Sindirim Sistemi Fizyolojisi:
SİNDİRİM: Yemlerdeki besin maddelerinin daha basit bileşiklere parçalanarak
dolaşım sistemine abzorbe edilebilecek duruma gelinceye kadar uğradığı tüm
fiziksel ve kimyasal işlemlerin tümü.
ABZORBSİYON: Sindirim işlemi sonucunda ortaya çıkan basit bileşiklerin sindirim
sistemi çeperlerinden emilerek kan dolaşımına aktarılmasıdır.
METABOLİZMA: Besin maddelerinin hücrelerde kullanılma amacına göre çeşitli
kimyasal reaksiyonlarla parçalanması (katabolizma) ve gerektiğinde
sentezlenmesi (anabolizma) olaylarının tümüne verilen addır.
FİZYOLOJİ: Canlıyı oluşturan yapıların ve organların fonksiyonlarını ve bu
fonksiyonların nasıl gerçekleştiklerini inceleyen bilim dalı.
Sindirim sistemi mekanik ve kimyasal sindirim diye 2’ye ayrılır.
1. Mekanik Sindirim: Besinlerin enzim kullanılmadan fıziksel olarak
parçalanmasına mekanik sindirim denir. Ağızda dişler, mide ve bağırsaklarda ise
kaslar yardımıyla gerçekleşir. Mekanik sindirimin amacı besinlerin sindirim
yüzeyini artırarak enzimlerin etkisini hızlandırmaktır. Mekanik sindiri büyük
molekülleri kücük moleküllere ayırmaktır.
2. Kimyasal Sindirim: Besinlerin su ve enzimler yardımıyla parçalanmasıdır.
Ağızdan bağırsaklara doğru kimyasal sindirim artar. Kimyasal sindirim besinleri en
küçük yapı taşına kadar ayırmaktır.
Ruminant Sindirim Sistemi:
Fonksiyonlar:
 Yeme
 Çiğneme
 Yutma
 Abzorbsiyon
 Boşaltım
KALIN BAĞIRSAK
İNCE BAĞIRSAK
YEMEK BORUSU
(ÖZAFAGUS)
AĞIZ
Ruminant Sindirim Sistemi:
•
Sindirim sistemi besin maddelerini kan dolaşımına aktarılabilecek
bileşiklere dönüştürür
•
Sığır, geyik, koyun, at ve tavşan gibi besin kaynağı olarak bitkilere bağımlı
olan hayvan türlerine HERBİVOR denilir.
•
Besin kaynağı olarak diğer hayvanların etlerine bağımlı olan kedi ve köpek
hayvan türlerine KARNİVOR denir.
•
Besin kaynağı olarak et ve bitkileri kullanabilen domuz ve kuş gibi canlılara
ise OMNİVOR denir.
•
Farklı hayvan türleri tükettikleri yemleri en iyi değerlendirebilecek şekilde
adapte olmuş sindirim sistemlerine sahiptir.
•
Herbivor, karnivor ve omnivorların sindirim sistemleri birbirlerinden farklılık
gösterir.
•
Ruminantlar besin madde ihtiyaçlarının büyük bir kısmının kaba yemlerden
sağlamalarına imkan veren çok bölmeli bir sindirim sistemine (poligastrik)
sahiptir
•
Sindirim kanalı dudaklardan anüse kadar uzanır.Sindirim sisteminde ağız,
farinks, özafagus, mide ile ince ve kalın bağırsaklar yer alır.
•
Yardımcı organlar arasında tükrük (salya) bezleri, karaciğer ve pankreas
gibi organlar yer alır.
•
Sindirim sisteminin uzunluğu ve yapısı (kompleksliği) türlere göre değişiklik
gösterir.
•
Herbivorlarda uzun ve kompleks yapıdadır.
Ruminant Sindirim Sistemi:
•
Ağız – yem maddesini kavrar.
•
Dişler – yem maddesini öğütür
•
Ruminantlar ağzın ön tarafında 1 diş seti (kesiciler) ve ağızın arka tarafında
2 diş setine (molar dişler) sahiptir
•
Ruminant ağzının tavanı kesici diş içermeyen sert/yumuşak damak
yapısındadır. Alt çene kesicileri bu üst sert damağa karşı çalışır. Kaba yem
seçici ruminantların kesicileri geniş yapılı kürek şekilli bir taça sahipken,
konsantre yem seçici rAuminantların kesicileri daha dar yapıda olup keski
şeklindedir. Premolar ve molar dişler üst ve alt çenede karşılıklı pozisyonda
yer alırlar. Bu dişler çiğneme ve ruminasyon esnasında bitkisel materyali
parçalar ve öğütür.
SIĞIR DİŞ YAPISI:
SIĞIR VE KOYUNDA DİŞ FORMÜLÜ
•
I= kesici dişler
•
2 tane ön kesiciler, 2 tane I. ortalar, 2 tane II. Ortalar, 2 tane son kesiciler
C= köpek dişleri
P= ön azı dişleri
M= ard azı dişleri
•
Genç sığırların ağzındaki dişlerden 20 tanesi hayatının değişik evrelerinde
sırasıyla değişir ve yerlerine kalıcı dişler çıkar. Değişmeyen dişiler 6 tane
üst çenede olmak üzere toplam 12 tane ard azı dişleri’ dir.
Ruminant Sindirim Sistemi:
•
Dil: tat tomurcuklarına sahip olan parmak benzeri çıkıntılara (papilla)
sahiptir.
•
Tükrük bezleri – Lokmayı ıslatan ve yutulmasını kolaylaştıran salyayı
salgılar.
DİL (Lingua):
Yemleri ağızda hareket ettirmek için kullanılan kaslı bir organdır.
Üç farklı yönde uzanan liflere sahip olması her yöne hareket edebilmesini
sağlar.
Bu organ,
-
Yem partiküllerini dişlerin çiğneme yüzeyine iletir,
-
Yem partiküllerini özafagusa doğru iter.
-
BaAzı hayvan türlerinde ağza alınmasına ve parçalanmasına yardım eder.
Dil üzerinde bulunan papillalar tat alma işlevine sahip olan tat
tomurcuklarını taşımaktadır.
Tat alma tomurcukları, dil üzerindeki papilla denilen yapılarda yerleşmiştir.
Papillalar mantarsı, çanaksı ve ipliksi şekillerde bulunur. Tat tomurcukları,
reseptörler ve destek hücrelerinden oluşmuştur.
Acı, ekşi, tatlı ve tuzlu olarak gruplandırılan tatlar dilin belli bölgelerinde
bulunan tat tomurcuklarıyla alınır.
Dilin arka kısmı acıyı, uç kısmı tatlıyı, arka kenarları ekşiyi, orta kenarları ise
tuzluyu ayırt eder.
Uç (apex), gövde (corpus), kök (radix) olmak üzere 3 bölümden oluşur.
Dil üzerinde yer alan mukoza çıkıntılarına papilla linguae denir ki bunlar
sırasıyla;
1-Papilla filiformis; ince tüy gibi oluşumlardır.
2-Papilla fungiformis; mantar şeklindeki oluşumlardır.
3-Papilla foliata; yaprakçık şeklindeki oluşumlardır. Tat alma duyusunun olduğu
yerlerdir.
4-papilla vallate; etrafı oyuklarla çevrili olan yuvarlak çıkıntılardır.
BADEMCİKLER (Tonsillae):
Lenfoid doku kitlelerinden ibaret olan ve bulundukları yere göre adlandırılan
oluşumlardır.
Tonsilla palatina: insanlarda ve köpeklerde farinxin yan duvarları ile
yumuşak damağın
ventrali ve dil kökünün yanlarında bulunan bir çift oval yapılı oluşumlardır.
Tonsilla lingualis: en belirgin olarak at ve inekte bulunur. Dil kökünde yer
alırlar.
Tonsilla fharyngica: bütün hayvanların farinxinin dorsal duvarına toplanmış
olarak bulunurlar.
Ruminant Sindirim Sistemi:
•
Farinks – Lokmayı özafagusa (yemek borusuna) iterek akciğerlere girmesini
önler.
•
Özafagus – Ağızla mide arasında aklan borumsu yapıdır.
YUTAK (FARENKS):
Yiyeceklerin ve havanının ortak geçiş yolu olan yutak ağız ve burun
boşluğunun kaudalinde yer alır.
Yutak ağız ve burun boşluğuna, östaki borusuna, larinkse ve özafagusa açılır.
Lokma yutaktan geçerken yemlerin nefes borusuna ve burun deliklerine
girmesi yutma ile ilişkili refleksler ve mekanik faktörler tarafından engellenir.
Lokma ile havanın geçiş yolları yutakta çaprazlaştığı halde gırtlak kapağı
(epiglottis) sayesinde ikisinin de geçişi aksamadan yürür.
ÖZAFAGUS (YEMEK BORUSU):
Yutak ile mide arasında yer alan kaslı tüptür.
Göğüs boşluğundan geçen özafagus diyaframdan geçerek karın boşluğundaki
mideye geçer. Yem ve su duvardaki kasların oluşturudğu dalgalar yardımıyla
yutaktan mideye doğru ilerler. Özafagusun yutağa doğru olan ucu buradaki
kasların tonik aktivitesi nedeniyle normalde kapalıdır. Böyle üst özafagus
sfinkteri oluşmaktadır.
Özafagus ile midenin bağlantı noktasında (kardiya) sfinkter şeklinde bir
kalınlaşma olmasına rağmen buranın sürekli kapalı olması anatomik
sfinkterden dolayı değil fonksiyoneldir.
Özafagusun iç yüzeyimnde bulunan kıvrımlar bolusun (lokmanın) geçişi
esnasında açılırlar ve bu nedenle bolusun geçişi esnasında gerilme minimum
düzeyde olur.
Özafagus dolduğunda çok genişlemeye uygun yapıda olup boş olduğu zaman
mukozası fazla kıvrımlı ve dürümlü yapı gösterir.
TÜKRÜK BEZLERİ:
Tükrük bezlerince salgılanan salya hem yemleri ıslatarak fizksel sindirime,
hem de içerdiği pityalin (karbonhidrat sindiriminde etkili bir amilaz), musin
(kazeinin sindiriminde etkili) ve lipaz (buzağıların salyasında bulunur)
enzimleri ile kimyasal sindirime yardımcı olur.
3 tür tükrük bezi vardır:
1. Kulak altı tükrük bezi (Glandula parotis)
Salgısını ağız boşluğuna PAROTİS KANALI ile akıtır.
2. Çene altı tükrük bezi (G.mandibularis)
Salgısını ağız boşluğuna VARTON KANALI ile akıtır.
3. Dil altı tükrük bezi (G.sublingualis)
Salgısını ağız boşluğuna RİVİUM KANALI ile akıtır.
SALYANIN FONKSİYONLARI:
1. Islatma ve bağlama: Salyada bulunan mukus çiğnenmekte olan lokmanın
özafagustan mukozaya zarar vermeyecek şekilde geçebilecek forma (bolus)
dönüşmesini sağlar. Salya aynı zamanda ağız boşluğu ve özafagusun üzerini
kaplayarak yem partiküllerinin doğrudan epitel dokuyla temasa geçmesini
önler.
2. Kuru formdaki yemleri çözündürür. Yemlerdeki tadın algılanabilmesi için
yemlerin çözündürülmesi gerekmektedir.
3. Ağız hijyeni: Ağız boşluğu sürekli olarak salya ile yıkanmakta olup bu
suretle temiz tutulmuş olur. Salyada aynı zamanda lizozim denilen enzim
bulunmakta olup bu enzim bir çok bakteriyi parçalamakta ve dolayısıyla ağız
içinde mikrobiyel populasyonun aşırı dzüeyde birikmesini önlemektedir.
4. Nişasta sindirimini başlatır: Bir çok türde seröz salya salgısı diyette
bulunan nişastayı maltoza çeviren alfa-amilaz enzimini içermektedir. Amilaz
karnivorlar ve sığırın salyasaında bulunmamaktadır.
5. Sindirim sistemine bazik tamponlama ve su sağlamakta olup bu durum
özellikle herhangi bir salgının olmadığı ön midelere sahip olan ruminantlar için
önem taşımaktadır.
MİDE:
•
Sindirim kanalının besinlerin depolanması amacı ile genişlemiş olan
kısmıdır.
•
Kardiya (giriş bölümü) özafagusa en yakın olan kısımdır.
•
Fundus kardiyadan sonra gelen kubbe şeklindeki bölümdür.
•
Korpus fundustan pylorik antruma kadar uzanır.
•
Pylorik antrum pilorus (mide boşalmasını kontrol eden kassal sfinkter)
duodenuma bağlanan midenin büzülmüş olan kısmıdır.
•
Dışardan bakıldığında mide nin; cardia (giriş), fundus (taban), corpus
(gövde), ve pyloris (çıkış) bölümleri vardır.
•
Mide ve barsak katmanları şu tabakalardan oluşur.
•
A-Seroza; en dışta yer alır. Karın boşluğunu çevreleyen ve periton adı
verilen karın zarının
•
devamı şeklinde olup mide ve barsak sisteminin dışını kaplar.Peritonun
iltihaplanmasına
•
peritonitis denir.
•
B-Muskuler katman; kas tabakası
•
C-Mukoza; en içte yer alan tabakadır.
•
Mide, diyaframın hemen gerisinde yer alır. Mide içini kaplayan
mukozanın epitelyum
•
çeşidine göre gruplara ayrılır.
•
İnsan ve etçillerde-------bezsel mukoza-------------------basit mide
•
Tek tırnaklılarda---------bezsel+derimsi mukoza--------bileşik mide
•
Ruminantlarda-----------bezsel+derimsi mukoza--------çok kompartmanlı
bileşik mide
RUMİNANT MİDESİ:
Ruminant mideleri; İlk üç tanesi depo görevi yapar. Derimsi bir mukoza ile
kaplıdırlar.
Besinler burada ıslanır, parçalanır ve sindirime hazır hale getirilir.
1-Rumen (işkembe): 150 lt hacme erişebilir. En büyük olanıdır. Karın
boşluğunun sol tarafında yer alır.
2-Reticulum (kırkbayır): Rumenin önünde bulunur. Diyaframa dayanmıştır.
Reticulumun yüzeyi bal peteği görünümündedir.
3-Omasum (börkenek): Yüzeye yaprak biçimindedir.
4-Abomasum (şirden-mayalık)------ASIL MİDE: İçinde yüzeyi genişleten
spiral girintiler vardır. Rumenin altından, leğen boşluğuna doğru olan alanda
armut şeklinde durur.
Ruminant Sindirim Sistemi:
Ruminantlar 4 bölmeli mideye sahiptir
 Retikulum (Börkenek)
 Rumen (İşkembe)
 Omasum (kırkbayır)
 Abomasum (Şirden
RETİKULUM:
İç yüzeyi balpeteğini (cellula reticulum) andıran bu mide bölümü yabancı
materyallerin yem materyalinden uzaklaştırılmasını sağlar.
Mideyi oluşturan bölmelerin en küçüğü olup diyaframın hemen gerisinde 6-8.
kaburgalar arasında yer alır. Kalp ile karşı karşıya bulunur.
Dar birer boğaz ve delikle rumen ve omasuma açılır.
RETİKULAR (ÖZAFAGAL) OLUK:
Cardia'dan başlayarak altta omasum girişine kadar uzanan bu oluk süt emen
hayvanlarda kapanarak sütün doğrudan omasuma aktarılmasını ve mikrobiyel
parçalanmadan kurtulmasını sağlar.
Bu oluk emziksiz kovalardan süt içirme durumunda OLUŞMAMAKTADIR.
ÖZAFAGAL OLUĞUN OLUŞUMU
Ruminant Sindirim Sistemi:
Ruminantlar yem materyalini tekrar ağıza getirirler be dinlenme esnasında molar
dişleriyle öğütürler
 Bu işlem yem partikülleri retikulumdan rumene geçebilecek
küçüklüğe erişinceye kadar devam eder.
 Ruminantlar yem maddelerini ilk aldıklarında çiğnemedikleri için bazı
durumlarda taş parçası, tel, çivi gibi yabancı materyaller yutulabilir.
 Hayvan geviş getirirken ağır maddeler (yabancı materyaller) retikulumda
“batar” ve dolayısıyla bu yabancı materyallerin sindirim sisteminin diğer
kısımlarına geçmesi önlenir
 Retikuluma giren yabancı materyal hayvanın yaşamıs süresince orda kalır.
 Bazı durumlarda bu yabancı materyal retikulumun enfekte olmasına yol
açabilir (hardware disease=yabancı cisim batması).
RUMEN:
•
Lifli yem maddelerin bakteriyel ve kimyasal parçalanmasının gerçekleştiği
bölüm.
•
Rumen çok kalın ve kaslı bir duvara sahiptir.
•
Karın boşluğunun büyük bir kısmını doldurur.
•
Rumen duvarlarında lifli maddeleri parçalayan bakterilerin yer aldığı
papillalar (yaklaşık 1 cm uzunluğunda) bulunur.
•
Bazı ruminantlarda (süt sığırları) rumen hacmi 150-250 litreye ulaşabilir.
•
Rumenin dış yüzünde bulunan oluklar (sulcus) rumen iç yüzünde belirgin
çıkntılar halinde devam ederek bir takım kese veya kör keseler
oluştururlar. Bu çıkıntılar yardımıyla keseler kontraksiyon (kasılma) yapar
ve sindirim içeriğinin hareketini sağlar.
RUMEN KESELERİ:
OMASUM:
•
Yuvarlak ve kassal yapıda bir organdır.
•
Yem materyalini öğütür ve kimyasal sindirime hazır hale getirir
•
Rumen ve retikulumun sağında ve karaciğerin hemen arkasında yer alır.
•
Ergin sığırda toplam kapasitenin % 6-8'ine sahiptir.
İç yüzeyi “lamina” adı verilen mukoza kıvrımları ile kaplıdır. Laminaların
üzerinde yemleri ezip parçalamaya yarayan kısa ve sert papillalar yer alır
.
ABOMASUM:
•
Tek midelilerin midesine benzer
•
Kimyasal sindirimin büyük bir kısmı burada gerçekleşir
•
Yemler sindirim enzimleriyle (pepsin, rennin vb.) karışır.
•
Rumenden sonra en büyük mide bölmesidir.
•
Ruminant midesinin tek bezli olan tek bölümüdür.
•
Abomasumun iç yüzeyini örten mukoza gerçek mukoza olup mukus
salgılayarak midenin sindirim salgılarından zarar görmesini engeller.
•
İç yüzeyini kaplayan helezon şeklinde kıvrımların miktarı fundus bölgesinde
daha fazladır. Bu kıvrımlar abzorbsiyon yüzeyini artırırlar.
Koyun ve keçilerde retikulorumen 2 ay sonunda ergin hayvanın seviyesine
erişmekte iken bu süre sığırlarda en az 3 ay olarak kabul edilmektedir.
BU SÜREYİ ETKİLEYEN EN ÖNEMLİ FAKTÖR NEDİR?
En arka sırada kapıdan itibaren 2. öğrenci
Ruminant Sindirim Sistemi:
İnce bağırsaklar – yem maddesinde bulunan besin maddelerinin büyük bir
kısmının kan dolaşımına abzorbe edildiği bölümdür.3 bölümden oluşur
 duodenum
 jejunum
 ileum
Yem materyali incebağırsaklardan geçişi esnasında sürekli olarak “sıkılır” ve
dolayısıyla daha katı duruma gelir.
Abzorbsiyonun büyük bir kısmı duodenum ve jejunum kısmında gerçekleşir.
Kalın bağırsaklar – vücutta değerlendirilmeyen materyal vücuttan atılmaya hazır
hala getirilmeye başlar.
Bazı hayvanlarda kalın bağırsakların bir bölümü türlere özgü sindirim enzimlerini
içeren bölmeler içerir (at ve tavşanlardaki sekum).
Kolon – Vücutta değerlendirilmeyen materyali vücuttan atılmak üzere toplar
Rektum – Anus – atıkların atıldığı kısım.Açılıp kapanmayı sağlayan sfinkter
kaslarınca kontrol edilir.
VİLLİ VE MİKROVİLLİLER:
İnce bağırsağın iç yüzeyinde bulunurlar. Bu kadife tüyleri şekilndeki çıkıntılar
yardımıyla sindirim son ürünleri kan ve lenf dolaşımına aktarılırlar.
Lenf ve kan damarları tarafından zengin olan villi ve mikrovilliler yanlara doğru
hareket ettikleri gibi uzama-kısalma yetenekleri de vardır.
Villi hareketlerinin kontrolü sinir sistemi ve duodenum mukozasından salgılanan
villikinin hormonu tarafından gerçekleştirilmektedir.
Villiler bağırsak yüzeyinin olması gerekenden daha geniş olmasını sağlarlar
Mikrovilliler villi üzerinde yer alan fırça benzeri küçük çıkıntılardır.
ABZORBSİYON MEKANİZMALARI:
A. BASİT DİFÜZYON
İki ortam arasındaki elektrokimyasal yoğunluk,, anyon-katyon, çözelti-çözünen
ilişikileri gibi çeşitli etkenlere dayalı olarak meydana gelen ve başka aracı
unsurlara gerek duymayan bir mekanizmadır.
B. AKTİF TRANSPORT
İki ortam arasındaki yoğunluk farklarına bağlı olmakla birlikte geçiş için bazı iyon
ve enzimlere de ihtiyaç duyulan bir sistemdir. Bu mekanizmada madde geçiş için
bazı iyon ve enzimlere bağlanır, geçiş tamamlandıktan sonra bağlantı sona ererek
iyonlar ve enzimler tekrar serbest hale geçer.
YARDIMCI ORGANLAR:
Karaciğer (hepar)
Besinlerle beraber alınan toksik maddeleri absorbe ederek safra kanalına akıtır.
Safrada depo edilen bu maddeler ise bir kanal aracılığıyla duodenuma akıtılır.
Atlarda safra kesesi bulunmaz, karaciğerden direkt duodenuma bağlanan bir
kanal vardır. Karaciğerin ortalama ağırlığı, canlı hayvan ağırlığının 1/52 si
kadardır. Yani 500 kğ ağırlığındaki bir hayvanın karaciğeri 5-6 kğ arasındadır.
Sindirim kanalına açılan bezlerin en büyüğü olan karaciğer atlarda 5, sığır ve
koyunlarda 4 lobdan oluşur. Bu lobların her biri lobüllerden, lobüller de Cellula
hepatica denilen karaciğer hücrelerinden oluşur. Bu hücreler arasında yer alan
safra kanalcıkları birleşip safra kanallarını oluşturur ve bu kanallar da karaciğerin
en önemli salgısı olan safrayı safra kesesine ulaştırır. Atlarda safra kesesi yoktur.
Karaciğerin görevleri:
1. Safra salgısını üretmek.
2. Kandaki fazla glikoz glikojene çevirmek, gerektiğinde tekrar glikoza çevirmek
3. Fötüste alyuvarları yapmak, erginlerde ömrünü tamamlayan alyuvarları yok
etmek
4. Proteinlerin metabolik artıklarını üreye çevirmek
5. Vücutta biriken toksik maddeleri etkisiz hale getirmek.
Safra karaciğer hücreleri tarafından salgılanan ve safra kesesinde depolanan
yeşilimsi sarı renkte bir sıvıdır. Bu sıvı içinde su, safra tuzları, safra pigmentleri,
kolesterol, yağlar ve inorganik tuzlar yer alır.
Safra kesesinde safra yoğunlaştırılır ve içine mukus eklenir.
Safranın duodenuma boşaltılmasında kolesistokonin hormonu etkilidir.
Safra
- Yağların sindirim ve abzorbsiyonunu artırır
-Yağda eriyen vitaminlerin emilimini kolaylaştırır
-Pankreatik lipazın etkinliğini artırır.
Pankreas (karın tükrük bezi)
Kandaki glikoz seviyesinin ayarlanmasında aktif rol oynar. Langerhans adacıkları
adı verilen bölgelerinden salgıladığı insülin hormonu ile kandaki glikoz
dengesini korur. İnsülin hormonunun azlığı veya olmaması şeker (diabet)
hastalığının çıkmasına neden olur.
Hem iç, hem de dış salgı işlevine sahiptir.
Dış salgı olarak sodyumbikarbonat, tripsin, kimotripsin, karboksipeptidaz,
amilaz, maltaz, lipaz
İç salgı olarak insülin ve glukagon sayılabilir.
Dış salgılar büyük ve küçük pankreas kanalları ile duodenuma aktarılırlar
İç salgılar Langerhans adacıkları denilen bölümden salgılanır.
Pankreas salgıları duodenum mukozasından salgılanan sekretin ve
pankreozomin hormonları tarafından kontrol edilir.
Dalak (lien)
Sığırlarda çoğu zaman rumen üzerinde ve dil gibi ince uzun şekilde bulunur.
Aslında sindirim faaliyetlerine bir katkısı yoktur. Ancak sindirim organları ile
birlikte bulunduğundan sindirim sistemi içinde incelenir.
Karın boşluğunun sol tarafında bulunan koyu renkli bir organdır.
Görevleri:
1. Kan depolalayarak kan eksikliği durumunda tamamlayıcı rol oynar
2. Ana karnındaki fötüsün kanındaki eritrositleri, doğumdan sonra da lökositleri
yapar
3. Ömrünü tamamlayan eritrositleri parçalayarak kalıntıları tekrar kana verir.
4. Antikor üreterek vücudun direnicine katkıda bulunur.
RUMİNASYON:
Rumen dolduğunda hayvan geviş getirmek için yatar.
Sığırlar 5-7 saatlerini ruminasyon ile geçirir.
Kusma (regürtitasyon) yemin çiğnenmek üzere ağıza getirilmesidir.
Bu eylem bir takım kas kontraksiyonları ve rumen ile retikulumdaki basınç
yardımıyla gerçekleşmektedir.
Hayvan glottis kapalıyken nefes alır
Bu toraks ve özafagusta basınç düşüklüğüne yol açar.
Rumendeki basınç yüksek olduğundan yem partikülü (bolus:geviş) kasılmalarla
ağıza doğru itilir.
Yem yüksek düzeyde salya ile karışır ve çiğnemenin yeterli olması durumunda
retikuluma geçer.
KANATLI SİNDİRİM SİSTEMİ:
KANATLI SİNDİRİM SİSTEMİ:
Ağız (Gaga) yutak, yemek borusu, kursak, mide, taşlık, bağırsak, kloak ile son
bulur.
•
Gaga=Besin alınır. (Diş yoktur.)
•
Yutak=yemek borusuna iletilir.
•
Yemek borusu=kursağa iletilir.
•
Kursak=besin ıslatılır ve yumuşatılır.
•
Mide=besin kısmen kimyasal sindirime uğrar.
•
Taşlık=mekanik sindirim (diş görevi)
•
Bağırsak = besinler burada kimyasal sindirim ile emilir.
•
Kloak= artıklar dışarı atılır.
Kanatlılarda dişler olmadığı için yemler gaga ve taşlık tarafından mekaniksel
olarak parçalanır. Kanatlılarda tükrük bezleri bulunmaktadır. Tükrük salgısı
yemlerin kolayca yutulmasını sağlar. Çok hareketli bir kemiğe asılmış olan dil
geriye doğru yönelmiş çok sayıda papillaya sahip olup bu durum yemlerin yutağa
taşınmasına yarım eder. Tükrükte bulunan PİTYALİN nişasta sindirimi üzerine
etkilidir.Tavukların ağız yapısı nedeniyle negatif basınç oluşumu söz konusu
değilidr. Bu nedenle tavuklar su içerken başlarını havaya kaldırmak zorunda
kalırlar. Kuru yemler, dane yemler veya selülozca zengin yemler kursakta daha
uzun süre kalırlar.
ÖZAFAGUS kursak öncesi ve sonrası olmak üzere 2 kısma ayrılır. Ergin tavukta
özafagus 15-20 cm uzunluğundadır. Özafagusta bol miktarda yer alan mukoz
bezler yutulan yemlerin kayganlaştırılıp daha kolay hareketini sağlar.
KURSAK özafagusun genişlemesiyle oluşan ve yemlerin depolanmasında
kullanılan bir organdır. Yemler kursakta ıslatılır ve burada tükrükte yeralan alfaamilaz enzimi yardımıyla az da olsa sindirim gerçekleşir. Midenin boşalmasına
bağlı olarak yemler yavaş yavaş mideye gönderilir
Özafagusun kursak sonrası bölümü ile taşlık arasında yer alan ÖN MİDE’den HCl,
pepsinojen ve mukus salgılanır. Yemler ön midede fazla kalmaz ve taşlığa devam
ederler. Gastrik salgılar etkisini (proteolizis) taşlıkta gösterir.
Kaslı mide olarak adlandırılan TAŞLIK yenilen yemlerin mekaniksel olarak
öğütülmesine yarar. Bu kısmda salgı yoktur. İki çift güçlü ksalarla çevrili olup iç
yüzeyi kalın boynuzsu epitel ile kaplanmış durumdadır. Bu organda yer alan küçük
taş parçaları (GRİT) diş vazifesi görmekte ve kasların yardımıyla yemleri küçük
parçalara ayırmaktadır. Tavuklar gritleri ya çevreden toplarlar veya yemlere
katılması ile temin ederler.
Taşlıktan parçalanmış olarak çıkan yem maddeleri ince bağırsakta sindirim ve
emilime uğrar. Burada pankreas, safra ve ince bağırsak enzimleri sindirim
üzerinde önemli rol oynarlar.
Oniki parmak bağırsağı (duodenum) nişasta, yağ ve protein gibi besinlerin
hidrolize edildiği ince bağırsağın üst kısmıdır. Son ürünler özellikle duodenumdan
emilir.
Tavuklarda bir çift halinde bulunan KÖR BAĞISAK ‘ta (sekum) az da olsa
mikrobiyel sindirim gerçekleşir.
Tavuklarda yaklaşık 10 cm uzunluğunda olan kalın bağırsak ve kloak sindirim
sisteminin son organıdır. Kalın bağırsakta dışkı şekillenir. Kalın bağırsağın son
kısmına üreter de açılır ve burada dışkı ve idrar toplanır. Dışkı ve idrar birlikte
atılır.
TAVUK BESLEMEDE GRİT KULLANILMASI:
Kullanılan gritin büyüklüğü hayvanın yaşı ile ilgilidir. İlk hafta ince, 10. haftaya
kadar orta, daha sonra iri grit kullanılmalıdır. Grit ilk hafta yemin üzerine serilir.
Daha sonra 100 tavuğa yarım kilogram olacak şekilde ayrı bir yemlikte verilir. Grit
yeterince küçüldükten sonra taşlıktan ileri bölümlere giderek vücuttan atılır. Grit
yem tüketiminde % 10-15 azalma sağlar ki bu oran maliyet açısından çok
önemlidir. Çok ince öğütülmüş yemlerin taşlıkta meydana getirdikleri erozyonlar
ve hemoraji grit verilerek düzeltilir. Yeterli grit alınamaması durumunda altlıktaki
tüy ve benzeri fibröz yapıdaki maddeler yenir ve taşlıkta topaklanmalar olur. Bu
yüzden tavuklara ilk haftadan itibaren başlanarak yumurta dönemi sonuna kadar
mutlaka uygun ebat ve miktarlarda grit verilmelidir.
KONU İLE İLGİLİ SORULAR:
1. Pankreatik kanal ve safra kanalı ince bağırsağın hangi bölümüne açılır?
2. Bütün hayvanların kalın bağırsağında fermantasyon gerçekleşir mi? Ruminant
ve nonruminant herbivorlarda fermantasyonun olduğu bölgelerin farklılıkları
nelerdir?
3. İnce bağırsağın yüzeyi nasıl genişletilmiştir?
4. Koyunlarda 2 (0/4-0/0-3/3-3/3) şeklindeki diş formülü ne anlama gelir?
a. Koyunların alt çenesinde 8 adet kesici diş olduğunu
b. Koyunların ağzında 16 diş olduğunu
c. Alt çenenin her bir yarımında 4 köpek dişi olduğunu.
5. Aşağıdakilerden hangisi yutma sırasında yükselerek besin maddelerinin burun
boşluğuna kaçmasını önler?
a. Yumuşak damak
b. Epiglottis
c. Glottis
d. Larinks
6. Yemlerinin fazla fermente edilmesine ihtiyaç olmayan hayvanlarda sindirim ve
emlimin çoğu nerede gerçekleşir?
a. Sekum
b. İnce bağırsak
c. Kolon
d. Mide
7. Ruminantlar için tükürüğün hangi fonksiyonu önemlidir?
a. A. Evaporatif soğutma için sıvı sağlaması
b. B. Amilaz içermesi (nişastayı maltoza parçalar.
c. C. Tampon görevi yapması için bikarbonat ve fosfat sağlaması
8. Aşağıdakilerden hangisi midedeki HCL’nin fonksiyonu değildir?
A. pH’yı düşürür.
B. Bakterileri öldürür.
C. Tripsonejeni tripsine dönüştürür.
D. Pepsinojeni pepsine dönüştürür.
9. Aşağıdaki tükürük fonksiyonlarından hangisi ruminantlarda görülmez ya da
önemsizdir?
A. Sindirim için enzim içermesi
B. Rumenin kimyasal olarak tamponlanması
C. Bakterilerin büyüdüğü ortamın oluşturulması
D. Köpüklenmenin önlenmesi
10. Aşağıdakilerden hangisi midede enzimatik olarak protein sindirimini başlatır?
A. HCl
B. Pepsinojen
C. Rennin
D. Pepsin
11. Aşağıdakilerden hangilerinin emilmesi için daha fazla sindirilmesine ihtiyaç
yoktur?
A.Glikoz, sukroz, galaktoz
B. Gliserol, yağ asitleri, monogliseritler
C. Aminoasitler, polipeptidler
D. Gliserol, yağ asitleri, trigliseritler
12. İnekte timpaninin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A. Üretilen gazın hacminde artış olması
B. Eruktasyon (geğirme) mekanizmasının yetersizliği
13. Kanatlılarda sindirim kanalının hangi yapısı selülozun mikrobiyel sindirimini
sağlar?
A. Taşlık
B. İleum
C. Sekum
D. Kloaka
14. Kanatlı sindirim kanalının hangi bölümleri oldukça kaslıdır ve yemlerin
öğütülmesinde ya da parçalanmasında görev alır?
A. Kursak
B. Ön mide
C. Taşlık
D. Sekum
15. Kanatlı sindirim kanalının hangi bölümleri HCl ve pepsinojen salgılar?
A. Kursak
B. Ön mide
C. Taşlık
D. Sekum
16. Aşağıdakilerden hangisi ruminasyonun bileşenidir?
A. Defakasyon
B. Kusma
C. Geğirme
D. Regurtitasyon
17. Gaz bulunması kardiya bölgesindeki reseptörleri uyararak aşağıdakilerden
hangisini başlatır?
A. Regurtitasyon
B. Geğirme
C. Defekasyon
D. Kusma
Download

Sindirim Sistemi Fizyolojisi: