&1. Ortakların Şirket Borçlarından Sorumluluğu
Adi şirkette, ortakların üçüncü kişiye karşı şirket borçlarından dolayı sorumluluğu sınırsız
ve tüzel kişilik de bulunmadığı için birinci derecede(doğrudan) ve kural olarak müteselsildir. (BK.
638)
Kollektif şirkette, ortakların, belirli şartların gerçekleşmesi ile doğan, yani ikinci derece
olan sorumlulukları sınırsız ve müteselsildir. Bu şart, şirket alacaklısı, önce tüzel kişiliği bulunan
kollektif şirkete gitmiş ve tahsil edememişse ortağa gidebilir.
Anonim Şirketlerde pay sahiplerinin sorumluluğu, şirkete koymayı üstlendikleri sermaye
miktarı ile sınırlı ve kural olarak sadece şirkete karşı sorumludurlar; yani şirket alacaklılarına karşı
sorumlulukları yoktur.
Hem adi, hem paylı komandit şirketlerin tüzel kişiliği bulunduğu için, birinci derece
sorumluluk şirkettedir. Sorumluluk yönünden iki tür ortak vardır; komanditerler sınırlı, komanditeler
sınırsız sorumludur.
Limited Şirkette ortakların sorumluluğu, şirkete koymayı üstlendikleri sermaye miktarı ile
sınırlıdır; bu sorumlulukta sadece şirkete karşıdır. Şu halde, ortakların, şirket borçlarından dolayı
şirket alacaklılarına karşı sorumlulukları yoktur. İstisnai olarak kamu alacaklarından ortaklar sınırsız
sorumludur.
Kooperatiflerde ise iki durum mevcuttur. Ana sözleşmede aksi öngörülmemişse, kooperatif
borçlarından kooperatif sorumludur; ortakların sorumluluğu yoktur. Fakat ana sözleşmede sınırsız
sorumluluk düzenlenmiş ise, alacaklılar kooperatiften alamadıkları alacakları için ortakların sınırsız
ve müteselsil sorumluluğuna gidebilirler.
Sayfa 1 / 27
&2. Ortaklık ve Unsurları
Ortaklığın unsurları: Kişi, Sözleşme, Sermaye, Ortak Amaç, Ortak amaca ulaşmak için eşit
ve aktif biçimde ortak çaba gösterme(affectio societatis) olmak üzere 5’e ayrılır.
I.
Kişi Unsuru
Kollektif ve Komandit için asgari 2 kişi;
Limited Şirketi için en az 1 en fazla 50 kişi;
Anonim Şirket için en az 1 kişi olmalıdır. Üst sınır yoktur ancak ortak sayısı 500’ün üzerine
çıktığında şirketin paylarının halka arzedilmiş sayılması ve haka açık şirket hükümlerine tabi
olmasına yol açar.
Ortaklık gerçek veya tüzel kişi olabilir.
II. Sözleşme Unsuru
Rızai sözleşmede consensus; Reel sözleşmede consensus + res olmalıdır.
TTK., ortaklık sözleşmelerinin geçeliliğini “resmi onaya bağlı yazılı şekle” bağlamıştır.
III. Sermaye Unsuru
Kural olarak ekonomik değer taşıyan her şey(para, taşınır-taşınmaz mal, hak, alacak,
kişisel emek, ticari itibar gibi değerler birlikte ve ayrı) sermaye olarak getirilebilir. Ortaklarca
getirilecek sermayenin mutlaka eşit değerde ve aynı nitelikte olması gerekmez.
TTK. bazı sermaye türleri bakımından özel sınırlamalar da getirmiştir: Hizmet edimleri,
kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar, AŞ’lere ve limited şirketlere sermaye
konulamaz; bir komanditer ortak da kişisel emeğini ve ticari itibarını komandit şirkete sermaye
koyamaz.
IV. Ortak Amaç Unsuru
Adi şirkette amaç kazanç paylaşımıdır. TTK, kollektif ve komandit şirketin ancak bir ticari
işletme çalıştırmak amacıyla kurulabileceğini öngörmüştür.
Anonim şirket ve limited şirketin kanunen yasak olmayan her tür iktisadi amaçla
kurulabileceğini düzenlemiştir.
Kooperatif ise özel bir ekonomik amaç için kurulabilir. Doğrudan kar sağlamak ve dağıtmak
söz konusu olmasa bile, kooperatiflerde de ekonomik amacın varlığı ortadadır.
V. Affectio Societatis Unsuru
Ortak amacı gerçekleştirmek için ortakların eşit ve aktif şekilde, birlikte çaba göstermeleri
gereğine ve bu yönde niyete işaret eder. Şahıs şirketleri için öngörülen unsurdur. Sermaye
şirketlerinde bu unsur oldukça zayıflamaktadır.
Sayfa 2 / 27
&3. Adi Ortaklık
En az iki kişinin emeklerini ve sermayelerini ekonomik kar elde etmek için bir araya
getirmesiyle adi ortaklık kurulur. Örneğin, birlikte piyango bileti alarak ikramiye çıkarsa paylaşmaya
kararlaştıran kişiler arasındaki ilişkiler adi ortaklık potasındadır.
Konsorsiyum, kişilerin belirli işleri birlikte gerçekleştirmek amacıyla bir araya gelmeleri ve
her birinin, diğerlerinden bağımsız olarak, işin yalnızca bir kısmının ifasını yapılmasını üstlendiği
hallerde ortaya çıkar. Ortak girişim(joint venture) ise, hukuki ve ekonomik yönden birbirinden
bağımsız birden fazla gerçek veya tüzel kişinin, belirli bir işi ya da sürekli bir faaliyeti
gerçekleştirmek ve kazanç sağlamak amacıyla, bir ticaret ortaklığı kurarak veya kurmaksızın, bir
sözleşme çerçevesinde bir araya gelmeleri ve işin tamamından müteselsilen sorumlu olmayı
üstlendikleri hallerde ortaya çıkar.
I. Adi Ortaklığın Kuruluşu
Sözleşme için geçerlilik şartı öngörülmemiştir; taraflar iradi şekil kararlaştırabilirler. Ancak
ispat kolaylığı sağlamak açısından yazılı şekilde bir ortaklık sözleşmesi yapmakta daima yarar
vardır.
Sözleşme yapıldıktan sonra, başkaca bir işleme gerek olmaksızın ortaklık kurulmuş olur.
Hatta, kurulacak ortaklığın işletme konusu, kanunen şekle bağlanmış işlemleri gerçekleştirmek olsa
dahi, bu durum, ortaklık sözleşmesinin şekle bağlı sayılmasını gerektirmez. Ortaklığa sermaye
olarak tapulu bir taşınmaz konuluyorsa, ortaklık sözleşmesindeki sermaye maddesinin öngörülen
şekle uygun olarak düzenlenmesi zorunludur.
II. Adi Ortaklığın Konusu
Her konuda ortaklık yapılabilir; ancak konunun ahlaka, adaba, emredici hükümlere, kamu
düzenine, kişilik haklarına aykırı ve imkansız olmaması gerekir. Adi şirket, bir ticari işletme de
işletebilir; bu durumda ortalar tacir sıfatını kazanır.
III. Adi Ortaklıkta İç İlişkiler
A. Adi Ortaklığın Mülkiyeti
Ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından getirilen sermaye ortakların hepsine aittir; yani
ortakların elbirliği mülkiyeti vardır. Sermaye kapsamındaki mal ve haklar üzerinde tasarruf
edilebilmesi, kural olarak ortakların oy birliğine bağlıdır.
Ortağın alacalısı, yalnızca ortağa düşecek tasfiye payını haczettirebilir. Fakat ortaklar
isterse, elbirliği mülkiyeti yerine, paylı mülkiyetin uygulanmasını kararlaştırabilirler; bu durumda
ortağın alacaklısı, o ortağın şirketteki payını haczettirebilir.
B. Ortaklık Kararları
Ortaklık kararları, kural olarak tüm ortakların oybirliği ile alınır; sözleşmede çoğunluk
öngörülebilir. Bu durumda çoğunluk, katılım payına göre değil, ortakların tam sayısına göre
hesaplanır.
C. Ortakların Hak ve Borçları
-Katılım Payı(Sermaye) Borcu: Adi ortaklığa sermaye olarak para, alacak, kıymetli evrak
ve sermaye şirketlerine ait paylar; Fikrî mülkiyet hakları; Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz; Taşınır ve
taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları; Kişisel emek; Ticari itibar; Ticari işletmeler; Haklı
olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler; Maden
ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar; Devrolunabilen ve nakden
değerlendirilebilen her türlü değer, konabilir.
Sayfa 3 / 27
Sermaye koymak, her bir ortağın diğer ortaklara olan borcudur; her ortak, sermaye getirme
borcu altındadır. Şayet şirket sözleşmesinde aksine hüküm yok ise, ortakların eşit değerde
sermaye getirmeleri gerekir.
Bu borcun ifa edilmemesinin yaptırımı, Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine
getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı
zararın tazminini de isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Bu davayı ortaklar açabilir.
Sermaye para ise, gecikmiş ifa ile birlikte temerrüt faizi istenebilir; tazminat sözleşemde
öngörülmüş ise cezai şart talep edilebilir; haklı neden oluşmuş ise şirketin feshi yoluna gidilebilir.
Bir ortak, sermaye borcunu ifa etmeyen diğer bir ortağa karşı dava açabilir(actio pro socio).
Bu dava, bir ortağın, şirkete karşı borçlarını ifa etmeyen diğer ortak veya ortaklara karşı, ifayı
sağlamak veya borçlunun şirkete karşı sorumluluğunu sağlamak amacıyla açtığı bir davadır.
-Kazanca, Zarara ve Tasfiye Sonucuna Katılma: Ortaklar, niteliği gereği şirkete ait olan
bütün kazançları aralarında bölüşmekle yükümlüdürler. Sözleşemde aksine hüküm yoksa kazanç
ve zarar eşit şekilde paylaşılır.
Bazen şirkete sermaye olarak emek koyulabilir. Kanun koyucu, emeğini sermaye olarak
getiren kişinin zarara katılamayacağını öngören sözleşme hükümlerini geçerli saymıştır.
Şirket sona ermiş ve tasfiye yapılmış ise, geriye kalan artık değer ve zarar da ortaklar
arasında paylaştırılır.
-Rekabet Etmeme Borcu: Ortaklardan hiçbiri kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine
olarak, şirkete zarar verecek ve şirket gayesine aykırı düşecek işleri yapamaz, rekabet oluşturan
fiilleri başkası hesabına da yapamaz.
Rekabet yasağına aykırı davranılmasının yaptırımı, tazminat istenilebilir veya tazminat
yerine bu ortağın kendi adına yaptığı işleri şirket adına yapılmış saymakta, üçüncü kişilerin
hesabına yapmış olduğu işlerden doğan menfaatlerin şirkete bırakılmasını istemekte serbesttir.
Ayrıca, haklı nedenle fesih yoluna gidilebilir.
-İnceleme Hakkı: Ortak, yönetim yetkisi olmasa bile, ortaklık işlerini incemele hakkı ve
yetkisine sahiptir. Emredici hükümdür.
-Gider, Faiz ve Ücret İsteme Hakkı: Ortaklardan birisi, şirket işlerini yürütürken birtakım
giderler yapmış veya borçlar üstlenmiş ya da zarara uğramış ise, diğer ortaklar ona karşı sorumlu
olurlar. Şirkete avans olarak para veren ortak, verdiği günden itibaren faiz isteyebilir.
D. Ortaklığın Yönetimi
Yöneticinin Atanması ve Azledilmesi: Ortaklar isterlerse, sözleşmede kimin yönetici
olacağını belirleyebilir. Belirlememiş iseler, sonradan alacakları bir kararla yönetici atayabilirler.
Yöneticinin ortak olma zorunluluğu yoktur. Ortaklık sözleşmesinde veya daha sonra alınan bir
kararla yönetici atanamamışsa şirket yönetimi bütün ortaklara aittir; her biri tek başına yetkilidir.
Yöneticinin Yetkileri: Yönetim yetkisi sadece olağan işleri kapsar. Olağandışı işlerde ise
ortakların oybirliği gerekir; ancak, gecikmesinde sakınca bulunan işlerde yöneticilerden herbiri
yetkilidir. Olağandışı işler kural olarak oybirliği gerektiren işlerdir.
Yöneticinin Hakları: Yönetim ve İtiraz Hakkı ve Ücret Hakkı vardır.
Yönetim ve itiraz hakkı,
yönetici ortaklardan birisi, diğer bir yöneticinin yapacağı işleme,
tamamlanmasından önce itiraz etmek suretiyle engel olabilir. Bu itiraz üzerine, üçüncü kişilerle
yapılacak işlem durur; yani itiraz, dış ilişkide işlemin yapılmasını ve icrasını önler. Yönetici olmayan
Sayfa 4 / 27
ortağın itiraz hakkı da yoktur; o yalnızca bilgi alma, denetlemek ve haklı bir neden varsa, ortaklığın
feshini isteme haklarına sahiptir.
Ücret Hakkı, Sözleşmede veya kararda ücret ödenmesi kararlaştırılmış ise, yönetici, ücret isteme
hakkına sahiptir.
Yöneticinin Borçları: Özen Gösterme Borcu, Hesap Verme Borcu, İncelemeye İzin Verme
Borçları vardır.
Özen Gösterme Borcu: Göstermesi gereken özeni göstermeyip zarara yol açarsa tazminat ödeme
yükümü doğar. Yönetici ücret almıyor ise, özen ölçütü subjektiftir(kendi işlerinde göstereceği özene
bakılır); ücret alıyor ise, özen ölçütü objektiftir(işin getirdiği özen).
Hesap Verme Borcu: Yönetici, en az yılda bir kez diğer ortaklara hesap verme ve kar paylarını
dağıtma yükümü altındadır.
İncelemeye İzin Verme Borcu: Yönetici, şirket işlerinin incelenmesine ve denetim hakkının
kullanılmasına izin verme yükümü altındadır. Bu hak sözleşme ile bertaraf edilemez.
IV. Adi Ortaklıkta Dış İlişkiler
A. Ortaklığın Temsili
Kanun, yöneticinin aynı zamanda temsile yetkili olduğunu varsaymış ise de, bunun aksi
kararlaştırılabilir. Temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin
yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça
belirtilmiş olması şarttır.
Temsilci tarafından yapılan işlemlerin şirket adına olduğunun karşı tarafa açıklanması
gerekir. Karşı taraf temsil ilişkisini biliyor veya bilmesi gerekiyor ya da işlemin kiminle yapıldığı
üçüncü kişi bakımından fark yaratmıyor ise yine yapılan işler şirketi bağlar.
B. Ortakların Sorumluluğu
Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, ortakların şirket borçlarından dolayı sorumluluğu
birinci derecede, sınırsız ve kural olarak müteselsildir. Bir ortağın işlediği haksız fiilden dolayı
sorumluluk ise yalnız o ortağa aittir.
V. Adi Ortaklıkta Ortak Değişiklikleri ve Sonuçları
A. Yeni Ortak alımı ve Alt Katılım
Şirkete yeni ortak alınması, bütün ortakların rızasına bağlıdır. Ortaklardan birisinin, tek
taraflı olarak bir üçüncü kişiye payını devretmesi veya payına üçüncü kişiyi ortak etmesi halinde
de, bu üçüncü kişi ortak sıfatını kazanamaz; Ancak diğer ortaklar rıza gösterirse, üçüncü kişi ortak
sıfatına sahip olur. Ortağın, üçüncü kişiyi payına ortak etmesi halinde ise alt katılımdır.
B. Ortaklıktan Çıkma ve Çıkarılma
1. Yasal Durum ve Öngörülen Nedenler
-Kanun: Bir ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının
cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi halinde, sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla
devam edeceğine ilişkin bir hüküm varsa, o ortak veya temsilcisi ya da ölen ortağın mirasçısı
ortaklıktan çıkabilir veya diğer ortaklar tarafından yazılı olarak yapılacak bir bildirimde ortaklıktan
çıkabilirler.
-Ortaklık Sözleşmesi: Kanunda sayılan bu haller dışında da, çıkarılmayı gerektiren
nedenler bakımından sözleşmeye hüküm konulabilir. Bu nedenler, aynı zamanda ortaklığın haklı
Sayfa 5 / 27
nedenle feshine yol açacak nitelik taşıyabilir. Ortaklığı sona erdirmek yerine ilgili ortağı çıkarmak,
diğer ortaklar için tercih nedeni olabilir.
2. Çıkma ve Çıkarılmaya Bağlı Sonuçlar
- Ortaklık Payının Tasfiyesi: Bir ortağın ortaklıktan çıkması veya çıkarılması durumunda
payı, diğer ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer. Diğer ortaklar, ortaklıktan çıkan veya
çıkarılan ortağa, kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyayı geri vermekle yükümlü oldukları gibi,
kendisini ortaklığın muaccel borçlarından doğan müteselsil sorumluluktan kurtararak, ortak sıfatının
sona erdiği tarihte ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı ödenmesi gereken tasfiye payını ödemekle
yükümlüdürler.
- Ortaklık Malvarlığının Yetersizliği: Ortak sıfatının sona erdiği tarihte, ortaklığın
malvarlığı, borçlarını karşılamaya yetmezse, çıkan veya çıkarılan ortak, payına düşen borç tutarını,
zarara katılmaya ilişkin düzenlemeler çerçevesinde diğer ortaklara ödemekle yükümlüdür.
- Tamamlanmamış İşler: Çıkan veya çıkarılan ortak, ortak olduğu dönemde henüz
sonuçlanmamış işlerden doğran kara veya zarara katılır.
VI. Adi Ortaklığın Sona Ermesi
A. Sona Erme Nedenleri
Kanunda açıkça bu ayrım yapılmış olmamakla birlikte, dağılma veya fesih şeklinde iki
grupta toplanabilecek nedenlerden birisinin gerçekleşmesi, şirketin sona ermesine yol açar:
1. Dağılma Nedenleri
Bu nedenlerden birisinin gerçekleşmesi ile, ortaklık, kendiliğinden sona ermiş, yani dağılmış sayılır:
-Amacın gerçekleşmesi ya da gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi;
-Mirasçılar ile ortaklığın devam edeceğine dair önceden yapılmış bir anlaşma yoksa
ortaklardan birinin ölmesi;
-Sözleşmede ortaklığın süreceğine dair bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin iflas etmesi,
kısıtlanması veya tasfiye payının cebri icrayla paraya çevrilmesi.
-Belirli süreli kurulmuş ortaklıkta sürenin dolması. Ancak, süre dolmuş bulunmasına rağmen
faaliyetlere fiilen devam edilmesi halinde ortaklık, belirsiz süreli ortaklığa dönüştürülmüş sayılır.
2. Fesih Nedenleri
-Bütün ortakların sona erdirme isteği,
-Fesih bildirimi ile de sona erdirilebilir. Fesih bildiriminin haklı sebebe dayanıyor olması ve 6
ay önceden yapılması öngörülmüştür.
-Haklı sebep varsa mahkeme kararı ile de şirket sona erdirilir.
B. Sona Ermenin Sonuçları
Tasfiye işlemlerinin yapılması gerekir.
Tasfiye işlemleri: Önce alacaklar toplanır, şirket malları paraya çevrilir, 3.kişilere olan borçlar
ödenir, ortakların avans alacakları verilir. Geriye artı bir değer kalmış ise, sermaye paylarının
değeri iade edilir. Geriye kar kalırsa ortakalara dağıtılır, zarar kalır ise o paylaştırılır.
C. Zamanaşımı
Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile
ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar
arasındaki alacak davaları, alacağın muaccel olduğu andan itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresine
tabidir.
Sayfa 6 / 27
&4. Ticaret Ortaklıklarının Genel Hükümleri
I. Ticaret Şirketlerinin Ortak Özellikleri
A.Tüzel Kişilik Bulunması: Ticaret şirketlerinin hepsi tüzel kişiliğe sahiptir. Tüzel kişiliğin
ortaklıklarından ayrı ehliyet, ayrı malvarlığı, ayrı ticaret unvanı, ayrı yerleşim yeri ve ayrı
vatandaşlık gibi.
B. Sınırlı Sayı İlkesine Bağlılık: Kurucular tarafından, ancak kanunda sayılan ortaklık tiplerinden
birisi seçilebilir veya ortaklık, BK uyarınca adi ortaklık niteliğinde olur.
C. Hak Ehliyetlerinin İşletme Konusu ile Sınırlı Olmaması: Temsile yetkili olanların, üçüncü
kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğer ki, üçüncü kişinin, işlemin
işletme konusu dışında bulunduğu ispat edilsin. Ayrıca, şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş
olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir.
Buradan hareketle, işletme konusunun, hak ehliyetine değil, fakat şirket temsilcilerinin temsil
yetkisine bir sınırlama oluşturduğu, bu sınırın aşılarak işlem yapıldığı durumlarda da, üçüncü
kişinin MK.3 anlamında iyi niyetli olmadığı sicil kaydı dışındaki bir yolla kanıtlanmadıkça, işlemin
geçerli ve şirket için bağlayıcı olacağı anlaşılmaktadır.
D. Birleşme, Bölünme ve Tür Değiştirme Olanağı: TTK m.134-194’de düzenlenmiştir. İleride
ayrıntılı olarak anlatacağım.
E. Kurulların Elektronik Ortamda Yapılabilmesi Olanağı: Sermaye şirketlerinde, şirket
sözleşmesinde veya ana sözleşmede düzenlenmek şartıyla, yönetim kurulu ve müdürler kurulu
tamamen elektronik ortamda yapılabilir veya bazı üyelerin katıldığı fiziki toplantıya, diğer üyeler
elektronik ortamda katılabilir.
Kollektif, komandit, paylı komandit ve limited şirketlerde, şirket sözleşmesinde veya ana
sözleşmede düzenlenmek şartıyla, elektronik genel kurul veya ortaklar kuruluna katılım, fiziki
katılımın bütün hukuki sonuçlarını doğurur.
II. Ticaret Ortaklıklarında Sermaye Koyma Borcu ve Yaptırımları
A. Sermaye Olarak Getirilebilecek Değerler
TTK. 127/1, kanunda aksine bir hüküm olmadıkça, para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye
şirketlerine ait paylar; Fikrî mülkiyet hakları; Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz; Taşınır ve
taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları; Kişisel emek; Ticari itibar; Ticari işletmeler; Haklı
olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler; Maden
ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar; Devrolunabilen ve nakden
değerlendirilebilen her türlü değer sermaye olarak getirilebilir.
Şirket sözleşmesinde veya ana sözleşmede, bilirkişice belirlenen değeriyle yer alan
taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikri mülkiyet hakları ile diğer değerler, varsa özel sicillerine bu
hüküm uyarınca kaydedildikleri ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildikleri takdirde ayni
sermaye olarak kabul edilir.
Şirket sözleşmesinde aksi hüküm öngörülmedikçe, sermaye olarak konulan ayınların
mülkiyeti ortaklığa ait ve haklar ortaklığa devredilmiş olur.
Sayfa 7 / 27
B. Sermaye Koyma Borcunun İfası
Sermaye koyma borcu, taahhüt ve tasarruf işlemi olmak üzere iki aşamalıdır.
1. Tapuya Kayıtlı Taşınmazların Sermaye olarak Konulması:
Ortaklık sözleşmesine taşınmazın veya onun üzerindeki ayni hakkın sermaye olarak
konulması taahhüdü resmi şekil aranmaksızın geçerlidir. Şu halde, tapuda veya noterde bir resmi
senet düzenlenmesine gerek yoktur; bu taahhüt yazıldıktan sonra, sözleşmedeki imzaların noterce
onaylanması yeterlidir. Böylece, taahhüt işlemi açısından şekil şartı yerine getirilmiş olur.
Ek şart olarak, sözleşmede bilirkişice saptanan değeriyle yer alan taşımazın ayni sermaye
kabul edilmesi için tapuya şerh verilmesi de gerekmektedir.
Taşınmaz mülkiyeti veya taşınmazın üzerindeki bir ayni hakkın sermaye konması halinde,
şirketin bunlarda tasarruf edebilmesi için tescil şart koşulmuş, ayrıca, tescil isteminin, ticaret sicil
müdürünce ilgili sicile hemen ve resen yapılacağı düzenlenmiştir.
2. Alacakların Sermaye Konulması
Alacağını sermaye olarak şirkete devretmiş olan bir ortak, alacaklar şirketçe tahsil edilmiş
olmadıkça sermaye borcundan kurtulmuş olmaz. Alacakların şirketçe tahsili için bir aylık süre
öngörüşmüştür. Süre, alacak müeccel ise, aksi kararlaştırılmadıkça vadeden, muaccel ise şirket
sözleşmesi tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Her ne sebep olursa olsun, bu süre içinde alacak tahsil edilmediği takdirde ilgili ortak,
sürenin bitiminden itibaren geçecek günlerin temerrüt faizini dahi vermeye mecburdur. Ayrıca,
şirketin gecikmeden dolayı tazminat isteme hakkı vardır.
3. Taşınır Malların Sermaye Konulması
Şirket tüzel kişilik kazandığı andan itibaren malik sıfatıyla bunlar üzerinde tasarruf edebilir.
Taşınırın kıymet takdiri yapıldıktan sonra esas sözleşmeye sermaye olarak konulmasının taahhüt
edilmesi ve taşınırın yeddi emine teslimi; ticaret siciline ve taşınırın ilgili sicile bildirilmesiyle
taşınırın sermaye olarak kabul edileceği öngörülür.
C. Sermaye Koyma Borcunda Temerrüt ve Yaptırımları
Borcun İfasını Talep ve Dava Hakkı: Şirket, her ortağın sermaye borcunun ifasını talep ve dava
edebilir. Şahıs şirketlerinde bu davayı, ortaklarda açabilir. Bu davaya, actio pro socio denilmektedir.
Tazminat İsteme Hakkı: Şirket, ifada gecikme nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep edebilir.
Ancak tazminat için ihtar şarttır.
Temerrüt Faizi İsteme Hakkı: Faiz isteme hakkı yönünden, para ve alacakların sermaye
konulması halleri birbirinden ayrı düzenlenmiştir.
Şirkete sermaye olarak para taahhüt edilmiş ve temerrüde düşülmüş ise, tazminat talep etme
hakkına zarar gelmemek şartıyla, aksine şirket sözleşmesinde veya ana sözleşmede hüküm yoksa
şirketin tescili anından itibaren temerrüt faizi de isteyebilir. Şirkete sermaye olarak alacaklarını
devretmiş ortak da, bu alacakların bir aylık süre içerisinde tahsil edilememesi durumunda, şirketin
tazminat hakkı saklı kalmak üzere, sürenin bitiminden itibaren temerrüt faizini de ödemekle
yükümlüdür.
İhtiyari Tedbir İsteme Olanağı: Kurucular, şirketin haklarını korumak için, sermaye borcunda
temerrüde düşen ortağa karşı ihtiyati tedbir isteyebilir.
Sayfa 8 / 27
III. Yargılama Usulü ve Zamanaşımı
Ticaret şirketlerinde, ortakların veya pay sahiplerinin şirketle veya birbirleriyle şirket
ortaklığından veya pay sahipliğinden kaynaklanan davalarda veya şirketin yönetim kurulu üyeleri,
yöneticileri, müdürleri, tasfiye memurları ya da denetçilerine karşı açılacak davalarda basit
yargılama usulü uygulanır.
Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile şirket
arasındaki alacaklar, beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ortağın, ortaklıktan kaynaklanmayan
alacağı için zamanaşımı süresi on yıldır.
IV. Ortakların Kişisel Alacaklıların Durumu
Bir ortağın kişisel alacaklısı, borçlu ortağın şirket dışındaki malvarlığına başvurabileceği
gibi, ortağın borcu için, o ortağın şirketteki bazı haklarına da başvurabilir.
Şahıs Şirketleri: Bir şahıs şirketi devam ettiği sürece, bir ortağın kişisel alacaklısı hakkını,
ancak, bilanço gereği o ortağa düşecek kar payından veya ortaklık sona ermiş ise tasfiye payından
alabilir; yoksa ortağın payını haciz ettiremez. Ortağın borcu muaccel olmasına rağmen kar payı
dağıtımı veya ortaklık tasfiyesi söz konusu değil ise, bazı şirketlerde, ortağın kişisel alacaklısına,
şirketin feshini isteme olanağı tanıyan özel hükümler mevcuttur (m.249; 328; 249)
Sermaye Şirketleri: Şahıs şirketlerinden farklı olarak sermaye şirketlerinde alacaklılar,
alacaklarını borçlu ortağa düşen kar ve tasfiye payından almak yanında, senede bağlanmış olsun
olmasın, onun payını, İİK’nın taşınırlara dair hükümlerince haczedilmesini ve paraya çevrilmesini
isteyebilir. Haciz, talep üzerine pay defterine işletilir.
Kooperatifler: Bir ortağın kişisel alacaklısı, ancak ortağa ait faiz ve gelir-gider farklarından
hissesine düşen miktarı ve kooperatifin dağılmasında ona düşecek payı haczettirebilir. Üyelik hakkı
haczedilemez.
V. Ticaret Ortaklıklarında Yapısal Değişiklikler (Birleşme, Bölünme ve Tür Değiştirme)
A. Ticaret Ortaklıklarının Birleşmesi
1. Tanımı ve Türleri
Birleşme, birden çok şirketin içlerinden birinin veya yeni kurulacak bir şirketin çatısı altında,
malvarlıklarını tasfiye etmeksizin bir araya gelmeleri ve birleşen şirket ortaklarının, bir değişim
ölçüsüne göre birleşilen ortaklıktan pay almalarıdır. Birleşmenin iki türü vardır: Devralma yoluyla
birleşme ve yeni kuruluş yoluyla birleşme.
Devralma yoluyla birleşmede, ortada, birleşmek isteyen en az iki şirket vardır ve bunlardan
biri bünyesinde birleşme gerçekleşir. Devrolunan şirketlerin tüzel kişiliği ortadan kalkar; devralan
ise, sermayesini, devrolunan şirket ortaklarının haklarının korunabilmesi için gerekli olan düzeyde
artırmak zorundadır.
Yeni kuruluş yoluyla birleşmede ise, iki ya da daha fala şirket, yeni kurulacak bir şirket çatısı
altında birleşir.
2. Birleşmenin Unsurları
a. Malvarlıklarının Birleşmesi: Birleşen şirketlerin malvarlıkları birleşmelidir. Malvarlıkları
birleşmiyorsa birleşmeden söz edilemez. Birden fazla şirketin bağımsızlıklarını koruyarak holding
veya şirketler topluluğu ilişkisi içinde bir araya gelmeleri de TTK. 136 anlamında birleşme değildir.
Sayfa 9 / 27
b. Tasfiye Yapılmaması: Birleşen şirketlerin tüzel kişiliği sona ermesine ve normalde, sona
eren bir şirketin tasfiyeye tabi tutulması gerekmesine rağmen, birleşen şirketler tasfiye edilemez.
Birleşme, tasfiyesiz sona erme halidir.
Birleşen şirketlerin malvarlıkları, tüm aktif ve pasifleriyle birlikte bünyesinde birleşilen şirkete
geçer; bu geçiş, aynen mirasta olduğu gibi kendiliğinden gerçekleşir.
c. Birleşen Şirket Ortaklarına, Belirli Oranda Pay veya Ayrılma akçesi verilmesi:
Birleşen şirketlerin ortakları, bünyesinde birleşilen şirketin paylarından belirli bir orana göre pay
veya ayrılma akçesi alırlar.
3. Geçerli Birleşmeler: Sermaye şirketleri, sermaye şirketleri ile kooperatifler ile, ve ayrıca,
devralan olmak şartıyla kollektif ve komandit şirketle birleşilebilir. Şahıs Şirketleri, şahıs şirketleri
ile, devrolunan olmak şartıyla sermaye şirketleri ve kooperatiflerle birleşebilirler. Böylece, şahıs
şirketlerinin sermaye şirketlerini devralması önlenmiştir.
Kooperatifler ise, kooperatifler ile,
sermaye şirketleri ile ve devralan olmak şartıyla şahıs şirketleri ile birleşebilirler.
4. Birleşmenin Usulü: Birleşme sözleşmesi ve birleşme raporunun hazırlanması;
Gerekirse ara bilanço düzenlenmesi;
İlgililerin inceleme hakkı ve yönetim organlarının yükümlülükleri;
Birleşmenin karara bağlanması;
Birleşmenin kesinleşmesi.
Bazı şartların varlığı galinde, sermaye şirketlerinin birleşme raporu düzenlenmeksizin, inceleme
hakkı sağlamaya gerek kalmadan ve birleşme sözleşmesin genel kurula onaylatmaksızın
birleşmesine izin verilmiştir. Bu şartlar: her iki şirketin ortakları aynıysa veya bir şirketin ortağı diğer
şirketin %99’una sahipse ilan ve tescil işlemleri yaparak birleşme gerçekleşir.
5. Birleşmenin Sonuçlar
Yeni kuruluş yoluyla birleşmede tüm, devralma yoluyla birleşmede ise devrolunan
ortaklıklar tasfiyesiz sona ermekte ve malvarlıkları, külli halefiyet yoluyla, bünyesinde birleşilen
ortaklığa geçmektedir.
Birleşen şirket alacaklılarının korunması için, birleşmenin kesinleşmesinden sonra üç aylık
sürede talepte bulunmaları halinde, devralan ortaklığın bu alacakları güvenceye bağlaması
öngörülmüştür.
Birleşme kararının ilanından önce doğmuş veya borcu doğuran sebebin bu tarihten önce
oluşmuş bulunması şartıyla, devredilen şirket ortaklarının devirden önceki sorumluluğunun,
devirden sonra da devam etmesi öngörülmüştür. Fakat bu sorumluluk için, muaccel borçlarda
birleşme kararının ilanından, ilandan sonra muaccel olacak borçlarda muacceliyetten itibaren üç
yıllık zamanaşımı süresi getirilmiştir.
B. Ticaret Ortaklıklarının Bölünmesi
1. Tanımı, Türleri ve Önemi
Tam bölünme ve kısmi bölünme olmak üzere iki türdür. Tam bölünmede, şirketin tüm
malvarlığı bölümlere ayrılıp, mevcut ve/veya yeni kurulan şirketlere devredilir; ortakları, devralan
şirketlerin paylarını ve haklarını iktisap ederler; bölünen ortaklık da tasfiyesiz infisah eder.
Kısmi bölünmede ise, bir şirketin malvarlığının bir veya birden çok bölümü ayrılıp, mevcut
ve/veya yeni kurulacak şirketlere devredilir. Bölünen şirket veya ortakları, devralan şirketlerin
paylarını ve haklarını iktisap ederler.
Sayfa 10 / 27
2. Bölünmenin Unsurları
Malvarlığının Tamamen veya Kısmen Bölümlere Ayrılması: Bölünen şirketin malvarlığı,
tam bölünmede bütünüyle, kısmi bölünmede ise kısmen, kendi içinde ekonomi ve kullanım amacı
açısından bütünlük oluşturan bölümlere ayrılır. Kısmi bölünme, devreden şirketin sermaye
azaltımına, tam veya kısmi bölünme, devralan şirketin sermaye artımına yol açar. Devralan şirket
yeni kurulan bir şirket ise, kurucuların asgari sayısına ve ayni sermayeye dair hükümler
uygulanmaz.
Tasfiye Yapılmaması: Tam bölünen şirket tasfiyesiz infisah eder; kısmi bölünmede de bir
tasfiye yapılmaz ve her iki halde de devredilen malvarlığı bölümleri, devralan şirketlere geçer.
Bölünen Şirkete veya Ortaklarına, Pay ve Haklarının Verilmesi: Bölünen şirkete veya
ortaklarına, devralan şirketin payları ve hakları verilir.
3. Geçerli Bölünmeler: Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin, yine sermaye şirketleri ve
kooperatiflere bölünebilmesine izin verilmiştir. Şu halde, şahıs şirketleri bölünemeyecektir.
4. Bölünme Usulü:
Bölünme sözleşmesi, planı ve bölünme raporunun hazırlanması;
Gerekirse ara bilanço düzenlenmesi;
Ortakların inceleme hakkı ve yönetim organlarının yükümlülükleri;
Bölünmenin karara bağlanması;
Bölünmenin kesinleşmesi.
5. Bölünmenin Sonuçları:
Tam bölünmede bölünen şirket tasfiyesiz sona ermekte ve malvarlığı, kısım kısım devralan
şirketlere geçmektedir. Kısmi olarak bölünen şirket ise varlığını sürdürmekte, sadece kendi
malvarlığından ayırarak devrettiği bölüm devralan şirkete geçmektedir.
Bölünmeye katılan şirketlerin alacaklılarının korunması için onlara yapılması gereken
çağrının esasları ve bu çağrıdan sonra, üç ay içerisinde, talepte bulunan alacaklılara teminat
gösterilmesi kuralı ve bunun istisnaları hükme bağlanmıştır. Bölünmeye katılan şirketlerin
sorumluluğu ile ortakların kişisel sorumluluğunun esasları da kanunda gösterilmiştir.
C. Ticaret Ortaklıklarının Tür Değiştirmesi
1. Tanımı, İlgili Hükümler ve Önemi
Bir ticaret şirketinin bir türden, diğer bir türe ekonomik ayniyetini ve bağımsızlığını
koruyarak ve malvarlığını tasfiye etmeksizin dönüşesine tür değiştirme denir.
2. Tür Değiştirmenin Unsurları
Ortada sadece bir tüzel kişilik mevcut olup, onun kılıfı değiştirilmektedir. Yeni şirket eskisinin
devamıdır.
Tüzel kişilik ve ekonomik ayniyeti devam ettiği için, malvarlığı, olduğu gibi ve kendiliğinden
yeni şirkete geçer.
Tek tüzel kişilik olması, onun, türünü değiştirerek devam etmesi ve malvarlığı devri
gerekmemesinden dolayı, bir fesih veya tasfiye de gündeme gelmez.
Sayfa 11 / 27
3. Geçerli Tür Değiştirmeler
Bir sermaye şirketinin bir sermaye şirketi ve kooperatife, bir kollektif şirketin bir sermaye
şirketine, bir kooperatife veya bir komandit şirkete, bir komandit şirketin bir sermaye şirketine, bir
kooperatife veya bir kollektif şirkete, bir kooperatifin de bir sermaye şirketine dönüşebileceği
düzenlenmiştir. Kısacası, sermaye şirketi ve kooperatiflerin, şahıs şirketlerine dönüşmesi
yasaklanmıştır.
4. Tür Değiştirme Usulü
Yeni türe dair kuruluş hükümleri yerine getirilir,
Gerekirse ara bilanço düzenlenir,
Tür değiştirme planı ve raporunun hazırlanması,
Ortakların inceleme hakkı,
Tür değiştirmenin karara bağlanması,
Tür değiştirmenin kesinleşmesi.
5. Tür Değiştirmenin Sonuçları
Yeni şirket eskisinin devamı sayılır,
Değişiklikten önce doğmuş borçlar nedeniyle şirket ortakları alacaklılara karşı nasıl sorumlu
iseler, değişimden sonra da aynı sorumluluğun devam etmesi zorunludur.
D. Yapısal Değişikliklerin Ortak Hükümleri
1. Ortaklık paylarının/haklarının korunması davası
Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede, ortaklık paylarının ve haklarının gereğince
korunmamış veya ayrılma akçesinin uygun belirlenmemiş olması halinde her ortak, ilgili kararların
TTSG’de ilanından itibaren iki ay içinde, işlemlere katılan şirketlerden birinin merkezinin olduğu
yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinden, uygun bir denkleştirme akçesi saptanmasını isteyebilir.
2. Yapısal değişikliklerin iptali davası
Kanuna aykırılık halinde, genel kurul kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa
geçirtmiş ortaklar, kararın TTGS’de ilanından itibaren iki ay içerisinde iptal davası açabilirler.
3. Zararlardan Sorumluluk
Yapısal değişiklik işlemlerine herhangi bir şekilde katılmış herkes, şirketlere, ortaklarına ve
alacaklılara karşı, kusurları sonucu verdikleri zararlardan sorumludurlar.
4. Ticari işletmenin şirket ile birleşmesi ve işletme ile şirket arasında dönüşme
Bir ticari işletme de ticaret şirketi tarafından devralınmak suretiyle onunla birleşilebilir; bu
durumda 182 ila 193’üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır.
Sayfa 12 / 27
VI. Şirketler Topluluğu (195-209)
A. Topluluk İlişkisi Doğmasının(Hakimiyetin) Şartları
Şirketler topluluğu, hakim şirket ile, ona doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan en az
bir şirketten oluşur. Topluluk ilişkisinin doğabilmesinin şartları:
a) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya dolaylı olarak;
1. Oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya
2. Şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan
sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse veya
3. Kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay sahipleri
ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa,
b) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti
altında tutabiliyorsa, birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Bu şirketlerden en az birinin merkezi
Türkiye’de ise, bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır.
Bir ticaret şirketinin başka bir ticaret şirketinin paylarının çoğunluğuna veya onu
yönetebilecek kararları alabilecek miktarda paylarına sahip bulunması, birinci şirketin hâkimiyetinin
varlığına karinedir.
B. Karşılıklı İştirak ve Hakların Donması
Birbirlerinin paylarının en az dörtte birine sahip olan şirketler, karşılıklı iştirak konumundadır.
Bu şirketlerden birisi diğerine hakim ise, diğeri bağlı şirket sayılır; karşılıklı iştirak ilişkisi içindeki
şirketlerden herbiri diğerine hakim ise, her ikisi de hakim ve bağlı şirket sayılır.
Karşılıklı iştirak konumuna bilerek giren sermaye şirketlerinde iştirak konusu paylardan
doğan toplam oylarıyla diğer pay sahipliği haklarının sadece dörtte biri kullanılabilir; bedelsiz pay
edinme hakkı hariç, diğer tüm pay sahipliği hakları donar.
C. Topluluk İlişkisine Bağlı Sonuçlar
1. Bildirim, tescil ve ilan yükümlülükleri:
Bir teşebbüs, bir sermaye şirketinin sermayesinin, kanunda gösterilen oranlarda paylarına
sahip olduğu veya payları, bu oranların( % 5, %10, %50) altına düştüğü takdirde, teşebbüs,
durumu, işlemin tamamlanmasını izleyen en geç on işgünü içinde sermaye şirketine ve TTK. ile
diğer kanunların öngördüğü yetkili makamlara bildirir. Yıllık faaliyet ve denetleme raporlarında da
bu durum açıklanır ve sermaye şirketinin internet sitesinde ilan edilir.
Bildirim, tescil ve ilan yükümlülüklerine uyulmadığı sürece, ilgili paylara ait tüm haklar
donar. Hakimiyet sözleşmesinin geçerliliği, tescil ve ilan edilmesi şartına bağlıdır.
2. Rapor Hazırlama Yükümlülükleri
Hakim şirket yıl sonunda bağlı şirketler üzerindeki hakimiyet hakkını ne kadar kullandığını
ve/veya kullanmadığını açıklamak zorundadır.
3. Bağlı Şirketler Hakkında Bilgi Alma Hakkı
Hakim şirketin bağlı şirketlerin finans ve malvarlığı durumları, hakim şirketle ve birbirleriyle
ilişkileri, hakim ve bağlı şirketlerin pay sahipleri, yöneticileri ve bunların yakınlarıyla ilişkileri,
Sayfa 13 / 27
yaptıkları işlemler ve sonuçları hakkında gerçeğe ve hesap verme ilkelerine uygun ve doyurucu
bilgi verilmesini isteyebilir.
4. Bağlı şirket ortaklarının özel denetçi atanmasını talep hakkı
Denetçi, özel denetçi, riskin erken saptanması ve yönetimi komitesi; bağlı şirketin, hâkim
şirketle veya diğer bağlı bir şirketle ilişkilerinde hilenin veya dolanın varlığını belirtir şekilde görüş
bildirmişse, bağlı şirketin her pay sahibi, bu konunun açıklığa kavuşturulması amacıyla, şirket
merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden özel denetçi atanmasını isteyebilir.
5. Satın Alma Hakkı
Hâkim şirket, doğrudan veya dolaylı olarak bir sermaye şirketinin paylarının ve oy
haklarının en az yüzde doksanına sahipse, azlık şirketin çalışmasını engelliyor, dürüstlük kuralına
aykırı davranıyor, fark edilir sıkıntı yaratıyor veya pervasızca hareket ediyorsa, hâkim şirket azlığın
paylarını varsa borsa değeri, yoksa 202 nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde belirlenen
değer ile satın alabilir. (Şirketten Çıkarma, Squeze Out)
6. Sorumluluk Hükümleri
a) Hakimiyetin Hukuka Aykırı Kullanılması: Hakim şirket, bu hakimiyetini, bağlı şirketi
zarara uğratacak şekilde kullanamaz; aksi takdirde zararı denkleştirme yükümlülüğü doğar. Bu
yüküme de aykırılık gerçekleştiği takdirde, bağlı şirketin her pay sahibi ve şirket alacaklıları, hakim
şirketten ve onun kaybına yol açan yönetim kurulu üyelerinden, şirket zararının tazminini talep
edebilirler; hakim tazminat yerine, davacıların paylarının hakim şirketçe satın alınmasına veya
duruma uygun düşen başka bir çözüme karar verebilir.
b) Güven Sorumluluğu: Hakim şirket, topluluk itibarının, topluma veya tüketiciye güven
veren bir düzeye ulaştığı hâllerde, bu itibarın kullanılmasının uyandırdığı güvenden sorumludur.
Sayfa 14 / 27
&4. Anonim Ortaklık
I. Tanımı ve Unsurları
Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş, borçlarından dolayı sorumluluğu
malvarlığı ile, ortaklarının sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye miktarı ile sınırlı ve
yalnızca şirkete karşı olan ortaklık şeklinde tanımlanabilir.
A. Sermaye Unsuru ve Özellikleri
Kayıtlı sermaye sistemi, ana sözleşmede gösterilen alt ve üst limitler arasında, yönetim
kurulu kararı ile ve ana sözleşme değilikliği usulüne uyulmaksızın sermaye artırımına izin veren bir
sistemdir. Alt limite başlangıç sermayesi; üst limite kayıtlı sermaye ve bu ikisi arasında, fiilen
ulaşılan, yani karşılığında pay oluşturulmuş olan rakama da çıkarılmış sermaye denilmektedir. Yani
çıkarılmış sermayenin asgari miktarını, başlangıç sermayesi oluşturmaktadır. Bu sistemi
benimseyen AŞ’lerde, sermaye artırımı için ana sözleşme değişikliği usulüne uymak
gerekmemekte; şirketin ihtiyaçları ve piyasa şartları doğrultusunda, yönetim kurulu kararları ile
kolayca sermaye artırımı yapılabilmektedir. Kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş AŞ’lerde
başlangıç sermayesi en az 100.000 TL olması öngörülmüştür.
Esas sermaye sisteminde ise, kuruluş sırasında şirketin ana sözleşmesinde gösterilerek
ticaret siciline tescil edilen ve daha sonra değiştirilebilmesi, ana sözleşme değişikliği gerektiren bir
tek rakam vardır; o da esas sermayedir. Esas sermaye en az 50.000 TL olması öngörülmüştür.
AŞ’ye para, mal, hak, alacak gibi değerler sermaye olarak konulabilmekte; fakat getirilen
sermaye payının mutlaka (TL) olarak ifade edilmesi gerekmektedir. Kişisel emek, ticari itibar
sermaye olarak konulamaz. Sermaye olarak nakdi sermaye taahhüt edilmiş ise, sermayenin 1/4ü
peşin olarak bankaya tüzel kişilik adına yatırılacak geri kalan 3/4’ü ise 24 ay vadeyle bankaya
teminat olarak yatırılır. Ayni sermaye taahhüt edilmiş ise, bilirkişinin yapacağı kıymet takdiri sonucu
TL karşılığı ana sözleşmeye yazılır, tapuya şerh düşülür.
Esas veya çıkarılmış sermayenin, ortaklığın kuruluşu sırasında, sermaye artırımı söz
konusu ise artırım sırasında tamamen taahhüt edilmiş ve nakit sermayenin, ödenmesi öngörülmüş
olan kısmının da ödenmiş olması gerekir.
Esas veya çıkarılmış sermaye, ortaklığın kuruluşu sırasında belirlenen ve ana sözleşmede
gösterilen sabit bir rakamdır.
Pay(hisse), esas/çıkarılmış sermayenin bir parçası/pay senedi/ortaklık statüsü olmak üzere
üç anlama gelmektedir. Her payın itibari değeri ana sözleşmede gösterilmedir. Bu payların itibari
değeri en az bir kuruş olabilir. Diğer anlamda pay, payın bağlandığı kıymetli evrakı ifade eder.
Ortaklık statüsü olarak pay, o pay nedeniyle bazı hak ve yükümlülüklerin de sahibi olmaktadır.
B. Malvarlığı ile Sorumluluk
Her kişi gibi AŞ.’de, alacaklılarına karşı malvarlığı ile sorumludur. Ortakların sorumluluğu
sınırlı olduğu için, şirket alacaklarıların tek güvencesini de ortaklık malvarlığı oluşturur.
C. Ortakların Sınırlı Sorumluluğu
Ortaklar şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile sınırlı olarak sorumludurlar.
Bir ortağın sınırlı sorumluluğunun sona ermesi içi, ortaklığa karşı tek borcu olan sermaye
taahhüdünü tamamen ifa etmiş olması gerekir. Bu borç ifa edilmiş ise, tüm ortaklar oybirliği ile
karar almadıkça, ortakları, ilave bir sermaye taahhüdü altına sokulamazlar.
Sayfa 15 / 27
TTK 421/2,a hükmü, bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük
koyan kararların alınabilmesi için oybirliğinin şart olduğunu hükme bağlamıştır.
Ortakların sınırlı sorumluluğunun şirkete karşı olduğu açıkça belirtilmiştir.
Bu durumda, şirketten alacağını tahsil edemeyen bir şirket alacaklısı, sermaye borcunu
henüz ifa etmemiş ortağa değil, şirket tüzel kişiliğine başvurabilecek, ortağın sermaye koyma
borcunun ifasını ise ancak şirketin yönetim kurulu, şayet şirket iflas halinde ise iflas idaresi veya
tasfiye halinde tasfiye memurları isteyebilecektir.
II. Anonim Ortaklıklarının Kuruluşu
A. Kuruluş Türü ve Aşamaları
Anonim şirketin kuruluşu denetim ilkesi usulünce şekilcidir ve sıkı kurallara tabidir. Bazı
durumlarda devletten kuruluş için ayrıca izin alınması gerekir.
Yeni kanunla birlikte tedrici kuruluş kalkmıştır. Bütün anonim şirketler ani kurulur. Önceki
kanunda aşamalı kuruluş vardı; Bu usulde öncelikle kurucular bir araya gelir ve esas sözleşme
düzenler, daha sonra halka çağrı yaparlardı. Yatırımcılar gelip sermayenin taahhüt edilmemiş
kısmını taahhüt eder ve şirket kurulmuş olurdu. Yeni kanunda ise ani kuruluş kabul edilmiştir.
Kurucular ve ilk paydaşlar aynı kişilerdir(gerçek ve/veya tüzel kişi). Şirket, sermayenin ilk esas
sözleşmeyi düzenleyenler tarafından tamamen taahhüt edilmesiyle kurulur.
Sermaye taahhüt edip esas sözleşmeyi imzalayan gerçek ve tüzel kişiler kurucudur.
Kurucular, sermayeyi taahhüt edip esas sözleşmeyi imzalama işlemini üçüncü bir kişinin hesabına
yaptıkları takdirde, bu kişi de kuruluştan doğan sorumluluk bakımından kurucu sayılır. Söz konusu
üçüncü kişi, kendisi hesabına iş gören kimsenin bildiği veya bilmesi gereken bir hususu kendisinin
bilmediğini ileri süremez.
Şirket, kurucuların, kanuna uygun olarak düzenlenmiş bulunan, sermayenin tamamını
ödemeyi şartsız taahhüt ettikleri esas sözleşmede, anonim şirket kurma iradelerini açıklamalarıyla
kurulur. Bu sözleşmedeki imzalar noterce onaylanır.
Yeni TTK’da anonim ortaklığın kurulması ve tüzel kişilik kazanması birbirinden ayırmıştır.
Bu düzenlemeye göre, anonim ortaklık kurmak amacıyla bir araya gelen kurucuların, sermayenin
tamamını ödemeyi şartsız taahhüt ettikleri ve şirket kurma iradelerini açıkladıkları ana
sözleşmedeki imzalarının, noterce onaylanması ile tescil arasında geçen süre içerisinde ön ortaklık
(TTK.355) ortaya çıkmaktadır. Ön ortaklık sayesinde, gelecekte kurulmak istenen şirket adına hak
sahibi olunabildiği gibi, borç altına da girilebilmektedir. Kurulmak istenen anonim şirketi tek kişilikse
bu ön ortaklık özel malvarlığıdır; birden fazla kişilikse ön ortaklığa adi ortaklık hükümlerinin
uygulanmaması için hiçbir neden yoktur.
Asgari ortak sayısı yeni kanunda birdir. Eski kanunda anonim şirketin ortak sayısının beşten
aşağı düşmesi fesih sebebiydi. Tek kişi ortak olan kişi bunu şirkete bildirir ve şirket de bunu tescil
ettirir. Ancak yine organlar ve haklar vardır. Tek kişi şirketlerde Genel Kurul kararı alınması için bazı
kolaylıklar getirilmiştir. Şirketin kendisinin tüm paylarına sahip olması yasaklanmıştır.
B.Kuruluş Belgeleri
Anonim şirketin kuruluş belgesi esas sözleşmeden ibaret değildir. Bazı belgeler
hazırlanacak, bunların hazırlanmasında belirli bir prosedür takip edilecek, bazı durumlarda Gümrük
ve Ticaret Bakanlığın izni alınacaktır.
Sayfa 16 / 27
Kuruluş aşamasında nitelikli kuruluş ve basit kuruluş ayrımı yapılır. Nitelikli kuruluş gereken
durumlarda bazı ek prosedürlerin takip edilmesi gerekmektedir.
Esas sözleşme, kurucular beyanı, kuruluşla ilgili sözleşmeler, değerleme raporları gibi
belgeler kuruluş belgeleridir. Bu belgeler sicil dosyasına konulur ve 5 yıl süreyle saklanır.
Bazı durumlarda esas sözleşmenin yapılmasından önce yapılan işlemler vardır. Ayni
sermaye getiriliyorsa ve kuruluş aşamasında ayın devralınıyorsa, bunlara değer biçilmesi için
öncelikle değerlendirme yapılıp değerlendirme raporunun alınması gerekmektedir. Değerleme
objektif olarak, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinin atadığı bilirkişilerce
yapılır. Bilirkişiler devralınan ayın hakkında değerleme yapılırken yerindelik denetimi de yapabilirler.
Sermaye olarak alacak konulmuşsa alacağın geçerliliği, tahsil edilebilirliği, tam değerleri takdir
edilir. Ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası
karşılığı tespit edilir. Bütün bu hususlar değerleme raporuna yazılır. Rapora kurucular ve menfaat
sahipleri itiraz edebilir. Rapor mahkemenin onayına sunulur ve mahkemenin onayıyla kesinleşir.
Onaydan sonra temyiz edilmesi veya daha ileriki bir tarihte bu işlemlere itiraz edilmesi mümkün
değildir.
Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve
devrolunabilen malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Sınırlı ayni hakkın kendisi
sermaye olabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye
olamaz. Sermaye olarak taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilemez. Anonim şirkete sermaye
olarak getirilebilecek şeylerin sınırlanmasının nedeni, anonim ortaklığın sermaye ortaklığı olması
ve ortakların sınırlı sorumlu olmasıdır.
Esas sözleşme yazılı olarak yapılmalıdır ve imzalar noter tarafından onaylanmalıdır. Esas
sözleşmenin zorunlu içeriğinin mutlaka esas sözleşmede yer alması gerekir. Esas sözleşmede
bulunması zorunlu hususlar(TTK 339/2):
—Şirketin ticaret ünvanı ile merkezinin bulunacağı yer;
—Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış işletme konusu;
—Şirketin sermayesi ile her payın itibari değeri ile bunların ödenmesinin şekil ve şartları;
—Pay senetlerinin nama veya hamiline yazılı olacakları;
—Yönetim kurulu üyelerinin sayıları, bu kişilerden ortaklık adına imza atmaya yetkili olanlar ve ilk
yönetim kurulu üyelerinin kimler olduğu;
—Genel kurulların toplantıya ne şekilde çağrılacakları;
—Şirkete ait ilanların nasıl yapılacağı;
—Pay sahiplerinin taahhüt ettiği sermaye paylarının tür ve miktarları;
—Şirketin hesap dönemi.
Değerlendirme raporu ve esas sözleşmeden sonra kurucular beyanı düzenlenir. Kurucular
beyanında kurucular, kuruluş işlemleri sırasında yapılan işlemlerin neden yapıldığına dair hesap
verir. Kuruluştan doğan sorumluluk bakımından kurucular beyanı kurucuları bağlar.
Bazı durumlarda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Bakanlığından izin alınması gerekir. Kural
olarak Bakanlığın izni gerekmez. İznin gerekli olduğu şirketler Bakanlık tebliğinde gösterilmiştir.
Bankalar, finansal kiralama şirketleri, varlık yönetim şirketleri, sigorta şirketleri, holdingler, döviz
büfesi işleten şirketler, SPK’ya tabi şirketler gibi bazı şirketler Bakanlık iznine tabidir. Bu izne tabi
şirketlerin Genel Kurul’unda Bakanlığın temsilcisi bulunur. İznin alınmaması durumunda kuruluş
işlemleri tamamlanmaz. Bakanlık yerindelik denetimi yapamaz. Kanunun emredici hükümlerine
uygun olup olmadığını denetler. Kanunda sayılan haller dışında anonim şirketin işleri ve işlemleri
izne bağlanamaz. Bu yasak özel kanunlarla delinmiştir.
C. Pay Bedellerinin Ödenmesi (Sermaye Taahhüdünün İfası)
Yeni kanunda tescil gerçekleşmeden önce sermayenin ifasına ilişkin de şartlar getirilmiştir.
Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmi beşi tescilden önce, gerisi de
Sayfa 17 / 27
şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödenir. Payların çıkarma primlerinin tamamı tescilden
önce ödenir. Ayni sermaye borcunun ifası tamamen kuruluş anında gerçekleştirilmelidir. Ayni
sermaye borçlarında siciller arası bildirim mekanizması getirilmiştir.
Nakdi ödemeler, kurulmakta olan şirket adına açılacak özel bir hesaba sadece şirketin
kullanabileceği şekilde yatırılarak yapılır. Şirket tüzel kişilik kazanınca sicil müdürlüğünden bankaya
bir bildirim yapılır. Banka da şirkete sadece bu bildirimden sonra ödeme yapar. Şirket esas
sözleşmenin noterce onaylanması tarihinden itibaren üç ay içinde tüzel kişilik kazanamadığı
takdirde, bu hususu doğrulayan bir sicil müdürlüğü yazısının sunulması üzerine, bedeller banka
tarafından sahiplerine geri verilir.
Esas sözleşmede taahhüt edilmiş olup da taahhüt sahiplerince, şirketin tescilinden itibaren
en geç iki ay içinde halka arz edileceği esas sözleşmede belirtilmiş ve ayrıca garanti edilmiş
bulunan nakdî payların karşılıkları satıştan elde edilen gelirden ödenir. Bu durumda nakdi
sermayenin ¼’ünün tescilden önce ödenmesi mecburiyetinden muaf olunur. Halka arzdan elde
edilen gelir ve artı prim doğrudan şirkete ödenir. Böylece pay taahhüt edip bunu ödememiş olanın
borcu ile pay satımından elde edilen gelir takas edilmiş olur.
Halka arz edilip de süresinde satılmayan payların bedellerinin tamamını taahhüt eden öder.
Süresinde halka arz edilmeyen payların bedellerinin yüzde yirmi beşi, iki aylık süreyi izleyen üç gün
içinde ödenir.
Paylarının çıkarma primlerinin tamamı tescilden önce ödenir. İtibari değerin üstünde fiyatla
bir pay çıkartılmışsa, aradaki fark bedelin tamamının tescilden önce ödenmesi gerekir.
Kayıtlı sermaye sisteminde pay bedelinin tamamının tescilden önce ödenmesi
gerekmektedir.
D. Tescil
Şirket esas sözleşmesinin tamamı, şirketin kuruluşunu izleyen otuz gün içinde şirketin
merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur.
Süre Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izniyle kurulacak olan anonim şirketlerde izin tarihinden
itibaren başlar.
Şirket tescille tüzel kişilik kazanır. Tüzel kişilikle taraf ehliyeti, dava ehliyeti, hak ehliyeti ve
fiil ehliyeti doğar. Şirket kuruluş işlemlerini kuruluş tarihinden itibaren 3 ay içinde kabul ederse
işlem şirket adına yapılmış sayılır.
Tescilden sonra ilan da yapılır. İlanın etkisi kurucu değil, açıklayıcıdır.
E. Kuruluş İşlemlerinde Eksiklik ve Aykırılıkların Yaptırımı Sorunu (m.353)
Kanun koyucu, ortaklığın tüzel kişilik kazanmasından sonra, artık yokluk ya da butlanın ileri
sürülememesini temel bir ilke olarak kabul etmiş ve fesih davasını hükme bağlamıştır.
TTK. 353’de, kuruluşta ve sermaye artırımında önemli sebeplerin varlığında, kuruluş
eksikliklerinden dolayı tescil ve ilandan itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde, belirli şartlarla,
ortaklığın feshi davası açılabilmesine olanak tanımıştır.
Bu şartlar, Şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle,
alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş
veya ihlal edilmiş olursa, yönetim kurulunun, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya
pay sahipleri anonim ortaklığın tescil ve ilanından itibaren üç ay içinde şirketin feshi için dava
açabilirler. Tasfiye sonucunu doğuran şirketin feshi davası şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki
asliye ticaret mahkemesinde açılır. Mahkeme davanın açıldığı tarihte gerekli önlemleri alacak,
ayrıca eksikliklerin giderilmesi için ortaklığa ek süre verebilecektir.
Sayfa 18 / 27
F. Kuruluş Sırasında Yapılan İşlemlerden(Ön ortaklık) Ortaklığın Sorumluluğu (m.355)
Tüzel kişiliğin doğmamış olduğu bir aşamada, ortaklığı temsilen işlem yapılması, özel bir
hükümle düzenlenmiştir. Esas sözleşmenin imzalanması ve noterden onaylanmasından sonra ve
tescilden önce şirket hesabına işlem yapanlar ve taahhütte bulunanlar, işlem ve taahhütten şahsen
ve müteselsilen sorumludurlar. Ancak, işlem ve taahhütlerin, ileride kurulacak şirket hesabına
yapıldığı açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık süre içerisinde bu
taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa, yalnız şirket sorumlu olur. Şirketçe kabul olunmadığı
takdirde kuruluş giderleri kurucular tarafından karşılanır. Bunların pay sahiplerine rücu hakları
yoktur. Şirket, 3 aylık süre içerisinde işlemleri ve taahhütleri kabul etmez veya ortaklık kurulmaz
ise kurucuların sorumluluğu yoluna gidilemez.
G. Kuruluştan Sonra Devralma
Nakit dışı sermaye ile ortaklık kurulması, mahkemeye başvurma, bilirkişi seçimi, değer
takdiri, ana sözleşmeye bu değerin yazılması gibi bir takım ağır ve ek formaliteler gerektirmektedir.
Kurucular, bu formalitelerden kaçınarak, ortaklığın tescilinden sonra işletme veya bazı ayınları
devralmak isteyebilir. Bu durum kanuna karşı hile sayılmış olup TTK. m.356’da yaptırımı hükme
bağlanmıştır.
TTK 356’ya göre, Şirketin tescilinden itibaren iki yıl içinde bir işletme veya aynın,
sermayenin onda birini aşan bir bedel karşılığında devralınmasına veya kiralanmasına ilişkin
sözleşmeler, genel kurulca onaylanıp ticaret siciline tescil edilmedikçe geçerli olmaz. Bu
sözleşmelerin onaylanmasından ve tescilinden önce, bunların ifası amacıyla yapılmış olan
ödemeler dâhil, her türlü tasarruf geçersizdir.
Hükmün uygulanabilmesinin şartları:
- Ortaklığın tescilinden itibaren iki yıl içinde, bir işletme veya ayın şirketçe devralınmalı,
- Devralınan veya kiralanan değer, ortaklık sermayesinin 1/10’unu geçmeli,
- Bu devir veya kiralama, şirketin işletme konusuna girmemeli veya cebri icra yoluyla
gerçekleşmemeli,
Hükmün sonuçları:
TTK. 356 kapsamına giren devralma ve kiralamalar; genel kurulca tasdik ve ticaret siciline
tescil edilmedikçe geçerli olmaz. Geçerlilik kazanabilmesi için, YK’nın başvurusu üzerine, bilirkişi
atanır ve değer tespiti yapılır. Ağırlaştırılmış yeter sayı ile genel kurulun toplanması, konuyu
görüşmesi ve onay kararı alması gerekir. Sözleşme genel kurulun onay kararıyla birlikte tescil ve
ilan onulur.
III. Anonim Ortaklığın Organları ve İşleyişi
A. Zorunlu Organlar ve İlişkileri
Yeni kanun sisteminde, genel kurul ve yönetim kurulu olmak üzere, kanunen zorunlu iki
organa yer verilmiştir. Bu organlardan birinin uzun süre yokluğu veya genel kurulun toplanamaması
durumunda, yine, ortaklığın feshi için, pay sahiplerine, şirket alacaklarına ve bakanlığa, dava açma
yetkisi tanınmıştır.
Denetçilerin anonim ortaklığın organı olmaktan çıkarıldığı; her ölçekteki ortaklıkların
denetiminin, bağımsız denetim kuruluşlarına veya küçük anonim ortaklıklarda serbest muhasebeci
mali müşavire veya yeminli mali müşavire bırakıldığı belirtilmiştir.
Sayfa 19 / 27
Denetçinin yetkileri yalnızca finansal konularla sınılanmış olup, organsal yetkileri
bulunmamamaktadır.
Genel kurul, kanunda ve esas sözleşmede açıkça öngörülmüş bulunan hallerde karar alır.
Yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetim, kanun ve esas sözleşme uyarınca
genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir.
B. Genel Kurul
Pay sahipleri veya temsilcilerinin katılımı ile, yılda en az bir defa gerektiğinde toplanan bir
organ olup, ortaklığın bir çok konudaki kararları GK’da alınır. Aldığı kararlar, toplantıya katılsın
katılmasın tüm ortakları, yönetim kurulunu, diğer yöneticileri ve ortaklığı bağlar. Yürütme değil,
karar organı olduğu içindir ki, sorumluluğu da yoktur; sorumluluk, alınan kararları uygulayan
yönetim kurulunda ve organ niteliği olmamasına rağmen bağımsız denetçilerdedir.
Pay sahipleri şirket işlerine ilişkin haklarını -istisnalar saklı kalmak üzere- kural olarak,
genel kurulda kullanır. Genel kurul kararlarının iptalini ve geçersizliğinin tespitini talep hakkı gibi
kanunda tanınan dava hakları, bilgi alma ve inceleme hakkı gibi genel kurul dışında kullanılan
haklarİ kanunda belirtile istisnalar arasında sayılabilir.
TTK, pay senetleri borsaya kote olmayan şirketler için toplantıya elektronik ortamda katılım
sisteminin uygulanması şirketin isteğine bağlıdır. Buna karşın pay senetleri borsaya kote olan
şirketlerde, Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren, genel
kurullara elektronik ortamda
katılma ve oy kullanma sisteminin uygulanması zorunludur.
1. GK’nın Yetkileri ve Yetki Devri
Genel kurulun kanunda ve ana sözleşmede açıkça öngörülmüş olan durumlarda karar
alacağını hükme bağlayan m.408, genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerini de toplu olarak
göstermiştir. Bu hükme göre, çeşitli hükümlerde öngörülmüş bulunan devredilemez yetki ve
görevler saklı kalmak şartıyla,
-Ana sözleşmenin değiştirilmesi;
-Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, görev süreleri, ücretleri ile huzur hakkı ikramiye ve prim
gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi, görevden alınmaları;
-Kanunda gösterilen istisnalar dışında denetçinin seçimi ile görevden alınması;
-Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kar üzerinde tasarrufa, kar
paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kara katılması dahil
kullanılmasına dair kararların alınması;
-Kanunda öngörülen istisnalar dışında ortaklığın feshi;
-Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı, genel kurulun devredilemez yetkisine giren
konulardandır.
Tek pay sahipli anonim ortaklıklarda bu pay sahibi, genel kurulun yüm yetkilerine sahiptir.
Tek pay sahibinin genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerliliği, bu kararların yazılı olması
şartına bağlıdır.
Sayfa 20 / 27
2. GK. Yetkilerinin Sınırları
Ortaklığın karar organı olması ve önemli birçok konuda karar alma yetkisi bulunmasına
rağmen, GK’nın yetkileri şu sınırlamalara tabidir:
a. GK’ya kanunda açık yetki vermeyen hükümler GK’nın karar alma yetkisinin sınırıdır.
b. YK’ya ve Bağımsız Denetçilere tanınmış olan yetkilerin kapsamına giren hususlarda GK
karar alamaz.
c. İmtiyazlı Paylar: İlk ana sözleşme ile veya ana sözleşme değişikliği yoluyla, bazı paylar
lehine, diğer paylara oranla ek ve üstün haklar sağlayan imtiyazlı paylar yaratılabilir. İmtiyazlar, kar
dağıtımında, tasfiye payı dağıtımında, rüçhan hakkında, oy hakkı gibi haklarda paya tanınan üstün
bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkıdır. Ayrıca, yönetimde temsil edilme
hakkı imtiyaz konusu olabilir. İmtiyazlı paylar, GK’ya özgü olan yetkilere sınırlama getirebilir. Şöyle
ki: ana sözleşme değişikliğine, yönetim kuruluna sermayenin artırılması konusunda yetki
verilmesine dair GK. kararları, imtiyazlı pay sahiplerinin haklarına zarar verici nitelikte ise, bu genel
kurul kararlarının uygulanabilmesi için, hakları zarara uğrayacak olan imtiyazlı pay sahipleri özel
kurulunun toplanıp, genel kurulun karara bağladığı bu değişiklik teklifini onaylamaları gerekir. Böyle
bir onay gerçekleşmedikçe GK. kararı uygulanamaz.
d. Azınlık Hakları: TTK., sermayenin belirli bir kısmını temsil eden pay sahiplerine bir takım
haklar tanımış olup, azınlık hakları öngörülen hususlarda GK’nın yetkileri sınırlıdır. Örneğin, azınlık
genel kurulun toplantıya çağrılmasını isteyebilir veya finansal tabloların müzakeresinin bir ay
sonraya bırakılmasını isteyebilir.
e. Bireysel Haklar: TTK.’daki bazı haklar, her bir pay sahibine bireysel olarak tanınmıştır.
GK, kanunun tanıdığı bu tür bireysel hakları kural olarak sınırlayamaz.
f. Üçüncü Kişilerin Hakları: Ortaklığa karşı üçüncü kişi konumunda bulunanların hakları,
genel kurulca tek taraflı olarak ihlal edilemez.
3. Genel Kurul Toplantıları
a. Toplantı Türleri, Zaman, Yer ve Gündemleri
Yapılış zaman açısından, olağan ve olağanüstü olmak üzere iki tür genel kurul toplantı
sayısı vardır. Olağan toplantı her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılır. 31
Aralıktan itibaren üç aylık sürede, yani Mart sonuna kadar bu toplantı yapılmalıdır.
Olağanüstü toplantılar ise, belirli dönem olmaksızın, gerektiği zamanlarda yapılan
toplantılardır; ihtiyaca göre bazen bir yılda bir kaç kez yapılabilir ya da yıllarca hiç yapılmayabilir.
Ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı sürece, toplantılar, şirket merkezinin
bulunduğu yerde yapılır; ana sözleşmede, toplantıların, şirket merkezinin olduğu yer dışındaki bir
yerde, hatta yurt dışında yapılması bile öngörülebilir.
Gündem, genel kurulu toplantıya çağıran tarafından belirlenir. Fakat, olağan toplantılarda,
organların seçimine, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, karın kullanım şekline,
dağıtılacak kar ve kazanç paylalarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları
ile faaliyet dönemini ilgilendiren ve gerekli görülen diğer konulara ilişkin müzakere yapılır, karar
alınır.
Gündeme bağlılık kuralı gereğince, ister olağan, ister olağanüstü olsun, kanundaki
istisnalar saklı kalmak kaydıyla, gündemde bulunmayan konular müzakere edilemez ve karara
bağlanamaz. Gündem ilan ve davet mektuplarında mutlaka gösterilmelidir.
Sayfa 21 / 27
b. Toplantıya Çağırmaya Yetkili olanlar
aa. Yönetim Kurulu
bb. Pay Sahibi: YK toplanamıyor ya da toplanmasına rağmen genel kurulu toplantıya çağıracak
kararı alamıyorsa veyahut da yönetim kurulu mevcut değilse, tek bir payın sahibi bile mahkemeye
başvurarak kendisine genel kurulu toplantıya çağırma izni verilmesini talep edebilir; mahkemenin
kararı kesindir.
cc. Azınlık Pay Sahipleri: TTK. 411’e göre, sermayenin en az 1/10’unu, halka açık anonim
şirketlerde 1/20’sini oluşturan pay sahipleri, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri
ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise
karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilirler. Ana sözleşme ile, çağrı
hakkı daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabilir.
TTK. 412’de azlığın çağrıya ilişkin talebi yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş
günü içinde cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun
toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye tic. mahkemesinin karar
verebileceği düzenlenmiştir.
dd. Tasfiye Memurları
ee. İflas İdaresi
ff. Kayyım
c. Toplantıya Çağrı Usulü
aa. Çağrılı GK: Davet ilanı, ana sözleşmede gösterilen şekilde, internet sitesi açma zorunluluğuna
tabi şirketlerin internet sitelerinde ve ayrıca TTSG’de yayımlanacak ilan ile yapılır. Bu çağrı, ilan ve
toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır.
İlana ek olarak, pay defterinde yazılı pay sahipleri ile, önceden pay senedi veya pay sahipliğini
ispatlayıcı belge vererek, adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın
çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupta bildirilir.
Halka açık anonim ortaklıklar genel kurulunda, toplantıya ana sözleşmede gösterilen şekilde,
ortaklığın internet sitesi ve belirlenen diğer yerlerde yayımlanan ilanla çağırmak zorundadır. Bu
çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden itibaren en az üç hafta önce
yapılır.
bb. Çağrısız GK: Bütün payların sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunması ve aralarından
birisinin itiraz etmemesi durumunda davet usulüne uyulmaksızın toplantı yapılabilir.
Davetsiz bir genel kurul toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabilir. Böylece, bir pay sahibinin
toplantıyı terk etmesi ile, o andan itibaren çağrısız genel kurulun karar alabilme yeteneği ortadan
kalkar. Şu halde, çağrısız genel kurulun karar alabilmesi için gerekli toplantı yeter sayısı, sadece
toplantının açılışında değil, toplantı süresince de aranır.
Sayfa 22 / 27
d. Genel Kurul Toplantılarına Katılma Yetkisi, Hazır Bulunanlar Listesi ve Oy Hakkı
TTK. 415/1’e göre, genel kurul toplantısına, yönetim kurulu tarafından düzenlenen “hazır
bulunanlar listesi”nde adı bulunan pay sahipleri katılır.
Genel kurula katılabilecekler listesi, YK’ca hazırlanır; YK. Başkanı tarafından imzalanır ve
toplantı yerinde, toplantı başlamadan hazır edilir. Genel kurula katılanlarca imzalanan liste, hazır
bulunanlar listesi adını alır.
Bir payın üzerinde intifa hakkı bulunması durumunda, aksi kararlaştırılmamışsa, oy hakkı
intifa hakkı sahibi tarafından kullanılır. Hamiline yazılı pay senedini, rehin, hapis hakkı, saklama
sözleşmesi veya kullanım ödüncü sözleşmesi ve benzeri sözleşmeler nedeniyle elde bulunduran
kimse, pay sahipliği haklarını, ancak pay sahibi tarafından özel bir yazılı belge ile yetkilendirmişse
kullanabilir.
Pay sahipleri, kendileri ve belirli derecedeki yakınları ile ortaklık arasındaki işlere dair
görüşmelerde oy kullanamayacakları gibi, pay sahibinin ve sayılan yakınlarının ortağı oldukları
şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye ortaklıkları ile anonim ortaklık arasındaki
kişisel nitelikteki bir işe ve işleme ilişkin konularda da oy kullanamayacaklarını hükme bağlamıştır.
Kanun, genel kurula katılma ve oy haklarını temsilci sıfatıyla kullanan kişinin, temsil edilenin
talimatlarına uyması gerektiğini; fakat talimata aykırılığın oyu geçersiz kılmayacağını hükme
bağlamıştır. Bu durumda, temsil edilenin temsilciye karşı hakları saklıdır.
e. Genel Kurul Toplantı ve Karar Yeter sayıları
aa. Basit(Olağan) Yeter sayıları
Kanunda veya ana sözleşmede aksine daha ağır bir yeter sayı öngörülmüş olmadıkça,
genel kurul, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin
varlığıyla toplanır. Bu oranın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda bu oran
sağlanmadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. Kararlar toplantıda hazır
bulunan oyların çoğunluğu ile verilir.
bb. Ağırlaştırılmış Yeter Sayıları
- Genel Ana Sözleşme Değişikliklerinde: Kanunda veya esas sözleşmede aksine
ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket
sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oy
çokluğu ile alınır. İlk toplantıda öngörülen toplantı nisabı elde edilemediği takdirde, en geç bir ay
içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantı için toplantı nisabı, şirket sermayesinin en az üçte
birinin toplantıda temsil edilmesidir.
-Pay sahiplerinin taahhütlerinin artırılması veya ikincil yükümlülükler konulması ile
ortaklık merkezinin yurt dışına çıkarılması hallerinde: Sermayenin tümünü oluşturan payların
sahiplerinin veya temsilcilerinin oy birliğiyle alınır. Bu yeter sayıya ilk toplantıda ulaşılamadığı
takdirde, izleyen toplantıda da aynı yeter sayısı aranacaktır.
- İşletme konusunun tamamen değiştirilmesi, imtiyazlı pay oluşturulması, nama yazılı
payların devrinin sınırlandırılması ve esas sermayenin azaltılmasında: Sermayenin en az
%75’ini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyları aranmaktadır. Esas
sermayenin azaltılması kararında da, sermayenin en az %75’ini oluşturan payların sahiplerinin
veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınması gerekmektedir. Bu orana ilk toplantıda ulaşılamaz ise
izleyen toplantıda da aynı yeter sayısının aranacağı düzenlenmiştir.
Sayfa 23 / 27
-Pay senetleri menkul kıymetler borsalarında işlem gören AŞ’lerin bazı kararlarına: Bu tür
AŞ’lerde sermayenin artırılması ve kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesine ilişkin esas sözleşme
değişiklikleri ile birleşmeye, bölünmeye ve tür değiştirmeye ilişkin kararın alınabilmesi için
yapılacak genel kurul toplantılarında, esas sözleşmelerine aksine hüküm yoksa, birinci toplantı için
1/4 yeter sayısı görülmüş olup bu nisap sağlanamaz ise izleyen toplantıda katılanların
çoğunluğuyla karar alınır.
Basit Yeter Sayıları da Ağırlaştırılmış Nisaplar da ana sözleşme ile ancak artırılabilir ,
hafifletilemez.
f. Oy Sözleşmeleri
Oy hakkının, ortaklık karar organlarında belli yönde kullanılması, kullanılmaması veya
çekimser kalınmasını sağlamak amacıyla ortaklar arasında veya ortaklar ile üçüncü kişiler arasında
yapılan anlaşmalara oy sözleşmeleri denilmektedir. Halka kapalı şirketlerde sınırlama yoktur. Halka
açık şirketlerde SPK sınırlarına uymak kaydıyla yapılır.
g. Toplantıların Yapılması ve Yürütülmesi
Kanun, kuruluşu ve anasözleşme değişiklikleri izne bağlanan şirketlerin genel kurul
toplantılarında Bakanlık Temsilcisi’nin yer alacağını, diğer anonim şirketler için ise sermayenin
artırılması veya azaltılması, kayıtlı sermaye sistemine geçilmesi, kayıtlı sermaye sisteminden
çıkılması veya kayıtlı sermaye tavanının artırılması, faaliyet konusunun değiştirilmesine ilişkin
anasözleşme değişikliği, birleşme, bölünme veya tür değişikliği gündemiyle toplanan genel kurul
toplantılarında Bakanlık temsilcisinin bulunacağını ve görevlendirme esasları, görev, yetki ve
ücretlerinin Bakanlıkça çıkarılan bir yönetmelikle hükme bağlamıştır.
Yönetmelikte ayrıca genel kurula elektronik ortamda katılım sistemini uygulayan şirketlerin
genel kurul toplantıları ile, yurt dışında yapılacak bütün genel kurul toplantılarında ve yurt dışında
yapılacak imtiyazlı pay sahipleri özel kurul toplantılarında da Bakanlık Temsilcisi bulundurulması
zorunlu kılınmıştır.
Görevli Bakanlık Temsilcisi’nin hazır bulunmadığı ya da terk etmiş olduğu genel kurul
toplantılarında alınan ile bakanlık temsilcisi tarafından imzalanmamış tutanakta yer alan kararlar da
yok hükümündedir.
İç yönerge: Anonim şirket yönetim kurulunca, genel kurulun çalışma esas ve usullerine
ilişkin kuralları içeren bir iç yönerge hazırlanır. Bu yönergenin asgari unsurları, Bakanlık tarafından
belirlenir ve genel kurul onayından sonra yürürlüğe konulur. Tescil ve ilanı zorunludur.
Toplantının yönetimi, ana sözleşmede aksine herhangi bir düzenleme yoksa, toplantıyı,
genel kurul tarafından seçilen, pay sahibi sıfatını taşıması şart olmayan bir başkan yönetir.
Tutanak ve Önemi: Düzenlenecek tutanak, pay sahiplerini veya temsilcilerini, bunların sahip
oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibari değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, verilen
cevapları, alınan kararları, her karar için olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir. Kanıt işlevi
görür. Toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır; aksi halde toplantıda alınan
kararlar hükümsüzdür.
Yönetim kurulu, tutanağın noterce onaylanmış bir suretini derhal ticaret sicili memurluğuna
vermek ve bu tutanakta yer alan tescil ve ilana tabi hususları tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür;
tutanak ayrıca hemen şirketin internet sitesine konulur.
Toplantıdan sonra Bakanlık temsilcisi, hazır bulunanlar listesi, gündem ve genel kurul
toplantı tutanağının bir nüshasını alarak, bakanlık merkez teşkilatında genel müdürlüğe, illerde il
müdürlüğüne teslim eder.
Sayfa 24 / 27
4. Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü
(Bu kısım bana ait olmayan bir nottan eklemedir)
Genel Kurul kararı ortaklığın iradesini ortaya koyan bir irade beyanıdır ve bir hukuki
işlemdir. Hukuki işlemlerin geçersizliğine ilişkin tüm medeni hukuk kuralları buraya da
uygulanabilir. Ama bu konuda özel bir düzenleme de vardır. Çünkü alınan karar karara katılmayan
ortakları da bağlamaktadır. Karar, kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olmalıdır.
Bu hususlar sebebiyle Genel Kurul kararlarının hükümsüzlüğü söz konusu olur.
Genel Kurulda kullanılan oyun hukuki işlem mi yoksa hukuki fiil mi olduğu tartışmalıdır.
Her ihtimalde bu oyun ve oyla beraber kararın hata, hile, ikrah sebebiyle iptali istenebilir.
Bir hukuki işlem yok hükmünde, batıl, iptal edilebilir olabilir. Genel Kurul kararları için de
bu geçerlidir. Hatta Genel Kurul kararının icrası için başka bir işleme ihtiyaç varsa askıda
hükümsüzlük de ileri sürülebilir. Örneğin imtiyazlı payların imtiyazlarını sınırlandıran veya
kaldıran bir karar alınırsa, bu kararın uygulanabilmesi İmtiyazlı Pay Sahipleri Kurulu’nun ayrıca
bu kararı onamasına bağlıdır.
Bir Genel Kurul kararının yok hükmünde, batıl veya iptal olduğu konusunda yapılacak
ayrımın net kriterleri yoktur. Bir hukuki işlemin kurucu unsuru yok ise işlem yok hükmündedir.
Kurucu unsur var ama kanunun emredici hükümlerine, ahlak ve adaba aykırı ise veya imkansız ise
butlanla batıldır.
Genel Kurul kararlarına karşı iptal davası açma hakkı 3 aylık hak düşürücü süreye tabidir.
Dava bu sürede açılmamışsa kararın iptali istenemez. Batıl olan veya yok hükmünde olan bir
karar için böyle bir sınırlandırma yoktur. İptal davası açabilecek kişiler kanunda sınırlanmıştır.
Kararın yokluğunu veya butlanını menfaati bulunan herkes ileri sürebilir.
Butlan ile yokluk arasındaki farklar vardır. Butlanın ileri sürülmesi hakkın kötüye
kullanılması teşkil edecekse hakim tarafından dikkate alınmayacaktır. Butlan tahvil ile geçerli
hale getirilebilir.
Genel Kurul kararları istisnaen dış ilişkide sonuç doğurur. Genel Kurul kararına dayalı
olarak şirketi temsile yetkili olanlar üçüncü kişilerle işlem yapmış olabilirler. Bu sebeple yokluk
ve butlan istisnadır. Şüpheye düşüldükçe iptal edilebilirlik yaptırımı uygulanır. Zaten bugün
itibariyle Genel Kurul kararlarının yokluğuna ilişkin bir hüküm yoktur, butlana ilişkin tek bir
madde vardır.
Genel Kurul kararları esasa ilişkin veya usule ilişkin olabilir. Genel Kurulda alınan usule
ilişkin kararlar Genel Kurul toplantısı sırasında uygulanır ve biter. Usule ilişkin karar tek başına
dava edilemez. Usule ilişkin karar esası da etkilemişse, esasa ilişkin karar dava edilir.
Müspet kararların iptali talep edilebilir. Menfi kararların iptalinin talep edilebilirliği
tartışmalıdır. İlke olarak bu kararların iptalinin dava edilmesinde menfaatin bulunmadığı kabul
edilmektedir. Ancak menfaatin var olduğu anlaşılıyorsa bunlar da dava edilebilecektir.
Kurucu unsurları eksik olan kararlar yok hükmündedir. Bir Genel Kurul kararından söz
edebilmek için bir Genel Kurulun toplantısı yapılmış olmalı ve bu kurulda bir karar alınmış
olmalıdır. Pay sahiplerinden oluşmayan bir kurulun aldığı kararlar yok hükmündedir. Toplantı ve
karar nisabına aykırılığın yaptırımı doktrinde tartışmalı olmasına rağmen, Yargıtay’ın müstakar
içtihatı bu kararları yok hükmünde olarak nitelendirilmektedir.
Bakanlık temsilcisinin katılmasının zorunlu olduğu Genel Kurullarda katılmamış olmasının
yaptırımı yokluk ve butlan arasında tartışmalıdır. Ama her halde, iptal edilebilirlikten
yukarıdadır.
Sayfa 25 / 27
Hangi Genel Kurul kararlarının batıl olduğu ayrıntılı olarak kanunda düzenlenmiştir. Ama
bu sayım tahdidi değildir. Karar konusu itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı ise butlan
söz konusudur. Kararın konusu imkansızsa, konusu itibariyle ahlak ve adaba aykırı ise butlan söz
konusudur.
Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan
vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran kararlar batıldır. Ama
ortadan kaldırmıyorsa, sadece sınırlandırıyorsa butlan değil iptal edilebilirlik söz konusu
olacaktır. Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü
dışında sınırlandıran kararlar batıldır. Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin
korunması hükümlerine aykırı olan kararlar batıldır. Bu bağlamda, sınırlı sorumluluk ilkesini ihlal
eden, organların vazgeçilmez ve devredilmez nitelikteki yetkilerini başka organlara bırakan,
itibari değerden yoksun pay çıkartan kararlar anonim şirketin temel yapısını bozan nitelikte
kararlardır. Kesinleşmiş bir mahkeme kararına rağmen aynı kararın yeniden alınması halinde de
kamu düzenine aykırılık nedeniyle butlan söz konusu olacaktır.
Tescilin iyileştirici etkisi Genel Kurul kararları için kabul edilmemiştir.
Butlan seviyesinde sakat olmayan bir kararın iptali istenebilir. Bir Genel Kurul kararı
kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olması iptal sebebidir. Buradaki kanun,
Türk Medeni Kanunu, Türk Ticaret Kanunu veya başka kanunlar olabilir. Hangi kanun hükmüne
aykırılığın yokluğa, hangi aykırılığın butlana, hangi aykırılığın iptal edilebilirliğe neden olacağı
somut olayda değerlendirilmelidir. Genel olarak mevcut pay sahiplerini koruyan hükümlere, yani
nispi emredici hükümlere aykırılık butlan sebebidir. Ortakların çoğu, azınlık pay sahiplerinin
haklarını ihlal etmek maksadıyla hukuka uygun bir değişiklik yaparlarsa bunun da afaki iyiniyet
kurallarına aykırılık sebebiyle iptal edilebilir söz konusu olacaktır. Örneğin, sermaye artırımına
ihtiyaç olmadığı halde bu amaçla sermaye artırımı yapılması halinde iptal edilebilirlik söz
konusudur.
Tek bir paya sahip olmak iptal davası açma hakkını kullanmak için yeterlidir. İptal davası
açma hakkını sınırlandıran kararlar batıldır.
İptal davası anonim şirket tüzel kişiliğine karşı açılır. İptal davasını pay sahibi açabilir. Bu
davanın açılması bazı şartlara bağlanmıştır. Bir ortak, Genel Kurul toplantısına katılmışsa, karara
olumsuz oy vermiş ve bu hususu tutanağa geçirtmiş olmalıdır. Toplantıya katılmadıysa dava
açamaz. Çağrı usule aykırı ise, gündem gereği gibi ilan edilmemişse, genel kurul toplantısına
katılma hakkı bulunmayan kişiler toplantıya katılmış ve oy kullanmış ise, bir pay sahibi Genel
Kurul toplantısına haksız yere alınmamış veya toplantıdan çıkartılmış veya oy kullanmasına engel
olunmuşsa bütün pay sahipleri, toplantıya katılmasa da, katılıp olumlu oy vermiş olsa da iptal
davası açma hakkına sahiptir. Ancak bu durumlar alınan kararı etkilemiş olmalıdır. Aksi halde
iptal davası açılamaz. Bu illiyet bağını ispatlama yükü iptal davası açan pay sahibine aittir.
Toplantıya katılınmışsa, oy kullanma hakkı olmasa dahi muhalefet kayda geçirilirse dava
açılabilir.
İptal davası açan pay sahibinin davanın sonuna kadar bu sıfatı koruması gerekir. Aksi halde
iptal davası açmada menfaati kalmaz.
Paylar üzerinde intifa hakkı sahibi olan kişi iptal davası açma hakkına sahiptir.
Paylar üzerinde birden fazla hak sahibi varsa, bunlar dava açma haklarını bir müşterek
temsilci vasıtasıyla kullanırlar.
Sayfa 26 / 27
Yönetim Kurulu üyelerine ve Yönetim Kuruluna kural olarak iptal davası açma hakkı
tanınmıştır. Ancak bunların dava açabilmesi için karar icra edilebilir bir karar olmalı ve kararın
icrası Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğunu doğurabilir bir karar olmalıdır.
İptal davası açma hakkı kararın alınması tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süreye
bağlanmıştır. Süre hak düşürücü olduğu için hakim tarafından resen göz önüne alınır.
İptal davası ticaret şirketinin merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde
açılabilir.
Dava açıldıktan sonra duruşmaya başlanması için 3 aylık sürenin dolması beklenir. Eğer
birden fazla dava açılmışsa bu davalar birleştirilir.
İptale tabi Genel Kurul kararı iptal edilmediği sürece normal bir Genel Kurul kararı gibi
hüküm doğurur. Yönetim Kurulu bunu icra etmekle yükümlüdür. İptal davası açan kişiler, bu
kararının uygulanmasının ertelenmesi kararının alınmasını isteyerek telafisi imkansız bazı
zararların doğumuna engel olabilir.
Kötüniyetli bir iptal davası açılırsa davacı bir tazminat ödemeye mahkum edilebilir.
Dava Yönetim Kurulu tarafından açılmışsa, şirketi davada mahkeme tarafından atanan bir
kayyım temsil eder.
İptal davasında somut olayın özelliklerine göre kararın sadece bir kısmında aykırılık tespit
edilirse sadece bu kısmın iptal edilmesi mümkündür.
İptal davasında mahkemenin Genel Kurulun yerine geçerek karar verebilmesi Yargıtay
tarafından genel olarak reddedilmektedir. İstisnaen iptal kararı ile doğru sonucun oluşması
halinde mahkemenin bu şekilde karar vermiş sayılabileceği kabul edilmektedir.
Temsil yetkisinin ticaret sicilinde tescilinden sonra, ilgili kişilerin seçimine veya
atanmalarına ilişkin herhangi bir hukuki sakatlık, şirket tarafından üçüncü kişilere, ancak
sakatlığın bunlar tarafından bilindiğinin ispat edilmesi şartıyla ileri sürülebilir. Kararın sonradan
batıl olduğunun tespit edilmesi, iyiniyetli üçüncü kişilerle yapılmış işlemlerin geçersizliği
sonucunu doğurmaz.
Birleşme, bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa
geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin ortakları; bu
kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde iptal davası açabilirler.
Dava açma süresi sadece bu ihtimalde iki aya inmiştir.
Sayfa 27 / 27
Download

Ortaklıklar hukuku