MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
2014
MTA BĠLĠMSEL ETKĠNLĠKLER HAFTASI
Bildiri
BĠLDĠRĠ ÖZLERĠ KĠTABI
24 ġubat-06 Mart 2014
MTA Genel Müdürlüğü
Sadrettin Alpan Toplantı Salonu
Ankara-TÜRKĠYE
İletişim:
E-mail: [email protected]
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI
2014
BİLDİRİ ÖZLERİ KİTABI
24 ŞUBAT – 06 MART 2014
MTA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
SADRETTİN ALPAN TOPLANTI SALONU
ANKARA - TÜRKİYE
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
DÜZENLEME KURULU
BAŞKAN
Mehmet ÜZER
MTA Genel Müdürü
2. BAŞKAN
Erol TİMUR
Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanı
DÜZENLEME KURULU ÜYELERİ
Pınar ŞEN
Fatma YAVAŞ
Ejder YAPICI
Cavit NASIF
Sibel ERGEN
Özden İLERİ
Aydan ÇALIK
Mine ASLAN
Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı
Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı
Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı
Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığı
Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı
Deniz ve Çevre Araştırmaları Dairesi Başkanlığı
Maden Analizleri ve Teknolojisi Dairesi Başkanlığı
Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığı
[email protected]
MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Üniversiteler Mahallesi Dumlupınar Bulvarı No:139
Ankara-TÜRKİYE
2014
2
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ÖNSÖZ
İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünyamız, tarihin en hızlı değişimini yaşamakta, sanayi,
bilim ve teknolojide baş döndürücü gelişmeler kaydedilmektedir. Bu gelişmelere ayak
uydurabilen Genel Müdürlüğümüz, yer altı kaynaklarının yüksek katma değer sağlayacak
şekilde ekonomiye kazandırılması, artan enerji ve sanayi hammadde talebinin güvenli ve
ekonomik olarak karşılanması, arz kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi, üretilen
hammaddelerin yurt içerisinde işlenerek nihai ürünlere dönüştürülmesini içeren hedefleri
doğrultusunda çalışmalarını yürütmektedir.
MTA’da enerji ve madencilik faaliyetleri, küresel ve bölgesel boyutları ile ele alınmakta
ve ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar yapılmaktadır. Son yıllarda, özellikle
ülkemiz kömür rezervlerinin arttırılmasına, yenilenebilir enerji kaynaklarının bulunmasına,
metalik maden ve endüstriyel hammadde aramalarına hız verilmektedir. Bununla birlikte,
doğal kaynakların bulunmasına ve yer yüzeyinin kullanılmasına yönelik karada ve denizde
jeolojik araştırmalar yapmakta, eş zamanlı olarak yeni maden yatakları ve enerji
hammaddelerinin keşfedilmesine ve geliştirilmesine dair bilimsel araştırmalar gerçekleştirerek
yerbilimleri dünyasına yeni veriler kazandırmakta ve nitelikli araştırmacılar yetiştirmektedir.
Ayrıca jeolojik miras bilincini oluşturarak doğal niteliğindeki oluşumları gelecek kuşaklara
aktarılabilmesi için gerekli olan araştırmaları yapmaktadır. Akreditasyon Belgesine sahip olan
Kurum Laboratuarlarımızda, yurt içi ve yurt dışında kabul gören çağdaş analiz teknikleri
yakından takip edilmekte ve uygulanmaktadır.
Kurumumuzda, bir cevherin aranmasından ürün haline gelmesine kadar uzanan zincirin
her halkasında yürütülen bilimsel çalışmaları, tüm boyutları ile tanıtmak, tartışmak ve ortak
politikalar oluşturmak amacıyla 24 Şubat-06 Mart 2014 tarihleri arasında MTA Bilimsel
Etkinlikler Haftası düzenlenmiştir. 75 adet sunumun yapılacağı bu etkinliğin bilgi ve
deneyimlerimizin paylaşıldığı ve fikir kıvılcımlarının aktarıldığı bir ortam oluşturmasını, aynı
zamanda yeni dostlukların, ortaklıkların ve projelerin ortaya çıkmasına vesile olmasını ümit
ediyoruz. Dokuz gün sürecek olan etkinliğin, yerbilimleri camiasına ve ülke madenciliğine
katkılar sağlamasını temenni eder, tüm MTA çalışanlarına, konferansları ile etkinliğimize
katılan değerli konuşmacılarımıza, sunumlara katılıp görüşleri ile katkı koyan tüm bilim
insanlarına, araştırmacılara ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Mehmet ÜZER
Genel Müdür
3
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ ............................................................................................................................................................ 3
İÇİNDEKİLER................................................................................................................................................. 4
ISTRANCA MASİFİ’NİN TEKTONOSTRATİGRAFİK ÖZELLİKLERİ VE BULGARİSTAN’DAKİ
İSTİFLER İLE KORELASYONU .................................................................................................................... 7
ISTRANCA MASİFİ’NİN TERSİYER ÖRTÜSÜ VE TRAKYA HAVZASININ STRATİGRAFİSİ ................. 9
TEKİRDAĞ (MALKARA) - EDİRNE (İPSALA) HAVZASI KÖMÜR ARAMALARI................................... 10
KAHRAMANMARAŞ-OSMANİYE POLİMETAL MADEN ARAMALARI................................................. 11
MADEN KARMAŞIĞI POLİMETAL MADEN ARAMALARI ..................................................................... 12
MALATYA-ELAZIĞ-SİVAS POLİMETAL MADEN ARAMALARI: SOFULAR (KULUNCAKHEKİMHAN-MALATYA) DEMİR (Fe2O3-Fe3O4) YATAĞININ DOBA (DEMİR OKSİT BAKIR ALTIN
YATAKLARI AÇISINDAN) GENEL KARAKTERİSTİKLERİ ..................................................................... 13
EÜAŞ KAHRAMANMARAŞ, AFŞİN-ELBİSTAN KÖMÜR HAVZASI E-SEKTÖRÜ HİDROJEOLOJİ
ETÜDÜ .......................................................................................................................................................... 14
EÜAŞ KAHRAMANMARAŞ, AFŞİN-ELBİSTAN KÖMÜR HAVZASI E-SEKTÖRÜ JEOTEKNİK ETÜT
ÇALIŞMASI .................................................................................................................................................. 15
SİVAS-ERZİNCAN-MALATYA DEMİR ARAMALARI: SİVAS-DİVRİĞİ KARAAĞAÇLI DEMİR
CEVHERLEŞMESİ ........................................................................................................................................ 16
SİVAS-ERZİNCAN-MALATYA DEMİR ARAMALARI: KAYSERİ (YEŞİLHİSAR) DEMİR ETÜDÜ ....... 17
ORTA PONTİDLER METALİK MADEN POTANSİYELİNİN VE METALOJENEZİNİN BELİRLENMESİ 18
DOĞU ANADOLU YIĞIŞIM KARMAŞIĞI MADEN ARAMALARI ........................................................... 19
AKDAĞMADENİ MASİFİ’NİN JEOLOJİSİ VE JEODİNAMİK EVRİMİ ..................................................... 20
ANADOLU’NUN KUVATERNER VOLKANİZMASI VE POTANSİYEL VOLKANİK FAALİYETLERİN
ARAŞTIRILMASI ......................................................................................................................................... 21
AKSARAY-KAYSERİ VE CİVARI JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI .................................................. 22
TUZ GÖLÜ HAVZASI ENDÜSTRİYEL HAMMADDE ARAMALARI ........................................................ 23
KONYA VE CİVARI JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI......................................................................... 24
BAZI LİNYİTLERİN TARIMSAL AMAÇLI HUMİK VE FULVİK ASİT POTANSİYELLERİNİN
BELİRLENMESİ ........................................................................................................................................... 25
TRAKYA JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI .......................................................................................... 26
KIRKLARELİ-EDİRNE-TEKİRDAĞ YÖRELERİ BENTONİT ..................................................................... 27
ARAMALARI ................................................................................................................................................ 27
KARSTİK ÇÖKÜNTÜ ALANLARININ BELİRLENMESİ VE TEHLİKE DEĞERLENDİRMESİ: SİVAS ... 28
BEYŞEHİR GÖLÜ’NÜN SEDİMANTOLOJİK, LİMNOLOJİK VE PALEOİKLİMSEL ÖZELLİKLERİ: ÖN
BULGULAR .................................................................................................................................................. 29
ÇANKIRI-ÇORUM HAVZASI TERSİYER YAŞLI EVAPORİTLİ ÇÖKELLERİN PALİNOLOJİK
İNCELEMESİ ................................................................................................................................................ 30
ÇANKIRI-ÇORUM HAVZASI VE ÇEVRESİNDE, EN BÜYÜK KARA MEMELİSİ OLAN
BALUCHITHERIUM’UN VE EŞLİK EDEN DİĞER OMURGALILARIN BULGU YERLERİNİN
ARAŞTIRILMASI VE BÖLGENİN PALEOCOĞRAFYASI .......................................................................... 31
ANKARA ÇEVRESİ OMURGASIZ FOSİL LOKALİTELERİNİN İNCELENMESİ ...................................... 32
ORTA TOROSLAR KURŞUN-ÇİNKO MADEN ARAMALARI ................................................................... 33
NEVŞEHİR-NİĞDE JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI .......................................................................... 35
ESKİŞEHİR HAVZASI KÖMÜR ARAMALARI ........................................................................................... 36
KOZAN (ADANA), GÖKSUN (KAHRAMANMARAŞ) VE KADİRLİ (OSMANİYE) ARASINDA KALAN
ALANDA DOĞU TOROSLAR’IN TEKTONOSTRATİGRAFİK ÖZELLİKLERİ ......................................... 38
4
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ADANA-ALADAĞ KROMİT CEVHERLEŞMESİ ........................................................................................ 39
DOĞU AKDENİZ JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI.............................................................................. 40
HATAY ALAADDİN JEOTERMAL KUYUSUNDA KARŞILAŞILAN SONDAJ PROBLEMLERİ VE
UYGULANAN ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ ...................................................................................................... 41
GÜNEY AFRİKA VE TÜRKİYE KROMİTLERİNİN İNDİRGENME ÖZELLİKLERİNİN
KARŞILAŞTIRILMASI ................................................................................................................................. 42
YERBİLİMLERİ PORTALI, NUMUNE ANALİZ TEST TAKİP, MERMER BİLGİ YÖNETİM SİSTEMİ, ETİCARET YAZILIMLARI ve DERLEME RAPORLARININ SAYISALLAŞTIRILMASI ............................. 43
TÜRKİYE KARST VE MAĞARA ARAŞTIRMALARI (BURDUR) .............................................................. 45
ANKARA VE CİVARI JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI ...................................................................... 46
BEYPAZARI – ÇAYIRHAN KÖMÜR HAVZASINDA EÜAŞ ADINA YÜRÜTÜLEN ETÜT VE SONDAJ
ÇALIŞMALARI ............................................................................................................................................. 47
ÇAMLIHEMŞİN (RİZE) - İSPİR (ERZURUM) – YUSUFELİ (ARTVİN) ARASINDA KALAN ALANIN
JEOLOJİSİ ..................................................................................................................................................... 48
ÇAYELİ (RİZE) - İSPİR (ERZURUM) ARASINDA KALAN ALANIN JEOLOJİSİ ...................................... 49
ARTVİN-BORÇKA-YUSUFELİ ARASINDA KALAN ALANIN JEOLOJİSİ ............................................... 50
DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ PORFİRİ MADEN POTANSİYEL ALANLARININ BELİRLENMESİ
(ORDU-GİRESUN-GÜMÜŞHANE-TRABZON) ........................................................................................... 51
RİZE-TRABZON VE ÇEVRESİ POLİMETAL (Cu, Zn, Pb, Fe Au, Ag) MADEN ARAMALARI .................. 52
ORTA KARADENİZ – ORTA ANADOLU OFİYOLİTLERİ KROM-NİKEL-PLATİN GRUBU
ELEMENTLERİ (PGE) ÖN ARAMALARI: BİR METALOJENİK PROVENS ALANI: ÇANGALDAĞ
KOMPLEKSİ, ORTA PONTİDLER (TÜRKİYE) ........................................................................................... 54
TTK ARMUTÇUK TAŞKÖMÜRÜ İŞLETMESİNDE SONDAJLI JEOTEKNİK ETÜT ................................ 55
ANADOLU MADENCİLİK TARİHİ BİRİMİ 2013 YILI ÇALIŞMALARI .................................................... 56
MÜZEDE EĞİTİM......................................................................................................................................... 57
MADEN ANALİZLERİ VE TEKNOLOJİSİ DAİRESİ LABORATUVARLARININ AKREDİTASYONU .... 58
MADEN ANALİZLERİ VE TEKNOLOJİSİ DAİRESİ AR-GE ÇALIŞMALARI: “ANALİZ
LABORATUVARLARINDA YENİ ANALİZ METOTLARININ GELİŞTİRİLMESİ” .................................. 59
TÜRKİYE RADYOAKTİF HAMMADDE ARAMALARI ............................................................................. 60
LİTYUM ARAMALARI ................................................................................................................................ 61
KIRKA BOR TESİSİ KİL ATIKLARINDAN LİTYUM BİLEŞİKLERİNİN KAZANMA OLANAKLARININ
ARAŞTIRILMASI ......................................................................................................................................... 62
TÜRKİYE PALEOSİSMOLOJİ ARAŞTIRMALARI: GÜNEY MARMARA ve İSKENDERUN KÖRFEZİ
KUZEYİ......................................................................................................................................................... 63
TÜRKİYE BÖLGESEL ÖLÇEKLİ SIVILAŞMA YATKINLIK HARİTALARI ............................................. 64
DATÇA YARIMADASI GÜNEYİ DENİZ ALANININ JEOLOJİK ve JEOFİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN
ARAŞTIRILMASI ......................................................................................................................................... 65
TÜRKİYE’DEKİ SÜSTAŞLARI POTANSİYELİNİN ARAŞTIRILMASI ..................................................... 66
GÜNEY MARMARA BÖLGESİNDE YÜZEYLEYEN ÇÖKELLERİN İZ FOSİLLERE DAYALI
ORTAMSAL YORUMU VE PALEOEKOLOJİK DEĞERLENDİRİLMESİ................................................... 67
ÇANAKKALE-BALIKESİR-MANİSA POLİMETAL MADEN ARAMALARI: BİGA YARIMADASI VE
GÜNEYİNİN POLİMETAL MADEN ARAMA ÇALIŞMALARI .................................................................. 68
ETİ MADEN İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BOR RUHSAT SAHALARI ETÜDÜ ....................... 69
BATI ANADOLU BÖLGESİ KÖMÜR ARAMALARI .................................................................................. 70
AYDIN-DENIZLI-MANISA CIVARI JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI ................................................ 71
KONYA ( ILGIN) - ISPARTA (ŞARKİKARAAĞAÇ) NEOJEN HAVZASI KÖMÜR ARAMALARI ........... 73
TÜRKİYE GENELİ MERMER VE DOĞAL TAŞ POTANSİYEL ALANLARININ BELİRLENMESİ .......... 74
5
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
UZAKTAN ALGILAMA TEKNİKLERİ KULLANILARAK JEOTERMAL KAYNAK ARAMALARI ......... 75
UZAKTAN ALGILAMA YÖNTEMLERİ İLE JEOLOJİK ÖZELLİKLERİN TESPİTİ .................................. 76
YÜKSEK ALAN ŞİDDETLİ YAŞ MANYETİK AYIRICILARIN Fe2O3 AYIRIM ETKİNLİKLERİNİN
ARAŞTIRILMASI ......................................................................................................................................... 77
JEOTERMAL REZERVUAR ARAŞTIRMALARI VE KORUMA ALANLARI BİRİMİ 2013 YILI
FAALİYETLERİ ............................................................................................................................................ 78
TKİ ELİ EYNEZ SEKTÖRÜ GÜNEYİNDE PLANLANAN ANA GALERİ GÜZERGAHLARINA AİT
JEOTEKNİK ETÜT ....................................................................................................................................... 79
SONDAJ AKIŞKAN SİSTEMLERİNİN GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK ÇALIŞMALAR .......................... 80
6
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
ISTRANCA MASİFİ’NİN TEKTONOSTRATİGRAFİK ÖZELLİKLERİ
VE BULGARİSTAN’DAKİ İSTİFLER İLE KORELASYONU
Yavuz BEDİ1, Halil YUSUFOĞLU1, Ali ERGEN1, Adil DOĞAN2, Alper BOZKURT1, Ercan TUNCAY1, Eşref
AYLAN1
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Konya
ÖZ
Kuzeybatı Anadolu ve Güneydoğu Bulgaristan’da yer alan Istranca Kristalen Kompleksinde,
birbirlerinden farklı metamorfizma, yaş ve litolojik özellikler gösteren birbirleriyle bindirmeli tektonik dokanaklı
ilişki gösteren yapısal birimler (nap) bulunur. Bu napların tektono-stratigrafik dizilimi alttan üste doğru; alt yeşil
şist fasiyesinde metamorfizma geçirmiş metamorfik kayaçlar ile temsil olunan Prekambriyen-Noriyen yaşlı
Sarpdere Napı (alt nap); yeşilşist fasiyesinde metamorfizma geçirmiş Devoniyen ?- Noriyen yaşlı Mahyadağ
Napı (orta nap) ve amfibolit-yeşilşist fasiyesi metamorfizma özellikleri taşıyan Prekambriyen-Ladiniyen yaşlı
Doğanköy Napı’dır (üst nap). Sarpdere Napı altta Prekambriyen-Paleozoyik yaşlı metakonglomera, asidik
metavolkanitlerden oluşan temel kayalar ile başlamaktadır. Bu temel kayalar üzerine açısal uyumsuz olarak
metaçamurtaşı, metasilttaşı ara seviyeli arkozik metakumtaşlarından oluşan Erken Triyas yaşlı Harmantepe Fm.
gelir. İstif üste doğru uyumlu olarak metasilttaşı, metakumtaşı ara seviyeli dolomit ve rekristalize
kireçtaşlarından oluşan Orta Triyas yaşlı Golyamo Bukovo Fm., dolomit ve dolomitik kireçtaşından oluşan Orta
Triyas yaşlı Bosnek Fm., olistostromal özellikteki metakumtaşı ve metasilttaşı ardalanımından oluşan Orta-Geç
Triyas yaşlı Çağlayık Fm.; dolomit, dolomitik kireçtaşı ve rekristalize kireçtaşı ardalanımından oluşan Geç
Triyas yaşlı Kurudere Fm’dur. Mahyadağ napına ait kaya birimleri alttan üste doğru; kalkşist, rekristalize
kireçtaşı, dolomit ve dolomitik kireçtaşı araseviyeleri kapsayan metasilttaşı, kuvarsşist ve kuvarsit
ardalanımından oluşan Devoniyen-Permiyen yaşlı Armutveren Fm.; metasilttaşı, pelesipodalı rekristalize
kireçtaşı ardalanımından oluşan en Geç Permiyen-en Erken İnduyen yaşlı Tütünlüktepe Fm.’nundan oluşur. Bu
temel kayaları üzerine açısal uyumsuz olarak metasilttaşı, kuvarsşist ara seviyeli metamikrokonglomera,
metakonglomera, kuvarsit ardalanmasından oluşan Çukurpınar Fm.; üzerinde uyumlu olarak altta metakumtaşı
ara seviyeli metasilttaşları, üste doğru metasilttaşı, plaketimsi rekristalize kireçtaşı, dolomitik kireçtaşı
ardalanımından oluşan Erken-Orta Triyas yaşlı Adatepe Fm.; kalkşist ve metasilttaşı ara seviyeli rekristalize
kireçtaşı-dolomitik kireçtaşı ardalanımından oluşan Orta Triyas yaşlı Tolpan Fm.; rekristalize kireçtaşı, kalkşist
ve metaşeyl ara seviyeli metasilttaşı, metakumtaşı ardalanımından oluşan Orta-Geç Triyas yaşlı Kalinachuka
Fm. gelir. Bu napın en üst seviyelerini ve birbirleriyle yanal geçişli Orta-Geç Triyas yaşlı Kaynakdere Fm.
(metaşeyl, metakumtaşı ara seviyeli ammonitli dolomitik kireçtaşı-rekristalize kireçtaşı) ve Karlık Fm. (şist ve
kalkşist ara seviyeli rekristalize kireçtaşı) oluşturur. Doğanköy napı temelde kalkşist, paragnays, paraamfibolit
ve şistlerle temsil olunan Prekambriyen-Erken Paleozoyik (?) yaşlı Tekedere Grubu kayaçları ile başlar. Bu
temel kayaçların kısmi ergimesiyle migmatitler oluşmuştur. Bu gruba ait kayaçları değişik dokusal ve bileşimsel
özellikler gösteren metagranit ve ortognayslar (Varisken granitoyidleri) ile temsil edilen Geç Karbonifer-Erken
Permiyen yaşlı Kırklareli Grubu ile çok düşük dereceli metamorfik ve kataklastik deformasyona uğramış Bi-horn
granitler ile temsil edilen Hamzabeyli metagraniti tarafından kesilir.
Tüm bu birimler üzerine açısal uyumsuz olarak temeldeki kaya birimlerinin çakıllarını içeren tabanda
metakonglomera/gnayslardan oluşan Erken Triyas yaşlı Evciler Formasyonu gelir. İstif üste doğru Erken-Orta
Triyas yaşlı Elmacık metakumtaşı (metakumtaşı) ve Kocabayır metakumtaşı (metakumtaşı) ile paragnayslardan
oluşan Fatmakaya gnaysı şeklinde devam eder. Gnays ve ince metakırıntılılardan oluşan Erken-Orta Triyas yaşlı
Fatmakaya Fm.; üzerine uyumlu olarak farklı litolojideki farklı formasyonlar ile temsil edilen Erken-Orta Triyas
yaşlı Kocayazı Grubu (tabanda kuvarsit ve kalkşist ara seviyeli granatlı mikaşistler, üste doğru kuvarsit, crinoidli
kalkşist ve şistler) gelir. İstif Orta Triyas yaşlı Kapaklı Fm. (tabanda crinoidli dolomitler, üste doğru rekristalize
kireçtaşı ve kalkşist) ile sonlanır. Bu naptaki kaya birimleri masifin batısından doğusuna doğru yanal fasiyes
değişimi göstermektedirler. Bunlar Erken Triyas yaşlı kuvarsitlerden ve mikaşistlerden oluşan Şermat Fm. ve
üzerine uyumlu olarak gelen kuvarsit ve mermer ara seviyeli paragnayslardan oluşan Erken-Orta Triyas yaşlı
Yavuzdere gnaysıdır. Bu kaya birimleri Orta-Geç Triyas magmatizmasına ait ortognayslardan oluşan Sivriler
metagranitoyidi tarafından kesilmektedir.
Her üç yapısal birim transgresif olarak düşük dereceli metamorfizma geçirmiş Jura yaşlı birimler ile
örtülmektedir. Bunlar alttan üste doğru, konglomera ve kuvarsitten oluşan Erken Jura yaşlı Yuvarlaktepe Fm.;
crinoid ve pelecipodalı dolomit ve kireçtaşı ardalanımından oluşan Erken-Orta Jura yaşlı Domuzpınartepe Fm.
ile yanal ve düşey yönde geçişli, olistostromal özellikte, belemnit ve crinoidli metakumtaşı, metasilttaşı
ardalanımından oluşan Erken-Orta Jura yaşlı Gümüşalan Fm.; kumtaşı ve ince karbonat (belemnitli) ara seviyeli,
radyolarya kapsayan fosfat nodüllü, bitümlü metaşeyl ve metasilttaşından oluşan geç Bajosiyen-erken
Kimmericiyen yaşlı Balaban Fm. ve en üstte de birbirleriyle yanal ve düşey yönde geçişli orta Kimmericiyen-
7
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
Titoniyen? yaşlı Boztaş Fm. (metasilttaşı ve metakumtaşı ara seviyeli crinoidli, silisifiye kireçtaşı) ile Yeşilce
Fm.’dur (rekristalize kireçtaşı ve crinoidli kalkşist ara seviyeli silttaşı, silisifiye kumtaşı).
Subbalkanid istifi, Sarpdere ve Mahyadağ naplarına ait kaya birimleri ile Jura yaşlı örtü birimleri Apsiyen
?-Santoniyen yaşlı Grubu kayaçları ile açısal uyumsuzlukla örtülür. Kretase yaşlı birimler, alttan üste doğru;
Apsiyen?-Senomaniyen yaşlı taban konglomerası ve kumtaşı (Sislioba) ile yanal geçişli rudistli kireçtaşı
(Kadembaba), üstte Senomaniyen-Türoniyen yaşlı kırıntılı ve karbonat kayaçlarından oluşan Kocataş, Kocatepe
ve Rezve formasyonlarından oluşmaktadır. En üstte ise olasılı yerel uyumsuz olarak Koniyasiyen-Santoniyen
yaşlı volkano-sedimanter istif (Avcılar ve Limanköy formasyonları) yer almaktadır.
Bütün bu birimler de farklı bileşimsel özellikler gösteren Geç Santoniyen-Kampaniyen yaşlı Demirköy
plütonik suiti kayaçları ile kesilmektedir.
Istranca Kristalen Kompleksi kayaçlarında polimetamorfizma özellikleri gözlenmektedir. Istranca
Kristalen Kompleksi’nin Jura öncesi bir araya gelen yapısal birimleri, Variskan ve Kimmerid deformasyon ve
metamorfizmasından etkilenmişken, Geç Jura-Erken Kretase ve Kampaniyen sonrası dönemde yatay hareketlere
sahne olmuştur.
8
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
ISTRANCA MASİFİ’NİN TERSİYER ÖRTÜSÜ VE TRAKYA
HAVZASININ STRATİGRAFİSİ
Halil YUSUFOĞLU1, Yavuz BEDİ1, Ali ERGEN1, Adil Doğan2, Alper BOZKURT1, Ercan TUNCAY1, Eşref
AYLAN1
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Konya
ÖZ
Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birincisi, Istranca Masifi projesi kapsamında, çalışılan Trakya
Havzasının kuzey kenarı, aynı zamanda masifin Tersiyer örtüsü, ikincisi havzanın orta bölümünün güney
kesimlerini anlatmaktadır. Çalışmalar geçmiş yıllara taksimli çalışma alanlarının bütününü oluşturmaktadır. Elde
edilen stratigrafik, sedimantolojik, paleontolojik ve yapısal veriler, kaya stratigrafi birimlerinin bazılarında
yeniden adlama yapmayı gerekli kılmıştır. Erken Eosen öncesi metamorfik ve çökel bir temel üzerine açısal
uyumsuzlukla Poyralı Grubu’na ait Akören formasyonu gelmektedir. Bu formasyon, blok boyutunda çakıllar
içeren yersel çakıltaşlarından oluşmaktadır. Yukarı doğru tane incelerek ince taneli çakıltaşı, çakıllı kumtaşı,
kumtaşı, silttaşı ve kumlu kireçtaşlarından oluşan İslambeyli Formasyonuna geçmektedir. Poyralı Grubu’nun en
üst kesimleri makro ve mikro fosil içeren resifal kireçtaşlarından oluşan Evrencik formasyonu ile temsil
edilmektedir. Grubun yaşı Orta-Geç Eosen olarak kabül edilmiştir. Trakya havzası kuzey kenarı boyunca
çoğunlukla yüzeyleyen Congeria’lı kireçtaşı ile marn-kiltaşı ara katkılarından oluşan Pınarhisar Formasyonu,
altta yersel kırıntılı bir seviye ile Evrencik Formasyonu üzerine uyumsuzlukla gelmektedir(paraconformity).
Birimin yaşı Geç Eosen-Erken Oligosen olarak benimsenmiştir. Bu birim, yanal ve düşey yönde üst kırıntılı
birime (Süloğlu formasyonu) geçmektedir (Geç Oligosen–Erken Miyosen). İnceleme alanının doğusunda ise
İhsaniye formasyonu altta, alt kırıntılı birim üstte ise Pınarhisar Kireçtaşı ile yanal ve düşey geçişlidir.
Trakya Havzası’nın orta bölümünün güney kesimleri ise, altta şeyl, seyrek silttaşı ve çamurtaşlarından
oluşan Yenimuhacir Formasyonu (Üst Eosen-Alt Oligosen), üstte doğru sığlaşarak delta ortamı çökellerinin
içeren Danişmen Formasyonu’na (Üst Oligosen-Alt Miyosen) geçmektedir.
Hem kuzey kenarında hem de bu kesimlerde Ergene Formasyonu (Orta-Üst Miyosen) altta Kurtdere üyesi
ile Danişmen Formasyonu üzerine geçişli gelmektedir. Üste doğru birbiriyle yanal ve düşey geçişli Velimeşe,
Çelebi ve Sinanlı üyelerine geçmektedir.
Trakya Havzası’nda Pliyosen farklı bir dönemi temsil etmekte olup, orta kesimlerinde yakınsak, orta ve
ıraksak bölümleri içeren alüvyal yelpaze çökellerinden oluşurken, İğneada Havzası’nın Pliyosen çökelleri altta
gölsel çökeller, üste doğru sığlaşarak çakıllı silt ve çamurtaşları, en üstte ise kuvars çakıltaşları ile temsil
edilmektedir. Pliyosen çökelleri Neotektonik dönem ürünleri olup, alttaki tüm yaşlı çökeller üzerine açısal
uyumsuzlukla gelmektedirler.
9
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
TEKİRDAĞ (MALKARA) - EDİRNE (İPSALA) HAVZASI KÖMÜR
ARAMALARI
Fatih ÖZSARI1, Cuma DAĞ1, Mustafa TOSUN1
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Trakya Bölgesi fosil yakıtlar bakımından ülkemizin önemli havzalarından biridir. Havzanın kuzeyinde
Istranca, batısında Rodop ve güneyinde Menderes Masifleri yer alır. Bölgede kömür aramalarına 1950’li yıllarda
MTA tarafından başlanmıştır.
Havzada kömür; gri-yeşil renkli kiltaşı, kumtaşı, çakıltaşı, tüf ardalanmasından oluşan Oligosen yaşlı
Danişmen Formasyonu içerisinde yer alır. Sarımsı gri, gri, kahverengimsi gri renklerde kiltaşı, silttaşı ve kumtaşı
ardalanmasından oluşan birim Tekirdağ, Silivri arası, Keşan kuzeyinden Malkara kuzeyine kadar geniş bir
alanda, Uzunköprü ve Meriç yöresinde, ayrıca Saray civarında yüzeylemektedir. Kömürlü formasyon Oligosen
dönemi boyunca batıda Rodop Masifi, kuzeyde Istranca Masifi, güneyde Biga Yarımadası ve Gelibolu
Yarımadası ile İstanbul ve Sakarya kıtasından beslenmiştir. Trakya havzasında kömürleşme lagün, delta, taşkın
ovası ve göl bataklıklarında gelişmiştir, ancak ekonomik kömür oluşumlarına delta düzlüğü, lagün ve göl
bataklığı çökelme ortamında rastlanmaktadır. İncelenen örnekler, kömürlerin vitrinit yansıma değerlerine göre
genellikle alt bitümlü kömür sınıflamasına (ASTM) girdiği belirlenmiştir.
Danişmen formasyonunun üzerinde sarımsı kahverenkli çakıltaşı-kumtaşı birimlerinden oluşan Miyosen
yaşlı Ergene Formasyonu ve gri renkli silttaşı-kum ardalanmasından oluşan Alt-Orta Oligosen yaşlı Osmancık
Formasyonu yer almaktadır.
Trakya havzasında, MTA tarafından 2005-2012 yılları arasında, Tekirdağ-Çerkezköy ile İstanbul-Silivri
bölgelerinde kömür arama çalışmaları tamamlanmıştır. Çerkezköy sahasında yapılan rezerv sondajları sonucunda
bölgede 487.331,738 ton rezerv hesaplanmıştır. Tekirdağ-Çerkezköy ve İstanbul-Silivri yörelerindeki ruhsatlarda
250-600 m derinlikler arasında kalınlıkları 0.50-14.05 m arasında değişen kömür damarları kesilmiştir.
Kömürlerin alt ısıl değerleri ortalama 2.250 kcal/kg’dır.
Kırklareli-Pınarhisar-Vize yöresinde, jeolojik etüt ve rezerv belirlemeye yönelik sondaj çalışmaları 2008
yılında başlamış ve 2012 yılında rezerv sondajları tamamlanarak yaklaşık 140 milyon ton rezerv belirlenmiştir.
Kırklareli-Pınarhisar-Vize bölgesindeki ruhsatlarda yapılan sondajlı çalışmalar sonucunda 80-350 m derinlikler
arasında kalınlıkları 0.50-7.75 m arasında değişen kömür damarları kesilmiştir. Bölgedeki kömürlerin alt ısıl
değerleri ortalama 2.300 kcal/kg’dır.
Trakya havzasında 2011 yılında yapılan etüt çalışmaları neticesinde mevcut kömür sahalarının devamı
olabilecek “Güney Trakya Kömür Havzası” hedef seçilerek “Tekirdağ (Malkara) - Edirne (İpsala) Havzası
Kömür Aramaları Projesi” kapsamında 2012 yılı sonunda sondaj çalışmalarına başlanmış olup, 2014 yılı
içerisinde halen devam etmektedir.
Sondajlarda kesilen kömür damarlarının kalınlıkları 0,50 m ve 3,50 m arasında değişirken ortalama kalori
değeri ise 1.700 – 3.500 kcal/kg civarındadır. Sahada kömürlü seviyelere giriş derinliği 62 m ile 450 m arasında
değişirken, kömürlü seviyelerden çıkış derinliği 93 m ile 550 m arasında değişmektedir. Bölgede ortalama
kömür kalınlığı; 3-16 m. olup ortalama kalori; 1100 kcal/kg - 3700 kcal/kg arasındadır.
10
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
KAHRAMANMARAŞ-OSMANİYE POLİMETAL MADEN
ARAMALARI
Özden VERGİLİ1, Avni TAPTIK2, Cevdet ÇAKIR1, Hüseyin ÖCAL3,Nihat YILDIRIM4
1
MTA Genel Müdürlüğü, Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
3
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Konya
4
MTA Genel Müdürlüğü Güneydoğu Anadolu Bölge Müdürlüğü, Diyarbakır
ÖZ
Havza ve kuşak madenciliğini geliştirmek, jeolojik yapıyı aydınlatmak, bir bütün olarak ayrıntılı maden
arama çalışmaları yapılması ve ekonomik olarak değerlendirilebilecek sahaların ortaya çıkarılması hedefiyle;
MTA Genel Müdürlüğü, Maden Etüt ve Arama Dairesi koordinatörlüğünce yürütülen “KahramanmaraşOsmaniye Polimetal Maden Aramaları Projesi” 2010 yılında çalışmalarına başlamıştır. Bugüne kadar proje
kapsamında; 13 adet ruhsat sahası değerlendirilmiş ve sonucunda müspet sonuçların elde edildiği bazı ruhsat
sahalarında maden jeolojisine yönelik detaylı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda Hüyüklü porfiri
Cu-Mo yatağı ortaya çıkarılmıştır.
Proje kapsamında detaylı olarak çalışılan alan; bölgesel anlamda Toros orojenik kuşağı içinde Doğu
Torosların batı kesiminde yer alır. Bölgesel anlamda kendi içinde ekaylı yapılar sunan tektonik ilişkili farklı yaş
ve ortam koşullarında oluşmuş kayaçlarla temsil edilen allokton ve otokton konumlu kaya birimleri bulunur.
Yapısal olarak en altta Göksun ofiyolitik kayaçları yer almaktadır. Bunların üzerinde ise; Malatya metamorfitleri
gözlenmektedir. Bölgede yer alan Esence granitoyidleri ise; tektonik üniteleri keser konumdadır. Tersiyer yaşlı
akarsu ve göl çökelleri ise tüm bu tektonik üniteleri açısaldiskordansla örtmektedir.
Okyanus içi dalma-batma zonu üzerinde oluşan (SSZ-tipi) Göksun ofiyoliti; en alttan en üste doğru sırası
ile serpantinize olmuş tektonitler, ultramafik ve mafik kümülatlar, izotrop gabro, levha dayk karmaşığı ve
bazalttan riyolite değişen geniş bir volkanik örtüden oluşmaktadır. Hüyüklü Porfiri Cu+Mo yatağı ise; bazikten
asidiğe doğru geçiş gösteren ve bazalt, bazaltik andezit, andezit, dasit ve riyolitlerle temsil edilen yarı duraylı
yay volkaniklerinin bir kısmının mineralizasyonu sonucunda oluşmuştur.
Cevherleşme, altere dasit-dasit porfirler içerisinde saçınımlı ve damarcıklar şeklinde gözlenmekte olup;
sondajlı arama çalışmaları esnasında;
cevherleşmenin yüzeye yakın kesimlerde (yaklaşık 7-15m.)
oksitlenmelerden etkilendiği, derinlere doğru ise kesintisiz biçimde cevherli olduğu gözlenmiştir. Cevherleşme
dasit porfirlerde; bakır, kurşun, çinko, molibden polimetal mineralizasyonu şeklindedir.
Cevher mineralleri; stokwork silis-pirit-kalkopirit, sfalerit, galenit damarları ile bunları kesen karbonat
damarlarında pirit, kalkopirit, sfalerit ve galenit, fahlerz, çatlak ve kırıklarda sıvama şeklinde ve kayaçta ise
saçınımlar halinde gözlenmektedir. Yapılan çalışmalarda ana cevher minerali olarak pirit, kalkopirit, sfalerit,
galenit, molibdenit, tali cevher minerali olarak arsenopirit, bornit, pirotin, manyetit, rutil ve bizmut, aikinit
gözlenmektedir. Ayrıca ikincil olarak markazit, kalkozin, kovellin ve hematit oluşumları da tespit edilmiştir.
Bu porfirik dokulu dasitlerin aşırı derecede silisleşmiş, serizitleşmiş ve limonitleşmiş olduğu, az altere
olan bölümlerinde grimsi yeşilimsi renkte yoğun olarak limonitleşmiş bölgeler de ise; sarımsı beyaz renkli
olduğu gözlenmiştir. Sondaj verilerine göre sahada hali hazırda potasik, fillik ve propilitik olmak üzere üç
alterasyon zonu tespit edilmiştir. Potasik ve propilitik alterasyon daha geniş bir alanda, fillik alterasyon ise daha
dar bir alanda gözlenmektedir. Potasik alterasyon, yoğun bir şekilde ikincil biyotit oluşumları ile temsil
edilmekle birlikte, kesen K-feldspat damarları ve anhidrit oluşumları da gözlenmiştir. Bu çalışmada tespit edilen
alterasyon parajenezleri, sırasıyla, Lowell ve Guilbert (1970)'ın önerdiği, potasik, propilitik ve fillik alterasyon
tanımlarıyla uyum sağlamaktadır.
Ruhsat alanında yapmış olduğumuz öncel maden jeolojisi çalışmaları sonrasında, sondajlı arama
çalışmalarına başlanmış ve ruhsat sahasında bugüne kadar yaklaşık olarak 24000 m. sondaj yapılmış olup hali
hazırda 9000 m. daha sondaj yapılacaktır. Sondaj verilerine dayalı yapılan ilk hesaplamalara göre sahada;
ortalama % 0.25 (2500 ppm) Cu içeren yaklaşık 250 milyon tonluk bir kütle görünür hale getirilmiş olup,
toplamda 850-950 milyon tonluk bir kütlenin görünür kaynak olabileceği öngörülmektedir.
11
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
MADEN KARMAŞIĞI POLİMETAL MADEN ARAMALARI
Nail YILDIRIM1, Mahmut EROĞLU1, Adile POLAT1, Gökhan GÖVERCİN1
1
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu IV. Bölge Müdürlüğü, Malatya
ÖZ
Güneydoğu Anadolu Ofiyolit Kuşağı’ndaki Orta Eosen yaşlı Maden Karmaşığı içinde yer alan denizaltı
bazalt volkanizmasıyla ile ilişkili Kıbrıs Tipi Masif Sulfid Yatakları (VMS) ile Baskil yay magmatizmasıyla
ilişkili porfiri cevherleşmeler ve Keban alkali magmatizmasına bağlı gelişmiş kontak metasomatik
cevherleşmelerin kökenini, oluşum mekanizmasını, oluşum zamanının belirlenmesini yanı sıra yeni yatakların
bulunması, tenör ve rezervlerinin hesaplanması ve olası işletilebilirlilik çalışmalarına geçilmesine katkı sağlamak
amacı ile proje oluşturulmuştur. Bu çalışmalar neticesinde orojenik kuşağın evrimine ilişkin önemli verilere
ulaşılması olasıdır.
Türkiye’nin en önemli bakır cevherleşmelerinden Elazığ-Maden ve Siirt-Madenköy, Maden Karmaşığının
volkanitleri içerisinde yer almaktadır. Bu kadar önemli cevher yataklarını bünyesinde barındıran Maden
Karmaşığı içerisinde, son 20 yıldan beri önemli bir arama faaliyeti bulunmamaktadır. Bu kapsamda ElazığMaden ve Diyarbakır-Ergani ilçelerinde arama ruhsatları alınmış olup, haritalama ve örnekleme çalışmaları
devam etmektedir.
Proje kapsamında Elazığ-Keban bölgesinde alınan ruhsat sahalarında çeşitli arama faaliyetleri
yürütülmüştür. Bu bölge Torid Tektonik Kuşağı'nın Doğu Torosları üzerinde yer almaktadır. İnceleme alanı ve
yakın çevresinde Permokarbonifer ve öncesi yaşlı, masif kristalize kireçtaşı olistolitleri, kalkşist, serizit klorit
şistlerden oluşan metamorfîk birimler ile bunları dayk ve sil şeklinde kesen Üst Kretase-Paleosen yaşlı siyenit
porfirlerden oluşmuş Keban magmatitleridir. Siyenit porfirlerin dokanağında bulunan kayaçların kontak
metamorfizmaya uğradıkları görülmektedir. Tarihi bir geçmişe sahip olan polimetalik Keban maden yatağındaki
ilk madencilik çalışmalarının M.Ö. 2000 yıllarına kadar gittiği ve Hititlere ait olduğu belirtilmektedir.
Cevherleşmeler pnömatolikten düşük termale kadar ki fazları içeren mağmatik kökenli (Polimetalik) bir yatak
olup 25’den fazla metalik mineral vardır. Keban bölgesinde tüm cevherleşmelerin siyenit porfire bağlılıkları çok
kesindir. Bu olgu tüm jeolojik harita, kesit ve sondajlarda açıkça gözlenmektedir. Mineral birlikteliklerinde ve
yatakların biçimlerinde görülen ayrılıklar, çözeltilerin sıcaklık ve buhar basınçların değişimleriyle, yan kayacın
fiziksel kimyasal ve yapısal özeliklerindeki farklılaşmalardan ötürüdür. Ruhsat sahasının da içinde bulunduğu
alan Batı Fırat cevherleşmesi olarak adlandırılmaktadır. Eski madenciler tarafından Mn-Ag-Pb-Zn cevheri
üretimi yapılmıştır. Siyenit-porfirlerle ilişkili cevherli solüsyonlar çoğunlukla kırık ve çatlaklar vasıtasıyla
taşınmış, bunlara bağlı olarak kalkşist- kireçtaşı dokanağında şistozite yüzeyleri arasına girmiş ve karstik
boşlukları doldurmuştur. Yaklaşık K-G doğrultulu dike yakın kırık sistemleri doğrudan cevherleşmeyle
ilişkilidir. Cevherleşme gerek çatlak çeperlerinde ve gerekse kalkşist-kireçtaşı dokanağında yerleşirken yanında
bulunan kireçtaşlarını ornatmıştır. Yapılan sondaj çalışmalarında siyenit profir ile şist-mermer dokanağında 2030 m kalınlıklara ulaşan skarn zonları (grassüler, diopsit, epidot, kalsit, florit minareleri içermekte) kesilmiştir.
Bu zonların içerisinde yer yer galen, sfalerit ve kalkopirit saçınım ve damarcıkları izlenmektedir. Ayrıca şist ve
mermeler içerisindeki kırık zonlarına yerleşmiş 1 cm den 20 m ‘ye ulaşan kalınlıklara sahip altınlı piritik zonlar
kesilmiştir. Floritli zonların, genellikle sil şeklinde sokulmuş siyenit porfir dokanaklarına yakın yerlerde geliştiği
ve bazı zonlarda 4 m kalınlıklara ulaştığı gözlenmiş olup sülfür minerallerinin de eşlik etmesi ilginçtir. Önceki
çalışmalar da Pb-Zn oluşumlarının sadece Doğu Fırat cevherleşmelerinde izlendiği belirtilmesine rağmen sondaj
çalışmalarında 2 m’ye ulaşabilen kalınlıklarda masif galen-sfalerit zonları da kesilmiştir. Bahsi geçen
cevherleşmeler alkali magmatizmayla ilişkili olup kontak metasomatik tiptedir.
Yine aynı proje kapsamında diğer ruhsat alanları da Elazığ-Baskil yöresindedir. Saha, Doğu Toros
Kuşağında, K-G yönlü sıkışmanın egemen olduğu süreçte okyanusal kabuğun Anadolu levhası altında yitimi, her
iki levhaya ait kabuğun kısmi ergimesi ve intrüzyonu ile yay üzerinde ve kısmen de kıtasal kabuk üzerinde
gelişmiş Koniasiyen-Santoniyen yaşlı (82-86 my), I-tipinde, kalkalkalen kimyasal özelliklere sahip, önemli
metalik cevherleşmeler içeren, yer yer altere olmuş Baskil magmatitleri içerisinde yer almaktadır.
Cevherleşmeler bu birime ait diyorit-diyabazlar içerisinde izlenmekte ve bunları kesen dasit porfirlerle
ilişkilendirilmektedir. Cevherleşmede, propilitik, arjilik, ileri arjilik ve fillik olmak üzere üç alterasyon tipi
belirlenmiştir. Genellikle aşınmış zonlarda yüzeye çıkan fillik ve kuvars-serisit-karbonat alterasyonun etkili
olduğu bölgelerde kuvars damarlarında, çatlak-kırıklarda sıvama ve kayaç içinde saçınımlı olarak bulunmaktadır.
Ana cevher mineralleri pirit, arsenopirit, kalkopirittir. Damarlarda daha çok galen ve sfalerit hâkimdir. Ayrıca
ruhsat sahasında oksidasyon zonlarının çok iyi gelişmediği de görülmüştür. Harita ve örnek alımı neticesinde
cevher beklentisinin olduğu fillik-potasik zonun görülmediği (çok küçük lokasyonlar haricinde), bu zonların
arjilik ve ileri arjilik alterasyon zonlarınca çevrelendiği ve tekrar üzerlendikleri belirlenmiştir. Gömülü olduğu
düşünülen alterasyon zonlarında porfiri Cu-Au cevherleşmeleri beklenmektedir.
12
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
MALATYA-ELAZIĞ-SİVAS POLİMETAL MADEN ARAMALARI:
SOFULAR (KULUNCAK-HEKİMHAN-MALATYA) DEMİR (Fe2O3Fe3O4) YATAĞININ DOBA (DEMİR OKSİT BAKIR ALTIN
YATAKLARI AÇISINDAN) GENEL KARAKTERİSTİKLERİ
Remzi ERYILMAZ1, Fatih PEKDEMİR2, M. Fırat ÖNCÜ1, Kenan COŞKUN2
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu I. Bölge Müdürlüğü, Sivas
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Kuluncak-Sofular yöresi, Malatya ilinin KB’sında yaklaşık 120 km mesafede bulunmaktadır. Bölge,
Hasançelebi, Deveci, Düşüksöğüt, Karakuz ve Kızılokboynu tepe gibi birçok demir yatağını içerisinde
bulunduran önemli bir kuşaktır (Fe, Cu, NTE, Ag, Au Pb, Zn, Co, Mo). Çalışmanın amacı Sofular Fe-oksit
cevherleşmeleriyle Cu-Pb-Au-Ag-U-Th ve NTE elementlerinin ilişkilerini ve ekonomikliğini ortaya çıkarmak
olmuştur. Fe-oksitlere bağlı Cu-Au-Ag-U-Th ve NTE cevherleşmeleri (DOBA) dünyada yeni bir model olup,
eski çalışmalarda bu tür cevherleşmeler porfiri yataklar sınıfına dahil edilmişlerdir. Ancak yapılan yeni ve detay
çalışmalar neticesinde bu tür yatakların porfiri yataklardan belirgin farklılıkları olduğu tespit edilmiştir. Bu tür
yataklar porfiri yataklar gibi büyük rezervlere, düşük tenörlere sahiptir. Fakat alterasyonlarında ve mineral
parajenezlerinde belirgin farklılıklar vardır. Fe-Oksit tipi yatakların tipik özellikleri; Fe-Cu-Au-Co-U-NTE-Ba
birlikteliği, manyetit veya hematitçe zengin ana kayaçla ortaya çıkan yüksek Fe-S oranı, yatak ve çevresinde
kapsamlı, yaygın ve zamansal Na-Ca-K-Fe metasomatizma zonlarının bulunması, alterasyon ve
mineralizasyonla ilişkili karbonik sıvılar ve ± yüksek tuzlu çözeltiler, kabuksal ölçekli faylar ve makaslama
bölgeleri ile mekansal ilişkidir. Cevherleşmeye yataklık eden ana kayaç istifinin boyutları, FO 2, CO2 , H+, vb.
gibi kolay uçucu bileşenler, tektonik etkenler ve derinlik kadar, mineralizasyon sıcaklığı da cevherleşmede
önemli ölçüde değişikliklere neden olabilmektedir.
Çalışmalarda, Fe-oksit minerallerinden erken safhalarda oluşan manyetit daha derinlerde ve geç
safhalarda oluşan hematit ise daha üst kesimlerde ve yüzeye yakın alanlarda ve/veya manyetitli zondaki
martitleşme ürünleri olarak gözlenmektedir. Fe-Oksit zonunun üzerinde, yüksek oranda sülfür içeren bir örtü
seviye bulunmakta olup, bu seviye içerisinde mineral parajenezi çoktan aza doğru, pirit, kalkopirit, bornit, vb.
mineralleri içermekle birlikte, şu an için bakır (Cu< 2000 ppm) açısından ekonomik olabilecek bir zonalite
sunmamaktadır. Yüzeyden itibaren serizitleşme, karbonatlaşma (kalsit damarları ve saçınımları şeklinde),
kloritleşme ve Na ve K metasomatizması sonucunda oluşmuş skapolitleşme ve filogopitleşme ise Fe (manyetit)
cevherine eşlik eder pozisyondadır.
Cevher minerallerine (manyetit, hematit) az miktarda, ilmenit, florit, nadir toprak elementler (La, Ce),
kalkopirit, pirit, galen, sfalerit, barit, altın ve gümüş mineralleri eşlik etmektedir.
Sondajlarla kesilen yoğun metasomatik zon, inceleme alanında tespit edilen FeS 2 örtü zonu, manyetit
veya hematitçe zengin ana kayaç, yatak ve çevresinde yaygın ve zamansal Na-Ca-K-Fe metasomatizma
zonlarının bulunması, alterasyon ve mineralizasyon parajenezleri, karbonik sıvılar ve ± yüksek tuzlu çözeltiler
(serizitleşmeye neden olan), ana tektonik hatlar ve bu ana tektonik hatları verevine kesen tali faylar gibi bulgular
neticesinde DOBA tipi cevherleşmelerle önemli ölçüde benzerlik sunduğu belirlenmiştir.
13
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
EÜAŞ KAHRAMANMARAŞ, AFŞİN-ELBİSTAN KÖMÜR HAVZASI ESEKTÖRÜ HİDROJEOLOJİ ETÜDÜ
Osman GÖKMENOĞLU1, Mehmet ASLAN3, Mustafa UYANIK2, Hasan YILDIZ3, İsmail İZCİ3
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Ege Bölge Müdürlüğü, İzmir
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu IV. Bölge Müdürlüğü, Malatya
ÖZ
Afşin-Elbistan Kömür Havzası, ülkemizde bulunan en büyük rezervli kömür yatağıdır (4.2
milyar ton). EÜAŞ Genel Müdürlüğü tarafından işletilen Kışlaköy sektörünün yanı sıra, özel
teşebbüsce de işletilen Çöllolar sahalarından elde edilen kömür ile iki adet termik santral faaliyetini
devam ettirmektedir.
Çöllolar açık ocak işletmesinde, Şubat 2011 yılında meydana gelen iki adet heyelanın ardından,
işletme öncesinde ve sırasında yeraltı suyunun varlığı daha fazla önem kazanmıştır. EÜAŞ Genel
Müdürlüğü tarafından MTA Genel Müdürlüğünün 2007 yılında tamamladığı, havza kapsamındaki
hidrojeoloji etütlerine ilave olarak, sektör bazında detay hidrojeoloji etütlerinin yapılması ve
sektörlerin yeraltı drenajlarının belirlenmesine yönelik çalışmaların tamamlanması istenmiştir. Buna
göre yeni işletmeye açılması düşünülen E sektöründe de detay hidrojeoloji çalışmaları yürütülmüştür.
Çalışmalar kapsamında yaklaşık 400 km2’lik drenaj alanında jeolojik ve hidrojeolojik etütler
yapılmıştır. Afşin-Elbistan havzası, Doğu Toroslar’ın uzantısı üzerinde olası Pliyosen sürecinde
biçimlenmeye başlamış bir tektonik çöküntü havzasıdır. Bu havzanın temelini tektonostratigrafik
özellikteki istifler oluşturmaktadır. Havzada Permiyen-Karbonifer ve Jura-Kretase yaşlı allokton
istiflerin, Eosen, Miyosen ve Pliyosen-Pliyokuvaterner yaşlı istifler tarafından uyumsuz olarak
üzerlendikleri gözlenmektedir.
Saha içerisinde belirlenen sulama kuyularından ayda bir, havza ile ilişkilendirilen kaynaklarda
da 15 günde bir fiziksel parametre ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Saha genelinde, iklim değişimlerine
bağlı olarak, yeraltı suyunun, Hurman Çayı’na yakın bölgelerde 1,50 m, çaydan uzak alanlarda ise
4,85 m kadar değiştiği gözlenmiştir. Kaynak çıkışlarında debiler dönemsel olarak %10 oranında
değişmiş, fiziksel özellikler sabit kalmıştır.
Hurman Çayı üzerinde bulanan AGİ (Akım Gözlem İstasyonları) değerleri, Devlet Su
İşleri’nden temin edilmiştir. Havza çıkışına da, proje kapsamında bir adet AGİ kurularak, Hurman
Çayı’nın havza çıkışındaki debisi denetlenmiştir.
Akifer seviyelerinin hidrolik parametrelerinin belirlenmesi amacıyla, bir adet pompaj ve 4 adet
gözlem kuyusundan oluşan pompaj grubu oluşturulmuş ve saha genelinde toplam 9 adet pompa testi
yapılmıştır. Sahada tespit edilen diğer kuyularda da pompa testleri yapılarak, akifer hidrolik
parametrelerinin yanal değişimleri takip edilmiştir. Buna göre, üst örtü akiferi (toprak ve marn
seviyeleri), gidya, kömür ve karstik kireçtaşı akiferleri için ayrı ayrı geçirimlilik, depolama katsayısı
değerleri hesaplanmıştır.
Elde edilen veriler ışığında, E sektörü için MODFLOW tabanlı simulasyon programı
kullanılarak bir yeraltı suyu akım modeli oluşturulmuş ve drenaj programı hazırlanmıştır. Yeraltı suyu
drenajının yanında, Hurman Çayı ile Kışlaköy Drenaj Kanalı beton kanal içerisine alınarak
sızdırmazlığının sağlanması ya da farklı bir güzergaha alınmalarının gerekliliği belirlenmiştir.
Yeraltı suyu tablasının, kömür seviyesinin içerisinde bırakılması, işletme sırasında her an
tehlike arz edebilecek durumlara yol açacaktır. Bu nedenle, havzada drenaj amaçlı açılacak kuyu
derinlikleri kesinlikle kömür tabanının altında kalmalı, yeraltı suyu tablasının kömür taban kotuna
kadar düşürülmesi sağlanmalıdır.
14
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
EÜAŞ KAHRAMANMARAŞ, AFŞİN-ELBİSTAN KÖMÜR HAVZASI ESEKTÖRÜ JEOTEKNİK ETÜT ÇALIŞMASI
İbrahim AKBULUT1, Başar ODACI, Y. Alper COŞAR, İlker ÇAM, Tolga ÖLMEZ, Tahsin AKSOY, İbrahim
ASLAN, Ahmet ONAK, İlke SAKAOĞLU, N. Pınar YILMAZ, Selma SÜLÜKÇÜ
1
MTA Genel Müdürlüğü Fizibilite Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Bu çalışma, Elektrik Üretim Anonim Şirketi’nin (EÜAŞ) talebi üzerine Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğü (MTA) tarafından Kahramanmaraş Afşin-Elbistan Kömür Havzası E-sektöründe yapılacak olan
sondajlı jeoteknik etüdü içermektedir.
Çalışmanın amacı, ruhsat hakları EÜAŞ’ın uhdesinde bulunan ve E-sektörü olarak anılan kömür sahasının
yatırıma açılması için işletme ve kalıcı şevlerin oluşturulacağı kısımlarda ihtiyaç duyulan jeomekanik
parametrelerin belirlenmesidir.
Bu amaç doğrultusunda, E-sektöründe 50 farklı lokasyonda 8000 metre jeoteknik sondaj yapılması
planlanmış, sondajlardan derlenen numuneler üzerinde yürütülecek laboratuvar testlerinin sonuçlarından da
yararlanılarak söz konusu sektörde bulunan litolojik birimlere ait jeomekanik parametreleri içeren teknik rapor
hazırlanacaktır.
27.05.2013 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamındaki çalışmalara 22.10.2013 tarihinde başlanmış olup,
çalışmalar devam etmektedir.
15
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
SİVAS-ERZİNCAN-MALATYA DEMİR ARAMALARI: SİVAS-DİVRİĞİ
KARAAĞAÇLI DEMİR CEVHERLEŞMESİ
Oktay TÜVAR1, M.Akif IŞIK2, Okan ZİMİTOĞLU3, Kenan COŞKUN3, Fırat BULUT3, Atakan ALACA4, Uğur
AKIN5
1
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu I.Bölge Müdürlüğü, Sivas
2
MTA Genel Müdürlüğü, İstanbul İrtibat Bürosu, İstanbul
3
MTA Genel Müdürlüğü, Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
4
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu 1. Bölge Müdürlüğü, Sivas
5
MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Sivas-Erzincan-Malatya Demir Aramaları Projesi kapsamında; gömülü skarn tipi veya hidrotermal tip
demir ile baz ve değerli metal yataklarının bulunabileceği bu kuşakta, mevcut jeofizik veriler de dikkate alınarak
hedef alanların belirlenmesi ve bu alanlarda detay maden jeolojisi, yarma ve sondajlı arama çalışmaları yaparak
yeni yatak ve zuhurların ortaya konması amaçlanmıştır.
MTA Genel Müdürlüğü uhdesindeki 11 adet ruhsat sahasından 7 adet ruhsat sahasında 2010-2014 yılları
arasında; jeokimya, jeofizik, detay jeoloji, yarma ve sondajlı arama çalışmaları yapılmıştır. Bunlardan DivriğiSoğucak, Divriği-Höbek, Divriği-Güneş ve Divriği-Ağpınardere ruhsat sahalarında yapılan çalışmalar
neticesinde; jeokimya ve yarma çalışmalarından alınan numunelerin analizlerinden yüksek Cu, Pb, Zn, Au, Ag
ve Ni değerleri elde edilmiş olmasına rağmen bu sahalarda yapılan sondajlarda yakın değerlere rastlanamamıştır.
2013 yılında Divriği-Güneş-Karaağaçlı sahasında yapılan jeolojik prospeksiyon ve jeofizik (manyetik+gravite)
çalışmaları sonucunda sahada güçlü bir anomalinin varlığı tespit edilmiştir. Sondajlı arama çalışmalarında da bu
veriler bire bir doğrulanmış, sahada yaklaşık %40-50 Fe tenörlü manyetit cevherleşmesinin varlığı ortaya
konulmuştur. Bu saha ve mücavirindeki sahalarda da jeolojik prospeksiyon ve jeofizik (manyetik+gravite)
çalışmaları ile yeni hedef alanların tespiti yapılmaya çalışılmış, bu alanlarda arama sondajları devam ederken
önceki sahada da rezerv tespitine yönelik sondajlı arama çalışmaları devam etmektedir. Ayrıca çalışma sahasında
Divriği-Güneş ruhsatında; havadan yapılan (bougger) gravite haritasında büyük bir anomalinin varlığı
bilinmektedir. Yerden tahkikinde de doğrulanan, manyetik desteği olmayan güçlü bir gravite anomalisinin
varlığı, burada manyetit olmayan başka bir olası cevherleşmeyi (nikel, bakır gibi) işaret etmektedir. Özellikle
Güneş Köyü civarında gözlenen ve ultramafik kayaçlarda ileri derecede sodik-potasik metasomatik ornatmalara
sebep olan ve sülfür minerallerini taşıyan felsik subvolkanik sokulumlara yer yer daha uzak olan Karaağaçlı
sondajlarında da rastlanması, bu tip subvolkanik sokulumların yüzeylenmemiş olası bir plutonik kütle ile ilişkili
olabileceğine işaret etmektedir. Bu sebepten, yüksek gravite anomalisi gözlenen bu sahada, 2014 projesi
kapsamında bir ve/veya birkaç lokasyonda derin planlanan arama sondajları ile anomalinin sorgulanması
mümkün olacaktır.
16
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
SİVAS-ERZİNCAN-MALATYA DEMİR ARAMALARI: KAYSERİ
(YEŞİLHİSAR) DEMİR ETÜDÜ
Deniz TİRİNGA1, Bülent ATEŞÇİ2, Aytekin TÜRKEL3, Ertuğrul TUFAN2, Uğur AKIN4, Gökhan YILDIRIM4,
Ferhat Emre ÇETİN4, Haydar GÖKDEMİR4
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana.
3
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Konya.
4
MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Çalışma alanında Yahyalı Napı’na ait Üst Devoniyen yaşlı Yellibel formasyonu, Üst Permiyen yaşlı
Başoluk ve Karlığıntepe formasyonları, Alt-Orta Triyas yaşlı Kocatepe formasyonu, Jura-Kretase yaşlı
Tavşancıdağtepe formasyonu, Bozkır Birliği’ne ait Üst Kretase yaşlı Çiftehan formasyonu, Örtü birimlerine ait
Paleosen yaşlı Çamardı formasyonu ve Orta-Üst Miyosen yaşlı Ürgüp formasyonuna ait birimler yüzeylemekte
olup, bu birimler Paleosen yaşlı Yahyalı Plütonuna ait granitoyitik kayaçlar ve Geç Miyosen yaşlı Çataltepe
bazaltı tarafından kesilmektedir.
Çalışma yürütülen ruhsat sahalarında, iki farklı türde cevherleşme görülmektedir. Bunlardan birincisi,
Yahyalı plütonuna ait granitik kayaçlarla Devoniyen ve Permiyen yaşlı metamorfik kireçtaşları dokanağında
gelişmiş demir cevherleşmesi, ikinci tür cevherleşme ise metamorfik kireçtaşlarının kırık, çatlak ve boşluklarına
yerleşmiş kurşun çinko cevherleşmesidir. Ayrıca öncel çalışmalarda alınan yüzey örneklerinde değerli metaller
açısından da önemli bazı değerler elde edilmiştir. Demir cevherleşmeleri, türlerine göre sedimanter demir
cevherleşmeleri ve skarn tip cevherleşmeler olarak ikiye ayrılabilir. Kurşun-çinko cevherleşmesi ise karbonat
ana kayaçlı cevherleşmeleri andırmaktadır.
Ruhsat sahalarında yapılan çalışmalar 2012 yılında alınan yüzey jeokimya örnekleri ile başlamış, arazi
çalışmaları, jeofizik çalışmaları (manyetik ve gravite), analiz sonuçları ve öncel çalışmalardan elde edilen
verilere göre 2013 yılında 6 lokasyonda toplam 1408 metre sondaj yapılmıştır. Demir cevherleşmesine yönelik
yapılan sondajlarda skarn zonlarının yanında, iki lokasyonda birer metre kalınlığında cevher kesilmiştir. Kurşunçinko cevherleşmesine yönelik yapılan sondajlarda, yüksek değerler elde edilmemesine rağmen civardaki
kurşun-çinko yataklarında gözlenen cevherin yerleşim şekline benzer veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler
doğrultusunda demir ve kurşun-çinko cevherleşmelerine ait potansiyelleri ortaya koymak adına, 2014 yılında 10
lokasyonda 3000 metre daha sondaj yapılması planlanmıştır.
17
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ORTA PONTİDLER METALİK MADEN POTANSİYELİNİN VE
METALOJENEZİNİN BELİRLENMESİ
Ercan KUŞCU1, Veysel URKAN1, Yılmaz ÇELİK1, Onur SEZER1, Bülent POLAT2, Kürşad BEKAR3, Serdar
TOSUNER4, Taner BEKAR3
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
3
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Karadeniz Müdürlüğü, Trabzon
4
MTA Genel Müdürlüğü, Jeofizik Etütleri Dairesi, Ankara
ÖZ
Arkeoloji çalışmalar, Anadolu'da bilinen en eski madencilik çalışmalarının M.Ö. 8.000 (Neolitik Çağ)
yıllarına kadar uzandığını göstermektedir (Savaş, 2006, Lloyd, 2007). Çalışma alanı olarak belirlenen bölge,
Anadolu’da ilk büyük imparatorluğu kurmuş olan Hitit Devleti’nin başkenti Hattuşa (Boğazkale/Çorum) ve
önemli bir kült merkezi olan Alacahöyük çevresinde (Orta Karadeniz/Orta Pontid ile kuzey Orta Anadolu) yer
almaktadır.
Çağında göreceli olarak büyük bir metalurji endüstrisi geliştirmiş Hitit Devleti’nin yönetim merkezine
yakın bölgede halihazırda işletilen ve/veya işletilmiş baz ve kıymetli metallere yönelik herhangi bir cevherleşme
yoktur (Balışeyh Mo, Gümüşhacıköy Ag-Pb ve Bakırçay Cu-Mo hariç). Ayrıca, bölgeye genel olarak
bakıldığında farklı kayaçlar içinde değişik türde birçok zuhur (Cu-Pb-Zn, Cu, Sb, Pb-Zn) bulunmaktadır.
Bu nedenle, Kırıkkale, Çankırı, Çorum, Kastamonu, Sinop, Samsun, Amasya, Tokat Sivas ve Yozgat
illeri arasında yaygın olarak izlenen magmatik (volkanik/plütonik)-metamorfik kayaçlar, baz metal (Pb-Zn, CuMo) ve epitermal yataklar (Au, Ag) açısından büyük bir potansiyel arz etmektedir.
Bu bilgiler esas alınarak yürütülen proje kapsamında, bölgede bulunan maden zuhurları ile maden
potansiyeli içeren sahaların araştırılması ve böylece bölge metalojenezinin baz ve kıymetli metaller açısından
değerlendirilerek bölgenin ekonomik maden kaynaklarının ortaya konulması hedeflenmiştir.
Bu amaçla, 2013 yılında MTA Genel Müdürlüğü adına kayıtlı 11 adet ruhsat sahasında jeokimya-jeofizik-detay jeolojiyarma ve sondajlı arama çalışmaları yürütülmüştür.
Çobanlar (Kargı/Çorum), Çayağzı (Durağan/Sinop) ve Çiğdemlik-Şeyhköyü (Osmancık/Çorum) ruhsat sahalarında
kıymetli metallere yönelik olarak detay maden jeolojisi ile birlikte jeofizik (IP) ve sondajlı arama çalışmalar gerçekleştirilmiştir.
Çiğdemlik (Oğuzlar/Çorum) sahası jeofizik IP etüdü sonucunda Şaphane köyü yakınlarında nispeten büyük ve
derin bir anomali ile Çiğdemlik Mahallesi yakınlarında orta derinliklerde nispeten küçük bir anomali
saptanmıştır. Ayrıca, Çobanlar (Kargı/Çorum) sahası jeofizik IP çalışmalarında tespit edilen yüksek şarjabiliteyüksek özdirencin kuvars damarlı yoğun piritli şiştlerden kaynaklandığı belirlenmiştir. Çobanlar sahasındaki sondaj
örnekleri analizinde çok az numunede 40-700 ppb arasında değişen Au değeri elde edilmiş olup, Çayağzı ruhsatında ise herhangi bir
değer elde edilememiştir. Bununla birlikte, Çiğdemlik-Şeyhköyü ruhsatlarında daha önceki yıllarda yapılan sondajlar beraber
değerlendirildiğinde ortalama 914 ppb Au tenörlü 562.613 ton görünür rezerv ve 1.402.898 ton muhtemel rezerv
hesaplanmıştır.
Ayrıca, metamorfik ve/veya volkanik kayaçlar içinde yer alan Başçatak (Akdağmadeni/Yozgat), Karalar
güneyi (Osmancık/Çorum) ve Ağılcık (Zile/Tokat) ruhsat sahalarında sırasıyla Pb-Zn-Cu, Cu ve Cu-Au değerleri
saptanmıştır.
18
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
DOĞU ANADOLU YIĞIŞIM KARMAŞIĞI MADEN ARAMALARI
Zafer ŞAHİN1, Celal ÖZCAN2, Öner ÖZMEN2, Bülent ATEŞÇİ3
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu I. Bölge Müdürlüğü, Sivas
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
ÖZ
İnceleme alanı Erzurum ilinin yaklaşık 60 km kuzey doğusunda, Tortum ilçesinin Suyatağı köyü
civarında yer almaktadır. İnceleme alanında jeokimya, mineraloji, petrografi, maden jeolojisi ve sondajlı arama
çalışmaları yapılarak bölgedeki alterasyon ve cevherleşmelerin özellikleri ortaya konmuştur.
Doğu Pontitlerin doğu kesiminde yer alan inceleme alanında, yaklaşık KD-GB doğrultulu yapısal hatlarla
sınırlanan ve bir kısmında Üst Paleosen'e kadar süreklilik izlenebilen Jura-Kretase yaşlı çeşitli birlikler izlenir.
Farklı litostratigrafik özellikler sunan bu birlikler, aralarındaki ortak yönler dikkate alınarak kuzeyden güneye
doğru Konak ve diğ. (2001) tarafından Hopa-Borçka zonu, Artvin-Yusufeli zonu, Olur-Tortum zonu ve
Erzurum-Kars ofiyolit zonu olmak üzere dört zon ayırtlanmıştır. Suyatağı sahası da Olur-Tortum zonu
içerisindeki Aksu Birliğinde yer almaktadır. Kuzeydeki sedimanter birimler Konak ve diğ. (2001) tarafından
Olur Birliği kapsamına alınmıştır. Sahanın güneyinde yer alan genellikle spilitik ve bazaltik lavlar, gabro, yastık
yapılı lavlar, diyabazik dayklardan oluşan Tortum Çayı volkaniti, kuzey sınırı boyunca Olur Birliği
kapsamındaki Unluca Formasyonu ve Melortepe Çakıltaşı üzerine bindirmektedir. Tortum Çayı volkanitlerinin
yaşı Konak ve diğ. (2001), tarafından Üst Kretase (Maestrihtiyen) olarak belirlenmiştir.
İnceleme alanındaki cevherleşme ve alterasyonlar Tortum Çayı volkanitleri içerisinde yer almaktadır.
Çoğu zaman KD-GB uzanımına sahip olan bu alterasyonlar bazı kesimlerde daha geniş boyutlarda iken bazı
kesimlerde de daralmaktadır. İnceleme alanındaki volkanik kayaçlar hidrotermal çözeltilerin etkisi ile kırıkçatlak ve faylı kısımlarda çeşitli alterasyonlara maruz kalmıştır. Genel olarak sahadaki alterasyon zonlarında
killeşme, silisleşme, limonitleşme, hematitleşme ve pirit oluşumları yaygın olarak gözlenmektedir. Ayrıca,
K30°-40°D, G25°-40°B konumlu birkaç cm’den 10 cm’ye kadar değişen kalınlıklarda pirit-galenit-kuvarsmalahit-sfalerit ve/veya kalkopiritten oluşan damarlar tespit edilmiştir. Alterasyon ve cevherleşmenin gözlendiği
alanlardan yongalama şeklinde derlenen numunelerden Au: 40- 290 ppb, Cu:8- 7886 ppm, Pb: 8-3690 ppm,
Zn:23-13200 ppm değerleri elde edilmiştir.
İnceleme alanında alterasyon zonlarını tetkik amacıyla 2012 yılında 906.5 m ve 2013 yılında 1997 m
sondajlı arama çalışmaları yapılmıştır.
19
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
AKDAĞMADENİ MASİFİ’NİN JEOLOJİSİ VE JEODİNAMİK EVRİMİ
Metin BEYAZPİRİNÇ1, Ali Ekber AKÇAY1, Levent KARADENİZLİ1, Meftun Kerem SÖNMEZ1, Fatih Murat
SAĞLAM1
1
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
İnceleme alanının temelini İç Toros Okyanusu’na ait ofiyolitik kayaçlar oluşturur. Bölgedeki K-G yönlü
sıkışmalara bağlı olarak, İç Toros ofiyolitinin üzerine Akdağmadeni Masifi, masif üzerine ise İzmir-AnkaraErzincan zonuna ait kütleler yerleşmiştir. Bunların üzerine, kuzeyde İç Anadolu havzası, güneyde ise Sivas
havzasına ait çökeller açısal uyumsuzlukla gelmektedir. Tüm bu birimlerin üzerinde açısal uyumsuzlukla Geç
Miyosen-Pliyosen çökelleri yer almaktadır.
Akdağmadeni Masifi, bu çalışmada alttan üste doğru; Gümüşler Formasyonu (?Üst Devoniyen),
Kaleboynu Formasyonu (?Karbonifer), Aşıgediği Formasyonu (?Permiyen), Bozçaldağ Formasyonu
(?Mesozoyik) ve Davulbaz Formasyonu (?Üst Kretase) şeklinde ayırtlanmıştır. Senomaniyen-Maastrihtiyen yaşlı
Orta Anadolu granitoyidleri tarafından kesilmiş olan birim, pelitik, kırıntılı ve karbonat kökenli kayaçların
amfibol ve daha üzeri fasiyeslerde metamorfizma geçirmesi sonucu oluşmuştur.
20
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ANADOLU’NUN KUVATERNER VOLKANİZMASI VE POTANSİYEL
VOLKANİK FAALİYETLERİN ARAŞTIRILMASI
Gökhan ATICI1, Ahmet TÜRKECAN1, Erdal ŞEN2, Esra ERBAŞ1, Evren ÇUBUKÇU2, İnan ULUSOY2, Ayşe
DAĞLIYAR1, Evren Atakay GÜNDOĞDU1
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Beytepe, Ankara
ÖZ
Anadolu milyonlarca yıl öncesinde olduğu gibi tarihsel zamanlar içinde de volkanik faaliyetlere sahne
olmuştur. Kula, Isparta Gölcük, Hasan Dağı, Erciyes, Tendürek, Nemrut, Ağrı tarihsel zamanlarda etkinliklerini
sürdüren önemli volkanlarımızdır. Ülkemizde bilinen en son volkanik püskürmeler, yaklaşık 2000 yıl kadar önce
Orta Anadolu'da Erciyes Volkanında ve MS 1441, 1592 ve 1692 yıllarında Doğu Anadolu'da Nemrut
Volkanında meydana gelmiştir. Bu volkanların hemen hepsinde halen gaz çıkışları gözlenmekte olup, ilerde
yeniden faaliyete geçebilme olasılıkları bulunmaktadır. Önceki yıllarda bu volkanlarda volkanik gaz ölçümleri
yapan Ercan vd. (1993), ölçüm sonuçlarına dayanarak söz konusu volkanlarda faaliyetin tamamen sonlanmamış
olduğunu belirtmişlerdir. Volkanlar her zaman potansiyel bir tehlike kaynağıdırlar. Bu önemli tehlike kaynağının
vereceği zararların azaltılması ya da geçiştirilebilmesi, ancak volkanın ve faaliyetinin yeterince iyi tanınması,
geleceği hakkında yeterli bilgiye sahip olunması ile mümkün olabilmektedir. Gerekli ve yeterli çalışmalar
gerçekleştirildiğinde bir volkana ilişkin volkanik faaliyetleri önceden belirlemek mümkün olabilmektedir. Eğer
bir volkanik faaliyet hakkında önceden veri elde edilebilirse bu tür faaliyetlerin olabileceği yerlerde gerekli afet
programlarının oluşturulması mümkün olabilecektir. Ülkemizin faaliyet gösterebilecek çok sayıda volkana sahip
olması, onların gözlenmesini ve faaliyetleri hakkında yeterli bilgi toplanmasını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle
MTA bünyesinde uygun laboratuvarların kurulması ile birlikte uzman bir ekip oluşturulması ve volkanların bu
uzman ekip tarafından takip edilmesi hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda 2013 yılında proje kapsamında
gerçekleştirilen çalışmalarda, özellikle Orta Anadolu'da bulunan 2 büyük stratovolkan olan Hasan Dağı ile
Erciyes Dağı’nda volkanostratigrafik çalışmalar yapılmış ve volkanik kayaçlar detaylı olarak ayırtlanmıştır.
Petrografik, jeokimyasal, jeokronolojik, XRD, SEM ve izotopik analizler gerçekleştirilmek amacı ile örnekler
alınmıştır. Uzaktan algılama çalışmalarında özellikle termal bantlar kullanılarak olası sıcak noktalar belirlenmiş
bu sıcak noktaların arazide kontrolü gerçekleştirilmiştir. Volkanların geçmişte meydana getirdiği patlama tipleri
ayırtlanmış, bu sayede ilerde olabilecek patlama tiplerinin de ortaya çıkarılmasına olanak sağlanmıştır. Erciyes
volkanının geçmişte meydana getirdiği patlamalarda volkanik malzemelerin ulaştığı bölgeler tespit edilmiştir.
Hasan Dağı ve Erciyes stratovolkanlarının yakınlarında volkanik kökenli gaz ve sıcak su çıkış yerleri tespit
edilmiştir. Gerçekleştirilen bu çalışmaların yanı sıra, volkanik araştırma amaçlı laboratuvarların kurulması,
uzman ekiplerin oluşturulması, eğitim çalışmaları ve volkanların aktivitesini ortaya çıkarmaya yönelik çalışmalar
devam etmektedir.
21
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
AKSARAY-KAYSERİ VE CİVARI JEOTERMAL ENERJİ
ARAMALARI
Serkan KARACA1, Emin HÖKELEKLİ2, Adnan USLU4, Levent İLDEŞ1, Erkan ÖZTAY2, Ömer KESGİN5,
Ragıp YILDIZ6, Hamdi GÜLŞEN3, A. Rıza KILIÇ2
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü, Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Konya
4
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
5
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu I. Bölge Müdürlüğü, Sivas
6
MTA Genel Müdürlüğü Ege Bölge Müdürlüğü, İzmir
ÖZ
Aksaray il merkezi ve kuzeydoğusunda yapılan çalışmalar Merkez, Akin, Gençosman, Gültepe ve
Kazıcıktol yerleşim yerlerini içine almaktadır. Temelde Paleozoyik yaşlı Kırşehir Masifi’ne ait Bozçaldağ
Formasyonu olarak adlandırılan mermerler yer almaktadır. Sahada genel olarak sokulum şeklinde ve Üst
Kretase’ye kadar gözlenen Orta Anadolu granitoyidi yer yer mostra vermektedir. Paleozoyik yaşlı Bozçaldağ
Formasyonu’nun üzerine Üst Kretase yaşlı diyabaz, gabro ve serpantinitlerden oluşan Mamasun Ofiyoliti
yerleşmiştir. Sahada Senozoyik yaşlı birimleri Oligosen yaşlı çakıltaşı, kumtaşı, çamurtaşı ve jipslerden oluşan
İncik Formasyonu ile Orta Miyosen-Üst Pliyosen yaşlı ayrılmamış karasallardan meydana gelmiş olan İç
Anadolu Grubu ve yine bu grup içerisinde yer yer mostraları gözlenen Kızılkaya İgnimbiriti yer almaktadır. İstif,
Kuvaterner yaşlı alüvyon ve travertenlerle son bulur.
Çalışma alanında önceki yıllarda özel sektör tarafından farklı amaçlarla açılan sondajlarda düşük
sıcaklıklarda da olsa jeotermal akışkan elde edilmiş fakat doğrudan jeotermal enerji aramalarına yönelik
herhangi bir etüt çalışması yapılmamıştır.
MTA Genel Müdürlüğü tarafından söz konusu çalışma alanında alınan 3 adet jeotermal enerji arama
ruhsat sahasında 2013 yılında jeoloji, jeofizik ve hidrojeokimya çalışmaları yapılmıştır. Jeolojik çalışmalar
kapsamında 150 km2’lik bir alanın 1/25.000 ölçekli detay jeotermal jeolojisi ve ağırlıklı olarak tektonizma
çalışmaları yapılmıştır. Jeolojik çalışmalar ışığında belirlenen hatlar boyunca 87 noktada jeofizik-rezistivite ve
33 noktada jeofizik-MT çalışmaları planlanmış ve uygulanmıştır. Hidrojeokimyasal çalışmalar kapsamında ise
özellikle Merkez ve Akin sahalarından alınan 8 adet su numunesinde ayrıntılı jeokimyasal analizler yapılmış;
ayrıca alandaki kuyu ve kaynakların fiziksel parametreleri yerinde ölçülmüştür.
22
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
TUZ GÖLÜ HAVZASI ENDÜSTRİYEL HAMMADDE ARAMALARI
Gökhan KADINKIZ1, Memet PEKGÖZ1, Mehmet Ali YASTI1, Murat KIRTIL1, Mustafa KARAKAŞ2
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Konya Bölge Müdürlüğü, Konya
ÖZ
Tuz Gölü Havzası güneyinde yer alan Ereğli-Bor Havzası’nda, evaporit yataklarının ortaya çıkarılması
amacıyla, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama
Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen, Tuz Gölü Havzası Endüstriyel Hammadde Aramaları Projesi
kapsamında, etüt prospeksiyon ve sondaj çalışmaları yapılmıştır. Çalışma bölgesi çok geniş alanlar
kapsadığından hedef alanlar belirlenmiştir. Bu hedef alanlardaki bulgular dikkate alınarak ruhsatlar alınmış ve bu
ruhsatlarda sondajlar gerçekleştirilmiştir.
2011 yılı arama ve etüt yılı olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar, Aksaray merkezde 04.05.2011
tarihinde başlamış yaklaşık 5 ay sürmüş ve 21.10.2011 tarihinde bitmiştir. Çalışma programında yer alan
1/25000 ölçekli 100 km2 lik detay jeoloji haritası ve 1000 km2 lik detay prospeksiyon çalışması yapılmıştır.
Arama-etüt çalışmaları kapsamında 18 adet Kimyasal Analiz Numunesi, 33 adet Min-Pet Numunesi, 32 adet
XRD Numunesi, 7 adet Su Kimyası numunesi 24 adet Paleontoloji numunesi ve 2 adet de İz element numuneleri
alınmıştır. Detay jeoloji ve prospeksiyon çalışmaları, L29, L30, L31 ve K29, K30 ve M32, M31 100.000 ölçekli
paftalarda ve L29-c1,c2,c3,c4 25.000 ölçekli paftalarda gerçekleştirilerek hedef alanlar tespit edilmiştir.
2012 yılı çalışmaları, Niğde merkezde 21.05.2012 tarihinde başlamış yaklaşık 10 ay sürmüş ve
13.03.2013 tarihinde bitmiştir. Sondaj ve arama-etüt çalışmaları kapsamında, M-32 paftası Konya-EreğliYeniköy’de bulunan AR: 201100345, AR: 201100341, AR: 201100350, AR: 201100356, AR: 201100384, AR:
201100371 ruhsatlarında 6 adet kuyuda toplam 4.450,40 metre sondaj yapılmıştır. Bu sondajların sonucunda
toplam, 74.45 metre GLOBERİT cevheri, 261.75 metre HALİT cevheri ve 128.98 metre BİTÜMLÜ ŞEYL
cevheri kesilmiştir.
2013 yılı çalışmaları, Niğde merkez ve Karapınar merkezde olmak üzere 15.07.2013 tarihinde başlamış
yaklaşık 6 ay sürmüş ve 20.01.2014 tarihinde bitmiştir. Sondaj ve arama-etüt çalışmaları kapsamında, M-32
paftası Konya-Ereğli-Yeniköy’de ve M-31 paftası Konya-Karapınar’da bulunan AR: 201100345, AR:
201100341, AR: 201300186, AR: 201300184, AR: 201300187, AR: 201300188 ve AR: 201300663 ruhsatında
toplam 8 adet kuyuda toplam 7.009,00 metre sondaj yapılmıştır. Bu sondajların sonucunda toplam, 85.32 metre
GLOBERİT cevheri, 506.25 metre HALİT cevheri ve 44.75 metre BİTÜMLÜ ŞEYL cevheri kesilmiştir.
23
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
KONYA VE CİVARI JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI
Kaan BEKER 1, Hayrettin KARZAOĞLU2, Göksel AKDOĞAN1, Ahmet ÖZCAN2, Hasan UĞURLU3, Engin
PURTUL1, Sedat ÖZTÜRK2, Şahin GERGİN2
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Karadeniz Bölge Müdürlüğü, Trabzon
ÖZ
Konya ili Akşehir, Tuzlukçu ve Ilgın ilçeleri arasında kalan çalışma alanında temelde Paleozoyik
Karbonifer yaşlı grovak, silttaşı, şeyl, çakıltaşı, çört ve kireçtaşı ardalanması şeklinde bir matriks ile bunların
içerisinde yer alan kireçtaşı blokları ve bazı volkanik kayalardan oluşan Halıcı Formasyonu ve kireçtaşı ve
dolomitlerden oluşan Kurşunlu Kireçtaşı Üyesi yer almaktadır. Üzerlerinde uyumsuzlukla genel olarak kil, marn,
kumtaşı, çakıltaşı ve kireçtaşı gibi farklı malzeme içeriğine sahip alttan üste doğru; Devriş Formasyonu ve
Dursunlu Formasyonu istiflenmiştir. Tüm bu birimler üzerine yamaç molozu ve alüvyon uyumsuz olarak
gelmektedir.
MTA Genel Müdürlüğü adına çalışma alanında alınmış 6 adet jeotermal arama ruhsat alanında 2013 yılı
iş programı dahilinde 460 km2‘lik alanda 1/25000 ölçekli jeoloji etüt çalışması yapılmış, 10 adet su numunesi
alınarak, 181 adet DES (Düşey Elektrik Sondaj) ve 3,35 km. SP (Doğal Potansiyel) çalışması
gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar neticesinde, 2200 metre derinliğinde KTG-2013/15 jeotermal kuyusu açılmıştır.
KTG-2013/15 kuyusu; 681,00 metre 133/8“casing, 1042,50 metre 95/8 “ casing ve 22,40 metre kapalı, 1148,53
metre filtreli olmak üzere 1170,93 metre 6 5/8” çaplı liner indirilerek teçhiz edilmiştir. Üretim çalışmalar
ısonucunda, kuyu tabanında 104,8°C, kuyu ağzında 63,3 °C ölçülmüştür. Artezyen debisi 22 l/s, kompesör debisi
45 l/s olarak kaydedilmiştir.
Proje kapsamında ayrıca Konya İli Meram ilçesinde MTA Genel Müdürlüğü adına alınmış 8 adet
jeotermal arama ruhsatında; istif, en altta Triyas-Jura yaşlı Ardıçlı Formasyonu ve Loras Formasyonu ile başlar.
Kretase yaşlı Hatip Ofiyolit Karmaşığı, Neojen yaşlı Dilekçi Formasyonu, Erenler Dağı Volkanik Karmaşığı,
Kuvaterner yaşlı yamaç molozu ve alüvyon ile son bulur. Çalışma alanında 2013 yılı iş programı kapsamında
yaklaşık 190 km2’lik alanda 1/25000 ölçekli jeoloji etüt çalışması yapılmış, 11 adet su numunesi alınmış, 81
adet noktada Düşey Elektrik Sondajı (DES) ve 1,225 km SP (Doğal Potansiyel) çalışması gerçekleştirilerek
sahaya jeotermal amaçlı lokasyon önerilmiştir.
24
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
BAZI LİNYİTLERİN TARIMSAL AMAÇLI HUMİK VE FULVİK ASİT
POTANSİYELLERİNİN BELİRLENMESİ
Agâh KÖKER1, Mehmet ÇÖTELİ1, Atilla GÜNTÜRK1, Abdullah ULAŞ1, Akan GÜLMEZ1, Polat CANDAN1
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Daire Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Bu proje çalışmasında özellikle termik santral beslenmesi gibi belli bir kullanıma ayrılmamış kömür
sahalarının organik gübre hammaddesi olarak kalitesinin araştırılması planlanmıştır. Çalışılması planlanan
sahalar Muğla – Milas (deneysel yöntem için kontrol numunesi olarak), Konya – Karapınar, Konya – Çumra,
Afyon – Dinar, Denizli – Çivril, Eskişehir – Alpu, Trakya – Çerkezköy, Trakya – Lüleburgaz kömür sahaları
olup Trakya’daki 2 sahaya ait numuneler ve Konya – Karapınar numunelerinin bir kısmı çalışılmıştır. Trakya
numunelerinin hümik asit verimlerinin düşük (% 20), Konya – Karapınar’ın ise yüksek (% 40 – 50) olduğu tespit
edilmiştir.
25
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
TRAKYA JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI
Lütfi TAŞKIRAN1, Gürsel Arslan2, Levent BAKAR3, Ünsal TURALI1, Ömür ŞAN2, Haluk GÜNAL3
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Ege Bölge Müdürlüğü, İzmir
3
MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
İnceleme alanı Kırklareli İl merkezini de kapsayacak şekilde yaklaşık 150 km2’lik bir alan ile KırklareliVize ve Tekirdağ-Saray ilçelerini kapsayan toplamda yaklaşık 300 km 2’lik bir alanı içermektedir.
Çalışma alanında jeolojik olarak temelde Paleozoyik yaşlı gnays ve şistleri içeren Tekedere Grubu ve
pembe, beyaz renkli, iri feldispat fenokristali içeren granitlerden oluşan Şeytandere Metagraniti gelmektedir.
Temel birimlerin üzerine açısal uyumsuzlukla Orta Eosen yaşlı bej, beyaz, sarı, gri renkli tabanda volkanik
kırıntılı, kumlu, killi kireçtaşı, kumtaşı ve marndan oluşan İslambeyli Formasyonu ve Üst Eosen yaşlı beyaz, gri
yer yer sarı renkli, bol fosilli, kumlu-killi resifal Kırklareli Kireçtaşları gelmektedir. Bu birimlerin de üzerine
yine diskordansla Üst Miyosen’e ait sarımsı beyaz, beyaz renkli çapraz tabakalı killi kumtaşı ile açık yeşil renkli
laminalı kiltaşından oluşan Ergene Formasyonu ile Pliyosen yaşlı sarımsı kahve, kırmızı, sarımsı beyaz renkli
tutturulmuş/tutturulmamış çakıl, kum ve çamurtaşından oluşan ve çalışma alanında oldukça geniş bir alan
kaplayan Trakya Formasyonu gelmektedir. Tüm bu birimleri özellikle dere yataklarında Kuvaterner yaşlı
alüvyon açısal uyumsuzlukla örtmektedir.
“Trakya Jeotermal Enerji Aramaları” projesi kapsamında 2013 yılında Kırklareli-Merkezi kapsayan 3
adet ruhsat alanında ve Kırklareli-Vize ve Tekirdağ-Saray’da bulunan 3 adet ruhsat alanında yaklaşık 300
km2‘lik detay jeotermal jeolojisi çalışması yapılmıştır. Jeolojik çalışmaların yanı sıra ruhsat sahalarında
belirlenen profillerde 216 adet jeofizik rezistivite (DES) ölçüsü alınmıştır. Bu çalışmaların yanında
hidrojeokimyasal çalışmalar kapsamında da 4 adet su kimyası analizi yaptırılmıştır. Tüm bu çalışmalar
sonucunda belirlenen lokasyonlarda gradyan ve üretim amaçlı jeotermal araştırma sondajları planlanmıştır.
Çalışmaların bölgede yapılan ilk jeotermal çalışmalar olması nedeniyle Trakya için ayrı bir öneme sahiptir.
26
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
KIRKLARELİ-EDİRNE-TEKİRDAĞ YÖRELERİ BENTONİT
ARAMALARI
Necmi KIRAL1, Aytaç TULUKÇU1, Hülya ATEŞ1
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Trakya bölgesi ülkemizin önemli bentonit yataklarının büyük kısmına ev sahipliği yapar. Edirne-Enez
bentonit yatağı 1970 yılında MTA tarafından bulunmuş ülkemizin en büyük Ca-bentonit yatağıdır.
MTA Genel Müdürlüğü’nün 2008 yılında Trakya bölgesinde başlattığı Endüstriyel Hammadde aramaları
projesi kapsamında Edirne-Kırklareli-Tekirdağ yöresinde çok zengin Ca-bentonit yatakları bulunmuştur.
Edirne-Enez yöresindeki bentonit yatakları, Orta-Üst Oligosen yaşlı Hisarlıdağ volkanitlerinin
piroklastiklerinin sulu ortamda çökelmesiyle oluşmuşlardır.
2011 yılında MTA tarafından bulunan yataklar ise, Üst Miyosen yaşlı Ergene Formasyonunda
oluşmuşlardır. 2012 yılında Edirne-Tekirdağ-Kırklareli yörelerinde 12 ruhsat sahasında 18 lokasyonda toplam
446,90 m istikşaf sondajı yapılmıştır. 2013 yılında ise 23 ayrı lokasyonda toplam 1.157,20 m rezerv sondajı
yapılmıştır. Bu sondajlarda Ergene formasyonunda 90 metreye varan kalınlıklarda Ca-bentonit düzeyleri
belirlenmiştir. İlk defa varlığı belirlenen Ergene formasyonundaki bu oluşumlar, Türkiye’nin bilinen potansiyel
bentonit rezervi göz önüne alındığında, bunun çok üzerinde bir potansiyel taşırlar. Ayrıca, endüstriyel
hammadde işletmeciliğinde çok önemli bir avantaj olarak, bu yatakların Tekirdağ Limanı’na uzaklığı 40-60 km
arasındadır.
2012 yılındaki sondaj karotlarından derlenen numunelerden gelen analiz sonuçlarına göre, bölgedeki CaBentonitler iyi ve çok iyi ağartma toprağı olarak kullanıma uygun değerlerdedir. 2013 yılı analiz sonuçları, söz
konusu yatakların sondaj ve döküm bentoniti potansiyelini ortaya koyacaktır.
27
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
KARSTİK ÇÖKÜNTÜ ALANLARININ BELİRLENMESİ VE TEHLİKE
DEĞERLENDİRMESİ: SİVAS
Koray TÖRK1, Levent YELESER1, Sinan KELEŞ2, Şefika KÖKLÜ2, Raşit KARAGÖZ2, Şengül EMİROĞLU2,
Sinem AYKAÇ2, Z. Rezzan ÖZERK2, Fatih SAVAŞ1, Korhan ÇAKIR1, Mehmet KESKİN3, Muzaffer
NAVRUZ2, İsmail KAHRAMAN1, Kerem AVCI1
1
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Kızılcahamam, Ankara
2
ÖZ
Türkiye'nin yaklaşık 1/3'lük bölümü karstlaşmaya uygun karbonat ve evaporitik kayaçlarla kaplıdır.
Yapısal özellikleri nedeniyle evaporitik kayaçlar dış süreçlerden etkilenmekte, özellikle de suyun etkisine bağlı
olarak hızla eriyebilmektedir. Bu nedenle yerleşim alanlarının ve mühendislik yapılarının projelendirilmesi
süreçlerinde, evaporitik kayaçların alansal dağılımlarının belirlenmesi önem taşımaktadır.
Sivas’ta pilot saha olarak belirlenen ve yerleşim alanlarına yakın evaporitik kayaçların yaygın olarak
bulunduğu alanlarda, yüzeyde gözlenen çöküntü alanlarından yola çıkarak, bu alanların çevresinden başlayarak
boşluk anomalileri saptanmaya çalışılmıştır.
Çalışmalarda hidrolojik beslenimin yaygın ve noktasal dolaşımdan olduğu bölgede, yüzey karstına ait en
belirgin yapıların dolinler olduğu saptanmıştır.
Jeofizik (mikrogravite, jeoelektrik ve yer radarı) ağırlık yürütülen ve şehir merkezine yakın alanlarda
odaklanan çalışmalarda ise ortalama olarak yüzeyden 10 m’den daha derin alanlarda, doğrusal (belirli bir hat
boyunca) devam eden boşluklar belirlenmiştir.
28
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
BEYŞEHİR GÖLÜ’NÜN SEDİMANTOLOJİK, LİMNOLOJİK VE
PALEOİKLİMSEL ÖZELLİKLERİ: ÖN BULGULAR
Füsun Yiğit FETHİ1, Özden İLERİ1, Serkan PALAS1, Hakan PEHLİVAN1, Emre ŞİMŞEK1, Salim ÖNCEL2,
Murat EVREN1, Mehmet Nur YANMAZ1, Nizamettin KAZANCI3, Suzanne LEROY4, Ayten CESUR1, Zeynep
ARI1, Evrim ŞÜKÜROĞLU1
1
MTA Genel Müdürlüğü Deniz ve Çevre Araştırmaları Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli
3
Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü,06100, Tandoğan Ankara
4
Brunel Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü, Uxbridge UB8 3PH, Londra, UK
ÖZ
Beyşehir Gölü, Toros Dağları’nın batı kesiminde Isparta Dirseği olarak adlandırılan kesimin kuzeyindeki
çöküntü alanı içerisinde yer alan yarı kapalı özellikte Türkiye’nin en büyük tatlı su gölüdür. Gölün batı kısmında
Alt Eosen yaşlı kireçtaşları ve Kuvaterner yaşlı alüvyonlar, doğu kısmında ise Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı
karasal çökel kayalar ve Kuvaterner yaşlı alüvyonlar yüzeylenmektedir. Yüz ölçümü 650 km2 olan gölü besleyen
başlıca akarsular Sarısu Deresi, Çavuşköy Deresi, Hizar Deresi’dir.
2012 yılı Temmuz ayında gölden 45 adet grab örneği ve 5 noktada livingstone karot örneği alınmış olup,
buradan elde edilen numunelerin sedimantolojik özellikleri kaydedilerek 45 adet numunenin XRD analizi
yapılmıştır. 23 adet noktada ise göl suyunun özellikleri (ışık geçirgenliği, pH, sıcaklık, çözünmüş oksijen,
elektriksel iletkenlik) ölçülmüştür. Göl suyunun ışık geçirgenliği (sechi disk) 0,5-5 m, pH değerlerinin 8,04-8,95,
sıcaklık değerlerinin 30,1-25,4°C, çözünmüş oksijen değerlerinin 8,47-7,35 mg/l, elektriksel iletkenlik
değerlerinin ise 380-360 µs/cm2 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bunun yanısıra 6 lokasyonda yapılan CTD
ölçümleri ile su kolonunun düşey profili incelenmiş ve 2,14 ile 4,28 m arasında değişen derinliklerdeki sıcaklık
değerlerinin 17,72-18,08 oC, elektriksel iletkenlik değerlerinin 0,35-0,37 µs/cm2, ses hızı iletkenliğinin 14771475 m/s, tuzluluk değerlerinin ise %o 0,19-0,2 gr arasında değiştiği belirlenmiştir.
Yüksek ayrımlı sığ sismik sistemlerle (Geoacustic- Boomer- sediman profili) yapılan çalışmalarda gölün
yakın geçmişte oldukça küçüldüğü tespit edilmiştir. Sismik kesitlerde güncel göl tabanında akarsu kanalı olduğu
düşünülen yapılar gözlenmiştir.
Yapılan ön değerlendirmeler neticesinde el tipi XRF sonuçlarına göre Beyşehir Gölü sedimentlerinin
element dağılımları, genelde ortalama yerkabuğu ve/veya sedimenter kayaçlar bileşimine benzemektedir. Ayrıca
korelasyon katsayısı matriksi, ve Al, Si, Ti, Zr, gibi litofil fraksiyonlara bağlı olarak değişimleri çoğunlukla
çevre kıyı ardı jeolojik kayaçların ayrışma ve taşınması sonucu birikmiş olduklarını göstermektedir.
Beyşehir Gölü’nün kuzey kesimindeki suların ölçülen pH değerlerinin, bu alanda yüzeylenen metamorfik
kayalardan beslenmeye bağlı olarak, nispeten daha yüksek olduğu görülmüştür. Gerek grab örnekleri, gerekse
livingstone karot örnekleri üzerinde yapılan XRD analizleri çökellerin yaklaşık homojen bir mineral dağılımına
sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum gölün su seviyesinin sığ olması ve sediman beslemesinin dalgalarla
homojen bir şekilde dağıtılmasından kaynaklandığı şeklinde değerlendirilmiştir.
Beyşehir Gölü’nden alınan çökel örnekleri üzerindeki araştırmalar halen devam etmekte olup, ilerleyen
süreçte yaptırılacak olan C14 radyometrik yaşlandırma, δ18O ve δ13C izotop, XRF analizlerinin değerlendirilmesi
ile gölün oluşum sürecinde etkili olan iklimsel değişimlerin tanımlanmasına gayret edilecektir.
29
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ÇANKIRI-ÇORUM HAVZASI TERSİYER YAŞLI EVAPORİTLİ
ÇÖKELLERİN PALİNOLOJİK İNCELEMESİ
Nurdan YAVUZ1, İlhan SÖNMEZ2, Ş.Sinan DEMİRER1, Bahar BEŞTER BENGÜ1, S. Nihal ÇINAR1
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Palinoloji, güncel veya fosil polen ve sporlar ile bunların dağılımını inceleyen ve bu palinomorfların
stratigrafik ve paleoekolojik uygulamalarını da kapsayan bir çalışma disiplinidir. Bu proje ile Orta Anadolu’nun
evaporit içeren önemli havzalarından biri olan Çankırı-Çorum Havzasındaki istifler ilk kez palinolojik amaçlı
olarak ayrıntılı biçimde örneklenecek ve incelenecektir.
Yüksek çözünürlüklü (high resolution) palinolojik incelemeler ile geçmiş dönemlerdeki iklimsel
koşulların ortaya koyulması, gelecekte beklenecek iklimsel koşulların modellenmesinde önemli bir yere sahiptir.
Bu proje kapsamında Çankırı-Çorum Havzasındaki organik madde ve evaporitlerin ardalanmasından oluşan
döngüsel çökel istifler boyunca yapılacak yüksek çözünürlüklü palinolojik incelemeler ile ülkemizden önemli
Tersiyer iklim verileri elde edilecektir. Elde edilecek palinolojik veriler bölgenin paleoiklim ve paleoekolojisine
ışık tutmak yanında, benzer yaş aralıklarında çalışan araştırmacıların hem bölgesel ölçekte korelasyon yapmasına
hem de küresel iklim değişiklikleri ile Türkiye’den elde edilen verilerin karşılaştırılmasına imkan sağlayacaktır.
Proje kapsamında palinolojik incelemeler yanında; karasal çökellerin biyostratigrafik çalışmalarında
memeli fosillerinin büyük önemi olması nedeniyle havza çökellerinin biyostratigrafisinin kurulmasına katkı
sağlaması amacıyla mikro memeli fosillerinin aranması çalışmaları, yerinde oluşmuş kil minerallerinin
kompozisyonundaki değişimlerin belirlenmesi ve küresel iklim kaydının incelenmesi için duraylı izotop (δ13C
ve δ18O) analizleri gerçekleştirilecektir.
Planlanan çalışmaların tamamlanması sonucunda elde edilecek veriler değerlendirilerek döngüsel
çökellerden oluşan istifin çökelimi sırasındaki iklimsel ve ortamsal koşullar ve bu koşullardaki değişiklikler
ortaya koyulacak ve küresel ölçekteki değişiklikler ile karşılaştırması yapılacaktır.
30
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
ÇANKIRI-ÇORUM HAVZASI VE ÇEVRESİNDE, EN BÜYÜK KARA
MEMELİSİ OLAN BALUCHITHERIUM’UN VE EŞLİK EDEN DİĞER
OMURGALILARIN BULGU YERLERİNİN ARAŞTIRILMASI VE
BÖLGENİN PALEOCOĞRAFYASI
Neşe OYAL1, Şevket ŞEN2, Levent KARADENİZLİ3, Pierre-Olivier ANTOİNE4, Gerçek SARAÇ1, İbrahim K.
ERTEKİN1, Cemal TUNOĞLU5, Mine Sezgül KAYSERİ ÖZER6, Ebru ALBAYRAK1, Gonca NALCIOĞLU1,
Sevilay SÜREKÇİ1, Dilek SOFRACIOĞLU APA1,Tuğba ÇELİK1
1
MTA Genel Müdürlüğü Tabiat Tarihi Müzesi, Ankara
Laboratoire de Paléontologie du Muséum, CR2P-CNRS, 8 rue Buffon, 75005 Paris, France
3
MTA Arama Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
4
Institut des Sciences de l'Évolution, CC064 Université Montpellier 2 Place Eugène Bataillon F-34095
Montpellier Cedex, France
5
Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Beytepe /Ankara
6
Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Tınaztepe Yerleşkesi Buca/İzmir
2
ÖZ
2006-2013 yılları arasında gerçekleştirilmiş olan bu projede Çankırı-Çorum Tersiyer Havzasında
Kırıkkale-Sungurlu-Kızılırmak üçgeni içinde yüzlek veren denizel ve özellikle karasal Paleojen çökellerin
jeolojik özellikleri incelenmiş ve bu çökellerden paleontolojik veriler elde edilmiştir. Çalışma alanı olarak bu
bölgenin seçilmiş olmasının başlıca nedeni, Türkiye’de bugüne dek çok az bilinen Oligosen omurgalı faunalarını
içeren fosil yataklarının bulunmuş olmasıdır. Çalışma alanındaki en eski tortul üniteler Bartoniyen-Priaboniyen
yaşlı denizel çökellerdir; onların üzerinde uyumsuz olarak karasal ortamlarda çökelmiş Oligosen-Pleyistosen
yaşlı tortul istifler yer almaktadır. Bölgedeki karasal Paleojen yaşlı çökeller üç formasyon halinde ayırt
edilmiştir; alttan üste doğru İncik, Güvendik ve Kızılırmak formasyonlarıdır. Adı geçen formasyonlar bu bölgede
geniş yüzlekler verir. Arazinin nisbeten çıplak ve engebeli olması nedeniyle yüzlek olanakları oldukça fazladır.
Bu da jeolojik gözlemleri koylaştırır ve fosil aramaları için geniş olanaklar sağlar.
Projenin önemli bir kısmını oluşturan ve aynı zamanda projeye adını da veren Baluchitherium cins adı
altında bilinen dev gergedanlar bugüne dek kara üzerinde yaşamış en büyük memeli hayvanlardır. Bu cinse
katılan türlerin erkek fertlerinde omuz yüksekliği 5 metrenin üstünde olabilir, ağırlıkları da on tondan fazladır.
Baluchitherium (=Paraceratherium) ve ona eş değer olarak kabul edilen Indricotherium cinsleri Oligosen
döneminde Moğolistan, Çin, Orta Asya ve Hint Yarımadası’nda nispeten yaygın olarak bilinirler. Gürcistan ve
Balkanlar’da da dev gergedanların yaşadığı birkaç nadir fosille kanıtlanmıştır. Türkiye’de ise ilk buluntu 2002
yılında Çankırı-Çorum Havzası’nda Kırıkkale-Delice ilçesi yakınlarında bulunan bir ön kol kemiği parçasıdır.
Dev gergedan Türkiye’de bugüne kadar sadece Çankırı-Çorum ve Tuzluca (Iğdır) havzalarında bulunmuştur. Bu
veriler Anadolu’nun Oligosen’de Asya’nın orta ve güney bölgeleri ile bağlantılı olup benzer ortam ve iklim
koşullarını taşıdığını göstermektedir.
Baluchitherium’un içinde bulunduğuParaceratheriinae alt ailesi, Orta Eosen-Oligosen zaman aralığında
özellikle Asya’da yaşamıştır. Eosen’de yaşamış türlerde omuz yüksekliği 3 metreyi geçmez, zira hepsi nispeten
kapalı ormanlık alanlarda yaşamış türlerdir. Boy artması Oligosen’de ortamın daha açık ve seyrek ağaçlı
olmasıyla başlar ve özellikle Paraceratherium ve Dzungariotherium cinslerinde görülür. Diş yapıları yaprak ve
dallar yiyerek beslenmeye uyumludur.
2006-2013 yılları arasında MTA ve Paris Tabiat Tarihi Müzesi elemanlarından oluşan bir ekip proje
kapsamında Çankırı-Çorum Havzası’nda yaygın yüzlekler veren Kızılırmak Formasyonu içinde dev gergedan ile
ona eşlik eden omurgalı ve omurgasız fauna üzerine araştırmalar yapmış ve çalışmalar sonucunda bu formasyon
içinde Paraceratherium fosillerini içeren zengin yataklar bulunmuştur. Henüz tanımlanmamış bir
Paraceratherium türüne ait birçok ferdin iskeletinin hemen hemen bütün kemikleri toplanmıştır. Toplanan
fosiller MTA Müzesi’nde restorasyon ve inceleme altındadır. Paraceratherium ile aynı ortamda yaşamış daha
küçük boyutlu gergedanlardanAprotodon ve Protoceratherium, Anthracotheriidae ailesinden küçük bir su aygırı
yapısındaki Elomeryx, sırtlanımsı bir etobur, küçük boyutlu otoburlar, kirpi ve fare-sincap gibi mikro memeliler
ile bir timsah türü, kara ve tatlı su kaplumbağalarına ait buluntular ile Kızılırmak Formasyonu’nun oldukça
zengin bir omurgalı faunasına sahip olduğu ortaya çıkmıştır.
Proje çalışmaları sonucu elde edilen fauna ve yapılan kronoloji çalışmaları, önceki çalışmalar ile Geç
Miyosen olarak bilinen Kızılırmak Formasyonu’nun Geç Oligosen yaşta olduğunu ortaya koymuştur.
31
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
ANKARA ÇEVRESİ OMURGASIZ FOSİL LOKALİTELERİNİN
İNCELENMESİ
İbrahim K. ERTEKİN1, Sevilay SÜREKÇİ1, Dilek SOFRACIOĞLU APA1, Tuğba ÇELİK1
1
MTA Genel Müdürlüğü Tabiat Tarihi Müzesi, Ankara
ÖZ
MTA Tabiat Tarihi Müzesi Ön Etütleri Projesi kapsamında Omurgasız Paleontoloji Ekibi tarafından
Ankara çevresindeki fosil lokalitelerinin incelenmesi ve müze envanterine örnek kazandırılması amacıyla arazi
çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar sırasında ağırlıklı olarak Alt Jura yaşlı Bayırköy Formasyonu ve Orta
Eosen yaşlı Orhaniye Formasyonu’na ait birimler fosil içerikleri açısından incelenmiştir.
Bu çalışmalar sonucunda Kazan Havzası, Orta Eosen yaşlı Orhaniye Formasyonu’ndan Kılıçlar KöyüSürsefa Mevkii (H29c1 45480K/80330D) civarından toplanan örnekler içerisinden Velatescinsine ait 1 adet
gastropod ve Chlamys cinsine ait 8 adet bivalv örneği raporlanarak envantere alınmıştır.
Orhaniye Köyü (H29d3 38850K/72100D) civarından toplanan örnekler içerisinden Terebellumcinsine ait 3
adet gastropod örneği, Güvenç Köyü (H29 d2 43650K/77800D) civarından toplanan örnekler içerisinden?
Ampullinacinsine ait 5 adet gastropod örneği, Dağyolu Deresi vadisinin başlangıç kesimlerinden (H29d3
41650K/74300D) toplanan örnekler içerisinden Harpactoxanthopsiscinsine ait 2 adet yengeç fosili örneği, Ostrea
cinsine ait 2 adet bivalv ve Turritella cinsine ait 4 adet gastropod örneği ve Dağyaka Köyü (H29d3
35880K/71650D) civarında toplanan örnekler içerisinden Eupatangus cinsine ait 1 adet ekinid örneği raporlanarak
envantere alınmıştır. Dağyaka Köyü güneyinden ve Sarıbeyler Köyü’nün kuzey doğusundan toplanan
örneklerden 48 adet Ekinid, 33 adet Gastropod, 22 adet Bivalv örneği üzerinde paleontolojik çalışmalar devam
etmektedir.
Alt Jura yaşlı Bayırköy Formasyonu’ndan Kösrelik Köyü kuzeyinden çok sayıda kötü korunmuş ammonit
parçası, 4 adet belemnit ve birçok krinoidstem parçası toplanmıştır.
Müze Ön Etütleri Projesi kapsamında omurgasız paleontoloji birimi olarak 5 gün günü birlik arazi
çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada 26 adet örnek tanımlanmış ve raporları yazılmıştır. 107 adet örnek üzerinde
ise yaş verme ve raporlama çalışmaları devam etmektedir.
32
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ORTA TOROSLAR KURŞUN-ÇİNKO MADEN ARAMALARI
Sebahattin AK1, Osman YUMUK1, Fatih BADEMLER2
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Konya
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Bu çalışma Niğde ili Çamardı ilçesi civarında Niğde Masifi’nde yer alan Madsan antimuan cevherleşmesi
ve Kavaklıolu Armutbeli demir cevherleşme alanı ile Niğde-Merkez Kitreli kalderasının bulunduğu alan
Melendiz volkaniklerinde gerçekleştirilmiştir.
Sahalar, Orta Anadolu magmatik ve volkanik provensinin bulunduğu Anatolid tektonik kuşağı üzerinde
yer almaktadır. Kuzey-güney sıkışma ve Bozkır Naplarının son yerleşim bölgelerine ilerlemeleri sonucu
masiflerin yükselimi ile kıtasal kabuk kalınlaşmış, kalınlaşma nedeniyle derinlerde kısmi ergimeler sonucu Orta
Anadolu’da yaygın bir magmatizma-volkanizma gelişmiştir.
Çalışmalarımız Niğde Masifi’nde yer alan magmatik oluşum ve Melendiz-Hasandağı volkanik alanında
gerçekleştirilmiştir.
1-Niğde Masifi, yüksek dereceli metamorfizmaya uğramış Paleozoyik-Mesozoyik yaşlı mermer, gnays,
kuvarsit ve amfibolitlerden oluşmuştur. Masifin kayaçları içine Kretase yaşlı granodiyoritik kayaçlar stok ve
dayklar seklinde yerleşmiştir (Kleyn, 1968; Viljoen ve İleri, 1973; Göncüoğlu, 1977 ve 1985). Sahanın batı
kısmında ise Paleosen-Eosen yaşlı siyenitler çökel birimler içerisinde yüzlek vermektedir.
Paleosen öncesinde deformasyona ve yüksek dereceli başkalaşıma uğramış Niğde Masifi üzerine
uyumsuzlukla Paleosen-Eosen yaşlı düşük dereceli başkalaşıma uğramış kayaçlar gelmektedir. Sahanın kuzeykuzeybatı kısmında Aşıgediği Formasyonuna ait kalın katmanlı beyaz mermerleri ile üstte doğru mermer içinde
gnays-kuvarsit ve amfibolit mercekleri ile temsil edilmiştir. Aşıgediği Formasyonu üzerine Niğde grubunun en
üst metamorfik birimini oluşturan Çamardı Formasyonu yer almaktadır. Çamardı Formasyonunun tabanını
kuvarsitler oluşturmaktadır. Üst kesimlere doğru arkozik, biyotitli gnayslar ve küçük ölçekte amfibolitlere geçer.
Formasyonun ortalarında bir veya iki beyaz renkli mermer bandı bulunmaktadır. Gnayslar Formasyonun en üst
seviyelerinde yer almaktadır. Sahada Paleosen-Eosen yaşlı Ulukışla magmatiklerinin andezit ve siyenitik
kayaçları da yüzlek vermektedir.
Tüm bu birimler Niğde Masifi örtü kayaları olarak adlandırılan Paleosen- Eosen yaşlı metamorfiklerin
çakıllarını içeren bir çakıltaşı seviyesi ile başlar, gri yeşil renkli çamurtaşı, silttaşı ve kireçtaşından oluşan filiş
çökelleri ile örtülmüştür.
2-Hasandağı ile Melendiz dağı arasında yer alan Kitreli sahasında tabanda Pleyistosen yaşlı
Keçiboyduran volkanitleri olarak adlandırılan altere andezit -ojit andezit yer almaktadır. Altere kayaçlar üzerine
aynı yaşlı aglomeralar ve en üstte ise sağlam andezitler tarafından örtülmektedir. Kitreli sahası bir kaldera
görünümünde olup, bu kalderayı Kitreli fayı olarak adlandırılan tektonik bir hat tarafından kesilmektedir. Ayrıca
kalderanın kenarlarından merkezi kısmına kadar uzanan çember faylarının olduğu kısımlarda yoğun alterasyon
gelişmiştir. Killeşme yaygın olarak gözlenmektedir. Sahanın batı kısmında Kükürdün dere içerisinde jeotermal
sıcak su çıkışı halen devam etmektedir. Sahanın güney kısmında tektonik hatlarda kalsedonlaşma ve
silisleşmeler gelişmiştir.
Sahalarda 40 km2’lik alanın 1/5000 ölçekli detay maden jeoloji haritası ve tahkik, detay jeokimyasal
çalışmalar yapılarak belirlenen anomali alanlarında sondajlı maden arama çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
Niğde-Çamardı-Bereketli sahasında önceki yıllarda Sb cevherleşmesi, Kavaklıoğlu sahasında Fe
cevherleşmesi işletilmiştir. Her iki saha da hidrotermal cevher yatağı konumundadır. Bereketli Sb
cevherleşmesinin olduğu alanda yapılan detay jeokimyasal çalışmalarda Au: 40-20700 ppb, Sb: <10000
ppm’den fazla, As: 4490 ppm, Cu: 350 ppm, Pb: 460 ppm ve Zn: 1080 ppm gibi maksimum değerler gelmiştir.
Au-Sb-As anomali değerleri elde edilmiş olup, Sb cevherleşmesinin alt seviyelerinde muhtemel bir epitermal Au
cevherleşmesinin gelişmiş olabileceği düşünülerek 11 lokasyonda 3293,70 m sondajlı arama çalışması
yapılmıştır. Yapılan sondajlarda Au: 8000 ppm değeri bulan seviyeler belirlenmiştir. Çamardı-Kavaklıoğlu
sahası Celaller antik kalay işletmesine komşu ve Sn cevherleşme hattına uzanmaktadır. Kalay cevherinin
hematitin alt seviyelerinde işletildiği kabul edildiğinde, sahadaki hematit zonları Sn açısından önem arz
etmektedir. Ayrıca sahada gelişen ankeritli, hematitli-limonitli zonlardan alınan jeokimyasal kayaç örneklerinde
Cu:22-230000 ppm, Pb: 170-1580 ppm, Zn: 630-6700 ppm, As:270-2100 ppm, Sb:750-5350 ppm, Ag:4,7-300
ppm ve Au:40-<6000 değerleri elde edilmiş olup, anomali alanlarında 2012 yılında 3 lokasyonda toplam 985,50
m, 2013 yılında 4 lokasyonda toplam 557,50 m sondajlı arama çalışması yapılmıştır. Analizi gelen sondajlarda
cevherleşme oluşturacak değer elde edilememiştir.
Niğde-Kitreli sahası volkanik kayaçlar içerisinde yer almaktadır. Sahada hidrotermal alterasyonlar
gelişmiş olup, genelde tektonik hatlara bağlı saçınımlı porfiri tip bir cevherleşme olabilir. Sahadan alınan kayaç
örnek analizlerine göre, Au:40-290 ppb, Cu:5-1073 ppb, Pb:10-594 ppm, Mo:5-500 ppm, As:20-1315 ppm
33
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
değerleri elde edilmiştir. Gerek jeokimyasal kayaç-toprak numunelerinde gerekse yapılan sondajlardan alınan
numune analizlerinde Cu-Mo-Pb-Zn-Au değerlerinin varlığı, porfiri tip epitermal cevherleşmeye işaret
etmektedir. 2011 yılında 6 lokasyonda 2376,50 m sondaj çalışması yapılmış, NKS-1 ve NKS-2 sondajında
derinlere doğru Cu değerlerinin artışı gözlenerek sistemin derinde kaldığı düşünülüp 2013 yılında 3 lokasyonda
toplam 1320 m sondaj çalışması yapılmıştır. Analizler henüz gelmemiştir.
Niğde Masifi’ndeki Bereketli sahası epitermal damar tipi cevherleşme, Kavaklıoğlu sahası düşük ve orta
sıcaklıklı hidrotermal oluşum, Kitreli sahası ise küçük bir porfiri cevherleşme tipi oluşum olarak düşünülebilir.
34
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
NEVŞEHİR-NİĞDE JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI
Mustafa DURDU1, Arzu ÇAĞLAYAN2, Fatih ÖZİÇLİ2, Hüseyin KAR2, Serkut SEVGİ2, Mehmet Ali
AZITEPE1, Sinan SARP2, Afşin EKMEKYAPAR3, Ömer DUMAN4, Gamze KARZAOĞLU5, Akın
ADIGÜZEL6, A. Rıza KILIÇ5
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Konya
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
4
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Karadeniz Bölge Müdürlüğü, Trabzon
5
MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
6
MTA Genel Müdürlüğü Kuzeybatı Anadolu Bölge Müdürlüğü, Balıkesir
ÖZ
2013 yılı içerisinde yapılan çalışmalar sırasında Nevşehir’de 3 adet jeotermal amaçlı sondaj yapılmış,
Niğde ili Altunhisar ilçesi GB’sında kalan bölgede ise jeolojik ve jeofizik etütler gerçekleştirilmiştir.
Nevşehir’de Ürgüp, Derinkuyu, Acıgöl, Avanos arasındaki saha ile Niğde ili Çiftlik ilçesine bağlı
Kömürcü, Sultanpınar, Kitreli yerleşim yerleri çevresindeki çalışma alanında, Paleozoyik yaşlı metamorfik
birimler, Üst Kretase yaşlı ofiyolit ve granitler temeli oluşturur. Üzerlerine uyumsuzlukla Eosen yaşlı Karakepez
bazaltı ve bol nummilitli kireçtaşları ile temsil edilen Eosen yaşlı Çayraz formasyonu gelir. Oligosen yaşlı
Mezgit formasyonu kumtaşı, çakıltaşı gibi çökellerden oluşur. Bölgede genel olarak, Miyosenden başlayıp
günümüze kadar devam eden volkanik faaliyetlerin etkisi gözlenmektedir. Üst Miyosen yaşlı ignimbiritler, bu
ignimbiritlerle ardalanmalı sedimanter çökeller, bazaltik lavlar ve andezitik domlardan oluşan Ürgüp
formasyonu geniş alanlarda yüzeyler. Pliyosen, andezitik lavlar, ignimbirit ve bazaltik lavlarla karakterize olur.
Kuvaterner yaşlı asidik ve bazik lavlar, bunların piroklastik çökelleri ile alüvyon, kendilerinden daha yaşlı
birimleri uyumsuzlukla örter.
Nevşehir ilinde yapılan sondajlardan Ürgüp-Mustafapaşa sondajında, kuyu derinliği 2198 m olup,
artezyen halinde 10 lt/sn debi ve 58 oC sıcaklıkta, kompresörle ise 13 lt/sn debi ve 56 oC sıcaklıkta akışkan elde
edilmiştir. 2505 m derinliğindeki Derinkuyu-Suvermez kuyusunda 64 oC sıcaklıkta, artezyen olarak 24 lt/sn (gaz
basıncı azalınca artezyen kesilmektedir), kompresörle ise 33 lt/sn debide akışkan elde edilmiştir. NevşehirMerkez-Kepez mevkiinde yapılan sondaj ise 2198 m derinliğinde olup, kompresörle yapılan üretim sonucunda
elde edilen akışkanın sıcaklığı 82,6 oC, debisi ise 18 lt/sn dir.
Niğde ili Altunhisar ilçesinin GB’sında kalan çalışma alanında yüzeyleyen en yaşlı birim Üst Miyosen
yaşlı altere olmuş lav, tüf ve piroklastiklerden oluşan Balcı volkanitleridir. Bunların üzerine Üst MiyosenPliyosen yaşlı kumtaşı, kireçtaşı, marn ve ignimbiritden oluşan İnsuyu formasyonu gelir. Laharik çökellerden
oluşan Pliyo-Kuvaterner yaşlı Yuvaköy volkanitleri, İnsuyu formasyonunun üzerinde uyumsuzlukla bulunur. Bu
birimin üzerine hepsi de Kuvaterner yaşlı olan, andezit ve piroklastiklerden oluşan Keçiboyduran volkanitleri,
bazalt ve bazaltik cüruflardan oluşan Karataş volkanitleri, maar piroklastikleri ile kül ve tüflerden oluşan
Hasandağ volkanitleri gelir. Kuvaterner yaşlı alüvyon ve yamaç molozları bütün birimleri uyumsuzlukla örter.
MTA Genel Müdürlüğü tarafından Niğde’deki söz konusu çalışma alanında alınan 7 adet ruhsat sahasında
2013 yılında 450 km2’lik bir alanın 1/25.000 ölçekli detay jeoloji haritası yapılmış, jeolojik çalışmalar
sonucunda belirlenen hatlarda 130 noktada jeofizik-rezistivite, 83 noktada ise jeofizik-MT çalışması yapılmıştır.
Sahadaki kuyu sularının fiziksel parametreleri ölçülerek, 16 adet kimyasal, 10 adet izotop amaçlı su numunesi
alınmıştır.
35
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ESKİŞEHİR HAVZASI KÖMÜR ARAMALARI
İlker ŞENGÜLER1, Korhan USTA1, Sami POLAT2, Erdem KAVAK1, Büşra ÇERİKÇİOĞLU2, Adem
BAYRAM1, Kamil UÇAR1, Caner ZEYREK1
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu I. Bölge Müdürlüğü, Sivas
ÖZ
2008 yılında başlayan “Eskişehir Havzası Kömür Aramaları Projesi” 2013-33-13-03 proje kodu ile
çalışmalarını sürdürmektedir. Çalışma alanı Eskişehir grabeni içinde Eskişehir ilinin doğusunda, Sevinç ve
Çavlum Mahallesi ile Ağapınar köyünün kuzeyinde yer alır. Sahada temel kayaçları Paleozoyik yaşlı
metamorfitler ve Mesozoyik yaşlı ofiyolitler oluşturur. Temel kayaçları üzerine uyumsuz olarak Miyosen yaşlı
çökeller gelir. Miyosen yaşlı çökellerin tabanında çakıltaşı, kumtaşı ve kiltaşından oluşan m1 serisi yer alır.
Üzerine gelen m2 serisi, tabandan tavana doğru yer yer çakıllı, yeşil renkli kiltaşı, kömür, gri renkli kumtaşı,
koyu gri yeşil renkli silttaşı, bitümlü marn, kiltaşı, kömür ve yeşil renkli kiltaşı, kumtaşı, ince taneli çakıltaşı
ardışımından oluşan bir istif sunar. Daha üstte ise yer yer gözlenen kireçtaşı ve çakıltaşından oluşan m3 serisi ile
gevşek çakıltaşı, kiltaşı ve kireçtaşı düzeylerinden oluşan Pliyosen yaşlı çökeller yer alır. Kuvaterner yaşlı
alüvyon, güncel çökeller ile yamaç molozu uyumsuz olarak kendinden yaşlı bütün birimleri örter. Neojen yaşlı
çökeller ile kaplı olan bölgede stratigrafik istif, MTA Genel Müdürlüğüne ait ruhsatlarda yapılan kömür
araştırma ve rezerv sondajları ile belirlenmiştir.
Sevinç-Ağapınar kuzeyinde kömür ve bitümlü marn oluşumu m2 serisi içinde, 250-450 m arasındaki
derinliklerde yer alır. Sahada kömürleşme yaklaşık SW-NE doğrultulu iki horizon halindedir. Üst kömür
horizonu olarak ayırtlanan seviye 0.55-30.00 m arasında değişen kalınlıklarda, alt kömür horizonu olarak
ayırtlanan seviye ise 5.85-31.60 m arasında değişen kalınlıklardadır. Alt kömür horizonu ile üst kömür
horizonunda ortalama kömür kalınlıkları farklı olup, sahada her iki horizon için ortalama kömür kalınlığı 14 m
civarındadır.
Eskişehir-Alpu sahasında kömürlerin ısıl değeri 1500-3000 kcal/kg arasında değişmekte olup üst
horizonda yer alan kömürlerin ortalama ısıl değeri 1900 kcal/kg, alt horizonda yer alan kömürlerin ortalama ısıl
değeri 2200 kcal/kg’dır. Her iki kömür horizonuna ait kömürlerin ortalama ısıl değeri 2050 kcal/kg’dır. Yine
ortalama olarak nem % 34, kül % 32, uçucu madde % 21, sabit karbon % 13 ve kükürt % 1.5’tir. İki kömür
horizonu arasındaki gri yeşil renkli kiltaşı-silttaşı ardışımı içinde 5-60 m arasında değişen kalınlıklarda bitümlü
marn zonu yer alır. 20-30 m arasında değişen ortalama kalınlığa sahip olan bitümlü marnların ısıl değeri 2503000 kcal/kg arasında, TOC (%) 1.07-40.49 arasında değişmektedir.
Kömürlü zonun alt ve üst seviyelerinden derlenen örneklerden elde edilen formlara göre kömürlü birim
geç Erken Miyosen-Orta Miyosen’de çökelmiştir. Karışık orman topluluğu ve bataklık-tatlı su bitkilerinin
yüzdeleri yüksek, ırmak kenarı ve açık alan bitkileri düşük miktardadır. Kömür ve bitümlü marn zonundaki
BortyococcusOvoidites formları tatlı su koşullarını desteklemektedir. Palinolojik veriler ise, Eskişehir
Grabenindeki kömürlü birimin nemli sıcak iklim koşullarında çökeldiğini göstermektedir.
Eskişehir’in doğusunda Sevinç-Ağapınar kuzeyinde yer alan ve Alpu sahası olarak anılan bölgeye ait Orta
Miyosen yaşlı kömürler, havzanın kuzeydoğusundaki Koyunağılı ve Çayırhan bölgesi kömürleri ile büyük
benzerlik göstermektedir. Alpu sahasında sondajda kesilen istifteki çökellerin fasiyes özellikleri yanında
stratigrafik özellikleri de Koyunağılı ve Çayırhan havzasına benzemektedir. Kömürlerin proximate ve ultimate
analizleri yanında organik petrografik analizlerinin de sonuçları açısından benzerlik sunması, bu havzanın aynı
zamanda çökelmiş olan Koyunağılı ve Çayırhan havzalarından Mihalıçcık yükselimi ayrılmış bir kardeş kömür
çanağı olduğu fikrini desteklemektedir.
Eskişehir havzasında; 2008 yılında Genel Müdürlüğümüze ait ruhsatlarda sondajlı kömür aramaları
başlamış ve havzada;
2008
yılı
programında;
toplam 3320 metre derinlikte 8 adet,
2009
yılı
programında;
toplam 19.619 metre derinlikte 54 adet,
2010
yılı
programında;
toplam 25.760 metre derinlikte 63 adet,
2011
yılı
programında;
toplam 35.715 metre derinlikte 89 adet,
2012
yılı
programında;
toplam 29.441 metre derinlikte 74 adet,
2013
yılı
programında;
toplam 20.752 metre derinlikte 51 adet olmak üzere;
toplam 134.597 metre derinlikte 339 adet sondaj (15.01.2014 tarihi itibarıyla) yapılmıştır.
Eskişehir-Alpu havzasında MTA Genel Müdürlüğüne ait 7 adet ruhsatta 1.3 milyar ton kömür rezervi
belirlenmiş olup, sondajlı çalışmalara diğer ruhsatlarda devam edilmektedir.
36
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
Havzada hidrojeoloji çalışmalarına Temmuz 2013 de başlanmış olup 1500 km2 hidrojeolojik
prospeksiyon gerçekleştirilmiştir. Prospeksiyon çalışmalarından sonra 500 km2 hidrojeolojik etüt çalışması
yapılmış ve bunun sonucunda kömür sahasını içine alacak şekilde 850 km2 lik bir drenaj alanı belirlenmiştir.
Daha sonra DSİ Genel Müdürlüğüne ait su kuyuları ile özel şahıslara ait su kuyularında yeraltı suyu seviye
ölçümleri yapılarak, kurak dönemi temsil eden yeraltısuyu haritası oluşturulmuştur.
Çalışma sahasında yer alan kaynaklar belirlenerek debi ölçümleri yapılmış ve 50 adet su numunesi tam su
analizi amacıyla, 15 adet su numunesi ise izotop analizi amacıyla laboratuvara gönderilmiştir.
Su bütçesi çalışmaları için Meteoroloji Genel Müdürlüğünden uzun döneme ait meteorolojik veriler temin
edilerek söz konusu istasyonlara ait değerlendirmeler yapılmıştır. Sahada bulunan kömür amaçlı sondajlar ile
DSİ’ye ait su kuyuları değerlendirilerek sahada bulunan formasyonlara ait hidrojeolojik özellikler tespit
edilmeye çalışılmıştır.
Sahada bulunan akiferlerin özelliklerini (hidrolik iletkenlik, depolama katsayısı ve tesir yarıçapı)
belirlemek amacıyla toplam derinliği 4.825 m olan 4 adet pompa test grubunda olmak üzere toplam 16 adet
sondaj lokasyonu belirlenmiştir. Sondaj çalışmaları ve 10 adet kuyuda pompa testi çalışması 2014 yılında
yapılacaktır.
Çalışmalar sonucunda; su bütçesinin yanı sıra sahadaki akifer sistemi belirlenecek ve kömür ile yeraltı
suyu etkileşimi ortaya konacaktır. Sahada bulunan kömürün işletilmesi sırasında karşılaşılabilecek yeraltı suyu
sorunları önceden belirlenecek ve çözüm önerileri getirilecektir.
37
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
KOZAN (ADANA), GÖKSUN (KAHRAMANMARAŞ) VE KADİRLİ
(OSMANİYE) ARASINDA KALAN ALANDA DOĞU TOROSLAR’IN
TEKTONOSTRATİGRAFİK ÖZELLİKLERİ
Doğan USTA1, Şerafettin ATEŞ2, Muhammed ÇOBAN2, Özgür DEVECİ2,
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
İnceleme alanı Kozan-Feke-Saimbeyli-Yahyalı ilçeleri arasındaki bölgede yer almaktadır. Doğu
Toroslar’ın batı bölümünde kalan bu bölgede, birbirleriyle stratigrafik ve tektonik ilişkili, farklı yaş, ortam ve
kayaçlarla temsil edilen allokton konumlu, farklı yapısal birlikler bulunur. Bu tektono-stratigrafik birlikler;
İnfrakambriyen-Paleosen yaşlı, düşük dereceli metamorfik Görbiyes Dağı Birliği; İnfrakambriyen-Eosen yaşlı,
karbonat ve kırıntılılardan oluşan Geyikdağı Birliği; Geç Devoniyen-Geç Kretase yaşlı çökel kayalardan oluşan
Aladağ Birliği; Jura-Geç Kretase yaşlı, başlıca ofiyolitik kayaçlar ile ofiyolitli melanjdan meydana gelen Bozkır
Birliği ile temsil edilir. İnceleme alanında ayrıca Paleozoyik yaşlı değişik kaya türlerinin dilim ve blokları ile
Geç Kretase yaşlı kayaçların bloklarını da kapsayan Kaotik seri olarak adlanan yapısal birim de yer almaktadır.
Bu birlikler, Tersiyer ve Kuvaterner yaşlı çökeller tarafından açısal uyumsuz olarak örtülmektedir.
Yukarıda sözü edilen birlikler, Geç Kretase sonrasında naplaşmaya başlamışlardır. Bölgede naplaşmanın
Lütesiyen sonuna kadar devam etiğini gösterir önemli bulgular vardır. Lütesiyen’de, bölgenin kuzey-kuzeydoğu
kesiminde denizel ortam koşulları egemen olmuş, Lütesiyen sonrası ile Miyosen arasında ise bölge karasal alan
haline gelmiş, aşındırılarak düzleştirilmiştir. Bu evrede (Oligosen-Erken Miyosen) karasal çökeller
depolanmıştır. Bölge, Burdigaliyen-Üst Serravaliyen’de tekrar denizel transgresyona uğramış, sığ denizel
çökeller ile resifal karbonatlar çökelmiştir. Geç Miyosen, inceleme alanının yükselerek karasal alana dönüştüğü,
tektonizmanın etkinlik kazanması ile bölgesel ölçekte faylar ile kıvrımların geliştiği dönemdir. Sıkışmalı
tektonik hareketlerin ilerleyen süreçlerinde ise Geç Paleozoyik-Mesozoyik birimleri, Burdigaliyen-Langiyen
yaşlı kayalar üzerine itilmeye başlamış, sıkışmanın kıvrımlarla karşılanamadığı yerlerde de KB-GD yönlü
yırtılma fayları ile KD-GB yönlü normal faylar gelişmiştir.
38
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ADANA-ALADAĞ KROMİT CEVHERLEŞMESİ
İsmail AKÇA1, Serdar KESKİN2, Fırat BULUT2
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
İnceleme alanı Aladağ İlçesi, Küp ve Yetimli köyleri sınırlarında yer almaktadır. Doğu Toroslar’ın Batı
kesiminde yer alan bu bölgede, birbirleriyle stratigrafik ve tektonik ilişkili, değişik yaş ve fasiyeste kayaç
topluluğu gözlenmektedir. Çalışma alanında temeli Permo-Karbonifer yaşlı dolomit ve dolomitize kireçtaşından
oluşan Karahamzauşağı Formasyonu oluşturmaktadır. Sırasıyla üste doğru açısal uyumsuzlukla Geç Triyas-JuraKretase yaşlı platform kireçtaşı nitelikli Demirkazık Formasyonu gelir. Geç Kretase yaşlı Yavça Formasyonu
altındaki Demirkazık Formasyonu ile genellikle uyumludur. Bunun üzerinde ise yerleşme yaşı Geç Kretase olan
ve kendinden yaşlı birimler üzerine özellikle Demirkazık Formasyonu üzerine bindirmeli olarak gelen PozantıKarsantı ofiyoliti bölgede son derece geniş yayılımlar sunmaktadır. Okyanusal kabuk karakterli olan ve
ofiyolitik melanj – ofiyolit serisi şeklinde gözlenen bu birimin üzerine uyumsuz seri olarak Oligo-Miyosen yaşlı,
genellikle akarsu çökeli olan Gildirli ile gölsel nitelikli Karsantı Formasyonları gelir.
Kromit cevherleşmeleri açısından önemli olan ve çalışma alanının büyük bir bölümünde yer alan PozantıKarsantı ofiyoliti Geç Kretase yerleşim yaşına sahip bazik ve ultrabazik kayaç topluluklarından oluşmaktadır.
Bölge genelinde ofiyolit istifine ait tüm birimler yüzlek vermekle birlikte, inceleme alanında ofiyolitlerin
tektonit ve kümülat kesimleri yüzlek vermektedir. Çalışma alanının Bozluk Tepe kesiminde dünit ve
harzburjitten oluşan tektonitler, Tezgin Tepe kesiminde ise dunit, piroksenit, verlit, gabrodan oluşan kümülatlar
yüzeylemektedir. Kromit cevherleşmeleri açısından gerek tektonit gerekse kümülatların dünitik seviyeleri önem
taşımaktadır. Bozluk Tepe Sahası içindeki kromit cevherleşmeleri dissemine ve masif şeklinde iken, Tezgin
Tepe Sahası’ndaki kromit cevherleşmeleri dissemine, bantlı ve masif görünümlüdür.
Her iki sahada yürütülen detay maden jeolojisi ve sondaj çalışmaları sonucunda Tezgin Tepe sahasında
cevherli zonlar belirlenmiştir.
2014 yılında da, bu cevherli zonların devamlılıklarının araştırılması amacıyla detay maden jeolojisi ve
sondaj çalışmalarına devam edilecektir.
Sahadaki kromitlerin kaynak ve rezervi, mostra üzerindeki kalınlıkları, kaliteleri, alınan örnekler, jeolojik
kesitler yarma ve sondaj çalışmaları yardımı ile hesaplanacaktır.
39
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
DOĞU AKDENİZ JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI
Aydın ÇİÇEK1, Rıfat Cihan SEVİM2, Adnan GÜVEN1, Sebahattin ŞAHAN3, Güvenç DEMİRKIRAN4, Orhan
KILINÇ5, Süleyman YILDIZ1, Sinan SARP1, Ahmet UTAR6, Sultan YAVUZ4, Ömer KESGİN6, M. Fatih
BAKIR7, Vatan DEMİREL1, Hüseyin KAR1,
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Karadeniz Bölge Müdürlüğü, Trabzon
3
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Konya
4
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
5
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu IV. Bölge Müdürlüğü, Malatya
6
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu I. Bölge Müdürlüğü, Sivas
7
MTA Genel Müdürlüğü Güney Doğu Anadolu Bölge Müdürlüğü, Diyarbakır
ÖZ
Bu çalışma MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı 2013 yılı iş
programında yer alan Doğu Akdeniz Jeotermal Enerji Aramaları Projesi kapsamında yürütülmüştür. Bu proje
kapsamında 2013 yılı içerisindeki çalışmalar Hatay ilinde 7 adet sondaj ve Diyarbakır ilinde ise 1 adet etüt
kampı olmak üzere toplamda 8 farklı kamp şefliği bünyesinde gerçekleştirilmiştir.
Hatay ilinde yürütülen sondaj çalışmaları sonucunda Erzin ilçesinde yürütülen Hatay-Erzin-Başlamış
sondajında 31,2⁰C sıcaklığında 8 l/s artezyenik, 180 l/s kompresör debisinde, Merkez ilçesine yürütülen HatayAlaattin-Narlıca sondajında 41,2⁰C sıcaklığında, 0,5 l/s artezyenik- 4,5 l/s kompresör debisinde, Hatay-SerinyolTahtaköprü sondajında 39⁰C sıcaklıkta ve 0,5 l/s artezyenik, 1,4 l/s kompresör debisinde, Hatay-Merkez-Alaattin
sondajında 35,6⁰C sıcaklıkta ve 0,1 l/s kompresör debisinde, Kumlu ilçesinde yürütülen Hatay-Kumlu-Kelli
sondajında 36,7⁰C sıcaklığında 2 l/s artezyenik, 15 l/s pompa ve 17 l/s kompresör debisinde akışkan elde
edilmiştir. Bunların yanı sıra, Kırıkhan ilçesinde 2500m (+/- 250m) derinliğinde planlanan Hatay-NarlıhopurDeliçay sondajında teknik sebeplerden dolayı sondaj 1308m derinlikte terk edilmiştir. Hassa ilçesinde ise 700m
(+/-100m) olarak planlanan Hatay-Hassa-Çınarbaşı sondajında ise jeofizik loglara göre 287m derinlikte alınan
kuyu içi maksimum sıcaklığın 18,2⁰C ölçülmesi üzerine yeterli gradyanın olmadığı anlaşılmış olup sondaj
durdurulmuştur.
Sondaj çalışmaları yanı sıra Diyarbakır ili Merkez ilçesinde ise ~250 km2 etüt çalışması yapılmıştır. Etüt
çalışmaları sırasında 31 kuyu ve kaynaktan kuyu başı sıcaklık, EC ve tuzluluk değerleri ölçülmüş olup bunlardan
7’sinden detay jeokimyasal analiz yaptırılmıştır.
40
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
HATAY ALAADDİN JEOTERMAL KUYUSUNDA KARŞILAŞILAN
SONDAJ PROBLEMLERİ VE UYGULANAN ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ
İsmail ÖZTEL1, İsmail DEĞER1, Mustafa BAŞIKARA2
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Sondaj Dairesi Başkanlığı, Ankara
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
ÖZ
MTA Doğu Akdeniz Jeotermal Enerji Aramaları Projesi kapsamında Hatay İli Merkez İlçe Alaaddin
Köyü’nde açılmış bulunan HMA-2012/21 nolu jeotermal sondaj yapılırken kaçak problemleri, çimento tapadan
sonra çimento kesilirken kuyunun sapması, takım sıkışması, takım kurtarma çalışmaları, kuyunun saptırılarak
ilerlemeye devam edilmek istenirken kuyu saptırmada yaşanan problemler ve bilinen en problemli
formasyonlardan olan ofiyolitlerin delinmesi esnasında yaşanan kuyu daralması, formasyon şişmesi ve
formasyonun kuyuya dökülme problemleri ile karşılaşılmıştır. Bu sorunların oluşma sebepleri ve sorunlar
aşılırken kullanılan sondaj yöntemleri sunumun ana konusudur.
41
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
GÜNEY AFRİKA VE TÜRKİYE KROMİTLERİNİN İNDİRGENME
ÖZELLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Abdi AYDOĞDU
MTA Genel Müdürlüğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Daire Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Bu çalışmada Türkiye’den seçilen örnek bir kromit cevheri ile Güney Afrika MINTEK (Council for
Mineral Technology)’den temin edilecek olan kömür, kireçtaşı ve silika kullanılarak kromitin 1650°C sıcaklıkta
indirgenmesi amaçlanmıştır. Aynı şartlarda MINTEK’de yapılan Güney Afrika kromitinin indirgenmesi
çalışmalarından elde edilecek sonuçlar ile karşılaştırılacaktır. Deneysel çalışmalarda curufun bazikliği, flaks
ekleme oranı, kalsiyum florür ekleme oranı, kömür cinsi ve miktarının kromitin indirgenme oranı üzerine etkileri
incelenmektedir. Kömür cinsinin ve miktarının belirlenmesi için linyit ve antrasit kömürleri ile % 30, 35 ve 40
oranlarında, cüruf bazikliği için 0,4, 0,5 ve 0,6 değerlerinde ve flaks miktarının belirlenebilmesi için % 20, 30 ve
40 oranlarında 1650°C sıcaklıkta indirgenme deneyleri yapılmıştır. Deneysel çalışmaların sonucunda elde
edilecek olan ferro kromun indirgenme oranları belirlenerek benzer şartlarda MINTEK’de indirgenen ferro krom
ile karşılaştırılacaktır.
42
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
YERBİLİMLERİ PORTALI, NUMUNE ANALİZ TEST TAKİP,
MERMER BİLGİ YÖNETİM SİSTEMİ, E-TİCARET YAZILIMLARI ve
DERLEME RAPORLARININ SAYISALLAŞTIRILMASI
Fatih DUMANLI
MTA Genel Müdürlüğü Bilimsel Dökümantasyon ve Tanıtma Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Yerbilimleri Portalı, Genel Müdürlüğümüzün çeşitli dairelerinin üretmiş olduğu 1/500.000 ölçekli jeoloji
haritası, jeofizik haritası, fay haritası, diri fay haritası, heyelan haritası vb. verilerin ve T.C. Başbakanlık Afet ve
Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) web service aracılığı ile alınan anlık deprem bilgilerinin sayısal
ortamda Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı olarak sunulması amacıyla Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı ile
yürütülen ortak çalışmalar ile Bilgi İşlem Koordinatörlüğü Yazılım Destek Hizmetleri Birim Yöneticiliği
personeli tarafından tamamen bedelsiz açık kaynak kodlu, GeoServer ve Open Layers kullanılarak MTA
Yerbilimleri Portalı oluşturulmuş ve internet üzerinden paylaşıma açılmıştır. Konu ile ilgili olarak ihtiyaçlara
göre (mesela kamp yerlerinin ve bilgilerinin harita üzerinde gösterilmesi gibi) geliştirme çalışmaları devam
etmekte olup, yerbilimleri.mta.gov.tr adresi üzerinden hizmete verilmiştir. Yazılım ile bilimsel araştırma ve
çalışmalarda Kurumumuzun üretmiş olduğu bilgilerin kullanılarak bilimsel sonuçlara ulaşılması hedeflenmiştir.
Numune Analiz/Test Takip(NATT) Projesi Yazılımı, Maden Analizleri ve Teknolojisi Daire
Başkanlığının, Bilimsel ve Teknolojik Araştırma proje çalışmalarına ilave olarak, sayısı her yıl artmakta olan
kamu ya da özel kurum/kuruluşların, şahısların numune analiz/test işlemlerinin hızlı, kaliteli ve etkin olarak
yürütülmesi için laboratuvar otomasyonu yazılımı ihtiyacı sebebiyle, yapılan çalışmalar ile JAVA programlama
dili üzerinden, JBoss Application Server, Oracle 10g ve Ubuntu Server üzerinde çalışan bir web tabanlı
uygulama yazılımı geliştirilmiştir. NATT yazılımı 2013 tarihi itibari ile aktif olarak lab.mta.gov.tr adresi
üzerinden kullanılmaya başlanılmıştır. Yazılım ile yukarıda bahsedilen numune analiz/test taleplerine ait başvuru
ve kabul işlemleri, hizmet bedelinin ödenmesi, kayıt işlemleri, numunelerin ilgili laboratuvar ve personellere
dağılımı, analiz/test sonuçlarının raporlanması, numune saklama/arşivleme gibi laboratuvar süreçlerinin hızlı,
kaliteli ve etkin olarak yapılması ve takibi hedeflenmiştir.
Mermer ve Doğal Taş Bilgi Sistemi (MDBS) Yazılımı, Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı
tarafından 2005 yılında başlatılan “Türkiye Mermer ve Doğal Taş Potansiyel Alanları Belirlenmesi Projesi”
kapsamında özellikle ihracat potansiyeli yüksek mermer ve doğal taşların mevcut yatakların yayılımı, kökenleri,
ekonomik rezervleri, çeşitli teknik özellikleri, kullanım reçetesi belirlenmiş, Türkiye genelinde mermer, traverten
ve doğal taş açısından işletilen ve terk edilen tüm ocaklar haritalara işlenmiş olup, ocaklarda mevcut değişik
mermer desenleri kayda alınmıştır. Ayrıca, işletilmekte olan mermer ocakları, traverten ocakları, doğal taş
ocakları ve terk edilen ocaklardaki genel bilgiler, blok verimleri, analiz sonuçları, bölgenin stratigrafisi ve
tektoniği ile karşılaştırılarak 1/100.000 ölçekli paftalar üzerine aktarılmıştır. Bu envanterin Coğrafi Bilgi Sistemi
(CBS) altyapısında sayısal ortamda sunulması ve sektördeki kullanıcıların internet ortamında hızlı bir ulaşım
imkanı sağlaması için yapılan çalışmalar ile ArcGIS 10.1 Map server, .NET tabanlı, SilverLight destekli, Oracle
10g ve Windows 2012 üzerinde çalışan web tabanlı bir uygulama yazılımı geliştirilmiştir. MDBS yazılımı 2013
yılında aktif olarak dogaltas.mta.gov.tr adresi üzerinden kullanıma başlanılmıştır. Yazılım ile Ülkemizin
ihracatında önemli yer tutan doğal taş sektöründe iller bazında doğal taş lokasyonları, bu lokasyonlara ait
stratigrafi seviyeleri, birim-yaş ilişkisi, oluşum süreci, mevcut desenler, desen fotoğrafları, ocak fotoğrafları,
ocak bilgileri, desenlere ait fiziko-mekanik, teknolojik analiz sonuçları, kimyasal ve petrografik analizler gibi
verilere kolayca ulaşılarak sektörde gelişime katkı sağlanması hedeflenmiştir.
Derleme Raporlarının Sayısallaştırılması, MTA Genel Müdürlüğümüzün kurulduğu 1935 yılından
itibaren yerbilimleri alanında yapmış olduğu çalışmalar sonucunda üretilen raporlar; günümüze kadar birçok
yerli-yabancı araştırmacının çalışmalarına ışık tutmuş ve üretilen 11.593 rapor ile ülkemizin yeraltı
zenginliklerinin yer aldığı bir kütüphaneye dönüşmüştür. Kurumumuz çalışanları tarafından arazilerde yapılan
titiz çalışmalar sonucunda oluşturulan bu raporlar yer bilimleri ve madencilik alanında çalışan birçok şirketin ve
üniversitelerde akademik çalışma yapanları bilimsel çalışmalarda büyük kaynaklar olarak kullanılmaktadır. Okur
sayısı her geçen gün artmakta olan derleme raporlarına ulaşmak isteyen araştırmacılar derleme servisimize
gelerek ancak gerekli raporlara ulaşabilmektedirler. İhtiyaç duyulan raporları ve eklerini fotokopi çıktısı olarak
almakta ve belirlenmiş sayfa adedi üzerinden ücret ödemelerini yapmaktadırlar. Sayısallaştırma işlemi ile birlikte
kullanıcılar raporları elektronik ortamda sorgulamakta ve elektronik ortamda incelemektedirler. İstenildiği
takdirde raporlar ve ek’leri CD içerisinde elektronik olarak satışı yapılmaktadır.
Yerbilimleri Data Merkezi Projesi, Sistem tasarımında hangi veri gurubunun ne şekilde elektronik ortama
atılacağı ve hangi mantıksal koşullarda saklanacağı belirlenmiş, veri giriş yöntemleri mevcut yazılım ve
donanımlar ile tamamlanmıştır.
43
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
E-yayın Satış (e-ticaret) Portalı, BDT Dairesi tarafından sayısallaştırılarak elektronik ortama atılan
raporların ve diğer Başkanlıkların yapmış oldukları satış işlemlerinin e-ticaret portalı üzerinden uzak
kullanıcıların hizmetine sunulması doğrultusunda geliştirilmiştir. Portal eticaret.mta.gov.tr adresi üzerinden iç
kullanıcılara açılmış, hazırlanan Rapor-Harita-Basılı Yayınların Satış ve Kullanım Yönetmeliği ile dış
kullanıcıların hizmetine açılacaktır. Sistem Open Source kodlu yazılımın derlenmesi ve geliştirilmesi üzerine
hazırlanmış olup Windows 2012 Server üzerinden yayın yapmaktadır.
44
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
TÜRKİYE KARST VE MAĞARA ARAŞTIRMALARI (BURDUR)
Fatih SAVAŞ1, Cangül ACAR1, Mehmet KESKİN2, Korhan ÇAKIR1, Koray TÖRK1, Levent YELESER1,
İsmail KAHRAMAN1
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Kızılcahamam, Ankara
ÖZ
Burdur ilinde Karst ve Mağara araştırmaları kapsamında; bölgede yer alan karstik özellikteki Triyas yaşlı
mermerler, Jura-Kretase yaşlı kireçtaşları ve Miyosen yaşlı kireçtaşları içerisinde bulunan mağaraların
incelenmesi ve yüzey karstı araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Batı ve Orta Toros Karst Kuşaklarının kesişim
noktasında yer alan Burdur İli’nde yürütülen çalışmalarda, Proje süresi içinde toplam 30 mağaranın detay
araştırması ile birlikte planlanan alanların karst yüzey etüdü tamamlanmıştır. Mağaraların genel özelliklerine
bakıldığında; yatay, yarı dikey, aktif, yarı aktif özellikte oldukları saptanmıştır. Araştırma çalışmalarında uygun
görülen dikitlerden örneklemeler alınmış olup bunlardan yapılacak radyometrik analizlerden bölgenin
paleohidrolojik ve paleoiklimsel özelliklerine yönelik bilgiler elde edilecektir. Bölgede yer alan karstik
kaynaklarda hidrokimyasal amaçlı örneklemeler yapılarak; suların genel kimyasal özellikleri, dolaşım süreçleri
ve beslenme-boşalım ilişkilerine yönelik veriler elde edilmiştir. Yapılan çalışmalara katkı sağlamak amacıyla
arazinin uydu görüntüleri; uzaktan algılama birimi tarafından gerçekleştirilerek çizgisellik haritaları
oluşturulmuştur.
Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi, yürütmekte olduğu projelerin yanı sıra, Ücretli Karst ve Mağara
Etütleri çalışmalarını da sürdürmektedir. 2013 yılı içerisinde çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörden
gelen talepler doğrultusunda etüt çalışmaları yapılarak sonuç raporları hazırlanmıştır. Bu çalışmalar kapsamında;
İzmir İli, Dikili İlçesi, Gökçeağıl Köyü’nde bulunan Değirmen Deresi üzerinde yapılan Gökçeağıl
Göleti’nden bölgede bulunan Nebiler Şelaleleri ve Nebiler Mağarası’nın etkilenme süreçlerine yönelik olarak
yerinde etüt çalışmaları yapılarak araştırma raporu hazırlanmıştır. Zonguldak İli Gökgöl Mağarası’nda yürütülen
çalışmada ise Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 18.10.2012 tarih ve 531 sayılı kararı ile
talep edilen mağara içi koruyucu çelik tünel kafes taşıyıcı sistem, detayları ve güvenlik riskleri yerinde gözlem
yapılarak incelenmiş ayrıca Gökgöl Mağarası önünden geçen karayolunun yapımında kullanılan patlatma
tekniklerinden mağaranın etkilenme süreçleri tespit edilerek teknik rapor şeklinde sunulmuştur. Konya ili
Halkapınar Kaymakamlığının talebi üzerine, İlçe sınırları içerisinde yer alan Kocadere Mağarasının turizme
kazandırılması amacı ile araştırması yapılarak Mağara Ön Etüt Araştırma Raporu yazılmıştır. Etüdü ve
Uygulama Projesi tarafımızdan yapılan Kırıkkale İli Keskin İlçesinde bulunan Sulu Mağara’nın turizme
açıldıktan sonra uygulamadan kaynaklı mağara içi bozulmalarının tespitine yönelik olarak Orman ve Su İşleri
Bakanlığı Milli Parklar Genel Müdürlüğü elemanlarının da katılımıyla mağara içi uygulamalarının kontrolü
yapılarak teknik görüş raporu hazırlanmıştır. Trabzon ili Düzköy İlçesi Çal Köyü’nde yer alan Çal Mağarası’nın
“tabiat varlığı” olarak tescil edilmesine esas oluşturacak mağara ve koruma alanı araştırmaları, Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı, Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü elemanlarının da katılımıyla gerçekleştirilmiş
ve araştırma raporu hazırlanmıştır.
45
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ANKARA VE CİVARI JEOTERMAL ENERJİ ARAMALARI
Engin BÜLBÜL1, Düzgün ÇAM1, Alper KIYAK2, Ali Rıza KILIÇ2, , Rıfat Cihan SEVİM 3, Ergün
MANAV4, Ömer DUMAN3, Levent BAKAR2, Orhan KILINÇ 5, Engin PURTUL1, Fatma SEVİM6, Zafer
ARIGÜN1, Hüseyin KAR1, Meltem UĞURLU1,Yasemin GÖKALP1, Alper YOLAL1, Emel TOY1, Ömer
TURGUT7, Göksel AKDOĞAN1, Arzu AKSOY1,Önder AYDOĞDU1, Selahattin KAHRAMAN1
1
MTA Genel Müdürlüğü, Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Karadeniz Bölge Müdürlüğü, Trabzon
4
MTA Genel Müdürlüğü Marmara Bölge Müdürlüğü, Kocaeli
5
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu IV. Bölge Müdürlüğü, Malatya
6
MTA Genel Müdürlüğü Ege Bölge Müdürlüğü, İzmir
7
MTA Genel Müdürlüğü Kuzeybatı Anadolu Bölge Müdürlüğü, Balıkesir
ÖZ
Ankara ve çevresinde daha önceki yıllarda üretilen jeolojik haritalar ve jeotermal enerji amaçlı yapılan
haritalar derlenip bilgisayar ortamında birleştirilerek bu harita üzerinde jeotermal enerjiye yönelik parametrelerin
ortaya konulmasını sağlayacak jeofizik çalışmalar, jeotermal akışkan sondajı, sıcak su boşalımları, alterasyon
dağılımları, işlenerek var olan kaynakların gerçek anomali alanları, bilinen alanlar dışında var olabilecek anomali
alanları ve dağılımları ile hedef sahalar belirlenmesi planlanmıştır. Hedef sahalarda ve bilinen jeotermal
alanlarda daha önceki yıllarda üretilen jeolojik haritalar üzerinde jeotermal jeolojisine yönelik revizyon
çalışmaları gerçekleştirilmiştir.2011-2012 yıllarında yapılan jeotermal kaynak arama ve geliştirme çalışmaları
(jeoloji, jeofizik) sonucunda tespit edilen lokasyonlarda 2013 yılı içerisinde;
Ankara İli Çamlıdere ilçesi Tatlak’da 2012 yılında çalışmalarına başlanan ve 1045 metresi 2012 yılından
tamamlanan sondaj kuyusu 1367,5 m derinlikte sonlandırılmış olup amarada ile 1258 m’de 83,2 °C sıcaklıkta
pompa ile üretim çalışmaları sonucu kuyu ağzında ise 56,1°C sıcaklıkta ve 6-7 l/s akışkan elde edilmiştir.
Ayaş İlçesi Başbereket’de yapılan ilk sondaj kuyusu 200 m derinlikte tamamlanmış olup kuyu dibinde 39
°C ölçülmüştür. Komprasör ile üretim çalışmaları sonucu kuyu ağzında ise 41 °C sıcaklıkta ve 185 l/s akışkan
elde edilmiştir. Yapılan ikinci sondajda ise 762 m derinlikte 40.1°C sıcaklıkta ve 65 l/s debide akışkan elde
edilmiştir.
Kızılcahamam İlçesi Gümele’de yapılan sondaj kuyusu 1500 m derinlikte tamamlanmış olup amarada ile
1444 m’de 90,56 °C sıcaklık ölçülmüştür. Komprasör ile üretim çalışmaları sonucu kuyu ağzında 55 °C
sıcaklıkta ve 9,5 l/s akışkan elde edilmiştir.
Sincan İlçesi Yenikayı mevkiinde yapılan sondaj çalışması 1296 metre derinlikte tamamlanmış olup
amarada ile 1269 m’de 77,55 °C sıcaklık ölçülmüştür. Ayrıca kuyuda üretim çalışmaları sonucu artezyen ile 59,6
0
C sıcaklık ve 51,93 l/s debide akışkan elde edilmiştir.
Ayaş ilçesi Akkaya köyünde yapılan sondaj çalışması 373,5 metre derinlikte tamamlanmış olup kuyuda
artezyen ile 48,5 0C sıcaklık ve 6 l/s debi ve kompresör ile 47,4°C sıcaklıkta ve 10 l/s debide akışkan elde
edilmiştir.
Ankara ve civarı Jeotermal Enerji Aramaları Projesi kapsamında açılan 5 adet kuyuda 2013 yılında
toplam 5.926,5 metre jeotermal enerji arama sondajı gerçekleştirilmiş, toplam 13,28 Mwt ısı enerjisi açığa
çıkarılmıştır.
46
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
BEYPAZARI – ÇAYIRHAN KÖMÜR HAVZASINDA EÜAŞ ADINA
YÜRÜTÜLEN ETÜT VE SONDAJ ÇALIŞMALARI
Berk BESBELLİ1, Yasin MORTAŞ1, İbrahim YILMAZ1, Tamer TANSAK1
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı
Beypazarı Havzası 2. Saha Rezerv Belirleme ve Geliştirme Projesi: “Beypazarı Kömür Havzası 2. Saha
Rezerv Belirleme ve Geliştirme Projesi” Genel Müdürlüğümüz tarafından Beypazarı bölgesinde 1978 yılında
başlatılmış ve 1980’li yılların ortalarına kadar yürütülmüş çalışmalar sonucunda kömür varlığı saptanmış geniş
bir kömür depolanma alanının doğu bölümünde yürütülmüştür.
Projenin 2013 yılı uygulama sürecinde toplam derinliği 12.627,70 m. olan 42 adet rezerv belirleme
sondajı ve toplam derinliği 1.644,50 m olan 8 adet pompaj kuyusu açılmıştır.
Proje çalışmaları 07.07.2010 tarihinde başlanmış ve 30.07.2013 tarihinde tamamlanmıştır. Çalışmalar
sürecinde toplam derinliği 238.172,85 m. olan 731 adet rezerv belirleme ve toplam derinliği 6.959,65 m olan 26
adet fay belirleme sondajı gerçekleştirilmiştir. Hidrojeoloji etütleri kapsamında yürütülen sondajlı çalışmalarda
ise toplam derinliği 5.313,10 m olan 22 adet pompaj kuyusu açılmış 5.102,20 m derinliğinde 24 adet rezerv
belirleme sondajı hidrojeoloji gözlem kuyusuna dönüştürülmüştür.
Projede, kömür analizleri başlığı altında 1695 adet “Tam Analiz” 164 adet “Elementer Analiz”, 164 adet
“Külde Majör Element”, 164 adet “Küldeİz Element”, 164 adet “Klor Analizi”, “Kükürt Analizi” ve “Yoğunluk
Analizi” ile 77 adet “Kül ergime” ve “Hard grove İndeks” analizi gerçekleştirilmiş; ayrıca “Basınç Dayanımı”
çalışmalarında; 49 adet kömür tavan ve 45 adet kömür taban kaya örnekleri üzerinde testler yapılmıştır.
Çalışmalar sonucunda havzada yaklaşık 213.000.000 ton görünür rezerv belirlenmiş olup, bu rezervin yaklaşık
45.000.000 tonu bu araştırmada ortaya çıkartılmıştır.
Beypazarı Kömür Havzası Fleksür Güney Alanı Rezerv Belirleme ve Kömürlerin Yerinde Gazlaştırma
Teknolojisine Uygunluğunun Araştırılması Projesi: Beypazarı Kömür Havzası “H” ve “E” Sektörleri Rezerv
Belirleme ve Alt Damar ile Fleksür Güneyi Bölgesinin Araştırılması Projesi kapsamında 2010 yılında yapılan 14
adet araştırma sondajı, fleksür güneyinde yaklaşık 80 km2 alanda yeni bir kömür havzasının varlığına işaret
etmiştir.
Proje kapsamında, bölgedeki bu yeni bulguların araştırılması, kömür potansiyelinin ortaya çıkartılması
amaçlanmış olup bu bağlamında toplam derinliği 186.150 m olacak 219 adet sondajın yapılması
programlanmıştır. Projede, “Kömürün Yerinde Gazlaştırılma Teknolojisine Uygunluğunun Araştırılması” ve
“Tahkimat Tasarımı Analizleri” başlığı altında detaylı araştırmaların yapılması da planlanmıştır. Kömürün kalite
parametrelerinin belirlenmesi ve yerinde gazlaştırılmasına yönelik özelliklerinin saptanması amacıyla açılacak
kuyulardan sistematik olarak 1485 adet örnek derlenecek ve bu örneklerde çeşitli analizler gerçekleştirilecektir.
“Tahkimat tasarımı modellemesi” nde kullanılmak üzere 15 ayrı lokasyonda açılacak kuyularda ise çeşitli
jeomekanik testler yapılacaktır.
Çalışmaları 26.07.2013 tarihinde başlatılan projede; 2013 yılı sonu itibarıyla 39 adet sondaj tamamlanmış,
31.075,00 m ilerleme gerçekleştirilmiştir.
47
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ÇAMLIHEMŞİN (RİZE) - İSPİR (ERZURUM) – YUSUFELİ (ARTVİN)
ARASINDA KALAN ALANIN JEOLOJİSİ
Özmen EVCİMEN1, Levent DUYGU1,Vahdet TUNÇDEMİR1,Yılmaz ERDEM1, Cihan YURTERİ1, Bülent
BAKIRHAN1
1
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Çalışma alanı, Doğu Pontidlerin orta ve güney kesiminde yer alan, Çamlıhemşin, İspir ve Yusufeli ilçeleri
arasında kalan alanı kapsamaktadır. Bu çalışmada Tortum G46 paftasının 1/25 000 ölçekli jeolojik haritaları
hazırlanmış, bölgenin stratigrafisine yönelik yeni bulgular ortaya konmuştur. Yapılan çalışmalar neticesinde
çalışma alanında birbirinden farklı üç adet istifin varlığı saptanmıştır. Bu istifler yaklaşık kuzeydoğu-güneybatı
doğrultusunda konumlanmışlardır.
Çalışma alanının en kuzey bölümünde yer alan Maçka istifi Geç Kretase yaşlı volkanikler,
volkanoklastitler ve pelajiklerle karakteristiktir. Karadeniz Bölgesinin sahil kesiminde gözlenen Maçka istifi
çalışma alanımızın çok az bir bölümünde mostra vermektedir. Maçka istifinin güneyinde farklı litofasiyes
özellikleri sunan Yusufeli-İspir istifi yer almaktadır. Her iki istifin sınır ilişkisi Kaçkar Batolitinin yükselimine
bağlı olarak gözlenememektedir.
Yusufeli-İspir istifinin tabanı Alt Jura kırıntılıları ile başlar üst seviyelere doğru bol makro fosilli,
kömürlü seviyeler içermektedir. Alt Jura kırıntılılarının üzerinde Üst Jura–Alt Kretase platform karbonatları yer
almaktadır, platform karbonatlarının üzerinde ise uyumsuz olarak, tabanda volkanitlerin egemen olduğu üst
seviyelere doğru volkanoklastitler ve sedimanter birimlere geçiş yapan Geç Kratese yaşlı kaya toplulukları yer
almaktadır. Geç Kretase volkanit, volkanoklastit ve sedimanları Tersiyer birimleri tarafından uyumsuz olarak
örtülmektedir.
Yusufeli İspir istifinin güneyinde Olur-Tortum istifi bulunmaktadır. Olur-Tortum istifi, Yusufeli-İspir
İstifinin üzerinde yaklaşık kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu bir bindirme düzlemi ile yer almaktadır. OlurTortum istifinin tabanı Erken-Orta Jura yaşlı tipik yastık yapılı bazaltlar, andezitler ve volkanoklastitler
tarafından temsil edilmektedir. Jura yaşlı volkanitlerin üzerinde ise Geç Jura-Erken Kretase yaşlı çakıltaşı ve
andezit ara düzeyleri içeren kumtaşı, marn, silttaşı ardalanması sunan birim gelmektedir, bu birimin üst
seviyelerinde ise killi, çörtlü, mikritik karbonatlar yer almaktadır. Bütün birimler Miyosen yaşlı bir dasit
tarafından kesilmektedir. Olur-Tortum İstifi diğer bahsi geçen iki istife göre daha az volkanizmadan
etkilenmiştir.
Çalışma alanının batısında mostra veren Çamlıkaya İntrüzif Kompleksinde Zirkon U/Pb yöntemi ile
Paleozoyik (325.3±1.6 my.) ve Mesozoyik (145-144±1.30 my.) yaşlı olmak üzere iki farklı magmatik kütlenin
varlığı bu çalışma ile birlikte ortaya konmuştur.
48
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ÇAYELİ (RİZE) - İSPİR (ERZURUM) ARASINDA KALAN ALANIN
JEOLOJİSİ
İsmet ALAN1, Halil KESKİN1, İbrahim ALTUN1, Nevzat BÖKE2, Veli BALCI1, Sedat ARMAN3, Hasan
ELİBOL1, Hünkar DEMİRBAĞ1, Mustafa SOYAKİL2, Alican KOP4, Nurullah HANİLÇİ5
1
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
3
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II Bölge Müdürlüğü, Konya
4
Sütçü İmam Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Kahramanmaraş
5
İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, İstanbul
2
ÖZ
Doğu Pontidler’de Çayeli (Rize) ve İspir (Erzurum) yöresinde yer alan çalışma alanı önceki çalışmalarda
Pontid Otoktonu, Kuzey Zon, Hopa-Borçka Zonu ve Harşit-Borçka Zonu adlarıyla tanımlanmıştır. Bu çalışmada
inceleme alanı üstte Maçka Tektonik Dilimi ve altında Taşköprü Tektonik Dilimi olmak üzere ikiye ayrılarak
incelenmiştir.
Maçka Tektonik Dilimi, görünür tabanından itibaren çörtlü kireçtaşı, kumlu kireçtaşı ve resifal
kireçtaşlarından oluşan Geç Jura-Erken Kretase yaşlı Berdiga formasyonu, bazaltik-andezitik lav ve
piroklastikler ile mikritik kireçtaşı, kumtaşı, silttaşı, killi kireçtaşı ve taban çakıltaşından oluşan TuroniyenSantoniyen yaşlı Çatak formasyonu, dasit, riyolit, ignimbirit, mikritik kireçtaşı ve bunların ardalanmasından
oluşan Santoniyen yaşlı Kızılkaya formasyonu, bazaltik-andezitik lav ve piroklastikler ile kumtaşı, kireçtaşı ve
çamurtaşı ardalanmasından oluşan Santoniyen-Kampaniyen yaşlı Çağlayan formasyonu, dasit, riyolit ve
ignimbirit ile killi kireçtaşlarının ardalanmasından oluşan Kampaniyen yaşlı Tirebolu formasyonu ile killi
kireçtaşı, mikritik kireçtaşı, silttaşı ve kumtaşı ardalanmasından oluşan Kampaniyen-Daniyen(?) yaşlı
Cankurtaran formasyonlarından oluşmaktadır. Maçka Tektonik Dilimi üzerinde Eosen çökelleri uyumsuz olarak
yer almaktadır. Nummulitli kumtaşı ve marn ardalanmasından oluşan Erken-Orta Eosen yaşlı
Kabaköyformasyonu ile üzerinde andezitik, bazaltik lav ve piroklastiklerden oluşan Erken-Orta Eosen yaşlı
Melyat formasyonu bulunmaktadır. Bu birimler üzerinde fosilli kumtaşı, marn, kiltaşı, çakıltaşı ardalanmasından
oluşan Miyosen yaşlı Pazar formasyonu, andezitik volkanizmadan oluşan Pliyosen yaşlı Handüzü formasyonu,
kumtaşı, çakıltaşı ardalanmasından oluşan Pliyo-Kuvaternaer yaşlı Hamidiye formasyonu ile riyolit ve volkan
camından oluşan Kuvaterner yaşlı Çağırankaya formasyonları yer almaktadır.
Taşköprü Tektonik Dilimi’nde inceleme alanındaki görünür tabanından itibaren çörtlü kireçtaşı, kumlu
kireçtaşı ve resifal kireçtaşından oluşan Geç Jura-Erken Kretase yaşlı Berdiga formasyonu ile üzerinde bazaltikandezitik lav ve piroklastikler, mikritik kireçtaşı, kumtaşı ve silttaşından oluşan Turoniyen-Maastrihtiyen yaşlı
Yağmurdere formasyonu bulunmaktadır. Taşköprü Tektonik Dilimi üzerinde uyumsuz olarak çakıltaşı,
nummulitli kumtaşı, kumlu kireçtaşından oluşan Erken-Orta Eosen yaşlı Yedigöze formasyonu ile andezitik,
bazaltik lav ve piroklastiklerden oluşan Erken-Orta Eosen yaşlı Çoruh formasyonları yer almaktadır.
İnceleme alanında granitoyidik kayalar Kretase-Eosen yaş aralığında yer almaktadırlar. Genelde Maçka
Tektonik Dilimi’ne ait kayaçlarla birlikte görülen gabro ve gabro porfirler ise Geç Eosen yaşındadırlar.
İnceleme alanı ve civarında bulunan volkanojenik masif sülfid bakır yatakları Santoniyen yaşlı Kızılkaya
formasyonu içinde yer almaktadır.
49
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ARTVİN-BORÇKA-YUSUFELİ ARASINDA KALAN ALANIN
JEOLOJİSİ
Özgür KANDEMİR1, Fatih KANAR1, Şükrü PEHLİVAN1, Turgut TOK2, Mehmet ÇOBANKAYA1, Kenan
AKBAYRAM1
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Karadeniz Bölge Müdürlüğü, Trabzon
ÖZ
Çalışma alanı Doğu Pontidlerin kuzeydoğusunda yer alır. Sakarya Kıtasının doğu kesimini oluşturan
inceleme alanının temelini Artvin granitoyidi oluşturmaktadır. Hersiniyen orojenezine ait Artvin
granitoyidlerinden Orta-Geç Karbonifer yaşı elde edilmiştir. Holokristalin dokulu olan granitoyidler yer yer
dinamik etkilerle hafif yönlü gözlenmekte, sıklıkla diyabaz daykları ve aplitlerce kesilmektedir. Granitoyidlerin
kenar kesimlerinde asidik kökenli yarı derinlik/subvolkanik kayaçlar gözlenmektedir. Bu temel üzerine LiyasDogger yaşlı Berta formasyonu çoğunlukla dasit, şist, yer yer granit çakıllı taban konglomerası ile uyumsuzlukla
gelir. İstif çoğunlukla pelitik kayaçlarla temsil edilir. Birimin çökelimi esnasında volkanik faaliyet gelişmiş,
kırıntılı kayaçlar ile ara seviyeler oluşturmuştur. Volkanik faaliyetin yoğun olduğu üst kesimler Hızarlıdere
formasyonu adı altında incelenmiştir. Berta ve Hızarlıdere formasyonları ankimetamorfiktir. Bunun yanı sıra
Hızarlıdere formasyonu arasında tektonik dilim halinde ofiyolitik gabro/kümülat gabro varlığı tespit edilmiştir.
İlk defa bu çalışma kapsamında tespit edilen bu bulgu bölgenin jeolojik evrimi açısından önemlidir.
Hızarlıdere formasyonu üzerine, karasal konglomera ve kumtaşından oluşan Malm yaşlı Öğdem
formasyonu uyumsuzlukla gelir. Kırmızı karasal konglomeralardan itibaren ortam giderek derinleşir ve kıyı
fasiyesinde gelişmiş sarımsı renkli kumtaşı-konglomeraya geçiş gözlenir. Bunların da üzerine Malm-Erken
Kretase yaşlı neritik karbonatlar uyumlu olarak gelir.
Erken-Orta Turoniyen’de gelişimine başlayan Doğu Pontid yay magmatizması Maastrihtiyen’e kadar
varlığını sürdürmüştür. Deniz altında faaliyetine başlayan yay volkanizması sonucu Turoniyen-Santoniyen
aralığında bazik-ortaç (Çatak formasyonu); Santoniyen’de asidik (Kızılkaya formasyonu); SantoniyenKampaniyen’de bazik-ortaç (Çağlayan formasyonu) ve Kampaniyen- Maastrihtiyen’de (Tirebolu formasyonu)
asidik volkanizma ürünleri birbirleriyle geçişli olarak gözlenir. Yanal fasiyes değişimleri sık yaşanır.
Volkanizmanın etkin olmadığı dönemlerde kırıntılı kayaçlar ve radyolarya-globotruncanalı pelajik birimler
çökelir.
Erken-Orta Turoniyen’de karasal taban konglomerası ile çökelimine başlayan istif deniz altı olmuş, ortam
hızla derinleşmiş ve yoğun volkanik faaliyet eşliğinde çökelim Kampaniyen-Maastrihtiyen’e kadar deniz altında
devam etmiştir. Yay ilk defa bu dönemde yükselerek pozitif alan haline geçmiş ve yay-ardı havza olarak Doğu
Karadeniz açılmıştır. Yay-ardında pelajik ve türbiditik çökeller oluşmuştur. Yay ile yay-ardı havza sınırı
günümüzde Murgul-Borçka dolayında KD-GB uzanımlı olarak yer alır. Bu hat tektoniktir ve Geç PaleosenErken Eosen birimlerince uyumsuz olarak örtülür. Hattın güneyinde, yükselen yay bölgesinde resifal ve
hemipelajik kireçtaşları (Ağıllar formasyonu) önceki birimleri Maastrihtiyen’de uyumsuzlukla örter. MurgulBorçka hattının kuzeyinde ise Kampaniyen-Maastrihtiyen’de istifler birbirleriyle geçişlidir ve yamaç-havza
karakterli mikritik kireçtaşı, killi kireçtaşı ve kiltaşları (Cankurtaran formasyonu) Maastrihtiyen’den, Erken
Paleosen’e kadar çökelimine devam eder.
Geç Paleosen- Erken Eosen’de yay ile yay-ardı çökelleri, kumtaşı-kiltaşı-konglomera türbiditik istifi
(Erenler formasyonu) tarafından uyumsuz olarak üzerlenir. Devamında gerilmeli tektonik rejim sonucu Geç
Paleosen-Orta Eosen’de çarpışma sonrası volkanitler (Kabaköy formasyonu) gelişmiştir.
50
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ PORFİRİ MADEN POTANSİYEL
ALANLARININ BELİRLENMESİ (ORDU-GİRESUN-GÜMÜŞHANETRABZON)
Deniz GÖÇ1, M. Kemal ÖZKAN1, Şenol KARSLI1, Semi Hamza ÇEBİ1, Mustafa ÖZKAN1, Okan DELİBAŞ2,
Oktay PARLAK2
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Karadeniz Bölge Müdürlüğü, Trabzon
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
2010 yılında başlayan proje, Türkiye’nin önemli metalojenik provenslerinden biri olan Doğu Pontid
Metalojenik Kuşağı içinde yer almaktadır. Proje kapsamında bölgedeki intrüzif kayaçların porfiri tip Cu-Mo
cevherleşmeleri açısından değerlendirilmesi ve ayrıca olası skarn ve epitermal tip cevherleşmelerle ilişkilerini
ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Ayrıca bilinen VMS yataklarından yola çıkılarak gömülü kalmış VMS
yataklarının da ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır.
Bu amaçla, 2010 yılında çalışmalar, Tokat G38, Giresun G39, G41 1/100.000 ‘lik paftalarında başlatılmış
ve potansiyel olabilecek alanlar belirlenmiştir. 2500 km 2’lik alanda prospeksiyon, 1000 km2’lik alanda revizyon
çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda MTA adına 6 adet ruhsat alınmıştır (Giresun- Tirebolu- Güdül
yöresinde).
2011 yılında çalışmalar, Giresun G41 1/100.000’lik paftalarında başlatılmıştır. 2500 km 2’lik alanda
prospeksiyon, 1000 km2’lik alanda revizyon çalışması yapılmıştır. 6 adet ruhsat sahasında (Giresun-TireboluGüdül yöresinde) yaklaşık 160 km2’lik alanda 1/10.000 ölçekli yarı detay maden jeolojisi çalışması yapılmıştır.
Giresun-Tirebolu- Güdül yöresinde ER:3252681no’lu ruhsat sahası potansiyel olarak düşünülmüş ve 2 km 2’lik
alanda detay toprak jeokimyası ve jeofizik (IP) çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar sonucunda 247 adet
jeokimyasal analiz için örnek 50 adet min+pet için örnek alınmıştır.
2012 yılında çalışmalar, Giresun G42 1/100.000’lik paftalarında başlatılmıştır. 2000 km 2’lik alanda
prospeksiyon, 1000 km2’lik alanda revizyon çalışması yapılmıştır. Ayrıca belirlenen potansiyel alanlarda model
çalışma amaçlı 250 km2’lik alanda 1/10.000 ‘lik yarı detay maden jeolojisi çalışması, Giresun- Tirebolu-Güdül
yöresinde ER:3252681 no’lu ruhsat sahası içinde 1/2000 ‘lik detay maden jeolojisi ve 3200,20 m. 5 lokasyonda
6 adet sondaj gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar sonucunda, 1071 adet jeokimyasal analiz için örnek 149 adet
min+pet için örnek alınmıştır. TKS-1, TKS-2 ve TKS-7 no’lu sondajlarda orta ve zayıf cevherli zonlar tespit
edilmiştir. Ruhsat sahaları ekonomik görülmüyerek terk raporları yazılıp sahalar terk edilmiştir.
Tüm bu çalışmalar sonucunda Ordu-Fatsa- Elbeyli, Giresun-Bulancak- Tokmadin Dere, Giresun-EspiyeKızılyar Tepe, Kızıltaş Tepe, Çakıldağı yöresi, Güllüce ve Emeksen yöreleri potansiyel olabilecek alanlar olarak
tespit edilmiştir. Ordu-Fatsa-Elbeyi yöresinde iki adet, Giresun-Görele yöresinde iki adet ruhsat MTA’ya
kazandırılmıştır.
2013 yılında yapılan çalışmalar sonucunda, Giresun H40 ve H41 1/100.000’lik paftalarında prospeksiyon
ve revizyon çalışmaları şeklinde sürdürülmüştür. Potansiyel olabilecek alanlardaki granitik kayaçların fazlarını
belirlenmeye yönelik haritalama ve alterasyon tip ve dağılımlarını belirlemek amacıyla örnekleme çalışmaları
şeklinde gerçekleştirilmiştir.
Çalışmalar sırasında bölgede bilinen Cu-Mo sahalarında (Trabzon-Maçka- Güzelyayla, Erzurum-İspirUlutaş) detay örnekleme yapılmış (granit/cevher ilişkisi araştırılmış), bu sahalarla proje çalışmaları sonucu tespit
edilen ve aynı disiplinde örneklenen ve faz ayrımına gidilen sahalarla karşılaştırılarak bölgesel yoruma gidilmesi
planlanmıştır. Bu amaç için granitik kütlelerden jeokronolojik yaş için ve jeokimyasal analiz için örnekler
derlenmiştir. Ayrıca Mo cevher yaşları içinde örnekleme yapılmıştır.
Ordu-Fatsa-Elbeyi yöresinde ruhsatı alınan AR:201300237 ve AR:201300236 no’lu ruhsatlarda 1/10.000
ölçekli yarı detay maden jeolojisi çalışması tamamlanarak 100*100 aralıklarla kayaç jeokimyası yapılmış ve 659
adet numune derlenmiştir. Giresun-Görele yöresinde ruhsatı alınan AR: 201300238 ve AR: 201300239 no’lu
ruhsatlarda 1/10.000 ölçekli yarı detay maden jeolojisi çalışması ve örnek alımı tamamlanmıştır. Ruhsat sahaları
içindeki eski işletmelerin olduğu alanlarda detay maden jeolojisi çalışması da (1/5.000 ölçekli) tamamlanmıştır.
2014 yılı çalışma sezonunda, Ordu-Fatsa yöresinde iki adet ruhsatta 6 adet lokasyonda toplam 5000 m.
sondaj, Giresun-Görele yöresinde iki adet ruhsatta 10 adet lokasyonda toplam 2000 m. sondaj planlanmıştır.
Bölgesel anlamda yapılan çalışmalar kapsamında Giresun H 42 1/100.000 ölçekli paftalarında granitik
kayaçlarla cevherleşmelerin litolojik ve tektonik ilişkileri ortaya çıkarılmaya çalışılacaktır.
51
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
RİZE-TRABZON VE ÇEVRESİ POLİMETAL (Cu, Zn, Pb, Fe Au, Ag)
MADEN ARAMALARI
M. Kemal REVAN1, Ahmet AĞAN2, Ali Faik ALTINBAŞ2, Cemil TOSUN2, Cevdet İ. EROĞLU2, Ümit
AYDIN1
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Trabzon Bölge Müdürlüğü, Trabzon
ÖZ
Doğu Karadeniz bölgesinde çok sayıda volkanojenik masif sülfit (VMS) tip maden yatağı mevcut olup
hemen hemen hepsi işletilmiş ve kapanmıştır (Çayeli maden yatağı hariç). Antik çağlardan bu yana işletilmekte
olan Murgul madeni bile rezervinin tükenmesinden dolayı son iki yıldır kapanma noktasına gelmiştir. Söz
konusu yataklar için Türkiye’nin genelinde de durum farklı değildir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda
yatakların sahip oldukları (yatakların içinde bulunduğu yan kayaç türleri hariç) ortak özellikler ortaya
konmamıştır. Dolayısıyla yatakların aranmasında kriter olacak ortak sonuçlar da geliştirilememiştir. Yatak
bazında yapılmış olan çalışmalarda VMS yataklarının oluşum ortam ve şartlarına ilişkin görüşler ve modeller
oluşturulmaya çalışılmış fakat bölgenin genelinde VMS yataklarının oluşum ortam ve şartlarını gösteren
genelleştirilmiş bir model de henüz oluşturulmamıştır. Bu nedenle, mevcut bilinen masif sülfid yataklar için daha
detaylı ve organize bir çalışma yapılıp elde edilen sonuçlar aramalar için kriter olarak kullanılması
amaçlanmıştır. VMS yatakların aranmasında kullanılacak kriterlerin başında bu tip yatakların oluştuğu ortam ve
stratigrafik seviyenin bilinmesi ve belirlenmesi gelmektedir. Bu kapsamda çalışılan Aksu cevherleşmesinin
oluştuğu ortam, yapı-doku, geometri, alterasyon dağılımı ve mineralojisi incelendiğinde deniz tabanının hemen
altındaki ortamda zenginleştiği gözlenir. Cevherleşmeler dasitik/riyolitik taban kayaçları içerisinde saçınımlar ve
yer yer yarı masif damar ve damarcıklar şeklindedir. Taban kayaçların felsik bileşenli intrüzyonları içerisinde
cevherleşmeler az da olsa gözlenir. Cevherleşmeler taban kayaçları ile sınırlıdır. Taban kayaçların üzerine gelen
örtü (tavan) kayaçlar andezitik bazaltlardan oluşur. Örtü kayaçlarda cevherleşme ve hidrotermal alterasyon
gözlenmez. Örtü kayaçlarda cevherleşme ve alterasyonun olmayışı cevherleşmeyi oluşturan hidrotermal sistemin
taban kayaç volkanizmasıyla (felsik volkanizma) sınırlı kaldığına işaret eder. Aynı zamanda cevherleşmelerin
yapı ve dokusu incelendiğinde deniz tabanında oluşuma işaret eden verilerin (sülfit kırıntılar, çıkış bacaları, fosil
bulgular, sedimanter yapılar) olmadığı gözlenir. Bu durum cevherleşmeler açısından iki duruma işaret eder.
Birinci olasılık cevherleşme sahasında stratiform tipte masif sülfit cevherleşmesi hiç oluşmamış olabilir. İkincisi
olasılık ise stratiform türde bir masif sülfit gövdesi cevherleşme bölgesinin daha uzak (distal) kesimlerinde
oluşmuş olma ihtimalidir. Bu ihtimaller değerlendirilerek cevherleşme sahasından kısman daha uzakta, örtü
kesimlerden sondaj yapılarak sorgulama yapılmıştır. Sondajlarda yüzeyden ortalama 200 m’ye kadar olan
kesimlerde cevherleşmeler gözlenmekte, daha derin kesimlerde cevherleşme gittikçe azalıp kaybolmaktadır.
Cevherleşmelerin genelde süreksizlik kesimlerde (tabaka/litoloji kesişim ve tabaka/litoloji birleşim
düzlemlerinde, kırık ve boşluklarda) yoğunlaştığı gözlenir. Bu nedenle Aksu cevherleşmesi düzensiz bir
ağsal/saçınımlı ştokvörk türde bir zenginleşmedir. İçerdiği mineral birlikleri (sfalerit, az kalkopirit ve galenit)
genelde ortaç sıcaklıklarda cevher minerallerini kapsar ve hidrotermal sistemin nispeten azalan evresinin ürünleri
olduğu söylenebilir. Aksu sahasında 2012 yılı sondajlarının Fizibilite Dairesi elemanlarınca baz alındığı
çalışmalar sonucunda % 0,33 tenörlü (Ağ. Ort. Cu 3341 ppm) 926.100 ton görünür ve 3.056.400 ton muhtemel
Cu rezervi hesaplanmıştır.
Oluşum ortamı olarak VMS yatakları yay gerisi havzalardaki kırık zonları boyunca ve/veya dairesel
yapılar (veya kaldera (?) yapıları) içerisinde yer alır. Kırıkların oluşumuna yol açan süreçlerin olasılıkla VMS
yataklarının geliştiği büyük ölçekli çöküntü havza gelişimidir. Bu tür çöküntü havzaları gelişirken ortamda havza
açılımına eşlik eden çok sayıda büyük ve küçük ölçekli düşeye yakın açılma kırıkları gelişmiştir. Bu kırıklar aynı
zamanda hidrotermal akışkanların dolaşımını kolaylaştıran kanallardır. Bu nedenle VMS yatakları oluşurken
sistemde buna paralel olarak damar-tip sistemlerin gelişmesi olağandır. Erenköy cevherleşmesi tektonik
süreçlerle oluşmuş bir kırık sistemi içerisinde hidrotermal cevher ve gang minerallerinin yersel olarak çökeldiği
epijenetik bir cevherleşmeye işaret eder. Cevherleşmeler daha çok yan kayaçlar içerisindeki süreksizlik
düzlemlerini (kırık, çatlak, geçirimli yan kayaç, litoloji dokanakları, kıvrım eksenleri vb.) tercih etmiştir. Bu tür
bir cevherleşme genel olarak “damar-tip” olarak adlandırılır. Birbirine paralel veya birbirlerini kesen çok sayıda
cevherli damarın büyük bir sistemin parçası olduğu düşünüldüğünde cevherleşmeler “hidrotermal damar
sistemi” olarak tanımlanır. Damar-tip sistemler genelde Au, Sb, Pb, Zn, Cu ve Ag gibi maden türleri için önemli
kaynak teşkil ederler. Bu tür yataklarda yan kayaç litolojilerindeki farklılıklara ve mineral çökelim şartlarına
bağlı olarak cevherleşmelerin geometrileri oldukça değişkendir. Cevherleşmeler yan kayaç deformasyonu
sonucunda gelişen düzlemsel zonlar (makaslama zonları), açılma kırıkları ve kıvrım eksenleri ile yakından
ilişkilidir. Felsik bileşenli intrüzyonlarda alterasyon ve az miktarda cevherleşme gözlenmesi bu intrüzyonların
sisteme olası metal katkısına işaret edebilir. Cevherleşmenin VMS yataklarının yan kayaçları olan
52
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
dasitik/riyolitik seviyenin üzerine gelen andezitik/bazik seviye (?) içinde olması Erenköy cevherleşmesinin
bölgedeki VMS yataklarının gelişiminden hemen sonra devam eden hidrotermal ve volkanik faaliyetlerin bir
sonucu olduğu söylenebilir.
Bu kapsamda 2012 yılı sondajlarının Fizibilite Etüleri Dairesi elemanlarınca baz alındığı çalışmalar
sonucunda % 0,3 tenörlü (Ağ. Ort. Cu 3041 ppm) 3.810.600 ton görünür ve 9.651.600 ton muhtemel Cu rezervi
hesaplanmıştır.
53
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
ORTA KARADENİZ – ORTA ANADOLU OFİYOLİTLERİ KROMNİKEL-PLATİN GRUBU ELEMENTLERİ (PGE) ÖN ARAMALARI:
BİR METALOJENİK PROVENS ALANI: ÇANGALDAĞ KOMPLEKSİ,
ORTA PONTİDLER (TÜRKİYE)
Kurtuluş GÜNAY1, Hayrullah YILDIZ2, Şenol ŞAHİN3, Onur TİRYAKİ2, Serdar KESKİN2, M. Kemal
MENGELOĞLU4, Levent AKDUMAN4
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Marmara Bölge Müdürlüğü, Kocaeli
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Ege Bölge Müdürlüğü, İzmir
4
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
ÖZ
Türkiye, farklı kıtasal parçaların, Tetis okyanuslarının evrim süreçi ile ilişkili olarak bir araya geldiği,
karmaşık bir jeolojik yapıya sahiptir. Bu okyanusların yitimi, birçok farklı tektonomagmatik ortam meydana
getirmiştir. Yitim zonu üstü manto magmatizması, okyanusal ve kıtasal volkanik yaylar, orojenik fazlar ve
kıtasal pekişmeler ile ilişkili granitoyidler ve çarpışma sonrası magmatizması gibi süreçler, maden yatakları
açısından metal provens alanlarını meydana getirir. Egemen olarak okyanusal bir yay ve yay önü havza
çökellerinin kaotik birlikteliğinden meydana gelen Çangaldağ Kompleksi, önemli bir Cu-Au provens alanıdır.
Kompleks, Ortapontid’lerin Sakarya zonu içinde, bölgesel ölçekte Karakaya Kompleksi olarak tanımlanan,
Permo-Triyas yaşlı allokton birimlerin bir parçasıdır.
Çangaldağ Kompleksi, KB doğrultulu olarak yerleşmiş, yaklaşık 45 km uzunluğunda ve 10 km
kalınlığındadır. Kompleks, okyanusal kabuk parçaları, ada yayı volkanikleri ve volkanoklastik çökel birimlerden
meydana gelir. Okyanusal kabuk parçaları, yastık lavlar, levha daykları, izotrop gabro ve yastık lavlar ile girik
yapıda radyolaritlerden oluşur. Ada yayı volkanikleri, bazaltik andezit, andezit, dasit ve riyolit serisini içerir.
Volkanoklastik çökeller ise yer yer riyolitik tüf ara katkılarını da içeren şistlerden oluşur. Tüm istif yeşilşist
fasiyesi koşullarında metamorfizmaya maruz kalmıştır. Kompleksin egemen üyesi olan bazaltik andezitlerde
alterasyon, yoğun piritleşme, kloritleşme, epidotlaşma, karbonatlaşma, serisitleşme ve yıkanma zonları olarak
belirginleşir. Ancak bu birim değerli metallerce fakirdir. Dasit ve riyolit gibi asidik volkaniklerdeki silisleşmiş
ve killeşmiş zonlar bakır-altın (Cu-Au) anomalileri taşımaktadır. Bu cevherleşme zonlarında yaygın olarak,
kuvars + serisit + pirit ± kalkopirit ± sfalerit parajenezinden oluşan fillik alterasyon izlenmekte ve kalınlıkları yer
yer 300 metreye ulaşmaktadır. Kompleks içindeki bakır yatakları belirgin bir alterasyon zonu sergilemeden,
çökel istif içinde yer alır.
Çangaldağ Kompleksi içinde keşfedilmiş maden yatakları, sedimanlar içine yerleşmiş masif sülfidlerden
meydana gelir. Bu masif sülfidler sinjenetik bir karaktere sahip olup, cevher oluşumu sonrasında
metamorfizmaya maruz kalmıştır. Bu metamorfizma yan kayaçlarda yeşil şist fasiyesi ( kuvars + albit + epidot +
klorit) koşullarında belirginleşir. Bu kayaçlar genel olarak kuvars –klorit-epidot şist ve klorit şist olarak
tanımlanmıştır. Cevherleşme, kırılgan ve sünek deformasyon koşullarında gelişen, kataklazma ve kıvrımlanma
yanı sıra, rekristalizasyon ve ornatım dokuları sergiler. Cevherleşme oluşumunda en az iki farklı hidrotermal faz
etkindir. Bunlar düşük ve yüksek yoğunluklu bakır içeriğine sahip sülfürlü fazlardır. Bu masif sülfid yatakları %
0,2 – 8 aralığında Cu tenörüne sahip, totalde 30 milyon tondan fazla rezerve sahiptir. Cevherleşmelerin yay
volkanikleri ile dokanaklarda bulunan şistler içinde görülmesi, cevherleşmeyi oluşturan sıvı faz ısı kaynağının,
ensimatik yay magmatizması olabileceğini göstermektedir.
54
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
TTK ARMUTÇUK TAŞKÖMÜRÜ İŞLETMESİNDE SONDAJLI
JEOTEKNİK ETÜT
İlker ÇAM1, İbrahim AKBULUT1, Başar ODACI1, Serdar YÜCEEL1, Nuray YURTSEVEN1, Emel KOÇ1,
İsmail ERTÜRK2, Sabahattin TOPRAK3, Uğur ZAMAN1
1
MTA Genel Müdürlüğü Fizibilite Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Ege Bölge Müdürlüğü, İzmir
3
Karabük İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, Karabük
ÖZ
Bu çalışma, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğünün (TTK) talebi üzerine, Maden Tetkik ve
Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından TTK’ya bağlı Armutçuk Taşkömürü İşletmesi Müessese Müdürlüğü
(Armutçuk TİM) sahasında, bir adet “pilot sondajı” ile bir adet “araştırma sondajı” yapılması, sondajlardan
derlenen numunelerin analizi ve değerlendirmelerini içermektedir.
Koordinatları TTK tarafından pilot sondajında 940,85 metre derinliğe kadar ilerleme yapılmıştır. Bu
sondajda; kuyu takibi yapılarak jeoteknik log düzenlenmiş, sondajda kesilen tüm litolojik birimleri temsil edecek
yeterli sayıda örnek alınmış, alınan örnekler MTA laboratuvarlarına nakledilmiş ve amaca yönelik testlere tabi
tutulmuştur.
Yine koordinatı TTK tarafından verilen ve 749,30 metre derinliğe kadar ilerlenen araştırma sondajında
ise, kömür yayılım sınırı ve jeolojinin aydınlatılmasına yönelik kuyu takibi yapılmış, jeolojik log tutulmuş,
kömür kesilen seviyelerden numuneler alınmış ve MTA laboratuvarlarında bu örnekler üzerinde kömürün
karakteristik özelliklerini belirlemeye yönelik analizler gerçekleştirilmiştir.
Her iki sondajın tamamlanmasından sonra, kuyu içinde Gamma-Ray, Neutron ve Density ölçümlerini
içeren jeofizik kuyu ölçümü gerçekleştirilmiş, ölçümlerin değerlendirilmesini içeren jeofizik kuyu logları
hazırlanmıştır.
Arazi, laboratuvar ve büro çalışmalarından elde edilen parametreler kullanılarak pilot sondajında kesilen
birimlerin jeomekanik özellikleri ortaya konulmuş, sondajın açıldığı koordinatı temsil eden kaya kütle
sınıflamaları yapılmıştır. Ayrıca, her iki sondajda kesilen kömür damarlarının karakteristik özelliklerini içeren
değerlendirmeler yapılarak tablo, grafik, resim vb. şekilde verilmiştir.
55
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
ANADOLU MADENCİLİK TARİHİ BİRİMİ 2013 YILI ÇALIŞMALARI
Selma KAYA1, Nurcan BAŞARAN1, Devrim ERŞEN1, Hazal BÜYÜKGÜL1, Tuğba UĞUR1, İbrahim
KAYAKIRAN2, Ali Murat AY1, Ramazan SARI3, M. Sabri DİRİM4, Yasemin POLAT5, Reyhan KÖRPE6,
Fulya DEDEOĞLU KONAKÇI5
1
MTA Genel Müdürlüğü Tabiat Tarihi Müzesi, Ankara
MTA Genel Müdürlüğü Deniz ve Çevre Araştırmaları Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Kuzeybatı Anadolu Bölge Müdürlüğü, Balıkesir
4
Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü, Bursa
5
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, İzmir
6
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Çanakkale
2
ÖZ
Anadolu Madencilik Tarihi Birimi, Anadolu’da Madenciliğin Tarihsel Gelişimi Projesi kapsamında 2013
yılında 1. Denizli; 2. Gümüşhane, Trabzon, Giresun, Ordu; 3. Bursa, Balıkesir, Çanakkale’de olmak üzere üç
ayrı arazi çalışması yapmıştır. Bu çalışmalarda 409 km’lik bir alanda prospeksiyon çalışması yürütülmüş;
eskiden kullanılmış ve terk edilmiş maden galerileri, eskiden kullanılmış ve yeniden işletmeye açılmış maden
ocakları, ergitme alanları ve cüruf sahaları ile madenci yerleşimi olarak kullanılmış alanlar tespit edilip, Türkiye
Madencilik Tarihi Envanterine işlenmiştir.
Çalışmanın Denizli ilini kapsayan bölümü, bölgede 2003 yılından beri yüzey araştırması yürüten ve
Anadolu’nun Tunç Çağlarındaki en önemli merkezlerinden biri olan Beycesultan Kazısı başkan yardımcılığını
yürüten Dr. Fulya DEDEOĞLU KONAKÇI danışmanlığında ve bölgenin Tunç Çağı madenciliğini anlamaya
yönelik olarak sürdürülmüştür.
Gümüşhane, Trabzon, Giresun, Ordu illerini kapsayan çalışma, Anadolu Madencilik Tarihi Biriminin
önceki yıllarda yürüttüğü Doğu Karadeniz çalışmalarının bir devamı niteliğindedir ve önceki yıllarda gidilmemiş
alanların ve yeni sahaların tespiti amaçlı yapılmıştır.
Bursa, Balıkesir, Çanakkale illerini kapsayan Batı Anadolu çalışması ise birimimizin Batı Anadolu’yu ele
alan ilk çalışmasıdır. Arkeolojik olarak yaklaşık yüz elli yıldır çalışılan bir bölge olmasına ve madencilik tarihi
açısından kilit önemde bir yer olmakla birlikte, bu bölge bugüne kadar sistematik olarak ele alınmamış bir
alandır. Aynı zamanda çağdaş madencilik faaliyetlerinin bu alanda büyük bir hız kazanması, eski işletmelere dair
izlerin silinme tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle Anadolu Madencilik Tarihi Birimi 2013 yılı
çalışmalarının büyük bir kısmını bu alana ayırmıştır.
Çalışmanın Bursa bölümünde Uludağ Üniversitesi’nden Jeoloji Mühendisi Doç Dr. Sabri Dirim; Balıkesir
bölümünde Ege Üniversitesi’nden Arkeolog Doç. Dr. Yasemin Polat ve Çanakkale bölümünde ise 18 Mart
Üniversitesi’nden Arkeolog Doç. Dr. Reyhan Körpe danışmanlık yapmıştır.
Arazi çalışmaları esnasında müzede sergilenmek üzere arkeolojik eser ile cevher ve mineral örnekleri
alınmış; kimyasal ve yaşlandırma analizleri için uygun örnekler toplanmıştır. Gidilen alanlar görsel olarak
belgelendirilmiş ve koordinat noktaları alınıp madencilik tarihi haritasına işlenmiştir.
56
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
MÜZEDE EĞİTİM
Rukiye DİLLİ1, Kudret KIRGIZ1, Şule ÇELİK1, Fatma USLU1.
1
MTA Genel Müdürlüğü Tabiat Tarihi Müzesi, Ankara
ÖZ
Önerilen proje çalışmaları ile ilgili olarak müze içerisindeki sergiler, objeler ve ortamı ile insanı merkeze
alan disiplinler arası yönleriyle müzenin temel eğitim kuramları ve ilkeleri ışığında aktif bir öğrenme olarak
kullanılması sağlanacaktır. Yer alan koleksiyonların okul müfredatı ile ilişkilendirerek örgün eğitime destek
verilmesi, eğitim alanlarının daha teknolojik materyallerle donanıma sahip olması, aynı zamanda müzemizin
çağdaş müzecilik hedeflerine uygun hale getirilecektir. Bunun dışında Tabiat Tarihi Müzemizin Eğitim Birimi
olarak emsal müzelerdeki eğitim çalışmalarında ve projelere katılabilmesi, ortak müze eğitimi çalışmalarında
bulunabilmesi aynı zamanda alanında uzman hocalar ile karşılıklı iletişime geçilebilmesi amaçlanmaktadır.
Müzede eğitim neden yapılır?
Öğrenme aktif bir süreçtir. İnsanlar görürken öğrenir. Anlamlı öğrenme bilişsel bir süreci gerektirir.
Öğrenme dili kullanmayı gerektirir. Öğrenme sosyal bir faaliyettir. Öğrenme ortamla bağlantılıdır. Öğrenmek
için bilgiye ve zamana ihtiyaç vardır. Güdülenme öğrenmenin temel öğesidir.
Kısaca müze eğitimi ile zaman ve mekân içinde kendini ve insanları anlama, kültürel mirası devam
ettirme, geçmişi, bugünü ve geleceği anlamlı bir biçimde ilişkilendirme, kültürel varlıkları anlama, koruma ve
yaşatma, müzeyi yaşam biçimi haline getirme ve birer yaşayan kurum niteliği kazandırmayı amaçlar. Müzeler,
örgün eğitimin alışılmış yöntemleri dışında, çeşitli etkinliklerle çağdaş bir eğitim-öğretim sunma görevini
üstlenir.
Eğitim Verdiğimiz Gruplar: Üniversitelerin çocuk gelişimi bölümleri, müze eğitimi alan bölümleri,
kreş, anaokulu, ilk ve orta dereceli okullar (ilkokul, ortaokul, lise).2013 yılı itibariyle Müzede 830 kişi eğitim
biriminin verdiği eğitim faaliyetlerinden faydalanmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile IM Park Eğitim
Bilişim Ltd. Şti. nin birlikte yürüttükleri “Temiz Türkiye’m Atılımı Eğitim Projesi” ile ilgili yazışmalar ve
müzemiz ile ilgili diyalog düzenlemeleri yapıldı.2013 yılı içerisinde proje kapsamında ÇODAM’la (Keçiören
Belediyesi Çocuk Danışma Merkezi) ortak bir çalışma kararı alınarak Keçiören Belediyesi’nde bir eğitim
verileceği kararlaştırıldı. Bu program çerçevesinde Keçiören Belediyesi Gazetecilik Bölümüne müzede eğitim
verilerek çıkaracakları gazete ile ilgili röportaj yapıldı. Proje kapsamında Müze Eğitim Birimi olarak Eğitim
Seminerleri düzenlenmiştir. 2013 yılı içerisinde yer alan eğitim seminerleri kapsamınca eğitim verecek
üniversite hocalarına bilgi ve davet yazıları yazıldı. Eğitim seminerleri ile ilgili afişler yapılarak, eğitimlerin
duyurulması sağlandı. Ankara Üniversitesi Jeoloji Bölümü Mühendislerinden Prof. Dr. Muhittin Görmüş,
Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesinden Prof. Dr. Berna ALPAGUT, Ankara Üniversitesi Jeoloji
Bölümü Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Y. Kağan KADIOĞLU ve Ankara Üniversitesi Çocuk Gelişimi
Bölümünden Prof. Dr. Aysel AKYOL müze konferans salonumuzda konferans vermiştir.
57
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
MADEN ANALİZLERİ VE TEKNOLOJİSİ DAİRESİ
LABORATUVARLARININ AKREDİTASYONU
Serpil YAVUZ1, M. Işık YILDIRIM1, Ecmel YENER1, H. Levent UÇAN1
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Daire Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Akreditasyon; laboratuvarların, muayene ve belgelendirme kuruluşlarının ulusal ve uluslararası kabul
görmüş teknik kriterlere göre uygunluğunun değerlendirilmesini, yeterliliğinin onaylanmasını ve düzenli
aralıklarla denetlenmesini ifade eden bir kavramdır.
Ülkemizde, laboratuvarların akreditasyonu gönüllülük esasına dayanmasına rağmen, AB’ye uyum
çerçevesinde; yasalara ve Avrupa Direktiflerine uymak ve müşterilerin doğru, güvenilir ve uluslararası
geçerliliğe sahip analiz/test sonucu taleplerini karşılamak, akreditasyonu gönüllülük alanından çıkarıp zorunlu
hale getirmiştir.
Günümüzde müşterilerin talebi olan doğru, güvenilir, kaliteli ve uygun fiyatlı hizmetler; izlenebilir
kalibrasyonlar yaparak doğru ölçüm yapmakla, hizmet standardına uymakla ve Kalite Yönetim Sistemi
standartlarını uygulamakla sağlanabilmektedir. Laboratuvar hizmetlerinden doğru ve güvenilir sonuçlar elde
etmek için laboratuvarların teknik yeterliliğinin sağlanması gerekmektedir. Teknik yeterlilik ise; çalışan
personelin vasıflarına, eğitim durumuna ve tecrübesine, analiz/test donanımının teknolojik durumu ve
kalibrasyonuna, numune alma metotlarının uygunluğuna, istenen sonucu veren nitelikte deney metotlarının
kullanılabilirliğine, ulusal/uluslararası ölçüm standartlarına olan izlenebilirliğine, etkin kayıt ve rapor sunma
sistemine, yerleşim ve çevre koşullarına, test/analiz/ölçüm tesislerinin niteliğine ve ölçüm izlenebilirliğine
bağlıdır.
Madencilik Sektörü ve MTA Genel Müdürlüğü açısından bakıldığında ise; maden arama sonuçlarının,
maden kaynak ve rezervlerinin kaliteli ve güvenilir olarak rapor edilmesinin sağlanmasının temel verilerinden
olan analiz/test sonuçlarının güvenilir ve uluslararası geçerli olması gerekmektedir. Bu da Laboratuvarlarımızın
teknik yeterliliğinin sağlanarak uluslararası bir akreditasyon kuruluşu tarafından onaylanmasını (akreditasyon)
gerektirmiştir.
Bu kapsamda, yapmakta olduğu birçok analiz/testlerde referans laboratuvar olabilecek Maden Analizleri
ve Teknolojisi Dairesi Laboratuvarlarında çok yoğun ve uzun zaman alan akreditasyon çalışmaları yapılarak
kurulan Kalite Yönetim Sistemi ve Laboratuvarlarımızın Teknik Yeterliliği, TS EN ISO/IEC 17025
Standardına göre ve 04.10.2010 tarih ve AB-0394-T No ile TÜRKAK tarafından akredite edilmiş olup her yıl
Gözetim Denetiminden geçmektedir. Akreditasyon Sertifikası, laboratuvarların TS EN ISO/IEC 17025
Standardına, ilgili Yönetmelik ve Tebliğlere uygunluğunu sürdürmesi halinde 03-Ekim-2014 tarihine kadar
geçerli olacaktır.
Her yıl yapılacak Gözetim Denetiminde mevcut kapsamın yanı sıra Kapsam Genişletme Başvurusu
yapılması halinde yeni kapsamlar da denetlenerek Kapsam Genişletilebilmektedir. Bu kapsamda, 2010 yılında 8
Metot (8 analiz/test) olan akreditasyon kapsamı, 2011 yılında 16 Metotta (26 analiz/test), 2012 yılında 7 Metotta
(22 analiz/test) ve 2013 yılında 5 Metotta (12 analiz/test) yapılan kapsam genişletme çalışmaları ile 36 Metot-71
analiz/teste ulaşmıştır. Böylece, Kömür, Su, Altın, Bakır, XRF Analizleri ile Petrografik Tanımlama ve Doğal
Taş Testlerinde (Doğal Taş Ürünlerinde CE Belgesi için yapılması gereken) uluslararası güvenilir ve geçerlilik
sağlayan Akreditasyon gerçekleştirilmiştir.
58
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
MADEN ANALİZLERİ VE TEKNOLOJİSİ DAİRESİ AR-GE
ÇALIŞMALARI: “ANALİZ LABORATUVARLARINDA YENİ ANALİZ
METOTLARININ GELİŞTİRİLMESİ”
Güldane DEMİRTAŞ1, Berna YÜKSEL1, Arzu BABUÇCUOĞLU1, Duygu DAŞTAN1, Abdullah ULAŞ1,
Gülendem GÜNENDİ1, Ahmet KÖSE1
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Daire Başkanlığı, Ankara
ÖZ
MTA Genel Müdürlüğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Daire Başkanlığı Analiz Laboratuvarları
Koordinatörlüğünce yürütülen 2012-35-16-01-1 Kod Numaralı proje kapsamında, Analitik Kimya ve Jeokimya
Birimlerinde yeni analiz metotları geliştirmek, farklı numune hazırlama ve MIBK- DIBK organik özütleme, üçlü
asit, kral suyu ve dörtlü asit başta olmak üzere çeşitli çözme yöntemleri, cihaz optimizasyonları kullanılarak ICPMS, ICP-OES ve WD-XRF cihazları ile analizi yapılan mevcut parametrelerde dedeksiyon limiti düşürmek
üzere AR-GE çalışmaları yapılmıştır. Sertifikalı referans malzemeler kullanılarak farklı asit karışımları ile
çözme, eritişle çözme ve mikrodalga kapalı sistem ile çözme çalışmaları yapılmış ve ICP-OES/MS cihazlarında
analizlenerek sonuçlar karşılaştırılmıştır. Çeşitli parametrelerde XRF, Yaş Analiz ve ICP-OES/MS analiz
sonuçlarının kıyaslaması yapılmıştır. Jeolojik örneklerde kral suyu çözme+ICP-MS yöntemi ile başta Au ve NTE
grubu olmak üzere 23 parametre, kömür külü örneklerinde 18 parametre ve metal yapısındaki örneklerde 3
parametre, toplam 44 yeni parametre Analiz/Test Hizmet Kataloguna eklenmiştir. İlaveten mevcutta analizi
yapılan 1 parametrede de dedeksiyon limiti düşürülmüştür. Numune Hazırlama Biriminde numunelerin 75 µm
boyutuna indirilmesi ve kontaminasyonun minimize edilmesi kapsamında çalışmalar yapılmıştır. Kömür
analizlerinde doğrulama amacıyla hem laboratuvarlarımızda kullanılacak hem de talep eden ilgililerin hizmetine
sunulabilecek “Referans Madde” hazırlanmıştır. Benzer şekilde XRF ile NTE Grubu element tayinlerinde
kullanılmak üzere “Referans Madde” hazırlanması çalışmaları yapılmıştır. Su Analizleri, Kömür Analizleri,
Küpelasyon+ICP-MS gruplarında akreditasyon kapsam genişletme konusunda çalışılmıştır. Bu çerçevede
Toprak ve Kayaçta Kupelasyon+ICP-MS yöntemi ile Au Tayini, Kömürde Karbon-Hidrojen-Azot Tayini, Suda
ICP-OES yöntemi ile Na, K, Ca, Mg, B ve SiO2 tayini olmak üzere toplam 10 parametre için TS EN ISO/IEC
17025 Standardının gereklilikleri yerine getirilmiş olup TÜRKAK tarafından verilecek akreditasyon onayı
beklenmektedir.
59
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
TÜRKİYE RADYOAKTİF HAMMADDE ARAMALARI
Mustafa AKSOY1, Oğuz İsmail ABİZ1, Ebru SEZEN1, Caner ZEYREK1, Oğuz ZOROĞLU1, Ömer Nedim
ALÇİÇEK1, İbrahim Hakan ÜNAL1, Mustafa KÜÇÜK2, Necati KURTULUŞ2
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
2012 yılında başlayan başlayan“Avanos (Nevşehir)-Sorgun (Yozgat) Radyoaktif Hammadde Ruhsatları
Etüdü” Projesi (2012-33-13-09, 2013-33-13-21) proje kodları ile çalışmalarını sürdürmüştür.
Nevşehir ili sınırları içerisinde yer alan ruhsat sahasında temel kayaçları olarak Paleozoyik yaşlı Tamadağ
ve Bozçaldağ formasyonu bulmaktadır. Bunların üzerine Paleosen yaşlı granitik kayaçlar ve Eosen yaşlı
kırıntılılardan oluşan Ayhan formasyonu ile kırıntılı ve karbonatlardan oluşan Altıpınar formasyonu gelmektedir.
En üstte ise Neojen yaşlı Kızılöz ve Yüksekli formasyonları bulunmaktadır.
Proje kapsamında 2 adet ruhsatta MTA tarafından yapılan etüt ve sondajlı çalışmalar 08.10.201222.05.2013 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Sondajlar aramaya yönelik olarak gerçekleştirilmiş olup 2012
yılında 10 adet sondaj yapılmış, 1181 m. ilerleme gerçekleştirilmiştir. 2013 yılında ise 22.05.2013 tarihi itibarı
ile 24 adet sondaj yapılmış olup, toplam 4879,20 m. ilerleme gerçekleştirilmiştir. Sahada 2012 ve 2013 yıllarında
yapılan sondaj sayısı toplamı 34 adet olup toplam metraj 6060,20 m. dir.
Cevherli zona 10-110 m. arasında değişen derinliklerde girilmektedir. Zonun kalınlığı 10 ile 80 m.
arasında değişmektedir. Sondaj etki yarıçapı dikkate alınarak yapılan rezerv hesaplamasında ortalama tenörü %
0,0228 olan 84,579 ton ortalama tenörü % 0,0518 olan 125,516 ton görünür uranyum (U3O8) rezervi
hesaplanmıştır. Bu sondajlara göre muhtemel uranyum (U3O8 ) rezervide hesaplanmıştır. Muhtemel rezerv
hesabında, ortalama tenörü % 0,0342 olan 1066 ton muhtemel uranyum (U3O8) rezervi belirlenmiştir.
Cevherleşmeler, kumtaşı, kiltaşı, silttaşı ve kireçtaşından oluşan Eosen yaşlı Ayhan formasyonunun Kubaca
üyesi içerisinde gelişmiştir. Çalışmalara 2014 yılında da devam edilecektir.
2012 yılında başlayan başlayan “Köprübaşı (Manisa)-Eşme (Uşak) Radyoaktif Hammadde Ruhsatları
Etüdü” Projesi (2012-33-13-09, 2013-33-13-21) proje kodları ile çalışmalarını sürdürmüştür. Manisa ve Uşak ili
sınırları içerisinde yer alan ruhsatlarda temeli, Menderes masifine ait prekambriyen yaşlı metamorfik seri
oluşturmaktadır. Temelin üzerine metamorfit çakıl ve blokları içeren çakıltaşları, kumtaşı ve çamurtaşları
gelmektedir. Bunların üzerine çakıltaşı, kumtaşı, tüfit, kiltaşı, marn ve kireçtaşları gelmektedir. Ayrıca
çakıltaşları ve çakıltaşı, kumtaşı, tüfit, kiltaşı, marn ve kireçtaşları ile yanal geçişli olarak andezitik lav, tüf ve
aglomeralardan oluşan volkanikler yer almaktadır. Kireçtaşı, marn, kiltaşı ve diyatom içeren gölsel çökeller ise
üstte olup ruhsat sahasının bazı kısımlarında gözlenmektedir. Ayrıca ruhsat sahasının belirli bölgelerinde
çakıltaşı-kumtaşı ardalanması diğer birimleri uyumsuz olarak örtmektedir.
Proje kapsamında 6 adet ruhsatta MTA tarafından yapılan etüt ve sondajlı çalışmalar 2012 yılında
06.04.2012-06.10.2012 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. 2013 yılı çalışmaları ise 22.05.2013 tarihi itibarı ile
başlamış olup halen devam etmektedir. Sondajlar aramaya yönelik olarak gerçekleştirilmiş olup 24.12.2013
tarihi itibarı ile 28 adet sondaj tamamlanmış ve 4036 m. ilerleme gerçekleştirilmiştir. Kocadüz sektöründe
yapılan sondajlarda sondaj etki yarıçapı dikkate alınarak yapılan rezerv hesaplamasında ortalama tenörü %
0,0313 olan 49 ton görünür uranyum (U3O8 ) rezervi, 300 ton muhtemel uranyum (U3O8 ) rezervi hesaplanmıştır.
Cevherleşmeler kumtaşı, silt taşı, kil taşından oluşan Miyosen yaşlı Köprübaşı formasyonu içerisinde gelişmiştir.
Uranyum mineralleri metaautinit (Ca(UO2)2(PO4)2H2O)’tir. Ragıllar Kayatepe sektöründe Usj-60 no’lu sondajın
hesaplarında ortalama tenörü % 0,0568 olan 49,793 ton görünür uranyum (U3O8 ) rezervi belirlenmiştir.
Çalışmalar devam etmektedir.
2011 yılında başlayan başlayan
“Batı Anadolu Bölgesinin Radyoaktif Hammadde Yönünden
Araştırılması” Projesi (2011-33-13-08, 2012-33-13-08, 2013-33-13-20) proje kodları ile çalışmalarını
sürdürmüştür. Çalışma sahası Manisa, Uşak, Aydın, Denizli, Muğla ve İzmir illerini kapsamaktadır.
2013 yılı çalışmaları 13.05.2013 tarihinde başlamış, 14.11.2013 tarihinde sonlandırılmıştır. Çalışma
sahası Aydın ili ve civarını kapsamakta, 1/100.000 ölçekli M19, M20 paftalarında bulunmaktadır. Çalışma
alanında Aydın-Koçarlı sahasında 2 adet, Aydın-İncirliova sahasında 1 adet ruhsat bulunmaktadır. Çalışılan
alanlarda Menderes Masifine ait gnays, granat mikaşist, migmatit vb temel kayaçları ile Neojen yaşlı çamurtaşı,
kumtaşı ve çakıltaşından oluşan sedimanter birimler yüzeylenmektedir.
Çalışma kapsamında 1/100.000 ölçekli M19 ve M20 paftalarında radyoaktif hammadde arama amaçlı
4000 km2 prospeksiyon çalışması yapılmıştır. Önemli görülen noktalardan kimyasal analiz ve petrografik
tanımlama için 150 adet numune alımı gerçekleştirilmiştir. Aynı paftalar içerisinde 2100 noktada gamma-ray
spektrometre ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca ruhsat sahası içerisinde 50 m 3 yarma çalışması yapılmış, yarmadan
gamma-ray spektrometre ölçümleri yapılmış ve numuneler alınmıştır. Analiz sonuçları beklenmektedir.
60
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
LİTYUM ARAMALARI
Bahadır GÜLEZ1, Erdoğan YİĞİT1, Serpil TAN1, Seyfi BAKIR1, Hasan TOPSAKAL1
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Lityum (Li) 0,5 gr/cm3 özgül ağırlığı ile en düşük yoğunluğa sahip metaldir. 1960’lı yıllardan itibaren
seramik, cam, metalurji, eczacılık, yağ, pil sanayinde yaygın olarak kullanılmaya başlayan hammadde, son
yıllarda şarj edilebilir pil, akü, nükleer santral ve klima sistemlerinde kullanılmaya başlanmış, teknolojik
gelişmelere bağlı olarak önemi giderek artan stratejik bir maden haline gelmiştir.
Lityum mineralleri granit pegmatit ve aplitlerde, hektorit türü killerde, playa göl çökellerinde
bulunmaktadır. Jeotermal akışkanlar ve salamura sular lityum içeriğine sahip olabilmektedir.
Ülkemizde pegmatit-aplitler ile playa göl ortamları ve jeotermal alanlar bakımından zengindir. Bu
alanların öncel çalışmalarda dikkat çekilen alanlarda lityum içeriği açısından değerlendirilmesi ve yeni
potansiyel alanların bulunmasına yönelik ön etütler gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda ülke genelinde
projenin amacına uygun olarak granitik pegmatitler, evaporitler ve termal sulardaki potansiyel alanları arama
amaçlı numunelendirme çalışmaları yapılmıştır.
Bu çalışmalar sonucunda ekonomik potansiyel olabilecek alanlar Bigadiç (152-2709 ppm arası)-Kırka
(1727-2555 ppm değerleri arası) bor havzalarındaki cevherli killer ve bor cevher atıkları potansiyel alan olarak
belirlenmiştir. Salamura sulardan tuz gölünde (0,1-365 mg/l değerleri arasında) alınan numunelerde anomali
mertebesinde değerler tespit edilmiştir. Dünyada lityum karbonat işletilen salamura göllerde genellikle playa
seviyesinin altındaki geçirimli tabakalardan alınan salamura sulardan üretim yapılmaktadır. Tuz gölünde playa
seviyesinin altındaki geçirimli tabakalardaki salamura sularda lityum konsantrasyonunun yüksek olabileceği
tahmin edilmektedir. Jeotermal kaynaklardan Konya-Akhüyük (56-66 mg/l değerleri arası), Niğde-Kemerhisar
ilçesi (17,4-92 mg/l arası ), Çanakkale-Tuzla'da (24-25,2 mg/l arası) anomali mertebesinde lityum içeriğine
rastlanmıştır. Diğer çalışılan alanlarda ise ekonomik- olabilecek bir lityum anomalisine rastlanmamıştır.
61
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
KIRKA BOR TESİSİ KİL ATIKLARINDAN LİTYUM
BİLEŞİKLERİNİN KAZANMA OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI
Mehmet ULUSOY1, Akan GÜLMEZ1, Çağatay KESTİR1, A. Aybüke TURAN1, Mustafa ERTEM1
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Daire Başkanlığı, Ankara
ÖZ
ETİ Maden İşletmeleri Kırka tesisi kil atıklarından lityum bileşikleri araştırılmıştır. ETİ Maden
İşletmeleri Genel Müdürlüğü Kırka Bor İşletmeleri’nde tinkal cevheri çözme oluğunda bor ayrımı yapıldıktan
sonra atılan kilde alınan numunelerde 1278, 1241, 1198 ve 1495 ppm lityum tespit edilmiştir. Öncelikle cevher
zenginleştirme işlemleri ile lityumun zenginleştirilmesine çalışılmış, yapılan çalışmalarda zenginleştirme
çalışmalarında başarılı olunamamıştır. Dünyada uygulanmakta olan hidrometalurjik çalışmalar yapılmıştır.
Benzer minerallarin kazanma prodesürleri incelenmiş, kavurma sıcaklıklığı NaCl oranı, kavurma süresi, liç
sıcaklığı, katı sıvı oranı liç süresi gibi parametreler değiştirilerek optimum oranlar belirlenmeye çalışılmıştır.
Çalışmalar sonunda kil içinde bulunan lityum % 82 oranında çözeltiye alınmıştır.
62
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
TÜRKİYE PALEOSİSMOLOJİ ARAŞTIRMALARI: GÜNEY
MARMARA ve İSKENDERUN KÖRFEZİ KUZEYİ
Tamer Y. DUMAN1, Hasan ELMACIa, Şeyda OLGUN1, Selim ÖZALP1, Akın KÜRÇER1, Tolga ÇAN2, Alican
KOP3, Volkan ÖZAKSOY4, Meryem KARA1, Ersin ÖZDEMİR1, Özgül UYANIK1, Çağıl UYGUN1, Ayhan
YAVUZOĞLU1, Eylem YURTSEVEN1
1
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
Çukurova Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, TR-01330, Balcalı/Adana
3
Sütçü İmam Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, TR-46100, Kahramanmaraş
4
Akdeniz Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, TR-07058, Antalya
2
ÖZ
Deprem zararlarının azaltılması yönünde yapılabilecek çalışmaların başında deprem kaynağı diri fay bilgi
altyapısının oluşturulması gelir. Bu bilgi altyapısı diri fayların uzunluğu, niteliği, geometrik özellikleri ve
segment yapısı, kırılma zonunun derinliği ve genişliği, uzun ve kısa dönem kayma hızı, deprem tekrarlanma
aralığı, tek bir depremde meydana gelebilecek olan en büyük yer değiştirmenin miktarı gibi çok sayıda
parametreden oluşmaktadır. Bu parametrelerin sistematik toplanabilmesinin ilk aşaması, diri fayların orijinal
geometrik özelliklerini gösteren ölçeklerde haritalanmasıdır. İlk aşamayla ilgili MTA Genel Müdürlüğü ülkedeki
deprem kaynaklarının tanımlandığı “Türkiye Diri Fay Haritası”nı 2011 yılında tamamlamış ve 2013 yılında ilgili
veri tabanını kullanıma sunmuştur. İlk aşamayı takip eden fay parametre bilgilerini toplama sürecinde
paleosismolojik araştırmalar güvenilir veri sağlamaktadır. Bu nedenle, Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı
(UDSEP-2023) kapsamında işaret edildiği gibi, ulusal düzeyde çok katılımlı işbirliği ile "Türkiye Paleosismoloji
Araştırmaları Projesi" oluşturulmuştur. Proje MTA Genel Müdürlüğü, Jeoloji Etütleri Dairesi’nce koordine
edilmektedir. Projenin amacı MTA yenilenmiş olan diri fay haritası bilgileri temel alınarak, ülkede yer alan diri
fayların paleosismolojik davranışlarının araştırılması ve sonuçlarının ulusal bir veri tabanında toplanarak deprem
tehlike analizlerinde kullanıma sunulmasıdır.
Bu çalışmada, Türkiye Paleosismoloji Araştırmaları Projesi kapsamında, güney Marmara ile İskenderun
Körfezi kuzeyinde yürütülen araştırmalardan elde edilen ön bulgular sunulmaktadır. Güney Marmara Türkiye'de
en fazla nüfus ve sanayileşme yoğunluğunun olduğu bölgelerdendir. İskenderun Körfezi ise Türkiye’nin enerji
ve petro-kimya merkezidir. Her iki bölgenin ortak özelliği yüksek deprem tehlikesi altında olmasıdır.
Güney Marmara bölgesi kütlesel dağ yükselimlerinin bulunduğu akarsularla parçalanmış plato
özelliğindedir. Bu plato aynı zamanda birbirine paralel diri faylarla yoğun bir şekilde dilimlenmiştir. Bölgedeki
diri fay etkinliği güncel çöküntü havzalarını kontrol etmektedir. Öte yandan, İskenderun Körfezi ise Anadolu
plakasının güney sınırını oluşturan transform fay zonunun Helenik dalma-batma kuşağına bağlantı alanında yer
alır. Bu büyük ölçekli yapılar bölgenin morfo-tektonik yapısını da kontrol eder. Bölge, bu yapılara uyumlu dağ
sıraları ve aralarında gelişmiş güncel çöküntü alanlarıyla karakteristiktir. Her iki bölge doğrultu atım
mekanizmasıyla gelişmiş faylarla karakteristiktir. Ancak, bu fayların bazılarında ters veya normal bileşen
baskındır. Güney Marmara bölgesindeki araştırmalar sağ yönlü doğrultu atımlı Sarıköy (66-km), Yenice-Gönen
(70-km), Pazarköy (42-km), Bekten (19-km) Gündoğan (24-km), Sinekçi (26-km), Orhaneli (30-km) ve Uluabat
(44-km) fayları üzerinde yürütülmüştür. İskenderun Körfezi kuzey kıyılarında yürütülen araştırmalar ise sol
yönlü doğrultu atımlı Yumurtalık (41-km) ve Karataş (64-km) faylarında gerçekleştirilmiştir. Araştırma alanında
yenilenen Türkiye Diri Fay Haritası’nda varlığı gösterilen dokuz fay segmenti üzerinde paleosismolojik amaçlı
toplam yirmi hendek açılmıştır. Hendek duvarlarında açıkça izlenen sedimantolojik ve yapısal kayıtlara göre
yüzey yırtılmasıyla sonuçlanmış Kuvaterner dönemi deprem olayları tanımlanmıştır. Bu olayların
tarihlendirilmesinde jeokronolojik yaşlandırma teknikleri kullanılmıştır. Açılan bütün hendeklerde Kuvaterner
döneminde yüzey kırığı oluşturmuş depremlere ilişkin belirgin jeolojik kayıtlar toplanmıştır. Araştırılan fayların
tamamında Holosen’de en az iki, Pleyistosen’de ise çok defa yüzey yırtılmasıyla sonuçlanmış depremler
belgelenmiştir.
63
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
TÜRKİYE BÖLGESEL ÖLÇEKLİ SIVILAŞMA YATKINLIK
HARİTALARI
Ayla BULUT ÜSTÜN1, Refahat OSMANÇELEBİOĞLU1, Orhan Cem ÖZERK1, Adem ÖZATA1, Tolga
ESİRTGEN1, Nizamettin KAZANCI2, Alper GÜRBÜZ3, Hilal ENGİN2
1
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, 06100 Ankara
3
Niğde Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, 51240 Niğde
ÖZ
Gerek tarihsel, gerekse aletsel dönemde uğranılan kayıplar ülkemizde deprem zararlarının azaltılmasına
yönelik ulusal strateji ve uygulamalar geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Deprem zararlarının azaltılması
yönünde yapılabilecek uygulamalardan biri de ülkede son yüzyılda oluşmuş büyük depremlerde can ve mal
kaybının en büyük nedenlerden birini oluşturan sıvılaşmaya yönelik olmalıdır. Deprem tehlike
değerlendirmelerinde kullanılabilecek, ulusal bir program kapsamında yürütülen sıvılaşma yatkınlık araştırmaları
bulunmamaktadır. Bu eksikliğin giderilmesi amacıyla Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı-2023
kapsamında "Türkiye Bölgesel Ölçekli Sıvılaşma Yatkınlık Haritaları Projesi" oluşturulmuştur.
Sıvılaşma, suya doygun kohezyonsuz zeminlerde dinamik gerilmelere bağlı olarak gelişen bir zemin
davranışıdır. Güncel gevşek çökellerin, özellikle kum ve silt tane boyutundaki çökelin depolandığı ve yeraltı
suyunun sığ olduğu alanlar sıvılaşmanın oluşabilmesi için en uygun ortamlardır. Dolayısıyla, sıvılaşmaya duyarlı
alanlar, güncel çökellerin jeolojik, jeomorfolojik ve hidrojeolojik koşullarının analizi ve haritalanması ile
belirlenebilir. Bu kapsamda, Kuvaterner çökel fasiyes haritaları, tarihsel sıvılaşma bilgileri ve yeraltı suyu
verileri birlikte değerlendirilerek sıvılaşma duyarlılık haritaları hazırlanmaktadır.
Sıvılaşma duyarlılığı çalışmalarının ilk aşamasında çökelme ortamı ve yaş kökenli yüzey çökel haritası
oluşturulmaktadır. Çökel haritalarının oluşturulmasında hava fotoğrafı ve yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları
yorumlanmaktadır. Arazi çalışmaları esnasında ‘çökel alanları’ belirlenmekte ve 1/25.000 ölçekli haritalara
aktarılmaktadır. Bunlarla birlikte, mevcut verilerden yeraltı suyu ve tarihsel sıvılaşma bilgileri derlenmektedir.
Bütün bu veriler birlikte değerlendirilerek, bölgesel ölçekte sıvılaşma yatkınlık haritaları oluşturulmaktadır.
Proje kapsamında ülke genelinde sıvılaşma yatkınlık bilgilerinin toplanması hedeflenmektedir. Bu bilgiler
sayesinde, güncel çökel alanlarında düşük-orta-yüksek aralıklarında göreceli sıvılaşma yatkınlık haritaları
bölgesel ölçekte hazırlanabilecektir. 2013 yılı arazi çalışmalarında 1/500.000 ölçekli Zonguldak paftasının
tamamı ve 1/500.000 ölçekli İstanbul paftasının güney ve doğu Marmara bölgeleri çalışılmıştır. Çalışma alanında
güncel birimler 5 çökel alanında (etek, akarsu, göl, denizel, yapay) ve 22 alt çökel alanında yaş ve tiplerine göre
değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, 1999 İzmit depremi sırasında sıvılaşma kaynaklı hasarın yoğun olduğu
Adapazarı Havzası örnek olarak sunulmaktadır. Adapazarı Havzası’nın ilk oluşmaya başladığı dönemlerde,
akarsuların fay dikliklerinden aşındırıp-taşıyarak getirdiği tortullar, havza kenarları ve ona yakın ortamlarda
alüvyon yelpazesi, örgülü nehir, menderesli nehir, taşkın ovası, bataklık, göl çökellerini oluşturmuştur. Bu
çökellerin büyük kısmının sıvılaşmaya yatkınlıkları yüksektir.
64
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
DATÇA YARIMADASI GÜNEYİ DENİZ ALANININ JEOLOJİK ve
JEOFİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI
Barbaros ŞİMŞEK1, Özgür TÜRKMEN1, Füsun ÖCAL1, Bahri Serkan AYDEMİR1, Murat EVREN1, Murat
CENK1, Eyyüp ÖZBEK1, Serkan PALAS1, Hakan PEHLİVAN1, Özkan ÖKSÜZ1, Fatih SERTÇETİN1, Erdem
Onur BAŞER1, Ayşe ÖZKARA1, Banu KARABACAK1, Dilek BABACAN1, Ebru BEYRİBEY1, Fatoş
KURTULUŞ1, Muhsine KOCAKURT1, T.Şükrü YURTSEVER1, Kerim T. SARIKAVAK1
1
MTA Genel Müdürlüğü Deniz ve Çevre Araştırmaları Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Datça Yarımadası güneyi deniz alanının jeolojik ve jeofiziksel özelliklerinin araştırılması projesi
kapsamında, Muğla ili Datça yarımadası güney kıyılarında yer alan şelf kesiminde detaylı batimetri ve
deniztabanı morfolojisini belirleyerek fayların deniz içinde devamlılıkları, sismik yöntemlerle fayların düşey
devamlılıklarını, deniz seviyesi değişimlerine bağlı eski kıyılar ile güncel sedimanter yapıların kıyı-deniz
etkileşimlerini, deniz suyunun akıntı hızı ve yönü özellikleri ile sıcaklık, tuzluluk, ses hızı verilerinin ortaya
konulması çalışmalarını kapsamaktadır. Saha çalışmalarında elde edilen veriler, veri elde etme yöntemleri ile
verilerden elde edilen bazı ilksel sonuçlar bu bildirinin konusunu oluşturmaktadır.
Proje kapsamında saha çalışmaları MTA Genel Müdürlüğüne ait 21 m boyundaki MTA Selen Araştırma
Botu ile 9 Eylül 2013 – 8 Ekim 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Jeofizik çalışmalar; deniz alanını en
iyi biçimde örnekleyecek şekilde 400 m hat aralıkları ile Geoacoustics Boomer sığ sismik sistemiyle ve Innomar
yüksek ayrımlı sığ sismik sistemi ile 350 km veri toplanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Hidrografik çalışmalar;
deniz tabanı derinliği ve morfolojisini belirlemek amacıyla sismik hatlar üzerinde ve serbest olarak Çok Işınlı
İskandil ile 750 km’lik hat üzerinde tam kaplama ile veri toplanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Oşinografik
çalışmalar; kıyı alanı ve çevresinde 50 km akıntı hızı ve yönü verisi ile alanın genelinde 75 adet CTD (iletkenlik,
sıcaklık, derinlik) verisi toplanılması ile gerçekleştirilmiştir. Jeolojik çalışmalar ise; deniz alanını temsil edecek
şekilde 75 adet kepçe (grab) tipi deniz dibi sediman örneklemesi ve 10 adet gravite karotu ile örnek alınmasından
oluşmuştur.
Jeolojik örneklerin lazerli taneboyu analizleri, XRD ve XRF analizler için örnek hazırlama işlemleri
tamamlanarak analize gönderilmiştir. MTA Deniz ve Çevre Araştırmaları Dairesi Laboratuvarında tane boyu
analiz çalışmaları ile jeofizik, hidrografik, oşinografik verilerin kıymetlendirme çalışmaları devam etmektedir.
65
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
TÜRKİYE’DEKİ SÜSTAŞLARI POTANSİYELİNİN ARAŞTIRILMASI
Ali Murat AY 1, Murat HATİPOĞLU 2, Handan GÜNEL 1, Serkan KILINÇARSLAN 1, Tuğba VELİOĞLU1,
Mehmet ALAN1
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Tabiat Tarihi Müze Müdürlüğü, Ankara
Dokuz Eyül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksek Okulu Kuyumculuk ve Takı Tasarımı Programı
35380 Buca, İzmir
ÖZ
Proje kapsamında; Harmancık-Bursa bölgesinde; bölgenin jeolojisi, daha önce yapılan saha gözlemleri
dikkate alınarak tekrar incelenmiştir. Tavşanlı zonu olarak bilinen düzenli istifsel (coherent) kaya birimleri
özellikle ilgi çekmiştir, çünkü bu kayalar çalışmanın esas konusu olan mor jade malzemesi içerirler. Tavşanlı
Zonu, dünyadaki en geniş ve en iyi korunmuş glokofan-lavsonit mavişist kuşaklarınıda içermektedir.
Turkiyenit; jadeit, kuvars, ortoklaz, epidot, kloritoid ve flogopit minerallerinden meydana gelmiş bir
mineral birlikteliğine sahip bir süstaşı malzemesi olarak oluşmuştur. Oluşumu Geç Mesozoyik yaşlı düzenli
istifsel mavişist fasiyesinin metaklastik kayaları ile Erken Senozoyik yaşlı sokulum yapmış granodiyorit
kütlesinin sınırındaki dev boyutlu kontak metamorfik hale (dilim) olarak meydana geldiği düşünülmektedir.
Major ve minor kimyasal analizlere göre, bu metamorfik hale, silisçe zengin bir kalk-alkalen kimyasal içeriğe
sahiptir.
MTA Genel Müdürlüğü, Tabiat Tarihi Müzesi’nce yürütülen Türkiye süstaşları proje kapsamında saha
çalışmaları ile soluk mor renkli eşsiz bu malzemenin bölgedeki yayılımı tespit edilmiş ve bu bölgenin 5.grup
maden arama sertifikası MTA tarafından alınmıştır. Bu jade malzemesinin jadeit mineral içeriği, malzemenin
toplamının %40’ından fazlasına sahip olan ana bileşimsel öge olmasına rağmen, malzeme saf bir jadeit minerali
gibi formulüze edilememektedir. Bu bölgenin ayrıntılı jeofizik ve sondaj çalışmaları ile yeraltı haritalarının
çıkarılması ve ülkemiz ekonomisine kazandırılması çok önem arz etmektedir.
Projede ayrıca, Bursa ili Harmancık ilçesi Akpınar Köyü’nde MİGEM’dan alınan 201201129,
201300189, 201300190, 201300191, 201300192, 201300193, 201300194, nolu ruhsat sahalarında Maden
Arama Projesi Termin Planında bulunan yarma çalışmaları yapılmıştır. Bu kapsamda Tavşanlı Belediyesi Göbel
Konaklama Tesisleri’nde kampımız açılmış ve çalışmalarımız bu tesislerden yürütülmüştür. Kamp çalışmalarının
ilk günüde Harmancık Belediyesi Şantiye Şefi Osman Bey ile görüşülmüş ve kendisinden yarma çalışmalarında
kullanılacak iş makinesi kiralanması konusunda yardımcı olması istenmiştir. Harmancık Belediye’sine ait
mevcut iş makineleri müsait olmadığından ilçedeki firmalarla görüşülmüş ve yapılan görüşmeler neticesinde
Arapoğlu Firmasıyla anlaşılmıştır. Toplam 8 gün içerisinde 62 saat iş makinesi kiralanmıştır.
Türkiye’de jeolojik, mineralojik, petrografik çalışmalar doğu ve güneydoğu alanında az sayıda olmasına
karşın, gemolojik çalışmalar daha da sınırlı sayıdadır. Doğanşehir –Malatya yöresi (Sürgü Barajı kuzeyi) Doğu
Toros kuşağında yer almakta olup tabandan tavana doğru Pütürge Metamorfitleri, Malatya-Keban
Metamorfitleri, Berit Metaofiyoliti, Doğanşehir Granitoidi, Maden Karmaşığı ve Tersiyer-Kuvarterner
çökellerinden oluşmaktadır. En üstte ise güncel alüvyonlar yer almaktadır. Çalışmaya esas konu olan Berit
Metaofiyoliti, Üst Kretase yaşlı olup, Güneydoğu Anadolu orojenik kuşağında nap alanı içinde yer alan
metamorfizmaya uğramış lav düzeyi dışında tam bir düzenli ofiyolit topluluğu olarak tanımlanmıştır. Bu birim
iki ana tektonik dilimden oluşmaktadır. Alt dilim som levhalanmış metadiyabazlardan ve gabro kökenli
kayalardan oluşmakta, üst dilim ise ultramafik kümülatlar ve bunlarla ilişkili gabro kökenli kayalardan
oluşmaktadır. Çalışma alanında birim amfibolit, amfibollü metagabro, piroksenli hornblendit, epidot-amfibol
şist, plajioklas amfibol şist, kuvars-plajioklaz-amfibol şist gibi litolojiler sunmaktadır.
Geç Kretase yaşlı Berit Metaofiyoliti kayaçlarında portakal renginden güvercin kırmızısına kadar renk
yelpazesinde saçınımlı halde görülen minerallerin yapılan incekesit, XRD-XRF çalışmaları sonucunda süstaşı
özelliği gösteren yakut (korundum minerali) olduğu tespit edilmiştir. Yüzeyde bulunan büyük bloklar içinde dahi
iri örneklerinin varlığı, gemolojik açıdan ülkemiz adına çok değerli ekonomik katkılar sağlayacağı
düşünülmektedir. MTA Doğa tarihi müzesince yürütülen proje kapsamında bu bölgedeki yakut oluşumlarının
metagabro içerisinde yayılımının tam tespiti ile Al 2O3’ün ortama geliş süreçleri ve kökeni bu çalışmada
çözülmeye çalışılmıştır.
Proje kapsamında; 09.07.2013-07.08.2013 tarihleri arasında toplam 30 günde Erzurum ve Erzincan
illerinin süstaşı potansiyelinin ortaya çıkarılmasına yönelik olarak arazi çalışmaları yürütülmüştür. Bu kapsam da
oltu taşı, yeşil opal (oltu zümrütü) ve kammererit üzerinde arazi çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca HorasanSarıkamış yolu üzerindeki yarmalarda bulunan obsidyenler üzerinde de çalışmalar yapılmıştır. Erzurum ve
Erzincan illerinde bulunan 12 adet V. Grup ruhsat sahalarına gidilerek süstaşı potansiyeline yönelik araştırmalar
yapılmıştır. Yapılan arazi çalışmaları sonucunda 1760 km 2’lik alanın prospeksiyonu yapılmış, 68 adet
lokasyondan 78 adet numune alınmıştır. Çalışma bölgesinde bulunan oltu taşı, yeşil opal (oltu zümrütü),
Kammererit ve Obsidiyenlerden alınan analizlerin değerlendirme çalışması devam etmektedir.
66
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
GÜNEY MARMARA BÖLGESİNDE YÜZEYLEYEN ÇÖKELLERİN İZ
FOSİLLERE DAYALI ORTAMSAL YORUMU VE PALEOEKOLOJİK
DEĞERLENDİRİLMESİ
Huriye DEMIRCAN
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
İz Fosiller, yaşayan organizmaların geride bırakmış oldukları yuvalanma, beslenme ve gezinme gibi,
çeşitli faaliyetleri sonucu oluşturdukları yapılar olup, aynı zamanda ortam değişimlerine, özellikle su derinliğine
karşı oldukça duyarlıdırlar. Organizma varlığını işaret eden iz fosiller sadece derinlikle değil, aynı zamanda
deniz tabanının türü, enerji şartları, besin varlığı ve korunma potansiyeli gibi özellikleriyle de petrol
aramacılığında kılavuz seviyeleri işaret etmeleriyle de ekonomik anlamda önemli ipuçları sunarlar.
Çalışma alanı Çanakkale-Armutlu yarımadası-Balıkesir (GB Marmara)-Edremit körfezi ve civarında yer
alan 1/100 000 ölçekli H16, H17, H18, H19, İ16, İ17, İ18, İ19 Jeoloji haritalarını kapsamaktadır. Planlanan arazi
çalışmalarında önceki çalışmalarda tanımlanmış farklı litostratigrafik birimler üzerinde belirlenen iknofasiyes
topluluklarının "ortamsal analize" yönelik iz fosil çalışmaları yanında paleoiklim koşulları da açıklanmaya
çalışılacaktır.
Arazi çalışmaları sırasında projede öngörülen alanlarda yüzeyleyen Tersiyer öncesi kayaçların,
birbirleriyle oldukça fazla tektonik ilişkili olduğu ve farklı istif kuşaklarından oluştuğu gözlenirken, Tersiyer ve
sonrası istiflerinde litolojik farklılıklarının fazla olduğu farklı fasiyeslerin yanında farklı iknofasiyes fasiyes
değişimlerinin de olduğu gözlenmiştir. 20 iknotakson tanımlanmış (Bichorditeskuzunensisisp.,Ophiomorphaisp,
Ophiomorphaannulata, Ophiomorpharudis, Thalassinoidesisp, Planolitesisp, Halopoaannulata, Rutichniusisp,
Chondritesisp,Scoliciavertebralis, Scoliciastrozzii, Scoliciaprisca, Scolicia plana, Nereitesirregularis,
Helminthopsisisp, Cosmorhapheisp, Helminthoidichnitesisp, Paleodictyonstrozzii, Zoophycosisp, Lockeiaisp)
olup bunlardan bir tanesi yeni türdür (Bichorditeskuzunensisisp).
Bu verilere göre normal tuzluluk, sıcaklığın mevsimlik değiştiği, oksijen miktarının fazla olduğu, fırtına
zamanları hariç, tabanın duraylı olduğu, ötrofik şartların oluştuğu iç yelpaze Skolithos-Cruzianaiknofasiyesi, iç
yelpazede görülen şartlarla birlikte oksijen miktarının zaman zaman azalıp-arttığı sedimantasyonun türbiditik
karakterli olduğu Skolithos-Cruziana iknofasiyesi ile Nereitesiknofasiyesi' nden oluşan ötropik-oligotropik
şartların bir arada görüldüğü karışık topluluktan oluşan orta yelpaze ve iz fosil çeşitliliğinin arttığı, oksijenin az
ya da olmadığı tamamen oligotropik şartları gösteren dış yelpaze Nereitesiknofasiyesi ile zaman zaman enerjinin
değiştiği, normal tuzlulukta, mevsimsel değişmelerinin etkisinde gelişen delta tortul özelliğini yansıtan Cruziana
iknofasiyesleri tanımlanmıştır. Ayrıca iklimsel çalışmalara ışık tutabilecek ilk yaprak florasına ait çalışmalar
yapılmış, çok ve az nemli mesofitik element içeren zonaltaxalar (Fagus, Ulmus, Acer, Quercusve Carpinus)
tanımlanmıştır. Bu taxalar, sclerophyllous bitkiler (Quercus mediterranea) ile yarı nemli ve sıcak koşulları
desteklemektedir.
67
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ÇANAKKALE-BALIKESİR-MANİSA POLİMETAL MADEN
ARAMALARI: BİGA YARIMADASI VE GÜNEYİNİN POLİMETAL
MADEN ARAMA ÇALIŞMALARI
Ramazan SARI1, Özgür ÖZERKAN2, Şahset KÜÇÜKEFE1, Mehmet AVŞAR3, Cüneyt BARAN2
1
2
MTA Genel Müdürlüğü Kuzeybatı Anadolu Bölge Müdürlüğü, Balıkesir
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Ege Bölge Müdürlüğü, İzmir
ÖZ
Proje çalışmaları; Biga Yarımadası’nın batı, kuzeybatı ve güneyinde yer alan MTA Genel Müdürlüğü
uhdesinde bulunan 10 adet ruhsat sahası ile civarında yürütülmüştür.
Biga Yarımadası ve proje sahası önemli kurşun, çinko, antimuan, altın, bakır cevherleşmeleri ile bu
cevherleşmelere bağlı olarak gümüş potansiyeli bulunan metalojenik bir provenstir. Ayrıca sülfürlü minerallere
bağlı önemli galyum, germanyum, selenyum, gümüş, kadmiyum, indiyum, tellüryum, indiyum, renyum, altın ve
talyum potansiyelinin bulunması beklenmektedir.
Rodop-Istranca Masifi ve Sakarya Zonu’na ait kayaçlar ile Tersiyer-Kuvaterner birimlerin oluşturduğu
proje sahasında; Oligosen-Miyosen çarpışma sonrası subalkalen, kalkalkalenden şoşonite kadar değişen
mağmatizmaya bağlı olarak birçok granitoyid yerleşmiş ve geniş alanlar andezit, dasit bleşimli volkanik
kayalarla kaplanmıştır.
Biga Yarımadası ve proje sahasında bilinen cevherleşmeler; Oligosen-Miyosen çarpışma sonrası
subalkalen, kalkalkalenden şoşonite kadar değişen mağmatizmaya bağlı olarak gelişmiştir.
Proje sahası içerisinde yer alan ruhsat sahalarında 1/25000 ölçekli jeoloji, 1/5000 ölçekli maden jeolisi,
tahkik, detay jeokimya ve toplam 3574.70 m sondaj çalışması yapılmıştır. Etüt ve sondaj çalışmalarından alınan
toprak, kayaç ve karot örneklerinin analiz sonuçlarının tamamı gelmediğinden değerlendirme çalışmaları devam
etmektedir.
Proje kapsamında 2008 yılında Gökçeada’da başlatılan porfiri bakır-altına yönelik çalışmalar
tamamlanmış olup, 2000 ppm Cu ve 220 ppb Au ortalama tenörlü görünür+muhtemel 168 milyon ton rezervli
porfiri tip Cu-Au yatağı ülkemiz ekonomisine kazandırılmıştır.
68
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
ETİ MADEN İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BOR RUHSAT
SAHALARI ETÜDÜ
Hakan ÜSTÜN1, Metin USTA1, Ekrem COŞAR2, Turgut ÇOLAK3, Murat AKGÖZ1, Ali KOCAHARZEN1,
Ahmet AKINCI2, Haşim AĞRILI2, Hakan AYGÜN4, Pakay PARKIN1
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu Bölge Müdürlüğü, Konya
3
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Karadeniz Bölge Müdürlüğü, Trabzon
4
MTA Genel Müdürlüğü Kuzeybatı Anadolu Bölge Müdürlüğü, Balıkesir
ÖZ
Bu çalışmanın amacı, hukuku Eti Maden Genel Müdürlüğü'ne ait olan bor ruhsat sahalarında; rezerv
geliştirme ve yeni bor sahaları bulmaya yönelik olarak, karotlu maden sondajlarının gerçekleştirilmesidir.
Proje çalışmalarının gerçekleştiği bor havzalarının genel istifleri şu şekildedir;
Bigadiç borat yatakları Neojen yaşlı playa göl tortullarından oluşmakta olup, KD-GB uzanımlı bir havza
içinde iki farklı zonda yeralırlar. Bölgede Paleozoyik yaşlı şist ve mermerler ile Mesozoyik yaşlı ofıyolitler;
Neojen öncesi temel kayaçlarını oluştururlar. Bunların üzerine uyumsuz olarak oturan volkano-sedimenter
Neojen istifi, alttan üste doğru: (1) Taban volkanitleri, (2) Taban kireçtaşı, (3) Alt Tüf, (4) Alt borat, (5) Üst Tüf,
(6) Üst borat birimlerinden oluşmaktadır. En üste ise genç örtü kayaçları olarak Pliyo-Kuvaterner çökeller ile
Kuvaterner yaşlı bazalt ve alüvyonlar gelmektedir. Yataklar tüf, tüfit, kil, marn ve kireçtaşları ile arakatkılıdır.
Emet bor yataklarında gözlenmekte olan Tersiyer istifi; Paleozoyik yaşlı mermer, mikaşist, kalkşist ve
kloritşist gibi metamorfik kayalar üzerine uyumsuzlukla gelir. Bu bölgedeki istif alttan üste doğru; (1) Çakıltaşı
ve kumtaşı, (2) Marn ve tüf mercekleri içeren ince katmanlı alt kireçtaşı, (3) Ortaç ve asit volkanitler, tüf ve
aglomeralar, (4) Kömür ve jips bantları içeren çakıltaşı, kumtaşı, kiltaşı, marn ve kireçtaşından oluşan kırmızı
birim, (5) Borat yataklarını içeren kiltaşı, tüf, tüfit ve marn, (6) Kiltaşı, marn ve çört mercekleri içeren üst
kireçtaşı, (7) Bazalt birimlerinden oluşur.
Kütahya-Merkez-Güllüdere bölgesinde tabanda Maastrihtiyen-Alt Paleosen yaşlı Çöğürler Karışığı
yeralmaktadır. Neojen tortullaşması alttan üste doğru; (1) Geç Erken Miyosen yaşlı alüviyal ve gölsel istif, (2)
Kalkalkali riyolitik volkanizmanın ürünü olan ignimbiritler, (3) bu birimler üzerinde uyumsuzlukla çökelen altta
alüviyal fan/delta ve üstte gölsel istif, (4) Orta Miyosen yaşlı alüvyon yelpazesi çökelleri ile temsil edilir. Geç
Erken Miyosen boyunca etkinliğini sürdüren Türkmendağı kalkalkali volkanizması, esas olarak riyolitik ve
dasitik-andezitik volkanitler ile simgelenir.
Tüm borat bölgelerinde volkanik kayaların bulunması( baskın olarak ortaç ve asidik), bor getirimi ve
borat oluşumu için volkanik etkinliğin gerekli olduğunu açıklar.
2013 yılı içerisinde, Proje kapsamında; 28 lokasyonda 10499,88 metre sondaj gerçekleştirilmiştir.
Yapılan bu sondajlarda 2097,46 metre cevherli zon kesilmiş olup, bu zonlar içerisindeki cevher kalınlığı 896,96
metredir. Kütahya-Merkez-Güllüdere bölgesinde yapılan sondajlarda yeni bir bor sahası saptanmıştır.
69
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
BATI ANADOLU BÖLGESİ KÖMÜR ARAMALARI
Metin ÖZDEMİR1, Mahir SEZGİN 1, Çisem Neval KARATAŞ1, Eyyüp KORKMAZ2, Süleyman IRKLI 2
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu II. Bölge Müdürlüğü, Konya
ÖZ
Batı Anadolu Bölgesinde (Afyonkarahisar, Denizli, Burdur, Isparta) yayılım gösteren Neojen yaşlı
birimlerde 2008 yılından itibaren kömür arama amaçlı çalışmalar (etüt ve sondaj) yapılmıştır. Genel
Müdürlüğümüze ait ruhsatlarda:
2008 yılında; toplam 1703,50 m derinlikte 4 adet,
2009 yılında; toplam 11268,20 m derinlikte 34 adet,
2010 yılında; toplam 14654,15 m derinlikte 43 adet,
2011 yılında; toplam 40572,50 m derinlikte 94 adet,
2012 yılında; toplam 43209,20 m derinlikte 79 adet,
2013 yılında; toplam 22345,70 m derinlikte 34 adet olmak üzere;
Toplam 133.753,25m derinlikte 288 adet (1 adet devam etmekte) sondaj 21.01.2014 tarihi itibariyle
yapılmıştır.
2013 yılında sondaj çalışmaları tamamlanmış ve halen devam etmekte olan sahalara ait veriler aşağıda
sunulmuştur.
Dinar Sahası: Sahanın temelini Mesozoyik-Paleozoyik yaşlı kireçtaşı, şist ve ofiyolitik kayaçlar
oluşturmaktadır. Bu birimlerin üzerine Pliyosen yaşlı kömür içerikli akarsu ve göl kökenli sedimanter örtü
kayaları gelir. Bu birim kumtaşı, silttaşı, kiltaşı, gidya ve yer yer de kömür damarları içerir. Sahada çalışmalara
2008 yılında başlanmış olup; alınan 5 adet ruhsatta toplam 126 adet kuyuda 58.856,10 m sondaj yapılmıştır. Bu
ruhsatlara ait buluculuk raporları hazırlanmıştır. Toplam görünür rezerv miktarı yaklaşık 936 milyon tondur.
Sahanın yaklaşık kömür yayılımı 50 km2 olup, ortalama kömüre giriş derinliği 272,00 m, ortalama kömür
kalınlığı 32,16 m, ortalama ısıl değeri 1706 kcal/kg’dır.
Denizli- Çivril Sahası: Sahanın temeli, Mesozoyik-Paleozoyik yaşlı kireçtaşı, şist ve ofiyolitik
kayaçlardan oluşur. Bu birimlerin üzerine Pliyosen yaşlı kömür içerikli akarsu ve göl kökenli sedimanter örtü
kayaları gelir. Bu birim kumtaşı, silttaşı, kiltaşı, gidya ve yer yerde kömür damarları içerir. Bu sahada
çalışmalara 2009 yılında başlamış olup; alınan ruhsatlarda yapılan çalışmalar sonucunda 5 adet ruhsata ait
görünür kaynak raporu hazırlanmıştır. Toplam görünür kaynak yaklaşık 73 milyon tondur. Bu sahada 1 adet
ruhsata ait buluculuk raporu hazırlanmaktadır. Sahadaki kömüre giriş derinliği ortalama 130,00 m olup, ortalama
kömür kalınlığı 5,00 m, alt ısıl değeri ortalama 1187 kcal/kg’dır.
Denizli-Çardak Sahası: Saha kuzeydoğu – güneybatı ve batı uzanımlı Acıgöl Grabeninin güney
kesiminde yer alır. Havzanın temeli otokton kaya birlikleri olan Triyas-Jura ve Jura-Kretase yaşlı kireçtaşları ve
ofiyolitik kayaçlar oluşturur. Üstte uyumsuz olarak Pliyosen yaşlı gölsel birimler gelir. Kömürlü seviyeler bu
birim içinde yer alır. Bu sahada çalışmalara 2011 yılında başlamış olup; 1 adet ruhsata ait buluculuğa esas rezerv
raporu hazırlanmış ve görünür rezerv yaklaşık 25 milyon ton olarak hesaplanmıştır. 1 adet ruhsatta ise rezerv
belirleme çalışmaları devam etmektedir. Elde edilen verilere göre: sahadaki kömüre giriş derinliği ortalama
532,00 m derinlikte olup, ortalama kömür kalınlığı 7,70 m,alt ısıl değeri ortalama 2393 kcal/kg’dır.
Afyonkarahisar-Evciler Sahası: Sahanın temelini Mesozoyik-Paleozoyik yaşlı kireçtaşı, şist ve
ofiyolitik kayaçlar oluşturur. Eosen ve Kretase’ye ait kalkerler, serpantinitler ve şistler teşkil eder. Formasyon
tabanda tüf, tüfit, kumtaşı ve konglomera ardalanmasından oluşan litolojik birimle başlar. Üzerine kumtaşı,
silttaşı, kiltaşı, ardalanmasından oluşur. Bu birimler arasında yer yer kömür seviyeleri gözlenmektedir. Kömürlü
formasyonun yaşı Alt-Orta Miyosen olarak belirlenmiştir (Dr. Y. KONYALI 1970). Bu sahada çalışmalara 2013
yılında başlanmış olup; sahadaki çalışmalar devam etmektedir.
70
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
AYDIN-DENIZLI-MANISA CIVARI JEOTERMAL ENERJİ
ARAMALARI
Musa BURÇAK, Sultan BOSTAN2, Mustafa DESTUR, Fatih ÖZİÇLİ1, Erdinç BAL1, Ömer
HACISALIHOĞLU3, Esra Burcu YILMAZ4, Serkan KÖKSAL4, Ercan PEKER4
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
3
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Karadeniz Bölge Müdürlüğü, Trabzon
4
MTA Genel Müdürlüğü Jeofizik Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Proje çalışma alanı çalışma alanı Batı Anadolu’da Manisa merkez, Saruhanlı-Akhisar ve Kırkağaç
çevresini kapsamaktadır. Çalışma alanı ve çevresinde temel olarak KD-GB doğrultulu uzanan üç tektonik kuşak
yer almaktadır. Bu kuşaklar doğudan batıya doğru, Menderes Masifi, Izmir-Ankara zonu ve Sakarya zonu
kuşaklarıdır. Menderes masifi, en alt düzeyleri Prekambriyen, en üst düzeyleri ise Alt Eosene kadar çıkan
metamorfik kayalardan oluşmuştur. İlk kez Brinkmann tarafından tanımlanan İzmir-Ankara zonu, başlıca filiş
türü kayalar, kireçtaşı mafik ve ultramafik kayaçlardan oluşmaktadır. Menderes Masifi üzerine bindirmiş olan
Manisa'dan Seferihisar'a kadar uzanan geniş bir bölgede Kampaniyen- Daniyen yaşında olan filiş fasiyesinde
tortul kayalar ve mafik volkanik arakatkılardan yapılı bir matriks ve kireçtaşı bloklarından oluşmuş birim yer
almaktadır. Bu birime Bornova karmaşığı (Erdoğan, 1985,1988) ve Belkahve Formasyonu Parejas (1942) adları
verilmiştir.
İzmir-Ankara zonunun Menderes Masifi üzerine düşük açılı bindirmelerle geldiğini bir çok araştırmacı
tarafından kabul edilmiştir (Dürr, 1975, Dürr ve diğ., 1978, Channel ve diğ., 1979, Şengör ve Yılmaz, 1981,
Akdeniz ve diğ. 1982). İzmir Ankara zonunun stratigrafik özelliğini, özellikle filiş ve karbonat ilişkisini
belirlemeye dönük değişik görüşler ileri sürülmüştür.
(Vardier (193), Oğuz, (1966), Marengwa (1968), Konuk (1977), Akdeniz ve diğ., (1982), Alt Triyas’tan
Alt Kretase’ye kadar devem eden platform tipi karbonat istifinin yer aldığını, bu istifin Geç Kretase’de filiş
fasiyesine geçtiğini belirtmişlerdir. Daha sonra tektonik olaylarla karbonat istif ve filişin karmaşık bir içyapı
kazandığını belirtmişlerdir.
Erdoğan, 1985, 1990 ve Erdoğan ve diğ., 1988 ise kireçtaşı kütlelerinin filiş içine tortullaşma esnasında
yerleştiği ileri sürülmüştür.
Diğer bir görüşe göre ise birbirleriyle diskordans ilişkisi olan üç farklı filiş seviyesinin olduğu ileri
sürülmüştür (Yağmurlu, 1980). Yağmurlu'nun ayırtladığı bir filiş topluluğu sığ denizel karbonat istifinin altında
yer alır ve iki tanesi ise bu platform türü karbonat kesitinin üzerinde bulunur. Yağmurlu’ya göre KampaniyenDaniyen yaşında oluşmuş filiş havzası içerisine kireçtaşı kütleleri, tortullaşma sırasında yerleşmiştir.
Bölgede filiş çökelleri üzerine alt seviyelerde molas çökelleri, üste doğru konglomera kumtaşı ve
nummilitli kireçtaşlarından oluşan Paleosen-Eosen çökelleri yer almakta olup bu çökeller üzerinde tektonik
dokanakla değişik litofasiyeslerdeki çökel kayalar ve mafik ve ultarmafik (ofiyolitlerin) oluşturduğu Çaldağ
Formasyonu adı verilen karmaşık birim yer almaktadır.
Bunun da üzerinde bir açısal diskordansla Eosen'den gölsel-karasal ortamda oluşmuş Miyosen yaşındaki
çakıltaşları kumtaşı ve kiltaşları ve bunlarla yaşıt aglomera, tüf, andezit ve bazaltlardan oluşan volkanik kayaçlar
gelmektedir. Daha üstte ise Pliyosen yaşlı, kiltaşı ara katkılı killi kireçtaşları ve yer yer de az tutturulmuş blok,
çakıl ve kum çökelleri yer almaktadır. İstifin en üstünde ise önceki devreleri açısal diskordansla örten
Kuvaterner (Holosen) yamaç molozu, alüvyon çökelleri gelmektedir.
Sahada yapılan jeolojik çalışmalar ile fay ve çizgisellikler belirlenmiş olup hâkim fay gidişleri KD-GB ve
yaklaşık D-B ve daha az sayıda da KB-GD gidişli faylar belirlenmiştir. Fayların türü genel olarak normal fay
bazılarında ise doğrultu atım bileşeni olan ters faylardır. Yüzey faylarının yanı sıra rejyonal jeofizik veriler
(gravite ve manyetik), MT ve rezistivite verileri ile de genç çökeller tarafından örtülmüş gömülü faylar
belirlenmiştir.
Bu çalışma MTA Genel Müdürlüğüne ait Manisa Merkez-Güzelköy, Mamisa-Saruhanlı-Paşaköy,
Manisa-Akhisar-Kayışlar, Manisa-Akhisar-Karabörklü, Manisa-Kırkağaç-Gelenbe-Alacalar, Manisa-KırkağaçKarakurt, Manisa-Kırkağaç-Deringöz adlı 7 adet ruhsat sahasında yapılan jeoloji, jeofizik ve su kimyası-izotop
çalışmalarını kapsamaktadır.
Proje kapsamında 450 km2 alanda 1/25.000 ölçekli jeoloji haritası, 32 örnek üzerinde su kimyası, 14
örnek üzerinde izotop çalışması, 180 noktada rezistivite (DES) ve 174 noktada manyetotellürik (MT) çalışması
yapılmıştır.
Saha ve çevresinde sıcak su kaynağı bulunmamaktadır. Saha ve çevresindeki kaynak ve sığ sondajlardan
32 adet su örneği alınmıştır. Bu örneklerden birisi hariç sıcaklıkları 9-19 oC olup soğuk sular grubuna
girmektedir. Bir örneğin sıcaklığı ise 23,2 oC’dir. Su analiz sonuçları çeşitli diyagramlarda değerlendirilmiş olup
71
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
sular Schoeller ve IAH sınıflamalarına göre sınıflandırılmışlardır. Bu çalışma sonuçlarına göre alandan alınan su
örneklerinin geneli Ca-Mg-HCO3 ve Mg-Ca-HCO3 sınıfında sular olup, bazı örneklerde derin dolaşımı işaret
eden Cl, Na, K ve SiO2 ve EC (elektriksel iletkenlik değeri) bakımından zenginleşme görülmekte olup bu sular
daha derin dolaşımlı sular olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca suların SiO2 ve Cl dağılımları gridlenerek eş SiO2,
eş Cl ve eş EC dağılım haritaları yapılmıştır. Bu eş konsantrasyon haritalarından SiO2 ve Cl dağılım bakımından
3 bölgede birbiriyle de uyum içinde olan, EC dağılım haritasında da 1 bölgede SiO 2 ve eş Cl dağılımı ile çakışan
anomaliler belirlenmiştir. İzotop çalışmalarına göre sahadan alınan tüm örnekler meteorik kökenli ve genç
sulardır.
MT çalışmaları ruhsat sahalarına bağımlı kalmaksızın ruhsat sahası dışında da ölçüler alınarak havza bazlı
olarak oluşturulan profil çalışmaları şeklinde uygulanmıştır. Nokta aralıkları 1-2 km arasında penetrasyon
derinliği 5-10 km arasında seçilmiştir. MT verileri 2 boyutlu kesitle oluşturularak değerlendirilmiştir. Bu
kesitlerde genellikle üç farklı dirence sahip seviye belirlenmiştir. Üstte yüzeyden itibaren yaklaşık 0-1000/1250
m derinlikler arasında düşük rezistiviteli (20-20/30 Ohm.m) rezisitivite değerlerine sahip kesim Miyosen yaşlı
çökel ve volkanik kayaçları temsil etmektedir. Bu seviyenin altında orta ve yüksek rezistivite ile belirgin (30300 ohm.m) kesim temel İzmir Ankara zonuna ait fliş, karbonat, melanj ve Menderes masifine ait dilimlerden
oluşan metamorfik kayaçları temsil etmektedir. Yüksek rezistiviteli bu temel kayaçlar içinde 5-8/10 km
derinliklerde yer alan 2-10 ohm.m rezisitivite değerlerine sahip düşük rezistiviteli anomali alanları ise kabuk
içinde daha sıcak ve dolayısıyla iletken kesimlere karşılık gelebileceği, bunların intrüzif/subvolkanik
sokulumlara yorumlanabileceği düşünülmektedir.
Jeolojik veriler ve MT sonuçlarına göre rezistivite ölçüleri planlanmış, tüm rezistivite ölçülerinde ruhsat
sahası sınırları içinde alınmış olup, açılım derinliği temel derinliğine göre değişim göstermekte olup (AB/2)
1000-2500 m arasında gerçekleşmiştir. Rezistivite çalışmaları profiller ve bazı ruhsat sahalarında karelaj
yapılmak suretiyle alınmıştır. Profil aralıkları genellikle 500-1000 m, profil üzerinde nokta aralıkları 250-500 m
aralıklı olarak seçilmiştir. Bu çalışma sonuçları seviye haritaları ve görünür rezistivite kesitleri ve elektrik yapı
kesitleri oluşturularak değerlendirilmiş ve yapı kesitlerinde ayırt edilen seviyelerin jeolojik birimlerle
karşılaştırılarak anlamlandırılmıştır.
Jeoloji ve MT çalışmalarından sonra jeotermal açıdan olumsuz olduğu anlaşılan Manisa-SaruhanlıPaşaköy, Manisa-Akhisar-Karabörklü, Manisa-Kırkağaç-Gelenbe-Alacalar ruhsat sahalarında rezistivite
çalışması yapılmasına gerek görülmemiş olup bu ruhsat sahaları terk edilecektir. Manisa-Akhisar-Kayışlar ruhsat
sahasında biri 2500±250 m diğeri 700±100 m derinlikte iki adet, Manisa-Kırkağaç-Deringöz sahasında
2000±200 m derinlikte bir ve Manisa-Merkez-Güzelköy sahasında 700±100 m derinliklerde dört adet jeotermal
araştırma sondaj lokasyonu belirlenmiştir. Manisa-Kırkağaç-Karakurt sahasında ise sondaj çalışması yapılıp
yapılmayacağına komşusu olan Manisa-Kırkağaç-Deringöz ruhsat sahasında önerilen sondaj yapıldıktan sonra
elde edilecek sonuçlara göre karar verilecektir.
72
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
KONYA ( ILGIN) - ISPARTA (ŞARKİKARAAĞAÇ) NEOJEN HAVZASI
KÖMÜR ARAMALARI
Mehmet TAKA1, Levent SAÇLI2, Alper Tunga ÖRTLEK3, Mert SALMAN1
1MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
2
MTA Genel Müdürlüğü Ege Bölge Müdürlüğü, İzmir
3
MTA Genel Müdürlüğü Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, Adana
ÖZ
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığının hazırlamış olduğu 201333-13-02 kod nolu Konya-Ilgın, Isparta-Şarkikaraağaç Kömür Aramaları Projesi kapsamında;
Şarkikaraağaç Linyit Etüt Kamp Şefliği çalışmalarını; Konya-llgın, Isparta-Şarkikaraağaç yörelerinde
01.01.2013-31.12.2013 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.
Projenin amacı;
Çalışma sahasında kömürleşmeye uygun alanları tespit etmek ve Kuvaterner yaşlı çökellerle örtülü
Pliyosen yaşlı Göksöğüt Formasyonu içerisindeki kömürlü seviyelerin devamlılıkları, kalınlıkları, özellikleri ve
ekonomikliğinin araştırılmasıdır.
Proje Kapsamında Yapılan çalışmalar;
Etüt ve Sondajlı çalışmalar şeklinde yürütülmüştür.
2013 Yılında Yapılan Etüt Çalışmaları
1/25.000 Ölçekli 250 km2 detay Jeoloji; AFYON-L25-c2-c3-d1 ve
1/100.000 Ölçekli 500 km2 prospeksiyon: AFYON-L25 paftasında gerçekleştirilmiştir.
2013 Yılında Yapılan Sondajlı Çalışmalar
Sondajlı çalışmalar; kömür aramalarına ve rezerve yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Ilgın havzasında
rezerve yönelik, Şarkikaraağaç havzasında aramalara ve rezerve yönelik olarak yapılmıştır.
Çalışma alanının temeli Paleozoyik-Mesozoyik (P-M) yaşlı kristalize kireçtaşı, metakumtaşı, radyolarit,
kuvarsit ve şistler ile ofiyolitik kayaçlardan (gabro, diyabaz, serpantinit vs.) oluşur.
Bu temel birimler üzerine uyumsuz olarak Üst Miyosen - Alt Pliyosen yaşlı konglomera, çakıltaşı,
kumtaşı, silttaşı, kiltaşı, kireçtaşı ile yer yer merceksel linyit damarlarından oluşan Bağkonak Formasyonu (Tb)
yer alır. Bağkonak Formasyonu üzerinde uyumlu ve geçişli olarak gözlenen Pliyosen yaşlı kumtaşı, silttaşı,
marn, çamurtaşı, gidyalı kiltaşı, kil, kireçtaşı ve linyitli seviyelerden oluşan Göksöğüt Formasyonu (Tg) bulunur.
Göksöğüt Formasyonu üzerinde uyumsuz olarak Kuvaterner yaşlı çökeller (Qal) yer alır.
Konya-Ilgın Neojen havzasında kömürler Pliyosen yaşlı Dursunlu Formasyonu içerisinde yer alır.
Kömürler temel birimler içerisinde birbirinden bağımsız olarak gelişen göllerin sığ bataklık kesimlerinde
oluşmuştur.
Ilgın sahasında rezerve yönelik sondajlar yapılmış olup, 1 ile 10 damar şeklinde yataklanma mevcuttur.
Kömür damar kalınlıkları damar kalınlıkları 0,10 ile 31,90 metre arasında değişmektedir.
Şarkikaraağaç havzasında kömürler Pliyosen yaşlı Göksöğüt Formasyonu içerisinde gelişen bataklıklarda
oluşmuştur. Şarkikaraağaç sahasında arama ve rezerve yönelik olarak gerçekleştirilen sondajlarda 1 ile 9 damar
halinde yataklanma mevcut olup, kömür damar kalınlıkları 0,05-8,10 metre arasında değişmektedir.
2013 yılı içerisinde Konya-Ilgın, Isparta-Şarkikaraağaç havzalarında kömür aramalarına ve rezervine
yönelik olarak; MTA Genel Müdürlüğüne ait olan 10 adet ruhsat sahasında, 171 adet sondajda toplam 45 895,30
metre ilerleme gerçekleştirilmiştir.
73
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
TÜRKİYE GENELİ MERMER VE DOĞAL TAŞ POTANSİYEL
ALANLARININ BELİRLENMESİ
Demir ERKANOL1, Abdülkerim AYDINDAĞ2
1
2
MTAGenel Müdürlüğü Marmara Bölge Müdürlüğü, Kocaeli
MTA Genel Müdürlüğü Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Alp-Himalaya Kuşağı’nda yer alan ülkemizde çeşitli desenlerde büyük miktarlarda doğal taş rezervleri
bulunmaktadır. Kalker bazlı mermer ve doğal taşlar rezervinin bol ve çeşitli olması hammadde üretiminde,
Türkiye’nin önde gelen gelen ülkelerden biri olmasını sağlamıştır. Bunun yanı sıra tüm jeolojik yaş gruplarında
(Alt Devoniyen – Pliyosen) kesilebilir özellikte kayaçlar görülmektedir.
Ülkemizde bu gruplara giren çeşitli renk ve desenlerde; Sedimanter kökenli kayaçlar (kristalize kireçtaşı,
kalker, traverten, oniks vb.), magmatik kayaçlar (granit, siyenit, diyabaz vb.) ve volkanik kayaçlar (andezit,
bazalt vb.) bulunmaktadır.
Bu potansiyeli göz önüne alan MTA Genel Müdürlüğü, “Türkiye Mermer ve Doğal Taş Potansiyel
Alanları Belirleme” projesini gerçekleştirmiştir. Özellikle ihracat potansiyeli yüksek doğal taşların; oluşumu
etkileyen jeolojik, yapısal, magmatik ve metamorfik kontrol sistemleri tespit edilerek, mevcut yatakların yayılımı
belirlenmiştir. Ocaklardan çıkarılan desenlere ait fiziko-mekanik, kimyasal, petrografik analizler ile desen
fotoğrafları temin edilmiş ve doğal taş olabilecek potansiyel kayaç grupları belirlenmiştir.
74
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
UZAKTAN ALGILAMA TEKNİKLERİ KULLANILARAK
JEOTERMAL KAYNAK ARAMALARI
Burcu KOCADERE1, Murat KORUYUCU1, Kerem M. AVCI1, Ayşe DAĞLIYAR1, Yeliz
BAYRAKTAROĞLU1, Sinan SARP1, Düzgün ÇAM1
1
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Günümüzde çok önemli bir yere sahip olan jeotermal kaynak aramalarında uzaktan algılama
çalışmalarının kullanılması zaman ve maliyet açısından çok önemli bir katkı sağlama potansiyeline sahiptir.
Jeotermal kaynak aramalarında hidrotermal alterasyon alanları ve çizgiselliklerin belirlenmesi çalışmaların
temelini oluşturmaktadır. Bu iki unsur sahadaki sıcak ve mineralli suların varlığını ifade edebilmektedir. Ayrıca
termal uydu verileri kullanılarak yüzey sıcaklıkları tespit edilmektedir.
Proje kapsamında çalışma sahası olarak Balıkesir (Hisaralan Jeotermal Sahası) ve Denizli (Kızıldere
Jeotermal Sahası) seçilmiştir. Çalışma sahalarını içine alan Aster uydu verilerinin gece ve gündüz görüntüleri ile
Landsat uydu verisi kullanılarak yüzey sıcaklık dağılım haritaları elde edilmiştir. Hisaralan Jeotermal Sahası için
belirlenen sıcak su çıkış noktalarının, ASTER uydu verisinden elde edilen sıcaklık değerleri 30,8-35,8 0C
aralığında, Kızıldere jeotermal sahası için 31,81-39,610C aralığında değişmektedir. LANDSAT uydu
verilerinden elde edilen yüzey sıcaklığı değerleri ise Hisaralan Jeotermal Sahası için 24,10-30,44 0C aralığında,
Kızıldere jeotermal sahası için 34,50-38,400C aralığında değişim göstermektedir.
Ayrıca, bu bölgelerin görüntü işleme teknikleri kullanılarak çizgisel yapıları ve hidrotermal alterasyon
alanları belirlenmiştir. Bu yapılarla yüzey sıcaklık verileri deneştirilerek potansiyel sahalar tespit edilmiştir.
Haziran ve Ekim aylarında jeotermal sahalarda arazi doğrulama çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Arazi çalışmaları
sırasında alınan kayaç örneklerine ait spektra ölçümleri yapılarak mineral tanımlamaları yapılmıştır. Yapılan
analiz sonuçlarına göre Hisaralan Jeotermal Sahası için 4 adet örnekte kaolen, 1 adet örnekte kalsit, 2 adet
örnekte hematit, 1 adet örnekte hematit ve kaolen saptanmıştır. Kızıldere Jeotermal Sahası için 2 adet örnekte
kaolen, 1 adet örnekte muskovit, 1 adet örnekte kalsit ve 1 adet örnekte jips saptanmıştır. Bu sonuçlar ASTER
uydu verisi ile elde edilen sonuçlarla büyük oranda uyumludur. 2013 yılı içerisinde yapılan çalışmalardan elde
edilen sonuçlar doğrultusunda belirlenen yöntemler ile 2014 yılı için yeni jeotermal sahaların tespit edilmesi
amaçlanmaktadır.
75
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
UZAKTAN ALGILAMA YÖNTEMLERİ İLE JEOLOJİK
ÖZELLİKLERİN TESPİTİ
Murat KORUYUCU1, Engin Ö. SÜMER1, Burcu KOCADERE1, Yeliz BAYRAKTAROĞLU1, Beliz AKSOY1,
K. Canan ÖZGÜNER1
1
MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Uzaktan algılama çalışmalarının gelişiminde, teknolojinin ilerlemesine paralel olarak, son yıllarda büyük
bir ilerleme görülmektedir. Özellikle, jeolojik uzaktan algılama çalışmaları ile metalik, endüstriyel ve enerji
hammadde gibi doğal kaynak aramalarında ve doğal afet alanlarının tespit edilmesinde uydu verilerinin
kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. Günümüzde çözünürlüğü yüksek, birçok spektral banttan oluşan, uydu ve
uçaklardan alınan görüntüler bu amaç için kullanılmaktadır. Jeolojik özelliklerin tespitine yönelik olarak en
yaygın kullanılan uydular ASTER, LANDSAT ve HYPERION’ dur. Bu alıcılardan elde edilen verilerin
analizleri ile arazi çalışmaları öncesinde jeolojik birçok özelliğe ait bilgiler elde edilebilmektedir.
Jeolojik özelliklerin tespitine yönelik olarak MTA Genel Müdürlüğü, Uzaktan Algılama Merkezi’nde
2002 yılından bu yana ASTER uydu verileri kullanılarak Türkiye genelinde çalışmalar yapılmaktadır. 2014 yılı
başı itibariyle yaklaşık 350 adet ASTER uydu verisi analiz edilmiş, birçok alanın arazi doğrulama çalışması
tamamlanmış ve raporlanarak arşivlenmiştir. Projemizin 2010-2013 yılları arasını kapsayan bölümünde, bu
görüntülerin 180 adedi analiz edilmiştir.
Geliştirilen metodoloji ve algoritmalarla ASTER uydu verilerinin öncelikle coğrafik ve atmosferik
düzeltilmesi yapılmakta ve görüntülerde yer alan su, bitki örtüsü, bulut, kar gibi yersel etmenlerin ortadan
kaldırılması amacıyla maskeleme uygulanmaktadır. Sonraki aşamada mineral haritalama, kaya türü ayırtlaması,
yüzey sıcaklığı, stereoskopik görüntü elde etme, çizgisel ve dairesel gibi yapısal unsurların belirlenmesine
yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda her bir ASTER uydu verisine 40’ın üzerinde analiz işlemi
gerçekleştirilmektedir. Elde edilen tüm sonuçların bir arada değerlendirilmesi amacıyla, Coğrafi Bilgi
Sistemlerinden (CBS) de yararlanılmaktadır.
Bir maden yatağı veya endüstriyel hammadde kaynağının bulunmasında uzaktan algılama ile saptanan
jeolojik özellikler ile öncel çalışmalardan elde edilen sayısal haritaların bir arada kullanılması gerekmektedir.
Her maden yatağı farklı bir oluşum mekanizmasına, mineral birlikteliklerine ve özel yapısal özelliklere sahiptir.
Bu nedenle, elde edilen mineral haritaları ve litolojik farklılıklar sayısal jeoloji haritaları ile kontrol edilmekte ve
çalışma alanlarındaki yapısal unsurlar değerlendirilerek maden yatağı oluşabilecek alanlar ayrıntılı olarak
saptanabilmektedir. Son aşamada ise potansiyel alanlara ait veriler, CBS ortamında, sayısal topografik haritalar
üzerine dökülerek, arazi doğrulama çalışmaları için lokasyonlar belirlenmektedir.
Bu proje çalışmaları ile saptanan jeolojik özellikler fay zonlarının haritalanması, heyelan bölgelerinin
tespiti gibi doğal afet konularındaki çalışmalara da ön bilgiler sağlamaktadır. Bugüne kadar ülke çapında yapılan
ASTER uydu verisi analiz çalışmaları sonucunda, özellikle polimetalik maden yatağı olabilecek sekiz ayrı ruhsat
önerisinde bulunulmuştur. Ayrıca endüstriyel ve enerji hammaddesi olabilecek birçok alanda elde edilen veriler
Kurum içi ve dışındaki çalışmalara destek verebilmek amacıyla raporlanarak arşivlenmeye devam edilmektedir.
Elde edilen tüm sonuçların “MTA Yerbilimleri Portalı” altında katmanlar olarak verilmesi de planlanmaktadır.
76
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
YÜKSEK ALAN ŞİDDETLİ YAŞ MANYETİK AYIRICILARIN Fe 2O3
AYIRIM ETKİNLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASI
Saruhan SAKLAR1, Nihal GÖRMÜŞ1, Bülent BAŞARA1, Erol ERTAŞ1
1
MTA Genel Müdürlüğü Maden Analizleri ve Teknolojisi Daire Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Cevher zenginleştirme işlemlerinde önemli bir yer tutan manyetik ayırım yöntemi; manyetik alınganlık
değerleri arasındaki fark sayesinde minerallerin birbirinden ayrılması prensibine dayanmaktadır. Bu yöntem,
oldukça geniş bir uygulama alanına sahip olup, kullanılan ayırıcılar; kendi içlerinde geniş bir çeşitlilik
göstermektedir. MAT Dairesi Cevher Zenginleştirme Laboratuvarları’nda mevcut olan yüksek alan şiddetli yaş
manyetik ayırıcı (20,000 Gauss) ile sürekli mıknatıslı kuru manyetik ayırıcı (7,000 Gauss) özellikle endüstriyel
hammaddelerin zenginleştirilmesi çalışmalarında sıkça kullanılmaktadır. Endüstriyel uygulamalarda, genellikle,
kuru manyetik ayırıcı, yaş manyetik ayırıcıya kıyasla daha iri boylarda kullanılmakla beraber yaklaşık <300
mikron tane boyuna sahip cevherlere her ikisi de uygulanabilmektedir. Cevher Zenginleştirme Laboratuarlarında
bulunan manyetik ayırıcıların kıyaslanmasını hedefleyen bu çalışma kapsamında sürekli mıknatısın daha düşük
alan şiddeti oluşturmasına karşın kesin olarak çalışılan her tane boyu fraksiyonu ve dağılımında yaş yöntemden
daha etkili ayırım yaptığı kanıtlanmıştır. Bunun muhtemel nedenleri tartışılacaktır.
77
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
JEOTERMAL REZERVUAR ARAŞTIRMALARI VE KORUMA
ALANLARI BİRİMİ 2013 YILI FAALİYETLERİ
Oktay ÇELMEN1, Nilgün DOĞDU1, Artun ORAKÇI1, Berrin AKAN1, Murat ŞAHAN1, Fatih İNCEGİL1, Pınar
YILDIZ1, Hande Özsoy YOLAL1, Murat AKAR1, Yunus DURAN1
1
MTA Genel Müdürlüğü Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Bilindiği gibi jeotermal sistemlerde sürdürülebilirlik, kaynağın verimli ve etkin kullanılması açısından
kritik öneme sahiptir. Bu nedenlerle, jeotermal kaynakların sürdürülebilirliğinin sağlanması kaynakların her türlü
kirletici etkiden korunması ve doğru bir şekilde işletilmesine bağlıdır. Bu nedenlerle, 5686 Sayılı Jeotermal
Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun 14. maddesi ve Uygulama Yönetmeliğinin 23. maddesi, 4.
fıkrası hükümleri gereği ruhsat sahipleri Koruma Alanı Etüt çalışmasını yaptırmaları ve ilgili İl Özel İdareleri de,
hazırlanan bu Kaynak Koruma Alanı Etüt Raporunu MTA Genel Müdürlüğünün görüşünü alarak onaylamaları
gerekmektedir.
Birimimiz, Kurumsal Danışmanlık Faaliyetleri, Bilimsel Araştırma Projeleri ve Koruma Alanları Etüt
Çalışmalarını yürütmektedir. Bu kapsamda birimimiz, 5686 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri
ve Genel Müdürlüğümüz çalışma usulleri gereği hazırlanan Kaynak Koruma Alanı Etüt Raporlarını yerinde
incelenerek, rapor hakkında teknik görüşünü ilgili İl Özel İdaresine iletmektedir. Bununla birlikte “Ücretli İşler”
kapsamında Genel Müdürlüğümüz ile yapılan sözleşme kapsamında hazırlanan Kaynak Koruma Alanı Etüt
çalışmaları birimimizin bir başka çalışma konusunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda birimimiz 2013 yılında 56
tane raporu yerinde incelemiş ve rapor hakkındaki teknik görüşünü ilgili İl Özel İdarelerine iletmiştir. Yine
Genel Müdürlüğümüz ile yapılan sözleşme kapsamında 8 adet Kaynak Koruma Alanı Etüt Çalışması yapılmış
olup, bu çalışmaların bir kısmı sonuçlanmış bir kısmı ise rapor yazım aşamasında bulunmaktadır.
Genel Müdürlüğümüz ile yapılan sözleşme kapsamında 2013 yılında Kurumsal Danışmanlık Hizmetleri
verdiğimiz 4 kurum bulunmaktadır. Kurumsal Danışmanlık ile ilgili bu faaliyetler; bilgi yönünden araştırma,
yönlendirme, döküman üzerinden teknik inceleme çalışmaları ile üretime yönelik kullanılan kuyularda 6 (altı)
ayda bir, re-enjeksiyona yönelik kullanılan kuyularda 3 (üç) ayda bir olmak üzere periyodik hidrokimya
çalışmalarını içermektedir. Bununla birlikte talep edilmesi halinde arazide inceleme veya sondaj takibi amacıyla
kısa süreli eleman görevlendirilmesi ve yaptırılacak jeotermal araştırma sondajlarına ait lokasyon(ların) mevcut
bilgi birikimine dayanarak tespitine yönelik çalışmalar yapılabilmektedir.
78
24 Şubat-06 Mart 2014
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
Ankara-TÜRKİYE
TKİ ELİ EYNEZ SEKTÖRÜ GÜNEYİNDE PLANLANAN ANA GALERİ
GÜZERGAHLARINA AİT JEOTEKNİK ETÜT
İbrahim AKBULUT1, İlker ÇAM1, İbrahim ASLAN1, Tahsin AKSOY1, Ahmet ONAK1, N. Pınar YILMAZ1,
Selma SÜLÜKÇÜ1
1
MTA Genel Müdürlüğü Fizibilite Etütleri Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Herhangi bir bölgede madencilik faaliyetine başlamadan önce, bölgenin jeolojik-jeoteknik açıdan ayrıntılı
olarak incelenmesi ve bu incelemenin sonuçlarına bağlı kalarak güvenli ocak tasarımlarının yapılması, daha
sonraki yatırım maliyetlerinin minimumda tutulması açısından büyük önem taşımaktadır. Yatırım maliyetleri bir
işletmenin ekonomikliğini etkileyen en önemli unsurdur.
TKİ’ye bağlı Ege Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğü (ELİ) Soma Eynez Linyit Havzasında, KınıkYaylaköy-Kalemköy köyleri arasında kalan linyit sahasında planlanan ana galeri güzergahları boyunca
karşılaşılacak kaya türlerinin sınıflandırılması ve jeomekanik parametrelerin belirlenmesi bu çalışmanın
konusunu oluşturmaktadır.
İnceleme alanında temel olarak adlandırılan Alt Triyas yaşlı grovak-şist ve Orta-Üst Triyas yaşlı kristalize
kireçtaşları yüzeylenmektedir. Temel kayaçları üzerinde uyumsuz olarak Alt Miyosen yaşlı Soma formasyonu,
Deniş formasyonu, Orta-Üst Miyosen yaşlı Pltv-örtü volkanitleri yer almaktadır. Miyosen öncesi KD-GB yönlü
faylar denetiminde gelişen horst ve grabenler Miyosen linyit havzasının oluşmasını sağlayan bölgenin en önemli
tektonik yapılarıdır. Miyosen ve Pliyosen’de gelişen KB-GD yönlü faylar ikincil horst ve grabenleri
oluşturmuştur.
Jeoteknik etütler kapsamında yürütülen çalışmalarda yaklaşık 10 km 2 ’lik bir alan içerisinde koordinatları
TKİ tarafından verilen lokasyonlarda üç ana galeri güzergahında toplam 2709,50 m derinliğinde 6 adet sondaj
yapılarak jeoteknik log tutulmuş, gerekli görülen seviyelerden birimleri temsil edecek nitelikte 237 set karot
örneği alınmıştır.
Tüm çalışmaların sonucunda, sondajların galeriyi kestiği noktaya ve litolojik birime göre RMR ve Q
sisteminde kaya kütle sınıflaması yapılmıştır.
79
MTA BİLİMSEL ETKİNLİKLER HAFTASI-2014
24 Şubat-06 Mart 2014
Ankara-TÜRKİYE
SONDAJ AKIŞKAN SİSTEMLERİNİN GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK
ÇALIŞMALAR
Bülent TOKA1, Nuray TOKA1, İ Serhat TAN1, Oğuzhan ÇALIŞKAN1, Yusuf GÜNGÖR1
1
MTA Genel Müdürlüğü Sondaj Dairesi Başkanlığı, Ankara
ÖZ
Çamur projesi kapsamında; teknik personelin çamur konusunda eğitimini gerçekleştirmek, kulelerin ve
merkez laboratuarın ihtiyacı olan teknik donanımları temin etmek, sondaj parametreleri izleme sistemi
oluşturmak, sondaj akışkanlarının davranışlarını belirlemeye yönelik laboratuar testleri yapmak, belge ve
raporlar üretmek amaçlanmıştır.
Proje elemanlarının, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Araştırma Merkezi- uygulamalı çamur eğitimi,
ODTÜ Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği - sondaj akışkanları dersi ve TPAO Batman Bölge Müdürlüğüne bağlı
sondaj kulelerinde - uygulamalı çamur eğitimi almaları sağlanmıştır.
Çalışan tüm kamplar ziyaret edilerek sondaj akışkan sistemleri incelenmiş ve kampların durumu hakkında
Sondaj Dairesi Başkanlığına rapor verilmiştir.
Kulelerin ve merkez laboratuvarın ekipman ve malzeme ihtiyacı listesi Sondaj Dairesi Başkanlığına
sunulmuştur.
“Akşehir Jeotermal Enerji Araştırmaları” ve Beypazarı Kömür Araştırmaları” kamplarında TPAO
standartlarında çamur laboratuarı kurulmuştur. Çamurun fiziksel ve kimyasal takibi için gerekli donanım ve
kimyasallar maddeler temin edilmiştir.
“Akşehir Jeotermal Enerji Araştırma” kampında rezervuar kirlenmesini önlemek amacıyla “bentonit +
CMC” sondaj akışkanı uygulaması yapılmıştır.
Sondaj ve çamur parametrelerinin takibi için sondaj izleme formu oluşturularak ilgili birimler arasında
dropbox sistemi üzerinden paylaşımı sağlanmıştır.
Sondaj akışkanı programı ve sondaj akışkanı rapor formatları oluşturulmuştur.
Kamplarda yaşanan çamur problemlerine çözüm önerileri üretilerek, “Amasya Kömür Araştırmaları”
kampında KCl–PHPA- Glikol çamuru başarı ile uygulanmıştır.
80
MADEN TETKĠK VE ARAMA
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Adres: Üniversiteler Mahallesi
Dumlupınar Bulvarı No: 139
Çankaya- Ankara 06800
Tel: 312 201 10 00 (pbx)
Faks : 312 287 91 88
Download

2014 Yılı MTA Bilimsel Etkinlikler Haftası düzenlendi.