vizyon ötesi
soyiC'ŞI
"SAKLAMAKLA BiR ŞEY OLMAZ; PAYLAŞMAK LAZlM"
•
söyleş i : ibrahım
türk
a a
gizli kahramanları vardır. Setierin kamera
ya da önllnde çalışan, adı bilınıııeycn emekçileri dı­
şında, salt sinema tutkuları yüzünden bu işe gönü l vermiş,
evine aılcsı iç ı n a l dıklarıyl a değil, o gün büyük bır heyecanla bul dukları, dişlerinden, t ı rnaklarından arttırarak aldık l arı ve açmak,
bakmak için \abırsızlandık l arı yeni 'hazine' poşetleriyle dönen, bu
uğurda çocuklarını, ailelerini ihmal edecek kadar ilen giden 'biriktirme tutkunları'... Vadullah Taş onlardan biri. Kendisi aslında bir devlet
memuru. Kultur ve Turızm Bakan l ığı'n ı n İstanbul Kültür ve Turizm
Ş u be Müdürü.
1960 Si ı rt doğum lu olan Taş, tek eğlenceni n sinema olduğu dönemlerde, mem leketinin açık hava si nema larında tanışmış bu tutkuyla.
"Benim duyduğum ilk titreşi m, ilk ses Yılmaz Güney' in İnce Cumali\ı dir. Bizim orası feodal; hep ağalıklar var. Yönlendirilen, yönetilen bir kesim olduğumuz için İtıce Cuma/i'deki köylü gencin ağası­
na karşı dı renişi bir Yılmaz Güney hayranlığı doğurdu içimizde, bizi
uvkudan uyandırır gibi oldu. Çocukluğumuzda grup grup ayrılırd ı k.
Nasıl ki şimdi Fenerbahçeliler, Galatasaraylı lar gruplara ayrılıyorsa , o
zaman da Eşref Kolçak'çılar, Ayhan l şık 'çılar, Cüneyt Arkın'cılar ayrıydı. Ben Yılmaz Guney'cılerd endim ve hala da öyleyim. Bu arşivci ­
lik de oradan kaynak l andı asl ın da. Eskiden sokaklarda panolar vardı.
Sinemalar reklam niyetine bu panolara afişler asarlardı. Ben astık l arı
bütün Yılmaz Güney afişle rini gizlice alır, eve götürü r, saklardım."
Böyle başlayan biri kti rme mera kı Güney'le ve afişle rl e sın ı rl ı kalmaz.
Türk fi lmleri ve filmeileriyle ilgili afiş, afişet, kartposta i, film, gazete dergi kupürü, ne varsa toplamaya başlar. Ancak bu topla mada, bir sistematik arşiv oluşturma düşüncesi ya da araştırma , ınceleme merakı
yoktur Memur olduktan sonra İstanbul'a gelen Taş , burada sınemacı ­
larla ve kendi sı gibı Türk sınemasına tutkun kişilerle tanışma ımka ­
nı bulur. Bu tanışmalar onun yaptığı işi daha ciddiye almasını sağlar.
Özellıklc Alican Sekmeç'in bunda etkisi olduğunu belırten Vadullah
Taş bugün. gözıi gibı baktığı arşi,~nde, sayısını bilmediği kadar film
fotoğrafı, kart posta!, afiş ve benzerı basılı malzeme dışında 4 bin civarında Tiırk filmi olduğunu söylüyor. Üstelik bu filmierin hiçbiri
tdevızyondan kaydedilmemış; hepsı orijınallerinden telesine edilmiş
filmler Çogun luğu VH S. bı r kısmı ise DVD formatında. Ayrıca elı n ­
de bazı R ının 16 mm ve 35 mm kopyalar olduğunu da ekliyor Taş.
rlerkesın bulabilmcsi mümkün olduğu için 1980 sonrası nı toplamarlığını belirten Taş, daha çok eski filmiere yoğunlaşmış. Bu konuda
bır hadi d" ıddıalı: "Türk Sineması kayıp değil dağınıktır, biz film lerımızı araştırmaya uşcnıyoruz Daha gerıye gıttikçe Cumhurıyet dön mı y .1Jarı lılmlcnnı bulmak zor ama yı ne de bır şeyler çıkabılir."
Kı.-ndı kı ıtlı ımkanlarıyla bile, kayıp olduğu söylenen pek çok filme
ul~ııgını belırten Taş, imkan veribe başka filmleri de bulabiieceği
.rler old.,gum orluı·or Yurtdışında , özellikle Almanya' da, devletin
llrk
Zengin bir Türk sineması arşivine
sahip olan Vadullah Taş, paylaşmanın
güzelliğine inanarak arşivini sinemacıların ,
televizyonların , akademisyenlerin ve
yazarların hizmetine sunuyor.
'inemasının
arkası
62
bazı birimlerinın , örneğin emniyetin unut ulmuş arşivlerindi
ya da Anadolu'daki metruk bir yazlık sineman ın deposunda.
araştırılsa bir şeylerin çıkacağını , kendisinin bazı filmiere bu
şekilde ulaştığını özellikle söylüyor. Nitekim İrfan Atasoy, Yıl·
ınaz Ataden iz, Melih Gulgen, Yaşar Tunalı, Ertem Göreç gibı
isimlere ait kimi filmleri bulmuş ve bun ların bazılarının VCD
olarak piyasaya çıkmasını sağlamış.
Vadullah Taş'ın bizim de şahidi olduğumuz bir özell iği var kı,
onu da belirt ıneden geçmemek gerek. 'Senaryo: Bülent Oran
adlı kitap çalışmamı zda yer alan kimi filmleri onun paylaşım·
cılığı sayesinde izleme olanağı bulduk: "Saklamakla bır şeı
olmaz, paylaşmak lazım. Bazı şeyler benim elimde, ama 1xıı
bunları paylaşırsam kıymetli ve değerlidir, paylaşılmayan hıç·
bir şey güzel değildir bence. Hizmet olarak geri dönecekse h•
esirgemem, masraf yapar o filmi kişiye ulaştırırım. Giovanru
Scognamillo ve Metin Demirhan'ın kitaplarına , Agah Özg~
gibi Türk sineması duayenleri ne, belgesel yönetmeni Mehmeı
Güleryüz'e katkı yaptım. ATV'de yayınlanan 'Bir Yudum in·
san' gibi programlara, televizyona çok katkı yapıyorum , ıene·
riklerde adım geçiyor. Bir kaç internet sitesi de var. Mesela Ke·
mal Su nal internet sayfasında 3 ay boyunca çalışma yaptım "'
fragınanların tümünu ben hazırladım . Bunu para karşılığındı
yapmadım . Çünkü amatör ruhla, gönülden yapıyorum ."
Kendisine bu arşiv merakının nereye kadar böyle gideceğiru
soruyoruz. Içten ve anl a mlı bir mesaj veriyor: "Tabii ki insan·
ların ne olacağı hiçbir zaman belli değil , her an ölebilıri z, ho
an sakat kalabil im. Benım gibi bu işe gönül vermiş ınsanlanı
oluşturduğu ki şisel arşivlerin , merkezi bır yerde toplanmali
çok önemli. Ben bu fikri başka arkadaşlarımla da paylaştıııı
Eğer herkes bu şek ı lde bır araya gelebilırse, ben de va rım." a
Download

altyazi_34_62