Adli Yıl Açılış Töreni: Gelenek mi?
Yasal bir zorunluluk mu?
PROF. DR. AHMET CANER YENİDÜNYA
TBMM gündemindeki yeni yargı paketinin (Hâkimler ve Savcılar
Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik
Yapılmasına
Dair
Kanun)
dikkat
çeken
düzenlemelerinden biri de; Adli Yıl Açılış Törenine ilişkin (Kanun
Teklifi, m.30) 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 59 uncu maddesinin
yürürlükten kaldırılmasına ilişkin hükümdür. İfade edelim ki, bizde
adli yıl açılışı, adli tatilin varlığı ile açıklanır. Adli tatil; yargı
sistemimizde her yıl 20 Temmuzdan başlamak üzere 31 Ağustosa
kadar devam eden bir dönemi ve sonunda da 1 Eylül’de çalışmaya
yeniden başlamayı ifade etmektedir (bkz. CMK.m.331).
Türkiye’deki adli tatil ve adlı yıl açılış töreni uygulaması Fransa'dan
alınmıştır. Ülkemizde önceleri kanuni bir dayanağı bulunmayan adli
yıl açılış törenleri, ilk kez Adalet Bakanı Ali Rıza Türel döneminde 6
Eylül 1943 yılında gerçekleştirilmiş, bu tarihten sonra bir gelenek
haline gelmiştir. Bu uygulama, 16.05.1973 tarih ve 1730 sayılı
Yargıtay Kanunu ile birlikte yasal düzenlemeye bağlanmıştır.
1730 Sayılı Kanun’un 52 nci maddesinde; "Her adli yıl, Ankara'da
Yargıtay 1. Başkanının söylevi ile açılır. Açılış söylevinin metni
üzerinde daha önceden başkanlar kurulunun düşüncesi alınır"
denilmiştir.
04.02.1983 tarih ve 2797 sayılı Yasa’nın 59 maddesinde de aynı
düzenleme yer almıştır. Kanun teklifi ile yürürlükten kaldırılması
öngörülen 59 uncu maddede; “Her adli yıl Ankara‘da bir törenle
açılır. Yargıtay Birinci Başkanı bir konuşma yapar.
Açılış konuşmasının metni ve tören gündemi üzerinde daha
önceden Başkanlar Kurulunun düşüncesi alınır” hükmü yer
almaktadır.
Dikkat edilirse, aslında bu düzenlemeler de, adli yıl açılış töreninin,
içeriğini belirleme, kontrol etme çabalarından doğmuştur, yoksa
törenlerin varlık sebebi olmamıştır.
Avrupa ülkelerine bakıldığında, birçok ülkede “adli yıl açılış töreni”
adı altında bir uygulama bulunmamakta, buna karşılık benzer ya
da farklı isimler altında İspanya, Portekiz, İtalya, İngiltere, Belçika,
İrlanda, Malta gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerde
adli yıl açılışı vesilesiyle çeşitli tören ve toplantılar yapılmaktadır.
Ülkelerin kendi gelenek, tercih ve adli tatil sistemine yer verip
vermemesine göre, adli yıl açılışına ilişkin toplantıların belirli
tarihlerde yapıldığı, kimi ülke ve uluslararası mahkemelerde de
yılbaşlarında bu manada bir tören düzenlendiği görülmektedir.
Ülkemiz açısından adli yıl açılış törenlerinin bir devlet geleneği
haline geldiğini ifade etmemiz gerekir. Bu törenin üslup ve
usulünün Yargıtay Kanunu’nda düzenlenmiş olması, bir geleneğin
yasal düzenlemeye konu edilmesidir ki, kanımızca en baştan bu
tarz bir düzenleme yapmak hatalıdır. Çünkü olması gereken ve var
olan bir uygulamayı örnekte olduğu gibi yasal düzenlemeye
bağladığınızda, yasal düzenleme onun varlık sebebi gibi
algılanabilir. Kanımızca somut olaydaki teklifin bir mantığı da bu
olsa gerekir. Halbuki ister adli tatil olsun, ister adli tatil sistemi terk
edilsin, yıl dönümlerinde yargı erkinin tüm paydaşlarının katılımıyla
ve özellikle de Baroların katılımıyla bu törenler düzenlenir,
düzenlenmelidir.
Adli yıl açılış törenlerini, yargının sorunlarının konuşulduğu,
beklentilerin dile getirildiği, seminer, sempozyum, panel gibi
bilimsel etkinliklerle bir şölene dönüştürülen günler haline
getirememek bizim ayıbımız olarak nitelendirilmelidir. Siyasetin,
medyanın adalet mekanizmasına yoğun bir şekilde etki ettiği bir
ülkede, muhakkak yargının da söyleyeceği sözler, dile getireceği
eleştiriler olabilir. Tüm bunların demokratik, çoğulcu, devlet
itibarına yakışır bir üslup içerisinde gerçekleştirilmesi gerekir. Bu
toplantıların, erkler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, Anayasal
kurumlar arasındaki işbirliğinin, düzen ve uyumun sağlanması
açısından önemli bir işlev göreceğinden kuşku yoktur.
Devlet geleneğimizde önemli bir yer tutan bu törenlerin, hangi
amaçla
kaldırılmak
istendiğini
anlamak
güçtür.
Eğer,
gelenekselleşen bu toplantı ve törenlerin, siyaset kurumuna,
siyasetçilere çeşitli konularda eleştiriler yöneltilmesi sebebiyle
kaldırılması düşünülüyor ise, bunun en üst düzeyde dile getirilen
eleştirilere kendini kapatma adına, demokratik hukuk devletiyle ve
çoğulcu demokrasi anlayışıyla bağdaşmadığı açıktır. Diğer taraftan
amaç, bu toplantıları Yargıtay'ın değil, Adalet Bakanlığı yahut
HSYK bünyesinde daha kontrollü bir şekilde tek sesli yapmak ise,
bunun da hiç yapmamaktan bir farkı bulunmamaktadır.
Sonuç olarak şunu ifade edelim; bu ülkenin yargı teşkilatının tüm
unsurları ister birlikte ister ayrı ayrı, ister yılbaşında ister 1 Eylül’de
adli yıl açılış töreni yapar, yapmalıdır. Bu törenler, yasanın iznine
bağlı değildir, bir devlet geleneğidir. Diğer taraftan bu törenin
usulünü, yasayla düzenlemeye çalışmak ne oranda hatalı ise, yasal
düzenlemeyi ilga ederek töreni sonlandırmak yahut çok sesliliği
daha da engelleyecek bir noktaya getirmek de o oranda hatalı ve
nafile bir çabadır.
12.11.2014 
Download

Adli Yıl Açılış Töreni: Gelenek mi?