Türkiye
küçük
Millet Meclisleri
Ekim 2014 O.P. Raporu
1
Ortadoğu’da Değişen Dengeler
ve
Türkiye’nin Dış Politikası
www.tkmm.net
1 2
Ortak Paydalar
Can yakıcı olayların yaşandığı bu dönemde, değil böyle bir
konuyu tartışmak, toplantıları yapmak bile çok güçtü. Elde
edilebilen Ortak Payda’nın hacmi de bu güçlüğün net bir
göstergesi.
1. IŞİD terör örgütüdür, Beşşar Esed diktatördür.
2. Son dönemde gerçekleşen olayların hem öncesi
hem sonrası için taraflar sağ duyulu olmalı.
3. Hem eylemler hem de eylemi gerçekleştirenlere
yapılan müdahaleler hukuki zeminde olmalı
Ama TkMM, sadece kolay günlerde değil, en zor günlerde
de farklı görüşlerin yan yana gelmesi ve birbirini uygarca
dinlemesi, toplumsal diyalogun kesilmemesi görevini yerine
getirmekte ısrarcı olacağını gösterdi. Mutluyuz.
Hazırlayan:
Cemil Altay
Türkiye küçük Millet Meclisleri Koordinatörü
“Raporda yer alan görüşler TkMM katılımcılarına aittir.”
TkMM Girişimi,Uncular Cad. 28/2, TR- 34672 İSTANBUL
3
Panorama
Eylül ayında aktif olduğu illerde basın toplantıları
düzenleyerek Yeni Yasama Dönemi’ne “Merhaba” diyen ve
ilişkilerini tazeleyen TkMM, Ekim ayına gelindiğinde ilk
toplantılarını yaptı, çalışmalarına kaldığı yerden devam etti.
Gündem hem içerde hem de dışarda sıcaktı ve toplantıların
yapılmasını da etkileyecek kadar yerelle iç içeydi. Suriye
Rejimi, IŞİD’in Ortadoğu’da ilerleyişi, Irak-Kürdistan
Bölgesel Yönetimi, Çözüm Süreci, Rojava Bölgesi derken
IŞİD’in ilerleyişi Kobani’ye yöneldi.
Türkiye’nin ve bölgedeki muhatapların hassasiyetlerinin ve
eylemselliğinin zirveye çıktığı bu ortamda, TkMM Ekim ayı
Toplantıları’nın gündemi de “Ortadoğu’da Değişen
Dengeler ve Türkiye’nin Dış Politikası” oldu.
Kobani’deki yerel halkın IŞİD tehdidine karşı dünyaya
yaptığı yardım çağrısı, Türkiye’de de yankılandı. Yaz ayları
boyunca yaptığı katliamlarla gündemden düşmeyen IŞİD,
Türkiye’nin Musul Konsolosluğu’nda rehin aldığı 49 kişiyi
serbest bırakmış ve Kobani’yi kuşatmıştı.
4
ABD
uçaklarının
IŞİD’I
bombalamasına
rağmen
gerilemeyen IŞİD tehdidi, Hükümetin tezkere kararına
rağmen bölgede olan bitene karşı muhatapları tatmin
etmeyen duruşu, bu tutum nedeniyle oluşan “IŞİD’e göz
yumuluyor, müdahale edilmiyor, destekleniyor” yorumlarını
arttırıyordu.
Toplantıların yapıldığı tarihlerde ise, insanlar Kobani’ye
dikkat çekmek için BDP yöneticilerinin çağrılarına da
uyarak sokağa çıktı ancak yapılan eylemler ve eylemlere
yapılan müdahaleler “6-7 Ekim Olayları” olarak tarihe geçti.
42 kişi hayatını kaybettiği olaylarda çoğu ilde sokağa çıkma
yasağı ilan edildi ve bu durum illerdeki toplantılarımızı da
etkiledi, bazılarının iptal edilmesine sebep oldu.
kMM
Toplantılarına genel olarak bakıldığında tartışmaların
şekillendiği başlıklar; Ortadoğu’daki mevcut çatışma ortamı
ve sebepleri, bu ortamda Türkiye’nin içerde ve dışarda
izlediği politika, iktidarın bu politikayı izlerken kullandığı dil
ve diğer siyasi partilerin buna karşı tutumu ile tüm bunların
basında yer buluş şekliyle ilgiliydi.
TkMM Ekim 2014 Toplantılarına Ankara’da Hasip Kaplan
(BDP) ve Ali Şahin (Ak Parti), İstanbul’da Faruk Loğoğlu
(CHP), İzmir’de Mustafa Moroğlu (CHP), Kocaeli’de Hilal
Kaplan (CHP) ve Diyarbakır’da Galip Ensarioğlu (Ak
Parti) katılırken, belediye başkanı koltuğunu Elazığ’da
Mücahit Yanılmaz doldurdu. TkMM, 18 ilde toplantılarını
gerçekleştirirken 4 ilde (Hatay, Iğdır, Ağrı ve Şanlıurfa)
toplantılar iptal oldu.
5
100 yıllık Ortadoğu, 1 yıllık IŞİD
Ekim ayı toplantılarında katılımcıların buluştuğu ortak
paydalar doğal olarak çok az oldu. Her şeye rağmen,
böylesine gerginliklere gebe bir gündemde katılımcıların
farklı yaklaşımlarla da olsa birbirlerini dinleyip, toplantıların
işleyişine ve ilkelerine uygun bir biçimde diyalog
kurabilmesi, katılımcılar tarafından da dile getirilen önemli
bir nokta. Bu ortamı gören bir katılımcımız (CHP milletvekili
Emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu) TkMM’nin aslında “Türkiye Ana
Millet Meclisleri” olduğunu söyledi.
Ortadoğu’nun içinde bulunduğu çatışma ortamının tarihiyle
ilgili söze başlayan katılımcılar, sınırlarını Batı’nın çizdiği
Ortadoğu’da çatışmaların etnik ve mezhep temelli olduğu
ama bu temellerin de sınırları çizen aktörler tarafından
atıldığı ve beslendiğinde hem fikir.
Günümüze gelindiğinde ise, farklı görüşten tüm
katılımcılar Beşşar Esed’in diktatör ve IŞİD’in ise terör
örgütü olduğu noktasında hemfikir, bu ilk ortak
paydamız.
6
Ancak tartışma; “Ulusların kendi kaderini tayin hakkı” ve
mevcut yönetimlerin bölgedeki duruşuna ve eylemselliğine
geldiğinde fikirler ayrılmaya başlıyor.
İktidara yakın katılımcılar hükümetin politikalarını doğru
bulurken, muhalif kesim hükümeti IŞİD’e karşı muğlaklığı,
Kobani’ye yönelik tutarsızlığı, Suruç ve mültecilerle ilgili de
geleceğinin belirsizliği yönünden eleştiriyor.
İktidara yakın görüş, izlenen politikalarda hataların
olabileceğini belirtirken, dengelerin son derece hızlı
değiştiği bu coğrafyada sadece hükümetin hata
yapmadığına, bölgeyle ilgili diğer muhatapların da hata
yaptığına dikkat çekiyor.
Lakin burada, hükümete yönelik başka bir eleştiri ortaya
çıkıyor. Bu eleştiriler, IŞİD’in elindeki rehineleri serbest
bırakmasına rağmen Türkiye’nin bölgeye yapılacak maddi
ve manevi desteklere Suriye Rejimi vurgusuyla bakması,
akrabalık ilişkileri olan Kobani ile Suruç arasındaki sınırı
uluslararası temaslardan sonra geçişlere açması şeklinde
özetlenebilir.
Toplantılarda Ortadoğu’dan Kobani ve Suruç özeline doğru
gelişen diyalogda, katılımcılar dış politikadan Kobani
Koridoruyla iç politikaya giriş yapıyordu. Peki ya Çözüm
Süreci? İkinci ortak payda burada şekillendi.
7
Çözüm Süreci Kobani Koridorunda
Katılımcılar, Kobani'deki yerel halkın IŞİD'e karşı
direnişinde yerel halkın duruşunu desteklerken, işin içine
TSK, YPG, Peşmerge, Suriye Rejimi, ABD ve diğer aktörler
girince görüş ayrılıkları başlıyor.
Kobani'ye açılması istenen koridor, Çözüm Süreci için bir
turnusol işlevi görüyor. Ancak bazı katılımcılar da asıl
turnusolun "Neden sadece Kobani, IŞİD Türkmenlere
saldırırken neredeydiniz?" sorusunda yattığını belirtiyor.
Bir katılımcımızın belirttiği şekilde "Ortadoğu, insan hakları
ihlallerinin yaşam standardına döndüğü bir coğrafya" ve bu
coğrafyada açılacak bir koridorda katılımcılar insani
yardımda mutabık iken, işin içine silah ve asker girince bir
uzlaşı yok.
"Türkiye'nin Kobani'de işi ne?", "Savaşa hayır",
"Peşmergeye verilecek silahların PKK'ya ya da IŞİD'in eline
geçmeyeceğini nerden bileceğiz?", "IŞİD ve ÖSO'nun
geçişine izin veren Türkiye neden YPG'ye izin vermiyor?"
soruları, bu görüşleri dile getirenlerin cevap beklediği
sorulardı. Ama verilen cevaplar ya diyaloğu kilitliyordu ya
da soran kişiyi tatmin etmiyordu.
Katılımcıların büyük çoğunluğu IŞİD'in İslamla alakası
olmadığı ve bir ‘’proje’’ olduğu konusunda hemfikir. Ancak
iktidarın, IŞİD'i PKK ile bir tutmasına tepkililer. "Çözüm
Süreci'nin muhataplarından biri olan PKK ile IŞİD'in bir
tutulması hata. O zaman IŞİD ile de Çözüm Süreci
yürütelim" diyorlar.
8
Tartışma YPG için yapılırken de sonuç aynı, uzlaşı yok. Bir
kesim YPG'yi PKK'nın bir uzantısı olarak görürken, bir
kesim de Kobani'deki sivil halkı IŞİD terör örgütünden
koruyan kahramanlar olarak görüyor.
Tek ortak payda ise uzlaşı sağlanamamasının sonucu
olarak: “Gerçekleşen eylemlerde ve eylemlere yapılan
müdahalelerde tarafların sağduyulu olması gerektiği”.
Siyasetin kullandığı dil ve 2 gün
Kobani'den Çözüm Süreci'ne geçtiğimiz, ilk başlarda
açılmayan bu koridorda, vekil ve müvekkillerin kurduğu
diyalogda haliyle karşımıza Kobani'ye destek için "Sokağa
çıkın" çağrısı, yürüyüş yapanlar, kolluk kuvvetlerinin onlara
müdahalesi ve can ve mal kaybıyla sonuçlanan gösterilere
dair görüşler çıkıyor. Son ortak payda da burada şekillendi.
Yapılan konuşmalar, BDP'nin "Sokağa çıkın" çağrısıyla
iktidarın "Misliyle karşılık veririz" karşılığını vermesi
arasında sıkışıyor.
Bir kesim gösteri ve yürüyüş hakkının en temel haklardan
biri olduğunu belirtirken, bir kesim maddi ve manevi
kayıplara karşı "Misliyle karşılık veririz" cevabını gerekli
görüyor. Her iki taraf da siyasilerin kullandığı dilden ve
sonuçlarından rahatsız.
Şöyle ki, katılımcıların hepsi, “silahsız ve saldırısız gösteri
yapılmasından doğal bir hak yoktur’’ diyor ama kolluk
kuvvetlerinin müdahalesinde ayrılık yaşıyor.
9
Bu ayrılık ise iki uçlu, olayların polis müdahalesiyle bu
noktaya geldiği ve Çözüm Sürecini ve iktidarın politikalarını
sekteye uğratmak isteyenlerin olayların faili olduğu
noktasında.
Kullanılan üslupla, gerginliğin yükseldiği ve 90’lı yılları
hatırlatan bu birkaç güne eklemlenen en önemli eleştiri,
bütün bu olan biten karşısında basının bunu haberleştirme
şekli ve attığı manşetler.
Katılımcılar, Suruç'a geçen mülteci sayısından, can ve mal
kayıplarındaki faillerin kim olduğuna kadar, basındaki farklı
rakam ve atılan manşetler gibi bölünmüş durumda.
Ortak payda ise ancak bu eylemlerin yapılış şekli ve
yapıldıktan sonra ortaya çıkan durum arasında bir denge ile
sağlandı. Son ortak payda:
“Hem eylemler hem de eylemi gerçekleştirenlere
yapılan müdahaleler hukuki zeminde olmalı”
10
11
Sayılarla TkMM Ekim 2014 Forum toplantıları
Gerçekleşme sayı ve oranları:
Yapılması gereken toplantı sayısı: 22
Gerçekleştirilemeyen toplantı: 4 (Ağrı, Iğdır, Hatay, Urfa)
Yapılan toplantı sayısı: 18, toplantı gerçekleşme oranı: % 81
Sivil Toplum katılımı:
Olması gereken sivil toplum katılımcı sayısı: 360
Toplam sivil toplum katılımcı sayısı: 272, %75,5
Seçilmişlerin katılımı:
Katılması gereken milletvekili sayısı: 136
Katılan toplam milletvekili sayısı ve oranı: 6, % 4,4
Katılması gereken belediye başkanı sayısı: 18
Katılan toplam belediye başkanı sayısı ve oranı: 1, % 5,5
Kolaylaştırıcı ağırlayan belediye sayısı ve oranı: 2, % 11,1
Medya ilgisi:
Toplantılara katılan medya muhabiri sayısı toplam: 28
Toplantı başına düşen medya muhabiri sayısı: 2
Toplantılara kim ev sahipliği yaptı?
Ev sahipliği yapan belediyeler ve oranı: 9, % 50
Ev sahipliği yapan meslek odaları ve oranı: 3, % 16,6
Ev sahipliği yapan STÖ sayısı ve oranı: 6, % 33,3
Ev sahipliği yapan sendika sayısı ve oranı: -% Sivil toplum bileşenlerinin katılım oranları:
Katılımcı meslek odaları sayısı: 20, % 7,3
Katılımcı sendika sayısı: 28, % 10,2
Katılımcı dernek/vakıf/girişim sayısı: 224, % 82,3
İzleyiciler:
İzleyici olarak katılanlar: 226
Kanaat Önderleri: 47
Parti Temsilcileri: 25
12
Download

1 Türkiye Millet Meclisleri Ekim 2014 O.P. Raporu