www.avnullahozmansur.com
Önceki Sayımızdan Devam Ediyor
YANLIŞ YAPAN
DİN BİLGİNLERİNE
REDDİYELER-8
Seyyid M. Avni (Avnullah) ÖZMANSUR
İslâm Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği
Kurucu Onursal Üye ve Yüksek İstişare Kurulu Başkanı
www.avnullahozmansur.com
Önceki Sayımızdan Devam Ediyor.
KADERİYYECİLER
“Kaderiyye, kulun ihtiyari fiillerini kendisinin yarattığına inanan bir gruptur. Bundan önceki açıklamamızda bu görüşü belirtmiştik. Böyle bir görüşün
(mu’tezile) adındaki mezhebin ortaya çıkmasından
önce mevcut olduğu görülmektedir. Sonradan (kul
fiilin yaratıcısıdır.) diye mu’tezile’nin de bu görüşü
benimsediği görülmüştür. Mecusi; müşriklerden
güneşe veya ateşe tapan bir taifeye denilmektedir.
Bunlar iki Tanrıya inanırlar. Nur ve Zulmet. İyiliklerin Nur tarafından, kötülüklerin de Zulmet tarafından yaratıldığına inanırlar. Hadisi şerifte Kaderiyye’nin bu ümmetin, yani Müslüman ümmetinin mecusileri olduğu ifade ediliyor. Kaderiyye,
ihtiyari fiillerini insanın kendisi yarattığını söyleyerek, Allah’tan başka bir yaratıcı daha kabul
etme durumuna düşmektedir. Bu bakımdan
iki Tanrıya inanan Mecusilere benzerler. Fakat
yukarıda da belirttiğimiz gibi, insan, Allah’ın
kendisine verdiği kudretle bu yaratma işini yapar, dedikleri için, bu görüşleri yüzünden küfre
sapmış sayılmamışlardır” (20).
“İbn-i Ömer(r.a.)’dan: Peygamber (s.a.v)
şöyle buyurdu:
“Kaderiyyecilerle oturmayınız ve onlarla
söze girişmeyiniz” (21).
Hadis – 18:
“İbn-i Ömer (r.a.)’dan: Peygamber (s.a.v) şöyle
buyurdu:
“Şu ümmette yahut ümmetimde kaderciler
hakkında hasf (yer sakinlerinin yerin dibine
batması) mesh (insanın maymun ve domuz
şekline sokulması) ve kazf (gökten taş yağması) gibi cezalar vardır” (22).
Hadis – 19:
Hadis – 17:
İRFAN KAPISI 4
“İbn-i Abbas (r.a.)’dan: Peygamber (s.a.v)
şöyle buyurdu:
“Ümmetim arasında Müslümanlıktan nasibi olmayan iki taife vardır. Mürcie ve Kaderiyye” (23).
Hadis – 20:
“Huzeyfe (r.a.) anlatıyor:
-Resulullah (s.a.v) buyurdular ki;
-Her ümmetin mecusileri vardır. BU ÜMMETİN MECUSİLERİ “KADER YOKTUR!” diyenlerdir. Bunlardan kim ölürse cenazelerinde hazır bulunmayın. Onlardan kim
hastalanırsa ona ziyarette bulunmayın.
Onlar deccal bölüğüdür. Onları Deccal’a
ilhak etmek Allah üzerine bir haktır” (24).
Hadis – 21:
“Nafi (Rahimehullah) anlatıyor:
Bir adam, İbn-i Ömer’e (r.a.) gelerek: “Falan
kimse sana selam ediyor!” diyerek, Şamlı birisinden selam getirdi. İbn-i Ömer (r.a): “Bana ulaştığına göre, o kimse kaderi inkâr ediyormuş. Eğer o
böyle bir bid’a fikre saplandı ise, sakın ona benden
selam söyleme! Zira ben, Resulullah (s.a.v)’i işittim:
“Buümmetehasf(yerebatırma),mesh (suret değişmesi) ve kazf (taş yağması) olacak. Bu musibetler kaderi inkâr edenlere gelecek” (25).
Ebu Davud’un bir rivâyetinde, İbn-i Ömer’e
selam gönderen Şam’lı zatın, İbn-i Ömer’le
mektuplaşan tanış birisi olduğu belirtilir.
İbn-i Ömer ona şöyle yazmıştır: “Kulağıma
geldiğine göre sen kader hakkında (rastgele) konuşuyormuşsun. Bundan böyle sakın
benimle mektuplaşmaya yeltenme. Zira
ben Resulullah (s.a.v)’ın: “Ümmetim içinden
kaderi inkar eden kimseler çıkacak!” dediğini işittim (26).
KADER DEĞİŞEBİLİR Mİ?
“Soru: Hz. Allah, takdir ettiği kaderimizi bizim duamızla, istediğimizle ve uğraşmamızla
değiştirirmi, yoksa ne kadar uğraşsak takdir-i
ilahi değişmezmi?
Cevap: Cenab-ı Hakk’ın takdirâtı iki kısma
ayrılmaktadır: “Kaza-i mübrem”, “Kaza-i Muallâk”. Kaza-i Mübrem, “Levh-i Mahfuz”, da
tespit edilmiş bulunduğundan burada tebdil
(değişiklik) olmaz. “Bizim katımızdaki bir
hüküm değiştirilmez.”(Kaf: 29) Mealindeki
âyeti kerime bunun delilidir. Kaza-i muallâk,
“Levh-i mahfuzu ispat”da tespit edilmiş olduğu için bunda değişme olabileceği İslam
uleması tarafından açıklanmıştır. “Allah dilediğini siler, (dilediğini de) sabit bırakır.
Bütün kitapların aslı onun yanındadır.”
(Rad :39) Mealindeki âyet ile, “Allah onların
kötülüklerini iyiliklere tebdil ediverir”
(Furkan: 70) manasındaki âyet-i kerimeler bu
görüşün delili olarak gösterilmektedir” (27).
İRFAN KAPISI 5
KADER OLMASAYDI?...
İşte kaderin gerekliliğini, lüzum ve önemini
bildiren ayeti kerime:
mizler, yolları kim süpürür? Kim hamallık yapar,
doktorluk dururken kim müstahdem olmak
isterdi? Bunu fakirleri kınamak için söylemiyorum. İyilik yapan dindar fakirler, iyilik yapan
dindar zenginlerden bir hadisi şerife göre, beş
yüz sene önce cennete gireceklerdir. Burası imtihan yeridir. Gerçek adalet ahirette olacaktır.
Bu kısma Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin
rüyayı sadıka ile ilgili olarak “kader” konusunu
izah eden mektubatından bir pasajını alıyorum:
“Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza
gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz
onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış
olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.
(Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri
sevmez.” (Hadid Suresi ayet: 22-23).
Netice:
Yazılı olan “kader” de: Yaratılmadan önce yaratılacak olan herşeyin ve insanların, sonları
ve akıbetleri, önceden Allah tarafından ana
hatlarıyla takdir ve tespit edilerek, yazılarak;
uygulanması için Levhi Mahfuz’da meleklere gösterilmeseydi, bu takdir istikametinde,
-mecazen söylüyorum- raylar döşenmiş olmasaydı ve bazılarının dediği gibi “her kişi kendi kaderini çizseydi”! Kim annesinden; kör, sağır,
topal, özürlü doğmak veya kim ateist, ateşe
tapan, mecusi, şeytana tapan satanist, öküze
tapan, puta tapan kâfir ve gayrimüslim bir aileden doğmak isterdi? Kim dindar ve zengin
bir aile çocuğu olmak istemezdi? Herkes zengin olsa kim kimin işini görür? Çöpleri kim te-
“Rü’ya-yı sadıka, benim için hakkel yakin derecesine gelmiş ve pek çok tecrübatımla, Kader-i İlahinin
her şeye müsait olduğuna bir hüccet-i kat-i hükmüne geçmiştir. Evet, bu rüyalar benim için hususan bu birkaç sene zarfımda o dereceye gelmiştir
ki; mesela: Yarın başıma gelecek en küçük hadisat
ve en ehemmiyetsiz muamelat ne hatta en adi
muhaverat yazılı olduğunu ve daha gelmeden
muayyen olduğunu ve gecede onları görmekle,
dilim ile değil, gözüm ile okuduğum bana kat’i olmuştur. Bir değil, yüz değil, belki bin defa; gecede,
hiç düşünmediğim halde gördüğüm bazı adamlar veyahut söylediğim meseleler, o gecenin gündüzünde, az bir tabir ile aynen çıkıyor.Demek en
cüz’i hadisat vukua gelmeden evvel hem mukayyettir, hem yazılmıştır. Demek tesadüf yok, hadisat
başıboş gelmiyor, intizamsız değillerdir!..” (28).
Netice olarak diyoruz ki; Yukarıdaki ayet ve
hadislerin bildirdiği gibi: Kader vardır. Ve ona
inanmak imanın gereklerindendir.
Devamı gelecek sayımızda yayınlanacaktır.
Dipnotlar:
20 Tac Terc., c. 1, s. 53-54.
21 Ebu Davud, a.g.e., hadis. no: 4712.
22 Tirmizî, a.g.e., hadis. no: 2153.
23 Tirmizî, a.g.e., hadis no: 2149.
24 Ebu Davud, a.g.e., hadis. no: 4694.
25 Tirmizî, a.g.e., hadis no: 2152.
26 Ebu Davud, Tirmizi, Kütüb-i Sitte, c.14, s.38.
27 Fetvalar, Mehmet Emre, c. 1, s. 470.
28 Bediüzzaman Said-i Nursi, Mektubat, Ankara:1958, s:322.
İRFAN KAPISI 6
Download

Reddiyeler-8 - (Avnullah) Özmansur