Bu yazı, 13 Eylül 2014 tarihinde Enerji Günlüğü isimli internet sitesinde yayınlanmıştır.
http://www.enerjigunlugu.net/greenpeace-eylemi-ve-zonguldak-uzerine_10095.html
Greenpeace eylemi ve Zonguldak üzerine
Dr. Nejat Tamzok
[email protected]
Çoğu haber sitesinde, 11 Eylül sabahının ilk manşeti Zonguldak’taki Greenpeace eylemiyle ilgiliydi.
Haberlere göre; Zonguldak, güne bu eylemle uyandı.
Artık hemen herkesin tanıdığı çevre örgütünün kendisi kadar tanınmış olan “Gökkuşağı Savaşçıları” isimli
gemisi sabaha karşı saat 5 civarında Çatalağzı açıklarına demirledi. Önce, geminin yelken direğine “Kömür
varsa sağlık yok” yazılı pankart asıldı. Sonra, günün ilk ışıklarıyla birlikte Greenpeace gönüllüleri, kömüre
karşı eyleme başladı.
Gönüllülerin bir bölümü limanda kömür boşaltan vinçlere, diğer bölümü ise termik santrale kömür
taşıyan bantlara tırmandı. Tırmandıkları yerlere yeni pankartlar asıldı. Limana kömür taşıyan iki yük
gemisine de “Kömür öldürür” yazıldı.
Öğleden sonra saat 4 gibi haberi tekrar aradığımda bulamadım. Demek ki, Türkiye’nin baş döndürücü
haber trafiğinde kaybolup gitmiş.
Ben yine de ciddiye aldım. Biraz daha yakından bakıp, Greenpeace gemisinin doğru limana demirleyip
demirlemediğini araştırdım.
***
Biliyorsunuz, -günümüzde Zonguldak ve Bartın illerini kapsayan- Zonguldak Havzası’nın kömürle ilişkisi
çok eskiye dayanır. Burada kömürün ilk üretimi 166 yıl önce gerçekleştirilmiş ve başlangıcından bugüne
kadar da büyük ölçüde emek-yoğun bir yeraltı kömür madenciliği sürdürülmüştür. Havza’nın, Osmanlı
Dönemi’nde de önemi büyüktür, ama özellikle Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde ekonominin lokomotifi
niteliğini taşımıştır.
Bununla beraber, burada yapılan kömür üretimi öyle çok yüksek düzeylere de ulaşamamıştır. Tarihi
boyunca tek bir yılda en fazla üretilen satılabilir kömür miktarı 1967 ve 1974 yıllarındadır ve ancak 5
milyon ton düzeyindedir. 1980’li yıllardan itibaren gerilemeye başlayan üretim, geçtiğimiz yıl 1,9 milyon
ton ile son 72 yılın en düşük seviyesine inmiştir.
Günümüzde, Dünya’da 8 milyar ton civarında yıllık kömür tüketimi olduğu düşünüldüğünde, Havza’dan
üretilen 1,9 milyon ton son derece mütevazi bir üretim düzeyidir ve zaten Türkiye’de bir yılda tüketilen
birincil enerjinin yüzde 1’ini bile karşılayamamaktadır!
***
1
Bu yazı, 13 Eylül 2014 tarihinde Enerji Günlüğü isimli internet sitesinde yayınlanmıştır.
http://www.enerjigunlugu.net/greenpeace-eylemi-ve-zonguldak-uzerine_10095.html
Gelelim termik santrallere.
Havza’da üretilen kömürlerin kullanıldığı tek termik santral, 1989-1991 yıllarında çalışmaya başlayan
Çatalağzı Termik Santrali’dir. Bu santralin kurulu gücü 300 MW olup, tam kapasitede çalıştırıldığında yılda
2,1 milyar kWh elektrik üretmekte ve 1,7 milyon ton kömür tüketmektedir. Bu santralin 2013 yılında
tükettiği kömür ise sadece 750 bin ton civarındadır.
Havza’da, Çatalağzı Termik Santrali’nden başka tek bir santral daha bulunmaktadır. Eren Enerji Elektrik
Üretim AŞ’ye ait olan bu santral ise ithal kömür tüketmektedir. Söz konusu santralin 160 MW kapasiteli
ilk ünitesi dolaşımlı akışkan yatak teknolojisine sahiptir. Her biri 615 MW kapasiteli diğer iki ünite ise
Türkiye'de kurulan ilk süperkritik teknolojili santral üniteleridir. Söz konusu teknolojiler, konvansiyonel
sistemlere göre daha az kömür tüketmekte, dolayısıyla daha az kirlilik yaratmaktadırlar. Bu santral, tam
kapasitede çalıştırıldığında, yılda yaklaşık 10 milyar kWh elektrik üretecek ve 3,5-4 milyon ton kömür
tüketecektir.
Dolayısıyla, bugün Zonguldak Havzası’nda işletilmekte olan bu iki santralin tam kapasitede
tüketebilecekleri kömür miktarı yaklaşık 5,5 milyon ton düzeyinde olacaktır. Bu miktarın petrol cinsinden
karşılığı 3,3 milyon ton olup, Türkiye’nin bir yılda tükettiği toplam birincil enerjinin ancak yüzde 2,5
oranındaki kısmını oluşturmaktadır.
Yeni kurulması planlanan kömürlü santrallere gelince, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun verilerine
göre; Havza’da üretim lisansı almış ve tamamlanması beklenilen 3.300 MW büyüklüğünde santral kurulu
gücü bulunmaktadır. Bunun 1.100 MW’lık kısmı Hema Elektrik Üretim AŞ’nin Amasra’da kurmaya çalıştığı
yerli taşkömürü santraline, 1.200 MW’lık diğer kısmı ise Eren Enerji’nin 1.390 MW’lık bölümü
tamamlanan mevcut termik santraline aittir.
Havza’daki diğer kömürlü santral projeleri, inceleme ya da değerlendirme safhasındadır. Bunlar; Batı
Karadeniz Elektrik Üretim AŞ’nin Amasra ve Ereğli’de her biri 1.200 MW kapasiteli iki santral projesi ile
Yel Enerji’nin Amasra’da 350 MW büyüklüğündeki santral projesidir. Bu üç santralin de ithal kömüre
dayalı olarak kurulması planlanmaktadır.
***
Doğrudur: Türkiye’nin kömür tüketimi son yıllarda hızla artmakta. Son 10 yılda yüzde 50 civarında artan
tüketim, 100 milyon ton düzeyine dayanmış durumda. Tüketilen kömürün yüzde 70’e yakın bölümü ise
termik santrallerde kullanılmakta.
Bununla beraber, kömür tüketimindeki bu artışın kaynağı yerli kömür üretimi değil, ithalat. Yerli kömür
üretimi ise tersine giderek azalmakta.
Türkiye’nin kömür ithalatı son on yılda yüzde 106 ve son yirmi yılda ise yüzde 540 oranında arttı. İthalat,
2012 ve 2013 yıllarında 30 milyon ton düzeyini buldu. Hızlı artış, Türkiye’nin Dünya toplam kömür
ithalatından aldığı payı da büyük ölçüde arttırdı. Türkiye, Dünya’nın on büyük kömür ithalatçısı arasına
girdi.
Kömür ithalatındaki bu artışın en önemli nedeni elektrik üretim santrallerinin giderek artan kömür talebi.
2000 yılına kadar elektrik sistemimizde ithal kömür santrali bulunmazken bugün bu santrallerin kurulu
2
Bu yazı, 13 Eylül 2014 tarihinde Enerji Günlüğü isimli internet sitesinde yayınlanmıştır.
http://www.enerjigunlugu.net/greenpeace-eylemi-ve-zonguldak-uzerine_10095.html
güç kapasitesi 5.463 MW düzeyine ulaştı. Bu büyüklük, toplam santral kurulu gücümüzün %8’ine karşılık
gelmekte.
İşletmede olanların dışında, ayrıca kapıda bekleyenler de var. EPDK verilerine göre, inşaat halindeki ithal
kömüre dayalı santrallerin toplam kurulu gücü 6.147 MW düzeyinde. Bunlardan ayrı olarak, toplam
28.800 MW gücünde, inceleme veya değerlendirmede ön lisans başvurusu bulunmakta.
İthal kömür yakıtlı elektrik üretim tesislerine ilişkin tüm bu projelerin devreye girmesi durumunda,
Türkiye’nin bir ithal kömür cenneti olması ve kömür ithalat faturasının petrol ve doğal gaz faturalarına
yakın düzeylere yükselmesi kaçınılmaz görünüyor.
***
Tekrar Zonguldak Havzası’na dönüp, Havza’nın Türkiye geneli içerisindeki yerine bakmakta yarar var:
Bugün, Türkiye’de işletmede olan kömürlü santral kurulu gücünün yüzde 12’si, üretim izni almış olup
tamamlanması beklenilen santral kurulu gücünün yüzde 36,7’si ve inceleme-değerlendirme safhasındaki
kurulu gücün ise yüzde 8,3’ü Zonguldak Havzası’nda bulunmakta. Dolayısıyla, tablonun geneli içerisinde
Zonguldak Havzası’nın önemli bir yeri olduğu söylenebilir.
Bununla beraber; bir yandan Greenpeace itiraz ederken, Zonguldak ve Bartın halkı da henüz kararını
vermiş değil. 166 yıllık kömür havzasının enerji alanındaki geleceği yoğun bir şekilde tartışılmakta.
Havza’da, neredeyse tamamen durma noktasına gelen kömür üretiminin yeniden arttırılmasına yönelik
ciddi projeler ufukta görünmüyor. Belli belirsiz görünenlerin ise elektrik üretimine dönüşüp
dönüşmeyeceği açık değil.
Bu şartlarda, yerli ve ithal kömüre dayalı termik santrallerden oluşan bir enerji bölgesinin Zonguldak
Havzası’nda geliştirilmesi fikrinin bütün yönleriyle tartışılmasında yarar var. Acaba bu yönde bir gelişim
Havza’nın dokusuna daha mı uygun düşer?
Bu da olmazsa, geriye Greenpeace’in tavsiyesi kalıyor. Yani, sadece yenilenebilir enerjiler. Ama hidrolik
de değil. Sadece rüzgar, güneş ya da belki oralarda en bol olan dalga enerjisi.
Bununla beraber, yirmi birinci yüzyılla birlikte Dünya kömür üretim ve tüketiminde bir patlama
yaşanmakta olduğunu ve pek çok uluslararası kuruluş tarafından yapılan araştırmalarda enerji kaynakları
içerisinde kömürün payının en az 2035 yılına kadar fazla değişmeyeceği, hidrolik dışındaki yenilenebilir
kaynakların payının ise 2035 yılında dahi yüzde 3 düzeyini geçemeyeceği yönünde tahminler
bulunduğunu hatırlatmakta yarar görürüm.
Kömür, yaklaşık iki asırlık bir süredir, dünyanın en temel enerji kaynaklarından biri olma özelliğini
sürdürmekte. Bu süreçte, pek çok yeni enerji kaynağı da ortaya çıkmış olmasına ve son yıllarda özellikle
çevreye olan etkileri nedeniyle yoğun şekilde tartışılmasına rağmen, insanoğlunun, kömür kullanımından
kolay vazgeçemeyecek olması gerçeği açık bir şekilde karşımızda durmakta.
Kömür rezervlerine sahip ülkelerin bu rezervlerini sonuna kadar kullanmaya kararlı oldukları bir
Dünya’da, Türkiye’nin kendi kömür rezervlerini görmezden gelerek, enerji dengesini bugün itibariyle
maliyetleri çok daha yüksek olan yenilenebilir kaynaklara bağlamasının ne kadar gerçekçi olacağı
hususunu da okuyucunun takdirlerine bırakıyorum.
3
Bu yazı, 13 Eylül 2014 tarihinde Enerji Günlüğü isimli internet sitesinde yayınlanmıştır.
http://www.enerjigunlugu.net/greenpeace-eylemi-ve-zonguldak-uzerine_10095.html
***
Elbette, öncelik insan yaşamı olmalı. Zonguldak’ta da ya da Dünya’nın herhangi bir başka köşesinde de
olsa, insan sağlığına zarar verebilecek her türlü ekonomik faaliyete karşı çıkılmalı. Dolayısıyla, bu
konudaki duyarlılıklarını barışçıl eylemlerle kamuoyuna duyurmaya çalışan insanlara saygı duymak ve
onlara yapılan ve yaralamaya varan fiziksel müdahaleleri, sözlü tehditleri şiddetle kınamak gerekir.
Bununla beraber, en fazla bu iki şehrin insanını yakından etkileyecek olan ekonomik kararların, bilimsel
veriler temelinde ve oralardaki insanların onayını alarak verilmesi en doğrusu olacaktır.
Ankara/Eylül 2014
4
Download

Greenpeace eylemi ve Zonguldak üzerine