Ayfer KUZULUGİL
AURİKÜLOTERAPİ VE AURİKÜLOMEDİSİN
AURICULOTHERAPY AND AURICULOMEDICINE
Dr. Ayfer KUZULUGİL
Serbest Hekim, ANKARA
Auriküloterapi kulak kepçesinin tedavi amacıyla kullanılmasıdır. Auriküla, innervasyonu çok zengin ve
merkezi sinir sistemi ile birçok bağlantısı olan bir organdır. Aurikülaya dikkatle bakıldığında fötal imaj
kolayca fark edilebilir.
Kulak kepçesinin tedavi amaçlı kullanılmasının tarihi eski Mısır, Pers ve Çin İmparatorluğuna kadar gitmektedir.
Batı dünyasına bakıldığında; 1637’de Portekizli doktor Zactus Lusitanus siyatik nevraljiyi auriküler koterizasyonla tedavi edilebileceğini iddia etmiştir. 1717’de
Valsalva ilk defa “nokta”yı tanımlamış ve diş ağrısını
kulaktan tedavi etmiştir. 1850’de Amerikalı Dr. Rulker yine heliks koterizasyonu ile siyatik tedavi ettiğini
yayınlamıştır.
20. yüzyılda ise ilk defa Dr. Paul Nogier 1951’de Lyon/
Fransa’da hasta konsültasyonları sırasında hastalarının kulak kepçelerinde koterize edilmiş noktalar fark
edip, bunların Marsilyalı Madame Barrine tarafından
siyatik nevralji tedavisi amaçlı yapıldığını öğrenmiştir.
Beş yıllık bir çalışma sonucunda da 1956’da kulakla
fötal imaj arasındaki ilişkiyi açıklayan yazısını yayınlamıştır. Yazı Almanca’ya çevrilip Çin’e gönderildiğinde
büyük ilgi çekmiş ve Uzakdoğuda unutulmuş olan
kulak kepçesi akupunkturu yeniden kullanılmaya
başlanmıştır.
1987’de Güney Kore’de WHO genel direktörü Dr. Hiroshi Nakajima’nın organizasyonu ile Afrika, Avrupa,
Güney Amerika, Avustralya ve Asya’dan gelen doktorlar akupunktur ile ilgili ilk büyük toplantıyı yapmışlardır. 1990’da yine WHO organizasyonunda, içinde
Dr. Nakajima ve Dr. Paul Nogier’nin de bulunduğu
bir çalışma grubu 43 auriküler noktayı standardize
etmiştir. J.E.H. Niboyet 1963’te yaptığı çalışmalarda
akupunktur noktalarının çevre deriye kıyasla daha
düşük elektrik direncine sahip olduklarını tespit etmiştir.
Sénélar, Auziech ve Terral, 1970-1980 arasında
Montpellier Üniversitesi’ndeki çalışmaların sonuçlarını şöyle özetlemişlerdir:
- Akupunktur noktalarının fiziksel, histolojik ve fiz yolojik varlığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
-Niboyet’nin daha önce tanımladığına ilaveten,
deneylerimizle noktanın elektriksel özelliğini de monstre ettik. Ölçümlerimizde direk ve sinusoidal
akım kullanarak noktanın spesifik aktivitesini
tespit ettik.
- Bu özellik terleme sırasında ortaya çıkan depolari zasyon benzeri etki ile ilişkili değildir.
- Nokta histolojisi; bir arteriol, bir venül, bir lenfatik
ve bir sinir sonlanmasından oluşan nöro-vasküler
bir yapıdır.
- İlaveten tekrarlanabilir bir analjezi modeli olarak,
tavşan arka ayağındaki nokta stimulasyonu ile
nörotransmitterlerin sekresyonu ve plazma trans ferleri gösterildi.
- Auriküler noktaların impedans ölçümünün diag nostik değeri vücut görüntüleme teknikleri ile
açıkça gösterildi.
İletişim Bilgileri : Dr. Ayfer Kuzulugil, Meşrutiyet Caddesi No: 29/19 Ali Bey Apt. Kat:7 Kızılay - ANKARA
Tel: 0312 419 55 71/72 [email protected]
10
Ankara Akupunktur ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi, 2014
- Şimdi bütün omurga boyunca sıralanan bu nöro vasküler bantların neden akupunktur noktası ola rak tanımlandığını anlamaya çalışıyoruz. Hipotezi miz bunların akupunkturistlerin rasgele iğne ba tırdıkları noktalar olmayıp önemli fonksiyonlarda
rol alan periferik regülasyon merkezleri gibi etkili
olduklarıdır.
- İnternal organların aynası olan ve organizmanın
disfonksiyonlarını aksettirdiği deride yer alan
akupunktur noktaları uyarıldığında, organların
lokal kan akımlarını düzenleyerek vücudun termo regülasyonunu kontrol eder, karmaşık iyileşme
süreci ve rejenerasyonu başlatırlar.
-Kulak derisi, çok zengin, özel innervasyonuna
uygun olarak vücudun bütün organlarının dis fonksiyonlarını yansıtır. Kulakta akupunktur nokta
ağı hipotalamus ve beyin sapına yönlenmiştir.
-Kulak kepçesinde organ ve sistemler her üç
embriyolojik bölgede (Konka; endoderm, Anthe liks; mezoderm, Heliks ve Lobül; ektoderm),
tragusta ve kepçenin mastoid yüzünde olmak
üzere beş ayrı bölgede projekte edilirler. Aurikula
derisi süperpoze reflex sistemlerden oluşmaktadır.
Projeksiyonlar beyindeki Homunculus ile uyumludur.
1966’da Dr. Paul Nogier’nin VAS’ı (Vasculer Autonomic Signal) keşfetmesiyle aurikuloterapi yepyeni bir
boyut kazandı. Artık kulaktaki patoloji ifade eden
noktalar radyal nabzın yardımıyla bulunabiliyordu.
Yani auriküloterapide kullanılan standart tedaviler
yerini çok daha kişiye özel nokta tedavilerine bırakıyordu.
VAS; kulak ve vücutta derinin uyarılmasıyla arter duvarında beliren sabit dalga deplasmanı olarak tanımlanabilir. Uyarı ses, ışık, temas veya filtreler olabilir.
VAS’ın oluşmasında mekanik, hemodinamik ve nörovejetatif sistemler rol oynar.
Verilen uyarı bir mikrostrestir. Vücuda çok hafif bir
sempatik stimulus verilir, bu da nabızda ağrı modülasyonuna yol açar. Nabzın çıkan eğrisinde bir segment artar, amplitüd keskinleşir, insisura azalır, dikrotik bir dalga belirir. Refleks yalnızca aurikulokardiak
değil, vaskulo-kütanözdür.
VAS’ın keşfi ile; kulak ve vücutta patoloji ifade eden
noktalar kolayca bulunabilmektedir. Ayrıca gıda ve
ilaç intoleransı, alerji ve gereksinimleri tespit edilebilmekte, diş foküsleri, skatris blokajları, vitalite, lateralizasyon gibi durumların değerlendirilmesi de yapılmaktadır.
Auriküloterapinin öncüleri olan Paul Nogier, Jaque
Niboyet ve Henri Jarricot’ya mükemmel çalışma ve
buluşlarından ötürü teşekkür ediyoruz.
11
Download

Multidesk & Aydınlatmalı Multidesk / Multidesk & Multidesk with Light