FAKTÖR PİYASALARI ve GELİR DAĞILIMI
Bu bölümde faktör piyasalarında denge oluşumu ve faktör gelirlerinin dağılımı
konularını incelemekteyiz.
Faktör Piyasaları
Mal piyasalarında, malların arz ve talepleri ile piyasa dengesinin nasıl oluştuğunu
incelemiştik. Benzer durum üretim faktörlerinin arz ve talebinde de geçerlidir.
Faktör piyasaları, üretim faktörlerinin alınıp satıldığı ve dolayısıyla üretim faktörü
sahipleriyle firmaların faktör arz ve talebinin karşılaştığı ortamlardır. Faktör piyasalarında
faktör talebini firmalar gerçekleştirirken, faktör arzını faktör sahipleri gerçekleştirmektedirler.
Faktörlerin arz ve talebinin faktör piyasasında karşılaşması sonucu oluşacak faktör
fiyatları, faktör sahipleri için gelir, firmalar için ise maliyet unsurudur.
Faktör Talebi
Faktörler firmalar tarafından, üretimin gerçekleştirilmesi için talep edilmektedir.
Üretilen mal ve hizmetler ise tüketiciler tarafından ihtiyaçlarının karşılanması için talep
edilmektedir. Bu durumda firmalar tarafından gerçekleştirilen faktör talebi tüketicilerin
firmaların ürettiği mallara olan talebinden türemektedir. Faktör talebi bu özelliği ile türevsel
talep niteliği göstermektedir. Bunun yanında, üretimin meydana gelmesinde bazı faktörler
beraberce talep edilebilmektedir ki bu da faktör talebinin bağlı talep niteliğini gösterir.
 Toplam Ürün Değeri (VTP)
Üretime katılan değişken faktörlerin sağladığı toplam ürün ile ürünün sabit olduğu
piyasa fiyatının çarpılması sonucu elde edilecek değerdir. Yani değişken faktörlerle elde
edilen ürünün değeridir.
VTP=TPP.P
VTP; Toplam Ürün Değeri
TPP; Toplam Fiziki Ürün
P; Ürünün Piyasa Fiyatı
 Marjinal Ürün Değeri (VMP)
Ek değişken girdinin sağladığı ürünün piyasa değeridir ya da ek değişken girdinin
toplam ürün değerinde yarattığı değişmedir. Marjinal ürün değerini iki şekilde formüle
edebiliriz:
VMP=MPP.P ve
∆VTP
∆L
VMP; Marjinal Ürün Değeri
MPP; Marjinal Fiziki Ürün
P; Ürünün Piyasa Fiyatı
L; Emek Gücü Miktarı
Üretici ne kadar faktör kullanacağına karar verirken elde edeceği değer kadar
maliyetini de göz önüne almak zorundadır. Üretici emek gücünün ücretini marjinal ürün
değerine eşit oluncaya kadar girdi istihdam edecek ve karını maksimum yapacaktır.
VMP=w
VMP =
1
P
R
C
VMP=w
w
w
VMP
0
L
L0
Marjinal ürün değeri eğrisi değişen (azalan) verimler yasasına bağlı olarak faktör
miktarı arttıkça (kullanılan emek-gücü arttıkça) azalır. Bu yüzden VMP eğrisi negatif
eğimlidir. Grafikte de denge w ile VMP eğrisinin kesiştiği noktadadır.
VMP>w ise üretime katılacak her faktörün sağladığı ürün değeri toplam kârı arttırır.
Bu yüzden firma bu durumda daha fazla emek-gücü istihdam eder.
w>VMP ise faktör kullanımı azalır. Çünkü emek-gücünün sağladığı üretim değeri
ücretinden daha azdır. Bu durumda firma emek-gücü istihdamını azaltır.
VMP eğrisi aynı zamanda firmanın değişken faktör talep eğrisidir.
 Faktör Talebini Belirleyen Etkenler
Bir faktör ile birlikte kullanılan diğer faktörlerin miktarı arttığında, faktörün
üretiminde kullanılan miktarı da artacaktır.
Bir faktörün fiyatı, bu faktör kullanılarak üretilen ürünün fiyatı yükseldikçe artar.
Faktör, malın üretiminde ne kadar bol kullanılıyorsa değişken faktörün fiyatı o kadar
düşük olur. Bunun nedeni azalan (değişen) verimler yasasıdır.
Değişken faktöre olan talebi belirleyen bir diğer etken teknolojidir. Teknoloji
faktörlerin verimliliğini değiştirir. Verimlilik artışı, faktör talebini arttırır.
Faktör Arzı
Faktör arzı belli bir dönemde farklı fiyatlardan satılmaya razı olunan faktör
miktarlarını ifade etmektedir. Faktör arzı ile ilgili ortak özellikler bulmak güçtür. Çünkü, her
faktörün özelikleri farklıdır. Buna karşın faktör arzlarının genel olarak tam elastik olmadığını
söylemek mümkündür. Bu durum faktörlerin ekonomideki miktarlarının sınırlı olmasından
kaynaklanmaktadır. Neticede fiyatları yükselterek faktör arzını artırmak pek mümkün
olmamaktadır. Oysaki, mal piyasalarında genele olarak fiyatı yükselen malın arzı artmaktadır.
Fiyat fiyatı ile faktör arzı arasındaki bağın güçsüz olması faktör piyasalarında denge
kurulumunu farklılaştırmaktadır. Mal arzında olduğu gibi yükselen faktör fiyatlarının faktör
arzını artırdığı söylenebilir. Ancak, sermaye malları dışındaki diğer faktörler için aynı durum
söz konusu olamamaktadır. Sermaye malları firmalar tarafından üretilmekte olup, bunların
arzını belirleyen en önemli unsur üretim maliyetidir. Buna karşın firmalar tarafından
üretilemeyen diğer faktörlerden toprak ve emek-gücü için benzer şeyler söylemek mümkün
değildir.
2
Toprak ve doğal kaynak faktörünün arzını artırmak mümkün olmadığından fiyatlara ve
ekonomik uyarlamalara karşı duyarsız olup; tam inelastik arz niteliğini taşımaktadır.
Emek-gücü faktörünün arzını belirleyen en önemli etken nüfustur. Kısa dönemde sabit
olan emek-gücü arzı, uzun dönemde nüfus artışına bağlı olarak artabilmektedir. Ayrıca ücret
seviyesi de emek-gücü arzı üzerinde etkindir. Buna karşın ücret seviyesinin yüksekliği
çalışmakta olanları daha uzun süre çalışmaya sevkederken; emek-güçlerini arz etmeyenleri de
teşvik edebilir. Ancak bu durum kesin değildir. Zira yüksek ücretler bazılarını daha az
çalışmaya veya işini tamamen bırakmaya yöneltebilmektedir. Bu sebeple emek arzı hakkında
kesin bir bilgi vermek güçleşmektedir.
Sermaye faktörü arzı da kısa dönemde sınırlı iken, uzun dönemde ancak tasarruf artışı
ile sağlanabilmektedir. Kısa dönemde ekonomideki faiz oranı değişikliklerinden
etkilenmektedir.
Üretim faktörlerine ilişkin farklı arz koşullarını ayrıca inceleyeceğiz. Şimdi fiyat
artışına bağlı olarak faktör arzının arttığını varsayarak faktör piyasalarında fiyat oluşumunu
inceleyelim.
Faktör Piyasasında Fiyat Oluşumu
Faktör piyasasında fiyatın oluşumu mal piyasalarındaki fiyat oluşumu ile paralellik
göstermektedir. Mal piyasalarında fiyat, arz ile talebin kesiştiği noktada gerçekleşmektedir.
Aynı durum faktör piyasaları için de geçerli olup; faktör piyasasında fiyat (Pf), faktör arzı (Sf)
ile faktör talebinin (Df) kesiştiği noktada oluşmaktadır.
Pf
Pf
Sf
E
P
P
Faktör Fiyatı
Df
0
q
Qf
Qf
0
Faktör arz ve talebinde meydana gelecekdeğişim,
faktör fiyatını ve faktör miktarını da değiştirir.
3
Faktör Piyasasında Tam Rekabet Koşullarında Denge
Tam rekabet koşullarında denge durumunu faktör arzı ile faktör talebinin kesiştiği
(eşitlendiği) nokta belirlemektedir. Tam rekabet şartlarında firma faktör kullanımını azaltsa
da, artırsa da faktörün piyasa fiyatını etkileyememektedir. Oluşan fiyat firma için veridir. Bu
yüzden firmanın faktör talep eğrisi piyasa faktör fiyatı düzeyinde tam elastik bir doğrudur.
Çünkü firma satın alacağı her ilâve faktöre daima aynı fiyatı ödemek durumundadır. Bu
durumda tam rekabet şartları gereği marjinal faktör maliyeti (MFC) ortalama faktör
maliyetine (AFC) eşit olmaktadır.
Pf
P
D
E
F
MFC=AFC
VMP
Qf
0
q
Şekildeki marjinal ürün değeri (VMP) ile marjinal faktör maliyetinin (MFC) kesiştiği
E noktasında denge sağlanmaktadır. E noktası firmanın kullandığı faktörün optimum
miktarını göstermektedir. F noktası firmanın optimum faktör kullanımını göstermemektedir.
Çünkü F noktasından sonra marjinal ürün değeri (VMP) artış göstermiştir ki firma kârının
arttığı sonucunu vermektedir. Marjinal ürün değeri azaldığı zaman dengeye ulaşıldığından
dolayı bu eğrinin sadece azalan kısmı firmanın faktör talep eğrisini vermektedir.
Üretim Faktörleri ve Gelirleri
Farklı üretim faktörlerinin farklı özellikler göstererek faktör piyasalarına dahil
olduğunu yukarıda belirtmiştik. Şimdi farklı faktör davranışlarını faktör gelirleri üzerinden
inceleyelim.
4
 Emek-gücü ve Ücret
Birinci bölümde emek-gücü faktörünün insanın zihinsel ve bedensel çabaları olduğunu
ifade etmiştik. Emek-gücü sahibi olan canlı emeğin emek-gücünü üretim sürecinde satmasının
karşılığında elde etmeyi amaçladığı gelirine “ücret”(w) adını veriyoruz.
Ücreti emeğe sağladığı satın alma güçleri göz önüne alınarak nominal ücret ve reel
ücret olarak ikiye ayırmak mümkündür.
Nominal ücret, işçinin emek-gücü karşılığı aldığı para miktarıdır. İşçiye ödenen
ücretin para birimi ile ifadesinden başka bir şey olmayan nominal ücrete aynı zamanda nakdi
ücret de denilmektedir.
Reel ücret, işçinin nominal ücretiyle satın alabileceği mal ve hizmet miktarını ifade
eder. Piyasadaki fiyat hareketlerinden arınmış olarak, işçinin aldığı ücretle satın alabileceği
mal ve hizmet miktarını gösteren reel ücret, işçinin gerçek ücretidir.
Nominal ücretin fiyat endeksine bölümü, reel ücreti verir:
Reel ücret =
No min alücret
Fiyatendeksi
o Emek-gücü Arzı
Emek-gücü arzı, belirli bir piyasada belirli bir dönemde, ücret dışındaki faktörler
sabitken (Ceteris-Paribus) çeşitli ücret düzeylerinde işçilerin çalışmaya razı oldukları süreleri
ifade etmektedir.
Emek-gücü arzı daha önce incelenen mal ve hizmet arzı gibi, sol aşağıdan sağ
yukarıya seyreden bir yönelme izlemez. Ücretler yükseldikçe, arz edilen emek-gücü miktarı
önce artarken (ikâme etkisi), belirli bir ücret düzeyinden sonra azalmaya başlayabilir (gelir
etkisi). Alışılmışın dışındaki bu arz eğrisine geriye bükük arz eğrisi adı verilir.
W
W3
C
İşgücü
Arzı
B
A
L
0
L1 L2 L3
5
Grafikte tek işçinin geriye bükük arz eğrisi görülmektedir. Diyagramın yatay ekseni,
bir günde çalışılmak istenen emek-gücünü (saat olarak); dikey ekseni ise ücretleri
göstermektedir. W1 işçinin çalışmaya razı olduğu en düşük ücret düzeyini göstermektedir. Bu
ücretten işçi günde L1 saat çalışmaya hazırdır. Ücret W2’ye yükselinceye kadar ücret arttıkça
işçinin emek-gücü arzı da artmaktadır. Bu artışa ikâme etkisi adını vermekteyiz. İşçi boş kalıp
gelirsiz olmak yerine emek-gücünü arz etmeyi tercih etmektedir. Ücret, W2’nin üzerine
çıktığında ise işçi bir günde çalışmak istediği süreyi azaltmaktadır. Bu azalış gelir etkisi ile
ortaya çıkmaktadır. Gelir etkisi, geliri artan işçinin daha yüksek ücret düzeylerinde daha fazla
çalışmak yerine boş zamanını tercih etmesi anlamına gelmektedir.
o Emek-gücü Talebi
Emek-gücü talebi, belirli bir piyasada, çeşitli ücret düzeylerinde istihdam edilmek
istenilen emek-gücü miktarını ifade eder. Emek-gücü talebi, emeğin marjinal verimliliğine
bağlıdır. Emek-gücü talep eğrisi, üretime katılan emeğin sermayedara ağladığı gelirin seyrini
veren marjinal ürün değeri (VMP) eğrisine özdeştir.
o Ücret Oluşumu
Tam rekabet faktör piyasası koşullarında ücret oluşumu emek-gücü arz ve talep
eğrilerinin kesiştiği (eşitlendiği) durumda sağlanır.
W
Ls
W0
E
VMP, DL
L
0
L0
Grafikte emek-gücü arz eğ risi (Ls) ve emek-gücü talep eğrisinin (Ld) kesiştiği nokta
(E) denge noktasını, bu noktanın ifade ettiği ücret düzeyi (W0) denge ücret düzeyini
göstermektedir.
 Toprak ve Rant
Birinci bölümde de incelendiği gibi, üretim faktörü olarak toprak denilince üzerinde
üretimin gerçekleştiği her türlü doğal kaynağı anlıyoruz. Toprak faktörünün en önemli
özelliği, miktarının kıt, çoğaltılmasının ve başka yere taşınmasının olanaksız olmasıdır. Bu
özelliğin doğal bir sonucu olarak, toprak faktörünün arz elastikiyetinin sıfır olduğunu
söyleyebiliriz. Yani, toprak faktörünün talebi arttığında sadece fiyatı artar arz edilen miktarı
artırılamaz.
o Rant
Ekonomide, üretim faktörü olarak toprağın üretimden aldığı pay ya da toprağın fiyatı
olarak rant, toprak faktöründen belirli bir süre faydalanabilmek için ödenen bedeldir.
6
o Rant Çeşitleri
David Ricardo tarafından ortaya atılan iki tip rant bulunmaktadır. Bunlar; diferansiyel
rant ve mutlak ranttır.
Diferansiyel rant, toprakların farklı verimlikte olması veya tüketim merkezine
uzaklıkları sonucunda ortaya çıkan rant türüdür. Verimli topraklarda ve tüketim merkezine
yakın topraklarda diferansiyel rant ortaya çıkar.
Mutlak rant, toprak faktörünün ihtiyaca göre kıt olması sonucu ortaya çıkan rant
türüdür. Eğer topraklar ihtiyaçları karşılayacak kadar bol olsaydı sadece diferansiyel rant söz
konusu olurdu. Ancak, nüfus artışının yüksek olduğu bölgelerde mutlak rant önemli bir
ağırlıktadır.
 Sermaye ve Faiz
İlk bölümde üretim faktörleri incelenirken ifade edildiği gibi, üretim faktörü olarak
sermaye ile kastedilen fiziki sermayedir. Fiziki sermaye, kendisi de üretilmiş ve diğer mal ve
hizmetlerin üretiminde kullanılan her türlü varlıktır. Günlük ekonomide, makine, teçhizat ve
fabrika binaları gibi unsurlar sermayeye örnektir.
Bu bölümün başlarında, sermaye arzının uzun dönemde artan bir eğime sahip
olduğunu dolayısıyla uzun dönemde sermaye talebi arttıkça sermaye üretiminin de
artabileceğini ifade etmiştik.
o Faiz
Faiz, sermayeyi kullanmanın karşılığı yani fiyatıdır. Üretim faktörü olarak sermayenin
(fiziki sermayenin) getirisinin faiz olmasının sebebi, üretim faaliyeti yerine finansal sermaye
olarak ticari bankacılık sistemine giren sermayenin getirisinin faiz olmasıdır. Finansal
sermayenin fiziki sermaye alımı veya kiralanması için kullanılması, fırsat maliyeti sorununu
ortaya çıkarmaktadır. Fiziki sermayeye dönüşen finansal sermayenin fırsat maliyeti, bankaya
yatırılıp elde edilebilecek faiz getirisidir. Bu sebeple üretimde kullanılan fiziki sermayeden de
üretim süreci sonunda –en kötü ihtimalle- bankadan elde edilebilecek faiz kadar getiri
sağlaması beklenir. Bu sebeple fiziksel sermayenin getirisi olarak da faiz kavramı kullanılır.
Gelir Dağılımı
Bir ülkede belirli bir dönem içinde yaratılan milli gelirin toplumsal ve bireysel gruplar
ile üretim faktörleri sahipleri arasında bölüşülmesine gelir dağılımı denilmektedir. Dünya
ölçeğinde ele alındığında ise gelirin ülkeler arasında dağılımı anlaşılmaktadır.
 Fonksiyonel Gelir Dağılımı
Fonksiyonel gelir dağılımı, gelirin farklı üretim faktörleri arasında, buna bağlı olarak
da üretim sürecinde farklı işlevlere sahip olan toplumsal gruplar arasında nasıl dağıldığını
göstermektedir. Fonksiyonel gelir dağılımının alacağı biçim; bir yandan toplumun gelişmişlik
düzeyine, diğer yandan da söz konusu toplumsal/sınıfsal grupların göreli ekonomik ve siyasal
güçlerine bağlı olarak belirlenmektedir.
Fonksiyonel gelir dağılımında toprak sahiplerine rant, sermaye sahiplerine faiz, emekgücü sahiplerine ücret ve diğer faktörleri bir araya getiren sermayedarlara da kâr geliri
dağıtılmaktadır.
Milli gelirden üretim faktörlerine düşen payın ne kadar olduğu e bunun yıllar itibariyle
nasıl değişim gösterdiği konusunda karşılaştırmalar yapılmaktadır. Zaman içerisinde, üretim
faktörlerinin milli gelirden aldıkları payların değişmesinden hareket ederek fonksiyonel gelir
dağılımının milli gelir ve istihdam üzerindeki etkileri araştırılmaktadır.
7
 Kişisel Gelir Dağılımı
Kişisel gelir dağılımı; milli gelirin kişiler, aileler ve gruplar; kısaca o ülkedeki kişiler
arasındaki dağılımını ifade etmektedir.
Kişisel gelir dağılımında önemli olan gelirin kaynağı ve bileşimi değil, miktarıdır.
Çünkü bu dağılım kişilerin gelirlerinin kaynağına değil, büyüklüğüne göre sınıflandırılmasına
dayanmaktadır.
o Kişisel Gelir Dağılımında Eşitsizliğin Ölçülmesi
Kişisel gelir dağılımında meydana gelebilecek eşitsizlikleri ölçmek amacıyla çok
sayıda iktisatçı ve istatistikçi birçok araştırma yapmış ve çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bu
yöntemler arasında en çok sözü edilenler Lorenz Eğrisi ve Gini katsayısıdır. Lorenz eğrisi,
gelir dağılımını grafiksel olarak incelerken, gini katsayısı gelir dağılımında eşitlikten ne kadar
ayrıldığını gösteren bir ölçüdür.
- Lorenz Eğrisi
Lorenz eğrisi belirli bir dönemde yaratılan reel gelirin yüzde olarak kişisel dağılımını
incelemekte ve gelir dağılımındaki eşitsizliklerin gösterilmesinde kullanılmaktadır. Kısaca;
gelirin ne kadarını kaç kişinin aldığını yüzde olarak göstermektedir.
C
B
Mutlak Eşitlik Doğrusu
Gelirin Yüzdesi
80
60
Lorenz Eğrisi
40
30
D
20
O
20
40
60
80
A
Nüfusun Yüzdesi
Şeklin yatay ekseni toplam nüfusun yüzdesini, dikey ekseni ise toplam gelirin
yüzdesini göstermektedir. Grafikte nüfus ve gelirin tamamı yani %100’ü gösterildiğinden iki
eksenli grafik kutu diyagramı biçimine girmekte ve kapanmaktadır.
Eğer bir ülkede kişisel gelir dağılımı mutlak bir eşitlik yaratacak şekilde
gerçekleşmişse iki köşeyi birleştiren diyagonal doğru biçiminde olacaktır. Mutlak eşitlik
doğrusu olarak adlandırılan OB doğrusu üzerindeki her noktada nüfusun belirli bir yüzdesi
gelirin aynı yüzdesini almaktadır. Örneğin nüfusun %20’si gelirin %20’sini almaktadır.
Ancak bir ülkede gelir dağılımında bir eşitsizlik varsa, mutlak eşitlik doğrusundan
uzaklaşma başlar ve Lorenz eğrisi çukurlaşır. Lorenz eğrisi mutlak eşitlik doğrusuna ne kadar
yakın olursa gelir dağılımında o kadar az, mutlak eşitlik doğrusuna ne kadar uzak olursa gelir
dağılımında o kadar çok eşitsizlik vardır. Şekildeki D noktası nüfusun %80’inin gelirin
%30’unu aldığını göstermektedir.
8
K
L
A
B
D
G
100
300
e>1
- Gini Katsayısı
Gelir dağılımındaki eşitsizlikleri göstermede geometrik olarak ifade edilen Lorenz
eğrisi pratik bir yöntem değildir. İtalyan istatistikçi Corrado Gini gelir dağılımı eşitsizliğinin
matematiksel bir katsayı ile ifade edilebileceğini ortaya koymuştur.
Gini katsayısı 0 ile 1 arasında bir değer almaktadır. Katsayının azalması eşitsizliğin
azaldığını, katsayının artması ise eşitsizliğin arttığını göstermektedir.
Aşağıdaki tabloda Türkiye’nin 2004 ve 2005 yıllarındaki kişisel gelir dağılımı ve Gini
katsayılarını gözlemleyebiliriz:
Türkiye
Yüzde 20'lik gruplar
Toplam
Birinci yüzde 20
2004
2005
100.0
100.0
6.0
6.1
İkinci yüzde 20
10.7
11.1
Üçüncü yüzde 20
15.2
15.8
Dördüncü yüzde 20
21.9
22.6
Beşinci yüzde 20
46.2
44.4
0.40
0.38
Gini Katsayısı
Kaynak: TÜİK 2005 Gelir Dağılımları,
Aynı yıl Gini katsayısı Bulgaristan’da 0.32, Romanya’da 0.30 ve Hırvatistan’da 0.29
olarak gerçekleşmiştir.
9
Download

Faktör Piyasaları ve Gelir Dağılımı