‹çindekiler
Barbara Pusch ve Tomas W›lkoszewsk› / Teflekkür
Barbara Pusch ve Tomas W›lkoszewsk› / Önsöz
1. Türkiye’ye Gelen Uluslararas› Göçün Toplumsal ve Siyasi Çerçeve Koflullar›
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›: Küreselleflen Dünyada
“Ulus-Devleti ‹nfla Etmek ve Korumak / Ahmet ‹çduygu
“Düzensiz” Göç, Göçmen Korkusu ve Çeliflen Tepkiler / Sema Erder
Avrupa Birli¤i Uyum Sürecinde Türkiye’nin Yabanclar Mevzuat› ve
AB Vatandafl› Göçmenlerin Yaflamlar› Üzerindeki Etkileri / B›anca Ka›ser
2. Türkiye’ye Emek Göçü
‹stenen ve ‹stenmeyen Konuklar:
Türkiye’deki Yabanc›lar›n ‹fl Karfl›s›ndaki Durum / Barbara Pusch
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak
Yabanc› Çal›flanlar / Kuvvet Lordo¤lu
“Yukardakiler-Afla¤›dakiler”: ‹stanbul’daki Güvenlikli Sitelerde
Göçmen Ev Hizmetlisi ‹stihdam› / Ayfle Akal›n
3. Türkiye’deki Yabanc› Topluluklar
“Anavatan Ne ‹se Biz de Küçük Ölçekte Oyuz”
1850 -2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Anaokulu / Marcel Geser
Almanya’dan Türkiye’ye Ulus-afl›r› Göç / Yasemin Özbek
Önyarg›lar› Y›kmak ve Ortak Nefreti Yumuflatmak:
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler / Hanna Rut›shauser
‹stanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde
Toplumsal A¤lar / A. Didem Dan›fl
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap› / Ayhan Kaya
Dönüflmekte Olan Siyasi Kimlikler:
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas› / Tomas W›lkoszewsk›
Türk, Türkistan ve Özbek Kimlikleri Aras›nda:
‹stanbul’daki Özbek Göçmenler / Anke Bentz›n
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n
Yaflam Koflullar› / Deniz Yükseker & Kelly T. Brewer
‹stanbul’daki Kuzey Afrika “Toplulu¤u”:
Profiller, ‹ç Ayr›mlaflmalar ve Stratejiler / Jean-Jean-Franço›s Pérouse
6
Teflekkür
H
ayatlar›nda en az bir kez kitap yazm›fl ya da yay›na haz›rlam›fl
herkes, yazarlar›n ve editörlerin çok say›da insan taraf›ndan son
derece farkl› flekillerde desteklendi¤ini bilirler. Biz bir taraftan
birlikte çok uyumlu çal›flt›¤›m›zdan dolay› mutluyuz; öbür taraftan bizi
destekleyen birçok kifliye teflekkür etmek istiyoruz.
Öncelikle, “Türkiye’ye Gelen Uluslararas› Göçün Farkl› Yönleri: Toplumsal Koflullar ve Bireysel Yaflamlar” adl› sempozyumu düzenlememizde bize sa¤lad›klar› cömert destek için Orient-Institut Istanbul, Goethe Institut
Istanbul ve Fritz-Thyssen Vakf›’na teflekkür etmek istiyoruz. Bu kitab›n birçok masraf› üstlenen Orient-Institut Istanbul ve Goethe Institut Istanbul’a
bir kez daha teflekkür ediyoruz.
Makaleleriyle kitab›n oluflmas›na en temel katk›y› yapm›fl olan tüm
yazarlara da teflekkürlerimizi sunuyoruz. Kendilerine teflekkürlerimiz yaln›zca ortaya koyduklar› titiz çal›flmalar› için de¤il, ayn› zamanda iyi bir iflbirli¤i sunduklar› içindir.
Bu kitapta yer alan makalelerin yar›s› çeviridir. Bu ba¤lamda kitab›n
Türkçe versiyonu için çevirmenimiz Mutlu Çomak-Özbat›r’a teflekkürlerimizi sunuyoruz.
Son olarak, elbette ki en yak›nlar›m›za, bizlere gösterdikleri anlay›fl
için teflekkür etmek istiyoruz. Çal›flmam›z için bize zaman tan›d›lar ve son
dönemde onlar yan›m›zdayken, s›k s›k çal›flma masas› ve bilgisayar› tercih
etmifl olmam›za anlay›fl gösterdiler. Tomas Wilkoszewski, Hatice Bilgili’ye,
Barbara Pusch ise, henüz bir çocuk olmas›na karfl›n, meflgul annesine daima anlay›fl gösteren o¤lu Yunus Viktor Pusch’a içten teflekkür eder.
Barbara Pusch
Tomas W›lkoszewsk›
‹stanbul, Mart 2008
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
7
Önsöz
T
ürkiye yaln›zca göç veren bir ülke de¤il, ayn› zamanda y›llarca farkl› göç ak›mlar›n›n hedefi olmufl bir ülkedir. Ancak, bu göç gerçekli¤i bugüne dek ne kamusal tart›flmalara, ne de uluslararas› bilimsel
söyleme dahil olabilmifltir. Goethe-Institut ve Orient-Institut Istanbul bu
eksiklikten yola ç›karak, Fritz Thyssen Vakf›’n›n da mali deste¤iyle 07-12
Mart 2007 tarihlerinde, 1847 y›l›nda ‹stanbul’da kurulmufl Alman derne¤i
Teutonia’n›n tarihi binas›nda “Türkiye’ye Gelen Uluslararas› Göçün Farkl›
Yönleri: Toplumsal Koflullar ve Bireysel Yaflamlar” bafll›kl› uluslararas› bir
sempozyum düzenlemifllerdir. Bu kitap, (büyük oranda) söz konusu sempozyum çerçevesinde sunulan bildirilerin derlenmesinden oluflmufltur.
T›pk› sempozyumda oldu¤u gibi, bu kitapta da amaç, Türkiye’nin hem
transit bir ülke ve hem de göç alan bir ülke olarak de¤iflik yönlerini ortaya
koymakt›r. Çal›flman›n a¤›rl›k noktas› tarihsel, kronolojik geliflmeler de¤il,
güncel toplumsal koflullar ve ilgili kiflilerin bireysel yaflamlar› olacakt›r.
Siyasal geliflmeler nedeniyle, Türkiye’nin uluslararas› göç ak›mlar›
aç›s›ndan önemi sürekli artmaktad›r. Sovyetler Birli¤i’nin y›k›l›fl›, Orta Do¤u’daki siyasi huzursuzluklar, ülkenin co¤rafi konumu ve Avrupa ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda görece liberal girifl mevzuat› Türkiye’yi birçok grup için çekici bir transit ve göç alan ülke konumuna getirmektedir. Bu durum, yaln›zca Türkiye’yi de¤il, ayn› zamanda Avrupa’y› da birçok yeni meydan okuyufl
ile karfl› karfl›ya b›rakmaktad›r. (Transit) göç konusu Türkiye’de, Avrupa
Birli¤i’ne üyelik çabalar› çerçevesinde gündeme gelmektedir, zira Türkiye
bu alanda da yasal mevzuat›n› AB standartlar›yla uyumlaflt›rmak zorundad›r. Bu kitapta, Türkiye’ye gelen uluslararas› göçün toplumsal ve siyasi anlamda genifl kapsam› üç uzman taraf›ndan, üç farkl› a¤›rl›k noktalar›ndan
incelenecektir.
‹lk olarak, “Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arka Plan›: Küreselleflen Dünyada “Ulus-Devleti ‹nfla Etmek ve Korumak”” bafll›kl› makalesinde
Ahmet ‹çduygu, Türkiye’ye gelen göçün önemli bir arka plan özelli¤ine dikkat
çekmekte. Küreselleflme, modernite, ulus-devlet ve uluslararas› göç kavramlar› aras›ndaki karmafl›k iliflkileri detayl› flekilde aç›klad›ktan sonra ‹çduygu, Os8
Önsöz
manl› ‹mparatorlu¤u’nun sonundan günümüze dek modern Türkiye’nin göç
tarihini anlatmakta; Türkiye’ye do¤ru gelen göçün gerek tarihsel-kronolojik,
gerekse günümüze dair çerçeve koflullar›n› ortaya koymakta ve makalesini
Türk göç politikas›ndaki son dönem geliflmelerle tamamlamaktad›r.
Sema Erder ise “‘Düzensiz’ Göç, Göçmen Korkusu ve Çeliflen, Tepkiler” bafll›kl› makalesinde, Türkiye’ye gelen göçün son derece özel, ama bir
o kadar da önemli bir yönü, yani Türkiye’ye yönelen uluslararas› göçün düzensiz niteli¤i üzerinde durmaktad›r. Erder böylece, yaln›zca Türkiye’nin
ve eski Do¤u Blo¤unun co¤rafi olarak yak›n ülkelerinin toplumsal ve siyasi
de¤iflimlerine dikkat çekmekle kalmamakta, ayr›ca bavul ticareti örne¤inden yola ç›karak bir yandan Türkiye’ye gelen göç gerçekli¤inde yaflanan ilginç cinsiyet farklar›n›; di¤er yandan ise, devlet kontrolü ile liberal ekonomi ve döviz gelirleri aras›ndaki karmafl›k paradoksu dile getirmektedir.
“Avrupa Birli¤i Uyum Sürecinde Türkiye’nin Yabanc›lar Mevzuat›
ve AB Vatandafl› Göçmenlerin Yaflamlar› Üzerindeki Etkileri” bafll›kl› makalesi ile Bianca Kaiser, konunun bir baflka noktas›na de¤iniyor. Günümüz
Türkiye’sinde yaflayan AB göçmenlerinin k›saca grupland›r›lmas›n›n ve Avrupa Birli¤i’nden Türkiye’ye do¤ru gelen göçün itici (push) ve çekici (pull)
etkenlerinin s›ralanmas›n›n ard›ndan Kaiser, Avrupa’daki hukuksal durum
arka plan›nda, Türkiye’de yaflayan yabanc›lar›n genel yasal konumlar› ve
AB uyum süreci çerçevesinde gerçeklefltirilen çeflitli yasal reform ve düzenlemelere iflaret etmektedir. ‹kamet ve çal›flma izni, siyasi ve toplumsal kat›l›m olanaklar› ve vatandafll›k konusu Kaiser’in makalesinin a¤›rl›k noktalar›n› oluflturmaktad›r.
Birçok ülkede oldu¤u gibi, Türkiye’de de göç konusu, ifl piyasas›n›
flekillendiren politikalardaki geliflmeler ba¤lam›nda tart›fl›lmakta ve elefltirilmektedir. Yabanc›lar aras›nda oldukça yayg›n olan yasad›fl› ifller, konunun temel tart›flma noktas›n› oluflturmaktad›r. Türkiye’de yabanc›lar için
yeni bir çal›flma politikas›n›n geliflmekte oldu¤u gözlenmektedir. Kitaba
katk›da bulunan yazarlardan üçü, Türkiye’ye gelen emek göçünün de¤iflik
yönlerini ayr›nt›l› flekilde incelemifllerdir.
Bu konudaki ilk makale, Türkiye’de yaflayan yabanc›lar›n ifl hukukuna dair geliflmeleri Cumhuriyet’in kuruluflundan günümüze dek ortaya koTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
9
yan Barbara Pusch’a aittir. Söz konusu mevzuat›n kronolojik bir özetinin
yan› s›ra, Pusch, Türkiye’deki yabanc›lar›n çal›flma alanlar› hakk›ndaki tart›flmadaki güncel e¤ilimleri de ortaya sermektedir. “‹stenen ve ‹stenmeyen
Konuklar: Türkiye’deki Yabanc›lar›n ‹fl Hukuku Karfl›s›ndaki Durumu” adl› bafll›ktan da anlafl›labilece¤i gibi, farkl› yabanc› gruplar, farkl› düzeyde
toplumsal kabul görmektedir.
“Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar” bafll›kl› makalesinde Kuvvet Lordo¤lu da oldukça benzer bir konuya de¤inmektedir. Ancak Barbara Pusch’un çal›flmas›ndan farkl› olarak,
Lordo¤lu’nun makalesi yasal de¤iflimleri de¤il, say›sal geliflmeleri ön plana
ç›karmaktad›r. Normalde eriflimi güç olan resmi verilerden yola ç›kan Lordo¤lu, Türk bürokrasisiyle yak›n iliflkileri sayesinde, Türkiye’ye gelen emek
göçü hakk›nda ampirik delillerle desteklenmifl detayl› bir çal›flma ortaya koyabilmifltir.
Ayfle Akal›n ise “‘Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler:’ ‹stanbul’daki Güvenlikli Sitelerde Göçmen Ev Hizmetlisi ‹stihdam›” adl› makalesinde Türkiye’ye gelen emek göçünün önemi gitgide artan bir boyutuna dikkat çekmektedir. Akal›n, bu ba¤lamda yaln›zca Türkiye’deki bu kay›t d›fl› emek
sektörüne uzun süredir egemen olan yabanc› hizmetçilerin yaflamlar›n› dile getirmekle kalmam›fl, Türkiye’deki orta-üst s›n›f›n yaflad›¤› de¤iflimlere
de de¤inmifltir. Yazar›n, küreselleflen bir dünyadaki aktörler olarak, hali
vakti yerinde Türklerle yabanc› göçmenlerin kesiflme noktalar› hakk›ndaki
çözümlemesi de son derece ilginç.
Kitab›n üçüncü bölümü, Türkiye’deki farkl› göç gerçekliklerini ortaya koyma hedefini tafl›yor. Göç, özellikle de transit göç konusunun Türkiye’de son derece güncel olmakla birlikte, çok az çal›fl›lm›fl bir araflt›rma alan› olmas› nedeniyle, sosyal bilimsel göç araflt›rmalar›nda henüz birçok eksikler bulunmaktad›r. Bu kitab›n amac›, farkl› etnik ve ulusal göç gruplar›n› betimleyerek, söz konusu eksikleri tamamlama yolunda bir katk› yapmakt›r. Özellikle, ampirik çal›flmalar›nda farkl› göçmen gruplar› hakk›nda
ve s›kl›kla ilk kez çözümlemeler yapan genç bilim insanlar›n› dahil ederek,
Türkiye’deki göç gerçekliklerinin derlenmesine katk›da bulunmay› umuyoruz. Bu ba¤lamda özellikle arzumuz, Yak›n Do¤u, Afrika, Asya ya da eski
10
Önsöz
SSCB gibi dünyan›n farkl› bölgelerinden gelen farkl› gruplar› yans›tan çok
yönlü bir resim sunabilmektir. Kitaptaki makalelerde, göçün nedenlerinin
(emek göçü, siyasi s›¤›nma vb.) yan› s›ra, göçmenlerin yaflamlar› ve kimlikleri de irdelenmektedir. ‹fl piyasas›na kat›l›m, flekli ya da flekle ba¤l› olmayan örgütlenme çeflitleri, sosyal a¤lar ve günlük yaflam vb. konular da ilginin merkezindedir. Elbette haz›rlad›¤›m›z bu derleme göç gruplar› ve yaflamlar› hakk›nda eksiksiz bir resim çizmekten uzakt›r, ancak genifl kapsaml› bir çal›flma yönünde at›lm›fl ilk sistematik ad›m olma özelli¤ini tafl›maktad›r. Makalelerde betimlenen gruplar, son derece farkl› bölgelerden
gelmektedir ve göç öykülerinde t›pk› hedefleri gibi, tarihsel-siyasi koflullar›
da farkl›l›k göstermektedir. Kimileri için Türkiye, yaflamlar›n›n sonbahar›n› geçirmek istedikleri ülke iken; di¤erleri için koflullar gere¤i, yolculuklar›
devam edinceye dek geçici olarak bar›nd›klar› bir transit mekând›r. Bölümdeki ilk iki makalede Almanya’dan Türkiye’ye do¤ru yaflanan göçün, bugüne dek ihmal edilmifl iki yönü irdelenmifltir.
“’Anavatan Ne ‹se, Biz de Küçük Ölçekte Oyuz:’ 1850-2007 Y›llar›
Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Anaokulu” bafll›kl› makalesinde Marcel Geser, ‹stanbul’da yaflayan Alman toplulu¤unun bir yönünü mikro düzeyde
incelemektedir. Geser, Almanca konuflan kitlenin Türkiye’ye göçüne dair
k›sa bir tarihçenin ard›ndan, ‹stanbul’daki Alman anaokulunun geçmiflini
detayl› flekilde aktarmakta; anaokulunun hedef ve görevlerini, tarihsel ba¤lam çerçevesinde ve Protestan misyonerlik çabalar›, Alman kültür emperyalizmi ve savafl sonras› tarihsel süreci göz önünde tutarak incelemektedir.
Yasemin Özbek ise tersine, Türkiye’deki Alman toplulu¤unun bugünü ile ilgilenmektedir. “Almanya’dan Türkiye’ye Ulus-afl›r› Göç” bafll›kl› makalesinde Özbek, yabanc› flirketlerin geçici görev ile gönderdi¤i temsilciler,
emekliler, uzun dönemli turistler ve kültür pesimistleri gibi farkl› gruplar›n
kiflisel göç nedenlerinin yan› s›ra, yaflant›lar›n› da betimlemektedir. Yazar, nitel bir saha araflt›rmas› temelinde, göçmenlerin ülkelerinden ayr›lma gerekçeleri ile entegre olma çabalar› aras›nda bir ba¤lant› kurmakta ve böylece heterojen yap›l› Alman toplulu¤unun farkl› bir resmini ortaya koymaktad›r.
“Önyarg›lar› Y›kmak ve Ortak Nefreti Yumuflatmak: ‹stanbul’daki Ermeni Kad›n Göçmen ‹flçiler” bafll›kl› makalesinde Hanna Rutishauser, siyasi
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
11
anlamda son derece hassas bir konuyu, Türkiye’ye göç eden Ermeni kad›nlar ve bu kiflilerin siyasete araç edilmelerini konu etmektedir. Siyasi çerçevenin ötesine bakan Rutishauser, bizlere Türkiye’deki Ermeni yaflamlar›n›n bilinmeyen yönlerini anlatmakta. Özellikle, yerleflik Türkiye Ermenileri ile göç
ederek gelenler aras›ndaki iliflkiler hakk›ndaki gözlemleri çok ilginç.
Didem Dan›fl, “‹stanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar” bafll›kl› makalesinde Irak’tan Türkiye’ye
gelen göçü inceliyor. Yazar›n dikkatini yo¤unlaflt›rd›¤› as›l nokta, devlet
deste¤i eksikli¤i nedeniyle, toplumsal a¤lar yoluyla sa¤lanan entegrasyon
konusu. Dan›fl, Irakl›lar›n göç tarihini k›saca özetlemesinin yan› s›ra, Irakl› H›ristiyanlar, Irakl› Kürtler ve Türkmenlerin yaflant›lar› ve toplumsal ba¤lant›lar›n› da örnek olarak aç›kl›yor. Türkiye’nin Irak politikas› ba¤lam›nda,
Türkmen toplumuna yaklafl›mlar› hakk›ndaki detayl› aç›klamalar özellikle
kayda de¤er.
“Anadolu’da Çerkez Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasi Yap›” bafll›kl› makalesinde Ayhan Kaya, Çerkez göçünün tarihçesinin yan› s›ra, bu toplumun kimlik oluflum modelini de betimlemektedir. Kaya, genifl kapsaml›
saha araflt›rmalar›n›n bulgular›na dayanarak, Türkiye’deki sosyo-politik
çevrelerde Çerkezlerin gelifltirdi¤i siyasi kat›l›m stratejilerini betimliyor ve
bu kat›l›m› ulus-afl›r› bir ba¤lamda de¤erlendiriyor.
Siyasi kimlik hakk›ndaki sorular, Tomas Wilkoszewski’nin “Dönüflmekte Olan Siyasi Kimlikler: Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›” bafll›kl› makalesinin merkezini oluflturuyor. Yazar, Do¤u TürkistanUygur diasporas› bünyesinde kimliklerin çok katmanl›l›¤› ve parçalanm›fll›¤›n› anlat›yor ve söz konusu kitlenin Türkiye’deki de¤iflen siyasi koflullar
ba¤lam›nda kendini nas›l yeniden konumland›rd›¤›n› gösteriyor. Wilkoszewski ayr›ca, bu grubun siyasi kimli¤indeki de¤iflimi ve bunun söylemlerde nas›l flekillendi¤ini betimliyor.
Anke Bentzin, “Türk, Türkistan ve Özbek Kimlikleri Aras›nda: ‹stanbul’daki Özbek Göçmenler” bafll›kl› makalesinde Türkiye’de yaflayan
Özbek vatandafllar›n›n özdeflleme modellerini çözümlüyor. Bentzin, ‹stanbul’daki Özbek toplulu¤unun kapsaml› bir portresini çiziyor ve tarihsel-siyasi koflullar çerçevesini de göz önünde tutarak, çoklu kimliklerin oluflumu12
Önsöz
nu betimliyor. Yazar, Sovyetler Birli¤i’nin da¤›lmas› sonras›nda yaflanan
de¤iflim ve k›r›lmalar›n etkilerini de makalesine yans›t›yor.
Kitab›n son iki makalesi ise, çok farkl› bir etnik toplulu¤a (community) ayr›lm›flt›r: ‹stanbul’un Kumkap› ve Tarlabafl› semtlerinde gittikçe toplumun gözle görünür bir parças› haline gelen Afrikal› mülteciler, Deniz
Yükseker ve Kelly T. Brewer taraf›ndan kaleme al›nm›fl “‹stanbul’daki Afrika’l› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›” bafll›kl› makalenin konusunu oluflturuyor. Yazarlar Afrikal› göçmenlerin yaflant›lar›n› aç›klaman›n
yan› s›ra, yapt›klar› ampirik araflt›rmaya dayanarak Türkiye’ye göçün nedenleri aç›s›ndan de¤erli veriler ortaya koyuyor. Bunun yan›nda, Afrika’dan Türkiye’ye do¤ru gelen göç hareketleri ile Avrupa Birli¤i’nin yeni göç ve mülteci mevzuat› aras›nda bir ba¤lant› kurarak, Türkiye devletinin yüzleflmek durumunda oldu¤u, yasad›fl› göçten do¤an meydan okumalar› betimliyorlar.
Jean-François Pérouse, “‹stanbul’daki Kuzey Afrika ‘Toplulu¤u:’
Profiller, ‹ç Farkl›laflmalar ve Stratejiler” bafll›kl› makalesinde oldukça benzer bir konuyu iflliyor: ‹stanbul’da kay›t d›fl› olarak yaflayan Kuzey Afrikal›lar. Yazar, Kuzey Afrikal› toplulu¤un ortaya ç›k›fl flekillerini, profillerini ve
geliflimlerini betimliyor. Ayr›ca, söz konusu grubun heterojen yap›s›n› ve
göç ettikleri dönemi, göçün kapsam›n› ve geldikleri ülkeler aç›s›ndan gösterdikleri farkl›l›klar› ortaya koyuyor. Pérouse, de¤iflik eylem stratejileri ve
hedefleri olan farkl› topluluklar›n (community) varl›¤›n› vurguluyor.
Barbara Pusch
Tomas W›lkoszewsk›
‹stanbul, Mart 2008
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
13
Türkiye’ye Gelen Uluslararas› Göçün
Toplumsal ve Siyasi Çerçeve Koflullar›
Ahmet ‹çduygu
TÜRK‹YE’DE ULUSLARARASI GÖÇÜN
S‹YASAL ARKAPLANI:
KÜRESELLEfiEN DÜNYADA
“ULUS-DEVLET‹ ‹NfiA ETMEK VE KORUMAK”
Bafllarken
M
odern Türkiye tarihinde, ulus-devlet yaratma çabas› ile yirminci
yüzy›l bafl›nda ortaya ç›kan modernite projesi iç içe geçen süreçlerdir (Keyman ve ‹çduygu 2005). Bu zaman diliminde ortaya ç›kan, Türkiye-merkezli uluslararas› göç hareketleri ise hem modernite projesi hem de ulus-devlet yarat›lmas› çabalar›yla derin ba¤lant›l› temel ve içsel bir olgudur (Tekeli 1998; Kiriflçi 2000; ‹çduygu 2004). Bu içsellik,
yurtd›fl›ndan Türkiye’ye yönelen göç hareketlerinde oldu¤u kadar, Türkiye’den yurtd›fl›na giden göç hareketlerinde de geçerlidir. Asl›nda, ülke içi
göç hareketleri de bu ba¤lamda de¤erlendirilebilir. fiüphesiz modernite,
ulus-devlet ve göç konular›n›n ba¤lant›s›n› görmek konusunda Türkiye
benzersiz bir örnek de¤ildir; yirminci yüzy›l dünyan›n her yan›nda ulusdevleti merkeze alan say›s›z modernite projesi ve bu projeler kapsam›nda
geliflen, tart›flma konusu olan göç hareketleri örnekleriyle doludur.1 Bu
gerçeklikten yola ç›karak, ilgili uluslararas› bilimsel yaz›n, yaln›zca modernite ve ulus-devlet iliflkisine de¤inmekle kalmam›fl, paralelinde uluslararas› göçün bu çerçevedeki rolünü de inceleme konusu yapm›fl, tart›flm›flt›r (Castles 1998; Hammar 1990; Faist 2003). Son y›llarda, özellikle
erken Cumhuriyet dönemine yo¤unlaflan çal›flmalar, Türkiye’de de modernite ve ulus-devlet iliflkisini farkl› yönleriyle tart›flm›fl olsa da, uluslararas› göçün ulus-devletle iliflkisini ve konumunu irdeleyen çal›flmalar oldukça k›s›tl› kalm›flt›r. Bu çerçevede yap›lan çal›flmalar, daha çok erken
Cumhuriyet dönemi ve Cumhuriyet döneminin belirli y›llar›yla s›n›rl›d›r
(Kiriflçi 2000; Ça¤aptay 2002).
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
17
Bu makalenin amac›, Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluflundan bu yana öne ç›kan modernite projesi içinde ulus-devletin inflas› ve korunmas› süreçlerinin uluslararas› göç hareketleriyle nas›l bir etkileflimde oldu¤unu göstermeye çal›flmakt›r. Bu etkileflimin farkl› dönemleri içermesinden hareketle,
söz konusu çal›flma yirminci yüzy›ldan yirmi birinci yüzy›la uzanan yüzy›ll›k
bir zaman diliminde ortaya ç›kan de¤iflimleri ve dönüflümleri de sistematik
bir çizgide de¤erlendirmeyi amaçlamaktad›r. Tarihsel olarak de¤erlendirildi¤inde, bu de¤iflim ve dönüflümlerin bir ucunda imparatorluk sisteminin çöküflü sonras›nda ulus-devletin do¤uflu yer al›rken, di¤er ucunda ulus-devletin
küreselleflme ile ba¤› s›k›laflan ve ulus-üstü bir oluflum olan Avrupa Birli¤i’ne
(AB) üyelik sürecinde farkl›laflan konumu yer almaktad›r. Türkiye çevresinde
geliflen çeflitli uluslararas› göç hareketleri ise farkl› aç›lardan önemlerini koruyarak, sözü edilen dönüflüm sürecinde s›kl›kla gündemde olan ekonomik,
toplumsal ve siyasal bir dizi olgunun yans›mas›n› içermektedir.
Bu çerçevede bak›ld›¤›nda, bu çal›flma Türkiye’deki modernite/
ulus-devlet ve uluslararas› göç iliflkisini üç farkl› tarihsel dönemde de¤erlendirecektir: 1923-1950, 1950-1980 ve 1980’den bugüne uzanan süreç.2
Erken Cumhuriyet dönemini içeren ilk zaman dilimi ulus-devletin temelinin at›ld›¤› y›llard›r. ‹kinci dönem ulus-devletin ve modernitenin yerel olarak derinleflti¤i y›llard›r. 1990’larla birlikte gelen son dönem ise küreselleflmenin yo¤unlu¤unu hissettirdi¤i, Türkiye’deki ulus-devletin de dünya ile
eklemlenmesinin h›zland›¤› bir zaman dilimidir. Hiç flüphe yok ki bu üç tarihsel süreç içinde, modernite/ulus-devlet ve uluslararas› göç iliflkisi ba¤lam›nda geliflen k›r›lmalar›n ortaya ç›kard›¤› farkl› dönemlerin yan› s›ra, yine bu ba¤lamda Cumhuriyet’in ilk y›llar›ndan bu yana süreklili¤ini koruyan kurumsallaflm›fl bir sürecin oldu¤u da aç›kça görülmektedir. Söz konusu çal›flma, ulus-devlet kavram›n›n bu süreklili¤e içsel görünen en önemli
unsurlar aras›nda uluslararas› göç politikalar› ve uygulamalar› oldu¤unu
göstermeye çal›flmaktad›r.
Modernite, Ulus-Devlet ve Uluslararas› Göç
Genel bir de¤erlendirmeyle modernitenin ekonomik anlamda tar›mdan sanayiye, toplumsal anlamda k›rsal cemaatlerden kentsel toplumla18
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
ra, siyasal anlamda da imparatorluk ve tebaa iliflkisinden ulus-devlet ve
yurttafll›¤a önemli dönüflümlere yol açt›¤›n› söylemek mümkündür.3 Böyle
bak›ld›¤›nda, modernite-öncesi dönemde nüfus hareketlili¤inin, di¤er bir
söyleyiflle göçün, s›n›rl› düzeylerde kald›¤›ndan, bugün göç diye tan›mlad›¤›m›z olgunun da daha çok modern toplumun bir olgusu oldu¤undan söz
etmek yanl›fl olmayacakt›r. Bu durum, bugün ulusal s›n›rlar içindeki iç göç
olgusu için de geçerlidir, ancak bu olgudan daha çok uluslararas› göç için
söz konusudur. Hiç flüphesiz, uluslararas› göç kavram›n›n bugün kulland›¤›m›z anlam›n›n ancak yirminci yüzy›l›n bafl›ndan itibaren yayg›nlaflt›¤›n›
görüyoruz. Bu geliflme, dünya sisteminin ulus-devletler sistemi olarak kurulmas›yla paralel geliflen bir yayg›nlaflma olmufltur (Hollifield 1998; Hollifield ve Brettell 2000).
Yirminci yüzy›l, dünya genelinde modernitenin, di¤er bir söyleyiflle
Avrupa kökenli ekonomik, toplumsal ve siyasal dönüflümün yayg›nlaflt›¤›
bir yüzy›ld›r. Bu yüzy›lda ulus-devletler dünya sisteminde egemen ve meflru oluflumlar olarak pekiflmifl, ulusal ekonomiler ise dünya ekonomisinin
ifllevsel parçalar› olarak geliflmifltir. Bu geliflmelerle birlikte, gerek ülkelerin
kendi s›n›rlar› içinde, gerekse ülkelerin s›n›rlar› aras›ndaki göç hareketleri
de artm›flt›r. Bu göç hareketlerinin yo¤unlu¤unun temelinde kapitalist ekonomilerin ve sanayi toplumlar›n›n iflgücüne olan taleplerinin “yerel iflgücü”
taraf›ndan karfl›lanamamas› gerçe¤i vard›r. Özellikle Marxist siyasal ekonomi okulu çerçevesinde bak›ld›¤›nda, “çifte iflgücü pazar›” ya da “yedek iflgücü ordusu” gibi kuramsal de¤erlendirmeler içinde, göçmen iflgücü, iflgücü
pazar›nda ücretlerin belirli bir düzeyde tutulabilmesi için gerekli görülen
ekonomik girdilerin temelinde yer almaktad›r (Marx 1954; Piore 1980; Lever-Tracy ve Quinlan 1988). K›rsal kapal› ekonomilerin çözülmesi ve sanayiye dayal› ekonomilerin geliflmeye bafllamas›, di¤er bir söyleyiflle iflçileflme
süreci, bu “çifte iflgücü pazar›” ya da “yedek iflgücü ordusu” oluflumlar› ile
paralel geliflmeler olarak alg›lanabilir. Bu ba¤lamda, bir iflgücü sa¤lama
mekanizmas› olarak göç hem ulusal düzeyde, hem de uluslararas› ölçekte
temel bir ekonomik ifllevsellik kazanm›flt›r.
Göçün bu içsel (ulusal) ve d›flsal (uluslararas›) ifllevselli¤i d›fl›nda siyasal anlamda da baflka bir ifllevselli¤inin oldu¤u da aç›kt›r. Hem iç göç,
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
19
hem d›flgöç, ama daha çok d›flgöç, ulus-devletin inflas›nda ve korunmas›nda önemli bir siyasal araç olarak modernite sürecine katk›da bulunmufltur;
ço¤u zaman bu katk› kendili¤indenlikten çok, bu konuda siyaset üretenlerin ve uygulayanlar›n elinde yap›lanan bir araç olarak ortaya ç›km›flt›r. Bu
ba¤lamda göçün en önemli ifllevi, ulus-devletin nüfusunun göreceli olarak
bir ulusal saflaflt›rma anlay›fl›yla en homojen yap›ya dönüflmesini sa¤lamaya çal›flmak olmufltur. Öte yandan göçün tersine olan etkisi (baflka etnik ya
da ulusal kökenleri olan kiflilerin içeri göçü ile ortaya ç›kan durum) ya baflka göç hareketleri ile dengelenmeye çal›fl›lm›fl, ya da farkl› politika giriflimleri ile göçün heterojenli¤i art›r›c› olas› etkileri azalt›lmak istenmifltir. Örne¤in asimilasyon, entegrasyon ve çokkültürlülük gibi göçmenlere yönelik
politikalar, bu ulusal sistemin korunmas› ve yönetilmesi alan›nda ortaya
ç›km›fl ve uygulanm›flt›r (Collins 1988; Harles 1997).
Ulus-devlet inflas› ve uluslararas› göç hareketleri aras›ndaki iliflki, ilgili bilimsel yaz›n içinde belirli bir yayg›nl›kta tart›fl›lm›flt›r.4 Bu tart›flmalar›n ana konusu, özellikle uluslararas› göçün ideal ulus-devlet oluflumu vurgusundaki homojen bir ulus oluflturma istencine karfl›, göçün bu homojenli¤i olumlu ya da olumsuz etkileme gücü olmufltur. Ancak ulus-devlet ve
uluslararas› göç aras›ndaki iliflkiyi yaln›zca göçün ulusun yap›s›n› de¤ifltirici
etkisi ile s›n›rlayarak düflünmenin de indirgemeci bir yaklafl›m olaca¤›n›
söylemek gerekir. Böyle bir bak›fl aç›s›ndan bu tür indirgemeci yaklafl›mlara
“yöntemsel milliyetçilik” (methodological nationalism) kavram› ile elefltirel bir
yaklafl›m getiren Wimmer ve Schiller’e (2002) göre, son yüzy›ll›k dönemde,
özellikle “Bat› ve Kuzey Dünyas›”nda ulus-devlet ve de¤iflen uluslararas› göç
iliflkisini dört dönem içinde de¤erlendirmek mümkündür. 1870-1918 dönemi: Bu y›llarda, ulus-devlet inflas› anlay›fl›n›n yükseldi¤ine, ciddi küreselleflme e¤ilimlerinin belirginleflmesine, ilk iflgücü göçlerine, bafllang›çta s›n›rlar› aflan göçler üzerinde çok seyrek k›s›tlamalar›n uygulanmas›na, ancak daha sonralar› yabanc›lar›n ve göçmenlerin ulusal egemenli¤e tehdit olarak alg›lanmaya bafllanmas›na tan›k olunmufltur. 1919-1945 dönemi: Bu dönemi
belirleyen özellikler, öncelikle göçmenlerin s›n›rlar› aflan serbest dolafl›m
hakk›n›n k›s›tlanmas›, “etnik k›y›m” hareketlerinin artmas›, yeni uluslaflan
devletlerin ortaya ç›kmas›, s›n›r kontrolleri ve göçmenlerin asimile edilmesi
20
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
konular›n›n daha belirginleflmesi, göçün ve göçmenlerin ulus-devlet inflas›na tehdit unsuru olarak görülmeye bafllanmas› olmufltur. 1946-1989 dönemi:
So¤uk Savafl y›llar› olarak beliren bu dönem içinde “ulus-devlet,” “devlet s›n›rlar›” ve “milliyet” temel kavramlar haline gelmifl, geliflmifl Bat› ve Kuzey
ülkelerinin iflgücü ihtiyac›n›n dünyan›n di¤er bölgelerinden gelen göçmen
iflçilerle karfl›lanmas› olgusu belirginleflmifl, kal›c› ve geçici iflgücü göçü daha kontrollü ve planl› olmaya bafllam›flt›r; asimilasyon politikalar› ise entegrasyon hatta çokkültürlülük politikalar› ile de¤ifltirilmifl ve göç edenlerin geçici yerleflimleri kal›c› yerleflmelere dönüflmüfl, göç alan ülkelerde etnik çeflitlilik ve çokkültürlü toplumsal yap›lar geliflmifltir. 1989 sonras› dönem:So¤uk savafl sonras› y›llar içinde yo¤un “küreselleflme,” “ulus-sonras›” ya da
“ulus-afl›r›” bir dönemin bafllamas›yla birlikte, çokkültürlü toplumsal yap›lar
artm›fl, göç ve s›¤›nma hareketlerinin yo¤unlu¤u belirginleflmifl, “s›n›rlar›
aflan insan, fikir ve sermaye ak›fl›,” “göç karfl›tl›¤›” ya da “göçe ihtiyaç” ve “k›s›tlay›c› uygulamalar” gibi yeni e¤ilim ve hareketler konuflulur olmufltur.
Wimmer ve Schiller (2002, 2003), ulus-devlet inflas› ve uluslararas›
göç iliflkisini irdelerken iki temel konuyu tart›flm›flt›r: bunlardan ilki, “ulusdevlet inflas› uluslararas› göç anlay›fl›n› flekillendirmifltir” sav›, di¤eri ise
“bu sav›n içerdi¤i alg›n›n sosyal bilimlerin teorilerini ve yöntemlerini, özellikle de göç ve göçmenlerin konumu üzerine olan bilimsel söylemleri etkilemifltir” iddias›d›r. Elbette, özellikle sözü edilen bu ikinci konu çerçevesinde, indirgemeci bir yaklafl›mla ulus-devletlerin adeta tek tür bir uluslararas› göç anlay›fl›na sahip olmalar› gerekti¤i fleklinde bir anlay›fl›n küreselleflme döneminde kendini ciddi bir elefltiriden kurtarmas› zordur. Bu elefltirinin yo¤unlaflt›¤› nokta, öncelikle göçün bir sonucu olarak ortaya ç›kabilecek
çokkültürlülü¤ün dolays›z olarak ulus-devlet oluflumlar›n› olumsuz etkiledi¤i görüflüdür. Bu, bizi günümüz toplumlar›nda özellikle göçle oluflan etnik, ulusal ve kültürel çeflitlili¤in nas›l düzenlenece¤i, bu konuda “yönetiflimin nas›l sa¤lanaca¤›” sorusu ile karfl› karfl›ya b›rakmaktad›r.
Küreselleflme, Ulus-Devlet ve Uluslararas› Göç
Küreselleflme ile ilgili tart›flmalarda uluslararas› göç olgusu en fazla
öne ç›kan konulardan biridir. Yirminci yüzy›lda ulus-devletlere bölünmüfl
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
21
bir uluslararas› sistem çerçevesinde bir ülke vatandafl›n›n di¤er bir ülkeye
geçifli “pasaport kullan›m›” ya da “vize uygulamas›” gibi kurumsallaflm›fl
sistemlerle kontrol alt›na al›nm›flt›r. Bir anlamda ulus-devletleri tan›mlayan
onlar›n s›n›rlar›d›r; yabanc›lar›n s›n›r geçifllerini ve ülkede kal›fl koflullar›n›
belirleyen meflru egemenlik, bir baflka söyleyiflle kontrol gücüdür. Uluslararas› göç hareketleri yirminci yüzy›l boyunca artan küresel bütünleflmenin
etkisiyle bütün dünyada yo¤unlafl›rken, bu süreçte her ülke kendi ekonomik, toplumsal ve siyasal yap›lanmas› ve gelene¤i içinde, uluslararas› göç
olgusu ile farkl› düzeylerde karfl›laflm›fl ve göçlere karfl› farkl› tepkiler gelifltirmifltir. Hiç flüphesiz, özellikle geliflmifl Kuzey ve Bat› dünyas›nda, modernitenin ve ulus-devletlerin genel konumlar›na paralel bir uluslararas›
göç rejimi oluflmas›ndan söz etmek mümkündür (Koser 2007). Ancak yirminci yüzy›l›n sonu ve yirmi birinci yüzy›l›n bafl›nda küreselleflmenin ald›¤› yeni konum, bütün dünyada yaflanan uluslararas› göç hareketlerinin de
yeniden yo¤un tart›fl›lmas›na neden olmufltur.
Küreselleflme ve uluslararas› göç iliflkisinin yeni konumunun irdelenmesi birkaç nokta üzerinden olmaktad›r (Koser 2007: 28). Bunlardan ilki, küreselleflme sürecinin insanlar›n göç etme olanaklar›n›, dolay›s›yla olas›l›¤›n› yo¤unlaflt›rmas›d›r. Mutlak rakamlara bak›ld›¤›nda, tarihin önceki
dönemlerinde görülen göç hareketlerinden çok daha fazla bir co¤rafi hareketlili¤in görüldü¤ünü söylemek pek do¤ru de¤ildir. Ancak, farkl› göç türlerinin ortaya ç›kmas› ve co¤rafi hareketlili¤in daha büyük bir yo¤unlukta
yaflanmas›, örne¤in yabanc›lar›n s›n›r geçifllerinin iki yönlü olarak büyük
bir h›zla artmas› gibi geliflmelerle, ulus-devletlerin s›n›rlar›n kontrol edilmesinde ve s›n›rlar içindeki yabanc›lar›n kal›fl koflullar›n›n izlenmesinde
zorlanmaya baflland›klar› bir gerçektir. Bu, bir anlamda ulus-devletlerin
uluslararas› göçü istedikleri gibi kontrol alt›nda tutmalar›n› sa¤layan koflullar›n›n da büyük ölçüde de¤iflti¤ini göstermektedir. Bu çerçevede, küreselleflme ve uluslararas› göç iliflkisini irdelerken ortaya ç›kan en önemli ikinci
varsay›m ulus-devletin bu iliflkiye yönelik konumunun de¤iflti¤idir. Hemen
her ülkenin bir yandan göç alan, bir yandan da göç veren ülke konumuna
geldi¤i, art›k “göç alan” ya da “göç veren” gibi terimlerin yetersiz kald›¤› ve
“ulus-afl›r› alanlar” gibi yeni terimlerin ortaya ç›kt›¤›, ciddi boyutlarda “ö¤22
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
renci göçü” ve “emekli göçü” gibi göç türlerinin belirdi¤i, “geçici veya kal›c› göç” ya da “yasal veya yasad›fl› göç” gibi ayr›mlar›n ço¤u kez zorlaflt›¤› bir
dönemde, göçün yaln›zca ulus-devletlerin temel aktör oldu¤u bir dünyan›n
olgusu oldu¤unu düflünmek güçleflmifltir. Küreselleflme ve uluslararas› göç
iliflkisinin yeni ortam›nda, üçüncü olarak, uluslararas› göçün küresel bir yönetiflim konusu olarak, dolay›s›yla ulus-devletlerin temel aktör konumuyla
s›n›rlanmayarak ele al›nmas› noktas›d›r. Di¤er bir söyleyiflle, ortaya ç›k›fl›
ve sonuçlar› itibariyle, uluslararas› göç küreselleflme ça¤›nda, göçmenlerin
kendilerini, göç alan, göç veren, hatta göçe geçifl sa¤layan ülkeleri içine
alan, uluslararas› örgütleri de kapsayan birçok aktörün yer ald›¤› karmafl›k
bir olguyu yans›tmaktad›r (‹çduygu ve Keyman 2000: 383).
Daha önce de¤inildi¤i gibi, uluslararas› göçün günümüz ulus-devletleri için yaratt›¤› önemli yans›malar›ndan biri, göçün ulusal nüfus yap›lar›n›n görece homojenli¤ini de¤ifltirici etkisidir. Küreselleflmenin ald›¤›
yeni konum ba¤lam›nda bir yandan ulus-devletlerdeki “yerleflik” etnik ve
ulusal çeflitlenmeler daha da belirginlik kazanmaya bafllarken, di¤er yandan, farkl› etnik ve ulusal kökenlerden gelen göçmenlerin kendi kültürel
özelliklerini yaflatmalar› çok daha kolay bir ortama kavuflmaktad›r. Art›k
ulus-devletlerin farkl› etnik, ulusal ya da kültürel de¤erlerle gelen göçmenlere karfl› temel yaklafl›mlar›ndan biri olan asimilasyon politikalar› yerini
entegrasyon ve çokkültürlülük yaklafl›mlar›n›n tart›fl›ld›¤› bir döneme b›rakm›flt›r. Ancak son on y›l içinde, devlet-göçmen iliflkisinde, özellikle uluslararas› göçün güvenlik sorunsal› olarak da alg›lanmas› ile göç alan geliflmifl
ülkelerde yeniden asimilasyon politikalar›na dönüfl e¤ilimleri oldu¤unu
gözlemek ilginçtir. Yirminci yüzy›l›n son çeyre¤inden bafllayarak, homojenli¤e dayanan tekil bir ulus-devlet yap›s›n›n gerçekleflebilir bir modernite
projesi olmad›¤› yayg›n bir flekilde tart›fl›l›r olmufltur. Özet olarak, baflka ülkelerden gelen göçmenlerin ulus-devlet içindeki konumlar›na bak›fl aç›s›n›n yirminci yüzy›ldan yirmi birinci yüzy›la uzanan zaman diliminde köklü olarak de¤iflti¤i bir gerçektir.
Küreselleflme ve uluslararas› göç iliflkisini analitik anlamda irdelemek için, küreselleflmenin hem ekonomi-politik anlamda, hem de teknolojik anlamda uluslararas› göç süreçlerini nas›l etkiledi¤ine bakmak gerekir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
23
Öte yandan, özellikle kimlik politikalar› üzerine küreselleflmenin etkisine
bakmak da, uluslararas› göç rejimlerini anlamam›zda faydal› olacakt›r. Bu
ba¤lamda, örne¤in flu bafll›klar›n ortaya ç›kt›¤› görülmektedir: ekonomik
eflitsizliklerin küresel ölçekte büyümesi, ifl bulmak ve iflsizlik konular›nda
krizler yaflanmas›, iflgücü pazar›n›n küresel ölçekte parçalanmas›, geliflmifl
ve azgeliflmifl ülkelerde nitelikli ve niteliksiz iflgücünün parçalanmas›, ulafl›m ve iletiflim teknolojilerinin h›zla geliflmesi, insanlar aras›nda küresel
ölçekte haberleflmenin art›fl›, devlet iliflkilerinde yeni insan haklar› kavramlar›n›n ortaya ç›k›fl›, göç endüstrisinin (yasal ve yasad›fl› olarak) karmafl›k
bir hale gelmesi. Bütün bu bafll›klar›n ortaya koydu¤u gibi, uluslararas› göçün küreselleflme ile birlikte yaln›zca ulus-devletler çerçevesinde anlafl›lamayaca¤› ve düzenlenemeyece¤i söylenebilir.
Bir Ulus-Devlet ve Birçok Göç: Modern Türkiye Tarihi
Türkiye’nin modernite projesini ulus-devlet oluflturma çabas› ile ortaya koyuflu, bir yandan Osmanl› geçmiflinden bir kopufl olarak görülse de,
di¤er yandan bu geçmiflin bir tür süreklili¤i olarak da ele al›nabilir (Ahmad
1993; Zürcher 1997). Osmanl› ‹mparatorlu¤unun çöküflü öncelikle imparatorluk içinde farkl› dil, din, etnik ya da ulusal cemaatlerin uluslaflma süreçlerini canland›rm›fl, ancak imparatorlu¤un merkezinde onun yönetimini elinde tutan Türk ve Müslümanlar, imparatorlu¤u ayakta tutma pahas›na kendi uluslaflmalar›n› en son gelifltiren cemaat olmufltur (Braude ve Lewis 1982; Ortayl› 1983; Keyder 1997). Bu dönemde, özellikle imparatorlu¤un merkezi ile derinden içselleflmifl Ermeni ve Yunan cemaatlerinin görece erken bafllayan uluslaflma süreçleri, sonradan merkezdeki Türk ve Müslümanlar›n da benzer bir uluslaflma sürecine girmesinin ivmesini yükselten bafll›ca neden olmufltur (Aktar 2001; Ar› 1995; Karpat 1985).
Cumhuriyetin kuruluflundan bu yana genel olarak modernite/ulusdevlet ve uluslararas› göç iliflkisini üç farkl› dönemde de¤erlendirmek olas›d›r. Bunlardan ilki, 1923-1950 aras› ulus-devlet inflas›n›n erken dönemidir.
‹kinci dönem ise, 1950-1980 aras› ulus-devlet inflas›n›n (ve korunmas›n›n)
“yerel” ve “ulusal” olarak yerleflikleflmesi sürecidir. Son dönem ise, 1980’den
bu yana, ulus-devlet inflas›n›n (ve korunmas›n›n) “küresel” olarak belirgin24
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
leflti¤i aflamad›r. Daha önce de¤inildi¤i gibi, asl›nda göçle ilgili bu üçlü dönemlefltirme genelde, Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik, toplumsal ve siyasal tarihi üzerinde yap›lan al›fl›lm›fl dönemlefltirmelerle paralelliktedir.
Modern Türkiye’nin kuruluflundan önce, Birinci Dünya Savafl› öncesinde, sonras›nda ve savafl y›llar›nda bugünün Türkiye co¤rafyas›n› oluflturan topraklardaki nüfusun oluflan göç dalgalar› ile h›zla Türkleflti¤i ve
Müslümanlaflt›¤›na tan›k olunmufltur (‹çduygu ve Sirkeci 1999: 249). Sözünü etti¤imiz co¤rafyadaki Müslüman olmayan nüfusun, özellikle Ermenilerin ve Rumlar›n Anadolu’dan d›flar› göçünü ve Balkanlar’daki Türklerin
de bu co¤rafyaya göçünü içeren bu geliflme Cumhuriyet’in erken döneminde de sürmüfltür.5 Birinci Dünya Savafl› bafllad›¤›nda bugünkü Türkiye topraklar›nda yaklafl›k 16 milyon kiflinin yaflad›¤›, bunlar›n yaklafl›k 13 milyonunun Müslümanlar, geri kalan 3 milyonun ise Müslüman olmayanlar oldu¤u kestirimi yap›lmaktad›r (Courbage ve Fargues 1998: 128). Müslüman
ve Türk olmayan 3 milyondan yaklafl›k 1,5 milyonu Rumlar, 1,2 milyonu Ermenilerdi. Ayn› y›llarda Yahudilerin nüfusu 128 bin, Rumlar ve Ermeniler
d›fl›ndaki di¤er H›ristiyanlar›n nüfusu ise 176 bin civar›ndad›r (‹çduygu ve
di¤erleri 2007). Bu rakamlar›n yans›tt›¤› fludur: 1914 y›l›nda bugünkü Türkiye’nin nüfusunun yüzde 19’u, di¤er bir söyleyiflle, her befl kifliden biri
Türk ve Müslüman olmayan Osmanl› tebaas›d›r. Cumhuriyetin kuruluflundan dört y›l sonra (1927’de), Türkiye nüfusu 13 milyonun biraz üzerindedir
ve bu Müslüman olmayan nüfusun oran› yüzde 3’ün alt›ndad›r. Birinci
Dünya Savafl› boyunca ve onu izleyen, Türkiye’yi bir ulus-devlet olarak ortaya ç›karan Ba¤›ms›zl›k Savafl› sonras›nda Türkiye, h›zla Türkleflmifl ve
Müslümanlaflm›flt› (Tekeli 1990; Ça¤aptay 2000). Asl›nda, ulus-devlet oluflumu sürecinde en belirleyici unsurlardan biri olarak alg›lanan nüfusun
homojenleflmesi olgusunu ortaya ç›karan iki temel geliflme, 1915 y›l›nda
“Ermenilerin tehciri” ve 1923 Lozan Antlaflmas› kapsam›nda Yunanistan
ile Türkiye aras›nda yap›lan “nüfus mübadelesi”dir.
Ulus-devlet inflas› sürecinin temel atma evresi olarak adland›r›labilecek bir dönem olarak 1923-1950 y›llar› Türkiye’de nüfus hareketleri anlam›nda iki temel olguyu içerir: birinci olarak, Müslüman olmayan nüfusun
yurtd›fl›na göçü, ve ikinci olarak, özellikle modern Türkiye s›n›rlar› d›fl›nda
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
25
kalm›fl ve önceden Osmanl› topraklar› olan ülkelerdeki Türk ve Müslüman
nüfusun Türkiye’ye göçünün sa¤lanmas›. Bu dönemde Müslüman olmayan nüfusun toplam nüfustaki oran› yüzde 3’ten yüzde 1’lere düflmüfltür:
bu de¤iflimin mutlak rakamlar olarak yans›mas› 350 binlerden 225 binlere olan bir düflüfltür. Öte yandan, özellikle Osmanl›’n›n son döneminde
Balkan Savafl› ile Balkanlar’dan Türk ve Müslüman nüfusun Türkiye’ye
kaç›fl göçüyle bafllayan süreç, Cumhuriyet döneminde bu kez siyasi iradenin planlamas› ile yine özellikle Balkanlardaki Türk ve Müslüman nüfusun Türkiye’ye göç hareketleri ile süregelmifltir. 1923-1950 döneminde
yaklafl›k 850 bin kiflinin baflta Bulgaristan, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya olmak üzere Balkan ülkelerinden Türkiye’ye göçüne tan›k olunmufltur (Kiriflçi 2000: 8).
Sözünü etti¤imiz bu göç hareketleri, Türkiye’de kurulan ulus-devletin nüfus yap›s›n›n alabildi¤ince homojenleflmesine neden olmufltur. Öte
yandan, Türkiye’deki siyasi karar al›c›lar›n bu homojenleflmeyi ülke içinde
egemen k›lmak, ayr›ca Türk ve Müslüman olmayan farkl› etnik ya da dinsel kökenlerden gelen Türkiye Cumhuriyeti vatandafllar›n›n Türk ve Müslüman kimli¤ine asimile olabilmelerinin toplum mühendisli¤ini gerçeklefltirmek için, baz› yasal düzenlemeler yapt›klar› bilinmektedir (Geray 1970;
Ça¤aptay 2000; Ye¤en 2004). Genelde Türklefltirme politikalar› olarak bilinen 1930’lar›n bu toplum mühendisli¤i giriflimlerinde bir dizi farkl› idari
ve yasal düzenlemeler yap›lm›flt›r (Aktar 2000; Y›ld›z 2007). Bunlardan en
temel olan› 1934 ‹skan Kanunu’dur (Kiriflçi 2003; Ça¤aptay 2002; Y›ld›z
2007). Bu yasal düzenleme bir yandan “Türk soyundan olan ve Türk kültürüne ba¤l› olanlar›n” Türkiye’ye göçmen ya da mülteci olarak gelmelerinin
önünü aç›p kolaylaflt›rmay› amaçlarken, di¤er yandan bu tan›ma uymayanlar›n göçmen ya da mülteci olarak Türkiye’ye gelifllerini önlemeyi hedeflemifltir. Benzer bir anlay›flla ayn› yasa, Türkiye’de bulunan ancak “Türk soyundan olmayan ya da Türk kültürüne ba¤l› yaflamayan” (örne¤in, anadili
Türkçe olmayan) vatandafllar›n Türkiye’de belirli bölgelere yerlefltirilerek
asimile edilmelerinin düzenlemelerinin nas›l yap›laca¤›n› ortaya koymufltur. Bütün uygulamalar›yla 2006 y›l›na kadar etkin olan bu yasan›n Türkiye’de ulus-devlet inflas›ndaki önemli rolü aç›kt›r. Daha sonra de¤inilece¤i
26
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
gibi, belirli bir çerçevede AB uyum sürecinde 2006’da yenilenen bu yasal
düzenlemede de “Türk soyundan olan ve Türk kültürüne ba¤l› olanlar›n”
Türkiye’ye göçünü ve yerlefltirilmesini kolay k›lan anlay›fl›n de¤iflmedi¤i
görülmüfltür. Bu bize, Türkiye’de ulus-devlet inflas›n›n ve onun korunmas›n›n belirli bir etnik kimlik temelli anlay›flla gerçeklefltirilmeye çal›fl›lmas›n›n 2000’li y›llar›n bafl›nda da geçerli oldu¤unun bir örne¤ini vermektedir.
Cumhuriyetin erken dönemini izleyen 1950-1980 aras› y›llar, Türkiye’de ulus-devlet inflas›n›n “yerel” olarak yerleflik bir boyut kazanmas›
aflamas›n› kapsam›flt›r. Bu dönemde yo¤un bir k›r-kent göçüyle h›zla kentleflen ülkede, nüfusun türdeflli¤i bir yandan özellikle Müslüman olmayan
nüfusun d›flar›ya göçü, di¤er yandan ise Türk ve Müslüman olanlar›n da
içeri göçüyle h›zla artm›flt›r. Öte yandan bu dönemde, modern Türkiye tarihinde ilk kez Türk ve Müslüman nüfusun ülke d›fl›na göçü, iflgücü göçü
fleklinde ortaya ç›km›fl, binlerce Türk vatandafl› özellikle Avrupa ülkeleri olmak üzere, göçmen iflçiler olarak baflka ülkelere gitmeye bafllam›flt›r (Abadan-Unat 2002; ‹çduygu 2004b: 88).
1920’lerin bafl›nda Türkiye’de bafllayan modernite projesinin toplumbilimsel anlamda ve yerel düzeylerde yerleflik bir hal almaya bafllamas›n›n en belirgin göstergesi, 1950’li y›llarla bafllayarak, kentsel alanlarda yaflayan nüfus oran›n›n önemli bir düzeyde art›fl› olmufltur. Bu art›fl›n önemli bir k›sm›, iç göçle k›rsal alanlardan kentlere göçün yo¤unlaflmas› ile gerçekleflmifltir. 1927’de her yüz kifliden ancak 16’s›n›n kentlerde yaflad›¤› Türkiye’de, 1950’lere gelindi¤inde her yüz kifliden ancak 19’u kentlerde yafl›yordu. K›sacas›, 1950’li y›llara gelinceye kadar Türkiye, vatandafllar›n›n büyük k›sm› k›rsal alanlarda yaflayan ve bu vatandafllar›n yaflad›klar› yerleri
de¤ifltirmeleri anlam›nda co¤rafi hareketliliklerinin çok düflük oldu¤u bir
ülkeydi. Bu toplumsal özelli¤in 1950 sonras› h›zla de¤iflti¤i aç›kt›r: 1960’a
gelindi¤inde Türkiye’de yaflayan her dört kifliden biri kentlerde yafl›yordu,
bu oran 1970’te her üç kifliden birine yükselmiflti, 1980’de ise nerdeyse her
iki kifliden biri kentlerde yaflar olmufltu (‹çduygu ve Sirkeci 1999: 251).
1950-1980 aras› Müslüman olmayan nüfusun Türkiye’den göçünün h›zland›¤› aç›kt›. Bu dönemin bafl›nda yaklafl›k 225 bin olan Müslüman olmayan nüfus, dönemin sonunda 150 binin alt›na inmiflti. Bunun
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
27
oransal yans›mas› ise toplam nüfusta yüzde birlik bir düzeyden binde ikilere düflen bir de¤iflimdir. Müslüman olmayan nüfusun h›zla azalmas›na neden olan temel göç hareketleri ve bu göç hareketlerine neden olanlar flunlard›: K›br›s sorunu arkas›na s›¤›narak önce 6-7 Eylül 1955’te Rumlar baflta
olmak üzere bütün Müslüman olmayan nüfusa yönelen fliddet olaylar› sonucu ortaya ç›kan göç hareketleri, daha sonra 1964’te yine K›br›s sorunu
nedeniyle ‹stanbul’dan Rumlar›n zorunlu göçü, 1974’te Türkiye’nin Kuzey
K›br›s’› iflgali sürecinde Rum ve “az›nl›k” düflmanl›¤›n›n art›fl› sonucu ortaya ç›kan göç, ayr›ca özellikle ‹srail’in kuruluflu sonras› Türkiye’deki Yahudilerin h›zla ‹srail’e göç etmeleri. Genel olarak bu dönemde Müslüman olmayan nüfusun Türkiye’den göçü, bu nüfusun Türkiye’nin uluslararas›
iliflkilerinde ç›kan baz› sorunlarda bir günah keçisi olarak kullan›lmas›n›n
görüntüsünü vermektedir (‹çduygu ve di¤erleri 2007).
Bu dönemde, özellikle Bulgaristan ve Yugoslavya’dan olmak üzere,
Balkanlar’dan Türk ve Müslüman nüfusun Türkiye’ye göçünün sürmesi,
bir önceki dönemde oldu¤u gibi, yaklafl›k 800 binin üzerindeki kiflinin
1950 ve 1980 y›llar› aras›nda Türkiye’ye geliflini sa¤lam›flt›r (Kiriflçi 2000:
8). Bu dönemin, bir yandan Türkiye’deki Müslüman olmayan nüfusun yurtd›fl›na göçü, di¤er yandan Türk ve Müslüman göçmenlerin Balkanlar’dan
Türkiye’ye geliflinin yo¤unlu¤u nedeniyle, Türkiye’de nüfusun Türkleflme
ve Müslümanlaflma anlam›nda ciddi bir homojenleflme sürecine girdi¤i dönem oldu¤u söylenebilir.
Di¤er önemli bir geliflme, 1960’lar›n bafl›nda Türkiye’nin uluslararas› göç pazar›nda yeni bir konum edinmeye bafllamas›d›r. ‹kinci Dünya Savafl› sonras› Bat› ülkeleri ekonomik yap›lar›n› yeniden düzenleme sürecinde
baflka ülkelerden iflgücüne gereksinim duyduklar›nda, Türkiye de baflta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesine iflgücü ihrac›na bafllam›flt›. Bu,
modern Türkiye tarihinde ilk kez Türk ve Müslüman nüfusun yo¤un bir göç
hareketi içinde ülke d›fl›na ç›k›fl› demekti (Abadan-Unat 2002; Gitmez
1983). Önceleri k›sa süreli, geçici iflçi göçü olarak bafllayan bu göç hareketi
daha sonra, aile birleflimi göçü ile birçok Avrupa ülkesinde yerleflmeye dayal› bir göç haline geldi. 1960’larda Türkiye’den yo¤un bir iflgücü göçünün
bafllamas› özellikle Befl Y›ll›k Kalk›nma Planlar›na yans›d›¤› flekliyle flunlar›
28
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
amaçlam›flt›: a) iflsizlikle artan ekonomik bask›lar›n azalmas›, (b) yurtd›fl›ndan dönen iflçilerin kazand›klar› becerilerin Türkiye’deki çal›flma hayat›na
getirilmesi, (c) döviz geliri art›fl› ile ödemeler dengesinin sa¤lanmas›.
Avrupa’ya göçü izleyen 1970’li y›llarda, önce Avustralya gibi uzak
co¤rafyalara, sonra Ortado¤u ve Kuzey Afrika ülkelerine geçici iflçi göçünün
bafllad›¤›na tan›k olunmufltur. Avustralya örne¤i, daha çok yerleflmeye dayal› bir göç olgusunu yans›t›rken, Ortado¤u ve Kuzey Afrika ülkelerine olan
göç, Türk flirketlerinin bu ülkelerde ald›klar› müteahhitlik ifllerine geçici iflçi götürme fleklinde geliflmifltir. 1980’li y›llara girildi¤inde art›k Türkiye’nin bilinen göç veren ülke kimli¤inin belirginleflmesi de¤il, ayn› zamanda göçün bir sonucu olarak farkl› ülkelerde yaflayan Türkiye kökenli göçmen topluluklar›n›n ortaya ç›kt›¤› görülmüfltür (Erder 2006; Kaya 2005).
1980’lerle birlikte Türkiye’nin küresel göç rejimleri içindeki konumu de¤iflmifltir. 1960 sonras›nda bu göç rejimlerine daha çok kitlesel iflçi
göçü ile kat›lan ve göç veren ülke kimli¤i pekiflen Türkiye, yak›n tarihinde
ilk kez yabanc›lar›n göçü ile karfl›laflan ve göç alan ülke kimli¤i de edinmeye bafllayan bir co¤rafya olmaya bafllam›flt›r (Kiriflçi 2003; ‹çduygu 2004b).
Bu de¤ifliklik, hiç flüphesiz bir yandan son yirmi ya da otuz y›ld›r küreselleflmenin getirdi¤i yeni koflullarla ilgilidir, di¤er yandan da Türkiye’nin yak›n co¤rafyas›ndaki ekonomik ve siyasal dönüflümlerle ilintilidir.
Yukar›da de¤indi¤imiz gibi, kitle iletiflim ve ulafl›m ortam›ndaki geliflmeler, genelde dünyan›n her yan›nda bireyleri bir ülkeden baflka bir ülkeye gitme konusunda daha olanakl› k›lm›flt›r, bu da yine dünyada yayg›n
görüldü¤ü flekliyle birçok ülkeyi göç alan ülke haline getirmifltir. Türkiye’yi
etkileyen göç hareketlerinin arkas›ndaki nedenlerin bir k›sm› bu genel küreselleflme e¤ilimleri ile ilgilidir. Di¤er yandan Türkiye’ye yak›n bölgelerde,
son otuz y›ld›r görülen siyasal kargaflalar ve ekonomik dönüflümlerin Türkiye’ye yönelen göçte farkl› sonuçlar› olmufltur. Bunlardan ilki, özellikle Afganistan, ‹ran ve Irak’›n siyasal de¤iflimlerinin ortaya ç›kard›¤› s›¤›nma hareketleri ve düzensiz geçifl göçü ile yüz binlerce kiflinin Türkiye’ye girifl yapmas›d›r. Di¤eri ise, Sovyetler Birli¤i’nde ve Do¤u Avrupa’da sosyalist sistemlerin çöküflü sonras›nda bu ülke vatandafllar›n›n geçici ifl bulup çal›flmak amac›yla Türkiye’ye gelmesidir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
29
1980’li y›llarla bafllayan dönem içinde Türkiye’nin göç alan ülke olma kimli¤indeki de¤iflme flu anlamda çok önemlidir: modern Türkiye
1920’lerin bafl›nda kuruluflundan bu yana her zaman farkl› göç alm›fl olsa
da, daha önce de¤indi¤imiz gibi, bu göçler “Türk soyundan olan ve Türk
kültürüne ba¤l› olan göçmenlerin” gelifliyle s›n›rl›yd›; 1980’ler de ise modern Türkiye tarihinde ilk kez kökenleri itibariyle Türk ve Müslüman olmayanlar›n da Türkiye’ye göçüne tan›k olunmufltur. K›sacas›, ilk kez “yabanc›lar›n” Türkiye’ye göçünden söz edilebilecek bir döneme girilmifltir.
Türkiye’ye son otuz y›la yak›n zaman diliminde yönelen yabanc›lar›n göçüyle ilgili flu noktalar› vurgulamak modernite, küreselleflme, ulusdevlet ve uluslararas› göç iliflkilerinin günümüzdeki konumunu incelemek
aç›s›ndan önemlidir. ‹lk olarak, Türkiye’ye yönelen “Türk ve Müslüman olmayanlar›n göçü”nün önemli bir k›sm› düzensiz (“yasad›fl›”) göç konumundad›r. Bu büyük ölçüde, ekonomik rasyonalite içinde Türkiye ekonomisinin baflka ülkelerden gelen göçmenleri özümseme kapasitesi oldu¤unu göstermektedir; siyasal olarak ise yabac› göçünün de olabilirli¤inin henüz hukuki anlamda tan›mlanmad›¤›n› göstermektedir. ‹kinci olarak, ulusdevlet merkezli göç politikalar›n›n ve uygulamalar›n›n dönüflümlere karfl›
direnç gösterme e¤ilimlerinin hâlâ yo¤unluk tafl›mas›d›r. Bunun en önemli göstergesi, bir sonraki bölümde tart›fl›laca¤› gibi, örnek olarak 2006 y›l›nda yenilenen ‹skân Kanunu’nun içerdikleri ve Türkiye’nin s›¤›nma ve mülteci hareketleri karfl›s›ndaki konumunu belirleyen 1951 Cenevre Sözleflmesi’ne koydu¤u co¤rafi s›n›rlama kayd›n›n korunmas›d›r.
Türkiye bir yandan dünyan›n baflka köflelerine göç etmek isteyen
göçmenlere geçifl ülkesi, di¤er yandan göç alan bir ülke olurken, 1960’larda bafllad›¤› çerçevede göç veren bir ülke olma konumunu da 1980’li y›llardan bu yana korumufltur. Aile birleflimi, evlilik göçü, s›¤›nma ve mülteci
hareketleri içinde binlerce Türkiye Cumhuriyeti vatandafl› Avrupa ülkelerine gitmeyi sürdürmüfllerdir (Abadan-Unat 2002). Bu arada, Avustralya d›fl›nda Amerika Birleflik Devletleri ve Kanada gibi daha çok yerleflmeye dayal› göçmen alan ülkelere olan göç hareketlerinde de bu dönemde gözle görünür bir geliflme olmufltur. Öte yandan, Ortado¤u’daki Arap ülkelerine iflçi
flirketlerince tafl›nan geçici göçmen iflçilerle birlikte, benzer bir göç hareke30
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
tinin sosyalist rejimlerin çöküflü sonras› eski Sovyet sistemi içindeki/içinden do¤an yeni ülkelere de bafllad›¤›na tan›k olunmufltur.
1980’li y›llardan bu yana, Türkiye’de nüfusun k›r-kent yüzdelerindeki de¤iflim, ülkede modernleflme sürecinde uluslaflma anlam›nda gelinen yeni aflaman›n önemli bir göstergesidir. Art›k Türkiye’de yaklafl›k her
üç kifliden ikisi kentlerde yaflamaktad›r (‹çduygu ve Sirkeci 1999: 251). Bu,
modernleflme çerçevesinde toplumsal anlamda yeni bir homojenleflme katman›n›n oluflmas› fleklinde yorumlanabilir. Di¤er yandan, bu dönüflümün
ana nedeninin iç göç oldu¤u düflünüldü¤ünde, ayn› zamanda bu dönüflümün bu homojenleflmeye karfl› paradoksal da görünse, Türkiye’deki ulusdevlet oluflumuna rahats›zl›k verecek bir heterojenleflme e¤ilimini de bafllatt›¤› görülmüfltür. Özellikle toplumbilimsel ba¤lamda, merkez-çevre iliflkileri temelinde, Türkiye’de kimlik politikalar›nda Kürt etnik milliyetçili¤inin (ona tepki olarak da Türk milliyetçili¤inin) ve ‹slami siyasal hareketlerin yükselmesi ile ülkedeki iç göç yo¤unlu¤u aras›ndaki ba¤ belirgindir. Hiç
flüphesiz, bu ba¤›n ekonomik, toplumsal ve siyasal anlam›n› çözmek için
küreselleflmenin genel dinamiklerini göz önüne al›p, bu ba¤› küreselleflme
sürecinde irdelemek gereklidir.
Türkiye’de Ulus-Devlet, Uluslararas› Göç Politikalar› ve
Uygulamalar›: Son Y›llardaki De¤iflme ve Direnme E¤ilimleri
Daha önce de¤inildi¤i gibi, di¤er birçok ülkeye benzer flekilde Türkiye’de de ulus-devlet anlay›fl› ile uluslararas› göç konusuna politik yaklafl›mlar iliflkisini görmek zor de¤ildir. Son yüzy›lda bu yaklafl›mlardaki de¤iflimleri görmek mümkünse de, yirminci yüzy›l›n bafl›ndan bu yana egemen
olan ideal bir ulus-devlet kavram›n› merkeze alan göç politikalar›n›n ve uygulamalar›n›n bugün de oldukça yayg›n oldu¤una tan›k olunmaktad›r (‹çduygu 2006). Bu yayg›nl›¤›n küreselleflme koflullar›nda ço¤u kez flafl›rt›c›
bir görüntü verdi¤i aç›kt›r. Bugün, uluslararas› göç hareketleri aç›s›ndan
bak›ld›¤›nda, ülkeler uluslararas› göç hareketlerine göç alan ülke konumlar›ndan bakt›kça, göç hareketlerine genelde, daha etkin ve k›s›tlay›c› tutumlar alma yolunu seçmektedirler. Bu etkinlik ve k›s›tlay›c›l›k, göç veren ülke
konumundan yaklaflt›klar›nda görece daha az bir düzeyde kalmaktad›r. ElTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
31
bette içeri ve d›flar› yönelen göçe farkl› bakmak ulus-devlet kurgulamas›
içinde anlafl›l›r bir farkl›l›kt›r. Böyle bir bak›fl aç›s›ndan, son y›llardaki dönüflümler incelendi¤inde, Türkiye’nin göç veren bir ülke olmas› konumuyla ulus-devlet konumunu birlefltiren çizgide iki farkl› alandan söz edilebilir.
Bunlardan ilki, bugün göçle olan iliflkisi aç›kça görülmese de, AB
uyum sürecinde Türkiye’deki Müslüman olmayan az›nl›k nüfusla ilgili duyarl›l›klar›n artmas›, dolay›s›yla onlar›n ülke d›fl›na göçlerinin görece azalmas›, hatta s›n›rl› da olsa geri dönüfl göçünün bile görülmesi belirtileriyle
ilgilidir. ‹kinci olarak ise, 1980’li y›llar›n bafl›ndan bu yana, Türkiye aç›s›ndan yurtd›fl›na, özellikle Avrupa ülkelerine göç eden iflçilerin, önceleri geçici göç olarak görülse de, art›k kal›c› bir yerleflmeye dönen bir sürece girdiklerinin kabul edilmesi ve bu çerçevede baz› yasal düzenlemelerin yap›lmas›d›r. Bu çerçevede en önemli geliflme, 1983 y›l›nda Türk vatandafllar› için
çifte vatandafll›k hakk›n›n sa¤lanmas› ve bu hakk›n son y›llarda yap›lan ek
düzenlemelerle baflka ülkelerde yaflayan göçmen Türkiye vatandafllar›na
uygulanmas›n›n yayg›nlaflmas›d›r. Türk vatandafllar›na baflka bir ülkenin
de vatandafll›k hakk›n› kazanabilmeleri hakk›n›n verilmesinin -d›flsal bir
ba¤lamda da olsa, çokkültürlü¤ün var olabilece¤inin kabul edilmesininTürkiye’de ulus-devlet için köklü bir de¤ifliklik oldu¤unu belirtmek gerekir
(‹çduygu ve di¤erleri 1999: 187).
Öte yandan, ülkeye yönelen göç hareketleri göz önüne al›nd›¤›nda,
bir yandan yukar›da anlat›ld›¤› flekliyle, Türkiye’nin yabanc›lar›n da göç etti¤i bir ülke kimli¤ine bürünmesi, di¤er yandan AB uyum sürecinin etkilerinin görünmesiyle birlikte, göç konusunda Türkiye’de politika üretme süreçlerinin genifl bir tart›flma alan› yaratt›¤›na tan›k olunmufltur. Bu ba¤lamda, özellikle son on befl y›l içinde görülen bir dizi yasal düzenleme ile Türkiye’de uluslararas› göç ve s›¤›nma hareketlerine yönelik yeni siyasetlerin
üretilmesi ve uygulanmas›nda etkin olma çabas› aç›kça görülmektedir.
Bunlar aras›nda yer alan 1994 ‹ltica Yönetmeli¤i, 2003 Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zinleri Hakk›nda Kanun, 2005 ‹ltica ve Göç Alan›ndaki Türkiye Ulusal Eylem Plan› ve 2006 ‹skân Kanunu Türkiye’de göçe yönelik resmi bak›fl aç›lar›ndaki de¤iflim e¤ilimlerini ve direnme noktalar›n› göstermeleri
aç›s›ndan önemlidir.
32
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
Buradaki tart›flmam›z aç›s›ndan bak›ld›¤›nda, ülkeye yönelen göçün
“Türk soyundan olan ve Türk kültürüne ba¤l› olanlar›n” Türkiye’ye göçmen
ya da mülteci olarak gelmeleri d›fl›nda, özellikle ulus-devletin korunmas› ve
güvenlik konular›nda sorunlar yaflanmamas› için, olumlu görülmedi¤i ortaya ç›kmaktad›r. Bu anlay›fl›n, yukar›da sözünü etti¤imiz yasal ve idari düzenlemelerin oluflturulmas› ve uygulanmas› aflamalar›nda, s›kl›kla d›flavuruldu¤u aç›kt›r. Asl›nda bir yandan uluslararas› göçü ulus-devlet anlay›fl›
içinde yaln›zca “Türklerin” göçüyle s›n›rlamaya çal›fl›rken, di¤er yandan küreselleflmenin getirdi¤i göç dinamikleri içinde yo¤un olarak yabanc›lar›n
göçüyle de karfl›laflan Türkiye yeni göç koflullar›na da bir ölçüde ayak uydurmaya çal›flmaktad›r. Ancak bu çaba s›kl›kla tutucu bir ulus-devlet anlay›fl›n›n refleksiyle karfl›laflmakta ve oluflan yeni göç hareketlerinin yönetiflimi
konusunda zorlanmaktad›r.
Türkiye’nin de¤iflen koflullarda göç ve s›¤›nma rejimini, ilgili politika ve uygulamalar›n› dünyada geçerli rejim, politika ve uygulamalarla
uyumlu k›lmak için yap›lan giriflimler içindeki ilk örne¤imiz 1994 ‹ltica
Yönetmeli¤i’dir (Kiriflçi 2002: 19; 2006). 1951 Cenevre Sözleflmesi’ne co¤rafi s›n›rlama koflulu ile taraf olan ve bu çerçevede ancak Avrupa’dan gelecek s›¤›nmac›lara mülteci olma hakk› tan›yan Türkiye, gerçekte yo¤un s›¤›nmac› hareketleriyle ‹ran ve Irak’tan gelen s›¤›nmac›lar ile karfl›lafl›nca
tan›flm›flt›r. Bu yönetmelik, bir anlamda co¤rafi s›n›rlama koflulunu kald›rmadan gelen s›¤›nmac›lara geçici s›¤›nma hakk› vererek ve mülteci statüsü
edindikten sonra onlara üçüncü ülkelere yerleflme hakk› tan›yarak bu konudaki taleplerin karfl›lanmas›n› kolaylaflt›rm›flt›r. Ancak, 1951 Cenevre Sözleflmesi’ndeki co¤rafi s›n›rlama koflulunu korumaya çal›flarak da Türkiye’nin yabanc› (“Türk soyundan olmayan ve Türk kültürüne ba¤l› olmayan”) mültecilerin yerleflti¤i bir ülke olmas›n› önlemeye çal›flm›flt›r. AB
uyum sürecinde gerçeklefltirilen 2005 ‹ltica ve Göç Alan›ndaki Türkiye
Ulusal Eylem Plan›, Cenevre Sözleflmesi’ndeki co¤rafi s›n›rlama koflulunun 2012 y›l›na kadar kald›r›labilece¤inden söz ederken, ayn› zamanda yeni bir S›¤›nma Kanunu ve yeni bir Yabanc›lar Kanunu yap›lmas›n›n da yine 2012 y›l›na kadar gerçeklefltirilebilece¤ini ortaya koymufltur (BMMYK ve
‹çiflleri Bakanl›¤› 2005). Gerek co¤rafi s›n›rlama koflulunun kald›r›lmas›,
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
33
gerekse yeni S›¤›nma ve Yabanc›lar Kanunlar› konusunda yap›lan tart›flmalar (ki bu tart›flmalar k›s›tl› çevrelerde yap›lmaktad›r) özellikle Türkiye’nin
bir göç ve s›¤›nma ülkesi konumuna gelip binlerce yabanc›n›n ülkeye gelmesi endiflesini s›kl›kla dillendirir olmufltur (Kiriflçi 2006: 343).
Asl›nda benzer endifleler ve dar kal›pl› bir ulus-devlet anlay›fl›n›n
korunmas› çerçevesinde geliflen bak›fl aç›lar›n›n ›fl›¤›nda, 1934 tarihli ‹skan
Kanunu’nun yerini alan 2006 tarihli yeni ‹skan Kanunu’nun, AB uyum sürecinde k›s›tlay›c› olmayacak bir flekilde yeni bir düzenleme olaca¤› beklenirken, 1934 tarihli Kanun’un uluslararas› göçle ilgili tutucu konumunun
korunmaya çal›fl›lmas› bir ölçüde flafl›rt›c› olmufltur. ‹lginçtir, bu yeni yasal
düzenleme göçmeni flöyle tan›mlam›flt›r: “Türk soyundan ve Türk kültürüne ba¤l› olup, yerleflmek amac›yla tek bafl›na veya toplu halde Türkiye’ye gelip bu Kanun gere¤i kabul olunanlard›r” (Madde 3/d). Bu tan›m, Türkiye’nin 2006’da da uluslararas› göç olgusuna halen 1920’ler ya da 1930’lar
anlay›fl›yla bakt›¤›n›n göstergelerinden biridir.
2003 Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zinleri Hakk›nda Kanun özellikle, art›k
yabanc›lar›n yo¤un olarak Türkiye’ye gelmeleri ve çal›flmalar› gerçe¤inden
yola ç›karak bunlar›n ülkedeki çal›flma koflullar›na yeni bir düzenleme getirmifltir (‹çduygu 2007: 213). Öncelikle, yabanc›lar›n kay›ts›z çal›flt›r›lmas›n› engellemek ve onlar›n çal›flt›r›lma koflullar›n› belirlemek amac›yla ortaya ç›kan bu yeni yasal düzenlemenin uygulanma aflamas›nda, daha çok yabanc›lar›n göçünü profesyonel ve yüksek derecede kalifiye iflgücünün göçüyle s›n›rlama e¤ilimine kayd›¤›na tan›k olunmufltur. Örne¤in, daha çok
ev iflleri, e¤lence ya da tekstil sektöründe hemen hemen bütünüyle kay›t d›fl› çal›flan yabanc›lar›n çal›flmalar›n›n bu yasa ile düzenlenemedi¤i görülmüfltür. Asl›nda bu yasan›n tam olarak özellikle belli sektörlerde ve kötü
koflullarda çal›flt›r›lan yabanc› iflçilerin “yasal” göçmen iflçi olarak çal›flmalar›n› sa¤lamay› amaçlad›¤›n› söylemek zordur. Daha önce yinelendi¤i gibi,
Türkiye’deki göç ve s›¤›nma rejimi yabanc› göçmen iflçi ve mültecilere aç›k
bir sistem görüntüsü vermekten çok uzakt›r. Türkiye’nin göç rejimini yönetenler, uluslararas› göç pazar›nda Türkiye’nin “yabanc›lar›n göçüne aç›k
bir göç ülkesi” olarak alg›lanmas›n› istememektedir. Belki de, böyle oldu¤u
içindir ki, bir göçmen gönderen ülke olarak Türkiye’nin onaylamas› gerek34
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
ti¤ini düflündü¤ümüz ,Uluslararas› Çal›flma Örgütü’nün 1949 tarihli ve 97
numaral› “Çal›flma ‹çin Göç” ve 1975 tarihli ve 143 numaral› “Göçmen ‹flçiler” sözleflmelerini Türkiye imzalamam›flt›r. Bu bir paradoks olarak belirmektedir; çünkü yüz binlerce vatandafl› baflka ülkelerde göçmen iflçi olarak
bulunan bir ülkenin bu vatandafllar›n›n çal›flma koflullar› ile ilgili olarak
baflka ülkelerle bu sözleflme üzerinden müzakere etmesi do¤ald›r. Ancak
yabanc› göçmen iflçi olgusu ile karfl›laflmamaya çal›flan bir ülke olarak Türkiye’nin bu sözleflmeleri imzalamamas› bu anlamda kendi içinde bir tutarl›l›¤› da yans›tmaktad›r.
Son Verirken
Yirminci yüzy›l, bütün dünyada kapitalist ekonomik sistem temelinde geliflen belirli bir modernite projesinin yayg›nlaflmas›, bu ba¤lamda
ulus-devletlerin kuruluflu ve yükselifli örnekleri ile doludur. Yirmi birinci
yüzy›l ise, küreselleflmenin ald›¤› yeni konum nedeniyle, ulus-devletlerin
dinamiklerine ve kurumlar›na nerdeyse meydan okuyan bir ortam›n geliflti¤inin görüntülerini vermektedir. Bu, ulus-devletlerin güçsüzleflmesi ya da
ortadan kalkmas› anlam›na gelmemektedir, ancak küreselleflme süreçleri
ile geleneksel ulus-devlet alg›s› ve tarz› aras›nda k›r›lma noktalar›n›n ortaya ç›kmas› demektir. Son yüzy›lda özellikle ulafl›m ve iletiflim teknolojilerinin gösterdi¤i geliflmeler ve bu geliflmelerin dünyan›n dört köflesinde insanlar› yak›n ve uzak co¤rafyalar üzerinde hareketli k›lmas›, di¤er bir söyleyiflle ulus-devletlerde ve ulus-devletler aras›ndaki göç hareketlerinin art›fl›
gözlenen bir gerçekliktir. Bu göç hareketleri, her co¤rafyada ekonomik, toplumsal ve siyasi dönüflümlerin hem sonuçlar›, hem de nedenleri olarak ortaya ç›kmaktad›r. Son yüzy›lda, ulus-devlet merkezli dünyan›n görece yükselifli ve sonra küreselleflmeyle sorgulan›r oluflu ile farkl›laflan göç hareketlerinin birlikte ortaya ç›k›fl› göçün ekonomik, toplumsal ve siyasi düzeylerde önemli bir tarihsel olgu oldu¤unu ancak, onun da farkl› dönüflümler geçirdi¤ini göstermektedir.
Baflka bir söyleyiflle, modern Türkiye tarihinde göç olgusu, ülkenin
modernite projesine ve onun siyasal belkemi¤i olan ulus-devlet oluflumuna
hep içsel kalm›flt›r. Göçün bu içselli¤i, bir yandan tarihsel olarak TürkiTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
35
ye’nin kendi içinde bulunan ve kendinden geliflen dinamiklerle, di¤er yandan ülkenin modernite projesini ellerinde gelifltiren siyasi elitler, karar al›c›lar ve uygulay›c›lar›n etkinlikleriyle ilgilidir. Bu çerçevede bir ulus-devlet
olarak kurulurken ve geliflirken genelde göç, özelde uluslararas› göç Türkiye’de de modernite ve ulus-devlet olma süreçlerinde kullan›lan en önemli
siyasal araçlardan biri olarak belirmifltir.
Elbette, yirminci yüzy›l›n bafl›nda ulus-devlet merkezli bir modernite projesinin fazlaca flafl›rt›c› bir yan› yoktur. Göçün, nüfusu homojen k›lan
bir araç olarak bu proje içinde yer almas›nda da flafl›rt›c› bir yan yoktur. Ancak, geçen yüzy›l boyunca art›k ulus-devlet inflas›n› tamamlad›¤› varsay›labilecek bir ülkenin, küreselleflme koflullar›n›n ideal ulus-devlet modellerini
zorlad›¤› bir dönemde, uluslararas› göçü yaln›zca ulus-devletin nüfusu üzerinde homojenli¤i etkileyici bir unsur indirgemecili¤i ile de¤erlendirmesi
tart›fl›lacak bir olgudur.
Bu tart›flman›n odaklanabilece¤i birkaç nokta olabilir. Bunlardan birincisi, dünya sisteminde tarihsel olarak uluslararas› göçle, göç alan ülke
olarak daha önce tan›flm›fl ve ekonomik olarak geliflmifl ülkelerde yirminci
yüzy›l boyunca asimilasyon, entegrasyon ve çokkültürlülük zinciri üzerinden geliflen devlet-göçmen iliflkilerinin son y›llarda yeniden asimilasyona
dönüfl süreciyle ilgilidir. Asimilasyonun geri dönüflü ad› verilen bu süreçte
son birkaç y›ld›r, bu ülkelerde yirminci yüzy›l›n son çeyre¤inde bafllayan özgürlükçü bir anlay›flla devlet-göçmen iliflkilerinin liberal bir temelde çokkültürcü politikalar eliyle düzenlenmesine son verilmeye bafllanm›flt›r. Bu
adeta etnik çeflitlilikten tek kültürlü ulus-devlete do¤ru bir e¤ilimin bafllamas›d›r. Bat›da (Avrupa ya da Kuzey Amerika’da) bu uluslararas› göçün 11
Eylül sonras› dönemde bir güvenlik olgusuna indirgenmesi ve genelde küreselleflme e¤ilimlerine göç ba¤lam›nda karfl› seslerin yükselmesiyle do¤ru
orant›l›d›r. Türkiye’de benzer bir süreç yaflanmasa da bu tutucu iklimden
Türkiye’nin de etkilendi¤i söylenebilir. Ancak bu etkinin çok s›n›rl› olaca¤›
sav›n› ileri sürmek de zor de¤ildir.
‹kinci nokta olarak, Türkiye’de ulus-devlet merkezli göç politikalar›n›n ve uygulamalar›n›n yirminci yüzy›l›n bafl›ndaki haliyle sürmesi e¤ilimlerinin nedenlerinin bafl›nda ulus-devlet oluflumunun henüz bir olgunlaflma
36
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
düzeyinde tamamlanamam›fl olmas› say›labilir. Türkiye’nin yirminci yüzy›l›n bafl›nda ve bir yüzy›l boyunca ülkenin etnik çeflitlilik, az›nl›klar gibi konularda siyasal olarak kabul görür ve uygulanabilir politikalar› üretmekte zay›f kalmas›, yirmi birinci yüzy›lda bu konular›n ülkenin en önemli siyasal sorunlar› aras›nda olmas›, uluslararas› göç konular›n›n da bu ba¤lamda sorunlu bir alan olarak ortaya ç›kmas›na neden olmaktad›r. Bu noktadan hareketle, örne¤in, yabanc›lar›n ülkeye göçü konusunda çok s›n›rlay›c› e¤ilimler ortaya ç›kmakta, yasal düzeyde göçmen “Türk soyundan ve Türk kültürüne
ba¤l›” olupTürkiye’ye yerleflmeye gelen kifli olarak tan›mlanmakta, Cenevre
Sözleflmesi’ndeki co¤rafi s›n›rlama kayd› yerinde kalmakta, böylece mülteci
haklar›n›n korunmas›nda çekinceli davran›lmaktad›r.
Bütün bu çerçevede, AB uyum sürecinin Türkiye’nin s›¤›nma, s›¤›nmac›, mülteci, göç ve göçmenlerle ilgili politika ve uygulamalar› dönüfltürmesine, göreceli olarak daha liberal anlay›fllar›n yerleflmesine yard›mc›
oldu¤unu söylemek mümkündür. Ancak, bu aflamada flunu vurgulamak
önemlidir. Türkiye’ye yönelen göç aç›s›ndan bak›ld›¤›nda, Türkiye’nin bu
göçe ak›lc› bir politik-ekonomi perspektifinde bakmas›n›n somut nedenleri
henüz olgunlaflm›fl de¤ildir. ‹flsizli¤in ve kay›t d›fl› çal›flman›n çok yüksek
düzeylerde oldu¤u bir ülkede, yabanc›lar›n göçüne ak›lc› bir çizgide “olumlu” bakman›n mant›¤›n› kurma olas›l›¤› düflüktür. Böylece, Türkiye’de
uluslararas› göç konular› siyasal ve ideolojik efliklerde tart›fl›lmaya mahkûm
olmaktad›r. Ancak bu, ilgili tart›flmalara özgürlükçü olamayan, geleneksel
bak›fl aç›lar›n›n egemen olmas›n›n bir aç›klamas› her zaman de¤ildir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
37
Kaynakça
Abadan-Unat, N. 2002. Bitmeyen Göç. ‹stanbul: Bilgi Üniversitesi Yay›nlar›.
Ahmad, F. 1993. From Empire to Nation 1908-1923. Londra: Routledge.
Aktar, A. 2000. Varl›k Vergisi ve Türklefltirme Politikalar›. ‹stanbul: ‹letiflim Yay›nlar›.
Ar›, K. 1995. Büyük Mübadele-Türkiye’ye Zorunlu Göç (1923-1925). ‹stanbul: Tarih
Vakf› Yurt Yay›nlar›.
Baubock, W. R. 1991. Immigration and the Boundaries of Citizenship in Europe. Viyana: Institute for Advanced Studies.
Braude, B. ve B. Lewis 1982 (der). Christians and Jews in the Ottoman Empire: The Functioning of a Plural Society (1) New York: Holmes and Meier.
Breuilly, J. 2000. Citizenship as Nationality: A Passing Phase? Proceedings of the Lunar Society(16):
13-25.
Brubaker, W. R. 1990. “Immigration, Citizenship, and the Nation State in France and Germany: A
Comparative Historical Analysis.” International Sociology (5/4): 379-407.
Castles, S. 1998. The Age of Migration: International Population Movements in the Modern World. New
York: Guildford Press.
Castles, S. Ve M. Miller, 2000. Ethnicity and Globalization: From Migrant Worker to Transnational Citizen. California: Sage Publications.
Collins, J. 1988. Migrant Hands in a Distant Land. Londra: Pluto Press.
Courbage, Y. ve P. Fargues, 1998. Christians and Jews under Islam. New York: I. B. Tauris.
Ça¤aptay, S. 2002. “Kemalist Dönemde Göç ve ‹skan Politikalar›: Türk Kimli¤i Üzerine Bir Çal›flma.”
Toplum ve Bilim (50/2): 218-241.
Erder, S. 2006. Refah Toplumunda Getto. ‹stanbul: ‹stanbul Bilgi Üniversitesi Yay›nlar›.
Faist, T. 2003. Uluslararas› Göç ve Ulusafl›r› Toplumsal Alanlar. ‹stanbul: Ba¤lam.
Gellner, E. 1983. Nations and Nationalism. Oxford: Blackwell Publishers.
Geray, C. 1970. “Türkiye’de Göçmen Hareketleri ve Göçmenlerin Yerlefltirilmesi.” Amme ‹daresi Dergisi (3/4); 3-86.
Gitmez, A. 1983. Yurtd›fl›na ‹flçi Göçü ve Geri Dönüfller. ‹stanbul: Alan Yay›nc›l›k.
Hammar, T. 1990. Democracy and the Nation State: Aliens, Denizens and Citizens in a World of International Migration. Aldershot: Averbury.
Harles, J.C. 1997. “Integration before Assimilation: Immigration, Multiculturalism and the Canadian
Polity.” Canadian Journal of Political Science (30/4); 711-736.
Hollifield, J. F. 1998. “Migration, Trade and the Nation-State: The Myth of Globalization.” UCLA Journal of International Law and Foreign Affairs (3/2): 595-636.
Hollifield, J. F. ve C. B. Brettell, 2000 (der.). Migration Theory, Talking across Disciplines. New York: Routledge.
‹çduygu, A. ve ‹. Sirkeci, 1999a. “Cumhuriyet Dönemi Türkiye`sinde Göç Hareketleri.” Oya Baydar
(der.) 75 Y›lda Köylerden fiehirlere içinde. ‹stanbul: Tarih Vakf›, 249-259.
‹çduygu, A., Y. Çolak, ve N. Soyar›k, 1999b. “What is the Matter with Citizenship? A Turkish Debate.”
Middle Eastern Studies (35/4); 187-208.
38
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
‹çduygu, A. 2004a. “From Nation-building to Globalization: An Account of the Past and Present in Recent Urban Studies in Turkey.” International Journal of Urban and Regional Research (28/4): 941-947.
‹çduygu, A. 2004b. “Demographic Mobility over Turkey: Migration Experiences and Government Responses.” Mediterranean Quarterly (15/4): 88-99.
‹çduygu, A. 2007. “EU-ization Matters: Changes in the Immigration and Asylum Policies and Practices
in Turkey.” T. Faist and A. Ette (der.) The Europeanization of National Immigration Policies içinde.
Londra: Palgrave MacMillan Publishers, 201-221.
‹çduygu, A., fi. Toktafl, ve A. B. Soner, 2007. “The Politics of Population in a Nation-Building Process:
Emigration of Non-Muslims from Turkey.” Ethnic and Racial Studies (31/2): 358-389.
Karpat, K. H. 1972. “The Transformation of the Ottoman State, 1789-1908.” International Journal of
Middle East Studies (3/3); 243-81.
Kaya, A. 2005. “Citizenship and the Hyphenated Germans: German-Turks.” A. ‹çduygu ve F. Keyman
(der.) Citizenship in a Global World European Questiond and Turkish Experiences içinde. Londra: Routledge, 219-341.
Keyder, Ç. 1997. “The Ottoman Empire.” M. von Hagen ve K. Barkey (der.) After Empire içinde. Boulder: Westview Press.
Keyman, E. F. ve A. ‹çduygu, 2005. Citizenhip in a Global World: European Questions and Turkish Experiences. Londra: Routledge.
Kiriflçi, K. 2000. “Disaggregating Turkish Citizenship and Immigration Practices.” Middle Esatern Studies (36/3): 1-22.
Kiriflçi, K. 2002. Justice and Home Affairs, Issues in Turkish-EU Relations. Istanbul: TESEV Publication.
Kiriflçi, K. 2003. “Turkey: A Transformation from Emigration to Immigration.” Migration Information
Source Paper içinde, Washington: Migration Policy Institute ((http://www.migrationinformation.org/Profiles/display.cfm?ID=176).
Kiriflçi, K. 2006. “A Friendlier Schengen Visa System as a Tool of Soft Power: The Experience of Turkey.” European Journal of Migration and Law (7/4): 343-367.
Koser, K. 2007. International Migration a Very Short Introduction. Oxford: Oxford University Press.
Kymlicka, W. 2000. Citizenship in Diverse Societies. Oxford: Oxford University Press.
Lever-Tracy, C. ve M. Quinlan, 1988. A Divided Working Class. Londra: Routledge and Kegan Paul.
Marx, K. 1954. Capital (1). Londra: Lawrence&Wishart.
McCarthy, J. 1998a. Ölüm ve Sürgün. ‹stanbul: ‹nk›lap.
McCarthy, J. 1998b. Müslümanlar ve Az›nl›klar. ‹stanbul: ‹nk›lap.
Ortayl›, ‹. 1983. ‹mparatorlu¤un En Uzun Yüzy›l›. ‹stanbul: ‹letiflim Yay›nlar›.
Piore, M. J. 1980. Birds of Passage: Migrant Labour and Industrial Societies. Cambridge: Cambridge University Press.
Tekeli, ‹. 1990. “Osmanl› ‹mparatorlu¤u’ndan Günümüze Nüfusun Zorunlu Yer De¤ifltirmesi.” Toplum ve Bilim (50): 49-71.
Tekeli, ‹.1998. “Türkiye’de Cumhuriyet Döneminde Kentsel Geliflme ve Kent Planlamas›.” Tarih Vakf›
(der.) 75 Y›lda De¤iflen Kent ve Mimarl›k içinde. ‹stanbul: Tarih Vakf› Yay›nlar›, 1-24.
Wimmer, A. ve N. G. Schiller, 2002. “Methodological nationalism and the study of migration.” Archives Européennes de Sociologie (53/2); 217-40.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
39
Wimmer, A. ve N. G. Schiller, 2003. “Methodological Nationalism, the Social Sciences, and the Study
of Migration: An Essay in Historical Epistemology.” International Migration Review (37/3): 576-610.
Ye¤en, M. 2004. “Citizenship and Ethnicity in Turkey.” Middle Eastern Studies (40/6): 51-66.
Y›ld›z, A. 2007. Ne Mutlu Türküm Diyebilene. ‹stanbul: ‹letiflim Yay›nlar›.
Zürcher, E. J. 1997. Turkey, A Modern History. New York: I. B Tauris.
Notlar
1
2
3
4
5
40
Yaln›zca modern Avrupa tarihinde de¤il, Asya ve Afrika ülkelerinin tarihinde de modernite ve
ulus-devlet oluflumu ile uluslararas› göç konular›n› ilintili k›lan say›s›z örnek vard›r. Bu konuda W.
R. Brubaker (1990) ve J. F. Hollifield (1998) gibi yazarlar›n yazd›klar›n›n ötesinde, bu çal›flmada
da de¤inece¤imiz gibi bu iliflkinin sosyal bilimler yaz›n›ndaki yans›malar›na elefltirel bakan A.
Wimmer ve N. G. Schiller (2002, 2003) gibi yazarlar›n görüfllerine de bakmak faydal› olacakt›r.
Asl›nda bu dönemlefltirmenin Türkiye’nin ekonomik, toplumsal ve siyasal tarihiyle ilgili yap›lan
çeflitli dönemlefltirmelerle paralellikler içerdi¤i göz ard› edilmemelidir.
Modernite ba¤lam›nda böyle bir dönüflümü Türkiye özelinde irdeleyen bir yay›n serisi için Tarih
Vakf› taraf›ndan Cumhuriyet’in 75. y›l› kutlamalar› çerçevesinde 1999 y›l›nda yay›nlanan 75 Y›lda
Köylerden fiehirlere, 75 Y›lda Tebaa`dan Yurttafl`a Do¤ru gibi bafll›klarla ç›kan kitaplara bakmak faydal› olacakt›r.
Bu konudaki ilgili yaz›n için J. Breuilly (2000), E. Gellner (1983), R. Brubaker (1990), W. Kymlica
(2000), S. Castles (2000), R. Baubock (1991), A. Wimmer ve N. G. Schiller (2003) gibi bilim insanlar›n›n çal›flmalar›na bakmak faydal› olacakt›r.
Bu konuda örne¤in bkz. McCarthy (1998a; 1998b).
Türkiye’de Uluslararas› Göçün Siyasal Arkaplan›
Sema Erder
“DÜZENS‹Z” GÖÇ, GÖÇMEN KORKUSU
VE ÇEL‹fiEN TEPK‹LER
Düzensiz Göç ve Göçmen Korkusu:
“Düzensiz göç” (irregular migration) olgusu, son dönemlerde uluslararas› göçle ilgilenen akademik çevrelerin ve yöneticilerin gündemine h›zla girmifltir. Bu olgu, gündelik uygulamalarla ilgilenen yöneticiler taraf›ndan, “mevcut kurum ve kurallara uygun olmad›¤›” vurgusuyla “yasad›fl›
göç” olarak da tan›mlanmaktad›r. Ancak, sosyal bilimciler için bu olgunun
tan›mlanmas› çok daha karmafl›k ve tart›flmal›d›r.
Genel olarak, küreselleflmenin genifl kitlelerde yer de¤ifltirme iste¤ini art›rd›¤›, buna karfl›n, yürürlükteki kural ve kurumlar›n, bunun önünü açacak biçimde de¤iflmedi¤i aç›kt›r. Son dönemlerde, h›zla de¤iflen
ekonomik ve siyasal koflullar›n zorlamas›yla oluflturulan yeni küresel kural ve kurumlar, daha çok sermaye, mal ve iletiflimin s›n›r ötesi hareketlerinin güvenle sürmesiyle ilgilenmektedir. Di¤er taraftan, dünyada her fley
de¤iflirken insan hareketleri durdurulmaya çal›fl›lmakta ve sonuçta nüfus
hareketleri, kurals›z ve düzensiz olmaya mahkûm edilmektedir. Bu çeliflkili durumun nedenleri, sosyal bilimciler taraf›ndan tart›fl›lan önemli konulardan biridir.
“Düzensiz göç”ün hem Türkiye gibi kendini “göç veren” ülke olarak
tan›mlayan ülkeler, hem de denetimli göçmen kabul eden ülkeler için yeni
ve al›fl›lmad›k bir durum oldu¤u aç›kt›r. Bu göç hareketinin “göç, göçmen
ve yabanc› korkusu”nun yayg›nlaflt›¤› bir siyasal iklimde gerçekleflti¤i ve
bütün ülkelerin hem iç, hem de d›fl politikalar›n› etkiledi¤i bilinmektedir.
Karfl›l›kl› korkularla beslenen bu siyasal iklimin, bütün ülkelerde göçü yeniden düzenleyecek yeni kural ve kurumlar›n oluflumunu önledi¤i ve göçmen karfl›t› uygulamalar› art›rd›¤› dikkati çekmektedir.
Son dönemlerde, bir insan hakk› olan göç, yayg›nlaflan “göçmen ve
yabanc› korkusu” nedeniyle siyasallaflm›fl ve neredeyse ulusal “güvenlik”
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
41
konular›ndan biri haline gelmifltir. Bugünlerde, ne yaz›k ki, göçmen olmak
“suçlu” olmakla eflanlama gelmeye bafllam›flt›r. Bütün bunlar›n sonucunda, kendi yaflad›klar› ülkeyi, de¤iflen siyasal ya da ekonomik koflullar nedeniyle, terk etmek zorunda kalan milyonlarca insan yasalar karfl›s›nda, sadece korunmas›z de¤il, üstelik suçlu konumunda kalmaya bafllam›fllard›r. Avrupa’da “‹slam korkusu” olarak da belirginleflen göçmen karfl›tl›¤›n›n, Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinde ne kadar etkili oldu¤u kolayca gözlemlenebilmektedir. Di¤er yandan, Türkiye’de de artan ABD ve AB karfl›tl›¤›n›n “yabanc› korkusu”nu art›rd›¤› ve buraya gelen yabanc›lar› zor durumda
b›rakt›¤› da gözlemlenmektedir.
Türkiye ve Düzensiz Göç:
Türkiye, 1960’l› y›llara kadar geleneksel göç politikas› uygulam›fl,
kap›lar›n› mümkün oldu¤u kadar kapal› tutmaya çal›flm›flt›r. 1960’l› y›llar,
“yurtd›fl›na iflçi gönderme” ve “turizmi teflvik” politikalar›yla d›fla aç›lman›n
bafllang›c› olarak kabul edilebilir. 1980’ler sonras›nda ise Türk vatandafllar›n›n seyahat özgürlü¤ünü k›s›tlayan engeller kald›r›lm›fl, sadece göç amac›yla de¤il, ayn› zamanda turizm, ticaret, e¤itim gibi amaçlarla seyahat etme istekleri de karfl›lanmaya bafllam›flt›r. Bugün art›k Türkiye, kap›lar›n›
hem kendi yurttafllar›na, hem de k›sa süre kalacak yabanc›lara açm›fl ve göreli olarak, liberal s›n›r politikas› uygulayan d›fla aç›k bir toplum haline dönüflmüfltür. Di¤er taraftan, d›fl göç ve yabanc›larla ilgili kural ve kurumlara
bak›ld›¤›nda, Türkiye’nin hâlâ kendini göç veren bir ülke olarak tan›mlad›¤›, kural ve kurumlar›n da daha çok yurtd›fl›na çal›flmaya gidenler aç›s›ndan
düzenlendi¤i görülmektedir.
‹statistikler halen, önemli bir k›sm› Avrupa’da olmak üzere, yaklafl›k dört milyon Türk vatandafl›n›n yurtd›fl›nda sürekli olarak yaflad›¤›n›
göstermektedir. Göçmen yak›nlar›, geri dönenler, emekli olanlar ya da yaflad›klar› ülkelerde yurttafll›k hakk› alanlar dahil edildi¤inde, d›fl göç deneyimi olan Türk vatandafllar›n›n say›s›n›n çok daha yüksek oldu¤u tahmin
edilebilir. 2005 y›l› s›n›r istatistikleri y›lda 8 milyonu aflan say›da TC vatandafl›n›n yurtd›fl›na gidip geldi¤ini göstermektedir. ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n verilerine göre, 2003 y›l› içinde 600 bin kifli yeni pasaport alm›fl ve
42
“Düzensiz” Göç, Göçmen Korkusu ve Çeliflen Tepkiler
400 bin kifli temdit ifllemi yapm›flt›r. Bu say›lar, Türkiye’de yaflayan zengin-yoksul hemen her toplumsal kesimden insan›n kal›c›-geçici, düzenlidüzensiz çeflitli biçimlerde, s›n›r ötesi hareketlere kat›lmaya bafllad›¤›n›
göstermektedir.
Di¤er yandan 1990’lardan sonra, Türkiye’nin uluslararas› nüfus hareketi içindeki konumunun radikal bir biçimde de¤iflti¤ini ve Türkiye’nin
“Demir Perde”nin k›y›s›ndan, “AB Kalesi”nin k›y›s›na geçti¤ini söylemek
mümkündür. Bu ba¤lamda, bu de¤ifliklikleri k›saca flöyle özetleyebiliriz:
Bu de¤iflikliklerden birincisi, eski sosyalist ülkelerin s›n›rlar›n› açmas› ve Türkiye’nin uzun bir süredir iliflkisinin kopuk oldu¤u komflular›yla yeniden iliflki kurmaya bafllamas›d›r. Türkiye’nin turizmi desteklemek
amac›yla s›n›rlar›n› aç›k tutmas› bu bölgeden gelenlerin engelle karfl›laflmas›n› önlemifltir. Tablo 1’den de izlenece¤i üzere, bu dönemden sonra, Türkiye’ye gelen yabanc›lar›n da¤›l›m› tamamen de¤iflmifl ve eski SSCB bölgesinden gelen yabanc›lar›n say›s› h›zla artm›flt›r.
De¤iflikliklerden ikincisi ise Avrupa ülkelerinin Schengen s›n›r rejimiyle s›k› s›n›r politikas› uygulamaya bafllamas›d›r. AB’nin s›k› s›n›r politikas› uygulamaya bafllamas›, AB ülkeleriyle iliflki kurmak isteyen, oralar›
gezmek, tan›mak isteyen s›radan vatandafllar›n, gençlerin, akademisyenlerin ve ifladamlar›n›n engellerle karfl›laflmas›na neden olmaktad›r. Türkiye’den Avrupa ülkelerine gitmek isteyen herkesin “göçmen” olaca¤› önyarg›s›yla karfl›laflmas›n›n sonuçlar› ve etkilerini tart›flmak ayr›ca ele al›nmas›
gereken bir konudur. “Avrupa Kalesi”nin örülmesinin Türkiye aç›s›ndan
bir baflka önemli sonucu ise Do¤u-Bat› göç yolu üzerinde olan ülkenin transit göçmenlerin bekleme odas› haline gelmesidir.
Son y›llarda, Türkiye’ye turizm, çal›flma, ticaret, e¤itim görme, s›¤›nma ya da transit geçifl amac›yla gelen yabanc›lar›n say›s› h›zla artmaya
bafllam›flt›r. Yabanc› say›s›ndaki bu art›fl›n Türkiye aç›s›ndan yeni ve beklenmedik bir durum oldu¤u aç›kt›r. Türkiye’nin “göç veren” bir ülke olmaktan “göç alan” bir ülkeye dönüflme sürecinde, mevcut kurum ve kurallar›n yetersizli¤i farkl› amaçlarla gelen yabanc›lar›n sorunlarla karfl›laflmas›na neden olmaktad›r. Türkiye’nin sistematik ve kapsaml› d›fl göç ve s›¤›nma politikas›n›n olmamas›, mevcut kurallar›n yabanc›lar›n sadece “tuTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
43
rist” olaca¤›n› varsaymas›, uzun süreli kal›fl ve çal›flmay› önlemeye dönük
olmas› gibi çeflitli nedenlerle Türkiye’ye gelen yabanc›lar “düzensiz göçmen” konumunda kalabilmektedirler (Çelikel ve Gelgel 2007; Ekfli 2006
ve Erder 2006).
Son dönemde Türkiye’ye gelen, uzun süre kalmak isteyen ya da kalmak zorunda kalan yabanc›lar›n çok farkl› gruplardan olufltu¤u aç›kt›r.
Bunlar aras›nda AB ülkelerinden gelen emekliler, Türk vatandafl›yla evli yabanc›lar oldu¤u gibi, AB ülkelerine gitmek isteyen transit göçmenler, siyasal s›¤›nmac› ve mülteciler, Türkiye’ye k›sa ya da uzun süreli gelip çal›flmak
isteyen “mekik göçmenleri” ya da buraya yerleflmek isteyen yabanc›lar vard›r. Bu gruplar aras›nda kamuoyunda ve AB ile yap›lan müzakerelerde en
çok gündeme gelenler “transit” göçmenlerdir. AB ile müzakerelerde bu göçün Türkiye’ye getirdi¤i sorunlar, gelenlerin karfl›laflt›¤› sorunlar ve çözüm
yollar›n›n aranmas›ndan çok, bu göçün AB’ye yönelmesini önlemenin yollar› aranmaktad›r.1
Bu yaz›da, Türkiye’ye etkileri aç›s›ndan di¤erlerinden çok farkl› nitelikler tafl›yan “mekik göçü” ele al›nacakt›r.
Mekik Göçü
Mekik göçü, di¤er düzensiz göç türlerinden farkl› olarak, bir ülkeye
k›sa süreli olarak gelen, kendi ülkesiyle iliflkilerini sürdürmek isteyen, yasal belge almaya ve s›n›r geçifli ile ilgili mevzuat› zedelememeye gayret
eden özel bir göç türüdür. Mekik göçü, esnek s›n›r politikalar›n›n uyguland›¤› bölgelerde rastlanan çok eski bir göç türü olmas›na karfl›n, son dönemlerde birçok bölgede birden gözlenmesi ve ölçe¤inin artmas› nedeniyle göç
araflt›rmac›lar›n›n gündemine girmifltir. Co¤rafi yak›nl›k, ucuzlayan ulafl›m olanaklar›, ülkeler ya da bölgeler aras›ndaki yap›sal eflitsizliklerin do¤urdu¤u farkl› geliflmifllik ve ücret düzeylerinin bu göçü art›rd›¤› bilinmektedir. Bu göçün en önemli özelli¤i, kat›l›mc›lar›n›n sürekli hareketli oluflu
ve gittikleri ülkelerde k›sa süreli çal›flarak ya da küçük ölçekli ticaret yaparak yaflamlar›n› düzenleme amac›n› gütmeleridir.
Göçle ilgilenen uzmanlar, bu nüfus hareketlerinin klasik anlamda
bir göç hareketi olup olmad›¤›n› tart›flmaktad›r. Baz› göç araflt›rmac›lar›, bu
44
“Düzensiz” Göç, Göçmen Korkusu ve Çeliflen Tepkiler
nüfus hareketinin hem göçü gönderen hem de göçü alan topluma genifl etkileri ve kat›l›mc›lar›na sa¤lad›¤› ekonomik, sosyal ve kültürel kazan›mlar
nedeniyle göç olarak kabul edilmesi düflüncesindedirler. Ayn› flekilde, bu
nüfus hareketinin konjonktürel mi, yoksa kal›c› bir nüfus hareketi mi olaca¤› konusu da tart›fl›lmaktad›rlar.
Mekik göçü deneyimini yaflayan Polonya’da yap›lm›fl araflt›rmalar,
bu göçe kat›lanlar›n hem göç ettikleri, hem de geldikleri toplumlardaki piyasan›n emek, hizmet ve mal alanlar›nda oluflturdu¤u aç›klar›, mevcut yasalardaki boflluklar› da dikkate alarak yararlanmaya çal›flt›klar›n› göstermektedir. Bu aç›dan mekik göçü yarat›c›, de¤iflken, dinamik ve her ülkede
farkl› etkileri olan melez bir göç türü olarak kabul edilmektedir (Morawska
ve Spohn 1997; Morawska 2001; Okolski 2001 ve 2004; Iglicka 2001 ve
Morokvasic 2004). Bu göç türünü ilginç k›lan noktalardan biri de, bölgesel
s›n›r politikalar›n›n tart›fl›ld›¤› bu dönemde, “liberal” s›n›r politikalar›n›n
göçmenlere ve mekik göçünü yaflayan ülkelere olan çok boyutlu etkilerinin
gözlenmesine olanak vermesidir.
Türkiye’ye komflu ülkelerden gelen ziyaretçiler aras›nda, mekik göçmenlerinin de oldu¤u biraz gecikmeli olarak alg›lanm›flt›r. Sonuçta, turistler için aç›lm›fl olan kap›lardan girenlerin bir kesiminin turist olmay›fl›, iflsizlikle bo¤uflan ve kendini göç veren ülke olarak tan›mlayan Türkiye’de yaflayanlar, kamuoyu ve yöneticiler için yeni ve beklenmedik bir durum olmufltur.
Tablo 1. Türkiye’ye Gelen Yabanc›lar›n Bölgesel Da¤›l›m› (say›:1000)
1988
Say›
1.Balkanlar
708.9
2.Orta-Do¤u
325.0
3.SSCB (eski)
4.5
1+2+3
1.039.4
Di¤erleri
2.458.9
Toplam
3.497.9
Yüzde
20.3
9.3
0.1
29.7
70.3
100.0
2000
Say›
1.238.2
565.3
1.395.2
3.198.7
6.549.6
9.748.3
Yüzde
12.7
5.8
14.3
32.8
67.2
100.0
2005
Say›
2.805.4
1.391.1
3.501.6
7.698.1
12.577.5
20.275.2
Yüzde
13.8
6.9
17.3
38.0
62.0
100.0
Kaynak: ‹çiflleri Bakanl›¤› Emniyet Genel Müdürlü¤ü verileri.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
45
Türkiye’ye gelen mekik göçünün büyüklü¤ü hakk›nda kesin bir bilgi mevcut olmad›¤› gibi, sürekli hareketli ve konjonktüre ba¤l› olarak de¤iflti¤inden tahmin edilmesi de zordur. Elimizde sadece, bu bölgeden gelenlerin kaba büyüklü¤ünü gösteren s›n›r geçifl say›lar› mevcuttur. Yukar›daki tabloda aktar›lan s›n›r geçifl verileri, Türkiye’ye 1988 y›l›nda sadece 4,5
bin kiflinin geldi¤i eski SSCB’den, 2000 y›l›nda 1,4 milyon, 2005 y›l›nda
3,5 milyon kiflinin geldi¤ini göstermektedir. 2005 y›l› itibariyle Türkiye’ye
komflu ülkelerden gelenlerin oran› yüzde 38’e yükselmifltir. Eski sosyalist
ülkelerden gelenlerin say›s› hakk›nda bilgi veren Tablo 2’den Rusya Federasyonu ve Bulgaristan’dan gelifllerin düzenli olarak art›fl gösterdi¤i izlenmektedir.
Tablo 2: Seçilmifl Baz› Ülkelerden Türkiye’ye Yap›lan S›n›r Geçifli Say›lar› (1000)
Ülke Ad›
1999
Bulgaristan
259.1
Romanya
483.2
Ukrayna
144.5
Rusya F.
412.9
Gürcistan
183.4
Moldova
77.9
Polonya
66.2
Azerbaycan
127.3
Türkiye Toplam› 7.487.4
2000
381.5
265.1
173.6
677.2
179.6
62.7
118.2
179.9
10.428.1
2001
2002
540.4
834.1
180.9
180.1
177.4
193.0
757.1
946.5
164.0
161.7
46.1
46.1
151.0
150.6
178.9
163.1
11.619.9 13.248.2
2003
2004*
2005*
1.006.3
1.317.7 1.620.9
185.1
168.9
201.8
225.5
278.0
367.1
1.257.6
1.593.7 1.855.9
167.8
234.5
367.1
55.3
71.1
89.8
102.2
134.9
177.3
192.6
331.0
411.1
13.956.4 16.854.4 20.275.2
Kaynak: D‹E 2005: 24-27.
* ‹çiflleri Bakanl›¤› Emniyet Genel Müdürlü¤ü verileri
Afla¤›daki tablo, Turizm Bakanl›¤›’n›n s›n›r kap›lar›nda yapt›¤› bir
araflt›rman›n sonuçlar›na dayanarak, seçilmifl ülkelerden gelifl nedenlerine
göre da¤›l›mlar› aktarmaktad›r. Buradan da izlenece¤i üzere, komflu ülkelerden gelifl nedenleri aras›nda akraba ziyareti, al›flverifl ve ticaret özel
önem tafl›maktad›r. Bu araflt›rmadan elde edilen sonuçlar, çal›flma amac›yla gelenlerin miktar›n›n tahminine imkân vermese de, komflu ülkelerin gelifl amac›n›n salt “turistik” olmad›¤›n› aç›kça göstermektedir.
46
“Düzensiz” Göç, Göçmen Korkusu ve Çeliflen Tepkiler
Tablo 3: Seçilmifl Ülkelerden Girifller ve Gelifl Amac›na Göre Da¤›l›m % (2001)
Ülke Ad›
Bulgaristan
Romanya
Ukrayna
Rusya F.
Gürcistan
Moldova
Polonya
Azerbaycan
Toplam (Türkiye)
Gezi
16.1
26.3
33.8
47.1
14.3
48.4
49.2
18.3
52.3
Kültür Yak›n ziyareti Al›flverifl Ticaret
1.6
25.5
25.7
11.8
2.5
7.4
39.7
11.9
4.0
8.2
31.0
9.3
2.4
5.6
23.9
5.5
3.0
7.5
21.0
17.0
5.4
12.1
13.2
8.7
17.7
2.9
3.8
2.5
1.4
15.4
18.9
12.1
9.2
7.9
8.3
5.0
Di¤er
19.4
12.2
13.7
15.5
37.2
12.2
23.9
34.2
17.3
Toplam
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanl›¤› (2001) (www.kultur.gov.tr) ve D‹E 2005.
Kökene ve Cinsiyete Göre ‹flbölümü ve Çeliflen Tepkiler
Türkiye’ye komflu co¤rafyadan gelen “mekik göçü” üzerinde yap›lan, son dönemlerde say›s› h›zla artan araflt›rmalar›n bir kesimi, gelenlerle
ilgili genel gözlemleri aktarmaktad›r. Bu araflt›rmalar›n bulgular›, eski sosyalist ülkelerden gelenlerin kökene ve cinsiyete göre farkl› ifllerde çal›flt›klar›yla ilgili izlenimleri yans›tmaktad›r (Ar› 2006; ‹çduygu 2004).
Bu konuda yap›lm›fl baz› araflt›rmalar ise, kökene ve cinsiyete göre
iflbölümü konusunda biraz daha ayr›nt›l› bilgi edinmemize yard›mc› olmaktad›r. Örne¤in Yükseker’in araflt›rmas› Rusya’dan gelen kad›nlar›n bavul ticareti; Kaflka, Kümbeto¤lu ve Eder’in çal›flmalar› Moldoval› kad›nlar›n
ev hizmetleri, bavul ticareti ve bu ticarete ba¤l› ifllerde çal›flt›klar›, Erder ve
Kaflka çal›flmas› ise seks iflçili¤i yapan kad›nlar›n kökenleri konusunda
ipuçlar› vermektedir (Yükseker 2003; Eder 2005; Kümbeto¤lu 2005; Erder
ve Kaflka 2003 ve Kaflka 2006).
Mekik göçünün kökene ve cinsiyete göre da¤›l›m› hakk›nda bilgi vermesi amac›yla haz›rlanm›fl olan Tablo 4’ten Moldova, Ukrayna ve Rusya’dan
gelenlerde kad›n oran›n›n yüksek oldu¤u, di¤er ülkelerden gelenlerde ise erkeklerin a¤›rl›kl› oldu¤u aç›kça görülmektedir. Bugüne kadar yap›lm›fl çal›flmalar›n, daha çok kad›nlara yo¤unlaflmas› ve erkek yabanc› çal›flanlar›n ihmal edilmesi önemli bir eksikliktir. Ancak, yine de varolan araflt›rma ve gözlemler, erkeklerin daha çok, inflaat, tar›m, metal, tekstil ve sanayide, kad›nTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
47
lar›n ise, a¤›rl›kl› olarak, ev hizmetleri, bavul ticareti, bu ticarete ba¤l› hizmetler ve seks iflçili¤i gibi alanlarda çal›flt›klar› izlenimini vermektedir.
Tablo 4: Seçilmifl Baz› Ülkelerden Gelen Kad›nlar›n Oran› (2001 ve 2004 Y›l›)
Ülke Ad›
Bulgaristan
Romanya
Ukrayna
Rusya F.
Gürcistan
Moldova
Polonya
Azerbaycan
Türkiye Toplam›
2001*
34.5
53.9
66.6
63.9
39.6
74.5
46.6
49.6
41.0
2004**
39.8
51.6
61.4
65.7
53.9
70.9
b.y.
b.y.
b.y
Kaynak: *Kültür ve Turizm Bakanl›¤› (2001) (www.kultur.gov.tr) ve D‹E 2005.
**D‹E.
Türkiye’ye gelen yabanc›lar›n girifl, ç›k›fl ve buradaki faaliyetleri s›ras›nda mevcut kurum ve kurallara uyum göstermek durumunda kald›klar›
aç›kt›r. Ayn› flekilde, kamu yönetimlerinde çal›flanlar da, bu yeni nüfus hareketinin baz› farkl›l›klar›n› alg›lamalar›na karfl›n mevcut kurallar› uygulamak
durumunda kalm›fllard›r. Mekik göçüyle gelenlerin, turizmin açt›¤› kap›dan
“yasal” olarak girmelerine karfl›l›k, burada çal›flt›klar› ve ticaret yapt›klar› anlafl›ld›¤›nda, bu yeni durumun nas›l yönetilece¤i konusunda tereddütler
oluflmufl ve çeliflkili uygulamalar yap›lmaya bafllam›flt›r. Mekik göçüne, kamuoyu, yöneticiler ve göçmenlerin varl›¤›ndan etkilenen gruplar›n farkl› ve
çeliflkili tepkiler vermesi ilgi çekici bir konu olarak karfl›m›zda durmaktad›r.
Burada, mekik göçü konusunda yap›lan araflt›rmalar, medyada ç›kan haberler, çeflitli kurumlar›n ve örgütlerin yay›nlar›, kamu kurumlar›n›n
ald›¤› kararlar ve yap›lm›fl olan baz› görüflme ve gözlemler de¤erlendirilerek bu çeliflkili tepkiler ve uygulamalar analiz edilmeye çal›fl›lacakt›r (Erder
2006). Bu analizde, gelenlerin kökenleri kadar, Türkiye’deki ifl piyasas›n›n
“formel-informel” örgütlenme ve toplumsal cinsiyete göre ayr›mlaflm›fl yap›s›yla ilgili niteliklerinin dikkate al›nd›¤›n›n belirtilmesi gerekir.
48
“Düzensiz” Göç, Göçmen Korkusu ve Çeliflen Tepkiler
Türkiye’ye eski Do¤u Bloku ülkelerinden gelenlerin kamuoyunda ve
kamu yöneticilerinde, cinsiyete ve kökene göre de¤iflen alg›lama ve tepkiyle
karfl›laflt›klar› aç›kt›r. Bu ba¤lamda, Türkiye’ye öteden beri gelen, göç eden
ve hatta “yurttafll›k” hakk› edinme olana¤›na sahip, Türk ve Müslüman kökenli Balkan göçmenlerinin daha “tan›d›k” ve “ayr›cal›kl›” bir konumda oldu¤u aç›kt›r. Buna karfl›n, Türkiye’nin uzun bir dönemdir iliflkisinin kesik
oldu¤u bölgeden gelenler, daha “yabanc›” ve görece daha “dezavantajl›” konumda kalm›fllard›r. Ancak, bu alg› ve tepkilerin süreç içinde de¤iflikliklere
de u¤rad›¤› aç›kt›r (Erder 2006). Bu farkl› alg›lama, tepki ve de¤iflmenin tarihsel ve kültürel nedenlerini anlamak çok farkl› bir araflt›rman›n konusudur. Burada, sadece bu genel izlenimi aktarmakla yetinece¤iz
Göçün ilk dönemlerinde, mekik göçü daha çok “kad›n göçü” olarak alg›lanm›fl ve medyan›n da etkisiyle kamuoyunda daha çok, gelenlerin bavul
tüccar› ya da seks iflçisi oldu¤u kan›s› yayg›nlaflm›flt›r. Yukar›daki tablodan da
izlendi¤i gibi, ayn› dönemde “erkekler” de geldi¤i halde, onlar medyada görünür olmam›fllar ve sonuçta, akademik dünyan›n da fazla ilgisini çekmemifllerdir. Daha çok, yerli erkek iflçilerin çal›flt›¤› iflkollar›na girmeye çal›flan yabanc›
erkek iflçilere tepki, daha çok do¤rudan formel ifl piyasas›nda etkili olan örgütlerden gelmifltir. Bu örgütlerin yay›nlar› incelendi¤inde, yabanc› erkek iflçilere ilk tepkinin iflçi sendikalar›ndan geldi¤ini gözlemliyoruz. Sendikalar›n, yabanc› iflçilerin burada karfl›laflt›klar› sorunlarla ilgilenmemeleri, onlar› rakip
görmeleri ve yabanc› iflçi çal›flt›rman›n önlenmesi yönünde hükümete bask›
yapmalar› özellikle dikkat çekicidir. Bir süre sonra, düzenli iflçi çal›flt›ran iflveren örgütleri de, gelenlerin vas›flar›na bakmadan, bu iflçileri çal›flt›ran iflyerlerini “haks›z rekabet” yapt›klar› gerekçesiyle hükümete flikâyet etmifllerdir. ‹flçi ve iflverenlerin örgütlü tepkileri, kamu yönetimleri taraf›ndan “informel
sektör ve informel çal›flma ile mücadele etme” program›n›n bir parças› olarak
kabul edilmifl ve destek görmüfltür. Sonuçta, 2003 y›l›nda, yabanc› iflçileri kay›ts›z çal›flt›ran iflyerlerine ek yapt›r›mlar getiren yeni Yabanc› Çal›flma Yasas› ç›kar›lm›flt›r (Güzel ve Bayram 2006; Çiçekli 2004 ve K›ral 2006). Bu tarihten sonra, özellikle yabanc› erkeklerin örgütlü iflkollar›nda çal›flmalar› daha zor ve riskli hale gelmifl ve yabanc› iflçiler, tafleronlaflman›n ve informel çal›flman›n yayg›n oldu¤u, inflaat sektörü gibi iflkollar›na itilmifllerdir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
49
Türkiye’ye eski sosyalist ülkelerden gelen kad›nlar ise, erkeklerden
farkl› olarak, medyada çok fazla görünür olmufltur. Göçün ilk evrelerinde,
eski sosyalist ülkelerden gelen kad›nlar›n tümünün Rusça konufluyor olmas› nedeniyle, ister Ukraynal›, ister Moldoval›, ister Gürcü olsun, ay›rt edilmeksizin hepsinin kamuoyunda “Rus” olarak kabul edilmesine neden olmufltur. Bu ba¤lamda, bir baflka alg›lama da yine neredeyse tümünün seks
iflçisi oldu¤unu ima eden “Natafla” yaftalamas›d›r. Bu ba¤lamda, sadece
seks iflçileri de¤il, ticaret yapan, ev ifllerinde çal›flan hatta sadece turist olarak gelen eski Do¤u Bloku kad›nlar›n›n tümü bu yaftalamayla bafl etmek
zorunda kald›lar. Nitekim bizim yapt›¤›m›z araflt›rma s›ras›nda görüflmeler
yapt›¤›m›z, eski Do¤u Bloku ülkelerinin konsolosluk mensuplar›, bu durumdan flikâyet ediyorlar ve diplomatik giriflimlerle, özellikle medyada “Natafla” yaftalamas›n›n azalmas›n› sa¤lamalar›n› baflar› olarak kabul ediyorlard› (Erder ve Kaflka 2003).
Eski Do¤u Bloku ülkelerinden gelen bütün kad›nlar›n “Rus” ve “Natafla” olarak alg›lanmas›n›n yaratt›¤› önyarg›n›n, zor durumda kald›klar›
için buraya gelen ve sadece geçimlerini sürdürmek için çabalayan kad›nlar›n durumlar›n› ne kadar güçlefltirdi¤ini tahmin etmek zor de¤il (Gülçür ve
‹lkkaracan 2002). Karadeniz’deki yabanc› kad›nlar üzerinde yapt›¤› gözlemlerini ileten Beller-Hann, “Rus”, “komünist” ve “H›ristiyan”larla ilgili
önyarg›larla da beslenen “Natafla” alg›lamas›n›n buralarda “›rkç›l›¤›” do¤urdu¤undan söz etmektedir (Beller-Hann 1995: 230-231). Yine ayn› flekilde,
I¤d›r’da çal›flan yabanc› seks iflçileri ile ilgili gözlemlerini aktaran Özgen
de, bu s›n›r kentinde “kad›n bedeni üzerinden ötekilefltirilen milliyetler”den söz ederek, fuhflun ›rkç›l›k ve milliyetçilikle iliflkilerine dikkati çekmektedir (Özgen 2006).
Di¤er taraftan, kamu otoritelerinin eski Do¤u Bloku ülkelerinden
gelen kad›nlara tepkisi erkeklere gösterilen tepkiden çok daha farkl› olmufltur. Bu noktada, ifl piyasas›yla ilgilenen kamu otoritelerinin, yeni Yabanc›
‹fl Yasas› arac›l›¤›yla orta s›n›flara ev hizmetleri sunan kad›nlar›n “formelleflmelerine” olanak haz›rlad›¤›ndan söz etmek gerekir. Seks iflçili¤i yapmak üzere zorla getirilen ve çal›flt›r›lan kad›nlarla ilgili yeni düzenlemeler
ise “insan ticareti”yle mücadele kapsam›nda ele al›nm›flt›r.
50
“Düzensiz” Göç, Göçmen Korkusu ve Çeliflen Tepkiler
Eski Do¤u Bloku ülkelerinden gelen kad›nlar›n en önemli ekonomik
faaliyetlerinden biri olan “bavul ticareti” Türkiye’deki ekonomi ve finansla ilgili kamu otoritelerinin ilgisini çekmifltir. Bu çerçevede, Merkez Bankas›,
Dünya Bankas›’n›n öncülü¤ünde Ankara’da hesaplamalar yapm›fl, bu nüfus
hareketiyle bavul ticaretinin iliflkisi kurulmaya çal›fl›lm›fl ve sonuçta, bu nüfus
hareketinin döviz girdisi sa¤lad›¤› kan›s›na var›lm›flt›r. Ayn› flekilde, Ankara’daki Türk ekonomi bürokrasisi, bavul ticareti sayesinde sadece bu ülkeler
için üretim yapan bir alt sektörün olufltu¤u, bu durumun da istihdam art›fl›
sa¤lad›¤› sonucuna varm›flt›r. Ülkenin döviz hareketiyle ilgilenen otoriteler,
bavul ticaretinin yaratt›¤› kazançla, burada k›sa süreli ve kaçak çal›flanlar›n ülke d›fl›na ç›kard›klar› dövizin ülke ekonomisine nihai etkisini hesaplamaya çal›flm›fllar ve bu durumun Türkiye lehine oldu¤u sonucuna varm›fllard›r. Bütün bu hesaplamalar sonucunda, kamu bürokrasisinin bu kesimlerince bu
nüfus hareketi “olumlu” olarak kabul edilmifltir. Nitekim bir süre sonra, dolayl› yöntemlerle hesaplanan “bavul ticareti” gelirleri, devletin resmi ödemeler
dengesi istatistiklerinde yerini alm›flt›r (Erder 2006: 42–52). Sonuçta, ekonomi ve finansla ilgili çevrelerin “hesaplanm›fl tepki”leri gelen kad›nlar›n “devlet” nezdinde “döviz tafl›yan bavul” olarak kabul edilmesiyle sonuçlanm›flt›r.
Afla¤›daki tablodan da izlenece¤i üzere, bavul ticaretiyle elde edilen
ihracat gelirleri, yurtd›fl›ndaki iflçi gelirlerini aflmaktad›r. Ancak, bu ölçekte
döviz getiren “bavul tüccar›” kad›nlar›n gerek s›n›rdaki keyfi uygulamalar,
gerekse önyarg›lar nedeniyle say›s›z güçlükle karfl› karfl›ya kalmalar› hiç
gündeme gelmemektedir. Gelenlerin, bavul ticaretini turizm, çal›flma, seks
iflçili¤i gibi faaliyetlerle -girift bir flekilde- iç içe yürütmeleri ve esasen mekik göçünün melez niteli¤inin de bu flafl›rt›c› ve çeliflkili uygulamalar›n sürmesinde etkili oldu¤u söylenebilir.
Tablo 5: Türkiye’ye Gelen ‹flçi Dövizi ve Bavul Ticareti Gelirleri (milyon ABD Dolar›)
Y›llar
2000
2001
2002
2003
‹flçi Dövizi
4.560
2.786
1.936
729
Bavul Ticareti Gelirleri
2.946
3.039
4.065
3.953
Kaynak: Hazine Genel Müdürlü¤ü (www.hazine.gov.tr.yayin/hazineistatistikleri/6-1.xls).
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
51
Sonuçta, eski Do¤u Bloku ülkelerinden gelen kad›nlar›n buradaki
deneyimlerini, s›n›r girifllerinden itibaren karfl›laflt›klar› “döviz tafl›yan bavul” ve “Natafla” alg›s› olarak tan›mlanabilecek iki farkl› ve çeliflkili alg›n›n
belirledi¤ini söylemek mümkündür. Türkiye’ye gelen yabanc›lar›n, bir taraftan burada çal›flarak elde ettikleri paralarla da destekledikleri “bavul ticareti” ve “turizm” yoluyla b›rakt›klar› döviz istenmekte, di¤er taraftan, onlar›n burada formel olarak çal›flmalar› engellenmekte ve dolay›s›yla bu dövizi
getirenlerin karfl›laflt›¤› olumsuz koflullar sürmektedir. Yabanc›lar›n çal›flmas›na yönelik bütün engellemelere ve önyarg›lara karfl›n, bu nüfus hareketinin artarak sürmesi bir baflka ilgi çekici noktad›r. Burada, onlar›n tamamen kendi çabalar›yla kurduklar› iliflki a¤lar› ve bu iliflki a¤lar›n›n onlara ve
baz› yerli gruplara sa¤lad›¤› olanaklar etkili olabilir. Zor durumda kald›klar› için tan›mad›klar› bir ülkede, çok farkl› bir kültürde çal›flmak ve yaflamak
zorunda kalan bu yabanc›lar›n konumlar›n›n iyilefltirilmesi ve bunlardan
tamamen ba¤›ms›z olarak, önyarg› ve özellikle “yabanc› korkusu” ile mücadeleyi hedefleyen baz› önlemlerin al›nmas›, yeni politikalar gelifltirilmesi
gere¤i aç›kt›r.
Genel olarak, Türkiye’de d›fl göç deneyimini izleyen, veri taban›
oluflturan, araflt›rma yapan, sektör baz›nda de¤erlendirme yapan ya da bu
araflt›rmalara dayanarak politika oluflturan bir kurumun olmay›fl›n›n önemli bir eksiklik oldu¤u aç›kt›r. Bu durum sadece “mekik göçü” için de¤il,
transit göç ve Türkiye’de uzun süre yaflamak,, buraya yerleflmek isteyen di¤er yabanc›lar için de geçerlidir. Bu çerçevede, salt d›fl politik güvenlik kayg›lar›na dayanan geleneksel yabanc› politikas›n›n geçici, keyfi ve tutars›z
uygulamalar› yerine, yeni nüfus hareketleri dinamiklerini, yeni çal›flma biçimlerini ve insan haklar›n› dikkate alarak ifl piyasas›n› gelifltiren yeni bir
d›fl göç politikas›n›n oluflturulmas› zorunluluk halini alm›flt›r.
52
“Düzensiz” Göç, Göçmen Korkusu ve Çeliflen Tepkiler
Kaynakça
Ar›, A. (ed.) 2006. Uluslararas› Göç, ‹flgücü ve Nüfus Hareketleri. ‹stanbul: Derin.
Beller-Hann, I. 1995. “Prostitution and its Effects in Northeast Turkey.” The European Journal of Women’s Studies (2): 219-235.
Çelikel, A. ve Gelgel G. Ö. 2007, Yabanc›lar Hukuku. ‹stanbul: Beta.
Çiçekli, B. 2004. Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zinleri. Ankara: Türkiye ‹flveren Sendikalar› Konfederasyonu Yay›n›.
D‹E 2005. Turizm ‹statistikleri: 2001-2003. Ankara.
D‹E. “Turizm Araflt›rmas›” (yay›nlanmam›fl araflt›rma).
Eder, M. 2005. “Moldovian Domestic Workers and the State.” Irregular Migration, Informal Labour and
Community in Europe (IMILCO) atölye çal›flmas›na sunulan tebli¤. 1-2 Aral›k. ‹stanbul.
Ekfli, N. 2006. Yabanc›lar Hukukuna ‹liflkin Temel Konular. ‹stanbul: Beta.
Erder, S. 2006. “Yabanc›s›z Kurgulanan Ülkenin Yabanc›lar›.” Ar›, A. (ed.) Uluslararas› Göç, ‹flgücü ve
Nüfus Hareketleri içinde. ‹stanbul: Derin, 1-74.
Erder, S. ve Kaflka S. 2003. Düzensiz Göç ve Kad›n Ticareti: Türkiye Örne¤i. Geneva: IOM.
Erder, S. 2004. Yeni Uluslararas› Göç: Düzenli ve Denetimli Göçten Düzenlenmemifl Göçe. UG‹NAR Raporu.
Friedrich Ebert Vakf› (FEV) 1995. Türkiye’de Kaçak ‹flçilik Ekonomi Forumu. ‹stanbul: FEV.
Gülçür, L. ve ‹lkkaracan P. 2002. “The ‘Natasha’ Experience: Migrant Sex Workers from the Former Soviet Union and Eastern Europe in Turkey.” Women’s Studies International Forum (25/4): 411-421.
Güzel, A. ve Bayram F. 2006. “Türk Hukukunda Yabanc›lar›n Çal›flma Haklar› ve Çal›flma ‹zinleri.” A.
Ar› (ed.) Uluslararas› Göç, ‹flgücü ve Nüfus Hareketleri içinde. ‹stanbul: Derin, 75-118.
Iglicka, K. 2001. “Shuttling from former Soviet Union to Poland: From Primitive Mobility to Migration.” Journal of Ethnic and Migration Studies (27/3): 505-518.
‹çduygu, A. 1996. Transit Migrants and Turkey. Bo¤aziçi Journal (10/1-2): 127-142.
‹çduygu, A. 2003. Irregular Migration in Turkey. Geneva. IOM.
‹çduygu, A. 2004. Türkiye’de Kaçak Göç. ‹stanbul: ‹stanbul Ticaret Odas› Yay›n› (No. 65).
Kaflka, S. 2005. “Ev ‹çi Hizmetlerin Küreselleflmesi ve Türkiye’deki Göçmen Kad›nlar.” TES-‹fi Dergisi
(Ekim):49-54.
K›ral, H. 2006. Yabanc›lar›n Türkiye’de Çal›flma Esaslar›. Ankara: Türkiye ‹flverenler Sendikalar› Konfederasyonu (No: 270).
Kiriflçi, K. 2001, Justice and Home Affair Issues in Turkish-EU Relations. ‹stanbul: TESEV.
Kümbeto¤lu, B. 2003, “Escape from Oppression and War: Bulgarian Turks and Bosnians.” E. Zeybeko¤lu and B. Johansson (ed.) Migration and Labour in Europe Views from Turkey and Sweden içinde.
‹stanbul: Marmara University MURCIR and Swedish NIWL,237-253.
Morawska, E. ve Spohn W. 1997. “Moving Europeans in the Globalizing World: Contemporary Migrations in a Historical-Comparative Perspective (1955-1994 v. 1870-1914).” W. Gungwu (ed.) Global
History and Migrations içinde. New Jersey: Westview Press, 23-62.
Morawska, E. 2001. “Structuring Migration: The Case of Polish Income Seeking Travelers to the West.”
Theory and Society (30/1): 47-80.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
53
Morokvasic, M. 2004. “Settled in Mobility: Engendering Post-Wall Migration in Europe.” Feminist Review (77): 7-25.
Morokvasic; M., Erel U. ve Shinozaki K. (ed.) 2003. Crossing Borders and Shifting Boundaries (1) Gender
on the Move. Opladen: Leske+Budrich.
Okolski, M. 2001. “Incomplete Migration: A New Form of Mobility in Central and Eastern Europe: The
Case of Polish and Ukranian Migrants.” C. Wallance, Claire ve D. Stola (ed.) Patterns of Migration
in Central Europe içinde. Hampshire: Palgrave Publisher, 105-128.
Okolski, M. 2004. “New Migration Movements in Central and Eastern Europe.” Joly. D. (ed.) International Migration in the New Millenium içinde. Aldershot: Ashgate, 36-56.
Özgen, N. 2006. “Öteki’nin Kad›n›: Beden ve Milliyetçi Politikalar.” Toplumbilim (19): 125-143.
Yükseker H. D. 2003. Laleli-Moskova Meki¤i: Kay›td›fl› Ticaret ve Cinsiyet ‹liflkileri. ‹stanbul: ‹letiflim Yay›nlar›.
Websayfalar›
D›fliflleri Bakanl›¤› 2006. Ulusal Eylem Plan› ve ‹nsan Ticareti ile Mücadele (www.mfa.gov.tr).
‹çiflleri Bakanl›¤› 2001, Emniyet Genel Müdürlü¤ü, Yabanc›lar Hudut ‹ltica Daire Baflkanl›¤›. Ankara.
Kültür ve Turizm Bakanl›¤› 2001. Yabanc›lar Ziyaretçi Araflt›rmas› (www.kultur.gov.tr).
www.egm.gov.tr./yabancilar/birincisif.htm.
www.hazine.gov.tr/yayinhazineistatistikleri/6-1-Dev.xls; eriflim tarihi: 10 May›s 2004.
54
“Düzensiz” Göç, Göçmen Korkusu ve Çeliflen Tepkiler
Ek Tablolar
EK Tablo 1: Türkiye’ye Yap›lan S›n›r Geçifllerinin Nedeni ve Cinsiyete Göre Da¤›l›m›. % (2001 Y›l› ve 2003 Y›l›)
Erkek
Gezi
56.8
Kültür
55.2
Yak›n Ziyareti
51.6
Al›flverifl
50.9
Ticaret
75.2
Di¤er
70.0
Toplam
59.0
Kaynak: D‹E 2005: 32-33.
2001 Y›l›
Kad›n
43.2
44.8
48.4
49.1
24.8
30.0
41.0
Toplam
52.3
9.2
7.9
8.3
5.0
17.3
100.0
Erkek
55.9
57.8
53.5
55.8
79.0
69.0
59.0
2003 Y›l›
Kad›n
44.1
42.2
46.5
44.2
21.0
31.0
41.0
Toplam
56.2
8.3
6.9
8.0
3.6
17.0
100.0
EK Tablo 2: Seçilmifl Ülkelerden Gelenlerin Gelifl Amac›na Göre Da¤›l›m›, % (2001)
Ülke Ad›
Gezi
Kültür
Bulgaristan
16.1
Romanya
26.3
Ukrayna
33.8
Rusya F.
47.1
Gürcistan
14.3
Moldova
48.4
Polonya
49.2
Azerbaycan
18.3
Toplam (Türkiye) 52.3
1.6
2.5
4.0
2.4
3.0
5.4
17.7
1.4
9.2
Yak›n Al›flverifl
ziyareti
25.5
25.7
7.4
39.7
8.2
31.0
5.6
23.9
7.5
21.0
12.1
13.2
2.9
3.8
15.4
18.9
7.9
8.3
Ticaret
11.8
11.9
9.3
5.5
17.0
8.7
2.5
12.1
5.0
Di¤er Toplam
19.4
12.2
13.7
15.5
37.2
12.2
23.9
34.2
17.3
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
100.0
Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanl›¤› (2001) (www.kultur.gov.tr).
Notlar
1
Mülteci ve göçmenlerin hukuksal konumu hakk›nda bkz. Kiriflçi (2001); Transit göçmenler ve insan kaçakç›l›¤› hakk›nda bkz. ‹çduygu (1996; 2003). Bu konuda yap›lan düzenlemeler için bkz.
‹çiflleri Bakanl›¤› “‹ltica ve Göç Ulusal Eylem Plan› 2005” (www.egm.gov.tr) ve D›fliflleri Bakanl›¤›
(2006): Ulusal Eylem Plan› ve ‹nsan Ticareti ile Mücadele (www.mfa.gov.tr).
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
55
B›anca Ka›ser
AVRUPA B‹RL‹⁄‹ UYUM SÜREC‹NDE
TÜRK‹YE’N‹N YABANCILAR MEVZUATI
VE AB VATANDAfiI GÖÇMENLER‹N
YAfiAMLARI ÜZER‹NDEK‹ ETK‹LER‹
T
ürkiye ile Avrupa Birli¤i (AB) aras›ndaki göç iliflkileri ço¤unlukla
yaln›zca tek yönlü bir fenomen, bir baflka deyiflle Türkiye’den AB’ye
göç ve bu göçün etkileri olarak alg›lanmaktad›r. Dikkatleri bu göç
ak›m›n›n tam tersi yöne çekmek ise, her fleyden önce al›fl›lm›fl›n d›fl›nda
görünmektedir. Zira, öncelikle “çevre”den “merkez”e do¤ru yaflanan göçü
görmeye al›flm›fl durumday›z. Oysa gerçe¤e bak›ld›¤›nda görülmektedir ki,
göç uzun bir zamand›r, ters yöne yani “merkez”den “çevre”ye do¤ru da gerçekleflmektedir. Bu durumun somut anlam›, bir zamanlar klasik tarzda göç
veren bir ülke olan Türkiye’nin, so¤uk savafl›n sona ermesinden, özellikle
de eski Sovyetler Birli¤i’nin da¤›lmas›ndan bu yana, göç alan bir ülkeye dönüflmüfl oldu¤udur. Türkiye, bu gerçe¤i göz önünde tutan bir göç politikas› gelifltirme yönünde ilk ad›mlar› atmaya bafllam›flt›r.
Her ne kadar büyük miktardaki kay›t d›fl› göç nedeniyle, göç ak›nlar›
hakk›nda tam ve do¤ru istatistiki veri bulunmasa da, Türkiye’nin gerek transit ya da uzun vadeli, gerekse yasal ve yasad›fl› anlamda büyük oranda göçmen çekti¤i genel kabul gören bir gerçektir.1 Bu çal›flmada, Avrupa Birli¤i’nden gelen göçmenlerin Türkiye’deki konumlar›, siyasi ve toplumsal yaflama kat›l›mlar›n›n önünde ne tür engeller bulundu¤u ve Türkiye’nin acquis communautaire, yani tüm Avrupa Birli¤i esas, standart ve kurallar›n› kapsayan müktesebata uyum sürecinin yaflamlar›n› ne oranda etkiledi¤i ortaya
konacakt›r. Verilerin ço¤u Alman göçmenler hakk›nda yap›lan araflt›rma sonuçlar›d›r. Bunun nedeni Almanlar›n, AB göçmenleri aras›nda hem say›ca
en büyük, hem de örgütlenme düzeyleri nedeniyle en kolay ulafl›labilir grup
olmas›d›r. Bununla beraber, bu gruba dair araflt›rma sonuçlar›n›n ço¤u di¤er AB devletlerinden gelen göçmenlere de uygulanabilir niteliktedir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
57
Günümüzde, Avrupa Birli¤i s›n›rlar› içinde yaklafl›k 2.800.000’ü
Almanya’da olmak üzere yaklafl›k dört milyon Türkiye kökenli yaflamaktad›r. Bu göç ak›m›n›n öbür yüzünde ise, 80.000’i Alman olmak üzere yaklafl›k 150.000 AB vatandafl›n›n Türkiye’de yaflamas› yer al›r.2 Yaln›zca tahminlere dayanan bu rakamlar, çoklu vatandafll›k sahibi olup olmamalar› ya
da Türkiye’de ikamet süreleri dikkate al›nmaks›z›n, tüm Alman vatandafllar›n› kapsamaktad›r. Türkiye’deki AB göçmenlerinin sergiledi¤i çeflitlilik ve
yaflam koflullar›na göz atmadan önce, Türkiye’ye do¤ru göçün temel nedenlerinden bahsetmek isterim (Kaiser 2003):
• Türkiye’nin 1980’lerden bu yana siyasi ve ekonomik aç›lmas›, ülkeyi göçmenler aç›s›ndan daha çekici k›lm›flt›r.
• Türkiye 1980’lerin ortalar›ndan bu yana Avrupal›lar›n gittikçe artan flekilde tercih ettikleri bir tatil ülkesi olmufltur. Bu tatiller turistlerin ço¤u için Türkiye ile ilk olumlu temas noktas›n› oluflturmakta ve s›kl›kla daha uzun süre kalma iste¤ine neden olmaktad›r.
• Unutulmamas› gereken bir di¤er nedense, Türkiye’nin Avrupa
Birli¤i’ne tam üyelik müzakerelerinin sonucunda 2005 y›l› Ekim
ay›nda bafllayan adayl›k sürecidir. Bu durum, Türkiye’yi özellikle
AB vatandafllar› aç›s›ndan gitgide daha ilgi çekici bir göç hedefi
yapmaktad›r.
“Kiflilerin Serbest Dolafl›m› Kavram› ve Türkiye’nin Avrupa Birli¤i’ne Tam Üyeli¤i” (The Concept of ‘Free Movement of Persons’ and Turkey’s
Full Membership in the European Union) bafll›kl› proje raporumda, göçü etkileyen yani Avrupa Birli¤i’nden Türkiye’ye do¤ru ve ters yöne göç hareketlerine neden olan itici (push) ve çekici (pull) etkenlere dair ayr›nt›l› bir aç›klama yapm›flt›m (Kaiser 2001). Her ne kadar söz konusu nedenler, kendilerinden etkilenen göçmenler kadar çeflitlilik göstermekteyse de, en önemli ve en
s›k görülenleri tespit etmek mümkündür. Avrupa Birli¤i’nden Türkiye’ye
do¤ru gerçekleflen göçün temel nedenleri olarak ortaya ç›kan itici ve çekici
etkenler flu flekilde s›ralanabilir: Avrupa Birli¤i’ne üye ülkelerde yaflayan
Türk kökenli vatandafllar›n say›s›n›n artmas›, Avrupa Birli¤i’nin baz› bölge58
Avrupa Birli¤i Uyum Sürecinde Türkiye’nin Yabanc›lar Mevzuat›
lerinde iflsizlik ve yabanc› düflmanl›¤›n›n yükselmesi, Türkiye’nin Akdeniz
tipi iklim ve anlay›fl› ile daha düflük geçim masraflar›. Ters yönde oluflan göç
hareketlili¤ini etkileyen nedenler ise; Türkiye’deki yetersiz sosyal güvence ve
e¤itim olanaklar›, deprem, ekonomik kriz, siyasi istikrars›zl›¤›n yan› s›ra,
Avrupa Birli¤i üye ülkelerindeki daha genifl sosyal güvenlik ve e¤itim olanaklar› ile daha iyi ve daha yüksek maafll› ifl olanaklar› olarak s›ralanabilir.
Türkiye’deki AB Vatandafllar› Gruplar›
AB göçmenleri farkl› nedenlerle Türkiye’ye yerleflmektedirler. Bu
göçmenler, benzer flekilde, sosyo-ekonomik etkenler itibariyle homojen bir
grup oluflturmamaktad›rlar. Afla¤›da ifade edilen ve söz konusu göçmenlerin basit bir s›n›fland›rmas›n› ifade eden gruplar, y›llar önce bu konuda çal›flmalar yapan, ancak bu çal›flmalar› Alman göçmenlerle s›n›rland›rm›fl
olan Suzan Erbafl’›n (Erbafl 1997) çal›flmalar›n›n gelifltirilmifl halidir.
I- AB flirket ya da kurumlar› taraf›ndan gönderilen görevli kifliler: Bu
gruba dahil kifliler, ço¤unlukla erkektir, dolay›s›yla a¤›rl›kl› olarak AB vatandafl› olan kad›n eflleri de onlarla beraber gelmektedir. Söz konusu kiflilerin Türkiye’de ikamet süresi genelde (normal koflullarda) iki ila alt› y›ld›r.
II- Türk Vatandafllar›n›n AB Vatandafl› Eflleri: Evlilik göçmeni diye
adland›rabilece¤imiz bu kiflilerin yaklafl›k % 95’i kad›nd›r. Ancak, yurt d›fl›nda tahsil gören ya da çal›flan Türk kad›nlar›n›n say›s›n›n artmas›yla, Türk kad›nlar› ile evlenen yabanc› erkeklerin oran› da artmaktad›r. Bu grup üyelerinin pek ço¤u aileleriyle birlikte Türkiye’de kal›c› olarak yerleflmifllerdir.
III- Çift uluslu, AB-Türk Ailelerin Çocuklar›: Bu kiflilerin ço¤u çifte vatandafll›k sahibidir ve bu nedenle Türkiye’de hukuksal olarak yaln›zca Türk
vatandafl› olarak alg›lanmaktad›rlar. Kimi ülkelerin, örne¤in Almanya’n›n
kanunlar›na göre, Alman vatandafll›¤›n›n ebeveynden (anne ya da baba) çocuklara geçmesi ve bu yeni neslin de vatandafll›¤› ayn› flekilde kendi çocuklar›na aktarabiliyor olmas› sonucunda, bu grup sürekli olarak büyümektedir.
IV- Emekli AB Vatandafllar›: Gitgide artan say›da AB vatandafl› (örne¤in Almanlar, Hollandal›lar, ‹ngilizler, Avusturyal›lar, Belçikal›lar ya da
Danimarkal›lar) yaflamlar›n›n sonbahar›n› Türkiye’nin Ege ya da güney sahillerinde geçirmeye karar vermekte ve buralarda gayrimenkul sat›n almakTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
59
tad›rlar. Böylece, 2001 y›l›nda Türkiye’nin güneyinde yer alan Alanya’n›n
tapu dairesine, Alman vatandafllar›na ait yaklafl›k 6.000 tapu kayd› tespit
edilmifltir ki, tahminen Hollandal›lara ait kay›t say›s› da bu kadard›r. 2007
y›l› itibariyle, Antalya ve çevresinde yerleflik 20.000 ya da daha fazla Alman
oldu¤unu, ancak bu kiflilerin ço¤unlu¤unun burada kesintisiz olarak üç aydan uzun yaflamad›klar›n› söylemek mümkündür.
V- Alternatif bir yaflam aray›fl›ndaki AB Vatandafllar›: Bu grup, a¤›rl›kl› olarak 35 ila 60 yafl aral›¤›nda ve Türkiye’de ifl ya da özel hayat anlam›nda yeni bir bafllang›ç yapmay› deneyen kiflilerden oluflmaktad›r. Söz konusu grupta serbest çal›flan sanatç›lar oldu¤u gibi, butik ya da hediyelik eflya
dükkân› iflletenler de bulunmaktad›r.
VI- Türk Kökenli AB Göçmenleri: Burada söz konusu olan Türk kökenli AB vatandafllar›, bir baflka deyiflle kesin dönüfl yapan, ancak büyük ölçüde, Türkiye’ye uzun süre için ilk kez gelmifl kiflilerdir. Yaflad›klar› ülkenin, genellikle Almanya, vatandafll›¤›na geçmifl ve bu nedenle Türk vatandafll›¤›ndan ç›kmak zorunda kalm›fl bu kifliler, genelde kendilerine seçme
ve seçilme hakk› d›fl›nda Türk vatandafllar› ile ayn› haklar› garantileyen ve
“mavi k⤛t” (eski ad› “pembe k⤛t”) diye adland›r›lan belgeye sahiptirler.
VII- Bo¤aziçi Almanlar›: Bu gruptaki kifliler, Osmanl› ‹mparatorlu¤u
döneminde Almanya’dan ya da Avusturya, ‹sviçre, ‹talya, Fransa veya ‹spanya gibi di¤er Bat› Avrupa ülkelerinden gelip ‹stanbul’a yerleflmifl göçmenlerin torunlar›d›r.3 Dönemin göçmenleri a¤›rl›kl› olarak ticaretle u¤raflmakla beraber, aralar›nda Osmanl› ordusunda dan›flmanl›k yapanlar da
vard›. Daha 1815 y›l›ndan itibaren, çok say›da Alman göçmen daha iyi bir yaflam aray›fl›yla yaln›zca ‹stanbul’a de¤il, Anadolu’ya, örne¤in Amasya ya da
Kars’a do¤ru yollara düflmüfltür (Andrews 1989 ve Yalç›n 2007). Söz konusu göçmenlerin torunlar› günümüze dek büyük oranda Türk vatandafll›¤›na geçmifllerdir.
“Sert” ve “Yumuflak” Entegrasyon
Türkiye’deki AB göçmenlerinin yaflamlar›n› tan›mlayabilmek amac›yla, entegrasyon iki bileflenine ayr›labilir.4 Bu ayr›m, yetersiz siyasi ve toplumsal kat›l›m olanaklar›n› yorumlamak aç›s›ndan özellikle anlaml›d›r.
60
Avrupa Birli¤i Uyum Sürecinde Türkiye’nin Yabanc›lar Mevzuat›
a) “Sert” Entegrasyon: Burada özellikle çal›flma ve ikamet hakk›, siyasi kat›l›m ve yaflan›lan ülkenin vatandafll›¤›na ulafl›labilirlik gibi yap›sal konular ön plandad›r.
b) “Yumuflak” Entegrasyon: Bu bileflen ise dil ö¤renimi, dini pratikler, göçmen çocuklar›n okul durumu ve sahip olduklar› e¤itim
olanaklar› ile genel kültürel aç›l›mlar ve kimlik gibi kültürel konularla ilintilidir.
Bu ba¤lamda genel kabul gören kan›, “yumuflak“ entegrasyona dair
unsurlar›n “sert” entegrasyondan gittikçe artan flekilde uzaklaflt›kça ve artan göçmen say›s› ile birlikte güçlendi¤i yönündedir. Bu makale çerçevesinde tüm bu unsur ve konular›n detay›na girmek olanaks›z. Bu nedenle burada yaln›zca, Türkiye’de yaflayan AB göçmenlerinin yaflamlar›n› flekillendirmede en önemli olan çerçeve koflullar› tan›mlayaca¤›z. Bu anlamda, öncelikle söz konusu göçmen grubunun yaflam›nda en belirleyici nokta olan,
Türkiye’deki yabanc›lar için ‹kamet ve Çal›flma Yasalar› aç›klanacakt›r.
Genel Hukuki Durum: ‹kamet ve ‹fl Hukuku
Genel hukuksal konum söz konusu oldu¤unda, Türkiye’de yerleflik
tüm göçmenler, 1950 tarihli Türk Yabanc›lar Yasas›’na tabidirler. AB göçmenlerinin durumu temel olarak flu flekilde ifade edilebilir: Türk hukukunda ikamet hakk›, bir baflka deyiflle s›n›rs›z ikamet izni diye bir kavram yer
almamaktad›r. ‹kamet izni, kiflinin hali haz›rda kaç y›ld›r Türkiye’de yaflad›¤› göz önünde tutulmaks›z›n, en çok befl y›ll›k bir süre için verilmektedir.
Farkl› bir deyiflle: Thomas Hamar (1990) taraf›ndan tan›mlanm›fl olan ve
bir ülkede yerleflik, vatandafll›k hakk› olmaks›z›n güvenli bir konum elde etmifl olan göçmen kategorisini ifade eden denizen kavram› Türkiye’de henüz
bulunmamaktad›r. Ayr›ca, ikametin ret ya da iptal edilme nedenleri çok genel tutulmufltur ve yoruma muhtaçt›r. Örne¤in, göçmenlerin “ahlakl› bir
yaflam sürmeleri” ve “Türkiye’nin âdet ve geleneklerine ayk›r› davranmamalar›” beklenmektedir.
Pratikte, ifl kanunu aç›s›ndan AB göçmenlerinin ve di¤er yabanc›lar›n büyük bir k›sm› Türkiye ifl piyasas›n›n d›fl›nda b›rak›lmaktad›r. Çal›flma
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
61
‹zni Yasas›nda 2003 y›l› Eylül ay›nda gerçeklefltirilen reforma dek, yabanc›lar taraf›ndan icra edilmesi yasak olan mesleklere dair yaklafl›k seksen maddelik bir liste vard›. Her ne kadar söz konusu liste art›k geçerlili¤ini yitirmifl
de olsa, belli meslek gruplar› için mesleki mevzuatta çeflitli s›n›rlamalar söz
konusudur. Yani, uygulamada birçok meslek yabanc›lar için hâlâ eriflilmez
konumdad›r. Özel bir çal›flma izniyle ve s›n›rl› bir süre için Türkiye’ye gelen yabanc› kurulufl temsilci ya da görevlileri içinse emek piyasas›na girifl
kolaylaflt›r›lm›flt›r. Bu anlamda, bir kalifiye konuk çal›flan sisteminin varl›¤›ndan söz edilebilir. Genel k›s›tlay›c› kanuni durum, birçok göçmen için
çal›flarak yaflamlar›n› kazanmay› olanaks›z k›lmaktad›r. Bu durum ciddi sorunlara neden olmakta, hatta iki uluslu ailelerde Türk partnerin hastal›k ya
da ölüm gibi nedenlerle geçimi sa¤layamad›¤› durumlarda yaflamsal önem
arz etmektedir. Boflanma söz konusu oldu¤unda da gerek ikamet, gerekse
çal›flma izni aç›s›ndan büyük zorluklar yaflanabilmektedir. Yabanc› kurulufl
temsilci ya da görevlilerinin efllerinin emek piyasas›na dahil olma izinleri
yoktur ve efllerinin vefat› ya da boflanma durumunda ülkelerine geri dönmek zorunda kalmaktad›rlar.
Avrupa’daki Hukuki Durum
Yukar›da ifade edilen s›n›rlama ve k›s›tlamalar birçok AB göçmenini yar› kanun d›fl› bir yaflama itmifltir. Örne¤in, 1995-2001 y›llar› aras›nda
Türkiye’de yaflayan 1.582 Alman kanun d›fl› olarak kay›tlara geçmifltir.5 Türkiye, 1963 y›l›nda Avrupa Toplulu¤u ile imzalam›fl oldu¤u Ortakl›k Anlaflmas› ya da di¤er bilinen ad›yla Ankara Anlaflmas› ve sonras›nda al›nan Ortakl›k Konseyi kararlar› ile akdi yükümlülük tafl›maktad›r. 19 Eylül 1980 tarihli ve 1/80 say›l› karar, Avrupa Birli¤i s›n›rlar› içindeki Türk vatandafllar›na ve Türkiye’de yaflayan AB üyesi ülke vatandafllar›na ifl piyasas›na girifl
hakk›nda, karfl›l›kl›l›k ilkesi çerçevesinde kimi haklar tan›maktad›r. Avrupa
Birli¤i’nde yaflayan Türk iflçiler, söz konusu akdi sözleflmenin yerine getirilmemesi durumunda Avrupa Adalet Divan›’na baflvurma hakk›na sahip
ve söz konusu hakk› geçmiflte kullanarak birkaç kez baflar›l› sonuçlar alabilmiflken, ayn› hukuk yolu Türkiye’de yaflayan AB göçmenleri için engellenmifltir. Bu durumun nedeni, Avrupa Adalet Divan›’n›n sorumluluk ve yet62
Avrupa Birli¤i Uyum Sürecinde Türkiye’nin Yabanc›lar Mevzuat›
ki alan›n›n Avrupa Birli¤i ve s›n›rlar› içerisinde yaflayan vatandafllar ile tan›mlanm›fl olmas›d›r.6 Her ne kadar Türk mahkemelerinin karar verme sürecinde AB hukukunu uygulama zorunlulu¤u olsa da, tüm hâkimlerin uygulamadaki detaylar› bilmemesi nedeniyle, uygulama her zaman bu yönde
de¤ildir. Ancak, Türkiye’nin AB’yle kat›l›m müzakerelerinin bafllamas› için
yo¤un bir haz›rl›k yapt›¤› 2004 y›l›ndan bu yana, daha çok say›da Türk
mahkemeleri kararlar›nda Avrupa Birli¤i yarg›s›na iflaret edilmektedir.
Türk Yabanc›lar Hukukunun son on-on befl y›lda yaflanan h›zl› geliflmelere yeterli ölçüde yan›t veremedi¤ini gören Türkiye, geçen on y›l içinde,
söz konusu kanunun reform gereksinimleri oldu¤unun gitgide fark›na varm›flt›r. 21. yüzy›l›n bafl›na dek, Türkiye’de yaflayan yabanc›lar› ilgilendiren
tüm yasalar, geçen yüzy›l›n ortalar›ndan, hatta Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulufl döneminden kalma yasalard›. Bu durumun düzelece¤ine dair ilk iflaret,
Türkiye’nin 2000 y›l›nda haz›rlad›¤› Ulusal Program›n “orta vadeli hedefler”
bölümünde söz konusu yasalar›n güncellenece¤ine dair ifadelerin yer almas›yla ortaya ç›km›flt›r. Ulusal Program bir yol haritas›, bir baflka deyiflle, 3
Ekim 2005 tarihinde resmen bafllam›fl olan Türkiye’nin AB Üyelik müzakereleri çerçevesinde gerçeklefltirilmesi öngörülen yasal reformlar ile Avrupa
Birli¤i’nin tüm yaz›l› kural, düzenleme ve standartlar›n› kapsayan müktesebat›na (acquis communautaire) uyum tedbirleri için bir tür rehberdir.
Türk Yabanc›lar Hukukunda Reform
Türkiye’de herkesçe bilinen ve di¤er alanlarda oldukça baflar›l› ve
gözle görülebilir olan reform çabalar›ndan bu yana, yabanc›lar›n bak›fl aç›s›ndan, uygulamada ikamet ve çal›flma durumlar›nda olumlu yönde herhangi bir de¤ifliklik olmad›¤›n› ifade etmek gerekir. Bu durum, her y›l Avrupa Komisyonu taraf›ndan yay›mlanan ‹lerleme Raporunda yer alan ve
“Yabanc› ‹flçilerin Serbest Dolafl›m›” bafll›¤›nda “ifl piyasas›na eriflim konusunda hiçbir ilerleme kaydedilmedi¤i” ifadesiyle teyit edilmektedir. Ancak,
2006 y›l› ‹lerleme Raporunda, “Sosyal Güvenlik Sistemleri aras›nda eflgüdüm sa¤lanmas› yönündeki ilerlemelere” iflaret edilmifltir.7
Yukar›da ifade edilen ve yabanc›lar›n çal›flma hakk›n› düzenleyen
kanun de¤iflikli¤i Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanmak için y›llarTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
63
ca beklemifl; 2002 y›l› A¤ustos ay›nda onaylanan ilk genifl kapsaml› reform
paketinin d›fl›nda kalm›flt›r. Yeni yasa metni Çal›flma ve Sosyal Güvenlik
Bakanl›¤›’na ba¤l› bir Komisyon taraf›ndan 25 Aral›k 2002 tarihinde haz›rlanarak, yeni seçilmifl Meclise sunulmufl ve burada onaylanm›flt›r. Yasa, 27
fiubat 2003 tarihinde 4817 say›l› yasa olarak Resmi Gazete’de8 yay›mlanm›fl,
yay›n tarihinden alt› ay sonra ise yürürlü¤e girmifltir. Yeni yasa, çal›flma izni verme konusunda yeni bir sistem getirmifl ve böylece yabanc›lar›n Türkiye’de ifl sahibi olmalar›n› kolaylaflt›rm›flt›r. Söz konusu yasa, Türkiye’deki yabanc›lar›n meflguliyet durumunu aç›kça konu eden ilk sistematik mevzuat› oluflturmufltur. Organizasyonal aç›dan geçmiflte farkl› bakanl›klar ve
devlet kurumlar› konuya dahilken, çal›flma izni verme yetkisi art›k yaln›zca
Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤›’na aittir (Erder ve Kaska 2003).
Yeni yasa, eski hukuksal yap›ya nazaran net bir ilerleme vaat etmekle beraber, hâlâ göçmenlere s›n›rs›z bir çal›flma izni tan›mamaktad›r. Madde 5, yabanc›lara en az 8 y›ll›k yasal ikamet ya da en az 6 y›ll›k yasal ifl yaflam›n›n ard›ndan s›n›rs›z çal›flma izni verilebilece¤ini öngörmektedir.9 Ancak bu ifade bir mecburiyeti içermemekte, takdiri yetkili makamlara b›rakmaktad›r. Üstelik Madde 13’e göre, di¤er yasalarda ifade bulan yabanc›lara
yönelik mesleki yasaklar›n uygulanmas› sürecek, bunlar›n kald›r›lmas› için
özel kararlar gerekecektir. Madde 12’de yer alan ve baflvurular›n ilgili bakanl›k taraf›ndan 90 gün içinde incelenerek yan›tlanmas› gerekti¤ini iflaret
eden hüküm ise, geçmiflteki uzun inceleme süreleri göz önünde tutuldu¤unda, bürokratik etkinlik ve fleffafl›k ad›na olumlu bir ifade olarak de¤erlendirilmelidir.
Siyasi ve Toplumsal Kat›l›m
Türkiye’deki AB göçmenlerinin siyasi ve toplumsal kat›l›m ve entegrasyonlar› hakk›ndaki tespit flu flekildedir: Genel anlamda Türkiye’de yaflayan yabanc›lar, ikamet ettikleri süreden ba¤›ms›z olarak, seçme ve seçilme
hakk›n›n d›fl›nda tutulmufllard›r. Avrupa Birli¤i’nde geçerli olan ve di¤er
AB ülkeleri ile üçüncü ülkelerden gelen göçmenlere belli bir ikamet süresinin ard›ndan yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakk› veren AB direktifi ve
benzeri düzenlemeler Türkiye’de bulunmamaktad›r.
64
Avrupa Birli¤i Uyum Sürecinde Türkiye’nin Yabanc›lar Mevzuat›
Siyasi kat›l›m ve temsil konusundaki bu eksikli¤e karfl›, Türkiye’de
göçmenler ç›karlar›n› temsil etmek amaçl› çok say›da kültür derne¤i kurmufllard›r. Die Brücke isimli resmi dernek, aralar›nda en etkin birliktir.10
Söz konusu dernek Almanya, Avusturya ve ‹sviçre’den gelen Almanca konuflan göçmenler ile Almanca konuflan Türkler ve Türk kökenli AB vatandafllar›n›n topland›klar› bir dernektir. Zaman içinde, tüm Türkiye çap›nda
temsilciler ve yöresel derneklerden oluflan bir a¤ meydana gelmifl, hatta bu
oluflum içinde de resmi, kay›tl› dernekler kuranlar olmufltur. Alanya örne¤i gibi yeni merkezler dikkati çekmekteyse de, tüm bu etkinliklerin as›l
merkezi hâlâ ‹stanbul olarak görünmektedir. Die Brücke Derne¤i’nin çal›flmalar›ndaki ana hedefler öncelik s›ras›na göre, Alman göçmenlerin hukuksal durumunu iyilefltirmek, kültürel etkinlikleri teflvik etmek ve hay›r amaçl› projeleri desteklemektir.
Almanca konuflan çocuklar›n, yani Alman vatandafl› olan, kesin dönüfl yapm›fl çift uluslu ailelerin ve di¤er Almanca konuflan Türk çocuklar›n›n teflvik edilmesine yönelik temel bir proje, 1998 y›l› Eylül ay›nda ‹stanbul’da Europakolleg adl› bir özel okulun kurulmas›d›r. Türkiye Cumhuriyeti E¤itim Bakanl›¤›’na ba¤l› olan okul, iki dilli e¤itim ve iki kültürlülü¤ün
yan› s›ra, her iki e¤itim sisteminin bir sentezini sunmay› amaçlamaktad›r.
‹ki dilli lisan e¤itimi, kültürel kimlik vb. konularda bu okul kültürel kimlik
ve entegrasyon araflt›rmalar›na bol malzeme sunmaktad›r. Die Brücke Derne¤i y›llarca okulda dan›flman konumunda temsil edilmifl, ancak 2005 y›l›nda yenilenen ve bundan sonra böylesi bir etki (nüfuz) kullan›m›n› uygun
görmeyen Türk Vak›flar Kanunu gere¤i, söz konusu etkinli¤e son vermek
zorunda kalm›flt›r.
Bir k›sm› uzun süredir yerleflik olan ve de¤iflik Avrupal›, bugün AB
üyesi olan ülkelere ba¤l› di¤er kurumlar ise; kilise cemaatleri, kültür merkezleri, sanayi ve ticaret odalar›, AB menfleli firmalar, flubeleri ve Türk ortakl›klar› ile özellikle ‹ngiliz, Frans›z, Alman ve ‹talyan olmak üzere yabanc› okullar ile araflt›rma enstitüleri ve de¤iflik siyasi vak›flard›r. Dört siyasi
Alman vakf›, Konrad-Adenauer Vakf›, Friedrich-Ebert Vakf›, Friedrich-Naumann Vakf› ve Heinrich-Böll Vakf› ile ‹stanbul Orient Enstitüsü 20022003 y›llar›nda Ankara Cumhuriyet Savc›l›¤› taraf›ndan Türkiye’yi ekonoTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
65
mik ve siyasi yönlerden zay›flatmak iddias›yla mahkemeye verilmifllerdir.
Tüm iddialar beraat karar›yla sonuçlanm›fl olsa da, söz konusu olay Türkiye’deki Alman cemaati ile di¤er yabanc› sosyal gruplar› bir süre için de olsa, tedirginli¤e sürüklemifltir.
Vatandafll›k
Türkiye’deki vatandafll›k kavram› geleneksel olarak üniter devlet düflüncesine dayanmaktayd›. Türkiye Cumhuriyeti devleti resmi bir Türk
kimli¤i tan›mlam›flt›. Kendisini bu kimli¤in d›fl›nda tan›mlayan her unsur,
devletin varl›¤›na karfl› bir tehdit olarak de¤erlendirilmekteydi.11 Bu görüflün temelinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1931 tarihli kongresinde kabul
etti¤i alt› ilke yatmaktad›r: Milliyetçilik, Laiklik, Halkç›l›k, Cumhuriyetçilik,
Devletçilik ve Devrimcilik. 1937 y›l›nda bu ilkeler anayasal yükümlülükler
düzeyine yükseltilmifltir. Devletin vatandafll›k anlay›fl› uzun bir süre, bireylere hak tan›ma düflüncesinden çok, yükümlülük verme düflüncesiyle flekillenmifltir. Söz konusu yükümlülü¤ün hedeflerini formüle etme yetkisi devletin elindeydi ve vatandafllar›n gereksinim ve haklar›n›n üzerindeydi. Böylesi bir anlay›fl bireyin ve ailenin özel alan› ve kiflilerin dini inançlar›n› yerine getirme ya da bofl zamanlar›n› de¤erlendirme hakk›yla çeliflmekteydi
(Kad›o¤lu 1999).
Türk-Alman ulus afl›r› alanlar› aç›s›ndan de¤erlendirildi¤inde, her
iki ülkede de vatandafll›k hakk›n›n jus sanguinis yani kan ba¤› ilkesine dayanmas› ba¤lam›nda, bu iki sistemin büyük benzerlikler gösterdi¤i görülmektedir. Almanya’da 2000 y›l›nda kabul edilen yeni Vatandafll›k Yasas›,
tüm yetersizliklerine karfl›n, jus soli [vatandafll›¤›n do¤ulan ülkeye ba¤lanmas›] ilkesini sisteme dahil ederek bir dönüflüm sa¤lam›fl ve Avrupa Birli¤i’nin ça¤dafl vatandafll›k anlay›fl›na yaklaflm›fl olsa da,12 Türkiye’de böylesi
bir reform henüz ufukta görünmemektedir.
Türk hukuk sisteminde göçmenler ve yabanc›larla ilgili tüm yasa ve
yönetmelikler hâlâ 1934 y›l›nda yürürlü¤e girmifl 2510 say›l› ‹skân Kanunu’na tabidir. Bu yasa, yaln›zca Türk kökenli olan ve Türkiye’ye yerleflmek
isteyen kiflilere yasal göçmen konumu verilmesini öngörmektedir (Madde
3). Türk kökenli olmayan göçmenlere ise yasal göçmen konumu verilemez
66
Avrupa Birli¤i Uyum Sürecinde Türkiye’nin Yabanc›lar Mevzuat›
(Madde 4). ‹skân Kanunu’nun yeniden düzenlenmifl bir tasla¤› Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüflülmeyi beklemektedir. Kiriflçi, söz konusu taslak hakk›nda yapt›¤› de¤erlendirmede, Türk vatandafll›¤› tan›m› yap›l›rken
sert ve esneklikten uzak eski tutumdan geri ad›m at›lm›fl olsa da, yaln›zca
Türk kökenli kiflilere Türkiye’de kal›c› olarak yerleflme hakk› tan›yan yasan›n
bu anlamda ayr›mc› özelli¤ini korudu¤unu ifade etmektedir (Kiriflçi 2003).
Türk vatandafll›k yasas›n›n az fark edilmifl bir özelli¤i, Türk vatandafl› bir erke¤in yabanc› bir kad›nla evlenmesi ve evlilik iflleminin Türkiye’de gerçekleflmesi durumunda söz konusu kad›n›n yaln›zca bir imzayla
Türk vatandafll›¤›na geçme hakk›n›n bulunmas›yd›. Nikâh›n yurt d›fl›nda
k›y›lmas› durumunda ise, söz konusu talep en çok 45 günlük bir süre içinde yetkili bir Türk diplomatik temsilcili¤i taraf›ndan yerine getirilmekte, vatandafll›k ifllemi gerçeklefltirilmekteydi. Bu noktada vurgulanmas› gereken
nokta, söz konusu olana¤›n yaln›zca kad›nlara verilmifl, yabanc› erkeklere
ise ayn› hakk›n tan›nmam›fl olmas›d›r. Erkekler için ikamet hakk› koflullar› kat›d›r. Ayr›ca söz konusu yabanc› erkekler, Türk aile hukukunda 1999
y›l›nda yap›lan de¤ifliklikle kad›na hukuki eflitlik verilmesine dek, evli kad›n›n yasal ikamet adresinin kocas›n›n ikamet adresi, yani bu durumda yurtd›fl› adresi olmas› mecburiyetinden dolay› özel bir ma¤duriyet yaflamaktayd›lar. Hukuksal eflitlik sa¤layan yasa, yabanc› erkeklerin konumunu iyilefltirirken, yabanc› kad›n efllerin konumu ise, 12 Temmuz 2003 tarihli ve nikâh s›ras›nda Türk vatandafll›¤›na geçme hakk›n› ortadan kald›rm›fl olan
yeni Türk Vatandafll›k Yasas› ile kötüleflmifltir. Özellikle eski Sovyetler Birli¤i üyesi ya da orta ve do¤u Avrupa ülkelerinden gelen yabanc› kad›nlar›n
ülkede kalmak amac›yla yapt›klar› ve yaln›z k⤛t üzerinde kalan evliliklerin
artmas› nedeniyle, yeni yasa yabanc› kad›n eflleri de, tüm di¤er yabanc›lar
gibi, normal vatandafll›¤a geçifl sürecine tabi k›lmay› öngörmektedir.
Türk vatandafll›¤›na geçmek için gerekli olan önkoflullar flunlard›r:
Türkiye’de befl y›l kesintisiz ikamet etmifl olmak (yabanc› efller için bu süre yaln›zca üç y›ld›r); sürekli olarak Türkiye’ye yerleflmeye haz›r olmak ve
bu niyeti örne¤in bir Türk vatandafl›yla evlilik belgesi ya da Türkiye’de sat›n al›nm›fl bir gayrimenkul ile kan›tlamak; sa¤l›k raporu; Türkçe bildi¤ini
belgelemek ve “iyi” ahlaki davran›fllard›r (Aybay 1991).
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
67
Bu ba¤lamda, gerek AB vatandafllar›, gerekse di¤er yabanc›lar aras›nda son y›llarda Türk vatandafl› olmaya hak kazananlar›n say›s›n›n çok az oldu¤u gerçe¤i göz önünde bulundurulmal›d›r. Örne¤in, Milliyet gazetesinin
1999 y›l›nda yay›mlad›¤› bir haberde, son iki y›lda tek bir yabanc›ya dahi
Türk vatandafll›¤› verilmedi¤i ifade edilmifltir (Baydar 1999). Network of Foreign Spouses (Yabanc› Efller A¤›) adl› Türkiye’de yabanc›lar taraf›ndan kurulmufl çok say›da ulusal ç›kar grubu ya da kültür derne¤ini çat›s› alt›nda bar›nd›ran flemsiye örgüt, 2000 y›l›nda yapt›¤› bir aç›klamada, Türk vatandafll›¤›
için yap›lan baflvurularda, ilgili Türk makamlar› taraf›ndan hiçbir yan›t verilmeksizin geçen ve sekiz y›la varan bekleme süreleri bildirmiflti. Ayr›ca, bir
Türk vatandafl›yla evlenerek Türk vatandafll›¤›na geçen çok say›da yabanc›
kad›n›n, söz konusu hakk›, ancak isimlerini de¤ifltirerek bir Türk ismi alma
kofluluyla elde ettikleri ifade edilmifltir (Kaiser 2001).13 Hürriyet gazetesinin
bir haberine göre ise, Türkiye’ye çok özel hizmetleri geçmifl bir insan olan
Truva kaz›lar› yöneticisi Arkeolog Profesör Manfred Korfmann’a, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin önerisi üzerine 12 Aral›k 2003 tarihinde
Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu taraf›ndan Türk vatandafll›¤› verilmifltir. Yaln›zca bir y›l sonra vefat eden Profesör Korfmann, söz konusu karar›n sonucunda Osman ad›n› alm›flt›r (Balkan 2004).
Sonuç
Türkiye’de yaflayan AB göçmenleri son derece heterojen bir kitle oluflturmaktad›r. ‹kamet süreleri, göç etme nedenleri, toplumsal konumlar›, e¤itim düzeyleri, çal›flma durumlar›, topluma uyum dereceleri ve yaflam anlay›fllar› çok farkl›l›k göstermektedir. 1990’lar›n sonlar›nda gerçeklefltirilmifl kimi
reformlara karfl›n, yabanc›larla ilintili Türk hukuku, gerek ifl piyasas›na kat›l›m, gerekse ikamet hakk› aç›s›ndan hâlâ s›n›rlay›c› niteliktedir. Entegrasyon
amac›yla asimilasyon araçlar› kullan›lmaktad›r. Bu durum, güç ve ço¤u kez
ümitsiz bir süreç olan Türk vatandafll›¤›na geçifl örne¤inde de kendini göstermektedir. Süresiz bir ikamet hakk›, zaten çok uzun süredir, örne¤in birkaç on y›ld›r Türkiye’de yerleflik göçmenler için dahi söz konusu de¤ildir.
Türkiye’de yaflayan AB göçmenleri, kurduklar› kültürel, siyasi ve
ekonomik a¤lar ve Avrupa Birli¤i’ne üye ülkelerle ba¤lant›lar›yla, Türkiye
68
Avrupa Birli¤i Uyum Sürecinde Türkiye’nin Yabanc›lar Mevzuat›
ile Avrupa Birli¤i aras›ndaki ulus afl›r› alan›n vazgeçilmez bir parças› haline gelmifllerdir.14 Türkiye’de yaflayan AB göçmenlerinin entegrasyon derecesi fakl› olarak de¤erlendirilmelidir. Sert entegrasyon aç›s›ndan, yukar›da
ifade edilmifl olan hukuki durum (ikamet ve çal›flma hakk›, vatandafll›k yasas›) ile Türkiye’de kalifiye konuk iflçilere uygun bir sistem kurulmas›n›n
gerek siyasi, gerekse toplumsal kat›l›m›n önünde büyük bir engel olarak
durdu¤u tespit edilmifltir.
Siyasi kat›l›m, ancak Türk vatandafll›¤›na geçmek yoluyla gerçekleflebilmekte; Türk kökenli olmayan, sürekli ikamet hakk› verilmeyen göçmenler için ise, hiçbir flekilde siyasi gündem konusu dahi olmamaktad›r.
Türkiye’de yaflayan AB göçmenlerinin büyük ço¤unlu¤unun Türk vatandafll›¤› hakk›ndan mahrum olmalar› nedeniyle, alternatif yol olarak güçlü
kültürel dernek çal›flmalar› ile ulusafl›r› lobicilik (ör: Die Brücke Derne¤i ve
Network of Foreign Spouses) gelifltirilmifltir. Bu tür dernek ve ç›kar örgütlenmelerinin söylemlerinde ulusal konu ve sorunlardan, Türkiye’nin Avrupa
Birli¤i’ne tam üyeli¤i için gerekli önkoflullara do¤ru bir de¤iflim gözlenmektedir. Bu ba¤lamda, Avrupa Birli¤i ülkelerinden gelen göçmen gruplar›nda bir Avrupal›laflma sürecinden bahsetmek mümkündür.
Türk toplumunda AB göçmenlerinin nas›l alg›land›¤›na dair, çok say›da stereotip yaklafl›m tespit etmek mümkündür. Do¤rusu tam anlam›yla
bir pozitif ayr›mc›l›k söz konusudur, bir baflka deyiflle belli olumlu özellikler
AB göçmenlerine genel olarak mal edilmekte ve Türk toplumuyla bütünleflmelerini bir miktar kolaylaflt›rmakta, di¤er taraftan, her alanda sürekli yaflanan yasal s›n›rlamalara ters düflmektedir. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti’nin çok uzun y›llard›r süregelen Avrupa’ya yönelimiyle aç›klanabilir. Baflta Almanya’dan gelenler olmak üzere kimi göçmenler, Almanya’da yaflayan
Türk kökenli toplumun yasal yönden rahat olmakla beraber, sosyal ve toplumsal yönden s›n›rland›r›c› ve güç durumuna karfl›l›k olarak Türkiye’de yaflayan Alman göçmenlerin yasal aç›dan daha k›s›tl› olmakla beraber, sosyal
ve toplumsal yönden olumlu durumlar›na defalarca dikkat çekmifllerdir.
Avrupa Komisyonu taraf›ndan 2000 y›l›ndan bu yana yay›mlanan
ve Türk hukuk sisteminin Avrupa Birli¤i müktesebat›na uyum gereksinimlerini içeren y›ll›k ‹lerleme Raporlar›nda “kiflilerin serbest dolafl›m›” bafll›Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
69
¤›nda bugüne dek kayda de¤er bir geliflme ifadesi bulunmamaktad›r. Ancak yine de, Türkiye’deki az›nl›klara yönelik yasal durumda görülen düzelmelere paralel olarak, AB göçmenlerine yönelik yasal durumda da bir düzelme olmas› ve böylece söz konusu grubun siyasi ve toplumsal kat›l›mlar›n›n önündeki engellerin zamanla kalkmas› beklenmektedir.
Kaynakça
Andrews, P. A. 1989. Ethnic Groups in the Republic of Turkey, Wiesbaden: Dr. Ludwig Reichert Yay›nevi.
Aybay, R. 1991. Yurttafll›k Hukuku, ‹stanbul: Aybay Hukuk Araflt›rmalar› Vakf›.
Balkan, T. 2004. “Truva Kaz›lar› Baflkan› Türk Vatandafl› Oldu: Prof. Korfmann, Osman Ad›n› Ald›,”
Milliyet. 29.3.
Baydar, Y. 1999. “‹ki Y›ld›r Kimse Vatandafl Yap›lm›yor,” Milliyet. 23.7.
Dietrich, A. 1987. Deutschsein in Istanbul. Berlin: Leske + Bukrich.
Erbafl, S. 1997. EU-Bürger in der Türkei: Stand und Perspektiven – Unter besonderer Berücksichtigung
der Situation der deutschen Staatsbürger. H. Gümrükçü, U. Neumann ve W. R. Felsch (Ed.) ITESJahrbuch 1997-1998: Bikulturalität–staatliches Handeln – Mensch içinde. Schriften des Instituts für
Türkisch-Europäische Studien (7): 119-134.
Erder, S. ve Kaska, S. 2003. Irregular Migration and Trafficking in Women: The Case of Turkey. Cenevre:
IOM.
Frantz, E. 2003. Report on the Situation of Refugees in Turkey: Findings of a Five-Week Exploratory Study December 2002-January 2003. Kahire: Center for Forced Migration at The American University in Cairo.
Hammar, T. 1990. Democracy and the Nation State: Aliens, Denizens and Citizens in a World of International Migration. Aldershot: Avebury.
‹çduygu, A. 2002. “International Migration and Turkey,” The Country Report of Turkey içinde. Report for
the Continuous Reporting System on Migration (SOPEMI) of the Organisation for Economic Cooperation and Development (OECD).
Kad›o¤lu, A. 1999. Cumhuriyet ‹radesi Demokrasi Muhakemesi. ‹stanbul: Metis.
Kaiser, B. 2003. “Lifeworlds of EU-Immigrants in Turkey,” E. Zeybeko¤lu ve B. Johansson (Ed.) Migration and Labour in Europe: Views from Turkey and Sweden içinde. Marmara University Research Center for International Relations (MURCIR) and Swedish National Institute for Working Life
(NIWL). ‹stanbul: fiefik, 269-89.
Kaiser, B. 2004. “Social Life-Worlds of German Migrants in Turkey: The ‘Other Side’ of the TurkishGerman Transnational Space,” T. Faist ve E. Özveren (Ed.) Transnational Social Spaces: Agents, Networks and Institutions içinde. Avebury: Ashgate, 91-110.
Kaiser, B. ve di¤erleri. 2001. The Concept of ‘Free Movement of Persons’ and Turkey’s Full Membership in
the European Union. Final Project Report for Marmara University Research Fund (Project No.
2000/SOB-5), ‹stanbul.
70
Avrupa Birli¤i Uyum Sürecinde Türkiye’nin Yabanc›lar Mevzuat›
Kiriflçi, K. 2003. “Old and New Patterns of Immigration and Turkey’s National Identity,” Türk(iye) Kültürleri Konferans› Bildirisi, Yüzüncü Y›l Üniversitesi, Van, 3.-5. Eylül 2003.
O.V. 2007. “‹stedi Ama Türk Olamad›,” Claudia Y›lmaz ile Röportaj. Milliyet. 15.7.
fiahin, F. 2002. “Türkiye ve Göç.” TC Çal›flma ve Güvenlik Bakanl›¤› müsteflar›n›n sunumundan, Bilkent Üniversitesi, 30-31 Ekim 2002.
Yalç›n, S. 2007. “Biz Size Hiç Irkç›l›k Yapmad›k Bayan Merkel: ‹flte Bu da Osmanl›’n›n Göç Yasas›,”
Hürriyet. 15.7.
‹nternet kaynaklar›
http://ec.europa.eu/enlargement/pdf/key_documents/2006/nov/tr_sec_1390_en.pdf.
http://rega.basbakanlik.gov.tr/GUNLU/bugun.htm.
Türkle evli yabanc›lara çal›flma izni. 6 Mart 2003 (http://www.hurriyetim.com.tr).
www.bruecke-istanbul.org/de.asp.
www.auswaertigesamt.de/diplo/de/Laenderinformationen/Tuerkei/Bilateral.html.
Notlar
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
Türkiye’deki göç envanteri ve istatistiki kay›t sorunlar› hakk›nda bkz. A. ‹çduygu (2002).
Bu say›, Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› Müsteflar› Fikri fiahin taraf›ndan, 30-31 Ekim 2002
tarihlerinde Ankara’da, Bilkent Üniversitesi’nde gerçeklefltirilen “Türkiye ve Göç” bafll›kl› konferansta yapt›¤› sunumda dile getirilmifltir.
Konuyla ilgili olarak bkz. Dietrich’in araflt›rmalar› (1987).
Bu bölümdeki aç›klamalar›n detaylar› için bkz. Kaiser (2003: 270-271).
Bu say›lar, TC ‹çiflleri Bakanl›¤›, Emniyet Genel Müdürlü¤ü Yabanc›lar, Hudut ve ‹ltica Baflkanl›¤› taraf›ndan yay›nlanm›flt›r. Al›nt›: ‹çduygu (2002) ve Frantz (2003).
‹nsan Haklar› ve Türkiye-Ortakl›k Hukuku Uzman› Prof. Dr. Aslan Gündüz ile 16 Ekim 2002 tarihinde yap›lan söylefli.
Bkz. AB Türkiye ‹lerleme Raporu 2006. web eriflim adresi: http://ec.europa.eu/enlargement/pdf/key_documents/2006/nov/tr_sec_1390_en.pdf
Yabanc›lar ‹çin Çal›flma ‹zni Yasas›’n›n yeni Türkçe metnine, flu web adresinden ulafl›labilir:
http://rega.basbakanlik.gov.tr/gunlu/bugun.htm. Ayr›ca, Türkiye Cumhuriyeti Çal›flma ve Sosyal
Güvenlik Bakanl›¤›, Çal›flma Genel Müdürlü¤ü “Law No. 4817: Law on the Work Permit for Foreigners” bafll›¤› ile metnin yay›nlanmam›fl bir ‹ngilizce çevirisini haz›rlam›flt›r.
Bir Türk vatandafl›yla evli yabanc›lar›n çal›flma izinlerine dair yeni durum hakk›nda ayr›ca bkz.
Hürriyet gazetesinin ilgili çevrimiçi makalesi (6 Mart 2003): www.hurriyetim.com.tr
Söz konusu derne¤in hedefleri ve etkinlikleri hakk›nda detayl› bilgiye Türkçe ve Almanca olarak
flu web sayfas›ndan ulafl›labilir: http://www.bruecke-istanbul.org/de.asp.
Bununla beraber, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu temel tutumu, 2002 y›l› A¤ustos ay›ndan bu
yana Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen sekiz reform paketiyle de¤ifltirilmifltir. Bu alanda,
Türkiye’de yaflayan etnik az›nl›klar›n kültürel haklar›n›n tan›nmas› ilk s›rada yer almaktad›r. Söz
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
71
14
konusu reformlar, Türkiye’nin Avrupa Birli¤i’ne kat›l›m müzakerelerine bafllamak amac›yla yürüttü¤ü haz›rl›klar çerçevesinde gerçekleflmifltir.
Bu noktada k›saca ifade etmek gerekir ki, Alman vatandafllar› aç›s›ndan, Türk vatandafll›¤›n› kabul etmek, otomatik olarak Alman vatandafll›¤›n› yitirmek anlam›na gelmekteydi. Ancak 2000 y›l›ndan bu yana, memleketi Almanya ile ba¤lant›lar›n› sürdürdü¤ünü ispatlamak kofluluyla ikinci
bir ülkenin vatandafll›¤›n› alma hakk› veren “Muhafaza Etme Belgesi” adl› bir belgeye sahip olmak
söz konusudur. Ancak, bu belge yaln›zca iki y›l gibi k›s›tl› bir süre için geçerlidir ve yaflan›lan ülkedeki vatandafll›¤a geçifl ifllemlerinin henüz tamamlanmam›fl olmas› durumunda bir kez daha talep edilebilmektedir.
Bu konu ve yabanc›lar›n –özellikle Alman vatandafllar›n›n– genel durumu hakk›nda Claudia Y›lmaz ile yap›lan bir görüflme, Alman Göç Yasas›’n›n sert tart›flmalara neden olan de¤iflikli¤i ba¤lam›nda, Milliyet gazetesinin ön sayfa haberi olarak bas›lm›flt›r (yazar› belli de¤il, 2007).
Konu ile ilgili bkz. Kaiser (2004) “Türk-Alman Ulus Afl›r› Alan› Hakk›nda Aç›klamalar.”
72
Avrupa Birli¤i Uyum Sürecinde Türkiye’nin Yabanc›lar Mevzuat›
12
13
Türkiye’ye Emek Gücü
Barbara Pusch
‹STENEN VE ‹STENMEYEN KONUKLAR:
TÜRK‹YE’DEK‹ YABANCILARIN ‹fi
HUKUKU KARfiISINDAK‹ DURUMU
“
Y
abanc› iflgücü” ve “Türkiye” sözcükleri bir arada kullan›ld›¤›nda,
hem Türkiye’de hem de Avrupa’da akla gelen Avrupa’da yaflayan
Türk göçmen iflçilerdir. Türkiye’nin genelde yaln›zca emek gücü gönderen bir ülke olarak de¤erlendirilmesi nedeniyle, uluslararas› emek göçüne
hedef olan bir ülke konumuna gelmifl olmas› ço¤u kez göz ard› edilmektedir.1 Türkiye’ye gelen bu göç ak›mlar›n›n dikkate al›nmay›fl›, Türkiye’nin göç
gerçekli¤iyle büyük bir çeliflki sergilemektedir.2 Son on y›llarda Türkiye, giderek artan say›da yabanc›n›n yaflamlar›n› kazand›klar› bir ülke haline gelmifltir. Burada, örnek olarak yaln›zca üç çok farkl› grup dile getirilecektir:
• Para kazanmak amac›yla, eski SSCB ülkelerinden Türkiye’ye gelen yabanc›lar,3
• Yabanc› firmalar›n Türkiye’de kariyer yapan temsilcileri,4
• Türkiye’yi Bat›’ya geçifl için bir ara durak olarak gören ve yolculuklar›n› sürdürecekleri güne dek Türkiye’de yasad›fl› çal›flarak yaflamlar› kazanan transit göçmenler ve mülteciler (‹çduygu 1995 ve
2003).
Yabanc›lar›n çal›flma durumunu istatistikler ve rakamlarla ortaya
koymak isterdim, ancak bu makale çerçevesinde bu olanak d›fl›. Buradaki
gerekçem, konu hakk›nda yetersiz bir araflt›rma birikimine sahip oluflum
de¤il, afla¤›daki etkenler:
• Birincisi, Türkiye’de bu konu hakk›ndaki yasal istatistiki verilerin
ço¤u kamuya aç›klanmamaktad›r.
• ‹kincisi ise, Türkiye’ye gelen emek göçünün büyük oranda yasad›fl› olmas›d›r. Konu hakk›ndaki tahminler 300.000 (‹çduygu,
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
75
2004) ila 2.000.000 (Narl›, 2005) aras›nda de¤iflmekte ve böylesi
genifl bir aral›k, bizlere güvenilir bir fikir vermemektedir. Bu alanda, “elle tutulur” say›lar yaln›zca, Emniyet Müdürlü¤ü taraf›ndan
yay›nlanm›flt›r ve yakalanan yasad›fl› çal›flan yabanc›lara aittir
(bkz. Tablo I). Ancak, yakalanan çal›flan yabanc›lar›n say›s› yaln›zca foto¤raf›n bir boyutunu yans›tt›¤›ndan Türkiye’de çal›flan yabanc›lar hakk›nda gerçek bir bilgi vermemektedir.
Türkiye’de çal›flan yabanc›lar hakk›ndaki verilerin bu denli az oluflunun baflka nedenleri de vard›r:
• 2003 y›l›ndan bu yana yap›lan yasal de¤ifliklikler nedeniyle, birçok
yetki ve sorumluluk el de¤ifltirmifltir. Çal›flma ve Sosyal Güvenlik
Bakanl›¤›’ndan yap›lan sözlü aç›klamaya göre, konu ile ilgili veri
taban› henüz haz›rl›k aflamas›ndad›r.
• Ayr›ca, Türkiye’de yaflayan ve çal›flan yabanc›lar son derece heterojen bir grup oluflturmaktad›r. Göçmenlerin5 çeflitlili¤i, uluslararas› flirketlerde kariyer yapan Bat›l› yöneticilerden, sokaktan toplad›¤› çöpleri satarak geçinen Afrikal›lara dek uzanmaktad›r. Böylesine genifl bir göçmen yelpazesinin, ortak bir lobi çal›flmas› ya da
bilinç oluflturmas› olanaks›zd›r. Her ne kadar baz› dernekler, göçmenlere ifl bulmalar›nda yard›mc› oluyor6 ya da zaman içinde baz› konularda insiyatif kullan›yorlarsa da,7 yabanc› ifl gücü konusu
ilgili kifliler de dahil olmak üzere pek sahiplenilmemekte ve üvey
evlat muamelesi görmektedir.
• Ayr›ca, Türkiye’ye yerleflmek isteyen birçok yabanc› aç›s›ndan,
Türk vatandafll›¤›na geçmek, eflit haklarla, yani bir Türk vatandafl›
olarak ifl piyasas›na ad›m atabilmenin pratik yolu olagelmifltir. Yabanc› kad›nlar, 2003 y›l›nda gerçekleflen yasal düzenlemeye dek,
evlilik akdi ile Türk vatandafll›¤› elde edebilmekteydiler.8 Bu durum, özellikle kendi anavatanlar›nda çifte vatandafll›k hakk› kabul
gören9 ya da anavatan›n›n vatandafll›k haklar›nda pek ç›kar› olmad›¤›n› düflünen kad›nlar aç›s›ndan yabanc›lar mevzuat› ile bafla
76
‹stenen ve istenmeyen Konuklar
ç›kman›n,10 böylece Türkiye ifl piyasas›na bir yabanc› olarak de¤il,
bir Türk vatandafl› olarak dahil olman›n bir yolu olmufltur. Orta
Asya ve Balkanlar’dan, 2510 Say›l› ‹skân Yasas› çerçevesinde iskânl› ya da serbest göçmen olarak Türkiye’ye gelen Türk kökenli
göçmenler aç›s›ndan da, Türk vatandafll›¤›na h›zl› flekilde geçebilmek, ifl piyasas›nda yerli rakiplerle hukuksal anlamda eflit koflullara sahip olma olana¤› anlam›na gelmifltir.11
• Son olarak, konuya az ilgi gösterilmesi hakk›ndaki de¤erlendirmelerin flu yönü önemlidir: Türkiye’de yabanc›lar›n ifl piyasas›na
entegrasyonu çok tart›fl›lan bir politik konu de¤ildir. Görüfltü¤üm
çok farkl› konumlarda göçmenlerin bu ba¤lamdaki yorumu, yerli
nüfusun yaflad›¤› yüksek iflsizlik oran›n›n çok daha önemli bir konu oldu¤u yönündedir. Busav flu flekilde de ifade edilebilir: “Burada ucuz, yabanc› emek gücüne ihtiyac›m›z yok, zira kendi ülkemizde yeterince ucuz emek gücü var.”
Böyle bir girifl yaparak, Türkiye’deki yabanc›lar›n çal›flma durumu
hakk›nda söylenebilecek hiçbirfley olmad›¤›n› iddia etmek istemiyorum.
Tam tersine: aç›klamalar›m›, de¤iflim içindeki yasal durumla sürdürmek ve
bunu toplumsal geliflmelerle paralellikler içinde yorumlamak niyetindeyim. Ard›ndan, söz konusu geliflmeleri saha araflt›rmas›nda elde etti¤im kiflisel gözlemlerimle iliflkilendirece¤im.
Türkiye’deki Yabanc›lar›n 2003 Y›l›na Dek ‹fl Hukukundaki
Durumlar›
1923-2003 y›llar› aras›nda, uzun bir dönem boyunca, Türkiye’de yaflayan yabanc›lar›n ifl hukukundaki durumlar› 2007 Say›l› Türk Vatandafllar›na Tahsis Edilen Meslek ve Sanatlar Hakk›nda Kanun ile biçimlenmifltir.
Söz konusu yasaya göre, Türkiye’de birçok meslek yaln›zca Türk vatandafllar›na ayr›lm›flt›r. Bu meslekler flöyle s›ralanabilir:
Seyyar sat›c›l›k; müzisyenlik; foto¤rafç›l›k; kuaförlük; bas›mc›l›k; komisyonculuk; terzilik; flapkac›l›k; ayakkab›c›l›k; borsa simsarl›¤›; devlet tekeTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
77
lindeki mallar›n sat›c›l›¤›; turist rehberli¤i ve tercümanl›k; inflaat, demiryolu ve kereste sanayii iflçili¤i; tafl›mac›l›k ve haberleflme ile su, ayd›nlatma ve ›s›tma sistemleri kurulumunda iflçilik ve mevsimlik iflçilik; kara tafl›mac›l›¤›nda yüklemecilik; floförlük ve muavinlik; zanaatç›l›k; kap›c›l›k;
ticarethane, ev, otel ve flirketlerde odac› ve hizmetçilik; otel, kafe, kulüp,
bar ve benzeri e¤lence mekânlar›nda garsonluk; e¤lence mekânlar›nda
sanatç›l›k; veterinerlik; kimyagerlik; avukatl›k; eczac›l›k; hâkimlik; difl
doktorlu¤u; t›p doktorlu¤u; ebelik; hemflirelik; mühendislik; teknisyenlik;
ustal›k; uzman iflçilik; maden iflçili¤i; dalg›çl›k; bal›kç›l›k; gemi k›lavuzlu¤u; h›rdavatç›l›k; gözlükçülük v.b. (2007 Say›l› Yasa).
Ayr›ca, Avukatl›k Yasas› ya da Hemflirelik Yasas› örneklerinde oldu¤u gibi, baflka kimi yasalarda ise yabanc›lar için somut mesleki yasaklar ifade edilmifltir. Bu durum, ifl arayan yabanc›lar aç›s›ndan, Türkiye’de yasal
yollardan ifl piyasas›na ad›m atabilme olana¤›n›n son derece s›n›rl› oldu¤u
anlam›na gelmekteydi. Yasal olarak çal›flabilmeleri, resmen bir bofl kadro
bulmalar›na ba¤l›yd›, ki bu da yasakl› ifllerin listesi göz önünde tutuldu¤unda, hiç de kolay de¤ildi. (Köksal2006a: 45-59).
Durumu daha da a¤›rlaflt›ran ise, Türk hukukuna göre, yabanc›lar›n
çal›flma izninin, do¤rudan ilgili göçmenlere de¤il, bir yabanc›y› istihdam etmek isteyen flirketlere verilmesiydi. Bir baflka deyiflle, izinler çal›flanlara de¤il, iflverenlere tahsis edilmekteydi. Bir yabanc›n›n, belli bir ifl yerinde çal›flmas› bu flekilde olanakl›yd›. Bu nedenle, söz konusu izin, konuyla ilgili çevrelerde, çal›flma izni olarak de¤il, çal›flt›rma izni olarak adland›r›labilmekteydi. ‹zinlerin 2003 y›l›na dek en fazla iki y›l için verildi¤ini de ifade etmek
gerekir. S›n›rs›z bir çal›flma izni olana¤› ne geçmiflte, ne de bugün söz konusu de¤ildir. Bu nedenle, Türkiye’de yaflayan, ancak Türk vatandafll›¤›n›
almak istemeyen kifliler için, çal›flma izni almak, uzun süren bir u¤rafl haline gelmifltir (Erbafl 2006: 125-133).
Birçok yabanc›, Türkiye’de çal›flan yabanc›lara yönelik hukuksal zorluklarla bafla ç›kmak için, serbest çal›flmaya karar vermifltir. Ancak, Türkiye’de serbest çal›flmak da yabanc›lar aç›s›ndan kolay de¤ildi: Yabanc›lar, yaln›zca Yabanc› Yat›r›m Yasas› çerçevesinde serbest çal›flabilmekteydiler. Ya78
‹stenen ve istenmeyen Konuklar
ni, kurulufl sermayesi en az 50.000 $ olan bir Limited fiirket ya da Anonim
fiirket kurma hakk›na sahiplerdi12.
Türkiye’deki Yabanc›lar›n 2003 Y›l›ndan Bu Yana ‹fl Hukukundaki
Durumlar›
Türk hukukunun AB hukukuna uyumland›r›lmas› süreci çerçevesinde 2003 y›l›nda çok say›da yeni düzenleme yap›lm›flt›r. Bu ba¤lamda
4875 say›l› Do¤rudan Yabanc› Yat›r›mlar Yasas› ile Türkiye’deki yabanc› yat›r›mc›lar›n durumu da de¤iflmifl, yabanc› yat›r›mc›lar art›k Türk vatandafllar›yla eflit haklara kavuflmufllard›r.13
4817 say›l› Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zinleri Hakk›nda Yasa ile de yabanc› çal›flanlar için farkl› bir yasal temel oluflturulmufltur.14 Bu yasal düzenlemenin önemli bir hedefi, Türkiye’de çok yayg›n olan yabanc›lar›n yasad›fl› çal›flmas›na15 engel olmakt›. Sorumlu makamlar›n say›s›n› azaltarak,
çal›flma izni verme ifllemlerinin kolaylaflt›r›lmas›,16 yasad›fl› çal›flanlar ve iflverenlerinin daha s›k› flekilde takip edilmesi ve cezaland›r›lmas›17 ve yabanc›lar için mesleki yasaklar›n yumuflat›lmas›ndan oluflan bir önlem paketi de
bu hedefin gerçekleflmesine yard›m edecekti. Ancak, bu önlemlerin yasad›fl› çal›flmay› gerçekten azalt›p azaltmad›¤›n› burada de¤erlendirmem olanakl› de¤il. Çal›flma Bakanl›¤›’nda konudan görevli kifli de, yapt›¤›m›z görüflme s›ras›nda bu yönde bilgi vermekten kaç›nm›flt›r.18
Göç hikâyeleri hakk›nda yap›lan araflt›rmalar, farkl› yasalar›n somut
etkileri ile flekillenmifl olan toplumsal çerçevede önemli bir rol oynamaktad›r.
Bu nedenle, 4817 say›l› yasan›n yürürlü¤e girmesiyle, yukar›da uzun listesini vermifl oldu¤um, Türk vatandafllar›na ayr›lm›fl mesleklere dair yasan›n iptal edilmesi Türkiye’de yaflayan yabanc›lar aç›s›ndan büyük önem tafl›maktad›r. Ancak, yabanc›lar bu yasan›n iptali ile hâlâ tüm mesleklerde çal›flma hakk›na sahip de¤illerdirler, zira Türk vatandafll›¤› flart›, kimi meslek kurallar›nda hâlâ bir önkoflul olarak varl›¤›n› sürdürmektedir. Bununla beraber, bugün
yaln›zca Türk vatandafllar›na ayr›lm›fl olan, görece küçük bir meslek grubundan bahsetmekteyiz. Bu meslekler aras›nda de¤iflik denizcilik meslekleri
(kaptanl›k, yard›mc› kaptanl›k, ç›mac›l›k ve dalg›çl›k), avukatl›k ve noterlik gibi hukuk alan› meslekleri ile çeflitli sa¤l›k meslekleri say›labilir.19
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
79
Günümüzde yürürlükte olan Yabanc›lar ‹çin Çal›flma ‹zni Yasas›
baflka önemli de¤ifliklikler de getirmifltir: Yasa koyucu bugün süreli/s›n›rl›
ve süresiz/s›n›rs›z çal›flma izni ayr›m› yapmaktad›r.
“S›n›rl› çal›flma izni” en fazla iki y›l için verilebilmektedir ve belirli
bir iflyeri ve belirli bir ifl için geçerlidir. ‹zin üç ve daha sonra alt› y›la uzat›labilmektedir. Söz konusu iznin verilmesi, ülkedeki ifl piyasas› ve ekonomik geliflmelere ba¤l›d›r.
Türkiye’de sekiz y›l boyunca yasal olarak ikamet etmifl ya da alt› y›l
boyunca yasal olarak çal›flm›fl kiflilere “s›n›rs›z çal›flma izni” verilebilmektedir. Bu tür izin, belirli bir iflyeri ya da ifle ba¤l› de¤ildir. Bu izin, oturma izni ya da iflyeri sözleflmesine ba¤l› olarak, en fazla befl y›ll›k bir süre için verilebilmektedir. Demek oluyor ki, yasaya göre söz konusu iznin “s›n›rs›zl›¤›,” süreyle veya hâlâ yasakl› olan mesleklerle ilgili de¤ildir. Dolay›s›yla, “s›n›rs›z çal›flma izni” yaln›z yasakl› olmayan meslekler için verilmektedir. Bu
“s›n›rl› s›n›rs›zl›k,” yasa koyucunun özel mevzuat öngördü¤ü gruplar, yani
diplomatlar, Türk vatandafllar›n›n nikâhl› eflleri, AB vatandafllar› ve eflleri
ile ‹skân Yasas› çerçevesinde iskânl› ya da serbest göçmen olarak Türkiye’ye
yerleflen Türk kökenli göçmenler vb. için de geçerlidir. Bu izinlerin “s›n›rs›zl›¤›n›n” koflulu ise ülkenin ekonomik ve bölgesel geliflmelerden etkilenmemesidir!
Serbest çal›flan yabanc›lar için, yasa koyucu “ba¤›ms›z çal›flma izni”
öngörmektedir. 6224 Say›l› Yabanc› Sermay› Teflvik Yasas› çerçevesinde
kurulmufl flirket ya da kurumlarda çal›flan yabanc›lar için ise çal›flma izni,
özel bir kararname uyar›nca verilmektedir.20
Tüm bu mevzuat›n da göstermifl oldu¤u üzere, yabanc›lar için Türk
ifl piyasas›ndaki koflullar eskiye oranla düzelmifltir, ancak ifl piyasas›na eriflimleri hâlâ s›n›rl›d›r. Genel olarak, yabanc›lar›n Türk ifl piyasas›nda, Türk
vatandafllar› ile eflit koflullarda olmad›klar› ve ifl piyasas›na eriflim anlam›nda ikincil bir konuma sahip olduklar› söylenebilir. Bu durum, 1981 y›l›ndan
bu yana ordu ve güvenlik teflkilat› istisna olmak üzere, gereksinim duyulan
meslek ve el sanatlar›nda serbestçe çal›flabilen Türk kökenli yabanc›lar için
de geçerlidir,21 zira bu grup da çal›flma iznini otomatik olarak ya da süresiz
alamamaktad›r.
80
‹stenen ve istenmeyen Konuklar
Türkiye’ye Gelen Emek Göçü Aç›s›ndan Yeni E¤ilimler
Her ne kadar Türkiye’deki ifl piyasas›na s›n›rl› eriflim per se de¤iflmeyecekse de, günümüzde yasa koyucu, belirli gruplar için yeni düzenlemeler öngörmektedir. Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zni Hakk›nda Yasa’n›n de¤ifltirilmesine dair bir taslak 2006 y›l› May›s ay›ndan bu yana Türkiye Büyük
Millet Meclisi’nde beklemektedir.22 Bu kez, yasa de¤iflikli¤i tasla¤›n›n gerekçelendirilmesindeki a¤›rl›k noktas›, yasad›fl› çal›flman›n önüne geçmek
de¤il, iyi e¤itimli, kalifiye yabanc› iflgücü ve yöneticilerin Türkiye’de çal›flmas›n› kolaylaflt›rmakt›r. Büyük, uluslararas› projelerin aksamamas› için,
bu gruplara dair çal›flma izni süreci kolaylaflt›r›lmak ve k›salt›lmak istenmektedir. Yasa koyucu böylece yüzünü aç›kça, ülkede birçok kiflinin kalk›nma arac› olarak gördü¤ü yabanc› sermayeye dönmektedir. Emniyet Müdürlü¤ü Yabanc›lar Dairesi’nde çal›flan üst düzey bir memur konuyu flu kesin
ifadelerle özetlemifltir:
Ülkemiz, geliflmekte olan ve ciddi ekonomik yat›r›mlar›n yap›ld›¤›
bir ülkedir. Yabanc› yat›r›mc›lara ihtiyac›m›z var ve bu nedenle ifllerini kolaylaflt›rmal›y›z. Ülkemizdeki yabanc› yat›r›mc›lar› her zaman destekliyoruz ve onlara birçok kolayl›k vaat ediyoruz.
Türkiye’nin siyasi manzaras›n› tan›yanlar, böylesi bir politikan›n
çok tart›fl›laca¤›n› bilecektir. Örne¤in, Türk Mühendis ve Mimarlar Odalar› Birli¤i (TMMOB) bu tasla¤a karfl› son derece sert ifadeler kullanm›flt›r.23
Söz konusu yasa tasar›s› ve 2000 y›l›ndan bu yana yabanc› bilim insanlar›n›n Türkiye’de doçentlik s›nav›na girmelerine yeniden izin verilmesi,24
mesleki yeterlilik belgelerinin uluslararas› standartlarla uyumlulaflt›r›lmas› karar›25 gibi birçok baflka geliflme, siyasi rüzgâr›n ne yönden esti¤ini net
flekilde göstermektedir. Türk sa¤l›k sektörünü yabanc› doktorlara açma giriflimi de, yine ayn› çerçevede de¤erlendirilmelidir.26 Tüm bu örnekler göstermektedir ki, Türkiye’de yabanc›lar›n, uluslararas› sermayeyi çekmek ve
Türk ifl piyasas›ndaki eksikleri kapatmak ve böylece ülkenin geliflimine
katk›da bulunmak amac›yla, bilinçli olarak ifl piyasas›na dahil edilmesi istenmektedir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
81
fiu ana dek söylediklerimizi nas›l özetleyebiliriz? Yasa koyucu, Türkiye’deki yabanc›lar›n ifl piyasas›na dahil edilmesini kolaylaflt›rmaya çal›flmaktad›r. Ancak, burada entegrasyonu söz konusu edilen ucuz emek gücü
de¤il, ülkenin geliflimine de¤iflik düzlemlerde katk› yapmas› beklenen yüksek nitelikli uzmanlard›r. Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zni Hakk›nda Yasa’n›n yenileme tasar›s›ndaki sat›r aralar›, yasa koyucunun asl›nda söz konusu yabanc› emek gücünün Türkiye’ye yerleflmesini de¤il, daha çok gerek görülen
alanlarda ve desteklenmek istenen projelere ba¤l› olarak k›sa süreli çal›flmas›n› öngördü¤ünü göstermektedir.
Sonuç - Araflt›rmamdan ‹zlenimler
Bu noktada, ortaya koydu¤um tezleri resmi rakamlarla do¤rulamak
ya da yanl›fll›¤›na hükmetmek isterdim, daha önce de belirtti¤im gibi, yetkili makamlardan ilgili istatistiki verileri almak yönündeki çabalar›m ne yaz›k ki sonuçsuz kalm›flt›r. Bununla beraber, kiflisel görüflüme ve araflt›rmalar›ma dayanarak, niyet ile uygulaman›n örtüfltü¤ünü söyleyebilirim. Nitel
bir araflt›rma projesi çerçevesinde Türkiye’de yaflayan ve çal›flan ondokuz
yüksek nitelikli yabanc› ile biyografik görüflmeler yapt›m.27 Görüflülen göçmenler, sosyoekonomik düzey ve hukuk aç›s›ndan iyi konumdaki Avrupal›
ifl adamlar›ndan ve entelektüel üniversite ö¤retim üyelerinden, çöp toplayarak Türk toplumunun kenar›nda yoksul bir yaflam sürdüren Afrikal› üniversite mezunlar›na dek çeflitlilik göstermektedir.
Araflt›rma grubumda, ikamet ve çal›flma izinlerine sahip olan birinci grup, büyük oranda ulusafl›r› e¤itim sermayesine ve/veya Türkiye’de istenen (örne¤in kendi ülkeleri hakk›nda) bilgilere sahip, yüksek e¤itimli, kalifiye göçmenlerden oluflmaktad›r. Baflka bir deyiflle, söz konusu grup, piyasa ekonomisinde ya da özel üniversitelerde de¤erlendirebilece¤i ulusafl›r› sermayeye sahip kalifiye göçmenlerden28 ve memleketlerine özgü bilgileri Türkiye’de ilgi gören kiflilerden29 oluflmaktad›r.
Yapt›¤›m çal›flmada dikkat çeken bir baflka nokta da, Türkiye’de yaflayan ve görüfltü¤üm yabanc›lar›n yaklafl›k 2/3’sinin ikamet ve çal›flma iznine sahip olmamas›d›r. Söz konusu grup, iyi e¤itim ve niteliklere sahip
olmalar›na karfl›n, kültürel sermayelerini Türkiye’de de¤erlendiremeyen
82
‹stenen ve istenmeyen Konuklar
göçmenlerden oluflmaktad›r. SSCB’nin y›k›lmas›n›n ard›ndan içine düfltükleri kötü hukuksal ve toplumsal konumlar› ve mesleki diploma ve deneyimlerinin Türk ifl piyasas›nda yeterince talep görmemesi, bu göçmenlerin yaln›zca ikincil, düflük düzeyli ifllerde çal›flabilmelerinin ana nedenleridir.30 Uluslararas› flirketler taraf›ndan gönderilen yöneticiler d›fl›nda
Türkiye’de gerekli izinlerle çal›flan yabanc›lar›n kendilerini mesleki olarak
kabul ettirip ülkede kariyer yapma flanslar› vard›r. Yasal yaflam koflullar›na
sahip göçmenlerin, hayatlar›n› hukuken belirsiz yaflam koflullar›ndaki kiflilere göre daha kolay düzenledikleri aç›kt›r. Türkiye’nin, kendisini bu küçük örneklemde de göstermifl olan as›l özelli¤i ise, bir baflka düzlemdedir.
Avrupa ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda dikkati çeken nokta yaln›zca, yabanc›lar›n
ikincil ikamet konumu ve ifl piyasas›na ikincil eriflimleri de¤il, hepsinden
önce, çal›flma izni olmayan göçmenlerin de Türk ifl piyasas›nda baflar›l›
olabilecekleri, bir baflka deyiflle, e¤itimlerine denk ve uygun ücretle bu piyasada yer alabilecekleri gerçe¤idir. Benim araflt›rma örneklemimde bu
grup, özel sektörde çal›flan veya de¤iflik stratejilerle “kendi” firmalar›n›
kurmufl olan yabanc›lar taraf›ndan temsil edilmektedir. Örne¤in, Çin’in
özerk Uygur bölgesi Xinjiang’dan gelen ve ikamet iznini Türk vatandafll›¤›na geçmifl yine Xinjiang’l› efli sayesinde alm›fl olan genç bir adam vard›.
“fiirketini” bir arkadafl›n›n ad›na tescil ettirmifl, sosyal güvenli¤ini ise, eflini ayn› flirkette çal›fl›r gibi göstererek sa¤lam›flt›r. Bu tip stratejiler, Türkiye’de informel ifl sektörünün ne kadar çok yönlü ve farkl›l›k gösteren bir
yap›da oldu¤unu göstermektedir.
Ayr›ca alan çal›flmas› çerçevesinde, göçmenlerin e¤itim, mesleki etkinlik ve hukuksal konumlar› aras›nda bir ba¤lant› oldu¤u gözlemlenebilmifltir. Türkiye’de yeteneklerine uygun, ortalama ile iyi aras›nda bir gelir
getiren ifl sahibi yabanc›lar, belli alanlarda e¤itim görmüfl göçmenlerdir.
Burada söz konusu olan, bilgi ifllem, bilgisayar mühendisli¤i, matematik,
fen bilimleri ve ekonomi gibi alanlardan mezun, ald›klar› e¤itim sayesinde
yüksek düzeyde ulusafl›r› sermayeye sahip bireylerdir. Eski SSCB ülkelerinden gelen ve Türkiye’de evlerde hasta ya da çocuk bak›c›s› olarak çal›flanlar
örne¤indeki gibi, birçok di¤er yüksek nitelikli yabanc› emek gücü ise, kültürel sermayesini Türkiye’de de¤erlendirememektedir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
83
Yukar›da an›lan alanlarda e¤itim görmüfl, bu alanlarda ulusafl›r› bilgiye sahip göçmenlerin, Türkiye’de ikamet ve çal›flma hukuku aç›s›ndan yasal bir konum elde etme olanaklar› daha fazlad›r. Her ne kadar, saha araflt›rmamda kulland›¤›m verilerin geneli temsil etti¤i iddia edilemezse de,
flöyle bir genelleme yap›labilir: Yabanc›lar politikas›nda planlanan yeni düzenlemeler, mevcut politikalar›n daha da yerleflik hale gelmesi olarak görülebilir. Bu ba¤lamda, iyi e¤itimli, ulusafl›r› ba¤lar› olan seçkin bir grubun
üyeleri, Türkiye’de konuk olarak ra¤bet görmektedir. Ancak, birçok di¤er
ülkede de oldu¤u gibi, en büyük yabanc› kitlesini istenmeyen ve sevilmeyen
konuklar oluflturmaktad›r.
Tablo 1. Türkiye’de yakalanan yasad›fl› çal›flan yabanc›lar (1998-2002)
Tabiiyet
1998 1999 2000 2001 2002
Afganistan
6
13
7
M›s›r
1
Arnavutluk
7
4
2
11
Cezayir
1
1
Ermenistan
3
3
Azerbaycan 155 268
327
188
144
Bangladefl
36
Belçika
1
1
Bulgaristan 10
2
10
19
16
Çin
6
5
3
Danimarka
3
Almanya
1
2
2
1
Fransa
3
Gürcistan
114
75
99
70
56
Yunanistan
5
‹ngiltere
21
4
Hollanda
3
Irak
216
212
36
10
11
‹ran
45
61
401
78
31
Ürdün
2
1
Kazakistan
2
2
8
7
17
Kenya
3
K›rg›zistan
1
5
8
Tabiiyet
1998 1999
Kore
Litvanya
1
15
Fas
1
Makedonya
Moldovya
429 442
Nepal
Avusturya
Pakistan
10
37
Filipinler
Romanya 2518 3030
Rusya
121
93
‹sveç
3
Suriye
1
Çek Cum.
Çeçenistan
1
Tunus
1
5
Türkmenistan 2
1
Ukrayna
248 259
ABD
1
Özbekistan
Belarus
Di¤er
5
331
2000 2001 2002
1
1
1
8
3
1
1
3
288 138
74
1
1
1257
19
14
1
259
33
1
12
1
155
54
5
2
8
66
1
7
163
28
1
26
15
2
4
44
9
5
Kaynak: Emniyet Genel Müdürlü¤ü Yabanc›lar Hudut ‹ltica Dairesi Baflkanl›¤›.
84
‹stenen ve istenmeyen Konuklar
Kaynakça
Aksu, M. 2006. “Das neue Arbeitserlaubnisrecht für Ausländer.” Zeitschrift für Türkeistudien (19/1): 60-73.
Asar, A. 2006. Türk Yabanc›lar Mevzuat›nda Yabanc› ve Haklar›. Ankara: Turhan.
Erbafl, S. 2006. “Zur Lebenssituation von Deutschen und Deutschsprachigen in der Türkei.” Zeitschrift
für Türkeistudien (19/1): 125-133.
‹çduygu, A. 1995. Transit Migration in Turkey. Genevre: IOM.
‹çduygu, A. 2003. Irregular Migration in Turkey. Genevre: IOM.
‹çduygu, A. 2004. Türkiye’de Kaçak Göç. ‹stanbul: ‹stanbul Ticaret Odas› Yay›nlar› (Nr.65).
Kaflka, S. 2007. “Yeni Uluslararas› Göç Hareketleri ve Türkiye’deki Moldoval› Kad›n Hizmetçiler.” F.
K›ral ve B. Pusch, C. Schönig ve A. Yumul (Der.) Cultural Changes in the Turkic speaking World (Istanbuler Texte und Studien 7) içinde. Würzburg: Ergon, 71-89.
Kiriflçi, Kemal (1995), “Post Second World War Immigration from Balkan Counties to Turkey.” New
Pespectives on Turkey, Issue 12.
Köksal, M. 2003. Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zni Hakk›nda Kanun, ‹stanbul: Eurojuris.
Köksal , M. 2006a. “Deutsch-türkische Ehen in der Türkei: Der rechtliche Status des deutschen Partners bis 2003.” Zeitschrift für Türkeistudien (19/1): 45-59.
Köksal, M. 2006b. Das Türkische Gesellschaftsrecht in der Unternehmenspraxis. Mit Schwerpunktthemen.
‹stanbul: Eurojuris.
Lordo¤lu, K. 2005. “Türkiye’de Yabanc›lar›n Kaçak Çal›flmas› ve Bu Çal›flmaya ‹liflkin Bir Araflt›rma.”
Toplum ve Bilim (102): 103-127.
Moser-Weithmann, B. 2006. “Alltagsleben von deutschen Entsandten in Istanbul und ihre Beziehungen zur türkischen Bevölkerung.” Zeitschrift für Türkeistudien (19/1): 32-44.
Narl›, N. 2005. “Türkiye’de 2 Milyon Yabanc› Kaçak Var.” www.cnnturk.com’de.
Pusch, B. 2006. “Migration aus Liebe? Deutsche Schwiegersöhne in Istanbul.” Zeitschrift für Türkeistudien (19/1): 15-31.
Pusch, B. (bask› aflamas›nda). “Who is Knocking on the Door? Migration Waves to Turkey.” Zeitschrift
für Türkeistudien.
Yazar› belli de¤il. 2007. “Erdo¤an ‘Dertliyim’ Dedi YÖK’e Çatt›.” Radikal. 22.02.
Yazar› belli de¤il. 2007. “Yabanc› Doktora Zorunlu Erteleme.” Sabah. 09.03.
Internet Kaynaklar›
http://calisma.gov.tr/CGM/kacak_isci.htm.
http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/kanun_tasarisi_sd.onerge_bilgileri?kanunlar_sira_no=43328.
http://www.tmmob.org.tr.
http://www2.tbmm.gov.tr/7/7-14482c.pdf.
www.bruecke-istanbul.org.
www.cultural-capital.net.
www.info-istanbul.info.
www.khgm.gov.tr.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
85
www2.tbmm.gov.tr/d22/1/1-0308.pdf.
www2.tbmm.gov.tr/d22/1/1-0327.pdf.
Yasa Maddeleri
4866 Say›l› Yasa. Türk Vatandafll›¤› Kanununda De¤ifliklik Yap›lmas›na ‹liflkin Kanun
5543 Say›l› Yasa. ‹skân Yasas›.
2510 Say›l› Yasa. ‹skân Yasas›.
2007 Say›l› Yasa. Türk Vatandafllar›na Tahsis Edilen Meslek ve Sanatlar Hakk›nda Kanun.
Gesetz Nummer 4875 Say›l› Yasa. Do¤rudan Yabanc› Yat›r›mlar Kanunu.
4817 Say›l› Yasa. Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zni Hakk›nda Kanun
5581 Say›l› Yasa. Baz› Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde De¤ifliklik Yap›lmas›na Dair Kanun.
2527 Say›l› Yasa. Türk Soylu Yabanc›lar›n Türkiye’de Meslek ve Sanatlar›n› Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu ve Özel Kurulufl veya ‹flyerlerinde Çal›flt›r›labilmelerine ‹liflkin Kanun.
5544 Say›l› Yasa. Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu.
6224 Say›l› Yasa. Yabanc› Sermayeyi Teflvik Kanunu.
Notlar
1
2
3
4
5
6
86
Uluslararas› karfl›laflt›rmal› araflt›rma projesi “Göçte Kültürel Sermaye,” göç araflt›rmalar›na bu
ba¤lamda yeni ve önemli bir vurgu yapmaktad›r. Bu makale de, söz konusu araflt›rma projesinin
bir parças›n› oluflturmaktad›r. Proje hakk›nda detayl› bilgi için bkz. www.cultural-capital.net.
Türkiye’de yaflayan farkl› göçmen gruplar› kapsaml› bir portresini “Who is Knocking on the Door?
Migration Waves to Turkey” adl› makalemde yans›tmaya çal›flt›m (Pusch, bas›m aflamas›nda)
‹çduygu (2004) ve Lordo¤lu (2005) konu hakk›nda genel bir görüfl ortaya koymufllard›r. Son y›llarda bilimsel merak özellikle eski SSCB ülkelerinden gelen kad›n göçmenler üzerine yo¤unlaflm›flt›r. Bu ba¤lamda, ev hizmetleri hakk›ndaki çal›flmalar (örne¤in Kaflka 2007) say›labilir.
Yurtd›fl›ndan görevli olarak gönderilen yabanc› iflgücü hakk›ndaki bir araflt›rman›n sonuçlar› Moser-Weithmann taraf›ndan yay›nlanm›flt›r (2006: 32- 44).
“Göçmen” kavram› bu projede çok genifl bir yelpazesiyi tarif etmekte olup, çeflitli sebeplerden dolay› bir müddet Türkiye’de hayatlar›n› sürdüren yabanc›, göçmen ve mülteciler için kullan›lmaktad›r. Dolays›yla göçmen kavram› bu proje çerçevesinde ‹ngilizce “migrant” kavram›yla eflanlaml›
kullan›l›p Türkiye’deki göçmen kavram›ndan oldukça fakl› bir anlam yüklenmektedir. Türkiye’deki “göçmen“ kavram› daha çok yurtd›fl›ndan Türkiye’ye yerleflen Türk kökenli insanlar için kullan›lm›flt›r. Bunun d›fl›nda Türkiye’de yerleflip yaflamlar›n› sürdüren kifliler için daha çok “yabanc›“
kavram› kullan›lmaktad›r. Söz konusu olan kavramsall›¤› kuflkusuz Türkiye’nin yayg›n göç prati¤iyle alakal›d›r. Türkiye’nin göç prati¤iyle ilgili kronolojik bir özet için bkz. Kemal Kiriflçi (1995) ve
Barbara Pusch (bas›lmaktad›r).
Örnek olarak, Die Brücke (Köprü) Derne¤i gösterilebilir (bkz. www.bruecke-istanbul.org). Dernek,
içerdi¤i di¤er bilgilerin yan› s›ra, kiflilere ifl bulmay› da hedefleyen bir web sitesi kurmufltur
(www.info-istanbul.info). Öte yandan, yaln›zca iyi organize olmufl resmi örgütler de¤il, yap›sal olmayan birçok küçük platform da, kendi çevreleri için ifl bulma hizmeti sunmaktad›rlar. Burada,
‹stenen ve istenmeyen Konuklar
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
günlük güçlüklerle bafla ç›kabilmek için yap›sal olmayan bir a¤ kurmufl olan ‹stanbul’daki Kongo
cemaati örnek gösterilebilir. Üyelerine ifl, özellikle de geçici ifller bulmak söz konusu cemaatin temel etkinliklerinden biridir.
Bu alanda önemli inisiyatifleri özellikle, dönemin baflbakan› Mesut Y›lmaz’›n yengesi olan ve söz
konusu toplumsal ba¤lant›lar›n› kullanan, Brücke Derne¤i baflkan› Claudia Y›lmaz sergilemifltir.
Ayr›ca, Network for Foreign Spouses (Yabanc› Efller Birli¤i) de 90’l› y›llar›n sonlar›nda bu alanda çok
etkin olmufltur.
4866 Say›l› ve Temmuz 2003 tarihli Türk Vatandafll›¤› Kanununda De¤ifliklik Yap›lmas›na ‹liflkin
Kanun, evlilik akdi ile Türk vatandafll›¤›na geçifl hakk›n›, hem erkek, hem de kad›n yabanc› efller
için olanakl› k›lm›flt›r. Ancak vatandafll›k hakk› art›k evlilik tarihinde de¤il, en az üç y›ll›k bir bekleme süresinin ard›ndan verilmektedir. Yasa koyucu, bu bekleme süresiyle k⤛t üzerinde kalan
sahte evliliklerin önünü almay› hedeflemektedir.
Örne¤in Kanada ve ABD vatandafllar›.
Bu durum özellikle, SSCB’nin çöküflü sonras› ve AB üyeli¤i ya da üyelik çabalar› öncesi dönemde,
eski Do¤u Bloku ülkelerinden gelen kad›nlar için söz konusu olmufltur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruldu¤u 1923 y›l›ndan 2004 y›l›na dek toplam 1.650.521 kifli serbest
ya da iskânl› göçmen olarak Türkiye’ye yerleflmifltir. Bu kiflilerin yar›s›ndan ço¤u (860.498 kifli)
1923-1949 y›llar› aras›nda ve ço¤u Yunanistan ile yaflanan mübadele çerçevesinde Türkiye’ye gelmifllerdir. Buna karfl›n istatistikler, son y›llarda da, özellikle kendi memleketlerinde siyasi ya da
ekonomik zorluklar olmas› durumunda, Türk kökenli kiflilerin ‹skân Yasas› çerçevesinde Türkiye’ye geldi¤ini göstermektedir. Örne¤in, 2004 y›l›nda 166 kifli (Romanya’dan 1 ve eski Yugoslavya’dan 165 kifli) bu flekilde Türkiye’ye gelmifltir (www.khgm.gov.tr). 19.9.2006 tarihli ve 5543 Say›l› yeni ‹skân Yasas› ile Türk kökenli göçmenlere eskisi gibi özel haklar tan›nm›fl olmas› göstermektedir ki, söz konusu grup hala özel bir konuma sahiptir.
Bu alanda, Türkiye’de en az befl y›ld›r ikamet eden yabanc›lar, dolay›s›yla Türk vatandafllar›n›n yabanc› eflleri için bir istisna söz konusuydu. Bu gruba dahil kifliler söz konusu minimum yat›r›m
miktar›ndan muaf olabilmek için baflvurma hakk›na sahipti. 50.000 $ kural› hakk›ndaki örnekler
için bkz. Pusch (2006:25-31).
Bu konuya dair çok say›da somut sorunun yan›t› için bkz. Köksal (2006b).
Yasan›n hukuksal bir çözümlemesi için bkz. Aksu (2006: 60-73) ve Köksal (2003).
Söz konusu yasan›n aç›klamas› için bkz. www2.tbmm.gov.tr/d22/1/1-0308.pdf.
Söz konusu yasan›n yürürlü¤e girmesinden bu yana, yabanc›lara çal›flma izni verme konusunda
yaln›zca bir makam, Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› karar vermektedir. Bu konuda yaln›zca üç durumda istisna söz konusudur: yabanc› üniversite hocalar›n›n ifle al›nmas› konusunda
1981 y›l ve 2547 say›l› Yüksek Ö¤retim Yasas› uyar›nca Yüksek Ö¤retim Kurulu (YÖK); yabanc›
gazetecilerin istihdam›nda 5680 say›l› yasa uyar›nca Bas›n Yay›n ve Enformasyon Genel Müdürlü¤ü ve Serbest Bölge’de çal›flan yabanc›lar için ise D›fl Ticaret Müsteflarl›¤› yetkilidir (Asar 2006:
178-181).
Bu mevzuatla ilgili bkz. Yabanc›lar Çal›flma ‹zni Yasas› Madde 20-21. Çal›flma ve Sosyal Güvenlik
Bakanl›¤›’n›n web sayfas›ndaki bilgiye göre, 2007 y›l›nda yasad›fl› çal›flan yabanc›lara 844 YTL ve
gerekli izinler olmaks›z›n bir yabanc›y› çal›flt›ran firmalara ise 4227 YTL ceza kesilmifltir. ‹zinsiz
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
87
serbest çal›flan yabanc›lara ise, yasan›n öngördü¤ü para cezas› 1689 YTL’dir (http://calisma.gov.tr/CGM/kacak_isci.htm).
18 An›lan mülakat, 28.12.2006 tarihinde Ankara’da Sadettin Aky›l ile yap›lm›flt›r.
19 Mesleklerin tam listesi için bkz. Asar (2006: 168-170). Bu noktada, hekimlik mesle¤inin de uzun
y›llar boyunca söz konusu yasak meslekler listesine dahil oldu¤unu ifade etmek gerekir. Önce, yabanc› doktorlara çal›flma izni verilmesi, son derece tart›flmal› bir konu olmas›na karfl›n, 5581 say›l›
Baz› Kanun ve Kanun Hükümünde Kararnamelerde De¤ifliklik Yap›lmas›na Dair Yasa ile meslekteki yasaklar›n kald›r›lmas› öngörülmüfltür. Bu konuda bkz. Radikal gazetesi haberi (2007) ve Turan Tüysüz taraf›ndan verilmifl meclis önergesi (http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/yazili_soru_sd.onerge.bilgileri?kanunlar_sira_no=43512). Yasan›n ç›kar›lmas›n›n ard›ndan cumhurbaflkan›
taraf›ndan getirilen veto ile, bugün Türkiye’de yabanc› doktorlar›n çal›flmas› yasakt›r (2007).
20 Serbest çal›flanlar ile özel gruplara dair çal›flma izinlerinin s›n›rl› ya da s›n›rs›z nitelikte verilmesi
nedeniyle, ben flahsen, Türkiye’deki çal›flma izinlerini Avukat Mehmet Köksal gibi dört de¤il iki
kategoriye ay›rmaktan yanay›m. (Köksal, söz konusu gruplamay› 04.01.1997 tarihinde ‹stanbul’da
yapt›¤›m›z görüflme s›ras›nda ortaya koymufltur).
21 Ayr›ca bkz. 2527 say›l› yasa.
22 Tasar› hakk›nda bkz.: http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/kanun_tasarisi_sd.onerge_bilgileri?kanunlar_sira_no=43328.
23 TMMOB’nin ilgili raporu için bkz. http://www.tmmob.org.tr.
24 Üniversiteleraras› Kurul’un 11.07.1983 tarihinde 18104 say›l› Resmi Gazete’de yay›mlanarak yürürlü¤e giren karar›yla, yabanc›lar›n doçentlik s›nav›na girifli yasaklanm›flt›. Ancak 17 y›l sonra, bu s›nav hakk› yabanc›lara yeniden verilmifltir (Doçentlik S›nav Yönetmeli¤i, 1 Eylül 2000, Resmi Gazete 24157).
25 Bkz. 5544 say›l› ve 21.09.2006 tarihli Mesleki Yeterlilik Kurumu Yasas›.
26 Konuyla ilgili olarak bkz. dipnot 18.
27 Bu araflt›rma projesi ile ilgili olarak bkz. dipnot 1.
28 Görüfltü¤üm göçmenler aras›nda do¤a bilimleri, teknik bilimler ve ekonomi e¤itimi alm›fl ve Türkiye’de bir özel üniversitede çal›flan kifliler, bu gruba örnektir. Ayr›ca, bir tekstil flirketi sahibi olan
ve Türk ekonomisinde önemli bir rol oynayan kifliyi de anmak gerekir.
29 Benim görüfltü¤üm grupta örne¤in, Türkiye’deki flirketlere Orta Asya piyasas›ndaki ifllerinde dan›flmanl›k yapan Özbek bir ekonomist vard›.
30 Bu gruba örnek olarak, eski SSCB ülkelerinden gelen ev hizmetçileri, iltica derneklerinde gönüllü
veya az ücretli çal›flan mülteciler vb. say›labilir.
88
‹stenen ve istenmeyen Konuklar
Kuvvet Lordo¤lu
TÜRK‹YE’DEK‹ ÇALIfiMA HAYATININ
B‹R PARÇASI OLARAK YABANCI
ÇALIfiANLAR
“Seyahat etmek potansiyel bir eve dönüflü ima eder. Halbuki göçerlik ne
kalk›fl ne de var›fl noktalar›n›n sabit ve belli oldu¤u bir hareketi içerir.
Göçerlik, sürekli de¤iflime maruz kalan dilde, tarihlerde, kimliklerde ikamet etmeyi gerektirir. Var›lan her yerin bir geçifl yeri oldu¤u göçte, eve
dönmek gibi bir umudun gerçekleflmesi imkâns›z hale gelir.”
Iain Chambers
Girifl
G
öçmenlik olgusu, birçok toplumsal ve bireysel sorunu içinde bar›nd›ran bir konu olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. Sorunlar›n sadece
saptanmas› de¤il, kaynakland›¤› ve ortaya ç›karan koflullar›n de¤erlendirilmesi üzerine yap›lan birçok araflt›rma sayesinde oldukça zengin bir
göç ve sorunlar› literatürü oluflmufltur. Bu literatürün zenginli¤i, bir yandan
konunun çok genifl boyutlu oluflundan, bir yan›yla da artan ve giderek geniflleyen fiziki göçün dünya siyasi co¤rafyas›nda yaratt›¤› farkl› etkiler nedeniyle gerçekleflmifltir. Ülkeler aras›ndaki geliflmifllik ve ortalama kiflisel gelir
farklar›na kadar indirgenebilen sonuç göstergeleriyle göç olgusunun nedenlerini aç›klayan birçok yay›n›n içinde bulunmaktad›r. Elbette ekonomik yetersizliklerin yan›nda, bir dizi siyasi ve toplumsal ölçüt de uluslararas› göçlerin nedenleri aras›ndad›r. Göç eden bireylerin daha farkl› bir yaflam düzeyine ulaflmak isteklerinde temel itici unsur, mevcut koflullarda her çeflit beklentilerinin gerçekleflmemesidir. Ya da özetle, bu beklentilerin bulunulan
co¤rafi yer içinde gerçekleflmesinin mümkün olmad›¤›na (olamad›¤›na)
inanmalar›d›r. Bireysel aç›dan hareketi sa¤layan bir di¤er etmen de, daha
önce gerçekleflmifl olan göçmenlik olgusunun ortaya koydu¤u tablonun göçe niyetli birey aç›s›ndan olumlu unsurlar›n›n sadece öne ç›kmas›d›r. Göç
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
89
eden birey, gelece¤ini belirlemek için bir baflka yöreye bir baflka co¤rafyaya
do¤ru adeta tek kiflilik bir haçl› seferine ç›kmaktad›r. Bu seferi esnas›nda, kimi ekonomik, hatta kültürel kazan›mlar sa¤lamas›na karfl›l›k büyük kopufllar ve yeniden ba¤lanamay›fllar› da birlikte yaflamaktad›r. Göç eden birey,
kendi toplumunda da gitti¤i yerde de “tutunamamaktad›r”.
Göç ile bafllayan kopufl sürecinde, bireyin eski toplumu ile yeni toplumu aras›nda bir köprü kurulamamas› bir dizi ciddi ruhsal sorunlara ve
travmaya da yol açabilmektedir (Teber 1993: 9-16).1
Göçlerin çeflitli amaçlarla gerçekleflti¤i bilinmektedir. Ancak, bunlar›n aras›nda göçmenin iflgücü talebi oldu¤unu söylemek mümkün olsa da,
birey ve ailelerin kararlar›n›n önem tafl›d›¤› karmafl›k bir süreçten söz etmek de mümkündür (Toksöz 2004:13).
‹flgücü Göçünün Avrupa’daki Seyri
‹flgücü göçünün yak›n dönemdeki h›zlanmas› ‹kinci Dünya Savas›
sonras›nda daha belirgindir. Savafl sonras› dönemdeki iflgücü a盤›n›n kapanmas›nda, özellikle Avrupa ülkelerinin büyüme süreçlerinin etkili oldu¤unu görmekteyiz. 1945-1970 aras›nda Bat› Avrupa ülkelerinin ihtiyac› olan
iflgücü a盤›n›n Yunanistan, ‹spanya, Portekiz ve bir ölçüde ‹talya, yani güneyden karfl›land›¤› görülmektedir. Sözü edilen ülkelerin Avrupa’n›n di¤er
geliflmifl ülkelerine göre daha az sanayileflmifl olmas›, göçün bu ülkelerden
karfl›lanmas›n› sa¤lam›flt›r. Ancak daha sonraki y›llarda, yüksek iflsizlik
oranlar› ve ekonomik durgunluklar nedeniyle iflgücü ihrac›, daha fazla oranda görece daha az geliflmifl yörelere, Türkiye, Fas, Tunus ve eski Yugoslavya
gibi ülkelere do¤ru kaym›flt›r. 1960’lardan itibaren buralardan, baflta Almanya olmak üzere Bat› Avrupa’ya iflgücü göçü bafllam›flt›r (OECD 2003: 4).
Bu ülkeler, 1974 y›l›na kadar resmi yollardan iflgücü göçü sa¤lam›fllard›r.
Daha sonraki y›llarda ise iflgücü göçü, yasal yollardan dört farkl› biçimde sürmüfltür. Bunlardan ilki, aile birleflmeleri yolu ile çal›flma, vas›f düzeyi yüksek iflçilerin izinli çal›flmalar›, mülteci ve s›¤›nmac›lar›n taleplerinin incelendi¤i süredeki çal›flmalar› ve ö¤rencilerin ö¤renim sürelerindeki çal›flmalar›
olarak gruplanmaktad›r (Krzeslo 2002: 46). Bu gruplar›n d›fl›nda kalan ve
en fazla ifl piyasas›na kat›lanlar, iflgücü göçünün ana unsuru olan, yasad›fl›
90
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar
yollardan ülkede kalmaya çal›flanlard›r. 1980’li y›llardan 2000’li y›llara süren iflgücü göçünün en temel niteliklerinden biri de, bu göçmenlerin kay›td›fl›l›¤› ve önemli ölçüde s›¤›nmac›l›ktan kaynaklan›yor olmalar›d›r. Bu anlamda, sadece 1989-1998 aras› dört milyondan fazla kiflinin Avrupa’ya iltica
baflvurusunda bulundu¤u anlafl›lmaktad›r (aktaran Toksöz 2002: 23).
Bafllang›çta iflgücü göçü veren dört Güney Avrupa ülkesinin (‹talya,
Yunanistan, ‹spanya ve Portekiz) kendi iflgücü piyasalar›nda 1990’l› y›llardan itibaren önemli de¤iflimler gözlenmeye bafllam›flt›r. Bu de¤iflimlerden
belki de en çarp›c› olan›, 1960’l› y›llarda iflgücü göçü veren bu ülkelerin bugün önemli oranda yabanc› iflgücü bulundurmalar›d›r. Bugün bu dört ülkenin aktif nüfuslar›nda, ortalama yabanc› iflgücü oran› % 2,1 olmaktad›r
(2000) (OECD 2003: 20). Bu çarp›c› de¤iflikli¤in en önemli nedenlerinden
biri, bu ülkelerin ekonomik geliflmifllik düzeyleridir.
Di¤er yandan geliflmifl bat› ekonomileri, karfl›laflt›klar› yabanc› iflgücü göçü karfl›s›nda 1970’li y›llar›n bafl›ndan beri çeflitli k›s›tlay›c› vize önlemleri almaya bafllam›fllard›. Al›nan önlemlerin yetersiz kal›fl›, bu ülkeleri
yeni aray›fllar içine sokmufltur. Örne¤in, geliflmifl ülke göçmen büro memurlar› göçün geldi¤i ülke ç›k›fl noktalar›nda görevlendirilmifltir. Bu sayede göçün hareket etti¤i noktalardan ülkeye girene kadar olan transit yolculuk esnas›nda kontrolü art›rmak amaçlanmaktad›r. Baz› özel durumlarda
göçmenlere mali destek sa¤lanarak göçmenleri transit ülkenin s›n›rlar› d›fl›na tafl›rmamak planlanmaktad›r (Peker 2002).
Geliflmifl ülkeler, farkl› göç kontrol politikalar›yla ülkelerine gelen
yabanc›lar› durdurmaya çal›flmaktad›rlar. Bu politikalar›n bir k›sm› göç veren ülkelerin göç verme kapasitelerinin araflt›r›lmas›na, özellikle, iflgücü
göçünün yak›n bir gelecekte gösterece¤i say›sal a¤›rl›¤› tahmine yönelmektedir. Bu tahminler, al›nan önlemleri de daha belirgin hale getirmektedir
(Eurostat 1998).
‹flgücü Göçü ve Türkiye
Öte yandan, say›sal olarak geliflmifl Bat› ekonomileri ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda yabanc›lar›n iflgücü piyasalar›na kat›lma oranlar› Türkiye ile k›yaslanmayacak ölçüde yüksek gerçekleflmektedir. Örne¤in Belçika nüfusunun toplam %
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
91
8,8’i, resmi olarak kay›tl› yabanc›lardan oluflmaktad›r (Krzeslo 2001: 64). Ayn›
oran›n Türkiye için sadece % 0,2 olmas› fark› göstermesi aç›s›ndan önemlidir.
Yabanc›lar›n Türk iflgücü piyasas›na kat›lmalar›n›n görünür hale
gelifli k›smen 1990’l› y›llardan itibaren bafllam›flt›r. Bununla birlikte, yabanc›lar›n Türkiye’de ifl piyasalar›na kat›l›m›nda hayli eski tarihlere rastlamak da mümkündür. Y›ld›r›m Koç’un aktard›¤› farkl› kaynaklara göre (Koç
2001),2 yabanc›lar›n Osmanl› ‹mparatorlu¤u’na çal›flma için gelmelerinin
nedeni, kurulan ilk fabrikalarda ifli ö¤retmeleri amac›yla yüksek vas›fl› ustalar›n çal›flt›r›lmas›yd›. Bu tarihten sonra ve günümüzde de benzer flekilde yüksek vas›fl› ustalar›n, ço¤unlukta yabanc› iflletmelerde olmak üzere,
çal›flt›klar› görülmektedir. Bu usta iflçilerin gelifl amaçlar› ve kal›fl süreleri
burada incelenen yabanc› iflçilerden farkl›l›k göstermektedir. Söz edildi¤i
gibi 1990’l› y›llardan itibaren Türkiye, en baflta komflular›ndan olmak üzere ciddi say›labilecek bir oranda göçmen iflçi almaya bafllam›flt›r.
Bu göç, niteli¤i itibariyle sadece çal›flma amac›yla de¤ildir ve sadece
Türkiye’ye yönelik biçimde gerçekleflmemektedir. Son y›llarda, özellikle
Sovyet Bloku’nun da¤›lmas›, Orta Avrupa ülkelerindeki politik de¤iflmeler,
‹ran’da 1980’li y›llardaki rejim de¤iflikli¤i, Do¤u ve Bat› Almanya’n›n birleflmesi, Eski Yugoslavya’daki etnik çat›flmalar ve Kuzey Irak’taki özellikle
Kürt nüfusa yönelik bask›lar göçmen ve siyasi mülteciler say›s›nda önemli
art›fllar getirmifltir (OECD 2003: 5).
Gerçekten de, eski Sovyet sisteminin fiilen destek verdi¤i ülkelerin
yedisi Türkiye’ye yak›n komflu veya s›n›r ülkedir (Bulgaristan, Romanya,
Moldavya, Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan). Bu durum,
Sovyet sisteminin 1989’dan itibaren çökme belirtileri göstermesi paralelinde ortaya ç›kan çeflitli toplumsal sorunlar nedeniyle iflsizli¤in çok büyük boyutlarda ve uzun süreli yaflanmas›na yol açm›flt›r. Özellikle kentlerde ço¤unlukla gençlerin yüksek oranda iflsizli¤i dikkat çekmektedir.3 Öte yandan, bu ülkelerden Türkiye’ye gelenlerin bir bölümü yukar›da say›lan nedenlerle ve etnik köken itibariyle Türkiye’ye yak›nl›k duymaktad›r. So¤uk
savafl›n sona ermesi ve komünizmin çöküflü, yaflanan ekonomik s›k›nt›lar
bu ülkelerdeki Türklerin, ço¤u zaman yasal olmayan yollardan Türkiye’de
ifl aramalar›na sebep oldu (K. Kiriflçi 2000: 41).
92
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar
1990’l› y›llardan sonra Türkiye’ye girifl yapan yabanc›lar aras›nda
yak›n komflular›n vatandafllar› önemli bir orandad›r. Bulgaristan, Yunanistan ve Azerbaycan’dan girifl/ç›k›fl yapanlar ilk s›ralarda yer almaktad›r.
2004 y›l›nda en çok girifl/ç›k›fl yap›lan ülke s›ralamas›nda Bulgaristan 3. s›raya inmifltir. Bu oran›n yüksekli¤ine bu ülkelerdeki Türk kökenlilerin yo¤unlu¤unun yol açt›¤› düflünülmektedir. Ayr›ca, bu ülkeler co¤rafi olarak
Türkiye’ye yak›nd›r. Yolculuk masraflar›n›n düflüklü¤ü ve vize kolayl›klar›
göçmenler aç›s›ndan ayr› bir çekim nedeni yaratmaktad›r.
Son dönemde yaflanan siyasi ve ekonomik geliflmeler, Ortado¤u’dan gelen yabanc›lar›n say›s›nda önemli art›fllar› ortaya koymaktad›r. Bu
ba¤lamda, Türkiye’ye son y›llarda çal›flma amac›yla gelenlerin bir k›sm›,
Türkiye’yi bir transit ülke kabul ederek yasal veya yasal olmayan biçimlerde
bir süre ülkede kal›p çal›flt›ktan sonra Bat› ülkelerine geçmektedirler.
Göçün Yönü
Gelen yabanc›lar›n dikkat çeken bir baflka s›n›flamas› da geldikleri
ülkeye veya bölgelere göre ayr› çal›flma niteliklerinin bulunmas›d›r. Örnek
verilirse, siyasal nedenlerle Türkiye’ye do¤udan gelenlerin çal›flmalar› daha
uzun süreli, bat› ve kuzeyden gelenlerin çal›flmalar› geçici bir süre içindir
(Yorgun ve fienkal 2003: 8). Benzer bir s›n›flama, farkl› yazarlarca da yap›lmaktad›r. Do¤u Avrupa ülkelerinden (Romanya, Moldovya, Ukrayna gibi)
ifl arama ve çal›flma amac›yla gelindi¤i, Ortado¤u ve Asya ülkelerinden
(‹ran, Irak, Afganistan, Pakistan, Bangladefl, Çin, Sri Lanka) gelenlerin Türkiye’yi bir transit ülke olarak görüp as›l amaçlar›n›n Bat› ülkelerine geçmek
oldu¤u; son grupta ise kendi ülkelerine dönmek istemeyen ve ülkede yasad›fl› çal›flma ve göç imkânlar›n› araflt›ran Asyal› mülteciler bulundu¤u belirtilmektedir (fien 2006: 55-56; Yard›mc› 2006: 168).
Türkiye’ye Yönelik ‹flgücü Göçünün Bat› Ülkelerinden Farkl› Yanlar›
Türkiye’ye yönelik iflgücü göçü bat› ekonomilerine yönelik olandan
sadece say›sal olarak de¤il, niteliksel olarak da ayr›lmaktad›r. Belirgin ilk
farkl›l›k, iflgücü göçünün esas olarak yöneldi¤i ülkelerle Türkiye aras›nda
var olan gelir farkl›l›¤›d›r. Türkiye, fert bafl›na düflen milli gelir aç›s›ndan
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
93
(yaklafl›k 5000 dolar civar›nda) orta-alt gruba giren ülkeler aras›ndad›r (‹TO
2006: 73). ‹kinci farkl› nitelik, yabanc›lar›n Türk iflgücü piyasalar›nda oluflan bir yetersizlik nedeniyle gelmifl olmamalar›d›r (Yorgun-fienkal 2003:
7). Üçüncü nitelik ise, Türkiye’nin komflusu olan ülkelerle yak›n kültürel ve
tarihsel ba¤lar›n›n bulunmas›d›r. Bulgaristan, Romanya, Azerbaycan, Ukrayna ve Moldova gibi ülkelerde önemli oranda Türk kökenli insanlar yaflamaktad›r. Nihayet son olarak da, Türkiye’nin bulundu¤u co¤rafi koflullar
nedeniyle Bat› ülkelerine transit geçiflin kuzeyden Ukrayna yolu veya güneyden Kuzey Afrika hatt›na göre az maliyetli ve daha güvenilir özellikler
tafl›mas›d›r (Jandarma Komutanl›¤›, Hizmete Özel Yay›n, 2003). Sonuç
olarak Türkiye, artan ölçüde iflgücü amaçl› göç nedeniyle gelen yabanc›lar›n
kaçak olarak çal›flmak zorunda kald›klar› ve bir dizi çal›flma sorununa maruz kalan, göç alan bir ülke konumundad›r.
Daha Çok ‹flgücü Göçü Alman›n Baz› Ölçütleri
Türkiye, özellikle son dönemde artan oranda göçmen trafi¤ine u¤rayan bir ülke konumunda gözükmektedir. 2005 y›l› verilerini karfl›laflt›rd›¤›m›z zaman yakalanan kaçak göçmen say›s› bak›m›ndan Moldova ve Yunanistan’dan sonra üçüncü ülke durumundad›r. Moldova muhtemelen Ukrayna üzerinden Avrupa’ya girifl yapmak isteyen, Yunanistan ise Ege, Akdeniz ve Türkiye üzerinden gelen kaçak göçmenlerin yolu üzerinde olmas›
nedeniyle yo¤un göçmen trafi¤ine maruz kalmaktad›r. Bu ba¤lamda, Türkiye’nin transit ülke konumu daha da pekiflmektedir. Bu arada, girifl veya
ç›k›fl yaparken yakalanan kaçak göçmenlerin say›s›nda özellikle son y›llarda
önemli art›fllar görülmektedir. Sadece Türkiye’de son on y›lda yar›m milyonu aflk›n göçmen yakalanm›flt›r. Y›llara göre kaçak göçmen say›s›ndaki art›fl afla¤›daki Çizelge 1’de izlenmektedir. Göçmen trafi¤inin artmakta oluflunun küresel anlamda aç›klanabilen ekonomik ve siyasi nedenleri bulunmaktad›r. Ancak, bu trafi¤in bir bölümü Türkiye üzerinden gerçekleflti¤i
için yakalanan göçmenlerin geldikleri ülkelere iadesi oldukça maliyetli bir
sorunu ortaya koymaktad›r. Ayr›ca, bu maliyeti karfl›layacak bir bütçenin
bulunmad›¤› güvenlik mensuplar›nca belirtilmektedir.
94
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar
Çizelge 1. 1995-2005 aras› yakalanan kaçak göçmen say›s›
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006(Temmuz)
Toplam
11.362
18.804
28.439
29.426
47.529
94.514
92.362
82.825
56.219
61.228
57.428
26.624
606.560
Kaynak: Veriler Emniyet Genel Müdürlü¤ü Yabanc›lar Hudut ve ‹ltica Dairesi Baflkanl›¤› ve Jandarma
Hizmete özel yay›nlar›ndan al›nm›flt›r.
Yukar›daki çizelgede görülen kaçak göçmenlerin bir bölümünün
k›sa süreli de olsa Türk iflgücü piyasalar›na kat›ld›¤›n› tahmin edebiliriz.
Öte yandan kaçak göçmenlerin bir bölümü, baflta fuhufl olmak üzere çeflitli suçlardan s›n›r d›fl› edilmektedir. Çeflitli suçlar nedeniyle ülkeden s›n›r
d›fl› edilenler afla¤›daki çizelgede izlenmektedir.
Çizelge 2. Çeflitli suçlar nedeniyle s›n›r d›fl› edilen göçmen say›lar›
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006
31.399
42.043
42.232
23.947
38.040
30.789
34.000
Kaynak: Veriler Emniyet Genel Müdürlü¤ü Yabanc›lar Hudut ve ‹ltica Dairesi Baflkanl›¤›’ndan al›nm›flt›r.
Çizelge 1 ile Çizelge 2 aras›ndaki pozitif fark›n bir bölümü ülkede
kalan göçmenleri ifade etmektedir. Bu göçmenlerin farkl› statüler alt›nda
ve ço¤unlukla büyük kentlerde kald›klar›n› tahmin ediyoruz.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
95
Yakalanan kaçak göçmenler d›fl›nda, yasal yollardan ülkeye girip
oturma izni alan yabanc›lar›n say›lar›nda y›llar itibariyle bir art›fl gözlenmektedir. Bu art›fl ve ikamet izni alan yabanc› say›s›, Bat› Avrupa ülkeleri
ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda oldukça düflük bir oran› yans›t›r.
Çizelge 3: Çal›flma ve di¤er nedenlerle izin verilen yabanc›lar›n y›llara göre da¤›l›m›
Y›llar
2000
2001
2002
2003
2004
2005
Çal›flma
24.198
22.414
22.556
21.650
21.140
22.562
Di¤er
144.299
138.840
135.114
130.553
136.422
146.233
Toplam
168.047
161.254
157.670
152.253
157.562
168.795
Veriler Emniyet Genel Müdürlü¤ü Yabanc›lar Hudut ve ‹ltica Dairesi Baflkanl›¤›’ndan al›nm›flt›r.
Çizelge 3’te görüldü¤ü gibi, ikamet iznine sahip yabanc›lar›n sadece % 13-14’lük bir k›sm› çal›flma izni alabilmektedir. Ö¤renim, turizm, ticaret ve araflt›rma gibi di¤er kal›fl nedenleri vard›r. Çal›flma izni olan yabanc›lar oran›n›n düflüklü¤ü, çal›flma izni verilmeyen yabanc›lar›n yasal çal›flma
alanlar› d›fl›nda, informel ifller icra ettiklerini düflündürmektedir (Erder ve
Kaflka 2003: 15).
Türkiye’ye gelen yabanc›lar›n milliyetlerine göre ortaya ç›kan da¤›l›m›
da ikamet izinleri ve nedenleri aç›s›ndan bir farkl›laflma ortaya koymaktad›r.
Oturma izni sahibi yabanc›lar aras›nda, Bulgaristan ve Azerbaycanl›lar›n pay› % 35 ile % 38 aras›nda (2004-2005 y›llar›) de¤iflmektedir. Öte
yandan, bu ülkelerden gelen ve izinli çal›flanlar›n ikamet edenlere oran›, sadece % 1-6 aras›nda de¤iflmektedir. Bu konuda, tam tersi bir geliflmeyi
ABD, ‹ngiltere, Almanya ve Rusya vatandafllar› için görmek mümkündür.
Toplam oturma izinlerinin sadece % 3-4’ü bu ülkelerden gelen yabanc›lara
verilmiflken, bunlardan izinli çal›flanlar›n ikamet edenlere oran› % 17 ile %
33 aras›ndad›r. K›saca, ikamet edip izinli çal›flanlar›n oran› geliflmifl ülke vatandafllar› için yüksek, geliflmekte olan ülkeler için oldukça düflüktür (EGM
Yabanc›lar Hudut ve ‹ltica Dairesi Baflkanl›¤› verilerinden hesaplanm›flt›r.
2005). Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› (ÇSGB) verileri de yabanc› uy96
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar
ruklular›n çal›flma izinlerinin yukar›daki de¤erlendirmelere paralel biçimde,
toplam çal›flma izinlerinin % 13,1’inin Rusya Federasyonu ve % 7,9’unun Alman vatandafllar›na verildi¤ini göstermektedir.
Türk ‹flgücü Piyasas›na Kat›lan Yabanc›lar›n Çal›flma Esaslar›
Türkiye iflgücü piyasas›na son y›llarda kat›lanlar›n bir bölümünün
artan oranlarda yabanc›lardan olufltu¤u ve ortaya ç›kan sorunlar›n boyutu
hakk›nda resmi raporlar mevcuttur (örne¤in ÇSGB 2004). Yabanc›lar›n ülke içinde çal›flmalar›n›n engellenmesi, hatta zorlaflt›r›lmas›, mümkünse geri dönüfllerinin sa¤lanmas›na iliflkin Türkiye de dahil birçok ülkede yasal
düzenlemeler vard›r.
Bireylerin serbestçe çal›flma, iflini seçme hakk›ndan söz eden BM
‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesinin 23. maddesine ra¤men bu hakk›n
çeflitli biçimlerde s›n›rland›r›ld›¤› gözlenmektedir. Türkiye de bu beyannameyi kabul eden ülkelerden biridir.
Genel bir bak›fl ile, çal›flma hakk›n›n özellikle yabanc›lar için k›s›tlanmas›n›n temelindeki düflüncenin alt›nda, öncelikle o ülkede yaflayanlar›n çal›flma haklar›n›n korunmas› gibi bir olgu bulunmaktad›r. Bilindi¤i gibi, ülkedeki yerli iflçilerin iflsizlik oranlar›n›n yüksek olmas› bu s›n›rlamalardaki etkenlerden biridir. Buna ra¤men, iflsizlik oranlar›n›n düflük oldu¤u dönemlerde de gelen yabanc›lar›n ücretleri düflürece¤i gibi endifleler çeflitli s›n›rlamalara yol açmaktad›r. Ancak, bu ekonomik kayg›lar›n d›fl›nda
kalan kimi ulusalc› düflüncelerle haz›rlanan düzenlemeler, yabanc›lar›n ülke içinde çal›flmalar›n› s›n›rland›rabilmektedir. Türkiye’de 2003 y›l›na kadar uygulamada kalan, Baz› Mesleklerin ‹cra Edilmesi ‹çin Türk Vatandafll›¤› Koflulu Aranmas›na ‹liflkin Yasa (11.6.1932 tarih ve 2007 say›l› kanun)
ve geçerlili¤i süren Yabanc›lar›n Türkiye’de ‹kamet ve Seyahatleri Hakk›ndaki Yasa (24.7.1950 tarihli 5683 say›l› kanun 3. madde) bu konuda örnek
oluflturabilmektedir. 4
Çal›flma ‹zni Olan ve Olmayan Yabanc›lar
Genel olarak, Türkiye’de çal›flan yabanc›lar› izin alma durumlar›na göre iki grupta toplamak mümkündür. Sonuçta, her iki grupta toplaTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
97
nanlar da iflgücü piyasas›na kat›lmakta ve bu piyasay› de¤iflik yönlerden
etkilemektedir. Öncelikle yasal çal›flma iznine sahip olanlarla olmayanlar
aras›nda, çal›flt›klar› iflyeri sektörleri aç›s›ndan belirgin farklar göze çarpmaktad›r.
Türk iflgücü piyasas›na kat›lan yabanc› ne anlama gelmektedir?
2003 y›l›nda yürürlü¤e giren 4817 say›l› Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zinleri Hakk›ndaki Yasa (YÇ‹HK) ile Türk vatandafl› say›lmayan kifliler yabanc› kabul
edilmifltir. Ancak bu yabanc› kavram›n›n, çal›flma hakk› aç›s›ndan iki
önemli istisnas› bulunmaktad›r. Bunlardan biri do¤umla Türk vatandafll›¤›
kazanan ancak sonradan izin alarak Türk vatandafll›¤›ndan ayr›lan kiflilerin
sahip oldu¤u çal›flma hakk›d›r. Yasa koyucu bu istisna ile çal›flma hakk›n›n
kullan›lmas›nda eski Türk vatandafllar›yla yabanc›lar aras›nda bir ayr›m
oluflturarak eski vatandafllar lehine bir koruma getirmifltir. Bu noktada TC
vatandafll›¤›n› kaybedenlerin çal›flma izinleri istisnai olarak verilmektedir.
Bu istisnalardan biri YÇ‹HK uygulama yönetmeli¤inin 47. madde si5 ile di¤eri ise 1981 tarihli ve 2527 say›l› Türk Soylu Yabanc›lar›n Türkiye’de Meslek ve Sanatlar›n› Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu ve Özel Kurulufl veya
‹flyerlerinde Çal›flt›r›labilmelerine ‹liflkin Kanun’la düzenlenmektedir. Yasa
koyucu, bu istisna ile çal›flma hakk›n›n kullan›lmas›nda “Türk soylu” kavram› ile istisna yaratm›flt›r. Burada, Türkiye’ye yak›n ülkelerdeki etnik
gruplardan kendilerini Türk kabul edenlerin konumlar›n›n ve soylar›n›n ispat›n›n ülkeye girdikten sonra ciddi sorunlar yaratt›¤› yap›lan görüflmelerde aktar›lmaktad›r. Bu istisnalar d›fl›ndakiler tamamen yabanc› kabul edilip, çal›flmalar› izne tabidir. Bir yabanc›n›n, çal›flabilmesi için öncelikle çal›flma izni almas› gerekmektedir.
Çal›flma ‹zni Olan Yabanc›lar
Türkiye’ye çal›flma amac› ile gelen yabanc›lar›n 2003 y›l›na kadar
farkl› kurumlar taraf›ndan al›nan çal›flma izinleri bulunmaktayd›. Bu tarihten sonra baz› istisnalar d›fl›nda çal›flma izinleri tek çat› alt›nda toplanm›flt›r (Güzel ve Bayram 2006: 87-94).6 4817 say›l› Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zinleri Kanunu ile bir çerçeve yasa oluflturulmufltur. Bu yasa ile 2003 y›l›ndan
itibaren yabanc›lar›n Türkiye’de çal›flmalar›yla ilgili bütün izinler Çal›flma
98
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar
ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› taraf›ndan verilmeye bafllanm›flt›r. Bu izinler
2003 öncesi Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›¤› taraf›ndan verilmekteydi.
Afla¤›daki Çizelge 4’te görülece¤i gibi çal›flma izni alan yabanc›lar›n
say›lar›nda son y›llarda önemli art›fllar olmaktad›r. Sadece 2004 y›l›na göre
2006 y›l›nda izin al›p çal›flanlar›n say›s›nda % 45 gibi önemli bir art›fl gözlenmektedir.
Çizelge 4: ÇSGB taraf›ndan verilen çal›flma izinlerin y›llara göre da¤›l›m›
Y›llar
06.09.2003
2004
2005
2006
Toplam
Çal›flma ‹zni verilenler
855
7.302
9.438
10.603
28.198
Kaynak: Veriler ÇSGB Yabanc›lar Dairesi Baflkanl›¤›’ndan al›nm›flt›r.
Verilen çal›flma izinlerinin türleri aç›s›ndan da farkl›laflma bulunmaktad›r. 4817’ye uygun süreli izin alanlar›n oran› di¤er izin alma biçimlerine göre (süresiz, ba¤›ms›z ve istisna izinleri) yaklafl›k % 60 düzeyindedir.
Bu izin biçimi önemli ölçüde yeni izin almak için yap›lan baflvurular› da
kapsamaktad›r.
Çal›flma izinleri verilenlerin meslek gruplar› ve görev yapmak istedikleri alanlara göre da¤›l›mlar yabanc› iflgücüne olan talebin seyrini de göstermektedir. ‹flgücü piyasalar›na izin alarak kat›lan yabanc›lar›n çal›flma
alanlar› ile izinsiz çal›flan yabanc›lar›n çal›flma alanlar›nda görülen farkl›l›k
informel ekonominin formel ekonomiden ayr›ld›¤› alanlar› aç›klayan niteliktedir. Buna göre, izinli çal›flanlar›n meslekleri ve görev yapt›klar› alanlar Çal›flma Bakanl›¤› geçici verilerine göre afla¤›daki Çizelge 5’te görülmektedir.
Çizelge 5’ten görüldü¤ü gibi üst düzey yönetici ve profesyonel meslek gruplar› görev yapt›klar› alanlar taraf›ndan en yo¤un izin edilen grubu
oluflturmaktad›r. Bu grup ve profesyonel meslek grubunda Türkiye’de çal›flan izinli yabanc›lar›n sahne ve gösteri sanatlar›, e¤itim ve yöneticilik gibi
profesyonel alanlarda ifl piyasas›na kat›ld›klar›n› söylemek mümkündür.
Ancak önemli bir çal›flan grubu da meslek belirtmeden sunulan ifle talip olTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
99
makta ve izin talep etmektedir. Bu grupta olanlar› içermeden yap›lan s›n›flamaya göre de çizelgede bir farkl›laflma ç›kmamaktad›r. Üst düzey yöneticiler ve profesyonel meslekler en fazla izin talep edilen ve çal›flma izni alan
gruplard›r. Bu çal›flma alanlar›n›n Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›¤› taraf›ndan izin verilen dönemdeki seyri de benzer bir da¤›l›m› yans›tmaktad›r.
1998-2000 y›llar› aras›nda çal›flma izni almak için baflvuran ve kabul edilenler içinde üst düzey yönetici konumunda olanlar›n oran› toplamda % 40
düzeyini aflmaktad›r (Ci¤erci Ulukan 2006: 224). Bu durum da gerek Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›¤›, gerekse, ÇSGB döneminde al›nan izinlerin önemli ölçüde nitelikli ifllere yönelik mesleklerde yo¤unlaflt›¤›n› göstermektedir.
Çizelge 5: ÇSGB taraf›ndan verilen izinlerin mesleklere ve diplomalara göre da¤›l›m›
Görev yapt›¤› ifle göre verilen izinler7
Meslek s›n›flamas›
Say›s›
%
1
2.155
22,47
2
1.406
14,66
3
344
3,58
4
369
3,85
5
0
0
6
1.829
19,07
7
604
6,30
8
54
0,56
9
2831
29,51
Toplam
9.592
100
Diploma mesle¤ine göre verilen izinler
Meslek S›n›flamas› Say›s›
%
1
972
10,14
2
2.247
23,43
3
0
0
4
411
4,28
5
46
0,48
6
316
3,29
7
237
2,47
8
17
0,18
9
5.346
55,73
Toplam
9.592
100
Kaynak: Veriler ÇSGB Yabanc›lar Dairesi Baflkanl›¤›’ndan al›nm›flt›r.
Çal›flma ‹zni Olmayan yabanc›lar
Çal›flma izni olmadan çal›flanlar›n yakalanmalar› halinde 4817 say›l› yasan›n 21. maddesine muhalefetten öngörülen cezalar iflverene ve iflçiye
ayr› ayr› tahakkuk ettirilmektedir. ‹stanbul Bölge Çal›flma Müdürlü¤ü ‹fl
Teftifl Kurulu kesin olmayan verilerine göre, bu alanda ÇSGB müfettifllerince kesinleflen iflveren cezalar›, kaçak olarak yabanc› çal›flt›ran iflverenlerin say›sal büyüklü¤ü ve çal›fl›lan alanlara iliflkin örnek oluflturmaktad›r. ‹flverenlere verilen cezalar›n yaklafl›k 1/3’ü bireysel olarak iflçi çal›flt›ranlar ta100
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar
raf›ndan ödenmifltir. Bireysel olarak ceza alanlar›n hemen tamam›n›n ev
hizmetlerindeki çal›flma ve çal›flt›r›lma nedeniyle kesildi¤i görülmektedir.
Bu grupta en yüksek ikinci oran beklendi¤i gibi tekstil sektörü iflverenlerine kesilen cezalard›r.
Çizelge 6: 4817 say›l› yasaya muhalefet eden iflverenler ve sektörleri
‹lgili Sektörler8
Tekstil- Dokuma
G›da
Metal
‹nflaat
Otomotiv
Konaklama-E¤lence
Tafl›mac›l›k
Sa¤l›k
Dan›flmanl›k-E¤itim
Petrol-Kimya
Belirsiz
Toplam
2006
17
8
3
7
6
3
4
3
2
2
38
94
%
18
8
3
7
6
3
4
3
2
2
40
100
Kaynak: ÇSGB ‹stanbul ‹fl Teftifl Kurulu Baflkanl›¤› 2005-2006 verilerindendir.
Öte yandan Türkiye’ye girifl yap›p farkl› çal›flma alanlar›nda mesleklerini yapan veya informel ifl alanlar›nda geçici iflçi olarak çal›flan iflçilerde
ayn› yasan›n 21. maddesine göre ceza almaktad›rlar. Emniyet taraf›ndan
Bölge Çal›flma Müdürlü¤ü’ne aktar›lan dosyalar ifl müfettiflleri taraf›ndan
incelenerek kesinlefltirilmekte ve bundan sonra ceza ifllemi uygulanmaktad›r. ‹flçiler için uygulanan cezalar›n ÇSGB ‹stanbul ‹fl Teftifl Kurulu kay›tlar›ndan taranmas› ile çal›fl›lan sektörler afla¤›daki Çizelge 7’de görüldü¤ü
gibi gruplanm›flt›r.
Yabanc›lar›n izinsiz çal›flt›klar› bu alanlar›n yukar›da Çizelge 7’de
görüldü¤ü gibi yar›dan fazlas› hizmet sektöründedir. Bu sektörde ise ev
hizmetleri ve evde sa¤l›k hizmetlerine eleman temin eden arac› kurumlar›n ve e¤lence sektöründe izinsiz çal›flanlar›n ço¤unlu¤u oluflturduklar› verilerin detay›ndan anlafl›lmaktad›r. Son bir y›lda yakalanan yabanc›lar›n yar›dan fazlas›n›n e¤lence sektöründe çal›flt›¤› anlafl›lmaktad›r. Bu ba¤lamda
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
101
e¤lence sektörü gerek izinli gerekse izinsiz çal›flanlar›n yo¤un olarak topland›¤› bir ifl alan› olmaktad›r. Talebin yo¤un olarak gerçekleflmesi yan›nda
bu sektörde çal›flanlar›n elde ettikleri gelirin yüksekli¤i de bu alana yeni kat›l›mlar› art›rmaktad›r. Gerçekten de bu sektörün özellikle seks iflçisi çal›flt›rd›¤› ve yasad›fl› yollardan önemli gelir elde edildi¤i de bas›ndan izlenmektedir (fien 2006: 208-240).
Çizelge 7: 4817 say›l› yasaya muhalefet eden yabanc› iflçilerin çal›flma alanlar›
Sektörler
iflçi say›lar›
Tekstil ve Giyim
106
Ev Hizmetleri
41
Sosyal ve Sa¤l›k Hizmetleri ve Dan›flmanl›k 107
Otel-Lokanta-E¤lence
311
Tafl›mac›l›k Nakliyat-‹letiflim
24
Kuaför ve Güzellik Salonu
4
Turizm
8
Tar›m
6
G›da
20
Oto y›kama ve ya¤lama
12
D›fl Ticaret
9
‹nflaat
26
‹malat Sanayi
114
Di¤er
44
Toplam
740
%
14
5
14
42
3
0.5
1
0.8
2
1
1
3
15
5
100
Kaynak: ‹fl Teftifl Kurulu, ‹stanbul Bölge Müdürlü¤ü 2006 y›l› kay›tlar›ndan derlenmifltir.
Yasad›fl› çal›flma ve çal›flt›rma eylemini gerçeklefltiren gerek iflverenlerin gerekse iflçilerin incelenen dosyalar›nda çal›fl›lan sektörler aç›s›ndan
baz› benzer özellikler görülmektedir. Örnek olarak imalat sanayii hem iflverenler aç›s›ndan hem de iflçiler aç›s›ndan en fazla yasad›fl› çal›flman›n tespit edildi¤i sektör olmas›na ra¤men, otel-lokanta ve e¤lence sektöründe ise
daha çok iflçiler aç›s›ndan kaçak çal›flma görülmektedir. Öte yandan bu sektörde tespit edilen iflveren say›s›n›n düflük oluflu da kay›td›fl› iflletmelerin
say›s›ndaki belirsizlikten kaynaklanmaktad›r.
Kentlere gelen ve kaçak olarak ifl arayanlar›n çal›flt›klar› veya çal›flt›r›ld›klar› sektörlerin Bat› Avrupa’da oluflan kaçak çal›flma alanlar›ndan far102
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar
k› bulunmamaktad›r. Ekonomik geliflme düzeyindeki farklara ra¤men benzer olan informel yap›lar›n iflleyifllerinde paralellik bulunmaktad›r. Nitekim
sanayide tekstil, plastik, mobilya, inflaat ve dericilik gibi alanlarda; hizmet
sektöründe turizm, e¤lence, araba y›kama, ev iflleri, hasta bak›m›, temizlik
veya suç örgütlerinde çal›flt›r›lmaktad›r (Yard›mc› 2006: 169). Sonuç olarak
ço¤unlukla bu sektörlerin arad›¤› emek yo¤un niteliklerle yabanc› çal›flanlar›n mevcut befleri sermayeleri uyuflmamaktad›r.
Yabanc› Çal›flanlar›n Sosyal Güvenceleri
Türkiye’de çal›flan yabanc›lar›n bir sosyal güvenlik sistemine dahil
olmad›klar›n› söylemek gerekir. Bu anlamda çal›flan yabanc›lar büyük ölçüde sosyal güvenceden yoksun olarak ifl piyasas›na kat›lmakta veya ifl aramaktad›rlar. Ancak çal›flan yabanc›lar›n muhtemelen küçük bir bölümü çal›flma iznine tabi çal›flmaktad›r. 2006 y›l› sonuna kadar çal›flma iznine sahip yabanc›lar›n toplam›n›n kentlerde istihdam edilen nüfusun sadece toplam % 0,2’si oldu¤u anlafl›lmaktad›r (TU‹K Ekim 2006). Bu durumda sosyal güvenceden yararlanan küçük bir yabanc› grup bulunmaktad›r. Sosyal
güvenceden yararlanan ve çal›flma iznine sahip olan bu yabanc›lar›n sosyal
güvenlik statüleri Sosyal Sigortalar ve Ba¤kur rejimlerine dahil olmaktad›r.
Bu ba¤lamda Türk Sosyal Güvenlik sistemi aç›s›ndan 506 say›l› Sosyal Sigorta Kanunu’nun 6/1 maddesine göre yabanc›lar›n Türk iflçilerinden farks›z olarak, kendili¤inden ve bütün sigorta kollar› aç›s›ndan zorunlu olarak
sigortal› say›lmalar›, 6.08.2003 tarihinden itibaren geçerli olmufltur. Belirtilen tarihten önce yabanc›n›n k›sa dönemli sigortal› olarak sadece ifl kazas›, meslek hastal›¤›, hastal›k ve anal›k sigortalar› zorunlu olarak yap›lmaktayd› (Güzel 2000: 27).
Ancak yukar›da da belirtildi¤i gibi yabanc›lar›n bütün sigorta kollar›
için zorunlu sigortal›l›¤›n›n ifl sözleflmesine göre çal›flmalar›na ba¤l› bulunmas› ve bu kiflilerin öncelikle çal›flma iznine sahip olmalar› gerekti¤i vurgulanmaktad›r (Güzel ve Okur 2004: 99). Bu durumda çal›flma iznine sahip
bulunmayan yabanc›lar›n yani kaçak yabanc› çal›flanlar›n hiçbir sosyal güvencesi olmad›¤› aç›kt›r. Bununla birlikte mültecilerin, s›¤›nmac›lar›n, vatans›zlar›n ve Türk soylu yabanc›lar›n da zorunlu sigorta yoluyla sosyal güTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
103
venceden yararland›¤› anlafl›lmaktad›r. Bu grupta yer alan yabanc›lar›n çal›flma izinlerinin bulunmas› sigortal› say›lmalar› için zorunlu olmamaktad›r.
Yabanc›lar, Türk sosyal güvenlik sistemindeki kurumlardan sadece
Emekli Sand›¤› kapsam›na dahil edilmemifltir. Emekli Sand›¤›’ndan yararlanmak için T.C. vatandafll›¤› flart› aranmaktad›r. Ancak yabanc›lar›n çal›flma ve oturma iznine sahip olmalar› halinde Ba¤›ms›z Çal›flanlar Sosyal Sigortalar Kurumu’nda zorunlu sigortal› say›lmaktad›rlar.
Sosyal Güvenlik kapsam›nda ele al›nan iflsizlik sigortas›ndan yabanc›lar›n yararlanmas› ise Türkiye’yle yabanc›n›n ülkesi aras›nda ikili sosyal
güvenlik sözleflmesine ba¤l›d›r9 (TUBA Sigorta Mevzuat›, A. Güzel 2004:
48). Sadece bu ülke vatandafllar›n›n yap›lan antlaflma hükümlerinde mevcut ise iflsizlik sigortalar›ndan yararlanmas› karfl›l›kl›l›k esas›na göre mümkün olmaktad›r (K›ral 2006: 102; Güzel 2000: 42). ‹flsizlik sigortas› uygulamalar›n›n bulundu¤u büyük ölçüde AB ülkeleriyle ikili antlaflmalar yap›lm›flt›r. ‹kili sosyal güvenlik antlaflmas›n›n iflsizlik sigortas›n› içermedi¤i veya sosyal güvenlik antlaflmas›n›n bulunmad›¤› ülkeler için karfl›l›kl›l›k ilkesi geçerli olmaktad›r. Yabanc› çal›flan›n geldi¤i ülkede çal›flan T.C vatandafllar› iflsizlik sigortas›ndan yararlanmakta ise o ülke vatandafl› da ayn› flekilde antlaflma olmamas›na ra¤men bu sigorta kapsam›na girmektedir.
Sonuç
Türkiye uzun bir süredir yasad›fl› çal›flma veya kay›ts›z çal›flma olgusuyla karfl› karfl›yad›r. Asl›nda herhangi bir sosyal güvenceden yoksun olarak, ücretli çal›flanlar›n kentlerdeki oran› % 22’yi aflmaktad›r (2006). Buna
göre, ücretli çal›flan yaklafl›k her befl kifliden biri kay›ts›z istihdam edilmektedir. Bu yüksek orana yabanc› kaçak göçmenler dahil de¤ildir. Yabanc› kaçaklar›n çal›flma hayat›, hem sosyal güvencesiz hem de her an s›n›r d›fl› edilme riskiyle sürmektedir. Ayr›ca istihdamlar› bu zorlay›c› unsurlar›n etkisiyle ço¤u kez piyasa geçerli ücretinin alt›nda gerçekleflebilmektedir. ‹fl piyasas›na güvencesiz bir biçimde dahil olan yerli iflçiler yan›nda dönemsel olarak
say›lar› de¤iflen bir grup da yabanc› kaçak göçmen iflçi bulunmaktad›r.
Her ülkenin ifl piyasas›n› düzenleyen çerçeve hükümleri, yabanc›lar›n belirli koflullarda çal›flmas›na izin veren bir yap›dad›r. Öncelikle planla104
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar
nan, o ülke vatandafllar›n›n istihdam olana¤›na sahip olmalar›d›r. Ancak vatandafllar taraf›ndan seçilmeyen veya seçilemeyen alanlarda yabanc› çal›flanlara izin verilebilmektedir. Buradaki temel ilke, istihdam›n yerli iflçiler için
korunmas›d›r. Bunun yan›nda iflsizli¤in art›fl›n›n ayn› zamanda ifl piyasas›nda geçerli ücret düzeyine ayr› bir tehdit oluflturaca¤› düflünülmektedir.
1970’li y›llar›n ortalar›ndan itibaren Bat› ekonomileri, kendi istihdamlar›n›
korumak için yabanc› iflgücü ithaline son verdiler. Türkiye’de ise sanayi ve
hizmetlerin ihtiyaç duydu¤u alanlarda yabanc› iflgücü s›n›rl› ölçüde zaten çal›flma izni almaktayd›. Ancak yabanc› kaçak iflgücü göçünün 1990’l› y›llarda
önemli oranlara ulaflt›¤›n›n tahmin edilmesi yerli istihdam›n korunmas› gerekçesiyle s›n›rlama yap›lmas›na yol açt›. Ancak bu s›n›rlaman›n 1930’lu y›llardaki ulusalc› fikriyattan bir ölçüde ayr›ld›¤› anlafl›lmaktad›r.
Türkiye’de çal›flma izni alanlar›n mesleki durumlar› ve görev yerleri incelendi¤i zaman görülecektir ki bu meslekler vas›f özellikleri aç›s›ndan
baz› özel nitelikler gerektiren alanlarda yo¤unlaflabilmektedir. Ancak bu
alanlarda süreli izin verilmektedir. Ayr›ca istihdam koflullar›ndaki de¤iflmeler izinlerin kald›r›lmas›na yol açabilmektedir. ‹zinli olarak çal›flan yabanc›lar›n Türk ifl piyasalar›n› ne say›sal olarak ne de niteliksel olarak etkiledi¤ini söylemek mümkündür. Ancak izinsiz olarak çal›flanlar›n iflgücü piyasalar›n› etkilemeleri konusunda önemli bir belirsizlik bulunmaktad›r.
Kaçak olarak ifl piyasas›na kat›lan yabanc›lar›n çal›flt›klar› alanlar,
genel olarak kendi vas›flar›ndan ba¤›ms›z biçimde vas›f düzeyi düflük, daha çok emek yo¤un sektörlerde ve ço¤unlukla hizmetler içinde yo¤unlaflmaktad›r. Bu çal›flma alanlar›n›n geliflmifl bat› ekonomilerinde de benzerlik göstermesi sadece çal›flanlar›n niteliklerinden kaynaklanmamakta, aksine iflveren taleplerinin de bu alanlarda yo¤unlaflt›¤›n› göstermektedir. Ayr›ca, bu sektörlerde istihdam edilenlerin ifllerinin geçici özellikler tafl›mas›,
iflçi devir h›zlar›n›n yüksek oluflu, çal›flma koflullar›n›n a¤›rl›¤› gibi bir dizi
nitelik bu alan›n informel istihdam özelli¤inin sebebidir. Di¤er yandan, yabanc› kaçak çal›flanlar›n bu alanlarda ifl bulma olanaklar›n› artt›ran mevcut
informel istihdam koflullar›n›n kimi zaman özendirilen iç dinamikleridir.
Nitekim kay›tl› istihdam›n en az bulundu¤u sektörler ayn› zamanda yabanc› kaçaklar›n en yo¤un oldu¤u ifl alanlar›d›r.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
105
Yabanc›lar›n izinli çal›flmalar›na iliflkin kay›tlar›n istatistik ham veri haline getirilmesi oldukça yak›n bir tarihte bafllam›flt›r. Ancak bu verilerin, yeniden s›n›flanmas›na ve ihtiyaçlara uygun bir flekilde derlenmesine
ihtiyaç bulunmaktad›r. ‹zinli çal›flmalara iliflkin meslek ve görev yeri belirlenmiflken denetimlerde ortaya ç›kan izinsiz çal›flmalara ait s›n›flanm›fl
tam bir veri bulunmamaktad›r. Bu itibarla, yabanc› kaçak göçmenlerin hangi sektörlerde çal›flt›klar›n› ve y›llara göre bu sektörlerdeki de¤iflimi anlamak ve bu duruma uygun politikalar üretmek mümkün olmamaktad›r.
Küresel bir ekonomi içinde para ve sermaye hareketlerinin s›n›r tan›madan h›zla yer de¤ifltirmesinin mümkün oldu¤u bir dünyada, eme¤ini
satarak yaflam›n› sürdürme ihtiyac›ndaki genifl bir kitleye hareket etme imkân› tan›nmamaktad›r. Bu dengesizli¤in sürdü¤ü geliflmifl Bat› dünyas›n›n
ifl kap›lar›n› do¤ulu ve güneyli göçmenlere kapatarak ne kadar bir süre daha kendi yafll› iflçileriyle çal›flmaya devam edeceklerini bugünden kestirmek
zor görünüyor.
106
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar
Kaynakça
Aslan, M. 2002. ‹stanbul: “Ville d’immigration ‹nternational.” Rapport de Recherche, ‹stanbul; L’IFEA,
1.53.
Ci¤erci Ulukan, N. 2006. “Türkiye’de Yabanc›lar›n Çal›flma ‹zinleri: Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›¤› Örne¤i.” A. Ar› (der.) Uluslararas› Göç, ‹flgücü ve Nüfus Hareketleri içinde. ‹stanbul: Derin Yay›nlar›, 203-228.
ÇSGB 2004. Kay›td›fl› ‹stihdam ve Yabanc› Kaçak ‹flçi Çal›flt›r›lmas›n›n Önlenmesi De¤erlendirme Raporu,
Ankara: ÇSGB.
Çiçekli, B. 2005, “Yasad›fl› Göç, ‹nsan Kaçakç›l›¤› ve ‹nsan Ticareti ile Mücadele ve Türkiye.” Polis Bilimleri Dergisi (7/1): 43-58.
Ekfli, N. 2006. Yabanc›lar Hukukuna ‹liflkin Temel Konular. ‹stanbul: Beta.
Erder, S. ve Kaflka, S. 2003. Düzensiz Göç ve Kad›n Ticareti: Türkiye Örne¤i, Genevre: IOM.
Eurostat, 1998, La Mesure de la Migration Clandestine en Europe (1/7): 3-107.
Garçon, P. ve Loizillon, A. 2003. L’Europe et les Migrations de 1950 a nos Jours: Mutations et Enjeux. Bruxelles: OECD.
Güzel, A. ve Bayram, F. 2006. “Türk Hukukunda Yabanc›lar›n Çal›flma Haklar› ve Çal›flma ‹zinleri.” A.
Ar› (der.) Uluslararas› Göç, ‹flgücü ve Nüfus Hareketleri içinde, ‹stanbul: Derin.
Güzel, A. ve Demircio¤lu, M. 2000. ‹flverenlerin Sosyal Sigorta Yükümlülükleri ve Sorumlulu¤u, ‹stanbul:
‹stanbul Ticaret Odas› Yay›n› (no. 23).
Jandarma Genel Komutanl›¤›. 2003. Hizmete Özel Yay›n (8. Bölüm).
K›ral, H. 2006. Yabanc›lar›n Türkiye’de Çal›flma Esaslar›, ‹stanbul: T‹SK Yay›n› (no. 270).
Kiriflçi, K. 2000. “Zorunlu Göç ve Türkiye.” BMMYK ve Bo¤aziçi Üniversitesi Vakf› (der.) S›¤›nmac›, Mülteci ve Göç Konular›na iliflkin Türkiye’deki Yarg› Kararlar› içinde. Ankara, 37-67.
Koç, Y. 2001. Türkiye’de Yabanc› Çal›flanlar (Friedrich Ebert Vakf› için haz›rlanan bas›lmam›fl tebli¤).
Krzeslo, E. 2002. “Le Travail Clandestin la Regularisation les Papiers, le Sejour.” Travail, Emploi Formation (3): 45-106.
Lordo¤lu, K. 2005. “Türkiye’de Yabanc›lar›n Kaçak Çal›flmas›.” Toplum ve Bilim (102): 103-127.
‹çduygu, A. 2004. Türkiye’de Kaçak Göç, ‹stanbul: ‹stanbul Ticaret Odas› Yay›n› (no. 65).
‹stanbul Ticaret Odas› (der.) 2006. Ekonomik Göstergeler, ‹stanbul: ‹stanbul Ticaret Odas› Yay›n› (no.
20).
Peker, B. 2002. “Kaçak Göçmenler, Yasad›fl› ‹nsanlar: Yeni Köleci Dünya Düzeninde Türkiye.” Birikim
Dergisi (fiubat): 48-55.
fien, F. 2006. Göçmen Kaçakç›l›¤› ‹nsan Ticareti, Organ Doku Ticareti. Ankara: KOM/TADOC Yay›n›.
Teber, S. 1993. Göçmenlik Yaflant›s› ve Kiflilik De¤iflimi. Oberhausen: Ortado¤u Verlag.
Toksöz, G. 2004. Uluslararas› Emek Göçü. Ankara: ‹maj.
Yard›mc›, S. 2006. “Türk-Yunan S›n›r›nda Belirsizlik M›nt›kas›: Afrika Kökenlilerin ‹stanbul’da Yasad›fl› Göç ve Yerlefl(eme)me Deneyimi.” F, Gemüflo¤lu (der.) Terör, fiiddet, Toplum içinde, ‹stanbul:
Ba¤lam, 163-172.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
107
Notlar
1
2
3
4
5
6
7
108
Bu konuda özellikle Almanya’da uzun süre yaflam›fl olan Türklerin hem yaflad›klar› ülkede hem de
ülkelerine dönünce karfl›laflt›klar› sorunlar ifade edilmektedir. Konufltuklar› dilden, giyimlerine
kadar bir dizi kültürel etken her iki ülke için de ayr› bir d›fllanm›fll›k duygusunu bireye yaflatmaktad›r. Bu konuda Türkçe “‹ki cami aras›nda binamaz kalmak” veya “‹ki arada bir derede kalmak”
gibi deyimler arada kalm›fll›¤›n dilimizdeki vurgular›d›r.
1740’l› y›llarda Yalova’da k⤛t fabrikas›n›n kuruluflunda ve iflletilmesinde Lehistanl› ustalar çal›fl›yordu. 1790 y›l›nda Osmanl› tersanelerinde “büyük k›sm› Avrupal› olan 2000’den fazla iflçi” bulunmaktayd›. I.
Abdülhamit döneminde askeri sanayi iflletmelerini yeni bir düzene sokmak için Avrupa’dan uzmanlar, ustabafl›lar ve vas›fl› iflçiler getirildi. II. Mahmut devrinde ise ‹stanbul’da kurulan bez fabrikas› 1839 y›l›nda Avrupa’dan getirilen ustalar ve makinelerle basma üretmeye bafllad›.3 1850’li
y›llarda Bursa’da 14 ipek fabrikas›nda “20 kadar Frans›z ve Viyanal› amele mevcuttu. Bu fabrikalar›n makinelerinden baflka, usta ve ameleleri de k›smen Avrupa’dan geliyordu.” II. Abdülhamit
taraf›ndan 1894 y›l›nda ‹stanbul’daki (Y›ld›z) Çini Fabrikas›nda çal›flt›r›lmak üzere Fransa’dan bir
usta ve birkaç iflçi getirilmiflti. Demiryolu inflaatlar›nda, madenlerde, bankalarda da yabanc› uyruklu vas›fl› iflçiler, ustalar, teknisyenler, mühendisler çal›fl›yordu. Örne¤in, Ayd›n demiryolunun yap›m› s›ras›nda, 1865 y›l›nda bir kolera salg›n› olmufl, inflaatta çal›flan 14 ‹ngiliz mühendis ve teknisyen koleradan ölmüfltü. 1910’lu y›llarda Bat› Anadolu’daki z›mpara tafl› ocaklar›nda çal›flmak
için ‹talya’dan ve Yunanistan’dan galeri iflçileri geliyordu. Krom madenlerini iflleten ‹ngiliz flirketi de ‹talya ve Yunanistan’dan vas›fl› iflçi, ‹ngiltere’den mühendis getiriyordu (Koç 2001).
Bkz. http:labo›rsta.ilo.org; eriflim tarihi: 18.05.2004.
Yabanc›lar›n Türkiye’de serbest olarak ikamet ve seyahat etmeleri, konuya iliflkin 1950 tarihli yasa
öncesi ancak özel izinle mümkündü. Bu konuda, Türkiye’de ilk seyahat edenlerden biri olan Lord
Kinross’un an›lar› döneme iliflkin ilgi çekici gözlemler içermektedir (Lord Kinross 2003).
Bu tür istisna izinden yararlananlar sadece eski TC vatandafllar› de¤il, Türk vatandafllar›yla evli
olanlar, ö¤renciler, mülteciler, AB üyesi ülke vatandafllar›n›n efl ve çocuklar›, geçici süre için ülkeye gelenler, kilit personel niteli¤indeki yabanc›lar da istisna çal›flma izni alabilmektedir. Son üç sene içinde bu ba¤lamda izin alanlar›n toplam› 557’dir. Çal›flma iznine sahip olanlar›n çok küçük bir
k›sm› bu izinden yararlanmaktad›r (ÇSGB Yabanc›lar Dairesi Baflkanl›¤›).
‹zin verme ve istihdam yetkileri halen devam eden kamu kurumlar›: 1-Baflbakanl›k Merkez Teflkilat›, 2-Çevre ve Orman Bakanl›¤›, 3-D›fliflleri Bakanl›¤›, 4-Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›¤›,
5-Bay›nd›rl›k Bakanl›¤›nca yapt›r›lacak Akaryak›t ve do¤algaz boru hatlar›n›n depolanmas› ve da¤›t›lmas›na, tesislerin ihale esaslar›na ait kanun, 6-Karayollar› Genel Müdürlü¤ü, 7-Yüksek Ö¤retim Kurulu, 8-D‹E Baflkanl›¤›, 9-Kültür ve Tabiat Varl›klar›n› Koruma Kanunu,10-Maden Tetkik Arama Genel Müdürlü¤ü, 11-Türk ‹flbirli¤i ve Kalk›nma ‹daresi Baflkanl›¤›, 12-TUB‹TAK, 13DPT Baflkanl›¤›, 14-GAP ‹daresi, 15-Olimpiyat Oyunlar› Haz›rl›k Komitesi, 16-Özel Çevre Koruma Kurumu, 17-Türk Patent Enstitüsü, 18-Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlü¤ü, 19-Devlet
Tiyatrolar›, 20-Özellefltirme ‹daresi Baflkanl›¤›, 21- Refik Saydam H›fz›s›hha Müessesesi, 22‹ETT ‹daresi
Türkiye’deki Çal›flma Hayat›n›n Bir Parças› Olarak Yabanc› Çal›flanlar
8
9
10
Uluslararas› Meslek S›n›flamas›na (USMS 88) göre düzenlenen meslek gruplar›:
1- Kanun yap›c›lar, üst düzey yöneticiler ve müdürler
2- Profesyonel meslek mensuplar›
3- Yard›mc› profesyonel meslek mensuplar›
4- Büro ve müflteri hizmetlerinde çal›flanlar
5- Hizmet ve sat›fl elemanlar›
6- Nitelikli Tar›m, hayvanc›l›k, avc›l›k, ormanc›l›k ve su ürünleri çal›flanlar›
7- Tesis makine operatörleri ve montajc›lar
8- Nitelik gerektirmeyen ifllerde çal›flanlar
9- Meslek belirtmeyenler (Sadece bu s›n›flama için)
‹flyeri unvan›-sektörü veya kaçak iflçi say›s›n› belirtmeyenler dahil edilmemifltir.
2005 y›l›na kadar Türkiye’yle ikili sosyal güvenlik antlaflmas› imzalayan ülkeler flunlard›r: ‹ngiltere ve Kuzey ‹rlanda, F. Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, ‹sviçre, Fransa, Danimarka, Libya,
Norveç, ‹sveç ve KKTC, Romanya, Makedonya, Kanada, Gürcistan, Lüksemburg, Bosna Hersek,
Çek Cumhuriyeti, Azerbaycan, Arnavutluk.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
109
Ayfle Akal›n
“YUKARIDAK‹LER-AfiA⁄IDAK‹LER”
‹STANBUL’DAK‹ GÜVENL‹KL‹ S‹TELERDE
GÖÇMEN EV H‹ZMETL‹S‹ ‹ST‹HDAMI
1
2
Bir de iflte simdi sitelerde büyük evler, villalar millalar olunca, evin ifli
için de yat›l› bir kad›n laz›m. O fleylerin mimarisi bile ona göre düzenleniyor. Kad›nlara ayr› bir bölüm oluyor, banyosu bilmemnesiyle, odas›yla, hatta oturma, ütü odas›yla, böyle yerleri oluyor. Bu eve yat›l› kad›n
flart gibisinden (görüflme notlar›, iflveren).
Yabanc› burada... bugün gelip yar›n giden bir gezgin olarak de¤il, bugün
gelip yar›n ise kalan biri olarak ele al›nacakt›r. Belirli bir mekân çerçevesinde sabittir, ama bu çerçeve içindeki konumu, o çerçeveye ait olmamas› yüzünden esastan etkilenir. (Simmel 1971).
G
üvenlikli siteler, özellikle son dönemlerde dünyan›n pek çok yerinde görülen bir yerleflme türü (Caldeira 2000; Low; 2001; Wu
2004; Roitman 2005). Kendi içinde çeflitli farkl›l›klar göstermekle
beraber, en genel tan›m›yla orta ve üst orta s›n›flar›n tercih etti¤i, özel güvenlikler taraf›ndan denetlenen ve girifllerinin kontrol alt›nda tutuldu¤u
çok katl› ev ve/veya apartman komplekslerinden oluflan bu yerleflmelerden
özellikle 1990’lar›n bafl›ndan itibaren ‹stanbul da kendi pay›n› alm›fl durumda. Yap›lan bir araflt›rmaya göre, A¤ustos 2005 sonu itibariyle ‹stanbul’da 650’den fazla güvenlikli site bulunmakta ki bu da 40.000’e varan bir
konut stoku anlam›na geliyor (Perouse ve Dan›fl 2005).
Son dönemde flehircilik alan›nda, güvenlikli siteler üzerine yap›lm›fl
pek çok çal›flma oldu¤unu görmek mümkün. Türkiye’ye dair çal›flmalar›n
metin okumas› yöntemiyle yap›lm›fl olanlar›, bu tür yerleflimlerin pazarlay›c›lar› taraf›ndan, nas›l etkili bir biçimde arzu nesnesi haline getirildi¤ini
gözler önüne sererken (Bartu 2001; Öncü 1997; Bali 2007), derinlemesine
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
111
görüflme yöntemiyle yap›lan çal›flmalar, bu yeni tür yerleflimlerin özellikle
oralarda yaflayan kitleler nezdinde, nas›l kendi içinde bir hayat tarz›na dönüfltü¤ünü gösteriyor (Genifl 2007; Kurtulufl 2005). Yöntemi ne olursa olsun, güvenlikli siteler üzerine yap›lan araflt›rmalar›n ulaflt›¤› sonuçlar›, yeni orta s›n›flar›n kendi özel hayatlar›na uyarlad›klar› bir çeflit güvenlik ihtiyac›, flehirden kaçma arzusu, türdefl bir hayat tarz› talebi ve kendilerinden
sosyal olarak farkl› olan gruplardan mekânsal olarak da ayr›flma iste¤i (segregation) olarak özetlemek yanl›fl olmaz.
Ben bu yaz›n›n bafllang›ç noktas› olarak, bu temalardan en sonuncusunu, yani orta s›n›flar›n güvenlikli sitelerle di¤er toplumsal gruplardan
mekânsal olarak ayr›flma talebini (segragation) ele almak istiyorum. Güvenlikli siteler, ideolojik olarak infla edilmifl olan bir toplumsal ayr›flma arzusunu, mimari üzerinden en somut hale dönüfltürmeye dayanan yap›lar. Türkiye’deki güvenlikli siteler üzerine yap›lan araflt›rmalar, buradaki toplumsal ayr›flman›n, ev sahiplerinin özellikle kendilerininkinden farkl› olan “hayat biçimlerinden” uzaklaflmas› ekseninde gerçekleflti¤ini vurguluyorlar
(Perouse ve Dan›fl 2005; Genifl 2007). Bu tür bir ayr›flma arzusunu, mekân
üzerinden statü ekseninde kurulan s›n›fsal bir ayr›flma çabas› olarak ifade
etmek mümkün.
Ancak burada göz ard› edilmemesi gereken unsur, bu tür yaflam
alanlar›n›n her ne kadar toplumsal ayr›flma niyetiyle infla edilseler de, üzerine kurulmufl olduklar› bu farkl›laflma talebini mutlak olarak de¤il, sadece
kurallar›n› kendilerinin belirledi¤i seçici (selective) bir biçimde hayata geçirebildikleri olgusu. Bu tür güvenlikli sitelerde yaflayanlar›n buralarda yaflamay› seçmelerinin nedenlerinden biri, kendilerine benzer kifli ve ailelerle s›n›rlar› belli bir alanda beraberce yaflama arzusu olsa da, bu beklentinin oradaki
mülk sahiplerinin istekleri do¤rultusunda gerçekleflmesi ancak ve ancak bunu onlara sa¤layacak (ve onlardan farkl›) bir baflka grubun da ayn› alan ve zamanda orada bulunmas›yla mümkün. Genel bir ifadeyle “hizmetliler” grubu olarak adland›r›labilecek bu grubun bu tür mekânlar›n h›zla yayg›nlaflmas›nda oynad›¤› içkin rol, asl›nda bir mimari yap› türü olarak güvenlikli sitelerle, küresel düzeyde kendini gösteren pek çok de¤iflimin (mesela güvenlik ihtiyac›, gelir da¤›l›m›ndaki farkl›laflmalar, hizmet sektörünün bafll› bafl›112
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
na bir üretim alan› olmas› gibi) nas›l birbirini besleyen do¤rultularda geliflti¤i ve yayg›nlaflt›¤›n› çarp›c› bir biçimde gözler önüne sermekte.
Çal›flanlar›n rolü aç›s›ndan bakacak olursak, güvenlikli siteler tam da
oralarda yaflayanlara günde 24 saat, haftada 7, y›lda 365 gün hizmet verilmesi fikrine dayal› yaflam alanlar›d›r. Bu sebeple Marksist bir bak›fl aç›s› ile bu
tür yerleflim alanlar›n› asl›nda t›pk› birer fabrika gibi çal›flan küçük ölçekli
bölgeler olarak ifade etmek mümkün. Cazibelerini orada çal›flanlar›n gücünden alarak birer “hizmet-üretim-alan›”na dönüflen bu sitelerde üretilen fley
bir çeflit “yaflam tarz›” olarak ifade edilebilir. “Yaflam tarz›”n›n bir üretim
nesnesi haline gelmesi de söz konusu sitelerde mülk sahipleri ile beraber yaflayan ama onlardan sosyal olarak farkl› olan baflka gruplar›n yüksek duvarlar dahilinde varl›¤›n› zorunlu hale getiriyor. Bu tür sitelerin, sosyal s›n›f›
mülk sahiplerininki ile ayn› olan s›n›fdafllar›na bile önemli ölçüde kapal› oldu¤unu hat›rlad›¤›m›zda,3 güvenlikli sitelere mülk sahipleri d›fl›nda düzenli
olarak girip ç›kan tek di¤er grubun asl›nda orada çal›flan hizmetliler oldu¤u
fark ediyoruz. Bu hizmetliler s›n›f›n›n güvenlikli site içindeki rolü asl›nda
güvenlikli sitede pek çok fleyin nas›l olabildi¤inin de hikayesi.
Bu sebeple ben bu çal›flmada, Türkiye’deki güvenlikli sitelerin yayg›nlaflmas› olgusuyla yak›n dönemlerde artan evlerde göçmen4 hizmetli
kullan›m›n›n asl›nda hiç de tesadüfi olmayan karfl›l›kl› iliflkileri üzerinde
duraca¤›m. Bourdieu’nün Berberi evinin iç mekânsal yap›lanmas›n›n, asl›nda genel olarak toplumdaki cinsiyet rollerinin kutuplaflm›fl yap›s›n›n
mikrokozmik bir göstergesi oldu¤unu gözler önüne serdi¤i çal›flmas›ndakine (136) benzer bir kayg›yla ben de güvenlikli sitelerde bulunan çok katl› evlerin, üzerine kurulduklar› yap›sal ayr›mlarla, ‹stanbul’un küreselleflmesi
sürecinin pek çok unsurunu içinde bar›nd›ran mikro yap›lar olarak görülebilece¤ini düflünüyorum. Lefebvre’in çok önceleri ifade etti¤i gibi asl›nda
mekân, sosyal olarak kurulan bir fley olmas›na ra¤men içinde bar›nd›rd›¤›
çeliflkileri örtmeyi baflar›r (1996). Afla¤›da göstermeye çal›flaca¤›m gibi, ‹stanbul’da özellikle güvenlikli sitelerin yayg›nlaflmas›yla say›lar› artan villa
tipi yaflam alanlar› da üzerine kurulduklar› “yukar›dakiler-afla¤›dakiler” türü bir ayr›flmay›, küreselleflmenin farkl› dinamikleriyle buluflturup, adeta
“yukar›daki yeni orta s›n›f Türkler” ve “afla¤›daki eski sosyalist ülke vatanTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
113
dafl› kad›n kaçak göçmenler” gibi yeni tür bir farkl›laflmaya tafl›r. Mekânsal
ayr›flmaya yans›yan ve toplumsal cinsiyet üzerinden belirginleflen bu yeni
tip s›n›fsal ayr›flma, asl›nda küreselleflmenin Türkiye’deki önemli yans›malar›ndan biridir.
Türkiye’deki göçmen ev hizmetlisi konusunda çal›flan di¤er uzmanlar›n da gösterdi¤i gibi, güvenlikli site türü yerleflim yerleri göçmen kad›nlar›n istihdam edildi¤i tek ifl alan› de¤il. Özelikle, yafll› ve çocuk bak›m› alanlar›n›n giderek ailenin sorumlulu¤undan piyasaya havale edilen meseleler
haline dönüflmesi (Kaflka 2005; Keough 2004), orta s›n›flar›n çok farkl› kesimlerinin göçmen ev hizmetlisine olan talebini ayn› anda art›rd›. Burada sözü geçen bu iki tip bak›m alan› ile beraber (çocuk ve yafll› bak›m›), güvenlikli sitelerde kâhya/ev hizmetlisi iflleviyle istihdam edilmeleri göçmen kad›nlara Türkiye’de yüklenen üç ana ifl alan›ndan5 birisidir. Ancak bak›m alan›
kendine has farkl› dinamikleri, onun baflka bir çal›flmada ele al›nmas›n› daha uygun hale getiriyor. Bu sebeple, bu yaz›y› sadece güvenlikli sitelerde ev
hizmetlisi olarak çal›flma konusu çerçevesinde b›rakaca¤›m.
Asl›nda ev hizmetlisi istihdam› konusunu mekân üzerinden takip
etmek, önümüze ilginç bir resim koyuyor. ‹stanbul’un son yüzy›ldaki kentleflme sürecinde ortaya ç›kan orta ve üst orta s›n›f ailelerin evlerinin mimari yap›s›ndaki de¤iflimlerle ev içi hizmetli kullan›m pratiklerinin dönüflümüne bakt›¤›m›zda, kaba hatlarla da olsa karfl›l›kl› bir iliflkisellik görebiliyoruz. Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun son dönemiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk y›llar›nda daha s›kl›kla görülen çok katl› ve bahçeli evler, ev eme¤i tarihinde “evlatl›k” kullan›m›yla ayn› döneme rastl›yor. Dönemine ba¤l›
olarak çeflitli az›nl›k gruplar›ndan veya Anadolulu yoksul ailelerden küçük
k›zlar›n, kentli üst s›n›f ailelerce al›n›p, ailenin bir ferdi kimli¤inde ama daha çok evin yat›l› hizmetlisi rolünde çal›flt›r›lmas›na dayal› olan evlatl›k kurumu, 19. yüzy›lda ve 20. yüzy›l›n ilk döneminde yayg›n bir uygulamayd›.
1926 y›l›nda kabul edilen Medeni Kanunla, miras hakk› verilmeden sürdürülen biçimiyle yasaklanm›fl olsa da, evlatl›k talebindeki gerçek azalman›n,
apartmanlaflman›n en yo¤un yafland›¤› dönem olan 1950’lerden itibaren
gerçekleflti¤ini görüyoruz (Özbay 1999). Bahçeli evlerin giderek kat karfl›l›¤› müteahhite verildi¤i bu dönem, ayn› zamanda köyden gelen göçle kent114
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
lerde yo¤unlaflan yeni yoksul ailelerin kad›nlar›n›n gündüzlü temizlikçi olarak çal›flmaya bafllad›¤› bir zaman. Apartmanlar›n k›s›tl› iç mekânlar›n›n,
çekirdek ailenin fertleri d›fl›nda herhangi bir kiflinin orada yaflamas›n› neredeyse imkâns›z hale getirdi¤i bu dönemde, ev hizmetlisi denince akla gelen tek hizmet türü, gündüzlü Türk temizlikçilerin yapt›¤› iflti. Bu durum,
son dönemde küreselleflmenin iki farkl› dalgas›n›n birbirlerinden ba¤›ms›z
ama eflzamanl› hareketleriyle k›r›l›yor. Güvenlikli sitelerin yayg›nlaflmas›yla mekânsal olarak geniflleyen baz› orta s›n›f haneleri, gündüzlü ev iflçilerinin sundu¤u hizmeti yetersiz hale getirirken, göçmen ev hizmetlilerine
olan talebi de art›rm›fl oluyor.
K›sacas› güvenlikli siteler, apartmanlaflma hareketinden sonra ‹stanbul’da görülen yeni bir bahçeli eve geri dönüfl dalgas›n›n sonucuyken buralarda a¤›rl›kl› olarak çal›flt›r›lan göçmen kad›nlar da Türkiye’deki ev hizmetlisi
kullan›m›n›n geçirdi¤i de¤iflimde evlatl›klar ve gündüzlü Türk çal›flanlardan
sonra kronolojik olarak ortaya ç›kan üçüncü grup. Bu yaz›, söz konusu dönüflümlere göçmen kad›nlar üzerinden bakmaya çal›flt›¤›m “Exchanging Affect:
The Migrant Domestic Workers in Tukey” bafll›kl› doktora çal›flmam çerçevesinde toplad›¤›m verilere dayanmakta. Kalitatif yöntemlerle 2005 TemmuzA¤ustos, 2006 Ocak-Mart ve 2006 Eylül-2007 Haziran dönemleri aras›nda
yürüttü¤üm araflt›rmam›n verileri 58 iflveren, 40 göçmen kad›n, 10 arac› flirketle yap›lan derinlemesine görüflmelere, Aksaray, Laleli, Kumkap› ve farkl›
özel alanlarda yap›lan gözlemlere, 2005 yaz›nda gerçeklefltirilen iki haftal›k
bir Moldova ziyaretine, internet ortam›nda bulunan 5 adet ‘annelik’ ortak temal› eposta listelerinin takibine ve 2000 y›l›ndan itibaren ‘kad›n göçü ve insan kaçakç›l›¤›’ temal› gazete haberlerinin taranmas›na dayanmaktad›r.
Küreselleflmenin Cereyan Yapan Ak›fllar›: Yuppiler ve Göçmenler
Türkiye’deki güvenlikli siteler, özellikle ailelerce tercih edilen yerleflim alanlar› (Perouse ve Dan›fl 2005). Bu ailelelerin genel profilini de “yeni orta s›n›flar” olarak ifade etmek mümkün. 1980’lerden itibaren giderek
geliflen ve özellikle uluslararas› sermayenin Türkiye’ye gelifli sürecine eklemlenerek hizmet, biliflim gibi sektörlerde çal›flanlarla yat›r›mc›lardan oluflan bu tabakan›n konumuz itibariyle önemli bir özelli¤i, bu ailelere menTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
115
sup kad›nlar›n Türkiye ortalamas›n›n çok daha üstünde bir oranda, tam zamanl› olarak çal›flma hayat›n›n içinde bulunmalar› (Ayata 2002).
Küresel sermaye ak›fl›n›n ortaya ç›kard›¤› yeni s›n›flardan bahsetti¤imizde, Türkiye’nin bu alanda d›fla aç›lan ana penceresi olmas› sebebiyle,
özellikle ‹stanbul’un bu süreçten nas›l etkilendi¤ine bakmam›z gerekiyor.
Burada bize faydal› olabilecek araçlar sunan bir kavram Sasskia Sassen’›n
ünlü “küresel kent”i (1991). Bu kavram, küreselleflmenin ortaya ç›kard›¤›
pek çok hareketlili¤in ulusal s›n›rlar ötesine geçebilme kapasitesini, Manuel Castells’in ifadelendirdi¤i “ak›fl” metaforu (1996: 412, 423) benzeri bir
anlay›flla, özellikle dünyan›n belirli kentlerinde nas›l yo¤unlaflt›¤›n› anlama
çabas›d›r. “Yukar›dan küreselleflme” olarak da ifade edilebilen bu hareketler aras›nda as›l belirleyici role sahip olan› uluslararas› sermayenin hareketlili¤i olup, küresel kent kavram›, bu sermaye ak›fllar›n›n etkisiyle baz› flehirlerin (New York, Los Angeles, Tokyo, Londra gibi) giderek dönüflmeleri ve
bunun sonucunda da içinde bulunduklar› ulusal sistemlerden görece
özerkleflmeleri, bulunduklar› bölgelerin merkezleri haline gelmeleri ve
kendi aralar›nda, ulusal sistemlerden ayr›, hiyerarflik olarak yap›lanm›fl yeni bir çeflit iktidar a¤› içinde ifllemeleri gibi konular› vurgular. Sassen’›n küreselleflme ve kentler iliflkisinde teorize etti¤i önemli bir nokta, söz konusu
kentlerin art›k daha çok post-Fordist üretimin ve dolay›s›yla da hizmet sektörünün ana merkezleri haline gelmifl olduklar›d›r. Ça¤lar Keyder, ‹stanbul’a benzer bir çerçeveden bakt›¤› çal›flmas›nda, ‹stanbul’un özellikle pazarlama, muhasebe ve yönetim, telekomünikasyon, bankac›l›k ve finans,
ulaflt›rma, sigortac›l›k gibi alanlarda kaydetti¤i geliflmelerden dolay› küreselleflme iflaretleri gösterse de (2006: 29) “popülist politikalar›n devam etmesi, ülke çap›nda liberal bir çerçevenin yerlefltirilmesi konusundaki gönülsüzlük, yerli giriflimcilerin tutarl› ve birlefltirici bir bak›fl aç›s› gelifltirememeleri” (2006: 34) gibi sorunlar nedeniyle bir küresel kent niteli¤ini kazanacak kadar özerkleflemedi¤ini ifade eder.
Sassen’›n teorisinin bir di¤er önemli katk›s›, bu sürecin görünmez
aktörleri olan yeni kent yoksullar›n›n üstlendikleri rolleri küresel kentin geliflimi çerçevesinde incelemesidir. Toplumsal olarak giderek kutuplaflan küresel kentin nüfusu, Sassen’›n yaklafl›m› do¤rultusunda bir kum saati mi116
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
sali ayr›fl›rken (Marcuse 1989), ortaya uluslararas› sermayenin yaratt›¤› bir
üst s›n›f ve onlara sunduklar› hizmet üzerinden yaflamlar›n› kazanan yeni
bir alt s›n›f ç›kar. Sassen’a göre bu alt s›n›f, a¤›rl›kla ulusal sosyal sistemlerin d›flar›da b›rakt›¤› göçmen ve kad›nlardan oluflmaktad›r (Sassen 1989).
Baz› yazarlar›n “afla¤›dan küreselleflme” olarak da adland›rd›¤› bu tür insan
ak›fllar› (örne¤in Guarnizo &Smith), küreselleflmeyle ortaya ç›kan ekonomik yap›lanmalar›n yoksul kesimler aras›nda da eskiye göre farkl› bir hareketlenme yaratm›fl oldu¤unu, bu hareketlerin önemli bir k›sm›n›n da küresel kentin ortaya ç›kard›¤› hizmet sektöründeki vas›fs›z iflçi talebine eklemlendi¤ini vurgular.
Sassen’›n teorisi baz› yazarlar taraf›ndan fazla Amerika merkezli görülüp, örne¤in Avrupa’daki refah devletinin bu süreçte oynad›¤› supap etkisi gibi faktörlere yeterince e¤ilmemekle elefltirilmifltir (Hamnett 1996). Türkiye özelinden bak›ld›¤›nda da örne¤in, kentsel yoksul grubunu oluflturan
kitlelerin, Sassen’›n teorisinde ifade etti¤inden farkl› olarak, yabanc› göçmenler de¤il daha çok iç göçlerle yer de¤ifltiren gruplar oldu¤u söylenebilir.
Oysa ev ifli alan›na bakt›¤›m›zda, son on y›lda ortaya ç›kan göçmen
iflçi istihdam›, Sassen’›n teorisinin gittikçe daha fazla Türkiye’ye uyarlanabilir bir hal ald›¤›n› bize göstermekte. Sassen’›n çal›flmas›n›n bize hat›rlatt›¤› önemli bir nokta, asl›nda birbirinden ulusal, kültürel, s›n›fsal olarak
çok farkl› iki toplumsal katman›n, yani sermaye ak›fl›n›n do¤urdu¤u ve besledi¤i yeni beyaz yakal›lar/orta s›n›flar/yuppilerle göçmen kimli¤inde farkl› yerlerden gelen yoksullar›n, küresel kentte girdikleri karfl›l›kl› etkileflimlerdir. O yüzden “küresel kent” s›fat›n› hak etsin ya da etmesin, küreselleflen ‹stanbul’un da, t›pk› Sassen’›n ortaya koydu¤u do¤rultuda, yeni tip toplumsal katmanlaflma emareleri gösterdi¤ini söylemek mümkün. Küresel
kent, beyaz yakal›lar›n istekleri do¤rultusunda flekillenen bir yere dönüfltükçe, onlar›n farkl›laflan ve çeflitlenen tüketim al›flkanl›klar›n› karfl›lama
ihtiyac›n›n do¤urdu¤u ivme de, Türkiye’ye do¤ru yeni bir göç dalgas›n› güçlendirmekte. Küreselleflen sermayeyle eklemlenen toplumsal gruplar, hem
kendilerinin öncülleri olan orta s›n›flardan, hem de halihaz›rda altlar›nda
konumlanan gruplardan farkl›l›klar›n› ilan ederken, bir yandan da yeni tip
hayat tarzlar› gelifltirmekte, bu da onlar›n talepleri do¤rultusunda yeni tip
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
117
tüketim nesnelerinin ve aktörlerinin ortaya ç›kmas›na neden olmakta. Moda, spor, emlak, yemek kültürü gibi alanlarda, bu yeni orta s›n›flara hitap
eden geliflmelerin bir k›sm›, özel e¤itim gerektiren yan uzmanl›k alanlar›n›n oluflmas›na neden olurken, tüketimin önemli bir aya¤›n› oluflturan hizmet alan›nda daha niteliksiz emek gerektiren alt sektörler de ortaya ç›k›p giderek geliflmekte.
Ev iflinin gerçek anlamda bir sektör haline gelmesi, iflte bu sürecin
bir sonucu. Di¤er hizmet sektörü alanlar› gibi özel bir e¤itim gerektirmedi¤i düflünüldü¤ünden, ev ifli nitelikten çok iflin kendine has esnekliklerini
sonuca dönüfltürebilecek kiflilerin özellikle tercih edildi¤i bir alan haline
gelmekte. Afla¤›da k›saca göstermeye çal›flaca¤›m gibi, bu esneklik göçmen
iflçilerce çok daha kolayl›kla kald›r›labildi¤inden, ‹stanbul’un yeni orta s›n›f
hanelerinin pek ço¤u da giderek Sassen’›n teorisinin birer mikrokozmosu
halini almakta.
Göçmen Ev Hizmetlisi: Yeni Aile Fertlerimiz
Türkiye 1990’lar›n ikinci yar›s›ndan itibaren, da¤›lan Sovyetler Birli¤i’nin çeflitli ülkelerinden özellikle ev iflleri alan›nda çal›flmak için gelen kad›nlarla tan›flt›. Öncelikle Türk kökenli Bulgaristan vatandafllar› ve Gagavuz
as›ll› Moldoval› kad›nlarla bafllayan göç, 2001 ekonomik kriziyle bir durgunlu¤a u¤rad›ysa da, 2003 y›l›ndan beri artan bir h›zla devam etmekte. Artan
talebin ve buna ba¤l› olarak yayg›nlaflan arac› flirketlerin de etkisiyle bu sektörde çal›flan kad›nlar›n hem say›s› artt›, hem de geldikleri co¤rafya geniflledi. Bugün yabanc› ev hizmetlisi dendi¤inde kastedilen gruba yaln›z Bulgaristan ve Moldova’dan de¤il, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Gürcistan ve Ermenistan’dan gelen kad›nlar da dahil. Bu kadar farkl› ülkelerden
gelmelerine ra¤men bu kad›nlar›n ortak noktalar› Sovyetler Birli¤i’nin da¤›lmas› sürecindeki ekonomik yap›lanma politikalar›na ba¤l› olarak ifllerini
kaybetmifl olmalar› ya da iyi e¤itimlerine ra¤men yeni çal›flma olanaklar› bulamamalar› (Gal ve Kligman 2000) ve farkl› etnik ve tarihsel sebeplerle6
Türkçeyi kolayca ö¤renebiliyor olmalar› olarak ifade edilebilir.
Süresi her ulusal grup için, geldikleri ülkeye uygulanan vizenin
uzunlu¤u, bu ülkenin Türkiye’ye uzakl›¤› gibi koflullara ba¤l› olarak de¤ifl118
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
mesine ra¤men,7 göçmen ev hizmetlilerinin pek ço¤u Türkiye’ye geçici dönemler için gelirler. Bu sürenin sonunda ülkelerine vizelerini yenilemek,
memleketlerindeki ailelerine tarla ifllerinde yard›mc› olmak, evde b›rakt›klar› çocuklar›n›n durumunu kontrol etmek gibi nedenlerle dönüp, uygun ilk
f›rsatta tekrar çal›flmak üzere, Türkiye’ye geri girerler. ‹lk girifllerini bir ya da
iki ay süreli turist vizesiyle yapt›klar› ve bu sürenin sonunda çal›flmaya devam ettiklerinden, göçmen kad›nlar ço¤unlukla kaçak olarak istihdam edilirler. 2003 y›l›nda, bu durumdaki yabanc›lar›n çal›flma izni almas›na olanak
sa¤layan çeflitli yasal de¤iflikliklere gidilmifl olsa da, uygulamaya bakt›¤›m›zda bu izni alabilmifl kad›nlar›n say›ca düflüklü¤ü (Kaflka 2006), bu kad›nlar›n kaçak olarak çal›flmalar›n›n, istihdamlar›n› da belirleyici bir etken olmay› sürdürdü¤ünü gösteriyor. ‹ste¤e ba¤l› olarak sa¤l›k sigortas› primleri ödenen,8 ya da daha önemlisi kendilerine ait bir hanede yaflad›klar›ndan ev ve
aileye ait pek çok masraf› üstlenmek durumunda kalan yerli iflçilerin istihdam maliyetini art›ran pek çok etkenin kaçak yabanc› iflçiler için söz konusu
olmamas›, onlar›n ucuz emek kayna¤›na dönüflmesine neden oluyor.
Ancak bu durum, göçmen kad›nlar›n istihdam›n›n yayg›nlaflmas›nda önemli bir neden olsa da, tek bafl›na yeterli bir aç›klama de¤il. Zira Türkiye’de, göçmenlerin gelmesinden önce yukar›da da bahsetti¤im gibi,
1950’lerde bafllay›p bugüne kadar süren baflka bir ucuz ev eme¤i kayna¤›
daha var. Genelde köyden kente gelen göçlerle kentin yoksul tabakalar›na
eklemlenen ailelerin kad›nlar›n›n, en yo¤un olarak ev ifli alan›nda çal›flmay› tercih etmesi, zaten 1990’lar›n ortalar›na kadarki dönemde orta s›n›flar›n ev ifllerinin bir k›sm›n›, bu kentli yoksul kad›nlara havale etmesini sa¤lam›flt› (Özye¤in 2000).
Asl›nda, 1990’lar›n ortas›ndan itibaren göçmenlerin ev ifli piyasas›na
giriflinin yaratt›¤› en önemli dönüflüm, “gündüzlü” iflçiden “yat›l›” iflçiye geçifltir. Temizlik ya da bak›m, ne tip bir hizmet söz konusu olursa olsun, Türk
çal›flanlar›n yo¤unluklu olarak sundu¤u hizmet türü –ister farkl› aileler için
haftada ya da iki haftada bir, ister ayn› aile için haftan›n birkaç günü olsungündüzlü olarak adland›r›lan ve çal›flan›n ifline mesai saatleri dahilinde gelip gitti¤i bir hizmet türüydü. Buna karfl›l›k, Türkiye’de kalabilecekleri bir evleri olmayan, dahas› ekonomik nedenlerle göç etmifl, bu nedenle de TürkiTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
119
ye’de kazand›klar› paray› geride b›rakt›klar› ailelerine göndermek için gündelik masraflar›n› olabildi¤ince k›s›tl› tutmaya çal›flan göçmen ev hizmetlileri, burada kald›klar› geçici sürelerde iflverenlerinin evlerinde kalmay› tercih
ederler. Dolay›s›yla da göçmen kad›nlar sadece ucuza de¤il ayn› zamanda yat›l› olarak çal›flmaya da gönüllü olan yeni bir emek gücü haline gelir.
Zaten, göçmen ev hizmetlilerinin “ucuz emek” kayna¤› haline dönüflmesi, asl›nda tam da bu noktada ortaya ç›k›yor. Gündüzlü olarak çal›flan
kad›nlar, ücretlerini birim olarak çal›flt›klar› her gün üzerinden talep ederken, yat›l›lar iflverenleriyle maafllar›n›n ayl›k olarak ödenmesi üzerinden
anlafl›rlar. Bu da hem iflverenin ödedi¤i maafl karfl›l›¤›nda ald›¤› hizmetin
artmas›n›, hem de zaman aç›s›ndan gündüzlüye nazaran çok daha esnek
saatlerde çal›flabilen yat›l› elemandan nitelik aç›s›ndan da farkl› bir verim
almas›n› sa¤lar. Daha önceleri gündüzlü kad›nlar›n s›n›rl› saatler dahilinde
çal›flt›r›labiliyor olmas›, ödenen ücret ne olursa olsun ifllerin bir k›sm›n›n
ev sahibinin üstüne kalmas› ihtimalini ortaya ç›kar›rken, zaman›n›n tamam›n› iflverenin evinde geçiren yat›l› kad›nlar, çal›flt›klar› evin iflinin tamam›n› üzerlerine alarak iflverenlerinin yeniden-üretimle ilgili her türlü meseleden tamamen elini çekebilmesine olanak sa¤larlar. Sonuçta, gündüzlü
eleman kullan›m›ndan yat›l› elemana geçifl, pek çok ailenin bu hizmete
bütçelerinden ay›rd›klar› miktar› ilk bak›flta art›rsa da,9 karfl›l›¤›nda ald›klar› hizmetin geçirdi¤i dönüflüm, bu yeni tip ev iflçisini onlar için daha kârl›
hale getirmifltir. Bu sebeple, Türkiye’deki göçmen ev iflçilerine olan talebin,
bu kad›nlar “ucuz” iflçiler olduklar›ndan de¤il, iflverenlerine “daha ucuza
geldiklerinden” ortaya ç›kt›¤›n› ifade etmek yanl›fl olmaz.
Bir “Ev ‹fli Alan›” Olarak Güvenlikli Siteler
Bu yaz›da sözü edilen, emekteki dönüflümü anlayabilmek için göz
önünde bulundurulmas› gereken bir faktör de, bir ev ifli alan› olarak güvenlikli sitelerdeki villalar›n ne tür yerler oldu¤udur. Asl›nda villa tipi meskenler, ‹stanbul’da 1990’lar›n bafl›na kadar çok da yayg›n olmayan yerleflim biçimleriydi. Özellikle 1950’lerle h›z kazanan modernleflme süreci, kentleflme
ba¤lam›nda apartmanlaflma olgusuna önlenemez bir ivme kazand›r›rken
(Duru 2006), Dragos, Etiler ve ‹stanbul Bo¤az› çevresi gibi belirli yerleflim
120
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
bölgelerinde bu büyümeye göre say›ca s›n›rl› kalan çok katl› ve bahçeli evler
daha çok ekonomik düzeyi yüksek ailelerin ikamet etti¤i mimari yap›lar olarak kald›. Bu tür yap›lar›n bu dönemde artmamas›, oralarda ihtiyaç duyulan
ev hizmetlisi pozisyonlar›n›n da k›s›tl› say›da kalmas›na neden olmufl, böylece de yat›l› ev hizmetlisi talebi Türk çal›flanlarla karfl›lanabilir seviyede kalm›flt›. Bu durum, güvenlikli sitelerin giderek yayg›nlaflmas› ve dolay›s›yla
mekânsal olarak daha büyük hanelerin say›ca artmas› sonucu önemli oranda
de¤iflime u¤rad›. Gündelikçi olarak çal›flma talebinden vazgeçmeyen Türk
çal›flanlar da ortaya ç›kan bu yeni talebi karfl›layamaz bir konumda kald›lar.
Burada önemle vurgulanmas› gereken bir di¤er nokta, iflverenlerin
geçirdi¤i dönüflüm.
Daha genifl evlere geçmeyi tercih etmifl olan yeni orta s›n›f mensubu
beyaz yakal›lar, gerek ekonomik güçlerinin buna elvermesi, gerek kad›nlar›n›n da erkekleri gibi profesyonel sorumluluk sahibi olmalar›, geleneksel aile içi görev da¤›l›m›n› art›k sürdür(e)memelerinden, ev iflleriyle ilgili sorumluluklar›n›, bunlar› onlar ad›na tam zamanl› olarak üstlenebilecek bir baflkas›na vermeyi tercih etmekteler.10 Gündüzlü ev eleman› çal›flt›rmak, ev ifli
ba¤lam›nda giderek k›s›tl› bir hizmet al›nmas› anlam›na gelirken, yat›l› bir
eleman, ev ve içinde yaflayan ailenin bütün sorumluluklar›n› geciktirmeden
ya da ertelemeden üstlenebilecek bir konuma sahip oluyor. Erkeklerin kad›nlarla yeniden-üretimin gere¤i olan ev içi sorumluluklar› paylaflmad›¤›, kad›nlar›n da bu sorumluluklar› tam zamanl› olarak üstlendikleri eski tip bir
hayata geri dönüflü art›k reddeti¤i bu yeni düzende, özel alanda üstlenilmesi gereken bütün sorumluluklar, profesyonel olarak istihdam edilen ve aileyle ayn› özel alan› paylaflabilecek bir yabanc›ya transfer ediliyor.
Güvenlikli sitelerdeki evlerde, yat›l› eleman çal›flt›r›lmas›n›n tercih
edilmesinin bir sebebi de, bu tür yerleflim alanlar›n›n kuruldu¤u yerler.
“fiehirden kaç›fl” mottosuyla kentin d›fl›nda, ulafl›m›n a¤›rl›kla flehirleraras› otoyollarla sa¤lanabildi¤i yerlerde kurulan bu flehirciklerde, ulafl›m sorunlar› nedeniyle de gündüzlü eleman kullan›m› gittikçe zor bir hale geldi.
Çal›flanlar, mesken sahibi olan ailelerin ulafl›mlar›n› özel arabalar›yla sa¤lad›¤› bu yerlere ulaflmak için benzer tip olanaklara sahip de¤il. Site yönetimlerinin çal›flanlar için tahsis etti¤i servis türü olanaklar olsa bile, ev iflinin
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
121
belirli mesai saatlerine dayal› olmaktan çok, iflverenin eve dönüfl saatine
ayarl› olmas› (özellikle söz konusu ifl çocuk bak›m› oldu¤unda), çal›flanlar›n
servis olanaklar›ndan yararlanmas›n› hayli zorlaflt›r›yor. Baz› durumlarda,
ev sahipleri gündüzlü eleman taleplerini alt gelir gruplar›n›n yerleflik oldu¤u yak›n yerleflim bölgelerinden karfl›lama yoluna gitse de (Kemer Country’nin Kemer köyü, Zekeriyaköy’ün Sar›yer ile iliflkisi gibi), bu durum
gene de iflverenlerin elindeki seçenekleri önemli oranda k›s›tlad›¤›ndan, giderek daha az tercih edilen bir seçenek haline gelmektedir.
Buna karfl›l›k yat›l› eleman çal›flt›r›lmas›, çal›flma saatlerini tamamen esneklefltirerek iflin tan›m, saat ve içeri¤inin kontrolünü büyük oranda iflverenin takdirine b›rak›r. Çal›flan›n›n ev ve ifl aras›ndaki ulafl›m›n›n sorun olmas› ihtimalini de ortadan kald›ran iflveren aile, böylece uzaklaflmaya çal›flt›¤› kente ait sorunlar›n bir tanesinden daha kurtulmufl olur. Göçmen ev iflçisiyle 6+1 gün biçiminde, yani çal›flan kad›n›n haftan›n 6 günü
saate ba¤l› olmadan çal›flmas›na karfl›l›k, bir günlü¤üne (12 ya da 24 saat)
izin kullanmas›, taraflar aras›nda sözlü olarak yap›lan anlaflmayla resmi bir
kontrat mahiyetini al›r. Böylece göçmen kad›nlar›n piyasaya girifliyle ev ifli
alan›ndaki kurallar›n, eskiden yap›ld›¤› üzere “tan›d›k bul, rica et, arada sorun ç›karsa da idare et” tarz› iliflkilerden, a¤›rl›kl› olarak piyasan›n kontrol
etti¤i,11 bunun sonucunda da hem ev hizmetlisi bulman›n kolaylaflt›¤›, hem
de onlardan istenecek sorumluluklar›n tan›m›n›n geniflledi¤i yeni bir döneme geçilir. Ev iflinin ölçülüp de¤erlendirildi¤i birim, haftan›n baz› gündüzlerinden bütün gün(ler)e, iflin tan›m› da temizlikle ilgili belirli önceliklerden, her türlü ev iflinin yap›lmas›na dönüflür.
Göçmen Ev ‹flçisinin Bir Günü
2006 k›fl›nda görüflme olana¤› buldu¤um Olga,12 31 yafl›nda, 5 senedir Türkiye’de çal›flan Bulgaristanl› bir kad›nd›. Türkiye’ye geldi¤i ilk zamandan beri kocas›ndan ayr› yaflayan Olga’n›n memleketinde annesinin
bakt›¤› 7 yafl›nda bir k›z› vard›. Türkiye’ye gelmeden önce Bulgaristan’da
vergi dairesinde çal›flan Olga, k›z›n›n do¤umu ertesi ald›klar› borcun faizini ödemeye maafl›n›n yetmemesi sonucu, kocas›n›n teyzesinin o dönemde
Türkiye’de çal›fl›yor olmas› nedeniyle, borcunu ödeyebilecek paray› kazan122
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
mak için Türkiye’ye gelmifl. Daha önce ‹zmit’te bir ailenin yan›nda 1 y›l, ‹stanbul’da baflka bir ailenin yan›nda da 5 ay çal›flan Olga’n›n en son ifli onunla görüfltü¤üm Sar›yer yak›nlar›ndaki bir sitedeki bir villayd›. Orada yedi ve
üç yafllar›ndaki iki çocuklu bir ailenin yan›nda çal›flan Olga’n›n yan› s›ra, evde küçük k›z›n bak›c›s› ve yemekten sorumlu bir Türk yat›l› kad›n ve haftan›n üç günü temizli¤e gelen gündüzlü bir Türk kad›n daha vard›. Olga, üç
katl› villadaki tipik bir ifl gününü bana flöyle anlatt›:
Ben 6.30’da kalk›yorum. Ceren okula gitti¤i zaman daha erken kalk›yorum çünkü 7’yi 10 geçe filan ç›k›yor, 7.30’da servis geliyor, ancak kahvalt›s›n› eder. O zaman 6.15 falan kalk›yorum. Bu s›ralar 6
buçukta kalk›yorum çünkü fiule han›m da erken gidiyor. Kahvalt›s›n› haz›rl›yorsun. ‹flte iniyorlar kahvalt› ediyorlar onlar gidiyorlar.
Ondan sonra Ahmet Bey iniyor, o da kahvalt›s›n› edip ç›k›yor. Sonra Deniz. Herkesi yollay›p, biz kahvalt› ediyoruz. Saat 10 oluyor.
Sonra mutfak toplan›yor. Yukar› ç›k›yoruz, odalar› toplamaya, silmeye, süpürmeye, eflyalar› yerlefltirmeye her zaman yukardan bafll›yoruz. Öyle iniyorsun afla¤›ya kadar. Bu ifllerle zaten ö¤len oluyor.
Çocuklara ö¤le yeme¤i, sonra masa toplan›yor. Ütünün yap›lmad›¤›
bir gün bile yok. Çamafl›r günü oldu¤unda bazen dört bazen alt› kere çamafl›r y›kan›yor. Pazartesi günü mesela, alt› kere çünkü o gün
herkesin çarflaflar› de¤ifliyor. Çocuklar›n k›yafetleri. Bir giydiklerini
bir daha giymiyorlar, y›kan›yor. Benim ütü masam hiç kalkm›yor.
Bugün mesela üç gömle¤im kald›. Sonra alt kata inip oray› da topluyorsun. Öyle iflte, gün içinde hiç kimse oturmuyor. Bazen otural›m keyif yapal›m diyoruz. 3.5-4 gibi bir çay içiyoruz, çocuklar varsa
akflam kahvalt›s› veriyorum. Ondan sonra zaten fleyler bafll›yor salata haz›rla, akflam yeme¤i. Çocuklar 7’de yiyorlar, sonra büyükler geliyorlar, son zamanlarda hep beraber yiyorlar. Sonra ç›k›yorsun, çocuklar› y›k›yorsun, tuvaletlerini yapt›r›yorsun. Sofra kalk›yor, çay koyuyorsun, meyve kesiyorsun. Saat 11-12 oluyor, afla¤› odaya inip ütü
varsa yap›yorsun, yoksa yat›yorsun.
A.A.: Ütüye devam yani?
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
123
Olga: Ütü her zaman. Geçen hafta mesela kaya¤a gittik, oradan dönüflte ben gece ikiye kadar ütü yapt›m.
‹stanbul’un karfl› yakas›nda, Polonezköy’de çal›flan 36 yafl›ndaki
Moldoval› Lena ise 1998’den beri Türkiye’ye 6 ayl›k dönemler için gelip çal›flan bir kad›n. Gene bir tan›d›¤›n›n davetiyle ilk kez Türkiye’ye gelen Lena’n›n memleketinde kocas›n›n bakt›¤› 10 ve 11 yafllar›nda iki o¤lu var. Türkiye’ye geldi¤inde ilk bir ay yafll› bir erke¤e bakan, ard›ndan bir süre Avc›lar’da bir ayakkab› atölyesinde çal›flan, daha sonra tekrar ev ifline giren Lena en son olarak flu anda çal›flt›¤› villaya girmifl. Bir dönem maafl›na zam
yapmad›klar› için bu ifli b›rak›p, Avrupa yakas›nda bir apartman dairesinde
yaflayan bir yafll› han›m›n yan›na bak›c› olarak giren Lena’ya bak›m iflinin
kiflisel boyutta iflleyen yap›s› rutin ve duygusal anlamda zor gelince, Polonezköy’deki eski ifline geri dönmüfl. Görüflme yapt›¤›m kad›nlar aras›nda
hem büyük bir evde temizlikçi/kâhya, hem de apartman dairesinde bak›c›
olarak çal›flm›fl olmas›na ra¤men birinci tip ifli di¤erlerine tercih eden tek
kad›n olan Lena da bana villada geçen bir iflgününü flöyle anlatt›:
Ev üç katl›. Alt kat bana ait, orta katta salon filan, en üst kat patronlar›n. K›z üniversiteye gidiyor, Karaköy’de. Sabah babas›yla gidiyorlar. Kad›n kalk›yor spora, cimnasti¤e gidiyor. Ben de iflte evin bütün
iflini yap›yorum. Yemek, ütü, çamafl›r hepsini. Baflka kad›n yok,
hepsini ben yap›yorum. Hiç oturmuyor insan ama o iyi oluyor, oturmaktansa çal›flmak iyi, yoksa bütün gün evdekileri düflünürüm.
Öbür evde daha zordu, “gel can›m, televizyon seyredelim can›m” diyen teyze. Burada her gün 2-3’e kadar sürüyor ifller. Sonra iflte ç›k›p
yürüyorum, bakkala gidip çukulata filan al›yorum. Akflama do¤ru
da yemek, salata. Bulafl›ktan sonra çay› koyuyorum onlara, odama
iniyorum. Bir daha yukar› ç›km›yorum.
Güvenlikli Sitenin Alttan Görünüflü: Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler
Peki ayr› bir kiflinin tam zamanl› çal›flmas›n› gerektirecek kadar çok
iflin ç›kt›¤› bu çok katl› evlerin iç yap›lar› nas›ld›r? Örne¤in yukar›da bir ifl124
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
gününü anlatan Olga’n›n çal›flt›¤› evin mimarisi flöyle tasarlanm›flt›: ‹lk bak›flta iki katl› gibi gözüken bina, girifl kat›nda bir salon, yemek odas›, çal›flma odas›, misafir banyosu ve mutfaktan oluflurken; üst kat 2 çocuk odas›,
bir çocuk banyosu, bir oturma alan›yla banyo ve giyinme odas›n› da içinde
bar›nd›ran bir ebeveyn odas›ndan olufluyordu. D›flar›dan çok net olarak seçilmese de evin ana giriflinden girildi¤inde gözünüze çarpan ve afla¤› do¤ru inen merdivenler, evin en alt›nda bir kat daha oldu¤unu göstermekteydi. Evin üzerine kuruldu¤u e¤im sayesinde sadece bir cephesinin tavana yak›n k›s›mlar›nda camlar bulunan bu en alt kat, “yar›-görünür yar›-görünmez” mimari yap›s›yla evin üst katlar› ile “hem onlara dahil, hem de ayr›”
bir biçimde konumlanm›flt›. D›flar›dan zorlukla görünen bu en alt kat, cams›z da olsa bir oturma/televizyon odas›, kalorifer kazan› ve iki çamafl›r makinesinin durdu¤u bir oda ve biri evin çocuklar›n›n Türk bak›c›s›na, di¤eri
de binan›n yemek hariç tüm ev ifllerinden sorumlu Bulgar ev hizmetlisine
ait iki yatak odas› ve bir banyodan oluflmaktayd›.
Bu en alt kat›n binan›n genel yap›lanmas›nda “hem var hem yok”
biçimindeki konumlan›fl›, asl›nda o mekânsall›kta tezahür eden etkileflimlerin de önemli bir ifadesi. T›pk› Türkiye’deki orta s›n›f apartmanlar›n›n kap›c› dairelerinin en alt katlarda konumlan›fl biçimi gibi, pencereleri sadece
birazc›k günefl ›fl›¤› alacak yükseklikte b›rak›lm›fl bu katlar, asl›nda bir taraftan binan›n en gereksiz k›sm› gibi konumlan›rken, di¤er yandan bu katta yaflayanlar›n evin içindeki hayat›n geneline iliflkin oynad›¤› merkezi rol,
bu en alt kat› bir tür gerilim alan›na dönüfltürüyor. Bu gerilim, asl›nda o
alan içinde yarat›lan mekânsal ayr›flman›n, üzerine kuruldu¤u iliflkiselliklerin ortaya ç›k›fl biçiminden baflka bir fley de¤il.
Bo¤az’›n Anadolu yakas›nda bir baflka görüflme için ziyaret etti¤im bir di¤er villan›n iç yap›lan›fl› ise biraz daha farkl›yd›. Dört katl› bu binan›n girifl kat›nda mutfak, salon, ayr› bir oturma alan›, çal›flan kad›n›n
odas› ve banyosu bulunurken, ikinci kat›nda bir ebeveyn yatak odas›, bir
oturma odas› ve bir dolap alan›, üçüncü kat›nda iki adet daha banyolu yatak odas›, çat› kat›nda ise bir yatak odas› ve oturma alan› bulunmaktayd›.
Bir iflverenle yapt›¤›m görüflmede tasvir edilen villa da benzer özelliklere
sahipti:
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
125
K›z›m›n evi toplam olsun en fazla 400 m2. Büyük bir villa de¤il, en
küçük tip villalardan. Ama tabii kat kat, küçük de olunca fazla katl›
oluyor. Yine ç›kmak oluyor boyuna, yoksa öyle çok büyük bir yer de¤il… Bir yaflam kat› oluyor bu tür evlerde. Ne bileyim, alta bir ufak salon. Bir mutfak. Yan›nda banyo, tuvalet. Kad›n›n fleyi. Öyle, k›z›m›nki. Kad›n oradan birinci derecede sorumlu, bir de yatak odalar›ndan
sorumlu. Di¤er yerler, daha kullan›lmayan yerler var. Tabii onlara eflya yap›lacak, bilmem ne yap›lacak. Bunlar pat diye olmayan fleyler. ‹ki
adet salon bana göre de gerekli de¤il. Evin giriflinde bir salon, bir de
altta. Alttaki salon yaflan›lan yer. Ayn› büyüklükte alt alta iki salon. Ne
olucak ki yani, kim gelecek? Belki gelecek de bir grup erkek, yukar›
ç›kacak, orada televizyon izleyecek filan, olursa. Oras› bofl. Bofl ama
haftada bir temizleniyor, tozu al›n›yor. ‹flte onlar› da gelince Türk kad›n yap›yor.
Olga’n›n çal›flt›¤› evden farkl› olarak, di¤er iki tip villadaki çal›flan odas› yer alt›nda de¤il, girifl kat›nda bulunuyordu. Ancak bu tür evlerde yapt›¤›m
gözlemlere göre bu hizmetli odalar› evin en alt kat›nda konumlanmad›klar›
durumlarda da mutlaka evin en arka bölümünde yer al›yorlar. Böyle durumlarda bu tur hizmetli odalar› evin di¤er bölümleri ile, içinde mesela kazan dairesi gibi yerlerin de bulundu¤u, bir koridor ile ba¤lan›yorlar. Böylece bu söz
konusu evin arka taraf›ndaki koridorlar›n bir di¤er fonksiyonu da ucunda bulunan odalar› evin di¤er “ana” k›s›mlar›ndan her an “sökülüp ç›kar›labilinir”
gibi bir biçimde konumlamas› oluyor. Hizmetli kifli(ler) evin muhtelif ihtiyaçlar› dahilinde kabul edildi¤inden hizmetlinin odas›n›n da evin bu muhtelif hizmetlerin karfl›lanmas›n› sa¤layan her türlü arac›n durdu¤u k›s›mda
topluca, ancak olabildi¤ince gözden ›rak, durmas› gayet “do¤al”.
‹stanbul’da, özellikle güvenlikli sitelerin yayg›nlaflmas›yla say›lar›
artan bu villa tipi yerleflim alanlar›n›n yukar›da örneklerle göstermeye çal›flt›¤›m ortak özellikleri:
1) Ev iflini, tek bafl›na ayr› bir kiflinin sorumlulu¤u haline getirmeyi
zorunlu k›lan mekânsal büyüklükleri,
126
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
2) Bu mekânlar›n istisnas›z olarak yat›l› bir ya da birkaç eleman›n istihdam›n› varsayarak düzenlenmifl olmalar›,
3) Evin yat›l› elemanlar için ayr›lm›fl bölümlerinin evin mimarisinin
elverdi¤i en uzak noktaya konumlanm›fl olmalar›d›r.
Villalarda çal›flan ev hizmetlilerine verilen bu ayr› alanlar, ilk bak›flta onlara sa¤lanan bir ayr›cal›k ve konfor olarak görülebilir. Nitekim apartman dairelerinde çal›flan göçmen kad›nlar bazen çal›flt›klar› evin büyüklü¤ü ya da ailenin fertlerinin say›s›na göre bakt›klar› çocu¤un odas›nda ya da
evin salonunda kalmak zorundad›rlar. Özel hayatlar›n›n neredeyse tamam›,
yan›nda çal›flt›klar› aileye tabi hale gelmifl bu kad›nlar›n kendilerine ayr›lm›fl küçük bir alan bile bulamamalar›, flüphesiz yapt›klar› iflin koflullar›n›
onlar aleyhine zorlaflt›rmaktad›r.
Ancak, gerek villada çal›flan göçmen kad›nlar›n, gerekse buralarda
yaflayan iflverenlerin anlat›mlar›na bakt›¤›m›zda, bu ayr› alanlar›n farkl› bir
ifllevleri daha oldu¤unu görüyoruz. Çal›flana tahsis edilen bu ayr› alanlar,
aile evdeyken veya herhangi bir hizmet talep edilmedi¤i zamanlarda, evde
çal›flan kad›n›n gözlerinin önünde bulunmaya devam etmesini engelleyici
bir çeflit “açma-kapama” ifllevi görüyor. Bütün gününü evin dört bir köflesinde çal›flarak geçiren ev hizmetlisinden özellikle günün sonunda, aileye
hizmeti sona erdi¤inde beklenen fley, ailenin gözünün önünden ona tahsis
edilen odaya çekilmesi ve onlar›n ertesi sabaha kadarki geçici sürede, tekrar
“çekirdek aile” moduna dönmesini mümkün k›lmas›d›r. Bu beklenti, iflverenlerle yap›lan görüflmelerde genellikle çal›flan kad›n›n günün sonunda
rahat ettirilmesi olarak ifade edilse de, burada as›l kayg›n›n daha çok ailenin kendi mahrem hayatlar›na geri dönme iste¤inden kaynakland›¤›n›,
göçmen kad›nlar›n odalar›na çekildiklerinde de kalan ütüyü yapmaya devam edebildiklerini anlatmalar›ndan takip etmek mümkün.
Apartman dairesinde yaflayan bir ailenin, yat›l› bir hizmetliyle çok daha s›k› bir biçimde muhatap olmak durumunda kalmas› olas›l›¤›n›n mahremiyetlerini tehdit edici bir faktör olmas› ve bu sebeple baz› iflverenlerin gündüzlü eleman kullan›m›n› olas› bütün sak›ncalar›na ra¤men (görüflülen iflverenlerin ifade etti¤i üzere Türk kad›nlar›n›n kendilerini yan›nda çal›flt›klaTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
127
r› ailenin bir ferdi olarak görme e¤ilimleri, bu sebeple lafa kar›flmalar› ya da
iflverenlerine ak›l ö¤retmeleri, kendi ailevi meselelerine öncelik verip, iflle ilgili sorumluluklar›n› geciktirmeleri ya da yerine getirmemeleri, iflverenlerini ortada b›rakabilecek flekilde sorumsuzca davranabilmeleri, çal›flt›klar› her
gündüz üzerinden ücret ald›klar›ndan maafllar›n›n iflveren nezdinde daha
pahal›ya gelmesi gibi) tercih edebilmelerine karfl›n, villa tarz› bu yerleflim
alanlar›n›n mimari yap›lar›yla sunduklar› yat›l› eleman kullan›m›n› kolaylaflt›r›c›, hatta adeta teflvik edici özellikleri, asl›nda ‹stanbul’da göçmen ev hizmetlisi kullan›m›n›n yayg›nlaflmas›nda son derece önemli bir etken. Günün
her saati, haftan›n neredeyse her günü o alan içinde bulunan göçmen kad›n
bir yandan ailenin evle ilgili her türlü iflten tamamen elini çekmesine olanak
verirken, di¤er yandan ise özel alan›n içine fazlaca s›zm›fl oldu¤undan gerek
ailenin bütünselli¤ine, gerekse onlar›n s›n›fsal kimlik ve hayat biçimlerine
yönelik sembolik bir vahflet tehdidi içeriyor. Bir ev dahilinde icra edilmesi sebebiyle özel ve kamusal alanlar aras›ndaki ayr›m›n mu¤laklaflmas›na ortam
sa¤layan ev iflinin bu çeliflkili yap›s›, villa tipi mekân›n orada bulunanlara
sundu¤u farkl› ayr›m yaratma mekanizmalar› sayesinde, ev hizmetlisinin
eme¤i herhangi bir gerilime sebebiyet vermeden kontrol edilebilir bir hale
dönüflmüfl oluyor. Gayatri Spivak’›n Jane Eyre okumas›nda ifade etti¤i Mr.
Rochester’›n evinin o en uzak odas›na hapsedilen Bertha Mason’un canavar›ms› ma¤dunlu¤unun Jane Eyre’›n beyaz ve masum öznelli¤ini kurgulamas› gibi (1999), göçmen ev hizmetlisinin ona ayr›lan alan ya da odadan patronunun izni haricinde ç›k›p dolaflmas›n›n, masum orta s›n›f evinin huzurunu tehdit edebilecek hayvans› bir tehlike içerdi¤ini düflünmek olas›.
Bu nedenle bu tür yap›lar›n iç mekânlar›, asl›nda orada gerçekleflecek olan emek kullan›m›n›n ve bununla beraber ortaya ç›kacak mikro iliflkilerin belirli bir do¤rultuda kontrol edilmesi üzerinden kurulmufl durumda. ‹ç yap›lar›n›n yat›l› eleman›n aileyi rahats›z etmeyece¤i tarzda infla ediliyor olmas›, bu tür hizmetli kullan›m›n› sadece ailenin inisiyatifinin belirledi¤i bir fley olmaktan ç›kar›p, oray› düzenleyen mimari anlay›fl›n özel hayat›n art›k nas›l yaflanmas› gerekti¤ine iliflkin bir yapt›r›m› haline geliyor.
Çok katl› infla edilen bu yeni tip yerleflim alanlar›n›n, hizmetlinin hem aile
ona ihtiyaç duydu¤u sürece olabildi¤ince yak›n durabilece¤i ama hem de
128
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
ona ihtiyaçlar› kalmad›¤›nda olabildi¤ince kolay ortadan kaybolabilece¤i flekilde tasarlanmas› asl›nda çal›flan kad›na sunulan özgürlük alan›yla eme¤inin kontrol ediliflinin tek bir mekanizma üzerinden gerçekleflmesini sa¤l›yor. Güvenlikli sitede yaflayan aile hem her daim elinin alt›nda olacak bir
eleman ihtiyac› duyup o elemanla beraber yaflamay› tercih ederken, hem de
mekânsal olarak önceden kurulan yukar›s›-afla¤›s› ayr›m›, aile ve göçmen
kad›n›n iliflkisini “hem bizden, hem de¤il” ya da “hem var, hem yok” biçiminde, herkesin yerini istese de istemese de bilmesini gerektiren bir biçimde flekillendirmifl oluyor. Sassen’›n ifade etti¤i küresel kentte yaflanan sosyal kutuplaflman›n metaforu olan kum saati, güvenlikli sitelerde adeta mimari üzerinden vücut buluyor. Villan›n üst ve alt katlar› aras›ndaki merdivenler küreselleflmenin yeni yerli zenginleriyle göçmen yoksullar›n› hem
birbirine ba¤layan hem de aralar›ndaki ayr›m› baflka bir boyuta sokan bir
tür görünmez s›n›r çizgisine dönüflüyor.
Deleuze’ün kontrol toplumunun iflleyiflinin bir metaforu olarak
“otoban”› önerirken kastetti¤i fleylerden biri, bu dönemde özgürlüklerin yaflan›fl biçiminin aktörlerin deneyimlerinden önce belirlenmifl maddi durumlarla zaten tahakküm alt›na al›nm›fl oldu¤uydu (2006: 322). Otobanlar
sayesinde tamamen özgürce yolculuk etti¤ini sanan insanlar, asl›nda örne¤in otoban›n d›fl›na ç›kamad›klar›n›, istedikleri gibi yön de¤ifltiremediklerini ve buna as›l engel olan›n herhangi bir aktör ya da kurum de¤il, asl›nda
otoban›n mimari yap›s› oldu¤unun fark›na varmazlar. Göçmen kad›n›n
kendi iste¤i dahilinde göç etmesi, kendi iflini kendi seçmesi, yeni ifli olan
villadaki ona ayr›lm›fl oda ve görece iyi koflullarda yafl›yor olmas› (örne¤in
memleketindekinden daha yüksek bir maafl kazanmas› ya da altyap› olarak
çok daha rahat bir evde bar›nmas›), onun asl›nda küreselleflmenin görece
flansl› emekçilerinden oldu¤u izlenimini verebilir. Ama burada unutulmamas› gereken fley, biçilen bu yeni rolün, ona yeni küresel ekonomide s›n›rlar› kesin olarak belirlenmifl yegâne rol oldu¤udur. Art›k sadece baflkalar›n›n arkas›n› toplad›¤› kadar›yla hayat›n› kazanabilen eski bir sosyalist iflçi,
yeni bir küresel yoksuldur. Bu yeni hayat›, memleketindeki köyüyle hayat›n› kazand›¤› bu yeni villan›n alt kat›ndaki odas› aras›nda gidip gelecek tek
bir hatta, bir otoban›n s›n›rlar› kadar belirlenmifl durumdad›r.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
129
Sonuç
Bu çal›flman›n gözleme dayanan önermeleri aslen kartopu yöntemiyle ulafl›labilen güvenlikli siteleri kapsad›¤›ndan, vard›¤› sonuçlar k›s›tl›
bir önerme olarak görülebilir. Eldeki örneklem k›s›tl› da olsa burada vurgulamaya çal›flt›¤›m fley, ev hizmeti gibi gittikçe yayg›nlaflan emek biçimlerinin karfl›laflt›¤› sorunlar›n izini sürerken alg›m›z› çal›flanlar›n anlat›lar›n›n
ve onlar›n yaflad›¤› gündelik sorunlar›n (iflverenin kötü muamelesi, uzaktaki ailenin özlenmesi gibi) ötesine geçirmemiz gerekti¤iydi. Bir emek biçimi olarak ev ifli giderek de¤erini art›r›rken, buna sebep olan farkl› etkenler
oldu¤u muhakkak. Sermaye birikiminin belirli toplumsal gruplarda giderek daha büyük oranda yo¤unlaflmas› gibi sebepler, onlar›n yeni tüketim
al›flkanl›klar›n› -ve bu arada ev hizmetine yapt›klar› yat›r›m›- anlamaya çal›fl›rken bize önemli araçlar sa¤l›yorsa da, benim burada yapmaya çal›flt›¤›m
bu sürecin, nas›l mimari gibi yan ö¤elerle de maddi olarak besleniyor oldu¤unu gözler önüne sermekti.
Ronen Shamir, küreselleflmenin yak›n döneme kadar hâkim olan
bir anlay›fl içinde sadece “aç›kl›k, ak›fllar” gibi metaforlarla kavramlaflt›r›lmas›na karfl› ç›kan yaz›s›nda, bu hareketliliklerin yaratt›¤› yeni tip “kapanmalar›n” da oldu¤unun alt›n› çizerken, bunlara bir örnek olarak verdi¤i güvenlikli sitelerin, asl›nda örne¤in iflleyifl aç›s›ndan hapishanelerden çok da
farkl› olmad›¤›n› savunur (2005: 206). Küreselleflmenin baz› s›n›rlar› bertaraf eden gücü bir dönem pek çok teorisyene s›n›rlar›n zaman içinde tamamen kalkaca¤› izlenimini vermifl olsa da, bugün karfl›m›za gittikçe daha belirgin olarak ç›kan resim, küreselleflmenin pek çok s›n›r›n ötesine geçme
gücü bir yana, giderek yeni tip ayr›flma biçimleri de yaratt›¤›d›r. Güvenlikli
site örne¤inden bakarsak, ilk bak›flta duvarlar›n› “karmafl›k d›flar›s›”na karfl›, “türdefl içerisi” biçiminde kurmaya çal›flan bu yaflam alanlar›nda ikamet
edenler bu alanlar›n üzerine kuruldu¤u “biz ve bizden baflka herkes” mitini, öncelikle kendi ihtiyaç ve talepleri sonucu kendileri buland›rarak, yüksek duvarlar›n› hizmetlerinde çal›flmaya haz›r olan s›n›rl› say›da “öteki”ne
açarlar. Böylece ilk bak›flta d›flar›ya tamamen kapal› gibi duran duvarlar,
içerideki ihtiyaçlar do¤rultusunda sadece baz›lar›na aç›lm›fl bir sosyal filtreye döner. Güvenlikli sitenin bu ontolojik olarak hiçbir zaman türdefllefleme130
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
mesi sorunu, içerideki villalar›n mimarisinin yaratt›¤› görünmez duvarlar
sayesinde kontrol alt›na al›n›r. Apartman dairelerinde istihdam edilen göçmen kad›nlar›n aksine, villalarda çal›flan elemanlara ayr› bir oda, banyo,
hatta baz› durumlarda ayr› bir kat (ve bu mekânlar›n de¤iflmez aksesuar›
olan bir televizyon) tahsis edilebilmesi, ilk bak›flta onlara rahat koflullarda
çal›flma olana¤› sa¤lanmas› olarak görünse de, bunlar ayn› zamanda çal›flan
kad›nlar›n oradaki bedensel varl›klar›n› ihtiyaç duyuldu¤u sürece kontrol
edilebilecek bir mekanizmaya dönüflürürler. Bir yabanc›yla beraber yaflamaya olanak sa¤layan ama bir yandan da bu durumu ailenin mahremiyeti
gibi özel alan›n kendine has özelliklerini tehdit etmeyecek flekilde ihtiva etmek üzere tasarlanan bu binalar, çal›flanlar›n “hem var, hem yok” biçiminde istihdam edilmelerini sa¤layan biçimleriyle asl›nda küresel farkl›laflmalar›n Türkiye özelindeki basit bir sonucu de¤il, onu yeniden üreten ve farkl› bir biçimde forma sokan bir etken haline dönüflür. Simmel’in “hem yak›nda hem uzakta olan” fleklinde tan›mlad›¤› “yabanc›” benzeri (1971: 143),
Türk orta s›n›f hanelerine s›rtlar›nda “hem yoksul hem e¤itimli”, “hem yabanc› hem Türkçe bilir”, “hem ailesi var, namuslu hem ailesi yok; çok uzaklarda” gibi kimliklerle kabul edilen göçmen kad›nlar, küreselleflmenin güvenlikli siteler üzerinden yayg›nlaflt›rd›¤› bu yeni mimari yap›yla “hem hep
evin içinde hem her istendi¤inde kaybolabilir” bir hale de bürünerek, küreselleflen kentin yeni “yabanc›”lar› olurlar.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
131
Kaynakça
Akal›n A. 2007. “Hired as a Caregiver, Demanded as a Housewife: Becoming a Migrant Domestic Worker in Turkey,” European Journal of Women’s Studies (14): 209-225.
Ayata, S. 2002. “The New Middle Class and the Joys of Suburbia,” D. Kandiyoti ve A. Saktanber (der.)
Fragments of Culture: The Everyday of Modern Turkey içinde. New Brunswick, New Jersey: Rutgers
University Press.
Bali, R. N. 2007. Tarz-› Hayat’tan Life Style’a: Yeni Seçkinler, Yeni Mekânlar, Yeni Yaflamlar, ‹stanbul: ‹letiflim.
Bartu, A. 2001. “Kentsel Ayr›(fl›)m: ‹stanbuldaki Yeni Yerleflimler ve Kemer Country Örne¤i,” F. Gümüflo¤lu (der.) 21. Yüzy›l Karfl›s›nda Kent ve ‹nsan içinde. ‹stanbul: Ba¤lam, 145-149.
Bourdieu, P. 2003. “The Berber House,” S. M. Low ve D. Lawrence-Zuniga (der.) The Anthropology of
Space and Place: Locating Culture içinde, Malden, MA: Blackwell Publishing, 131-141.
Caldeira, T. 2000. City of Walls: Crime, Segragation and Citizenship in Sao Paulo. Berkeley: University of
California.
Castells, M. 1996. The Information Age: Economy, Society and Culture. The Rise of the Network Society (1).
Malden: Blackwell.
Deleuze, G. 2006. Two Regimes of Madness: Texts and Interviews 1975-1995. Cambridge, MA: MIT Press.
Duru, A. 2006. “Aparmentalization and Middle Classes: Urban Socio-Spatial Change in the Period
1950-1970s,” (yay›nlanmam›fl yüksek lisans tezi).
Gal, S. ve Kligman G. 2000. The Politics of Gender after Socialism. Princeton, New Jersey: Princeton University Press.
Genifl, fi. 2007. “Producing Elite Localities: The Rise of Gated Communities in ‹stanbul,” Urban Studies (44 /4): 771-798.
Guarnizo, L. E. ve Smith M. P. 1998. “The Locations of Transnationalism,” L. E. Guarnizo ve M.P.
Smith (der.) Transnationalism from Below içinde, New Brunswick: Transaction Publishers, 3-34.
Hamnett, C. 1996. “Social Polarisation, Economic Restructuring and Welfare State Regimes,” Urban
Studies (33/8): 1407-1430.
Keyder, Ç. 2006. “Arka Plan,” C. Keyder (der.) ‹stanbul: Küresel ile Yerel Aras›nda içinde, ‹stanbul: Metis. 9-40.
Kaflka, S. 2006. The New International Migration and Migrant Women in Turkey: The Case of Moldovan
Domestic Workers. MiReKoç Research Projects 2005-2006
(http://home.ku.edu.tr/~mirekoc/reports/2005_2006_selmin_kaska.pdf).
Keough, L. J. 2004. “Driven Women: Reconceptualizing Women in Traffic Through the Case of Gagauz Mobile Domestics,” Focaal-European Journal of Anthropology (43): 14-26.
Kurtulufl, H. 2005. “‹stanbul’da Kapal› Yerleflmeler: Beykoz Konaklar› Örne¤i ‹stanbul’da Kentsel Ayr›flma,” H. Kurtulufl (der.) ‹stanbul’da Kentsel Ayr›flma. ‹stanbul: Ba¤lam, 161-186.
Lefebvre, H. 1996. The Production of Space. Oxford: Blackwell.
Low, S. M. 2001. “The Edge and the Center: Gated Communities and the Discourse of Urban Fear,”
American Anthropology (103/1): 45-58.
Marcuse, P. 1989. “Dual City: A Muddy Metaphor for a Quartered City,” International Journal of Urban
and Regional Research (13): 697-708.
132
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
Öncü, A. “The Myth o the “Ideal Home”. Travels across Cultural Borders to Istanbul,” A. Öncü ve P.
Weyland (der.) Space, Culture and Power: New Indentities in Globalizing Cities içinde. Londra: Zed
Books, 52-72.
Özbay, F. 1999. “Gendered Space: A new Look at Turkish Modernisation,” Gender and History (11/3):
555-568.
Özye¤in, G. 2000. Untidy Gender: Domestic Service in Turkey, Philadelphia: Temple University Press.
Perouse, J.-F. ve A. Didem D. “Zenginli¤in Mekânda Yeni Yans›malar›: ‹stanbul’da Güvenlikli Siteler,”
Toplum ve Bilim (104): 91-123.
Roitman, S. 2005. Who Segragates Whom? The analysis of a Gated Community in Mendoza, Argentina. Housing Studies (20/2): 303-321.
Sassen, S. 1989. Globalization and its Discontents. New York: The New Press.
Sassen, S. 1991. The Global City: New York, London and Tokyo. Princeton,NJ: Princeton University Press.
Shamir, R. 2005. “Without Borders? Notes on Globalization as a Mobility Regime,” Sociological Theory
(23/2): 197-217.
Simmel, G.1971. “The Stranger Georg Simmel,” D. N. Levine (der.) On Individuality and Social Forms
içinde. Chicago, Londra; The University of Chicago Press, 143-149.
Spivak, G. C. 1999. A critique of Postcolonial Reason: Toward a History of the Vanishing Present, Cambridge, Massachusetts: Harvard University Press.
Wu, F. 2004. “Transplanting cityscapes: The Use of Imagined Globalization in Housing Commodificaiton in Beijing,” Area (36/3): 227-234.
Notlar
1
2
3
4
5
1971-1975 y›llar› aras›nda ITV kanal›nda yay›nlanan ünlü bir ‹ngiliz dizisi. 20. yüzy›l›n ilk dönemlerinde Londra’da yaflayan soylu bir aile ve onlar›n hizmetinde çal›flanlar›n bafl›ndan geçenleri eflzamanl› olarak anlatan dizi, tek bir alanda yaflayan iflveren ve hizmetlilerin iç içe ve çat›flmal› hayatlar›n› baflar›yla sergilemifl olmas› ile ünlüdür. http://www.museum.tv/archives/etv/U/htmlU/upstairsdow/upstairsdow.htm
Yaz›n›n geneline iliflkin yorumlar› ve Türkçe redaksiyon konusundaki yard›mlar›ndan dolay› Zeynep Altok’a çok teflekkür ederim.
Pek çok sitenin içine girmenin tek yolu ev sahiplerinin ziyaretçinin kimli¤ini teyit etmesi.
Ben kendi çal›flmalar›mda “göçmen ev hizmetlisi” ifadesini “yabanc› ev hizmetli”sine tercih ediyorum. Bunun sebebi, “yabanc›” kavram›n›n “bural› olmayan”a tekabül eden bir ters etnisite iliflkisi
kurmas›na karfl›l›k, “göçmen” kavram›n›n etnik kökenden ba¤›ms›z bir tür mobiliteye gönderme
yapmas›d›r. Daha somut bir ifadeyle, örne¤in Türkiye’ye yenilenebilir vizelerle giren Türk as›ll›
Bulgaristanl›lar teknik olarak yabanc› olarak tan›mlanamayabilirler, ancak yapt›klar› ifl aç›s›ndan
sektörde çal›flan di¤er kad›nlardan bir farklar› yoktur. Burada vurgulanmas› gereken di¤er bir nokta, “göçmen” ile kastedilenin ‹ngilizcedeki “migrant” kavram› oldu¤u. Türkçede “migrant” ve “immigrant” kavramlar›n›n ayn› kelime ile karfl›lan›yor olmas›n›n, göç alan›nda çal›flan araflt›rmac›lar›n önünde tart›fl›lmas› gereken bir mesele diye düflünüyorum.
Ben bu yaz›da özellikle villalarda giderek artan yat›l› ve ev iflinden sorumlu göçmen hizmetliler
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
133
6
7
8
9
10
11
12
134
üzerinde duruyorum ama iflveren profilinden bakt›¤›m›zda, güvenlikli villalar çocuk bak›m› alan›nda da göçmen kad›nlara olan talebin oldukça yüksek oldu¤u yerler. Bunun sebebi yeni evli ve
çocuk sahibi beyaz yakal›lar›n bu tür yerleflimleri giderek daha çok tercih etmeye bafllamas›. Buna
karfl›l›k yafll› bak›m› güvenlikli sitelerde neredeyse hiç görülmeyen bir ifl türü. Bunun sebebi de güvenlikli sitelerin yeni tip yerleflimler olmas›na karfl›l›k yafll›lar›n genellikle flehrin merkezinde yer
alan eski hanelerde ikamet ediyor olmalar›.
Örne¤in Türk kökenli Bulgaristanl›lar, ayn› etnik gruptan olmalar› sebebiyle Türkçe bilirken,
Türkmenistanl›lar Türkçeye benzer bir dil konustuklar›ndan, Ermenistan’dan gelenlerin ise, pekço¤unun büyükdede ve nineleri Anadolu’dan gitmifl kifliler oldu¤undan Türkçeye karfl› bir kulak
dolgunluklar› olabiliyor.
Örne¤in Moldoval›lar genellikle alt› ayl›k dönemler için Türkiye’ye gelip gitmeyi tecih ederken,
Türkmenistan, Özbekistan gibi daha uzak ve daha zorlu vize rejimleri olan ülkelerden gelenler birkaç y›l Türkiye’de kal›p daha sonra ülkelerine dönmeyi tercih ediyorlar.
2002 y›l›nda ç›kan bir yasaya göre, evlerde çal›flan Türk kad›nlar iste¤e ba¤l› olarak iflverenleri taraf›ndan sigortal› yap›labiliyor. Ancak, onlar ad›na prim ödenmesi, iflveren nezdinde bu çal›flanlara yap›lan harcamay› art›rd›¤›ndan, gündelikçi Türk kad›nlar›n›n ço¤u sigortas›z olarak çal›flmaya
devam ediyor.
Örne¤in bu çal›flma s›ras›nda ‹stanbul’da gündelikçi fiyatlar› 50-70 YTL, yat›l› göçmen kad›nlar›n
ayl›k maafllar› ise deneyime göre 400-600 Dolar civar›ndayd›. Kaba bir hesapla gündeli¤i 70 YTL
olan bir gündelikçinin her hafta bir kere çal›flt›¤› bir aileye masraf› 320 YTL, yani afla¤› yukar› 250
Dolar civar›nda olacakt›r.
Çal›flan yeni orta s›n›f annelerin, göçmen bebek bak›c›lar›ndan beklentileriyle ilgili bir çal›flmam
için bkz: Akal›n, Ayfle “Hired as a Caregiver, Demanded as a Housewife: Becoming a Migrant Domestic Worker in Turkey” European Journal of Women’s Studies 2007 14: 209-225.
Burada kast›m gene bir baflka çal›flman›n konusu olmas› gereken, özellikle göçmen yat›l› eleman
talebinin art›fl› sonucu say›lar› önemli ölçüde artan arac› flirketlerdir.
Bütün isimler de¤ifltirilmifltir.
“Yukar›dakiler-Afla¤›dakiler”
Türkiye’deki Yabanc› Topluluklar
Marcel Geser
“ANAVATAN NE ‹SE B‹Z DE KÜÇÜK
ÖLÇEKTE OYUZ” 1850 -2007 ARASINDA
‹STANBUL’DAK‹ ALMAN ANAOKULU
B
u makalenin konusu, 19. yüzy›l›n ortalar›ndaki bafllang›c›ndan bugüne dek, Konstantinopel/‹stanbul’daki1 Alman anaokulunun kuruluflu ve geliflimidir. Alman toplulu¤unun (community) ve kurumlar›n›n tarihi detayl› incelenmifl olmas›na karfl›n,2 ‹stanbul’daki Alman anaokulu bugüne dek pek dikkatleri çekmemifltir. Bu konuyu en derin olarak
Kriebel (1932), “Küçük Çocuklar Okulu” adl› çal›flmas›yla incelemifltir, ancak onun ifadeleri de bölük pörçüktür ve ‹stanbul’da yaflayan Almanlar›n
Birinci Dünya Savafl› sonras›nda s›n›rd›fl› edilmeleri ile sona ermektedir.
Yak›n dönemlerdeyse, anaokulundan ender olarak, Dietrich (1998), Radt
(2006) ve Meyer-Schlichtmann (1992) gibi yazarlar›n çal›flmalar›nda k›saca bahsedilmifltir, ancak ifade edilen veriler ve dosyalar da s›kl›kla yanl›fl ya
da eksik kalm›flt›r. Alman toplulu¤u kurumlar›n›n tarihçesindeki bu son
eksi¤i doldurabilmek amac›yla, sistematik bir arfliv çal›flmas› gerekliydi.
Anaokulunun arflivsel kaynaklar› yaln›zca 1944’e dek gelmektedir, üstelik
Nasyonal Sosyalizm dönemine ait belgeler çok s›n›rl›d›r. 1961 y›l›nda yeniden aç›lan anaokulu bir daha arfliv tutmam›flt›r; okulun son dönem tarihi
yaln›zca tan›klarla yap›lan görüflmeler yard›m›yla flekillendirilebilmifltir.
Yüksek lisans tezim çerçevesinde haz›rlanm›fl, Alman anaokulunun
tarihine dair detayl› bir anlat›mdan önce, okuyucuya son aylarda yapt›¤›m
araflt›rman›n ilk sonuçlar›n› sunmakta fayda vard›r, zira anaokulunun küçük çapl› konumu, genel tarihi ortam› aç›klamak aç›s›ndan flafl›rt›c› derecede uygundur. Bu makalenin öncelikli hedefi, Alman anaokulunun tarihi
boyunca hangi görevleri üstendi¤i sorusuna yan›t aramakt›r. Anaokuluna
kimler devam etmifltir? Anaokulunu kim, hangi hedeflerle idare etmifltir?
Anaokulunun Alman toplulu¤u içinde önemi nedir? Anaokulunu kimler finanse etmifltir?
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
137
Bu makale dört bölümden oluflmaktad›r. Birinci bölümde konunun
evveliyat›, bir baflka deyiflle, Almanca konuflan toplulu¤un ‹stanbul’a göçü
ve topluluk içindeki ilk grupland›rma denemeleri anlat›lacakt›r. ‹kinci bölüm, anaokulunun kuruluflu ile Kaiserswerth Hemflireleri* arac›l›¤›yla yap›lmaya çal›fl›lan Protestan misyonerlikten söz ederken; üçüncü bölüm
anaokulu örne¤inde Alman kültür emperyalizmini anlatmaktad›r. Dördüncü bölüm ise, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluflundan 1944 y›l›na ve 1961
y›l›ndaki yeniden aç›lmas›ndan günümüze dek anaokulunun geliflimini betimlemektedir. Bu son bölümde özellikle Alman anaokulunun hedeflerinin
tüm bu y›llar içinde de¤iflip de¤iflmedi¤i ve e¤er de¤ifltiyse ne yönde de¤iflti¤i sorular›na yan›t aranacakt›r.
Tarihçe
Günümüz göç tart›flmalar›nda s›kl›kla unutulan bir gerçek, Almanya’n›n da bir zamanlar göç veren bir ülke oldu¤udur. 19. yüzy›lda yaflanan
ekonomik s›k›nt›lar, açl›k krizleri ve siyasi huzursuzluklar birçok kiflinin
vatan›n› terk etmesi için neden olmufltur. Daha eski yüzy›llarda da Alman
göçmenler Osmanl› ‹mparatorlu¤u’na yerleflmifl olmas›na karfl›n, buradaki Almanlar›n say›s› 19. yüzy›lda net flekilde artm›flt›r (Pschichholz 2008).
Genelde bu kifliler, Balkanlar ve Rusya üzerinden uzun bir göç yolunun ard›ndan, Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun ticaret merkezlerinde kazanç olanaklar› arayan zanaatkârlard›r. Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun göçmenlere karfl›
toleransl› politikas› kesinlikle, ço¤u göçmenin bu yabanc› ‹slam co¤rafyas›na do¤ru bir göçten çekinmemelerinin önemli bir nedenidir. 19. yüzy›l›n ilk yar›s›nda, Alman göçmenlerin neredeyse tümü yaln›z seyahat eden
erkeklerden oluflmaktayd›. Ço¤u ‹stanbul’a paras›z gelmifl ve t›pk› daha
önce Balkanlar ya da Rusya’da yapt›klar› gibi, birkaç hafta ya da ay geçinmeye çal›flm›fllard›r. Ancak, 19. yüzy›l›n ikinci yar›s›nda artan say›da kad›n
ve çocuk, efl ve babalar› ile birlikte gelmeye bafllam›flt›r.
‹stanbul’da yaflayan ve Almanca konuflan kiflileri bir araya toplamay› ve örgütlemeyi ilk deneyenler Alman Protestanlar›d›r. 1831 y›l›ndan beri
* 1836 y›l›nda Almanya’n›n Kaiserswerth flehrinde kurulan Kaiserswerth Hemflire Enstitüsü’nde hastabak›c›l›k, çocuk bak›c›l›¤› ve e¤itmenlik yapmak üzere, H›ristiyan ö¤retisi çerçevesinde yetifltirilen hemflireler –ç.n.
138
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
Amerikal› bir misyoner topluluk olan American Board of Commissioners for
Foreign Missions için çal›flan misyoner Wilhelm Gottlieb Schauffler (17981883) onlara yard›m etmifltir. Schauffler’in giriflimi ile Protestanlar 1843 y›l›nda resmi olmayan ‹stanbul Protestan Cemaati’ni kurmufllard›r (Kriebel:
8). Bu kuruluflun hedefi hem bir kilise infla etmek, hem de bir rahip atanmas›n› sa¤lamakt›. Katolikler Beyo¤lu’ndaki çok say›da kilisede ayinlerini
yapabiliyorken, Alman Protestanlar ancak, di¤er Protestan cemaatlerin dini
merkezlerini kullanabiliyorlard›. Ancak, buralarda da düzenli Alman ayinleri düzenlenememekteydi. Bir kilisenin yan›s›ra, Protestan bir okulla bir
Alman hastanesinin kurulmas› da, bafllang›c›ndan itibaren cemaatin ana
dile¤iydi. Bu hedeflere ancak yurtd›fl›ndan gelen finansal destekle ulafl›labilecekti. Prusya kral› IV. Friedrich Wilhelm (h.d. 1840-1858) sayesinde cemaat gereksinim duydu¤u deste¤i bulmufltur. Kral ve bakanlar›, geçmiflte
baflka flehirlerde yapt›klar› gibi, ‹stanbul’a da bir elçi vaiz atamaya haz›r olduklar›n› bildirmifllerdir. Bunun üzerine, 1843 y›l›nda Almanya’dan gönderilmifl olan rahip Prusya devletinin korumas› alt›na al›nm›fl; ayn› flekilde,
art›k resmen tan›nan Alman Protestan cemaati Prusya Kilisesi’nin bir parças› haline gelmifltir (Pschichholz 2008).
Yeni göç eden Alman zanaatkârlar›n s›k›nt›lar›n› hafifletmek amac›yla Protestanlar 1844 y›l› Eylül ay›nda Protestan Bar›na¤› (ileride AlmanProtestan Hay›rseverler Birli¤i) adl› bir dernek kurmufllard›r. Derne¤in hedefi, “sevgi dolu bir yard›m/sevginin yard›m›” ile yeni gelen Almanlar›n
“mesleklerinde yeterli etkinli¤e ulaflana dek desteklenmesi [ve] hasta olmalar› durumunda bak›mlar›n›n sa¤lanmas›”yd› (Kriebel: 17). Bu ba¤lamda,
dernek en k›sa zamanda bir Alman hastanesi kurmak istiyordu. ‹lk rahibin
1845 y›l›nda ‹stanbul’dan ayr›lmas›na karfl›n, misyoner Schauffler’in de
üyesi bulundu¤u idare kurulu, hastane kurulmas› plan›ndan vazgeçmemifltir. Para ba¤›fllar› azalm›flt›, ancak dönemin tan›klar›ndan birinin ifadesiyle “bu iyi iflten s›rf bu yüzden vazgeçilemezdi:”
Anavatan büyük ölçekte, biz küçük ölçekteyiz. Bavyeral›, Saksonyal›, ‹sviçreli, Hessenli ya da Würtembergli yaln›zca kendini düflünecek olursa, her biri bir gün felakete yenilecektir. Ama e¤er tüm AlTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
139
manlar kardeflçe birleflirlerse […], Tanr›’n›n da yard›m›yla baflar› kaç›n›lmaz olacakt›r. Tüm Avrupal› uluslar›n kendi hastaneleri var,
yaln›zca Almanlar bak›ms›z, bar›naks›z sokaklarda kalmaktad›r
(Kriebel: 18).
Bu çaresizlik duygusu, Alman cemaatinde ulusallaflmay› harekete
geçirmifl gibi görünmektedir. Almanca konuflan bölgeler üstü bir birli¤in
ça¤r›s› üzerine, Alman-Protestan Hay›rseverler Birli¤i’nin 1846 tarihli tüzü¤ünde, Katolik Almanlara da destek verilmesi kararlaflt›r›lm›flt›r. Ayr›ca, Katoliklere de derne¤e üye olma hakk› tan›nm›flt›r. Bu karar, Protestanlar ile
Katolikler aras›nda süren çok say›da tart›flmaya karfl›n, cemaatin gitgide ulusallaflt›¤›n› göstermektedir. Elçi bir vaizin atanmas›n›n ard›ndan, 1846 y›l›nda bir baflka hedefe ulafl›labilmifltir: Galata’da ilk Alman hastanesinin kurulmas›. Ancak, 1848/49 y›llar›nda yaflanan Mart Devrimleri’nin etkisi ‹stanbul’da yaflayan Almanlara da ulaflm›flt›r. Liberal güçler, Protestan Hay›rseverler Birli¤i’nin dini niteli¤inin ortadan kald›r›lmas›n› talep etmekteydi.
1851 y›l›nda dernekte bölünmeler yafland›¤›nda, Galata’daki hastane liberallerde kalm›fl, 1850 y›l›nda ‹stanbul’a gelen rahip Konstantin Schlottmann
(1819-1887) liderli¤indeki Protestanlar ise Sak›z A¤aç Sokak’ta (daha sonra
Sak›z A¤ac› Caddesi ve en son At›f Y›lmaz Caddesi ad›n› alm›flt›r) yeni bir
hastane kurmufllard›r. Dolay›s›yla, 1870 y›l› Haziran ay›nda yaflanan büyük
Pera yang›n›na dek ‹stanbul’da iki Alman hastanesi vard›. Yeni Protestan
hastanesinin ilk ziyaretçilerinden biri de, ilk efli Friederike ile birlikte 1836
y›l›nda Kaiserswerth Hemflire Enstitüsü’nü kurmufl olan Rahip Theodor Fliedner’di (1800-1864). Fliedner, hemflirelerinden dördünün 1851 y›l›ndan beri Protestan misyonerlik görevi yürütmekte oldu¤u Kudüs’ten geri dönüfl yolundayken ‹stanbul’a u¤ram›flt› (Felgentreff 1998: 59-65). Protestan cemaatinin 1847 y›l›nda Fliedner’den ‹stanbul’a hemflireler göndermesini rica etmesinin ard›ndan, görüflmeler k›sa sürede sonuç vermifltir. 1852 y›l›nda ilk
üç Kaiserswerth Hemfliresi ‹stanbul’a ulaflm›fl ve Alman Hastanesi’nde 1973
y›l›na dek sürecek olan Kaiserswerth Hemflireleri gelene¤ini bafllatm›fllard›r.
Protestan cemaatinin art›k bir Alman rahip ile bir hastaneye sahip
olmas›n›n ard›ndan, geçmiflte de dile getirilmifl bir di¤er dilek olan, kendi
140
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
okullar›n› kurma konusu yeniden gündeme gelmifltir. Rahip Schlottmann,
1850 y›l›nda ‹stanbul’a geliflinin hemen ard›ndan, flehirdeki tüm Protestanlar› aray›p bulmaya karar vermifl ve aralar›nda çok say›da çocu¤un da oldu¤u 300-400 kifliye ulaflm›flt›r (Kriebel: 52).3 Yeni kurulmufl olan okul idare
kurulu üyesi Andreas David Mordtmann (1811-1880), henüz 1848 y›l›nda,
“buraya yerleflen” Almanlar›n genelde “Yunanca, ‹talyanca ya da Türkçe olarak anlaflt›klar› yerli halkla evleneceklerinden” ve “babalar genelde ev d›fl›nda çal›flt›klar› ve akflamlar› da Almanca dersi verme heveslisi olmad›klar›
için” çocuklar›n ço¤unun “Alman kökenlerini tamamen unutacaklar›ndan”4
yak›nm›flt›r. Ayr›ca kimsenin çocu¤una, “Tanr›’n›n, O¤lu arac›l›¤›yla kurtuluflu nas›l gerçeklefltirdi¤ini” anlatmad›¤›n›; kimsenin onlara “Protestanl›¤›n gerçeklerini ve ö¤retisini” ö¤retmedi¤ini ifade etmifltir. Cemaatte “babalar›yla Almanca konuflamayan çok say›da çocuk” vard› (Kriebel: 42). Bu al›nt›lar, çok say›da yerleflik düzene geçmifl Alman›n, bu çokuluslu metropole
ne kadar iyi uyum sa¤lad›¤›n› net flekilde göstermektedir. Çocuklar›n eksik
Almanca bilgisi, yaln›zca Mordtmann gibi görevlilerle, daha sonra göç ederek gelen Alman aileler taraf›ndan hofl görülmemekte ve ay›planmaktayd›.
Çocuklar›n “Alman kökenlerini tamamen unutmamalar›” amac›yla,
1850 y›l›nda ilk Alman Protestan okulu kurulmufltur. Almancay› çocuklara
olabildi¤ince küçük yaflta ö¤retebilmek düflüncesiyle, elçilik vaizi söz konusu okulun bir de anaokulu olmas›n› önermifltir. Böylece, çocuklar›n ileride
Alman okuluna geçifli de kolaylaflacakt›. ‹lk Alman okuluna büyük bir talep
oldu¤u söylenemezdi. Rahip Schlottmann ayn› y›l, çok say›da Alman›n “burada yayg›n oldu¤u üzere, genç yaflta birçok dil ö¤renmeye fazla de¤er verdikleri”nden yak›nm›flt›r. Ona göre, bu Almanlar, “Almancan›n temellerini”
ö¤retecek bir derse önem vermemekte ve “kalpleri” Protestan bir e¤itim için
atmamaktad›r (JEG 1911/12: 50). 1852 y›l› Ocak ay›nda okul ve anaokulu
Prusya elçilik saray›ndaki mekânlar›n› boflaltmak zorunda kalm›flt›r. Ancak,
befl y›l sonra Protestanlar, bugünkü yerinde, Aynal› Çeflme’de kendi okullar›n› açabilmifllerdir. Fakat, bu yeni Protestan okulunun bir anaokulu yoktur.
Pschichholz’un (2008) makalesinde do¤ru flekilde ifade etti¤i gibi,
ilk Protestan Alman okulu ve anaokulunun baflar›s›zl›¤› ile ‹stanbul’daki
Alman cemaatinin, s›kl›kla ifade edilen görüflün tersine, bir Alman koloniTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
141
si olmad›¤› belli olmufltur. Almanlar hiç de kendilerine ait bir okul olmas›n› bekliyor gibi görünmüyorlard›. Tam tersi: uzun süredir yerleflik olan Almanlar, çocuklar›n› –örne¤in gelecekte iyi bir tüccar olmaya haz›rlamak
amac›yla– Frans›z ya da Rum okullar›na gönderiyorlard›. Bir kiliseye sahip
olmak da, ço¤unluk aç›s›ndan büyük bir dilek gibi görünmüyordu. Hemflirelerden biri, 1855 y›l›nda Kaiserswerth’deki ana merkeze yazd›¤› mektupta ruhani anlamda, durumun “çok ac›kl›” göründü¤ünden yak›nm›fl; “vaazlara seyrek gidilmekte,” “kiliseye gidenlerin say›s› genelde 20 civar›nda kalmakta” fleklinde ifadeler kullanm›flt›r. Hemflire bu gerçe¤i, “insanlar ‹stanbul’da kendilerini rahat hissediyorlar ve “bu nedenle ço¤u kifli, inanc›n itaatkârl›¤› ile kilisenin düzeni ve merhameti hakk›nda bir fley duymak istemiyor” (BDS II 1854/55: 72) ifadeleri ile aç›klam›flt›r. Buna karfl›n, 1861 y›l›nda Aynal› Çeflme’deki Protestan okul binas›n›n üst kat›nda, baz› Protestanlar taraf›ndan uzun zamand›r özlenen kilise aç›lm›flt›r.
Kaiserswerth Anaokulunun Kuruluflu
‹stanbul’daki ilk Alman anaokulunun iki y›l sonra, 1852 y›l›nda yeniden kapanmas›n›n ard›ndan, ikinci giriflim, Alman hastanesinde çal›flan
Kaiserswerther hemflirelerinden gelmifltir. Sak›z A¤aç Sokak’taki ahflap binan›n her an alevlere kurban gidebilece¤i yönündeki hakl› korku nedeniyle, Protestan Hay›rseverler Derne¤i 1853 y›l›nda Telegraf Sokak’ta (Büyük
Parmakkap› Soka¤›’n›n yan sokaklar›ndan biri, flimdiki ad› Tel Soka¤›) bir
tafl bina kiralam›flt›r. Diakonisler burada 30 May›s 1864 tarihinde küçük çocuklar okulu ad›yla an›lan ve ilk y›l 18 çocu¤un devam etti¤i bir okul kurdular. 1864 y›l› Kaiserswerth y›ll›k raporunda konu, “Sonunda Konstantinopel’de bir küçük çocuk okulu da kurulmas› Diakonislere büyük memnuniyet vermifltir” fleklinde kayda geçmifltir (BDS VI 1862-64: 19). Diakonisler
çocuklar için uygun bir bina bulamay›nca, anaokulunu hastanenin yemekhanesinde açm›fllard›, böylece “k›sa ders saatlerinin ard›ndan” hastanenin
avlusu da “c›v›l c›v›l çocuk grubuna oyun alan›” olarak hizmet edebilecekti
(BDS VI 1862-64: 19). Kaiserswerth Anaokulu’nun kurulmas› ile hemflirelerin büyük bir dile¤i gerçekleflmiflti. Diakonisler, t›pk› Kudüs, Beyrut ve
Smyrna (‹zmir) gibi, art›k ‹stanbul’da da genç nesilleri Protestan inanc›yla
142
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
yetifltirme olana¤›na sahiptiler. Hemflireler dil derslerine fazla önem vermiyorlard›. Kaiserswerth anaokulu, baflkanl›¤›n› elçi vaizin yapt›¤› Protestan Hay›rseverler Derne¤i taraf›ndan finanse edilmekteydi. Derne¤in mali
kaynaklar› ise, üyelerin aidatlar› ve ba¤›fllard›. Anaokulu ücretliydi, ancak
yoksul aileler ve öksüz çocuklardan, zaten makul miktarda olan bu para da
al›nmamaktayd›.
Gerilemekte olan Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nda, “Bo¤az’›n hasta adam›”n›n hâkimiyet alan›nda, Theodor Fliedner hemflirelerin yard›m›yla birçok Müslüman› ve “fiark’›n bozulmufl H›ristiyanlar›n›” ‹ncil’e ikna edebilece¤inden emindi (BDS V 1860-62: 26). 1857 y›l›nda kaleme ald›¤› “fiark
için bir Alman-Protestan Misyon Toplumu Kurulmas› Önerisi”nde (BDS IXII 1851-76: 1-11) Fliedner’in fiark için kehaneti “kendisine bir kez daha vaaz edilen saf ‹ncil ile gelecek taze bir flafa¤›n p›r›lt›s›”d›r (BDS I-XII 185176: 1). “fiiddetli siyasi sars›nt›lar” veren “Hakim ve Muktedir olan” Tanr›
böylece, “fiark’a konuflmufl ve kalpleri kendi ›fl›¤›na hassas k›lm›flt›r”. Daha
önce de ifade edildi¤i üzere, yaln›zca “Ümmet-i Muhammed” de¤il, “geçmiflte ‹sa’n›n ›fl›¤›na mazhar olmufl, ancak bat›l inançlar, inançs›zl›k, küfür
ve ibadeti terk edifl ile yeniden yüzünü karanl›¤a dönmüfl ve bu nedenle
Tanr›’n›n flamdanlar›n› (dualar›n›) reddetti¤i” Do¤ulu H›ristiyanlar›n da
‹ncil’e iman etmelerini bekliyordu. Fliedner henüz makalesinin bafl›nda,
yeniden ›fl›¤a yönlendirilmesi gereken “Avrupal›, Asyal› ve Afrikal› Türkiye
halklar›”n› listelemifltir. Söz konusu liste Rumlar, Ermeniler, Nesturiler,
Suriye H›ristiyanlar›, K›ptiler ve Habeflleri kaps›yor ve toplam “22.820.000
H›ristiyan” anlam›na geliyordu. Fliedner “bu milyonlarca H›ristiyan, çevrelerindeki Müslüman kitleler için nas›l bir lezzet, nas›l bir hamur mayas›
olabilirlerdi” diye soruyordu. H›ristiyanlar, Müslümanlara “›fl›¤›” kabul ettirebilirlerdi, e¤er “kendi aralar›ndaki H›ristiyanl›¤a ayk›r› nefret ve k›skançl›klar ile di¤er ahlaks›z, aldat›c› yaflam tarzlar› nedeniyle, H›ristiyanl›¤› Müslümanlar aç›s›ndan çekici bir m›knat›s olmak yerine, k›rg›nl›k ve öfke nedeni yapmasalard›” (BDS I-XII 1851-76: 1ve devam›.).
“Etkileyici Türk baflkenti” ‹stanbul’da “Protestan Kilisesinin sevgi
hizmetlerinin neden en parlak olmas›” (BDS XI 1872-74: 12) gerekti¤i sorusunun yan›t› her fleyden önce “Katolik Kilisesinin tam da orada muazzam
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
143
gayretler içinde olmas› ve Fransa’n›n korumas› alt›nda, ciddi alan kazanmas›” (BDS IV 1858/59: 42) ile ilintilidir. Fliedner’in halefi Julius Disselhoff
(1827-1896) ise, 1867 y›l›nda “Siz de bilirsiniz ki, siyasetin gökyüzünde,
fiark Meselesi kara bir bulut gibidir. F›rt›nan›n ne zaman kopaca¤›n› kim
bilir! Buhran saati geldi¤inde, Protestan Kilisesi o ülkede zay›f ve küçük görünmemeli” diye yazacakt›. Söz konusu olan, yaln›zca Kaiserswerth’e ait bir
dava de¤il, Protestan Kilisesinin “fiark’›, ne Latin ve Rum kiliselerine, ne de
Müslümanl›¤a terk edemeyece¤idir!” (BDS XII 1874-76: 2). Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun iflas›n›n dini boyutunda yaflanan bu güç savafl›nda, Theodor
Fliedner ve hemflireleri için anaokulu çocuklar›n›n Protestan bir e¤itim almalar› özellikle çok de¤erliydi. 1850 y›l›nda kurulan ve yaln›zca Alman çocuklar›n al›nd›¤› birinci anaokulunun aksine, Kaiserswerth anaokulunun
kap›lar› herkese aç›kt›. Fliedner, 1858/59 y›ll›k raporunda “tam da flu anda,
Müslümanl›¤›n bir maya etkisine yakaland›¤› dönemde, ve Konstantinopel’de uzun yüzy›llard›r olmad›¤› kadar çok Müslüman›n H›ristiyan oldu¤u bir zamanda, Protestan Kilisesinin sevgi dolu hizmetleriyle inanc›n› ve
etkinli¤ini ispatlamas›, kuflkusuz çok önemlidir” (BDS IV 1858/59: 42).
“Konstantinopel’e sürüklenip gelmifl Protestan Almanlar›n ço¤u ne Protestan, ne de Alman s›fatlar›n› onurland›racak kifliler oldu¤undan, Protestan
Kilisesi, Müslümanlar›n Almanlar› ve Protestanlar› farkl› yönleriyle de tan›malar› için özen göstermesi gerekmektedir” demifltir Fliedner. Gerek Protestan-Alman hastanesinde, gerekse hastane bünyesinde aç›lm›fl olan anaokulunda hemflirelerin hastalara ve çocuklara “huzurlu ve fedakâr bir sevgi
etkinli¤i içinde” (Disselhoff 1886: 105) sevginin ne oldu¤unu göstermeleri
gerekmekteydi. 1857 y›l›nda Hemflire Margaretha “Yüce Tanr›’n›n ve Mesih’in çok say›da kilise kurulmas›na yard›m etmeleri!” ve “Tanr›’n›n övgülerinin tüm camilerde de ç›nlamas› ve tüm Müslümanlar›n ‹sa Mesih’i tan›malar›!” (BDS III 1856/57: 57) için sessizce dua etmekteydi. Ancak iyimser dilekler ve kehanetler gerçe¤e dönüflmemifltir. Bu “feragat dolu, vefakâr
ve fedakâr hizmetlerin inayeti, Do¤u’nun kapal› ve gizemli dünyas›na” Disselhoff’un 1886 y›l›nda inand›¤› kadar (Disselhoff 1886: 105) derin nüfuz
etmemifltir. 1924 y›l›nda gerçeklefltirilen Do¤u Konferans›’nda hemflireler,
tevekkül sahibi bir tarzla, “‹slam›n kalesinin nas›l ma¤rur ayakta durdu¤u144
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
nu ve kendi güçleri ile onu y›kamayacaklar›n›” (DDB 1914: 2) kayda geçirmifllerdir. Buna karfl›n, hemflirelerin vazgeçmeye niyeti yoktu : “fiüphesiz
ki, sevgi ile hizmet etmekten ve gönlü inanc›n kesinli¤i ile doldurmaktan
yorulmak olmaz: Tanr›, her fleye karfl›n kazanacakt›r.”
1864 y›l›nda Protestan hastanesinin bünyesinde kurulmufl olan Kaiserswerth anaokulu, uzun vadede hastanenin yemekhanesinde kalamazd›.
Tam bir y›l sonra anaokulu, flu anda bilemedi¤imiz bir yerde kiralanan bir
binaya tafl›nm›flt›r. 1865 y›l›nda anaokuluna farkl› uluslardan yaklafl›k 35 çocuk devam etmekteydi. Üç y›l sonra, Kaiserswerth Hemflireleri, 1861 y›l›nda kurulmufl olan çocuk bak›m servisini de anaokulunun binas›na tafl›maya karar verdiklerinde, söz konusu binan›n çok küçük oldu¤u görülmüfltür.
1868 y›l› Ekim ay›nda, hemflireler, okul çocuklar› ve yetimlerle birlikte, Serkis Sokak 32 (bugünkü Hamalbafl› Caddesi’nin yan sokaklar›ndan biri) adresindeki daha büyük bir binaya tafl›nm›fllard›r. Çocuk Evi olarak an›lan
anaokulu, art›k ‹ngiliz Büyükelçili¤i’ne birkaç ad›m uzakl›kta yerleflikti.
Hemflireler yeni binalar›nda ancak iki y›l çal›flabilmifllerdir, zira 5
Haziran 1870 tarihli büyük Pera yang›n› bu binay› da tamamen tahrip etmifltir. Julius Disselhoff y›ll›k raporunda “Ancak, çevrelerindeki yüzlerce
insan yanarak ya da enkaz alt›nda kalarak yaflam›n› yitirdi¤i halde; ö¤renci,
yetim ve hemflirelerin tümü hayatta kalabilmifltir” diye yazm›flt›r (BDS IX
1868-70: 20). Yang›n gece yar›s› ç›km›fl ve k›sa sürede Cadde-i Kebir (bugünkü ‹stiklal Caddesi) üzerindeki tüm ahflap binalar› tahrip etmiflti. 1870
yang›n›n› çocuk olarak yaflam›fl bir Alman kad›n “ne demek oldu¤unu bir
düflünün” diye yazm›flt›r “neredeyse bin metrelik bir mesafede neredeyse
tek bir binan›n bile sa¤lam kalmamas›. [...] On y›llar sonra dahi, bu yang›n
konufluluyordu. Ve Cadde-i Kebir’den yeniden bir cadde olarak söz edilebilmesi için de yine on y›llar geçmesi gerekmiflti” (von Caucig: 66). Anaokulunun yak›nlar›nda bulunan ikinci Alman hastanesi de, ayn› yang›nda temeline dek yan›p kül olmufltu. O günden sonra ‹stanbul’da yaln›zca tek bir
Alman hastanesi olmufltur, o da Prusya-Protestan hastanesidir.
Tahrip olmufl krefl, faciadan k›sa süre sonra Prusya elçilik binas›nda
kendisine yer bulmufltur. Yang›ndan alt› hafta sonra hemflireler yeniden,
noksans›z olarak geçici yuvalar›nda görevlerinin bafl›ndayd›lar. Kaiserswerth
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
145
hemflirelerinden biri “Her geçen gün, yang›nda ne büyük bir tehlike atlatm›fl
oldu¤umuzu daha iyi anl›yorum” diye yazm›flt›. “E¤er Tanr› alevlerin önünü
kesmeseydi, bizi de yutacaklard›, t›pk› yüzlerce kifli gibi. Yang›nda 1500’ün
üzerinde insan›n yaflam›n› kaybetti¤i biliniyor. Ne unutulmaz bir dehflet
an›yd›” (BDS IX 1868-70: 20). Anaokulunun yer ald›¤›, Prusya elçili¤inin
görkemli binas›n›n 1871 y›l› sonbahar›nda y›k›lm›fl olmas› nedeniyle, krefl ayn› y›l›n Kas›m ay›nda Polonya Soka¤› 20 (bugünkü Nuri Ziya Soka¤›) adresine tafl›nm›flt›r. Burada 3 ila 14 yafllar›nda toplam 18 ö¤renci e¤itim almaktayd›. “Çocuklar aras›nda Almanlar, ‹talyanlar, Ermeniler, ‹ngilizler, Frans›zlar,
Museviler vard›; ço¤unluk Protestan idi ancak birkaç Katolik ve Yahudi çocuk
da vard›” (BDS X 1870-72: 23). Kaiserswerth yöneticisi Disselhoff, 1872/73 k›fl›nda yapt›¤› do¤u seyahati s›ras›nda çocuk evini ziyaret etti¤inde, pahal› kiral›k binadan hiç memnun kalmam›flt›. Ona göre bina “bo¤ucu” ve “dar” idi
(BDS XI 1872-74: 13), ayr›ca “çok say›da fare ve s›çan” da “kaçak kirac›” olarak binaya yerleflmiflti (BDS X 1870-72: 23). O dönemde anaokulunda 30 ila
40 çocuk bulunuyordu. Çocuk evinin kapat›lmas›ndan önce, Kaiserswerth
Amerikan elçili¤inden bir teklif alm›flt›r. Elçili¤in Bebek’te bir binas› vard› ve
anaokulu ö¤rencileriyle yetim çocuklar 1873 y›l›nda bu binaya tafl›nm›fllard›r.
Böylece Alman anaokulu tarihinde ilk ve son kez Pera’dan uzaklaflm›flt›. Ayr›ca, 14 fiubat 1873 tarihi itibariyle art›k Alman Hay›rsever Derne¤i ad›n› alm›fl olan Protestan Hay›rsever Derne¤i iflletmeyi Kaiserswerth’e devretmifltir.5 Cemaati 1870 y›l›ndan ölümüne dek yöneten Rahip Paul Suhle (18421906), kurumun tafl›nmas›ndan hiç memnun de¤ildi. “Kurumun geliflmesi
için flehre daha yak›n bir konumun daha uygun olaca¤›”6 düflüncesine dayanan “da¤›n›k yap› görüflü”ne yaklaflm›flt›. Öte yandan, 1872 y›l› Ekim ay›nda
anaokulunun yönetimini üstlenen Hemflire Marie Hirsch ise, küçüklerin
“orada, taze hava sayesinde c›l›z (sefil) görüntülerinden k›sa sürede kurtulacaklar›”na7 inanmaktayd›. Anaokulu çocuklar›n›n yan›s›ra, neredeyse yaln›zca “anne ya da babas›n›, ya da her ikisini de kaybetmifl” çocuklar kald›¤›ndan,
Bebek’te yerleflik olan kurum, ilk etapta bir Protestan yetimhanesi idi. Küçük
çocuk okuluna ilk y›l 20 çocuk devam etmekteydi.
Kaiserswerth’in 1874 y›l›nda, binay› sat›n almak üzere görüflmeler
yapmas›na karfl›n, kurum 1875 y›l›nda hemflire yetersizli¤i nedeniyle ka146
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
panmak zorunda kalm›flt›r. Böylece, Kaiserswerth’in ‹stanbul’da bir flube
kurma giriflimi baflar›s›zl›kla sonuçlanm›flt›r.
Alt›n Y›llar
‹stanbul’daki Alman anaokulu dört y›l boyunca kapal› kalm›flt›r.
1879 y›l›nda, Alman Hay›rsever Derne¤i’nin yöneticisi Rahip Suhle, okulu
yeniden açabilmek amac›yla para toplamaya bafllam›flt›r. Mali kaynaklar›n
dünyevi bir e¤itim uzman› için yetmemesi ve çocuklar›n Protestan e¤itimini sürdürmek istemesi nedeniyle Suhle, anaokulu için yeniden bir hemflire çal›flt›rmay› denemiflti. Kaiserswerth bu talebi kabul etmifl ve Susanna
Wasum’u ‹stanbul’a göndermifltir. Hemflire Wasum, 31 May›s 1882 tarihinde “Teke’deki eski Teutonia binas›nda”8 anaokulunu yeniden açm›flt›r.9
Mekân hakk›nda çok net bilgiye sahip olmamakla beraber, kiralanan bina
bugünkü Galip Dede Caddesi’ndeki Dervifl Meclisi’ne yak›n bir yerde bulunmufl olmal›d›r. Alman anaokulu ilk kez bu konumda varl›¤›n› uzun bir
süre sürdürebilmiflti. Ancak okul, Alman Hay›rsever Derne¤i’nin mali s›k›nt›lar› nedeniyle, arada bir süre kapat›lm›flt›r. Okul 15 y›l boyunca bu mekânda, y›lda ortalama 50 ila 70 ö¤renciyi bar›nd›rm›flt›r.
1888 y›l›nda II. Wilhelm’in Alman imparatoru ve Prusya kral› ilan
edilmesinin ard›ndan, ‹stanbul’da Almanlar aç›s›ndan flanl› y›llar bafllam›flt›r. Taç giymesinden yaln›zca bir y›l sonra II. Wilhelm, do¤u seyahati
s›ras›nda Alman cemaatini ziyaret etmifltir (Kössler 1989: 31-42). ‹mparator ve eflinin bu ziyareti, Almanlar›n gururunu okflam›fl ve onlara “memleketleri” taraf›ndan gözetildikleri hissini vermifltir. Ayr›ca, II. Wilhelm’in
görkemli ziyareti, iktidar ve güç gösterisiydi. ‹zleyen y›llarda Almanya’da,
yurtd›fl›nda yaflayan Alman topluluklar› giderek daha yak›ndan izlenmifl
ve mali olarak desteklenmifltir. Özellikle, gazete makalelerinde bu insanlar›n önemi vurgulanm›flt›r. 1872 y›l›nda aç›lm›fl olan (ve bir mezhebe ba¤l› olmayan) Galata’daki Alman okulunun 1894 y›l›ndaki büyük depremde
hasar görmesinin ard›ndan, 3 A¤ustos 1894 tarihli Kölnische Zeitung gazetesi “Konstantinopel’deki Almanlar […] en sert flekilde etkilenmifllerdir”
diye yazm›flt›r. Ayr›ca Alman okulunun, “uzun y›llard›r fevkalade faydal›
bir görev yerine getirdi¤ini ve binlerce çocu¤un Alman varl›¤›n›n bir parTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
147
ças› olarak kalabilmelerinin okula borçlu olundu¤unu” ifade etmifltir (Yazar› belli de¤il 1968: 173).
“Büyük çabalar ile yeniden yaflama döndürülmüfl olan”10 Alman
anaokulu da güçlü bir Alman kültür kurumuna dönüflmüfl ve 1918 y›l›na
dek el üzerinde tutulmufltur. Alman Lisesi’nin 1897 y›l›nda, bugünkü yerinde, fiah Kulu Bostan Soka¤›’nda aç›lan gurur verici binas›nda, küçük çocuklar okuluna da girifl kat›nda iki oda ayr›lm›flt›r.
II. Wilhelm döneminde ilk olarak, mali anlamda darbo¤azda olan Osmanl› ‹mparatorlu¤u’na yeniden büyük paralar akm›flt›r (Gencer 2004; Ortayl› 1981). Bu anlamda ilk ad›m, Anadolu Demiryolunun, ‹stanbul’u Ankara ve Konya’ya ba¤layan ilk demiryolu hatt›n›n infla edilmesidir.11 Hugo Grothe, 1903 y›l›nda yazd›¤› “Türk Topraklar›nda” adl› kitab›nda seyahat izlenimlerini dile getirmifl ve “Alman giriflim ruhu […], Alman sermayesi ve Alman
mühendislerinin ustal›¤› sayesinde 1891-1896 y›llar› aras›nda tamamlanm›fl
olan” “Osmanl› Anadolu Demiryollar›”n› (Chemin de fer ottoman d’Anatolie)
heyecanla ve hayranl›kla anm›flt›r (Grothe 1903: 232). Grothe “yeni demiryolu ile ülkeye Avrupa medeniyetinin geldi¤ini” (Grothe 1903: 233) ve Anadolu
Demiryolunun “muazzam bir medeniyet hizmeti” gerçeklefltirdi¤ini ve “günün birinde zengin bir ekin vermesi kesin tohumlar ekildi¤ini” ifade etmifltir (Grothe 1903: 303). Söz konusu demiryolu hatt›, ileride yap›lacak bir Ba¤dat hatt› (Konya-Ba¤dat-Basra) ile ‹ran Körfezi’ne kadar uzanacak bir ba¤lant› kurmufltur (Franzke 2003; Heigl 2004; Pohl 1999).
Ba¤dat demiryolu hatt›, Alman emperyalizminin en önemli prestij
arac› olmas›na karfl›n, 1940 y›l› Temmuz ay›na dek tamamlanamam›flt›r.
Planlanm›fl olan k›talararas› demiryolunun raylar›, çökmekte olan Osmanl› ‹mparatorlu¤u topraklar›nda ve “böylece bir iktidar bofllu¤unda ilerlemekteydi” (van Laak 2005: 93). Bu tür “bar›flç›l nüfuz etme” (van Laak
2005: 94), Almanya’da çok say›da taraftar bulmufltur. Sald›rgan bir sömürge politikas› yerine, çok say›da emperyalist; demiryolu inflaat›, Alman okul
ve hastaneleri kurulmas› ve Almancan›n teflvik edilmesiyle Yak›n ve Orta
Do¤u’da “Alman unsurunun” sa¤lama al›nmas›n› istemekteydi. Albert Ritter 1913 y›l›nda yazd›¤› ve çok okunan “Berlin-Ba¤dat” adl› broflüründe,
kendinden emin bir tarzla “Irk›m›z›n kaderi, Berlin-Ba¤dat görevinin yeri148
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
ne getirilmesine ba¤l›d›r. Baflar›s›z olursak, bu dünyada Teuton’lar›n hükmedece¤i bir yurt kalmaz ve al›nyaz›m›z kültür art›¤› olarak kalmaktan öteye geçemez” (Gründer 2006: 214).
Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nda Alman etkisinin artmas›yla birlikte, ‹stanbul’da yaflayan Almanlar›n say›s› da artm›flt›r. Demiryolu inflaat›n› ilerletmek amac›yla, memur ve mühendisler buraya yerlefliyorlard›. Yüzy›l›n
sonlar›nda bu kifliler, Yedikule ve Haydarpafla semtlerinde iki yeni Alman
okulu daha açm›fllard›r. Haydarpafla’daki okulda 1910 y›l› Ocak ay›nda bir
anaokulu da kurulmufltur. Türkiye’deki kuvvetli Alman varl›¤›, Alman imparatoru ve eflinin 1898 y›l›nda yapt›klar› ikinci ziyaretle vurgulanm›fl, söz
konusu ziyaret Alman cemaatinin özgüvenini bir kez daha önemli ölçüde
yükseltmifltir. Bunun yan›s›ra, ‹stanbul’da yaflayan Almanlar›n itibar› asla
yüzy›l›n sonlar›nda oldu¤u kadar büyük olmam›fl ve bu durum anaokulu
çocuklar›n›n say›s›na da net flekilde yans›m›flt›r. 1897 ve 1919 y›llar› aras›nda, Alman anaokuluna devam eden çocuk say›s› sürekli 100’ün üzerinde olmufl, hatta ço¤u y›l 200’ün üzerine de ç›km›flt›r. Ancak, bu çocuklar›n yaln›zca küçük bir k›sm› Alman kökenliydi. 1900 ile 1903 y›llar› aras›nda, anaokuluna devam eden ortalama 200 çocuktan 30’u Almancay› anadili olarak
konuflmaktayd›, ki bu say› yüzde 15 oran›na denk düflmektedir. Bu kalabal›k çocuk grubuna tek bir hemflirenin bakmas› olanaks›zd›. Suhle, 1899 y›l› fiubat ay›nda “Anaokulumuzun bütün Alman cemaati ve cemaatteki H›ristiyan duyarl›¤›n teflvik edilmesi aç›s›ndan tafl›d›¤› büyük önem gözönünde tutularak, e¤er kabil ise, Paskalya Yortusu’nda bize anaokulu için ikinci
bir hemflire gönderilmesini”12 rica etmifltir. Kaiserswerth bu ricaya olumlu
karfl›l›k vermifl ve Hemflire Barbara Kettler’i ‹stanbul’a, ya da Kaiserswerth
y›ll›k raporlar›nda defalarca ifade edildi¤i flekliyle, “sahte peygamberin baflkentine”g öndermifltir. Birinci Dünya Savafl›’n›n bafllamas›n›n ard›ndan,
anaokulu çocuklar›n›n say›s›, birkez daha önemli bir art›fl göstermifltir. Yönetici hemflirenin, 1915 tarihli ifadeleri, “Düflman uluslar›n tüm kurumlar›
kapat›lm›flken, bizim hizmetimiz geliflmekte ve halk›n, do¤rusu özellikle
Müslümanlar›n itimad› ile desteklenmektedir” fleklindedir. “H›ristiyan kökenli toplum, ne yaz›k ki düflmanlar›m›z nedeniyle Almanya’n›n aleyhinde
konum alm›flt›r.” Söz konusu kitle “Almanya ve imparatoru yüzünden, bu
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
149
yeni savafl›n sefaletini yaflamak zorunda olduklar›n›” düflünüyordu (DDB
1915: 2 ve devam›.). 1917 y›l›nda küçük çocuk okulunda 325 çocuk kay›tl›yd›
ve çocuklar 1917-1918 y›llar›nda üç hemflire gözetimindeydi. Tümü de, ‹mparator II. Wilhelm’in 1917 y›l›nda gerçeklefltirdi¤i üçüncü ve son ziyarete
tan›kl›k etmifllerdir. Ancak bu kez, geçmiflteki görkemden iz kalmam›flt›.
30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateflkes Antlaflmas›, Osmanl› ‹mparatorlu¤u
ile galip devletler aras›ndaki savafl› sona erdirmifltir. ‹ttifak Güçleri’nin Türkiye’yi iflgal etmesi ile, Kaiserswerth Hemflireleri de dahil olmak üzere, tüm
Alman vatandafllar› birkaç hafta içinde ülkeyi terk etmek zorunda kalm›flt›r.
Tüm Alman kurumlar›na el konulmufltur. Birinci Dünya Savafl› sonunda
yaflanan Osmanl›-Alman yenilgisi, Kaiserswerth’in Alman anaokulundaki
fiark hizmetinin de sonu anlam›na gelmektedir. Hemflireler bir daha asla
anaokuluna dönmediler.
1864 y›l›nda kurulmufl olan Kaiserswerth anaokulunun aksine,
1882 y›l›nda yeniden aç›lan Alman anaokulu iki hedef gütmekteydi. Anaokulunun yöneticileri olan Kaiserswerth Hemflireleri, geçmiflte oldu¤u gibi, kendilerine emanet edilen çocuklar› Protestan-H›ristiyan kiflilikler olarak yetifltirmeye çal›flmaktad›rlar. Dönemin Alman Hay›rsever Derne¤i yöneticileri olan elçilik vaizleri aç›s›ndan da bu, anaokulun temel hedefiydi.
Birçok kifli için ise aksine, Yak›n Do¤u’daki “Almanl›k”› sa¤lamlaflt›rmak
amac›yla, olabildi¤ince çok çocu¤a erken yaflta Almanca ö¤retmek ile ilgilenmekteydi. Mali darbo¤azlar nedeniyle, cemaat 1882 y›l›nda Kaiserswerth’ten gelecek ucuz emek gücüne baflvurmak durumunda kald›.
Süreklilik ve De¤iflim Aras›ndaki Anaokulu
Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 y›l› Ekim ay›nda Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmas› ve 1924 y›l› Mart ay›nda bir Türk-Alman dostluk anlaflmas›n›n imzalanmas› ile Alman vatandafllar›, Türkiye’ye geri dönme hakk› elde etmifllerdir. 1924 y›l› Haziran ay›nda, cemaatin yeni rahibi Kurt Berckenhagen (do¤um y›l› 1891) ‹stanbul’a ulaflm›flt›r. Bu dönemde Protestan
cemaati yaklafl›k 500 kifliden oluflmaktayd›. Bir karfl›laflt›rma yapmak gerekirse, ‹stanbul’da savafltan önce yaklafl›k 3.000 Alman yaflamaktayd›.13 Bununla beraber, Alman cemaati takip eden y›llarda h›zla büyümüfltür. Yeni
150
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
gelenlerle ilgilenmenin yan›s›ra, Alman Lisesi’nin yeniden aç›lmas› cemaatin en önemli hedefiydi. Cemaat, 1924 y›l› Haziran ay›nda Türkiye Cumhuriyeti Milli E¤itim Bakanl›¤›’na, Alman Lisesi’ni yeniden açma izni rica
eden bir dilekçe vermifltir. Dilekçe kabul görmüfl ve böylece okul, 10 Kas›m
tarihinde, Polonya Soka¤› 25 adresindeki kiral›k bir binada 116 ö¤renciyle
ö¤retime bafllam›flt›r. Yeniden aç›lan Alman Lisesi’nin bir anaokulu bölümü de vard›,14 ancak Türkiye Cumhuriyeti Milli E¤itim Bakanl›¤›, hemen
derslerin bafllamas›n›n ard›ndan bu anaokulunu kapatm›flt›r. Gerçi anaokulu 1 Ocak 1925 tarihinde yeniden derslere bafllayabilmifltir, ancak “ne
yaz›k ki, yaln›zca Alman çocuklar ile”.15 Bu tarihten sonra, di¤er uluslara
mensup çocuklar›n bu okulda ö¤renim görmesine izin verilmeyecekti. Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Türkiye’de yürütülen Alman “kültür hizmetlerine” daha fazla göz yummaya niyeti yoktu. Frans›zlar taraf›ndan el konulmufl olan eski okul binas›n›n, 1925 y›l› Eylül ay›nda cemaate iade edilmesiyle, anaokulu da eski mekân›na kavuflmufl oldu. 1924 y›l› Kas›m ay›ndan itibaren Hella Kreuzer (k›zl›k ad› Knechtel) önce Polonya Soka¤›’nda,
ard›ndan Eylül 1925’ten itibaren Alman Lisesi’nde anaokulunu yönetmifltir. 1925/26 ö¤renim y›l›nda, 49 çocuk Hella Kreuzer ile Else Ruff gözetimindeki anaokuluna devam etmifltir.
Kurt Berckenhagen’in halefi Rahip Martin Kriebel (do¤um tarihi
1907) 1932 y›l›nda ‹stanbul’a ulaflt›¤›nda, Alman cemaatinin di¤er kurulufllar› tamamlanm›fl durumdayd›. Ancak, Kriebel’in görev dönemi zor geçecekti, zira Nasyonal Sosyalizm, çok geçmeden Türkiye’de yaflayan Alman
toplulu¤unda da kendine yer edinmifltir. Sempatizanlar, henüz 1933 y›l›
May›s ay›nda Hitler Gençli¤i ‹stanbul örgütünü kurmufllard› (Dietrich
1998: 233). Grup, Almanya’daki kadar kat› örgütlenmifl ve yap›lanm›flt›r.
Alman Lisesi’ne de artan say›da ve maafllar› Almanya taraf›ndan ödenen
nasyonal sosyalist ö¤retmenler gönderilmekteydi. “Birinci s›n›f kültür siperi”16 olarak görülen Alman Lisesi nasyonal sosyalistler için özellikle çok de¤erliydi. Hem lisede, hem de Alman derne¤i Teutonia’da Nazi film gösterileri yap›l›yor, y›ll›k spor festivallerinde “NS Spor ve Gençlik ‹deolojisi”
sergileniyordu (Dietrich 1998: 235). Ö¤renci kay›tlar› bu karanl›k zihniyetin Alman Lisesi’nde ne denli güçlü oldu¤unun göstergesidir: 1932/33 y›l›nTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
151
da Alman Lisesi’nde 323 Yahudi ö¤renci varken, 1942/43 ö¤retim y›l›nda
ayn› say› yaln›zca 7’dir.17
Bu dönemde, anaokulunun durumu hakk›nda ne yaz›k ki yeterli
bilgiye sahip de¤iliz. Hella Knechtel’in halefi Gundi Teyze olarak bilinen
kiflidir. Gundi Teyze 1941/42 ö¤retim y›l›nda birçok çocuk gibi Helga
Bruckner-Raymund ve Erwin Köhle’ye yöneticilik yapm›flt›r. Bayan Raymund anaokulun do¤rudan iç avluya aç›lan bir kap›s› oldu¤unu an›ms›yor. Anlafl›lan o ki, geçen tüm y›llar içinde avlunun flekli de¤iflmemifltir.
Bayan Köhle’nin 1941 tarihli foto¤raflar›nda dokuz anaokulu ö¤rencisi görülmektedir. Ancak, Bayan Raymund say›n›n daha fazla olmas› gerekti¤ini düflünmektedir.18 Anaokulu, 1942-1943 y›llar› aras›nda k›sa süre kapal› kalmas›n›n ard›ndan, 4 fiubat 1943 tarihinde Gisela Kedor taraf›ndan 12
çocukla yeniden aç›lm›flt›r. Ancak bu çocuklar›n “hastal›klar, trafik güçlükleri vb. nedenlerle genelde yar›s›, hatta yar›dan ço¤u okula devam etmiyordu.”19 Okulun o dönemki müdürü Ludwig Scheuermann konuyla ilgili “Anaokulunun fazla ra¤bet görmemesi Bayan Kedor için hayal k›r›kl›¤› olmufltu” diye yazm›flt›. Scheuermann onu “buradaki görevimiz, aksi
halde telafi edilemez konuma gelecek olan, Türkiye’deki Alman kültür
hizmetini daha iyi günlere tafl›makt›r”20 diyerek ikna etmeye çal›flm›flt›r.
Ancak, topluluk daha iyi günlerin gelmesini bofluna ummufltu. 1944 y›l›
A¤ustos ay›nda, tarafs›z Türkiye, Alman Reich’› ile tüm diplomatik iliflkilerini kesmifltir.
Birinci Dünya Savafl› sonras›nda oldu¤u gibi, tüm Alman kurumlar›na (Alman Hastanesi istisnas›yla) el konulmufltur. Bunun yan›s›ra Türkiye, Alman pasaportuna sahip herkesin Almanya’ya dönmesini ya da Anadolu’da gözlem alt›nda tutulmas›n› talep etmifltir. Gözalt›na al›nanlar›n, 1945
y›l› Aral›k ay›nda evlerine, yani genelde ‹stanbul’a dönmelerine izin verilmifltir. Topluluk, Alman okulunun binas›n› ancak 1953 y›l›nda geri alabilmifltir. Her ne kadar yeni müdür Karl Steuerwald (1905-1989) anaokulunu
yeniden açmak istediyse de, okul Türkiye Milli E¤itim Bakanl›¤›’n›n da iznine karfl›n 1955/56 y›l›nda kapal› kalm›flt›r. Neden olarak “hedef kitlenin”
çok küçük olmas› ve “e¤itim hakk› sahiplerinin ço¤unun okuldan çok uzakta” oturuyor olmas› gösterilmekteydi.21
152
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
Helga Blanke’nin anaokulunu 1961 y›l›nda Teutonia binas›nda yeniden açmas›na kadar, ailelerin ço¤u, çocuklar›n› bak›m için Alman dad›lara emanet etmekteydi.22 Ayr›ca görünen odur ki, bir ya da daha fazla özel
anaokulu da mevcuttu.23 Daha sonra, anaokulunun 1944 y›l›nda kapat›lmas›ndan 17 y›l sonra, Alman cemaati teflebbüsü ele alm›fl ve 1961 y›l› Kas›m
ay›nda Teutonia Anaokulu’nu kurmufltur. Hedef geçmiflteki gibiydi: Çocuklar küçük yaflta Almanca ö¤renmeliydi. Bayan Blanke 1964 y›l›na dek
Teutonia’da yaflam›fl ve çal›flm›flt›r. Art›k, gitgide daha fazla aile, çocu¤unu
ona göndermekteydi. Baflta Alman Lisesi ö¤retmenleri, sonralar› ise özel
sektör temsilcileri ile Baflkonsolosluk çal›flanlar›. Tüzü¤e göre, okula yaln›zca “sa¤l›kl› ve Almanca konuflan çocuklar” ve en çok 25 ö¤renci al›nmaktayd›.24 Bayan Blanke’nin görev süresinin sonlar›na do¤ru, okula çok say›da
çift uyruklu çocuk da kay›t olmufltu.
1964 y›l› sonbahar›nda anaokulunun yönetimini Oda Boro üstlenmifltir. Üç y›l sonra ise, Ingeborg Çelik halefi olmufltur. Bayan Çelik, Bonn’daki
Baflkonsolosluk arac›l›¤›yla ‹stanbul’a gönderilmifl ve dört y›l boyunca y›lda ortalama 25 adet, aralar›nda çok say›da Hollandal›n›n da oldu¤u Almanca konuflan ailenin çocu¤unu yönetmifltir. Anaokulu hâlâ Teutonia binas›nda çal›flmaktayd›. Üyeleri ayn› zamanda Teutonia’n›n yönetim kurulunda olan bir aile heyeti iflleri yürütmekteydi. Bayan Çelik’in halefi Antje Wirsing’dir. Onun
yönetimi s›ras›nda, 1976 y›l› sonbahar›nda, “Ingeborg Teyze” anaokuluna
dönmüfltür. Söz konusu dönemde okulda küçükler ve okul öncesi olmak üzere iki grup halinde 50’nin üzerinde çocuk ö¤renim görmekteydi. Bayan Çelik,
yeniden dört y›ll›k bir süre için anaokulu yönetimine dönmüfl, görevi 1980 y›l› ilkbahar›nda sona ermifltir.25 Monika Yaramanc›’n›n k›sa süren yönetiminin
ard›ndan, Marie-Luise Baresel 1982 y›l› sonbahar›nda göreve gelmifltir. Bayan
Baresel anaokulunu 1986 y›l› bafl›na dek yönetmifltir. Sonras›nda, bir süre yöneticisiz kalan anaokulu müdürlü¤üne, 1987 y›l› Eylül ay›nda Renate Schlosser-Zengin gelmifl; kendisi 2007 y›l›nda 20. y›ldönümünü kutlam›flt›r.
1961 y›l›nda yeniden aç›lm›fl olan Alman anaokulunun arfliv tutmamas› nedeniyle, okula devam eden çocuklar hakk›nda elimizde bir veri bulunmamaktad›r. ‹lk olarak Bayan Schlosser-Zengin, 1990 y›l›ndan itibaren
y›ll›k çocuk say›s›n› kayda geçirmifltir. 2006 y›l›na dek, aralar›nda çok say›Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
153
da çift uyruklu da olmak üzere, ortalama y›ll›k 34 çocuk söz konusudur. Almanca dil dersi, eskisi gibi ‹stanbul Alman Anaokulu’nun temel e¤itim içeri¤ini oluflturmaktad›r.
Özet
‹stanbul’daki Alman cemaatinde, en az›ndan Protestanlar aras›nda,
kendilerine ait bir anaokuluna sahip olma dile¤i, henüz erken dönemde bile mevcuttu. Cemaat üyeleri, 1850 y›l›nda kurduklar› Protestan okulunda
bir de anaokulu açm›fllard›r. Böylece, çok dilli çocuklara okul öncesi dönemde Almanca ö¤retmeyi denemifllerdir. ‹kinci giriflim ise, Kaiserswerth
Diakonisleri’nden gelmifltir. Hemflireler 1864 y›l›nda, her ulustan çocu¤a
aç›k olan anaokulu kurmufllard›r. Protestan çocuk terbiyesi vererek, Osmanl› ‹mparatorlu¤u’ndaki Protestan etkisini güçlendirebileceklerine inan›yorlard›. Almanca dil dersi ise, hemflireler için ikincil bir öneme sahipti.
Yüzy›l›n sonunda, Alman kültür emperyalizminin yükseldi¤i dönemde, 1882 y›l›nda yeniden aç›lm›fl olan anaokulu, “yurtd›fl›ndaki Almanlar”›n merkezi kültür kuruluflu olmufltur. Anaokulunun yöneticileri eskisi
gibi Kaiserswerth’den geliyor ve her fleyden önce misyonerlik görevlerini
yerine getirmek istiyor olsalar da, anaokulunun ana hedefi art›k, olabildi¤ince çok çocu¤a, olabildi¤ince erken yaflta Almanca ö¤retmekti. Böylece,
çökmekte olan Osmanl› ‹mparatorlu¤u’ndaki “Alman unsuru”nun sa¤lama al›nmas› amaçlanmaktayd›.
Birinci Dünya Savafl›’ndaki yenilginin ard›ndan, Almanlar›n Alman
vatandafll›¤›na sahip olmayan çocuklara e¤itim verme hakk› kalmam›flt›r.
Anaokulunun 1925 y›l›nda yeniden aç›l›fl›ndan, 1944 y›l›na dek Alman anaokulunun az say›da ö¤rencisi olmufltur. 1953 y›l›nda yeniden ö¤renime aç›lan Alman Lisesi’nde ise bir anaokulu aç›lmam›flt›r. Ancak 1961 y›l›nda, cemaat, ‹stanbul’daki uzun soluklu Alman anaokulu gelene¤ini bugüne dek
sürdürecek olan Teutonia Anaokulu’nu kurmufltur. Son on y›llarda, çift uyruklu çocuklar›n say›s›n›n artmas› sonucu, anaokuluna devam eden çocuklar›n say›s› da yeniden artm›flt›r. E¤itimin asli hedefi ise, 20. yüzy›lda pek
de¤ifliklik göstermemifltir: Alman (ya da Alman-Türk) kökenli çocuklara erken yaflta sa¤lam Almanca dilbilgisi verilmesi amac› güdülmektedir.
154
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
Kaynakça
Arfliv Kaynaklar›
Berlin D›fliflleri Bakanl›¤› (AA)
Dosya 350: Istanbul
Bundesarchiv Berlin-Lichterfelde (BA)
Dosya R/4901 6657: Betrifft die deutsche Oberrealschule in Istanbul
Evangelisches Zentralarchiv Berlin (EZAB)
– Protokolle des deutsch-evangelischen Wohlthätigkeitsvereins in Constantinopel:
Dosya: 122/78, 8 May›s 1867 – 13 Haziran 1906
Dosya: 122/79, 7 May›s 1907 – 3 Nisan 1918
– Jahreshefte der Deutschen Evangelischen Gemeinde zu Istanbul (JEG)
Fliedner-Kulturstiftung Kaiserswerth (FKS)
– Berichte über die Diakonissen-Stationen im Morgenland 1851-1899 (BDS)
– Dank- und Denk-Blätter 1901-1919 (DDB)
Dosya 256: Istanbul, Schule und Kinderheim in Bebek 1871-76
Dosya 256: Kleinkinderschule (KKS) 1881-99, 1912-18
Dosya 256: Diverses 1902-19
Dosya 256: Korrespondenz 1919-25
Dosya 323: Deutsche Schule 1923-55
Birincil ve ‹kincil Kaynaklar
Bachmann, M. 2003. Tarabya. Geschichte und Entwicklung der historischen Sommerresidenz des deutschen
Botschafters am Bosporus. ‹stanbul: Alman Arkeoloji Enstitüsü.
Deutsche Schule Istanbul (ed.) 1958. Festschrift zum 90jährigen Bestehen der Deutschen Schule Istanbul.
Bergisch Gladbach.
Deutsche Schule Istanbul (ed.) 1968. Festschrift zum 100jährigen Bestehen der Deutschen Schule Istanbul
1868-1968. ‹stanbul.
Deutsche Schule Istanbul ed.) 1993. 125 Jahre Deutsche Schule Istanbul. Festschrift. ‹stanbul.
Dietrich, A. 1998. Deutschsein in Istanbul. Nationalisierung und Orientierung in der deutschsprachigen
Community von 1843 bis 1956. Opladen: Leske + Budrich.
Disselhoff, J. 1886. Denkschrift zur Jubelfeier der Erneuerung des apostolischen Diakonissen-Amtes und der
fünfzigjährigen Wirksamkeit des Diakonissen-Mutterhauses zu Kaiserswerth a. Rhein. Kaiserswerth.
Felgentreff, R. 1998. Das Diakoniewerk Kaiserswerth 1836-1998. Von der Diakonissenanstalt zum Diakoniewerk- Ein Überblick. Düsseldorf-Kaiserswerth: Heimat-und Bürgerverein Kaiserswerth.
Franzke, J. (ed.) 2003. Bagdad-und Hedjazbahn. Deutsche Eisenbahngeschichte im Vorderen Orient. Nürnberg: Tümmel.
Gaerte, F. O. 1989. Das Deutsche Kaiserliche Palais in ‹stanbul. ‹stanbul: ‹stanbul Üniversitesi Rektörlü¤ü.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
155
Gencer, M. 2002. “Deutsch-türkische Interaktionen im Rahmen der Modernisierung, der Bildung, der
Wirtschaft und des Militärs (1908-1918),” Zeitschrift für Türkeistudien (15/1-2): 73-98.
Gencer, M. 2004. “Der deutsche Faktor in der spätosmanischen Politik (1871-1918),” Zeitschrift für Türkeistudien (17/1-2): 23-49.
Generalkonsulat der Bundesrepublik Deutschland Istanbul (ed.) 1989. Das Kaiserliche Palais in Istanbul
und die deutsch-türkischen Beziehungen, ‹stanbul: Narin.
Grothe, H. 1903. Auf türkischer Erde. Reisebilder und Studien. Berlin: Allg. Verein für Dt. Litteratur.
Gründer, H. (ed.) 2006. …da und dort ein junges Deutschland gründen, Rassismus, Kolonien und kolonialer
Gedanke vom 16. bis zum 20. Jahrhundert. München: Deutscher Taschenbuchverlag.
Heigl, P. 2004. Schotter für die Wüste. Die Bagdadbahn und ihre deutschen Bauingenieure. Nürnberg: Eigenverlag Heigl.
Jaschinski, K. 2002. “Des Kaisers Reise in den Vorderen Orient 1898, ihr historischer Platz und ihre
Dimensionen,” K. Jaschinski und J. Waldschmidt (ed.) Des Kaisers Reise in den Orient 1898 içinde,
Berlin: Trafo-Verlag, 17-36.
Joraschek, J. 1993. “Ein kurzer Abriss der Baugeschichte von den ersten Anfängen bis heute.” Deutsche Schule Istanbul (ed.) 125 Jahre Deutsche Schule Istanbul. Festschrift içinde. ‹stanbul, 103-105.
Kössler, A. 1989. “Die Besuche Kaiser Wilhelms II. in Istanbul (1889, 1898, 1917),” Generalkonsulat
der Bundesrepublik Deutschland Istanbul (ed.), Das Kaiserliche Palais in Istanbul und die deutschtürkischen Beziehungen içinde. ‹stanbul: Narin, 31-42.
Kriebel, M. Die Geschichte der deutschen evangelischen Gemeinde in Istanbul-Istanbul von 1843 bis 1932. ‹stanbul 1992
Meyer-Schlichtmann, C. 1992. Von der Preußischen Gesandtschaft zum Do¤an- Apartman›. 130 Jahre Geschichte eines Grundstückes und Hauses in Beyo¤lu. ‹stanbul: ‹stanbul Kitapl›¤›.
Ordu, A. B. 1982. “Dokumente zur Geschichte des Deutschen Krankenhauses in Istanbul.” Marburg.
(yay›mlanmam›fl doktora tezi).
Ortayl›, ‹. 1983. ‹kinci Abdülhamit Döneminde Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nda Alman Nüfuzu. Ankara: Kaynak Yay›nlar›.
Pohl, M. 1999. Von Stambul nach Bagdad. Die Geschichte einer berühmten Eisenbahn. München: Piper.
Polkehn, K. 2002. “Wilhelm II. in Istanbul. Der politische Startschuss zum Bau der Bagdadbahn.” K.
Jaschinski und J. Waldschmidt (ed.) Des Kaisers Reise in den Orient 1898 içinde. Berlin: Trafo-Verlag, 61-73.
Pschichholz, C. 2008. “Immigration of German-Speaking People to the Territory of Modern-Day Turkey (1850-1918).” M. Schulze und D. G. John et al. (ed.) German Immigrants and Their Descendants:
Culture, History, Language içinde. Waterloo: Wilfrid Laurier University Press.
Radt, B. 2001. Geschichte der Teutonia. Deutsches Vereinsleben in Istanbul 1847-2000. Würzburg: Ergon.
Richter, J. St. 1997. Die Orientreise Kaiser Wilhelms II. 1898. Eine Studie zur deutschen Außenpolitik an der
Wende zum 20. Jahrhundert. Hamburg: Kovac.
Toprak, Z. 1994. “Nüfus – Fetihten 1950’ye.” Kültür Bakanl›¤› ve Tarih Vakf› (ed.) Dünden Bugüne ‹stanbul Ansiklopedisi içinde. (6): 108-111.
Van Laak, D. 2005. Über alles in der Welt. Deutscher Imperialismus im 19. und 20. Jahrhundert. München:
Beck.
156
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
Verein Aktives Museum (ed.) 2000. Haymatloz – Exil in der Türkei 1933-1945. Berlin: Verein Aktives
Museum.
Von Caucig, F. Von Constantinopel nach Istanbul. Haz›rlayan ve yay›nlayan Annemarie Hagen. Nürnberg.
Von Moltke, H. 1979. Unter dem Halbmond. Erlebnisse in der alten Türkei 1835-1839. Tübingen, Basel:
Erdmann.
Wallach, J. L. 1976. Anatomie einer Militärhilfe. Die preußisch-deutschen Militärmissionen in der Türkei
(1835-1919). Düsseldorf: Droste.
Yazar› belli de¤il, 1968. “Die Deutsche Schule im Spiegel von Zeitungsmeldungen aus der Kaiserzeit.”
Deutsche Schule Istanbul (ed.) Festschrift zum 100jährigen Bestehen der Deutschen Schule Istanbul
1868-1968 içinde. ‹stanbul, 173ve devam›.
Notlar
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
‹stanbul, Almanca kaynaklarda 20. yüzy›l›n 20’li y›llar›n›n sonuna dek genellikle Konstantinopel
ad›yla an›lm›flt›r.
‹stanbul’daki Alman toplulu¤u ve kurumlar› hakk›nda bugüne dek yay›mlanan çal›flmalar: Bachmann (2003); ‹stanbul Alman Lisesi (ed.) (1958); ‹stanbul Alman Lisesi (ed.) (1968); ‹stanbul Alman Lisesi (ed.) (1993); Dietrich (1998); Gaerte (1989); Federal Almanya ‹stanbul Baflkonsoloslu¤u (ed.) (1989); Kriebel (tarihsiz); Meyer-Schlichtmann (1992); Ordu (1982); Radt (2001).
19. yüzy›l›n ilk yar›s›nda ‹stanbul’un toplam nüfusu yaklafl›k yar›m milyon olarak tahmin edilmektedir (Toprak 1994: 109).
Mordtmann’›n Fliedner’e yazd›¤› 19 Ocak 1848 tarihli mektuptan (Kriebel: 31).
Suhle’den Kaiserswerth’e mektup, 28 Temmuz 1873. FKS 256, Bebek 1871-76.
Suhle’den Kaiserswerth’e mektup, 12 Haziran 1873. FKS 256, Bebek 1871-76.
Hemflire Marie Hirsch’den Kaiserswerth’e mektup, 22 Nisan 1873. FKS 256, Bebek 1871-76.
Genel Kurul Toplant›s›, 5 May›s 1882. EZAB 122/78.
Suhle’den Kaiserswerth’e mektup, 22 May›s 1882. FKS 256, KKS 1881-99.
Suhle’den Kaiserswerth’e mektup, 3 Ocak 1893. FKS 256, KKS 1881-99.
‹stanbul Haydarpafla-Eskiflehir-Ankara hatt›, 1892 y›l› Haziran ay›nda; Eskiflehir-Konya ba¤lant›s›
ise 1896 y›l› Temmuz ay›nda hizmete aç›lm›flt›r (Heigl 2004: 27).
Suhle’den Kaiserswerth’e mektup, 17 fiubat 1899. FKS 256, KKS 1881-99.
“‹stanbul’daki Almanlar”dan al›nm›flt›r. Preusser’den Lüttichau’ya mektup, 14 Ocak 1925. FKS
323, Alman Lisesi 1923-55.
Böylece anaokulu, ikinci kez Polonya Soka¤›’ndayd›.
Preusser’den Lüttichau’ya mektup, 14 Ocak 1925. FKS 323, Alman Lisesi 1923-55.
‹stanbul Alman Lisesi hakk›nda rapor ve Alman menfaatlerinin korunmas›na yönelik öneriler (Dietrich 1998: 239).
Rudolf Benze’nin ‹stanbul’daki olgunluk s›nav›, okul bitirme s›nav› ve 1943 May›s/Haziran okul
reformu hakk›ndaki raporu. BA R/4901 6657.
Helga Bruckner-Raymund ile söylefli, 9.5.2007.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
157
19
Rudolf Benze’nin ‹stanbul’daki olgunluk s›nav›, okul bitirme s›nav› ve 1943 May›s/Haziran okul
reformu hakk›ndaki raporu. BA R/4901 6657.
20 A.g.e.
21 Y›ll›k Rapor 1953/54. FKS 323, Alman Lisesi 1923-55.
22 Gerhart Mahler’den mektup, 28.12.2006.
23 Anette Böhmer ile söylefli, 28.1.2007.
24 Helga Blanke-Bott ile söylefli, 10.5.2007.
25 Ingeborg Çelik ile söylefli, 29.4.2007.
158
1850-2007 Aras›nda ‹stanbul’daki Alman Okulu
Yasemin Özbek
ALMANYA’DAN TÜRK‹YE’YE
ULUS-AfiIRI GÖÇ
G
ünümüzde iflçi göçü ve sürgün halen yayg›n göç konseptlerini
oluflturuyor. Burada normal durum olarak alg›lanan “yerleflikli¤e,” birey veya gruplar memleketlerinden uzun vadeli veya kal›c›
flekilde ayr›larak “ara veriyorlar.” Göçmenler memleketlerine olan ba¤lar›n›
yavafl yavafl yitiriyor ya da bu ba¤lar› art›k yanl›zca sembolik düzlemde sürdürebiliyorlar. Ancak bu kavramlar günümüz göç hareketlerini ampirik anlamda aç›klamakta yetersiz kalmaktad›r, zira göç art›k bafll›bafl›na bir varolufl flekli haline gelmifltir. Sürekli olarak hareketlilikle flekillenen yaflamlar›n say›s› gitgide artmaktad›r. Özellikle de, küreselleflen ekonomik sistem
ve dünya toplumu böylesi bir geliflimi destekliyor. Yeni göçmen kitlesi
memleketiyle etkin iliflkiler sürdürmektedir. Teknik iletiflim araçlar› ve modern ulafl›m yöntemleri de bu iliflkinin sürdürülmesini kolaylaflt›rmaktad›r.
Bu flekilde, bilgi, mallar ve kiflilerin dolafl›m›na olanak tan›yan, s›n›rlar›
aflan yap›lar ve toplumsal a¤lar oluflmaktad›r. Böylesi toplumsal a¤lar ve
iliflkiler memleketine geri dönen göçmenlerin yararlanabilece¤i kaynaklar1
olarak fayda göstermektedir (Marx 2000: 204).
90’l› y›llarda, artan küreselleflme ortam›nda “ulusafl›r› göç” kavram›
ortaya ç›km›flt›r. Bu kavram, son y›llarda artan ve insanlar›n farkl› nedenlerle memleketlerinden geçici ya da kal›c› olarak göç ettikleri ve ayn› anda
hem ev sahibi toplum, hem de geldikleri toplum ile de¤iflik formlarda toplumsal, siyasi, dini, ekonomik ve örgütsel ba¤lar kurduklar› ve sürdürdükleri bir göç türüne iflaret etmektedir (Harmsen 1999: 34-35).
Bugüne dek, Almanya’dan Türkiye’ye gelen ulusafl›r› göç, ne kamu
tart›flmalar›nda, ne de bilimsel ortamda fazla ilgi çekmifltir. Genelde TürkAlman göç tarihi, Almanya’ya göç eden Türk iflçiler ya da Nazi döneminde
memleketlerinden kaçarak ‹stanbul ya da Ankara’ya yerleflen mülteciler
ba¤lam›nda de¤erlendirilmektedir. Konunun flimdiye dek akademik çevrelerce ele al›nmamas›n›, her fleyden önce istatistiki olarak aç›klamak mümTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
159
kün: yabanc›lar›n sicil kay›t verilerine göre, Almanya’da 2,5 milyonu aflk›n
say›da Türk yaflamaktad›r.2 Buna karfl›l›k, Türkiye’de yaflayan Almanlar›n
say›s› 55.000 civar›nda tahmin edilmektedir.3 Bununla beraber, yo¤un ikili
iliflkilerle ‹stanbul’da ve güney sahillerinde gitgide gözle görünür bir hal
alan yerleflik Alman toplulu¤u (community) (Dietrich 1998) dikkate al›nd›¤›nda, konuya ilgisiz kal›nmamas› gerekti¤i aç›kt›r.
Günümüzde Türkiye’ye Göçün Nedenleri
Almanya’dan gelen ulusafl›r› göç, Türkiye’de 80’li y›llar›n ortalar›ndan bu yana de¤iflen siyasi koflullar›n bir sonucudur. Dönemin baflbakan›
Turgut Özal taraf›ndan teflvik edilen ekonomik liberalleflme, yabanc› flirketler aç›s›ndan yat›r›ma uygun bir ortam yaratm›fl ve yo¤un Türk-Alman ticaret iliflkilerinden dolay›, bu ortamdan ilk olarak Alman flirketleri yararlanm›flt›r. Söz konusu flirketler, Türkiye’de flubeler ya da yerli ortakl› flirketler
kurmufllard›r. Ekonomik aç›l›m›, k›sa süre sonra siyasi bir aç›l›m izlemifl ve
bu ba¤lamda kültür enstitüleri ve siyasi partilere yak›nl›klar› ile bilinen vak›flar Türkiye’de etkinlik kazanm›fllard›r.
Bu tür Alman kurulufllar›n›n temsilcileri Türkiye’ye geçici süreli ve
tan›mlanm›fl bir mesleki görevlendirmeyle gelmektedirler. Bu grup, ifl aray›fl›ndaki klasik göçmenlerden de¤il, yüksek nitelikli, alan›nda uzmanlaflm›fl çal›flan ya da yöneticilerden oluflmaktad›r. ‹kamet ettikleri süre dahilinde, yaflamlar›n›n odak noktas› Türkiye olsa da, söz konusu kifliler Almanya
ve Türkiye aras›nda düzenli olarak gidip gelmekte ve böylece her iki ülkede
de toplumsal ba¤lant›lar›n› sürdürmektedirler.4 Ulusafl›r› seçkinler olarak
nitelendirilen (Harmsen 1999: 34-35) bu gruba, uluslararas› flirketlerin yöneticilerinin yan› s›ra, diplomatlar, geliflim destek projelerinde çal›flanlar,
bilim insanlar› ve sanatç›lar dahildir. Bu kifliler göç etmeye ya da gidecekleri yere kendileri karar vermemekte, ço¤u kez mensubu bulunduklar› kurum/örgüt taraf›ndan gönderilmektedirler.5 Geçici görevle yurtd›fl›ndan gelen bu kifliler ‹stanbul, Ankara ve ‹zmir gibi Türkiye’nin bat›s›nda yer alan
büyük flehirlerde göçmen toplumunun ço¤unlu¤unu oluflturmakta; meslekleri ve Türkiye’deki görevleri nedeniyle bu kifliler de Almanya-Türkiye
iliflkilerinde de bir aktör olarak rol oynamaktad›r.
160
Almanya’dan Türkiye’ye ulus-Afl›r› Göç
Ulusafl›r› seçkinler Türkiye’de resmen kay›tl› olup ikamet ve çal›flma izinlerine sahipken, geçen y›llarda gittikçe güçlenen ve Almanya’dan
gelen uzun dönem turistleri, emekliler ve medeniyet elefltirmenlerinden6
oluflan grup istatistiklere yans›mamaktad›r. Söz konusu kifliler, Türkiye’ye
turist olarak girifl yapmakta, dolay›s›yla üç ayl›k kal›fl süresince kay›t olma
sorumlulu¤u tafl›mamaktad›rlar. Bu sürenin sona ermesinin ard›ndan, kifliler k›sa süre için yurtd›fl›na ç›kmakta7 ve böylece resmi makamlara haber
verme ve kay›t olma sorumlulu¤u olmaks›z›n bir baflka üç ay daha geçirme
hakk› elde etmektedirler. Özellikle Türkiye’nin güney sahillerindeki tatil
bölgeleri, son an›lan grup aç›s›ndan en popüler yerleri oluflturmaktad›r.
Alanya Tapu Dairesi,8 bölgede emlak sahibi yaklafl›k 7.000 Alman vatandafl›9 oldu¤u bilgisini vermektedir.
Hangi kiflisel nedenler Almanlar› Türkiye’ye getirmektedir? Özel ve ifl
hayatlar›nda günlük yaflamlar› nas›ld›r? Güncel Almanya-Türkiye iliflkilerinin
flekillendirilmesinde nas›l bir rol oynamaktad›rlar? Avrupa’ya nas›l bir Türkiye imaj› tafl›maktad›rlar? Afla¤›daki bölümde bu sorular› irdeleyece¤im.10
Örneklem Grup Hakk›nda Veriler
Konu ile ilgili aç›klamalar›m, 2003 A¤ustosu ile 2007 fiubat› aras›nda ‹stanbul, Alanya ve Ankara’daki Almanlar ile gerçeklefltirdi¤im 26 görüflmeye dayanmaktad›r. Görüflece¤im kiflileri seçerken kulland›¤›m ölçüt, o zaman diliminde yaflamlar›n› Türkiye merkezli olarak sürdürüyor olmalar›, Alman toplulu¤unu (community) flekillendirmeleri ya da onun sundu¤u olanaklar› kullanmalar› ve topluluk bünyesinde ya da meslekleri çerçevesinde
Türk-Alman iliflkilerine etki edebilecek eylem olanaklar›na sahip olmalar›yd›.11 Alman kurumlar›ndaki etkinlikler ba¤lam›nda ilk ba¤lant›lar›m› kurmam›n ard›ndan, görüflme yapt›¤›m kiflilerin say›s› giderek artm›flt›r.
Örneklem grubu meslekleri, göç nedenleri, Türkiye’de kal›fl süreleri, yafllar› ve cinsiyetleri yönünden çok heterojen yap›dad›r. Bu noktaya
özellikle dikkat edilmifltir, zira böylece Almanya’dan Türkiye’ye gelen göçün farkl› yönleri aktar›labilecektir.12 Görüflülen kifliler aras›nda uluslararas› flirketler taraf›ndan Türkiye’ye gönderilen yedi yönetici, iki kültür kuruluflu temsilcisi ve iki ö¤retmen vard›r. Befl kifli, Türkiye’ye göç eden kiflileTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
161
rin aile üyelerinden, alt› kifli Türkiye’nin güney k›y›lar›nda yaflayan uzun
dönem turistlerinden ve dört kifli de ‹stanbul’da serbest meslek sahipleri
aras›ndan seçilmifltir. Tüm bu insanlar›, ortak bir etnik köken ve ortak bir
dil ba¤lamaktad›r.
Görüflmeler, serbest formatta yürütülmüfl; bu format sayesinde görüflmeler kiflisel bir sohbet niteli¤ine bürünmüfltür. Görüflülen kifliler ile
güven ortam› oluflturulmas› ve böylece olabildi¤ince çok, ancak özel bir ortamda elde edilebilecek miktarda bilgi edinilmesi hedeflenmifltir. Serbest
görüflme flekli, iletiflim sürecini yönlendirmeye engel olmaks›z›n, sohbete
esneklik ve derinlik katmaya izin vermektedir. Göçmenlere öncelikle, Türkiye’de kalma nedenleri sorulmufl; ard›ndan ifl ve meslek yaflam›na, aileye,
Türk toplumu ve Almanlar ile olan ba¤lant›lara, geri dönüfl niyetlerine ve
kendilerine dair sorular yönlendirilmifltir. Görüflülen kifliler, her soruya
farkl› bir ilgi göstermifller, böylece her görüflme bir buçuk ila üç saat kadar
sürmüfltür. Genel bir çözümleme ile görüflmelerden elde edilen veriler bir
araya getirilmifl ve de¤erlendirilmifltir.
Türkiye’de Günlük Yaflam
Geçici Görevli Yabanc› Kurulufl Temsilcileri
Yukar›da an›lan göçmen gruplar› (uzun dönem turistleri /emekliler, flirketlerin gönderdi¤i yöneticiler / ulusafl›r› seçkinler, medeniyet elefltirmenleri) aras›nda, yabanc› kurulufl temsilcileri, kendi ifl alanlar› d›fl›nda
toplumla en az iliflki kuran gruptur. Türklerle ba¤lant›lar› mesleki çerçeve,
yani ticaret ortaklar› ya da kurum içi ifl arkadafllar›yla s›n›rl›d›r. Bu durum
özellikle, Alman flirketlerinin temsilcileri için geçerlidir. Bu grup için ön
planda olan, görevlerini yerine getirmektir. Türkiye’deki varl›klar›n›n kendilerine verilen görevle ba¤lant›l› oldu¤unun bilincindelerdir. Özel sektörde çal›flan, yurtd›fl›ndan gönderilmifl tüm yabanc›lar görüflme s›ras›nda
“[...] ben, flirket beni nereye gönderirse, oraya giderim. Bu, Türkiye olmazsa, baflka bir ülke olacakt›r [...]” ifadesini kullanm›flt›r.
Bafllang›çta Türkçe ö¤renme gayreti vard›r, ancak genelde ilk birkaç
haftadan sonra dil derslerinden vazgeçilmektedir. Görüfltü¤üm kifliler, dil
162
Almanya’dan Türkiye’ye ulus-Afl›r› Göç
ö¤renmeyi zahmetli ve çok zaman gerektiren bir ifl olarak de¤erlendirmekte, uluslararas› flirketlerin temsilcileri ise, birlikte çal›fl›lan kifliler ya Almanca ya da ‹ngilizce konuflabildi¤i için bunu gereksiz bulmaktad›r. Görüfltü¤üm kiflilerden biri bana, eflinin Türk olmas›na ve 18 y›ld›r Türkiye’de yafl›yor olmas›na karfl›n hâlâ Türkçe konuflamad›¤›n›, zira ‹ngilizce iletiflim
kurman›n kendisine daha kolay geldi¤ini ifade etmifltir.
Görüflülen yabanc› kurulufl temsilcileri ya da görevlilerinin tümü,
Türkiye’deki resmi makamlarla hiçbir sorun yaflamad›klar›n›, zira bu konudaki ba¤lant›lar› Türk ifl arkadafllar›n›n üstlendiklerini anlatmaktad›r. Bu
grup, Türkiye’de resmen kay›tl›, ikamet ve çal›flma iznine sahip kiflilerden
oluflmaktad›r. Kendi ifadelerine göre, Türkiye-Almanya aras›nda ç›kan krizler de ifllerini pek etkilememifltir. Buna neden olarak, siyasi anlamda üst
düzey ba¤lant›lar›n›n iyi olmas›n› görmektedirler. Özellikle flirket temsilcileri karfl›lafl›lan engellerle ilgili sorularda, uluslararas› ekonomik yat›r›mlar›n Türk ekonomisinin geliflimi aç›s›ndan faydalar›na dikkat çekmektedirler. Bu noktada Türk ekonomisi ise “[...] özellefltirme çok yetersiz ve [...]
zahmetli bürokrasi [...]” ifadeleriyle elefltirilmektedir.
Siyasi vak›flar›n, bilimsel kurumlar›n ya da kültür enstitülerinin
temsilcileri aç›s›ndan ise, konu daha sorunludur, zira söz konusu kifliler iflleri gere¤i, s›kl›kla (ve kimi zaman elefltirel flekilde) toplumsal ve siyasi konularda görüfl bildirmek durumunda kalmaktad›rlar. Bu kiflilerin iflleri s›kça “ülkenin içifllerine kar›flmak” olarak de¤erlendirilmektedir.13
Yabanc› kurulufl temsilci ya da görevlileri ve bu kiflilerin aileleri, Bo¤aziçi Almanlar›14 ve savafl sonras› mülteciler ile birlikte, ekonomi ve kültür
metropolü ‹stanbul’daki Alman kolonisini oluflturmaktad›rlar. Yabanc› kurulufl temsilcilerinin eflleri ve çocuklar› Türk toplumuna daha çabuk uyum
sa¤lamaktad›rlar, zira günlük yaflam›n al›flverifl, okul, komflularla iliflkiler
gibi yönlerini organize etmek durumundad›rlar. Bu nedenle efllerin Türkçe bilgisi daha iyidir. Buna karfl›n, toplumsal ba¤lant›lar› söz konusu oldu¤unda Alman toplulu¤unun olanaklar›na ve altyap›s›na baflvurmaktad›rlar.
Bu yap›lar aras›nda Die Brücke Derne¤i, bak›m yurdu, kiliseler ve okullar
say›labilir. Bu kifliler koloninin toplumsal etkinliklerine kat›lmakta; flenlikler, hay›r organizasyonlar›, konferanslar vb. düzenlemektedirler.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
163
‹stanbul’da yaflayan yabanc› flirket çal›flanlar›n›n görüfltü¤ümüz eflleri, Bo¤az flehrindeki yaflamlar›n› rahat olarak tan›mlamaktad›r. Bu kifliler,
bir yandan Alman olarak di¤er uluslara mensup yabanc›lara göre; di¤er
yandan ise memleketlerindeki durumlar›na k›yasla özel konumlar›n› vurgulamaktad›rlar. Ayr›cal›klar›n› alg›lama flekilleri, görüfltü¤üm bir kiflinin
flu ifadelerinde kendini göstermektedir: “[...] bir dükkân ya da polis merkezinde, di¤erlerinden, örne¤in eski Do¤u Bloku ülkelerinden gelen bir kad›ndan farkl› muamele görüyorum. [...]” ya da “[...] elbette burada durumumuz gayet iyi. [...] yaflam standard›m›z yüksek [...] burada yaflad›¤›m›z gibi
bir daireye Almanya’ da asla sahip olamazd›k. [...] Bo¤az manzaral› harika
bir yerde yafl›yoruz [...].”
Görüflülen kifliler, ‹stanbul’un, geçmiflteki bilgilerinden kaynaklanan beklentilerinin aksine, bat›l› bir flehir oluflunu da olumlu flekilde de¤erlendirmektedirler. Görüflmelerden birinden al›nt›, bu yaklafl›m› yans›tmaktad›r: “[...] eskiden, Türkiye’nin çok Do¤ulu bir ülke oldu¤unu san›yordum.
Oysa ‹stanbul daha çok Bat›l› ya da Avrupal› bir flehir [...].”
Emekliler / Uzun Dönem Turistleri
Emeklilik dönemlerinde Türkiye’nin sahil bölgelerine yerleflen Almanlar, bu tercihleri için Bat› Avrupa’ya oranla ucuz geçim masraflar›, yumuflak iklim ve çekici do¤ay› gerekçe göstermektedirler. Bu kifliler genelde, Türkiye’de
geçirdikleri bir tatil sonras›nda, daha uzun süreli bir ikamete karar vermekte ve
kendi tabirleriyle “yaflamlar›n›n sonbahar›n›” burada geçirmektedirler.
Yukar›da an›lan iki grubun yan›s›ra, kültür pesimistleri (medeniyet
elefltirmenleri) de Türkiye’de yaflayan bir baflka Alman göçmen grubunu
oluflturmaktad›rlar. Bu kiflilerin Türkiye’ye göç etme nedenleri s›kl›kla Almanya’daki yaflam koflullar›na elefltirileriyle ba¤lant›l›d›r. Bu gruba mensup kifliler, Almaya’da varoldu¤unu iddia ettikleri so¤ukluk ve maddiyatç›l›ktan yak›nmaktad›rlar. Ayr›ca, Güney’deki do¤an›n etkileyicili¤ini, kültür
ve yaflam›n› bir çekim noktas› olarak vurgulamaktad›rlar. Tüm bunlar için,
güvenceli bir yaflamdan vazgeçmeye haz›rd›rlar.
Çal›flma izinlerinin usulen flirketlere ba¤l› olarak verilmesi ve yabanc›lar için mevcut mesleki s›n›rlar›n ifl olanaklar›n› k›s›tlamas› nedeniy164
Almanya’dan Türkiye’ye ulus-Afl›r› Göç
le, çevirmenlik, ö¤retmenlik ve gazetecilik, kendisini gönderen bir flirketin
korumas› olmadan Türkiye’de yaflayan Almanlar aç›s›ndan tercih edilen gelir kaynaklar›d›r. Burada, göçmenler dil bilgileri ile Türkiye ve Almanya
hakk›ndaki bilgilerinden faydalanmaktad›rlar. Konuk olduklar› toplumla
daha güçlü bir uyum içindedirler, zira Türkiye’de tek bafllar›na idare etmeleri gerekmektedir. Bu durum, söz konusu kiflilerin entegrasyonda baflar›l›
olmalar›n› zorunlu k›l›yor. Ayr›ca söz konusu kifliler yaflamlar›n› Türkiye’de sürdürmeyi düflündüklerinden, Türkiye onlar›n gelecek planlamas›nda önemli bir rol oynamaktad›r. Yaln›zca bu bile, söz konusu kiflilerin
Türklerle etkileflim kurmak için çaba harcamalar›n›n bir nedenidir.
Görüfltü¤üm kiflilerden biri, Türkiye’de kal›fl nedenlerini “[...] belki
burada güvencem yok [...] ancak para her fley de¤ildir. Burada kendimi çok
iyi hissediyorum. Yaflam daha huzurlu [...] herhangi bir terslik olmad›¤› sürece, sonsuza dek burada yaflamay› düflünebilirim [...]” sözleriyle dile getirmifltir. Örneklemde yer alan kiflilerin tümü, Türkiye’de deprem ya da siyasi çat›flmalar gibi istisnai durumlarda Almanya’ya geri dönme olas›l›¤›n›
sakl› tutmaktad›r.
Emekliler ve kültür pesimistlerinden oluflan göçmen grubu, hukuksal durumlar› ve kendilerini destekleyen bir gönderici örgütün olmamas›
nedeniyle, k›s›tlay›c› yabanc›lar politikas›ndan özellikle etkilenmektedir.
Dolay›s›yla, kendi ç›karlar› ile ilgili konular› kendi bafllar›na çözmek zorundad›rlar. S›kça dile getirilen sorunlar, çal›flma izni ya da ikamet izni alma
güçlü¤ü ve çocuklar›n okula bafllamas› s›ras›nda karfl›lafl›lan güçlüklerdir.
Görüflülen tüm kifliler, Türk toplumu ile hiçbir sorun yaflamad›klar›n›, ancak buradaki yasalarla sorunlar› oldu¤unu ifade etmifltir.
Almanlar›n varl›¤›, Türkiye’nin siyasi geliflimi ve iki ülkenin iliflkileri aç›s›ndan da önemsiz de¤ildir. Almanlar, giriflimleri arac›l›¤›yla ç›karlar›n› gitgide daha fazla dile getirmekte ve böylece, etnik gruplar›n taleplerini daima sorunlu bulan bir anlay›fla sahip Türkiye’de yeni tart›flmalara ve
çözüm aray›fllar›na meydan vermektedir. Bu ba¤lamda örne¤in özelde, Antalya’da, Almanca konuflan H›ristiyan topluluk için bir ibadethane yap›lmas› talep edilmifltir ya da genel düzlemde yabanc›lar hukukunda reform beklentileri söz konusudur.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
165
Türk Yabanc›lar Hukukunda reform talepleri, evlenip Türkiye’ye
yerleflmifl göçmenler örne¤indeki gibi, Türkiye’de sürekli yaflayan bireylerden gelmesi kofluluyla, kamuoyunda anlay›flla karfl›lanmaktad›r (Die Brücke 1998). Böylesi kiflilerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yabanc›lar politikas›n› elefltirmesine itiraz edilmemesindeki birincil neden, Almanya’da
yaflayan Türklerin durumuyla paralellikler kurulmas›d›r.
Sonuç
Yapt›¤›m›z görüflmelerden anlafl›lmaktad›r ki, örneklem gruptaki
kiflilerin Türkiye’de ikamet etme gerekçeleri, entegrasyon çabalar›n› ve
Türk toplumuyla iliflkilerinin boyutunu belirlemektedir. Örneklem dahilindeki tüm kifliler, Türkiye’deki özel durumlar›n›n alt›n› çizmektedir. Bulunduklar› ülkedeki toplumsal ba¤lant›lar› soruldu¤unda, dünyaya aç›k ve
uluslararas› bir kimli¤e sahip olduklar›ndan söz etmekte ve bu ifadelerle,
yabanc› bir topluma, Almanya’daki Türk kökenli göçmenlere oranla daha
iyi entegre olabileceklerini kastetmektedirler. Kimileri bu durumu “Almanlar›n kendi uluslar› ile s›k›nt›l› iliflkisi”15 ile aç›klamakta; di¤erleri ise Almanya’daki Türklerin entegrasyona yeterince e¤ilimli olmama nedenini ‹slama ba¤lamaktad›r. Ancak görüfltü¤üm kiflilerin hiçbiri, Almanya’daki
Türk göçmenler ile kendi durumlar› aras›ndaki farkl› koflullar›n tam olarak
ay›rd›nda de¤ildi. Türkler, ekonomik zorunluluklar nedeniyle, Türkiye’yi
terk etmek zorunda kalm›fllard›r. ‹fl, finansal güvence vb. kaynaklara ulaflabilmeleri için, kendilerinden entegre olmalar› beklenmektedir. Karfl› yöndeki, Almanlar›n Türkiye’ye göçü ise yaflamlar› garantiye almak gibi zorunlu bir gereksinime dayanmamaktad›r. Hatta, kültür pesimistleri ve emekliler sosyal güvenliklerinden gönüllü olarak vazgeçerek gelmektedirler. Tüm
Alman göçmenler aç›s›ndan, istisnai durumlarda memleketlerine dönüfl
yapma seçene¤i sakl› durmaktad›r.
fiirketler taraf›ndan gönderilmifl yabanc›lar, Türkiye’deki görevlerini mesleklerinde yükselmek aç›s›ndan bir olanak olarak de¤erlendirmektedirler. Onlar Almanya’da yaflayan Türk göçmenler ile karfl›laflt›r›ld›klar›nda, e¤itimleri, toplumsal kökenleri ve toplum içindeki durumlar› nedeniyle
daha yüksek bir statüye sahiptirler. Dil ö¤renme gibi entegrasyon unsurla166
Almanya’dan Türkiye’ye ulus-Afl›r› Göç
r› kendilerinden talep edilmemektedir. Türkiye’de daha çok, uluslararas›
flirketlerin temsilcisi olarak gönderilen kifliler kaynaklara eriflimi belirlemektedirler. Bu özellikleriyle Almanlar, ifl ya da daha iyi bir yaflam standard› aray›fllar›yla ve ço¤unlukla eski Do¤u Bloku ülkelerinden ve Yak›n Do¤u,
Asya ve Afrika’n›n kriz bölgelerinden gelmifl olan, Türkiye’deki di¤er göçmen gruplar›ndan ayr› bir konuma sahiptirler.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
167
Kaynakça
Akkaya, Ç., Özbek, Y., fien, F. 1998. Länderbericht Türkei, Darmstadt: Primus.
Andrews, P. A. 1989. Ethnic Groups in the Republic of Turkey. Wiesbaden: Reichert.
Bade, K. J. (Ed.) 1983. Vom Auswanderungsland zum Einwanderungsland? Deutschland 1880-1980. Berlin:
Colloquium.
Bade, K. J. (Ed.) 1992. Deutsche im Ausland -Fremde in Deutschland: Migration in Geschichte und Gegenwart. München: Beck.
Bade, K. J. 2000. Europa in Bewegung. Migration vom späten 18. Jhr. bis zur Gegenwart. München: Beck.
Bundesministerium für Migration und Flüchtlinge (Ed.) 2006. Migration, Asyl und Integration in Zahlen. Nürnberg (14. bask›).
Çelikel, A. und Gelgel, G. Ö. 2000. Yabanc›lar Hukuku. ‹stanbul: Betap.
Ç›kar, M. 2001. Von der osmanischen Dynastie zur türkischen Nation. Darmstadt: Wissenschaftliche
Buchgesellschaft.
Die Brücke (Ed.) “1990-2000, 10 Jahre Die Brücke.” Festschrift zum 10-jährigen Bestehen des Deutschen
Wohltätigkeits- und Kulturvereins Die Brücke e.V.
Dietrich, A. 1998. Deutschsein in Istanbul. Opladen: Leske + Budrich.
Glassen, E. 1998.“Zwei interkulturelle Existenzen am Rande der Deutschen Kolonie in Istanbul, Robert
Anhegger (geb. 1911) der vertürkte Deutsche und Ekrem Rüfltü (1892-1984) der verpreußte Türke.” Zeitschrift für Türkeistudien (1): 5-20.
Gottschlich, J. 2002. “Der BND ist überall in der Türkei.” taz (6887) içinde. 25.10.
Hablemito¤lu, N. 2001. Alman Vak›flar› ve Bergama Dosyas›. ‹stanbul: Otopsi Yay›nlar›.
Han, P. 2000. Soziologie der Migration: Entwicklungsmodelle, Fakten, Politische Konsequenzen, Perspektiven. Stuttgart: UTB.
Harmsen, A. 1999. Globalisierung und lokale Kultur: Eine ethnologische Betrachtung. Hamburg: LIT.
Heer, D.M. 1985. “Bi-kulturelle Ehen.” D. Elschenbroich, Deutsches Jugendinstitut (Ed.) Einwanderung,
Integration, ethnische Bindung içinde. Basel, Frankfurt a. M.: 179- 197.
Kienitz, F. K. 1962. “Geschichte der deutsch-türkischen Beziehungen.” Zeitschrift für Kulturaustausch
(12/2-3): 199-203.
K›l›ç, fi. 1992. Biz ve Onlar. Türkiye’de Etnik Ay›r›mc›l›k. ‹stanbul: Metis Yay›nlar›.
Lippold, C. 1993. “Die Deutsche Schule und die Schweizer.” 125 Jahre Deutsche Schule Istanbul. Festschrift içinde. ‹stanbul, 112-117.
Marx, E. 2000. Vorsicht Kulturschock. So wird Ihr beruflicher Auslandseinsatz zum Erfolg. Frankfurt a. M.:
Campus.
Neumark, F. 1980. Zuflucht am Bosporus. Deutsche Gelehrte, Politiker und Künstler in der Emigration 19331953. Frankfurt: Knecht. Frankfurter Rundschau. 25.10.
Ortayl›, ‹. 1998. Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nda Alman Nüfuzu. ‹stanbul: ‹letiflim.
Pascht, A. 1999. Ethnizität: Zur Verwendung des Begriffs im wissenschaftlichen und gesellschaftlichen Diskurs. Münih: Akademischer Verlag.
Radt, B. 2001. Geschichte der Teutonia. Würzburg: Orient-Institut der DMG Istanbul.
Seifert, W. 2000. Geschlossene Grenzen - offene Gesellschaften? Migrations- und Integrationsprozesse in west168
Almanya’dan Türkiye’ye ulus-Afl›r› Göç
lichen Industrienationen. Frankfurt/New York: Campus.
Sevinç, N. 2002. Osmanl›dan Günümüze Misyoner Faaliyetleri - Okullar - Kiliseler - Yard›m Kurumlar›. ‹stanbul: Milenyum Yay›nlar›.
Steinbach, U. 2000. Die Geschichte der Türkei. München: Gustav Lübbe.
Türker, T. 2003. “Federal Almanya Cumhuriyeti Büyükelçisi Dr. Rudolph Schmidt ile Söylefli.” Nokta
(22/1051). 3.-16.1.
Wehling, H. G. (Ed.) 2002. Türkei. Politik, Gesellschaft, Wirtschaft. Opladen: Leske und Budrich.
Widman, H. 1973. Exil und Bildungshilfe, Frankfurt: Lang.
Yazar› belli de¤il, 1997. “Alman Çevreciler Bergama’da.” Cumhuriyet. 4. 6.
Yazar› belli de¤il, 1997. “Almanya Neyin Peflinde? Alman Vak›flar›n Türkiye’deki Oyunlar›.” Yeni As›r.
7. 8.
Yazar› belli de¤il, 1998. “Für Türken reserviert.” Der Spiegel (32). 3.8.
Yazar› belli de¤il, 2002. “Deutsche Partei-Stiftungen in der Türkei wegen Spionage angeklagt.” Zentrum für Türkeistudien (Ed.) 1998. Das ethnische und religiöse Mosaik der Türkei und seine Reflexion
auf Deutschland. Münster: LIT
Zentrum für Türkeistudien (Ed.) 1998. Handbuch zum deutsch-türkischen wissenschaftlichen
Austausch. Münster: LIT.
Süreli Yay›nlar
Infobrief des Deutschen Wohltätigkeitsvereins Die Brücke e.V. in der Türkei. Say›: May›s 2000-May›s 2007.
Schwarz auf Weiß. Say›: Nisan-A¤ustos 2000.
Türkische Allgemeine. Say›: Haziran 2000-Mart 2003.
Notlar
1
2
3
4
5
fiirketler, dernekler, siyasi örgütler vb. ile olan ba¤lant›lar, memleketine geri döndü¤ünde göçmenin yeniden ifl yaflam›na dönmesini ve topluma yeniden uyum sa¤lamas›n› kolaylaflt›rmaktad›r.
31.12.2005 tarihinde Federal Almanya’da 1.764.041 Türk vatandafl› yaflamaktayd›. Aradan geçen
süre içinde Alman vatandafll›¤›na geçmifl olan Türk kökenli kiflilerin de göz önünde tutulmas›yla,
toplam say› yaklafl›k 2,5 milyona ulaflmaktad›r (Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi 2006: 82).
Bu say›lar, Alman hay›r ve kültür derne¤i Die Brücke’nin temsilcileri taraf›ndan ‹stanbul ve Ankara’da düzenlenen çeflitli etkinliklerde dile getirilmifltir. ‹stanbul’daki Alman Baflkonsoloslu¤u’nda
çal›flmalar›n› ayn› flekilde, Die Brücke’nin verilerine dayand›rmaktad›r. Türkiye’de yaflayan Alman
vatandafllar› için bir kuruma kay›t olma sorumlulu¤u bulunmad›¤›ndan, söz konusu kitleye dair
kesin say›lar da mevcut de¤ildir. Özellikle, son y›llarda say›s› artm›fl olan uzun dönem turistleri,
emekliler ve Almanya’y› terk edenler istatistiklere yans›mamaktad›r.
Burada kastedilen normalde, çal›fl›lan flirket ya da örgütle, mesleki örgütler, giriflimler ve arkadafllarla olan ba¤lant›lard›r.
Al›fl›lm›fl göç kavram› çerçevesinde göçmenler, gidecekleri ülkenin çekici (pull) etkenleri ile kendi
memleketlerinin itici (push) etkenleri aras›nda bir de¤erlendirme yapar ve ülkelerini terk edip et-
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
169
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
170
meyeceklerine buna göre karar verirlerken, kurumlar taraf›ndan gönderilen temsilciler s›kl›kla yaln›zca uygulay›c› konumundad›rlar. Bir baflka deyiflle, görevlendirme ya da genelde geçici süreli bir
göç hakk›ndaki öneri, kifliyi gönderen flirket veya kurum gelmektedir. Burada gönderilen kiflilerin
göç etmeyi kabulü, mesleki ilerleme ve geliflme sa¤lama amac›na dayanmaktad›r.
Göç araflt›rmac›s› Klaus Bade, Bat›l› yaflam ve çal›flma düzenine olan elefltirileri nedeniyle yurtd›fl›na giden ve yaflamlar›n› orada konumland›ran göçmenler için “kültür pesimisti” kavram›n› kullanmaktad›r (Bade 1983).
Görüflme yapt›¤›m kiflilerden ald›¤›m bilgiye göre, Yunanistan ve Bulgaristan bu tür k›sa süreli kal›fllar aç›s›ndan en fazla tercih gören ülkelerdir.
Söz konusu bilgi, Alanya Tapu Dairesi’nin bir çal›flan› ile 2005 y›l› May›s ay›nda yapt›¤›m bir görüflmede dile getirilmifltir.
Bu noktada, emek göçü ile Almanya’dan Türkiye’ye do¤ru son dönemde artan göç aras›ndaki karfl›l›kl› etkiden söz etmek gerekir. Emek göçünün sonucunda de¤iflik düzlemlerde (örne¤in kiflisel
düzlemde) oluflan yo¤un iliflkiler, Türkler ve Türkiye ile ba¤lant› kurma ortam› yaratm›flt›r. Bu çal›flman›n haz›rlanmas› s›ras›nda görüfltü¤üm kimi kifliler, Türk komflu ya da ifl arkadafllar› tatilde
memleketlerine giderken, kendilerine efllik ettiklerini; bir ya da birkaç Türkiye ziyaretinin ard›ndan ise, burada bir yazik sat›n almaya karar verdiklerini anlatm›fllard›r.
Makalemde Türkiye’de yaflayan Almanlar›n hukuksal durumlar› hakk›nda yaln›zca s›n›rl› ifadelere
yer vermekteyim, zira kitab›n bir baflka bölümünde bu konu hakk›nda detayl› bilgi verilmektedir.
Kültür pesimistleri aç›s›ndan bu eylem olanaklar› genelde kiflisel iliflkiler düzeyiyle s›n›rl›d›r. Bu
ba¤lamda, görüflme yapt›¤›m kifliler, kendilerinin de ifade etti¤i gibi, örne¤in Almanya’daki toplumsal ortamlar›nda iyi bir Türkiye imaj› aktarmak için çaba harcamaktad›rlar.
Seçilen metot ve örneklem grubun büyüklü¤ü arka plan› ile bu araflt›rma, bir geneli temsil etme
yönünde hak iddia etmemekle beraber, mevcut e¤ilimler hakk›nda fikir vermektedir.
Bu noktada, Necip Hablemito¤lu’nun yay›nlar›n› anmak gerekir. Siyaset bilimci, 2001 y›l›nda yay›mlad›¤› eserinde, Türkiye’deki Alman siyasi vak›flarlar›yla kültür kurulufllar› hakk›nda son derece elefltirel ifadeler kullanm›flt›r (Hablemito¤lu 2001). Hablemito¤lu Almanya’y›, gönderdi¤i bilim
insanlar›, sosyolog ve gazetecilerin yard›m›yla Türk ulus-devletini bölmeye çal›flmakla suçlamaktayd›. Bu flekilde, Alman ekonomik ç›karlar› engele tak›lmaks›z›n gerçeklefltirilebilecekti. 2002 y›l› Ekim ay›nda, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Güvenlik Mahkemesi Baflsavc›s› dönemin Alman vak›flar› yöneticileri hakk›nda dava açm›flt›r. Her ne kadar daval›lar 2003 y›l› fiubat ay›nda beraat etmifl olsalar da, Alman kurumlar› Türk kamuoyunun gündemine tafl›nm›flt›r.
Bu grup, 19. yüzy›l›n sonlar›na do¤ru, ifl aramak amac›yla Osmanl› ‹mparatorlu¤u’na göç etmifl
olan Alman zanaatkâr ve tüccarlar›n yeni nesil akrabalar›ndan oluflmaktad›r.
Görüflme yapt›¤›m kiflilerden ikisinin aç›klamas›na göre, çok say›da Alman kendi tarihlerine karfl› elefltirel tutumlar› nedeniyle, kendi ulusal kimliklerine karfl› ç›kma ve memleket ba¤l›l›¤›na
abart›l› düzeyde elefltirel tepki verme e¤ilimindedir.
Almanya’dan Türkiye’ye ulus-Afl›r› Göç
Hanna Rutishauser
ÖNYARGILARI YIKMAK VE ORTAK
NEFRET‹ YUMUfiATMAK:
‹STANBUL’DAK‹ ERMEN‹STANLI
KADIN GÖÇMEN ‹fiÇ‹LER
1
E
rmenistan’dan gelen göçmenler üzerine yürüttü¤üm araflt›rmam
s›ras›nda bir gün Marmara denizi sahilindeki Samatya semtinde
bulunan bir kiliseye gittim. Giriflte oturan orta yafll› üç görevliye talebimi anlatt›m. Bir saniye tereddüt etmeden, Samatya’da Ermenistan göçmeni olmad›¤›n› söylediler. “Biz Samatya’dakiler, hepimiz do¤ma büyüme
Türkiye Ermenisiyiz” diyerek, beni Kumkap›’ya yönlendirdiler. Ayn› gün
daha sonra, ayn› semtte, genç bir Türk kafeterya iflletmecisiyle sohbet ettim. “Elbette ki burada kaçakç›lar, yani Ermenistan’dan gelen kaçak göçmenler yafl›yorlar” diyerek hemen flahsen tan›d›¤› birkaç kifliyi saymaya
bafllad›. Kilisedekileri kastederek, onlar›n bu kaçak göçmenlerle herhangi
bir iliflki istemediklerini de ekledi.
Bu iki farkl› sahne, Ermenistan’dan göçün sorunlu alanlar›na dair
birkaç dayanak noktas›n› flimdiden sergiliyor. Birincisi, farkl› Ermeni gruplar›n›n varl›¤›; ikincisi, bu gruplar aras›ndaki olas› iliflkiler; üçüncüsü, içinde yaflad›klar› semtin önemi ve dördüncü olarak da, onlar›n yaflamlar›n›
çevreleyen çeliflkiler.
Gerekçe ve Sorun
Çal›flmamda ele alaca¤›m ve yenilerini de ekleyece¤im hususlara
geçmeden, beni bu konuya çeken nedenlerden bahsetmek istiyorum. Daha
y›llar önce, Türkiye’ye iliflkin çal›flmalar›m çerçevesinde, Ermenistan ya da
Türkiye-Ermenistan iliflkileri hakk›nda yaz›lan günlük siyasi makalelerde
benzer formlar içerisinde tekrarlanan kimi ifadeler dikkatimi çekmiflti. Bu
ifadelerde, duruma göre 20.000’in ya da 30.000’in üzerinde Ermenistan
göçmeninin, ço¤u ‹stanbul’da olmak üzere, Türkiye’de yaflad›¤› iddia edilTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
171
mekteydi. Yeterli aç›klama yap›lmaks›z›n, böyle etkileyici say›lar tart›flmalarda kullan›lm›fl ve her durumda kafa kar›flt›rm›flt›r.2
Birkaç y›l önce, çeflitli Avrupa ülkelerinde al›nan parlamento kararlar› ya da ilan edilen yasalar Ermeni Soyk›r›m› tart›flmalar›n› bir kez daha
alevlendirmifltir. Konuyla ba¤lant›l› bütün savlar, Ermenistan karfl›s›nda
Türkiye; Ermeni karfl›s›nda Türk ve soyk›r›m›n kabulü karfl›s›nda soyk›r›m›n reddi ekseninde s›ralanm›fllard›. Bu her iki tarafça da kutuplaflt›r›lm›fl
ifadelere sabitlenmek, Ermeni yaflam gerçekli¤i, Türkiye’deki ve Ermenistan’daki Ermeni kültürü, Türk-Ermeni tarihiyle ilgili di¤er konular›n bu z›t
çiftlerin gölgesinde kalmas›na neden olmufltur (Akçam 2006). Ermenistan’dan göç konusuyla bu yüzden ilgilenmeye bafllad›m. Zira konu, öncelikle Türkiye’deki Ermeni varl›¤›n›n ve yaflam tarz›n›n az bilinen bir yüzünü göstermekte; sonra da, az›nl›klar›n politik anlamda nas›l idare edildi¤ini ya da idare edilebilece¤ini ve nas›l bir siyasi potansiyele sahip olabildiklerini ayd›nlatmaktad›r.
Bu makalede flu noktalara temas edece¤im: Kapal› s›n›rlar›n arkas›ndaki “düflman” ülkeye gelifl nedenleri, bunun ötesinde ‹stanbul’da yaflayan Ermeni kad›n ve erkeklerin yaflam gerçekli¤i ve son olarak, oynad›klar›
siyasi rol ve yüz yüze kald›klar› siyasi haciz. Bu ba¤lamda, say›lar›n›n kaç
oldu¤una dair soruyu da ele alaca¤›m.3
Çal›flmada, ilgili alanda bir ilk gözlem oldu¤u için, nicel ve ampirik
yaklafl›m yerine, nitel ve örneksel bir yaklafl›m› tercih ettim. Bu çal›flmada
sunulan gerçeklerin ve de¤erlendirmelerin çok büyük bir bölümü, a¤›rl›kl›
olarak Kumkap›’da yaflayan Ermeni kad›nlar, Türkiye Ermenileri, Türk kad›n ve erkekler ve de di¤er göçmen gruplar›na mensup az say›da kifliyle yap›lan görüflmelere dayanmaktad›r.
Araflt›rman›n amac›, konunun derinlemesine çözümlenmesine ve
farkl›laflm›fl sorgulamalara olanak verecek ilk gerçekleri ortaya koymakt›r.
‹tici (Push) Etkenler
Ermeniler neden Türkiye’ye geliyorlar? Ortak itici etken, Ermenistan’›n siyasi ve ekonomik durumudur. Bu etken, 1998 y›l›nda yaflanan ve
100.000 can kayb›na ve yüzbinlerce kiflinin yaralanmas›na yol açan büyük
172
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler
depremle bafllayan bir felaketler zinciriyle özetlenebilir. O dönemde, baflta
Rusya’ya olmak üzere büyük kitlesel göçler bafllam›flt›r. Bunu, Azerbaycan
ile yaflanan ve 1992-1994 y›llar› aras›nda bu ülkeyle s›cak savafla dönüflen
Da¤l›k-Karaba¤ (Van Gent 2005a) krizi takip etmifltir. Savafl, her iki tarafta
da a¤›r kay›plara neden olmufltur. Savafl›n sonucu olarak, Türkiye ve Azerbaycan’›n çifte ambargosu 1992 y›l›nda bafllam›fl ve bununla ba¤lant›l› olarak s›n›rlar›n kapanmas›yla, Ermenistan’›n bugün yaln›zca kuzeyde Gürcistan, güneyde ise ‹ran üzerinden aç›k s›n›rlar› kalm›flt›r. Bir baflka darbe
ise, Rus para birimi reformu ve bununla ba¤lant›l› olarak, ba¤›ms›zl›ktan
k›sa süre sonra yap›lan, Sovyet Rublesinin geçerlili¤ini yitirmesi ilan›yd›, ki
art›k yaln›zca Ermenistan Dram› geçerli olacakt›. Ermeni halk›n›n bankalardaki birikimleri bir gecede yok olmufltu. Y›llar boyu biriktirilen mevduatlar ve onlarla birlikte hesap sahiplerinin planlar› de¤ersiz olmufllard›. ‹nsanlar›n Ermenistan’dan kaç›fl› dalgalar halinde devam etmifltir. Bugün Erivan’da evler ve daireler bofl durmaktad›r. ‹flflizlik tehditkâr boyutlara ulaflm›flt›r; aç›klanan say›lar iyimser yaklafl›mla yüzde 10 ila 33 aras›ndad›r.
Üniversiteden yeni mezun olanlar› yüzde 50’lik bir iflsizlik bekliyor. ‹nsanlar›n yar›s›na yak›n›, yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yafl›yorlar. Bununla birlikte, son birkaç y›lda, özellikle Erivan’da gözle görülür bir iyiye gidifl gözlemlenmektedir. Yat›r›mlar yap›lmakta; telekomünikasyon, bilgisayar ve bijuteri alanlar›nda Sovyetler zaman›ndan bu yana var olan firmalar artan cirolar
elde etmeyi baflarmakta; yabanc› flirketler al›flverifl merkezleri ve befl y›ld›zl› oteller infla etmekte ve sokaklarda yeni ve pahal› arabalar dolaflmaktad›r.
Ancak bu geliflme, diasporan›n katk›lar›yla gelen ve ülkenin ayakta kalmas›n› sa¤layan para olmaks›z›n düflünülemezdi bile. (U¤ur 2005).
Bununla beraber, gerçekleflen iyileflme yaln›zca zenginle yoksul
aras›ndaki makas›n daha fazla aç›lmas›na neden olmufl, iflsizlik sorununa
ise herhangi bir etki do¤urmam›flt›r. Kitlesel göç yüksek bir düzeyde sürmektedir. Ba¤›ms›zl›¤›n ilk dönemlerinde Ermenistan’da dört milyon insan yaflamaktayd›, bugün ise nüfus devlet taraf›ndan hâlâ 3.000.000 olarak aç›klanmaktad›r. Ancak çok say›da tahmin, gerçek say›n›n bunun çok
alt›nda oldu¤u noktas›nda birleflmektedir. Kötümser tahminler 1.000.000
civar›ndad›r.4
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
173
Çekici (Pull) Etkenler
Göçü alan ülkelere Rusya, ABD ve Ukrayna’n›n (Bafllam›fl 2007) yan›s›ra Türkiye de dahildir. Türkiye kapal› s›n›rlara karfl›n, hem yak›nd›r ve
hem de çok arzu edilen Avrupa ülkelerinin aksine, fazla formalite yaflamaks›z›n ve en önemlisi, fazla yolculuk masraf›na gerek olmaks›z›n ulafl›labilir
bir konumdad›r. 70 dolar ödeyerek, do¤rudan ‹stanbul’un merkezine varmak mümkündür. ‹stanbul, bir numaral› çekim merkezidir. Zira burada,
daha önceden buraya gelmifl ve yerleflik düzene geçmifl Ermenistanl›lar vard›r ve bu kifliler, yeni gelenlere ifl ve ev ararken yard›m vaat etmektedirler.
Önemli bir kriter de, ‹stanbul’da yaflayan Ermenilerden gözlemlenildi¤i
üzere, s›n›r d›fl› edilme olas›l›¤›n›n olmamas›d›r.
Türkiye Ermeni toplulu¤unun önemli bir çekim etkeni olmas›, Türkiye Ermenileri taraf›ndan da memnuniyetle vurgulanmaktad›r. “Ermeniler, Ermenilerin oldu¤u yere giderler” demektedirler, “çünkü onlara yard›m
edece¤imizi bilirler.” Bu etken, kitle göçünün ilk y›llar›nda rol oynam›fl olmal›d›r; yerleflik Ermeniler yeni gelenleri maddi ve manevi destekle karfl›lam›fllard›r. Bununla birlikte, yaflanan birkaç misafirperverlik suistimali,
yerlefliklerle göç edenler aras›na bir mesafe konmas›na neden olmufltur; bu
sorunu daha sonra detayl› ele alaca¤›m.
Birçok göçmen Ermeninin Kumkap›’da oturmas›n›n, semtin Ermeni geçmiflinden daha somut ve güncel nedenleri vard›r: Otogar, yani Emniyet Garaj› denilen yer k›sa süre öncesine dek Aksaray’da bulunmakta ve
göçmenler do¤rudan buraya ulaflmaktayd›lar. Ancak, özellikle bu semtte
arz edilen ucuz konutlar, yerleflim karar›n› önemli ölçüde etkilemektedir.
Ermenilerin ‹ran’da görece rahats›z edilmeden yaflamalar›na, özel
bir bask›ya maruz kalmamalar›na ve s›n›r›n ‹ran taraf›n›n aç›k olmas›na
karfl›n, Türkiye’nin hedef ülke olarak ‹ran’a tercih edilmesi; Ermenistan’›n
geçmiflte Sovyetler döneminde, kad›nlar›n kad›n olduklar› için s›n›rland›r›lmad›klar› eflitlikçi toplumsal yaflamla iliflkilendirilmektedir.
Emniyet Pazar›
Böylece Türkiye’ye girifl yap›yorlar. S›n›r geçifli, 15 dolar maliyetli ve
bir ay geçerlili¤i olan vizeyle yasal olarak gerçeklefliyor. Ermenilerin kaçak
174
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler
durumuna düflmeleri ancak, vize süresinin sona ermesi ile söz konusu olmaktad›r. Devaml› gidip gelerek ticaret yapanlar için ise böyle bir sorun bulunmamaktad›r.
Türkiye-Ermenistan s›n›r›n›n kapal› olmas› nedeniyle, Erivan’dan
bafllayan yolculuk, Tiflis, Batum ve Trabzon üzerinden ilerleyerek ‹stanbul’da, otobüslerin bugün Aksaray ve Yenikap› aras›nda bulunan Emniyet
Pazar› ya da Emniyet Garaj›na varmas›yla noktalanmaktad›r. Söz konusu
Emniyet Pazar› kendine has yap›s›yla, Türkiye’nin do¤u ve bat› komflular›na hizmet veren, üstelik turistik amaçla de¤il, ifl göçünün gereksinimleri ve
beraberindeki eflya ve mal tafl›mac›l›¤›na hizmet eden, yolcu ve kargo terminali olarak çal›flan bir otogard›r.5
Buradan do¤uda Kafkaslar, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’a,
bat›da Balkanlar, Bulgaristan ve özellikle Romanya’ya ba¤lant›lar vard›r.
Türkiye’nin göç alan bir ülke oldu¤u gerçe¤i Emniyet Pazar›nda çok net görülebilmektedir. Burada, Rusçadan, Ermeniceye ve birçok otobüs flirketi iflletmecisi ile kamyonlara yükleme, boflaltma yapan iflçilerin dili olan Kürtçeye kadar birçok dil konuflulmaktad›r.
‹fl Alanlar›
Erivan’dan gelenler kimdir ve ‹stanbul’da nerelerde çal›fl›rlar? Erkekler Gedikpafla’daki ayakkab› atölyelerinde, Kapal›çarfl›’daki kuyumcularda veya bu iki meslek dal› gibi geneksel olarak Ermenilerin hâkimiyetindeki di¤er meslek dallar›nda çal›fl›yorlar. Ancak, gelenlerin büyük ço¤unlu¤u
kad›nd›r ve kad›nlar ço¤unlukla erkeklerden daha çabuk ifl bulmaktad›r: evlerde hasta bak›c›, hizmetçi, çocuk ve yafll› bak›c›s› olarak çal›fl›rlar. Bu çal›flma alanlar› nedeniyle, bavul ticareti yapan ve say›lar› çok olan di¤er kad›n göçmenlerin tersine toplumun bak›fllar›ndan uzakta kalabiliyorlar. Bavul ticareti yapanlar, flehirden tekstil ürünleri temin ediyor ve bunlar› Ermenistan’a götürüyorlar. Böylece, Laleli-Erivan eksenindeki Türk-Ermeni
ticaretinin önemli bir hatt›na hizmet ediyorlar.
Kad›nlar için di¤er ifl alanlar› ise, tekstil atölyeleri ve Rusça konuflan
müflterilere hizmet verilen tekstil sat›fl ma¤azalar›d›r. Ancak, bu alan özellikle 1998 y›l›nda Rusya’da yaflanan krizden sonra hacim olarak çok daralTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
175
m›flt›r. Tekstil sektöründe kad›nlar nadiren iflletme sahibi olabilmektedir.
Örne¤in Ermenistanl› Leyla Han›m’›n da ifade etti¤i gibi, erkek hegemonyas›ndaki bu sektörde, o da erkek gibi davranmaktad›r.
Kad›nlar›n yanlar›nda çal›flt›klar› ve genelde geceleri yat›l› olarak
kald›klar› aileler Ermeni, Türk, Yahudi, Rum veya yabanc› kökenli ailelerdir. Müslüman olmayan aileler genelde tercih edilmektedirler, zira kad›nlar H›ristiyan ailelerin yan›nda daha iyi himaye edildiklerine inanmaktad›rlar. Bununla beraber, Ermeni aileler hakk›nda flikâyetler dile getirilmekte;
cimri olduklar›, gelen göçmenlerin durumlar›na anlay›fl ve empati göstermedikleri ve çal›flanlar›ndan utanmazl›k derecesinde fedakârl›k bekledikleri söylenmektedir. Uzun çal›flma günleri, sabah erken, çocuklar›n okula gitmesiyle bafllar ve ço¤unlukla gece geç saatlere kadar sürer. Misafir geldi¤inde, çal›flan elbette ki uyan›k kalmakta ve onlardan sonra ortal›¤› toparlay›p,
temizlemektedir. Özel durumlarda, kendilerinden hafta sonlar›nda dahi ek
hizmetler beklenmekte ve bunlar için herhangi bir ek ödeme yap›lmamaktad›r. Türk kad›n iflverenler ise aksine, “do¤ru” hatta dostça tutumlar› için
takdir edilmektedirler.
Ermenistanl›lar›n Türk ve Ermeni iflverenlerini de¤erlendirmeleri,
beklentilerle ters orant›l› görünmektedir. Formül flu flekildedir: “Bir Ermeni olan flefim, ben de Ermeni oldu¤um halde, al›fl›lagelmifl bir istismarc›d›r,” ya da “fiefim Türk olmas›na karfl›n, alt›n kalpli biridir.” Economist’le
yapt›¤› bir görüflmede iflvereni olan Türk kad›n› son derece övgü dolu sözcüklerle takdir eden Kumkap›’dan, Ermenistanl› Marina Martossian, bas›n
taraf›ndan da, geneli temsil eden bir örnek olarak benimsenmifl. Martossian’n›n öyküsü bu yorumlar› teflvik etmifltir (yazar› belli de¤il, 2006b). Birçok Ermeni’den buna benzer olumlu de¤erlendirmeler duydum. Türkleri
yumuflak yap›lar›ndan dolay› takdir etmekte; kolay geçinilebilir, çocuk seven ve müzi¤e yatk›n insanlar olarak de¤erlendirilmektedirler. Ancak, bu
sahnenin dikkatli bir gözlemcisi, bu ifadelerin tamamen politik oldu¤unu
görmektedir; bu sözlerin arka plan›nda kad›n Ermenilerin Türk toplumuyla iyi geçinmek zorunda olufllar› ve gerçekte yaflad›klar› reddedilifli ve tepkiyi ifade etmeyi göze alamamalar› yatmaktad›r. Bofl zamanlar›nda, Türk toplumuyla çok az iliflkileri bulunmaktad›r. Kad›nlar, izin günlerinde, yani ge176
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler
nelde Pazar günlerinde, birbirlerini ziyaret etmekte ve çal›flma koflullar›n›
birbirleriyle detayl› bir flekilde k›yaslamaktad›rlar. Maafllar› günümüzde,
haftal›k befl ya da alt› günlük çal›flma karfl›l›¤›nda, ayda 300 ila 500 dolar
aras›ndad›r. Atölyelerdeki kad›n iflçiler ise, günlük 15-17,50 TL kazanmaktad›rlar.6 Ma¤azalarda sat›c› olarak çal›flanlar›n maafllar› biraz daha yüksek
olup, haftal›k 150 dolara dek ç›kmaktad›r. Bu gelirlerden belirli miktarlar,
düzenli olarak eve gönderilmekte; söz konusu paralar, diasporadan gelen
hibelerle birlikte, Ermenistan ekonomisini ayakta tutan “s›cak paray›” (hot
money) oluflturmaktad›r. Ermenistan’a y›lda kifli bafl›na 1000 Türk Liras›
havale yap›ld›¤› yolunda tahminler mevcuttur.7 Zira, hepsinin Ermenistan’da, geride b›rakt›klar› akrabalar›, eflleri, yetiflkin k›zlar›, o¤ullar› ve torunlar› vard›r. Baz› kad›nlar ise duldur. Önemli bir k›sm› elli yafl civar›ndad›rlar. Y›llard›r burada yaflayan orta yafll› bir çifte rastlam›flt›m. Erkek de,
kad›n da efllerini Ermenistan’da b›rak›p gelmifllerdi. ‹stanbul’da çal›fl›rken
tan›flm›fllar, birbirlerine de¤er vermifller ve sonuçta, uzun zamand›r beraberler. Çok genç ve bekâr kad›nlar da gelir buraya; kimileri Ermeni toplulu¤undan genç erkeklerle evlenirler. Göçmen ailelerinin çocuklar›ndan daha
sonra bahsedece¤im. Ermeni kad›nlar›yla Türkler aras›ndaki evlilikler de
çok nadir de¤ildir.
Kendileri söz konusu oldu¤unda, Ermeni kad›nlar› son derece tutumludurlar ve bu noktada, en düflük maaflla geçinmeye çal›flan di¤er göçmenlere benzemektedirler. Maddi geçimlerini sa¤lama çal›fl›rken, bir yandan da flerefleri ve sosyal kimlikleri için mücadele etmektedirler. Küçük,
mütevaz› evlerinde düzenli olarak birbirlerini ziyaret eder, birlikte yemekler, pastalar yerler. Bu misafirlikler s›ras›nda, ilgili sektörlerde çal›flan arkadafllar taraf›ndan getirilen k›yafet ve tak›lar da be¤eniye sunulur, seçilir ve
sonunda sat›n al›n›r. Ermeni kad›nlar›n bu toplant›lar›, kiliseye gitmelerinin haricinde neredeyse tek sosyal etkinlikleri ve ruh sa¤l›klar›n› koruman›n tek yoludur. Bu kad›nlar kendi toplumlar›n›n da d›fl›na ç›karak d›fl dünyayla etkileflimde bulunmaya ne kadar gereksinim duyduklar›n› vurgulamaktad›rlar. Kendilerine uygun etkinliklere özlem duymakta ve kendi e¤itim ve yetkinlik düzeylerinin alt›nda ifllerde çal›flmak zorunda olman›n s›k›nt›s›n› yaflamaktad›rlar. Birçok Ermeni göçmen sosyal statüsünde gözle
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
177
görülür bir düflüfl yaflamakta. Bugün orta yafllar›nda olan birçok kad›n, Sovyetler döneminde yüksek nitelikte e¤itim alm›fl ve sonras›nda ö¤retmen,
mühendis ve fabrikalarda bölüm müdürü olmufllard›r. Sahip olduklar› ve
beraberlerinde getirdikleri bu potansiyel Türkiye’de at›l kalmak zorundad›r.
Görüfltü¤üm kiflilerden birinde ilginç bir giriflim görmüfltüm. Kad›n, bana kendi hayat hikâyesini anlatt›ktan sonra, kendi iste¤iyle benim
için evinde bir Ermeni rahiple bir buluflma ayarlad›. Daha sonra, göçmenler hakk›nda bir film yapm›fl olan genç bir Türkiye Ermenisiyle beraber beni tekrar evine davet etti. “Siz, ikiniz ayn› konu üzerinde çal›fl›yorsunuz, bu
yüzden birbirinizle tan›flmal›s›n›z” dedi. Yeterince bilgi sahibi olmad›¤›m›
gördü¤ü için, okumam için Ermenistan hakk›nda bir broflür verdi. Ve sonunda, çal›flmam›n yarar›na Patrikhanede düzenlenecek olan Ermeni Noel
Ayinini kaç›rmamam› ›srarla tavsiye etti.
Soyk›r›m konusu
Çal›flanlar›n ortak özelli¤i, son derece pragmatik bir yaklafl›ma sahip olmalar›d›r. ‹deolojik kaprisleri kimse göze alamamakta. Siyasi ölçütlerin de ifl yeri seçiminde rol oynad›¤›na pek tan›k olmad›m. Ermeni soyk›r›m› sorunu, göçmenlerin günlük yaflamlar›nda oldukça önemsiz bir role sahiptir. Türklere bu konuda meydan okumak hiçbirinin ilgi alan›nda de¤ildir. “Geldi¤im yeri ve konuya iliflkin düflüncemi soran taksi floförünü neden tahrik edeyim ki?” diye soruyor bir Ermeni kad›n. “Sen de, ben de orada de¤ildik” diye yan›t veriyor floföre. Kilisede zangoç olarak çal›flan baflka
bir Ermenistanl›, çal›flma odas›n›n duvar›ndaki lavaboyu gösteriyor: “Görüyor musun, orada su ak›yor. Suya ihtiyac›n var, onu içiyorsun ve onunla y›kan›yorsun. Niye flimdi muslu¤u k›ras›n?” Bir görüflme s›ras›nda kendisine soru sorulan Kumkap›’l› genç bir Ermeni flu flekilde cevap vermifl: “Burada ifl buldum. Soyk›r›m falan beni pek ilgilendirmiyor. Bu laflar beni doyurmuyor. Benim derdim, hayat›m› sürdürebilmek için para kazanmak.”
(yazar› belli de¤il, 2006a).
Ermenistanl›lar, geldikleri yer söz konusu oldu¤unda d›flar›ya karfl›
özgür ve aç›klar. Kumkap›’da sokakta, hiç tereddüt etmeden “Ermeniyim”
diyen kad›n ve erkeklere s›kça rastlad›m. Türkiye Ermenileri’nde yayg›n
178
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler
olan dikkat, bu grupta pek güçlü de¤ildir. Genç erkekler kimi zaman, polise ya da milliyetçi görüfle sahip Türklere karfl› “Biz Ermeniyiz, buna bir itiraz›n›z m› var?” diyecek kadar sahiplenici ve k›flk›rt›c› bir tutum sergilemektedirler.
Diller
Kad›n Ermeni göçmenlerin, dikkat çekici düzeydeki yabanc› dil bilgileri topluma entegre olmalar› aç›s›ndan önemli bir etkendir. Türkçeyi h›zl› ve ço¤unlukla çok iyi düzeyde, hatta gençler neredeyse aksans›z flekilde
ö¤renmektedirler. Bu durum büyük olas›l›kla, Ermenistan’da hâlâ canl›
olan iki dilli olmak, yani Ermenice ve Rusça bilmek ve 37 harfli Ermeni alfabesiyle birlikte Kiril alfabesinin de kullan›lmas›yla kolaylaflmakta, bunlara üçüncü olarak Latin alfabesi de eklenmektedir. Kumkap›’da haftal›k mahalle pazar›nda Rusça s›kça duyulmaktad›r, zira bu dil Kafkaslardan gelen
kad›nlar›n yani Moldoval›, Ukraynal›, Gürcü ve Ermenilerin kendi aralar›nda konufltu¤u bir tür ortak dile dönüflmüfltür.
Ender de olsa, baz› kad›nlar burada, iflverenlerinin yan›nda Bat› Ermenicesi ö¤renmektedirler. Dilin bu varyant›, Ermenice’nin Türkiye’de konuflulan türüdür ve kelime haznesi aç›s›ndan bile Do¤u Ermenicesinden
ciddi farkl›l›klar göstermektedir. Üç-dört günlük bir al›flma süresinin ard›ndan, her iki varyant aras›nda problemsizce anlaflmak olas› görünmektedir.
Mikro ekonomi
Göçmenler, farkl› gereksinimleri ile küçük bir pazar oluflturmakta ve
böylece kendileri de göçün mikro ekonomisinin bir parças› olmaktad›rlar.
Kumkap›’da bol miktarda bulunan telefon dükkânlar›, internet kafeler de bu
pazar›n parçalar›d›r. Telefon dükkânlar›n›n camlar›nda as›l› ilanlardaki ülke
seçenekleri, yani göçmenlerin anavatanlar›, semtteki toplumsal çeflitlili¤in
bir göstergesidir. Bu dükkânlar ço¤unlukla Türk olmayanlar, örne¤in Afrikal›lar, Irakl›lar ve Kürtler taraf›ndan iflletilmektedir. Kaçak çal›flan yabanc›lar›n arkas›nda genelde bir Türk dükkân sahibi bulunmaktad›r. Telefon dükkânlar›n›n kaçak iflletmecilerinin mesleki özgüveni, müflterilerinin Türklere
güvenmeyece¤i, ancak kendileri de kaçak oldu¤undan kendilerine güveneTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
179
cekleri varsay›m›na dayanmaktad›r. Polis bu tür çeflitli ifl iliflkilerinden haberdard›r ve ara s›ra çay içmek için bu dükkânlara u¤ramaktad›r.
Söz konusu mikro ekonominin bir di¤er dal› ise, Ermenistanl›lar›n
kontrolündeki tek alan olan haftal›k semt pazar›d›r. Orada pazar›n kalabal›¤› içinde hemen göze batan tezgâhlar›n› kurarlar ve göçmen toplulu¤u
için Ermenistan’dan gelen mallar› satarlar. Bu tezgâhlarda sucuk çeflitleri,
konserveler, tütsülenmifl bal›k, kahve, karabu¤day, kozmetik ürünleri, ilaçlar ve içkiler bulunabilir.
Bir di¤er önemli alan ise emlak pazar›d›r. Göçmenlerin dar bütçeleri ev sahipleri taraf›ndan iyice sömürülmektedir. Kumkap›’daki emlakç›lar›n camekânlar›nda ilanlar› as›l› olan bekâr odalar› için bugün en az 150 TL
talep edilmektedir. Bekâr odas› kavram› asl›nda bak›ms›z ve pek iyi durumda olmayan, yaln›z erkek iflçilerin kald›¤› tek odal› bir mekân› tan›mlamaktad›r. Bunlar genelde, ›s›tmas›z, nemli, s›cak suyun olmad›¤›, mutfaks›z ve
kirli yerlerdir. Buna karfl›n, bu eski Kumkap› evlerinin dar odalar›na aileler
de s›k›fl›p yerleflmektedirler.8 1950’li y›llarda Anadolu’dan gelen kitlesel göç
zaman›nda alt›n ça¤›n›9 yaflayan bu odalar iç göçten, yurtd›fl›ndan gelen yabanc› göçmenlere miras kalan bir gelenektir. Bugün yaln›zca roller yer de¤ifltirmifl durumdad›r. Bir zamanlar›n köylüleri flimdi ev sahibi ve emlakç›d›rlar. Türkiye Ermenilerinin genifl çapl› göçleri sonucunda boflalm›fl olan
Kumkap›’daki konutlar› kapsayan emlak pazar›n› ise, büyük ölçüde Kürtler
kontrol etmektedir. Sanki burada iç göç ve d›fl göç el s›k›flmaktad›r.
Patrikhane
Kaçak Ermeni göçmen kad›nlar› da di¤er kaçaklar gibi haklar›n› koruman›n olanaks›zl›¤›n› yafl›yorlar; ancak Ermenistan’la diplomatik iliflkisi
olmayan, dolay›s›yla Ermenilere sahip ç›kacak bir büyükelçilik ve konsoloslu¤un bulunmad›¤› bir ülkede yaflad›klar› gerçe¤i de bu soruna eklenmektedir. Ermenilerin, az›nl›k olarak bir bakanl›klar›, siyasi partileri ya da resmi kurumlar› olmamas› nedeniyle, Ermeni Patrikhanesi, Türkiye Ermenilerinin kendilerine dair iflleriyle ilgilenilmesi umuduyla baflvurduklar›
önemli bir mercidir. Bu nedenle, patrikhaneden sosyal hayata dair, din d›fl› konularda da hizmet beklenmektedir. Buras› Ermenistanl›lar için dahi,
180
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler
k›smen de olsa bir baflvuru kurumu olmufltur. Her ne kadar Patrikhane minimum hizmet için u¤raflsa da, zor durumlarda yard›m edebilmektedir; örne¤in, memlekete dönülebilmesi için bir otobüs biletini karfl›layabilir. Ayr›ca Kumkap›’daki cemaatten ihtiyaç sahiplerine zaman zaman yemek da¤›t›m› yap›lmaktad›r; t›pk› ibadet için Patrikhanenin kilisesine gelen çok say›da Afrikal› gibi, her ulustan H›ristiyan dinine mensup kifliler bu yemek
yard›mlar›ndan yararlanabilmektedir. Ayr›ca, eski giysiler toplan›p ihtiyaç
sahiplerine verilmekte, doktor muayenesi için mali yard›mlar yap›lmaktad›r. Bununla birlikte Patrikhane Ermenistanl›lar›n sorunlar›yla, hele hele ifl
sorunlar›yla tek tek u¤raflman›n kapasitelerini aflt›¤›n› vurgulamaktad›r.10
Türkiye Ermenileri
Ne Türkiye Ermenilerinden ne de Türklerden yard›m bekleyemediklerinden dolay›, Ermenistanl› kad›nlar genelde, kendi bafllar›n›n çaresine bakmak durumundad›r. Ermeni toplulu¤u içinde birlik ve dayan›flman›n, neden yaln›zca istisnai durumlarda gerçekten yürüdü¤ü sorusunun yan›t› bir de¤erler çat›flmas›d›r. Ermenistanl›lar›n dürüst olmad›klar›na, yalan
söylediklerine, çald›klar›na, bir Ermeni gibi çal›flmad›klar›na, yüksek Ermeni çal›flma ahlak›na sahip olmad›klar›na dair suçlamalar duymak olas›d›r.
Hatta göçmenlerin “kaba konuflma flekilleri” bile elefltirilmektedir. Bu ithamlar›n ço¤u özneldir ve mant›kl› bir temelleri yoktur. Olanlar› uzun zamand›r dikkatlice takip eden yerleflik bir Ermeni ifl adam› durumu daha
farkl› de¤erlendirmekte. Ona göre, Türkiye Ermenileri göçmenlerin fakirli¤inden utan›yorlar. Burada, Türkiye’de yaflayan Ermeniler orta ve üst gelir
s›n›f›na dahiller ve büyük ço¤unlukla dikkat çekmeden, gerginlik yaratmadan ve elbette dilenmeden, do¤ru ve dikkatli davranmaya çal›fl›yorlar. Bu
yaklafl›m, özellikle 40 yafl›n üzerindeki nesil için geçerlidir. Göçmenlerin
bu göze batan fakirli¤i onlar›n duygular›n› incitiyor: “Ne, bunlar bize mi
aitler?” D›flar›ya yans›tt›klar› kendilerini alg›lama flekli ve uyum içinde beraber yaflamaya dair kiflisel adanm›fll›klar›, göçmenlerin bu pragmatik ortaya ç›k›fl› sonucunda tart›flmal› hale gelmifl. Bahsi geçen ifl adam›na göre her
ne kadar Türkiye Ermenileri, özellikle ilk dönemlerde yeni gelenlere kap›lar›n› açm›fl, onlar› misafir edip, ifl imkân› sunmufl da olsalar, h›rs›zl›k giTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
181
bi uygunsuz davran›fllar nedeniyle hayal k›r›kl›¤› yaflam›fl ve zamanla göçmenlere yüz çevirmifller.
Siyasi Haciz
Genifl Türk kamuoyunda ise, Ermenistanl›lara atfedilen net bir kimlik söz konusu de¤ildir, zira bu grup gerçekte tam olarak tan›nmamaktad›r.
Grup asl›nda, üzerinlerine farkl› fikir, önyarg› ve dileklerin izdüflümü yap›lan bofl bir kap gibidir. Haklar›nda bas›n taraf›ndan yap›lan araflt›rmalar say›ca az, veri taban› dard›r. Bir gazete istisnai olarak, ilgili siyasi güncelin de
etkisiyle, sahaya inerek araflt›rmac› gazetecilik yapt›¤›nda,11 sonuçlar daha
sonra iç ve d›fl bas›n taraf›ndan kullan›lmakta, böylece konuya bütün bas›n
taraf›ndan ilgi duyuldu¤una dair bir izlenim yarat›lmaktad›r.
Ermenistanl›lar›n kamusal alanda söz konusu edilmeleri, tahminen
1990’l› y›llarda, Tansu Çiller’in iktidar dönemine rastlamaktad›r. O günlerde baflbakan, “hiçbir mecburiyetimiz olmad›¤› halde, katland›¤›m›z aç Ermenilerden” söz etmifltir.12 Bu söylemin adresi, soyk›r›m›n tan›nmas› için
çaba gösteren Ermenistan idi. Çiller’in tehdit söylemi, o günden bu yana,
gereksinim duyuldu¤unda kullan›lmak üzere siyasi bir araç olarak varl›¤›n›
sürdürmektedir.
2006 y›l› sonbahar›nda, Fransa parlamentosunda Ermeni soyk›r›m›n›n inkâr›na iliflkin yasa tasar›s› tart›fl›l›rken, bu siyasi tutum yeniden
hat›rlanm›flt›r. Tart›flma, Ermenistanl›lar› aniden sahne ›fl›klar› alt›nda b›rakm›flt›r. 13 ‹lk tafl› Düzce AKP milletvekili, eski D›fliflleri Bakan› ve ABUyum Komisyonu Baflkan› Yaflar Yak›fl att›. Yak›fl’›n önerisi, söz konusu
yasa tasar›s›na karfl›, intikam ve ceza olarak “yetmifl bin” kaçak Ermeni’nin
s›n›r d›fl› edilmesiydi. CHP s›ralar›ndan, milletvekili fiükrü Elekda¤’dan bu
öneriye onay gelmifl ve parti yöneticilerinden Onur Öymen’le birlikte düzenledi¤i bas›n toplant›s›nda, Ermenistanl›lar›n tek sefer yerine, gruplar
halinde geri gönderilmesi fikri ortaya at›lm›flt›r. Öneriler üzerine Cengiz
Aktar, Aç›k Radyo’daki bir yay›n s›ras›nda bunun yeni bir tehcir oldu¤u yorumunu yapt› ve “Yoldaki etaplarda yemek falan m› yedirecekler?” diye sordu (Aktar 2006). Yaflar Yak›fl’›n önerisi hemen hemen tüm bas›nda yer bulmufl ve kontrolsüz nefret tepkilerine de neden olmufltur:
182
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler
Tebrik ederim Yak›fl’› ... Yak›flm›fl yani. Ama bence s›n›r d›fl› etmeyelim... esir tutal›m. Bi de megafon bulduk mu, tamamd›r. Ba¤›r›r›z art›k... ‘Ermeniler elimizde! Tasar›y› geri çekin, yoksa hepsini tek
tek vuraca¤›z! (Özdil 2006).
Öte yanda, Yak›fl’›n bu s›n›r d›fl› önerisine karfl› ç›kan güçlü sesler
de vard›. Bu sesler böyle bir önlemin getirece¤i yararla Türkiye’nin kendisine yapaca¤› zarar›n tart›lmas› yönünde insani ve insan haklar›na dayal›
savlar›n bir kar›fl›m›yd›lar:
Olmayacak bir fley, aleyhimize kullan›lacak bir yol. Bunlar zaten gariban... ihtiyaçlar› olmazsa bin türlü zahmetle Türkiye’ye gelmezler
ve her gün kovulma korkusuyla, üç befl kurufl için ona buna kap›lanmazlar. H›nc›m›z› garibandan ç›karmayal›m. (Tekin 2007).
ya da
Gariban iflçilerden ne istiyorsunuz? (Dikbafl 2007).
Kimileri ise, Devlet Bakan› Abdüllatif fiener’in Düzce’de ifladamlar›na yapt›¤› bir konuflmada, bat›l› devletlerin soyk›r›m konusundaki ›srarlar›yla Ermenistan’a ve Ermenilere zarar verdiklerini söylemesi gibi, sa¤duyuya seslenmifltir:
Ülkemizdeki Ermenileri kaçak çal›fl›yor diye iflten ç›karaca¤›z da kimin ifline yarayacak?
(Bas›n-Yay›n ve Enformasyon Genel Müdürlü¤ü 2006).
Sonunda, politik sa¤duyu kazanm›flt›r; Ermenistanl›lar hâlâ Türkiye’deler ve gerçekte pek az› s›n›rd›fl› edilmifltir. Bütün bir göçmen grubuna
karfl› duyulan hoflgörüye çok yönlü yaklafl›lmal›d›r. Her ne kadar polis, herkes
için ayn› yasalar›n geçerli oldu¤unu14 vurgulasa da, bu yasalar›n flu anda Ermenilere uygulanmad›¤› görülmektedir. Bu moratoryum, birçok farkl› yoruma
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
183
aç›kt›r. Bir taraftan iyi davran›fllara ve gergin ortam› daha fazla k›z›flt›rmama
yönündeki özene karfl› bir jest olarak, Ermenistan ile bir çeflit sald›rmazl›k anlaflmas›n›n ifadesidir. Di¤er bir taraftan ise, Ermenistanl›lar Türkiye’ye geldiklerinden beri potansiyel bir siyasi koz oluflturmufllard›. Onlar s›n›r›n öbür taraf›ndan, iliflki kurulmak istenmeyen bir ülkenin insanlar›yd›lar. Çiller’in “aç
Ermenistanl›lar› s›n›r d›fl› etme” ifadesi, yetkililerin Ermenistanl›lar› ellerindeki bir koz olarak de¤erlendirdiklerini göstermektedir: “‹stersek hepsini kovabiliriz, ama yapm›yoruz.” fiu an görevde bulunan baflbakan da bu f›rsattan faydalanmaktad›r. “Biz Ermenistanl›lar› s›n›r d›fl› etmedik ve etmeyece¤iz” diyerek, Ermeni sorununu adil flekilde ele ald›¤›n› iddia edebilmektedir.
Ama biz bunlar› tutup da Ermenistan’a göndermiyoruz. (...) Niye
geldiler buraya, niye buradalar acaba. Çünkü, Ermenistan’da yaflam
koflullar›n› bulam›yorlar. (...) Biz onlar› kovmad›k, kovmayaca¤›z.
(Cihan Haber Ajans›, CHA 2007).
Yaln›zca siyasi arenada de¤il, normal günlük yaflamda da bu garibanlar polis taraf›ndan kazanç kap›s› olarak görülmektedirler. Polislerin ev bask›nlar›na tan›k olan de¤iflik çevrelerden bana böyle bilgiler gelmifltir. Her
fleyden önemlisi bu bask›nlar, polisin bu ortamdan etrafl›ca haberdar oldu¤unu gösteriyor. Bu bask›nlarda, evdekilerden s›n›r d›fl› edilecekleri için eflyalar›n› toparlamalar› talep edilir. Ama bir miktar para verilirse bir sorun kalmaz ve rahats›z edilmezler. Bana söylendi¤i kadar›yla, verilen paran›n miktar› elli ila iki yüz dolar aras›ndad›r. Ayr›ca bu ev ziyaretleri tek sefer yaflanmamakta ve belli aral›klarla tekrarlanmaktad›r. Öyle ki, baz› Ermenistanl›lar
bundan kurtulmak için s›k s›k ev de¤ifltirmektedir. E¤er bu iddia do¤rulanabilirse, göçmenlerin belirsiz durumunu de facto ortaya koyan hukuksal bofllu¤un birileri taraf›ndan yasal olmayan flekilde kullan›ld›¤› anlama gelir.
Say›lar
Tüm bu önlemlere karfl›n, Ermenistanl›lar›n say›s›nda iddia edildi¤i
gibi bir art›fl olup olmad›¤› tam olarak bilinmemektedir (yazar› belli de¤il,
2006b). Bilimsel araflt›rmalar›n eksikli¤i hayal gücü ürünlerini art›rmakta
184
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler
ve yaln›zca ideolojik bazl› düzenlenmifl internet forumlar›nda de¤il, ciddi yay›n organlar›nda dahi spekülasyonlara neden olmaktad›r. Bununla birlikte,
sorunda bir büyüme gözlenmektedir. Türkiye Ermenileri’nin ve Ermenistanl› göçmenlerin say›s› onlarca y›ld›r bir tart›flma konusudur, sürekli revize
edilir ve de¤ifltirilir. Yirminci yüzy›lda çok say›da Ermeninin ‹slam dinine
geçmesi yani dönme olmas› ya da Ermeni kimli¤ini yaln›zca özel hayat›nda
kullanmas› ve ifl hayat›nda bir Türk ismi kullanmas› bafl döndürücü spekulasyonlara neden olmufltur. CIA’in bir çal›flmas›na göre Türkiye’de
2.000.00015 “gizli Ermeni” yaflamaktad›r. Almanya’daki Ermeni Patri¤i Karekin Bekciyan, isim de¤ifltiren Ermenilerden bahsederken, tahminlerini,
gerçe¤e daha yak›n görünen 500.000 say›s›yla ifade etmifltir (Özay 2007).
Bu say›lardan burada bahsedilmektedir, zira Türkiye Ermenilerinin
say›lar›ndaki bu belirsizlik ve tutars›zl›k Ermenistanl›lar›n say›lar› için de
söz konusudur. Genel olarak, bu iki toplumsal grup, ilgili çevreler d›fl›nda
birbirlerinden ay›rt edilemedi¤i için Türkiye Ermenileri için oluflturulan
düflünceler Ermenistanl›lar için de geçerli görülmektedir. Bu belirsizliklerin nedeni yaln›zca genifl kitlelerin ilgisizli¤i ya da göç hakk›ndaki araflt›rma eksikli¤i de¤il, Türkiye nüfusunun mevcut durumunun dini, etnik ve
anadil baz›nda detayl› bir da¤›l›m›n›n tesbit edilememesidir.16
Dolays›yla, her çal›flma spekülasyona aç›kt›r. Bir süre boyunca
20.000 ya da 30.000 Ermenistanl›dan bahsedilmifltir. Sonra 2005 y›l› bafllar›nda, dönemin D›fliflleri Bakan› Abdullah Gül’ün beyan›yla 40.000 göçmen say›s› gündeme gelmifltir.17 Bu say› o günden beri tekrarlanarak kullan›lm›fl, 2006 y›l› Kas›m ay›nda Economist dergisinde bas›lan ve daha önce
an›lan makalede de yer bulmufl ve yeniden Türkiye gündemine girmifltir.
Gül’ün, Çiller taraf›ndan o zaman kullan›lan tehditkâr ifadesinin olumlu
versiyonu olan bu ifadesi, yasad›fl› göçmenlere yaklafl›m konusunda, Baflbakan Erdo¤an’›n konuyla ilgilenmesinden çok önce ortaya ç›kan bir dönüm
noktas›d›r. Ermenistanl›lara verilen bu dolayl› çal›flma izni, kay›td›fl› ekonominin bütün sektörlerine, devletin en yüksek makam›ndan gelen bir çeflit
yard›m anlam›na gelmektedir ve kendi nüfusunun ekonomik ç›karlar›n›n
d›fl politika hesaplar›na ba¤land›¤› anlam›na gelmektedir; bu da baz› itirazlara yol açm›flt›r.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
185
2006 y›l›n›n sonbahar›nda Yaflar Yak›fl’›n Ermenistanl›lar› s›n›rd›fl›
etme önerisiyle ba¤lant›l› olarak 70.000 say›s› gündeme gelmifltir. Genel
belirsizlikten dolay›, ilk etapta bu say›ya kimse karfl› ç›kamam›fl, böylece bu
say› kullan›lmaya bafllanm›flt›r. Bazen mutab›k kal›nan ifade “40.000 ila
70.000 aras› Ermenistanl›”d›r; burada dikkat çekici durum ise, say›lardan
bahsederken, genelde edilgen ve belirsiz bir anlat›m›n kullan›lmas›d›r. Örne¤in “Say›lar›n›n 40 ile 70 bin aras›nda oldu¤u ileri sürülen Ermenistanl›” ya da “70 bin kaçak Ermeni varm›fl Türkiye’de”gibi. Bunlar›n d›fl›nda,
100.000’e (Kalafat 2006) varan tahminler ve 200.000’lere iliflkin sözlü iddialar mevcuttur. Di¤er tarafta ise, bu say›lar›n afla¤› do¤ru düzeltilmesi yönünde ifadeler de vard›r.
Bunlara bir örnek, Gül’ün konuya iliflkin aç›klamas›ndan hemen
sonra, Vatan Gazetesi’nin Kumkap›’ya gönderdi¤i bir ekiple yapt›rd›¤› bir
anketten elde edilen sonuçlard›r. Görünen manzaradan elde edilen sonuçlar, “Ne 40 Bini Bakan›m Türkiye’de 4 Bin Ermenistanl› Bile Yok.” (Öztürk
2005) fleklinde ironik bir manfletle yay›nlanm›flt›r. Protestan kilisesinin rahibi de say›lar› daha afla¤›da tutmakta ve 40.000-50.000 kiflinin günlük hayatta daha güçlü temsil edilmifl olmas› gerekti¤ini iddia ederek, sormaktad›r: “Nerede bu insanlar? Bak, yoklar.” Keza, göçmenlerin yaflamlar›na yak›ndan tan›kl›k eden bir Türkiye Ermenisi de, 5.000 civar›nda bir tahminde bulunmaktad›r.
Ermeni Baflpiskoposu ise tersine, Gül’ün verdi¤i say›yla hemfikirdir. Onun tahminine göre, 30.000 Ermeni ‹stanbul’da, 10.000 de di¤er illerde yaflamaktad›r. Baflpiskopos, Gül’ün söz konusu say›lar› Emniyet Müdürlü¤ü Yabanc›lar fiubesinden ald›¤›n› tahmin etmektedir.
Somut say›lar›n yan› s›ra, Türkiye’de yaflayan Ermenilerin say›s›n›n
artt›¤›na dair kayna¤› belirsiz daha çarp›c› bir iddia da vard›r. Soyk›r›ma iliflkin Frans›z yasa tasla¤›yla ba¤lant›l› olarak Kumkap›’daki durumu dikkate
alan az say›daki gazeteden biri olan Vatan, bir Ermenistanl›n›n, her gün Ermenistan’dan dört otobüs dolusu insan›n geldi¤i ifadesini okurlar›na aktarm›flt›r. Bahsi geçen, Economist (2006b) makalesi muhtemelen bu yaz›dan
etkilenmifl ve “Türkiye’nin Ermeni Nüfusu art›yor” (Turkey’s Armenian Population is Growing) ve “henüz tükenmedi” (Not yet dead) bafll›klar›n› atm›fl186
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler
t›r. Gerçi, haftada birkaç kez, genelde alt›, sekiz, on otobüs dolusu insan›n
Ermenistan’dan buraya ulaflt›klar› do¤rudur. Ancak, ayn› say›da otobüs de,
Türk mallar›yla ticaret için yolculuk yapan kiflilerle dolu olarak geri dönmektedir.18
Türkiye’deki Ermenistanl› kad›nlar›n›n yaflamlar› böylesi bir hareketlili¤in gergin ortam›nda flekillenmektedir. Vize sürelerinin sona ermesinin ard›ndan, hiçbir yasal statüleri kalmamas› nedeniyle, kendilerini ne siyasi hacze karfl› koruyabilmekte, ne de onlar› befl, on hatta daha uzun seneler süren saklanma halinden kurtaracak ve Türkiye’de resmen yerleflmelerini sa¤layacak olan, o çok arzu ettikleri ikamet izni gibi haklar› talep edebilmektedirler. Böylece, gitmekle kalmak aras›nda, bir Avrupa ülkesine vize alabilme umudu ile bir sonraki seçimlerde daha demokratik bir yönetimin iktidara gelmesi halinde, Ermenistan’a geri dönme umudu aras›nda
gidip gelmektedirler.
Çocuklar
Ermenistan’a, yani kendi ülkelerine dönüfl umudu, bütün ülkelerdeki göçmenlere efllik eden bu inanç, bir yandan yabanc› bir ülkede hayatta kalmay› kolaylaflt›r›rken, di¤er yandan ise entegre olmak için gerekli birçok ad›m›n at›lmas›na engel olmaktad›r. Ermenistanl›lar da, bu inanç do¤rultusunda küçük ama önemli bir projeyi, çocuklar› için düzenledikleri özel
ders projesini hayata geçirmektedirler. ‹ki grup halinde, tek bir tahtan›n bulundu¤u küçük odada bir tarafta daha küçük, di¤er tarafta ise daha büyük
çocuklar, hergün anadillerinde bütün dallarda ders görmektedirler. Her iki
kad›n ö¤retmen de Ermeni göçmeni ve göçten önce e¤itimci olan kiflilerdir.
Bu proje yaln›zca ebeveynlerin, çocuklar›n›n anavatanlar›n›n kültürünü ö¤renmelerini istemesinden do¤mam›fl, oturma izinleri olmad›¤›ndan çocuklar›n› herhangi bir devlet okuluna kay›t ettirmenin imkâns›zl›¤›ndan dolay› gerçekleflmifltir. Bu çocuklar›n resmi Ermeni okullar›na devam etmeleri
de olanakl› ve yasal de¤ildir.
Söz konusu proje, Patrikhane taraf›ndan küçük bir mali yard›mla
desteklenmenin yan› s›ra, ba¤›fllarla ayakta durmaya çal›flmakt›r ve mali yetersizlikten dolay›, daima kapanma tehditi alt›ndad›r. Çocuklar iki dil, ErTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
187
menice ve Türkçe konuflmaktad›r ve ço¤u burada do¤mufltur. Bu çocuklar,
göçmenlerin burada büyüyen ikinci neslini oluflturmaktalar. Muhtemelen
günün birinde anavatanlar›na geri göç edecek ve döndüklerinde Türkiye deneyimlerini de Ermenistan’a tafl›yacak olan bu çocuklara, Türkiye taraf›ndan bir tür büyükelçilik rolü öngörülmektedir:
Üç milyonluk fakir Ermenistan’dan on binlerce insan›n Türkiye’ye
gelip ekmek bulmas› asl›nda oradaki ön yarg›lar› k›racak ve toplumsal nefreti azaltacakt›r. Keflke her Ermenistan vatandafl› hayatlar›nda
bir kez Türkiye misafirperverli¤i ile a¤›rlansa ve fikirlerini de¤ifltirse.
(...) ...Ermenistan’dan gelen Ermeniler de toplumlar aras›ndaki so¤ukluklar› gidermede önemli rol üstlenecektir. (Ateflkan 2006).
Bu tutum, say›lar› günden güne artan birçok entelektüel taraf›ndan
desteklenen oldukça yeni pragmatik bir stratejinin bir parças›d›r ve bu strateji iki ülke aras›ndaki so¤uklu¤un bitirilmesi için tart›fl›lan stratejilerden
biridir. Stratejinin temel parçalar›ndan biri, yaln›z Ermenistanl›lar›n de¤il,
s›n›r›n bu taraf›nda, Kars, Ardahan ve I¤d›r’daki Türk halk›n›n da y›llardan
beri arzu etti¤i üzere, Türkiye-Ermenistan s›n›r›n›n biran önce aç›lmas›d›r.
Böylece ekonomik etmenler, önceli¤i, siyasi-ideolojik olanlardan alacakt›r
ki, Ermenistanl›lar bunu y›llardan beri, sessiz sedas›z uygulamaktad›rlar.
188
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler
Kaynakça
Akçam, T. 2006. Türk ve Ermeni. Radikal ‹K‹. 12.11.
Aktar, C. 2006. “Avrupa’ya Do¤ru,” Aç›k Radyo: 11.10.tarihli yay›n (www.acikradyo.com.tr).
Andrews, P. A. 1992. Türkiye’de Etnik Gruplar. Istanbul: ANT.
Ateflkan, Y. S. 2006. “Soyk›r›m ‹ddialar› ve Ak›ll› Siyaset,” Türk Ermeni Anlaflmazl›¤›. (www.turkermenianlasmazligi.blogspot.com/2006_11_01_archive.htlm; eriflim tarihi: 25.1.2007).
Bas›n Yay›n ve Enformasyon Genel Müdürlü¤ü. 2006. Ülkemizdeki Ermenileri Kaçak Çal›fl›yor Diye ‹flten Ç›karaca¤›z da Kimin ‹fline Yarayacak? 8.10. (www.byegm.gov.tr/yayinlarimiz/anadoluhaberleryeni/2006; eriflim tarihi: 28.1.2007)
Bafllam›fl, C. 2007. “Ermenistan’dan Kaç›fl,” Milliyet. 1.12.
Baflyurt, E. 2004. “Komfluda Tuhaf fieyler Oluyor!” Aksiyon dergisi (516): 25.10.
Cihan Haber Ajans› CHA. 2007. “Ermeni Soyk›r›m› Kabul Edilirse Ortakl›¤›m›za Gölge Düfler,” Sabah. 17.2.
Dikbafl, K. 2007. “Ermeni Kaçaklar›n Hat›rlatt›klar›,” Ekoçerçeve: 13.10.;
(www.ekocerceve.com/print_basin.asp?yazilD=4805&yazarIDM; eriflim tarihi: 28.1.2007).
Dünden Bugüne ‹stanbul Ansiklopedisi. (1993-1995) ‹stanbul: Tarih Vakf›.
Ergin, S. ve Özkök, E. 2005. “ABD’yi Uyard›m Ama Dinlemediler,” Hürriyet. 2.3.
Fatih, U. 2005. “Ermenistan’a Diaspora Hakim,” Aksiyon Dergisi (550), 20.6.
Kalafat, Y. 2006. “D›fl Türkler. Güney Kafkasya Bar›fl›n›n Sa¤lanmas›nda Anahtar Etnisite – Ah›skalar,”
Türkiye Uluslararas› ‹liflkiler ve Stratejik Analizler Merkezi TÜRKSAM (28.3).
Kaplan, S. ve Özinan, A. 2006. “Kumkap›’da Her Çarflamba Küçük Bir Ermenistan Kuruluyor,” Hürriyet Pazar. 6.8.
Laçiner, S. 2004. “Ermenistan D›fl Politikas›n› Belirleyen Faktörler,” The Journal of Turkish Weekly. Aral›k.
Özay, A. 2007. “Türkiye’de Yar›m Milyondan Fazla ‹smini De¤ifltiren Ermeni Var,” Zaman Pazar. 7.1.
Özdil, Y. 2006. “Gazi Cezayir....” Sabah. 11.10.
Öztürk, H. 2005. “Ne 40 Bini Bakan›m Türkiye’de 4 Bin Ermenistanl› Bile Yok,” Vatan. 4.3.
Sönmez, T. 2002. “Erivan’dan Haberler,” Cumhuriyet. 1.5.
Tavflano¤lu, L. 2004. “Bölgesel ‹flbirli¤ine Do¤ru,” Cumhuriyet. 3.10.
Tavflano¤lu, L. 2005. “Kars Halk› Cezaland›r›l›yor,” Cumhuriyet. 30.7.
Tekin, A. (www.politikcity.de/forum/showthread.php?t=13917&page=3; eriflim: 22.1.2007)
Van Gent, A. 2005. Armeniens schwieriges Verhältnis zur Türkei. Erewan fordert die Öffnung der gemeinsamen Grenze. (Ermenistan’›n Türkiye’yle zor iliflkisi. Erivan ortak s›n›r›n aç›lmas›n› talep
ediyor.) Neue Zürcher gazetesi. 29./30.10.
——-, 2005a. Im ‘Schwarzen Garten’ des Kaukasus. Keine Lösung der Nagorni-Karabach-Frage in
Sicht. (Kafkaslar›n kara bahçesinde çözüm yok.) Neue Zürcher gazetesi, 12./13.11.
Yazar› belli de¤il, 2004. “Ermenistan Göç Sebebiyle H›zla Yok Oluyor,” Zaman. 14.7.
Yazar› belli de¤il, 2006a. “Bizi Fransa m› Doyuracak?” Vatan. 11.10
Yazar› belli de¤il, 2006b. “Not Dead Yet. Turkey’s Armenian Population Is Growing,” The Economist
print edition. 16.11.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
189
Notlar
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
190
Ermenistan’dan gelen kaçak göçmenlerin faydas›na ya da zarar›na hizmet edecek çeflitli tart›flma
ve makalelerde, bu Ermenistanl› kiflilerin gelecekte kendi vatanlar›nda Türkiye’nin büyükelçisi gibi çal›flaca¤›na dair bir umut dile getirilmektedir.
Örnegin, Sönmez (2002) “Tahminen otuz bin Ermenistan vatandafl› Türkiye’de çal›fl›yor,” ya da
Karadeniz Ekonomik ‹flbirli¤i (KE‹) Ermenistan temsilcisi, Arsen Avagyan: “Bizim elimizde hiçbir
say› yok. […] Ancak, Türkiye’den kimi say›sal veriler geliyor. fiu an itibariyle yaklafl›k 25.000 Ermenistan Ermenisi Türkiye’de, ço¤unlukla da ‹stanbul’da yaflamaktad›r.” Leyla Tavflano¤lu ile yap›lan
bir görüflme (2004); ya da Kars Valisi Nayif Alibeyo¤lu: “Bugün ‹stanbul’da 50.000’in üzerinde
Ermenistan Ermenisi, büyük oranda kaçak olarak çal›fl›yor,” Tavflano¤lu (2005)
Bu çal›flmada mevsimlik iflçi olarak, çay toplamak için Do¤u Karadeniz Bölgesi’ne gelenler ve yine
di¤er bölgelere, örne¤in Antalya’ya gelenler dikkate al›nmam›flt›r. Burada söz konusu olan bölge
‹stanbul’dur.
Laçiner (2004), çeflitli kaynaklara dayanan hesaplamalar›nda, ba¤›ms›zl›ktan bu yana nüfusun
dörtte üç oran›nda azald›¤› sonucuna ulaflmaktad›r. Gent (2005) ise, Ermenistan kitle göçünün say›s›n› nüfusun üçte biri, yani bir milyon civar› olarak vermektedir, ki bu say› Laçiner’in tahmininden daha düflüktür. Benzeri de¤erleri Baflyurt (2004); yazar› belli de¤il (2004) ve en yeni araflt›rmalara dayanan Bafllam›fl (2007) vermektediler.
fiehrin ayn› bölgesindeki di¤er, daha küçük uluslararas› terminallerden, Ermenistan’a ba¤lant›lar›
olmad›¤› için burada bahsedilmemektedir.
Gedikpafla’daki atölye sahiplerinin verdi¤i bilgilere göre.
Toplamda 800 milyon dolar›n üzerinde, U¤ur (2005).
Bekâr odalar› muhtemelen Bizans, ya da en az›ndan Evliya Çelebi’nin tasvirlerine göre erken Osmanl› dönemlerinden beri vard›r. Bununla ilgili olarak bkz. Dünden Bugüne ‹stanbul Ansiklopedisi
(1993-1995 II: 123f.)
Orhan Kemal 1962 y›l›nda yay›nlanan Gurbet Kufllar› adl› roman›nda bekâr odalar›n› tasvir eder.
Ermeni Baflpiskoposu Aram Ateflyan’›n bir telefon görüflmesi s›ras›nda verdi¤i bilgiler.
Kaplan ve Özinan’›n röportajlar›nda oldu¤u gibi (2006).
‹ki Türkiye Ermenisinin birbirinden ba¤›ms›z olarak hat›rlad›klar›na göre. Buna iliflkin yaz›l› bir
kayna¤a ulaflamad›m.
Konuyla ilgili bkz. 9-11 Ekim 2006 tarihleri aras›nda yay›nlanan çok say›da günlük gazete. Örn.
9.11.2006 tarihli Hürriyet gazetesi.
‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ünde görevli bir polis memurunun, Ermenilerin s›n›r d›fl› edilmekten
muaf olup olmad›klar› sorusuna iliflkin sözlü yan›t›.
Yaflar Kalafat (2006). Yazar CIA’in bildirdi¤i say›lar›n abart›l› oldu¤unu kabul etmektedir. Orijinal
kaynaklara ulaflma olana¤›n› bulamad›m.
1965 nüfus say›m›ndan bu yana anadile dayal› bir da¤›l›m yay›nlanmamaktad›r. Bu durum, on y›llard›r yaln›zca az›nl›klar›n say›lar› hakk›nda de¤il, Müslüman etnik gruplar›n nüfus say›lar› hakk›nda da birçok spekülasyona neden olmaktad›r. Birçok yazar taraf›ndan anketlerle do¤ru sonuçlara ulaflman›n zorluklar›na iflaret edilmifltir. Konuya iliflkin bkz. Andrews (1992: 57).
D›fliflleri Bakan› kayna¤›n› “Bir STK’n›n yapt›¤› araflt›rma” fleklinde aç›klam›flt›r. Ancak, bu kaynak
ulafl›labilir görünmemektedir (Ergin ve Özkök 2005).
Emniyet Garaj› yöneticisinin 2007 yaz›nda verdi¤i ifadelere dayanmaktad›r.
‹stanbul’daki Ermenistanl› Kad›n Göçmen ‹flçiler
A. Didem Dan›fl
‹STANBUL’DAK‹ IRAKLI GÖÇMENLER‹N
PARÇALI EKLEMLENME SÜREC‹NDE
TOPLUMSAL A⁄LAR
1
B
irleflmifl Milletler Mülteciler Yüksek Komiserli¤i (BMMYK), 1718 Nisan 2007 tarihinde Cenevre’de Irakl› mülteciler sorunu
üzerine uluslararas› bir konferans düzenledi. Toplant›da, Irak’ta
2 milyon kiflinin ülke içinde yerlerinden edilmesi ve daha fazla say›da kiflinin ülke d›fl›na ç›kmas›yla yaklafl›k 4,5 milyon kifliyi etkileyen insanl›k
krizine dikkat çekildi. 2003 sonras› yükselen fliddet ortam› Irakl›lar›n,
öncelikle komflu ülkelere yönelmesine yol açm›flt›: Nisan 2007 itibariyle
Suriye’de 1,2 milyon, Ürdün’de 750.000, M›s›r’da yaklafl›k 100.000,
‹ran’da 54.000, Lübnan’da 40.000 ve Türkiye’de 10.000 Irakl› bulunmaktayd›. Yüksek Komiser Antonio Guterres, bu krizin boyutlar›n›n büyüklü¤üne ra¤men bir yank› uyand›rmam›fl olmas›n› aç›klarken “bunun
bir nedeni(nin) de kaçanlar›n mülteci kamplar›na gitmemesi fakat
Irak’taki ve yak›n ülkelerdeki ev sahibi topluluklarla bütünleflmeleri” oldu¤unu söylemiflti.2
Di¤er komflu ülkelere göre daha az say›da kifli söz konusu olsa da,
Irakl›lar›n yöneldi¤i ve toplumsal dokuya sessizce eklemlendi¤i s›n›rdafl
ülkelerden biri de Türkiye’dir. Irak kökenliler, 1991’deki Körfez Savafl›’ndan bu yana Türkiye’deki düzensiz göçmenler içindeki en önemli
gruplardan biri olmufllard›r. 1951 Cenevre Anlaflmas›’nda korunan co¤rafi
k›s›tlamadan ötürü Avrupa d›fl›ndaki ülkelerden gelen di¤er s›¤›nmac›lar
gibi, Irakl›lar da Türkiye’de mülteci olarak yerleflme hakk›na sahip de¤ildirler. Bu nedenle ço¤u, Türkiye’yi geçifl ülkesi olarak de¤erlendirmekte ve
yasal ya da yasad›fl› yollarla Bat› ülkelerine ulaflmaya çal›flmaktad›rlar. Irakl› H›ristiyanlar Avustralya ya da Kanada’daki akrabalar›n›n deste¤iyle yasal
kefillik sistemini kullanarak transit göç modeline ilginç bir örnek olufltururken, Kürtler hedefledikleri AB ülkelerinin s›k› iltica ve göçmen politikaTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
191
lar›ndan dolay› daha çok yasad›fl› yöntemlerle s›n›rlar› geçmek zorunda
kalmaktad›rlar. Irakl›lar aras›nda flimdiye kadar çok az say›da kifli Türkiye’de kal›c› yerleflme karar› alm›fl olsa da bu grup, son yirmi y›ld›r ülkedeki önemli göçmen topluluklar›ndan birini oluflturmufltur.
Bu makalede, Irakl› göçmenlerin ifl ve konut piyasas›na eklemlenme (incorporation) mekanizmalar›na odaklan›larak iktisadi, toplumsal ve
hukuki aç›dan içinde bulunduklar› belirsizlik ortam›nda hayatlar›n› nas›l
idame ettirdikleri incelenmektedir. Bu analizde kullan›lan temel kavramsal araç toplumsal a¤lar (social networks) kuram›d›r.3 Akrabal›k ba¤lar›, etnik ve dinsel aidiyetler ve ticari iliflkilere dayanarak infla edilen toplumsal
a¤lar, ‹stanbul’daki göçmenlerin sosyo-ekonomik bütünleflmelerinin temelini oluflturmaktad›r. Resmi kabul mekanizmalar›n›n yetersizli¤i ve yasal çerçevenin belirsizli¤i karfl›s›nda Irakl› göçmenler kendi becerileriyle
hayatlar›n› idame ettirme yöntemleri aram›fl ve böylece “fiili bir bütünleflme” (de facto integration) sa¤layabilmifllerdir. Göçmenlerin eklemlenmesi
göç edilen toplum ile, daha do¤rusu toplumun bir k›sm› ile, göçmenler
aras›nda bir iliflki kurulmas›n› gerektirmektedir. Toplumsal a¤lar bu iliflkileri mümkün k›lar ve ev sahibi topluma “dahil olma” (insertion) mekanizmalar› olarak ifl görürler. Göç edilen toplumla toplumsal ba¤lar kurulmas› göçmenlerin belirli toplumsal nifllere eklemlenmesini sa¤lar ve bu
da afla¤›da ayr›nt›l› olarak tart›fl›lacak olan “parçal› bütünleflme” (segmented integration) sürecine yol açar.
Yabanc› göçmenlerin Türk toplumuna dahil olma/eklemlenme
örüntülerini anlamak için kavramsal bir katk›da bulunmay› amaçlayan bu
çal›flmada, bir yandan toplumsal a¤lar›n içerik ve yapabilirlik kapasitelerindeki farklar›n alt›n› çizecek, di¤er yandan da bu süreçte devlet kurum ve politikalar›n›n etkilerine de¤inece¤im. Böylece, Irakl›lar›n toplumsal iliflki a¤lar› kurarak gerçeklefltirdikleri “parçal› bütünleflme” sürecinin imkân ve k›s›tl›l›klar›n› tart›flmay› amaçl›yorum. Ancak bundan önce, Irakl›lar›n Türkiye’ye göçü hakk›nda genel bir çerçeve çizip, sonra da Türkiye’deki göçmen
eklemlenmesinin çeflitli yönlerini incelemek üzere kullanaca¤›m kavramsal arkaplan› sunaca¤›m.
192
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
Irak kaynakl› göçün k›sa tarihçesi
Türkiye’nin küresel göç sistemlerindeki konumu, ülkeyi etkileyen
göç dalgalar›n›n hacminin artmas› ve içeri¤inin çeflitlenmesi nedeniyle
esasl› bir biçimde de¤iflmifltir. Son yirmi befl y›lda, Türkiye’nin Asya, Ortado¤u ve Avrupa kesifliminde bulunan co¤rafi konumunun da etkisiyle yeni
köken ülkelerin ve yeni göç ak›fllar›n›n ortaya ç›k›fl›na tan›kl›k edilmifltir
(‹çduygu 2003; Erder 2000). Türkiye’deki göçmenlerin büyük bir k›sm›, siyasi olarak çalkant›l› ve iktisadi olarak istikrars›z bir yap›ya sahip olan Avrupa d›fl› ülkelerden gelmektedirler. Bu göçmen ve s›¤›nmac›lar›n ço¤u,
hem düzensiz göçmenlerle ilgili yasallaflt›rmalar›n olmamas› hem de Türkiye’nin Cenevre Anlaflmas› ile getirmifl oldu¤u co¤rafi k›s›tlama nedeniyle yasal bir statü edinme imkân›ndan mahrumdurlar (Kiriflçi 1996). Türkiye’deki bu yasal k›s›tl›l›klara ra¤men, AB ülkelerinin giderek daha kat› bir
biçimde uygulad›klar› “istenmeyen göç”ü engelleme politikalar›, Irakl›lar
da dahil güney ve do¤u s›n›rlar›ndan girifl yapan düzensiz göçmenlerin
Türkiye’de birikmesine yol açmaktad›r.
Irak’tan Türkiye’ye göçü dört ana döneme ay›rabiliriz. ‹lki, Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun da¤›lmas›ndan 1980’li y›llara kadar devam
eden ulus inflas› dönemidir. Özellikle erken cumhuriyet döneminde ulusdevlet yaratma projesine paralel olarak nüfusun homojenlefltirilmesi hedeflenmifltir (Ça¤aptay 2002). Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin s›n›rlar› d›fl›nda kalan “soydafllar” gibi, Türkmenler için de e¤itim ve ticaret amac›yla Türkiye’ye geliflleri kolaylaflt›r›c› ikili anlaflmalar imzalanm›flt›r.
1926’da Musul’un Irak’a ba¤lanmas›, Irak’ta kalan Türkmenlerle Türkiye
aras›ndaki iliflkilerin gelifltirilmesine yönelik politikalarla telafi edilmeye
çal›fl›lm›flt›r. Bu dönemde Türkmenlerin Türkiye’ye göçü üzerinde önemli etkileri olan iki önemli anlaflma imzalanm›flt›r. Birincisi, 09.01.1932’de
imzalanan Türkiye-Irak ‹kamet Mukavelenamesi, di¤eri ise
29.03.1946’da imzalanan Dostluk ve ‹yi Komfluluk Antlaflmas›’n›n 3.
maddesinde kabul edilen E¤itim, Ö¤retim ve Kültür ‹flbirli¤i Protokolü’dür (fiimflir 2004: 89-90). Bu anlaflmalar sayesinde, Türkmenlerin iki
ülke aras›ndaki gidifl geliflleri kolaylaflm›fl; bafllang›çta Türkiye’de kalma
niyetleri olmasa da, ileriki y›llarda Irak’ta siyasi ve toplumsal koflullar köTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
193
tülefltikçe kal›c› olarak yerleflenler olmufltur. Bu dönemde Türkmen göçü
az ama istikrarl› bir flekilde devam etmifltir.
Birinci ve ikinci dönemler aras›nda bir geçifl dönemi olarak Türkmenler d›fl›nda di¤er etnik ve dini gruplara mensup Irak vatandafllar›ndan
da Türkiye’ye göç edenler olmufltur. 1970’lerin sonu ve 1980’ler boyunca
süren bu ara dönemde göç edenlerin bir k›sm›, Irak’taki yönetimin az›nl›klara yönelik bask›c› ve zalim muamelesinden kaçanlard›. Di¤er bir k›sm› da
1980-1988 y›llar› aras›ndaki ‹ran-Irak Savafl› süresince, uzun ve b›kt›r›c› askerlik görevinden dolay› ülkeyi terk eden genç erkeklerdi. Ancak bu dönemde gelenler, Türkiye’yi kal›c› bir yerleflim yerinden ziyade Avrupa’ya geçifl
dura¤› olarak de¤erlendirmekteydi.
Irak’tan Türkiye’ye yönelik nüfus hareketlerinin ikinci dönemi, 19881991 y›llar› aras›nda gerçekleflen kitlesel mülteci ak›n›d›r. Irak hükümetinin
‹ran’la iflbirli¤i yapmakla suçlad›¤› Kürtlere karfl› yürüttü¤ü Anfal Harekât›
ve Mart 1988’de kimyasal gaz kullan›larak befl bin kiflinin ölümüne yol açan
Halepçe Katliam›, bu ani nüfus hareketine neden olmufltur. ‹ran-Irak savafl›
bitiminde Halepçe benzeri fliddet olaylar› olmas›ndan korkan on binlerce
Irakl› Kürt 1988 Eylül’ünde Türkiye topraklar›na s›¤›nm›flt›r (Ci¤erli 1998).
Bunu takiben, 1991’de dünya tarihinin en büyük iltica hareketlerinden biri
yaflanm›flt›r. ABD önderli¤indeki ittifak güçlerinin Irak’a müdahalesi sonras›nda bafllayan Kuzey Irak’taki Kürt ayaklanmas› Irak ordusunca fliddetle bast›r›lm›fl ve bunun sonucu, ço¤unlu¤u Kürtlerden oluflan 460.000 Irakl› Türkiye’ye s›¤›n›rken, di¤er 1.000.000 kifli de ‹ran’a kaçm›flt›r (Mannaert 2003;
Van Hear 1995). Ancak bu dönem gelenlerin büyük ço¤unlu¤u, çok k›sa bir
sürede Türkiye topraklar›n› terk etmifllerdir (Kaynak 1992).
Üçüncü dönem 1991-2003 aras›nda gerçekleflen düzensiz göç hareketleriyle flekillenmifltir. 1991’deki kitlesel mülteci ak›n› ard›ndan çok daha
az say›da ama düzenli olarak devam eden bu süreç, 1990’l› y›llar boyunca
Türkiye’nin bir geçifl ülkesi olmas›nda da önemli rol oynam›flt›r. Irak’ta,
muhaliflere karfl› uygulanmaya devam eden bask›lar ve Körfez Savafl› sonras› uygulanan iktisadi ambargolarla kötüleflen yaflam koflullar›, bu göçün
temel nedenleridir. Sonunda, 1990’l› y›llar boyunca, siyasi ve iktisadi nedenlerin birleflimi, çok say›da Kuzey Irakl›n›n Türkiye’den geçerek Avru194
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
pa’ya gitmelerine yol açm›flt›r. Bu düzensiz göç trafi¤inde Kürtlerin yan› s›ra Türkmenler ile Asuri-Keldani H›ristiyanlar da bulunmakta ve hepsi Bat›’ya do¤ru ç›k›lan tehlikeli yolculu¤u bitirmek için bazen ortak bazen farkl› yollar kullanmaktad›r.
2003’te Saddam Hüseyin’in devrilmesiyle Irak kaynakl› göçün son
dönemi bafllam›flt›r. ‹flgalin ard›ndan önce bir duraklama yaflanm›fl, daha
sonra Ba¤dat baflta olmak üzere büyük kentlerde fliddetini artt›ran sokak çat›flmalar› ve mezhepler aras› silahl› mücadeleler sonucunda göçün ivmesi
bir kez daha artm›flt›r. Irak’tan göç olay› 2007 y›l›nda doruk noktas›na ulaflm›fl, Irakl›lar›n büyük ço¤unlu¤u ya ülke içinde yer de¤ifltirerek ya da komflu Arap ülkelere kaçarak s›¤›nacak bir yer aray›fl›na girmifllerdir. Bu makale 2007 y›l›nda yaz›ld›¤› için, bu son göç olay›na k›saca de¤inerek, Irak’tan
göçün içeri¤inin de¤iflti¤ini ifade etmek gerekir. Amerikan iflgal kuvvetleri
denetimi alt›nda yeni kazan›lm›fl topraklarda iktisadi ve siyasi aç›dan parlak
bir gelecek infla etme umudunun yeflermesiyle beraber Irakl› Kürtlerin göçü duraklama noktas›na gelmifltir. Bunda elbette Avrupa ülkelerinin bu geliflmeyi öne sürerek, Kürtlere iltica kap›s›n› kapatmas› da etkili olmufltur.
Kürt örne¤inde, ters yönde bir göçten bile bahsedebiliriz: ‹stanbul’da s›k›fl›p kalm›fl olanlar gibi, Avrupa ülkelerinde yasal statü kazanamam›fl Kürtler aras›nda da, ülkelerinde geliflen yeni siyasi yap›y› göz önüne alarak geri
dönmeyi seçenler olmufltur. 1990’l› y›llar boyunca Türkiye’deki Irak kaynakl› göçmenler aras›nda en kalabal›k grup olarak tan›mlanan Kürtler flu
an için anavatanlar›nda kalmaya karar vermifl olsalar da di¤er az›nl›klar, yani Türkmenler ve H›ristiyanlar, sürmekte olan fliddet ve zulüm ortam›ndan
dolay› Irak’› terk etmeye devam etmektedirler.
De¤iflken statüler aras›nda
Son 15 y›lda Türkiye’de emniyet güçlerince yakalanan düzensiz göçmenler aras›nda en büyük gruplardan biri Irakl›lard›r. 1995’ten beri yakalanan Irak kökenlilerin toplam say›s› 100.000 kifliye yak›nd›r. Irakl›lar 19952004 y›llar› aras›nda, Ortado¤u ve Asya’dan Türkiye’ye gelerek yakalananlar›n yar›s›n› ve tüm yakalanma olaylar›n›n beflte birini oluflturmaktad›rlar
(Apap, Carrera ve Kiriflçi 2005: 34).
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
195
Tablo 1. 1995 ile Haziran 2004 aras›nda Türk güvenlik görevlileri taraf›ndan yakalanan düzensiz göçmenlerin uyruklar›na göre da¤›l›m›
Ülkeler
Afganistan
Bangladefl
Pakistan
‹ran
Irak
Suriye
Ara toplam
Kuzey Afrika
Eski Sovyet Cumhuriyetleri*
Orta Asya Ülkeleri**
Arnavutluk
Bulgaristan
Romanya
Türkiye
Di¤er
Toplam
Kifli Say›s›
28.911
13.418
28.442
22.199
99.402
50.18
197.390
9.397
100.018
6.473
3.988
9.111
19.067
24.419
107.986
477.849
Kaynak: J. Apap, S. Carrera ve K. Kiriflçi (2005:34) ‹çiflleri Bakanl›¤›’na ba¤l› Yabanc›lar fiubesi’nden elde edilen veriler
* Eski Sovyet Cumhuriyetleri: Rusya, Ukrayna, Moldova, Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Beyaz
Rusya, Litvanya, Letonya, Estonya.
** Orta Asya Ülkeleri: K›rg›zistan, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan.
Düzensiz konumdakilerin yakalanma istatistiklerini bir veri olarak
kabul edecek olursak, son y›llarda Türkiye’ye gelen Irakl› düzensiz göçmenlerin say›s›nda 2001-2003 aras›nda ciddi bir düflüfl yafland›¤›n› söyleyebiliriz. Ancak, emniyet güçlerince haz›rlanan istatistikler, sadece gözalt›na al›nan yabanc›lar›n say›s›n› aç›klad›klar› ve ülkedeki düzensiz statüdeki yabanc›lar›n toplam say›s›n› vermedi¤i için temkinli bir flekilde ele al›nmal›d›r. Saha çal›flmas› boyunca da gözlemlendi¤i gibi yetkililer taraf›ndan “dokunulmayan” pek çok düzensiz göçmen bulunmaktad›r. Bununla beraber,
yine Emniyet Genel Müdürlü¤ü taraf›ndan haz›rlanan istatistiklerdeki düflüfl, 2003 y›l›ndaki Amerikan iflgalinin ard›ndan Irak’tan gelen Kürt göçünün yavafllam›fl olmas› ile de aç›klanabilir. Türkiye’deki Irakl› düzensiz göçmenlerin ço¤unlu¤unun rejim bask›s›ndan veya Kürt gruplar aras›ndaki ça196
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
t›flmalardan kaçan Kürtler oldu¤unu hat›rlarsak, Saddam Hüseyin’in devrilmesinin ard›ndan Kuzey Irak’ta yar›-otonom, h›zla müreffehleflen bir siyasi yap› kurulmas›yla bu kiflilerin yerlerinde kalmay› tercih ediyor olmas›
bu tabloyu daha anlafl›l›r k›lar. Bununla birlikte Irakl›lar, di¤er komflu ülkelere göre daha az say›larda da olsa Türkiye’ye gelmeye devam etmekte ve süren bu göçün ço¤unlu¤u H›ristiyanlar ve Türkmenler gibi, Irak’taki sürecin
yeni ma¤durlar›ndan oluflmaktad›r.
Tablo 2. 1995 ile 2003 aras›nda Türk yetkililerce yakalanan düzensiz göçmenlerin
da¤›l›m›nda ilk on ülke
MOLDOVA
PAK‹STAN
IRAK
ROMANYA
RUSYA
AFGAN‹STAN
UKRAYNA
1995
19
708
2.128
68
5
24
9
1997
17
307
5.689
107
52
81
52
1999
3.098
2.650
11.546
3.395
1.695
3.046
1.695
2001
7.980
5.618
23.444
4.533
4.694
9.542
4.694
2003
7.728
6.258
3.757
2.785
2.130
2.178
1.947
Kaynak: ‹çiflleri Bakanl›¤›’na ba¤l› E.G.M. Yabanc›lar fiubesi’nin resmi internet sitesinde yay›nlanan verilerin derlenmesiyle oluflturulmufltur.
Irak’taki etnik ve dini az›nl›k gruplar›na yönelik sald›r›lar›n fliddetine
ve 1991’den beri süren göç yo¤unlu¤una ra¤men Irakl›lar›n Türkiye’deki s›¤›nma baflvurular› s›n›rl› say›da kalmaktad›r. ‹ranl›lar ile Irakl›lar, Türkiye’deki en büyük iki s›¤›nmac› grubu olufltursalar da Irakl›lar›n y›ll›k ortalama baflvuru say›s› dört bini aflmamakta, ço¤u zaman 1-2 bin civar›nda seyretmektedir (‹çduygu 2003: 23). Irak kaynakl› göçün di¤er Ortado¤u ülkelerindeki boyutlar› düflünüldü¤ünde bunun kesinlikle çok düflük bir say› oldu¤u aç›kt›r. Bu istatistikleri aç›klamaya yard›mc› olan etkenlerden biri, Türkiye’nin 1951 y›l›nda imzalad›¤› Cenevre Anlaflmas›’ndaki co¤rafi k›s›tlamay›
devam ettirmesidir (Kiriflçi 2000). Bu nedenle Avrupa d›fl›ndan gelen pek
çok potansiyel s›¤›nmac›, resmi makamlara baflvuruda bulunmadan Türkiye’yi geçifl ülkesi olarak kullanmakta ve mülteci olarak kabul edilebilecekleri
ülkelere yönelmektedirler. Türkiye’dekine benzer bir durum Ürdün’de de
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
197
yaflanmaktad›r: 1991-2003 y›llar› aras›nda 1,5 milyonun üstünde Irakl›n›n
Ürdün’e girifl yapt›¤› tahmin edilmesine ra¤men bunlar›n ço¤u “1951 Cenevre Anlaflmas›’n›n Mültecilerin Statüsü konusundaki maddelerine taraf olmayan ve s›¤›nma hakk› veya iktisadi bütünleflme imkân› sunmayan bu ülkeyi” geçifl amac›yla kullanmay› tercih etmektedir (Chatelard 2004).
Tablo 3 1994 ile 2005 aras›nda Türkiye’de s›¤›nma baflvurular›
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002
2003
2004
2005
TOPLAM
‹RAN
1.803
935
1.552
1.484
2.206
4.221
4.185
3.708
2.815
3.310
2.064
1.047
29.330
IRAK
2.475
2.890
2.691
3.028
4.895
2.635
2.160
1.933
1.128
366
954
1.717
26.872
D‹⁄ER
179
152
192
129
229
435
664
1.034
388
604
916
1.150
6.072
TOPLAM
4.457
3.977
4.435
4.641
7.330
7.309
7.019
6.675
4.331
4.280
3.934
3.914
62.302
Kaynak: BMMYK resmi internet sitesinden derlenmifltir. http://www.unhcr.org.tr/MEP/FTPRoot/Dosyalar/turkiyedebmmyk/sayilarlailtica/Basvuru%20Dagilimi%201994-2005.xls
Irakl› s›¤›nmac›lar›n say›s›n› s›n›rlayan etkenlerden biri de, BMMYK
bürolar›nda Irakl›lara ait dosyalar›n geçici olarak dondurulmufl olmas›d›r.
2003 y›l›ndaki Amerikan iflgalinden beri pek çok Bat›l› ülke, Irak’ta siyasi bir
çözüm bulunana kadar Irakl›lara ait iltica dosyalar›n›n de¤erlendirilmesini ertelemeye karar vermifltir. BMMYK’n›n resmi internet sitesine göre, 2006 y›l› bafl›nda Türkiye’de yaklafl›k 2.200 Irakl› mülteci ve s›¤›nmac› bulunmaktad›r.4 Bu kifliler Türkiye dura¤›nda tak›lm›fl, ileri veya geri gidemez halde beklemektedirler. Irakl› s›¤›nmac›lar ülkelerinde devam eden savafl ve belirsizlik
ile dosyalar›n› donduran ülkelerin kat› tavr› aras›nda s›k›fl›p kalm›fllard›r. BM
verilerine göre, 1994-2005 aras› Irakl›lara ait toplam baflvurular›n üçte birini
oluflturan “ask›da kalm›fl dosyalar”›n say›s› art›fl göstermektedir.5
198
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
Tablo 4 1984 ile 2004 aras›nda Türkiye’ye yasal yollarla girifl yapan Irakl›lar›n say›lar›
1984
1985
1986
1987
1988
1989
1990
1991
1992
1993
1994
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002
2003
2004
8.162
8.674
7.154
8.558
8.216
12.508
15.473
3.859
12.664
12.085
15.045
14.381
13.558
17.574
18.277
17.591
20.759
16.378
15.765
24.727
111.475
Kaynak: T.C. Kültür Bakanl›¤›’n›n internet sayfas›ndan toplan›lan verilerle oluflturulmufltur. www.kultur.gov.tr (eriflim tarihhi: Haziran 2006.)
2003 sonras› Türkiye’deki Irakl› düzensiz göçmen say›s› azal›rken
ülkeye yasal yollardan girifllerin say›s› ciddi flekilde artm›flt›r. Bu ani art›fl›n en büyük sebebi pasaport rejiminin serbestlefltirilmesidir. Bunda Türkiye ve Irak aras›ndaki ticaret hacminin art›fl› da etkili olmufltur. Irak vatandafllar›n›n ülkeye yasal girifl istatistiklerini gösteren afla¤›daki tabloya
göre 1991 y›l›nda sert bir düflüfl yaflanm›flt›r. Körfez Savafl› sonras› yaklafl›k 500.000 Irakl›n›n s›¤›nmac› olarak, yani resmi girifl-ç›k›fl kay›tlar›na
geçmeden ülkeye girmifl olmas› bu düflüflü aç›klayabilir. Takip eden y›llarda Irakl›lar›n Türkiye’ye giriflleri artarak 2003’te 24.727’ye ulaflsa da Ortado¤u ülkelerinden yap›lan toplam girifl ile karfl›laflt›r›ld›¤›nda bu say› gene
de düflüktür. Bu durum dönemin Baas rejiminin kat› pasaport uygulamaTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
199
s›yla aç›klanabilir. 1990’l› y›llarda ambargolarla kötüleflen iktisadi koflullar
nedeniyle ülkeden kaçan Irakl›lar› engellemek isteyen hükümet, d›fl göçü
denetlemek için yeni politika aray›fllar›na girmifltir. Uygulanan yöntemlerden biri, özellikle doktorlar ve mühendisler baflta olmak üzere e¤itimli
meslek sahibi kesimin turist vizesiyle ç›k›fl›n› önlemek için pasaport baflvurular›nda, Irak’a dönüldü¤ünde ödenmek üzere, 1.000 Amerikan Dolar› “depozito” almakt› (Hiro 2003: 15). Ülkedeki iktisadi istikrars›zl›k ve
Irak Dinar›n›n büyük de¤er kayb› nedeniyle, bu kiflilerin de¤erli mülklerini satmadan bu ücreti karfl›lamas› mümkün de¤ildi. Dolay›s›yla, 2002 y›l› verilerinin yaklafl›k on kat› olan 2004’teki inan›lmaz art›fl›n, rejimin
devrilmesiyle Irak’ta pasaport sahibi olman›n kolaylaflmas›n›n bir sonucu
oldu¤unu söyleyebiliriz.
Geliflmekte olan ülkelerde göçmen eklemlenmesi üzerine kuramsal
bir çerçeve
Göçmen bütünleflmesi konusu, Bat› ülkelerinde göç alan›n›n en revaçta konular›ndan biri olmas›na ra¤men, geliflmekte olan ülkelerde çok az
araflt›r›lm›flt›r. Bütünleflme yaz›n›, ço¤unlukla göçmenlerin yasal yollarla
gelip kal›c› olarak yerlefltikleri Bat›’daki örnekleri ele almaktad›r (Van Hear
1998, Faist 2000). Geliflmekte olan ülkelerde düzensiz göçmenlerin eklemlenmesi üzerine olan az say›daki araflt›rma ise Afrika k›tas› kaynakl›d›r
(Sommers 2000, Dick 2002, Lindstrom 2003). Küresel Güney olarak tan›mlanan ülkelerde çok say›da mülteci ve göçmen olmas› bu alanda araflt›rma ihtiyac›na iflaret etmektedir.
Bu makalede “eklemlenme” (incorporation) veya “dahil olma” (insertion) denirken, “bütünleflme” (integration) konusunun kültürel boyutundan
ziyade sosyo-ekonomik ve yap›sal yönleri üstünde durulmaktad›r. Bu yüzden de, toplumsal bütünleflme göstergeleri olarak özellikle emek ve konut
piyasas›na dahil olma ele al›nmaktad›r. Bu alanda kullan›lan terminolojideki çeflitlilik ve karmafl›kl›k dikkate al›narak (bütünleflme, asimilasyon, dahil
olma, eklemlenme, vb –Cohen 1999) “eklemlenme” ya da “dahil olma”
kavramlar› tercih edilmifl ve bunlarla göçmenlerin bulunduklar› ülkelerde
bütünleflmelerindeki yap›sal etkenlerin alt› çizilmek istenmifltir.
200
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
Göçmen eklemlenmesi konusundaki Amerikan yaz›n›, bize baz›
faydal› kavramsal araçlar vermifltir. Eski bir göç ülkesi olan ABD’de 1920’li
y›llardan itibaren göçmen bütünleflmesi üzerine çeflitli çal›flmalar yap›lm›flt›r. Robert Park ve Milton Gordon taraf›ndan gelifltirilen asimilasyon gibi
erken dönem kavramlar› sonradan elefltirilmifl ve yak›n dönemde Amerikan göçmen eklemlenmesine dair kuramlar yeniden gözden geçirilmifltir.
Schmitter-Heisler, bugünkü durumda anlaml› oldu¤una inand›¤›m, kavramsal alandaki dört temel de¤iflikli¤i flöyle sunmaktad›r:
1) Göçmenlerin yeni çevrelerine uyma çabalar›n›n vurgulanmas›ndan, göçmenlerle Amerikan toplumu aras›ndaki etkileflime odaklanan bir bak›fl aç›s›na kay›fl.
2) Amerikan toplumunun farkl›laflm›fl ve kendine özgü özelliklerini gözard› eden bir kavramsallaflt›rmadan, mevcut iktisadi (özellikle de emek piyasas›na iliflkin), etnik ve s›n›fsal yap›lar› ve eflitsizlikleri dikkate alan bir kavramsallaflt›rmaya kay›fl.
3) Öncelikle kültürel de¤iflkenler yerine yap›sal/iktisadi de¤iflkenleri,
yani emek piyasas› ve göçmenlerin vas›flar›n› vurgulamaya kay›fl.
4) Eklemlenme sürecindeki çeflitli ad›mlar› ve aflamalar› tek bir model (örne¤in asimilasyon) ile tan›mlamak yerine, koflullar› ve olas› sonuçlar› yans›tan çeflitli modellerin bir arada ele al›nd›¤› bir
bak›fl aç›s›na kay›fl. (Schmitter-Heisler 2000: 79)
Göçmen eklemlenmesi konusunda Amerikal› araflt›rmac›lar taraf›ndan gelifltirilen kuramsal araçlar göçmen a¤lar› alan›nda yap›lan yeni katk›lar sayesinde daha da güçlenmifltir. Örne¤in, Collyer (2005) Cezayirli s›¤›nmac›lar›n Fransa ve Britanya’daki toplumsal a¤lar›n› karfl›laflt›r›rken var›lan
ülkedeki göçmen politikas› ve iktisadi f›rsatlar gibi makro etkenlerin rolünü
de incelemifltir. Siyasi ve iktisadi etkenlerin, hareketin yönünü belirleyen
toplumsal iliflki a¤lar›n›n kapasitesini s›n›rland›rd›¤›n› belirtmifltir. Böylece
Collyer toplumsal a¤lar›n yapabilirliklerini aç›klarken yap›sal k›s›tlara vurgu
yapm›flt›r. Baflka bir ba¤lamda Krissman (2005), Meksika’dan Birleflik Devletler’e yönelik göçü incelerken, göçmen a¤lar›na etki eden harici aktörleri
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
201
yok sayan ve a¤lar›n içindeki iliflkileri karfl›l›kl› olarak simetrik ve eflit kabul
eden Massey ve arkadafllar›n›n çal›flmas›n› (1987) elefltirmifltir.
Bu teorik katk›lar› da göz önüne alarak, Irakl›lar›n Türkiye’deki toplumsal yap›ya eklemlenmesini daha iyi kavramsallaflt›rmak amac›yla üç temel noktan›n alt›n› çizmek istiyorum:
1. Göçmenlere yönelik resmi politikalar›n ve devlet destekli yard›m
programlar›n›n yetersiz olmas›, temel ihtiyaçlar› karfl›lamada toplumsal a¤lar›n önemini art›rmaktad›r. Etnik ya da dini ba¤lar gibi
çeflitli toplumsal sermayelerin harekete geçirilmesiyle infla edilen
göçmen a¤lar›, devletler taraf›ndan dikkate al›nmayan göçmenlerin
toplumsal ve iktisadi s›k›nt›lar›n›, k›smen de olsa hafifletmektedir.
2. Türk toplumunun heterojen yap›s› ile göçmen a¤lar›n›n bunlarla
benzerlik tafl›yan özellikleri, göçmenlerin belirli toplumsal nifllere
eklemlenerek “parçal› bir bütünleflme” yaflamalar›na neden olmaktad›r. Bu kavram, Portes ve Zhou’nun (1993) “parçal› asimilasyon” kavram›ndan yola ç›karak, yabanc›lar›n Türk toplumuna
dahil olmas›ndaki farkl› örüntüleri anlamak için “parçal› bütünleflme” olarak yeniden adland›rmay› tercih etti¤im analitik bir araçt›r.
Tamam›yla farkl› bir ba¤lamda, Birleflik Devletler’deki ikinci nesil
göçmenlerin e¤itim alan›ndaki baflar›lar›n› tart›fl›rken Portes ve
Zhou, göçmen bütünleflmesinin “do¤rusal çizgi halinde ilerlemedi¤ini” iddia ederek, bunun genellikle birden fazla sonuca yol açabilece¤ini dile getirmifllerdir. ‹stanbul’daki Irakl› göçmenler de,
sahip olduklar› sermayelerin gücü dahilinde ev ve ifl alanlar›nda
farkl› parçalara eklemlenmekte, böylece parçal› bir bütünleflme
modeli sergilemektedirler. Böylece, kentin iktisadi ve mekânsal
da¤›l›m›nda göçmen kümeleflmeleri ortaya ç›kmaktad›r.
3. Toplumsal a¤lar önemli bir bofllu¤u dolduruyor olsa da, göçmen
bütünleflmesi alan›ndaki yaz›nda bazen gere¤inden fazla yüceltilmektedir. Oysa, toplumsal iliflkilerin eflitsiz do¤as› ve d›fl etkenlerin rolü ile ba¤lant›l› olarak bu tür a¤lar›n baz› s›n›rl›l›klar› oldu¤u görülmektedir:
202
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
a. Göçmen a¤lar› bofllukta yer almaz. Devlet, yap›sal k›s›tlamalar›
düzenleyen birim olarak, tüm d›fl etkenler aras›nda en güçlü
oland›r. Devlet(ler)in sürece dahli, duruma göre do¤rudan ya da
dolayl›; örtülü ya da aç›k olabilir.
b. Devlet, göçmen bütünleflmesi sürecine iki tür etkide bulunur: bir
yandan çeflitli göçmen gruplar›na yönelik tavr›ndaki farkl›l›klar,
di¤er yandan göçmenlerin eklemlendi¤i toplumsal veya iktisadi
nifllere yönelik politika ve uygulamalar› göçmen a¤lar›n›n iflleyiflini etkiler.
Afla¤›da, Türkiye’deki Irakl› göçmenler örne¤ini bu noktalar ›fl›¤›nda tart›flaca¤›m.
Devlet yard›m›n›n eksikli¤i ve bu bofllu¤u dolduran toplumsal
iliflki a¤lar›
Geliflmekte olan ülkelerdeki göçmenler genellikle Bat› ülkelerindeki mülteci ve göçmenlere sa¤lanan devlet yard›m›ndan mahrumdurlar.
Türkiye’de de s›¤›nmac›lara sa¤lanan baz› temel yard›mlar d›fl›nda genel
eriflimli bir devlet deste¤i bulunmamaktad›r. Hükümet taraf›ndan desteklenen bir bütünleflme politikas› olmad›¤› gibi, BMMYK’n›n sundu¤u maddi yard›m›n veya di¤er STK’lar›n sundu¤u hizmetin çok s›n›rl› olmas›, ülkedeki yabanc›lar›n ço¤unun karfl›laflt›klar› s›k›nt›lar karfl›s›nda yaln›z bafllar›na kalmas›na neden olmaktad›r. Özellikle Sahraalt› Afrika ülkelerinden
gelenlerle (Brewer ve Yükseker 2006), Ortado¤u ve Asya ülkelerinin vatandafllar›, Türkiye’de “statüsüz” yani düzensiz göçmen konumunda olmalar›na ba¤l› olarak yasal, toplumsal ve iktisadi alandan d›fllanmakta, bu da sorunlar›n›n çözümünü zorlaflt›rmaktad›r.
Devlet yard›m›n›n olmad›¤› durumlarda düzensiz göçmenler, sosyo-ekonomik zorluklar›n üstesinden gelmek ve temel ihtiyaçlar›n› karfl›layabilmek için toplumsal iliflki a¤lar› kurar ve onlardan faydalan›rlar. Karen
Jacobsen’in (2001) ifade etti¤i flekliyle resmi bir bütünleflme sa¤lanamad›¤› durumlarda göçmenler “fiili bütünleflme” gerçeklefltirebilmek için etnik,
dini, iktisadi, akrabal›k ve benzeri türden çeflitli toplumsal sermayelerini seTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
203
ferber ederler. Sahip olduklar› veya kurgulad›klar› aidiyetler sayesinde kurulan ba¤lar, göçmenlerin yeni ortama uyum sa¤lamas›n› kolaylaflt›rd›¤› gibi, konut ve ifl gibi birincil ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya da yard›m eder.
Irakl›lar da kendi göç süreçlerinde att›klar› pek çok ad›mda toplumsal
iliflki a¤lar›ndan faydalanmaktad›rlar. Bunlar aras›nda ilk olarak, genifl anlam›yla aile ya da akrabal›k a¤lar›ndan bahsetmek gerekir. Gerçek veya kurgusal, dar veya genifl flekliyle aile göçün her aflamas›nda en önemli desteklerden
biridir (Pessar 1999). Örne¤in, 1990’l› y›llar›n bafl›nda Avustralya ve Kanada’ya giden Irakl› H›ristiyan öncü göçmenler bugünün göçmenleri için temel
bir dayanak olmufllard›r.6 Aile ba¤lar› Irak’tan ç›k›fl, ‹stanbul’a gelifl ve daha
sonraki pek çok aflamada yol gösterici olmufltur (Dan›fl 2007a). 2003 y›l›n›n
bafl›nda 24, 28 ve 35 yafllar›ndaki iki o¤lu ve bir k›z› ile ‹stanbul’a gelmifl dul
bir kad›n olan Fadiya, göç sürecinde ailenin rolünü flöyle vurgulamaktad›r:
“Irak’ta geçim zordu. Avustralya’daki o¤lum ‹stanbul’a gelin, oradan
da Avustralya’ya gelirsiniz dedi. Biz de ç›kt›k geldik. Ama daha bir cevap almad›k baflvurumuza. O¤lum Irak’tan 6 sene önce ç›kt›. Bir kaç
sene Yunan’da kald›, 2 sene önce de Avustralya’ya gitti. Hep bizi düflünür, ayda bir iki arar. Bize para da gönderir, yoksa kiray› ödeyemezdik zaten.” (Fadiya - 65, Keldani, kad›n, 4.11.2003 tarihli görüflme)
Akrabal›k ba¤lar›, Türkmenler için de ‹stanbul’daki dayan›flman›n birincil kayna¤› ve karfl›lafl›lan zorluklar› aflmada temel destektir.
“Buraya geldi¤imizde pek bir zorlukla karfl›laflmad›k. Bizden önce gelmifl akrabalar›m›z oldu¤u için al›flmam›z kolay oldu. ‹lk geldi¤imizde kalacak yerimiz yoktu, onlar›n evinde kald›k. En önemlisi
ifl bulmam›za yard›m ettiler. Akrabalar›m›z olmasa mahvolmufltuk
burada.” (‹hsan - 35, Türkmen erkek, 16.12.2005 tarihli görüflme)
Irakl›lar›n akrabal›k iliflkileri, dünyan›n her yerine da¤›lm›fl olan
Irak vatandafllar› sayesinde bazen ulusafl›r› bir a¤a da dönüflebiliyor. Kerkük kökenli Saime, 1994 y›l›nda kocas›yla beraber Ürdün’den geçerek ‹stanbul’a gelifl hikâyesini anlat›rken ulusal s›n›rlar› aflan ailevi dayan›flma
a¤lar›n›n öneminin alt›n› çiziyor:
204
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
“Kay›nbiraderim buraya daha önce gelmiflti. Üç kay›nbiraderim de
Birleflmifl Milletler izni ile Kanada’ya gittiler, biri de burada kald› ve
Türk vatandafll›¤› ald›. Biz ilk önce onun evine geldik. Bize çok yard›m etti o, evinde kald›k yeme¤ini yedik (...) Bizim ailemiz birbirine
çok ba¤l›d›r, her konuda. Orada nas›lsa burada da öyle ba¤l›y›z birbirimize. Birinin bir ihtiyac› varsa herkes yard›m eder. Mesela biz
bu evi al›rken kay›nbiraderim masraflar›n yar›s›n› karfl›lad›, hem de
hiçbir karfl›l›k beklemeden. Eflyalar›n ço¤unu da Kanada’daki kay›nbiraderimin gönderdi¤i parayla ald›k.” (Saime - 30, Türkmen kad›n,
14.12.2005 tarihli görüflme).
Ayn› ulusafl›r› a¤ Irakl› H›ristiyanlar için de geçerlidir. 2002 y›l›nda
kar›s›, befl çocu¤u ve 69 yafl›ndaki annesi ile Ba¤dat’tan gelen Bes, s›n›r ötesi aile ba¤lar›n›n d›fl göçteki etkisine iflaret ediyor.
“Biz buraya geldi¤imizde, ablam buradayd›, bizi o karfl›lad›. Ablamlar 1999’da gelmiflti, 4 y›l sonra Avustralya’ya gittiler. Bize çok
yard›m ettiler. ‹lk baflta evlerinde kald›k, sonradan buray› bulduk,
tafl›nd›k. Benim bütün akrabalar›m Avustralya’da, Irak’ta kimse
kalmad›, en son bendim. Ben de Avustralya’ya gitmek istiyorum.
Her fleyi sat›p geldik buraya, arkada bir sigara bile kalmad›.” (Bes 39, Keldani erkek, 7.11.2003 tarihli görüflme).
Toplumsal sermayelerin seferber edilmesiyle nifllere dahil olma
Toplumsal bir a¤›n üyesi olmak genellikle etnisite, cinsiyet, din gibi do¤ufltan gelen özelliklere dayan›r ve toplumsal sermaye “bireylerin ihtiyaç durumunda bunlar› seferber etme becerisi” olarak tan›mlan›r (Portes
1995: 12-13). Göçmenlerin yeni geldikleri topluma eklemlenmek için kulland›klar› toplumsal sermayeleri, Putnam (2000) “köprü kurucu” (bridging) ve “ba¤lay›c›” (bonding) sermayeler olarak ayr›flt›rm›flt›r. “Köprü kurucu toplumsal sermaye,” göçmenlerin kendileri d›fl›ndakilerle iliflkilenmesini sa¤layan a¤lar› içerirken, “ba¤lay›c› toplumsal sermaye” göçmenlerin
birbirleriyle iletiflimini ve dayan›flmas›n› güçlendirici a¤lar› ifade eder. KöpTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
205
rü kurucu toplumsal sermaye, özellikle emek piyasas›na giriflte büyük öneme sahiptir; ifl bulmada “zay›f ba¤lar›n gücü” kiflinin kendi grubu d›fl›ndakilerden destek görmesini sa¤lar (Granovetter 1974).
Göçmenler göç ettikleri yere göre, sahip olduklar› çeflitli kimliklerden
bulunduklar› toplumla iliflki kurmalar›na yarayacak olanlar› vurgulamaktad›r. Hangi özelliklerin ön plana ç›kar›laca¤› ya da hangilerinin has›r alt› edilece¤i, bulunulan ülkenin ulusal koflullar›na, gruplar›n yerel tarihlerine ve
sosyo-kültürel özelliklerine ba¤l› olarak belirlenmektedir (Vertovec 2002: 34). Devletlerin ve di¤er resmi örgütlerin evrensel bir koruma sa¤la(ya)mad›klar› durumlarda, bu özellikler daha çok göçmenlerin etnik ve dini kimlikleri
olmaktad›r7 (Chatelard 2007). Bu durum, Türkiye’deki Irakl› göçmenler için
de geçerlidir; resmi merciler herkesin eflit olarak eriflebildi¤i evrensel bir güvence sunamazken, cemaat ba¤lar›n›n dayan›flma a¤lar›n›n oluflumunda etkili olmas› bu tür birincil kimliklerin kuvvetlenmesine neden olmaktad›r.
Ço¤unlu¤unu Keldani Katoliklerin oluflturdu¤u Türkiye’deki Irakl›
H›ristiyan göçmenler için din, önemli bir “köprü kurucu sermaye”dir. Bu dini sermayenin dikkat çekici özelli¤i iki yönlü bir aç›l›m› mümkün k›lmas›d›r.
Irakl› Keldaniler, hem Do¤u Kilisesi’ne, hem de Bat› Katolikli¤ine mensup olmalar›ndan gelen ikili ba¤lant›lar›n› seferber ederek çeflitli toplumsal iliflki a¤lar› infla edebilmektedirler. Keldanilerin ço¤u Do¤u H›ristiyan› olma özellikleri sayesinde ‹stanbul’daki Süryanilerle8 ba¤lant› kurup ev ve ifl gibi hayatlar›n› idame ettirebilmek için elzem olan temel ihtiyaçlar›n› karfl›lamaktad›rlar:
Genç Keldani kad›nlar, ‹stanbul’daki zengin Süryani ailelerin yan›nda ev ifllerinde çal›flmakta veya Keldani aileler kentin eski H›ristiyan mahallelerinde ev
kiralamaktad›r. Irakl› göçmenlerle ‹stanbul’un yerlileri aras›ndaki konut ve ifl
bulma ile ilgili ba¤lant›lar› sa¤layan “arac›lar” kendileri de ‹stanbul’a yak›n zamanlarda Güney Do¤u Anadolu’dan göçle gelmifl yerli H›ristiyan kilise çal›flanlar›d›r. Keldani göçmenlerle ‹stanbullu gayrimüslim iflveren ve ev sahiplerini buluflturan bu kilise çal›flanlar› Granovetter’in (1974) kulland›¤› anlamda
köprü görevi görmektedirler. Böylece kilise çal›flanlar› kendi içlerinde güçlü
ba¤lara sahip olan Keldanilerin Do¤u H›ristiyanl›¤› kimli¤i sayesinde daha
genifl bir toplumsal çevreye eklemlenmelerine ön ayak olmaktad›r.9 Sara’n›n
13 yafl›ndayken ilk ifle bafllama hikâyesi, bunun tipik bir örne¤idir:
206
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
“Buraya gelir gelmez Pazar günü kiliseye gitmifltik, (Süryani) Katoliklerin kilisesine gitmifltik. Oraya gittik, biz dedik ki, biz yeni geldik, bir haftam›z var, durumu anlatt›k, konufltuk iflte papazla. Papaz
tavsiye etti, k›zlara böyle bir ifl var, böyle ifltahla gelin ya dedi, iyidir
iflte dedi, annemi ikna etti. Hadi dedi, çal›fls›nlar o zaman. Neyse,
benle kardeflim ertesi gün kalkt›k haz›rland›k gittik. Bunlar dedi ki
haftaya gelin, gittik haftaya tam 15 gün oldu. Geldi¤imizden beri say›yordum biliyor musun günleri, böyle bir bir say›yordum. Yani 15
gün kalmad›m evde, bafllad›m ifle”. (Sara - 22, Keldani bekâr kad›n,
6.6.2005 tarihli görüflme)
Muhtemel ifl olas›l›klar› hakk›ndaki bilgiler göçmenler aras›nda kulaktan kula¤a yay›lmakta ve bu süreç için gerekli olan a¤ kurma düzene¤i de
yerli kilise çal›flanlar›, özellikle bekçiler taraf›ndan sa¤lanmaktad›r.10 Yeni
gelmifl ve ifl arayan Irakl› H›ristiyanlar, Pazar ayini s›ras›nda kilise çal›flanlar›n› durumlar›ndan haberdar ederler. Bu kifliler daha sonra, ev içi hizmetinde çal›flacak eleman arayan yerli gayrimüslimlere ifl arayanlar›n haberini iletir ve anlaflma sa¤land›¤›nda arac›ya çok ufak bir para verilir. Kilise çal›flanlar› bu arac›l›k rolü yan›nda Irakl› göçmen iflçilerle ‹stanbullu Süryani iflverenler aras›nda bir sorun yafland›¤›nda “uzlaflt›r›c›” ifllevi de görürler.
Ancak madalyonun öbür yüzünde, bu sosyal sermayenin “ac›” bir
taraf› da vard›r. Etnik ve dini yak›nl›kla beslenen “güvenlik duygusu,” toplumsal denetimin kuvvetli oldu¤u “s›k› bir a¤” örülmesine ve Irakl› Keldani göçmenlerin, özellikle de genç kad›nlar›n, bu a¤ içinde hapsolmalar›na
yol açar (Granovetter 1974). Jaklin neden sadece yerli Süryani ailelerin evlerinde çal›flt›klar› sorusuna cevap verirken bu a¤›n k›s›tlay›c›l›¤›ndan da
dem vurmufltur:
“Çevre yok çünkü, anlatabiliyor muyum. Baflka tan›d›k çevremiz
yok. Tan›d›¤›n olsa diyecek ki sana ifl var gel. Ana tan›d›k olmad›¤›
için yapamazs›n. Burada Süryaniler daha tan›d›k, hepsi birbirini tan›yor, hepsi birbirine haber veriyor, öyle gidiyoruz.” (Jaklin - 19, Keldani bekâr kad›n, 10.6.2005 tarihli görüflme).
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
207
Irakl› Keldanilerin a¤lar›n›n di¤er bir katman› Caritas isimli Latin
Katolik hay›r kurumu çevresinde örülmüfltür. Dünyan›n çeflitli yerlerindeki Caritas flubelerinin destekledi¤i bu Katolik yard›m örgütü, di¤er çal›flmalar›n›n yan›s›ra ‹stanbul’daki Irakl› Keldani göçmenlere de hizmet sunmaktad›r. Özellikle mülteci statüsü almak için BMMYK’ya baflvuru ve Avustralya ile Kanada gibi kefil sistemi uygulayan ülkelerin temsilcileriyle ba¤lant›ya geçmek gibi yasal konularda göçmenlere yard›m etmektedirler. Hukuki
dan›flmanl›¤›n yan›s›ra g›da, k›yafet yard›m› ve acil sa¤l›k hizmeti sa¤lamakta, ayr›ca Türkiye’de yasal oturma izni olmad›¤› için devlet okullar›na
gidemeyen çocuklara gayriresmi e¤itim imkân› sunmaktad›rlar. Ancak 3.
bölümde görece¤imiz üzere bu tür H›ristiyan yard›m örgütlerinin göçmenlere hizmetleri, yerleflik “misyonerlik korkusu” nedeniyle potansiyel kapasitesinin çok alt›nda gerçekleflmektedir.
Dini a¤lar sayesinde yerli toplumla iliflkiye geçen Keldanilerin aksine, Irakl› Kürtlerin bafll›ca köprü kurucu sermayesi etnik ve siyasi kimlikleridir. Ancak bu iki ba¤ toplumsal sermaye olarak her zaman beklendi¤i
kadar yap›c› ve olumlu sonuçlar vermez. Irakl› Kürtlerin iliflkiye geçtikleri
yerli toplumsal niflin (yani Türkiye’deki Kürtlerin) güçsüzlü¤ü ve Türk yetkililerin onlar› tehdit olarak alg›layan tavr› nedeniyle Türkiye’deki toplumsal eklemlenmeleri s›n›rl› kalmaktad›r.
Bu çerçevede, özellikle 2003’e kadarki Irakl› Kürt göçünde iki grubu
ayr›flt›rabiliriz. Bir tarafta ço¤unlu¤u bekâr erkeklerden oluflan ve daha iyi bir
hayat umuduyla düzensiz göç kanallar›n› kullanarak Bat›’ya ulaflmaya çal›flan
Irakl› Kürt göçmenler, di¤er tarafta ise yo¤un siyasi faaliyet içindeki e¤itim ve
siyasi bilinç seviyesi yüksek Kürtler bulunmaktad›r. Bu ikinci gruptakiler, ‹stanbul’daki Kürt siyasi örgütleriyle kurduklar› ba¤lar sayesinde buradaki ikâmetleri ve sonraki göç planlar› aç›s›ndan daha zengin a¤lara sahiptirler.
‹lk grubun Türk toplumuyla toplumsal ba¤lar› zay›ft›r. Türkiye’deki
kal›fllar›, her anlam›yla kay›td›fl›d›r: Ülkeye, ço¤u zaman gerekli evraklar olmadan girifl yapmakta veya vize süresini aflmakta ve Yunanistan’a geçmek
için kaçakç›lara baflvurmaktad›rlar. Temel amaçlar›, bir ara durak olarak
gördükleri ‹stanbul’da olabildi¤ince k›sa süre kalmak ve Avrupa’n›n herhangi bir yerine ulaflmakt›r. Bu bekleyifl sürecinde, bar›nma ve çal›flma ko208
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
flullar› çok kötüdür. Aksaray’da ifl bulmak için bekleyen Do¤u ülkelerinden
gelen düzensiz göçmenler kalabal›¤›na kat›l›rlar. ‹fl bulabildikleri zamanlarda, özellikle inflaat sektöründeki günlük ifllerde çal›fl›rlar. Genellikle,
Kumkap›-Yenikap› hatt›nda oturmakta ve bu bölgedeki kahvehanelerde
oyalanmaktad›rlar. Civardaki ucuz otellerde kalmakta ya da di¤er düzensiz
göçmenlerle beraber kent merkezindeki çöküntü alanlar›nda bekâr odalar›
kiralamaktad›rlar. Polis taraf›ndan yakalanma korkusu nedeniyle, çok nadiren kentin di¤er bölgelerine giderler. Sonuç olarak, dünyalar› hem mekânsal hem de toplumsal anlamda s›n›rl›d›r.
‹kinci gruptakiler, Türkiye’deki Kürt siyasi çevreleriyle kurduklar›
iliflkiyle ayr›flmaktad›r. Kuzey Irak’tayken siyasi olarak faal olan bu kifliler,
Türkiye’deki Kürt örgütleri ile “ortak Kürt davas› için çal›flma” ülküsü etraf›nda buluflmakta, böylece daha zengin bir toplumsal sermaye edinmektedirler. ‹stanbul’daki Kürt siyasi çevrelerinde bulunmufl bir kifli, bu süreçte
çeflitli örgütlerin belirleyicili¤inin alt›n› çiziyor:
“90’larla birlikte, özellikle 98’de sald›r›lar bafllad›¤›nda Türkiye’ye
yo¤un bir göç oldu. Onlar›n buraya geliflindeki a¤ daha çok parti
üzerinden yürüyordu. ‹lk baflta Nusaybin, Cizre gibi ço¤unun zaten
akrabal›k ba¤lar› oldu¤u kentlere geldikten sonra direkt parti üzerinden organize olup ‹stanbul’a geliyordu ço¤u. Buradaki bar›nma
sorunlar›n›n çözümünde, belli bir vasf› olanlar onu burada da kullan›yordu. Mesela tan›d›¤›m biri orada (Irak’ta) grafikerdi, buraya
geldikten sonra da burada gazetede çal›flmaya bafllad›. Yine müzisyen olan çok kifli vard› aralar›nda ve hatta buradaki kültür merkezinde müzik ve folklor faaliyetlerinin altyap›s›n› ço¤unlukla bu insanlar kurdu.” (Osman, 22 - 4.1.2006 tarihli görüflme)11
Siyasi olarak faal Irakl› Kürtler taraf›ndan kullan›lan toplumsal a¤lar›n kuruluflunda etnik ve siyasi ba¤lar iç içe geçmektedir. Türkiye’deki
Kürt siyasi örgütler, kültür kurumlar›, gazete ve dergiler çevresinde geliflen
yap›lanma, bu göçün örgütlenmesine katk›da bulunmakta ve yeni gelenlerin dahil olabilecekleri bir nifl sa¤lamaktad›r.12 Türk ve Irakl› Kürtler aras›nTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
209
daki iliflki tek tarafl› de¤ildir: Türkiye’dekiler Irak’tan gelenlerin geçici de
olsa bütünleflmelerine arac›l›k ederken, yeni gelenler Kürt dayan›flma “ethosu” etraf›nda “ellerinde hangi araç varsa onlarla” destek olurlar. Irakl›
Kürtlerin en büyük katk›s› hiç tart›flmas›z Kürt örgütlere kat›l›md›r.
“Çok tehlikeli bir durumda olmalar›na ra¤men siyasal olarak da kat›l›m sa¤l›yorlard›. Bu kültür merkezinde dil kursu veren çoktu.
Türkiye Kürtlerinde dil bilme oran› çok düflmüfltü ve onlar iyi Kürtçe bildiklerinden, ders verebiliyorlard›. Asl›nda polis onlar› yakalasa
hemen Irak’a s›n›rd›fl› edebilirdi ama onlar bundan korkmuyordu.”
Bu etnik-siyasi dayan›flmadan yararlananlar sadece Irakl› Kürtler de¤ildir. Suriye’den gelen Kürtler de bu siyasi a¤la bütünleflebilmektedirler.
Kürtlerin kent merkezinde yer alan yoksul mahallelerdeki toplumsal ve mekânsal yo¤unlu¤u yeni gelenlerin yerli Kürtlerle ba¤lant› kurmalar›na yard›mc› olmaktad›r.
“Geçen sene Kam›fll›’da (Suriye’de) olaylar ç›kt›ktan sonra buraya bir
sürü Kürt gelmiflti. Onlar pek öyle iliflkiye aç›k insanlar da de¤ildi.
Mesela kad›nlar› hat›rl›yorum, biz gidip görmüfltük onlar›. Çünkü
yard›m falan toplan›yordu. Çat›flma bitene kadar diye gelmifllerdi, geri dönmeleri gerekiyordu ama paralar› yoktu, onun için para topluyorduk. Kad›nlar çarflafl›lard› ve hiç konuflmuyorlard›. Sadece erkekler konufluyordu. Ama gene de bir flekilde bulmufllard›, Tarlabafl›’na
gelip oradaki Kürtlerle tan›flm›fllard›. Tarlabafl›’ndaki bütün dükkânlar Kürtlere ait, bakkal çakkal flu bu.. Dil de Kürtçe orada konuflulan.
Bir flekilde orada bir temas yakalad›klar›n›, onun ard›ndan dertlerini
anlatt›klar›n› düflünüyorum. ‘Biz kaçt›k geldik, (Adana’dan otobüse
binip gelmifller), çat›flma bitti, geri dönmemiz laz›m, çoluk çocuk
orada.’ O para toplan›p, Suriye’ye gönderildiler sonra.”
Bu siyasi ba¤lardan faydalanabilen az say›da kifli d›fl›nda, 2003’e
dek Türkiye’ye yo¤un olarak gelen Irakl› Kürtler, Türk devletinin Kürtlere
210
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
karfl› flüpheci tavr› nedeniyle çok zay›f ve k›smi iliflkiler kurabilmifllerdir.
1991’deki mülteci krizinde de görüldü¤ü üzere Türk yetkililer, Irakl› Kürtlerin PKK ile iflbirli¤i yaparak iç güvenli¤e zarar vermesinden endiflelenmifllerdir. Devletin bu kayg›lar›n›n etkisiyle Irakl› Kürtlerin Türkiye toplumunun bir kesimiyle kurabilecekleri a¤ güdük kalm›fl ve köprü kurucu sermayeye dönüflebilecek etnik aidiyetleri “ac› sermaye”ye dönüflmüfltür.
Irakl› Kürtlerin örne¤inde “ac› sermaye” olan etnik aidiyet asl›nda
her zaman olumsuz sonuçlara yol açmaz. Irakl› Türkmenler için etnik ba¤
Türkiye’de zengin toplumsal a¤lar infla etmeleri için önemli bir zemin oluflturmaktad›r. 1934 ‹skân Kanunu’nda belirtildi¤i üzere sadece “Türk soyundan ve kültüründen” olan kiflilerin Türkiye’ye yerleflme hakk› olmas› “Türk
kökene” sahip Türkmenler için pozitif ayr›mc›l›¤› mümkün k›lm›flt›r (Kiriflçi 1996). Türk kökenli olman›n getirdi¤i art›lar 1991 y›l›ndaki kitlesel iltica
hareketinde aç›kça gözlemlenmifltir. 1991, di¤er Irakl› az›nl›k gruplar› gibi
Türkmenler için de göç tarihlerindeki en kritik y›llardan biri olmufltur.13
Körfez Savafl›’n›n ard›ndan patlak veren Kürt ayaklanmas›n› bast›ran Irak
ordusunun kimyasal bomba kullanaca¤› korkusu, Türkmenlerin de içinde
bulundu¤u milyonlarca kiflinin Kuzey Irak’tan Türkiye ve ‹ran’a do¤ru kaçmas›na yol açm›flt›r. Bu insanl›k trajedisi s›ras›nda Irak’tan gelen Türkmenler s›cak bir flekilde karfl›lan›p k›sa sürede oturma izni almaya hak kazanm›fllard›r. Oysa onlarla beraber gelen Kürtlerin günlerce Türk topraklar›na girmesine izin verilmemifl, s›n›r›n öte yan›nda bekleflenlerin say›s› yüz
binleri geçince zoraki olarak içeri al›nm›fllard›r.14 1991’deki geliflini anlat›rken “gemileri yakmak kolay de¤il ama art›k b›çak kemi¤e dayanm›flt›” diyen Kerkük do¤umlu Mustafa bugün Türkiye’de vatandafll›k hakk› kazanm›fl Türkmenlerden biri:
“Ben naçizane fliir, edebiyatla u¤rafl›yorum, ama o dönemler yazd›klar›m›z› yay›nlatmak mümkün olmuyordu. Yani tabii gül, çiçek, aflk,
meflk yazarsan sorun yoktu ama rejim bizim içimizden gelen fliirlerimizi yay›nlatmam›za izin vermiyordu. Ayr›ca Türkmenlere yönelik rejimin bask›lar› da vard›; idamlar oluyordu, ifle almamalar, üniversiteye kabul edilmemeler, gayrimenkul al›m-sat›m›n› yasakl›yorTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
211
lard›. Sonunda 1991’deki o kalabal›k grupla beraber, da¤lar› yürüyerek Türkiye taraf›na geçtik. 1 ay Silopi’de kampta kald›k. Hükümet
bir karar ald› o dönem, bankada paras› olan, ya da burada akrabas›
olan geçebilir diye.” (Mustafa, 45, Türkmen erkek, 23.4.2005 tarihli
görüflme)
Türkmenlerin bu etnik ba¤ sayesinde Türkiye’de edindikleri ayr›cal›kl› konum, di¤er alanlarda, özellikle de BMMYK ofisine s›¤›nma baflvurular› sözkonusu oldu¤unda bir dezavantaja dönüflmektedir. 1991 Krizi’nin
ard›ndan, mülteci statüsü alan Türkmenlerin say›s› çok azd›r ve Türkiye’den baflvuru yapanlar aras›nda reddedilenlerin oran› giderek artmaktad›r. Türkmen derneklerinin temsilcilerine göre, son befl y›lda s›¤›nmac›
olarak baflvuran Irakl› Türkmenler ciddi bir hayalk›r›kl›¤›na u¤ram›flt›r. Bunun en önemli sebebi, BMMYK ofisinin Türkmenlerin dosyalar›n›, Türk
yetkililerin misafirperver muamelelerine ba¤l› olarak, “aciliyeti olmayan”
vakalar olarak de¤erlendirmeleridir.
Türkiye’deki Irakl› Türkmenlerin bütünleflmesini kolaylaflt›ran a¤
kaynaklar›ndan bafll›cas› dernek etraf›nda flekillenmektedir. 1959 y›l›nda
kurulan Irak Türkleri Kültür ve Yard›mlaflma Derne¤i (ITKYD) ‹stanbul’daki Türkmen varl›¤›n›n merkezidir. ‹stanbul’da bunun d›fl›nda birkaç
tane daha Türkmen derne¤i15 bulunmas›na ra¤men, Irakl› Türkmenler için
esas toplumsal, kültürel ve co¤rafi çekim merkezini Aksaray’daki bu dernek oluflturmaktad›r. Dernek iki çeflit üyeye sahiptir: Birinci grup Türk vatandafll›¤›na kabul edilmifl ya da iki y›ldan uzun süreli oturma izni olan kiflilerden oluflur. Yasal statü aç›s›ndan hiçbir sorunu kalmam›fl bu grupta
yaklafl›k üç yüz elli kifli vard›r. ‹kinci grup ise k›sa süredir Türkiye’de bulunan ve ço¤unlukla oturma izni olmayan birkaç bin kifliyi kapsamaktad›r.
ITKYD, özellikle yeni gelenler için çok fley ifade eder. Öncelikle, Yabanc›lar fiubesi’nde oturma iznine baflvurma için gerekli formalitelerin haz›rlanmas›na yard›mc› olur. Dernek ayr›ca, yeni gelenlerin Türkmen ticari
a¤lar› sayesinde ifl bulmalar›na ön ayak olur. Türkmenler, tekstil ve di¤er
ürünlerin Arap ülkelerine ihrac› konusunda uzmanlaflm›fl, bu sayede Laleli ve Osmanbey pazar›nda kök salm›fl “bavul ticareti” içinde kendilerine
212
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
özel bir nifl yaratm›fllard›r. Bir dernek yetkilisinin ifade etti¤i üzere, bu sektör yeni gelen Türkmenler için istihdam imkan› sunar:
“Irak’tan yeni gelmifl veya iflinden ç›km›fl temiz düzgün gençlere
Osmanbey’de, Laleli’de ifl yapanlar›n yan›nda ifl bulmalar› için arac›
oluyoruz. Sa¤olsun oralarda ifl sahibi olanlar da eleman ihtiyaçlar›
olunca bize haber veriyorlar, flöyle flöyle biri laz›m bize diye. Biz onlar›n bir araya gelmesini sa¤l›yoruz, sonra tamamen aradan çekiliyoruz.” (22.04.2005 tarihinde dernek yetkilisiyle görüflme)
Bu kolaylaflt›r›c› etkenlere ra¤men, Türkmenlerin bütünleflme kapasitelerini olumsuz etkileyen ö¤eler de vard›r. Bunlar›n bafl›nda son dönemde Türkiye’nin Irak’a karfl› yürüttü¤ü d›fl siyasetteki de¤iflimin Türkmenler üzerindeki etkilerinden bahsetmek gerekir. 2003 y›l›ndaki Amerikan iflgalinden beri Türk devleti, Türkmenlerin Irak’ta kalmalar›n› tercih
etmekte, onlara yerleflme izni vermekte gönülsüz davranmaktad›r. 1990’l›
y›llar›n ortalar›na kadar kolayca vatandafll›k alabilen Türkmenler flimdi b›rak›n vatandafll›¤›, ikamet izni almada bile ciddi zorluklarla karfl›laflmaktad›rlar. Bu da, onlar›n giderek düzensiz göçmen statüsüne düflmelerine yol
açmaktad›r. Türkiye’nin yeni Irak politikas›ndan olumsuz etkilenen Türkmenler, son dönemde Türk kökenli olmayan di¤er düzensiz göçmenlerle
benzer zorluklar yaflamaktad›r. Örne¤in, 2004 y›l›nda Kerkük’ten gelen
Ahmet taraf›ndan dile getirilen flikâyetler, Türkiye’ye daha önce gelenlerce
hiç telaffuz edilmemifltir:
“Baflta inflaatlarda çal›flt›m, sonra boyac›l›k yapt›m. fiimdi konfeksiyonda çal›fl›yorum. Çal›flma saatlerimiz çok uzun ve yorucu. Irak’ta
da zor koflullarda çal›fl›yordum ama bu kadar yoruldu¤umu hat›rlam›yorum. Burada çok çal›fl›yorum ama çok az para birikiyor. Hak etti¤imizi alam›yoruz. ‹fl de¤ifltirmek de bir çözüm de¤il. Göçmensen, hep ayn› muamele. Sonuçta sigorta yok, maafl çok az. Hiçbir
fley söyleyemiyoruz ama, çünkü göçmeniz.” (Ahmet - 28, Türkmen
erkek, 12.08.2005 tarihli görüflme)
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
213
Yasal statü alamam›fll›k nedeniyle hissedilen güvensizlik yeni gelen
Türkmenlerin ço¤u taraf›ndan paylafl›lmaktad›r. Art›k Türkmenler de di¤er
düzensiz göçmenler gibi çeflitli d›fllanma biçimlerinden mustarip olmaktad›r. Befl y›l önce ailesi ile birlikte Kerkük’ten göç eden 15 yafl›ndaki Metin
bunun tipik örneklerinden say›labilir. Ailesinin geçimini sa¤lamak için, 13
yafl›ndan beri Gedikpafla’da bir ayakkab› ma¤azas›nda çal›flan Metin, ikameti olmad›¤› için devlet okullar›na kay›t olamamakta, yeflil kart ç›kartamamakta, k›sacas› pek çok yönden sistemin d›fl›na itilmektedir.
Sonuç olarak, göçmenlerin toplumsal sermayelerinin de¤iflmez, sabit kaynaklar olmad›¤›n›n bir kez daha alt›n› çizmek gerekir. Türkmenler
örne¤inde de görüldü¤ü gibi Türk kökenli göçmenler Türkiye’de farkl› dönemlerde farkl› muamele görmüfllerdir. “Türk kökenli olmalar›” 1990’l›
y›llar›n ortalar›na dek kolaylaflt›r›c› bir etken olmufl olsa da, Türk devletinin
Irak d›fl politikas›n›n de¤iflmesiyle bu özellik engelleyici bir etkene dönüflmüfltür. 1990’l› y›llar›n sonlar›ndan itibaren, Türk yetkililer Türkmenlere
oturma izni verme konusunda isteksiz davranm›fllard›r. Yetkililerle yap›lan
çeflitli sohbetlerde bu politikan›n ard›ndaki z›mni amac›n Türkmenleri
Irak’ta tutmak ve bu flekilde demografik devaml›l›klar›n› sa¤lamak oldu¤u
ifade edilmifltir.
Göçmen a¤lar›n›n etkinli¤ini s›n›rlayan bir aktör olarak devlet
“Toplumsal a¤lar” kavram›n›n olumlu ça¤r›fl›m›n›n aksine “fiili bütünleflme” genellikle, parçal› ve tamamlanmam›fl bir süreçtir. Bu tür bir
toplumsal eklemlenmeyi besleyen a¤lar toplumsal ve yasal çerçevelerce s›n›rlanmaktad›r. Anglo-Sakson göç yaz›n›nda genellikle görmezden gelinse
de, a¤lar›n iflleyifli d›flsal etkenlerden etkilenmektedir. Massey ve arkadafllar› (1993) taraf›ndan gelifltirilmifl olan klasik a¤ teorisine sa¤lam bir elefltiri,
ABD’ye yönelen Meksikal› iflçi göçü üzerine çal›flan Fred Krissman’dan gelmifltir. Ona göre “gerçek a¤lar›n incelenmesi, nereden geldiklerine ya da
kim olduklar›na bakmaks›z›n anahtar kiflilerin en önemli ba¤lant›lar›n›n
derinlemesine araflt›r›lmas›n› gerektirmektedir” (Krissman 2005: 26).
Krissman, cemaat çal›flmalar› konusunda öncü antropologlar›n, 60’lardaki
Manchester Okulu üyelerinin uyar›lar›n› hat›rlat›rken, toplumsal a¤ araflt›r214
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
malar›n›n toplumun geri kalan k›sm›yla kurulan tüm önemli ba¤lant›lar›
içermesi gerekti¤ini öne sürmekte ve a¤ s›n›rlar› tan›mlan›rken “çal›fl›lan
konuya göre tüm ilgili de¤iflimleri içeren ifllevlerin incelenmesi” (Mitchell
1969: 40) gerekti¤ini söylemektedir.
Göçmen a¤lar›n›n iflleyifline d›flar›dan dahil olan en önemli aktörlerden biri devlet ve ona ba¤l› kurumlard›r.16 Devlet a¤ kurma sürecine iki
yönlü etki eder: Öncelikle, göçmen gruba yönelik tutumu; ikinci olarak da
göçmenlerin dâhil olduklar› toplumsal nifllere yönelik tutumu bu süreçte
etkili olmaktad›r. Böylece, farkl› göçmen gruplar›n›n a¤ kurma becerisinde
farkl›l›klar oluflmas›na yol açar. Düzensiz göçmenlerin durumunu düzenlemek, mülteci statüsü vermek ya da çeflitli göçmen gruplar›na yönelik bütünleflme programlar› haz›rlamak gibi hükümet politikalar›n›n hepsi göçmen eklemlenmesinin baflar›s›n› etkilemektedir (Portes 1995: 24). Özellikle, devlet kurumlar›n›n düzenleme ifllevi, göçmenlerin yasal statü kazanmas›n› etkiledi¤i için, belirleyici bir farkl›laflt›rma yarat›r. Yasal göçmenler
ya da mülteci statüsü kazanm›fl kiflilerin aksine düzensiz konumdaki yabanc›lar kendilerini kamusal alanlarda tedirgin ve güvensiz hissederler.
Düzenleyici kurumlar›n bafll›cas› olarak devletin müdahalesi, göçmenlerin
ifl piyasas›na giriflini de etkilemekte ve göçmenlerin kay›t d›fl› ve güvencesiz ifllere itilmesine neden olmaktad›r.
Toplumsal a¤lar analizinde gözard› edilseler de, baflta Türkiye olmak
üzere, Avustralya, Kanada ve Avrupa Birli¤i üye devletleri, Irakl›lar›n göçünde belirleyici roller oynamaktad›rlar. Bat›l› hükümetler uygulad›klar› kabul
politikalar› ya da girifl kotas›yla; Türk devleti ise topraklar›ndaki yabanc›lara
tutumuyla göçmenleri ilgilendiren toplumsal alan› flekillendirmektedir. Öncelikle devletlerin yasal enstrümanlar› ve bunlar›n uygulanmas› (ki bunun,
ayn› ülkeden gelen göçmen gruplar› için bile ayn› olmad›¤›n› yukar›da gördük) göçmenler için önemli sonuçlar do¤urmaktad›r. Kürtler örne¤inde görüldü¤ü gibi devletin flüpheci ve hasmane tavr› ya da Türkmenler örne¤inde
oldu¤u gibi oturma iznine yönelik izlenen politikan›n de¤iflmesi, göçmenlerin sosyo-ekonomik koflullar›n› do¤rudan etkilemektedir.
Ne devletler ne de izledikleri göçmen politikalar› bütüncül ve de¤iflmez yap›lard›r. Irakl› Türkmen örne¤ine geri döneceksek olursak, ikamet
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
215
politikas›n›n zaman içinde de¤iflmesi gibi, ayn› dönemde devletin farkl›
katmanlar› aras›nda tutum farkl›l›klar› da gözlenmektedir. Makro politika
düzeyinde devletin oturma izni verme konusundaki gönülsüzlü¤ü, mikro
düzeyde gösterilen hoflgörülü tav›rla el ele gitmektedir: Devletin üst katmanlar›nda kabul edilen politikalar yeni gelen Türkmenleri düzensiz göçmen konumuna itse de, sokakta polisle yüz yüze geldiklerinde daha müsamahakar bir tav›r görürler.
Güvenlik güçleriyle ikameti olmayan Türkmenlerin karfl›laflmas›nda, en önemli kolaylaflt›r›c› dernek taraf›ndan verilen kimlik kart›d›r. Bu
kart›n bir yüzünde, kart sahibinin temel bilgileri (ad, soyad, do¤um tarihi,
vs.) bulunmakta, ve “bu kart sahibi Türk kökenlidir” yazmaktad›r. Di¤er yüzünde ise bir Kerkük haritas› ve “Kerkük Türktür, Türk kalacak” ibaresi bulunmaktad›r. Türk polisinin milliyetçi duygular›n› tazeleyen bu kimlik kart›, görüflmecilerin de ifade etti¤i gibi Irak’tan yeni gelen Türkmenler için
gayri resmi bir ikamet izni görevi görmektedir. 1998 y›l›nda 18 yafl›ndayken, aile üyelerinden pek ço¤unu savafllarda kaybetmifl ve sonu gelmeyen
askerlik görevinden bunalarak Kerkük’ten kaçm›fl bir Türkmen olan Muhammed, bu kart›n polisle karfl›laflmalar›ndaki önemini vurgulamaktad›r:
Benim ikametim yok, kaça¤›m, ama polis bize göz yumuyor. Onlar
daha çok Arap ve Kürtleri yakal›yor. Art›k ikamet almak çok zorlaflt›, ama polis dokunmuyor Türkmenlere, halimizden anl›yorlar, bu
kart› gösterince de hoflgörü gösteriyorlar. (Muhammed - 25, Türkmen erkek, 12.8.2005 tarihli görüflme)
Devletin göçmen a¤lar›n›n iflleyiflindeki rolü konusunda daha az
bahsedilen ama en az di¤eri kadar önemli bir baflka nokta da, devletin göçmenlerin ba¤lant› kurdu¤u topluluklara yönelik tutumudur. Irakl› H›ristiyanlar ve Kürtler örneklerinde de görüldü¤ü gibi dahil olmaya çal›flt›klar›
toplumsal niflin sa¤laml›¤› ya da zay›fl›¤›, göçmen eklemlenmesinin baflar›s›n› da etkilemektedir.
Türkiye Kürtlerinin toplumsal ve iktisadi güçsüzlükleri ve ço¤unun
1990’larda haz›rl›ks›z ve zorunlu göç dalgalar›yla yerlefltikleri ‹stanbul’da
216
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
“mahrumiyet koflullar›”nda yafl›yor olmas›, Irakl› Kürtlerin sosyo-ekonomik eklemlenmesinde s›n›rlay›c› bir rol oynamaktad›r. Köylerine geri dönüfl umudu olmayan ve çok k›s›tl› bir toplumsal sermayeye sahip olan ülke
içinde yerinden edilmifl bu kifliler “iflsizlik, geçici veya kay›td›fl› ifller aras›nda gidip gelen; hayat›n› idame ettirebilmek için her zaman d›flsal bir yard›ma ihtiyaç duyan, kal›c› bir s›n›falt›na dönüflmesi tehlikesi”nin s›n›r›nda
gezmektedirler (Keyder 2005: 132). Bu yüzden, bunalt›c› bir toplumsal ve
siyasi d›fllanma ile karfl› karfl›ya bulunan ve çok k›s›tl› iktisadi ve toplumsal
kaynaklar› olan yerli Kürtler Irakl› Kürtlerin eklemlenebilece¤i güvenli bir
toplumsal nifl sa¤lamaktan uzakt›rlar. 1990’l› y›llarda ülke içinde yerinden
edilme deneyimiyle sars›lm›fl ve yoksullaflm›fl; “sözde vatandafllar” ve “tehlikeli az›nl›klar” olarak damgalanm›fl yerli Kürtlerin (Ye¤en 2006; Bayraktar 2006), Irakl› etnik kardefllerine yard›m sa¤layacak güçleri yoktur. Etnik
kimliklerine ba¤l› olarak ortaya ç›kan “ac› sermaye” nedeniyle destekleyici
toplumsal a¤lardan yoksun kalan Irakl› Kürtler için, baz› yasad›fl› sahalar
hariç, Türkiye’de toplumsal eklemlenme kanallar› kapal› gözükmektedir.
Bu durumda pek ço¤u için tek seçenek, gidifl günü gelene dek geçici a¤›r ifllerde çal›flmakt›r.
‹stanbul’daki H›ristiyan Irakl›lar›n toplumsal a¤lar› Kürtlerinkine
göre daha zengin imkânlara sahiptir. Yukar›da bahsedildi¤i gibi, Irakl› Keldanilerin a¤lar› iki ana hatta ilerlemektedir: Bir tarafta, ‹stanbul’daki Süryani cemaatle kurduklar› iliflkilerle beslenen Do¤u (veya yerli) H›ristiyanl›¤›;
di¤er tarafta Caritas gibi Katolik kurumlar taraf›ndan temsil edilen Bat›/Latin H›ristiyanl›¤›. Türkiye’deki Keldani ya da Katolik dini yap›lar›n “kurumsal kapasitesi,” Amerika ya da Avrupa örnekleriyle karfl›laflt›r›ld›¤›nda çok
zay›ft›r. Türkiye’de Sünni-Türk nüfusun bask›n oldu¤u laik ulus devlet modeli ve az›nl›k haklar›yla ilgili Lozan Anlaflmas›’n›n gerçek anlamda uygulanmamas›, gayrimüslim dini cemaatlerin demografik ve kurumsal anlamda zay›flamas›na neden olmufltur. Bu durum göçmenlerin faydalanabilece¤i yerli H›ristiyan a¤lar›n kurumsallaflmas›n› olumsuz yönde etkilese de,
gene de devletin yerli H›ristiyanlara daha s›cak bakt›¤›n› belirtmemiz gerekir. Burada devletin tutumu nedeniyle as›l güdük kalan yap› Bat› H›ristiyanl›¤›yla kurulabilecek a¤d›r. Ortado¤u’nun di¤er ülkelerinde uluslararas›
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
217
H›ristiyan yard›m kurumlar› rahatça etkinliklerini sürdürürken Türkiye’de
ulusafl›r› H›ristiyan örgütlerine yönelik flüpheci tav›r ve “misyonerlik korkusu” kilise örgütlerinin hareket alan›n› daraltmaktad›r. Irakl› H›ristiyanlar›n Türkiye’de eriflebilece¤i imkânlar da bu yüzden mevcut potansiyelin alt›nda kalmaktad›r.
Sonuç
Dünyan›n her yerinde insanlar çeflitli ihtiyaçlar›n› karfl›lamak için
toplumsal a¤lar kurmakta, bu a¤larla gelifltirdikleri iliflkilerden faydalanmaktad›r. Göçmenlerin durumunda toplumsal a¤lar hayatta kalmak veya
göçü devam ettirebilmek, resmi kurumlar›n sa¤lamad›¤› hizmetleri ikame
etmek için kullan›lmaktad›r. A¤lar akrabal›k, etnik, dini veya ticari ba¤lar ya
da modern bir örgütün veya hayali bir cemaatin üyesi olmak gibi toplumsal
iliflkiler çeflitlili¤ine dayanan ba¤lar üzerine infla edilmifltir. Göçmen a¤lar›,
göçmenlerin sosyo-ekonomik eklemlenmeleri için önemli bir araçt›r. Türkiye örne¤inde, bu ba¤lar bir “parçal› eklemlenme” modelinin ortaya ç›kmas›na yol açmaktad›r. Bu modelin potansiyel baflar›s› göçmenlerin sahip
olduklar› sermayelerin ba¤ kurma kapasitesi, “köprü” görevi gören arac› aktörlerin etkinli¤i ve göçmenlerin eklemlenece¤i evsahibi toplumdaki nifllerin yapabilirlik gücüyle belirlenmifltir.
Göçmen a¤lar›n›n iflleyifline müdahil olan önemli bir etken de devlet(ler)dir. Bu yaz›da di¤er devletlerin politikalar›n›n nas›l etkili oldu¤unu
detayl› bir flekilde ele alamasak da, Türkiye’de mevcut politikalar›n Irakl›
göçmenlerin göç ve eklemlenme sürecinde ciddi bir a¤›rl›¤a sahip oldu¤unu gördük. Bu politikalar, göç ak›fl› hacmini ve fleklini etkilemek yan›nda
göçmenlerin sosyo-ekonomik eklemlenme koflullar›n› da do¤rudan belirlemektedir. K›sacas›, benimsenen politikalar ve bunlar›n çeflitli uygulamalar›, göçmenlerin toplumsal a¤lar›n›n s›n›rlar›n› çizmekte ve onlar›n yapabilirlik gücünü etkilemektedir.
“Parçal› eklemlenme” göçmenler için çok temel bir bofllu¤u doldursa da, bu modelin ciddi k›s›tl›l›klar› olan eflitsiz ve hiyerarflik bir bütünleflmeye yol açt›¤›n› unutmamak gerekir. Göç ettikleri yerde konut ve emek piyasalar›na dahil olabilmek için etnik ve dini aidiyetlerine dayanarak toplum218
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
sal sermayelerini harekete geçiren göçmenler ve onlar›n bu a¤lar içinde kalmas›n› destekleyen politikalar göçmenleri cemaatsel yap›lara mahkûm etmektedir. Etnik gruplar gibi cemaatler de statik de¤ildir; durumsal olarak
kurulur, güçlenir veya zay›flarlar (Barth 1996). Çeflitli siyasi, iktisadi ve toplumsal koflullar etkisiyle içeri¤i, s›n›rlar› ve yapabilirlikleri de¤iflebilir. Türkiye’deki Irakl› göçmenler durumunda hem göçmenlerin hayatta kalma ve
göçe devam edebilme aray›fl›ndan, hem de devletin onlara yönelik tavr›ndan dolay› cemaat ba¤lar› güçlenmektedir. Devletin yabanc›lara evrensel bir
güvence sa¤layamamas›, gruplara göre farkl› yasalar ve farkl› uygulamalar
benimsemesi bu cemaatsel yap›n›n yeniden üretilmesini beslemektedir.
“Parçal› eklemlenme” düzensiz göçmenlerin hayatlar›n› idame ettirebilmeleri için son derece önemli olsa da göçmenlerin yasal statülerinde
bir iyileflme olmad›kça belirsiz kalmaya mahkûm olmalar› anlam›na gelecektir. Baflka bir deyiflle, Türkiye’deki di¤er Avrupa d›fl›ndan gelen göçmenler gibi Irakl› göçmenlerin toplumsal a¤lar› da yasal ya da siyasi de¤iflikliklere ba¤l› olarak olanca k›r›lganl›¤›yla varl›¤›n› sürdürmektedir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
219
Kaynakça
Apap J., Carrera, S. ve Kiriflçi, K. 2005. EU-Turkey Relations in the Pre-Accession Period: Implementing the
Schengen Regime and Enhancing Border Control (CERP raporu).
Barth, F. 1996. “Enduring and Emerging Issues in the Analysis of Ethnicity,” H. Vermeulen ve C. Govers (der.) The Anthropology of Ethnicity: Beyond ‘Ethnic Groups and Boundaries’ içinde. Amsterdam:
Het Spinhuis, 11-32.
Boyd, M. 1989. “Family and Personal Networks in International Migration: Recent Developments and
New Agendas,” International Migration Review (23/3): 638-70.
Böcker, A. 1995. “Migration Networks: Turkish Migration to Western Europe,” Causes of International
Migratio. Atölye Bildirileri, Eurostat, Lüksemburg, 15-16 Aral›k 1994: 151-72.
Brettel, C. B. 2000. “Theorizing Migration in Anthropology: The Social Construction of Networks,
Identities, Communities and Globalscapes,” C. B. Brettel ve J. F. Hollifield (der.) Migration Theory:
Taking Across Disciplines içinde. N.Y. ve Londra: Routledge, 97-135.
Brewer, K. T. ve Yükseker, D. 2006. A Survey on African Migrants and Asylum Seekers in Istanbul. Mirekoc Research Projects 2005-2006 (http://www.mirekoc.com/mirekoc_eng.cgi).
Bruinessen, M. 2000. Kürt Toplumu, Milliyetçilik, Etnisite ve Mültecilik Sorunlar›. Kürtlük, Türklük, Alevilik: Etnik ve Dinsel Kimlik Mücadeleleri, ‹stanbul: ‹letiflim.
Chatelard, G. 2004. Jordan: A Refugee Haven (http://www.migrationinformation.org/Profiles/display.cfm?id=236; aufgerufen im Januar 2006).
Chatelard, G. 2007. “Emigrating from Iraq in the Period 1991-2007: Social Networks As Alternatives
for International Protection,” Ça¤dafl Irak Araflt›rmalar› Uluslararas› Derne¤i’nin (International
Association of Contemporary Iraqi Studies, IACIS) 2. Konferans›’na sunulan bildiri, Philadelphia
Universitesi, Amman, Ürdün, 11-13 Haziran 2007.
Ci¤erli, S. 1998. Les Réfugiés Kurdes d’Irak en Turquie: Gaz, Exode, Camps. Paris: Harmattan.
Cohen, J. 1999. Intégration: Théories, Politiques et Logiques d’Etat. P. Dewitte (der.) Immigration et Intégration: L’État des Savoirs içinde. Paris: La découverte, 32-42.
Collyer, M. 2005. “When Do Social Networks Fail to Explain Migration? Accounting for the Movement of Algerian Asylum-Seekers to the UK,” Journal of Ethnic and Migration Studies (31/4):
699-718.
Ça¤aptay, S. 2002. “Kemalist Dönemde Göç ve ‹skân Politikalar›: Türk Kimli¤i Üzerine bir Çal›flma,”
Toplum ve Bilim (93): 218-241.
Dan›fl, D. 2006. Integration in Limbo: Iraqi, Afghan and Maghrebi Migrants in Istanbul (Cherie Taraighi
ve Jean-François Pérouse ile), Mirekoc Research Projects 2005-2006 (http://www.mirekoc.com/mirekoc_eng.cgi).
Dan›fl, D. 2007. “Transit Göç ve Ulusötesi Dini A¤lar: ‹stanbul’da Irakl› Keldani Katolik Göçmenler,”
A. Kaya ve B. fiahin (der.) Kökler ve Yollar: Türkiye’de Göç Süreçleri içinde. ‹stanbul: ‹stanbul Bilgi
Üniversitesi Yay›nlar›, 521-544.
Dan›fl, D. 2007a. “Iraqi Christian Women in the Domestic Service Ladder of Istanbul: Solidarity or Exploitation,” Journal of Ethnic and Migration Studies (33/4): 601-615.
Dan›fl,D. ve di¤. 2009. “Integration in Limbo: Iraqi, Afghan and Maghrebi Migrants in Istanbul”, A. ‹ç220
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
duygu ve K. Kiriflçi (der.). Land of Diverse Migrations, , ‹stanbul Bilgi Üniversitesi Yay›nlar›, ‹stanbul, 2009, 443-636.
Dick, S. 2002. “Liberians in Ghana: Living Without Humanitarian Assistance,” New Issues in Refugee
Research. Ön Makale (57).
Eder, M. 2007. “Moldovyal› Yeni Göçmenler Üzerinden Türkiye’deki Neo-Liberal Devleti Yeniden Düflünmek,” Toplum ve Bilim (108): 129-142.
Erder, S. 2000. “Uluslararas› Göçte Yeni E¤ilimler: Türkiye ‘Göç Alan’ Ülke mi?” Atacan, F. ve di¤.
(der.) Mübeccel K›ray ‹çin Yaz›lar içinde. ‹stanbul: Ba¤lam, 235-259.
Faist, T. 2000. The Volume and Dynamics of International Migration and Transnational Social Spaces. Oxford: Oxford University Press.
Granovetter, M. 1974. “The Strength of Weak Ties,” American Journal of Sociology (78/6): 1360-1380.
Gurak, D. T. ve Caces, F. 1992. “Migration Networks and The Shaping of Migration Systems,” M. M.
Kritz, L. L. Lim ve H. Zlotnik (der.) International Migration Systems: A Global Approach içinde. Oxford: Clarendon Press, 150-176.
Hiro, D. 2002. Iraq: A Report from the Inside. Londra: Grante Books.
‹çduygu, A. 2003. Irregular Migration in Turkey. Cenevre: IOM.
Jacobsen, K. 2001. “The Forgotten Solution: Local Integration for Refugees in Developing Countries,”
New Issues in Refugee Research, UNHCR Evaluation and Policy Analysis Unit, Ön Makale
No.45.
Kaynak, M. 1992. The Iraqi Asylum Seekers and Türkiye (1988-1991). Ankara: Tanmak.
Kearney, M. 1986. “From Invisible Hand to Visible Feet: Anthropological Studies of Migration and Development,” Annual Review of Anthropology (15): 331-61.
Keyder, Ç. 2005. “Globalization and Social Exclusion in Istanbul,” International Journal of Urban and Regional Research (29/1): 124–34.
Kiriflçi, K. 1996. “Coerced Immigrants: Refugees of Turkish Origins since 1945,” International Migration (34/3): 385-412.
Kiriflçi, K. 2000. “Disaggregating Turkish Citizenship and Immigration Practices,” Middle Eastern Studies (36/3): 1-22.
Krissmann, F. 2005. “Sin Coyote Ni Patron: Why The ‘Migrant Network’ Fails to Explain International
Migration,” International Migration Review (39/1): 4-44.
Lindstrim, C. 2003. “Urban Refugees in Mauritania,” Forced Migration Review (17): 46-47.
Mannaert, C. 2003. “Irregular Migration and Asylum in Turkey,” New Issues in Refugee Research,
UNHCR Evaluation and Policy Analysis Unit, Ön Makale No. 89.
Massey D. ve di¤. 1993. “Theories of International Migration: A Review and A Appraisal,” Population
and Development Review (19/3): 431-466.
Massey, D. ve di¤. 1987. Return to Aztlan. Berkeley: University of California Press.
Mitchell, J. C. (der.) 1969. Social Networks in Urban Situations: Analyses of Personal Relationships in Central African Towns. Manchester: Manchester University Press.
O.V. 1991a. “Irak’a ültimatom verdik,” Hürriyet. 3.4.
O.V. 1991b. “Kurfluna dizilecektik,” Hürriyet. 3.4.
O.V. 1991c. “Kaçabildikleri için mutlular,” Sabah. 5.4.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
221
Pessar, P. R. 1999. “The Role of Gender, Households and Social Networks in the Migration Process: A
Review and Appraisal,” The Handbook of International Migration içinde. New York: Russel Sage Foundation,53-70.
Portes, A. 1995. “The Economic Sociology and the Sociology of Immigration: A Conceptual Overview,”
A. Portes (der.) The Economic Sociology of Immigration: Essays on Networks, Ethnicity and Entrepreneurship içinde. New York: Russel Sage Foundation, 1-41.
Portes, A. ve Zhou, M. 1993. “The New Second Generation: Segmented Assimilation And Its Variants
Among Post-1965 Immigrant Youth,” Annals of the American Academy of Political and Social Science (530): 74-96.
Putnam, R. 2000. Bowling Alone. New York: Touchstone.
Schmitter-Heisler, B. 2000. “The Sociology of Immigration: From Assimilation to Segmented Integration. From the American Experience to the Global Arena,” C. B. Brettel ve J. H. Hollifield (der.)
Migration Theory içinde. New York: Routledge, 77-96.
Sirkeci, ‹. 2005. Irak’tan Türkmen Göçleri ve Göç E¤ilimleri. Ankara: Global Strateji Enstitüsü Yay›nlar›.
Sommers, M. 2000. “On the Margins, in the Mainstream: Urban Refugees in Africa,” S. C. Lubkemann, L. Minear ve T. G. Weiss (der.) Humanitarian Action: Social Science Connection içinde. Institute for International Studies Brown University Publications, 63-89 (http://www.watsoninstitute.org/pub/OP37.pdf).
fiimflir, B. 2004. Türk-Irak ‹liflkilerinde Türkmenler. Ankara: Bilgi Yay›nevi.
Van Hear, N. 1995. “Displaced People After the Gulf Crisis,” R. Cohen (der.) The Cambridge Survey of
World Migration içinde. Cambridge: Cambridge University Press, 424-430.
Van Hear, N. 1998. New Diasporas: The Mass Exodus, Dispersal and Regrouping of Migrant Communities.
Londra: UCL Press.
Vertovec, S. 2002. Transnational Networks and Skilled Labour Migration (http://www.transcomm.ox.ac.uk/working%20papers/WPTC-02-02%20Vertovec.pdf).
Yacoub, J. 1994. La Diaspora Assyro-Chaldéenne. Espace Géopgraphique (22/1): 29-37.
Ye¤en, M. 2006. Müstakbel Türk’ten Sözde Vatandafla: Cumhuriyet ve Kürtler. ‹stanbul: ‹letiflim.
Y›lmaz, B. B. 2006. “Migration, Exclusion et Taudification Dans le Centre-Ville Istanbuliote: Etude de
cas de Tarlabafl›,” Université de Paris VIII, Saint-Denis (yay›nlanmam›fl doktora tezi).
Notlar
1
2
222
Bu makalede kullan›lan malzemenin bir k›sm› yazar›n bu konudaki doktora tezine, di¤er bir k›sm› da fiubat 2005-fiubat 2006 aras›nda Koç Üniversitesi Mirekoç Araflt›rma Program›nca desteklenen araflt›rmaya dayanmaktad›r. Mirekoç kapsam›ndaki araflt›rma raporunun bütünü için bkz.
D. Dan›fl, 2009. , Bu makalenin Türkçe versiyonunu haz›rlamak için yard›m eden ‹lknur Kurflunlugil’e teflekkür ederim.
Irakl› mültecileri kabul eden Suriye, Ürdün ve Lübnan gibi komflu ülkeler bu krizin geçici olaca¤›n› düflünmüfllerdi. 2007’de, Amerikan iflgalinin dördüncü y›l›nda, bunun böyle olmad›¤› anlafl›ld›. Komflu ülkeler için “sorunun devam ediyor olmas›” beklenmeyen ve istenmeyen bir durum
yaratm›fl, bu da Irakl› mültecilerin koflullar›n›n giderek kötüleflmesine yol açm›flt›r. Örne¤in Suri-
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
ye, Aral›k 2006’da afl›r› yüklenme nedeniyle Irakl›lara karfl› s›n›rlar›n› kapatma niyetinde oldu¤unu aç›klam›flt›r. “Irak-Nations unies: Les réfugiés invisibles,” Radio France Internationale, 17 Nisan 2007 (http://www.rfi.fr/actufr/articles/088/article_51087.asp).
Göçmenlerin toplumsal a¤lar›, uluslararas› göç araflt›rmac›lar› taraf›ndan her boyutuyla çal›fl›lm›fl
bir konudur (Kearney 1986; Brettel 2000). Göçmenlerin toplumsal iliflki a¤lar›yla ilgili ilk çal›flmalar, göçün süreklili¤inin sa¤lanmas›nda toplumsal a¤lar›n rolünün (Massey ve di¤. 1993) yan›nda
göçmen a¤lar›n›n destek ve teflvik edici rolü üzerine de odaklanm›fllard›r (Gurak ve Caces 1992;
Böcker 1995; Boyd 1989).
http://www.unhcr.org/cgi-bin/texis/vtx/home/opendoc.pdf?tbl=PUBL&id=4371d1a90&page=home (eriflim tarihi Haziran 2006.)
Bu makalenin yaz›ld›¤› 2007 y›l›nda, ABD’nin Irakl›lara mülteci statüsü vermeye bafllayaca¤›n›
aç›klamas›yla durum de¤iflmeye bafllam›flt›r.
Avustralya göç ofisinin verilerine göre Irak do¤umlu göçmenler ülkede en h›zl› büyüyen gruplardand›r. Irak’taki en büyük H›ristiyan az›nl›k grubu olan Asuri-Keldaniler de Avustralya’daki Irakl› nüfusta birinci s›rada yer almaktad›rlar. 2003 y›l› sonunda Avustralya’da yerleflmifl 40.000 üzerinde Asuri-Keldani kökenli Irakl› bulundu¤u aç›klanm›flt›r (http://www.immi.gov.au).
Buna ra¤men, etnik ya da dini kimliklerin ak›flkan ve de¤iflebilir oldu¤unu da unutmamak gerekir. “Etnisite ak›flkand›r ve en az›ndan bir dereceye kadar kiflisel tercihlere ba¤l›d›r; do¤ufltan kazan›lan de¤iflmez bir kimlik de¤ildir ve bir kimsenin yaln›zca tek bir etnik gruba mensup olmas›
flart de¤ildir. Herkesin k›smen örtüflen farkl› kimlikleri vard›r ve kiflinin hangi kimliklerini öne ç›karaca¤›, hangilerini geri plana itece¤i duruma ba¤l›d›r.” (Bruinessen 2000, 26-27).
Süryaniler, Asuriler ve Keldaniler, Do¤u Kilisesi olarak da bilinen Asuri-Keldani Kilisesi bileflenleridir. Ayr›ca Aramicenin farkl› lehçelerini kullanmalar› nedeniyle dilsel olarak da ortak ba¤lar› bulunmaktad›r.
Bu dini ba¤ ve kilise merkezli toplumsal örüntü ‹stanbul’daki ev içi temizlik sektöründe küçük
ama etkili bir H›ristiyan etnik nifl oluflumuna yol açm›flt›r (Dan›fl 2007b).
Kilise çal›flanlar› ve onlar›n tabiriyle “Irakl›lar” aras›ndaki iliflki ilk bak›flta san›ld›¤› kadar s›cak de¤ildir. Göçmenlerin en çok irtibatta oldu¤u Türk Keldani kilise bekçisi gibi di¤er kiliselerin çal›flanlar› da bugün art›k nüfusu ciddi anlamda azalm›fl yerli H›ristiyan cemaatlerin, yurtd›fl›na göç
edememifl yoksul kesimlerini temsil etmektedir. Örne¤in, Türkiye Keldani cemaatinin nüfusu
1980 ve 1990’larda Güneydo¤u Anadolu’dan Fransa’ya yönelik sessiz kitlesel göçten dolay› 1.000
kiflinin alt›na düflmüfltür (Yacoub 1994).
Bu bölümde Irakl› Kürtlerle ilgili al›nt›larda, di¤er görüflmeciler ses kayd›n› kabul etmedikleri için
tüm ifadeler Osman’a aittir.
2000’li y›llar›n bafl›na kadar ‹stanbul’daki düzensiz Kürt göçmenlerin mekânsal da¤›l›m›, bu siyasi a¤›n yay›l›m›yla paralel seyretmifltir: Yenikap› ve Tarlabafl› Kürtler için iki ana mevkidir.
‹brahim Sirkeci’ye (2005: 40) göre Irakl› Türkmenlerin % 80’i, 1990 y›l›ndan sonra yurtd›fl›na göç
etmifllerdir.
1991 y›l›n›n Nisan ay› bafl›nda s›n›rda bekleyen Kürtlerin say›s› yüz binlere ulaflm›flken 4.500
Türkmen çoktan Türk topraklar›na kabul edilmifl; kimlik ve sa¤l›k kontrollerinin ard›ndan daha iyi
koflullarda bar›nabilecekleri Kayseri ve Sivas’a gönderilmifllerdi. Hürriyet gazetesi, “s›n›ra yak›n
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
223
15
16
224
bir yerde yeni infla edilmifl çad›r kente” yerlefltirilen “Türkmenlerin tüm ihtiyaçlar› karfl›land›¤›”ndan ve yetkililerin Türkmenlere karfl› misafirperver tutumundan gururla söz etmekteydi. Bkz.
“Irak’a ültimatom verdik” ve “Kurfluna dizilecektik” Hürriyet, 3.4.1991; “Kaçabildikleri için mutlular” Sabah, 5.4.1991. Ayn› tarihlerde yabanc› bas›n Kürtlere s›n›r kap›lar›n› açmayan Türk devletini insanl›k d›fl› davranmakla suçluyordu.
‹stanbul’da baflka Türkmen örgütler de bulunmaktad›r: 2006 y›l›nda ‹zzettin Kerkük’ün baflkanl›¤›nda kurulan Kerkük Vakf›, Fatih’te bulunan Türkmeneli ‹nsan Haklar› Derne¤i, Osmanbey’deki Irak Türkmenleri Kardefllik ve Kültür Derne¤i. Ancak bunlardan hiçbiri Aksaray’daki dernek kadar genifl bir yap›lanmaya sahip de¤ildir. ‹lk ikisi, Irak’ta Türkmenlere yönelik bask›ya karfl› bilinci art›rmak amac›yla yay›n faaliyetinde bulunmakta; sonuncusu ise daha çok Türkmen ifladamlar›na hizmet veren mesleki bir dernek ifllevi görmektedir.
Bu konuda, Mine Eder’in (2007) Türkiye’deki Moldoval› kad›n iflçi göçünden yola ç›karak düzensiz göç süreçlerinde bir etkisi yokmufl gibi gözüken devletin çeliflkili, de¤iflken ama fazlas›yla belirleyici rolünü inceledi¤i makalesi önemli bir katk›da bulunmaktad›r.
‹tanbul’daki Irakl› Göçmenlerin Parçal› Eklemlenme Sürecinde Toplumsal A¤lar
Ayhan Kaya
ANADOLU’DA ÇERKES D‹ASPORASI:
ETNOKÜLTÜREL VE S‹YASAL YAPI
B
u çal›flman›n amac›, Türkiye’de yaflayan Çerkeslerin anavatanlar›ndan uzakta, diasporada, içinde bulunduklar› zaman, mekân, siyasal
ve toplumsal koflullarda ne tür kimlikleflme süreçleri yaflad›klar›n›
ve bu süreçlerde özellikle farkl› co¤rafyalarda yafl›yor olmalar›na ra¤men
hangi ortak kültürel unsurlar› ön plana ç›kard›klar›n› de¤erlendirmektir.
Gerek diaspora çal›flmalar›nda, gerek kültürel antropoloji çal›flmalar›nda,
gerek etnik çal›flmalarda gerekse kimlik çal›flmalar›nda pek çok teorisyenin
fikir birli¤ine vard›¤› bir nokta vard›r. Buna göre, ulusal, etnik, kültürel, diasporik ve bireysel kimlikler, içinde yaflanan toplumsal, siyasal, hukuksal,
kültürel yap› ve etkileflimde bulunulan toplumsal gruplar›n nitelikleriyle
do¤rudan ilintilidir. Bu nedenle kimliklerin, diyalojik ve diyalektik bir süreçte üretildi¤ini söylemek gerekir.
Diasporada yaflayanlar aç›s›ndan da bak›ld›¤›nda, farkl› co¤rafi bölgelere yay›lm›fl olan bir diasporan›n özneleri olan insanlar, haliyle birbirinden
farkl› özellikler tafl›yan diasporik kimlikler gelifltireceklerdir. Bu çerçeveden
bak›ld›¤›nda, günümüzün diasporik kimliklerini tan›mlayan iki temel eksenin oldu¤u iddia edilebilir: evrensel ve tikel eksenler (Safran 1991; Clifford
1994; Gilroy 1994; Kaya 2000). Evrensel eksen, anavatan ile diaspora aras›ndaki iletiflimi, ulafl›m› ve etkileflimi ifade eden, küreselleflme ile maddi bir
gerçeklik kazanan alan› ifade eder. Bu eksen, ulusafl›r› (transnasyonel) alan
olarak da nitelendirilebilir. Tikel eksen ise, kendili¤inden ortaya ç›kan bir eksen olmay›p, ço¤unluk toplumu ve egemen siyasal ve yasal sistemin belirledi¤i d›fllay›c› ve demokratik kat›l›m› engelleyen koflullarda gelifltirilen tepkisel bir tasar›m olarak ortaya ç›kan aland›r. Tikel eksen, otantik kültürün, gelene¤in, örf hukukunun ve tarihin ön plana ç›kt›¤› eksendir. E¤er, tikel eksenin evrensel eksene oranla ön plana ç›kt›¤› bir örnekten söz ediliyorsa, bu
tür diasporik öznelerin kendilerini hâlâ bulunduklar› ülkede misafir olarak
görmeleri ve anavatana dönüfl umutlar›n› yitirmemeleri beklenebilir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
225
2001 ve 2002 yaz aylar›nda, özellikle Samsun-Reyhanl› hatt›nda
gerçeklefltirdi¤im sosyal-antropolojik nitelikli alan çal›flmas› ve yine 2002
sonlar›nda, Türkiye genelinde düzenledi¤im 600 adetlik yap›land›r›lm›fl
sosyolojik anket çal›flmas›ndan elde etti¤im bulgular›n bir k›sm›n› kullanaca¤›m bu çal›flmada, yukar›da sözünü etti¤im tikel eksende Türkiye’nin
farkl› co¤rafyalar›nda birbirlerinden uzakta yaflayan Çerkes topluluklar› aras›nda ortaya ç›kan ortak kültürel ritüellerin alt›n› çizmeye çal›flaca¤›m. Bu
ritüelleri Türkiye’nin zenginlikleri olarak alg›lamak da mümkün, kendilerini bu ülkede hâlâ misafir olarak gören insanlar›n üretti¤i kültürel üretim
yollar› olarak da. Çal›flman›n ilk k›sm›nda, Çerkeslerin Kuzey Kafkasya’dan
Anadolu’ya do¤ru gerçeklefltirdikleri göç süreci anlat›lacak, daha sonraki k›s›mda, alan çal›flmas›ndan edinilen izlenimler aktar›lacak. Son k›s›mda ise
Çerkeslerin içinde bulunduklar› tarihsel, siyasal ve sosyal koflullarda flekillendirdikleri siyasal kat›l›m stratejileri anlat›lacakt›r. Küreselleflmenin kendilerine sundu¤u kaynaklar› ve kanallar› kullanmak suretiyle anavatanlar›yla diasporada ayn› anda var olabilme becerisini gelifltiren Çerkeslerin diasporik kimliklerinin belirli özelliklerini aktarmadan önce tecrübe ettikleri
göç sürecini k›saca özetlemekte fayda olacakt›r.
Anadolu’ya Göçün K›sa Tarihi ve Çerkes Kimli¤i
Çerkes sözcü¤ünün etimolojisi hakk›nda günümüzde pek çok farkl› görüfl ileri sürülmektedir. Bunlar›n tümüne de¤inmek bu çal›flman›n temel sorunsal› olmad›¤›ndan sadece anlaml› buldu¤um iki görüflü hat›rlatmakla yetinece¤im. Çerkes sözcü¤ü, kimilerince antik yunanca bir sözcük
olan ve kuzeybat› Karadeniz k›y›s›nda yaflayan halklar› tan›mlamak için
kullan›lan Kerket (Kercetai) sözcü¤ünün günümüze de¤in de¤iflerek gelmifl halidir. Bir di¤er görüfl ise, Çerkes sözcü¤ünün kökeninin antik Yunanca olmad›¤›n›, Tatarca oldu¤unu savunur. Göçebe özellikler tafl›yan
Tatarlar›n K›r›m’› XIII. yüzy›ldan itibaren yurt edinmeleriyle birlikte, Kuzey Kafkasya’da yaflayan, topra¤a ba¤l› yerleflik bir hayat tarz› süren ve Zihler olarak bilinen halklar› “Jarkaz” olarak tan›mlamaya bafllad›klar› görülmektedir. “Jar” veya “çer” toprak, “kaz” veya “kes” sözcükleri ise Tatar dilinde kazmak, kesmek, bellemek veya ifllemek anlam›na gelmektedir. Top226
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
ra¤› iflleyen anlam›na gelen “Jarkaz” sözcü¤ünün zaman içinde Türkçede
“Çerkez” veya “Çerkes” haline dönüflmesi de anlaml› görülmektedir
(Avagyan 2004). Bu noktada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir detay
var. XVII. yüzy›l itibariyle bütün Kuzey Kafkasya halklar› “Çerkes” sözcü¤ü kapsam›nda de¤erlendirilmifllerdir. Adigeler, Kabarteyler, Karaçay
Türkleri, Balkar Türkleri, Abhazlar, Çeçenler, Da¤›stanl›lar ve Avarlar›n
yan› s›ra Güney Ukraynal›lar›n bir k›sm› ile Kazaklar “Çerkes” olarak adland›r›lm›fllard›r.
Osmanl›lar›n Çerkes topraklar› üzerinde sa¤lad›¤› hükümranl›¤›n
s›n›rlar› hem Kuzey hem de Güney Kafkasya’da 1787 ve 1828-29 y›llar›nda
yaflanan Osmanl›-Rus savafllar›n›n ard›ndan giderek daralm›flt›r. 1787 y›l›
itibariyle, Rus yay›lmac›l›¤› karfl›s›nda K›r›m Türklerinin yerlerinden edilmesiyle bafllayan, Müslümanlar›n Anadolu, Balkanlar ve Ortado¤u’ya yönelik göçleri XIX. yüzy›l boyunca durmaks›z›n devam etmifltir. Önce K›r›m
Tatarlar› ve ard›ndan Nogaylar vatanlar›n› terk etmifller ve bu süreci daha
sonra Kuban nehrinin güneyinde ve do¤usunda kalan Adigeler, Kabarteyler, Çeçenler ve Abhazlar izlemifllerdir. Yo¤unluklu olarak 1850’li y›llarda
bafllayarak ve 1917 Rus Devrimine de¤in dalgalar halinde kara ve deniz yoluyla Osmanl› topraklar›na gelen Çerkesler, Bab-› Âli taraf›ndan Anadolu
topraklar›na, Balkanlar’a ve bugünkü Suriye, Ürdün ve ‹srail topraklar›na
yerlefltirilmifltir. Çerkesler önce K›r›m Savafl›n›n, daha sonra 1877-78 Osmanl›-Rus Harbinin ard›ndan Osmanl› topraklar›na ak›n etmeye bafllad›lar
(Gökçe 1979; Karpat 1985). Teknelerle, ka¤n›larla ve yaya olarak Osmanl›
topraklar›na göç ettiler. Hilafetin merkezi olan fiehr-i ‹stanbul, Çerkesler
için sembolik bir öneme sahipti o dönemde. Öte yandan, h›zla yükselen
milliyetçilik dalgalar› nedeniyle sürekli toprak kayb›na u¤rayan Osmanl›n›n
ise, olas› yeni savafllarda genç Müslüman insan gücüne ivedilikle ihtiyac›
vard›. Osmanl›, böylece bir yandan savaflacak askeri güç elde ediyor, di¤er
yandan Balkanlar’da, Orta Anadolu’da ve Ortado¤u’da merkezkaç, ayr›l›kç›
hareketlere karfl› denge unsuru olarak Çerkeslerden yararlanmay› umuyordu (Karpat 1985; Dündar 2001; Kaya 2005).
Rus yay›lmac›l›¤› sonucunda anavatanlar›n› terk etmek zorunda kalan Çerkeslerin “Sürgün” fleklinde nitelendirdikleri bu göçlerle Osmanl›ya
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
227
s›¤›nan Çerkes nüfusunun 1 milyonun üzerinde oldu¤u san›l›yor. Rus verileri dikkate al›narak yap›lan akademik çal›flmalarda, Osmanl›ya göç etmeye
zorlananlar›n say›s›n›n 500 bin ila 1 milyon aras›nda oldu¤u görülür (Avagyan 2004: 56). Göçmen say›s›n›n Türkiye kaynakl› çal›flmalarda ise genellikle 1 ile 2 milyon aras›nda oldu¤u iddia edilir (Berkok 1958; Gökçe 1979;
Karpat 1985; Aydemir 1988; Saydam 1997; Dündar 2001). Ayr›ca, meflakkatli yolculuk s›ras›nda pek çok insan›n da hayat›n› kaybetti¤ini eklemek
gerekiyor. Ölümlerin önemli bir k›sm›, yolculuk s›ras›nda karfl›lafl›lan zorluklar veya tifo, suçiçe¤i ve benzeri hastal›klardan kaynaklanm›flt›r. Öyle ki,
dönemin Trabzon ve Samsun limanlar›nda, on binlerce insan›n salg›n hastal›k nedeniyle öldü¤ü kay›tlara geçmifltir (Karpat 1985; Avagyan 2004).
Göç s›ras›nda hayatlar›n› kaybedenlerin oran›n›n göç eden toplam nüfusun
yaklafl›k % 25’ini teflkil etti¤i iddia edilir (Karpat 1985; Avagyan 2004: 58).
Öte yandan, XIX. yüzy›l sonu itibariyle Kuzey Kafkasya’da kalan ve göç etmeyen Çerkeslerin say›s›n›n ise 150-200 bin dolaylar›nda oldu¤u ifade edilmektedir (Jaimoukha 2001: 69).
Zorunlu göçe tabi tutulan Çerkesler klasik bir diaspora özelli¤i tafl›rlar. Klasik diasporalar›n en belirgin özelli¤i ise anavatana yönelik özlemin
ve geri dönüfl e¤iliminin daima sürmesidir. Çerkesler Anadolu topraklar›na geldiklerinde, ‹stanbul hükümeti taraf›ndan on y›l süreyle askeri yükümlülük ve vergiden muaf say›ld›lar; ev yap›m› için gerekli olan bedel kendilerine hükümet taraf›ndan verilirken aile bafl›na ayr›ca iki adet öküz verildi. Göçmenlerin Ermeni, Rum ve benzeri H›ristiyan köylerinde meskûn kiflilerin evlerine yerlefltirildikleri de bilinir (Avagyan 2004). Göçmenler, zorunlu bir iskân politikas›na tabi tutulmufllard›r. Özellikle, 1860’l› y›llardan
itibaren yo¤un olarak Osmanl› topraklar›na ak›n eden Çerkesler, merkezkaç kuvvet olma özelli¤ine sahip unsurlar›n bulundu¤u yerlerde iskân edilmifllerdir. Balkan milliyetçili¤inin yafland›¤› Balkanlar, Arap milliyetçili¤inin yafland›¤› Ortado¤u, Rum ve Ermeni milliyetçili¤inin yafland›¤› Anadolu topraklar› Çerkeslerin yo¤un olarak yerlefltirildikleri bölgeler olmufltur.
Ak›n ak›n ülkeye gelen Çerkesler ile Osmanl›, Müslüman ahalinin gittikçe
ço¤alt›lmas›n› sa¤lam›fl, H›ristiyan vilayetlerini Müslümanlaflt›rm›fl, savaflç› özelliklere sahip bu yeni unsurlar sayesinde orduyu güçlendirmifl, milli228
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
yetçi, merkezkaç, gayrimüslim unsurlara karfl› bir denge sa¤lamaya çal›flm›fl ve Panislamizm konusunda önemli ilerlemeler kaydetmifltir. Çerkesler
özellikle Kürtlere, Dürzilere, Türkmenlere ve Bedevilere karfl› Osmanl›n›n
yan›nda bir denge unsuru olarak kullan›lm›flt›r.
Öte yandan, 1877-1878 Osmanl›-Rus savafl› öncesinde Bab-› Âli’nin
Rusya ile yapt›¤› anlaflma gere¤i Çerkeslerin Osmanl›-Rus s›n›r›na ve Ermenilerin yo¤un olarak yaflad›klar› yerleflim birimlerine yerlefltirilmeyece¤ine karar verilmifltir. Ancak daha sonra, 1877-78 Osmanl›-Rus savafl› ard›ndan Balkanlar’dan sürülen Çerkeslerin, yo¤un olarak Ermenilerin yaflad›klar› Orta Anadolu ve Do¤u Anadolu vilayetlerine yerlefltirildikleri görülür. Kuzeyde Samsun’dan bafllayan ve güneyde Hatay Reyhanl›’ya kadar
uzanan flerit üzerine yerlefltirilen ve ayr›ca yer yer Bat› Anadolu’da Adapazar›, ‹zmit, Biga, Çanakkale, Bursa ve Güneydo¤u Anadolu’da baz› bölgelerde ikamet etmeleri istenen Çerkeslerin bugünkü say›lar› konusunda
farkl› rakamlar mevcuttur. Bu konuda, kesin olmamakla birlikte 1 ile 7 milyon aras›nda çok farkl› rakamlar söylenmektedir. Ancak yine de, 1970’li y›llarda Peter Andrews’›n 900 kadar Çerkes köyünün oldu¤u saptamas›ndan
ve düflük do¤um oranlar›ndan yola ç›karsak, kabaca bir tahminle 2-2,5 milyon dolaylar›nda Çerkes nüfusunun bulundu¤unu söylemek abart›l› olmaz
san›yorum. Bu say›n›n, bugünkü Kuzey Kafkasya’da yaflayan yaklafl›k 1 milyonluk Çerkes nüfusuna oran› düflünüldü¤ünde, hiç de az›msanmayacak
bir nüfus oldu¤u görülecektir.
Çerkeslerin bafllang›çta yo¤un olarak iskân edildikleri üç bölge mevcuttur. Rumeli, Samsun-Reyhanl› (Hatay) hatt› ve Suriye-Ürdün hatt›. Çerkesler, öncelikle K›r›m Tatarlar› ve Nogay Türklerine de iskâna aç›lm›fl olan
Rumeli’ye yerlefltirildiler. Ruslar›n uzun y›llard›r Panslavizm çal›flmalar›n›
ve yay›lmac›l›¤›n› yürüttü¤ü bölgeye Çerkeslerin Panislamizm çerçevesinde yerlefltirilmesi oldukça anlaml›d›r. Köstence, Varna, Sofya, Prifltina, Kosova ve Plevne dolaylar›na yerlefltirilen Çerkesler, ‘93 Rus harbinden sonra
bu kez Güney Marmara bölgesi ve Golan tepelerine yerlefltirildiler. Hatta,
Rumeli’de arta kalan 80 kadar Çerkes nüfusu, 2000 y›l›nda Rus hükümetinin de deste¤iyle Adige Cumhuriyeti’ne yerlefltirildi. Günümüzde, Balkanlar’da çok az say›da Çerkes nüfusuna hâlâ rastlanmaktad›r.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
229
Çerkesler, Anadolu topraklar›na geldiklerinde zorunlu bir iskân politikas›na tabi tutulmufllard›r. Kuzeyde Samsun’dan bafllayan, Çorum, Tokat, Amasya, Ankara, Kayseri ve Kahramanmarafl’tan geçerek güneyde Hatay-Reyhanl›’ya kadar uzanan flerit üzerine yerlefltirilen; ayr›ca, Bat› Anadolu’da Adapazar›, ‹zmit, Biga, Bal›kesir, Çanakkale, Bursa ve Güneydo¤u
Anadolu’da baz› bölgelerde ikâmet etmeleri istenen Çerkeslerin bugünkü
say›lar› konusunda rakamlar farkl›d›r. Bu konuda kesin olmamakla birlikte
1 ile 7 milyon aras›nda farkl› rakamlar dile getirilmektedir. Ancak, 1970’li
y›llarda Peter Andrews (1992) taraf›ndan yap›lan çal›flma sonucunda Türkiye’de yaklafl›k 900 kadar Çerkes köyünün oldu¤u düflünülürse ve Çerkesler aras›ndaki düflük do¤um oranlar›ndan yola ç›k›l›rsa kaba bir tahminle 2
milyon dolay›nda Çerkes nüfusunun bulundu¤unu söylemek abart›l› olmaz. Bu say›n›n bugünkü Kuzey Kafkasya’da yaflayan Çerkes nüfusundan
fazla oldu¤u düflünülürse, hiç de az›msanmayacak bir nüfus oldu¤u görülecektir. Öte yandan, bugün kesin rakamlar bilinmemekle beraber Ürdün’de ço¤unlu¤u fiaps›¤ ve Kabartey olan 60.000, Suriye’de ço¤unlu¤u
Abzeh, Kabartey ve Abhaz olan 40.000 ve ‹srail’de ise ço¤unlu¤u fiaps›¤ ve
Abhaz olan 3.000 kadar Çerkes bulunmaktad›r (Jaimoukha 2001).
Kaf Da¤›’n›n Ard›ndaki Hayali Ülke Gerçek Oluyor…
1998 y›l›n›n Haziran ay›nda, Çerkes kültürüne yak›nl›¤›yla bilinen
Ürdün prensi Ali Ben-El Hüseyin, on kadar kraliyet ailesi korumas› ile birlikte Ürdün’ün baflkenti Amman’dan tarihi bir yolculu¤a bafllad›. Kafda¤›’n›n ard›ndaki hayali ülkeye do¤ru bafllayan bu yolculu¤un rotas› Suriye,
Reyhanl›, Göksun Ovas›, P›narbafl›, Ankara ve Samsun fleklindeydi. Beyaz
atl› prens ve adamlar›, Çerkeslerin yo¤un olarak yaflad›¤› bu bölgelerden at
üzerinde geçerek Samsun liman›na ulaflt›lar. Çerkes k›yafeti giyen atl›lar,
adeta Kaf Da¤›’n›n ard›ndan gelen o hayali masal kahramanlar› gibi, Türkiye’de her u¤rad›klar› köy ve kentte Çerkes diasporas› taraf›ndan çok s›cak
bir ilgi gördüler. Daha sonra atl›lar bu noktadan, Karadeniz’i gemiyle katederek Kuzey Kafkasya’da bulunan Soçi liman kentine ulaflt›lar. Atl›lar, Karadeniz’in her iki k›y›s›nda da flaflk›nl›k yüklü bak›fllar alt›nda büyük bir
coflkuyla karfl›land›lar. Hatta öyle ki, gözlerine inanamayan yafll›lar bu atl›230
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
lara dokunarak, hayal görmediklerine kendilerini iknaya çal›fl›r gibiydiler.
Zaman zaman, belli belirsiz haber ald›klar› “Arap illerindeki” hayali akrabalar, birden gerçek oluvermifllerdi (Kaya 2005).
Bu tarihi yolculuk, fiehbal fienyurt yönetmenli¤inde filme de al›nd›.
Yapt›¤› araflt›rmalar sonucunda, Keltlerin Kafkasya kökenli oldu¤una inanan Kanadal› ünlü pop müzi¤i sanatç›s› Loreena McKennitt’in müzi¤i eflli¤inde yap›lan bu video-film, daha sonra Türkiye’deki hemen her Çerkes
derne¤i ve vakf› taraf›ndan düzenlenen özel gecelerde genifl kitlelere ulaflt›r›ld›. Çerkes kimli¤inin Türkiye’de son dönem s›kça duyulmas›nda hiç
flüphe yok ki, bu yolculuk ve bu yolculu¤a iliflkin medyadaki temsiller çok
önemli bir rol oynam›flt›r. Öyle ki, bu yolculu¤un filmi, çok yak›nlarda CNN
Türk kanal›nda gösterilmifltir. Elektronik kapitalizm olarak niteleyebilece¤imiz görsel kitle iletiflim araçlar› -özellikle televizyon- bu örnekte oldu¤u
gibi, farkl› co¤rafyalarda yaflayan insanlar›n düflsel bir düzlemde bir tür “ortak duygu cemaati” (community of sentiments) oluflturmalar›n› sa¤lam›flt›r
(Appadurai 1997). Çerkesler, bu ve benzeri temsiller ile Çerkes kimli¤ini
adeta yeniden, gururla duyumsad›lar.
Türkiye’deki Çerkes Diasporas›
Benim yolculu¤um ise, Prens Ali’nin beyaz at›yla Kuzey Kafkasya’ya
yelken açt›¤› ve daha önemlisi, bundan yaklafl›k yüz elli y›l önce sürgüne
gönderilen Çerkeslerin deniz yoluyla ulaflt›¤› ilk Osmanl› limanlar›ndan biri olan Samsun’dan bafll›yor. Bulutlu, h›rç›n dalgal› bir Karadeniz sabah›nda Samsun’a ulafl›yorum. Sürgün s›ras›nda denizde yok olanlar, karaya
ulaflt›ktan sonra s›tma gibi salg›n hastal›klar nedeniyle ölenler, ‹stanbul’a
do¤ru yap›lan umut dolu yolculuk s›ras›nda düzülen “Istanbulako” (Adige
dilinde, psishxo yicijj) türküleri, sürgün y›llar›nda birbirinden ayr›k düflen
Balkanlar’a, Anadolu’nun farkl› yerlerine ve hatta Suriye, Ürdün, ‹ran gibi
uzak diyarlara savrulan insanlar›n öykülerine dair okuduklar›m ve dinlediklerimi an›msat›rcas›na hüzünlü bir gününde karfl›lad› beni Samsun.
1860’l› y›llar ve sonras›nda Samsun’a gelen Çerkesler, yo¤unluklu olarak
iki bölgeden Anadolu topraklar›na girifl yapm›fllar. Birinci bölge Çarflamba
düzlü¤ü, ikinci bölge ise Sinop yolu üzerinde Karl› köyü ve Alaçam mevkii.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
231
Karl› köyü, tamam›yla Çerkes olmas›yla ün salm›fl Türkiye köyleri
aras›nda. Yine sürgünün ilk y›llar›nda Çarflamba’da kurulan K›z›lot adl›
köy ise çevresi 35 ad›ml› ve yerel ad› Kavlan olan ç›nar a¤açlar›yla ünlü.
‹nan›fla göre, Samsun’a ilk gelen ve a¤aç kültü olan Çerkesler bu a¤açlar›
dikip gözleri gibi bakm›fllar. K›z›lotlular köyün kurulufl öyküsünü anlat›yorlar. Söylentilere göre, yerli Türk halk› “ç›nar a¤ac›n›n yetiflmedi¤i topraklar verimsiz olur” inan›fl›na sahipmifl. Bölgeye gelen Çerkesler ise k›z›lotlarla dolu ve yerli halk taraf›ndan verimsiz oldu¤u düflünülen topraklar› ifllemeye bafllay›p ç›nar a¤açlar›yla bezemifller. Bu verimli topraklar›n
ad› bundan böyle K›z›lot olmufl. K›z›lotlular, yak›ndaki di¤er Çerkes köyü
gibi yo¤un olarak f›nd›k üretimi yap›yorlar. Yaz aylar›nda f›nd›k toplama
iflini yapmak üzere Güneydo¤u Anadolu’dan gelen yüzlerce Kürt kökenli
insan› tafl›yan ard› arkas› kesilmeyen traktörler görmek mümkün. Yaz aylar›nda Çarflamba ovas› yer yer, sezonluk Kürt ›rgatlar›n yaflad›¤› çad›rlarla kapl›d›r.
K›z›lot köyünde bana ev sahipli¤i yapan Mete’nin babas› ve amcas›,
Çerkes yaflant›s›na iliflkin pek çok bilgi veriyor. Ancak iki tanesi var ki, söz
etmeden geçmek mümkün de¤il. Misafirperverlik ve sayg›, Çerkes kültürünün en önemli iki ögesi. Eve gelen misafire gösterilen ilgi çok özeldir ve
küçük büyük herkese adeta toplumsal olan› kutsar gibi bir edayla sayg› gösterilir. Çerkeslerin evlerine gelen bir yabanc›ya üç gün boyunca hizmet sunup ziyaret nedenini sormad›klar› söylenir ve bilinir. Köy evlerinde misafirin odas› kendini rahat hissedebilece¤i bir yerde, yani evin avlusundan ilk
girifltedir. Misafirine yeterince ilgi göstermeyenler toplumsal d›fllanma
mekanizmas›n› karfl›lar›nda bulurlar. Misafirperverlik kurumu, bir anlamda toplumsal aidiyet hissinin geliflmesi sürecindeki önkoflullardan biridir.
Bireyler aras›ndaki sayg› da ayn› flekilde toplumsal yaflant›n›n örgütlenmesinde önemli bir iflleve sahiptir. Sayg› burada sadece küçüklerin büyüklere
karfl› gösterdikleri bir itaat flekli ya da yafll› kuflaklar›n genç kuflaklar› kontrol alt›nda tutmak için kulland›klar› ideolojik bir ayg›t de¤il, ayn› zamanda
yaflça büyük olanlar›n da küçük olanlara karfl› göstermek zorunda olduklar› bir tutumdur. Sözgelimi, herhangi bir toplulu¤un içine giren küçük büyük her bir kimseye toplulu¤un her bir ferdi sayg› göstermek amac›yla aya232
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
¤a kalkmak ve selamlamak zorundad›r. K›z›lot köyünde sayg› kurumu öylesine ileri götürülmüfltür ki, köyün içindeki yoldan at üstünde geçmek bile sayg›s›zl›k olarak addedilirmifl eskiden. At binen kimse köye girer girmez at›ndan inip at›n önünden köyden ç›k›ncaya de¤in sayg›l› bir flekilde
yoluna devam edermifl.
Misafirperver olmamak, sayg›s›zl›k, geleneklere uymamak gibi davran›fl ve tutumlar “Khabze” denilen örf hukukuna ayk›r›l›¤› teflkil eder. Bu
tür davran›fllar “Haynape” (ay›p) olarak nitelenir. “Haynape,” yine toplumsal yaflant›n›n örgütlenmesinde en s›k rastlanan kurumlardan biridir. Büyüklere (Thamate) ve küçüklere sayg›s›zl›k, misafirperverlikte kusur iflleme,
misafire ifl gördürme gibi pek çok davran›fl “Haynape”dir. Hint kültüründe
“Dharma” ad›yla bilinen örf hukukuna benzeyen “Khabze”yi, Kayseri’ye
ba¤l› P›narbafl› ilçesinin Karabo¤az adl› Kabartey köyünde yaflayan 88 yafl›ndaki Mahir Bey’in anlatt›klar›yla betimlemek ve böylece anavatandan getirilen kültürün genel özellikleri hakk›nda ipuçlar› edinmek mümkün. Kayseri’deki di¤er pek çok Kabartey gibi o da Kafkasya’n›n “baba vatan›” oldu¤unu, ama Anadolu’nun kendi vatan› oldu¤unu söylüyor. “Khabze”yi anlat›rken flu ilkeleri birbiri ard›na s›ral›yor Mahir Bey (kiflisel mülakat, 2002
Yaz›, P›narbafl›, Kayseri):
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Harpte k›l›c›, kürsüde dili olan bafl›m›zd›r;
Cemiyette her zaman asil olan bir unsur gerek;
Mert olan her fert asildir;
Asil olan için servet ve ziynet “haynape”dir;
Gurur, asalet alameti olamaz;
Asalet, ziynet demektir;
Asaletin kayna¤› zekâ, hayâ ve tevazudur;
Asalet ›rsi de¤ildir; hizmet, fazilet gerektirir;
Âdet, her zaman uygun oland›r;
‹kiyüzlü olmay›n;
Önce annem ve babam, sonra s›ras›yla ailem, köyüm, kabilem,
milletim ve dünya gelir;
• Akraba ile evlilik olmaz.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
233
Çarflamba ve Samsun, Çerkeslerin ‹slam dinine yo¤un olarak ba¤lanm›fl olduklar› bir co¤rafyay› temsil ediyor. Bu ba¤lanma öyle bir noktaya
ulaflm›fl ki, baz› Çerkes gelenekleri kaybolma ihtimaliyle karfl› karfl›ya. Çarflamba’n›n Epçeli köyü, bu duruma bir örnek. Ço¤unlu¤u Abzek olan köy
halk›, Çerkes danslar›n› ‹slama ayk›r› oldu¤u gerekçesiyle adeta yasaklar
duruma gelmifller. Bu yasa¤›n yerleflmesinde daha çok köyün yafll›lar› etkili olmufl. Ancak, son y›llarda Çerkes kültürünün ve kimli¤inin yaflad›¤› hareketlilikten köyün gençleri de kendilerine düflen pay› alm›fllar. Gençler vakit buldukça, ebeveynlerinin yasaklar›na karfl›n Çarflamba ilçe merkezindeki Çerkes derne¤inde dans etmeyi ö¤renerek kültürlerini devam ettirmeye
çal›fl›yorlar. Epçeli köyü bu tür yasaklar›n oldu¤u, ‹slam dininin geleneksel
Çerkes kültürüne bask›n geldi¤i yerlerden biridir. Ancak, bu durumun her
yerde ayn› oldu¤u anlam›na gelmez. Çok yak›n zamana de¤in Epçeli köyünde Çerkes halk danslar›n›n oynanmas› günah say›l›rken, Çerkes kültürünün adeta sürgün ile birlikte getirildi¤i günkü gibi korundu¤u Uzunyayla’da böyle bir fleyin telaffuz edilmesi mümkün de¤ildir. Ayn› flekilde, günümüzde Çorum’daki baz› Çerkes köylerinde dü¤ünlerde davul-zurna kullan›m›na rastlan›rken yine böyle bir uygulaman›n Uzunyayla veya Adapazar›’nda görülmesi mümkün de¤ildir.
Ancak, unutmamak gerekir ki kültürün ve etnik kimliklerin devam›, unutulmas› veya gizlenmesi, gündelik hayatta etkileflimde bulunulan
gruplar›n niteli¤iyle yak›ndan ilgilidir. Çerkesler Anadolu’da yerlefltirildikleri topraklara göre farkl› etnik gruplarla birlikte yaflamak ve iliflkiler gelifltirmek zorunda kald›lar. Baz› yerlerde Sünni Türkler, baz› yerlerde Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, muhacir Türkler, Manavlar, Tatarlar
ve/veya Gürcülerle etkileflime girmek durumunda kald›lar. Kabilelerin,
obalar›n, afliretlerin ve daha pek çok kendi içine kapal› toplulu¤un bulundu¤u Anadolu, uzun yüzy›llar bu birbirinden uzak gruplara ev sahipli¤i
yapm›flt›r. Gruplar aras›nda ticarete dayal› al›flverifl olmad›¤›ndan iliflkiler
o denli s›caklaflmam›flt›r. Karfl›l›kl› ç›kara dayal› iliflkilerin olmad›¤› gruplar, karfl›l›kl› önyarg›lar›n gelifltirilmesine uygun zeminlerdir. Anadolu’da
genellikle baz› gruplarca Çerkeslere yönelik haks›z önyarg›lar›n gelifltirildi¤ini biliyoruz. Kad›n-erkek iliflkilerindeki demokratik tutumlar›, onlar›n
234
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
di¤er baz› gruplarca ahlaki olmayan ifller yapt›klar›na yorulmufl ve bu nedenle d›fllanm›fllard›r.
Antropolojik aç›dan bak›ld›¤›nda etnik, dinsel ve kültürel kimliklerin, etkileflimde bulunulan “öteki” kifli ve gruplar›n söz konusu gruba yönelik yapt›klar› tan›mlamalar, de¤erlendirmeler ve önyarg›l› saptamalarla birlikte flekillendi¤ini söylemek gerekir. Bu nedenle, bireyler veya gruplar varl›klar›n› devam ettirebilmek için, rasyonel bir davran›fl ve tutum olarak etkileflimde bulunduklar› ço¤unluk gruplar›n›n hayat tarzlar›na görünürde
de olsa asimile olmay› tercih ederler. Her ne kadar bu asimilasyon, aile içi
özel hayatta kendini o denli göstermese de kamusal alanda gözle görülebilir. Sözgelimi, Samsun Çarflamba’n›n baz› köylerinde Sünni Türklerle yo¤un iliflkiye girmek zorunda kalan fiaps›¤lar ile Kayseri Uzunyayla’da ço¤unlu¤u elinde bulunduran Kabarteylerin Müslümanl›¤a karfl› tutumlar› ve
Çerkes kültürünün uygulanmas›na yaklafl›mlar› aras›nda yukar›da da anlatt›¤›m gibi önemli farklar vard›r.
Türklere göre Abhazlar h›rs›z, Çerkesler geçimsiz, savaflç›, kaçakç›
ve suça yatk›n kimselerdir. Bu flekildeki önyarg›larla karfl›laflan Çerkesler
ise k›rsal alanda ne dü¤ünlerine ne de cenazelerine Türkleri davet etmek istemifllerdir. Günümüz Anadolu’sunda bu so¤ukluk hâlâ devam etmektedir. Çerkesler ise Türklerin bu tür önyarg›lar›na karfl›n yer yer onlar› yine
önyarg›l› baz› de¤erlendirmelerle tan›mlam›fllard›r. Öyle ki, Çerkesler kendi aralar›nda Türkleri bodur, k›sa, c›l›z anlam›na gelen “Tlepagh” sözcü¤üyle tan›mlarlar. Çerkesler taraf›ndan kullan›lan “Türk” sözcü¤ü de bir o kadar sorunlu ve önyarg›l›d›r. “Türk” denildi¤inde bu hemen hemen Çerkes
olmayan herkesi kapsar: Sünni, Alevi, Pomak, muhacir, Yörük ve hatta yer
yer Kürt.
Mecitözü’ne ba¤l› Fak›ahmet köyü yemyeflil bitki örtüsü, yüksek
meflelerle kapl› ormanl›k arazisi ve düzenli yerleflim plan› ile hemen dikkati çekiyor. Bir fiaps›¤ köyü. Da¤lar›n aras›nda, Türk köylerine yak›n. Köyün
orta yerinde pek yüksek olmayan minaresiyle son dönemde restore edilmifl
bak›ml› caminin yap›m tarihi, neredeyse Çerkeslerin Anadolu’ya yerleflim
tarihiyle ayn›: 1877. Seksenli yafllar›ndaki Kemal Bey, h›zl› ad›mlarla evinden ayr›l›p akflam saatlerinde hayvanlar›na bakmak üzere a¤›la gidiyor. O¤Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
235
lu ve torunlar›yla sohbet etti¤imizi görür görmez yan›m›za yaklafl›yor. Anlamaya çal›fl›yor neler konufltu¤umuzu. Çerkesleri, sürgünü ve Anadolu’ya
iskân› konufltu¤umuzu anlar anlamaz söze giriyor. Sürgüne iliflkin atalar›ndan duyduklar›n› bize aktar›yor. Fak›ahmet köyünün neden bu kadar yeflil kald›¤›n›, çevre köylerde ise yeflilin neden kayboldu¤unu soruyorum. Cevab› çok ilginç. Çerkeslerdeki a¤aç kültünden ve a¤aca, yeflile gösterilen sevgiden söz ediyor. Çevre köylülerin doymak bilmeyen oburlu¤undan ve yeflile olan düflmanl›klar›ndan dem vuruyor. Çevredekiler, ormanlar› ya tar›m
arazisi açmak ya da yakacak odun elde etmek için yok etmifller. Bununla da
kalmay›p Çerkeslerin elinde bulunan ormanl›k araziye de göz diktiklerinden Çerkeslerle arazi kavgalar› da yaflam›fllar. ‹smail Bey bu kavgalarda çevre köylüleri nas›l püskürttüklerini heyecanl› bir flekilde anlatt›.
Önyarg›lar›n Etkinli¤i
Çerkes olanlarla olmayanlar aras›ndaki etnik ve kültürel s›n›rlar›n
korunmas›nda, yukar›da sözü edilen gruplar aras› önyarg›lar önemli bir rol
oynarken, Çerkeslerin kendi içinde de grup içi önyarg›lar gelifltirdiklerini
söylemek gerekiyor. Samsun’un Vezirköprü ilçesine ba¤l› A¤calan adl› Abhaz köyü geçit vermeyen sarp da¤lar›n aras›nda yemyeflil bir co¤rafya üzerine kurulmufl. Köyün kente göç nedeniyle say›lar› h›zla azalan gençleri bir
temmuz akflam› gün batarken köyün ortas›nda “tembelhane” denilen konak yerinde sohbet ediyorlar. Yer yer Abhazca yer yer Türkçe yap›lan sohbete kat›l›yorum. Gençlerin hemen tamam›n›n ilkokul e¤itimine bafllay›ncaya de¤in Türkçe bilmediklerini ö¤reniyorum. Anadillerini çok iyi konuflan bu gençler, daha sonra beni köyün “Tahamate”leri (yafll›lar›) ile tan›flt›r›yorlar. ‹ri k›y›m iki yafll› adam›n sohbetine tan›k oluyorum bu kez. Espriler ard› ard›na geliyor. Abhazlar›n h›rs›z ve ayn› zamanda dinsel aç›dan en
hoflgörülü grup, Ub›hlar›n konuflmay› en iyi bilen grup, Abzehlerin en dindar grup, fiaps›¤lar›n en kaba ve cahil grup, Kabarteylerin ise kültürlerine
en ba¤l› grup oldu¤unu esprili bir flekilde dile getiriyorlar. Örnekler ve kahkahalar›n ard› arkas› kesilmiyor. ‹ki “yafll› delikanl›” hemen köyün yan›ndaki Mecidiye deresinin öyküsünü anlatmaya bafll›yorlar, yine kahkahalarla.
Bir k›s›m Abhaz, on dokuzuncu yüzy›l›n sonlar›nda sürgünden sonra ken236
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
dilerine uygun bir mekân ararken da¤lar›n aras›nda kimsenin onlar› rahats›z edemeyece¤i ve geride b›rakt›klar› vatanlar›n› and›ran bu verimli köy yerini bulurlar. Yan› bafl› dere olan bu köyde yaflamaya bafllayan Abhazlar›n
al›flkanl›klar›n› b›rakmaya hiç niyetleri yoktur. Yak›n köylerden at, öküz,
inek ve benzeri hayvanlar› çalmaya bafllarlar. Hayvanlar› çal›nan yak›n köylüler, suçlular› saptamakta zorlanmazlar. Abhazlar, hayvanlar›n› geri almak
isteyen köylülerden dönemin paras› olan bir miktar Mecidiye isterler. Para
karfl›l›¤›nda geri verilen çal›nt› hayvanlar›n teslim edildi¤i yer, derenin hemen yan› bafl›d›r. Mecidiye deresinin ad›n›n nerden geldi¤ini keyifle anlatan “thamate”ler daha sonra beni Mecitözü’ne do¤ru s›cakl›k ve dostlukla
u¤urluyorlar.
Bu keyifli anlar›n ard›ndan, esprili bir flekilde bana anlat›lanlar›,
okuduklar›m›, araflt›rd›klar›m›, Kuzey Kafkasya’da gördüklerimi bir araya
getirmeye çal›fl›yorum. Bana öyle geliyor ki, asl›nda bu tür önyarg›sal de¤erlendirmelerin antropolojik aç›dan büyük bir önemi vard›r. Bu önyarg›l› saptamalar›n maddi temelleri oldu¤u ve bu temellerin grup içi etnik s›n›rlar›n
belirlenmesi sürecinde önemli bir etkiye sahip olduklar›n› söylemek gerek.
Bu aç›dan bak›ld›¤›nda, k›y› boyunda yaflayan Ub›hlar tarih boyunca Rumlar, Yahudiler, Türkler ve Ruslarla ticari iliflkiler gelifltirmifller ve d›flar›ya
aç›k bir tutum sergilemifllerdir. Bu nedenle di¤er gruplarla dil düzeyinde
iyi iliflkiler gelifltirmeleri daha kolay anlafl›labilir. Abzehler, yine k›y› boyunda yaflad›klar› ve Osmanl›yla daha yak›n iliflki içinde olduklar›ndan, dini kurallara daha s›k›ca sar›lm›fllard›r. fiaps›¤lar, yine k›y› boyu da¤l›k bölgelerde yaflad›klar› ve daha kapal› bir toplumsal yap› sergilediklerinden di¤er
gruplara göre ayr›k dururlar. Zengin topraklarda yaflayan Abhazlar, dinsel
ayr›l›klar› problem etmedikleri gibi ayn› ailede H›ristiyan ve Müslümanlar›n bir aradal›¤› mümkün olabilmifltir. Türkiye’deki Kabarteylerin Çerkes
kültürünü de¤ifltirmeden koruyabilen grup olma nedenini de belki, Kuzey
Kafkasya’dan savafllar›n ard›ndan topluca Uzunyayla’ya göç etmelerine ve
bu bölgedeki ço¤unluk grubunu teflkil etmelerine ba¤lamak gerekir. Anavatandan getirilen bu farkl›l›klar› belirleyen bir di¤er unsur da Ub›h, Abzeh
ve fiaps›¤ gibi k›y› boyunda yaflayan gruplar›n feodal beylik düzeninde yaflamay›p d›fl dünya ile daha yak›n iliflki içinde olmalar›, di¤er gruplar›n ise,
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
237
feodal beylik düzeninde yaflay›p kendi içine kapal› bir toplumsal yap› gelifltirmifl olmalar›d›r.
Günü Yakalayanlar…
Kuzeyde Samsun’dan bafllay›p güneyde Reyhanl›’ya kadar uzanan
ve Eskiflehir, Düzce, Adapazar› ve ‹stanbul’un de¤iflik semtlerini de içine
alan uzun yolculu¤um s›ras›nda nerede misafir edildiysem, dü¤ün ve e¤lenceyle karfl›laflt›m hep. Günü yakalayan Çerkesler, dünya nimetlerinden
haz almay› bir ilke haline getirmifllerdir. Zevk ve e¤lenceye düflkünlük, Çerkesleri betimleyen bir di¤er özelliktir. Sürekli dü¤ün, e¤lence, “Zekes” ve
“Semerkho” gibi ritüellerin kamusal alanda yinelenmesi bu anlay›fl›n bir
göstergesidir.1 Zevke olan düflkünlükleri nedeniyle maddi zenginli¤e ulaflamad›klar›na inan›rlar. Çerkesler bu özellikleriyle, gittikçe kapitalistleflen
dünyaya uyum sa¤layamama tehlikesiyle karfl› karfl›ya olduklar›n› düflünürler. Özellikle kentte yaflayan insanlar, bu “ehl-i keyf” hayat›n bir hastal›k oldu¤unu ve bu hastal›ktan kurtulmak gerekti¤ini düflünürler. Ancak, belki
de tam tersi bir de¤erlendirme yapmak daha do¤ru olabilir.
Zevk düflkünlü¤ünün nedeni, Çerkes toplumunda yüzy›llard›r süren anti-kapitalist Potlaç (Mauss 1990) üretim anlay›fl›d›r. Çerkesler, pek
çok tar›m toplumu gibi sürekli üretime dayal› ve Protestan ahlak›n› içine
sindirmifl bir kapitalist üretim anlay›fl›ndan ziyade daha ahlaki ve hazc›
olan Potlaç ekonomik üretim anlay›fl›n› benimsemifllerdir. Bilindi¤i gibi,
kapitalist ekonomi anlay›fl›nda belirleyici olan çal›flma, yat›r›m, tasarruf,
mal ve hizmetlerin sat›fl›yken, Potlaç ekonomisinde belirleyici olan misafirperverlik, arma¤an verme ve tüketim anlay›fllar›d›r. Kapitalizmde gücün
kayna¤› para ve maddi zenginliktir; Potlaç ekonomisinde ise meflru gücün
kayna¤› arma¤and›r. Bir beyin, afliret reisinin veya a¤an›n buyru¤undakilere verdi¤i arma¤anlar, ziyafetler ve ödüller karfl›l›¤›nda onlardan ald›¤› sadakat ve güçtür. Bu nedenle vars›ll›k, tüketti¤iniz, verdi¤iniz arma¤anlar ve
sergiledi¤iniz misafirperverlik ölçüsünde mümkündür. Bu pederflahi yap›,
bu tür nedenlerle üretimi de¤il tüketimi, s›k›nt›y› de¤il hazz›, çal›flmay› de¤il ehl-i keyf olmay› yüceltir. K›sacas›, sosyal statüyü belirleyen kazan›lan
de¤il tüketilendir.
238
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
Kuzeyden bafllad›¤›m yolculu¤a devam ediyorum. Samsun, Çorum,
Tokat ve Amasya’n›n köylerini arkada b›rak›p Kayseri, Sivas ve Marafl’›n bir
k›sm›n› içeren Uzunyayla’ya do¤ru yol al›yorum. Uzunyayla, bugün bak›ld›¤›nda o denli yeflil ve ormanl›k bir arazi de¤il. Ancak, anlat›lanlara göre
sürgünün ilk y›llar›nda Uzunyayla’y› gören Çerkesler, sulak arazisine ve
engin ormanlar›na hayran kalm›fllar. Bu bölgeye gelen Çerkesler, o tarihten bu yana Uzunyayla’y› kendilerine yeni vatan bellemifller. Çerkeslerin
Anadolu’ya yerlefltirilmeleri o denli kolay olmam›fl, yer yer sanc›l› günler
yaflanm›flt›r. Çarflamba’da k›z›l otlarla kapl› topraklar›n elde edilmesi ve tar›ma aç›lmas› Çerkesler için ne denli kolay olmuflsa, baflka topraklara yerleflmek bir o kadar zor olmufltur. Sözgelimi, Çerkes olan Pertevniyal Han›m’›n o¤lu Sultan Aziz taraf›ndan o dönemdeki ad› Aziziye olan Kayseri–P›narbafl›’na yerlefltirilen Çerkesler, bölgenin yerleflik halk› olan Avflar
Türkmenleriyle zaman zaman silahl› çat›flmalara girmifllerdir. Bu çat›flmalar öyle bir boyuta ulaflm›flt›r ki, ‹stanbul hükümetinin müdahalesiyle her
iki grubun da yaflayacaklar› yerler kesin co¤rafi s›n›rlarla belirlenmek zorunda kalm›flt›r.
Uzunyayla, Çerkes geleneklerinin önemli bir de¤iflime u¤ramadan
yaflat›ld›¤› mekânlardan biri. 1860’l› y›llardan bu yana Kabarteylerin toplu
bir flekilde yerlefltikleri ve bugüne de¤in toplu bir flekilde yaflad›klar› bir bölgee. Bu nedenle, Kayseri, Sivas ve Marafl illerinde ve köylerinde Çerkes kültürünün kaybolmas›, “khabze”nin etkisini yitirmesi, dü¤ün ve cenazelerin
geleneklere uygun bir flekilde düzenlenmemesi, halk meclislerinin oluflturulmamas›, dilin unutulmas› gibi sorunlar bu bölgede pek yaflanmam›fl.
Çerkes kimli¤i çok belirgin bir flekilde, asimile olmaks›z›n y›llard›r varl›¤›n› devam ettiriyor. Hatta öyle ki, unutulmaya yüz tutmufl baz› gelenekler
yeniden canland›r›l›yor. Uzunyayla, Osmanl› ve Cumhuriyet ordular› süvarilerinin at ihtiyac›n›n karfl›land›¤› yer olmufltur daima. Ancak son y›llarda
bu özelli¤ini yitirmeye bafllam›flt›r. Geçti¤imiz y›llarda Erciyes Üniversitesinden yetkililer, Kuzey Kafkasyal› ilgililerle ba¤lant›ya geçerek Çerkes atlar›n›n yeniden bölgede yetifltirilmesi için gerekli çal›flmalar› bafllatm›fllard›r.
Yollar, beni daha sonra Göksun, Marafl, Hatay ve Reyhanl› gibi yerlere götürüyor. Her bir durak bana yeni zenginlikler, dostluklar ve de¤erler
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
239
kazand›r›yor. Göksun’daki Mahmutbey, Mehmetbey ve Tahirbey köyleri
Uzunyayla’n›n güneye kadar uzanan son noktalar›. Her biri kendi halinde
Abzek köyü. Göç nedeniyle, verimli topraklar ifllenmez halde. Kayseri’yi
Marafl’a ba¤layan karayolundan geçen araçlar ovan›n sessizli¤ini bozarken,
akan suyun sesi, köylerde kalan yafll›lara geçmiflin canl› köy yaflant›s›n›n
an›lar›n› f›s›ld›yor. Yer yer, çevreye ün salm›fl k›rdaki alabal›k lokantantalar›na gidenlerin yayd›¤› gürültü sessizli¤i deliyor ovan›n içinde.
Hatay… Tarihin bilinen ilk kenti. Uygarl›klar›n befli¤i bereketli Anadolu topraklar›n› Babil’e ba¤layan yollar üzerinde kurulmufl. Kufllar›n göç
yollar›n›n üzerindeki o dar ve zor geçit veren Belen geçidini geçer geçmez
önümüzde aç›lan uçsuz bucaks›z Amik Ovas›… Reyhanl›’ya kadar uzanan
verimli topraklar. Reyhanl› Çerkeslerinden bir k›sm›, Ürdün, Suriye ve ‹srail Çerkesleriyle akraba. Reyhanl›’dakilerin önemli bir k›sm›, 93 Harbinden sonra Osmanl› taraf›ndan bölgeye yerlefltirilmifl. Reyhanl› Çerkesleri,
Suriyeli akrabalar› ile yeterince ba¤lant› kuramad›klar›ndan, Göksun veya
Uzunyayla ile aralar›nda uzun bir mesafe bulundu¤undan, Türkiye’nin di¤er noktalar›nda bulunan akrabalar›na oranla kendilerini daha fazla yaln›z
hissediyorlar. Bu nedenle, bölgeden di¤er kentlere yo¤un bir göç var. Ayr›ca, Reyhanl› Çerkeslerinin önemli bir bölümü “Dönüflçü.” Yani, anavatana
kesin dönüfl yapmaktan yanalar. Bugüne de¤in yirmi befl kiflinin kesin dönüfl yapt›¤› söyleniyor bölgeden. Bu oran, di¤er bölgelerle k›yasland›¤›nda
oldukça yüksek. Reyhanl›l›lar, 1930’lu ve 40’l› y›llarda CHP’nin Tek Parti
iktidar›nda, bölgede özellikle Araplara karfl› uygulanan ‘Vatandafl Türkçe
Konufl!’ kampanyas›ndan olumsuz bir flekilde etkilenmifller. Her ne kadar,
anadillerini yaflatma konusunda böyle bir bask›yla karfl›laflm›fllarsa da, egemen Arap kültürü karfl›s›nda asimile olmamak için direnmifller ve bunda
baflar›l› olmufllard›r.
Yolculu¤um, Suriye s›n›rlar›n› gösteren dikenli tellerin bulundu¤u
noktada sona eriyor. Ancak, Düzce, Adapazar›, Bal›kesir, Çanakkale ve ‹stanbul gibi yerlerden hiç söz etmedim. Bu yaz›da sadece, Samsun’dan b›rak›lan suyun güneye do¤ru izleyebilece¤i yolu takip ederek Reyhanl›’ya kadar geldim. Türkiye’nin do¤usu ve bat›s› aras›ndaki çizgide yaflayan Çerkeslerin hayat alanlar›na iliflkin gözlemlerimi aktard›m. Çerkes dünyas›ndaki
240
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
yolculu¤umun sadece bir k›sm›yd› bu. Yolculuk boyunca gördüklerim, duyduklar›m ve yaflad›klar›m, anlam dünyama yeni anlamlar kazand›rd›. Kaf
Da¤›’n›n ötesinden gelen insanlar›n çocuklar› ve torunlar›, bana farkl› zenginliklerin bu dünyada hâlâ var oldu¤unu gösterdiler: Sayg›, misafirperverlik ve hayat›n kendilerine sundu¤u dünyevi olandan keyif alma hali, Çerkeslerin anlam dünyalar›nda yer etmifl önemli unsurlar. Çerkeslerin Anadolu’da bulunduklar› zaman içerisinde anlam dünyalar›nda yer eden bir
baflka unsur ise, de¤iflen siyasal ba¤lam karfl›s›nda gelifltirdikleri siyasal kat›l›m stratejileridir. Çerkeslerin toplumsal belle¤inde bu stratejilerin izlerini sürmek mümkün.
Çerkes Diasporas› ve Siyasal Kat›l›m Stratejileri:
Kurumsal Yönlendirme
Yukar›da da aç›kça dile getirildi¤i gibi, zorunlu göçün bafllang›c›ndan bu yana Çerkesler, anavatanlar›ndan uzakta kendileri için yeni diasporik vatanlar yaratma aray›fl›nda olmufllard›r. Terk edilen co¤rafyaya benzer
co¤rafyalar›n bulunmas›, akordeonla çal›nan folklorik müzi¤in, tahtalara
vurularak elde edilen ritim üzerine yap›lan danslar›n, gençler aras›nda yap›lan zekes isimli sohbetli gecelerin, sürgün (göç) s›ras›nda yak›lan ‹stanbulako adl› a¤›tlar›n günümüzde sürekli yinelenmesinin, kad›n erkek aras›ndaki kat›l›mc› toplumsal iliflkilerin, yine kad›n ve erkek aras›nda ‘kaç-göç’
olmamas›n›n, Kafkasya’da var olan Thamate (Yafll›lar›n sayg›nl›¤› ve halk
meclisini yöneten kimse) gelene¤inin, hijyene verilen önemin, Bat›l› anlamdaki kamusal ve özel alan ayr›m›n›n, bireyler aras› sayg› kurumunun,
toplumsal ay›p (haynape) kurumunun ve belki de en önemlisi misafirperverlik gelene¤inin sürdürülmesi anavatandan uzakta yeni vatanlar›n oluflumunu büyük ölçüde sembolik düzeyde de olsa mümkün k›lm›flt›r.2
Türkiye toplumsal yaflant›s›na daha çok saraya verilen “al›ml›” Çerkes kad›nlar›yla, Milli Mücadele y›llar›nda Biga’da gerçekleflen Anzavur
Ayaklanmas› ve yine bu ayaklanmay› bast›rmak amac›yla gönderilen Kuva-i
Milliye temsilcilerinden Ethem Bey ile geçen, son y›llarda yaflanan Abhazya
ve Çeçenistan olaylar›yla gündemi zaman zaman iflgal eden Çerkes diasporas›n›n özellikle son y›llarda kentsel alanda farkl› bir kimlikleflme sürecine
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
241
girdi¤i gözlemlenmektedir. Geleneklerin yeniden infla edildi¤i, geri dönüfl
yapanlar›n say›ca artt›¤›, etnik örgütlenmenin ivme kazand›¤›, dil kurslar›n›n düzenlendi¤i, anavatana yap›lan turistik ziyaretlerin say›ca artt›¤›, Kafkasya ile yap›lan ticaret hacminin yükseldi¤i günümüzde diasporik kimlikler daha farkl› bir düzlemde oluflturulmaktad›r. Oluflturulan bu diasporik
kimliklerin tasar›m›n› etkileyen farkl› nedenler bulunmaktad›r. Sovyetler
Birli¤i’nin çözülmesiyle birlikte Kuzey Kafkasya ile Türkiye aras›ndaki siyasi, iktisadi ve kültürel iliflkilerin yo¤unlaflmas›; son y›llarda Abhazya ve Çeçenistan’da yaflanan siyasal ve toplumsal gerilimler; dünyan›n pek çok yerinde son y›llarda yaflanan etnik ve kültürel farkl›l›klar›n ön plana ç›kar›lmas›
gibi etnik siyaset giriflimleri ve yükselen kültürelizm söylemi; Türkiye’nin
Avrupa Birli¤i’ne (AB) girifl sürecinin fiilen bafllad›¤› son y›llarda AB’nin Kopenhag Kriterleri çerçevesinde “etnik az›nl›klara” “kültürel çeflitlilik temelinde” imtiyazl› haklar tan›nmas› gerekti¤i yönündeki telkinleri ve demokratikleflme sürecinin bizleri çok-sesli bir Türkiye’nin oluflumuna yöneltmesi gibi
önemli etmenler, Çerkes toplumu içerisinde etnik-kültürel örgütlenmenin
ivme kazanmas›na ve anavatan ile temas›n artmas›na neden olmufltur.
Özellikle so¤uk savafl döneminde egemen olan ideolojik çat›flma sürecinde, Türkiye’de yaflayan Çerkes diasporas› ile Kuzey Kafkasya aras›ndaki iliflkiler son derece s›n›rl› olmufl; Türkiye’de yayg›n olan Sovyet karfl›t›
propaganda nedeniyle Çerkes diasporas› güçlü bir Sovyetler Birli¤i aleyhtarl›¤› ile beslenmifltir. Anavatan ile iletiflim ve ulafl›m kanallar›n›n s›n›rl› oldu¤u bu dönemde Çerkes diasporas›, sadece Kafkasya’dan Çerkes dilinde
yay›n yapan Sovyet radyolar›ndan anavatanlar›na dair haberleri alabilmifllerdir. Sovyetler Birli¤i’nin 1990’l› y›llar›n bafllang›c›nda yaflad›¤› çözülme
ile birlikte Kuzey Kafkasya’n›n d›fl dünya ile ulafl›m ve iletiflim kanallar› aç›s›ndan ba¤lant›lar›n›n zenginleflti¤ini görüyoruz. Bugün Trabzon ve Samsun limanlar› ile Soçi ve Sohum limanlar› aras›nda sürekli feribot seferleriyle birlikte ‹stanbul’dan Maykop ve Krasnodar havaalanlar› aras›nda düzenli uçak seferleri düzenlenmektedir. Anavatan ile diaspora aras›nda artan
bu ba¤lar sadece ulafl›m ve iletiflim düzeyinde kalmamakta, yukar›da da dile getirildi¤i gibi, kültür, e¤itim ve ticaret alanlar›nda da görülmektedir. Günümüzde, Türkiye’de yaflayan Çerkes diasporas› için zaman ve mekân kur242
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
gular› So¤uk Savafl döneminde oldu¤undan farkl› bir flekilde tezahür etmektedir. Kuzey Kafkasya, art›k yak›n zamana de¤in oldu¤u gibi ideolojik
angajmanlar gere¤i Türkiye’deki Çerkes diasporas› taraf›ndan ötekilefltirilen ve sadece geride b›rak›lan o hayali vatan fleklinde alg›lanan ülke de¤il,
aksine zaman zaman ziyaret edilen, geride b›rak›lan yak›n akrabalar›n aran›p bulundu¤u, iktisadi ve kültürel ba¤lar›n kuruldu¤u gerçek bir co¤rafya
olarak alg›lanmaktad›r.
Genel hatlar›yla betimledi¤im bu yap›sal ve konjonktürel arka plan
üzerine flimdi, Çerkeslerin özellikle 1970’li y›llar›n bafllang›c›ndan bu yana
Türkiye’deki kurumsal mekanizmalar›n el verdi¤i ölçüde gelifltirdikleri farkl› siyasal kat›l›m stratejilerine k›saca de¤inmek istiyorum. Bu de¤erlendirmeyi yaparken ‹ngiliz araflt›rmac› Patrick R. Ireland’›n gelifltirdi¤i “kurumsal yönlendirme teorisini” (institutional channeling theory) kullanaca¤›m. Ireland, göçmen topluluklar›n göç sürecinde oluflturduklar› siyasal kat›l›m stratejilerini de¤erlendirirken, göç alan ülkenin yasal ve siyasal yap›s›na özel bir
önem verir. Ireland, baz› göçmen topluluklar›n›n, yaflad›klar› ülkelerin kendilerine yönelik sistematik bir flekilde uygulad›klar› kurumsal kay›ts›zl›k ve
d›fllama nedeniyle, siyasal kat›l›m yönünde pek istekli olmad›klar›n› belirtir
(Ireland 1994; ve 2000). Ireland, göçmenlerin siyasal kat›l›m stratejilerini
anlayabilmek için, bugüne de¤in s›kça baflvurulan ve s›n›f ile etnisite kavramlar›n› hareket noktas› olarak alan teorik yaklafl›mlar›n ötesine gidilmesi
gerekti¤ini düflünür. Bu nedenle, kendisi “kurumsal yönlendirme teorisi”
denilen bir yaklafl›m› alternatif olarak önerir. Bu yaklafl›ma göre, siyasal kat›l›m stratejileri gelifltiren etnik az›nl›klar, içinde bulunduklar› yap›n›n niteli¤i nedeniyle etnisiteyi birincil araç olarak kullanma e¤ilimi gösterirler. Bu
e¤ilimin ard›nda yatan neden, öncelikli olarak “evsahibi” toplumun az›nl›klara iliflkin uygulad›¤› yasal ve siyasal düzenlemelerdir. Sözgelimi, e¤er egemen anlay›fl merkezi siyasal iktidar taraf›ndan uygulanan çokkültürlülük
ideolojisi ise, etnik gruplar büyük ihtimalle etnisite ve kültür söylemlerini
yücelterek örgütlenme yoluna gidecekler ve iktidar›n kendilerine çokkültürlülük projesi çerçevesinde ay›rd›¤› kaynaklardan yararlanabilmek için de iktidarla klientalist bir iliflkiye gireceklerdir. Bu teorik çerçeveden bak›ld›¤›nda,
Türkiye’de yaflayan Çerkes toplumunun, bugüne de¤in öncelikli olarak neTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
243
den etnisite çizgisinde örgütlendi¤ini anlamak mümkün olabilir. Etnik az›nl›klar› siyasal kat›l›mdan uzak tutan ve onlar› d›fllayan bir yasal düzlemde,
Çerkeslerin kendi içlerine dönük etnik örgütlenmelere yönelmeleri, bu teori
dikkate al›nd›¤›nda, kaç›n›lmaz olarak görülür.
Bu yaklafl›mdan hareket edilecek olursa, diasporada yaflayan Çerkeslerin farkl› ülkelerde farkl› siyasal kat›l›m stratejileri gelifltirme e¤ilimi gösterdikleri saptamas› yap›labilir. Sözgelimi, Antropolog Seteney Shami’nin
çal›flmalar›ndan da alg›lanaca¤› üzere Ürdün kabileler ölçe¤inde örgütlenen bir siyasal yap›ya sahip oldu¤undan, bu ülkede yaflayan Çerkesler kabile fleklinde örgütlenme gere¤ini görmüfllerdir. Bu amaçla 1980 y›l›nda kurulan Çerkes-Çeçen Kabile Konseyi, di¤er kabile konseyleri gibi siyasal iktidar taraf›ndan tan›nm›fl ve ülkedeki kaynaklar›n paylafl›m sürecinde kendi
üyelerini temsil etme hakk›na sahip olmufltur (Shami 1998).
Türkiye’de ise ulus-devlet projesinin uygulamaya kondu¤u ilk y›llardan itibaren yayg›nlaflt›r›lan formal ço¤unluk milliyetçili¤i söylemine paralel olarak, Çerkesler de varl›klar›n› sürdürebilmek için var olan ulusal homojenlefltirme projesine angaje olmay› tercih etmifller ve bu nedenle etnik
kimliklerini kamusal alanda d›flavurmamaya özen göstermifllerdir. Daha
sonra, 1970’li y›llar›n ideolojik kutuplaflma sürecinde siyasal yap›n›n de¤iflimiyle birlikte Çerkeslerin de “devrimci” ve “dönüflçü” kutuplaflmas› içinde örgütlendiklerini gözlüyoruz. Her iki grup da ço¤unlukla sol e¤ilimli insanlardan oluflmakla beraber, “devrimciler” Çerkes toplumunun haklar›n›n
Türkiye’de gerçeklefltirilecek bir sosyalist devrim sonucunda oluflacak federatif bir yap› içinde tan›naca¤› yönünde bir söylem kullanm›fllar; “dönüflçüler” ise öncelikli sorumluluklar›n›n Kafkasya’ya yani anavatana yönelik oldu¤unu söylemifller, bu nedenle geri dönüfl tezini savunmufllard›r. “Dönüflçüler” kendilerini sola ait olarak tan›mlasalar da Çerkes milliyetçili¤i
çizgisinde olduklar›n› söylemek pekâlâ mümkündür ve bir grup Çerkes
1989 sonras›nda anavatana dönüflü gerçeklefltirebilmifltir.
1980’de yaflanan askeri darbe, Çerkes diasporas›nda örgütlenme konusunda bir sessizli¤in ortaya ç›kmas›na yol açm›flt›r. Metafizik ve teolojik bir
niteli¤e sahip olan ve Türk-‹slam sentezini söylemlefltiren 1982 Anayasas›’n›n damgas›n› vurdu¤u 1980’li y›llarda Çerkesler yine iki farkl› kolda örgüt244
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
lenmelerini devam ettirdiler. Bunlardan bir tanesi egemen ideolojiyle örtüflen
bir çizgide ‘Çerkes-Türkü’ kimli¤ini benimseyen ve Türk-‹slam sentezine yak›n olanlard›r. Di¤er yandan, Türk milliyetçisi bu anlay›fla karfl›t olarak Çerkesliklerini ön plana ç›karan gruplar da bu dönemde varl›k göstermifllerdir.
Ancak her iki oluflum da daha çok popüler düzeyde sergilenmifl, dernek ve vak›f düzeyindeki örgütlenme 1990’l› y›llarda yo¤un olarak yaflanm›flt›r.
Öte yandan, etnik siyasetin yayg›nlaflt›¤› 1990’l› y›llar›n Türkiye’sinde
ise Çerkes diasporas›n›n, az›nl›k söylemine dayal› bir siyasal kat›l›m stratejisi
gelifltirme e¤ilimi içine girdi¤i söylenebilir. Dönemin küreselleflen etnik siyasetinin belirledi¤i Çerkes diasporas› içindeki az›nl›k söyleminin yine 2000’li
y›llar›n bafllang›c›nda h›zl› bir de¤iflim sürecine girdi¤i düflünülebilir (Kaya
2004). Özellikle son y›llarda Avrupa Birli¤i düzleminde yer alan etnik gruplar›n tabi olduklar› ulus-devletlerin yer yer bask›c› hegemonyalar›ndan kendilerini kurtarabilmek için Avrupa Birli¤i’nin kendilerine sundu¤u ulus-ötesi mekanizmalar› kullanma e¤iliminde olduklar›n› görüyoruz. Bask, Korsika ve Katalan gibi otokton halklar›n yan› s›ra Türkiye’deki Çerkes diasporas› da bu e¤ilimi sergilemektedir. Özellikle son dönemde Türkiye’nin Avrupa Birli¤i’ne tam
üyeli¤i yönündeki çal›flmalara paralel olarak ç›kar›lan Kat›l›m Ortakl›¤› Bildirgesi’nde Avrupa Birli¤i Komisyonu’nun “az›nl›k” kavram›n› kullanmaktan
özenle kaç›nmas›, hem Bat›’n›n kendi yap›sal sorunlar› hem de Türkiye’nin
içinde bulundu¤u yap›sal ve konjonktürel nedenlerden dolay› oldukça anlaml›d›r. Çok yak›n zamana de¤in Avrupa ülkeleri, kendileri ve d›fl dünya için “az›nl›k” söylemini kullanmakta çekince görmemekle birlikte son dönemde Avrupa
Birli¤i içindeki uyumun bozulabilece¤i ihtimalini göz önünde bulundurarak
“az›nl›k” kavram› yerine daha uyumlu bir kavram oldu¤unu düflündükleri
“kültürel ço¤ulculuk” kavram›n› kullanmaya bafllam›fllard›r. Bu nedenle ulusötesi düzlemde haklar›n aray›fl›na giren kültürel gruplar da bu söylemsel farkl›laflmaya uyum sa¤layarak az›nl›k söyleminden k›smen uzaklaflmaya bafllam›fllard›r. Türkiye’deki Çerkes dernek ve vak›flar›nda da benzer bir e¤ilimden
söz edilebilir. Birazdan daha ayr›nt›l› bir flekilde aktar›lacak olan Demokratik
Çerkes Platformu ve Kaf-Der gibi oluflumlar bu e¤ilimi sergilemektedirler.
Avrupa Birli¤i’ne entegrasyon sürecinde gerek içsel gerekse d›flsal
faktörlerle Türkiye’de derinleflerek süre giden demokratikleflme sürecinin
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
245
etnik, kültürel ve dinsel az›nl›klar ile devlet iliflkilerinin yeniden tan›mlanmas› sürecinde çok belirleyici oldu¤unu belirtmek gerekiyor. Neredeyse
Cumhuriyet’in kurulufl y›llar›ndan bu yana her türlü az›nl›k talebini, kendi
“ulusal güvenli¤ine tehdit” olarak alg›layan devlet kurum ve kurulufllar›n›n,
uyum paketlerinde de dile getirildi¤i gibi bu talepleri bundan böyle “eflitlik
ve adaletin sa¤lanmas›” yönünde dile getirilen talepler olarak de¤erlendirme e¤ilimine girdi¤i söylenebilir. Bu e¤ilimin ortaya ç›kmas›yla birlikte yürürlülü¤e giren anadilde yay›n ve e¤itim ile birlikte az›nl›k vak›flar›n›n hukuksal niteli¤ine iliflkin düzenlemeler, Türkiye’nin demokratikleflmede katetti¤i yolu ifade etmesi aç›s›ndan çok anlaml›d›r.
Günümüzde gelifltirdikleri ulusafl›r› siyasal, sosyal, kültürel ve ticari ba¤larla Kuzey Kafkasya (Rusya Federasyonu), Ürdün, ‹srail ve Suriye ile
Türkiye aras›nda belli ölçülerde bir tür köprü oluflturan Çerkes diasporas›,
ülke içinde gerçeklefltirdi¤i sivil toplum kurulufllar› ile de ülke iç ve d›fl siyasetini kendi ölçüsünde flekillendirmektedir. Özellikle kentsel alanda say›lar› son y›llarda h›zla artan bu tür örgütlenmeler, Çerkes diasporas› içinde
önemli toplumsal, siyasal ve kültürel de¤iflimlere de kaynakl›k etmifllerdir.
Bu tür örgütler, dergi ve kitap benzeri yay›nlar›yla, kapsaml› web sayfalar›yla, düzenledikleri kültürel faaliyetler, konferanslar, sergiler, geziler ve flenliklerle bir taraftan Diane Crane’in (1972) “görünmez kolejler” (invisible colleges) olarak adland›rd›¤› informel e¤itim kurumlar› gibi ifllev görmekteyken, di¤er taraftan Appadurai’nin (1997) Max Weber’e göndermeyle “ortak
hissiyatlar cemaati” (community of sentiments) olarak tan›mlad›¤› cemaatlerin ortaya ç›kmas›na da olanak tan›r. Kald› ki, video filmleri, televizyon, dergi, internet gibi kitle iletiflim araçlar›n›n son y›llarda diasporik Çerkes kimli¤inin Türkiye’de yayg›nl›k kazanmas› sürecinde önemli bir etkisi oldu¤u
bilinmektedir (Kaya 2004 ve 2005).
Sonuç
Bu çal›flman›n amac›, Türkiye’de yaflayan Çerkeslerin diasporik kimliklerinin oluflum süreçlerinde ortaya ç›kan ortak unsurlar›n alt›n› çizmek;
diasporalar ba¤lam›nda oluflan etnokültürel ve dinsel kimliklerin anavatandan getirilen ve de¤iflmeden varl›¤›n› koruyan tözsel oluflumlar olmad›¤›n›
246
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
hat›rlatmak; aksine bu tür kimliklerin yere, zamana, çevresel koflullara ve
toplumsal etkileflim türlerine ba¤l› olarak gerçekleflen tasar›mlar oldu¤unu
iddia etmektir. Bu tür tözcü oluflumlar›n ortaya ç›kmas›ndaki neden, iddia
edildi¤i gibi diasporik gruplar›n muhafazakâr, gelenekçi ve tözcü olmalar›ndan kaynaklanmamaktad›r. Bu tür tözcü oluflumlar› birer semptom olarak
görmek ve birtak›m farkl› süreçlerin sonucu olarak de¤erlendirmek gerekmektedir. Ortaya ç›kan bu kendi içine kapal› diasporik oluflumlar›, Almanya’da bulunan Türk diasporas› örne¤inde oldu¤u gibi Türkiye’de bulunan
Çerkes diasporas› özelinde de, egemen ço¤unluk toplumunun, siyasal yap›n›n, iktisadi süreçlerin, hukuksal yap›n›n ve kültürel söylencelerin karfl›s›nda d›flland›klar›n› hisseden diasporik gruplar›n bir tepki olarak ürettikleri siyasal bir muhalefet tarz› veya hayatta kalma mücadelesi olarak tan›mlamak
mümkün. Dolay›s›yla, diasporik oluflumlar, sadece söz konusu gruplar›n
özel alanlar›yla s›n›rl› olan kültürel ve etnik yap›lanmalar olarak de¤il, aksine
oldukça politik birer yap›lanma veya bir tür muhalefet etme flekli olarak da alg›lanabilirler. Bu tür bir yap›lanmaya sahip olmalar› itibariyle gerek geleneksel gerekse modern diasporalar, Ayd›nlanma anlay›fl›n›n benimsetti¤i “kültürün özel alana, siyasetinse kamusal alana tekabül etti¤i” tezini olumsuzlayan
oluflumlar olarak karfl›m›za ç›karlar. Baflka bir flekilde ifade etmek gerekirse,
diasporalar bizlere kültürün son derece siyasal bir araç olarak kamusal alana
girme mücadelesi sürecinde kullan›labilece¤ini göstermektedir. Yukar›da dile getirildi¤i gibi, günümüzün diasporik kimlikleri, ister geleneksel olsun isterse modern, evrensel ve tikel eksenler üzerine infla edilmektedir. Küreselleflmenin araçlar›n› kullanarak birbirine yak›nlaflan diaspora üyeleri, bir taraftan anavatanlar›yla ve diasporan›n di¤er üyeleriyle daha yak›nlaflmakta, di¤er yandan da küreselleflmenin özneleri olmaktad›rlar. Diasporalar bu yönüyle evrensellik boyutunu yüceltirken, içinde bulunduklar› siyasal, toplumsal, iktisadi ve hukuksal yap›n›n kendilerine karfl› kulland›¤› yap›sal d›fllama
mekanizmalar›n›n yo¤unlu¤una ba¤l› olarak kültürel, etnik ve diasporik
kimliklerini tözsellefltirme ve yüceltme e¤ilimi göstermektedirler.
Kendilerini d›fllanm›fl hisseden bu tür gruplarca kültür ve etnisite söyleminin s›kl›kla kullan›lmas›n› ve yüceltilmesini asl›nda, parlamento, siyasal
partiler ve sendikal örgütlenme gibi meflru siyasal mekanizmalar›n kullan›laTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
247
mamas› ile aç›klamak gerekir. Bir ulus-devlet içerisindeki kültürel veya etnik
nitelikli merkezkaç kuvvetlerin yayg›nl›¤›n› belirleyen, bu tür oluflumlara d›fllama mekanizmalar›yla zemin haz›rlayan ço¤unluk toplumunun ve siyasal yap›n›n kendisidir. E¤er herhangi bir ulus-devlet karfl›laflt›¤› sorunlar›n üstesinden gelemiyorsa, o devletin bir meflruiyet krizi yaflad›¤› bilinir. Bu meflruiyet
krizini yaflamamak için devletler, merkezkaç kuvvet oluflturma ihtimali olan
oluflumlar›, ideolojik baz› ayg›tlar› kullanarak, yeniden siyasal merkeze kazand›rman›n yollar›n› aramal›d›rlar. Bunu yaparken de, tabii ki, bask›c› yöntemler de¤il, halk›n r›zas›na dayal› demokratik yöntemler kullanmal›d›rlar.
Çerkes diasporas›, anavatanlar›ndan zorla uzaklaflt›r›lan, kapitalizm
öncesi geleneksel diasporalara bir örnektir. Ancak, h›zla toplumlar› etkisi
alt›na alan küreselleflme süreçleri, iletiflim ve ulafl›m araçlar›yla zaman ve
mekân kurgular›n› tamam›yla de¤ifltirmekte, “burada” (sözgelimi diasporada) fiziki olarak yaflarken “orada” (sözgelimi anavatanda) ayn› anda sembolik olarak yaflamay› veya “orayla” h›zl› bir iletiflim a¤› kurmay› mümkün k›lmaktad›r. Di¤er bir deyiflle, ulusafl›r› alanlar›n ortaya ç›kmas›yla nehrin iki
yan›nda ayn› anda yaflamak mümkün hale gelmifltir. Bu ulusafl›r› gerçeklik,
Türkiye’de yaflayan Çerkes diasporas›n›n siyasal kat›l›m stratejilerini de büyük ölçüde flekillendirmeye bafllam›flt›r. Çerkeslerin di¤er diaspora örneklerinde de oldu¤u gibi (Kaya, 2000) tarihsel süreç içerisinde, yaflad›klar› ülkenin, bu ister Türkiye, ister Suriye, ister Ürdün veya ‹srail olsun, egemen
siyasal ve yasal yap›s›ndan etkilenmek suretiyle siyasal kat›l›m stratejileri
ürettikleri sonucuna varmak mümkündür. Bu siyasal kat›l›m stratejisi yeri
geldi¤inde “devrimci”, “dönüflçü”, “Türk-islam sentezcisi”, “az›nl›kç›”, “diasporik” veya “Avrupa Birli¤i yanl›s›” bir niteli¤e sahip olabilmektedir. Di¤er bir deyiflle, söz konusu siyasal kat›l›m stratejisinin dönemin hâkim ideolojisiyle bir ba¤›n›n oldu¤unu görmek gerekir.
Teflekkürler
Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) araflt›rmalar›ma sa¤lad›¤›
katk›lardan ötürü teflekkürlerimi sunar›m. Çerkes Diasporas› araflt›rmam
boyunca benden desteklerini esirgemeyen Demokratik Çerkes Platformu
ve Kaf-Der Yönetim Kurulu üyelerine de teflekkür ederim.
248
Anadolu’da Çerkes Diasporas›: Etnokültürel ve Siyasal Yap›
Kaynakça
Andrews, P.A. 1992. Türkiye’de Etnik Gruplar. ‹stanbul: Ant Tümzamanlar Yay›nc›l›k.
Appadurai, A. 1997. Modernity at Large: Cultural Dimensions of Globalization. Minnesota: University of
Minnesota Press.
Avagyan, A. 2004. Osmanl› ‹mparatorlu¤u ve Kemalist Türkiye’nin Devlet-‹ktidar Sisteminde Çerkesler. ‹stanbul: Belge.
Aydemir, ‹. 1988. Kuzey Kafkasyal›lar›n Göç Tarihi. Ankara.
Berkok, ‹. 1958. Tarihte Kafkasya. ‹stanbul: ‹stanbul Matbaas›.
Clifford, J. 1994. “Diasporasi,” Cultural Anthropology (9/3): 302-38.
Crane, D. 1972. Invisible Colleges. Chicago: University of Chicago Press.
Dündar, F. 2001. ‹ttihat Terakki’nin Müslümanlar› ‹skân Politikas›. ‹stanbul: ‹letiflim Yay›nlar›.
Ertem, G. 2000. “Dancing to Modernity: Cultural Politics of Cherkess Nationhood in the Heartland of
Turkey” (yay›nlanmam›fl doktora tezi).
Gilroy, P. 1994. “Diaspora,” Paragraph (17/3): 207–11.
Gökçe, C. 1979. Kafkasya ve Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun Kafkasya Siyaseti. ‹stanbul: fiamil Vakf› Yay›nlar›.
Ireland, P. R. 1994. The Policy Challenge of Ethnic Diversity: Immigrant Politics in France and Switzerland.
Cambridge: Harvard University Press.
Ireland, P. R. 2000. “Reaping what they sow: Institutions and Immigrant political participation in Western Europe.1 R. Koopmans and P. Statham (der) Challenging Immigration and Ethnic Relations Politics içinde. Oxford: Oxford University Press: 233-282.
Jaimoukha, A. 2001. The Circassians. Surrey: Curzon Press.
Karpat, K. 1985. Ottoman Population 1830-1914: Demographic and Social Characteristics. Madison: The
University of Wisconsin Press.
Kaya, A. 2000. Berlin’deki Küçük ‹stanbul: Diasporada Kimli¤in Oluflumu. ‹stanbul: Büke.
Kaya, A. 2004. “Political Participation Strategies of the Circassian Diaspora in Turkey.” Mediterranean
Politics (9/2): 221–239
Kaya, A. 2005. “Cultural Reification in Circassian Diaspora: Stereotypes, Prejudices and Ethnic Relations.” Journal of Ethnic and Migration Studies (31/1): 129-149.
Mauss, M. 1990. The Gift: The Form and Reason for Exchange in Archaic Societies. London: Norton.
Safran, W. 1991. “Diasporas in Modern Societies: Myths of Homeland and Return.” Diaspora (1/1):
83–99.
Saydam, A. 1997. K›r›m ve Kafkas Göçleri 1856-1876. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yay›nevi.
Shami, S. 1998. “Circassian Encounters: The Self as Other and the Production of the Homeland in the
North Caucasus.” Development and Change (29/4): 617-46.
Notlar
1 Zekes ve Semerkho gibi ritüeller hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz. Ertem (2000).
2 Kaç-göç iliflkisi hakk›nda ayr›nt›l› bilgi için bkz., Ertem (2000).
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
249
Tomas Wilkoszewski
DÖNÜfiMEKTE OLAN S‹YAS‹ K‹ML‹KLER:
TÜRK‹YE’DEK‹ DO⁄U TÜRK‹STANUYGUR D‹ASPORASI
1
U
ygurlar, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuzeybat›s›ndaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi`nde yaflamaktad›rlar. Çin’deki toplam say›lar›
2001 y›l› için yaklafl›k 8,7 milyon olarak bildirilmifltir (Shichor
2003: 286). Çok etnili Sincan’da % 47’lik bir oranla en kalabal›k etnik grubu temsil etmektedirler. Bunu % 38’le Han-Çinlileri takip etmektedir (Toops
2000: 159).2 19. yüzy›ldan bu yana süregelen siyasi çalkant›lar farkl› dönemlerde de¤iflik göç dalgalar›na yol açm›fl, bunun sonucunda Kazakistan, K›rg›zistan ve Özbekistan gibi komflu ülkelerde Uygur topluluklar› oluflmufltur.3
Türkiye, Suudi Arabistan, ABD ve Almanya’daki daha küçük Uygur topluluklar› 20. yüzy›l›n ikinci yar›s›nda belirginlik kazanmaya bafllad›lar. Bu çal›flmada, 1950 y›l›ndan sonra Türkiye’deki Uygur diasporas› incelenecektir.
Uygurlar›n Türkiye’ye göç tarihinin yan› s›ra, diaspora Uygurlar›n›n çok katmanl› etnik ve kültürel kimliklerinin ulusalc› bir ideoloji çerçevesinde geçirdikleri de¤iflim ve dönüflümler ele al›nacakt›r. Burada sunulan sonuçlar,
2006 y›l›nda Kayseri ve ‹stanbul’da yap›lm›fl olan saha araflt›rmalar›n›n neticeleridir ve bir ön çal›flma niteli¤indedir. Bu makaleye temel olan görüflmeler, ‹stanbul ve Kayseri’deki vak›flarda aktif siyasetle u¤raflan Uygurlarla gerçeklefltirilmifltir. Bunun yan› s›ra, ‹stanbul’da, büyük ço¤unlu¤u erkeklerden
oluflan gençlerle yap›lan informel görüflmeler, kitap ve dergi gibi vak›f yay›nlar› bu makalede müracaat edilen di¤er kaynaklar› oluflturur. Bu yay›nlar›n
en önemlileri, Do¤u Türkistan’›n Sesi ve Gökbayrak’t›r.4
Siyasi statüsü daha çok bir iddiadan ibaret olan Sincan Uygur Özerk
Bölgesi, Çin Halk Cumhuriyeti’nin yönetimsel bir birimidir. Uygurlar›n,
nüfusu ve yaflad›klar› bölgeyle ilgili tan›mlar›, Çin resmi makamlar›ndan
farkl›l›k göstermektedir. Türkiye’deki Uygur toplulu¤unun yay›nlar›nda,
Sincan’daki Uygur nüfusu yaklafl›k 24 milyon olarak belirtilmektedir (KaflTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
251
garl› 2004: 11). Uygurlar, resmi Özerk Uygur Sincan Bölgesi tan›m›n›n yerine, neredeyse istisnas›z Do¤u Türkistan ifadesini kullanmaktad›rlar. Bu
flekilde, Çin hâkimiyetini reddettiklerini ifade etmektedirler. Çin resmi kaynaklar›n›n verileri Türkiye’deki Uygurlar taraf›ndan, sömürgeci bir çarp›tma olarak de¤erlendirilmektedir. Sincan’›n Çin’in bir iç sömürgesi olup olmad›¤› (Sautman 2000: 239 ve devam›) tart›flmas›na girmeyerek, Türkiye’de yaflayan Uygurlar›n, en az›ndan ço¤unun, geldikleri topraklar› sömürgeleflmifl hissettikleri ifade edilebilir.
Pantürkist e¤ilimleri olan Uygurlar›n alg›s›nda Do¤u Türkistan, Büyük Türkistan’›n do¤al bir parças› olarak görülmektedir. Bu bak›fl aç›s›, siyasi savlar›nda da yer bulmufltur (Alptekin 1981: 23). Günümüzde Do¤u
Türkistan, Türkistan’›n Çin hâkimiyetindeki parças›n› olufltururken, Bat›
Türkistan, eski Sovyetler Birli¤i’nden ayr›lan, befl yeni cumhuriyeti kapsamaktad›r. Türkiye’deki Uygurlarla yap›lan mülakatlarda bu befl devletin ba¤›ms›zl›klar›n› ilan etmelerinin ard›ndan, “Bat›daki kardefllerin,” Do¤u
Türkistan’dakilere yard›m edecekleri umuduna kap›ld›klar› ve ard›ndan
ciddi hayal k›r›kl›klar› yaflad›klar› görülmüfltür. Meselenin bu duygusal boyutuna tekrar ayr›ca de¤inilecektir.
Aktif olarak siyasetle u¤raflan Uygurlar aras›nda, etnisite ve milliyetçilik kavramlar› konusunda fikir birli¤i söz konusu de¤ildir. Farkl› siyasi talepler genifl bir çeflitlilik göstermektedir. Kendisiyle mülakat yap›lan pek
çok Uygur, Çin’de insan haklar› ihlalini elefltirirken, di¤erleri, Çin’den ayr›lmaktan söz etmektedir. Orta Asya ve Çin’de özellikle 11 Eylül’den sonra
geliflen siyasi olaylara paralel olarak Uygurlar aras›nda insan haklar› ihlali
konusundaki hassasiyetin artt›¤› gözlemlenmektedir.
Siyasetle ilgilenen 35 yafl›ndaki bir Uygur, yaflanan bu olumsuzluklar›n temelinde Uygurlar›n kendilerine ait bir devletlerinin olmay›fl›n› görmektedir: “Kendine ait devleti olmayan tek büyük Türk halk›y›z. Bu böyle
kabul edilemez.”
Kimlik, Etnisite ve Diaspora
Son y›llarda sosyal bilimlerde, etnik kimlik, ulus, din ve s›n›f gibi
sosyal kategorileri konu alan ilginç tart›flmalar yaflanmaktad›r.
252
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
Stuart Hall’a göre kimlik kavram›, kültürel pratikler arac›l›¤›yla temsil edilen tamamlanm›fl bir olguyu de¤il, sürekli de¤iflmekte ve dönüflmekte olan bir süreci ifade eder. Kültürel kimlikler “tarih ve kültür hakk›ndaki
söylemler içinde infla edilen, de¤iflken özdeflleme ve buluflma noktalar›d›r.
Somut bir kavramdan çok, bir konumlanma halidir” (Hall 1994: 30). Toplumsal ve siyasi koflullar, yeni bir konumlanmaya ve yeni özdefllemelere neden olmaktad›r (Hall 1999: 93). Bu de¤iflimlerde önemli nokta, kimliklerin
bir Öteki ile iliflki içinde oluflmalar›d›r. Hall bu konuda flöyle yazm›flt›r: “Bir
Öteki ile diyalog iliflkisi olmayan bir kimlik mevcut de¤ildir. […] Bu yüzden,
kimlik bir süreçtir, kimlik bir bölünmedir. Kimlik sabit bir nokta de¤ildir,
mu¤lak bir noktad›r. Kimlik ayn› zamanda, Öteki’nin Ben ile kurdu¤u iliflkidir” (Hall 1994: 93).
Konumlanma kavram›, kimlikleri, hem diasporay›, hem de ayn› diaspora içinde yer alan farkl› gruplar›, mevcut toplumsal koflullar çerçevesinde incelemeye olanak tan›maktad›r. Etnisite ve toplumsal kimlikler, kendilerini duruma göre parçalar halinde ve çok katmanl› gösterebilirler. Türkiye’deki Uygur göçmenler örne¤inde de benzer bir durum söz konusudur.
Uygurlar›n siyasi kimlikleri Türkiye’de var olagelen ulusalc› ve pantürkist
söylemle bir noktada buluflmufl ve etkilenmifltir. Dolay›s›yla diasporadaki
Uygur milliyetçili¤inin dönüflümünde Türkiye önemli bir etken olarak belirmifltir.
Büyük ölçüde Türkiye’de flekillenen Uygur diasporas›n›n temsil etti¤i ulusalc› söylem, kat› bir özcülü¤ü içermektedir. Bu öz, ortak bir köken,
ortak özellikler ya da ortak deneyimler arac›l›¤›yla tan›mlan›r. Milliyetçi
söylemlerde bu ortak noktalar, grup içindeki aidiyet duygusuna temel olarak hizmet etmektedir. Primordialist bak›fl aç›s›n›n özelliklerinden biri,
milliyet ve etnisite kavramlar›n› ço¤unlukla birbirine eflanlaml› ve insan do¤as›n›n de¤iflmez parçalar› olarak görmektir. Primordialistlerin ortak paydas›, millet ve etnisitenin ezelden beri mevcut oldu¤u ve ulus devletlerin
zaten varolan bu birliklerin üzerine infla edildi¤i yönündeki ç›k›fl noktas›d›r. Bu görüfl, milletlerin ezeli ve ebedi özsel birimler oldu¤unu vurgular.
Söz konusu birimler “[…] belirgin yaflam tarzlar›, vatan topra¤›na ba¤l›l›klar› ve siyasi özerklik için mücadele etmeleridir” (Özk›r›ml› 2000: 64-7). UyTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
253
gur ulusunun köklü tarihi, Uygurlar›n alt›n ça¤›, yine Çin etkilerine mal
edilen karanl›k dönem ve son olarak, Uygur ulusunu birlefltirecek ve liderlik ederek onu özgür k›lacak olan ulusal kahramanlar hakk›ndaki tart›flma
diasporadaki Uygur göçmenlerin siyasi söylemlerinin temelidir. Bu yönüyle onlar da dünyadaki farkl› milliyetçi ak›mlar›n müracaat ettikleri tipik bir
modeli kullan›yorlar.
Diaspora gruplar›n›n ba¤lamsall›¤›, dinamizmi, durumsall›¤› ve görelili¤ine dair incelemeler, ayn› grup içinde farkl› kimliklerin oluflabilece¤ini göstermifltir. Bunun yan› s›ra, ülkesini ya da bölgesini zorunlu olarak ya
da isteyerek terk eden her grupta, baflka bir bölgeye ulaflmas›yla birlikte otomatik olarak, diaspora toplulu¤u özellikleri tespit edilmemektedir. Diaspora bilincinin oluflabilmesi için anavatana bir e¤ilim ve/veya entegrasyonda
zorluklar›n olmas› gerekmektedir (Cohen 1997: 23 ve devam›).
Safran’›n tan›m› göz önüne al›n›rsa (1991: 83-4), Türkiye’deki Uygurlar bir diaspora grubu olarak de¤erlendirilebilir. Bu kitle, isteyerek ya da
mecbur kalarak bir göç gerçeklefltirmifltir. Türkiye’de göçmenlerin toplumsal haf›zas› korunmaktad›r. Anavatan, birçok yafll› Uygur taraf›ndan idealize edilmekte ve geriye dönüfl arzusu dile getirilmektedir. Göç ederek terk
ettikleri bölgeyle ba¤lant›lar›n› sürdürmektedirler. Türkiye’de yaflayan aktif
siyasetle u¤raflan Uygurlar aras›nda, Sincan’daki siyasi hayata yön verme
çabas› da görülmektedir. Genç Uygurlar aras›nda artarak gözlemlenen bir
di¤er özellik ise, Türkiye’de kabul görmedikleri duygusudur. Birçok Uygurun kaç›fl süreci, farkl› flekillerde konu edilen travmatik deneyimleri de beraberinde getirmifltir. Bu tarz ortak deneyimler, diasporada birbirine ba¤l›
kalmak aç›s›ndan büyük önem tafl›maktad›r.
Uygur isminin ve etnik kimli¤inin icad›
Türkiye’de yaflayan Uygurlar›n baz› yay›nlar›nda, bu etnik grubun
kökeni, 8. yüzy›ldaki bir Uygur krall›¤›na dek dayand›r›lmakta ve o günden
bu yana var olan bir süreklilik ifade edilmektedir (Kaflgarl› 2004: 12). Bilimsel literatürde hemfikir olunan nokta, Uygur teriminin 16. yüzy›ldan, 20.
yüzy›l›n 20’li y›llar›na dek pek kullan›lmad›¤› ya da en az›ndan Sincan’›n
Müslüman-Türk toplumu için hiç kullan›lmam›fl oldu¤udur (Golden 1992:
254
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
409). Gladney, Uygur etnik isminin tarih içindeki anlam kaymalar›na iflaret
etmektedir: Uygur ad› fiamanist göçebeleri, Maniheizme, Budizme veya
Nasturili¤e inananlar› ve en sonunda da Do¤u Türkistan’da yaflayan Müslüman olmayan halk› tan›mlamak için kullan›lm›flt›r (Gladney 1990: 4).
Uygurlar›n yay›nlar›nda, Do¤u Türkistan tarihinin karanl›k döneminin, 1759 y›l› Mançu-Çin istilas›yla bafllad›¤› konusunda fikir birli¤i vard›r. Uygurlar›n iddialar›na göre, günümüze kadar Çinlilere karfl› 200’ün
üzerinde “dini ve benliklerini koruma amac› güden” ayaklanma gerçeklefltirilmifltir (Bekin 2004: 5). Bunlar›n tümü k›sa süreli olmufl ve 1884 y›l›nda Do¤u Türkistan, nihai olarak Sincan ad›yla (anlam›: yeni s›n›rlar, yeni
bölgeler) resmi eyalet olarak Çin ‹mparatorlu¤u’na dahil edilmifltir. Buna
karfl›n bölge, 20. yüzy›l›n ortas›na dek siyasi belirsizlik ve bölünmüfllükle
nitelenmifltir (Millward 2000). Son olarak, 1949 y›l›nda Çin Halk Cumhuriyeti’ne dahil olunmas›yla sosyopolitik ortam de¤iflmifltir. Uygurlar
Çin’in resmi az›nl›klar›ndan biri olarak tan›nm›fllard›r. Sincan bölgesindeki demografik da¤›l›m ve etnik bileflim ise merkezi yönetimin etkisiyle flekillenmifltir.
Uygur etnik isminin yeniden canland›r›lmas› ve eski tan›mlar›n yerine geçmesi, 1921 y›l›nda Türkistan’l› entellektüeller taraf›ndan Taflkent’te
gerçeklefltirilen bir konferansta benimsenmifl ve bu ismin bu bölgeden gelen bütün insanlar› tan›mlamas› hedeflenmifltir (Golden 1992: 409). Rudelson’a göre ise Uygur kavram›, 1934 y›l›nda Sincan eyalet yönetimi taraf›ndan Sovyet s›n›fland›rma sisteminden esinlenerek kullan›lmaya bafllanm›fl ve bu tarihten itibaren homojen oldu¤u varsay›lan bir etnik gurubu tan›mlama ifllevi görmüfltür (Rudelson 1997: 6-7). Uygurlar›n bu flekilde tarif edilmesi, Çin Halk Cumhuriyeti’ne dâhil edilmeleriyle ilintilidir. Gladney, Uygur ifadesinin, devlet taraf›ndan Sincan halk›n› tan›mlamak için
kullan›ld›¤›n›, bunun daha sonra da yine ayn› halk taraf›ndan benimsenerek özcü bir nitelik kazand›¤›n› düflünmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti’nin
bir parças› olundu¤u halde merkezi otoriteyle kurulan mesafeli iliflki ve ülkedeki mevcut az›nl›k siyaseti bu topluluk aras›nda bir ulus bilincinin flekillenmesine yol açm›flt›r (Gladney 1990). Bu görüfller günümüzde Uygur
milliyetçileri aras›nda kabul görmemektedir. Yap›lan mülakatlarda, son
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
255
yüzy›llarda siyaset, ekonomi, din, kültür ve dil birli¤i temelinde flekillenen
bir ulusal birli¤in oldu¤unu ›srarla belirtme gere¤i duymufllard›r.
Sincan/Do¤u Türkistan
Sincan ve Do¤u Türkistan co¤rafi oldu¤u kadar siyasi anlamda bir
bölgeyi ifade etmektedirler. Resmi Çin tarihyaz›m› ile Türkiye’de yaflayan
Uygurlar›n ulusalc› söylemi, birbirlerini d›fllay›p görmezden gelerek bölgenin tarihini tek tarafl› kurgulamaya çal›flmaktad›rlar. Çin aç›s›ndan, Sincan
Çin’in ayr›lmaz bir parças›d›r. Çin tarihyaz›m›, birbirlerinden çok farkl› zamanlardaki Han, Tang ve Qing-Hanedanlar› dönemlerine dayan›larak bir
süreklilik söylemi oluflturmufl Sincan’a iliflkin taleplerin meflruiyeti yine
Çin tarihinin kendi kaynaklar›nda aranm›flt›r (Millward 2000: 121). Uygur
milliyetçileri ise Çin tarihyaz›m›n›n söylemiyle baz› noktalarda buluflmakla
birlikte, sözü edilen hanedanlar› farkl› gözle yorumlamakta, bölgenin tarihine primordialist bir aç›klama getirmektedirler:
Uygurlar 10. yüzy›lda ‹slamiyet’i benimsemeden önce bile çok geliflmifl bir uygarl›¤a sahiplerdi ve yüzy›llar süren yabanc› istilalara ra¤men ulusal birlikleri hiç bozulmad›. Ama günümüzde Do¤u Türkistan’daki Çin iflgali, Uygur halk› ve kültürü için büyük bir tehlike
oluflturuyor. Do¤u Türkistanl›lar binlerce y›l Çin’den ayr› ve ba¤›ms›z olarak var oldu. (…) Uygurlar, di¤er Türki halklarla birlikte MÖ
210’dan bafllayarak, 1759’a kadar bölgeye egemen olan hanedanlar
kurdular (Yazar› belli de¤il. 1993: 16)
Belirli tarihi olaylar, var olan siyasi farkl›l›klar ve heterojen toplumsal yap› görmezden gelinerek, Do¤u Türkistan’› etnisite, kültür ve din gibi
de¤erler üzerinden Türk-‹slam dünyas›n›n homojen ve ayr›lmaz bir parças› olarak tan›mlamak üzere araçsallaflt›r›lmaktad›r. Sözgelimi, ‹stanbul’daki vakf›n yöneticisi, Uygur ulusunun köklü tarihine, homojen yap›s›na ve
süreklili¤ine dikkati çekerek, sadece Uygurlar›n Do¤u Türkistan’›n yerli
halk› olabilece¤ini iddia etmektedir (Bekin 2004).
Yap›lan görüflmelerde, Uygur kimli¤inin tan›mlanmas›nda iki farkl›
düzlemin belirdi¤i görülmektedir. ‹lki, ‹slamla ayr›lmaz bir flekilde iliflkilen256
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
dirilen Türklük, yani bütün Türk Dünyas›, di¤eri ise 1990’l› y›llardan bu yana artmakta olan Uygur etnik kimli¤ine dayanan bir ulusalc›l›kt›r. Bu yaklafl›m, 50 yafllar›nda bir Uygurun sözlerinde aç›kça görülmektedir: “Do¤u Türkistan Türklü¤ün befli¤idir ve her zaman ‹slam ve Türk dünyas›n›n bir parças› olmufltur. […] Do¤u Türkistan binlerce y›ld›r Uygurlar›n vatan›d›r.”
Uygurlar aç›s›ndan, Sincan’›n Çinlilefltirilmesi kayg› verici bir geliflmedir. Bunda Çin’in yirminci yüzy›l›n ikinci yar›s›nda bölgede uygulad›¤›
nüfus siyasetinin önemli rolü olmufltur. Toops, Sincan’›n demografik geliflimine iliflkin araflt›rmas›nda, etnik gruplar›n bütün nüfusa oran›n›n özellikle 1950 y›l›ndan sonra ciddi de¤ifliklikler geçirdi¤ini göstermektedir. 1953 y›l›nda, Sincan nüfusunun % 6’s›n› Çinliler, % 75’ini ise Uygurlar oluflturmaktayd›. 1990 y›l›na gelindi¤inde ise, Uygurlar›n oran› % 47’lere gerilerken, Han-Çinlilerinin oran› % 38’e yükselmifltir (Toops 2000: 159 ve devam›). Han-Çinlilerinin, Çin merkezi yönetimi taraf›ndan bu bölgeye zorla göç
ettirilmeleri, az›nl›¤›n asimilasyonunu hedefleyen bir Çinlilefltirme siyaseti
olarak nitelendirilebilir. Fakat “az›nl›k” ifadesi Uygurlar taraf›ndan reddedilmektedir, zira “hiçbir millet kendi öz yurdunda ‘Az›nl›k’ kabul edilemez”
(Bekin 2004: 12). Uygur milliyetçileri aras›nda, Çin’in Sincan’da uygulad›¤›
nüfus siyaseti ve asimilasyon stratejileri, Tibet’le k›yaslanmakta ve her iki
halk›n, tamamen yok olmalar›na neden olabilecek kadar büyük bir tehlikeyle karfl› karfl›ya oldu¤u vurgulanmaktad›r (Bekin 2004: 11). Bir görüflme s›ras›nda, genç bir Uygur, Uygurlar›n Tibetlilerden farkl› olarak, bir lobilerinin bulunmad›¤›n› ve bu durumun Müslüman olmalar›yla ilintili oldu¤unu
belirtmifltir. Bu noktada ulusun kendini homojen bir bütün olarak hissetmesine yol açan ‹slam kimli¤i siyasi lobi faaliyetlerinde bir tür dezavantaj olarak tan›mlanm›flt›r. Birçok Uygur, görüflmeler s›ras›nda, kendi durumlar›n›
Tibetlilerle karfl›laflt›r›rken, kendilerinin Tibetlilerin Dalai Lama’s› gibi bir liderleri olmamas›n› üzülerek ifade etmifl ve elefltirmifltir.
Kültürel soyk›r›m ifadesi, Uygur yay›nlar›nda s›k s›k, Çin nüfus politikalar›n› elefltirmek üzere kullan›lmaktad›r (Alptekin 1981: 11; Bekin
2004: 10).5 Do¤u Türkistan’›n Çin’in bir sömürgesi haline geldi¤i sav›na
delil olarak, uygulanan kat› asimilasyon politikalar›, her aileye tek çocuk politikas› ve insan haklar› ihlalleri ve Do¤u Türkistan’›n ekonomik sömürüsü
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
257
gösterilmektedir. Taklamakan çölünde yap›lan atom bombas› testleri6 ve
zorunlu kürtajlar›n etkileri zaman zaman tüm detaylar›yla betimlenmektedir. K›sa süre önce Türkiye’ye gelmifl Uygurlar›n ifade etti¤i gibi, Müslüman Uygurlara yap›lan bask›, dünyada de¤iflen konjonktürle birlikte 11 Eylül’den sonra daha da artm›flt›r.7
Uygur diasporas›n›n söyleminde, Sincan’da 20. yüzy›l›n en önemli
iki olay› olarak, güneybat›da 1933’te kurulup 1937’ye kadar varl›¤›n› sürdüren k›sa ömürlü Do¤u Türkistan ‹slam Cumhuriyeti ile 1944-1949 y›llar›
aras›nda kuzeydo¤uda flekillenen Do¤u Türkistan Cumhuriyeti gösterilmektedir. Ne bas›l› yay›nlarda, ne de yap›lan mülakatlarda, bu iki cumhuriyet birbirinden çok farkl› görülmektedir. Adeta Çin’e karfl› bütün Sincan
bölgesini kapsayan ve bölge halk›n›n tümünün siyasi deste¤ini arkas›na
alan ortak bir direniflten söz edilmektedir.
Cumhuriyetlerle iliflkili olarak, ‹stanbul’daki Do¤u Türkistan Vakf›’n›n giriflinde as›l› foto¤raflarda özellikle üç kifli, Uygurlar›n deyimiyle
“Üç Efendi” göze çarpmaktad›r. Bunlar, 1945 sonras›, Guomindang iktidar› döneminin bakanl›k ve siyasi dan›flmanl›k görevlerinde bulunmufl Mesut
Sabri Baykozi, Mehmet Emin Bu¤ra ve ‹sa Yusuf Alptekin beylerdir (Benson 1990: 52). Bu “Üç Efendi”nin portresi, yaln›zca komünistlerin kontrolüne geçmeden önce, Sincan’›n son ba¤›ms›z dönemini hat›rlatmakla kalmamakta, ortak bir siyasi haf›zan›n oluflturulmas›nda da önemli bir rol oynamaktad›r. Kimin ve nelerin hat›rland›¤› ve bu an›lar›n ifllevinin ne oldu¤u sorusu akla gelmektedir. Daha önce de ifade edildi¤i gibi, diasporan›n
söylemsel bir ürünü olan ortak kimli¤in oluflumu, geçmiflle ve anavatanla
olan ba¤lar›n korunmas›n› gerektirmektedir. Bu üç siyasi figürün, bu ba¤›n
kurulmas›nda ve güncel ba¤›ms›zl›k taleplerinin meflrulaflt›r›lmas›nda ifllev kazand›klar› görülmektedir.
Sözü edilen bu üç tarihsel figürün bir di¤er ortak noktas› ise, Türkiye’yle olan iliflkileridir. Mesut Sabri Baykozi (1887-1952) ailesi taraf›ndan
t›p e¤itimi için Osmanl› ‹mparatorlu¤u’na gönderilmifl, 1915 y›l›na dek ‹stanbul’da ö¤renim görmüfltür. Ülkesine döndükten sonra mesle¤ini icra etmifl 1949 y›l›na gelindi¤inde, o da çocuklar›n› ö¤renim görmeleri için Türkiye’ye göndermifltir. Mehmet Emin Bu¤ra (1901-1965) 1933 y›l›nda Do¤u
258
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
Türkistan ‹slam Cumhuriyeti’nin kurulufl sürecinde yer alm›fl, bu devletin
y›k›lmas›n›n ard›ndan ise Sincan’dan kaçm›fl ve ‹sa Yusuf Alptekin’le beraber Chongqing flehrinde Do¤u Türkistan hakk›nda kitaplar satan bir yay›nevi iflletmifltir. Bu¤ra, 1951 y›l›nda Türkiye’ye göç etmifltir (Benson 1990).
‹sa Yusuf Alptekin ve onun çabalar› olmasayd›, büyük olas›l›kla, Türkiye’de
bu büyüklükte bir Uygur diasporas› olamazd›. Alptekin yaz›lar›yla, sunumlar›yla, yaratt›¤› siyasi etkisiyle 1995 senesindeki ölümüne dek sürgündeki
Uygurlar›n en önemli kifliliklerinden biri olmufltur.
Uygur diasporas›n›n bu önemli üç siyasi figürü, düzenli aral›klarla
makale, sempozyum ve anma toplant›lar›yla (Üç Efendi Anma Toplant›s›)
hat›rlat›lmaktad›r. Gökbayrak dergisindeki bir makalede, bu üç kiflinin bir
baflka ortak noktas›na dikkat çekilmektedir:
Bu üçünün ortak özelli¤i, milliyetçi olmalar›d›r. Temel düflünceleri
Sovyetlere ve komünizme karfl› olmakt›r. Onlar›n arzusu pantürkizmi yaymak, “Türkler devleti”ni kurmakt›. Pantürkizmin program›,
Do¤u ve Bat› Türkistan’daki bütün Türkçe konuflan halklar› (Türkiye Türkleri de bunun içinde) bir bayrak alt›nda toplayarak bir bütün
Türk imparatorlu¤unu kurmakt›r (‹nayet 2005: 20).
‹sa Yusuf Alptekin
Alptekin, 1901 y›l›nda Kaflgar bölgesi Yenihisar flehrinde do¤mufltur. Okul ö¤reniminin büyük bir k›sm›n› Çin okullar›nda tamamlam›fl ve
Çinli bir görevlinin yan›nda çal›flt›¤› s›rada, 1926 y›l›nda Bat› Türkistan’a
seyahat etme f›rsat›n› bulmufltur. Orada toplam alt› y›l kalm›flt›r (Taflç›
1985: 69-78). 1954 y›l›nda ailesiyle birlikte Türkiye’ye gelen Alptekin, Do¤u
Türkistan davas›n› genifl kitlelere ulaflt›rmaya çal›flm›fl, Bu¤ra’n›n 1965 y›l›nda ölümünün ard›ndan, Uygur diasporas›n›n en önemli kiflili¤i haline
gelmifltir.8
Alptekin’in, Türkiye’ye geliflinden sonra yapt›¤› ve daha önce bahsedilmifl olan çal›flmalara, diasporadaki Do¤u Türkistanl›lar› birlefltirme teflebbüsü efllik etmifltir. Yaz›lar›nda Uygur ifadesini hemen hemen hiç kullanmamakta, bunun yerine bölge üzerinden bir tan›mlamay› tercih etmekTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
259
te, Do¤u Türkistanl›lar tabirini kullanmaktad›r. Do¤u Türkistan’›, Çin taraf›ndan iflgal edilmifl bir bölge ve nüfusunun tamam›n› Türklerin oluflturdu¤u Büyük Türkistan’›n bir parças› olarak görmektedir. Ona göre, Bat› Türkistan’daki Türkler, varl›klar› Sovyetler taraf›ndan tehdit alt›nda olan bir
Türk-Müslüman birli¤ini oluflturmaktad›r (Alptekin 1974: 28).
‹sa Yusuf Alptekin siyasi bir aktivist olarak çal›flmalar yapm›fl, ölümüne dek Uygur diasporas›n›n en önemli temsilcilerinden, toplumsal aktör ve liderlerinden biri olarak kalm›flt›r. Etkinlikleri, hem d›flar›ya, baflta
Müslüman devletler olmak üzere uluslararas› devletler toplulu¤una, hem
de içeriye, Türkiye’deki Do¤u Türkistanl›lara yönelikti. Muslim World League ve World Muslim Conference gibi birçok konferanslara kat›larak, Do¤u Türkistan’› ve onun “bilinmeyen ve korkunç” kaderini bütün dünyaya
tan›tmay› amaçlam›flt›. D›flar›ya karfl› dini, birlefltirici bir unsur olarak öne
sürmekte, içeride ise siyasi çal›flmalar›n› pantürkist ideallerle sürdürmekteydi. Alptekin siyasi söyleminde, ev sahibi ülke s›fat›yla ve “Türk dünyas›n›n en modern ve hür ülkesi olarak” Türkiye’ye pantürkist ideallerin gerçeklefltirilmesinde kilit bir rol atfetmekteydi (Alptekin 1974).
Türkiye’deki Uygur diasporas›, vak›f çal›flmalar› ile yaflad›klar› ülkeye daha fazla entegrasyonu hedeflerken, bir taraftan da düzenledikleri siyasi
etkinliklerle Sincan’a dair bir haf›zay› canl› tutmaya, yeni bir hat›rlama kültürü infla etmeye çal›flmaktad›rlar (Alptekin 1972). Bu faaliyetler genelde Do¤u Türkistan Göçmenler Derne¤i, Do¤u Türkistan Vakf› ve Do¤u Türkistan
Kültür ve Dayan›flma Derne¤i taraf›ndan gerçeklefltirilmektedir. Do¤u Türkistan Göçmenler Derne¤i’nin bast›rd›¤› 1972 tarihli bir çeflit etkinlik raporu say›labilecek broflürde, belirtilen hedefler ve talepler güncelli¤inden hiçbir fley kaybetmeden günümüze dek ulaflm›flt›r. Aktif siyasetle u¤raflan Uygurlarla yap›lan görüflmeler s›ras›nda bu liste neredeyse bire bir yinelenmektedir: Uygur kültürü hakk›nda bilgilendirme toplant›lar›, yeni gelenler
için sosyal yard›m, yeni destekçiler kazan›lmas›, Do¤u Türkistan sorununa
iliflkin bir bilinç oluflturulmas›, anma günleri düzenlenmesi ve tüm Türk
halklar›n›n komünist boyunduruktan kurtulmas›, özgürleflmesi için seferber edilmesi temel hedefleri oluflturmaktad›r. Bunlar›n gerçekleflebilmesi
için Türkiye’de mevcut olan manevi deste¤in yan› s›ra maddi kaynaklar›n
260
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
bulunmas›ndan, daha fazla yay›n›n gerçeklefltirilmesinden, davaya yeni insanlar›n kazand›r›lmas›ndan söz edilmektedir (Alptekin 1972). Alptekin’in
Türkiye’de kaleme ald›¤› yaz›lar› belirleyen en önemli temalar, pantürkist
birli¤in gerçeklefltirilmesi ve bunun için komünizm ve Çin karfl›t› siyasi bir
oluflumun örgütlenmesidir (Alptekin 1972: 3-8). Birleflik bir Büyük Türkistan düflüncesine ölene kadar ba¤l› kalm›flt›r. 1991 y›l›nda düzenlenen birinci uluslararas› Türkistan Kongresi dolay›s›yla yapt›¤› k›sa konuflmada hem
Türkiye’ye, hem de yeni kurulmufl devletlere flöyle seslenmifltir:
Büyük Türkistan Rus mahkûmu Bat› Türkistan, Çin mahkûmu Do¤u Türkistan ve Afgan mahkûmu Güney Türkistandan müteflekkildir. fiimdi Türkistan Türkleri mukaddes dini, dili, zengin kültürü,
flanl› tarihiyle, yapt›¤› milli ve dini hizmetleriyle bir bütünden ibarettir. Türktür. Sonra Özbektir, sonra Kazak sonra Uygurdur. Bat›’da
Edirne’den Do¤u Türkistan’a kadar uzanan co¤rafya da her fleyiyle
bir bütün olan 160 milyonu aflk›n Müslüman Türk yaflamaktad›r.
Yaln›z 60 milyonu aziz Türkiye’de hür yafl›yor. Kalan 100 milyonu
esirdir. Arab›n Filistinden baflka esiri yok, Türkün Türkiye’den baflka
hür olan› yok. […] Bat› Türkistan Türkleri için böyle bir tehlike yoktur.
Az›nl›¤a düflme, Ruslaflma tehlikesinden kurtuldu. […] Yok olma tehlikesiyle karfl› karfl›ya kalan Do¤u Türkistanl›lar›n haklar›n› savunan
bir millet, bir kurulufl yoktur. […] Bat› Türkistan Türkleri, Do¤u Türkistan Türklerinin meseleleriyle ilgilenmelidir. […] Aziz Türkiyemiz
de bu meselelerle ilgilensin. […] Dünya Türkleri bir ordu, kat›lmayan
kaçakt›r. Daha do¤rusu alçakt›r. Esir Türklerin ümidi olan Aziz Türkiyemizi Allah ilelebet payidar etsin (Alptekin 1991: 20).
Bu konuflman›n tümünde, Alptekin için merkezi öneme sahip olan
dine defalarca at›fta bulunulmufl, Türklükle ilintili ulusalc› söylemler tekrar
edilmifl, Türkiye’nin bu davadaki önemi vurgulanm›flt›r. Burada dikkat çekici olan bir nokta, Sovyetler Birli¤i’nin y›k›lmas›ndan yaln›zca k›sa bir süre sonra yap›lan bu konuflmada, Alptekin’in, Türkiye’deki Do¤u Türkistan
toplulu¤unun daha da etnikleflmesini öngörmüfl olmas›d›r.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
261
Göç Tarihi
Do¤u Türkistanl›lar›n Sincan’dan ilk büyük kaç›fl dalgas›, Komünist
Çin birliklerinin 1949 y›l› sonbahar›nda Sincan’a girme ihtimalinin belirmesiyle bafllam›flt›r.9 Mesut Sabri Baykozi örne¤inde de ifade edildi¤i gibi,
bu bölgeden bugünkü Türkiye topraklar›na daha önce de bireysel ve geçici
göçler olmufltur. Bunlar ya e¤itim için ya da Do¤u Türkistanl›lar› ‹stanbul
üzerinden Suudi-Arabistan’a götüren hac yolculuklar› çerçevesinde yap›lm›flt›r. Bu göç hareketleri geçici bir süreyle s›n›rl›yd› ve 1949 sonras› göç
hareketleriyle karfl›laflt›r›lmamal›d›r.
Tekrarlanan göçe bir di¤er ilginç örnek de, 2001 y›l›nda ölen Yakup
Anat’›n an›lar›d›r. Babas›, erkek kardeflini bulmak amac›yla Sincan’dan ayr›lm›fl; seyahati s›ras›nda, Mekke’ye gidip hac› olma f›rsat›n› yakalam›flt›r.
Moskova ve Odesa üzerinden gemiyle ‹stanbul’a gelmifl, Mekke’den dönüflünde Türkistanl›lar taraf›ndan iflletilen bir dergâhta ifl bulmufl ve bundan
sonra Türkiye’ye yerleflmifl. Evlenmifl ve 1920 y›l›nda Bursa yak›nlar›nda
Yakup Anat dünyaya gelmifl. Anat, alt› ya da yedi yafllar›ndayken, babas›n›n
ikinci hac yolculu¤una efllik etmifl, dokuz yafl›na geldi¤inde, ailesiyle birlikte Sincan’a geri dönmüfltür. Orada, siyasi çal›flmalar› nedeniyle defalarca
tutuklanm›fl ve ömrünün toplam 26 y›l›n› Çin hapishanelerinde geçirmifltir. 1996 y›l›nda, Çin’den Türkiye’ye kaçabilmifltir (Yalç›n 2003).
1949 y›l› sonras›, siyasi durumdan dolay› yaflanan göçlerde kullan›lan bir di¤er güzergâh ise, Pakistan, Hindistan’›n Kaflmir Bölgesi ve/veya
Afganistan üzerinden geçen güney yoludur. Do¤u Türkistan Vakf›’n›n baflkan› ve ayn› zamanda Mehmet Emin Bu¤ra’n›n ye¤eni olan 1925 do¤umlu M. R›za Bekin, 1934 y›l›nda, annesi ve di¤er akrabalar›yla birlikte, Karaçi üzerinden Suudi Arabistan’a, Mekke’ye hac yolculu¤unu gerçeklefltirmifltir. An›lar›nda, oraya yerleflmifl olan Uygurlara rastlad›¤›ndan bahseder. Lahor üzerinden dönüfl yolunda, Ladak’a vard›klar›nda, Sincan’daki siyasi koflullar›n de¤iflmifl oldu¤unu ö¤renmifl ve dolayl› yollardan Kabil’e
ulaflm›fllard›r. Orada Bekin, amcas›n›n Sincan’dan tan›d›¤› kiflilerle karfl›laflm›fl ve kendisine 1938 y›l›nda buradan ayr›lmas›n› sa¤layacak olan Türk
Elçili¤i’ne baflvurmufltur. Bekin, askeri okula gitmifl ve Türk ordusunda kariyer yapm›flt›r. Bu, Türkiye’yle olan iliflkilerini belirlemifl olan ilginç bir
262
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
süreçtir. Aç›klamalar›nda, Türkiye ve onun gözündeki Türk dünyas› için
öncü rolü ve Türkiye’ye olan hayranl›¤› s›kça yer almaktad›r (Bekin 2005).
Türkiye’den “Türklü¤ün kalesi ve yegâne istinatgâh›” diye söz etmektedir
(Bekin 1993: 5).
Türkiye’nin Uygur diasporas› için eskilere dayanan özel bir konumu vard›r. Uygurlar bir ulus devlet olan Türkiye’ye göç ettikten sonra Türklük kimli¤inde bir flekilde buluflmakta ve yaflanan tüm sorunlara ra¤men
topluma uyum sa¤layabilmekte, geçmifllerini unutmadan, yeni bir ülkede,
kendilerini anavatanlar›nda ve eflit vatandafllar olarak hissedebilmektedirler. Özellikle yafll›larla yap›lan mülakatlarda, gelinen yer belirtilmekle birlikte Uygur etnik kimli¤inin kelime da¤arc›klar›nda var olmad›¤› gözlemlenmektedir. Yap›lan bir görüflmede 80 yafl›n›n epey üstünde yafll› bir adam›n anlatt›klar› bu noktada anlaml›d›r. 1920’lerde, kendisi daha bir bebekken, babas›n›n e¤itim için Türkiye’ye gönderildi¤ini, birkaç y›l sonra da bütün ailesini yan›na ald›rd›¤›n› söylemiflti. Bu adam bir Türkle evliydi ve
kendini Türk vatandafl› olarak görmekteydi. Konu kökenlerine geldi¤i zaman, defalarca Hotan’dan geldi¤ini vurguluyordu. Uygur kavram› ise, bu
yafll› adam taraf›ndan bir kez bile kullan›lmam›flt›r. Fakat daha genç kuflaklar›n, bu göç tarihini Türkiye ile oldu¤undan daha yo¤un bir iliflki ve hep
süregelen bir göç dalgas› fleklinde yorumlama e¤iliminde olduklar› gözlemlenmektedir. Bu yafll› adamdan farkl› olarak, genç kuflaklar bu göçü etnik
bir temelde tan›mlayarak Uygurlaflt›rmakta, diaspora tarihi içinde bir süreklilik fikrini infla etmektedirler.
1949 y›l› sonras›nda, Uygurlar›n göçü büyük gruplar ve birçok dalgalar halinde gerçekleflmifltir.10 ‹lginç olan, bu göç sürecinin çok aflamal›
özelli¤idir. Sincan’dan kaç›fl›, üçüncü bir ülkede geçirilen y›llar takip etmifltir. ‹fade edilmesi gereken bir baflka nokta da, birçok örnekte ulus afl›r› göçün öncesinde ve ard›ndan bir iç göçün yaflanm›fl olmas›d›r.11
Çin ordusunun iflgalinden hemen önce, Mehmet Emin Bu¤ra ve ‹sa
Yusuf Alptekin “vatan için vatandan” ayr›lma karar› alm›fllard›r (Alptekin
1999: 18). 1949 y›l› Ekim ay›nda, yaklafl›k 850 kiflilik Kazak ve Uygurlardan
oluflan bir grup Güney-Sincan’dan Hindistan’a do¤ru yola ç›km›flt›r. Bunlar›n 54’ü Hint-Keflmir bölgesine asla ulaflamam›fl, 49’unun ise uzuvlar›n›n
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
263
kesilmesiyle sonuçlanacak flekilde elleri ve ayaklar› donmufltur. Görüflmelerde dile getirilen iddialara göre, Çin yönetimi Uygurlar›n Hindistan’dan s›n›r
d›fl› edilmelerini talep etmesi üzerine, göç edilecek uygun bir ülke aramak
zorunda kalm›fllard›r. Görüflülenler aras›nda, bu grubun içinde yer alm›fl
birkaç kifli, yeni ülke aray›fl›nda Bu¤ra ve ‹sa Alptekin’in kilit isimler oldu¤unu vurgulam›flt›r. Göç esnas›nda alt› ila dokuz yafllar›nda olan Uygurlar yaflad›klar›n› flöyle anlatmaktad›rlar: “Biz o zamanlar çocuktuk, bilinçli bir karar vermedik, sadece akrabalar›m›zla birlikte yolland›k.” Birçoklar›, ailelerini
geride b›rakarak akrabalar›yla birlikte haftalar boyunca, tehlikeli yollardan
geçerek Hindistan’a ulaflm›fllard›r. Ço¤unun ifadesine göre aralar›nda pek
kad›n yoktu, anneler ve k›z kardefller oraya daha sonra getirtilmifltir.
12 Mart 1952 tarihinde göçmen grubun Türkiye’ye girifli onaylanm›fl, seyahat masraflar› devlet taraf›ndan karfl›lanm›flt›r. 12 Kas›m tarihinde yaklafl›k 1.850 kiflilik ço¤unlu¤u Kazak olan bir grup uçakla yola ç›km›fl
ve “iskânl› göçmen” olarak yasal bir flekilde Kayseri, Ni¤de ve Aksaray’a yerlefltirilmifltir. Gerek Shichor’un yaz›lar›nda (2003: 286-87), gerekse yapt›¤›m görüflmelerde, Birleflmifl Milletler Mülteciler Yüksek Komiserli¤i’nin
(United Nations High Commissioner for Refugees UNHCR) Türkiye’ye do¤ru
yola ç›k›fl s›ras›nda göçmenlere yard›m etti¤i belirtilmifltir. ‹ki görüflme s›ras›nda, seyahatin Birleflmifl Milletler uça¤›yla yap›ld›¤› dile getirilmifltir.
Türk yönetimi ise iskâna aç›k arazinin da¤›t›m›n› gerçeklefltirerek bar›nma
sorununu çözmüfltür. Bir ulus devlet olan Türkiye, kan ve kültür ba¤› oldu¤unu düflündü¤ü bu göçmen grubunu Türklük temelinde himayesi alt›na
alm›flt›r. Bu göçmen grubunun hukuksal durumlar›n› güvence alt›na almak için, kendilerine vatandafll›k hakk› verilmifltir.
1959-1961 y›llar› aras›nda gerçekleflen ikinci göç dalgas›nda ise yaklafl›k 600 kifli Sincan’› terk ederek, Afganistan’a do¤ru yola ç›km›flt›. Bu göç
hareketini bafllatan neden, Sovyet-Çin iliflkilerinin kötüleflmesine paralel
geliflen iç siyasetteki de¤iflimlerdi. Artan kamulaflt›rmalar, az›nl›klara karfl›
hukuki olmayan keyfi uygulamalar, devletin müdahalesiyle gerçekleflti¤i
düflünülen flüpheli kay›plar göç sürecini tetiklemiflti.
Bu¤ra’n›n ve Alptekin’in deste¤iyle, uzun y›llar süren çabalar sonunda, 1964 y›l›nda bu grubun Türkiye’ye girifline izin verilmifltir. 1965 y›264
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
l›nda yaklafl›k 230 ve 1967 y›l›nda yaklafl›k 75 kifli uçakla yola ç›km›fl ve Kayseri’ye yerlefltirilmiflti. Shichor da (2003: 287), bu yasal ifllemlerin, Türk hükümetinin baflvurusu üzerine, UNHCR taraf›ndan sa¤lanan mali destekle
gerçekleflti¤ine iflaret etmektedir.12
Görüflmeler s›ras›nda, Türkiye’nin yard›mlar› s›kça konu edilmifltir.
Gelenlere bar›nak verilmifl ve ilk y›l geçim masraflar› devlet taraf›ndan karfl›lanm›flt›r. Küçük iflletmeler açabilmeleri için, kendilerine sermaye sa¤lanm›flt›r. Sa¤l›k hizmetlerinden faydalanmalar› güvence alt›na al›nm›fl ve
okul ça¤›ndaki çocuklar okula gönderilmifllerdir. Yetiflkinlerin uyum zorluklar›, sunulan Türkçe kurslar›yla azalt›lm›flt›r. Bir meslek edinmelerini
kolaylaflt›rmak amac›yla, farkl› kurslarda e¤itim görme olana¤› sa¤lanm›flt›r. Yeni gelen göçmenler, bu kurslarda bir taraftan temel ekonomik bilgiler edinirken, di¤er taraftan dikiflçilik ve hal›c›l›k gibi el becerileri kazanm›fllard›r. Birçoklar› daha sonra Türkiye’de, Kayseri’den ‹stanbul’a bir iç
göç gerçeklefltirmifltir. Kayseri’den ‹stanbul’a tafl›nma karar›na neyin yol
açt›¤› sorusuna, ‹stanbul’daki daha iyi çal›flma ve konut imkânlar› gerekçe
gösterilmifltir.
Uygurlar›n göçü 1960’l› y›llardan sonra da devam etmifltir. Ancak,
konumlar› de¤iflmifltir. ‹lk dalga s›ras›nda geride kalan birçok Uygur, 19691977 aras›nda “serbest göçmen” olarak Türkiye’ye gelmifltir. Say›lar›, Do¤u
Türkistan Vakf› genel sekreteri taraf›ndan afla¤› yukar› 200 olarak verilmektedir. 1970’li y›llar›n sonlar›nda Çin’in aç›lmas›ndan bu yana, birçok
Uygur gerçeklefltirilmesi art›k daha kolay olan hac yolculu¤undan sonra
Çin’e dönmek yerine, Türkiye’ye yerleflmifltir. Vakf›n verdi¤i bilgilere göre,
1980’li y›llardan bu yana aile birleflmesiyle yaklafl›k 3.500 Uygur Türkiye’ye
gelmifltir. Bu serbest göçmenler ‹stanbul’a yerleflmeyi tercih etmifllerdir.
Yaflanan iç göç sonucunda daha önceki y›llarda ‹stanbul’a gelen, bu kentte
yeni bir hayat infla etmifl, kurulu bir düzeni olan Uygurlar›n yard›m›na baflvurmufllard›r.
Her ne kadar Türkiye, söz konusu zaman diliminde göç eden Uygurlar›n ço¤u aç›s›ndan, göç hikâyelerinin son dura¤› olsa da, yapt›¤›m›z
görüflmelerde birçok Uygurun Türkiye’den Amerika ve Almanya’ya göç etmifl akrabalar›n›n oldu¤u tespit edilmifltir. Di¤er bir deyiflle, göç Türkiye’de
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
265
son bulmam›fl Avrupa ve Amerika’ya do¤ru devam etmifltir.13 Göç hangi yöne gerçekleflirse gerçekleflsin Türkiye bir geçifl ülkesi olarak önemli bir role sahiptir. Çin’de yaflayan ve Almanya, Suudi Arabistan ya da Amerika’daki akrabalar›n› ziyaret etmeyi planlayan Uygurlar, yolculuklar›n› ço¤unlukla Türkiye üzerinden yapmaktad›rlar. ‹kamet süreleri s›n›rl› olmakla birlikte, hâlâ her y›l genç Uygurlar e¤itim görmek için Türkiye’ye gelmektedirler.
Türkiye’ye yerleflmifl, say›lar› 5.500’ü bulan Uygurlar›n 4.000 kadar› ‹stanbul’da, yaklafl›k 1.000 kadar› Kayseri’de, geri kalan› ise bütün Türkiye’ye da¤›lm›fl olarak yaflamaktad›r.14 Baz› Uygurlar bu say›n›n yaklafl›k
40.000 oldu¤unu belirmektedirler. Bir diasporan›n kendi nüfusunu daha
yüksek gösterme e¤ilimi tüm dünyada yayg›n bir tutumdur fakat bu örnekte meselenin sadece abart›lan rakamlarla de¤il, etnik aidiyet ve onun de¤iflimiyle ilintili oldu¤u gözlemlenmektedir. Do¤u Türkistan Vakf› genel sekreterinin anlatt›klar›, bu çeliflkiye bir nebze aç›kl›k getirmektedir. Genel
sekretere göre Türkiye’de 30.000 Do¤u Türkistanl› yaflamaktad›r ve bunlar›n yaklafl›k 5.500’ü Uygurdur ya da kendini öyle tan›mlamaktad›r. Baz› Do¤u Türkistanl›lar›n ise kendilerini Kazak olarak gördüklerini üzülerek belirtmektedir. Do¤u Türkistanl›lar ile yap›lan görüflmeler s›ras›nda, kendilerini Do¤u Türkistanl› yerine Uygur olarak ifade etmenin daha iyi olaca¤›n›
düflündükleri gözlemlenmektedir.
‹stanbul’da yaflayan Uygurlar›n büyük bir ço¤unlu¤u Zeytinburnu,
Sefaköy, Fatih, Küçükçekmece, Ataköy semtlerinde ikamet etmektedirler,
küçük bir grup ise Üsküdar’da oturmay› tercih etmektedir. Kayseri’de ise,
‹stanbul’dan farkl› olarak, çeflitli semtlerde da¤›n›k ikamet etmek yerine,
Türkistan Mahallesi olarak adland›r›lan bir semtte yaflamaktad›rlar.
Hedef Ülke Olarak Türkiye
Kimi yazarlar, Osmanl› ‹mparatorlu¤u ve Türkiye Cumhuriyeti’ni
Do¤u Türkistan için bir rol modeli olarak vurgulam›fl olsalar da (Shichor
2003: 286; Landau 1981), bu iki kültür co¤rafyas› aras›nda infla edilmek istenen tarihsel ba¤ iddia edildi¤i kadar güçlü olup olmad›¤› tart›fl›labilir. Bu
kültürel faktörün Do¤u Türkistan’dan Türkiye’ye yönelen göç üzerindeki
etkisi s›n›rl›d›r.
266
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
Burada sorunsallaflt›r›lmas› gereken konu, ‹sa Yusuf Alptekin’in
pantürkist düflüncelere vurgu yapmas›n› mümkün k›lan kültürel ve siyasi
koflullard›r. Pantürkistlerin Türkiye’deki siyasi faaliyetlerinde tam da
1950’lerin bafllar›nda yeniden bir hareketlenme söz konusudur (Özdo¤an
2001). ‹sa Yusuf Alptekin’in Türklü¤ü vurgulamas›nda iki etmen belirleyici olmufltu. Bunlardan ilki, bulunduklar› ülkenin halk›yla iliflkilerini güçlendirmesi ihtiyac›yd›. Bu noktada en rahat entegre olunabilecek siyasi görüfl pantürkizmdi. Türk kökeni ve komünizm karfl›tl›¤› ortak paydas›nda,
Türkiyeli siyasi çevrelerle kolayca buluflulabildi ve siyasi lobi faaliyetleri bu
mecrada sürdürüldü.
Bir di¤er etmen ise, Türkiye’deki pantürkist gruplarca, Türkiye d›fl›nda yaflayan Türklerin (D›fl Türkler), özellikle de “komünist rejimlerin boyunduru¤u alt›nda bulunanlar›n” durumunun ne kadar kötü oldu¤unu
göstermek için, “Türklü¤ün befli¤inden” (Kaflgarl› 2004: 11) gelen Uygurlar›n bir araç olarak kullan›lmas›d›r.
Do¤u Türkistan ile Osmanl› ‹mparatorlu¤u ve daha sonra Türkiye
Cumhuriyeti aras›ndaki iliflki Uygurlar taraf›ndan sürekli vurgulanmaktad›r (Bekin 2004). Bununla birlikte, Alptekin’in yaz›lar›nda, Türkiye’ye göçün daha önceden planland›¤›na iliflkin herhangi bir ifadeye rastlanmamaktad›r. Uygurlar›n Türkiye’yi kültürel nedenlerden dolay› seçtikleri iddia
edilse de (Shichor 2003: 285), bu yaz›larda, bununla ilgili herhangi bir ifade bulunmamakta, sadece göç ve özgür bir ülkeye gitme iste¤inden söz
edilmektedir: “[…] Do¤u Türkistan’›n güney s›n›r›ndan Hindistan veya Pakistan’a gidelim. Yahut onlardan sonra hür bir memlekete gidelim” (Taflç›
1985: 537). Görüflmelerde de defalarca belirtildi¤i üzere, 1952 y›l›nda baz›
kifliler Türkiye’ye gitme fikrine karfl› ç›km›fllard›r. Bunlar›n baz›lar› sonradan gelmifl, baz›lar› Pakistan ya da Afganistan’da kalm›fl, yine baz›lar› ise
Suudi Arabistan gibi baflka ülkelere göç etmifllerdir.
Alptekin’in 90. do¤um günü nedeniyle yay›nlanan bir arma¤an kitab›nda yazarlar, Alptekin’in Kaflmir’de yaflayan Uygurlar›n ç›k›fl yolculu¤u
için gerekli ad›mlar› atmak amac›yla, 6 Eylül 1951 tarihinde nas›l Suudi Arabistan’a ve oradan da M›s›r’a gitti¤ini anlatmaktad›rlar. Hem Suudi, hem de
M›s›r hükümetlerinden olumsuz yan›t ald›ktan sonra, 6 Ocak 1952 tarihinde
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
267
Türkiye’ye gitmeye karar vermifl ve sonunda burada mülteci olmufltur. O¤lu
Erkin Alptekin de babas›n›n çabalar›n› Gökbayrak dergisinde hemen hemen
ayn› flekilde anlatmaktad›r (Alptekin 2003: 2-4). Bu anlat›lara dayanarak, Alptekin’in olas› ev sahibi ülkenin dini kimli¤ine vurgu yapt›¤› ve Türkiye’yi ilk
tercih olarak de¤erlendirmedi¤i sonucuna var›labilir. Aç›kça, ülke tercihi s›ras›nda, dini kimlik, pantürkist kimlikten önce gelmektedir. Bu durumdan,
Alptekin’in pantürkist düflüncelerini, as›l Türkiye’ye geliflinden sonra, flekillendirdi¤i gözlemlenmektedir. Bunun sebebi, Türkiye’nin 1950’li y›llardaki
sosyo-politik ortam›n›n uygunlu¤u olmal›d›r. Yeniden kuvvetlenen pantürkist çevreler, Uygurlar› araçsallaflt›rarak Türklü¤ün tek bir ortak kökene ve
bölgeye dayand›¤› fikrini meflrulaflt›rmaya çal›flmaktayd›lar. Onlar aç›s›ndan
bu konu, ideolojinin yan› s›ra, otantik bulunan Orta Asya’daki geçmifle do¤ru romantik bir keflifti (Landau 1981). Bu romantizm, Suudi Arabistan ve M›s›r’›n Uygurlar› reddetmesiyle gerçekleflti¤i herkes taraf›ndan bilinen ve aç›kça ifade edilen bir göç hikâyesinin, ulusalc› bir çizgide yeniden yorumlanmas›na yol aç›yordu. Söz konusu devletlerin, “din kardefllerinin” kaderine karfl›
kay›ts›z kald›klar› belirtiliyor ve “Türklük âleminin anas›” olan Türkiye daha
bir yüceltilerek, idealize ediliyordu (Alptekin 1999: 19).
Alptekin’in Türkiye’de geçirdi¤i süre içinde pantürkist düflünceleri
içsellefltirmesi ve sürekli bunlara referansta bulunmas› flafl›rt›c› de¤ildir.
Uygurlar söz konusu dönemde yüzlerini kime dönebilirlerdi? Türkiye’deki
pantürkist gruplar onlara bir f›rsat vermiflti. Türk Ocaklar›, sempozyumlar
düzenlemelerine, Do¤u Türkistan hakk›nda kitaplar ve broflürler yay›nlamalar›na olanak sa¤lam›flt›.15 Böylece kendilerini ev sahibi toplumla diyalog
içinde ve onun beklentileri paralelinde konumland›r›yorlard›. Pantürkist
gruplar›n Uygurlar› h›zla aralar›na kabul etmesi ve onlara yapt›klar› yard›m, ideolojik bir hoflgeldin hediyesiydi. Uygurlar›n, kendi siyasi önceliklerine uymasa da, ç›karlar›n› savunan siyasi gruplarla ba¤lant›lar› söz konusudur. Vak›f faaliyetlerine kat›lan Uygurlarla yap›lan görüflmelerde, özellikle gençler, afl›r› sa¤ kanatta yer alan Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) temel düflünceleriyle uyuflamayacaklar›n› ifade ederlerken, “bize destek olan
ve unutulmad›¤›m›z› gösteren bir parti var” diyerek, söz konusu partiye
duyduklar› sempatiyi dillendirmektedirler.16
268
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
K›r›lmalar ve De¤iflimler
Türkiye’nin Uygurlar için ikinci vatan oldu¤u sav›, 1980’li y›llar›n
sonuna do¤ru ciddi sars›nt›lar yaflad›. Özellikle Türkiye’ye son 20 y›l içerisinde göç eden Uygurlar aras›nda, bürokratik zorluklardan, daha az say›da
ve daha büyük çabalarla al›nan Türk vatandafll›¤›ndan flikâyet edilmektedir.
1985 y›l›nda göç etmifl, 60 yafl›ndaki bir Uygurun ifadeleri birço¤unu temsil edebilecek niteliktedir: “Biz de Türk oldu¤umuz halde, y›llarca yasal bir
statümüz olmad›. Bizim Türk vatandafl› olmam›za engel olundu. Türk kökenlere sahip olmak, art›k Türk vatandafll›¤›n› elde etmek için yeterli de¤il.”
Bu durum, özellikle genç ö¤renciler aras›nda, sürekli ve aç›kça elefltirilen önemli konulardan biridir. Bu dönemde, göç ederek gelenler Türk
hükümetinden mali ya da manevi yard›m da görmemektedirler. Böylece ö¤renciler çözüm için mevcut toplumsal ba¤lant›lara, vak›f ve derneklere müracaat etmektedirler. Genç Uygurlar›n birço¤u, Türkiye’yi art›k yaln›zca bir
geçifl ülkesi, bir atlama tafl› olarak görmektedir.
Sovyetlerin y›k›l›fl›, 11 Eylül sonras› süreçler ve Çin’in Türkiye’nin ticaret partneri olarak ortaya ç›kmas› gibi son birkaç on y›lda gerçekleflen siyasi ve iktisadi olaylar, de¤iflim ve dönüflümler, Uygur milliyetçilerinin
gündemine yön vermifltir. Bu tart›flmalarda belli bir karamsarl›k tonu sezilmektedir. Genç bir ö¤rencinin afla¤›daki sözleri, birçok farkl› yafl grubundan Uygur taraf›ndan onaylanmaktad›r:
Biz befl yeni cumhuriyetin ba¤›ms›zl›¤›na sevindik ama Türkiye bir
tepki göstermedi ve tamamen haz›rl›ks›zd›. […] Kazakistan ve Özbekistan’›n yard›m edece¤ini de umduk. Ya da en az›ndan, orada yaflayan Uygurlar›n örgütlenmesini ve Çin’e karfl› verdi¤imiz ba¤›ms›zl›k mücadelesini desteklemelerini ummufltuk. Ancak, bu ülkelerdeki Uygurlar`›n durumu flu s›ralar Çin’dekilerden daha kötü.
Çin’in komflu devletlerle ikili iliflkileri ve bir dizi antiterör önlemi, sürgündeki örgütlerin koflullar›n› de¤ifltirmifltir. Çin taraf›n› k›zd›rmamak ve ticari ba¤lant›lar› tehlikeye atmamak için Orta Asya devletleri Çin’in taleplerini
kabul etmifl ve Uygurlar›n örgütsel faaliyette bulunmalar›n› yasaklam›fllard›r.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
269
Yaflanan bu hayal k›r›kl›klar› ve bofla ç›kan umutlar yeni bir siyasi iklim yaratm›flt›r. 1990’l› y›llar›n bafl›ndan bu yana, Alptekin’in yukar›da al›nt›lanan Birinci Uluslararas› Türkistan Kongresi’ndeki konuflmas›nda da öngördü¤ü üzere, pantürkist görüfller çekim güçlerini yitirmektedir. Do¤u
Türkistan’›n Uyguristan olarak tan›mlanmas›n›n uygun olup, olmayaca¤›
hararetle tart›fl›lmaktad›r (Kutlu¤ 1992; Avflar 1993 ve Yalç›n 2005). Pantürkistlerin bütün müdahale ve ça¤r›lar›na ra¤men, yay›nlarda Uygur etnik ismi gittikçe artan bir s›kl›kla kullan›lmakta ve yavafl yavafl Do¤u Türkistanl›
ifadesinin yerini almaktad›r. De¤iflen koflullarla birlikte Uygurlar için art›k
“öteki,” Kazakistan, K›rg›zistan ve Özbekistan’da yaflayan, “Bat›daki kardefllerdir.” Bu durum Pantürkist çevrelerde kayg› uyand›rmakta ve elefltirilmektedir. Sözgelimi Yakup Anat, Uyguristan tan›mlamas›n›n, Sincan’da yaflayan di¤er etnik Türki gruplar› temsil etmedi¤ini belirtmekte, bu yaklafl›m›n,
zaten zay›f olan Do¤u Türkistan milliyetçi hareketinin daha da etnikleflmesine ve bölünmesine yol açaca¤›n› düflünmektedir (Yalç›n 2005: 31-8).
Uygur etnik kimli¤inin artan flekilde kullan›lmas›nda, kendilerini
Uygur ya da Uygur Türkü olarak tan›mlayan, yeni göçmenlerin de ciddi bir
katk›s› vard›r. Bu durum, söz konusu tan›m›n 1949 sonras› Çin’de yayg›nl›k kazand›¤›n› düflündürebilir. Bat› ve Do¤u Türkistan aras›nda neden bir
iflbirli¤i olmad›¤›na dair soruya, baflta daha yafll› Uygurlar olmak üzere, ço¤u kifliden, nedenin bu iki toplumun farkl› etnik gruplara mensup olmalar› de¤il, her birinin bencilce tutumlar› oldu¤u yan›t› verilmektedir. Özellikle ö¤renciler siyasi aktörlerin zay›fl›¤›na at›fta bulunarak, “Asl›nda biz kardefliz, ancak art›k kendi milli davam›zla u¤raflmal›y›z” demektedirler. Yafll›
Uygurlar taraf›ndan da bu görüfl paylafl›lmakta Do¤u Türkistan’daki dayan›flma ruhunun ve Bat› Türkistan’la olan iliflkilerin yeterince geliflememesinin nedeni olarak Sovyet politikalar› görülmektedir.
Türkiye’nin yeni sosyopolitik koflullar›n›n bir kurban› da, yukar›da
bahsedilen Yakup Anat’t›r. Türkiye’de do¤mufl olmas›na karfl›n, kendisine
Türk vatandafll›¤› verilmemifltir. Bu ve benzeri durumlardan ötürü Türk
hükümetinin uygulamalar›ndan duyulan rahats›zl›k aç›kça dile getirilmektedir. De¤iflen koflullar yeni konumlanmalara neden olmaktad›r. 1967 y›l›
öncesinde Türkiye’ye göç etmifl olan nesillerin defalarca dile getirdi¤i min270
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
nettarl›k, yerini Türk hükümetine yöneltilen elefltirilere b›rakm›flt›r. Uygurlar aras›nda pantürkist söylem gücünü yitirirken, Uygur etnik kimli¤i ön
plana ç›kmaktad›r. Bunun nedeni, ilgisizlik ya da yard›mlar›n yap›lmamas›
de¤il, birçok Uygura göre, Türkiye’nin Çin’in ekonomik gücü karfl›s›nda
onun kölesi haline gelmesidir. Elefltiri 90’l› y›llar›n ortas›na kadar bu kadar
aç›kça dile getirilmemiflti. Uygurlar›n “Biz Türkiye’nin umurunda de¤iliz”
alg›s›n›n temelsiz olmad›¤›na iki farkl› örnek gösterilmektedir. Bunlardan
ilki, Afganistan’da yakalanan ve Guantanamo Körfezi’nde tutuklu olan Uygurlarla ilgilidir. Göçmenler aras›nda “Türkiye, tutuklu olarak tutulan Uygurlar için en az›ndan bir giriflimde bulunabilirdi. Ama hiçbir fley olmuyor.
Çin yüzünden cesaret edemiyorlar” görüflü yayg›nd›r.
Di¤er ciddi bir elefltiri konusu, dönemin sürgündeki Uygur baflbakan›n›n Türkiye’ye geldi¤inde ‹stanbul’da, havaalan›nda ülkeye giriflinin
reddedilmesidir. Bu noktada yöneltilen elefltirinin dozu artmakta, Türkiye’nin bütün Uygurlar›, özellikle sürgündeki Uygurlar› terörist olarak gösteren Çin hükümetinin bak›fl aç›s›n› benimsedi¤i vurgulanmaktad›r. Diasporadaki Uygurlar›n Türkiye’nin Çin karfl›s›nda diz çöküflü olarak alg›lad›klar› bu durum, internet sitelerinde aç›kça ifade edilmektedir.17 Kendilerine
flimdiye kadar destek olan bir ülkenin Çin’le iliflki kurmas› istenmemekte,
bu yak›nlaflmadan duyulan rahats›zl›k yüksek sesle telaffuz edilmektedir
(Bekin 2004: 27 ve devam›). Uygurlar›n yaflad›¤› devletlerin bask›c› tav›rlar›n›n, Uygur diasporan›n daha güçlü bir iflbirli¤ine gitmesine ve kenetlenmesine yol açaca¤› düflünülmektedir. Yap›lan görüflmelerde genç bir ö¤renci, Türkiye ve Kazakistan’› Uygurlara yönelik bask›c› politikalar izlemekle suçlam›fl, yaflanan bu olumsuzluklar karfl›s›nda Uygurlar›n daha yo¤un
bir dayan›flma içine girmelerinin bir zorunluluk oldu¤unu vurgulam›flt›r.
Yeni bir safhaya girdiklerini hisseden Uygurlar›n siyasi talepleri,
Çin’de insan haklar›na uyulmas›, nükleer silah denemelerinden vazgeçilmesi, her aileye tek çocuk politikas›n›n uygulanmamas›, daha fazla siyasi
kat›l›m hakk›, ekonomik kalk›nmadan pay alma, do¤al kaynaklar›n sömürülmesinin durdurulmas› ve yasal bir otonom statü verilmesini içermektedir (Bekin 2004: 13). Ancak, bunun d›fl›nda Çin’den ayr›lma talebinde bulunan gruplar da söz konusudur. Ayr›l›kç› talepler, Do¤u Türkistan’›n daTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
271
ima Uygur tarihinin bir parças› olmas› ile meflrulaflt›r›lmaktad›r. Ba¤›ms›z
bir ülke kurmak için de gerekli olan do¤al zenginliklerin ve insan kaynaklar›n›n bulundu¤u ifade edilmektedir. Etnik özellikleri ve ortak dinleri sayesinde Uygurlar, Çin ile Ortado¤u aras›nda, Orta Asya üzerinden bir köprü görevi görebilirler. fiiddet kullanarak ayr›lma konusu, görüflmeler s›ras›nda yaln›zca marjinal olarak ve yaln›zca bir iki kez, Filistinlilerin durumuyla iliflkili olarak gündeme gelmifl; 40 yafllar›ndaki bir Uygur, fliddet
kullan›m›n›, do¤rudan meflrulaflt›rmamakla birlikte Çin devleti ve Uygur
halk› aras›ndaki “dengesiz savafl”ta son seçenek olarak dile getirmifltir.
Türkiye’deki Uygur diasporas›, kendi içinde bir ço¤ullu¤u temsil etmektedir. Çin ve Türkiye’nin Uygur siyaseti konusunda, diaspora içinde
mutlak bir fikir birli¤inden söz etmek mümkün de¤ildir. ‹stanbul’daki vak›f ve Kayseri’deki dernek aras›nda ciddi farkl›l›klar oldu¤u gibi bu derneklerin kendi içlerinde de farkl› gruplaflmalar söz konusudur. Yorum egemenli¤i ya da görüfl tekeli çerçevesinde bir rekabet ortam›n›n oldu¤u, taraflar›n birbirlerini küçümsedi¤i gözlemlenmektedir. Sorun, Do¤u Türkistan
konusunun, kimin önderli¤inde yürütülece¤idir. ‹stanbul’daki bir görüflme
s›ras›nda, 45 yafllar›ndaki bir Uygur flunlar› söylemifltir: “Biz onlarla her zaman beraber çal›fl›yoruz, ancak onlar olaylar› farkl› görüyorlar ve taleplerini savunmak için kafalar›nda baflka yöntemler var.” Siyasi görüfl ayr›l›klar›na zaman zaman, kiflisel kinler ve k›skançl›k da kar›flabilmektedir. Otuz
yafllar›nda bir Uygur k›zg›nl›¤›n› flu flekilde dile getirmifltir:
Bizim bir anavatan›m›z yok, haklar›m›z yok ve farkl› gruplar birleflemiyorlar. Kayseri’dekiler bir afliret ve kesinlikle demokratik de¤iller.
Küçük tart›flmalar› unutamad¤›m›z için, asla iflbirli¤i yapamayaca¤›z.
Bu durum her iki tarafça bir sorun olarak kabul edilmektedir. Gerek
‹stanbul, gerekse Kayseri’deki farkl› yafl gruplar›ndan Uygurlar bu konuda
ayn› düflünmekte, tüm Uygurlar› d›flar›ya karfl› eflit ölçüde temsil edebilecek bir lider ihtiyac›ndan söz etmektedirler. Ancak, görüflmelerden ç›kan
sonuç, herkesin fikir birli¤i edece¤i böylesi bir lider figürünün henüz ufukta görünmedi¤idir.18
272
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
Uygurlar aras›nda dillendiren di¤er bir flikâyet konusu, göçmenlerin Sincan’dan gelirken kiflisel kinlerini de beraberlerinde getirmifl olmalar›d›r. ‹ddiaya göre bu gruplar içinde var oldu¤u düflünülen kibir ve kendini
be¤enmifllik duygusu diaspora içindeki birlik ve dayan›flma ruhuna zarar
vermektedir.
Do¤u Türkistan-Uygur Kimlikleri
Uygurlar aras›nda diaspora deneyimleri dönemlere, de¤iflen siyasi
ve toplumsal koflullara göre farkl› alg›lanmaktad›r. Geride b›rak›lan akrabalar, kaç›fl s›ras›nda yaflanm›fl korkular, ölümler, göçmenlerin haf›zas›nda
önemli bir yer tutmakta, bu travmatik tecrübeler toplumsal kimliklerinin
bir parças› haline gelmektedir.
1949 y›l›nda göç etmifl grup içinde, Do¤u Türkistan özlemi ve dönüfl dile¤i sürekli dile getirilmektedir. Fakat benzer belirsizlikleri yaflad›ktan sonra 1950’li ve 1960’l› y›llarda Türkiye taraf›ndan kabul edilen di¤er
göçmen grubu, bu ülkenin Uygurlarla ilgili siyasetinden büyük ölçüde
memnuniyet duymakta, yap›lan yard›mlar› minnetle anmakta, hatal› bulduklar› uygulamalar› ise anlay›flla karfl›lamaktad›rlar. Yafll› bir Uygur, Türkiye’nin konumuna flöyle hak vermektedir: “Türkiye mevcut ekonomik koflullar› dolay›s›yla, bu ülke d›fl›ndaki Türkler için art›k daha fazla bir fley yapamaz.”
Söz konusu grubun diaspora bilinci, a¤›rl›kl› olarak kaç›fl yolculu¤u
ve kendilerine kucak açan Türkiye ile flekillenmifltir. Asimilasyondan asla
söz etmemekte, Türkiye’yi ikinci vatan olarak görmektedirler. Görüflme yap›lan kiflilerden hiç biri, kendisini ulusal-etnik Uygur ifadesi üzerinden tan›mlamam›fl “Türküm” demifllerdir. Buradaki Türk kavram›n›n Türkiye
Cumhuriyeti vatandafll›¤›n›n yan› s›ra daha genifl kapsaml› bir Türk dünyas›na aidiyeti temsil etti¤i varsay›labilir. Baz› yafll› Uygurlar, özellikle Kayseri’de Türkistan Mahallesi’nde yaflayanlar, Uygur ifadesinin kendileri için
bir anlam tafl›mad›¤›n› söyleyerek, kendilerini “Türki” olarak, ya da geldikleri bölgeye, flehre göre tan›mlamaktad›rlar. “Ben Hotan’l›y›m” ya da
“Ailem ve ben Kaflgar’›n eflraf›ndan›z” gibi ifadeler kullanmaktad›rlar. Türki kavram›n›n ne anlama geldi¤i soruldu¤unda ise, tüm Do¤u Türkistan
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
273
halk›n› ve Bat› Türkistan’da konuflulan Türk dillerini anlayan insanlar› kastettiklerini ifade etmifllerdir. Kendilerini, Türkiye Türklerinden ya da di¤er
gruplardan ay›rmak için Do¤u Türkistanl› tabirini kullanmaktad›rlar.
Burada da yine, ayr›m daha genifl tutulmufl bir bölge kavram› üzerinden
yap›lmaktad›r. ‹çeri¤e göre ya da görüfltü¤üm kiflinin, kendini ayr› tutmak
istedi¤i gruba ba¤l› olarak, söz konusu konumland›rmalardan biri tercih
edilmektedir. Burada özdeflleme, bir bölge ve/veya bir dil grubuna aidiyet
üzerinden gerçekleflmektedir.
Sözü edilen bu gruplar d›fl›nda, kendilerine sadece Türk diyen fakat
etnik kökeni önemsemeyen farkl› bir kategori daha bulunmaktad›r. ‹stanbul’da yaflayan bu topluluk, aktif siyasetle ilgilenmeyen, genç yaflta Türkiye’ye gelmifl ya da burada do¤mufl bireylerden oluflmaktad›r. Bu grup için
etnik aidiyet hayatlar›nda çok önemli bir rol oynamamaktad›r. Uygurcay›
pek iyi konuflamayan bu kiflilerin ço¤u ya farkl› bir etnik kökene sahip bir
eflle evlilik yaflamaktad›rlar ya da böyle bir evlili¤in çocuklar› olarak dünyaya gelmifllerdir. Bir gün Çin’e geri dönmeyi düflünüp düflünmeyecekleri yönündeki soruya, hemen hepsi olumsuz yan›t vermektedir. Ama bu durum,
yaln›zca genç Uygurlar için geçerli de¤ildir. ‹stanbul’daki vak›fta rastlad›¤›m yafll›ca bir adam, buraya yaln›zca “laflamaya” geldi¤ini, bu “siyasi ›v›r
z›v›r›n” onu hiç ilgilendirmedi¤ini ve Uygur ya da Do¤u Türkistanl› olarak
nitelendirilmenin onun için hiç fark etmedi¤ini, zira her fleyden önce
“Türk” oldu¤unu ifade etmiflti.
Kayseri’deki Türkistan Mahallesi’nde, Türkiye’de do¤mufl ve aktif
siyasetle u¤raflan bir Uygur genci, Türki tan›mlamas› ya da geldikleri yer
üzerinden bir özdefllemeye dair soru üzerine, bu tan›mlamalar› demode
buldu¤unu, Uygurlar aras›nda siyasi bir bilincin olmamas›na üzüldü¤ünü,
kendisinin ve ülküdafllar›n›n amac›n›n modern Uygur ulus bilincini oluflturmak oldu¤unu belirtmifltir. Bu klasik milliyetçi söylem, Türkiye’deki Uygurlar taraf›ndan ulusal flair olarak kabul edilip vak›flara portresi as›lan Abdülhalûk Uygur ve “Uyan” adl› fliiriyle bire bir örtüflmektedir.
Çin’de Kültür Devrimini yaflam›fl ve 1980 sonras›nda Türkiye’ye
göç etmifl Uygurlar ise sürekli Çin zulmünden söz etmekte, Türkiye’yi bu
duruma sessiz kalmakla elefltirmektedirler. Uygurlar, yetersiz destek yü274
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
zünden, Türkiye taraf›ndan reddedildikleri duygusuna kap›ld›klar›n› ifade
etmektedirler.
1990’l› y›llarda vak›flar›n yard›m›yla Türkiye’ye gelen ö¤rencilerin
birço¤u, Türkiye Türkçesini ö¤renme ve üniversitelere baflvuru yapma konular›nda, var olan toplumsal a¤lardan yararlanm›fllard›r.19 Söz konusu ö¤renciler, bir Çin pasaportu tafl›makta ve ço¤u do¤rudan Türkiye’ye gelmemektedir. Kimileri, ileride ifl bulma flanslar›n› art›rmak amac›yla, bütün
okul e¤itimlerini Çince konuflulan okullarda tamamlam›fllard›r. Baz›lar›
kendilerini, Çin pasaportlu Uygur Türkleri olarak görmektedir. Türkiye’ye
gelmelerinin alt›nda yatan hedefler, burada yüksekö¤renim görmek ya da
buradan Avrupa ya da Birleflik Devletler’e gitmek ve oralarda para kazanmak, daha iyi koflullarda yaflamak ve çal›flmakt›r. Bu ifadeler genelde, Türkiye’deki koflullara dair elefltirileri de içermektedir. Birçok Uygur genci,
Türkiye’yi bir geçifl ülkesi olarak görmektedir ve Türkiye nadiren Uygur
gençlerinin ilk tercihi olmaktad›r. Bu gençler, vak›flar› da siyasi kurumdan
çok, bir s›çrama tahtas› olarak görmektedirler. Öte yandan, ulusalc›, idealist
ö¤rencilerle de karfl›lafl›lmaktad›r. Sözgelimi genç bir k›z ö¤renci, Türkiye’deki ö¤renimini tamamlamas›n›n ard›ndan, Do¤u Türkistan’a geri dönmek istemifltir. Bu ö¤renci, halk›n›n gerçek tarihini, Çin sansürüne tak›lmaks›z›n ö¤rendi¤ini ve bu bilgileri Do¤u Türkistan’da yaymak istedi¤ini
söylemifltir.
Türkiye’deki Uygurlar aras›nda, özellikle Çin okullar›nda okumufl
Uygur gençlerine belirgin bir dikkatle yaklafl›lmaktad›r. Türkiye’dekiler,
herhangi bir Çinlilefltirme sürecine maruz kalmad›klar› için kendilerini
gerçek birer Uygur olarak görmektedirler. Ama bu “gerçek”lik iddias›, Çin
milli e¤itim sisteminde yetiflen Uygurlar için çok fazla bir fley ifade etmemektedir. fianghay’da büyüyen, kendilerini birer Uygur Türkü olarak tan›mlayan fakat Uygurca konuflamayan iki genç kad›n, bu duruma ilginç bir
örnek teflkil etmektedir. Çin devletinin verdi¤i bir bursla Türkiye’ye yüksekö¤renim görmek için gelen bu k›z ö¤renciler Sincan tan›mlamas›n› kullanm›fl ve Türkiye’deki Uygurlar›n örgütlenmeleriyle iliflkiye geçip geçmedikleri sorusuna, yurtd›fl›ndaki ayr›l›kç› ve terörist Uygurlarla asla bir
iliflkileri olmas›n› istemedikleri yan›t›n› vermifllerdir. Onlar›n görüflüne
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
275
göre, bu tür örgütlenmeler Uygur-Çin iliflkilerine zarar vermekten baflka
bir ifle yaramamaktad›r.
Son y›llarda göç etmifl olan kitleyi ise, klasik diaspora durumundan
çok, ulusafl›r› göç çerçevesinde de¤erlendirmek gerekmektedir. Diasporadan
ulusafl›r›l›¤a do¤ru de¤iflim sürecinin sonu beklenmeli ve incelenmelidir.
Çin’den gelen genç Uygurlarla birlikte, etnik özdeflleme özelli¤i olarak “Uygur” ifadesi daha fazla yayg›nlaflacak gibi görünmektedir. Özellikle Türkiye’de aktif siyasetle u¤raflan Uygurlar aras›nda, Do¤u Türkistan kimli¤inden,
belirli bir etnik Uygur kimli¤ine do¤ru bir de¤iflim söz konusudur.
Sonsöz
Türkiye’de yaflayan Do¤u Türkistan-Uygur diasporas› örne¤inin de
gösterdi¤i gibi kimlikler karmafl›k, de¤iflken ve araçsallaflt›r›labilme özelli¤i tafl›makta; bir diyalog süreci içinde, belirli bir tarihsel mekânda söylemsel pratiklerle flekillenmektedir ve homojen bir yap›dan söz etmek mümkün de¤ildir. Türkiye’de aktif siyasetle u¤raflan Uygurlar›n söylemleri incelendi¤inde, bu kiflilerin siyasi kimliklerinin bir Uygur milliyetçili¤ine evrilmesinde, ev sahibi ülkedeki de¤iflen koflullar›n önemli bir rolünün oldu¤u
gözlemlenmektedir. Uygurlar, geçmifli yeniden yorumlayarak, homojen bir
bütün oldu¤unu varsayd›klar› bir ulus kimli¤i ve bu ulusun tarihini infla etmeye çal›flmaktad›rlar.
Diaspora içinde düflünce ve eylem tekelini ele geçirmek için yaflanan ciddi bir siyasi rekabet söz konusudur. Türkiye’deki farkl› Do¤u Türkistan-Uygur topluluklar› siyasi bir bütünlü¤ü temsil etmemekte, bu durum aktif siyasetle u¤raflan Uygurlar aras›nda toplulu¤u birlefltirecek bir lider beklentisini körüklemektedir.
Do¤u Türkistan, etnik bilefleni olmayan, yaln›zca bir ülke topra¤›yla iliflkili bir kavramd›r. Türkiye’deki Uygurlar›n, Do¤u Türkistan olarak adland›rd›klar› bölgedeki toprak talepleri, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmas›yla oluflmufl s›n›rlar› kapsamaktad›r. Çin hükümetinin az›nl›k siyasetinin bir uzant›s› olarak kullanmaya bafllad›¤› Uygur kavram›, sürgünde yaflayan Uygurlar› taraf›ndan bir kültür co¤rafyas›n›n ulus devlet temelinde
tan›mlanmas›na ve bir Uyguristan’dan söz edilmesine yol açmaktad›r. Bu276
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
nunla birlikte, Türkiye’de yaflayan Do¤u Türkistanl›lar aras›nda kendi kimlikleriyle ilgili ço¤ul, farkl› ve çok katmanl› bir tan›mlama süreci bütün dinamizmiyle devam etmektedir.
Eski kuflaklar›n geri dönme iste¤i, anavatan›n ideallefltirilmesi,
uluslararas› ba¤lant›lar, bir Do¤u Türkistan-Uygur kimli¤i oluflturma giriflimi ve Çin’e karfl› kamuoyu oluflturma çabalar›, diaspora bilincinin oluflturulmas›nda yaflanan deneyimlerdir. Tüm bu bütünsellefltirici çabalara ra¤men, diasporada k›r›lmalar söz konusudur. Yeni gelen göçmenlerle birlikte Uygurlar yeni girdiler elde etmekte, de¤iflim geçirmekte ve bölünmektedir. Yeni göçmenler halihaz›rda var olan toplumsal ba¤lant›lara baflvurmakla birlikte, durumlar› klasik diasporadan ciddi bir farkl›l›k göstermektedir.
Zira ülkelerini kendi istekleriyle ve yasal yollardan terk etmifllerdir ve diledikleri zaman geri dönebileceklerdir. Sürgün söylemi yerini bireysel tercihlerle gerçekleflen yasal bir göçe b›rakm›flt›r.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
277
Kaynakça
Anderson, B. 1991. Imagined Communities: Reflection on the Origins and Spread of Nationalism. London:
Verso.
Andrews, P. A. 1989. Ethnic Groups in the Republic of Turkey. Wiesbaden: Dr. Ludwig Reichert Verlag.
Alptekin, E. 1999. “Babam ‹sa Yusuf Alptekin, Mücadele Felsefesi ve Do¤u Türkistan Davas›,” Do¤u
Türkistan (19/183-184): 18.
Alptekin, E. 2003. “fiükran Günü,” Gökbayrak (10/52): 2-4.
Alptekin, ‹. Y. 1972. Do¤u Türkistan Göçmenler Cemiyeti Neler Yapt›? ‹stanbul.
Alptekin, ‹. Y. 1974. Do¤u Türkistan ‹nsanl›ktan Yard›m ‹stiyor. ‹stanbul: Ota¤.
Alptekin, ‹. Y. 1981. Do¤u Türkistan Davas›. ‹stanbul: Marifet.
Alptekin, ‹. Y. 1991. “Türkistan Meselesi,” Türkistan (4/13): 20.
Avflar, A. 1993. “Uyguristan Üzerine,” Do¤u Türkistan’›n Sesi (9/34-35): 62-63.
Bekin, M. R. 1993. “Do¤u Türkistan Milli Kurultay› Tertip Komitesi Baflkan› M.
R›za Bekin’in Aç›fl Konuflmas›,” Do¤u Türkistan’in Sesi (10/36): 5.
Bekin, M. R. 2004. Do¤u Türkistan Üzerine Rapor. ‹stanbul: Do¤u Türkistan Vakf›.
Bekin, M. R. 2005. Do¤u Türkistan Vakfi Baflkan› M. R›za Bekin’in An›lar›. ‹stanbul: Kastafl.
Benson, L. 1990. The Ili Rebellion. The Moslem Challenge to Chinese Authority in Xinjiang 1944-1949. Armonk: M. E. Sharp.
Cohen, R. 1997. Global Diasporas. An Introduction. Seattle: University of Washington Press.
Deliorman, A. ve Donuk, A. ve di¤erleri. 1991. Türklük Mücahidi ‹sa Yusuf. ‹stanbul: Bayrak Bas›m.
Gladney, D. 1990. “The Ethnogenesis of the Uighur,” Central Asian Survey (9/1): 1-28.
Golden, P. B. 1992. An Introduction to the History of the Turkic Peoples. Ethnogenesis and State-Formation
in Medieval and Early Modern Eurasia and the Middle East. Wiesbaden: Harrassowitz.
Hacalo¤lu, Y. (Ed.) 1995. 21. Asra Girerken Do¤u Türkistan. Ankara: Türk Yurdu Yay›nlar›.
Hall, S. 1994. Rassismus und kulturelle Identität. Ausgewählte Schriften 2. Hamburg: Argument.
Hall, S. 1999. Ethnizität: Identität und Differenz. J. Engelmann (Ed.) Die kleinen Unterschiede. Frankfurt am Main: Campus, 83-98.
‹nayet, A. 2005. “Milli Mücadele Yöntemleri ve ‹sa Yusuf Alptekin,” Gökbayrak (12/66): 20-23.
Kaflgarl›, S. M. 2004. Uygur Türkleri Kültürü ve Türk Dünyas›. ‹stanbul: Ça¤r›.
Landau, J. 1981. Pan-Turkism in Turkey. A Study of Irredentism. Londra: C. Hurst & Company.
Kutlu¤, M. 1992. “Anayurdumuzun Ad› Uyguristan De¤il Do¤u Türkistand›r,” Do¤u Türkistan’in Sesi
(9/33): 21-22.
Millward, J. 2000. “Historical Perspectives on Contemporary Xinjiang,” Inner Asia (2/2): 121-135.
Özdo¤an, G. G. 2001. “Turan”dan “Bozkurt”a. Tek Parti Döneminde Türkçülük (1931-1946). ‹stanbul:
‹letiflim.
Özk›r›ml›, U. 2000. Theories of Nationalism. A Critical Introduction. New York: St. Martin’s Press.
Rudelson, J. J. 1997. Oasis Identities. Uyghur Nationalism along China’s Silk Road.New York: Columbia
University Press.
Safran, W. 1991. “Diasporas in Modern Societies: Myths of Homeland and Return,” Diaspora (1/1):
83-99.
278
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
Sautman, B. 2000. “Is Xinjiang an Internal Colony?,” Inner Asia (2/2): 239-271.
Shichor, Y. 2003. “Virtual Transnationalism: Uygur Communities in Europe and the Quest for Eastern
Turkistan Independence,” S. Allievi ve J. Nielsen (Ed.) Muslim Networks and Transnational Communities in and across Europe içinde, Leiden, Boston: Brill, 281-311.
Svanberg, I. 1989. Kazak Refugees in Turkey. A Study of Cultural Persistence and Social Change. Uppsala:
Almquist&Wiksell.
Taflç›, M. (Ed.) 1985. Esir Do¤u Türkistan ‹çin. ‹sa Yusuf Alptekin’in Mücadele Hat›ralar›. ‹stanbul: Do¤u
Türkistan Neflriyat Merkezi.
Toops, S. 2000. “The Population Landscape of Xinjiang/East Turkestan,” Inner Asia (2/2), 155-170.
Yalç›n, S. (Ed.) 2003. Hac› Yakup Anat. Hayat›m ve Mücadelem. Ankara.
Yalç›n, S. (Ed.) 2005. Hac› Yakup Anat. Do¤u Türkistan’da Milliyetçilik Hareketleri. Makaleler. Ankara.
Yazar› belli de¤il. 1993. “Eastern Turkestan. (Facts and Figures),” Biti¤, Türk Dünyas› Dergisi (3/6):16-17.
Yazar› belli de¤il. 1993. “‹sa Yusuf Alptekin’e Vefa,” Do¤u Türkistan (18/178): 41.
‹nternet kaynaklar›
http://www.atomwaffena-z.info/pdf/gesch_atom_neokolon.pdf.
http://www.amnesty.org/en/region/asia-and-pacific/east-asia/china.
http://www.uygur.org/wunn05/07_11.htm.
Notlar
1
2
3
4
5
6
7
8
Türkçe çevirisinin gözden geçirilmesinde önemli katk›s›ndan dolay› Hatice Bilgili’ye teflekkürlerimi sunar›m.
Sözü edilen iki büyük grubun yan› s›ra, bölgede Kazaklar, K›rg›zlar, Tacikler ve Özbekler de
yaflamaktad›rlar.
Orta Asya’daki en büyük Uygur toplulu¤u yaklafl›k 350.000 üyesiyle Kazakistan’daki Uygur toplulu¤udur. K›rg›zistan’da 47.000, Özbekistan’da ise 37.000 Uygur yaflamaktad›r (Shichor 2003: 287).
Do¤u Türkistan’›n Sesi 1984’ten beri ‹stanbul’da, Gökbayrak ise 1994’ten beri Kayseri’de yay›nlanmaktad›r.
Bas›l› yay›nlarda kullan›lan soyk›r›m ifadesi, yapt›¤›m görüflmeler s›ras›nda dile getirilmemifltir.
Genç bir Uygur ö¤renci, “Frans›zlar herhangi bir küçük ada üzerinde nükleer test yapt›¤›nda,
bütün dünya itiraz eder. Ama ayn› fley, Do¤u Türkistan’da olunca, kimsenin umurunda de¤il” diyerek kimsenin Uygurlar›n ç›karlar› için u¤raflmamas›ndan flikâyet etmektedir.
Sincan’da yaflanan insan haklar› ihlalleri, terörizme karfl› verilen uluslararas› mücadele bahanesiyle
merkezi yönetim taraf›ndan meflrulaflt›r›lm›flt›r. Bu ba¤lamda, Uygurlar sürekli terörist ya da ayr›l›kç› olarak damgalanmaktad›rlar. Bu olaylar Dünya ‹nsan Haklar› Örgütü (Amnesty International)
taraf›ndan da belgelenmifltir. Belgeler http://www.amnesty.org/en/region/asia-and-pacific/eastasia/china internet adresinden okunabilir. Sincan’daki nükleer silah testlerinin ölümcül sa¤l›k sonuçlar›na iliflkin bkz. http://www.atomwaffena-z. info/pdf/gesch_atom_neokolon.pdf.
1998 y›l›nda Zeytinburnu’ndaki bir caddeye onun ad› verilmifltir. Bkz. 1998 Do¤u Türkistan
(18/178): 41.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
279
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
280
Daha önce de Kuzey Sincan’›n daha çok Kazaklardan oluflan gruplar›n›n göç hareketleri olmufltur.
Onlar›n göç tarihleri ve Türkiye’de yaflamlar›n›n de¤iflmesi Ingvar Svanberg (1989) taraf›ndan
daha önce araflt›r›lm›flt›r.
Afla¤›daki aç›klamalar, ‹stanbul’daki Do¤u Türkistan Vakf›’n›n genel sekreteri ve di¤er Uygurlarla
yap›lan görüflmelere ve bas›l› yay›nlar›n ilgili bölümlerine dayanmaktad›r. Vakf›n araflt›rmalar›na
ve kimi mültecilerin an›lar›na dayanan say›sal bilgiler de vak›f taraf›ndan sa¤lanm›flt›r.
Bu konuda elime flu ana dek güvenilir bir bilgi geçmemifltir. Söz konusu olan ve görüflmelerde netlik kazanmayan, köyden kente ya da kuzey-güney düzlemindeki göçtür.
Göçmenlerin tümü Türkiye’yi tercih etmifl de¤ildirler. Kimileri Pakistan, Hindistan ve Afganistan’da kalm›fl, bir bölümü de Suudi Arabistan’a, orada yaflayan akrabalar›n›n ve tan›d›klar›n›n
yan›na göç etmifllerdir.
Bat› Avrupa’da tahminen 1.300 Uygur yafl›yor olmal›d›r (Shichor 2003: 285). Vakf›n verilerine
göre, söz konusu göçmenlerin yaklafl›k 500 kadar› Almanya’da, özellikle de Güney Almanya’da
ikamet etmektedir.
Bu rakamlar, Türkiye’deki Uygurlar hakk›nda yap›lan bir anketin sonuçlar›n› yans›tmakta olup,
2007 y›l›nda ‹stanbul’da Do¤u Türkistan Vakf›’n›n genel sekreterinden temin edilmifltir.
Bkz. örn. Hacalo¤lu (1995).
Di¤erleri, sa¤ partilere olan sempatilerini selamlaflma biçimleriyle (yanak yana¤a öpüflmek yerine
flakaklar›n› birbirlerine tokuflturarak yapt›klar› kurt selamlaflmas›) aç›kça ortaya koymaktad›rlar.
Konuya iliflkin bkz. http://www.uygur.org/wunn05/07_11.htm, eriflim tarihi: 9.2.2007.
Görüflme yapt›¤›m kiflilerden baz›lar› bu ba¤lamda, Türk milletini uyand›ran, karanl›ktan ayd›nl›¤a ç›karan ve ba¤›ms›zl›¤a götüren ulusal kahraman Atatürk ile bir karfl›laflt›rma yapm›flt›r.
Vakf›n tam olarak ne tür yard›mlar yapt›¤›, yaln›zca ö¤rencilerin imalar›ndan anlafl›labiliyor. Bu
konu vak›flar aç›s›ndan çok hassas oldu¤undan, konuflmak istememektedirler.
Türkiye’deki Do¤u Türkistan-Uygur Diasporas›
Anke Bentzin
TÜRK, TÜRK‹STAN VE ÖZBEK
K‹ML‹KLER‹ ARASINDA:
‹STANBUL’DAK‹ ÖZBEK GÖÇMENLER
“
S
ovyetler Birli¤i’nden gelen Özbekler, Türkiye’de tamamen asimile
olma yolundaki gruplara en iyi örnektir. Öte yandan, aralar›ndan
kimileri kimliklerini korumufl ve Türkistan örgütlenmelerinde öncü rol oynam›fllard›r.” (Svanberg 1989: 592 vd.).
1989 y›l›nda ‹sveçli Etnolog Ingvar Svanberg taraf›ndan ortaya at›lan
bu öngörü, Türkiye’deki Özbek göçmenler hakk›nda çal›flma yapm›fl di¤er
yazarlar taraf›ndan da paylafl›lmaktad›r. (Bezanis 1994; Cosnahan 1991;
Svanberg 1989). Bu makale gerçi bu tezi çürütmemekte, ancak Sovyetler
Birli¤i’nin da¤›lmas›n›n ard›ndan, Türkiye’deki Özbek grubun maruz kald›¤› ifade edilen tam asimilasyon sürecine paralel olarak kimliklerin de¤iflebildi¤ini, yeniden canlanabildi¤ini ve oluflabildi¤ini göstermektedir. Bu kimliklerin kamusal ve resmi olmayan düzlemde nas›l eklemlendi¤ini aç›klamadan önce, Türkiye’deki Özbek toplulu¤unun k›saca portresini çizmek gerekir. Bu noktada, Özbeklerin Türkiye’ye göçlerinin tarihsel ve siyasi arka plan›n› özellikle göz önünde tutmak gerekir, zira söz konusu grubun heterojen
yap›s›, genifl ölçüde bu arka plana dayanmaktad›r.
Türkiye’deki Özbek Toplulu¤u
Türkiye’de bir Özbek toplulu¤unun varl›¤›, Orta Asya’n›n Türkistan
olarak adland›r›lan bölgesinden çeflitli kaç›fl ve göç hareketlerinin sonucudur. Özbek göçmenlerin, kendilerini isimlendirmeyi tercih ettikleri “Türkistanl›” ifadesi de, geldikleri bu bölgeye dayanmaktad›r. Türkistanl› üst kavram›, Özbeklerin yan› s›ra, Türkistan’dan Türkiye’ye göç etmifl olan ve
Türkçe konuflan Kazaklar, K›rg›zlar ve Uygurlar› da kapsamaktad›r.
Türkiye’deki Özbek grubun büyüklü¤ü hakk›nda somut ve güvenilir istatistiki veri bulunmamaktad›r. Türkistanl› toplulu¤un tahminlerine
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
281
göre, 150.000 Türkistanl›n›n yaflad›¤› Türkiye, en büyük Türkistanl› göçmen toplulu¤unu bar›nd›ran ülkedir (Kocao¤lu 2000: 121). Topluluk üyelerinin nüfus hakk›ndaki tahminleri genelde çok yüksek bulundu¤undan bu
tahminlere karfl› bir flüphe geliflmifltir. Yurtd›fl›nda yaflayan Özbekler hakk›nda yaz›lm›fl bir eserde, Türkiye’de 20.000 ila 175.000 Özbek vatandafl›n
yaflad›¤› ifade edilmektedir. (Hayitov 1992: 20). Büyük olas›l›kla, Lowell Bezanis’in Bat› Türkistan’dan gelen göçmenleri 50.000 olarak belirten tahmini gerçek duruma en yak›n oland›r (Bezanis 1994: 159).1
Göçün Arka Plan›
19. yüzy›lda çok az say›da Özbek ‹stanbul’a gelmifltir. O zamanlarda gelenlerin ço¤u hacdan dönüflte ‹stanbul’a yerleflenlerdir. Özbek göçmenler Osmanl› ‹mparatorlu¤una veya genç Türk Cumhuriyet’ine ancak
20. yüzy›l›n bafl›nda gelmifllerdir. Bu grup, siyasi aktivistlerle, e¤itim amac›yla Türkiye’ye ve Avrupa’ya gönderilen ö¤renci ve akademisyenlerden
oluflmaktad›r. Memleketlerindeki geliflmeler, ço¤unun geri dönmemesine
ve Türkiye’de ya da Avrupa’da kalmalar›na, sonra da Avrupa’dan Türkiye’ye
tafl›nmalar›na neden olmufltur (Bezanis 1994: 159; B›çakc› 1996: 35 ve devam›; Kocao¤lu 2000). Bu ilk grup Türkistan göçmenlerinin ço¤u, Osmanl› ‹mparatorlu¤u ve Türkiye Cumhuriyeti’nin akademik, entelektüel ve yay›n dünyas›na kat›lm›flt›r.2 1920’li y›llarda, önde gelen bir Türkistanl› göçmenin çabalar›3 gerçeklefltirilseydi, bugün Türkiye’de yaflayan Özbeklerin
say›s› büyük olas›l›kla, çok daha yüksek olacakt›. Söz konusu kiflinin öngördü¤ü plan, Balkanlar’dan gelen Müslümanlar›n kabul edilmesine benzer4
flekilde yürütülecek ve Orta Asya’dan büyük çapl› bir göç gerçeklefltirilecekti. Bu plan Atatürk taraf›ndan reddedilmifltir (Bezanis 1994: 66).
20. yüzy›l›n ikinci yar›s›nda yaflanan göç dalgalar›n›n karakteristik
özelli¤i, Türkistanl› göçmenlerin do¤rudan memleketlerinden de¤il, genelde birkaç y›l süreyle bir baflka ülke ya da ülkelerde ikamet ettikten sonra
Türkiye’ye gelmeleri fleklindedir. Bu flekilde, 1948 y›l› sonras›nda, biri Özbek olmak üzere, yaklafl›k 100 Türkistanl› aile Almanya’dan Türkiye’ye gelmifltir. Söz konusu kifliler bafllang›çta, ya ö¤renci olarak, ya da Sovyet iktidar›ndan kaçan mülteciler ya da savafl esirleri olarak Almanya’ya gelmifller282
Türk, Türkistan ve Özbek Kimlikleri Aras›nda: ‹stanbul’daki Özbek Göçmenler
di. Aralar›nda ordunun Türkistan Lejyonunda görev yapm›fl çok say›da kifli
de vard›r (von zur Mühlen 1971). Her ne kadar, 1945 tarihli Yalta Anlaflmas›, bu askerlerin Avrupa’y› terk etmelerini ve SSCB’ye dönmelerini gerektirmifl de olsa, aralar›ndan kimileri Avrupa’daki mülteci kamplar›nda, kimileri Bat› Almanya’da kalm›fl, bir süre sonra ise Türkiye’ye göç etmifllerdir.
Söz konusu gruba mensup kifliler ve onlar›n yeni nesil akrabalar› ‹stanbul
(1980 y›l› itibariyle yaklafl›k 250 hane), ‹zmir ve Ankara’da yerlefliktirler
(Svanberg 1989: 594; Bezanis 1994: 159).
Özbeklerin büyük ço¤unlu¤u ise Türkiye’ye Afganistan’dan gelmifllerdir. Buradan, Pakistan ya da Hindistan üzerinden Türkiye’ye ilk grup
1952 y›l›nda gelmifltir. Söz konusu grup, 1917-1930 y›llar› aras›nda Taflkent,
Andican ya da Kokand’daki evlerini terk ederek Kuzey Afganistan’a gitmifl ve
burada Özbeklerin yaflad›¤› bölgelere yerleflmifl olan Özbeklerden oluflmaktad›r. Takip, sürgün, kolektifleflme, din karfl›t› önlemler ya da 1930’lu y›llar›n ilk dönemlerindeki k›tl›ktan kaçm›fllard›r. 1950-1958 y›llar› aras›nda ise,
Türkistan’dan 884 aile (2.688 kifli) Türkiye’ye göç etmifltir. 564 aile “iskânl›
göçmen” olarak resmen yerlefltirilirken, 320 aile ise Türkiye’de “serbest göçmen” statüsü ile yerleflmifltir (Adatepe 1959: 194).5 Türkiye, Türk kökenli
mülteciler için açt›¤› entegrasyon kurslar› arac›l›¤›yla, mesleki entegrasyonu
teflvik etmifltir. 1950’li y›llar›n sonlar›nda, Türkistanl› göçmenlerin, özellikle
Türkçe okuma-yazma kurslar› ve dikifl, hal› dokuma ve marangozluk e¤itimlerinde tatmin edici sonuçlar elde edildi¤i görülmüfltür. Türk kaynaklar›n›n
verdi¤i bilgiye göre; Ni¤de, Konya ve Kayseri’de yerleflmifl olan bu Türkistanl›lar, söz konusu kurslarda elde ettikleri hünerler sayesinde, bölgesel piyasalara çok iyi entegre olabilmifllerdir (Adatepe 1959: 191).
1980’li y›llar›n bafllar›nda yaflanan bir sonraki göç dalgas› da, daha
önce Afganistan’da yaflam›fl olan Özbekleri Türkiye’ye getirmifltir. Sovyetler Birli¤i’nin 1979 y›l›nda Afganistan’a yapt›¤› askeri müdahale, söz konusu kitlenin ilk olarak Pakistan’a kaç›fl›na neden olmufltur. 1982 y›l›nda ç›kar›lan bir yasa6, Pakistan mülteci kamplar›ndaki Türk kökenli mültecilerin
Türkiye’ye kabul edilmelerinin yolunu açm›flt›r. 1982 y›l› A¤ustos ay›nda
Türk hükümeti, Pakistan’dan yaklafl›k 4.3507 Türk kökenli mülteciyi kabul
etme karar› alm›flt›r. Hemen o ay içerisinde, Türk Hava Yollar› taraf›ndan
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
283
oluflturulan Karaçi-Adana hava köprüsü üzerinden ilk 366 mülteci Türkiye’ye ulaflm›flt›r. Türkiye Cumhuriyeti ‹çiflleri Bakan› ve Türk bas›n›,
mültecileri “duygu yüklü bir tören” ile karfl›lam›flt›r (Franz 1994: 279).
Sonuçta, bu hava köprüsü üzerinden, ço¤unlu¤u Özbek olmak üzere, 3.811
Türk kökenli mülteci Türkiye’ye gelmifltir. Kendilerine, bir göç fonundan
5.000.000 dolar tutar›nda mali destek yap›lm›fl ve tafl›nabilir mallar›n›
gümrük vergisinden muaf olarak getirme izni verilmifltir. Yeni gelenler
de¤iflik illere da¤›t›lm›fl,8 devlete ait konutlara yerlefltirilmifl ve kendilerine
yaklafl›k asgari ücret düzeyinde maddi yard›m yap›lm›flt›r. Daha 1982 y›l›
Aral›k ay›nda ilk 224 yerleflimci Türk vatandafll›¤›na geçmifl, 1983 y›l›
boyunca ise, di¤er mültecilerin vatandafll›k ifllemleri gerçekleflmifltir. 1983
y›l› sonras›nda, Afganistan’dan kendi olanaklar›yla gelen di¤er Türk kökenli aileler, a¤›rl›kl› olarak ‹stanbul’un art›k Türkistanl› göçmenlerin yerleflim
merkezi haline gelmifl olan Zeytinburnu semtine9 yerleflmifllerdir. 1987 y›l›
sonbahar›nda, Türkiye’de Afganistan’dan gelmifl yaklafl›k 4.500 Türk
kökenli göçmenin yerleflik oldu¤u düflünülmektedir. Bu kitlenin say›s›
1990 y›l›na dek 7.000 kifliye ulaflm›fl olmal›d›r (Franz 1988: 67 vd.; Franz
1994: 279 ve devam›).
Özbekistan’›n 1991 y›l›nda ba¤›ms›zl›¤›n› elde etmesinden bu yana,
Türkiye’ye üç grup Özbek gelmifl, ancak bu gruplar›n ikametleri geçici olmufltur. Türkiye, 1993/94 ila 1998 y›llar› aras›nda iki Özbek muhalefet partisinin liderine, Abdurrahim Polat (Birlik) ile Muhammad Salih’e (Erk)
s›¤›nma hakk› vermifltir. Türkiye’nin bu politikac›lar› kabul etmesi, iki devlet aras›nda siyasi krize yol açm›flt›r. Sonuç olarak, Özbekistan’›n bask›lar›
üzerine Türkiye, bu iki muhalif siyasi lideri s›n›r d›fl› etmifltir. Ba¤›ms›zl›¤›n ilan›ndan sonra e¤itim görmek amac›yla Türkiye’ye gönderilmifl olan
ö¤renciler, Türkiye’de sürgünde yaflayan Özbek muhaliflerin etkisinden
korkan Özbekistan hükümeti taraf›ndan geri ça¤r›lm›flt›r.10 Günümüzde,
bir turist vizesiyle Türkiye’ye seyahat eden Özbeklerin ço¤u, çal›flma
amac›yla gelmektedir. Çok say›da Özbek, bavul ticareti olarak adland›r›lan
ifli yapmaktad›r. Kimileri, ‹stanbul’da yerleflik Özbeklerin dükkânlar›nda ya
da Özbek ailelerin yan›nda hizmetçi ya da çocuklar›na Özbekçe ö¤retmek
amac›yla çocuk bak›c›s› olarak çal›flmaktad›r.
284
Türk, Türkistan ve Özbek Kimlikleri Aras›nda: ‹stanbul’daki Özbek Göçmenler
‹stanbul’daki Özbekler
Bu bölümdeki aç›klamalar›n odak noktas›, kendileri ya da ebeveynleri 1950’li y›llar›n ortalar›na dek Türkiye’ye göç etmifl olan ve günümüzde
‹stanbul’da yerleflik Özbeklerdir. Kaç›fl ve defalarca göç deneyimi, bu kitlenin ortak haf›zas›nda derin izler b›rakm›flt›r. Bugün ‹stanbul’da yerleflik
Özbekler aras›nda birçok, geçen süre içinde birkaç y›l ABD, Suudi Arabistan ya da Almanya’da yaflam›fl olanlar vard›r. Bunun yan› s›ra birço¤u, son
göçlerini Türkiye içerisinde yaflam›fllard›r. Genel iç göç e¤ilimi, Özbek
ailelerini de Türkiye’ye geldiklerinde yerleflmifl olduklar› k›rsal bölgelerden,
büyükflehir ‹stanbul’a getirmifltir. Burada, ço¤unlukla Merter, Güngören,
Güneflli, Ataköy, Bak›rköy, Zeytinburnu ve Bahçelievler gibi flehrin Avrupa
yakas›nda ve birbirine yak›n semtlerde yaflamaktad›rlar. Kifliler, kendi
vatandafllar›yla komfluluk etmeyi arzu etmekte ve büyük flehir koflullar›nda
dahi, aralar›ndaki düzenli temas› korumak için çaba harcamaktad›rlar.
‹lk dönem göçmenler üniversite ö¤rencisi, ö¤retmen ve yöneticiydiler. 1950’ler ve 1980’lerde göç eden Özbekler ise, ço¤unlukla zanaatkâr
(küçük esnaf) ve tüccard›r ve Türk yerleflim merkezlerinde tar›m ve ticaret
yapmaya bafllam›fllard›r. ‹stanbul’daki Özbekler ise özellikle akademik
meslekler ile ticaret alan›nda çal›flmaktad›rlar.11 Özbek ailelerin ço¤u,
bugün Türkiye’nin orta s›n›f›na mensuptur. Bu kiflilerle yapt›¤›m›z tüm
görüflmelerde e¤itime ne denli önem verildi¤i aç›kça görülmüfltür. ‹yi bir
e¤itim, toplumsal yükselme ve tan›nmay› bünyesinde bar›nd›rmakta ve ayr›ca, Türkiye’deki Özbek toplulu¤un geliflimine katk› olarak görülmektedir.
Geleneksel Özbek toplumunda al›fl›lmam›fl flekilde, yüksekö¤renim görmek ve meslek sahibi olmak, günümüz Türkiye’sinde artan flekilde Özbek
kad›nlar›n›n yaflam planlar›n›n parças› haline gelmifltr.
Uyum ve S›n›rlama: Kimlikler
Özdeflleme modellerini flekillendirmek amac›yla, kimliklerin farkl›
flekillerde eklemlendi¤i iki alan› araflt›rd›m:
1. Kamusal Düzlem: Topluluk kendisini d›flar›ya nas›l ve hangi
araçlarla göstermektedir? Türkistanl›lar Kültür ve Sosyal Yard›mTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
285
laflma Derne¤i’nin12 etkinli¤i olan Türkistan dergisini ve grubun
internet platformunu çözümlemeye dahil ettim. Araflt›r›lacak dönemi, 1980’lerden bu yana gerçeklefltirilen etkinliklerle s›n›rlad›m, zira söz konusu tarih birçok bak›mdan bir k›r›lma noktas›d›r. Özbek göçmenlerin geldikleri bölgeden ciddi yap›sal ve siyasi de¤iflim haberleri gelmekte, Türkiye’deki liberal atmosfer de,
kimlik sorunlar› hakk›nda kamusal bir söyleme gitgide daha fazla olanak tan›maktayd›.
2. Resmi Olmayan Düzlem: Günlük yaflam› kapsamaktad›r. Dil,
günlük kültür, nesiller aras› iliflkiler ve resmi olmayan toplumsal
a¤lar arac›l›¤›yla, Özbeklerin kimliklerini nas›l koruduklar›, gelifltirdikleri ve birlefltirdikleri anlafl›labilmektedir. Sonuçlar büyük
ölçüde, 2000-2002 y›llar› aras›nda, alan araflt›rmam kapsam›nda
gerçeklefltirdi¤im çok say›da kiflisel ve resmi olmayan görüflme ve
kat›l›mc› gözlemden elde etti¤im veriye dayanmaktad›r.
‹kinci Vatan Türkiye
Görüflmeler s›ras›nda, kimliklerine dair sorular s›kl›kla flüphe içermeyen bir “Türküm” yan›t› ile karfl›lanm›flt›r.13 Bu yan›t, üç ayr› özdeflleme
düzlemini içermektedir: vatandafll›k, Türk halklar›na aidiyet ve Türkiye’yi
vatan olarak benimseme.
Türkiye’de yaflayan Özbeklerin ço¤u, Türk vatandafll›¤›na sahiptir.
Özbek göçmenlerin yay›n ve ifadelerinde daima Türkiye’ye minnettarl›k ve
ba¤l›l›¤› dile getirmelerinde bu konumlar›n›n da pay› flüphesiz büyüktür.
Türkiye’de var olan ve halk gruplar›n›n etnik ve ulusal alt kimliklerinin üstünü örten ulus devlet anlay›fl›na uygun olarak, Türkiye’deki Özbekler Türk say›lmaktad›r. Özbek örne¤inde, ortak ilgi noktas› Türk halklar› grubuna ait olmakt›r. Göçmenler bu aidiyeti, kendilerinden “Özbek
Türkleri”14 olarak bahsederek ya da “Türk dünyas›” sözünü kullanarak ifade etmektedirler. Türkiye de onlar›n taraf›nda tutum sergilemekte, Orta Asya’y› Türklerin menflei olarak vurgulamakta ve Orta Asya’dan ve Balkanlar’dan Türkçe konuflan gruplar›n Türkiye’ye göçünü devletin Türk niteli¤inin istikrar›n› sa¤lama hedefiyle sistemli olarak desteklemektedir.
286
Türk, Türkistan ve Özbek Kimlikleri Aras›nda: ‹stanbul’daki Özbek Göçmenler
Özbek göçmenler Türkiye’yi ikinci vatanlar› ya da ikinci ülkeleri olarak görmektedirler.15 Yaflad›klar› göç ço¤u kez “vatandan vatana” giden yol
olarak betimlenmektedir. Anavatan Türkistan’dan Anavatan Türkiye’ye (Donuk 1998) bafll›kl› yay›n ve benzerleri bunun göstergesidir. Özbek göçmenlerin kaç›fl ve baflka bir ülkede kal›fl dönemlerinde edindikleri deneyimler,
Türkiye’ye karfl› vatani duygular gelifltirmelerinde önemli bir rol oynamaktad›r. Kaç›fltan ve akrabalar›yla mallar›ndan kopmaktan kaynaklanan travmay› atlatma iste¤i, yeni bir bafllang›ç ve güvenli bir vatana duyulan hasreti anlafl›l›r k›lmaktad›r. Göçmenlerin ifadesine göre, Türkiye bu beklentilerin her ikisine de olanak vermektedir. E¤itim ve mesleki baflar› önemli entegrasyon stratejileri olarak ortaya ç›km›flt›r ve kendi topluluklar›n›n ötesinde de kabul sa¤lamaktad›r.
Gefltek ya da gap16 diye adland›r›lan toplant›lar da Türk toplumuna
entegre olmalar›na katk› sa¤lamaktad›r. Ayn› yafl grubundan erkeklerin bu
sosyal toplant›lar› ‹stanbul’da, yaln›zca geldikleri bölgenin dil ve kültürünün korunmas›na ve toplulukla ilgili ve siyasi konular›n tart›fl›lmas›na hizmet etmemektedir. Geleneksel Orta Asya kurumu olan gefltek burada, kat›l›mc›lar›n›n kendi mesleki ve toplumsal konumlar›n›, topluluk üyelerinin
ve ailelerinin gereksinimleri ve refah› için kullanmaya çal›flt›klar› resmi olmayan bir toplumsal a¤ olarak ifllev görmektedir.
Türk ve Özbek kültürleri aras›ndaki ortak yönlere yap›lan vurguya
karfl›n, özellikle aile ve topluluk yaflam›nda Türk toplumu ile net s›n›rlar
söz konusudur. Örne¤in, Özbek toplumunda korunan ebeveynlere, yafll›lara ve efle duyulan büyük sayg› bir fark olarak özellikle belirtilmektedir.17
Modern ‹stanbul yaflam›nda dahi Özbek ebeveynler, çocuklar›n›n kendilerine “siz” diye hitap etmelerine, kendileri odaya girdiklerinde aya¤a kalkmalar›na ve yanlar›nda sigara içmemelerine büyük önem vermektedirler.
Evli efllerin de, birbirlerine sayg› ifadesi olarak “siz” diye hitap ettikleri s›kça görülmektedir.18 Türk toplumu, Özbek toplumuyla karfl›laflt›r›ld›¤›nda
daha modern, bat›l›laflm›fl ve daha az içten bulunmaktad›r. Ancak bu noktada, göçmenlerin ‹stanbul’un kozmopolit ortam›nda yaflad›klar›n› ve bu
karfl›laflt›rmay›, on y›llar önce terk ettikleri bir Özbek toplumuyla yapt›klar›n› da göz önünde tutmak gerekir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
287
Gerçeklik ve Düflünce Aras›nda: Türkistan Kimli¤i
Özbek grubun kamusal alanda temsilinde, “Türkistanl›” öz tan›mlamas› hâkimdir. Toplulu¤un dernek ad›, yay›nlar› ve internet sayfas› bu
durumu ifade etmektedir.
‹stanbullu Özbekler bafl›ndan beri derneklerde örgütlenmifllerdir.
Ancak, aç›kça Özbek kimli¤ini vurgulayan bir dernek bugüne dek kurulmam›flt›r.19 Böylece Türkistan’dan gelen göçmen topluluklar›, Türkistanl› üst
etnik kimli¤ini korumakta ve vurgulamaktad›r (Kocao¤lu 2000: 124). Günümüzde ‹stanbul’da etkin olan Türkistanl›lar Kültür ve Sosyal Yard›mlaflma Derne¤i 1984 y›l›nda, ANAP’l› politikac› ve cerrah Prof. Ahat Andican20
çevresinde toplanan ikinci nesle mensup ve yükümlülük üstlenmeyi göze
alan topluluk üyeleri taraf›ndan kurulmufltur. Ahat Andican, derne¤in aç›l›fl› dolay›s›yla yapt›¤› konuflmada, dernek ve topluluk etkinlikleri çerçevesinde yeni görevler dile getirmifltir. Bundan böyle amaç yaln›zca, kendi varl›¤›n› savunmak ve topluluk yaflam›n› korumak olmamal›yd›. SSCB’de radikal de¤iflikliklerin ortaya ç›kt›¤› bir dönemde, yurtd›fl›ndaki Türkistanl›lar
“Komünistler, flunu yapt›, bunu etti” fleklindeki suçlamalara son vermeliydi. Tersine, sa¤lam bilimsel çal›flmalarla dünyada seslerini duyurmal› ve vatanlar›n›n ba¤›ms›zl›k elde etmesinin ard›ndan, Orta Asya cumhuriyetleriyle Türkistanl› göçmenlerin yaflad›klar› ülkeler aras›ndaki iliflkilerin h›zla
kurulmas› için ellerini tafl›n alt›na koymal›yd›lar (Andican 2003: 698 vd.).
Türk ve dünya kamuoyuna “Türkistanl›lar ve Türk Dünyas› hakk›nda bilgi” sa¤lama arzusunu da, derne¤in resmi olmayan sesi Türkistan21
dergisi yerine getirecekti (Türkistan 1988:1). Ortalama 60 sayfadan oluflan
dergi, 1988-1995 y›llar› aras›nda yay›mlanm›fl ve böylece bugüne dek Türkiye’deki Türkistanl› süreli yay›nlar aras›nda en uzun soluklu dergi olmufltur. Timur Kocao¤lu’nun ifadesine göre, bu dergi ve gazeteler ulusal anavatan (national homeland) ve ulusal bir kimli¤in sembolü olarak Türkistan düflüncesini, 1925 sonras› Sovyet rejimi ve 1949 sonras› Çin rejimi taraf›ndan
yasakland›¤› dönemde dahi savunmufltur. Türkistan teriminin, 1980’li y›llar›n ortalar›nda Orta Asya’n›n tarihi ad› olarak ve Orta Asya Sovyet Cumhuriyetleri’nde süreli yay›nlar›n bafll›¤› olarak yeniden ortaya ç›kmas›, Kocao¤lu aç›s›ndan, Sovyet öncesi, Sovyet dönemi ve Sovyet sonras› dönemler
288
Türk, Türkistan ve Özbek Kimlikleri Aras›nda: ‹stanbul’daki Özbek Göçmenler
ile göçmen topluluklar› aras›ndaki ba¤lant›n›n devam›n›n bir ispat›d›r (Kocao¤lu 1998: 21). Geçmiflteki süreli göçmen yay›nlar›ndan farkl› olarak,
Türkistan dergisinin yazarlar› geçmifle öykünmekle yetinmemifl; geldikleri
bölgede kendini gösteren de¤ifliklikler ve 1991 y›l›nda gerçekleflen ba¤›ms›zl›k karfl›s›nda, Türkistan Konfederasyonu, Türkistan Birli¤i ya da Birleflik Türkistan adlar› alt›nda birleflik bir Türkistan için fikirler gelifltirmeye
çal›flm›fllard›r.22 Dergi, Türkistan ve Türk dünyas› konular› çerçevesinde,
göze çarpan derecede çok yönlü bir içerik sergilemifltir. A¤›rl›k noktalar›ndan birini güncel siyasi konular, olaylar, yay›nlar ve etkinlikler oluflturmaktayd›.23 Örgütlenme ve partilerin yan› s›ra, kültürel, akademik ve politik yaflam›n ça¤dafl ve tarihsel kiflilikleri de tan›t›lmaktayd›. Anavatan› ziyaret
hakk›nda raporlar (Hayit 1993), toplulu¤un önde gelen üyeleri, akademisyenler ve politikac›lar24 ile görüflmeler ya da Özbek öyküleri, fliirleri, flark›
sözleri ve bir roman dizisi de25 bas›lm›flt›r. Orta Asya’dan kimi yazarlar da
yaz›lar kaleme almakta, anavatandaki durum ve geliflmeler hakk›nda haberler vermekteydiler.26
Dernek ve derginin yan› s›ra, 9 A¤ustos 1990 tarihinde toplulu¤un
önde gelenleri, toplulu¤un siyasi ve akademik taahhütlerini destekleyen
Türkistan Araflt›rmalar› Vakf›’n› kurmufllard›r (Andican 2003: 701). Ayr›ca,
grubun bir sesi olmas›, tan›nm›fl Orta Asyal› kiflilerin Türkiye’ye davet edilmelerini sa¤lamak ve Türk bas›n›n›n dikkatini çekmek amaçlar›yla, toplumsal ve siyasi anlamda etkili çevrelerde yo¤un bir lobi çal›flmas› bafllat›lm›flt›r (Bezanis 1994: 161). Topluluk bir süre, ANAP’›n önde gelen siyasetçilerinden biri ve Türk Cumhuriyetleri ve Türk Topluluklar› ile ‹liflkilerden
Sorumlu Devlet Bakan› olan Ahat Andican sayesinde Türk siyasetinde etkili bir sese sahip olmufltur.27
Derginin yay›n›n›n 1995 y›l›nda durdurulmas›n›n ard›ndan topluluk
on y›l boyunca kamusal bir sesten mahrum kalm›flt›r.28 2005 y›l› May›s ay›nda vak›f ve dernek Türkçe bir internet sayfas› kurarak kamusal alana yeniden
ad›m atm›flt›r.29 “Türkiye’deki Türkistanl› toplulu¤un (community) en önemli
eksiklerinden birini giderdi¤iniz için sizi gönülden tebrik ederiz.”30 gibi kutlamalar, internet sayfas›n›n kuruluflu ile, uzun süredir dört gözle beklenen ve
göçmen toplulu¤unun bilgi ve ba¤lant› kurma gereksinimlerini yerine getiren
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
289
bir forum ortam›n›n olflturuldu¤unu ifade etmektedir. ‹nternet sayfas›n›n yap›mc›lar›, Türkistan’›n geleneklerine ve içeri¤ine aç›kça görülebilir flekilde
ba¤l›d›r. Türkistan ve Türk dünyas› burada da konular›n merkezindedir ve
Türkistan yazarlar›n›n bir k›sm› burada da yazmaktad›r. Derne¤in etkinlikleri
ve Özbek toplulu¤una dair haberler, dergiye göre çok daha büyük bir yer kaplamaktad›r. Kutlamalara, toplant›lara, derne¤in etkinliklerine ait özetler ve foto¤raflar ile topluluk bünyesindeki niflan, dü¤ün, mezuniyet ve ölüm haberleri verilmektedir. ‹nternet sayfas›, topluluk için yaflamsal bir bilgi ve tart›flma
forumu haline gelebilmifltir. Özellikle genç neslin yükümlülük üstlenmesi31
sayesinde sayfa, topluluk içerisindeki güçlü ba¤lant›lar›n korunmas›na katk›
sa¤lamaktad›r. Söz konusu genç nesil aç›s›ndan internet ortam›nda var olmak, ba¤›ms›zca etkin olmak ve topluluk için yükümlülük üstlenerek yafll› nesillerin takdirini kazanmak için iyi bir f›rsatt›r. Bu ayr›ca, gitgide kendini belli eden nesil de¤iflim sürecinin önemli bir ad›m›d›r.
Yeni Yak›nl›k: Özbek Kimli¤i
Geçmiflte ve günümüzde, çok say›da etken Özbekistan ile daha yak›n bir ba¤lant› kurulmas›na katk› sa¤lam›flt›r. 1997 y›l›nda bafllan›lan Özbek yaz›s›n›n de¤ifltirilmesi ve Kiril alfabesi kullan›m›ndan Latin alfabesi
kullan›m›na geçilmesi, göçmenlerin Özbek bas›n›n› takip edebilmelerini ve
di¤er yay›nlar› okuyarak Özbekistan hakk›nda birinci elden bilgi edinmelerini olanakl› k›lm›flt›r.32
Özbekistan Cumhuriyeti’nin kuruluflu ile, Özbekler tarihte ilk kez
ba¤›ms›z bir ulus-devlete sahip olmufllard›r. Türkiye’de yaflayan Özbek toplulu¤u içerisinde, ba¤›ms›zl›k uzun süredir dört gözle beklenmekteydi ve
coflkuyla ve heyecanla karfl›lanm›flt›r.33 Ba¤›ms›zl›¤›n gerçekleflmesiyle bir
Türkistan Birli¤i düflüncesi de geri plana itilmifltir.
Ba¤›ms›z Özbek Cumhuriyeti’nin kurulmas›n›n ard›ndan anavatan
ile yeni ba¤lant›lar kurulabilmesi, gitgide artan bir Özbek bilincinin flekillenmesinde önemli bir katalizör olmufltur. Bu noktada, kiflisel ba¤lant›lar
çok önemli bir rol oynamaktad›r. Çok say›da Özbek, geçen süre içinde eski
vatanlar›n› ve ailelerinin eski evlerini aram›fl, oradaki akrabalar›n› bulup ve
ziyaret etmifl ve onlar› kendilerini ziyaret etmeleri için Türkiye’ye davet et290
Türk, Türkistan ve Özbek Kimlikleri Aras›nda: ‹stanbul’daki Özbek Göçmenler
mifllerdi. Dernek de Özbekistan’dan sanatç›lar davet etmektedir ve bu kifliler kutlama toplant›lar›nda sahne almakta, göçmen aileler tarf›ndan da misafir edilmektedirler.
Dernek ayr›ca, kendisini Özbek devletinin muhatab› olarak görmektedir. Dernek yöneticileri ve topluluk üyeleri, Türkiye ile Özbekistan aras›ndaki gergin iliflkiyi üzüntü, huzursuzluk ve endifleyle takip etmekte ve Özbekistan’›n Türkiye’deki resmi temsilcilikleriyle iyi iliflkiler kurmak için çaba harcamaktad›rlar. Bu kurulufllar›n temsilcileri düzenli olarak toplulu¤un etkinliklerine davet edilmektedir. Dernek yöneticileri de, bu kurulufllar›n Özbek Büyükelçili¤i ya da Baflkonsoloslu¤u’nda verdikleri davet ve kutlama etkinliklerine kat›lmaktad›rlar. Böylesi f›rsatlar, göçmen toplulu¤uyla
Özbekistan’›n resmi temsilcileri aras›ndaki iliflkileri derinlefltirmek amac›yla kulan›lmaktad›r. Dernek temsilcilerinin Özbekistan Büyükelçili¤i’ndeki bir ziyareti, kültürel iflbirli¤i konular›n›n yan› s›ra, dernek üyelerinin Özbekistan Cumhuriyeti’ne vizesiz seyahat edebilmeleri yönündeki
topluluk taleplerini dile getirmek amac›yla da kullan›lm›flt›r.34
Bununla beraber, ulafl›lan çok say›da yeni temas noktalar› on y›llar
boyunca farkl› toplumsal sistemler ve iliflkiler içinde yaflanm›fl oldu¤unu da
aç›kça göstermektedir. Böylece, göç ortam›nda korunmufl olan Özbek-Türkistanl› kültürü ile geride b›rak›lm›fl olan anavatan›n günlük yaflam› aras›ndaki farklar›n bilincine var›lm›flt›r. Örne¤in göçmenler, Özbek dilinin Rus
ve Türk dillerinin etkileriyle farkl› geliflimler gösterdi¤ini, eski aile yap›lar›
ve davran›fl biçimlerinin çok de¤iflti¤ini ve hatta sevilen geleneksel yemeklerin bile günümüzde Özbekistan’da farkl› haz›rland›¤›n› fark etmifllerdir.
Bu farkl›l›klar göçmenler taraf›ndan tamamen çeliflkili biçimde de¤erlendirilmektedir. Bir yandan, coflku dolu flekilde “otantik Özbek kültürü”nden,
örne¤in son derece sayg›l› davran›fl biçimlerinden söz etmektedirler. Öte
yandan ise, alkolizm, boflanmalar ve Özbekistan’daki geleneksel de¤erlerden vazgeçme gibi sorunlar›n sorumlusu olarak gördükleri Ruslaflma ve
Sovyetleflme süreçlerinden flikâyet etmektedirler. Bu deneyimler, kendi
gruplar›na olan bak›fllar›n› ve göçmen toplulu¤u olarak anlay›fllar›n› da
de¤ifltirmektedir. Buna, Türkiye’ye karfl› güçlü bir ba¤l›l›k duyma ve kendi
topluluklar› içindeki geliflmeleri sorgulama da dahildir.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
291
Sonuç
Kendilerini (ikinci) vatanlar› olarak gördükleri Türkiye ile aç›kça özdefllefltirmeleri, bugüne dek Özbeklerin geldikleri bölgeye olan ilgilerini
kaybetmelerine neden olmam›flt›r. Türkistanl›l›k bilinci, ortak bir menfle
bölge, paylafl›lan kaç›fl deneyimi, akrabalar› kaybetmifl ya da geride b›rakm›fl olmak ile eski vatan› ba¤›ms›z ve birleflik görme dile¤ine dayanan ulus
üstü bir kimlik olarak eklemlenmektedir. Düflünce olarak Türkistan ve
siyasi bilinç olarak da Türkistanl› kimli¤i varl›¤›n› sürdürmektedir. Bölgede
bir birlik kurulmas› olas› görülmemektedir. Kaç›fl ve göçe dair an›lar
zamanla sarar›rken, Özbekistan devleti varl›¤›n› sürdürmektedir ve bu
nedenle Özbek kimli¤inin daha çok güçlenece¤i tahmin edilmektedir. Bu
süreç, Sovyetler Birli¤i’nin da¤›lmas›n›n ard›ndan eski ve yeni vatan aras›nda geliflebilmifl olan ulus ötesi alanlarla desteklenmektedir.
‹stanbul’daki Özbek toplulu¤u, Türkiye’deki halk gruplar›n›n çoklu
kimlikler gelifltirebilece¤ine ve bu kimliklerin kiminle iletiflim halinde
olundu¤una ba¤l› olarak de¤iflebildi¤ine dair bir örnek oluflturmaktad›r.
292
Türk, Türkistan ve Özbek Kimlikleri Aras›nda: ‹stanbul’daki Özbek Göçmenler
Kaynakça
Adam, V. 2002. Rußlandmuslime in Istanbul am Vorabend des Ersten Weltkrieges. Die Berichterstattung osmanischer Periodika über Rußland und Zentralasien. Frankfurt: Peter Lang.
Adatepe, G. 1959. “Settlement Measures Taken in Turkey and Improvements Made in that Field,” Integration (6/3): 190-197.
Andican, A. 1993. “21. Yüzy›la Do¤ru Türkistan Cumhuriyetleri,” Türkistan (17-18): 5-15.
Andican, A. 1993. “Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden ‘Birleflik Türkistan’a,” Türkistan (17-18): 51-56.
Andican, A. 1993. “Türkistan Republics Towards The 21st Century,” Türkistan (17-18): 16-24.
Andican, A. 2003. Cedidizm’den Ba¤›ms›zl›¤a Hariçte Türkistan Mücadelesi, ‹stanbul: Emre Yay›nlar›.
Andrews, P. A. 1993. “Muhâdjir,” The New Encyclopaedia of Islam. Leiden (Vol. 3). New York: Brill, 350-354.
Balc›, B. 2003. “Fethullah Gülen’s Missionary Schools in Central Asia and their Role in the Spreading
of Turkism and Islam,” Religion, State & Society (31/2): 151-177.
Baldauf, I. 1993. Schriftreform und Schriftwechsel bei den muslimischen Russland - und Sowjettürken (18501937): Ein Symptom ideengeschichtlicher und kulturpolitischer Entwicklungen. Budapeflte: Akad. Kiadó.
Berg, A. 2000. “Informelle Netzwerke in einer städtischen mahalla in Usbekistan,” R. Loimeier (ed.)
Die islamische Welt als Netzwerk. Möglichkeiten und Grenzen des Netzwerkansatzes im islamischen
Kontext içinde, Würzburg: Ergon Verlag, 415-430.
Bezanis, L. 1994. “Soviet Muslim Emigrés in the Republic of Turkey,” Central Asian Survey (13/1): 59-180.
B›çakc›, A. S. 1996. Özbek Milli Kimli¤in Muhafazas›, ‹stanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü (yay›mlanmam›fl yüksek lisans tezi).
Cosnahan, G. 1991. “The Uzbek Population in Istanbul,” Türkistan (14): 59-63.
Denker, D. 1983. “The Last Migration of the Kirghiz of Afghanistan?,” Central Asian Survey (2/3): 89-98.
Donuk, A. 1988. “Anavatan Türkistan’dan Anavatan Türkiye’ye,” Türkistan (1): 18-19.
Franz, E. 1988. “Turkstämmige Afghanistanflüchtlinge in der Türkei,” E. Grötzbach (ed.) Neue Beiträge zur Afghanistanforschung içinde. Eichstätt: Franz-Sales-Verlag, 67-69.
Franz, E. 1994. Population Policy in Turkey. Family Planning and Migration between 1960 and 1992, Hamburg: Deutsches Orient-Institut.
Hayit, B. 1993. “Vatan›m› Ziyaret Ettim,” Türkistan (17-18): 25-38.
Hayitov, S. A., Sobirov, N. S., Legai, A. S. 1992. Xorijdagi O’zbeklar, Taflkent: Fan Nashriyoti.
‹laslan, S. 1989. “Süleyman Demirel ile Sohbet,” Türkistan (8): 4-5.
Kocao¤lu, T. 1998. “A National Identity Abroad: The Turkistani Emigré Press (1927-1997),” Central Asia
Monitor (1): 21-24.
Kocao¤lu, T. 1999. “Türkistanl› Göçmenlerin Siyasî Faaliyetleri Tarihine K›sa Bir Bak›fl,” R. Ekfli ve E.
Cihangir (ed.) Dr. Baymirza Hayit Arma¤an›, içinde, ‹stanbul: Turan Kültür Vakf›, 159-169.
Kocao¤lu, T. 2000. “Turkistan Abroad: The Political Migration – From the Soviet & Chinese Central
Asia (1918-1997),” H. Komatsu, C. Obiya ve J. Schoeberlein (ed.) Migration in Central Asia: Its History and Current Problems içinde, Osaka: The Japan Center for Area Studies, 113-126.
Öktem, N. 1959. “Die Einwanderung der turkistanischen und idil-uralischen Türken in die Türkei,” Integration (6/3): 208-214.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
293
Salih, M. 1990. “Gelece¤i Düflünmek,” Türkistan (10): 4-5.
Salih, M. 1991. “Milli Gurur,” Türkistan (14): 41-46.
Salih, M. 1993. “Türkistan Modelinden Çin Modeline,” Türkistan (17-18): 39-42.
Snesarev, G. P. 1963. “Tradicija muzskich sojuzov v ee podnejsem variante u narodov Srednej Azii,”
Akademija Nauk (ed.) Materialy Chorezmkoj ekspedicii. Polevye issledovanija Chorezmskoj ekspedicii v
1958-1961 içinde. Moskova: 155-205.
Svanberg, I. 1989. “Turkestani Refugees,” P. A. Andrews (ed.) Ethnic Groups in the Republic of Turkey
içinde, Wiesbaden: Dr. Ludwig Reichert Verlag, 591-601.
von zur Mühlen, P. 1971. Zwischen Hakenkreuz und Sowjetstern. Der Nationalismus der sowjetischen Orientvölker im Zweiten Weltkrieg, Düsseldorf: Droste Verlag.
Yazar› belli de¤il, 1992. “Gap,” U’zbek Sovyet Enzyklopediyasi içinde, Taflkent, U’zbek Sovyet Enzyklopediyasi Bosh Redakziyasi (3): 207-208.
Internet kaynaklar›
www.turkistan.org
Görüflülen kifliler
Emvel
Hakan
Halide
Muazzam
Munise
Selahettin
Sobir
Turan
(05.09. 2001)
(16.09. 2000)
(30.08. 2001)
(07.09. 2001)
(26.09. 2000)
(19.09. 2000)
(17. 09. 2000)
(22.09. 2000)
Notlar
1
2
3
4
5
294
Bezanis’in bu ifadesi, Bat› Türkistan’dan gelen göçmenlere iflaret etmektedir ki, bu nedenle söz konusu grubun a¤›rl›kl› olarak Özbeklerden olufltu¤u düflünülebilir.
Siyasi ve yay›msal anlamda etkin Türkistanl›lar›n etkileri hakk›nda çok say›da yay›n (Adam 2002;
Andican 2003; Bezanis 1994; Kocao¤lu 1998, 1999, 2000) mevcutken, özellikle Türkiye’deki Özbeklere odaklanm›fl yaln›zca tek bir, üstelik yay›nlanmam›fl çal›flma bulunmaktad›r (B›çakc› 1996).
Bezanis burada, Türkistan Türkleri Gençler Birli¤i Baflkan› Dr. Mecit Bey’in Atatürk’ü kiflisel olarak tan›d›¤›n› ve kendisine sözü geçen göç planlar›n› aktard›¤›n› ifade eden çok eski kaynaklara dayanmaktad›r (Bezanis 1994: 91, Dipnot 24).
Cumhuriyetin 1923 y›l›nda kurulmas›yla birlikte, Türkiye Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya ile
nüfus de¤iflimi hakk›nda anlaflmalar imzalam›fl ve o tarihten bu yana Balkanlar’dan gelen yüz binlerce Türk göçmeni kabul etmifltir.
Yönetimsel aç›dan, göçmenler iki ayr› grupta de¤erlendirilmektedir: “Serbest göçmen” olarak ifaTürk, Türkistan ve Özbek Kimlikleri Aras›nda: ‹stanbul’daki Özbek Göçmenler
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
de edilenler, kendi giriflimleriyle Türkiye’ye gelen ba¤›ms›z göçmenlerdir. “‹skânl› göçmenler” ise,
resmi kurulufllar›n deste¤iyle resmen yerleflen göçmenlerdir (Svanberg 1989: 591). 1950-1958 y›llar› aras›nda, 226 aile Ni¤de’ye, 72 aile Konya’ya, 104 aile Kayseri’ye, 160 aile Manisa’ya ve 2 aile
de Sakarya’ya resmen yerlefltirilmifltir (Adatepe 1959: 193 vd.; Öktem 1959: 212).
17.03.1982 tarihli ve 2641 Say›l› Yasa.
Söz konusu say› hakk›ndaki bilgilerde ufak sapmalar mevcuttur: 4.352 (Svanberg 1989: 599) ve
4.351 (Denker 1983: 89).
1980 y›l›nda ‹stanbul’da yaklafl›k 280, Adana’da ise 50 aile yaflamaktayd›. Hatay’a 172 Özbek aile,
Urfa çevresine 180 Özbek ve Gaziantep’e 60 Özbek aile yerlefltirilmifltir (Franz 1988: 67; Andrews
1993: 353).
Burada yaflayan yaklafl›k 80 hane aras›nda, Özbeklerin yan› s›ra, Türkmen ve Kazak aileler de vard›r (Franz 1988: 68).
1992-1998 y›llar› aras›nda 1.638 Özbek ö¤renci Türk üniversitelerinde ö¤renim görmüfltür (Balc›
2003).
Özellikle tekstil ürünleri üretiminde ve s›kl›kla aile iflletmeleri fleklinde. Ancak, Özbekler ‹stanbul’da eczane, inflaat firmas› ve atölye de iflletmektedirler.
Bu derne¤in ad› ayr›ca Türkistanl›lar Kültür ve Sosyal Yard›m Derne¤i olarak geçiyor.
“Ben önce Türküm, sonra Özbekim,” Muazzam ve Turan; “Ben bir Türkistan Türküyüm,” Sobir.
“Ben kendimi Özbek Türkü olarak hissediyorum,” Selahattin.
“Türkiye benim ikinci vatan›m,” Muazzam ve Munise; “Atalar›m›z›n vatan› Türkistan. Bizim anavatan›m›z buras›. [...] Türkiye bizim ikinci ülkemiz, vatan›m›z,” Sobir; “Biz Türkiye’yi ülkemiz olarak görüyoruz. [...]“Atalar›m›z›n vatan› Türkistan’d›r. Bizim anavatan›m›z Türkiye’dir,” Hakan.
‹stanbul’daki Türkistanl›lar Fergana Vadisi kökenli olan Özbekçe gap tabiri yerine, ço¤unlukla Tacikçe gefltek tabirini kullanmaktad›rlar (Snesarev 1963: 171). Köken olarak, gap/gefltek, yaln›zca k›fl
mevsiminde yap›lan ve köyün erkeklerinin kat›ld›¤› bir toplant›y› ifade etmektedir. Bu toplant›da
erkekler hep beraber yemek yerler, dini sorular› ve köyün sorunlar›n› tart›fl›rlar, flark› söylerler,
müzik yaparlar, dans ederler ve oyunlar oynarlar. Kimi bölgelerde tüm erkekler bir araya gelirken,
di¤er baz› bölgelerde ise ayn› yafl grubuna dahil erkekler toplan›rlar. Gap, günümüzde Özbekistan’da kad›nlar taraf›ndan da yap›lmaktad›r ve burada hem kad›nlar, hem de erkekler aras›nda sabit kurallar çerçevesinde çal›flan “dönemsel para biriktirme gruplar›”na dönüflmüfltür. Böylece toplant›lar, kat›l›mc›lar için s›rayla para toplamak amaçl› kullan›lmaktad›r. Toplanan para her seferinde, toplant›y› düzenleyen kifliye kal›r (Yazar› belli de¤il, 1992; Berg 2000). ‹stanbul’da yaflayan
Türkistanl› erkekler, yaz aylar› temmuz, a¤ustos ve eylül hariç olmak üzere her ay, ilk cumartesi
akflam› gefltek için toplan›rlar. Söz konusu toplant›lara Kazaklar, K›rg›zlar, Türkler ve Orta Asya’dan
gelen konuklar da kat›l›rlar.
“Bizde sayg› daha büyüktür.” Halide.
“Biz birbirimize “sen” demeyiz, “siz” deriz.” Muazzam.
Dernekler için bkz. Bezanis (1994) ve Kocao¤lu (1998, 1999, 2000). Do¤u Türkistan’dan gelen
göçmenler, geldikleri bölgeyi vurgulayan kendi derneklerinde örgütlenmektedirler. Örne¤in: Do¤u Türkistan Göçmenler Derne¤i ya da Do¤u Türkistan Vakf›. Yaln›zca Kazaklar, kendi etnik kökenlerini vurgulayan, Kazak Türkleri Vakf› adl› bir vak›f kurmufllard›r.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
295
20 Derne¤in kurucular›, geçmiflte, 1954-1976/77 y›llar› aras›nda ‹stanbul’da varl›k göstermifl olan
Türkistanl›lar Yard›mlaflma Derne¤i’ne üyeydiler. Söz konusu dernek, göçmenler Afganistan’dan
Türkiye’ye geldiklerinde kurulmufl ve onlara önemli bir bafllang›ç noktas› olarak hizmet vermifltir
(Bezanis 1994: 160).
21 Derginin tam ad›: Türkistan. Üç ayl›k ilmi siyasi-ekonomik kültürel dergi. Dergi, üç ayda bir yay›mlanma iddias›n› yaln›zca s›n›rl› flekilde yerine getirebilmifltir. Yazarlar› aras›nda, Afganistan, SSCB
ve Çin’den gelen Türkistanl› göçmenlerin yan› s›ra, Türk akademisyenler de vard›. Türkistan Türk
bir okuyucu kitlesini, özellikle de Türkiye’de yaflayan Türkistanl› toplulu¤u hedeflemifltir. S›n›rl›
say›da nüsha Özbekistan’a da gönderilmifltir. Derginin Pakistan, Suudi Arabistan, Almanya ve
ABD’de aboneleri vard›.
22 Bkz. Ahat Andican’›n “Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden “Birleflik Türkistan’a” ve “21. yüzy›la
do¤ru Türkistan Cumhuriyetleri” bafll›kl› makaleleri. (Türkistan 1993: 17-18).
23 Örne¤in, Azerbaycan ve Afganistan’da ya da Türkistan Kurultay›’ndaki olaylar. 1991 y›l›nda Türkistan’›n 13. say›s›n›n tümü 1. Uluslararas› Türkistan Kurultay›’na ayr›lm›flt›, 3.-5.12.91.
24 Örne¤in dönemin Türkiye Cumhuriyeti Baflbakan› (1991-1993) ve Cumhurbaflkan› (1993-2000)
Süleyman Demirel ile Türkler hakk›nda söylefli (‹laslan 1989).
25 Timur Kocao¤lu, Özbek yazar Memedali Mahmudov’un Ölmez Kayalar adl› roman›n›, göçmen
toplulu¤un anlayabilmesi için Latin alfabesine aktarm›flt›r. Zira 1939/40-1997 y›llar› aras›nda Özbekistan’da Kiril alfabesi kullan›lmaktayd›.
26 Örne¤in, Muhammed Salih’in “Milli Gurur” (1991) ve “Türkistan Modelinden Çin Modeline”
(1993) bafll›kl› makaleleri.
27 Ahat Andican, Mesut Y›lmaz hükümetinde (1997-1998) Türk Cumhuriyetleri ve Türk Topluluklar› ile ‹liflkilerden Sorumlu Devlet Bakan› olarak görev yapm›flt›r. Andican ayr›ca, bir süre boyunca
hükümet sözcüsü ve parti baflkan vekiliydi.
28 Durgunlu¤un nedenleri aras›nda, Özbekistan’daki geliflmeler ile Türkiye’nin Orta Asya’daki rolünün yaratt›¤› hayal k›r›kl›¤›, Türkiye ve Özbekistan aras›ndaki gergin iliflkiler ve elbette Ahat Andican’›n topluluk baflkanl›¤›ndan geri çekilmesi say›labilir.
29 Söz konusu internet sayfas›n›n adresi: www.turkistan.org.tr/turkistan.
30 S.Aynural, www.turkistan.org, eriflim tarihi: 08.08.2005.
31 ‹nternet sayfas› Adana Genç Türkistanl›lar Bülteni’ni de yay›nlamaktad›r.
32 Özbek göçmenlerin ço¤unlu¤u Özbekçenin yaz›m›nda on y›llarca kullan›lan Kiril alfabesini bilmemekte ve bu nedenle Özbekistan’daki kaynaklara ulaflamamaktad›r. 1923 y›l›na dek Türkistan’da
yaz›, Arap alfabesiyle yaz›lan Ça¤atayca’yd›. Daha sonra dilde yap›lan bir yeniden düzenleme ile yaz› dili, Özbekçe konuflma diline uyumland›r›lm›fl ve yaz› dili de Özbekçe olmufltur. 1929 y›l›nda
Latin harflerinden oluflan bir alfabe ve 1939/40 y›llar›nda ise uyumland›r›lm›fl bir Kiril alfabesi Özbek diline dahil edilmifltir. Özbekistan’daki yaz› ve konuflma dili reformlar› için bkz. Baldauf 1993.
33 Görüfltü¤üm kiflilerden birkaç› bu ba¤lamda flu ifadeleri kullanm›flt›r: “Özbekistan’›n ba¤›ms›zl›¤› bizler için bir rüyayd›,” Hakan; “Hep bekledi¤imiz bir fleydi. Y›llarca bunun için mücadele verdik ve flimdi çok mutluyuz,” Emvel; “Tüm hayat›m›z› buna adam›flt›k, ba¤›ms›zl›¤a.” Sobir.
34 Bu konu, dernek yöneticilerinin 29.05.2005 tarihinde Ankara’daki Özbekistan Büyükelçili¤i’ne
yapt›klar› ziyaret s›ras›nda dile getirilmifltir. (www.turkestan.org.tr, eriflim tarihi: 26.02.2007).
296
Türk, Türkistan ve Özbek Kimlikleri Aras›nda: ‹stanbul’daki Özbek Göçmenler
Deniz Yükseker / Kelly T. Brewer
‹STANBUL’DAK‹ AFR‹KALI GÖÇMEN VE
SI⁄INMACILARIN YAfiAM KOfiULLARI
B
u yaz›n›n amac›, ‹stanbul’da yaflayan Afrikal› göçmen ve s›¤›nmac›lar›n göç nedenleri ve yaflam koflullar›yla ilgili yapt›¤›m›z bir anket çal›flmas›n›n bulgular›n› özetlemek olacak.1 Bulgulara geçmeden önce, yaz›ya bir anektotla bafllamak istiyoruz.
2005 y›l›n›n bafl›nda araflt›rmaya bafllad›¤›m›zda, Türkiye’ye üç ay
önce deniz yoluyla kaçak girifl yapm›fl olan Somalili genç bir erkekle tan›flt›k. Ad›na Ali diyece¤imiz bu kifli, Birleflmifl Milletler Mülteciler Yüksek
Komiserli¤i’ne (BMMYK) iltica baflvurusunda bulunmufltu. Ancak bir süre
sonra baflvurunun reddedildi¤i haberini ald›. ‹lgili yönetmeliklerden do¤an
hakk›n› kullanarak bu karara itiraz etti. Aradan aylar geçiyordu. Ali, Galata’da köhne bir apartman dairesinde, Somalili birkaç arkadafl›yla birlikte kal›yordu. Ara s›ra çevredeki esnaf için yapt›¤› ufak tefek ifller karfl›l›¤›nda ald›¤› para d›fl›nda hiçbir geliri yoktu. Ali’nin amac›, Türkiye’de kalmak de¤il
bat›l› bir ülkeye gitmekti. ‹ltica süreciyle ilgili sabr› zorlanan Ali, iki kez
Edirne üzerinden Yunanistan’a kaçmaya çal›flt›. ‹ki seferinde de baflar›s›z
olan ve yakalanan Ali, birkaç gün gözalt›nda kald›ktan sonra ‹stanbul’a döndü. Bir süre sonra Ali bizi arad›. Somalili bir k›zla evlenecekti, bizi dü¤ününe davet ediyordu. Afrikal› bir göçmen taraf›ndan iflletilen bir kafede, Somalili arkadafllar›n›n kat›ld›¤› bir kutlamayla evlendi. Bir süre sonra iyi haber geldi; BMMYK ikinci incelemede Ali’ye mülteci statüsü vermeye karar
vermiflti. Di¤er mülteciler gibi BMMYK’dan ayl›k bir yard›m almaya bafllayan Ali’nin, s›¤›nmac›larla ilgili yönetmelikte 2006 y›l›nda yap›lan de¤ifliklik uyar›nca, baflka bir ilde ikamet etmesi gerekiyordu (Resmi Gazete 2006).
Ali ve efli, Konya’da ikamet kayd› yapt›r›p, orada yaflamaya bafllad›lar. 2007
yaz›nda, Kanada Ali ve eflini yerlefltirmeyi kabul etti. Böylece, Ali’nin üç y›ll›k Türkiye deneyimi “mutlu son”a yaklafl›yor. 2007 sonuna kadar Kanada’ya gidebilmeyi umuyorlar.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
297
Ancak Türkiye’ye gelen Afrikal›lar›n hikâyeleri, zorlanarak da olsa
amac›na ulaflan Ali’ninki gibi sonuçlanmayabiliyor. Say›lar› tam olarak bilinmese de, ‹stanbul’da befl-alt› bin Afrikal› kaçak göçmen ve s›¤›nmac› yaflad›¤› tahmin ediliyor. Her birini Türkiye’ye getiren nedenler ve amaçlar›
farkl› olsa da, Afrikal› mülteciler ve göçmenlerin deneyimleri, Ali’nin deneyimiyle baz› ortak unsurlar içeriyor. Bu yaz›da, bu ortak noktalardan ve zorluklardan söz etmek istiyoruz. Afla¤›da ayr›nt›s›na girece¤imiz bu ortak deneyimleri flöyle s›ralayabiliriz:
1) Yasad›fl› göç ak›mlar› ile s›¤›nmac› ve mülteci ak›mlar›, hukuki
olarak birbirinden farkl› olmakla birlikte, asl›nda pratikte birbirinin içine geçmifl durumdad›r.
2) Genelde uluslararas› göç yaz›n›nda “transit göç” olarak nitelendirilen
olgu, bir göçmenin deneyimi aç›s›ndan zamana yay›lm›fl bir süreçtir.
Dolay›s›yla bireyin; “transit” halinde oldu¤u, yani “geçici” oldu¤u ülkede çok da geçici olmayan faaliyetlerle u¤raflmas› gerekir.
3) Konumlar›n›n “geçici” ve ço¤u zaman “yasad›fl›” olmas› nedeniyle, s›¤›nmac›lar›n ve kaçak göçmenlerin ‹stanbul’daki yaflamlar›
zorluklarla doludur. Sosyal yard›m olanaklar› k›s›tl›d›r; gelir getirici faaliyetler de çok s›n›rl›d›r; yaflad›klar› konutlar sa¤l›ks›zd›r.
4) Avrupa Birli¤i’ne (AB) üyelik müzakereleri çerçevesinde Türkiye’nin göç ve mülteci politikalar› yeniden oluflturulurken, s›¤›nmac› ve yasad›fl› ekonomik göçmenlerin insan haklar›n› gözeten
uygulamalar gelifltirilmelidir. Ancak bu konuda AB, Türkiye’nin
omuzlar›na binecek yükü paylaflmal›d›r.
Yapt›¤›m›z araflt›rman›n bulgular›n›, bu dört gözlem etraf›nda özetlemeye çal›flaca¤›z. Araflt›rma, 2005 y›l›nda 133 Afrikal› kaçak göçmen ve s›¤›nmac›yla yapt›¤›m›z anket ve 20 kadar s›¤›nmac› ve kaçak göçmenle yapt›¤›m›z derinlemesine görüflmelere dayan›yor. Ayr›ca, Ankara’daki
BMMYK temsilcili¤inin yetkilileri, ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü Yabanc›lar, Hudut ve ‹ltica fiube Müdürlü¤ü (“Yabanc›lar fiubesi”) yetkilileri ve ‹stanbul’da göçmenlere yard›m sa¤layan baz› sivil toplum kurulufllar›n›n görevlileriyle de görüfltük.
298
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
1- Göç Süreci ve Göçün Nedenleri
1970’lerden beri, uluslararas› göçün niteli¤i ve yönleri giderek farkl›lafl›yor. Örne¤in Türkiye, önceden sadece iflçi göçü veren bir ülkeyken,
son 20 y›lda ayn› zamanda göç alan bir ülkeye dönüfltü. Günümüzde Türkiye, hem yasad›fl› transit göçe, hem kaçak iflçi göçüne, hem de s›¤›nmac›lar›n ak›n›na sahne oluyor (‹çduygu 2003). Bu de¤iflimlerde, bulundu¤umuz bölgede yer alan ülkelerdeki siyasi, ekonomik ve askeri geliflmeler kadar, AB’nin 1990’larda sertleflen göç ve iltica politikalar› da etkin oldu. AB
geniflleme sürecinde üyelik sürecindeki veya yeni üye olmufl ülkeler AB’nin
göç ve iltica politikalar›n›n birer parças› haline geldiler. Üyelik sürecindeki
ülkelerin Mültecilerin Statüsüne ‹liflkin Cenevre Sözleflmesi (1951) ve 1967
tarihli protokolü tümüyle kabulleri, ülkeler aras›nda “yeniden kabul” (readmission) anlaflmalar› yap›lmas›, kaçak göçe karfl› mücadele tedbirleri hep bu
ba¤lamda de¤erlendirilebilir. Türkiye de 2001’den itibaren AB müktesebat›na uyum çerçevesinde bu geliflmeler içindedir (Kiriflçi 2002).
Türkiye 1980’lerden beri ‹ran, Irak, Afganistan, çeflitli Afrika ülkeleri ve eski Sovyet cumhuriyetlerinden transit göç, kaçak göç ve s›¤›nmac›
ak›nlar›na u¤rad›. Mültecilerin statüsüne iliflkin 1951 Cenevre Sözleflmesine ve 1967 tarihli protokole taraf olan Türkiye, bu belgelere co¤rafi bir çekince koyarak, Avrupa d›fl›ndaki ülkelerden mülteci kabul etmeyece¤ini
ilan etmiflti. 1991’de Körfez Savafl› s›ras›nda on binlerce Irakl› Kürtün s›n›r› geçerek Türkiye’ye s›¤›nmas›n›n ard›ndan yap›lan bir düzenlemeyle,
1994 y›l›ndan bu yana, Avrupa d›fl› ülkelerden gelerek Türkiye’de iltica talebinde bulunanlara geçici s›¤›nma veriliyor (Resmi Gazete 1994; Kiriflçi
1996). Türkiye’de s›¤›nmac›larla ilgili yap›lan bu de¤iflikli¤in ard›ndan,
hem AB ülkelerinin mülteci ve göç rejimini s›k›laflt›rarak bir “Avrupa Kalesi” oluflturmalar› nedeniyle, hem de Afrika ülkelerinde ekonomik çöküntü
ve iç savafllar sebebiyle nüfus hareketlerinin yo¤unlaflmas› yüzünden,
1990’lar›n ortalar›ndan itibaren Afrika ülkelerinden Türkiye’ye gelen kaçak
göçmen ve s›¤›nmac›lar›n say›lar› artt›. Ancak, Türkiye’deki Afrikal› göçmenlere odaklanan kayda de¤er akademik bir çal›flma yok.2
Türkiye’ye yönelen Afrikal› göçü, Afrika’daki mevcut nüfus hareketlerinin bir uzant›s› olarak görülebilir. Bir yandan, çeflitli siyasi ve ekonomik
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
299
nedenlerle yoksullu¤un artmas› yüzünden yasad›fl› ekonomik göç artarken,
bir yandan da baz› yöreler iç savafllar yüzünden sürekli mülteci ak›nlar›na
sahne oluyor (Adepoju 2005; IOM 2005). 2006 sonunda, dünyada toplam
9,9 milyon mülteci bulunuyordu. Bunlar›n yaklafl›k 2,5 milyonu Afrika ülkelerinden kaynaklan›yordu. Afrika’da en çok mülteci veren ülke, y›llard›r
ifllevsel bir hükümetin bulunmad›¤› Somali. Önemli istisnalar olmakla birlikte, yasad›fl› ekonomik göçün genel olarak Bat› Afrika ülkelerinden kaynakland›¤›n›, mülteci ak›mlar›n›n ise genel olarak Do¤u ve Orta Afrika ülkelerinden kaynakland›¤›n› söylemek yanl›fl olmaz (UNHCR 2007).
Türkiye’ye s›¤›nma baflvurusunda bulunanlar›n ço¤unlu¤unu ‹ranl›lar
ve Irakl›lar oluflturuyor. S›¤›nma baflvurusunda bulunan Afrikal›lar›n ço¤unun
ise Somalili oldu¤unu görüyoruz (bkz. Tablo 1). S›¤›nma talebinde bulunup da
mülteci statüsü alan Afrikal›lar›n say›s› ise oldukça düflük (bkz. Tablo 2). Türkiye’ye kaçak olarak gelen ve s›¤›nma baflvurusunda bulunmayan Afrikal›lar›n
ço¤unun ise Bat› ve Orta Afrika ülkelerinden oldu¤u söylenebilir.
TABLO 1. Türkiye’de Bireysel S›¤›nma Baflvurular› ve Mülteci Statüsü Verilme
Durumlar› (2005) Kaynak: BMMYK
Ülke
Y›l bafl›nda
mevcut
baflvurular
Kongo
0
Burundi
3
Kongo D.C.
14
Eritre
17
Etiyopya
23
Fildifli K›y›s›
0
Liberya
5
Moritanya
0
Nijerya
7
Sierra Leone
0
Somali
214
Sudan
39
Ruanda
0
Afrika Ülkeleri
Toplam›
322
Genel Toplam*3929
Y›l içindeki
baflvuru
Y›l içinde
kabul edilen
baflvurular
Y›l içinde
reddedilen
baflvurular
Kapanan
baflvuru
dosyalar›
Y›l sonunda
devam eden
baflvurular
1
5
12
18
32
1
2
14
8
0
473
76
1
0
3
2
6
2
0
5
0
0
0
82
6
0
0
0
1
1
3
0
0
0
2
0
16
4
0
0
1
7
12
19
0
2
1
8
0
152
35
1
1
4
16
16
31
1
5
13
5
0
437
70
0
643
3914
106
1368
27
377
238
2874
599
4969
Genel toplam; ‹ran, Irak ve di¤er ülkeleri içeriyor.
Kaynak: BMMYK’n›n yazarlara verdi¤i verilerden derlenmifltir.
300
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
TABLO 2.Türkiye’de Yasal Statü veTan›nma Türüne GöreMülteci Nüfusu (2005 sonu)
Kaynak: BMMYK
Ülke
Yasal Statü
Tan›nmaTürü
Burundi
Kongo D.C.
Eritre
Etiyopya
Moritanya
Ruanda
Sierra Leone
Somali
Sudan
Tunus
Toplam
Genel Toplam *
BMMYK Mandas›
3
2
4
3
7
1
1
66
7
1
95
2342
Toplam
3
2
4
3
7
1
1
66
7
1
Bireysel Tan›nma
3
2
4
3
7
1
1
66
7
1
2399
2342
Toplam
3
2
4
3
7
1
1
66
7
1
2399
Genel toplam; ‹ran, Irak ve di¤er ülkeleri içeriyor.
BMMYK’n›n yazarlara verdi¤i verilerden derlenmifltir.
fiimdi, yapt›¤›m›z anketin bulgular›na geçelim. Ankete cevap verenler, 11 farkl› ülkedendi. 53 kifliyle Somalililer ve 21 kifliyle Nijeryal›lar en
büyük iki gruptu. Di¤erleri, Gana, Kongo Demokratik Cumhuriyeti
(K.D.C.), Moritanya, Eritre, Etiyopya, Kenya, Burundi, Sudan ve Cibuti’den
gelmifllerdi. 3 Anketi cevaplayanlar aras›nda en çok kad›n›n yer ald›¤› grup
Somalililerdi (bkz. Tablo 3).
TABLO 3: Ankete Cevap Veren Afrikal›lar›n Ülkelerine Göre Cinsiyet olarak Da¤›l›m›
Somali Nijerya Gana Kongo D.C. Moritanya Eritre Etiyopya Kenya Burundi Di¤er Toplam
Erkek
24
16
6
5
6
2
3
3
6
7
78
Kad›n
30
5
0
5
1
5
6
2
0
1
55
Toplam 54
21
6
10
7
7
9
5
6
8
133
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
301
Nijeryal›lar, Ganal›lar ve Kenyal›lar›n ço¤unlu¤u ülkelerini terk etme nedeni olarak ekonomik güçlükleri gösterirken, Somalililer kendilerine
ve ailelerine yönelik sald›r›lar, can güvenli¤i sorunu ve genel fliddet durumunu gerekçe gösterdiler (bkz. Tablo 4).
Kongolulara (K.D.C.), Eritrelilere, Etiyopyal›lara ve Moritanyal›lara
bakt›¤›m›zda, hem ekonomik güçlüklerden hem de fliddetten söz ettiklerini
görüyoruz. Bu da, mülteci ak›nlar›yla kaçak ekonomik göçün asl›nda iç içe
oldu¤u yönündeki sav›m›z› destekler nitelikte. Asl›nda bu, flafl›lacak bir
durum de¤il. Çünkü bir ülkedeki genelleflmifl fliddet olaylar›yla ekonomik
çöküntü birbirinden ba¤›ms›z olgular de¤ildir; iç savafllar ve çat›flmalar
ekonomik çöküntüye neden olurken, yoksulluk da, farkl› gruplar aras›nda
k›t kaynaklar› elde etmek için çat›flmalara yol açabilir.
Ancak 1951 Cenevre Sözleflmesi’ne ve 1967 protokolüne bakt›¤›m›zda, hangi koflullarda bir kifliye mülteci statüsü verilebilece¤i, çok s›n›rl› bir
flekilde tan›mlanm›fl durumda. Sözleflme ve protokol, mülteciler; ›rk, din,
milliyet ya da bir sosyal gruba veya siyasi görüfle mensubiyet nedeniyle adli takibata u¤rama korkusu nedeniyle ülkesini terk eden ve o ülkeye dönmek istemeyen kifliler olarak tan›ml›yor. Dolay›s›yla hem ekonomik nedenler hem de fliddet olaylar› yüzünden ülkelerini terk etmek zorunda kalan
pek çok kifli, BM’nin öngördü¤ü mülteci koruma kriterlerine dahil de¤ildir
(Hyndman 2000).
Ankete yan›t verenlerin 63’ü BMMYK’ya s›¤›nma baflvurusunda
bulunmufl, 64’ü ise bulunmam›flt› (bkz. Tablo 5). Somalililerden sadece
9’u baflvuruda bulunmam›flt›; bunun nedeni de Türkiye’ye yeni gelmifl olmalar› idi. Nijeryal›lar ve Ganal›lar›n hiçbiri s›¤›nma talebinde bulunmam›flt›. Kongolular, Moritanyal›lar, Eritreliler, Etiyopyal›lar ve Sudanl›lar›n bir k›sm›n›n baflvurdu¤unu görüyoruz. Bunun nedenlerini flöyle
aç›klayabiliriz: Daha önce belirtti¤im gibi, bu ülkelerde çat›flma, fliddet olaylar› ve ekonomik çöküntü iç içe girmifl süreçler. Ancak BMMYK, iç savafl
veya fliddet eylemlerinin çok yo¤unlaflt›¤› yöreler veya dönemler d›fl›nda, bu
ülkelerden baflvuranlara mülteci statüsü vermeyebiliyor.
302
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
Tablo 4. “Ülkenizi Neden Terk Ettiniz?”
Ailemin/benim
güvenli¤ime
yönelik
tehditler
yüzünden
Somali %
Nijerya %
Gana %
Kongo D.C. %
Moritanya %
Eritre %
Etiyopya %
Kenya %
Burundi %
Di¤er %
Toplam %
13.3
57.1
33.3
28.6
Aileme/bana
karfl› bir
sald›r›
tehdidi
yüzünden
66.7
3.6
9.1
28.6
33.3
14.3
Yaflad›¤›m
bölgede fliddet
olaylar›n›n
artmas›
yüzünden
Aileme/
flahs›ma
yönelik adli
takibat tehdidi
yüzünden
10.0
7.1
22.2
36.4
6.7
7.1
18.2
50.0
12.8
26.6
3.3
64.3
77.8
27.3
14.3
Di¤er
17.9
9.1
33.3
57.1
75.0
25.0
50.0
Artan
ekonomik
sorunlar
yüzünden
25.0
7.3
11.0
75.0
36.7
5.5%
Tablo 5. “S›¤›nma Baflvurusu Yapt›n›z m›?”
Ülke
Somali
Nijerya
Gana
Kongo D.C.
Moritanya
Eritre
Etiyopya
Kenya
Burundi
Di¤er
Toplam
Hay›r
9
19
6
6
4
4
6
4
0
6
64
Evet
43
0
0
2
3
3
3
1
6
2
63
Toplam
52
19
6
8
7
7
9
5
6
8
127
Ankete kat›lanlar›n Türkiye’ye girifl flekline bakt›¤›m›zda ise flunu
görüyoruz. Yan›t verenlerin yüzde 34’ü yasal yollardan, yani geçerli vizelerle girifl yapm›fl. Yüzde 66’s› ise kaçak olarak girmifl. Bunlar aras›nda
hemen hemen bütün Nijeryal›lar›n, Kongolular›n ve Kenyal›lar›n ülkeye
yasal yollardan girdi¤ini (ki büyük ço¤unlu¤u Atatürk Havaliman›’ndan
girifl yapm›fl), hemen hemen bütün Somalililerin, Moritanyal›lar›n, Eritrelilerin ve Etiyopyal›lar›n ise yasad›fl› olarak kara veya deniz yoluyla girifl
yapt›¤›n› görüyoruz (bkz. Tablo 6).
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
303
Bu insanlar neden Türkiye’ye geliyor? Özellikle s›¤›nmac›lar› ele ald›¤›m›zda, çarp›c› bir unsur ortaya ç›k›yor. ‹nsan kaçakç›lar›, Kuzey Afrika
k›y›lar›ndan gemilerle veya botlarla yola ç›kan kiflilere onlar› ‹talya veya
Yunanistan’a götürme vaadinde bulunuyorlar, ama Türkiye k›y›lar›nda
b›rak›yorlar. “Neden Türkiye’ye geldiniz” sorusuna cevap verenlerin yüzde
40,8’i “beni Yunanistan’a götüreceklerini vaat ettiler, ama Türkiye’ye b›rakt›lar” dedi. Somalililerin neredeyse yüzde 80’i bu cevab› verirken, Moritanyal›lar ve Eritreliler de yüzde 57 ve yüzde 31,3 oran›nda ayn› yan›t› verdiler.
Bat› Afrikal›lar aras›nda ise, Türkiye’de bulunan bir arkadafllar›n›n olmas›
veya Türkiye’de futbolcu olma umudu, buraya gelifl nedenleri aras›nda ilk
s›ralarda yer al›yordu (bkz. Tablo 7).
“Türkiye’den sonra nereye gitmek istiyorsunuz” sorusunu ise, ankete
kat›lanlar›n yüzde 46’s› “Avrupa’ya veya Yunanistan’a gitmek istiyorum”
fleklinde yan›tlad›lar. Yüzde 21’i Türkiye’de kalmak istediklerini söylerken,
yüzde 11’i de ülkelerine dönmek istediklerini belirttiler (bkz. Tablo 8).
Tablo 6. Türkiye’ye Girifl Biçimi
Ülke
Somali
Nijerya
Gana
Kongo D.C.
Moritanya
Eritre
Etiyopya
Kenya
Burundi
Di¤er
Toplam
304
Yasal Girifl
1
%2
20
% 95
4
% 67
9
% 100
0
%0
1
% 14
1
% 11
5
% 100
2
% 33
2
% 25
45
% 34
Yasad›fl› Girifl
52
% 98
1
%5
2
% 33
0
%0
7
% 100
6
% 86
8
% 89
0
%0
4
% 67
6
% 75
86
% 66
Toplam
53
100
21
100
6
100
9
100
7
100
7
100
9
100
5
100
6
100
8
100
131
1
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
305
62.5
53.8
Gana %
Kongo D.C. %
50.0
50.0
28.6
31.3
Burundi %
Di¤er %
Toplam %
77.8
Etiyopya %
Kenya %
28.6
Eritre %
Moritanya %
3.7
53.6
Nijerya %
4.8
16.7
14.3
23.1
3.6
1.9
vard›
vard›
0.7
3.6
kolayd›
akrabalar›m girmek
Türkiye’ye
Türkiye’de
Türkiye’de
arkadafllar›m
Somali %
Ülke
3.4
11.1
7.7
12.5
7.1
kolayd›
vize almak
Türkiye’ye
1.4
16.7
11.1
3.7
6.8
14.3
11.1
7.7
25.0
10.7
0.7
11.1
pasaport
Avrupa’ya
gitmek kolay edinmek kolay
sahtevize/
Türkiye’de
baflvurabilece¤imi
üzerinden
Türkiye
biliyordum
BMMYK’ya
Türkiye’de
Tablo 7. “Neden Baflka Bir Ülkeye De¤il de Türkiye’ye Geldiniz?”
gidece¤im
Yunanistan’a
1.4%
16.7%
3.6%
40.8%
57.1%
16.7%
57.1%
77.8%
3.6%
79.6%
Türkiye’ye getirildim
ama kand›r›larak
için geldim söylenmiflti;
oynamak
Futbol
8.8%
16.7%
16.7%
7.7%
14.3%
11.1%
Di¤er
Tablo 8. “Türkiye’den Hangi Ülkeye Gitmek ‹stiyorsunuz?”
Ülke
Somali
Nijerya
Gana
Kongo D.C.
Moritanya
Eritre
Etiyopya
Kenya
Burundi
Di¤er
Toplam
Bilmiyorum
Ayr›lmayaca¤›m
11
0
0
2
1
1
0
0
1
0
16
14
0
0
1
3
2
0
0
0
1
21
Yunanistan Bat›
Di¤er
Avrupa
6
3
2
2
0
2
4
0
0
4
23
1
9
2
3
2
0
1
2
2
0
22
1
1
0
0
0
0
1
0
0
0
3
BMMYK’ya
baflvurumun
sonucunu
bekleyece¤im
2
0
0
0
0
0
0
0
0
0
2
Ülkeme Toplam
geri
dönece¤im
2
4
1
1
0
0
1
1
0
1
11
37
17
5
9
6
5
7
3
3
6
98
2- Göç k›sa Süreli Bir Deneyim De¤ildir
Giriflte belirtti¤imiz gibi, as›l amaçlar› Avrupa’ya gitmek olsa bile,
ne s›¤›nmac›lar için ne de kaçak göçmenler için ‹stanbul’daki yaflamlar›
k›sa sürelidir. Bunu, ankete verilen cevaplarda da görüyoruz.
Anketi yapt›¤›m›z 2005 y›l›n›n son aylar›nda, yan›t verenlerin 28’i
‹stanbul’a son üç ay içinde gelmiflti. 55’i ise 3-12 ayd›r Türkiye’deydi. 29’u
1-3 y›ld›r Türkiye’de bulunuyordu. 17’si ise 3 y›ldan uzun bir süredir Türkiye’de yafl›yordu. Nijerya ve Ganal›lar›n kal›fl süresinin daha uzun oldu¤unu görüyoruz. Somalililerin ço¤unlu¤u ise son bir y›l içinde Türkiye’ye girmiflti (bkz. Tablo 9). Buradan da, Somalililerin Türkiye’ye
ak›n›n›n anket tarihinde hâlâ devam etti¤ini, Bat› Afrikal›lar›n ise bir
süredir ‹stanbul’da yaflad›klar›n› anl›yoruz. Bu hususun, Afrika ülkelerine
yönelik vize politikas›nda yap›lan de¤ifliklikle de ilgisi var. Türkiye 2005’te
48 Sahra-alt› Afrika ülkesine yönelik vize uygulamas›n› de¤ifltirdi. Buna
göre, Türkiye konsolosluklar›na baflvuranlara, ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n onay›
olmadan turist veya ticaret vizesi verilmiyor (Güneç 2005). Yabanc›lar
fiubesi yetkilileri, bu de¤ifliklikten sonra Afrika ülkelerinden vizeyle yasal
olarak gelen ve vize süresi dolduktan sonra kalmaya devam edenlerin
say›s›nda bir azalma oldu¤unu söylediler.
306
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
Göçün çok da geçici bir süreç olmad›¤›n› gösteren di¤er bir bulgu,
vizelerin geçerlili¤iyle ilgiliydi. Türkiye’ye geçerli bir vizeyle girmifl olanlara
vize sürelerinin ne zaman doldu¤unu sorduk (bkz. Tablo 10). Cevap verenlerin yüzde 58’i, bir y›ldan uzun bir süre önce vize sürelerinin doldu¤unu
söylediler. Vize süresi doldu¤u halde kalanlar›n yar›ya yak›n› Nijeryal›yd›.
Bu grubu Ganal›lar ve Kongolular izliyordu.
Tablo 9. “Ne Kadar Süredir Türkiye’desiniz?”
Ülke
Somali
Nijerya
Gana
Kongo D.C.
Moritanya
Eritre
Etiyopya
Kenya
Burundi
Di¤er
Toplam
0-10 gün
7
0
0
0
0
0
0
0
0
0
7
11 gün –
90 gün
7
4
0
1
1
1
1
0
5
1
21
3 Ay- 12 Ay
1 Y›l- 3 Y›l
3 Y›ldan
fazla
1
6
2
2
0
0
4
0
0
2
17
Toplam
27
4
1
2
6
4
3
4
1
3
55
11
7
3
4
0
2
1
0
0
1
29
3 y›ldan önce
3
3
0
0
0
0
0
1
7
22.6
Toplam
15
4
5
1
1
2
1
2
31
100
53
21
6
9
7
7
9
4
6
7
129
Tablo 10. “Vizenizin Süresi Ne Zaman Doldu?”
Ülke
Nijerya
Gana
Kongo D.C.
Moritanya
Eritre
Etiyopya
Kenya
Burundi
Di¤er
Toplam %
0-90 gün önce
3
0
0
1
0
0
1
0
5
16.1
3-12 ay önce
3
0
3
0
1
1
0
0
8
25.8
1-3 y›l önce
6
1
2
0
0
1
0
1
11
35.5
Göç süresiyle ilgili di¤er bir bulgu; ankete cevap verenlerin daha ne
kadar süre Türkiye’de kalmay› planlad›klar› konusunda net bir fikirleri olmamas›yd›. Yan›t verenlerin yüzde 65 kadar› ne zaman Türkiye’den ayTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
307
r›lacaklar›n› bilemediklerini, yüzde 28,5’i de Avrupa’ya geçme f›rsat›
yakalayana kadar burada kalmaya devam edeceklerini söylediler.
Türkiye’de yasad›fl› statüde bulunan göçmenlere ve s›¤›nma baflvurusu olanlara yönelik olarak polisin tutumu, araflt›rmam›zda yan›t bulmaya çal›flt›¤›m›z di¤er bir soruydu. Türkiye, AB müktesebat›na uyum çerçevesinde kaçak göçle daha etkin mücadelenin yan›nda s›¤›nmac›lar›n uluslararas› sözleflmelerden do¤an haklar›n› da koruma taahhüdü vermifl
durumdad›r. Ancak, fiili durum farkl›. Görüfltü¤ümüz Yabanc›lar fiubesi
yetkilileri, kaçak göçmenlerin yakaland›klar›nda s›n›r d›fl› edilmesinin
gerekti¤ini, ancak kaçak statüdeki Afrikal›lar›n s›n›r d›fl› edilmesinin
pratikte zor oldu¤unu söylediler. Öte yandan, ülkeye kaçak olarak girip
yakalanan yabanc›lar›n s›¤›nma talebinde bulunma haklar› var (Resmi
Gazete 1999 ve 2006). S›¤›nmac›lar›n baflvurular› BMMYK taraf›ndan reddedilene kadar, Türkiye’de geçici ikamet haklar› bulunuyor. 1951 Sözleflmesi çerçevesinde, s›¤›nmac›lara korunma sa¤lanmas› ve takibata u¤rama
veya öldürülme tehlikesinin bulundu¤u ülkelerine iade edilmemeleri
gerekiyor (non-refoulement ilkesi). Yabanc›lar fiubesi yetkililerinin verdi¤i
bilgiye göre, BMMYK taraf›ndan s›¤›nma baflvurular› reddedilen kiflilerin
s›n›r d›fl› edilmesi teorik olarak mümkün; ancak pratikte bu uygulanm›yor.
Nitekim yapt›¤›m›z görüflmelerin baz›lar›nda, BMMYK’n›n mülteci statüsü
vermeyi reddetti¤i kiflilerin kaçak olarak Türkiye’de kalmaya devam etti¤ini
gördük. Yabanc›lar fiubesi yetkilileri, vize süresi dolan veya baflvurusu reddedilen Afrikal›lar›n, ayn› durumdaki baflka yabanc›lar gibi, “tolere edilen
yabanc›lar” oldu¤unu ifade ettiler.
3- ‹stanbul’da Yaflam Koflullar›
Özetlemek gerekirse, amaçlar› Türkiye’de kalmak olmasa da, s›¤›nmac› ve kaçak göçmen Afrikal›lar, Türkiye’de y›llar geçirebiliyorlar.
Dolay›s›yla, ‹stanbul’da yaflamlar›n› idame için maddi kaynaklara ihtiyaçlar›
oluyor. Ancak hem sosyal yard›m, hem de gelir getirici faaliyetler aç›s›ndan
olanaklar çok s›n›rl› oldu¤u için, ‹stanbul’daki yaflam koflullar› genel olarak
kötü. Yaflam koflullar›ndan söz ederken, maddi sorunlar›n yan› s›ra, konut
sorunu, polisin ve genelde toplumun Afrikal›lara tavr›ndan da bahsedece¤iz.
308
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
Ankete kat›lanlar›n ve görüfltü¤ümüz kiflilerin hemen hemen
tamam›, Beyo¤lu ilçesinin Dolapdere, Galata ve Tarlabafl› semtleri ile Laleli,
Aksaray, Kumkap›’da yafl›yordu. Bilindi¤i gibi, bu semtlerin hepsi köhne
binalardan oluflan çöküntü alanlard›r. Ankete kat›lanlar›n yüzde 42’si kendi
ülkelerinden baflkalar›yla evlerini veya odalar›n› paylaflt›klar›n› söylediler.
Ço¤u, ayn› apartman dairesinde ondan fazla kiflinin kald›¤›n› belirtti. Ortaya
ç›kan tablo, bu apartmanlarda ›s›nma düzene¤inin olmad›¤›, ço¤unun afl›r›
rutubetli, kimi zaman ciddi haflere sorunlar› bulundu¤u fleklinde.
Ankete cevap verenler de görüflmeciler de, ‹stanbul’daki en büyük
sorunun geçim s›k›nt›s› oldu¤unu vurgulad›lar. Bunu, tan›mad›klar›
kiflilerin kendilerine iyi davranmamas› ve konut sorunlar› izliyordu (bkz.
Tablo 11). Ankete kat›lanlara geçimlerini nas›l sa¤lad›klar›n› da sorduk (bkz.
Tablo 12). Cevap verenlerin yüzde 31’i ara s›ra ufak tefek ifller yapt›klar›n›,
yüzde 13’ü bir atölyede çal›flt›klar›n› söylediler. Benzer flekilde, görüfltü¤ümüz baz› kifliler de, Beyo¤lu’nun arka sokaklar›ndaki küçük konfeksiyon veya ayd›nlatma atölyelerinde çal›flt›klar›n› anlatt›lar. Soruya cevap
verenlerin yüzde 10,7’si pazar yerlerinde eflya satt›klar›n› belirttiler. Yan›t
verenlerin sadece yüzde 7’si sosyal yard›m ald›klar›n› söyledi. Somalililer,
hiçbir geliri olmayan en büyük grupken, biraz kazanc› olanlar aras›nda
Nijeryal›lar ve Ganal›lar daha büyük bir gruptu. Ankette de, görüflmelerde
de zaman zaman dilendiklerini söyleyenler de oldu. Ankete kat›lanlardan
Suriye üzerinden kaçak olarak ülkeye girmifl olan Eritreli ve Etiyopyal›
kad›nlar, evlerde temizlik yapt›klar›n› söylediler. Söz konusu kad›nlar, daha
önce bulunduklar› Lübnan’da da ev ifllerinde çal›flm›fllard›.
Görüflmelerden ç›kan ilginç bir nokta, baz› Bat› Afrikal›lar›n kay›t
d›fl› s›n›r-ötesi ticaretle u¤raflmas›yd›. Birkaç Nijeryal› ve Ganal›, ülkeleri ile
Türkiye aras›nda bavul ticareti yapt›klar›n› söylediler. 1990’lardan beri,
Kuzey ve Bat› Afrika ülkeleriyle Türkiye aras›nda, Laleli semtindeki toptanc› konfeksiyon ma¤azalar› üzerinden kay›t d›fl› bavul ticareti yap›ld›¤›
biliniyor. Bu ekonomik faaliyet, eski Sovyet ülkelerinin vatandafllar›n›n
yürüttü¤ü ve ayn› semtte yo¤unlaflan bavul ticaretinyle benzerlikler de gösteriyor (Yükseker 2004).
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
309
ablo 11. “‹stanbul’daki En Önemli Sorunlar›n›z Nelerdir?”
Gelirim
yok
Somali %
Nijerya%
Gana %
Kongo D.C. %
Moritanya %
Eritre %
Etiyopya %
Kenya %
Burundi %
Di¤er %
Toplam %
45.3
38.9
45.5
40.0
35.7
41.7
35.3
30.0
36.4
53.8
41.9
Ayr›mc›l›k Polisin
kötü
muamelesi
7.4
11.1
1.1
5.9
4.7
Komflular›n
kötü
9.1
7.7
1.7
5.9
0.4
Tan›mad›¤›m Konut
Açl›k Di¤er
kiflilerin kötü
muamelesi
muamelesi
27.4
22.2
36.4
26.7
50.0
33.3
29.4
40.0
45.5
15.4
29.5
8.4
16.7
9.1
6.7
14.3
8.3
10.0
9.1
15.4
9.8
3.2
5.6
7.4
5.6
9.1
6.7 20.0
16.7
11.8 11.8
10.0 10.0
3.8
7.7
8.1
Kaçak göçmenler gibi, s›¤›nmac›lar›n da Türkiye’de çal›flma hakk›
bulunmuyor; bu da ‹stanbul’daki geçimlerini zorlaflt›r›yor. Göçmenlerin ve
s›¤›nmac›lar›n bulabildikleri gelir getirici faaliyetlerin hepsi de kay›t d›fl›
sektörün en alt kademelerinde yer al›yor. Ücretlerinin asgari ücretten
düflük olmas› yan›nda, kimi zaman çal›flt›klar› atölyelerde ücretlerinin
ödenmedi¤ini söyleyenler de oldu. Merdiven alt› atölyelerinin sahiplerinin,
kaçak statüde olduklar› için resmi kurumlara flikâyette bulunamayacaklar›n› bildikleri göçmenlerin eme¤ini sömürmek konusunda pervas›z davranmalar› flafl›rt›c› de¤il. Ancak bir noktay› daha vurgulamak gerekiyor. Afrikal› s›¤›nmac›lar›n ve kaçak göçmenlerin yaflad›klar› semtlerdeki
ekonomik koflullar› yaln›zca onlara özgü de¤il. Ayn› çöküntü alanlar›nda
ikamet eden Romanlar ve Güneydo¤u illerinden göç etmifl olan Kürtler de
benzer koflullarda yafl›yorlar ve çal›fl›yorlar.
Öte yandan, kaçak göçmenlerin ve özellikle s›¤›nmac›lar›n yararlanabilecekleri yard›m olanaklar› da çok s›n›rl›. ‹ranl› ve Irakl› s›¤›nmac›lar›n
yard›m için baflvurabilecekleri kendi cemaatleri ve baz› kilise kurulufllar›
mevcutken, Afrikal›lara yönelik yard›m faaliyetleri çok k›s›tl›. BMMYK,
s›¤›nma baflvurusunda bulunanlara bir seferlik ufak bir ödeme yap›yor. ‹stanbul’da baflvurular ve bu ödemeler, Uluslararas› Katolik Göç Komitesi (In310
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
311
Di¤er %
Toplam %
Somali %
Nijerya %
Gana %
Kongo D.C. %
Moritanya %
Eritre %
Etiyopya %
Kenya %
Burundi %
Ülke
12.5
13.0
14.3
66.7
20.0
7.7
9.5
33.3
Ücretli
çal›fl›yorum
62.5
31.3
23.1
33.3
50.0
30.0
57.1
42.9
11.1
20.0
33.3
Düzensiz
ifller
yap›yorum
Tablo 12. “Nas›l Geçiniyorsunuz?”
10.7
20.0
38.1
16.7
10.0
42.9
Pazarc›l›k
yap›yorum
5.3
11.1
20.0
7.7
4.8
Ailem
para
gönderiyor
3.1
20.0
3.8
BMMYK’dan
para
al›yorum
12.5
6.9
33.3
14.3
7.7
4.8
Sosyal
yard›m
al›yorum
6.1
16.7
13.5
12.5
1.5
1.9
1.9 %
4.8 %
Di¤er
%
%
%
%
16.0 %
28.6
11.1
20.0
16.7
6.1 %
10.0 % 30.0 %
32.7 %
4.8 %
Arkadafllardan Dileniyorum Gelirim
para al›yorum
yok
ternational Catholic Migration Committee-ICMC) taraf›ndan yürütülüyor.
Mülteci statüsü alanlara ise, ayda kifli bafl›na 100 dolar civar›nda bir ödeme
yap›l›yor. BMMYK, mültecilerin sa¤l›k masraflar›n› da karfl›l›yor. S›¤›nmac›lara iliflkin yönetmelikte 2006’da yap›lan de¤ifliklik uyar›nca, iltica baflvurusunda bulunanlar›n ve mülteci statüsü alanlar›n ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n
gösterece¤i il merkezlerinde ikamet etmeleri gerekiyor. Mültecilere verilen
söz konusu ayl›k ödemenin de o ildeki Sosyal Yard›mlaflma ve Dayan›flma
Vakf› taraf›ndan yap›lmas› öngörülüyor. ‹stanbul’da s›¤›nmac›lara ve kaçak
göçmenlere yönelik yard›m sa¤layan birkaç yerden biri, Kiliseler Aras› Göçmen Program› (Interparish Migrants Programme-IIMP). IIMP, battaniye,
g›da ve acil durumlarda sa¤l›k yard›m› veriyor. Ancak, bu yard›mlar›n miktar› çok s›n›rl› oldu¤u için kad›nlara ve gençlere öncelik veriliyor. Ayr›ca
Beyo¤lu’ndaki baz› kiliseler, yemek da¤›tmak gibi s›n›rl› baz› yard›m
faaliyetleri yap›yorlar. Bunun d›fl›nda, Helsinki Yurttafllar Derne¤i’nin bünyesinde faaliyet gösteren Mülteci Destek Program› var.4 Bu program›n
amac›, sosyal yard›mdan çok s›¤›nmac›lara hukuki destek vermek.
Ankete kat›lanlara yard›m için baflvuruda bulunup bulunmad›klar›n› ve yard›m al›p almad›klar›n› sorduk (bkz. Tablo 13). Yüzde 22’si hiç
baflvurmam›flt› ve baflvurmayanlar aras›nda en büyük grubu Nijeryal›lar ve
Ganal›lar oluflturuyordu. En çok yard›m al›nan yer IIMP idi. Bu programdan yard›m alanlar aras›nda, s›¤›nmac›lar ve Do¤u Afrikal›lar yan›nda, Bat›
Afrikal› göçmenlerin de yer almas› dikkat çekiyor.
Tablo 13. “Yard›m ‹çin Baflvurdunuz mu?/Nereden Yard›m Al›yorsunuz?”
Ülke
Baflvurmad›m
Somali %
18.8
Nijerya %
48.3
Gana %
36.4
Kongo D.C. %
22.2
Moritanya %
Eritre %
30.0
Etiyopya %
13.3
Kenya %
12.5
Burundi %
Di¤er %
20.0
Toplam %
22.2
312
ICMC
8.8
6.9
RLAP
18.8
3.4
11.1
7.1
11.1
42.9
20.0
13.3
12.5
50.0
20.0
17.0
6.2
IIMP
31.3
24.1
36.4
55.6
42.9
30.0
46.7
50.0
25.0
40.0
34.5
BMMYK
21.3
6.9
9.1
7.1
20.0
26.7
12.5
10.0
14.9
Kiliseler
Di¤er
1.3
10.3
18.2
12.5
12.5
3.6
12.5
10.0
1.5
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
Sa¤l›k sorunlar›yla ilgili sorular da sorduk. Bu soruya cevap veren
118 kifliden sadece 17’si tedavi gerektiren bir hastal›klar› oldu¤unu söylediler. Ancak bu kiflilerden befli –hepsi de s›¤›nmac›yd›– verem hastas›yd›. Tüberküloz, göçmenler ve s›¤›nmac›lar için çok ciddi bir sa¤l›k tehdidi oluflturuyor. S›¤›nmac›lara iliflkin yönetmelikler uyar›nca, verem hastas› olan ilticac›lar›n verem savafl dispanserlerine gitme hakk› var. Mülteci statüsünde
olanlar›n sa¤l›k masraflar›n› BMMYK karfl›l›yor. Ancak bize aktar›lan bir
vakada, tedaviye dirençli tüberküloz hastas› olan bir göçmen, baflvurdu¤u
bütün hastanelerden geri çevrilmiflti. Bu kifli, kendisi gibi kaçak göçmen
olan birkaç kifliyle beraber küçük ve sa¤l›ks›z bir apartman dairesinde yafl›yordu. S›¤›nmac›lar›n ve göçmenlerin genellikle sa¤l›ks›z binalarda ve çok
kifli bir arada yaflad›¤› düflünülürse, veremin bu insanlar için ciddi bir sa¤l›k tehlikesi oluflturdu¤u söylenebilir.
Di¤er bir sorun da, çocuklu olan göçmen ve s›¤›nmac›lar›n okul ça¤›ndaki çocuklar›n› okula gönderememesi. Her ne kadar s›¤›nmac›lara iliflkin yönetmelikte (Resmi Gazete 1994) e¤itim hakk›na iliflkin baz› ifadeler
yer al›yorsa da, pratikte Afrikal› s›¤›nmac›lar›n çocuklar› e¤itim alam›yor.
Irakl› s›¤›nmac› çocuklara yönelik uluslararas› bir sivil toplum kuruluflunun (CARITAS) bir e¤itim program› varken, Afrikal›lar›n yararlanabilece¤i
böyle bir hizmet de yok.
‹stanbul’da çok uzun süre kalan Afrikal› göçmen ve s›¤›nmac›lar
için, kendi gruplar› içinde kurduklar› iliflkiler ve Türkiye toplumuyla iliflkileri de önem kazan›yor. Genel olarak, göçmen ve s›¤›nmac›lar›n kendi
ülkelerinden olan baflka kiflilerle en yak›n iliflkide olduklar› söylenebilir.
Farkl› ülkelerden olanlar›n gruplar› aras›ndaki iliflki ise daha zay›f. Bununla birlikte, Nijeryal› ve Ganal›lar›n giriflimiyle befl y›ld›r düzenlenen
“Afrika Futbol Kupas›” her ülkeden Afrikal›lar› her y›l bir araya getiriyor.
Bir baflka sosyal ortam ise, Tarlabafl› ve Laleli’de Afrikal›lar›n iflletti¤i birkaç kafe.
Öte yandan, kilisenin sosyal iliflkilerin kuruldu¤u bir di¤er ortam
oldu¤unu görüyoruz. Ankete kat›lanlar›n 55’i H›ristiyan, 73’ü de Müslüman olduklar›n› söylediler. H›ristiyanlar›n büyük ço¤unlu¤u, kendi ülkelerinden veya baflka Afrika ülkelerinden kiflilerle birlikte ayn› kiliselere deTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
313
vam ettiklerini söylediler. Özellikle Nijeryal› ve Ganal› H›ristiyanlar, Kuzey
Amerika kökenli evanjelik kiliselerde bir araya geliyorlar.
Peki Afrikal›lar›n Türkiye vatandafllar›yla iliflkileri nas›l? Ankette
çok az kifli Türklerle iliflkilerinin kötü oldu¤unu söyledi. Bununla birlikte,
komflular›n›n kendilerine kötü davrand›¤›n› veya ayr›mc›l›¤a u¤rad›klar›n›
bildirenlerin oran› çok düflükken, ankete cevap verenlerin yüzde 30 kadar›
tan›mad›klar› kiflilerin kendilerine kötü davrand›klar›n› söylediler. Nitekim, yapt›¤›m›z derinlemesine görüflmelerde de, kiral›k ev tutma gibi konularda güçlüklerle karfl›laflt›klar›n› veya sokakta dolafl›rken rahats›z edildiklerini söyleyenler oldu (Tablo 11).
Di¤er önemli bir konu, Afrikal›lar›n polisle olan tecrübeleriydi. 81 kifli, polis taraf›ndan hiçbir zaman (kimlik göstermek için) durdurulmad›klar›n› söylediler. Bu soruya cevap veren di¤er 43 kifli ise durdurulduklar›n› belirttiler. Polis taraf›ndan durdurulanlar›n toplam 33’ü, üç defadan fazla polis taraf›ndan durdurulduklar›n› söylediler (bkz. Tablo 14). ‹lginç bir flekilde, “‹stanbul’daki en önemli sorununuz nedir” sorusuna (Tablo 11) cevaben kat›l›mc›lar›n sadece yüzde 1,7’si polisin kötü muamelesinden söz etti. Ancak bu
cevab›n ne denli güvenilir oldu¤unu bilemiyoruz. Çünkü bas›na yans›yan
birkaç olayda, polisin Afrikal›lara yönelik ciddi flekilde kötü muamelesi söz
konusu oldu. Örne¤in, Yunanistan’la Türkiye aras›nda yeniden kabul anlaflmas›n›n imzalanmas›ndan önce 2001’de yaflanan bir olayda, 200’den fazla
Afrikal› ‹stanbul’da gözalt›na al›n›p, ‹psala’dan Yunanistan’a geçmeye zorlanm›fl, daha sonra Yunan yetkililerin kabul etmemesi sonucu günlerce s›n›rda gidip gelmifllerdi. Bu olayda bir kiflinin öldü¤ü bildirilmiflti (‹HD 2001;
UNHCR 2001). Görüfltü¤ümüz BMMYK yetkilileri, daha sonra bu çapta
benzer bir olay›n meydana gelmedi¤ini belirttiler. Yunanistan’la Türkiye aras›ndaki geri kabul anlaflmas›n›n yürürlü¤e girmesi ve Yabanc›lar fiubesi’ne
ba¤l› polislere ICMC taraf›ndan s›¤›nma konusunda e¤itim verilmeye bafllanmas›, 2001’de yaflanana benzer olaylar›n tekrar›n› önlemifl görünüyor.
Ancak Yabanc›lar fiubesi’nin s›¤›nmac›lar›n haklar› ve bu konudaki
uygulamalar hakk›nda e¤itim görmesi, göçmenlere ve s›¤›nmac›lara yönelik
polis muamelesinin genel olarak iyi oldu¤u anlam›na da gelmiyor. Son bir y›l
içinde ‹stanbul’da yaflanan iki olay, bu konuda ciddi kayg›lar uyand›rd›.
314
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
Aral›k 2006’da yaflanan olayda, Papa Benedictus’un ‹stanbul’u ziyareti s›ras›nda, polisin Kumkap›’da bir grup Afrikal›y› gece vakti toplay›p,
papan›n geçti¤i yollara döflenen güvenlik barikatlar›n› toplamaya zorlad›klar› bildirilmiflti (Türkel 2006). A¤ustos 2007’de bas›na yans›yan bir vakada ise, Beyo¤lu’nda yürürken gözalt›na al›nan bir Nijeryal›, Beyo¤lu Asayifl fiubesi’nde polis kurflunuyla öldü. ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü, Nijeryal› Festus Okey’in üzerinde uyuflturucu bulundu¤unu ve polis memurlar›n›n elinden kaçmak isterken kazaen atefllenen kurflunla öldü¤ünü iddia
etti (isimsiz 2007). Ancak bu konudaki Emniyet aç›klamas›n›n
BMMYK’ya s›¤›nma baflvurusu yapm›fl olan ve ikamet belgesi bulunan
Okey’in öldürülmesinden 18 gün sonra duyurulmas› flüphe uyand›rd›. Bu
olay›n münferit bir kötü muamele vakas› m›, yoksa Afrikal› göçmenlere
yönelik sistematik bir uygulaman›n uç bir örne¤i mi oldu¤unu bilemiyoruz. Ancak son aylarda Irak’tan Türkiye’ye kaçak giren onlarca kiflinin,
BMMYK’n›n Irak’›n güvenli olmad›¤› yönündeki aç›klamalar›na ra¤men,
non-refoulement ilkesi hilaf›na geri gönderildi¤ini de hat›rlarsak (HYDUAÖ 2007; BMMYK, 2007), Türk polisinin kaçak göçmenler ve s›¤›nmac›lara yönelik insan haklar› ihlalleri iflledi¤ini ve uluslararas› anlaflmalardan do¤an yükümlülüklerin yerine getirilmesinde ciddi eksiklikler oldu¤unu söylemek mümkün.
Tablo 14. Polisle ‹liflkiler
“Polis Taraf›ndan Hiç Durduruldunuz mu?”
Hay›r
Evet
Toplam
“Kaç Kere Durduruldunuz?”
1
2
3
Birkaç kez
Birçok kez
Toplam
Say›
81
43
124
Say›
2
7
1
18
15
43
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
%
65.3
34.7
100.0
%
4.7
16.3
2.3
41.9
34.9
100.0
315
4- Sonuç
AB müktesebat›na uyum çerçevesinde, Türkiye AB’ye üye olmadan
önce, 1967 protokolü sözleflmesi üzerindeki co¤rafi çekincesini kald›rmak
ve Avrupa d›fl›ndaki ülkelerden mülteci kabul etmek zorunda kalacak.
Dolay›s›yla önümüzdeki y›llarda Türkiye’ye s›¤›nmac› ak›n› artabilir. Asl›nda, günümüzde Afrika ülkelerinden Türkiye’ye yönelen göç hareketlerinin,
AB ülkelerinin göç ve mülteci rejimlerinin 1990’lardan bu yana “Avrupa
Kalesi” oluflturacak flekilde dönüflümünün bir sonucu oldu¤unu söylemek
mümkün. Avrupa Kalesi benzetmesi, kaçak göç ve s›¤›nmac› ak›nlar›n›n
AB üyesi ülkelere ulaflamadan, AB’yi çevreleyen ülkelerde veya birli¤e aday
ülkelerde durdurulmas›n› ifade ediyor. Buna göre, Avrupa’ya göç yollar›
üzerinde yer alan Kuzey Afrika ülkeleri ve Türkiye’nin kendi s›n›rlar›nda
kaçak göçle daha etkin mücadele etmeleri, kendi topraklar› üzerinden
AB’ye kaçak olarak ulaflanlar› geri almay› kabul etmeleri ve nihayette s›¤›nmac›lara mülteci statüsü vererek yerlefltirmeleri gerekiyor. AB geniflleme
sürecinde yeni üye olan Orta ve Do¤u Avrupa ülkeleri de ayn› süreçten geçtiler (Stola 2001; Wallace 2001). Türkiye’nin Yunanistan’la yeniden kabul
anlaflmas› yapmas› da, kaçak göç ak›nlar›n›n AB s›n›rlar›ndan geri çevrilmesi çabas›n›n bir parças› olarak de¤erlendirilmeli. Hatta Yunanistan’›n bu
anlaflmay› kötü niyetle kulland›¤› yönünde iddialar da var. Örne¤in 2006
yaz›nda yaflanan birkaç olayda, kaçak göçmenleri tafl›yan botlar›, Yunan
sahil koruma gemilerinin bilinçli olarak Türkiye karasular›na yönlendirdikleri ve kaçak göçmenlerin hayat›n› tehlikeye att›klar› bildirilmiflti (isimsiz
2006a ve 2006b).
Bütün bu geliflmeler karfl›s›nda, Türkiye hükümeti, kaçak göç ve
s›¤›nmac› hareketleriyle bafla ç›karken artan yükünü tafl›ma konusunda
AB’nin yard›mc› olmas›n› istiyor. Yük paylafl›m›n›n adil olmayabilece¤i endiflesiyle, 1967 protokolüne sözleflmesi co¤rafi çekincenin kald›r›lmas›,
muhtemelen tam üyelik kesinleflmeden gerçekleflmeyecek. Ancak bu kayg›lar, Türkiye’nin göçmenlerin insan haklar›n›n korunmas› ve s›¤›nmac›lar›n yaflam koflullar›n›n düzeltilmesi konusunda üstüne düfleni yapmamas› anlam›na da gelmemeli. Özellikle Afrikal›lar›n durumuna bakt›¤›m›zda, Türkiye’ye giren bütün kaçak göçmenler içinde Afrikal› s›¤›n316
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
mac› ve kaçak göçmenlerin çok küçük bir grup oldu¤unu görüyoruz.
Yabanc›lar fiubesi’nin verdi¤i, vize ihlalinden ve kaçak göçle ilgili suçlardan
gözalt›na al›nan yabanc›lar›n say›s›n› gösteren tablo, bize bu konuda net bir
rakam vermese de bir fikir verebilir (bkz. Tablo 15). On senelik bir dönemde toplam 580.000 yabanc› vize ihlalleri ve ülkeye kaçak girmekten gözalt›na al›nm›flken, bunlar›n sadece 35.000’i Afrika ülkelerine mensuptu.
Dolay›s›yla, Türkiye’nin s›¤›nmac›lar ve göçmenlere yönelik olarak
acilen harekete geçebilece¤i konular var. Bu konular›n bafl›nda; s›¤›nmac›lara çal›flma izni verilmesi, s›¤›nmac›lar›n ve çocuklar›n›n ilk ve orta
ö¤retime devam edebilmelerinin sa¤lanmas›, kamu sa¤l›k hizmetlerinden
tam yararlanabilmeleri, yabanc›lar›n çal›flma izni almas›n›n kolaylaflt›r›lmas› ve kaçak göçmenler de dahil tüm göçmenlerin ve s›¤›nmac›lar›n insan
haklar› ve uluslararas› hukuktan do¤an haklar›n›n tam olarak korunmas›
yer al›yor.
Tablo 15. Vize ‹hlalleri ve Ülkeye Kaçak Girifl-Ç›k›fltan Gözalt›na Al›nmalar
(1995-2005) Kaynak: Yabanc›lar fiubesi
Afrika Ülkeleri Cezayir
2857
Belize
6
Benin
6
Botsvana
2
Burundi
149
Kamerun
124
Orta Afrika Cum. 39
Çad
56
Cibuti
1
M›s›r
1602
Eritre
145
Etiyopya
477
Gambiya
159
Afrika Ülkeleri
Toplam›
Bütün Ülkeler
Toplam›
Gana
Gine
Kenya
Lesoto
Liberya
Libya
Mali
Moritanya
Fas
Mozambik
Nijer
Nijerya
Kongo
401
123
224
1
211
574
42
6598
4625
3
345
2049
265
Ruanda
Senegal
Sierra Leone
Somali
Güney Afrika
Sudan
Swaziland
Togo
Tunus
Zaire
Zimbabve
Bat› Sahra
480
548
940
8512
952
735
18
8
1789
10
21
4
35.095101
580.139
Kaynak: Emniyet Genel Müdürlü¤ü Yabanc›lar, Hudut ve ‹ltica
Dairesi Baflkanl›¤› taraf›ndan yazarlara sa¤lanan verilerden oluflturulmufltur.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
317
Kaynakça
Adepoju, A. 2005. “Review of Research and Data on Human Trafficking in Sub-Saharan Africa,” International Migration 43(1/2): 75-98.
BMMYK. 2007. “UNHCR Türkiye’nin 135 Irakl›y› S›n›r D›fl› Ediflinden Esef Eder,” 26 Haz., Bas›n toplant›s› (http://www.unhcr.org.tr).
Brewer, K. T. ve D. Yükseker. 2006. A Survey on African Migrants and Asylum Seekers in ‹stanbul. MiReKoc (http://www.mirekoc.com).
Ekberzade, B. 2006. Yasad›fl›. ‹stanbul: Plan B Yay›nlar›.
Frantz, E. 2003. Report on the Situation of Refugees in Turkey: Findings of a Five-Week Exploratory Study,
December 2002-January 2003 (http://www.aucegypt.edu/academic/fmrs/Reports/TurkeyReport.pdf).
Güneç S. 2005. “Ankara’n›n Onaylamad›¤› Afrikal›lar’a Vize Verilmeyecek,” Zaman. 17.2.
Helsinki Yurttafllar Derne¤i ve Uluslararas› Af Örgütü (HYD ve UAÖ). 2007. Gemeinsame Erklärung,
August (http://www.hyd.org.tr).
Hyndman, J. 2000. Managing Displacement: Refugees and the Politics of Humanitarianism. Minneapolis:
University of Minnesota Press.
‹çduygu, A. 2003. Irregular Migration in Turkey. Genevre: IOM.
‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) 2001. Türkiye’deki Afrikal› Göçmenler ve Mültecilerle ilgili Ön Rapor. ‹stanbul, 27 Temmuz (http://www.ihd.org.tr).
International Organization for Migration (IOM). 2005. World Migration. Costs and Benefits of International Migration. Genevre IOM.
Kiriflçi, K. 1996. 1Is Turkey Lifting the ‘Geographical Limitation’? The November 1994 Regulation on
Asylum in Turkey,” International Journal of Refugee Law 8(3): 293-318.
Kiriflçi, K. 2002. “UNHCR and Turkey: Cooperating for Improved Implementation of the 1951 Convention relating to the Status of Refugees,” International Law of Refugee Law (13/1-2): 71-97.
‹simsiz. 2006a. “‘Kaçak’ B›rakan Yunan Botuna Suçüstü,” Radikal. 20.9.
‹simsiz. 2006b. “Yunanistan Hiç Ac›m›yor,” Radikal. 27.9.
‹simsiz. 2007. “Emniyet’ten Festus Okey Aç›klamas›,” Radikal. 9.9.
Resmi Gazete 1994. Türkiye’ye ‹ltica Eden veya Baflka Bir Ülkeye ‹ltica Etmek Üzere Türkiye’den ‹kamet ‹zni Talep Eden Münferit Yabanc›lar ile Topluca S›¤›nma Amac›yla S›n›rlar›m›za Gelen Yabanc›lara ve Olabilecek Nüfus Hareketlerine Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakk›nda Yönetmelik.
30 Kas›m, 22127: 7-11.
Resmi Gazete 1999. Türkiye’ye ‹ltica Eden veya Baflka Bir Ülkeye ‹ltica Etmek Üzere Türkiye’den ‹kamet ‹zni Talep Eden Münferit Yabanc›lar ile Topluca S›¤›nma Amac›yla S›n›rlar›m›za Gelen Yabanc›lara ve Olabilecek Nüfus Hareketlerine Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakk›nda Yönetmelikte De¤ifliklik Yap›lmas›na Dair Yönetmelik. 13 Ocak, 23582: 27-28.
Resmi Gazete 2006. Türkiye’ye ‹ltica Eden veya Baflka Bir Ülkeye ‹ltica Etmek Üzere Türkiye’den ‹kamet ‹zni Talep Eden Münferit Yabanc›lar ile Topluca S›¤›nma Amac›yla S›n›rlar›m›za Gelen Yabanc›lara ve Olabilecek Nüfus Hareketlerine Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakk›nda Yönetmelikte De¤ifliklik Yap›lmas›na Dair Yönetmelik. 27 Ocak, 26062.
318
‹stanbul’daki Afrikal› Göçmen ve S›¤›nmac›lar›n Yaflam Koflullar›
Stola, D. 2001. “Two Kinds of Quasi-Migration in the Middle Zone: Central Europe as a Space for Transit Migration and Mobility for Profit,” C. Wallace ve D. Stola (der.) Patterns of Migration in Central
Europe içinde. Londra: Palgrave Macmillan, 84-104.
Türkel. C. 2006. “Polisin Yalanlad›¤› ‘Köle’ Skandal›n› Akflam Kan›tlad›,” Akflam. 11.12.
UNHCR. 2001. Turkey/Greece: confusion on dumped Africans. UNHCR Briefing Notes, 27.7.
(www.unhcr.ch).
UNHCR. 2007. 2006 Global Trends. Refugees, Asylum-seekers, Returnees, Internally Displaced and Stateless
Persons (www.unhcr.org.statistics).
Wallace, C. 2001. “The New Migration Space as a Buffer Zone?” C. Wallace ve D. Stola (der.) Patterns
of Migration in Central Europe içinde. Londra: Palgrave Macmillan, 72-83.
Yaghmaian, B. 2003. “Afrika Diasporas›: Türkiye’deki Afrikal› Göçmenlerin Dram›,” Birikim (11-12):
140-148.
Yaghmaian, B. 2006. Embracing the Infidel: Stories of Muslim Migrants on the Journey West. New York:
Delacorte Press Bantam Dell.
Yükseker, D. 2004. “Trust and Gender in a Transnational Marketplace: Laleli, ‹stanbul,” Public Culture
(16/2): 47-65.
Notlar
1
2
3
4
Söz konusu araflt›rmay›, Koç Üniversitesi Göç Araflt›rmalar› Merkezi MiReKoç’tan ald›¤›m›z bir
bursla, fiubat 2005-fiubat 2006 aras›nda gerçeklefltirmifltik. Araflt›rma raporunun tamam› için
bkz. Brewer ve Yükseker (2006).
Bununla birlikte, Afrikal› göçmenlerden söz edilen baz› çal›flmalar var. Örne¤in bkz. ‹çduygu
(2003), Frantz (2003) ve Yaghmaian (2006). Bu konuda röportaj niteli¤indeki baz› kaynaklar için,
bkz. Ekberzade (2006) ve Yaghmaian (2003).
Ankete cevap veren 6 Sudanl› ve 2 Cibutili, ankete iliflkin bütün tablolarda “Di¤er” grubu içinde
yer al›yor.
Alan araflt›rmas›n› yapt›¤›m›z dönemde ba¤›ms›z olarak faaliyet gösteren bu program›n ad› Mültecilere Hukuki Yard›m Program›’yd› (Refugee Legal Aid Programme-RLAP).
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
319
Jean-François Pérouse
‹STANBUL’DAK‹ KUZEY AFR‹KA
“TOPLULU⁄U/PROF‹LLER,
‹Ç FARKLILAfiMALAR VE STRATEJ‹LER
A
ral›k 2001’de dört hemflerisiyle birlikte kalitesiz bir fliflme botla
Yunanistan’a kaçak geçmeye çal›flan genç bir Fasl›, Çeflme ile Sak›z Adas› aras›nda yaflam›n› yitirdi. Ayn› bölgede ve ayn› koflullarda
Haziran 2005 sonunda, iki Tunuslu hayat›n› kaybetti (isimsiz 2005). 25 Eylül 2006’da, üç Tunuslu, bir Cezayirli, bir Filistinli ve bir Irakl› Sak›z Adas› ile Küçükbahçe (Karaburun) aras›nda bo¤ularak can verdi (Sayar 2006).
Hepsi de, kendilerini kaç›fl yollar›na atmadan önce, ‹stanbul’dan geçmifl veya bir dönem orada kalm›fl ve kaçak çal›flm›fllard›.
Say›sal1 aç›dan ve bu nedenle medyatik aç›dan s›n›rl› da olsa, Kuzey
Afrikal›lar ‹stanbul odakl› uluslararas› göç/hareketlilik ak›fllar›na kat›l›yor.
Burada, Kuzey Afrika derken, Moritanya’y› da kapsayan, Fas’tan Libya’ya
kadar yay›lm›fl genifl bir “Magrip” bölgesini kastediyoruz.
Hemen flunu da belirtelim ki, ‹stanbul’a resmi yoldan yerleflen ve
kayda geçmifl olan Kuzey Afrikal›lara odaklanmayaca¤›m. Daha çok kal›c›
olmayan, pek görünmeyen, egemen bak›fl aç›s› taraf›ndan göz ard› edilen
veya flüpheyle damgalanm›fl hareketleriyle ilgilenece¤im. Tarrius’un vurgulad›¤› gibi (2001), nüfus hareketlerinin küreselleflmesinin s›rf “yukar›dan”
incelenmemesi gerekir; ayn› zamanda afla¤›dan (par le bas) ele almakta yarar oldu¤unu düflünüyorum. “Afla¤›dan” derken, devletler taraf›ndan flekillendirilmifl (ve az sorgulanm›fl) istatistiksel, yöntemsel ve hukuki normlar
d›fl›nda olanlar› hedefliyor Tarrius.
fiu ana dek (Péraldi 1998, 2001; Deli 2002; Délos 2004) yap›lm›fl
olan araflt›rmalar a¤›rl›kla Kuzey Afrika’dan gelen bavul tüccarlar›na de¤inmiflti. “Transit göç” dedi¤imize hiç de¤inilmemifl görünüyor.
Cevaplamaya çal›flaca¤›m sorular flunlar olacak: Söz konusu “toplulu¤un” ‹stanbul’da oluflum (türeme/yeniden türeme) biçimleri, profilleri ve
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
321
özellikleri nelerdir? Buna karfl›n, organik ya da ifllevsel bir “topluluk oluflumu” mu yoksa, f›rsatlar, zorluklar, bireysel stratejiler sonucu sürekli parçalanm›fl “hayal edilmifl bir cemaat” mi? Bu sunufl, bilgisel olmakla birlikte,
yeterince sorgulanmam›fl kavramlar›, yaklafl›mlar› ve “haz›r” olarak sunulmufl s›n›fland›rmalar› tart›flmay› amaçl›yor.
I) K›sa bir makro-yaklafl›m: Ülkelere göre ortaya ç›k›fl krolonojisi,
say›sal boyut ve girifl yollar›.
Hareketlerin kronolojileri: ‹puçlar›, varsay›mlar, e¤ilimler.
Tek/tutarl›/bir “bütünlük olarak incelenebilen” bir topluluk olmamas›n›n ilk belirtisi, ‹stanbul’a ak›fl kronolojisine bak›ld›¤›nda net olarak
karfl›m›za ç›k›yor. Yenikap›’da ya da Laleli’de yerel bazda uluslararas› göç
hikâyeleri hakk›nda görüfltü¤ümüzde, öncelikle 1970’lerden itibaren ortaya
ç›kan araba yedek parçalar› peflinde koflan Libyal›lardan bahsedilir. Öyleyse,
1984 resmi girifller s›ralamas› anlaml›d›r: Libya ilk s›radad›r (34.225 girifl);
onu çok sonra, Tunus (9.482), Fas (4.118) ve Cezayir (3.785) takip ediyor.
Tablo 1’de görülebildi¤i gibi, sonraki y›llarda, daha kesin olarak 1990’lar›n
ortas›ndan bafllayarak, Tunuslu ve Cezayirliler varl›klar›n› hissettirmeye
bafll›yor. Keza, sözgelimi ziyaretçilerin say›s› yükseldi¤inde, Libyal›lar net
bir düflüfl gösteriyor. Ayn› zamanda Fasl›, Tunuslu ve Cezayirlilerle karfl›laflt›r›labilecek kadar görkemli bir yükselifl kaydetmediler.
Moritanyal›lar ise, bas›nda yay›nlanm›fl haber ve resmi istatistiklere
göre, ‹stanbul uluslararas› göç piyasas›nda sadece son iki y›ld›r ortaya ç›km›fl
görünüyor. Ama 2006’dan beri, Türkiye’de herhangi bir Moritanya temsilcili¤i olmamas›ndan yararlanmaya çal›flan, pasaportlar›n› yok edip kendilerini “Moritanyal›” olarak takdim eden çok say›da kaçak var (Sayar 2006).
Tablo 1. Kuzey Afrikal›lar›n Türkiye’ye Resmi Giriflleri (1990-2005)
Ülke
Libya
Tunus
Cezayir
Fas
1990
22.500
16.330
9.737
5.695
2000
4.000
9.692
3.421
1.635
2001
31.473
44.961
39.904
1.798
2002
29.970
51.271
41.473
12.643
2003
28.185
46.718
42.140
13.794
2004
27.846
52.470
44.124
15.987
2005 ilk alt› ay
12.440
30.389
20.941
11.008
Kaynak: www.kultur.gov.org
322
‹stanbul’daki Kuzey Afrika “Toplulu¤u/Profiller, ‹ç Farkl›laflmalar ve Stratejiler
Böylece, Kuzey Afrikal› “topluluk”ta kolay ay›rt edebildi¤imiz uyrukluk baz›ndaki alt-gruplar aras›nda, gerek say›sal gerek zamansal farklar
görülmeye bafllan›r.
Girifl Yollar› ve fiekilleri
TC Turizm ve Kültür Bakanl›¤›’nca yay›nlanm›fl resmi verilere göre,
Kuzey Afrikal›lar›n co¤unun hava yollar›ndan Türkiye’ye girifl yapt›¤›
görülür (kaçak girenlerin d›fl›nda.) Son y›llarda Kuzey Afrika ile Türkiye
aras›nda hava seferlerinin yo¤unlaflmas›/ço¤alt›lmas›,2 artan hareketlili¤in
hem bir belirtisi hem de kolaylaflt›r›c› bir etkeni olarak görülebilir. Fakat,
konuya daha ayr›nt›l› bak›ld›¤›nda, iki özellik vurgulanabilir.
Birincisi, 2004’te Tunuslular›n yüzde 25’inin karadan ve ço¤unun
da Suriye üzerinden -Hatay/Cilvegözü s›n›r kap›s›n› kullanarak- girifl yapm›fl olmalar›. Karadan girifl yapanlar›n say›s› ve oran› daha az da olsa
Cezayirli ve Fasl›lar›n da ço¤u Suriye’den geliyor.
‹kincisi ise, Cezayirlilerin bir k›sm›n›n denizden -özellikle Tekirda¤
liman›ndan- girifl yapm›fl olmalar›d›r.
Tablo 2. 2004 y›l›nda Kuzey Afrikal›lar›n girifl yollar› ve flekilleri.
Ülkeler
‹stanbul’a hava
Karadan- Hatay
yollar›ndan
Libya
Cezayir
Tunus
Fas
Moritanya
27.185
39.481
39.278
9.484
-
161
1.005
10.691
2.031
-
Karadan-Edirne Deniz- Tekirda¤
Hava yolu-
(tren/karayolu)
Antalya
11
251
377
169
4
1.617
-
41
640
785
1.820
-
Kaynak: www.kultur.gov.org
Gördü¤ümüz girifl flekilleri de, milliyetler aras›ndaki farklar› bir kez
daha hissettiriyor.
II) Göç edenlerin profilleri ve geçifl flekilleri
Makro ölçekte ve kullanmam›z gereken “göçmen” kavram›yla,
somut göç deneyimlerine bakt›¤›m›zda, ayr›flt›rmam›z yan›nda eklemlenTürkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
323
me için çal›flmam›z gereken çeflitli “figür”ler karfl›m›za ç›k›yor. Buna karfl›n, geçici “roller” olarak tan›mlayabilece¤imiz bu figürler, ayn› bireyde,
zaman ve mekâna ba¤l› olarak yeniden flekillendirilebilir.
A) Görünebilen figürler
Turist
Bu niteleme turist vizesiyle girifl yapm›fl, vize süreleri dolmam›fl kifliler içindir. Bu, boyutlar› ay›rt etmeden hem çok normatif tarzda “standart” denilen turizm (müze, an›t, flehir gezisi), hem “shopping” amaçl›, hem
de ifl turizmi olabilir. Dünya çap›ndaki orta s›n›flar›n3 turistlik pratikleri Kuzey Afrikal›lar› da ilgilendirir. Zengin say›lan/s›n›flanan ülkelerden gelmemelerine karfl›n, al›fl›k turist anlam›nda anlafl›lan “standart turist” olarak
davrananlar›n›n da var oldu¤unu kabul edelim sadece.
Bavulcu/torbac›/trabendiste4 ve tüccar
Kesin istatistik ve tan›mlama olmamas›na karfl›n, kuflkusuz en çok
kifliyi kapsayan bir “alt-grup”u temsil eder. Keza ne istikrarl›, ne homojen
bir “topluluk” söz konusu olamaz. Gözlemifl oldu¤umuz mekik ritimleri
birbirlerinden çok farkl›: ayda iki veya üç defa gidifl-dönüfl yapan ve Türkiye’den baflka Hindistan’a, Çin’e giden “profesyonel bavulcu” diyebilece¤imiz genç Libyal›lara rastlad›k; bunun yan›nda y›lda sadece bir veya iki kez
mekik dokuyabilen “amatör bavulcu” Tunusluyla da görüfltük.
Cinsiyet aç›s›ndan, milliyetler aras› çarp›c› bir fark görülür: bavulcu
Libyal›lar›n hemen hepsi erkek; Tunuslular›n ço¤u kad›n. Böylece, cinsiyet
fark›n›n milliyet/uyrukluk fark›n› daha görünür k›ld›¤›n› söyleyebiliriz. Nihayet, Avrupal› pasaportu olan, dolay›s›yla da kolay seyahat edebilen, genç
“Kuzey Afrika as›ll›lardan” oluflan ayr›cal›kl› bir grup daha vard›r. Frans›z,
‹talyan, ‹spanyol vb vatandafl› olan bu hareketli elitin, bavul ticaretinden
baflka çeflitli arac› ifllerde bulunabildiklerine tan›k olduk. Üstelik Avrupa vatandafl› olan Kuzey Afrika as›ll› aileler hem “normal” turizm amaçl›, hem
de bavullar›n› doldurmak üzere ‹stanbul’a geliyorlar. Bunun sonucunda,
Avrupa pasaportlu turist aileleri, meflguliyetlerinin en önemli k›sm›n› tem324
‹stanbul’daki Kuzey Afrika “Toplulu¤u/Profiller, ‹ç Farkl›laflmalar ve Stratejiler
sil eden kay›tl› kargo iflleri yan›nda ek bavulculuk yapanlar ile küçük torbac›lar5 aras›nda göz ard› edilmemesi gereken farklar karfl›m›za ç›kar. 20042005 y›llar›nda yürüttü¤ümüz bütün görüflmelerde –Libyal›lar hariç– Kuzey Afrikal› bavulcular›n öneminin azald›¤› ve hiç denilebilek düzeye indi¤i tekrarlanm›flt›r.
֤renci ve Ǜrak
Konufltu¤umuz resmi makamlara göre, ya Türk devleti ya da Kuzey
Afrika ülkelerinden birince desteklenerek ‹stanbul’da kalan Magripli ç›rak
(özellikle kuyumculuk ve turizm sektöründe) ve ö¤rencilerin say›s› çok s›n›rl›d›r. Buna oranla, bazen ö¤renimlerini bitirdikten veya b›rakt›ktan sonra ‹stanbul’da kalmaya çal›flan, kay›tl› olmayan ö¤renciler daha fazlad›r.
Aralar›nda Rusya’dan veya Suriye’den, ö¤renim görmüfl ve ülkelerine dönmeyen –dönmek istemeyen veya dönemeyen– eski ö¤renciler de vard›r.
Kültürel ve sosyal bir sermayeye sahip bu (eski) ö¤renciler, bazen hemflerilerine yönelik, Emniyette ya da havaliman›nda, arac›l›k ifllerine geçebilirler.
B) Saklanm›fl iflçiler
Kaçak iflçi
Daha düflük ücretle çal›flan ve bazen Türkçe konuflan Irakl›lar gelinceye dek (2003), Laleli, Osmanbey, Merter ve Zeytinburnu dükkânlar›nda
“Arap” müflterilerle iletiflim için Kuzey Afrikal› genç kad›nlar›n çal›flt›r›ld›klar›na tan›k olduk. Erkekler ise, ifl han› girifllerinde müflteri yönlendiricisi
olarak, lokantada bulafl›kç› veya garson olarak çal›flabilirler; ama gözlemledi¤imiz kadar›yla ‹stanbul, kay›t d›fl› ifl piyasas›na çok fazla girmemiflti.
Dad›lar
Özellikle, milliyetlere göre alt-piyasalara bölünmüfl dad›l›k ve ev iflleri sektöründe kad›nlarla ilgili durum biraz farkl›d›r. 1990’lar›n ortas›ndan itibaren, Frans›zca konuflan ve ‹stanbul’da yaflayan görece vars›l çevrelerin etraf›nda, çocuk bak›m piyasas›n› giderek kontrol etmeyi amaçlayan
etkin bir Fasl› dad›lar a¤› oluflturulmufltur.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
325
Fahifleler: Hurafeler ve F›s›lt›lar
Bir Türkle fleklen evlenmifl Tunuslu kad›nlar›n çal›flt›klar›, fiiflli’deki flaibeli bir masaj salonuna Ocak 2005’te yap›lan operasyona kadar,
fuhufl konusunda, Kuzey Afrikal›lardan çok söz edilmemiflti. Fakat özellikle Fasl› ve Tunuslular hakk›nda, tekstilci erkek dükkân iflletmecileri aras›nda söylentiler bol...
C) Avrupa’ya kaç›fl adaylar›
Girifl bölümünde vurgulad›¤›m gibi, Kuzey Afrikal›lar da, say›sal
aç›dan k›s›tl› görünmesine ra¤men, Türkiye’den geçerek Avrupa Birli¤i’ne
yönelen kaçak ak›m›na kat›l›yor. Avrupa’n›n direkt kap›lar› (‹spanya, Fransa, ‹talya) t›kand›kça, Türkiye yolu, alternatif bir yol olarak ortaya ç›kmaya
bafllad›. Turist olarak ya da Suriye’den/K›br›s’tan yasa d›fl› yollardan Türkiye’ye giren Avrupa adaylar›, gizli aktarma faaliyetinde bulunan flebekelerle temas kurmak veya bazen gerekli paray› biriktirmek için, ço¤unlukla ‹stanbul’a u¤rarlar. Geceleri, Laleli sokaklar›nda veya birkaç otel lobisinde,
kolaylaflt›r›c› arac›lar potansiyel adaylarla temasa girmeye çal›fl›rlar.
Bunun yan›nda, kendi ülkelerinde hüküm giymifl veya polis taraf›ndan aranm›fl dolay›s›yla, memleketlerine dönemeyen birkaç kifliye de rastlad›k. Onlar için ‹stanbul, tamamen bir ç›kmaz haline gelmiflti.
Tablo 3: Pendik Aç›klar›nda Yakalanm›fl Kaçak Göçmenlerin Milliyet Da¤›l›m›
Geldi¤i Ülke
Afganistan
Türkiye
Fas
Bengladefl
Etiyopya
Pakistan
Filistin
‹ran
Bat› Afrika
M›s›r
Toplam
Tutuklanan Kifli Say›s›
83
66
40
37
36
28
22
7
6
1
449
Irak
123
Kaynak: ‹simsiz 2005
326
‹stanbul’daki Kuzey Afrika “Toplulu¤u/Profiller, ‹ç Farkl›laflmalar ve Stratejiler
D) Figürler Aras›ndaki Eklemlenme fiekilleri
Burada, vurgulamak istedi¤im yöntemsel nokta flu: gözledi¤imiz
hareketlili¤i afl›r› zorlay›c› kategorilere hapsetmememiz gerek. Böylece, bir
rolden öbür role geçifl yollar› ve koflullar›n› da dikkate alabiliriz. Baflka bir
deyiflle bir bavul tüccar›, zaman içinde, kaçak iflçi olabilir, sonra izinli iflçi,
sonra izinli ikamet eden biri...
III) ‹stanbul’da Geliflen Mekânsal ve Sosyal Kalma/Kabul Edilme
Stratejileri
A) Nispeten istikrarl›, önceden oluflturulmufl “sistemi” kullanma
Söz konusu sistemler, informel iliflkilerden oluflturulan, kal›c› olmayan ve sürekli yeniden yap›land›r›lm›fl hem iletiflim, hem bilgilendirme,
hem yard›mlaflma sistemleridir. Bir tan›d›klar zinciri gibi iflleyen, yeni
girenlere yararl› bilgi sa¤layabilen en az›ndan bir arac›y› kaps›yor. Gözlemledi¤imiz kadar›yla, Kuzey Afrikal›larla ilgili ‹stanbul’da baflvurulabilen her
hangi kurumsal arac›l›k mekanizmas› yok.
B) Kullan›lan “sistemin” as›l unsurlar›
1)‹kame edilemez aile
Genifl anlamda anlafl›lan, aile ba¤lar› en çok kullan›lan ve en etken
unsurlard›r.
Aile yoksa evlilik yoluyla, yeni bir aile infla edilebilir.
2) Tedarikçi, patron veya korumac›
S›kça mekik dokunan bavul ticaretinde kendisine, sad›k kal›nan mal
veren, uyumsallaflma sisteminin en önemli unsurlar›ndan biridir.
Bunun yan› s›ra, kullan›lan aile iliflkileri s›kça “ifl” iliflkileriyle örtüflüyor. Kaçak iflçiler için, çal›flt›ran kifli bir korumac›l›k görevinde bulunuyor.
3) Konaklama sa¤lay›c›
Konaklama sa¤layan “yerel” kifli ki ayn› zamanda patron olabilir,
yerelle uyumsallaflma sisteminde büyük önem tafl›yabilir. Konaklama sa¤layana yeni gelenin biriken borcu, a¤da sonradan yer alan ve bir nevi yard›m alm›fl olan üçüncü bir kifliye aktar›labilir: Böylece, göreli pozisyonlar ve
hizmet/borç iliflkisinden do¤an informel a¤ genifllemifl olur.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
327
C) Geliflen stratejiler
1) Gel-git stratejisi
Turist vizesi süresi bitti¤inde, durumu aklamak için, hemen
yeniden girme amac›yla Kuzey K›br›s’a ya da Suriye’ye gidip-gelmek çok kullan›lan bir sürdürme stratejisidir. Al›m gücü ve patron/korumac›yla iliflkiye göre ya otobüsle, ya uçakla gel-git yap›l›r.
Baz› görüflülen kiflilere göre, zaman zaman her iki tarafta kolaylaflt›r›c› rüflvet verme olay› olur.
2) Geçifl durumundan ç›k›fl yollar›
Kendi ülkelerinde hüküm alm›fl olanlar›n yan› s›ra, birçoklar› için
de imkâns›z görünen geri dönüfl tehlikesi karfl›s›nda ‹stanbul’daki
belirsiz geçifl durumu halinden iki ç›k›fl yolu vard›r: evlilik ve/veya
kay›tl› bir ifle geçme. Daha çok kad›nlar› ilgilendiren bu iki yol, ço¤u
zaman birbirine ba¤l›d›r. 1999 sonundan beri izledi¤imiz Fasl›
dad›lar a¤›nda bir kaç kurtar›c› evlili¤e tan›k olduk. Bir kad›n, 4 y›l
içinde iki kez evlendi: ilki, sadece ‹stanbul’da kalma koflullar›n›
kolaylaflt›rmak amac›yla; ikincisi, bofland›ktan sonra aile kurmak
için sevdi¤i bir Türkle. Bilindi¤i gibi, yasal de¤iflimler sonucunda
bu yol da 2003’ten beri art›k t›kand› (Çünkü evlilik yoluyla Türk
vatandafl› olmak için beklenmesi gereken süre uzat›ld›).
Sonsöz
Bu görece küçük örnek ›fl›¤›nda, uluslararas› göç ve hareket sisteminde ‹stanbul’un cazibesi ve transit geçifl ifllevi yeniden görünür hale gelir oldu. Keza, ele al›nan Kuzey Afrikal› ülkeye göre, say›sal ve zamansal aç›dan “göçmen profilleri” aras›nda muhtelif farklar vurgulanm›flt›. ‹ncelemeye çal›flt›¤›m›z vakada, göçmenlerin güzergâh› zaman ve mekân içinde bütün belirsizli¤iyle ortaya ç›k›yor. Demek ki, genellikle kullanm›fl oldu¤umuz kategoriler s›kça yetersiz kal›yor. Roller ve hareket kararlar›n›n sürekli de¤iflebildi¤i bir ortamda, analiz yöntemlerimiz mutlaka esnek olmal›d›r.
‹stanbul’daki hem bireysel hem toplu geçifl deneyimleri o kadar belirsiz ki,
her zaman beklenmedik olaylarla karfl›lafl›labilir.
328
‹stanbul’daki Kuzey Afrika “Toplulu¤u/Profiller, ‹ç Farkl›laflmalar ve Stratejiler
Kaynakça
Apap, J., Carrara, S. ve Kiriflçi, K. 2005. “Turkey in the European Area of Freedom, Security and Justice,” EU-Turkey Working Papers (3). Center for European Policy Studies.
Aslan, M. ve Pérouse, J.-F. 2003. “Istanbul: Le Comptoir, le Hub, le Sas et l’Impasse. Fonctions dans le
Système Migratoire International,” Revue Européenne des Migrations Internationales (19): 173-204.
Benmalek S. 2006. “L’histoire Rattrapée par le Trabendo,” Liberté. 11.10.
Deli, F. 2002. “La Maîtrise du Commerce International du Textile par les Patrons Arabes de Mardin à
Laleli,” M. Peraldi (Ed.) La Fin des Norias? Réseaux Migrants dans les Économies Marchandes en
Méditerranée, içinde, Paris: Maisonneuve et Larose, 287-307.
Delos, H. 2004. “Entre Maghreb et Turquie: Mobilités et Recompositions Territoriales,” Revue
Européenne des Migrations Internationales (REMI) (19/2): 47-67 (http://remi.revues.org/document449.html).
Erder, S. ve Kaska, S. 2003. Irregular Migration and Trafficking in Women: The Case of Turkey. Cenevre:
IOM.
Gresh, G. 2005. “Acquiescing to the Acquis: Combating Irregular Migration in Turkey,” Insight Turkey
(7/2): 8-27.
‹çduygu, A. 2003. Irregular Migration in Turkey. Cenevre: IOM.
Kiriflçi, K. 2004. “Reconciling Refugee Protection With Combating Irregular Migration: Turkey and the
EU,” Perceptions (IX/2): 5-20.
‹simsiz. 2005. “Bafll›ks›z,” Cumhuriyet. 08.05.
‹simsiz. 2005. “Kaçak Tafl›yan Tekne Batt›,” Cumhuriyet. 27.06.
Peraldi, M. 1998. “Le Cycle Algérien dans Lâleli Morose,” Lettre d’Information de l’OUI (14): 19-22.
Peraldi, M. 2001. “L’Esprit du Bazar. Mobilités Transnationales Maghrébines et Sociétés Métropolitaines. Les Routes d’Istanbul,” M. Peraldi (Ed.) Cabas et Containers. Activités Marchandes Informelles et Réseaux Migrants Transfrontaliers, içinde, Paris: Maisonneuve et Larose, 329-361.
Pérouse J.-F. 2002. “Laleli, Giga-Bazar d’Istanbul? Appréhender les Caractéristiques et les Mutations
d’une Place Commerciale Internationale,” M. Peraldi (Ed.) La Fin des Norias? Réseaux Migrants
dans les Économies Marchandes en Méditerranée içinde, Paris: Maisonneuve et Larose, 307-333.
Pérouse J.-F. ve Gangoff, S. 2001. “La Présence Roumaine à Istanbul. Une Chronique de l’Éphémère et
de l’Invisible,” Les Dossiers de l’IFEA. Série: la Turquie Aujourd’hui (8): 47.
Pérouse, J.-F. 1999. “Irruption et Éclipse des Navetteurs ‘Russes’ à Istanbul (1988-1999). Remous et
Rumeurs dans la Mégapole,” Slavica Occitania (8): 273-312.
Pérouse, J.-F. 2000. “L’internationalisation de la Métropole Stambouliote: Expressions et Limites” M.
Baz›n, S. Kança., J. Thobie ve Y. Tekelio¤lu (Ed.) Méditerranée Orientale et Mer Noire Entre Mondialisation et Régionalisation içinde, Actes du Colloque d’Antalya (11-12-13 Septembre 1997). Paris:
l’Harmattan/IFEA, 167-179.
Pérouse, J.-F. 2002. “Istanbul est-elle une Métropole Méditerranéenne? Critique d’un Lieu Commun
Tenace, R. Escallier (Ed.) Cahiers de la Méditerranée, Actes du Colloque „Les Enjeux de la Nouvelle Métropolisation dans le Monde Arabe et Méditerranéen içinde, Grasse 22-24 novembre 2000. Nice:
CMMC(64), 167 - 198.
Türkiye’ye Uluslararas› Göç: Toplumsal Koflullar - Bireysel Yaflamlar
329
Pérouse, J.-F. 2002. “Migrations, Circulations et Mobilités Internationales à Istanbul,” P. Dumont, J.F. Pérouse, S. de Tapia ve S. Akgönül (Ed.) Migrations et Mobilités Internationales: La Late-forme Turque, les Dossiers de l’IFEA (13) içinde, ‹stanbul: IFEA, 9-29.
Pérouse, J.-F. 2004a. “Nouvelles Configurations Migratoires et Problèmes des Immigrants en Turquie
(M. Aslan ile biirlikte). A. Manco (Ed.) Turquie: Vers de Nouveaux Horizons Migratoires içinde, Paris:
l’Harmattan, Coll. Compétences Interculturelles, 119-149.
Sayar A. 2006. “Kurtulan Kaçaklar Dehfleti Anlatt›,” Vatan. 27.09.
Tarrius, A. 2001. “Au-delà des Etats-nations: des Sociétés de Migrants,” Revue Européenne des Migrations
Internationales (17/2): 37-61.
Yenal, D. 1999. “Informel Ekonominin Uluslararas›laflmas›: Bavul Ticareti ve Laleli Örne¤i,” Defter (35):
48-72.
‹nternet
www.kultur.gov.tr.
Notlar
1
2
3
4
5
330
Kuzey Afrikal›lar, Türkiye’de 1995 ile 2004 aras›nda tutuklanm›fl olan kaçakç›lar›n yüzde 5’ini bile
temsil etmez (Apap, Carrera ve Kiriflçi 2004).
Libya ile Türkiye aras›nda biri özel bir flirket taraf›ndan sa¤lanan olmak üzere haftada 7 kez (gidifldönüfl) oluyor. 27 Mart 2005’te, THY yeni bir Istanbul-Kazablanka hatt›n› kurmufltu.
Laleli’de bir dükkânda, kendini “gerçek bir turist olarak” tan›tan, orta s›n›f bir Tunuslu, onun gibi
“kültür turizmi” yaparken bavul ticaretiyle u¤raflt›¤› için küçümsedi¤i hemflerilerinden uzak durmaya çal›flt›.
Trabendiste: Aylak, gayriresmi ifllere kolay kar›flabilen genç bir bavulcuyu tarif eden, Cezayir’e has
bir adland›rma. Bkz. Benmalek 2006.
Bu kelime afla¤›lay›c› anlamda çok kullan›l›r.
‹stanbul’daki Kuzey Afrika “Toplulu¤u/Profiller, ‹ç Farkl›laflmalar ve Stratejiler
Download

Partielle eingliederung und soziale netzwerke irakischer flüchtlinge