda üye
ülkelerin özel sektör temsilcileri B20, işçi
sendikaları L20, düşünce kuruluşları T20, sivil
toplum kuruluşları C20, gençlik oluşumları Y20,
yine G20 süreçlerinde fikri destek vermekte ve
bazı toplantılara da katılmaktadır."
G20 ülkelerinin dünya ticaretindeki yerine de
değinen Babacan, "Küresel ekonomik ve finans
sistemi açısından büyük önem taşıyan G20
ülkeleri, toplamına baktığımızda, dünya
ekonomisinin yaklaşık yüzde 85'ini, dünya ticaretinin yüzde 75'ini oluşturmakta, dünya nüfusunun
da üçte ikisini temsil etmekte" diye konuştu.
Küresel kriz öncesi dönemde G20'nin
finanstan sorumlu bakanlar ve merkez bankası
başkanları düzeyinde toplantılar düzenlediğini
hatırlatan Babacan, ilk katıldığı toplantının, AK
Parti'nin Kasım 2002'de ilk hükümetini kurmasının ardından Yeni Delhi'de gerçekleştirilen
G20 toplantısı olduğunu anlattı. 2008-2009 yıllarındaki finansal krizin küresel ekonomiyi tehdit
eder düzeye ulaşması nedeniyle 2008'de G20'nin
ilk defa liderler düzeyinde toplandığını kaydeden
Babacan, bu tarihten itibaren G20 liderlerinin
düzenli olarak bir araya gelmeye başladıklarını
söyledi. (AA)
Tarhan ‘ittifakla’
GENEL BAŞKAN
ANKARA- Anadolu
Partisi Genel Başkanı
Emine Ülker Tarhan,
"Ülkemizin geleceği
için mücadele etmek
istiyoruz. Biz bunu
söyledikten sonra
dileyen 'özgürlükçü'
desin bize, dileyen
'yurtsever' desin,
dileyen 'ulusalcı'
desin, dileyen 'vatansever' desin. Yeter ki
kimse 'vatan haini' ya
da 'hırsız' demesin"
dedi. CHP'nin MİT
iddiasını da eleştiren
Tarhan, ''Korkakça
karınlarından konuşup
'MİT'ti, şuydu, buydu'
deyip akılları sıra
ortalık bulandırıyorlar.
Cesareti olan kapı
arasından konuşmaz,
çıkar ne biliyorsa
anlatır, bunu yapar"
ifadelerini kullandı.
Anadolu Partisi
Kurucular Kurulu
Kongresi, Sheraton
Otel'de yapıldı.
Kongrede, Kurucular
Kurulu üyelerince genel
başkan adayı olarak
önerilen Tarhan, 44
üyenin tamamının
oylarını alarak, Anadolu
Partisi Genel Başkanı
seçildi.
Tarhan, seçimin
ardından yaptığı konuşmada, çok heyecanlı
olduğunu ve
Anadolu'nun kendisine
heyecan verdiğini dile
getirerek, zorlu bir tarihsel sürecin içinde
bulunulduğunu söyledi.
"Verilen kutlu
mücadelelerin ardından
tutunduğumuz son
vatanımız Anadolu
toprakları, son dönemde
bu şefkatli topraklar
yaşadığımız zaman diliminde vicdansızlıklara,
sömürülere, kutuplaşmaya zemin oldu"
ifadesini kullanan
ARA-SIRA
Nurullah AYDIN
[email protected]
YENİ TÜRKİYE VE SOYTARILAR
Soytarı; yanıltıcı söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp
eğlendiren kimse, maskara.
Siyaset ve din soytarısı ise; çıkarı için herşeyi tersyüz eden
kişidir.
Zihniyeti bozuk soytarılar; tarihin her döneminde, her
toplumda, rahatlıkla bir araya gelmişlerdir. Her biri kendi
kesiminden devşirdikleri ile diğer kesimi istismar etmiştir.
Soytarıların etkili ve yetkili olduğu yerlerde; suç’un,
ahlak’ın, adalet’in, hak’kın, milli irade’nin, demokrasi’nin
anlamları değişir.
Yeni Türkiye’de; hukuk düzeni, ahlak, namus, dürüstlük,
çalışmak, paylaşmak, adalet hak kavramlarının içeriği
boşaltıldı. Daha fazla kamuyu soymanın, kadrolaşmanın
planları ile vatan, bölünme sürecindedir. Açılımcılar; saçılımla ülkeyi kaosa sürüklüyorlar.
Deniliyor ki; siyasetçiyi, seçilmişi, halk sandıkta ancak ve
ancak cezalandırabilir onun dışında o yargılanamaz, hesap
veremez. Milli irade yargıdan da, anayasadan da, kanunlardan da üstündür. Milli İrade hukukun üstünlüğünden de,
evrensel hukuk ilkelerinden de üstündür. Milli irade lideri
mutlak otoritedir. O ne derse onlar olmalıdır.
Meclis; suçluların birbirini koruyup kolladığı, ayrıcalıklı
kişilerin yer aldığı, dokunulmazlık zırhıyla donanmış, birbirlerinin gırtlağına sarılan, burun kıranların yer aldığı yer.
Kimi suçlu gizli tanık olur, etkisizleştirilecek kişileri
suçlama aleti olur.
Kimi suçlu ihale alamaz kimi suçlu ihale alır, milletvekili
olur, davalar durur.
Kimi suçlu milletvekili olur, davalar durur.
Kimi suçlu yandaş olur, bürokrattır, kimse dokunamaz.
Kimi suçlu terör eyleminden dolayı tutuklanır, milletvekili
olur, davalar durur.
Kimi suçlu hırsızlık yapar, görev yaptı denir, korunur.
Kimi suçlu bağış adı altında rüşvet alır, bağış suç değil
denir.
Deniliyor ki; reform paketleri ile yargıda düzenleme
yapıyoruz.
Hırsızlığın, rüşvetin üzerine giden hakim, savcı, polis
görevden alınırken, kanun adamı nasıl olur da; güçlü-etkili
kişi ya da kişilerle ilgili hukuku işletebilir?
Hukuk devletinde Yargı’nın görevi; güçlüyü korumak,
kollamak, garibanı ise susturmak ve sindirmek midir?
Güvencesiz kanun adamı, seyrediyor olan biteni. Arada
sırada bir mankeni gözetim altına alır, gündemi meşgul eder.
Çaresiz seyreder. Peki neden?
Bir tane siyasetçi, müteahhit, iş adamı, gazeteci, sanatçı,
bürokrat yargılanınca tutuklanınca hemen ayağa kalkılıyor,
yargılanamaz tutuklanamaz deniliyor.
Cezaevlerine bakın. Yüz elli binin üzerinde cezaevinde
kalanlar içinde kimler var?
Çeşitli gerekçelerle birçok kişi tutuklu, yargılanıyorlar.
Siyasetçinin görevi; yandaş hırsız ve sahtekarları korumak
ve kollamak mıdır?
Siyasetçinin görevi; soytarıları kollayacak koruyacak
yasalar çıkarmak mıdır?
Gazetecinin görevi; yalan yazarak, yalakalık yaparak çıkar
elde etmek midir?
Aydınların görevi; susmak sinmek ya da çıkar için
yalakalık yapmak mıdır?
Yaşanan gerçekler ortada iken; bunların tartışılması yerine
yıllar öncesinin konularını gündeme getirip tartıştırıyorlar.
Yeni Türkiye; hırsızlığın, yolsuzluğun, rüşvetin, yalanın,
suç olmaktan çıkarıldığı bir ülke.
Yeni Türkiye; olanlara rağmen, seçimde oyunu neden ve
niçin kime verdiğini bilmeyen garip insanlar ülkesi. Daha
çok soysunlar daha çok çalıp çırpsın daha çok kandırsınlar
diye yalan söyleyenlere oy veren garibanlar. Müstehaklar mı
desem bilmem ki?
Kim demokrat, kim baskıcı?
Kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor?
Kim gerçeği açıklıyor, kim yanıltıyor?
Kim haklı, kim haksız?
Kim terörist, kim vatansever?
Demokrasi; kimler için anlaşılmıyor mu?
Anlayın, anlatın, tanıtın.
Günün Sözü: Kişiye göre adaletsizlik
yapılıyorsa felaket yakındır.
Bir CAN daha
DEFNEDİLDİ
Tarhan, yönetenler
tarafından hukuksuz
uygulamalar gerçekleştirildiğini savundu.
Tarhan, "Ağaç kesip
beton diktiler. Yeşile
karşı savaş ilan ettiler.
Çalmayanı cezalandırıp,
çok çalanı ödüllendirdiler. Yalnızca biat edene
ifade özgürlüğü bahşettiler. Bu toprakların eşsiz
devrimlerini, aydınlanmasını düşman gösteren
bir sistem yarattılar.
Türkiye Cumhuriyetini
yönetir görünüp aslında
sultanlığa göz kırptılar.
Onlar gösterişli saraylarını donatırlarken, yerin
yedi kat altında canlar,
can verdiler" diye
konuştu.
Siyasetin artık sorunları çözmediğini savunan
Tarhan, "Birileri sorumluluğu, kendi sorumluluğunu atmak için 'para-
lele' yüklüyorsa, birileri
de şezlonglara, istihbarat servislerine filan
yüklüyor, kirli komplo
teorilerine sarılıyor.
Korkakça karınlarından
konuşup 'MİT'ti, şuydu,
buydu' deyip akılları sıra
ortalık bulandırıyorlar.
Cesareti olan kapı
arasından konuşmaz,
çıkar ne biliyorsa anlatır,
bunu yapar" dedi.
Sonuna kadar
cumhuriyetçi olduklarını
vurgulayan Tarhan,
"Ülkemizin geleceği için
mücadele etmek istiyoruz. Biz bunu söyledikten sonra dileyen
'özgürlükçü' desin bize,
dileyen 'yurtsever'
desin, dileyen 'ulusalcı'
desin, dileyen 'vatansever' desin. Yeter ki
kimse 'vatan haini' ya
da 'hırsız' demesin"
ifadesini kullandı.(AA)
ZONGULDAK
- Ermenek'teki
maden ocağında
yürütülen arama
kurtarma çalışmalarında cansız
bedenine ulaşılan
2 işçiden Recep
Çiloğlu'nun
cenazesi, memleketi
Zonguldak'ın
Çaycuma
ilçesinde toprağa
verildi. Çiloğlu'nun cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından yakınları tarafından teslim alınarak, Karaman
Belediyesine ait cenaze aracıyla Perşembe beldesindeki
Kızılbel köyüne götürüldü.
Üç çocuk babası madencinin cenazesi, evine
taşınırken büyük üzüntü yaşayan yakınları, burada
taziyeleri kabul etti. Mahsur kalan işçinin yeğeni Savaş
Çiloğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, amcasının
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Üzülmez Müessese
Müdürlüğü maden ocağından 1994'te 38 yaşındayken
resen emekli edildiğini söyledi.
Amcasının TTK'da çalışırken göçükten sağ kurtulduğunu, madencilik tecrübesinin üst düzeyde olduğunu
anlatan Çiloğlu, "Genç yaşta emekli edilmesi nedeniyle
amcam Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki özel kömür ocaklarında şeflik yaptı. En son da 4 yıl önce Ermenek'te
kazanın meydana geldiği ocakta çalışmaya başlamıştı.
Zonguldak'ta ev almıştı, onun taksitlerini ödemek için
çalışıyordu. Madenciliği de çok seviyordu" diye konuştu. Amcasının oğlu Volkan Çiloğlu'nun (33) da Bartın'ın
Amasra ilçesinde özel kömür firmasında çalıştığına
işaret eden Çiloğlu, "Volkan da baba mesleği madenciliği seçti. Yaşadığımız bu acıdan sonda amcamın kendi
gibi madenci oğlunun kömür ocaklarına artık girmesine
izin vermeyeceğiz. Çalıştığı özel maden firmasından
ayrılacak. Böyle bir karar aldık" ifadesini kullandı.
TURİZM
2 Aralık 2014 Salı
13
“Bathonea” kazıları
İstanbul'un 4 bin yıl
öncesine ışık tuttu
ISSN 1308-7622
İSTANBUL - Küçükçekmece Gölü
havzasında 5 yıldır devam eden "Bathonea"
kazıları, milattan önce 2 bine ait izleri ortaya
çıkararak İstanbul'un tarihi kronolojisindeki
boşlukları dolduruyor.
Kazı başkanı Doç. Dr. Şengül Aydıngün,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2009'da
başlanan kazılarda ilk yıllarda genel bir temizlik, araştırma, haritalandırma ve jeofizik
çalışmaları yapıldığını, 2011-2012'den
itibaren kazmaya başlandığını söyledi.
Gölün Avcılar kıyılarında yapılan ilk
kazılarda ortaya çıkan antik limanlar ve
deniz feneriyle bölgenin büyük bir liman
olduğunun anlaşıldığını dile getiren
Aydıngün, kıyılarda ise duvarlar, denize inen
büyük yollar, caddeler ve rıhtımların ortaya
çıktığını anlattı.
Zamanla büyük yapılar, meydanlar, kilise
ve saray kompleksinin belirginleştiğini,
damgalı ve üzerinde Konstantin ve
Konstans gibi isimler yazılı tuğlalardan inşa
edilen büyük bir sarnıca ulaştıklarını vurgulayan Aydıngün, bunun İstanbul'a adını
veren imparator Konstantin döneminden
kaldığını düşündüklerini anlattı.
Aydıngün, milattan önce 2'inci binin
başlarına, erken Hitit dönemine ait heykelcikleri bulunca çok heyecanlandıklarını,
ardından onları destekleyen seramik
parçalarının ortaya çıktığını ifade ederek,
"Erken Hitit dönemine ait buluntularla birlikte çağdaş Kıbrıs seramikleri de küçük
parçalar halinde gelmeye başladı. Buradan
da şunu düşünüyoruz, milattan önce 2.
binin başlarında İstanbul aslında
düşünüldüğünden daha hareketli bir yaşama sahipti. 2. binin başlarından itibaren
uluslararası deniz ticareti izlerini görüyoruz
galiba. Çünkü önümüzdeki yıllarda çıkacak
veriler bunu daha da netleştirecek" dedi.
Bugüne kadar pek çok üniversite,
Almanya, İngiltere, Hollanda ve Polonya
ekiplerin katıldığı kazılarda bu yıl 100'ü
aşkın kişinin görev yaptığını anlatan
Aydıngün, kazıya sadece arkeolog değil,
mimarlar, jeologlar, deniz bilimcileri,
antropologlar, jeofizikçiler gibi her konunun
uzmanını davet ettiklerini söyledi.
Bu yılki çalışmaların kazı alanında değil
laboratuvarda yoğunlaştığını dile getiren
Aydıngün, "Parçaların bütünleme çalışmaları
yapıldı. Her malzemenin tek tek değerlendirmesi devam ediyor. Yıl sonuna kadar
bu sürecek. Yaklaşık 50 bin parça
seramiğimiz var. Bunlar kutularda birleşmesi
için bekliyor. Müzeye teslim ettiğimiz birkaç
bini bulmuştur" dedi.
Yıl: 44
Sayı: 15037
2 Aralık 2014
Salı
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
İmaj İç ve Dış Tic. A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Ayşegül BALDEMİR
İstihbarat Şefleri
Şenol GÜNÜÇ - Kenan ERGEN
Görsel Yönetmen
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörleri
Hakkı Murat SÖBÜTAY - Emine ÖZCAN
İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
İsmail YILDIZ, Mihriban DEMİREL, Ayşenur GÜRER, Tülay CANPOLAT,
Gazi BOZKURT, Burcu KERİM, Betül SÜSLEN
İdari Merkez
Macun Mah. 195. Cadde No: 2 Yenimahalle/ANKARA
Yazı İşleri Tel: 397 91 40 (PBX) Fax: 397 41 54
[email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
İstanbul Temsilciliği
Ankara Temsilciliği
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu Cad.
Rüzgarlı Cd. Plevne Sk. No: 14
No: 2 K.1 Sefaköy/Küçükçekmece/İSTANBUL
Ulus/ANKARA
Tel: (0212) 540 40 45
Tel: (0312) 310 35 53
Dağıtım: TURKUVAZ DAĞITIM SAN. VE TİC. A.Ş.
Yayın Türü: Yaygın Süreli (Pazar hariç)
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
BURSA - Kayak ve kış turizminin gözde merkezlerinden,
"beyaz cennet" olarak anılan
Uludağ'a kar erken düşünce,
tesislerde rezervasyonlar sezon
açılmadan hızlandı.
Kamu misafirhaneleri hariç,
birinci ve ikinci yerleşim bölgelerinde 22 özel konaklama
tesisinde yaklaşık 6 bin yatak
kapasitesine sahip Uludağ'da,
aralık ayı rezervasyonları şimdiden yüzde 50-60'ı buldu. Kış
sezonunun 15-20 Aralık'ta başlaması planlanan Uludağ'daki
otellerde yılbaşında yüzde 100
doluluğa ulaşılması bekleniyor.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
(TÜRSAB) Güney Marmara
Bölgesel Yürütme Kurulu
Başkanı Mehmet Akkuş, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Uludağ'a bu yıl karın erken
düştüğünü ve "oteller
bölgesi"nde kar kalınlığının 35
santimetreye ulaştığını söyledi.
(AA)
Davraz Kayak Merkezi’nde erken sezon
ISPARTA - Türkiye'nin
önemli kayak merkezlerinden
Davraz'da 15 yıl sonra ilk kez
erken sezon açılışının sevinci
yaşanıyor. Davraz Kayak
Merkezi'nin oteller bölgesinde kar kalınlığı 30 santimetre, üst pist bölgelerinde
ise 1 metreye ulaştı.
Davraz'da 4 mekanik tesisle
2635 rakımda kayak yapılabilen merkezin üç pistinden
oteller bölgesindeki pist
açıldı. Diğer pistlerin ise hafta
sonuna kadar açılacağı belirtildi. Isparta Kültür ve Turizm
Müdürü Abdullah Kılıç, yaptığı açıklamada, Davraz'daki
kar kalitesinin kayakseverlerin
aradığı özellikte olduğunu
söyledi.
"Bu sene kayak sezonu
erken başladı. Geçen yıl ocak
ayında sezonu açmıştık. Bu
sene hava ve kar çok iyi"
diyen Kılıç, karın pudra şeklinde kayakseverlerin aradığı
özellikte olduğunu kaydetti.
Ulaşımın gerek havayolu
gerekse karayolu ile rahat
olmasından dolayı Davraz'ın
tercih edildiğini dile getiren
Kılıç, "Burada gerek profesyonellere gerekse amatörlere
hitap edecek şekilde kırmızı,
siyah ve mavi pistler var.
İnsanlar günübirlik gelebilecekleri gibi konaklama tesisleri sayesinde hem tatil hem
kayak imkanı bulabilir" diye
Göbeklitepe’ye özel araç girişi engellenecek...
ŞANLIURFA - Dünyanın en eski tapınak merkezi olarak kabul edilen
Göbeklitepe'de Kültür ve Turizm
Bakanlığı'nca uygulanan çevre düzenleme projesinin tamamlanmasıyla ören
yerine özel araç girişlerine izin verilmeyecek. Göbeklitepe Kazıları Başkanı ve
Şanlıurfa Müzesi Müdürü Müslüm Ercan,
AA muhabirine yaptığı açıklamada,
kazıları yürüten Prof. Dr. Klaus Schmidt'in
hayatını kaybetmesinin ardından
Şanlıurfa Müze Müdürlüğü'nün bir süre
kazılara başkanlık yapmasının kararlaştırıldığını söyledi.
"Tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe kazı alanı için
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kayıtsız
kalmadığını belirten Ercan, bu kapsamda
hazırlanan çevre düzenleme projesinin
bitme aşamasına geldiğini ifade etti.
Bölgenin sit alanı kabul edildiğini ve
çevreye zarar vermeyen çalışmaları hayata geçirdiklerini vurgulayan Ercan, şöyle
devam etti: "Yıl sonunda bitirilmesi planlanan projenin maliyeti yaklaşık 1 milyon
95 bin lira. Projenin tamamlanmasıyla
ziyaretçileri ören yeri girişinde elektrikli
otobüslerle alacağız. Ziyaretlerini gerçekleştirdikten sonra alandan otobüslerle
ayrılacaklar. Yani 1. derece sit alanına
özel araç bırakmayacağız. Ören yerinin
araçlardan soyutlanması, ziyaretçilerin
ortamı ve dönemi biraz daha iyi teneffüs
etmesini sağlayacaktır." (AA)
konuştu.
Kılıç, 22 kilometrelik pist
uzunluğu ile dikkat çeken
Davraz'ın her yıl daha çok
kayakseveri ağırladığını vurgulayarak, geçen yıl merkeze
200 bin kayakseverin geldiğini, bu yıl yüzde 20 artış beklediklerini ifade etti.
Kayak Federasyonu
Yönetim Kurulu Üyesi ve
kayak hocası Kubilay Oktay
Başyiğit ise "Kış bu sene
erken geldi, 15 yıldır ilk defa
yüzümüz güldü. 1998 yılından
buyana dağdayım, ilk defa bu
kadar erken başlıyoruz.
Kayakseverleri Davraz'da
misafir etmekten mutluluk
duyuyoruz" diye konuştu.
Isparta Turizm Derneği
Başkanı ve İl Genel Meclis
Üyesi Fevzi Özdemir de
Davraz'ın Akdeniz'deki önemli bir kayak merkezi olduğunu
kaydetti.
Sezonun ilk karı olmasına
rağmen kayak yapabildiklerine işaret eden Özdemir,
şöyle konuştu:
"Öyle güzel bir kar ki,
kayakseverlerin sevdiği, kuru
dediğimiz nitelikli. Kar kalınlığı oteller bölgesinde 30 santimetre, yüksekteki pistlerde
1 metrenin üzerinde. Hafta
sonuna kadar yüksekteki
pistleri de açacağız. Tesis
olarak hazırız. Herkesi kayak
yapmaya bekliyoruz."
Borussia Dortmund ligin dibine demir attı
2 Aralık 2014 Salı
ANKARA - Almanya Birinci
Futbol Ligi (Bundesliga) ekiplerinden Borussia Dortmund,
kulüp tarihinin en kötü lig performanslarından birini sergiliyor.
Son 4 sezondur
Bundesliga'da üst üste iki şampiyonluk ve ikincilik yaşayan,
Şampiyonlar Ligi'nde bir kez
final oynayan Alman temsilcisi,
bu sezon ligde beklenen performansı gösteremedi. Sezona
Bayern Münih karşısında alınan
Almanya Süper Kupası ile iyi bir
başlangıç yapan, Avrupa'da
yoluna doludizgin devam eden
sarı-siyahlılar, Bundesliga'da ise
son sıraya geriledi.
Jurgen Kloop'un göreve gelmesinin ardından zirveye oynayan bir takım haline gelen
Alman temsilcisi, bu sezon
liginde 13 hafta sonunda 3 galibiyet, 2 beraberlik, 8 mağlubiyet ile 11 puan toplayabildi.
(AA)
Şampiyonluk
hayal değil
Beşiktaş’ın başarılı futbolcusu Atiba
Hutchinson, bu sene şampiyonluğun
hayal olmadığını ve sezon sonunda
bitecek olan sözleşmesini ise uzatıp
takımda kalmayı çok istediğini söyledi.
İSTANBUL - 31 yaşındaki oyuncu, Beşiktaş Nevzat
Demir Tesisleri’nde özel
açıklamalarda bulundu.
İlk olarak bu sene ligin
zor geçeceğinin altını çizerek konuşmasına başlayan
Atiba Hutchinson, takım olarak istikrarlarını sürdürmeleri halinde şampiyonluğun
hayal olmadığını söyledi.
Kanadalı oyuncu, "Her
zaman olduğu gibi ligi tepede götürmeye çalışan birkaç
takım var. Görünen o ki bu
sene lig yine gayet zor
geçecek. Dolayısıyla bizim
her maça doğru şekilde
yaklaşmamız ve kazanmamız lazım. İstikrarımızı
korumamız lazım.
Şampiyonluk ondan sonrası
için hayal değil.
Şampiyonluğu kesinlikle istiyorum. Kariyerimde daha
önce şampiyonluklar yaşadım. Bunu Beşiktaş’ta tekrar
tekrar yaşamak istiyorum.
Takımdaki herkes buna inanıyor. Herkes aynı arzu ve
istek içerisinde. Kafamızda
sadece bu var. Her gün ve
her idmana gelişimizde
sadece şampiyonluğu düşünüyoruz. Amacımız, ligin
başı olmasına rağmen performanstaki başarıyı istikrarla devam ettirip bunu
başarmak. Bunu yapacak
kadar da iyi ve güçlü bir
kadromuz var." diye konuştu.
Sezon sonu, Haziran
2015’de sözleşmesi sona
erecek olan ve yılda 1 milyon euro kazanan oyuncu,
kulüple yavaş yavaş görüşmelere başladığını ve kontratını uzatmayı çok istediğini söyledi.
Beşiktaş'ı sevdiğini,
Türkiye'de ve kulübünde
çok mutlu olduğunu da
belirten Atiba Hutchinson,
"Burada çok mutluyum.
Sözleşmemle ilgili olarak
kulüple de görüşmelere
yavaş yavaş başladık.
Bundan sonra da nasıl gideceğine bakacağız. Beşiktaş
ile olan kontratımı kesinlikle
uzatmayı ve kulüpte kalmayı çok istiyorum." dedi.
(CHA)
Mersin'in
nöbetçi golcüsü:
Sinan Kaloğlu
MERSİN - Spor Toto Süper Lig'de zirve
yarışı yapan Mersin İdmanyurdu'nda 11 maçın
10'unda son yarım saatlik bölümlerde oyuna
giren Sinan Kaloğlu, 4 gole imza atarak takımına büyük katkı sağladı.
AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Suat
Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor'dan 20132014 sezonun devre arasında Mersin
İdmanyurdu'na transfer olan 33 yaşındaki tecrübeli oyuncu, PTT 1. Lig'in ikinci yarısında
takımıyla 10 maça çıktı.
Kırmızı-lacivertli ekiple Spor Toto Süper
Lig'e yükselme sevinci yaşayan Sinan
Kaloğlu'nun adı yeni sezon öncesi takımdan
gönderilecek futbolcular arasında anılmaya
başlandı.
Teknik direktör Rıza Çalımbay'ın takımda
kalması yönünde rapor verdiği Kaloğlu, ligde
oynanan 11 maçın hepsinde yedek kalmasına
rağmen disiplinli çalışmasından taviz vermedi.
Çalımbay'ın maçların son yarım saatlik
bölümünde oyuna dahil ettiği golcü oyuncu,
kendisine güvenen hocasını mahçup etmeyerek attığı gollerle Mersin İdmanyurdu'nun zirve
mücadelesine katkı sağladı.
(AA)
Deplasman “fatih”i Funes Mori...
Arjantinli futbolcu Rogelio Funes Mori, Eskişehirspor formasıyla çıktığı 12
resmi maçta attığı 8 golün 7'sini deplasmanda kaydetti.
Kasımpaşa,
evinde “paşa”
ESKİŞEHİR - Sezon başında Portekiz'in
Benfica takımından kiralanan Mori, siyah kırmızılı
takımda 10 lig maçına çıktı. Mori, Süper Lig'deki
ilk golünü, takımının 6. haftada Bursaspor'la deplasmanda 2-2 berabere kaldığı karşılaşmada attı.
Mori, ligin 8. haftasında sahasında
Balıkesirspor ile 2-2 berabere kalan siyah-kırmızılılar adına bir gol daha atmayı başardı. "Kırmızı
şimşekler"in ligin 11. haftasında Fenerbahçe ile
deplasmanda 2-2 berabere kaldığı maçta da fileleri havalandıran Funes Mori, ligde attığı gol sayısını 3'e çıkarttı.
Mori, takımının Türkiye Kupası'nın 2. ve 3. turlarında deplasmanda yaptığı iki maçta forma
şansı buldu.
Eskişehirspor'un, 2. Turu'nda Spor Toto 2. Lig
Beyaz Grup takımlarından Tarsus İdman Yurdu
ile karşılaştığı ve 6-1 kazandığı maçta Arjantinli
futbolcu, 3 gol kaydetti. Mori, Eskişehirspor'un
kupanın 3. Turu'nda yaptığı ve 4-0 kazandığı
Kırıkhan maçında da 2 gol attı.
Mori, Eskişehirspor forması giydiği toplam 12
resmi maçta 8 gol atarken, bunların 7'sini deplasmandaki maçlarda kaydetti.
Futbola, Arjantin'in köklü kulüplerinden River
Plate'de başlayan ve bu forma altında çıktığı 103
maçta 17 gol kaydeden Mori, performansıyla
Arjantin Milli Takımı'na seçilmişti. (AA)
İSTANBUL - Kasımpaşa, Spor Toto Süper
Lig'de bu sezon kendi sahasında gösterdiği
performansla dikkati çekiyor. Ligde bu sezon
iç sahada oynadığı 6 maçta 4 galibiyet, 2
beraberlik alan lacivert-beyazlılar, evinde
oynadığı son 10 karşılaşmada ise yenilgi yüzü
görmedi. Geçen sezonun 25. haftasında
Gençlerbirliği'ne kendi sahasında 2-1 kaybettikten sonra Kasımpaşa, oynadığı 10 maçtan
6 galibiyet elde etti. Bu sürede rakipleriyle dört
defa berabere kalan lacivert-beyazlılar, bu
sezon ise topladığı 16 puanın 14'ünü seyircisinin önünde aldı. Deplasmanda kötü bir performans ortaya koyan ve 5 karşılaşmada sadece
2 puan alan İstanbul temsilcisi, sahasındaki
son maçta Çaykur Rizespor'u 3-1'le geçti.
Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadı'nın
zeminin yapımda olması nedeniyle taraftar
Başakşehir Fatih Terim Stadı'nda ilk maçına
çıkan lacivert-beyazlılar, Mersin İdmanyurdu
ile 2-2 berabere kalmıştı. Gençlerbiliği'yle de
aynı skorla puanları paylaşan lacivert-beyazlı
takım, Kardemir Karabükspor ve Torku
Konyaspor'u da eli boş gönderdi. (AA)
15
SPOR
2 Aralık 2014 Salı
Bakan Akif Çağatay
Kılıç'a 'Fair Play'
ödülü verildi
SAMSUN - Gençlik ve Spor Bakanı Akif
Çağatay Kılıç, Anadolu Spor Gazetecileri
Derneği tarafından layık görüldüğü 2014 Yılı Fair
Play Ödülü'nü Samsun'da aldı. Ödül töreninde
konuşan Bakan Çağatay Kılıç, "Küfür ve şiddet,
bunların ne statlarımızda ne spor salonlarımızda
yeri yok." dedi.
Anadolu Spor Gazetecileri Derneği (ASGD)
tarafından Samsun’da düzenlenen 'Sporda
Şiddete Hayır' paneli Gençlik ve Spor Bakanı
Akif Çağatay Kılıç’ın katılımıyla Grand Amisos
Otel'de düzenlendi. Panelde bir konuşma yapan
Bakan Kılıç, sporda yaşanan olumsuz tecrübelerin içinde herkesin payı olduğunu ifade etti.
Bu nedenle herkesin öz eleştiri yapması gerektiğini belirten Kılıç, "Eğer öz eleştiri yapmaz isek
hiçbir şeyi düzeltemeyiz. Bunun içerisinde hepimiz derken spor yöneticilerinden sporculardan,
basından ve spor içerisinde yer alan her unsurdan bahsediyorum." dedi.
Şiddet içerikli hareket yapanların, spora zarar
verenlerin taraftarlıkla ilgisi olmadığını kaydeden
Bakan Kılıç, "Taraftar dediğin, spor müsabakasına gelip takımını destekleyen, gönül verdiği renkleri destekleyen kişi ve kişilerdir. Bu desteğin
içinde müzik yapmak da slogan atmak da vardır.
Hakaret yakışmıyor ama küfür ve şiddet, bunların ne statlarımızda ne spor salonlarımızda yeri
yok." diye konuştu.
Yapılan yatırımların içini genç sporcularla
doldurmak gerektiğini belirten Akif Çağatay Kılıç,
"Biz kanunları, yönetmelikleri bunlarla ilgili olarak
çıkartıyoruz. Bununla ilgili olarak şuan elimizdeki
enstrümanlar açısından hiç de eksik
olmadığımızı düşünüyorum. Burada bir kuruma
ya da bir camiaya daha çok büyük görevler
düşüyor. O da yargı. Kanunlar, yapılmaması
gereken hareketler çerçevesinde emniyetin
tespit edip, yargıya teslim ettiği kişiler hakkında
yargının kanunlar gereği kararını vermesi gerekir.
Bir maçta yaşandı bu durum. Tribünün hemen
dibinden bir futbolcuya hakaret edildi. Bu hemen
tespit edildi. Mahkeme yargılamayı yapıp bu
kişiye gerekli cezasını verdi. Elektronik bileti iptal
edildi. Şimdi o arkadaş artık maçlara giremeyecek." şeklinde konuştu.
Panelin açılış konuşmalarının ardından ASGD
Genel Başkanı İbrahim Erdoğan tarafından,
'Sporda şiddetin önlenmesine yönelik katkıları,
spor camiasına centilmence mücadele edilebilecek olanakları sağlamadaki çabaları ve toplumu
spor yoluyla barış, dostluk ve kardeşliğe sevk
etmedeki aktif rolü' nedeniyle Bakan Kılıç'a
'2014 Yılı Fair Play Ödülü' verildi.
Off-Road yarışlarının
7 ayağı Sakarya’da zorlu
parkurda yapılıyor
SAKARYA - Türkiye Off-Road şampiyonasının
7. ayağı olan son etabı Sakarya'da yapılıyor.
Sakarya Otomobil Sporları ve Sakarya
Büyükşehir Belediyesi'nin ana sponsorluğunda
gerçekleştirilen yarış Adapazarı ilçesi Kırucuk
pistinde yapılıyor. Dün başlayan ve 7 etapta
gerçekleştirilecek şampiyonada ilk gün iki orman
bir seyirci etabı koşuldu. İki orman, iki seyirci
etabı koşuluyor. Oldukça zorlu olan piste yarışmacılar ter döküyor. Havanın oldukça soğuk ve
yağışlı olmasına rağmen vatandaşlar şampiyonaya büyük ilgi gösterdi. Bazı yarışseverler yarışları
çocuklarıyla birlikte izledi.
ROMA (AA) - İtalya Birinci Futbol
Ligi (Serie A) takımlarından AS
Roma'nın sezon başında
Fenerbahçe'den kiraladığı milli futbolcu Salih Uçan, kulübün PAF takımıyla
sahaya çıktı.
La Gazzetta dello Sport'ta yer alan
habere göre teknik direktör Rudi
Garcia, tecrübe kazanması için Uçan'ı
PAF takımı maçında oynattı.
Uçan'ı, hafta sonu oynanan Inter
maçının kadrosuna almayan
Garcia'nın, maç tecrübesi kazanmasını istediği milli futbolcuyu, dün
kulüp tesislerinde PAF takımları
arasında yapılan Napoli maçında
sahaya sürdüğü kaydedildi. Uçan'ın,
maçın 49. dakikasında değiştirildiği
belirtildi.
Haberde ayrıca Uçan'ın diğer
oyunculardan 2-3 yaş büyük olduğu,
PAF takımı oyuncularının A takımdan
bir oyuncu geldiğinde genellikle
endişe duydukları ifade edilirken,
Uçan'ın performansının bu endişeyi
yaratacak güçte olmadığı ve takıma
yardımcı olamadığı yazıldı.
(AA)
Taekwondo festivali
Antalya'da sona erdi
Türkiye
Taekwondo
Federasyonu
tarafından organize edilen ve 2.
Avrupa Kulüpler
Taekwondo
Şampiyonası, 3.
Avrupa ParaTaekwondo
Şampiyonası ile 1.
Uluslararası
Türkiye Açık
Taekwondo
Turnuvası’ndan
oluşan ‘Tekvando
Festivali’ tamamlandı.
ANTALYA - 66 ülkeden
yaklaşık 1400 sporcunun
katılımıyla Antalya/Belek’te
düzenlenen ve toplam 6 gün
süren 3 organizasyona Türk
sporcular damgalarını vurdu.
25-26 Kasım tarihlerinde
düzenlenen 2. Avrupa Kulüpler
Şampiyonası’nda genel sıralamada Almanya adına katılan
Özer Taekwondo Spor Kulübü
topladığı puanlarla Avrupa
şampiyonu oldu. Ankara İlbank
Spor Kulübü ve İstanbul
Büyükşehir Belediyesi de
Avrupa üçüncülüğünü paylaştı.
Bayanlar sıralamasında Özer
Taekwondo Spor Kulübü 1.,
Ankara İlbank Spor Kulübü 2.
ve İstanbul Büyükşehir
Belediyesi 3. sırayı aldı.
Erkeklerde ilk sırayı İzmir
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl
Müdürlüğü kazanırken,
kürsünün diğer basamaklarını
diğer Avrupa kulüpleri paylaştı.
27 Kasım’da düzenlenen 3.
Avrupa Para-Taekwondo
Şampiyonası’nda Türkiye 2
altın, 4 gümüş ve 5 bronz
madalya olmak üzere 11
madalya kazandı. Büşra Gör ve
Yaşar Sami Gökbaba, Avrupa
şampiyonu oldu. 15 ülkeden
80 sporcunun katıldığı şampiyonaya 16 sporcu ile tam kadro
olarak katılan Türkiye Milli
Takımı 11 madalya kazanarak
önemli bir başarı elde etti.
Türkiye, şampiyonayı 2 altın, 4
gümüş ve 5 bronz madalya ile
tamamladı.
Bayanlarda 1 altın ve 2
gümüş madalya kazanan
Türkiye, Rusya’nın ardından
ikinci sırayı alırken üçüncü sıra
Azerbaycan’ın oldu. Erkeklerde
1 altın 2 gümüş ve 5 bronz
madalya elden Ay-yıldızlılar,
Rusya, Azerbaycan ve
Hırvatistan’ın ardından 4. sırada yer aldı. Türkiye, genel
sıralamada 2 altın, 4 gümüş ve
5 bronz madalya ile 3. sırayı
aldı. Rusya, 5 altın, 4 gümüş, 5
bronz madalya ile birinci,
Azerbaycan 3 altın, 2 gümüş
ve 5 bronz madalya ile ikinci
oldu.
28-30 Kasım tarihleri
arasında gerçekleştirilen
1.Uluslararası Türkiye Açık
Taekwondo Turnuvası’nda
sporcularımız 66 madalya
kazandı. Yıldızlar, gençler ve
büyükler kategorisinde
dünyanın dört bir yanından
1400 sporcunun mücadele
ettiği turnuvada büyükler kategorisinde dereceye giren
sporcular olimpiyat oyunları
yolunda hanelerine önemli
puanlar kazandı.
Türkiye, büyükler kategorisinde 4 altın, 1 gümüş ve 6
bronz madalya elde etti.
Bayanlar 49 kiloda Rukiye
Yıldırım, 53 kiloda Makbule Nur
Korucu, 57 kiloda Hatice Kübra
İlgin ile erkekler 80 kiloda
Yunus Sarı kategorilerinde ilk
sırayı alarak olimpiyat oyunları
yolunda 10 tam puan aldı.
İkinci olan Dürdane Altunel,
üçüncü sırayı alan sporcularımız Sude Burcu, Nafia Kuş,
Mervenur Evci, Görkem Sezer,
Umut Bildik ve Serdar Yüksel
gelecek adına önemli puanlar
elde etti. Türkiye, gençler kategorisinde 4 altın, 7 gümüş ve
15 bronz, yıldızlar kategorisinde ise 5 altın, 7 gümüş
ve 17 bronz madalya kazandı.
1.Uluslararası Türkiye Açık
Taekwondo Turnuvası kapsamında düzenlenen Poomsae
yarışmalarında ise milli sporcular 25’i altın, 21’i gümüş ve 25’i
bronz olmak üzere 71 madalya
ile rakip ülkelere büyük fark
atmayı başardı.
Türkiye Taekwondo
Federasyonu Başkanı Doç. Dr.
Metin Şahin, ‘Taekwondo
Festivali’ havasında geçen 3
organizasyonun da büyük bir
başarıyla gerçekleştirildiğini
söyledi.
Başkan Şahin, 66 ülkeden
1400 sporcunun yaklaşık 1
hafta boyunca Belek’te bulunduğunu ve tüm katılımcıların
organizasyondan büyük bir
memnuniyet içinde ayrıldığını
ifade etti. Şahin, "Amerika’dan
Avustralya’ya, Brezilya’dan
Çin’e, dünyanın dört bir yanından sporcuları Antalya’da ağırladık. Herkes organizasyonumuzdan övgüyle söz etti.
‘Türkiye yaparsa en iyisini
yapar’ sözünü bir kez daha
gerçekleştirdik. Bu organizasyona destek veren Başta
Bakanımız Sayın Akif Çağatay
Kılıç olmak üzere Gençlik ve
Spor Bakanlığı yetkililerimiz ile
kurumlarımıza teşekkür ediyorum. Gelecek yıllarda da bu
organizasyona en iyi şekilde ev
sahipliği yapacağız." diye
konuştu.
Metin Şahin, Türkiye’nin ev
sahipliğinde gerçekleşen turnuvada Türk sporcuların bu avantajı iyi kullanarak olimpiyat
oyunları yolunda önemli puanlar kazandığını ve bununda
memnuniyetlerini ikiyi katladığını sözlerine ekledi.
Erciyesspor’da
ikinci galibiyetin
sevinci yaşanıyor
KAYSERİ - Süper Lig’de istediği çıkışı
yakalamayan Kayseri Erciyesspor, 11. haftada Balıkesirspor karşısında farklı skorla alınan
galibiyetin sevinci yaşanıyor. Teknik direktör
Bülent Korkmaz ile yolların ayrılmasından
sonra alınan galibiyetle birlikte mavi siyahlılar,
ligdeki puanlarını da 12’ye yükseltti. Kayseri
Erciyesspor, ligde oynadığı 11 maçta şuana
kadar 2 galibiyet, 2 mağlubiyet, 6 beraberlik
aldı. 15 gol atan mavi siyahlı ekip, kalesinde
ise 13 gol gördü ve puanını da 12’ye yükseltti. Ligin son sırasında yer alan Balıkesirspor
ile önemli bir maça yeni teknik direktör
Mustafa Şimşek Özkeş ile çıkan Kayseri
Erciyesspor, rakibini 4-0 mağlup etme
başarısı gösterdi. Balıkesirspor maçının ligin
alt sırası için önem teşkil ettiğini belirten
Özkeş, bu galibiyetin kendilerini biraz olsun
rahatlattığını ve galibiyetler alma adına moral
olduğunu söyledi. Maçta 2-0 öne geçtikten
sonra takımın geriye doğru yaslanmasını da
uzun haftalardır galibiyet alınamamasına
bağlayan Özkeş, gelecek haftalar için umutlu
olduklarını da belirterek, "Balıkesirspor
maçında orta saha oyuncularımızdan 4
kişinin sakat ve kart cezalısı olması nedeniyle
eksik çıktık. Bu büyük dezavantaj idi.
Gelecek haftalar için bu oyuncularımızın
tekrar dahil olmasıyla iyi olacağımıza inanıyorum." dedi.
Kayseri Erciyesspor Kulüp Başkanı Ziya
Eren ise yaptığı açıklamada, önemli bir galibiyet aldıklarını hatırlatarak, bunun ligde ikinci
galibiyetleri olduğunu söyledi. Futbolcuları ve
teknik heyeti tebrik eden Ziya Eren, gelecek
haftalarda takım olarak daha iyi olma yolunda, başarılı sonuçlar alma adına farklı skorlu
bir galibiyetin faydalı olacağını da dile getirerek şunları söyledi: "Bugün için baktığımızda
Balıkesirspor, bizim en büyük rakibimizdi. 40'lık galibiyet bu yüzden üç puanının çok
ötesinde bir mana ifade ediyor. Yarıştaki rakibimizi mağlup etmek 6 puanlık maç deyiminin içini tam dolduruyor. Bu yüzden teknik
ekibimizi ve oyuncularımızı canı gönülden
tebrik ediyorum. Bu galibiyet, farkın verdiği
moral ile Kayseri Erciyesspor bir seri yakalayacak, seyircisiyle de bütünleşerek tehlikeli
bölgeden hızla uzaklaşacaktır."
(CHA)
2 Aralık 2014 Salı
Ciritçiler, atlarıyla
arkadaş oluyor
Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya
geldikleri dönemden bu yana oynanan
savaş oyunu ciriti yaşatmak
için mücadele eden ciritçiler,
hayatlarını atlarına adıyor.
ANTALYA- MUSTAFA ÇİFTÇİ ORHAN KUZU - Yarış ömürlerini
tamamlayan beyaz, siyah, gri, fındık
rengi veya kırmızı renkli Arap atlarını
alan ciritçiler 1 yıl boyunca atlarıyla
birlikte vakit geçiriyor. Atını kendisine
alıştırmak isteyen sporcular kimi
zaman ahırda atıyla yatıyor, kimi
zaman konuşuyor kimi zaman da
atına kızıyor.
Ailesine, arkadaşına ayırdığı
zamandan çalarak atıyla vakit
geçiren ciritçiler bir süre sonra onlarla sırdaş haline geliyor. Atının
yelelerini tarayan, nallarını değiştiren
sporcular, atlarını arpa, buğday,
yonca gibi yemlerle besliyor. İmkanı
olan ise atını muz, fındık ve kara
üzümle ödüllendiriyor. Atlarıyla uzun
yürüyüşler yapan, koşulara çıkan
sporcular atları kendilerine alıştığı
anda cirit sahalarına çıkıyor.
Sahalarına çıkan sporcular, süngü
veya mızrağını rakibe karşı isabetli
bir şekilde attığı anda sevincini yine
atıyla paylaşıyor.
Ciriti yaşam biçimi haline getiren
ve hayatlarını atlara adayan sporcuların tek bir amacı var o da, ata
sporu ciritin untulmaması.
Cirit turnuvalarına katılan
Erzurum Atlı Spor Kulübü'nden Erdal
Öz Durmuş, AA muhabirine yaptığı
Dünya barışı için 17 aydır yürüyor
DENİZLİ- Dünya barışı için
2013 yılının haziran ayında
Fransa'dan yola çıkan 31
yaşındaki İtalyan Gustavo
Ignacio, Denizli'nin Kale ilçesine geldi.
Arjantin asıllı İtalyan Gustavo
Ignacio, gazetecilere yaptığı
açıklamada, Kudüs'e giderek
dünyanın barışa ve huzura
kavuşması için bu yürüyüşe
karar verdiğini söyledi. 17 ay
önce Fransa'nın Saint Jean
Pied de Port şehrinden yola
çıktığını ve 8 bin kilometre
yürüdüğünü söyleyen Gustavo,
şimdiye kadarki yolculuğunda
12 çift ayakkabı eskittiğini ve
23 kilo verdiğini belirtti.
Her gittiği yerde misafir
edildiğini ve kendisine ikramlarda bulunulduğunu ifade eden
Ignacio, Kudüs'te İsa
Peygamber'e dünyanın barışa
ve huzura kavuşması için dua
edeceğini söyledi.
Ignacio, Kale Belediyesini
ziyaret ederek Belediye
Başkanı Erkan Hayla ile
görüştü.
Hayla, Ignacio'nun dünya
barışı için attığı bu örnek adımı
büyük bir cesaret olarak
değerlendirerek, kendisine
desteklerini esirgemeyeceklerini
söyledi.
Ignacio'yu Kale'de bir gece
misafir eden Hayla, dünya
barışı için yola çıkan Ignacio'ya
başarı diledi. (AA)
“Rizeli mucit” elektrikli
bisikletin şarj ömrünü uzattı
BURSA - MUSA ÖZTÜRK Orhangazi ilçesinde, çevresinde
"Rizeli mucit" olarak tanınan Osman
Köse (45), tasarladığı mekanizmayı
bağladığı elektrik bisikletinin şarj
kapasitesini 42 kilometreden 78 kilometreye yükseltti.
İlçede bir inşatta şantiye sorumlusu olarak çalışan Köse, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, evi
ile iş yeri arasındaki 6 kilometrelik
mesafeyi kent için toplu ulaşımın
sağlandığı minibüslerle katetmekten
yorulduğunu söyledi.
İş yerine ulaşım amacıyla yaklaşık
10 ay önce elektrikli bisiklet aldığını
belirten Köse, aracını bir kez şarj
ettiğinde 42 kilometre gidebildiğini
anlattı.
Elektrikli bisikletini sık sık şarj
etmemek için bazı denemeler yaptığı
bilgisini veren Köse, bunun için özel
bir mekanizma geliştirdiğini dile
getirdi. Köse, şöyle konuştu:
"Mekanizmayı elektrikli bisikletime
taktıktan sonra bir defalık şarjla 42
kilometre yerine 78 kilometre gidebiliyorum. Bu mekanizmamı
geliştirmek için çalışmalarıma devam
ediyorum. Başta bazı parçalar yanmıştı, bunları daha iyileriyle
değiştirdim. Şimdi, kurduğum
mekanizma sorunsuz çalışıyor.
Önceden iki günde bir şarj ederek 42
kilometre yol yapıyordum. Şimdi ise
5 günde bir şarj ederek 78 kilometre
gidiyorum. Aracımın gücünü
değiştirmeyen bu düzeneği daha da
geliştirerek mesafeyi iyice artırmayı
hedefliyorum."
Köse, geliştirdiği mekanizma
sayesinde ne kadar uzun yol giderse
akünün de bu denli fazla şarj
olduğunu bildirdi.
Aracının arkasına bağladığı tekerlek ve dinamodan oluşan mekanizmanın, aküleri yüzde 80 şarj ettiğini
aktaran Köse, bununla hem
akaryakıt parası ödemediğini hem de
çevreyi kirletmediğini kaydetti.
Gelecekte bu tür çevre dostu
araçların yaygınlaşacağına değinen
Köse, "Özellikle gençlerimizin,
ulaşım için çevreye rahatsızlık vermesini istemiyorum çünkü bu dünya
hepimizin. Motorlu taşıtların çevreye
verdiği rahatsızlıkları son günlerde
daha çok yaşıyoruz. Gençlerimiz bu
gibi araçlara yönelirse onlar için bu
dünya daha sağlıklı olur" ifadesini
kullandı. (AA)
açıklamada, kendi imkanlarıyla yıllardır ciritle uğraştığını söyledi.
Atalarının sporunu yaşattığı için
büyük mutluluk duyduğunu ifade
eden Durmuş, "Devlet memuruyum.
Kendimi bildim bileli hep ata sporunun içerisinde oldum. Çocuklarıma
ayırdığım bütçenin birini de atıma
ayırıyorum. Atımı da çocuklarımından biri sayarak yaşıyorum. Her ay
yaklaşık 300 lirayı atıma ayırıyorum"
diye konuştu.
Atını arpa, yonca, yem, saman ile
beslediğini belirten Durmuş, şöyle
devam etti:
"Maddi durumu iyi olan muz,
kara üzüm, fındık da yediriyor. 40
günde bir nalını falan değiştiriyoruz.
Biz atlarımızı yarışlardan
getirdiğimizden dolayı düz koşular
yapmışlar. Onun için yarışlardan
çıkanlara yaklaşık 1 yıllık bir eğitimi
veriyoruz. Çünkü cirit, futbol gibi
belirli çizgileri olan bir sahada
oynanıyor. Hayatımızı atlarımıza
veriyoruz, tek bir isteğimiz var o da
bu sporun unutulmamasıdır."
Geleneksel Spor Dalları
Federasyonu Başkan Vekili Prof. Dr.
Ziya Gökalp Ceylan ise cirit müsabakalarına katılan Türkiye
genelinde 75 kulübün bulunduğunu
bildirdi. (AA)
Engelli bateristin
maket ev tutkusu
ANTALYA - ORHAN KUZU Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde
yaşamını sürdüren 53 yaşındaki engelli baterist Selahattin
Genli, bugüne kadar Osmanlı
mimarisinden esinlenerek
yapımına başladığı maket
evlerin yer aldığı 17 sergi açtı.
Elektrik tesisatı döşerken
elektrik akımına kapılan Genli,
14 yaşındayken 2 elini ve bir
bacağını kaybetti. Sonraki
süreçte hayattan kopmayan
Genli, protezleriyle bateri
çalıp, ahşaptan maket evler
yaparak yaşamını sürdürdü.
Yaptığı maket evlerin çoğalması dolayısıyla sergi açmaya
karar veren Genli, bugüne
kadar 17 maket ev sergisi açtı.
Erdem Bayazıt Kültür
Merkezi'nde 17. Özgün Dağ
Evleri Sergisi'ni açan Genli, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, iş kazası öncesi darbuka
çaldığını söyledi.
Kaza sonrası hayattan kopmadığını anlatan Genli,
"Böylesine talihsiz bir olay
herkesin başına gelebilir.
Engelli oluşum yaşam tarzımı
oluşturdu. Çünkü engelli
olmak bir son değildi" dedi.
Hastane döneminden sonra
içinde bir ukde olan müziğe
yöneldiğini anlatan Genli, koluna bazı aparatlar yaparak
bateri çalmaya başladığını,
böylece müziğin yaşamı için
vazgeçilmez bir unsur haline
geldiğini kaydetti.
Genli, 1996'da müzik grubu
kurduğunu ifade ederek, şöyle
devam etti:
"Kendimi sadece müzikle
sınırlandırmıyorum. Bunun
yanı sıra maket evler yapmaya
başladım. Osmanlı evlerinin
sağlıklı ve otantik görüntüsünden esinlenerek maket evlere
yöneldim. 1999 Gölcük depremi olduğunda çadır kentlerde
günlerimin boş geçmemesini
istiyordum. Bunun için nerede
bir obje bulduysam bir ağaç
sistemi yaparak koluma
bağladığım aparatla bu sanatı
orada geliştirmeye başladım.
Yaptığım eserleri görenler
hayranlıkla baktı ve bunları
satın almak istedi. Bu, benim
için güzel bir olaydı. Şaka gibi
başladığım ahşap maket işleri
şu ana kadar 17 sergide paylaşıldı."
Türkiye 'de sadece
engellilere karşı değil, sanata
karşı da duyarsızlık bulunduğunu savunan Genli, "Ben
bugüne kadar 17 sergiyi de
kendi gayretlerimle açtım.
Yerel yönetimdeki insanlar
kucaklarını açıyor ama bu
benim için yeterli değil. Ben
dünyaya açılmak istiyorum"
diye konuştu.
Genli, Antalya'da açtığı son
sergiye "özgün dağ evleri"
ismini verdiğini dile getirerek,
"Yaptığım bütün eserleri
kendimi dinlendirmek için
yapıyorum. Bugüne kadar ne
yaptıysam hep insanlarla paylaşmak istedim fakat son
sergimde istediğim yoğunluk
olmadı. Bazen kendime
'başarısızsın' diyorum ama
beni umutlarım buraya kadar
getirdi" şeklinde konuştu.
(AA)
Download

Siyaset dünyasında - Yedigün Gazetesi