NASIL YÜZELİM: SIRT ÜSTÜ MÜ, KELEBEK Mİ?
A.Çetin Gezgincan > [email protected]
Giriş
Her insan farklı bir dünyadır. Herkes doğuştan kendine has nitelikler ve özellikler taşır. O
nedenle biri için iyi olan öbürü için iyi olmayabilir. Birisi için çok doğru olanın diğeri için
olmaması gerektiği görülebilir. Kendini tanıma, nitelik ve özelliklerinin farkında olma,
alışkanlıklarını tespit etme ve bunlara göre hayatın ileri safhalarıyla ilgili kararlar alıp
uygulama, birey için çok önemlidir. Herkes kendisine ait en iyi öğrenme yolunu kendisi
seçmeli, düşünme biçimi ve öğrenme stillerinin tespitinde de yine kendi durumunu göz
önünde bulundurmalıdır. Burada verilen öneriler herkese aynen uygulanamaz. Seçme hakkı
bireye bırakılmalı ama verilen örnekleri de denemesi için teşvik edilmeli, kendisine uygun yol
ve yöntemi geliştirmesine de yardımcı olunmalıdır.
Düşünme biçimleri
Düşünmek, gerçeğin anlaşılması için gösterilen zihinsel etkinliktir. Düşünmenin, bilginin
anlamlandırılması, gerçeğin anlaşılmaya çalışılması için gösterilen çabanın tümü olduğu
söylenebilir. İnsan aklı, bir düşünce fabrikasıdır, bir günde sayısız düşünce üreten verimli bir
fabrika… Bu fabrikanın çalışma şekli yani bireyin düşünme biçimi, bireyin hayatındaki
hemen tüm alışkanlıkları ile öğrenme stilini de ortaya çıkarmaktadır. Bireyin başarıya ve
istediği hedeflere ulaşması ancak düşünme biçimini ve öğrenme stilini tespit edip bunlara
göre hareket etmesine bağlıdır.
Düşünme biçimleri, analitik ve bütünsel düşünme biçimi olmak üzere temelde iki grupta
toplanır. Aslında bu iki düşünme biçimi herkeste bulunur. Ancak bireyler bu iki düşünme
biçiminden birini daha baskın olarak kullanırlar.
1)Analitik Düşünme Biçimi: Bir konuyu, sorunu ya da problemi alt başlıklarına ayrıştırıp
(tümden gelimle) veya her bir başlığı ayrı ayrı irdeleyip eleştirerek ve her biri arasındaki
bağlantıları gerçekçi kanıtlarıyla ortaya koyarak (tüme varımla) düşünmek ve
değerlendirmektir. Burada sahip olunan bilgiyi analiz etmek çok önemlidir. Verilerden bir
sentez oluşturmak gerekir. Sonra da bunları değerlendirip bir neticeye ulaşmak önemlidir.
Analitik düşünme biçimini baskın olarak kullananlar, herhangi bir konuyu öğrenirken
adım adım ilerlemeyi, detaylar hakkında bilgi sahibi olmayı, konuya odaklanıp sonuca
ulaşana kadar devam etmeyi tercih ederler. Masa başında çalışmak konsantrasyonlarını
arttırır. Yalnız çalışırlar. İyi aydınlatılmış ve sessiz ortamları tercih ederler. Bir işi bitirmeden
diğerine başlamazlar. Sabah saatlerinde daha verimlidirler.
2)Bütünsel Düşünme Biçimi: Bazıları bütünü görebilme veya genel görünüşü
yakalayabilme özelliğine sahiptir. Bütün, bileşenlerinin toplamından farklıdır. Bazı insanların,
bir biçimde çok kısa sürede, karmaşık bir durumu tanımlayabildikleri ve en genel özelliklerini
belirleyebildikleri bilinmektedir. Bütünsel düşünenlerin herhangi bir konu hakkında genel
parametreleri içeren sınırlı ama doğru bilgilere sahip oldukları, konuyu ince detaylarına kadar
bilenlere göre, bütünü daha rahat görebildikleri söylenebilir.
Bütünsel düşünme biçimini baskın olarak kullananlar, öncelikle ana fikri anlamaya
çalışırlar. Sosyal, dışa dönüktürler. İyi aydınlatılmış ortamlardan tedirgin olup rahat bir
ortamında çalışmayı tercih ederler. Müzik dinleyerek çalışırlar. Grup halinde çalışmayı tercih
ederler. Sık ara verirler. Aynı anda birden fazla işe odaklanabilirler. Gece saatlerinde çalışma,
daha verimli olmalarını sağlayabilir.
Öğrenme stilleri
Bireyler baskın olarak kullandıkları düşünme biçimine göre bazı öğrenme yollarını da
tercih ederler. Bireyi en iyi öğrendiği yol, onun öğrenme stilidir. Birey kendi öğrenme stilini
bilirse öğrenme zevkli ve verimli olur. Araştırmalar, başarısız olarak görünen pek çok
öğrencinin başarısızlık nedeninin, kendisine uygun olmayan çalışma ve öğrenme yöntemi
kullanması olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bir diğer neden de öğretmenlerin öğretme stilleri ile
öğrencilerin öğrenme stillerinin farklı olmasıdır. Öğrencinin öğrenme tercihi ile öğretmenin
öğretme stili uyuştuğu zaman motivasyon yükselmekte ve başarı artmaktadır. Bu nedenle
bireyin öncelikli olarak kendi öğrenme stilini tespit etmesi gerekmektedir.
Alp Boydak, “Öğrenme Stilleri” kitabında, öğrenme stillerini üç ana başlıkta toplamanın
mümkün olacağını belirtmektedir: Görsel, işitsel ve kinestetik/dokunsal. Bu özellikler de tıpkı
düşünme biçimlerinde olduğu gibi herkeste bulunur. Ancak bireyler, bu üç özellikten birini
daha baskın olarak kullanırlar.
Görsel: Karışıklık ve dağınıklıktan rahatsız olurlar. Dağınık bir masada asla çalışamazlar.
Önce masayı kendilerine göre düzenler, daha sonra çalışmaya başlarlar. Kalem, silgi,
kalemtıraş gibi araçlar için masada kendilerine göre bir yer belirler ve bu araç-gereci hep aynı
yerde tutarlar. Çantaları, dolapları her zaman düzenlidir. Yazmayı sevmeseler bile defterlerini
düzenli ve itinalı kullanırlar. Düz anlatım yönteminden yeterince yararlanamazlar.
Öğrenmelerini kolaylaştırmak için renkli kalemler, kartlar, resimler, grafikler, semboller,
haritalar, şemalar ve posterlerden yararlanmalıdır. Hafızasında tutması gerekenler için renkli
kalemlerle yazılmış görsel hatırlatma notları hazırlamalıdır. Bu notları kendisine ait mantar
pano, dolap kapağı, ayna, defter kapağı, dosya üzeri vb. yerlere yapıştırmalı, sürekli göz
önünde bulundurmalıdır.
İşitsel: Küçük yaşlarda kendi kendilerine konuşurlar. Ses ve müziğe duyarlıdırlar. Sohbet
etmeyi, birileri ile çalışmayı severler. Genellikle ahenkli ve güzel konuşurlar. Yabancı dil
öğreniminde başarılıdırlar. Daha çok konuşarak, tartışarak öğrenirler. Bilgi alırken dinlemeyi,
okumaya tercih ederler. Olay ve kavramları birinin anlatması ile daha iyi anlarlar.
Öğrenmelerini kolaylaştırmak için çalışma grupları oluşturmalı ve o gruplarla çalışmalı ya da
bir çalışma arkadaşı bulmalı. Konuları tekrar ederken yüksek sesle okumalı, yalnız da olsa
anlatmalı, anlatımları dinleme yoluna gitmelidir. Gerekirse hazır ders kasetleriyle veya
derslerin anlatımı sırasında oluşturduğu kendi kasetleriyle tekrarlarını arttırmalıdır.
Kinestetik/Dokunsal: Oldukça hareketlidirler. Tahtayı silmek, pencereyi açmak, kapıyı
örtmek, tebeşir getirmek hep onların görevi olsun isterler. Tahta-tebeşir-anlatım ders işleme
sisteminden en az yararlanırlar. Mutlaka ellerini kullanacakları yaparak yaşayarak öğrenme
yönteminin uygulanması gerekir. Sınıf yerine okul bahçesi veya laboratuarda dokunarak,
ellerini kullanarak olayların içinde yaşayarak çok daha iyi öğrenirler. Öğrenmelerini
kolaylaştırmak için çalışırken hareket etmelerini çok kısıtlamamalı, kendi istediği yerde ve
formda/şekilde çalışmalarına izin vermelidir. Anahtar kavramlar için modeller inşa
etmeli(lego, oyun hamuru, kil), laboratuar çalışmaları için fazladan zaman ayırmalı, konuyla
ilgili müze, tarihi yerler gibi yerlere götürülmelidir. Problemleri ve denklemleri fasulye, dama
taşları, sayma çubukları, zarflar, tabaklar, kaseler gibi gerçek malzemeler kullanarak
yapmalıdır.
Sonuç
Temelde başarısız ya da öğrenemeyen öğrenci yoktur. Ancak konu, onların öğrenmelerine
müsait bir hale gelmediği için henüz öğrenme gerçekleşmemiş olabilir. Bunu sağlamak için de
öğrencilerin kendi düşünme biçimleriyle öğrenme stillerini bilmeye ihtiyaçları vardır. Aynı
zamanda öğretmenler de öğrencilerinin bu özellikleri hakkında bilgi sahibi olmalıdırlar.
Böylece bir konunun daha kolay öğrenilebilmesi için uygun yöntemleri içeren kaynaklara
ihtiyaç duyan, yüksek motivasyonlarının kendilerince fark edilmelerini isteyen öğrencilere,
uygun yöntem ve stillerde dersleri anlatmak daha kolay olacaktır. Tabi yöneticiler de uygun
ortamların sağlanması konusunda elden gelen gayreti göstermelidir ki, ders saatlerinin
yayılımından ders ortamları ve kullanılan malzemelerin zenginliğine kadar her şey yerli
yerinde olsun.
Sonuç olarak yönetici ve öğretmenlerin öğrencilerin öğrenme stillerini dikkatli bir şekilde
değerlendirmesi gerekir. Yukarda değindiğimiz düşünme biçimleri ile bireye özgü öğrenme
stillerinin önceden bilinmesinde mutlaka çok yarar vardır.
Öğretmenlerin kendi öğretme ve öğrenme stillerini analiz edip ders anlatırken farklı
öğrenen tüm öğrencilere yönelik bir yaklaşım sergilemeleri, daha az öğrencinin hayal
kırıklığına uğramasını ve akademik alandaki başarısızlıklarının azalmasını sağlar.
Son bir cümle olarak başlığımızdaki soruyu ele alırsak, nasıl yüzelim: sırt üstü mü,
kelebek mi? Başarılı olmak için elbette bize en uygun olanı öğrenip geliştirerek. Yoksa bize
uygun olmayan stillerde dolaşıp dururuz da başarıyı yakalamamız mümkün olmaz.
Kaynak:
Alp Boydak, Öğrenme Stilleri, Beyaz Yayınları.
http://tr.wikipedia.org
Download

NASIL YÜZELİM: SIRT ÜSTÜ MÜ, KELEBEK Mİ? A.Çetin Gezgincan