Alem (Phylum
Sınıf (Class)
Altsınıf (Subclass)
Takım (Order)
Familya (Family)
Cins (Genus)
Tür (Species)
Bilimsel isim (Scientific name)
Baklagil Yembitkileri Sistematiği
Alem: Bitkiler Evreni (Regnum Vegetablis)
Sınıf: Kapalı Tohumlular (Angiospermae)
Altsınıf: İki Çenekli (Dicotyledoneae)
Takım: Gülgiller (Rosales)
Familya: Baklagiller(Leguminosae)
Cins: Üçgül (Trifolium)
Tür: Ak üçgül (repens)
Genellikle Baklagiller familyasına bağlı olan üç
altfamilyanın bulunduğu bildirilir. Bunlar sırayla;
Caesalpinoideae,Mimosoideae ve Papillionoideae
altfamilyalarıdır.
Bu altfamilyalardan ilk ikisi çoğunlukla tropik ve
subtropik bölgelerde yetişen, ağacımsı bitkileri içine
alır. Buna karşılık, Papillionaceae altfamilyasına
bağlı 10,000 kadar tür tarımsal açıdan çok önemlidir.
Yurdumuzda
yembitkileri
olarak
kullanılan
baklagillerin tümü Papillionaceae altfamilyasına
bağlıdır.
Bu altfamilyada ise yurdumuz için önemli olan
yembitkileri
Vicieae,
Trifolieae,
Loteae
ve
Hedysareae oymakları içerisinde yer almaktadır.
Baklagil Yembitkilerinin Önemi
Baklagil yembitkileri çeşitli amaçlarla bütün dünyada
yetiştirilir. Bu bitkilerin tarımsal yönden önemi şu
şekilde özetlenebilir.
1.Biyolojik değeri yüksek protein içeren baklagil kuru
otunun hayvan beslenmesinde özel bir yeri vardır.
Bunun yanında, bazı yembitkilerinin tanelerinde
protein oranı % 40’ akadar ulaşabilir. Yüksek protein
içeren baklagil taneleri de çeşitli hayvanların
beslenmesinde yoğun yem olarak başarıyla kullanılır.
2. Baklagil yembitkilerinin gerek otu, gerekse tneleri
hayvanların büyümesi için gerekli birçok element,
mineral madde, vitamin ve gelişmeyi teşvik eden
maddelerce çok zengindir
3. Baklagillerin köklerinde yaşayan yumrucuk
bakterileri havanın serbest azotunu toprağa
bağlarlar. Böylece, baklagillerin yetiştirildiği
topraklar, azotlu bileşikler yönünden zenginleşir.
4. Organik maddece fakir topraklarda, değişik
baklagil yembitkileri ile yeşil gübre uygulaması
yapılarak toprakların organik madde oranı
yükseltilebilir.
5. Baklagil yembitkileri bol miktarda kök artığı
bırakarak toprakların organik madde yönünden
zenginleşmesini sağlarlar. Ayrıca, organik
maddelerin parçalanması sırasında toprakta
mikro organizma faliyetleri artar.
6.Köksaplı ve sülüklü bitkiler ile yatık formlu
yembitkileri erozyon kontrolünde etkili bir şekilde
kullanılabilir.
7. Baklagil yembitkileri otlatma ve ot üretimi amacıyla
buğdaygillerle beraber yetiştirildiği zaman, karışımların
ot üretimi ve protein oranlarını arttırırlar.
8. Korunga, yonca ve taşyoncası bazı yembitkileri iyi
bir balözü bitkisi olarak bilinirler. Bu bitkilerin
çiçeklerinden yapılan balın kendine has tat, kokusu ve
aroması bulunur.
Baklagil Yembitkilerinin Genel Morfolojik
Özellikleri
A - KÖK
Baklagil yembitkileri esas olarak kazık köklü bitkilerdir.
Özellikle, kıraca dayanıklı olan bitkiler çok derinlere
inen kök sistemi meydana getirirler. Bazı
yembitkilerinde özellikle yonca ve taş yoncası
türlerinde ana kök çok kalınlaşmıştır. Buna karşılık,
sulu koşullarda yetiştirilen üçgül türlerinde kökler
tamamen toprağın üst katmanlarına yayılmıştır. (15-20
cm). Tek yıllık bitkilerde de kökler genellikle yüzlektir.
Bir baklagil yembitkisi söküldüğü zaman köklerinde
küçük yumrucukların bulunduğu görülebilir. Bu
yumrucukların havanın serbest azotunu toprağa
bağladığı uzun yıllardan bu yana bilinmektedir.
Havada %79 oranında ve bir dönüm üzerinde 8-10 bin
ton azot bulunduğu halde bu elementten bitkiler
Baklagil köklerinde yaşayan yumrucuk bakterileri
(Rhizobium sp.) konukçu bitkinin genç köklerine
girerek yerleşir(Şekil 1).
Burada bakteriler yaşamaları için gerekli karbonhidratlı
maddeleri bitkiden alarak amonyağa çevirirler. Ortaya
çıkan amonyak bitki tarafından azot kaynağı olarak
kullanılır.
Yumrucuk bakterilerinin birçok türü vardır. Belirli bir
bitki grubuna etkili olan bir tür, diğer bitkilerde
yumrucuk meydana getiremez
Baklagil Bitkilerinin Köklerinde Yumrucuk
Yapan Bakteri Grupları
Bakteri Türü
Etkili Olduğu Bitki Grubu
1.Yonca Grubu:(R.meliloti)
Medicago,Melilotus,Trigonella,Trifolium
2. Üçgül Grubu:(R.trifolii)
Trifolium
3. Bezelye-Fiğ Grubu(R.leguminosorum)Pisum, vicia, Lathyrus
4. Fasulye Grubu:(R.phaseoli)
Phaseolus
5. Acıbakla Grubu:(R.lupini)
Lupinus, Ornithopus
6. Soya Grubu:(R.japonicum)
Glycine, Lespedeza
7. Özel Suşlar (R.sp.)
Vigna
(Rhizobium)
B - GÖVDE
Baklagil yembitkilerinde gövde otsudur. Olgunlaşma
döneminde bazı bitkilerin gövdeleri kalınlaşır ve
selüloz birikimi nedeniyle sertleşir
Bitki boyları genellikle, yetişme koşulları ile yakından
ilgilidir. Uygun yetişme koşulları altında bitkiler daha
fazla boylanırlar. Buna karşılık, uzun boylu olarak
bilinen bir tür elverişsiz koşullarda fazla bir gelişme
gösteremez.
Baklagil yembitkilerinde gövdenin enine kesiti de
önemli bir özellikdir. Örneğin, korunga ve sarı çiçekli
gazal boynuzunda gövdenin enine kesiti yuvarlak
olduğu halde, yonca, kocafiğ ve yem bezelyesinde
köşeli, mürdümükte kanatlıdır. Gövde kesitleri bitkilerin
oldukça sabit bir özelliğidir.
Baklagil Yembitkilerinde Gövde Şekilleri
Baklagil yembitkilerinde üç gövde tipi görülür.
Bazı bitkilerde kök tacından çıkarak saplar bir deste
halinde görülür. Bu tip bitkilerde kök tacı belirgin bir
şekilde görülebilir. Baklagil yembitkilerinin büyük
çoğunluğu bu gruba dahildir.
Buna karşılık, bazı türlerde köksaplı (Rhizome) ve
sülüklü (Stolon) gövde tipleri görülebilir.
Köksap, ana bitkinin kök tacından çıkan sürgünlerin
toprak altında gelişmeleriyle meydana gelir. Bu
sürgünlerin üzerindeki boğumlardan aşağıya doğru
kök, yukarıya doğru yeni sürgünler gelişir. (Sarı
çiçekli yonca, iri gazal boynuzu ve nohut geveni)a
Sülüklü gövde, kök tacından çıkan sürgünlerin
toprak üzerinde gelişmesi ile meydana gelir. (Ak
üçgül ve çayır üçgülü)
Baklagil yembitkileri, gövde yapısı ve özellikle onun
yem kalitesi bakımından farklılıklar gösterir. Örneğin,
taşyoncaları
ve
korungada’da,
olgunlaşma
devresinde sapların çok kabalaşmasına karşılık, ak
üçgül ve çayır üçgülü gibi bitkilerde saplar ileri
devrelerde bile ince ve yumuşak olarak kalırlar.
Köksaplı ve sülüklü bitkiler otlatmaya dayanıklıdır.
Otlatma amacıyla yapılan karışımlarda bu bitkiler
başarı ile kullanılabilir. Ancak, kuvvetli köksap veya
sülüklü gövdeli baklagillerle yapılacak karışımlara
girecek materyali belirlerken iyi rekabet gücü olan
bitkiler seçilmelidir.
Baklagil Yembitkilerinde Bitki Görünüm
şekilleri
Baklagil yembitkilerinde aynı türün bireyleri arasında
değişik görünümde bitkiler bulunabilir. Örneğin aynı tür
içerisinde yarı yatık gelişen bitkiler olabileceği gibi,
toprağın yüzeyini tamamen kaplayan bitkilerde
mevcuttur.
Bitkinin dik veya yatık olduğu, yan dalların toprakla
yaptığı açının saptanmasıyla bulunabilir. Genel olarak
yan dalları 60 dereceden yukarı gelişen bitkiler dik, 30
dan aşağı gelişen bitkilerde yatık olarak tanımlanır.
Dik gelişen formlar OT TİPİ , yatık olarak gelişenler ise
MERA TİPİ olarak tanımlanır.
C - Yaprak
•
Bir baklagil yaprağı, çeşitli sayıdaki yaprakçık,
yaprak sapı ve bir çift kulakçıktan meydana
gelmiştir.
• Cins ve türler arasında yaprakçık sayısı, sap
uzunluğu ve kulakçıkların
şekli yönünden
büyük farklılıklar görülebilir.
1. Yaprakçık:Baklagillerde yaprak, değişik şekil
ve büyüklükte olan yaprakçıkların yaprak sapı
üzerinde
birleşmesiyle
meydana
gelir.
Yaprakçıkların şekilleri türler arasında olduğu
gibi tür içerisinde de büyük değişim gösterir.
Örneğin,
taşyoncalarında
yaprakçıkların
kenarları tamamen dişli olduğu halde, yonca
türlerinde yaprakçıkların uç kısmı dişlidir
Buna karşılık, çayır üçgülünde yaprakçıkların kenarı düzdür.
Baklagil yembitkilerinde yaprakçıkların yüzeyleri ince tüylerle
kaplı olabileceği gibi, tamamen parlak ve düz olabilir. Örneğin,
yonca, fiğ gibi bitkilerde yaprakçıklar parlak ve tüysüz olduğu
halde, kırmızı üçgül, tüylü fiğ ve bazı çayır üçgülü formlarında
olduğu gibi tamamen ince tüylerle kaplıdır.
Baklagillerde bir yapraktaki yaprakçık sayısı ve birleşme
şekilleri değişiklik göstermektedir
Üçlü yaprak- (Trifolium, Melilotus, Medicago)
Karşılıklı bileşik yaprak
a- Yaprak ekseni yaprakçıkla bitenler (Onobrychis)
b- Yaprak ekseni sülükle bitenler (Pisum, Vicia, Lathyrus)
c- Yaprak ekseni dikenle bitenler (Astragalus)
Merkezde bileşik yaprak-ışınsal (Lupinus)
2. Yaprak Ekseni
Yaprakçıklar, çeşitli şekillerde bir eksene bağlanmışlardır.
Bazı baklagil yembitkilerinde örneğin fiğ, bezelye,
gazalboynuzu, korunga türlerinde yaprakçıklar eksene
sapsız olarak oturmuşlardır. Buna karşılık, yonca
taşyoncası, üçgül türlerinde ise tüm yaprakçıklar eksene
kısa ve uzun sapçıklarla bağlanmışlardır
Baklagillerde yaprakçıkların birleşme şekilleri, yaprak
eksenine saplı veya sapsız bağlanma özellikleri önemli bir
karakterdir.
3. Kulakçık (Stipula)
Baklagillerde yaprak ekseninin sapa bağlandığı yerde
yaprak sapının iki yanında iki tane kulakçık bulunur.
Kulakçıkların şekli ve büyüklüğü türlere göre büyük
değişiklikler gösterir
Özellikle tür ve varyetelerin ayırımında kulakçıklardan çok
yararlanılır.
D - ÇİÇEK
1. Çiçek Morfolojisi
Baklagillerde çiçek dış görünüşü ile kelebeği andırır.
Bu nedenle, incelenen altfamilya Papilionaceae olarak
isimlendirilir. Baklagillerde tek bir çiçek incelendiği
zaman dört ana bölümden oluştuğu görülür. (şekil5,6)
a- Çanak Yapraklar (Calyx)
Çiçeği dışarıdan çevreleyen organlardır. Genellikle
yeşil renklidir. Bir çiçekte 5 tane çanak yaprağı (sepal)
bulunur. Bu altfamilya da beş çanak yaprağı dip
kısmında birleşerek boru haline gelmiştir. Buna
karşılık, çanak yaprakların uç kısmı diş şeklinde
sivrileşmiştir
b- Taç Yapraklar (Corolla)
Çanak yaprakların iç kısmına dizilmiş değişik
renklerdeki yapraklardır. Beş tanedir ve her birine
Petal ismi verilir.
Taç yapraklar, beş tane olmasına karşılık dip kısmında bir
boru meydana getirirler. Borunun uzunluğu bazı bitkilerde 2025 mm’ yi bulabilir. Böylece çiçekleri böcekler ziyaret ederken
çanak yapraklarının dip kısmındaki bal özüne ulaşamazlar. Bu
nedenle, böceklerin özellikle arıların sık sık ziyaret etmediği
çiçeklerde tohum tutma oranı çok düşer
Taç yapraklar çiçek içerisinde üç ayrı yapıda bulunurlar.
aa- Bayrak
En büyük taç yaprağı bayraktır. Bir tanedir. Diğer taç
yaprakları ile birlikte eşeylik sütununu korur.
bb- Kanatçıklar
Büyüklük bakımından birbirine eşit iki taç yaprağıdır.
cc- Kayıkçıklar
Bir çift taç yaprağının bir kenarı boyunca birleşerek kayık
şeklini alması ile oluşmuştur. Esas görevi eşeylilik sütununu
korumaktır (Şekil)
Bazı baklagil türlerinde kıvrılmış olan kayıkçık,
eşeylik sütununu iyice sarar. Bu çiçeklerde
olgunlaşan dişi organ zorunlu olarak kendi çiçek
tozlarıyla döllenir.(Autogamy)
Bazı baklagil yembitkilerinde ise kayıkçık eşeylik
sütununu sıkıca sarmaz. Bir böceğin çiçeğe
konması veya herhangi bir dış etki ile eşeylik
sütunu kayıkçığın dışına çıkar. Bu sırada olgun
çiçek tozları dışarı dağılır. Çiçeği ziyaret eden
böceklerin değişik organlarına yapışır. Aynı
böceğin bir başka bitkiyi ziyaretinde bu çiçek
tozları dişi organın tepeciğine bulaşır. Bu şekilde
döllenen bitkilerde, dişi organ kendi çiçek tozuna
karşı bir uyuşmazlık gösterir. Bitki kendine
döllenmeye zorlansa bile çok az oranda tohum
tutar. (Allogamy)
c-Erkek organlar (Androecium)
Baklagillerde genel olarak, 10 tane erkek organ
bulunur.
Bir erkek organ başlıca başcık (Anthere) ve
sapçıktan (Filament)
oluşmuştur. Başcıklar,
esas olarak iki gözlü teka adı verilen çiçek tozu
keseleridir.
Baklagil çiçeklerinde bulunan 10 tane erkek
organın birleşme durumlarına göre bitkiler üç
gruba ayrılabilir.
aa- Monadelphous:
Bütün erkek organların filamentleri birleşmiş ve
tek kardeş halini almışlardır. (Kayışkıran,
katırtırnağı, acıbakla ve keçisakalı)
bb- Diadelphous
Bir çiçekte 10 erkek organdan 9’u birleşmiş bir
tanesi serbesttir. Papillionaceae altfamilyasına
bağlı cinslerin büyük bir bölümü bu gruba girer.
(yonca, üçgül, fiğ, korunga, taşyoncası ve
gazalboynuzu).
cc- Polyadelphous
Tüm erkek organlar ayrıdır. Caesalpinoideae ve
Mimosoideae alt familyalarına dahil (Sophora)
ve çivit cinslerinde bu tip birleşme görülür.
d- Dişi Organ (Gynoecium)
Dişi organ, erkek organın oluşturduğu sütunun
ortasında yer alır ve bir tanedir. Başlıca, tepecik
(Stigma), dişicik borusu (Style) ve yumurtalık
(Ovarium) olmak üzere üçe ayrılır
Yumurtalık içerisinde bir veya birden fazla yumurta
(Ovula) hücresi bulunur. Çiçeklenme devresinde
dişi organın döllenmesi ile birlikte yumurta
hücreleri gelişerek tohumu oluşturular.
2. Çiçek Topluluk Şekilleri
Baklagil yembitkilerinde çiçekler çeşitli şekillerde
birleşerek bitkilere bağlanırlar. Birçok bitkide
çiçekler, çiçek sapı (Pedunculus) üzerine
Pediculus adı verilen sapçıklarla bağlanırlar. Bu
çiçek durumuna salkım (Racemus) ismi verilir.
Baklagil
yembitkileri
içerisinde
yonca ve
taşyoncalarının
çiçekleri
salkım
şeklinde
birleşmişlerdir.
Buna karşılık, fiğ, bezelye türlerinde çiçek
topluluk şekli salkım olmasına rağmen, çiçekler
yaprak koltuklarına doğrudan kısa veya uzun
sapçıklarla birkaç tanesi birarada bağlanmıştır.
Bazı baklagil yembitkilerinde ise, çok sayıda
çiçek kendi aralarında kısa sapçıklarla birleşerek
kömeç (Capitatus) şeklini almışlardır.
3. Çiçek Durumları
Baklagil yembitkilerinde çiçekler, sap üzerindeki
durumlarına göre iki gruba ayrılabilirler. Eğer,
çiçekler ana sap veya yan dalların uç kısmında
bunuyorlarsa, buna
tepe (Terminalis) çiçek
durumu denir. (çayır üçgülü, kışlık üçgül ve
kırmızı üçgül)
Baklagil yembitkilerini kendine ve yabancı döllenmeye
zorlayan bazı nedenler vardır. Bunlar şu şekilde
sıranabilir.
a- Bezelye, japon üçgülü, fiğ gibi cinslerin birçok
türünde çiçekler açılmadan dişi ve erkek organlar
olgunlaşarak döllenirler. Bu nedenle, çiçeklenme
devresinde dış etkenlerle yabancı döllenme olmaz.
b- Yabancı çiçek tozu ile tozlanan ve döllenen bitkilerin
büyük bir bölümünde kendi çiçek tozuna karşı bir
uyuşmazlık vardır. Bu bitkiler kendine tozlanmaya
zorlansalar bile, çok az oranda tohum tutarlar.
c- Bazı bitkilerde bir çiçek içerisinde erkek ve dişi
organlar farklı zamanlarda olgunlaşırlar. “Protoandry“
veya dişi organın önce “Protogyny”
Buna karşılık, yonca, korunga, gazalboynuzu,
çemen, fiğ ve bezelye türlerinde çiçekler yaprak sapı
ile ana sap arasındaki koltuktan çıkan sap üzerinde
bulunurlar. Buna koltuk çiçek durumu (Axillaire) ismi
verilir.
E- MEYVE
Çiçekte çiçek tozları ile tozlanan ve döllenen
yumurtalık, gelişerek meyveyi oluşturur. Baklagillerde
meyve, esas olarak fasulye şeklindedir. Ancak cins
ve türlere göre meyve şekillerinde değişiklikler
görülebilir
Baklagil yembitkilerinde meyvede bulunan tohum
sayısı değişiktir. Tüm fiğ, yonca, bezelye,
gazalboynuzu türleri ile aküçgül, melez üçgül
meyveleri birden fazla tohum taşırlar.
Buna karşılık, taşyoncası türleri, çayır üçgülü, kırmızı
üçgül, şerbetçiotu yoncası meyvelerinde genellikle bir
tohum bulunur.
Bazı türler arsında tohum dökme yönünden farklılıklar
gözlenir.
Gazalboynuzu
meyveleri
sararmaya
başlayınca açılır ve tohumları dökülür.birçok fiğ
türünde meyveler daha geç dönemlerde çatlarlar.
Ancak, bitki sapının üst kısmındaki meyvelerin
olgunlaşması beklenirse,alt kısmın fasulyelerinin
çatlayarak tohumlarını kolayca döktüğü görülür. Yonca
ve bezelye türlerinde çok fazla tohum dökülmesi
görülmez. Buna karşılık, taşyoncaları ve korungada
hasat için geç kalınırsa meyveler dökülür, büyük
tohum kaybı olur.
F- TOHUM
Baklagil tohumları büyüklük, şekil ve renk yönünden
geniş bir değişim gösterirler.
Baklagil tohumlarında genel bir kural olarak, yeni hasat
edilen tohumlar canlı ve parlak renkli oldukları halde,
yaşlanan tohumlarda rengin koyulaşıp matlaştığı
gözlenebilir.
Bir baklagil tohumu başlıca şu kısımlardan oluşur.
1- Tohum kabuğu (Testa)
Tohumun etrafını sarar. Tohum kabuğu dikkatli bir
şekilde
incelenirse,
üzerinde
bazı
noktalar
görülebilir.bunlardan en büyüğü tohumun gelişme
devresinde meyve kabuğuna bağlandığı yerin kalıntısı
olan tohum göbeği (Hilum)’dir.
Tohum göbeği fiğ, koca fiğ gibi bazı bitkilerin
tohumlarında çok belirgindir. Bu noktanın altında
çiçek tozu borusunun yumurta hücresini döllemek
için girdiği yerin kalıntısı görülebilir. Buna da
kapıcık (Microphyle) ismi verilir. Tohumun
çimlenmesi sırasındaq ilk kökçük bu delikten dışarı
çıkar. Bazı tohumlarda hilumun biraz üzerinde
küçük bir nokta daha görülebilir.. Delikçik
(Strophiole) ismi verilen bu noktanın görevi
bilinmemektedir. Ancak, bazı araştırıcılar, bu
noktacığın çimlenme sırasında tohumun su
almasına yardımcı olduğunu bildirmektedir.
2- Çenek (Cotyledonae)
Baklagil tohumlarında endosperm yoktur. Çimlenme
sırasında
tüketilecek
yedek
besin
maddesi
çeneklerde depolanmıştır.
3- Cücük (Embriyo)
Cücük iki çenek yaprağın birleştiği yerde bulunur;
başlıca kökçük (Radicula) ve sapçık (Plumula)’ dan
meydana gelmiştir. Sapçık üzerinde iki tane çenek
yaprağı bulunur. Bu çenek yapraklarının hemen
altında hypocotyl ve üstünde epicotyl büyütken
dokuları bulunur. Çimlenme sırasında kökçük aşağıya
doğru yönelerek ilk kökleri; sapçık ise, toprak
yüzeyine doğru ilk sürgünü verir,
G- FİDE
Çimlenme sırasında çenek yapraklarının altındaki
hypocotyl bölgesi hızla gelişir. Çenek yaprakları
toprağın üstüne çıkar. Yonca, üçgül, korunga,
taşyoncası ve gazalboynuzu türlerinde görülen bu
fide şekline Epigeal ismi verilir. Buna karşılık, bazı
cinslerde, örneğin fiğ, bezelye,mürdümüklerde,
toprak yüzeyinde çenek yaprakları görülmez. Çünkü,
çimlenme sırasında çenek yapraklarının hemen
üstündeki epicotyl bölgesi hızla büyür ve toprak
yüzeyine çıkar. Cücükteki çenek yaprakları toprak
içinde kalır. Bu fide şekline Hypogeal ismi verilir.
Normal Olarak Kendine Döllenen Bitkiler
Lathyrus sp
Mürdümük türleri
Lespedeza cuneata
Mızraklı japon üçgülü
Lespedeza stipulacea
Kulakçıklı japon üçgülü
Lespedeza striata
Japon üçgülü
Medicago hispida
Pıtraklı jonca
Medicago littoralis
Kum yoncası
Medicago truncatula
Fıçı yoncası
Medicago lupulina
Şerbetçiotu yoncası
Melilotus indica
Hint taşyoncası
Melilotus dentata
Diş taşyoncası
Pisum arvense
Yem bezelyesi
Trifolium fragiferum
Çilek üçgülü
Trifolium subterranum
Yeraltı üçgülü
Vicia sp
Fiğ türleri
Vigna sinensis
Yem börülcesi
Normal Olarak Yabancı Döllenen Bitkiler
Lotus corniculatus
Gazal boynuzu
Medicago sativa
Yonca
Medicago falcata
Sarı çiçekli yonca
Medicago media
Melez yonca
Melilotus alba
Aktaş yoncası
Melilotus officinalis
Sarı taşyoncası
Trifolium hybridum
Melez üçgül
Trifolium incarnatum
Kırmızı üçgül
Trifolium repens
Ak üçgül
Trifolium pratense
Çayır üçgülü
Onobrychis sativa
Korunga
Download

Baklagil Yembitkileri Sistematiği