Bu Proje Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir.
Eğitici El Kitabı
“Bu yayın Avrupa Birliği’nin desteğiyle hazırlanmıştır. Bu yayının içeriğinden
yalnızca Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği sorumludur ve bu
yayın herhangi bir şekilde AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.”
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Eğitici El Kitabı
İçindekiler
I.Bölüm: Kavramlar
4
II.Bölüm: Ayrımcılık
6
III. Bölüm: Cinsiyet Kalıp Yargılarının
Aşılmasında Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Hizmetleri
15
IV. Bölüm: Öğrenme Aracı Olarak Filmler
Filmlerden Nasıl Yararlanılır?
45
Kaynaklar70
1
Bu kitap, Uçan Süpürge tarafından Avrupa Birliği Merkezi Finans ve İhale Birimi ile Milli
Eğitim Bakanlığı’nın desteğiyle AB Demokratik Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi Hibe
Programı kapsamında yürütülen "Benim Madam Curie'm" projesi çerçevesinde basılmıştır.
Proje Koordinatörü
Proje Asistanı
Danışman
Uzman
Gönüllü Uzmanlar
Kitabı hazırlayanlar
Editör
Mizampaj ve Görsel
Tasarım
Sevna Somuncuoğlu
Özlem Kınal, Linda Rödel
Nur Otaran
Hicran Çetin Gündüz
Sinem Tarhan, Zeynep Kılıç, Özlem Toker, Canan Mesutoğlu,
Derya Gündüz
Sevna Somuncuoğlu, Nur Otaran, Linda Rödel, Hicran Çetin Gündüz, Sinem Tarhan, Zeynep Kılıç, Özlem Toker,
Canan Mesutoğlu
Selen Doğan
MG Yapım, Ajans, Halkla İlişkiler
yapım, ajans, halkla ilişkiler
Uçan Süpürge
Mart 2014
Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği
Büyükelçi Sokak 20/4, 06700 Kavaklıdere/Ankara
Tel: 0 312 427 00 00 • Faks: 0 312 466 55 61
www.ucansupurge.org • [email protected]
2
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Sunuş
M
illi Eğitim Bakanlığı’nın yürüttüğü Demokratik Vatandaşlık ve İnsan Hakları Hibe Programı kapsamında başlattığımız “Benim Madam Curie’m” projesi; demokratik yurttaşlık
ve insan haklarının gelişmesinin önündeki en önemli engellerden biri olan toplumsal cinsiyet
eşitsizliğinin ortadan kaldırılmasını hedefliyor.
Bu el kitabı ise bu hedef doğrultusunda, kız çocukların meslek seçiminde rol kalıplarını kırmak
için düşünüldü ve öğretmenlerin sınıf içinde toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek pratik bir araç
olması dileğiyle hazırlandı.
Çoğu zaman öğretmenlerin bile farkına varmadan uyguladığı ama toplumsal cinsiyet ayrımcılığını besleyen ve yeniden üreten birçok durum söz konusu olabilmekte. Bunun için duyarlılığı ve
farkındalığı arttırmak amacıyla el kitabının ilk bölümde ayrımcılık üzerinde duralım ve bildiklerimizi gözden geçirelim istedik.
Meslek seçimi çok genç yaşta yapılan ama hayatın geri kalanını etkileyen bir karar. Özellikle
toplumun ve kalıpyargıların kız çocuklarını yönlendirdiği kısıtlı meslekler bu seçimlerin ne kadar
doğru yapıldığını düşündürüyor. Kız çocuklarının seçeneklerini çoğaltmak için eğitim hayatlarının ilk yıllarının önemi çok büyük. İşte bu nedenle ikinci bölüm tamamen siz eğiticilere özel.
Meslek seçimi konusunda eğitim ve öğretim sürecinin merkezinde yer alan öğretmenlerin toplumsal cinsiyete duyarlı yaklaşımları ile öğrencilere nasıl rehberlik edebileceklerine dair ipuçları
içeriyor. Ayrıca toplumsal cinsiyete duyarlı bir sınıf ortamı yaratmak için çocukların bu sürece
aktif katılımlarını sağlamak amacı ile bazı uygulama önerileri yer almakta.
Üçüncü ve son bölüm ise sinemanın eğitim aracı olarak kullanılması konusunda bazı öneriler
içeriyor. Sınıf içinde çocukların dikkatini yoğunlaştırarak ve eğlenerek öğrenmesi konusunda sinemanın etkin gücünden nasıl yararlanabiliriz konusunda düşündük ve iyi örneklerden bir model
geliştirdik. Umarız bu bölüm sınıf içi aktivitelerinizi çeşitlendirir ve hem öğrencileriniz hem de
sizin için kolaylaştırıcı bir rol oynar.
Umarız bu çalışma sizin katkılarınız ile çocukların meslek seçiminden başlayarak ufuklarını genişletmemizi ve kendi yetenek, istek ve hayalleri doğrultusunda istedikleri her mesleği seçebilecekleri
konusunda güçlendirir.
Uçan Süpürge
Ankara, 2014
3
I.Bölüm
Kavramlar
4
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Toplumsal cinsiyet nedir?
K
işiler doğduklarında biyolojik olarak
kadın veya erkek bedeninde dünyaya
gelirler. Toplumlar kendi kültürel özellikleri
doğrultusunda kişilerin kadın veya erkek olmalarına göre onlara belli roller yüklerler. Toplum
tarafından belli normlar çerçevesinde bireylere
öğretilmiş kadın ve erkek rolleri, toplumsal
cinsiyet rolleri denir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği
neden önemlidir?
Toplumsal cinsiyet rolleri; kadınlar ve erkekler olarak düşünce ve davranış kalıplarımızın
sınırlarını çizmekle kalmaz, sorumlulukları,
paylaşım düzenlerini, kaynaklara ve ayrıcalıklara erişimimizi de belirler. Toplumsal cinsiyet
eşitliği kadınların sırf kadın oldukları için önlerine konulan engelleri aşmada onlara yardımcı
olur. Erkeklerin sırf erkek oldukları için belli
ayrıcalıklara sahip olduğu düşünülür, kadınlar
ise aynı gerekçeyle bazı haklardan yararlanamamaktadır. Cinsiyet eşitliği her ikisinin de yasalar ve toplum tarafından eşit kabul edildiğini
söylerken, yetersiz kalmaktadır.
Toplumsal cinsiyet bakış açısı, kadınların ve erkeklerin toplumsal yaşamda üstlendikleri rolleri yerine getirirken haklardan yararlanmada
eşitlikten söz ederek bu açığı kapatmaya çalışır.
Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitliği hak temelli bir yaklaşımdır ve kadın ve erkek rollerine dair önyargıların ortadan kaldırılmasına
hizmet eder. Bu nedenle önemlidir ve yaşamın
her alanında yaygınlaştırılması, benimsenmesi
ve önceliklendirilmesi gerekir.
Toplumsal cinsiyet niçin
kadınların güçlenmesiyle
ilişkilendirilmiştir?
Toplumsal cinsiyet hem erkeği hem kadını
içerse bile çoğu zaman kadınlar üzerine odaklanılır. Bazı akademik çalışmalarda ‘kadın’
(woman/women) yerine ‘toplumsal cinsiyet’
(gender) kullanılmaktadır. Bunun nedeni
toplumda kadınların erkekler kadar fırsata ve
özgürlüğe sahip olmamalarıdır; kadınlar eşit
olmayan bir statüdedir. Dolayısıyla erkeklere
oranla daha özel bir dikkat gerektirirler. Tıpkı biri boş biri yarım dolu bardak gibi; önce
boş bardağı doldurmaya başlamak gerekir, iki
bardak da eşit seviyede suya sahip oluncaya
kadar. Sonra ikisi birden doldurulabilir. Buna
pozitif ayrımcılık denir. Eğer içlerindeki su seviyesini göz ardı edip ikisine de aynı miktarda
su eklersek aralarındaki eşitliği sağlamaktan söz
edilemez.
Kaynaklara erişim ve
kaynakların kontrolü neden
önemlidir?
Cinsiyete dayalı iş bölümü kadınları ikincil konumunu pekiştirir ve onları toplumsal cinsiyet
rollerine bağlı ve bağımlı kılar. Bu aynı zamanda kadınların kaynaklara erişimini ve onlardan
yararlanmalarını da engeller. Bazen kadınlar
bazı kaynaklara erişebilir olsalar bile onların
kullanımı hakkında kontrole sahip olamazlar.
Başka bir ifadeyle; çoğunlukla kaynaklara erişimden yararlansalar bile sadece kullanımından
faydalanabilirler, sahip olamazlar veya kontrol
edemezler yani karar alamazlar (Örneğin, toprağa sahip değillerdir fakat toprağı işlerler ve
ürününden yararlanırlar ama ne ekileceğine
karar veremezler). Kaynakları kontrol etmek
kaynakların nasıl kullanılacağına karar verip
bu kararınızı diğerlerine kabul ettirme fırsatını
içerir. Toplumsal cinsiyete duyarlı yaklaşımın
en önemli hedeflerinden biri kaynakların eşit
kontrolünün sağlanmasıdır. Çünkü karar alma
gücü aynı zamanda kaynaklara erişimi ve yararlanmayı garanti eder.
5
II.Bölüm
Ayrımcılık
6
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Ayrımcılık nedir?
A
yrımcılık hem hukuk hem adalet hem
eşitlik hem de sosyal bilimlerle, ama en
çok da günlük yaşamımızla ilgili bir kavramdır.
Ayrımcılık ister bir hukuk, ister bir adalet ve /
veya eşitlik sorunu olarak tanımlansın, insanlar
arası ilişkilerde ortaya çıkan insani bir sorundur. Bu sorunun önyargılar ve kalıpyargılarla
derinden bir ilişkisi vardır.
Üzerinde hemfikir olduğumuz ‘bütün insanların eşit doğduğu’ fikri temel alındığında
ayrımcılık sorununun çözümünü bulduğumuzu varsayarız. Oysa günlük yaşamımıza ve
insanlık tarihine baktığımızda bu varsayımın
gerçekleşmediğini görürüz. Ayrımcılığın odağı
tarihsel süreç içerisinde kimi zaman (deri rengi,
etnik köken vb. unsurlara dayalı) ırk ayrımcılığı, kimi zaman din-mezhep ayrımcılığı, kimi
zaman sınıfsal ayrımcılık olarak kendini gösterir. Ancak, bunlarla sınırlı kalmaz, kadınlara,
eşcinsellere, çocuklara, engellilere, yaşlılara ve
yoksullara yönelik olarak da karşımıza çıkar.
En kısa ve yalın haliyle ayrımcılık; aynı durumdaki bireylere farklı, farklı durumdaki
bireylere aynı muamele yapmaktır.
Önyargı nedir?
Günlük yaşamımızda önyargı kavramını, kanıta ya da bilgiye dayanmayan her türlü ön fikir
anlamında kullanırız. Önyargılar sadece olumsuz değil, olumlu da olabilir. Örneğin, tüm Romanların hırsız olduğunu düşünmek olumsuz,
tüm Japonların çalışkan olduğunu düşünmek
ise olumlu önyargıdır. Ancak, ayrımcılık meselesinde olumlu bir önyargı yoktur. Önyargıyla
yaklaştığımız kişi ya da gruplarla aramıza bir
mesafe koymamız, ayrımcılıkla sonuçlanan bir
tutumdur. Önyargımızın davranışa dönüştüğü
durumlarda ayrımcılık söz konusudur. Bir gruba ya da o grubun üyelerine yönelik olumsuz
düşüncelerin yanı sıra hoşlanmama, hor görme, kaçınma, yok sayma ve nefret de ayrımcılığa dahildir.
Kısaca önyargı; “diğer insanları, bireysel
varoluşlarından değil, grup aidiyetlerinden
hareketle değerlendiren tutumdur, olumsuz,
dogmatik kanaatleri ifade eder.”
Kalıpyargı Nedir?
Önyargı ve kalıpyargı sıklıkla karıştırılır.
Bunlar, birbirlerinden farklı ama birbirlerini
tamamlayan iki kavramdır. Kalıpyargılar önceden oluşturulmuş birtakım izlenimler, duyumlar ve görüntüler sayesinde bir nesne, yer,
kişi ya da gruba ilişkin karar vermemizi kolaylaştıran zihnimizde oluşturduğumuz imgelerdir. Örneğin, tüm sarışınların aptal olduğu ya
da her Kayserilinin tüccar ve kurnaz olduğunu
düşünmemizin nedeni o gruplara ilişkin kalıpyargılarımızdır. Kalıpyargılar her zaman olumsuz olmayabilir. Ancak, olumsuz kalıpyargılar
önyargıların oluşmasında etkilidir.
Kaç tip ayrımcılık vardır?
Doğrudan Ayrımcılık: Yasama, yürütme ve
yargı organları, gerçek kişilerle kamu ve özel
tüzel kişilerin; cinsiyet, ırk, renk, dil, din,
inanç, ulusal köken, etnik köken, cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş, sosyal statü, medeni
hal, hemşehricilik, hamilelik, sağlık durumu,
engellilik, bedensel yetenek, yaş ve benzeri
temellere dayalı olarak, düzenlenen hak ve öz-
7
gürlüklerden, karşılaştırılabilir durumdakilere
kıyasla eşit şekilde yararlanmasını engelleyen
veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi ifade eder. Doğrudan ayrımcılık, bir bireye, herhangi bir unsur merkezinde, diğer bireylerden
farklı davranmaktır. Şu uygulamalar doğrudan
ayrımcılığa örnek verilebilir.
•Kişinin cinsel yönelimiyle dalga geçilmesi,
aşağılanması.
•Bir hastanede Kürt kökenli yurttaşlara sağlık hizmeti verilmemesi.
Ayrık tutma: Bir eylem veya eylemsizliğin sonucu olarak bir kişinin veya kişilerin diğerlerinden ayrılması durumudur. Ayrık tutmanın
meşru bir amacı yoksa veya amaca ulaşmak
için kullanılan araçlar oranlı ve gerekli değilse,
eylem ayrımcılık teşkil eder. Ayrık tutmaya şu
örnek verilebilir:
•Bir şirkette iş beden gücü gerektirmediği
halde bedensel engelli birinin işe almada tercih edilmemesi.
Dolaylı Ayrımcılık: Kamu tüzel kişileri ile özel
gerçek ve tüzel kişilerden kaynaklanan ve görünüşte ayrımcı olmayan her türlü eylem, işlem
ve uygulamalar sonucunda, bir gerçek veya tüzel kişinin veya topluluğun, düzenlenen hak ve
özgürlüklerden yararlanması bakımından nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir
konuma sokulmasıdır. Bir eylem, işlem veya
uygulamanın nesnel olarak haklılaştırılabilmesi
için, meşru bir amaca sahip olması ve ölçülü
olması gerekir. Dolaylı ayrımcı uygulamalarda
çoğu halde ayrımcılık ‘farklı’ değil, ‘aynı’ davranmaktan kaynaklanır. Dolaylı ayrımcılığa şu
örnekler verilebilir:
•Bir okulda asansör varken, engelliler dahil
tüm öğrencilerin merdivenleri kullanarak üst
kattaki sınıflara çıkmalarının istenmesi.
•Kadınlara seçimlerde aday listelerinin ilk
sıralarında yer verilmeyerek seçilme şanslarının azaltılması.
Taciz: Psikolojik ve cinsel türleri de dahil olmak üzere, insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran,
yıldırıcı, düşmanca, onur kırıcı, aşağılayıcı veya
saldırganca bir ortam yaratan veya kişi tarafından bu şekilde tanımlanan ve istenmeyen her
türlü davranıştır. Tacize şu örnekler verilebilir:
8
•Din veya etnik köken bakımından azınlık
olarak ifade edilen kişi ve gruplara yönelik
saldırganca söz veya davranışlar. Zorba Yahudi, Pis Arap gibi…
•Engelli olan ve olmayan çocukların bir
arada oynayabilmelerini sağlayacak oyun
alanları yapılması gerekirken, engelli çocukları yaşıtlarından ayrı tutan ‘engelli oyun
parkı’ adı verilmiş parkların yapılması.
Mağdurlaştırma: Eşitlik ilkesine uyulmasını
talep eden veya yasalarda yasaklanan tutum ve
davranışlara karşı şikayette bulunan ve bulunması muhtemel olan veya bu şikayet süreçlerine katılan kişilerle bu kişileri temsil edenlerin,
bu talep ve şikayetler nedeniyle maruz kaldıkları her türlü olumsuz tutum ve davranışı ifade
eder. Şu örnek verilebilir:
•Bir mahallede sürekli gürültü ya- panları
şikayet eden mahalle halkının, gürültücüler
tarafından şiddet kullanarak tehdit edilmesi.
Ayrımcılık talimatı: Bir kişinin kendi adına
eylem ve işlemlerde bulunmaya yetkili kıldığı
kişilere veya bir kamu görevlisinin bir kamu
görevinin icrasıyla ilgili olarak emri altındakilere verdiği ayrımcılık yapma talimatıdır.
• Bir belediyenin, kendisine oy vermediğini
bildiği bir mahallenin halkını cezalandırmak
için, o mahalleye toplu taşıma hizmetini bilerek aksatması.
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Makul düzenleme: Engellilerin yasalarda düzenlenen hak ve özgürlüklerden tam ve diğer
bireylerle eşit şekilde yararlanmasını sağlamak
üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve düzenlemeleri ifade eder. Şu
örnekler verilebilir:
•Bir kamu kurumunda birimlerin tabelalarını görme engelliler için kabartma harflerle de yazmak.
Toplumsal cinsiyete dayalı
ayrımcılık ne demektir?
Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık en basit
tanımıyla kadınların sırf kadın oldukları için
uğradıkları ayrımcılıktır. Türkiye’nin 1985
yılında imzaladığı Kadınlara Karşı Her Türlü
Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nde (CEDAW) ayrımcılık şöyle tarif edilmiştir:
Madde 1: Bu sözleşmede “kadınlara
karşı ayrım” deyimi, kadınların, medeni
durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile
erkek eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya diğer
sahalardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını
ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen
veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan
herhangi bir ayrım, mahrumiyet veya kısıtlama anlamına gelecektir.
Günlük yaşamımızda kadınların dışlandıkları
ve ayrımcılığa maruz kaldıkları alanları ‘politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni alanlar’
olarak sıralayabiliriz. Örneğin iş ilanında askerliğini yapmış olmak koşulu koyan bir kurum
ayrımcılık yapıyor, yani açıkça söylemese bile
işe bir erkeği alacağını bildiriyor demektir.
Çünkü ülkemizde zorunlu askerlik sadece er-
kekler için söz konusudur.
Kadınlar ayrımcılığa her zaman bu kadar açık
seçik maruz kalmazlar. Bazen verilen hizmetlerin yetersizliği de ayrımcılığa uğramamızla
sonuçlanır. Eğer yaygın ve ulaşılabilir bir kreş
hizmeti verilmiyor ise evde kalıp çocuklara bakacak olan, kadındır. Erkek ücretli işinde çalışmaya devam eder. Çocukların bakımından sorumlu olan ebeveynin anne olduğu düşüncesi
kadınların ücretli bir işte çalışmanın dışında
kalmalarını bir ayrımcılık ve hak ihlali olarak
görmemizi zorlaştırır. Bu noktada cinsiyete dayalı iş bölümünden söz etmek gerekir.
Cinsiyete dayalı işbölümünün
sonuçları nelerdir?
Cinsiyete dayalı iş bölümünün kadınları engellediği bir gerçektir. Ancak, bu iş bölümünden
sadece kadınlar etkilenmez. Erkekler açısından
da bu durum bazı sıkıntılar doğurur. Aileyi geçindirmek, bunun için en güçlü, en becerikli
olmaya zorlanmak gibi… Kadınlar açısından ise durum, seçeneksizlikten ibarettir; ya
çocuklarının annesi ve evinin kadını olmak,
ya da… Kısaca cinsiyete dayalı iş bölümü bir
görev paylaşımı anlamına gelmemektedir. Aksine hayatın yükünü birlikte kaldırmak yerine
çoğunu kadınların omzuna yüklemek biçiminde gerçekleşmektedir. Bu durum kadınlar
aleyhine büyük bir eşitsizliğe ve ayrımcılığa yol
9
açar. Kadınlar zamanlarını ve enerjilerini sarf
edecekleri bir meslek edinemezler çünkü cinsiyete dayalı iş bölümü kadınların esas işinin evle
ilgili olduğunu söyler. Mesleğinde başarılı bir
kadın için akla ilk gelen düşünce onun kariyer hırsının bedelini kocasının ve çocuklarının
ödediğidir. Kadın çalıştığı için ailesine zaman
ayıramamakta, evini ihmal etmektedir. Oysa
çalışan bir erkek için böyle bir ihmalden söz
edilmez. Toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümü
kadınlara önce çocuklarına ve varsa evdeki yaşlılara bakmalarını, evi çekip çevirmelerini ve
aile bireylerinin sağlıklı, başarılı olmaları için
destek hizmetlerini vermesini söyler. Bu ayrımcılığın yıkıcı sonuçları hayatımıza her anda, her
alanda yansır.
Günlük hayatta ayrımcılık
nerelerde karşımıza çıkar?
Ailede
Ev işleri ya da aile üyelerinin bakımı gibi işler
genellikle aile içinde eşit olarak paylaşılmaz.
Yalnızca Türkiye’de değil bütün dünyada ev işi
ve ailenin bakımı sorumluluğunu kadınlar ve
kız çocuklar üstlenirken, erkekler çalışıp eve gelir getirmekle yükümlüdür. Bu iş bölümü hane
gelirine doğrudan bağlı değildir, özellikle eğer
kadınlar da çalışıp para kazanıyorlarsa.
10
Cinsiyetçi iş bölümünün temel nedeni ailenin
kadın üyelerine erkeklerden farklı sorumluluklar yükleyen kalıplaşmış toplumsal cinsiyet
rolleridir. Toplumsal cinsiyet rollerine göre erkekler güçlü ve akılcı kabul edildikleri için eve
ekmek getiren, işe gitmek için erkenden çıkıp
gece geç vakte kadar dışarıda çalışandır! Oysa
kadınlar zayıf ve duygusal olarak görülürler
ve aile üyeleri arasındaki ilişkilerin iyi gitmesinden de sorumludurlar. Kendini unutmak
pahasına herkese ilgi göstermesi, anne ve eş
olarak hem kocasına hem çocuklarına duygusal açıdan destek olması beklenen kadınlar, bir
de gün boyu ev işlerini yapmak, bebeklerine,
hastalara ve yaşlılara bakmakla görevlidir.
Toplumsal cinsiyet rolleri yalnızca evdeki görevleri değil, birçok yaşam alanını da tarif eder:
erkekler günün büyük bölümünü ev dışında
geçirirken, kadınlar ev içlerinde kapalıdırlar.
Çağdaş toplumlarda kadınlar ev içinde ya da
dışında, giderek daha çok ücretli işlerde çalışmaya başlamışlardır, hatta kimi zaman hane
gelirinin esas sağlayıcısı bile olabilmektedirler.
Bu durumda ev içindeki iş bölümünde katı
ayrımlar giderek çözülecektir. Ne var ki, toplumsal cinsiyet kalıplarının tamamen ortadan
kalkması çok zordur çünkü toplum yaşamında
bu roller kemikleşmiştir. Sonuç olarak birçok
kadın, hem evde ücretsiz işçi olarak hem de dışarıda para kazanacağı bir işte çalışmakta, dolayısıyla çifte mesai yapmaktadır. Toplumsal cinsiyet kalıpları yalnızca yetişkin aile üyelerinin
görevlerini belirlemez; çocuk ve gençlerin de
bu iş bölümünde yerleri vardır. Çok erken yaşlarda kız çocuklardan temizlik, yemek pişirme
ve bebeklerle yaşlıların bakımında annelerine
yardımcı olmaları beklenir. Oysa genellikle çok
daha özgür olan oğlanlardan böyle işler beklenmez. Oğlanlar futbol oynar, mahalledeki diğer
çocuklarla dolaşırlar; kızların bunları yapmaları
ise çoğunlukla iyi karşılanmaz.
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Ev idaresinde farklı roller ve öncelikler
Evle ilgili bir karar almak gerektiğinde erkeklerle kadınların genellikle birbirlerinden çok
farklı yükümlülükleri ve öncelikleri olduğu
görülür. Çoğunlukla her aile üyesi kendi denetimindeki kaynağı kendi önceliğine göre kullanmak ister. Uluslararası araştırmalar erkeklerden çok kadınların aile üyelerinin, özellikle
çocukların ihtiyaçlarını göz önüne aldıklarını
göstermiştir. Kadınlar beslenme, sağlık ve çocukların eğitimi gibi günlük ihtiyaçlarla daha
fazla ilgilidirler. Kararlarda ve kaynakların denetiminde söz sahibi olma durumunu belirleyen unsurlar her evde ve her kültürde değişiklik
gösterse de, genelde karar verme süreçlerinde
erkeklerin kadınlardan daha öncelikli olduklarına dair kanıtlar bulunmaktadır. Dünya genelinde birçok evde günlük ev harcamalarının
yönetimi konusunda kadınların ya çok az ya
da hiç etkileri yoktur; sağlıkla ilgili veya araba,
toprak ya da mal gibi önemli alımlarda kararlarını kendileri veremezler. Kadınlar kendi hareketleri konusunda bile karar veremezler; evden
çıkıp bir akraba ya da dost ziyaretine ya da alışverişe gidip gitmeyeceklerine, ne zaman ve nereye gideceklerine kocaları, babaları ya da erkek
kardeşleri karar verir. Evle ilgili kararlarda bu
tür eşitsizliklerin olması çoğunlukla erkeklerin
kadınlardan üstün bir toplumsal statüye sahip
olduklarını söyleyen kural ve tutumlara dayanır. Ancak, kişilerin eğitim düzeyi, kazanç ve
malları üzerindeki denetimlerinin boyutu, yanı
sıra eşler arasındaki yaş farkı gibi unsurlar, aile
üyelerinin evle ilgili kararlarda kendi önceliklerini öne çıkarabilmelerini etkilemektedir.
Kalıplaşmış cinsiyet rollerinin
çocuklara geçirilmesi
sal cinsiyet rollerini benimsetmeye çalışırlar.
Bu durum, örneğin giysilerin ve oyuncakların
seçiminde de kendini gösterir. Birçok aile kızlar için elbise, etek ve pembe renkteki eşyaları
beğenirken, oğlanlar için örneğin pembe renkli
bir giysiyi kesinlikle seçmezler. Aynısı oyuncaklar için de geçerlidir; kızlara genellikle bebek
alınırken oğlanlara oyuncak araba ya da top alınır. Anne-babalar kızlarını oğullarından farklı
faaliyetlere de yönlendirirler. Kızlar örgü gibi
elişleri yapmaya, oğlanlarsa mahalle takımında
iyi top oynamaya özendirilebilir. Çocuklar nasıl davranacaklarını ve hangi faaliyetlerde bulunabileceklerini böylece öğrenirler. Oğlanlara
korkmamaları ve ağlamamaları söylenir, güçlü,
cesur ve iddialı olmaları istenir. Oysa kızlara
talepkar olmamaları, iyi huylu ve itaatkâr olmaları öğretilmektedir. Bu tür farklı tutumlar
sonucunda çocuklar davranış ve faaliyetlerin
bazılarının kadınlara, bazılarının da erkeklere
uygun olduğu şeklinde bir inanç geliştirirler.
Daha sonra, örneğin mesleki seçimlerinde,
kızlarla erkeklerin kendi tercihlerini benimsedikleri bu cinsiyet rolleri temelinde yapacakları
aşikardır. Böylece kızlar hemşirelik, öğretmenlik ya da bakıcılık gibi kadınların çalışma alanları olarak görülen işlere ilgi duyarken, erkek
çocuklar asker, otobüs şoförü ya da itfaiyeci
olma hayali kurarlar. Dahası, birçok ülkede
çocukların gördükleri ilgi ve bakım açısından
da farklar vardır. Kadınlar beslenme ve sağlık
olanaklarına erkek aile üyelerine nazaran daha
az ulaşabildikleri için de ayrımcılığa uğrarlar.
Bu gerçek karşısında birçok kız kendini daha
değersiz görebilmekte, bu nedenle kendisine
erkek çocuklardan farklı davranıldığını düşünmektedir.
Doğumlarından itibaren kızlarla oğlanlara
farklı davranılır. Çocuk açısından ilk bağlanılan kişiler olan anne-baba ile ailenin öteki
üyeleri, çocuklara sürekli kalıplaşmış toplum-
11
Okulda
Kız ya da oğlan bütün çocukların eğitim alma
hakkı vardır. Bu hak Türkiye Anayasası’nın 42.
maddesinde ve çok sayıda uluslararası insan
hakları ve çocuk hakları kararında güvence altına alınmıştır. Buna rağmen Türkiye’de, çoğu
kız olmak üzere çok sayıda çocuğun okula gitme hakkı elinden alınmıştır. Okula gidenlerin
oranı yüksek öğrenimde daha da düşmektedir.
İlkokul ve ortaokulda kız ve oğlan öğrenci oranı hemen hemen eşitken, Türkiye’nin birçok
ilinde lisede kız öğrencilerin sayısı oğlanlardan
düşüktür. 2012-2013 eğitim döneminde Çankırı (%7), Erzincan (%9), Şanlıurfa (%13) ve
Bitlis (%15) gibi kentlerde bu oran çok daha
düşmektedir. Okullulaşmadaki kadın-erkek
farkının çeşitli nedenleri vardır. Birçok aile
yalnızca kendi çocuklarının geleceği için değil,
toplumun geneli için de eğitimin önemini kavramış değildir. Üstelik bu soruna özellikle Türkiye’nin kırsal kesimlerindeki altyapı sorunları
katkıda bulunmaktadır. Ek olarak Türkiye
toplumunun derinlerine kök salmış basmakalıp toplumsal cinsiyet rolleri eğitime ulaşmada
önemli bir engeldir.
Yukarıda değinilmiş olan ailenin kadın ve erkek üyelerinin görev ve rollerindeki farklar
sebebiyle, kızların oğlanların aksine ev işleri
ve tarım faaliyetlerine yardımcı olmaları istenmekte, bu nedenle de çocuklar okuldan uzak
kalmaktadırlar.
düzeylerdeki eğitim seviyelerinde öğretmenlik
yaparlar. 2012-2013 eğitim yılında okul öncesi
öğretmenlerinin %94,2’si, ilkokul öğretmenlerinin ise: 57.8’i kadınken, ortaokul ve liselerde
bu rakam 44.3’e düşmektedir. Yüksek eğitim
seviyelerindeki eğitimci kadınların oranının
düşük olması durumu, Türkiye’deki üniversitelerde çalışan kadınların, öğretim elemanları
hiyerarşisi içindeki konumlarında bariz bir
şekilde görülmektedir. Dünya standartlarıyla
karşılaştırıldığında Türkiye’deki kadın akademisyenlerin sayısı yüksek olmakla birlikte, bu
durum cinsiyet eşitliğinden oldukça uzaktır.
2012-2013 eğitim yılında kadın akademisyenlerin sayısı düşerken kadın öğretmenlerin
sayısı artmıştır: üniversitelerdeki öğretmenlerin % 42,8’i kadınken, yardımcı doçentlerin
% 37,7’si, profesörlerinse % 28,4’ü kadındır.
Kadın istihdamının eğitim sisteminin alt seviyelerinde daha yoğun olduğu gerçeği, okulların ve üniversitelerin yönetimlerindeki düşük
temsiliyetle iyice belirginleşmektedir: 2010
yılında okulların yalnızca % 11,9’unun, üniversitelerinse % 5,9’unun yönetici kademeleri
kadınlardan oluşmuştur.
Çalışma Hayatında
Eğitim hiyerarşisinde kadınların
yetersiz temsili
Türkiye’de öğretmenlik kadınlar için en eski
mesleklerden biridir, bu nedenle de en iyi
kadın mesleği olarak öğretmenlik kabul edilir. Ancak, buna rağmen kadınlar eğitim sisteminin her düzeyinde öğretmen olarak eşit
şekilde yer almazlar. Kadınlar daha çok alt
12
Tüm dünyada, kadınlar erkeklerden hiç de geride olmadıkları halde, emek piyasasında ciddi
olumsuzluklarla karşılaşmaktadır. Emek piyasasındaki cinsiyet ayrımının temellerini oluşturan, kalıplaşmış toplumsal cinsiyet rolleridir;
bu yüzden kadın istihdamı ile erkek istihdamı
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
arasında büyük bir fark vardır. Türkiye’de çalışma yaşındaki kadınların yalnızca % 27,5’i
çalışmaktadır. Ancak bu, geriye kalan %72,5
oranındaki kadınların çalışmadığı anlamına
gelmez. Bu kadınlar ‘ev kadını’ olarak sınıflandıkları halde büyük olasılıkla birçoğu aile işlerinde çalışmaktadır. Dünya Bankası ücretlendirilmemiş aile işlerini “güvencesiz istihdam”
olarak adlandırmaktadır. Türkiye’de 2011 yılında kadınların % 48’inin güvencesiz olarak
çalıştığı tahmin edilmiştir. Ayrıca, kadınlar
yalnızca belli sektörlerde ve mesleki alanlarda
istihdam edilmektedir. Türkiye’de özellikle
hemşirelik, bakıcılık ve öğretmenlik kadınlara
özgü meslekler olarak görülür; inşaat gibi erkeklere özgü olduğu düşünülen alanlarda kadın çalışan bulmak zordur. 2012 yılında yasa
koyucu, üst düzey memur ve yönetici (% 3), ya
da makine operatörü veya montajcısı (% 3.4)
olarak çalışan kadın oldukça azken, kalifiye tarım ve balık işçisi (% 28) ya da nitelik aranmayan işlerde (% 20) daha çok kadın çalışmıştır.
Bu rakamlar aynı zamanda yüksek konum ve
seviyelerdeki mesleklerde kadınların yetersiz ya
da hiç temsil edilmediklerini göstermektedir.
Kadınlara uygun görülen mesleki alan, sektör
ve işlerin sayısı erkeklere uygun görülenlerden
çok daha az olduğu için, kadınlar iş seçimlerinde de kısıtlanmış durumdadır. ‘Yatay ayrım’
olarak tanımlanan bu ayrım zamanla pek değişmemekte, düşük gelirli ve az gelişmiş ülkelerden, yüksek gelirli ve gelişmiş ülkelere kadar
dünyanın her yerinde hüküm sürmektedir.
Gelir eşitsizliği
Kadınların iş ve meslek seçimindeki eşitsizlik,
kadın ve erkek ücretlerindeki önemli farkla
birleşmektedir. Dünyanın her yerinde kadınlar erkeklerden daha az kazanmaktadır. 2010
yılında Türkiye’deki kadınların brüt ücretleri,
erkeklerinkinden ortalama %15,8 azdır. Bunun bir nedeni kadına uygun olduğu söylenen
mesleki alanların genellikle düşük ücretli işleri
kapsıyor olmasıdır. Ancak, kadınlar erkeklerle
aynı alanda ve konumlarda çalışıyor olsalar bile
onlarla aynı ücreti almamaktadırlar. Ayrıca kadınlar kayıt dışı sektörlerde ya da aile içinde ücretsiz emekçi olarak daha fazla çalışmaktadırlar. Gelir eşitsizliğinin bir nedeni de kadınların
yarı zamanlı ya da kayıt dışı gibi esnek çalışma
koşullarına sahip işlerde daha fazla oranda çalışmalarıdır. Bu durum kadınlara iş ve bakım
sorumluluklarını bir arada götürme fırsatı sağlasa da, bu tür modeller aslında aile içindeki iş
bölümünü teşvik edip pekiştirmekte, kadının
bakım ve ev işi sorumluluklarını kalıcılaştırmaktadır. 2012’de Türkiye’de, çalışan kadınların %24.4’ü yarı zamanlı işler yapmışken, yarı
zamanlı çalışan erkeklerin oranı yalnızca % 6.9
olmuştur. Kadınlar herhangi bir yasal güvencesi olmayan kayıt dışı işlerde çalışmaktadırlar.
Türkiye’de çalışan kadınların yarıdan fazlasının
Sosyal Güvenlik Kurumu’nda kaydı yoktur:
2012 yılında çalışan erkeklerin %32,7’si kayıt
dışıyken, kadınların % 54,2’si kayıt dışı çalışmıştır.
Medyada
Kadınları ve erkekleri nasıl gördüğümüz konusunda medyanın çok güçlü bir etkisi vardır.
Her gün televizyon, gazete, internet ve radyolarda ya da caddelerdeki reklam panolarında
binlerce kadın ve erkek görüntüsüyle karşılaşır, ama çoğu zaman bunun farkında olmayız.
Medya, gerçeği ve toplumda var olan farkları
yansıtır gibi görünmekle birlikte, kitle iletişim
araçlarının kadın ve erkek betimlemeleri aslında gerçekdışı ve kalıplaşmıştır, dar algılar barındırır ve bunları sürekli yeniden üretir. Gerçeklik iddiasındaki kadın ve erkek betimlemeleri
aslında tamamen toplumsal cinsiyet kalıpları
doğrultusunda çarpıtılmış betimlemelerdir.
Kadınlar sık sık özverili eş ve anne rolünde,
erkeklere bağımlı ya da erkeklerin dikkatini çe-
13
kecek bir nesne, ya da erkek şiddetinin kurbanları olarak görünürler. Dahası, genellikle güzel,
teslimiyetçi ve uzlaşmacı niteliklerle resmedilen bir kadınsılık öne çıkarılmaktadır. Erkeklerse eril, güçlü, dayanıklı ve rekabetçi rollerde
karşımıza çıkarlar. Başarılı bir iş adamı olurlar
ama nadiren sevecen bir baba ya da sadık bir
koca olarak görürüz onları. Bu betimlemeler
toplumun kadınlardan ve erkeklerden ne beklediğine dair görüşlerimizi etkilemekle kalmaz,
kendimizden ne beklediğimize dair kendi algılarımızı da büyük oranda etkiler.
Reklam ve dizilerde kalıplaşmış yargıların
güçlendirilmesi
Televizyon tüm medya organları içinde en geniş izleyiciye sahip araçtır. Türkiye’de de durum
böyledir ve Avrupa’daki günlük 180 dakika
ortalama televizyon izleme zamanı Türkiye’de
300 dakikadır. Bu nedenle TV’de gösterilen
programların kadın-erkek algısı üzerindeki etkisi gayet ciddidir. Durum sürekli basmakalıp
görüntü sunan reklam ve dizilerde çok daha
önemlidir. Reklam aslında bir ürünün ya da
hizmetin satışını artırma aracıdır, ancak satın
alma kararlarının ötesinde başka davranışları
da etkiler. Örneğin tertipli ev hanımlarını gösteren bir çamaşır deterjanı ya da temizlik malzemesi reklamı ev işlerinin yalnızca kadınların
görevi olduğu fikrini pekiştirmektedir. Benzer
cinsiyetçi görüntü ve roller TV dizilerinde de
boy gösterir. Dizi seyretmek yaygın bir boş
zaman faaliyetidir. Tipik aileleri ya da eşleri
14
sergilediğini iddia eden bu diziler Türkiye’de
yaşayan insanların günlük hayatlarının böyle
olduğunu ileri sürmekle kalmaz, aynı zamanda
özdeşleşeceğimiz sıradan karakterler konusunda da öneri de bulunurlar.
Sokakta
Kamusal alanların kullanımı insanların günlük
hayatlarının önemli bir parçasıdır. Caddeler,
parklar, meydanlar ve kamu binaları insanların
başka insanlarla karşılaşıp buluşmaları, dinlenmeleri, kamusal hayata katılmaları ve benzer
faaliyetler için mekan teşkil ederler. Kamusal
mekanlar genelde herkese açıktır, ancak kadınlar genellikle erkeklere oranla farklı ve çok daha
kısıtlı bir kamusal alan ulaşımına sahiplerdir.
Kadınlar için neyin uygun olduğunu, neyin
uygun olmadığını söyleyen kurallar bu konuda
da etkilidir; kamusal mekanlarda erkekler için
‘doğal’ kabul edilen davranış ve faaliyetlerin
birçoğu kadınlar için kabul edilemezdir. Örneğin gece geç saatlerde kadınların sokakta dolaşması ya da kafelerde oturup başka kadınlarla
çay içmeleri uygun görülmezken, erkeklerin bu
tür davranışları gayet “normal”dir. Toplumsal
kuralların başka bir sonucu olarak, kadınlar genellikle kamusal mekanlarda çeşitli biçimlerde
tacize maruz kalırlar. Taciz kadınların tanımadığı erkeklerin rahatsız edici bakışlarına, cinsel
içerikli sözlerine, ya da temaslarına maruz kalmaları gibi cinsellikle ilgili bir olaydır. Davranış
ve hareket özgürlüklerini kısıtlayan toplumsal
kuralları aşmaya ya da görmezden gelmeye çalışan kadınların karşılaştıkları taciz biçimleri ise
hakaret ve aşağılanmadır. Kamusal alanlar çoğu
zaman zaten kadınların zararına olacak şekilde
tasarlanmıştır. Yaya yollarının yetersizliği, kaldırımların durumu ve genişliği genellikle bebek arabası süren ya da yanında çocukları olan
kadınların caddeleri kullanmalarını ya da öteki
kamusal alanlara ulaşmalarını engellemektedir.
Toplu taşımacılık da erkeklerin günlük yaşamlarına göre düzenlenmiştir.
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
III. Bölüm
Cinsiyet Kalıp
Yargılarının
Aşılmasında Psikolojik
Danışma ve Rehberlik
Hizmetleri
15
Dünyadaki hızlı toplumsal, ekonomik, sosyolojik, kültürel değişimler sonucunda ortaya
çıkan bireysel ihtiyaçların giderilmesi, bireyin
kendisi ve içinde yaşadığı toplumla uyumlu
olmasına destek sağlanması amacıyla sunulan
hizmetler olarak da tanımlanabilir. Günümüzde PDR hizmetleri gelişimsel bir anlayış
çerçevesinde planlanmakta ve sunulmaktadır.
Gelişimsel bakış açısına göre bireyin her yaş
döneminde kazanması gereken özellikler, geliştirmesi gereken davranışlar vardır. Bu özellikler gelişim görevleri olarak tanımlanmaktadır.
Örneğin;
•Konuşmayı öğrenmek
G
ünümüzde eğitimin amacı ve işlevi birçok
etkene bağlı olarak değişmektedir. Hızlı
sosyo-kültürel, ekonomik ve teknolojik değişmeler, bilim alanındaki yeni gelişmeler ve buluşlar, özellikle demokratik düşünceler ve insan
haklarındaki gelişmeler eğitimden beklentilerin artmasına yol açmış ve geleneksel eğitimi
“birey yararına” değişmeye zorlamıştır. Öğrenciye bilgi yüklemeye, sadece zihinsel gelişmeye
önem veren geleneksel eğitim giderek yerini bireyi özgürleştirmeye ve yetkinleştirmeye çalışan
çağdaş anlayışa bırakmaktadır. Çağdaş eğitim
anlayışı insanı ve insanın ihtiyaçlarını temel
alır. Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri
ise eğitim süreçlerinin ayrılmaz ve tamamlayıcı
bir parçasıdır.
Psikolojik Danışma ve Rehberlik
(PDR) hizmetleri nedir?
Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri; bireyin kendini tanıması ve anlaması, problemlerini çözmesi, hayatıyla ilgili gerçekçi kararlar
alması, potansiyelini geliştirmesi, çevresinde
bulunan imkanları fark etmesi ve değerlendirebilmesi, çevresine dengeli ve sağlıklı bir şekilde
uyum yapabilmesi için sunulan hizmetlerdir.
16
•Öz bakım becerilerini edinmek
•Cinsiyet farklılıklarını öğrenmek
•Duygusal bağımsızlığını kazanmak
•Vicdan, ahlak ve değerler sistemi geliştirmek
•Bir mesleğe yönelme ve mesleğe hazırlanmak
•Vatandaşlık sorumluluklarını üstlenmek
•Meslek edinme ve bir işe girmek
bireylerin başarması gereken gelişim görevlerinden birkaçıdır.
Gelişim görevlerinin yaş dönemi içinde başarılması sonraki dönemlerde başarıya ve mutluluğa, başarılamaması ise mutsuzluğa, çeşitli
sorunlara neden olur.
Okul Psikolojik Danışma ve
Rehberlik (PDR) hizmetleri
Okul PDR hizmetlerinde çocukların gelişim
görevlerinin eğitim sistemi içinde desteklenmesi amacıyla kendini tanıma ve kabul etme,
başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurma, eğitsel anlamda başarılı olma, mesleki gelişme, hayatını
güvenli ve sağlıklı olarak yaşayabilme, okul, aile
ve toplumla uyumlu olma gibi yeterlilikler kazandırılması hedeflenmektedir (MEB, 2007).
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Şekil-1. İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sınıf Rehberlik Programı
OKULA
VE
ÇEVREYE UYUM
TOPLUM
VE
AİLE
KENDİNİ BUL
GÜVENLİ
VE
SAĞLIKLI HAYAT
EĞİTSEL
VE
MESLEKİ GELİŞİM
Çağımızda hızlı ekonomik, sosyal ve teknolojik
değişimler eğitim kurumlarını, bireylerin başarılı bir şekilde okuldan iş yaşamına geçişlerini
ve bu geçiş sürecinde hem bireylerin hem de iş
piyasasının taleplerini karşılamaya zorlamaktadır. Bu nedenle yeni dünya düzeninde eğitim
kurumlarının, ilkokuldan itibaren, programlarını çocukları ve gençleri gerçek yaşamla tanıştıracak içerikte ve okuldan iş yaşamına başarılı
geçişi sağlayacak üretken bir eğitim ortamı
yaratmak yönünde düzenlemeleri gereklidir
(Özdemir Yaylacı, 2007). Söz konusu düzenlemeler bireylerin hem akademik hem de kişisel gelişimlerini hedeflemektedir. Bireyin bir
bütün olarak geliştirmesine destek sağlamayı
amaçlayan PDR çalışmaları bu noktada önemli rol oynamaktadır.
KİŞİLER ARASI
İLİŞKİLER
EĞİTSEL BAŞARI
PDR hizmetleri hangi alanlarda
sunulur?
PDR hizmetleri kişisel-sosyal, eğitsel ve mesleki olmak üzere üç alanda sunulmaktadır.
Kişisel sosyal rehberlik hizmetlerinde; bireyin
ilgi, yetenek, istek ve potansiyel olarak kendini
tanıması, kendine yönelik olumlu bir benlik
imajı geliştirmesi, çevresiyle uyumlu olması,
sağlıklı iletişim kurması, sorumluluk alması,
karar vermesi, kendi cinsiyetini tanıması ve kabul etmesi kısacası yaşam becerileri geliştirerek
yaşamayı öğrenmesi hedeflenir.
Eğitsel rehberlik hizmetlerinde; okula ve öğrenmeye karşı olumlu bir tutum geliştirmesi,
doğru bilgiye nereden ve nasıl ulaşacağını öğ-
17
renmesi, özelliklerine uygun eğitimi alabilmesi,
öğrencinin cinsiyeti nedeniyle okula veya üst
eğitim kurumuna gönderilmemesi vb. eğitim
engelleri varsa fark edilmesi ve bunlarla mücadele edilmesi diğer bir ifadeyle öğrencinin öğrenmeyi öğrenmesi hedeflenir.
Meslek rehberlik hizmetleri ile cinsiyet kalıpyargılarından uzak bir şekilde, bireyin ilgi,
yetenek ve potansiyeli doğrultusunda kendine
uygun mesleği seçebilmesini diğer bir ifade
ile çalışmayı ve üretici olmasını öğrenmesini
hedefler. Bireysel farklılıklara saygı duymak,
kadın erkek tüm bireyleri insan olarak değerli ve gelişmeye açık görmek PDR hizmetlerinin temel ilkeleri arasındadır. PDR hizmetleri
okullarda başta öğrenciler olmak üzere veli ve
öğretmenleri kapsar.
PDR hizmetleri hedef kitleye dönük tüm
çalışmalarda (sınıf ve okul rehberlik etkinlikleri, veli toplantıları, veli görüşmeleri,
öğretmen ve idarecilere sunulan müşavirlik
hizmetleri, seminer, konferans vb.) cinsiyet
kalıpyargılarıyla mücadelede önemli bir
araçtır.
Şekil-2. PDR Hizmetleri
RPD Hizmetleri
Kişisel-sosyal
rehberlik
Eğitsel
rehberlik
Mesleki
rehberlik
1. Çeyrek
2. Çeyrek
18
3. Çeyrek
Meslek seçimi sürecinde mesleki
rehberlik hizmetlerinden nasıl
yararlanılır?
Ülkelerin kalkınmasındaki en önemli kaynaklardan biri insan gücüdür. İnsan gücünün
etkili ve verimli bir şekilde kullanılabilmesi de
meslek seçiminin bilinçli yapılmasıyla mümkün olur. Üretken ve gelişmeye açık nitelikler
kazandırmayı amaçlayan bir eğitim anlayışı,
bireylerin kendi potansiyellerini maksimum
düzeyde ortaya koyabilecekleri en uygun mesleği seçmelerine önem verir. Bu doğrultuda
mesleki rehberlik hizmetleri bireylerin sağlıklı
meslek seçimi yapabilmeleri ya da seçtikleri
meslekte mutlu ve başarılı ilerleyebilmeleri için
destek sunar. Mesleki rehberlik hizmetlerinin
hedef kitlesi tüm bireylerdir. Meslekleri tanımaya ve uygun mesleği seçmeye çalışan öğrenciler, iş arayan, işini değiştirmek isteyen, işinde
ilerlemek isteyen yetişkinler, emekliler ve dezavantajlı gruplar (yaşlılar, engelliler gibi) kısacası
tüm bireyler mesleki rehberlik kapsamındadır.
Çünkü meslek seçimi bir anda ortaya çıkan
ve asla değişmeyecek bir karar değildir. Çocukluk yıllarından itibaren geçirilen yaşantılar
ve edinilen izlenimler, eğitim seçenekleri, aile
bireylerinin etkisi, toplumsal etkiler, istihdam
politikaları, eğitim politikaları vb. bireyin meslek seçimi üzerinde etkilidir. Bu nedenle bireylerin meslek seçimi sürecinde doğru şekillerde
yönlendirilmeleri, cinsiyet kalıpyargılarından
uzak, kendi ilgi ve yetenekleriyle toplumun
ihtiyaçlarını göz önünde tutarak kararlar vermeleri mutlu ve üretken olmalarında önemli
bir faktördür.
Şekil-3 Mesleki Rehberlikte Önemli Öğeler
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Mesleki rehberlik hizmeti bireyin önce ilgi,
yetenek, beklenti, güçlü ve zayıf yönleriyle
kendini tanıyıp kabul etmesine, çevresindeki
eğitim fırsatlarını değerlendirmesine, meslekleri araştırmasına, kendi özellikleriyle mesleğin
özelliklerinin birbirine uygunluğu ölçüsünde
de mesleğin seçilmesine destek sağlar. Bu süreçte bireylerin öğrenmeye ve çalışmaya karşı
olumlu bir tutum geliştirme, öğrenmeyi öğrenme, zamanı iyi kullanma, girişimci olma,
yaratıcılığını ortaya koyma, seçimler yapma
ve bunların sorumluluklarını alma becerilerini geliştirir. Doğru ve yeterli düzeyde mesleki
rehberlik hizmeti alamayan bireyler kendilerini
ve meslekleri yeterince tanımadan meslek tercihinde bulunmaktadırlar. Bu durum bireyin
hayatında kararsızlık (doğru bir seçim yaptım
mı acaba?), zaman kaybı (eğitime ara verme,
sınavlara tekrar hazırlanma), başarısızlık (okulu bırakma, derslerde başarısız olma), kendine
ya da çevresindekilere (aile, öğretmen) yönelik
olumsuz düşünceler (öfke) geliştirmesine neden olabilir.
Meslek nedir? Meslek seçimi
neden önemlidir?
Meslek; kişilere yararlı mal veya hizmet üretmek ve karşılığında bir gelir elde etmek için
yapılan, belli bir eğitimle kazanılan ve kuralları toplumca belirlenmiş faaliyetler bütünü-
dür (Kuzgun, 2006). Meslek seçimi; bireyin
kendine açık olan meslekleri çeşitli yönleriyle
değerlendirip kendi ihtiyaçları ve beklentileri açısından istenilen yönleri çok, istenmeyen
yönleri az olan birine yönelmeye karar vermesidir. Meslek edinmenin temelinde para kazanarak fizyolojik ihtiyaçları karşılamak yanında
gizil güçleri geliştirmek, sosyal ve psikolojik
ihtiyaçların doyumunu sağlamak da söz konusudur. Freud’a göre “Sağlıklı insan, sevebilen ve
çalışabilen insandır”. Çünkü mesleği sayesinde
birey;
• Üretici olur.
• Kendini değerli ve önemli görür.
• Kendine olan güveni ve saygısı artar.
• Sahip olduğu becerileri kullanır.
• Toplumsal saygınlık kazanır.
• Sosyal kimlik kazanır.
• Rol ve bu role bağlı sorumluluk duygusu
geliştirir.
20. yy başlarında ‘mesleki gelişim’ kavramı ortaya çıkmış, bireylerin herhangi bir mesleki ya
da eğitsel seçim yapması yerine bu seçimler için
gerekli akademik, psikolojik ve sosyal gelişimlerinin sağlanması, becerilerinin geliştirilmesi,
transfer edilebilir becerilere sahip olmaları ve
bu doğrultuda mesleki gelişimlerini planlamaları söz konusu olmuştur. Çünkü konunun
sadece ‘seçim’ noktasında ele alınması süreç
içinde eğitim kademeleri ve sınıflar boyunca
öğrencinin gelişim ve değişimlerinin göz ardı
edilmesine neden olmuştur. Bir sınıf veya eğitim kademesinde yapılan seçim, öğrencinin
gelişim dönemi ve özelliklerinin farklılaşması,
bilişsel becerilerin ve yaşam deneyimlerinin
artmasıyla geçerliliğini yitirmektedir. Önemli
olan, öğrenciye kendini tanıma, yaptığı seçimleri fark edebilme, mesleki gelişimini ve eğitim
sürecini başarıyla yönetebilme gücünü ve yeterliliğini kazandırmaktır.
19
Mesleklere yönelik cinsiyet kalıpyargıları
• Kadınlar yönetici olabilir mi?
• Kadınlar mühendis ya da doktor olabilir mi?
• Erkekler hemşire olabilir mi?
• Kadınlar ya da erkekler için ideal meslekler hangileridir?
Bu sorulara verilen yanıtlar toplumda mesleklerin cinsiyet kalıpyargıları çerçevesinde nasıl
şekillendiğini göstermektedir.
Yüzyıllardır cinsiyete dayalı kalıpyargılar erkekleri kamusal alana, iş hayatına, bilime, teknolojiye, yönetime yönlendirirken, kadınları eş,
anne, ev işlerinden ve aile bireylerinin bakımından sorumlu kişi konumuna getirmiş ve
yaşadıkları deneyimleri de bu alanlarla sınırlamıştır. Bu nedenle cinsiyete dayalı kalıpyargılar
kadınların ve erkeklerin seçebileceği meslekler
üzerinde etkili olmuştur. Günümüzde hızla
değişen ve gelişen dünyada her ne kadar meslek seçiminde kadın-erkek ayrımları yok gibi
görünse de kız ve erkek çocukların mesleki
gelişimlerinde onları yönlendiren pek çok kalıpyargının varlığını sürdürdüğü bir gerçektir.
Özellikle kız çocukların okula gidip gidemeyeceği, çalışıp çalışamayacağı, doktor, avukat,
öğretmenlik, sanat, spor ya da bilim insanlığı
ile ilgili alanlardan hangisinde çalışabileceği
genel toplumsal kabuller çerçevesinde şekillenmektedir. Bu durum kadınların kendileriyle aynı düzeydeki erkeklere oranla daha az
maddi kaynaklara, sosyal statüye, güce ve kendini gerçekleştirme fırsatına sahip olmalarına
neden olmaktadır (Ulusoy, 1999). Cinsiyet
kalıpyargıları kız çocukların potansiyellerini
ortaya koymalarını da engellemektedir. Üstün
yetenekli kız çocukların cinsiyet kalıpyargıları
nedeniyle, cinsiyetleriyle başarıyı bağdaştırmayan bir ortamda olduklarında veya yetenekleri erkeklere özgü alanlarda geliştiğinde sorun
yaşayabilmekte, yeteneklerini ve ilgi alanlarını
gizlemeye çalışmaktadır (KUYEM, 2014).
Matematik, fen ve okuma becerilerini kapsayan PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçlarına göre 2003-2012 yıllarında yapılan sınav sonuçları
karşılaştırıldığında yoksun ve başarılı kız öğrencilerin başarı oranının yüzde 400 oranında artması, imkan sağlandığı durumlarda kız öğrencilerin matematik ve fen başarılı
olduğunu göstermektedir (PISA, 2014)
Çelikten (2004) Kayseri’de devlet okullarında
görev yapan kadın okul müdürlerinin sayı olarak az olmasının sebeplerini araştırdığı çalışmada toplumsal ve kültürel normlar nedeniyle kadın yöneticilerin kabullenilmesinde sıkıntılar
olduğunu belirlemiştir. Kadın öğretmenlerin
okulda yönetici olmalarını engelleyen etmenler
20
de “toplumun bakış açısı, gelenekler, ev işlerinin yoğunluğu, evlilik ve çocuk sahibi olmanın getirdiği yükümlülükler, başaramamaktan
çekinme ve özellikle diğer kadın öğretmenlerin
kadın yöneticilere karşı olumsuz tavır takınmaları” olarak sıralanmıştır. Bu durum kadınların
kendi istekleriyle yönetici olmaktan vazgeçme-
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
lerine, okul yöneticiliği sınavlarının kadın-erkek bütün öğretmenlere açık olmasına rağmen
sınavlara başvuran kadın oranlarının yüzde 10
civarında olmasına, başarılarının düşük olmasına ya da sınavı kazansalar bile öğretmenlik
yapmaya devam etmelerine neden olmaktadır.
Kadının yönetim kademesine gelmesini engelleyen önyargıların temelinde cinsiyet kalıpyargıları bulunmaktadır. Araştırmalara göre
bu kalıpyargılar arasında “kadının etkili bir
yönetimin gereklerini yerine getiremeyeceği,
çalışmak istemeyeceği, kariyerlerine erkekler
kadar bağlı olmadığı, yeteri kadar sert ve dayanıklı olmadığı, mesai saatleri dışında çalışmayacağı, karar verme kapasitesinin olmaması,
çok duygusal olması, kadınların, yöneticilik
yaşamının ağır çalışma koşullarına ayak uyduramayacağı, toplumsal görev olarak kadına
yüklenen aile, ev işleri ve çocuk büyütmek gibi
sorumlulukları bütünleştiremeyeceği” gibi ifadeler mevcuttur (Çelikten, 2004). Bu durum
toplumumuzda halen pek çok meslek alanında
kadınların geri planda kaldığı göstermekte, diğer taraftan eczacılık ve tıp gibi sağlıkla ilişkili
alanlarda kadınların daha yoğun yer aldığı ve
bu alanların kadın meslekleri olarak tanımlandığı görülmektedir (Urhan ve Etiler, 2011). Bir
çalışma da plastik sanatlar alanında yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçları da cinsiyet temelli
farklılık örüntülerinden dolayı kadınların bu
alanda profesyonel düzeyde kariyer sahibi olmalarını kısıtlayıcı ve cesaret kırıcı olduğunu
göstermektedir (Ulusoy, 1999).
Araştırmalar genel olarak değerlendirildiğinde,
kadınların meslek seçiminde toplumsal cinsiyet rollerinin ve mesleklere atfedilen kalıpyargıların önemli bir etken olduğu görülmektedir.
Toplumun ihtiyaçları ve gelişmesine paralel
olarak bu kalıpyargılar zamanla değişime uğrasa da geçerliliğini korumaktadır.
Bu kalıpyargılar ancak ailede başlayan ve okulda devam eden eğitimle kırılabilir ve bireylerin
cinsiyet ayrımı gözetmeksizin meslek seçmeleri
için fırsatlar yaratılabilir. Örneğin, ülkemizde
yakın bir zaman kadar erkeklerin sağlık sektöründe hemşire ve hastabakıcı olmaları düşünülemezken günümüzde erkek hemşireler sağlık
sektöründe tercih edilen kişiler konumuna
gelmiştir. Diğer yandan kadınların mühendislik, yöneticilik gibi pek çok alanda önyargılara
rağmen başarılı oldukları görülmektedir.
Cinsiyet kalıp yargıları meslek
seçimini nasıl etkiler?
Cinsiyet kalıpyargıları neredeyse doğum öncesi
dönemden başlayarak bireyin tüm hayatını etkiler. Adımız, ne renk giysi giyeceğimiz, hangi
oyuncaklarla oynayacağımız, hangi kurallarla
büyütüleceğimiz, hangi haklara sahip olacağımız, nasıl bir eğitim alacağımız, nerede çalışacağımız, hangi mesleği seçeceğimiz vb. cinsiyet
kalıpyargıları çerçevesinde şekillenir.
Çok eski yıllarda insanlarda şeytani
güçlerin, küçük çocukların odalarında
dolaştığına ve çocukların vücuduna girmek için fırsat kolladığına yönelik bir
inanç varmış. Bu şeytani güçlerin ancak gökyüzünün rengi olan mavi renk
tarafından kovulduğuna inanılırmış.
Bu nedenle ailenin devamı için önemli
görülen erkek bebeklere mavi giydirilirmiş.
Çocuklar 2-6 yaş döneminde cinsiyet farklılığını öğrenmeye ve cinsel kimliklerini kazanmaya
başlarlar. Bu yıllardan itibaren kızların narin,
kibar ve saygılı olmaları beklenirken, oğlanların sert, inatçı ve kavgacı tutumları övgü
almaya başlar. Özellikle ailenin oğlu yoksa kız
çocukların oğlan gibi giydirilmesi ve ‘öyle dav-
21
ranmaya’ zorlanması onaylanırken, oğlanların
kızlara özgü bir oyun oynaması, sakin ve kibar olması paniğe neden olur. Kız çocukların
kendilerini ifade etmeleri ve ağlamaları normal
karşılanırken oğlanlarda bu davranışlar kızlara
özgü bir özellik olarak nitelendirilir ve hoş karşılanmaz.
Çocukların çevreleriyle iletişim kurdukları andan itibaren aldıkları bu tepkiler onların dünyaya bakışını ve ileride seçecekleri meslekleri
etkiler. Büyüyünce ne olacaksın sorusuna kız
çocuğun verdiği “astronot” ve oğlan çocuğun
verdiği “öğretmen” cevabı “erkekler astronot
olur, sen kızsın olamazsın” ya da “öğretmenlik
kızlara uygun bir meslek, sen mühendis ol”
tepkisiyle karşılandığında çocuğun zihninde
toplumda kadın ve erkeklere uygun görülen
ve görülmeyen meslekler şekillenmeye başlar.
“Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna verilen
“öğretmen, pilot, şoför, polis…” yanıtlarıyla ya
da oynadıkları oyunlarda üstlendikleri rollerle
birlikte çocuklarda aynı zamanda mesleki gelişim süreci de başlamış demektir.
Meslek seçimi sürecinde çocuklar aile üyelerinin, yakın çevrelerinde yaşayan sevdikleri
büyüklerin, öğretmenlerinin, arkadaşlarının,
izledikleri filmlerdeki kahramanların, medyada
öne çıkan ünlü kişilerin etkisinde kalarak meslekleri araştırmaya ve mesleklerin kendilerine
uygunluğunu test etmeye başlarlar. Toplumsal
kalıpyargılar temelinde mesleki gelişim sürecini etkileyen faktörler şöyle sıralanabilir:
• Bireyin ilgi, yetenek, mesleki değerleri ve
hayalleri
• Anne-baba-aile
• Öğretmen
• Arkadaş
• Mesleklere atfedilen toplumsal değerler
• Bireye sunulan eğitim olanakları, okul başarısı, çalışma alışkanlıkları
• İstihdam ve eğitim politikaları
Deniz (2001), bireylerin meslek seçimine etki
eden faktörlere bilgisayar teknolojilerini de
eklemiş, internet kullanımının bireyleri daha
girişimci yaptığını ve kendi işlerini kurmaları
konusunda cesaretlendirdiğini ileri sürmüştür.
Şekil-4. Meslek Seçimi
Kendi İstek ve
Hayalleri
Cinsiyeti ve Fiziksel
Özellikleri
Meslek
Hakkında Bilgi
Düzeyi
Benlik Kavramı İlgileri,
Özel Yetenekleri ve Zekası
Mesleki Olgunluk
Düzeyi
Çalışma
Alışkanlıkları ve Okul
Başarısı
MESLEK
SEÇİMİ
Ailenin
Sosyo-Ekonomik
Durumu
Ailenin Beklentisi ve
Kendisi Hakkındaki
Düşünceleri
Çevrenin Etkisi, Ülkenin
Ekonomik Durumu ve
Teknolojik Gelişmeler
Mesleğin Toplumdaki
Yeri, Getirdiği Gelir ve
Mesleğe olan talep
22
Akranlarının Etkisi
ve Düşünceleri
Okul Başarısı ve
Öğretmenlerin
Düşünceleri
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Bireyin ilgi, yetenek, mesleki
değerler ve hayallerinin meslek
seçimine etkisi
Bireyin ilgisi, yeteneği, mesleki değerleri ve
hayalleri hangi mesleğe yöneleceğini, meslekte
başarılı olup olmayacağını ve mesleğini sevip
sevmeyeceğini büyük ölçüde etkilemektedir.
İlgi, yetenek, değer ve hayaller de büyük ölçüde cinsiyet kalıpyargılarından etkilenerek
gelişmektedir.
Yetenek; bireyin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyeti olarak tanımlanmaktadır
(TDK). Diğer bir ifadeyle bireyin çok da çaba
harcamadan başarılı bir şekilde yaptığı, anladığıdır. Herkesin farklı yetenekleri vardır, bazıları sanatta, bazıları sporda daha başarılıdır. Bu
nedenle birey yeteneklerini kullandı mesleklerde daha başarılı olur. İlgi; belirli bir olay veya
etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve
ona öncelik tanıma (TDK). İlgi duyma yapılan
işte başarılı olmada ön koşullardan biridir. Birey yeteneği olsa da eğer o alana ilgi duymuyorsa başarılı olması ve yaptığı işten keyif alması
zordur.
Fakat toplumsal kalıpyargılar yeteneğin ve
ilginin ortaya çıkışını etkilemektedir. Erkek
çocukların matematik- mekanik ve sporla ilgilenmesinin teşvik edilmesi onların bu alandaki
yeteneklerinin ortaya çıkışını kolaylaştırmaktadır. Kız çocuklarda ise sözel, sosyal ve sanatsal
alanlarla ilgilenme desteklenmekte ve dolayısı
ile bu alanlardaki yetenekleri daha rahat ortaya
çıkmaktadır. Daha kırılgan görülen kız çocukların erkeklere özgü olarak nitelendirilen mekanik –matematik ve spor ilgisi desteklenmezken, kız çocuklara özgü olarak nitelenen sözel,
sosyal ve sanat alanlarına oğlanların ilgisi neredeyse engellenmektedir. Seçilen meslek sadece
ilgi ve yetenekle örtüşmekle kalmamalı hayatta
öncelikli gördüğümüz, önem verdiğimiz de-
ğerlerimizi yaşamamıza da imkan sağlamalıdır.
Örn. bazıları için toplumsal saygınlık, bazıları
için tanınma, bazıları için ise para önemli birer
değerdir. Mesleki değerler bireyin büyüdüğü
ortamdan, anne-baba tutumundan, çocuğun
kişilik özellikleri ve içinde yaşanan toplumsal
çevrenin neye önem verdiğinden ve cinsiyet
kalıpyargılarından etkilenerek gelişir. Toplumlarda genellikle erkek çocukların kazanması
gereken mesleki değerler saygınlık, güç, yüksek kazançken, kız çocuklarda aileye bağlılık
ve çalışma hayatını ikinci plana alma, daha az
kazanç, otoriteye itaat olarak görülmektedir.
Yetenek ve ilgi her zaman bir arada bulunmayabilir. Yetenekli oluğumuz şeye ilgimiz
olmayabilir ya da ilgi duyduğumuz bir alanda yeteneğimiz olmayabilir. Cinsiyet ayrımı
yapılırsa, uygun ortam yaratılmazsa, çocuğun
yapmak istedikleri geçici birer heves olarak
değerlendirilirse çocuk ilgi ve yeteneğinin farkına varamayabilir. Bu nedenle küçük yaştan
itibaren cinsiyet farkı gözetmeden çocukların
farklı oyunlar oynaması için ortam yaratılması
ve farklı uyarıcılarla karşılaştırılması ilgi ve yeteneğin belirlenmesinde etkilidir.
Bireyin kurduğu hayaller ise ilgi, yetenek ve kapasitesi ile neler yapabileceğini ya da toplumun
kendisinden beklentileri ve cinsiyet kalıpyargıları doğrultusunda bu ilgi ve yeteneği nasıl
kullanacağını şekillendirir. Ginzberg’e göre
mesleki gelişim hayal, deneme ve gerçeklik olmak üzere üç dönemi kapsar. İlk basamak olan
hayal dönemindeki çocuk önceleri hoşlandığı,
hayal ettiği bir mesleğe girmek isterken yaklaşık 11 yaşına doğru gerçekleri ve çevre değişikliklerini değerlendirebilecek gelişim düzeyine
geldiğinde anne-babasının onayını da dikkate
almaya başlar (Kuzgun, 2006) . Çocuğun ailesinin onayını dikkate alması aynı zamanda aile
içinde egemen olan toplumsal cinsiyet kalıp-
23
yargılarını da içselleştirmesi anlamındadır. Bu
süreçte cinsiyet kalıpyargılarından uzak bir şekilde çocukla hayalleri konusunda konuşmak,
onun bilişsel ve duygusal olarak gelişmesine,
kendini ve meslekleri tanımasına, hayallerini
gerçekleştirebilmesi için neleri yapması gerek-
tiği konusunda farkındalık kazanmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca çocukların kurdukları
hayallerin ve yaptıkları seçimlerin de o kadar
özgür ve kendilerine özgü olmasını sağlayacaktır.
Şekil-5. Mesleki Gelişim Basamakları
•
•
•
•
•
•
•
•
24
Mesleğe başlama
Uygun eğitimi alma
Kişisel özelliklerle mesleğin özelliklerini eşleştirebilme
Meslekleri tanıma
Kendini tanıma
Özdeşleşme
Meslekleri tanıma
Mesleklerle ilgili oyun oynama ve meslekleri hayal etme Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Özellikle küçük yaşlardan itibaren seçilen
oyuncaklar, okunan kitap ve anlatılan hikayeler çocukların ilgi, yetenek ve hayallerinde etkilidir. Kızlara bebek ve ev eşyasını temsil eden
oyuncaklar alarak, masallarda kızları yardıma
muhtaç ve güçsüz göstererek oğlanlara araba
ve silah alarak ve masallarda güçlü, savaşçı ve
kahraman olarak göstererek aslında farkında
olmadan gelecekte onlardan neler beklediğimizi de vurgularız. Ayrıca oğlanlara lego, araba vb. mekanik oyuncaklar alarak üç boyutlu
ve yaratıcı düşünmelerini desteklerken, kız
çocukların bebek, ev eşyası ve makyaj malzemeleri ile oynamasını sağlayarak dış görünüşe
önem veren, sadece evle sınırlı bir dünyada yaşayan ve sınırlı bilişsel becerilere sahip bir birey
olmasının önünü açıyoruz. Bu durum sonraki
yıllarda erkeklerin bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında ilerlemelerini sağlarken, kızların daha çok sosyal bilimler alanında meslek
edinmesine neden olmaktadır.
Oyun çocuğun bilişsel, duygusal, sosyal gelişiminde dil ve ahlak gelişiminde, yaratıcı ve
girişimci olmasında önemlidir. Oyun çocuk
için hayatın kendisidir ve oyuncak seçimi de
tüm gelişim alanlarıyla ilgilidir. Ayrıca çocuk,
oyunlar aracılığıyla yetişkinlerle özdeşleşerek
meslekleri tanır (Kuzgun, 2006). Çocuklardaki oyuncak tercihinin doğuştan mı yoksa
çevreden mi geldiği konusundaki tartışmalar
bilim insanları arasında devam etmektedir.
Kızların bebeklerle, oğlanların arabalarla oynamasının kalıtımın bir parçası olduğunu gösteren çalışmaların yanı sıra, oyuncak seçiminin
çevreden görülen davranışlarla şekillendiğini
gösteren araştırma sonuçları da vardır. Diğer
bir grup bilimsel çalışma ise sağlıklı bir psikolojik gelişim için her iki cinsin de bebeklerden
arabalara, doldurulmuş ayıcıklardan legolara
kadar her tür oyuncakla oynaması, hatta bu
oyuncaklarla birlikte oynaması gerektiğini göstermektedir (Arıcan, 2012). Çocukların bilişsel
becerilerinin güçlü olması için cinsiyet ayrımı
gözetmeden farklı oyun ve oyuncaklarla oynamasını böylece ilgi ve yeteneğini keşfetmesini
ve hayata hazırlanmasını desteklemeliyiz.
Kızlarla birlikte oynayan veya bebeklerle de oynayan oğlanların, büyüdüklerinde kendi çocuklarına karşı daha sevecen olduğunu, oğlan kardeşleri ve onların oyuncaklarıyla oynayan
kızların ise üç boyutlu düşünme becerilerinin diğer kızlara göre çok daha güçlü olduğu
saptanmıştır.
Anne-babaların meslek seçimi
üzerindeki etkisi
Mesleki gelişim bireyin doğduğu andan itibaren başlar ve ömür boyu süren gelişim evrelerini kapsar. Bu nedenle aile çocuğun/gencin
meslek tercihinde en önemli faktörlerden biridir. Freud’a göre, yaşamın ilk 6 yılında kişiliğin olduğu kadar ileride seçilecek mesleğin de
temelleri atılmaktadır. Kişilik gelişimini psikososyal olarak inceleyen Erikson’a göre çocuklar
kabul edildikleri, sevildikleri ve bireysellikleri-
nin desteklendiği bir aile ortamındaysa doğdukları andan itibaren temek güven, bağımsızlık, girişimcilik, çalışkanlık gibi olumlu duygu
ve becerileri geliştirirken, reddedildikleri ya da
bireyselliklerinin engellendiği durumlarda güvensizlik, utanç, kararsızlık, suçluluk ve aşağılık
duyguları içinde olurlar.
Kişilik kuramcılarına benzer şekilde Roe da
meslek gelişiminin temelinin çocukluk yıllarında atıldığını, çocukla anne-baba arasında
kurulan iletişimin ve çocuğun ihtiyaçlarının
25
karşılanma durumunun mesleki gelişimi belirleyen temel etken olduğunu belirtmiştir (Yeşilyaprak, 2007). Hayatın ilk yıllarında çocuğun
yaşadığı hayal kırıklıkları veya yaşadığı doyum,
yaşantı zenginliği veya yoksunluğu bireyin ihtiyaçlarını belirlemede, hangi ihtiyacının öne alınacağına karar vermede öncelik sağlar. Super’a
göre meslek seçimi bireyin benlik tasarımının
bir mesleğe yansımasıdır ve mesleki gelişimde bireyin ilgi, yetenek ve benlik tasarımının
önemli bir yeri vardır. Benlik tasarımı doğduğu
andan itibaren bireyin çevreden aldığı tepkilerle gelişir. Bu tepkiler olumlu ve destekleyici ise
çocuk kendini değerli ve önemli, yetenekli ve
başarılı biri, tepkiler olumsuz ise sevilmeyen,
yeteneksiz, başarısız ve değersiz biri olarak algılar. Çocuğun kendine güvenli, başarılı, mutlu,
kendisi ve çevresiyle uyumlu bir birey olması
temelde ailesinden aldığı olumlu tepkiler ve
geliştiği sağlıklı benlik tasarımıyla olur. Sağlıklı
benlik tasarımı çocuğun var olan potansiyeli
ortaya koymasını ve mesleğini ilgi, yetenek ve
yapabilirliği doğrultusunda seçmesini sağlar.
Kız çocukların bilim ve teknolojiyle uğraşan mesleklere yönelmesi anne-babaların
elindedir. Bunun yolu ise kız çocukları
küçük yaşta bilim ve teknolojiyle tanıştırmaktır.
Ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, kültürü,
inancı, sunduğu fırsatlar ve içinde yaşadığı
çevre gencin meslek seçimini olumlu ya da
olumsuz şekilde etkilemektedir. Ekonomik ve
kültür düzeyi yüksek ailelerde gençler, yetenek
ve ilgileri doğrultusunda meslek seçebilirken,
özellikle ekonomik olanakları elverişsiz ailelerde gençler, kısa zamanda çok para ve saygınlık
kazandıracak mesleklere yönlendirilmektedir.
Hatta ekonomik ve kültür düzeyi ne olursa
olsun aile kurallarının katı olduğu durumlarda
çocuğa baba mesleğini sürdürmesi için baskı
26
yapılmaktadır. Bazı anne-babalar ise kendilerinin gerçekleştiremediği meslek ideallerini
çocukları üzerinden gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.
Diğer önemli bir nokta da cinsiyettir. Bazı aileler eğitim alma ve meslek sahibi olma hakkını
oğullarına tanımakta ve kızlarını bu haktan
mahrum etmektedir. Oysa eğitim alma ve meslek sahibi olma her çocuğun en doğal hakkıdır
(MEB, 1973,). Bazı ailelerde ise kız çocukların
eğitim almasına izin verilirken, oğlan çocuklara aile işini yürütmek dışında bir seçenek tanınmamaktadır. Her iki durumda da çocuklar
mağdur olmakta, bir bölümü kendi ayakları
üzerinde duracak bir işe sahip olamazken, diğerleri de başkalarının onlar için seçtiği hayatı
yaşamak zorunda kalmaktadır.
Bandura, sosyal öğrenme kuramında çocukların pek çok şeyi çevrelerindeki bireyleri gözleyerek ve onları model alarak öğrendiklerini
belirtmiştir. Bu doğrultuda çocuğun meslek
seçimini etkileyen önemli faktörlerden biri de
aile içinde gördüğü rol modeller ve çocuk yetiştirme tutumlarıdır. Anne ile baba arasında cinsiyete dayalı katı bir rol paylaşımı varsa çocuğa
tanınan haklar, disiplin anlayışı ve çocuktan
beklentiler kız ya da oğlan olmasına göre değişiyorsa çocuk toplumda var olan cinsiyet kalıpyargılarına uygun bir mesleğe yönelecektir.
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Kız çocukların meslek gelişimini etkileyen pek çok faktör var. Çalışmalar yeterliliklerin beş
yaşından itibaren gelişmeye başladığını gösteriyor. Anaokulundan itibaren oğlanların matematiğe olan ilgisi fark ediliyor. Performanslarında bir farklılaşma olmamasına rağmen
üçüncü sınıfta oğlanlar kendi yeterliliklerini kızlardan daha üstün değerlendirmeye başlıyorlar. Böyle başlayınca da kızlar kendilerini daha rahat hissedecekleri diğer alanlara yöneliyor.
Kızların matematikte yedi yaşından itibaren potansiyellerinin altında performans göstermeye başladıkları görülüyor. Annelerle yapılan bir çalışmada ortalama 22 aylık çocuklarla
annelerinin yaptığı konuşmaların analizinde, annelerin o yaşta bile oğullarıyla konuşurken
kızlarla konuştuklarının iki-üç katı daha fazla rakam ve miktar telaffuz ettikleri belirlendi;
"iki gözü var, kaç ayağı var?" vb. soruları daha çok oğlan çocuklara soruyorlar. Belki de onların özgüveni bu erken deneyimlerle açıklanabilir. Buradan yola çıkarak şunlar söylenebilir:
Toplumsal cinsiyet kalıpyargıları kültürümüze derinden işlemiş ve bunun sonucu olarak
kadınlar başarılı olabilecekleri pek çok mühendislik vb. alanda meslek edinemiyor.
Alicia Chang "Bridging the Gender Gap: Encouraging Girls in STEM Starts Home, 27
Aralık 2013
www.huffingtonpost.com/alicia-chang7bridging-the-gender-gap-encouraging
girls-in-stem_b_4508787.html
Her anne-baba çocuğunun iyi bir eğitim almasını ve iyi bir meslek sahibi olmasını istemekle
birlikte pek çok öğrencinin mesleki yönelimi
ailenin ve çevrenin çocuk için uygun gördüğü
seçeneklerden oluşur. Aile çocuğun mesleki
tercihleri ve planlarıyla ilgili rolünü çocuğu yönetmek ya da zorlayıcı olmaktan çok yönlendirici, bilgi ve destek sağlayıcı olma yönünde
kullanmalıdır. Çünkü kişilik gelişimini yaşam
boyu devam eden bir süreç içinde değerlendiren Erikson’a göre bireylerin yaşlılık dönemlerini huzurlu ve mutlu geçirebilmeleri çocukluktan başlayarak güvenli, girişimci, çalışkan
ve üretici olabilmeleri özellikle de kendilerine
uygun mesleği seçmeleri ve bu meslekte çalışmalarına kadar giden bir süreç sonunda gerçekleşir.
Aileler;
• Çocuk yetiştirme tutumlarında, çocuklarından beklentilerinde, aile içindeki iş bölümlerinde cinsiyet ayrımından kaçınmalı,
lerde çocuğun yaşını ve yapabilirliğini göz
önünde tutmalı,
• Çocuklarına ilgi ve yetenek alanlarını keşfetmeleri için destek olmalı, örneğin, çocuklarını sinema, tiyatro, müze, spor, sergi, bilim fuarı vb. farklı etkinliklere götürerek bu
alanları tanıtmalı ve bu alanlarda istediği
bir etkinliği denemesi için imkan sağlamalı,
• Çocuklarını serbest zamanlarında farklı
oyunlara, etkinliklere yönlendirmeli,
• Çocuğa sürekli yeni oyuncaklar almak yerine onun kendi oyuncağını yaratması için
materyal desteği sağlamalı, böylece yaratıcılığı desteklenmeli,
• Çocuklarının okulda ve serbest zamanlarda edindikleri deneyimleri ve izlenimlerine
ilişkin duygu ve düşüncelerini paylaşmalarına izin vermeli,
• Çocuktan beklentilerde ve verilen görev-
27
• Meslekleri iyi/kötü olarak sınıflandırmamalı, toplumda her mesleğe ihtiyaç olduğunu
belirtmeli,
• Çocuklarının hangi mesleği, neden seçmek
istediğini ifade etmesine imkan sağlamalı,
• Çocukların seçmek istedikleri meslek hakkında etraflıca bilgi edinmesi (eğitim süreci,
çalışma koşulları, kazanç durumu vb.) sağlanmalı,
• Kendi eğitim süreçlerini, meslek seçimlerini, iş deneyimlerini ve sonuçlarını çocuklarıyla paylaşmalı,
• Sınıf öğretmeniyle işbirliği içinde olup çocuklarını farklı yönleriyle tanımaya çalışmalıdır.
Anne-babalar kendilerini değerlendirerek çocuklarına daha çok destek olmak için Ek-1’de
verilen ‘Mesleki Gelişimde Çocuğu Destekleme Anne-Baba Formu’ndan yararlanabilirler
(Ek -1).
Öğretmenlerin meslek seçimi
üzerindeki etkisi
İlkokul düzeyindeki çocuklar aktif alıcılar olarak, çevrelerinden gelen her türlü uyarının,
gizli ve açık mesajın etkisi altında kalmakta,
yaşam hakkında tutum ve algıları sürekli olarak geliştirmekte ve değiştirmektedirler (Özdemir-Yaylacı, 2007). Bu yaş düzeyi çocuklar
için pek çok konuda olduğu gibi mesleki gelişim sürecinde de temel belirleyicilerden biri
sınıf öğretmenleridir. Çünkü çocuklarla birebir
iletişim içindedir, öğrenciyi izleme ve tanıma
olasılığı yüksektir, çocuklar ve gençler için rol
modeldir. Kişilik gelişimini psikososyal olarak inceleyen Erikson’a göre çocuklar okulda
akademik becerilerin yanında sosyal olarak da
gelişmekte arkadaşlarıyla birlikte olmakta tüm
28
bu süreçlerde başarı- başarısızlık duygularını
yaşamakta, yetenekleri, yeterli ve yetersiz olduğu alanlar konusunda fikir edinmektedir. Çocuğun başarı duygusu tadabilmesinde, kendini
yeterli görmesinde, girişimciliği ve merak duygusunu destekleyecek sorular sormasına izin
verilmesinde, hayatıyla ilgili yaşına uygun seçim yapma ve karar verme imkanı tanınmasında kısaca kişiliğinin ve benlik algısının sağlıklı
gelişmesinde sınıf öğretmeni önemlidir.
Okul öncesinden 5. sınıfa kadar olan dönemde
çocukların mesleki açıdan, kendisini, çevresini, iş ve çalışma dünyasını, insanlar arasındaki
farklılıkları, eğitimle iş yaşamı arasındaki ilişkileri tanımaya ve anlamaya başlaması amaçlanır (Yeşilyaprak, 2001). Ayrıca bu dönemde
öğrencinin bireysel özelliklerini, güçlü ve zayıf
yönlerini tanıması ve kabul etmesi, zayıf yönlerini geliştirmeye çalışması ve sorumluluk alabilmesi (Kuzgun, 2000), sağlıklı iletişim kurmayı,
karşılaştığı problemleri çözebilmeyi öğrenmesi,
yaşamıyla ilgili seçim yapmayı ve bu seçimlerin
sorumluluğunu almayı öğrenmesi gerekir.
Öğretmenin sınıfta toplumsal cinsiyet kalıplarına dayalı söz ve davranışları ne ölçüde
yaygın olarak kullandığı da çocukların mesleki gelişiminde ve seçiminde etkilidir. Önce
öğretmenin sahip olduğu toplumsal cinsiyet
kalıpyargılarını gözden geçirmesi ve bunları
sınıf ortamına ne kadar taşıdığını fark etmesi
gerekir. Örneğin, sınıf başkanlığını hep erkek
öğrenciler mi yapıyor?, Sınıfın düzeni ve temizliği hep kız öğrencilere mi veriliyor? Matematik
dersinde erkek öğrenciler, Türkçe dersinde kızlar mı daha aktif?
Tüm bu nedenlerden dolayı öğretmen;
• Ders ortamında ve ders dışı etkinliklerde
yaptıkları gözlemlerle,
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Eda 8 yaşında çok düzenli ve çalışkan bir öğrencidir. Sıra arkadaşı Ahmet’in düzensizliğinden çok rahatsız olmaktadır. Durumu öğretmenine bildirmiş öğretmeni de düzenli olması
konusunda Ahmet’e yardımcı olmasını söylemiştir. Öğretmen bir daha konu ile ilgilenmemiştir. Eda yardımcı olma konusunu Ahmet’in sırasını düzletmek ve eşyalarını toplamak
olarak algılamıştır. Ahmet her teneffüs dışarıda koşup oynarken Eda Ahmet’in dağınıklığını
toplamak durumunda kalmıştır.
• Ders ortamında kullandığı tekniklerle
(grup çalışmaları, sunumlar, deneyler, proje
çalışmaları),
• Ders dışı zamanlarda yaptığı etkinliklerle
(sosyal faaliyetler, sportif etkinlikler, kulüp
çalışmaları vb.),
• Rehberlik çalışmalarıyla (grup rehberliği,
meslek inceleme çalışmaları, uygulanan test
ve envanter vb.), çocukların ilgi ve yeteneklerini tespit edebilir, bu doğrultuda ders ve
üst eğitim kurumu ve meslek seçmelerine yardımcı olabilir.
Öğretmenin yaptığı gözlemleri ailelerle paylaşması ailenin de çocuğunu daha iyi tanımasına
ve mesleki seçimlerini anlayışla karşılamasına,
çocuğun tercihleriyle ailenin istekleri arasında
orta bir nokta bulunmasına yardımcı olacaktır.
Ayrıca öğretmenler;
• Öğrencilerin gelişim dönemi ve özelliklerini göz önünde tutarak,
• Öğrencilerin gelişim görevlerini başarmalarını destekleyerek,
• Öğrencilerin sorumluluk, kendine güven,
karar verme, problem çözme vb. becerilerini
güçlendirecek ortamlar hazırlayarak,
• Öğrencilerin meslekler ve meslek seçimi
konusunda yanlış düşünceleri varsa bunların
üzerinde durup düzeltmelerini sağlayarak, sağlayacak etkinlikler düzenleyerek (mesleği
inceleme görevi verilmesi, sınıfta bir mesleğin
canlandırılması, meslek elemanlarının okula
davet edilmesi ve meslekleri hakkında bilgi
vermelerinin sağlanması vb.) (Ek-2),
• Eğitsel rehberlik çalışmalarıyla okula ve
öğrenmeye dair olumlu bir tutum geliştirerek,
kitap okuma alışkanlığı kazandırarak, bilgiye nasıl ulaşacağı ve bilgi kaynaklarından
nasıl yararlanacağı konusunda bilgi vererek,
• Kişisel-sosyal rehberlik çalışmalarıyla öğrencilerin gerçekçi bir benlik algısı geliştirmelerini destekleyerek, kendilerini tanımalarını
sağlayacak testler uygulayarak,
• Derslerdeki başarı-başarısızlık oranlarını
cinsiyet faktörünü de göz önüne alıp değerlendirerek,
• Cinsiyet kalıpyargılarının eğitim ortamına etkileri hakkında bilgi edinerek ve kendi
cinsiyet kalıpyargıları hakkında farkındalığını artırarak,
• Cinsiyet ayrımına gitmeden tüm çocukların tüm ders ve etkinliklere katılmasını sağlayarak,
• Meslekleri tanıtırken ya da çocukların
mesleki tercihlerini dile getirirken kadın mesleği-erkek mesleği gibi bir ayrıma gitmeyerek
ve çocukların gitmesini önleyerek,
• Sınıf içi görev dağılımında cinsiyet eşitliğine dikkat ederek,
• Öğrencinin bir mesleği tanımasına fırsat
29
• Çocukta merak duygusu uyandırarak ve
çocukların sorularını cevaplayarak
• Çocukların zeka alanları ve öğrenme stillerini fark etmelerini sağlayarak,
• Çocukların yaratıcılıklarını ortaya koya-
• Cinsiyet kalıpyargılarından uzak durarak,
mesleki gelişim süreçlerine destek sağlayabilir.
cak ve girişimciliklerini destekleyecek etkinlikler düzenleyerek,
Şekil-6. Nasıl Bir Öğretmen-Rehber Öğretmen?
30
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Okul Rehber Öğretmeni/
Psikolojik Danışmanın meslek
seçimi üzerindeki etkisi
Okulda rehber öğretmen;
• Rehberlik çalışmalarında sınıf/sınıf rehber
öğretmenleriyle işbirliği yapar.
• Öğrencinin ilgi ve yeteneklerini saptamaya
çalışır.
• Aile eğitimi ve rehberliğiyle ilgili çalışmalarda aktif rol oynar.
• Toplumsal yaşam ve insan ilişkileri ile ilgili
becerilerin kazandırılmasında grup etkinlikleri ve bireysel rehberlik çalışmalarını yürütür.
• Öğrencilere seçmeli dersler, üst eğitim programları, meslekler vb. hakkında bilgi verir.
• Okul genelinde meslek günleri, okul gezileri, işyeri gezileri, meslek elemanlarını okula
davet etmek vb. etkinlikler düzenler.
• Çocuklarda çalışmaya ve üretmeye karşı
olumlu bir tutum geliştirmeye çalışır.
• Öğrencilere rol model olur.
Anne-baba ve öğretmenler çocuklarını, onların
gelişim sürecinde yaşadıkları zorlukları, eğitim
sürecinin çocuklar üzerindeki etkilerini daha
iyi anlamak için Ek-3’de önerilen ve özetleri
verilen “Öğretmen ve Anne-Babalara Önerilen
Filmler” izleyebilirler (Ek-3 Form). Filmlerin
mümkünse çocuklarla birlikte izlenmesi aynı
zamanda ailelerin çocuklarıyla zaman geçirmelerini ve paylaşımda bulunmalarını sağlayacak,
öğretmenler için önemli birer ders materyali
olacaktır.
Arkadaşların meslek seçimi
üzerindeki etkisi
Arkadaş etkisi, çocuğun bilişsel olarak gelişmeye ve kendini diğerlerinden ayırmaya başladığı
andan itibaren hissedilir. Bireyin yaşamının her
döneminde arkadaşların varlığı, tercihleri, tutumları, duygu ve düşünceleri çok önemlidir.
Çocuk için arkadaş etkisi okulla birlikte başlar
ve özellikle ergenlik yılları boyunca artarak devam eder. Önceleri oyun ve dersle sınırlı olan
arkadaşlıklar daha sonra okul dışında, serbest
zamanlarda da etkili olmaya başlar. Hatta çocuğun hayata bakış açısı ve meslek seçimi arkadaşlarından etkilenir. Arkadaşlarının beğenileri, tercihleri ve yöneldiği meslekler, çocuğun
benlik ve meslek gelişiminde anne-baba ve öğretmenler kadar önemlidir. Özellikle ergenlik
döneminde çocuk bir arkadaş grubuna dahil
olmak isteyecek, grup içinde kendi varlığını
bulma ve yer edinme çabası içinde olacaktır.
Gittikçe anne-baba ve öğretmenin yerini arkadaşlar alacaktır. Bu nedenle anne-babanın çocuklarıyla açık ve yakın bir ilişki kurması, onlarla arkadaş baskısı hakkında konuşması, bir
gruba ait olmanın, arkadaşlardan etkilenmenin
normal olduğunu ve bu süreci tanımalarına
destek olması, arkadaşlarını tanıması, arkadaşlarını eleştirmek yerine, arkadaşlarının problem olan davranışları üzerinde konuşması, her
durumda kendi inandıklarını savunabilmeyi
ve gerektiğinde de “hayır” demeyi öğretmesi,
olumlu arkadaşlıkları desteklemesi, iki yakın
arkadaşın birbirlerine her durumda destek
olacağını vurgulaması, o yaş dönemine ilişkin
olarak kendi deneyimleri hakkında konuşması,
çocukluklarında karşılaştıkları baskılardan ve
nasıl baş ettiğinizden örnekler vermesi ve arkadaş baskısı ne kadar güçlü olursa olsun, ailen
için önemli olan kurallara uyması gerektiğini
fark ettirmesi önemlidir (Lewis, 2012).
31
Şekil-7. Arkadaş Baskısı
Herkes yapıyor olsa da Yanlış Yanlıştır, hiç kimse yapmıyor olsa da
Doğru Doğrudur: Herkesin yapmış olması o işin doğru olduğunu
göstermez, inandıklarını savun!
Eğitim politikalarının cinsiyet
kalıpyargılarına etkisi
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 1739 sayılı
Milli Eğitim Temel Kanunu, ilköğretim kurumları yönetmeliği vb. eğitim hakkı cinsiyet
ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlara sağlanmış bir haktır. Ancak, devletin anayasal
yükümlülüğü olan eğitim hakkından kadın ve
erkeklerin eşit olarak yararlanmalarını sağlamak konusunda mevcut politikalar yetersizdir.
Öncelikli olarak eğitim sisteminde toplumsal
cinsiyet eşitliğinin sağlanması, eğitimin toplumsal değer ve dinamikleri toplumsal cinsiyet
eşitliğini destekleyecek şekilde dönüştürmesi
gerekir (ERG, 2008).
32
Kız çocuklar için eğitim fırsatlarının artırılması, onları okula devam etmekten ve okulda
başarı göstermekten alıkoyan tüm engellerin
sistematik biçimde ortadan kaldırılması, tüm
çocukların eğitiminde ulaşabilecekleri en üst
düzeye kadar varabilmeleri için fırsat eşitliğine
sahip olmaları, kız ve oğlanlara karşı cinsiyete
dayalı her türlü ayrımcılığın da ortadan kaldırılması amacıyla “Haydi Kızlar Okula! Kız Çocukların Okullulaşmasına Destek Kampanyası” Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti-UNICEF
2001-2005 Ana Uygulama Planı kapsamında
Milli Eğitim Bakanlığı ile UNICEF arasında
imzalanan protokolle 2003 yılında başlatılmış,
2006-2007 yıllarında ülke genelinde yaygınlaştırılmıştır (MEB, 2014).
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Sivil toplum kuruluşlarının da kız çocukların
okullulaşmasıyla ilgili çalışmaları mevcuttur.
Doğan Gazetecilik 2005 yılında kız çocukların okula gönderilmesiyle ilgili sorunları
saptamak, maddi destek çalışmalarının yanı
sıra toplumsal bilincin geliştirmesine de katkı
sağlamak amacıyla “Baba Beni Okula Gönder”
(BBOG) başlıklı sosyal sorumluluk projesini
hayata geçirmiştir (Doğan Holding, 2014).
Anne Çocuk Eğitim Vakfı (ACEV) da okuma-yazma ve aile eğitim programları kapsamında Cinsel Sağlık, Üreme Sağlığı Hakları
(2004), “7 Çok Geç” (2005), erken çocukluk
eğitimi, aile eğitimi, okuma-yazma ve kadın
destek eğitimi (2007), Kadınların Çok Yönlü Güçlendirilmesi Projesi (2009) vb. ile tüm
çocuklara eğitim ve yaşam kalitesi anlamında
destek sağlama çalışmaları içindedir.
2003 yılında “herkes için kaliteli eğitim” hedefiyle Sabancı Üniversitesi bünyesinde hayata
geçen Eğitim Reformu Girişimi, Türkiye’de
toplumsal ve ekonomik gelişmeyi sağlayacak
eğitim reformu politikaları geliştirilmesini
amaçlamaktadır (ERG, 2014).
Gerek hükümet gerek özel sektör tarafından
yapılan ve eğitime erişimde eşitsizlikleri ve cinsiyet kalıpyargıları ortadan kaldırmayı amaçlayan çalışmalarla önemli derecede yol kat edilmiştir. Fakat kız çocukların okullaşma oranı
hala olması gereken düzeyde değildir. Özellikle
kırsal kesimde kız çocuklarının okula gitme
oranı oldukça düşüktür (ERG, 2014).
Toplumdaki önyargıları yıkmak, cinsiyet kalıpyargılarını değiştirmek şüphesiz çok uzun
zaman alır. Fakat iyi örnekler göstererek, haklı
bilinçlendirerek ve devletin gerek ulusal gerek
uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde yaptırım gücünü kullanarak cinsiyet ayrımcılığının önleyecek çalışmalar içinde olması gerekir.
Ayrıca burada en önemli görev eğitimcilere
düşmektedir. Eğitimli kadın ve erkekler olarak
toplum için birer rol model olduklarını unutmadan, sınıf ve okul uygulamalarında, aile eğitimleri ve toplantılarında cinsiyet ayrımcılığını
ve kalıpyargılarını yenecek mesajlar vermeleri
önemlidir.
Eğitim konusunda eşitlik sağlanamaması erken
yaşta evliliklere, kadının istihdam edilememesine ya da düşük ücretli işlerde çalışmasına, cahil ve kendine güvensiz kalmasına, yenilikleri
takip edememesine, yönetim kademelerinde
söz sahibi olamamasına kısaca hayatı boyunca
tüm alanlarında hep bir adım geride olmasına
neden olacaktır.
“Kadınlarımız alim ve teknik bilgi sahibi
olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün
tahsil derecelerinden geçeceklerdir.”
M. Kemal Atatürk
İstihdam politikalarının cinsiyet
kalıpyargılarına etkisi
Ülkemizde yasalar önünde kadın ve erkek eşit
eğitim olanaklarına ve eşit çalışma koşullarına
sahip olmakla birlikte sosyal ve kültürel engeller nedeniyle eğitim sürecinde ve istihdam
alanında kadınlar aleyhine eşitsizlikler gözlenmektedir. Böylece eğitim hayatına eşit şartlarda
başlansa bile mesleki gelişim süreçlerinde cinsiyete dayalı kesin ayırımlar yaşanmaktadır.
Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaştırıldığında
ülkemizde kadın istihdamı oranı çok düşüktür. Köyden kente göç, ekonominin istihdam
yaratma kapasitesindeki zayıflık, ve kadının
çalışmasına yönelik kültürel faktörler, kadınların düşük istihdam oranlarını açıklamak için
33
kullanılan nedenlerden bazılarıdır (Dedeoğlu,
2009). Sosyo-kültürel faktörler diğer bir ifade
ile ailede, toplumda ve devlette egemen olan
erkek egemen yapılar, düşünce ve uygulamalar
kadınların eğitim ve istihdama erişimini engelleyerek kadın işgücü arzının sınırlı kalmasında
etkili olmaktadır (Toksöz, 2012).
TÜİK Çalışma Hayatı Verileri’ne göre Türkiye’de çalışan kadın sayısı 6,7 milyondur. Kadınlarda işsizlik oranı %13, Türkiye’de kadın
istihdam oranı %24, kadınlarda kayıt dışı çalışma oranı %58’dir. Diğer bir ifadeyle, çalışan
kadınların yarısının sosyal güvencesi yoktur
(Kader, 2011-2012).
Kadınlarda görülen yüksek işsizlik oranlarının
en önemli nedenleri arasında yetersiz iş tecrübesi, cinsiyet ayrımcılığı ve kadın istihdam
etmenin işverene yarattığı ek maliyetler sayılabilir (Gürsel ve Uysal-Kolaşin, 2010). Kadın
işgücünün en çok istihdam edildiği sektör,
hizmet sektörü olup bu sektördeki iş alanlarından bazıları özellikle “kadınlar için uygun
alanlar” olarak toplumsal kabul görmüştür
(TKİ, 2014). TİSK tarafından Eylül 2009’da
düzenlenen ve yönetim kademesindeki kadınların durumlarını belirlemeyen ankete göre
üst düzey yöneticilerin (genel müdür düzeyi)
%23’ü kadın, orta düzey yöneticilerin (müdür
düzeyi) % 22’si kadın, alt düzey yöneticilerin
(şef düzeyi) %21’i kadındır. Üst düzey yönetici kadın oranı özelde % 22,8 iken, devlette %
6,8’dir (TİSK 2014).
Milli Eğitim Bakanlığı, Şubat 2012 verilerine
göre okuma-yazma bilmeyen kadınların oranı
%81.6’dır. Bitirilen eğitim düzeyi % 49.8’lerde kalmaktadır. Üniversite düzeyinde öğretim
elemanı kadın oranı % 41’dir. Siyaset yaşamında, sendikalarda vb. kadın oranı yok denecek
kadar azdır. Okullarımızdaki kadın öğretmen
sayısı okul öncesi dönemde % 92.9, ilköğretim
34
döneminde% 52.8, orta öğretim döneminde
% 41.5’dir (TKİ, 2014).
AB ile uyum sürecinde kadın istihdamını artırmaya yönelik olarak uygulamaya konan kanun
değişiklikleri (eşit ücret, eşit davranma, doğum
izni, ebeveyn izni, gece çalıştırma, esnek çalışma, çocuk bakımı vb.), çalışan kadınların yalnızca bazıları için etkili olmaktadır. Yasaların
ve sosyal güvenlik sisteminin yetersiz kalması
kadınların toplum içindeki temel rollerinin eş
ve anne olarak algılanmasına neden olmaktadır (Dedeoğlu, 2009). Kadınların istihdam
oranlarının artması için özellikle çocuk, yaşlı
ve hasta bakım işlerinin hane içinde ve toplum düzeyinde paylaşılmasını sağlamak üzere
kamusal düzenlemeler yapılması, kamusal hizmet sunulması, istihdamda kadınları destekleyici politikalar oluşturulması gerekmektedir
(Toksöz, 2012). Sayılan tüm bu eksikliklere
rağmen ülkemizde kadın istihdamı konusunda
olumlu gelişmeler de olmaktadır.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından
hazırlanan ve 11 Şubat 2012 tarihli Resmi
Gazete’de yer alan “Kurumsal Yönetim İlkelerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına
ilişkin Tebliğ’de Değişiklik yapılmasına Dair
Tebliğ “ile “Yönetim Kurulunda en az bir kadın üye bulundurma” ilkesi getirilmiştir. İlke
tavsiye niteliğinde olmakla birlikte cinsiyet
kalıpyargıların kırılması açısından önemli bir
adımdır. Diğer bir girişim Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı tarafından başlatılmıştır.
Mart 2012’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünce yürütülen “Çalışma Hayatında Toplumsal Cinsiyet
Eşitliğinin Geliştirilmesi Eşleştirme Projesi”
kapsamında, cinsiyet eşitliği konusunda iyi
uygulama örnekleri olan işyerlerine “Çalışma
Hayatında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülü”
verilmiştir. Ödül; ‘cinsiyet eşitliği konusunda
bilgilendirme çalışmaları’, ‘cinsiyet eşitliğini
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
geliştirmeye yönelik taahhüt ve yöneticilerin
eğitimi’, ‘ayrımcılık karşıtı mekanizmalar’,
‘işe alım, kariyer planlaması ve terfi süreci’,
‘iş-yaşam dengesi’ ve ‘eşit ücret’ kriterleri dikkate alınarak verilmiştir. Ayrıca TÜSİAD “Tek
Kanatla Geleceğe Uçamayız” temalı bir film
hazırlayarak kadınların çalışma hayatına katılımına vurgu yapmıştır (Toksoy- Redman,
2014). Başbakanlık Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü tarafından cinsiyet eşitliği anlayışının kamu politikalarına yerleştirilmesinde itici
güç olması adına “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
Ulusal Eylem Planı 2008–2013” yayınlanmıştır (TCEUEP, 2008).
Tüm bu çabalara karşın kadının çalışan ya da
yönetici olarak istihdama katılımı olması gereken düzeyin çok altındadır. Yeni, kapsayıcı ve
aktif politikalara ihtiyaç vardır. Gürsel ve Uysal-Kolaşin’e (2010) göre kadınlar için önerilen
politikalar şu ana başlıklarla özetlenebilir:
•Toplumsal cinsiyet eşitliğinin işgücü piyasasında hukuki bir zemine oturtulabilmesi
için mevzuatta çeşitli değişiklikler yapılması
•Aile ve iş yaşamını uzlaştırıcı politikalar
dahilinde çalışma koşullarında esneklik
•Sağlanması ve çocuk bakımı teşviklerinin
düzenlenmesi
•Ebeveyn izinlerine dair yasa tasarısının bir
an önce TBMM’de onaylanması
•Sosyal güvenlik başta olmak üzere her
türlü politika, program ve düzenlenmenin,
kadın işgücüne katılımına olası etkileri bakış
açısıyla incelenmesi
•Kadının işgücüne katılımın ve kadın girişimciliğinin desteklenmesi
Kadın-erkek herkes ruh ve beden sağlığı yerinde olduğu sürece, ilgisi ve yeteneği olan alanda, uygun eğitimi alarak çalışabilir ve başarılı olabilir. İstediği işte çalışmanın temel bir insan hakkı olduğu göz önünde bulundurularak çocuklarımızın bakış açılarını, yaşantılarını, duygu ve düşüncelerini zenginleştirmemiz ve onlara yeni imkanlar sunabilmemiz gerekir. Ayrıca, insan olmanın ve
toplum içinde yaşamanın bir gereği olarak iyi ve güzeli kendisi için olduğu kadar başkası için de
istemelerini, kendi hakları olduğu kadar başkalarının da hakları olduğunu onlara öğretebilmeliyiz.
Şekil-8. Mesleki Seçenekler
35
EK-1
Mesleki Gelişimde Çocuğu
Destekleme Anne-Baba Formu
Çocukların meslek seçiminde anne- babaların
rolü çok önemlidir. Çocuğunuzun gelişimini
ve meslek seçimini ne kadar desteklediğinizi
gözden geçirmek için aşağıda verilen davranış
örneklerinden yararlanabilirsiniz. Maddeleri
dikkatlice okuyunuz. Her birini “Evet” ya da
“Hayır” diye işaretleyerek mevcut durumunuS.NO
36
zu gözden geçiriniz. İşaretlemeleriniz kendinizi
değerlendirmeniz içindir, başkalarıyla paylaşmanız gerekmez. Meslek seçimi çocuğunuz
ve sizin için zor bir süreçtir. Desteğe ihtiyaç
duyabilirsiniz. Bu nedenle, “Hayır” diye işaretlediğiniz davranışları geliştirmenizin süreci
kolaylaştıracağını düşünüyorsanız, okul rehber
öğretmeninden ya da okulunuzun bağlı olduğu Rehberlik ve Araştırma Merkezinden destek
alabilirsiniz. Kolay gelsin.
MADDELER
1
Çocuğumun bana söylediklerini duyuyor ve gerçekten
dinliyorum.
2
Çocuğum hatalı karar verdiğinde ya da başarısız olduğunda çocuğumu reddetmiyorum, ona destek olmaya
çalışıyorum.
3
Çocuğum başarılı olduğu zaman ona güzel şeyler söyleyip takdir ediyorum.
4
Çocuğumun meslekleri tanıması için teşvik ediyorum ve
imkan sağlıyorum.
5
Çocuğumun yapabildiği veya yapamadığı şeyleri fark
edip kendini geliştirmesi konusunda fırsat yaratıyorum.
6
Çocuğumun kendi özeliklerini göz ardı ederek benim
istediğim mesleği seçmesini istemiyorum.
7
Çocuğumun resim yapmasını, müzik ya da sporla
ilgilenmesini destekliyorum.
8
Çocuğumun doğada gözlem yapmasını ve küçük deneylerle bilime yakınlık duymasını destekliyorum.
9
Çocuğumun sorularına cevap vererek merak duymasını
teşvik ediyorum.
10
Çocuğumla kendi meslek seçim sürecimi, yaşadıklarımı
ve duygularımı paylaşıyorum.
11
İş hayatıma ilişkin yaşantılarımı çocuğuma anlatıyorum.
12
Çocuğumun yaşına uygun kararları kendisinin vermesini destekliyorum.
EVET
HAYIR
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Sürenin bitiminde bulmacada yer alan meslekleri tek tek ele alarak öğrencilere aşağıdakilere
benzer sorular yöneltin:
Ek-2
Meslek Bulmacası
• Amaç: Öğrencilerin çeşitli meslekler hakkında
bilgi sahibi olmalarına yardımcı olmak.
• Bu meslekte çalışan bir tanıdığınız var
mı?
• Düzey: 2. Sınıf ve üstü
• Bu mesleğin elemanlarının yaptıkları başlıca işler nelerdir?
• Materyal: Her öğrenci için birer adet bulmaca
formu
• Bu meslek elemanları olmasaydı ne olurdu?
Etkinlik Süreci: Bulmacaları öğrencilere dağıtın ve cevaplamaları için uygun süre vererek
cevapları bulmalarını isteyin (bu süreçte öğrencilerin yardımlaşmalarına izin verin).
Bulunacak meslek adları
Mimar
Sekreter
Mühendis
Öğretmen
Pilot
Polis
Savcı
Hakim
Avukat
Subay
Hemşire
Şoför
Berber
Aşçı
Ressam
Bulmaca
Aşağıdaki bulmacada 15 meslek adı gizlidir. Bunlar yukarıdan aşağıya, soldan sağa ya da sağdan
sola yazılmış olabilir. Bakalım kaçını bulabileceksiniz?
T
A
T
B
D
K
C
L
Ş
R
Ş
L
A
R
B
E
K
R
H
Z
A
F
V
I
U
E
E
T
Ş
S
M
R
İ
B
M
K
S
Ş
L
S
E
O
İ
E
R
A
A
İ
K
İ
T
F
K
R
L
T
M
R
C
D
E
Ö
Ğ
R
E
T
M
E
N
N
R
R
S
T
O
L
İ
P
M
E
K
K
U
D
L
O
M
O
İ
H
E
T
B
Ü
M
O
A
L
K
Ü
S
P
A
H
Ç
I
R
İ
A
M
Ü
Z
Y
I
C
V
A
S
H
C
37
Meslekler birbirleriyle bağlantılıdır
• Amaçlar:
• Toplumsal çekiciliği olmayan bazı mesleklerin önemini takdir etmelerinde öğrencilere
yardımcı olmak.
• Bir işin önemini değerlendirmede birçok
yol olduğunu öğretmek.
• İş dünyası hakkında birbirlerinden bir
şeyler öğrenme fırsatı sağlamak.
• Düzey: 4-8. Sınıflar
Etkinlik Süreci:
Öğrencilerin sınıfa girdiklerinde çeşitli düzeylerdeki meslekleri gösteren bir liste dağıtın ve
“bu mesleklerden hangisi en önemlidir” sorusunu sorun. Öğrencilerin verdikleri cevapları
tahtaya yazın ve tekrarlanan cevapları işaretleyin. Daha sonra üstten başlayarak her bir
mesleği önemli bulanlardan bunun gerekçesini
söylemelerini isteyin. Bundan sonra daha az
gösterişli olan fakat çok gösterişli mesleklerin
yürütülmesini sağlayan meslekler üzerinde konuşulmasını sağlayın ve o mesleklerin önem ve
katkıları konusunda görüşlerini sorun. Örneğin;
• Elektrikler sönerse doktor ameliyat yapabilir mi?
• Aletleri kim sterilize ediyor?
• Avukatlar için yasaları kim yapıyor, kim
basıyor?
• Telefon çalışmazsa kitapçı-gazeteci işini
nasıl yapar?
• Çöpçü sokakları temizlemezse ve salgın
hastalıklar çoğalırsa doktor ne yapabilir?..
gibi.
Meslekler listesi
Elektrikçi
Kasap
Manav
Asker
Temizlik işçisi
Doktor
Gazeteci
Mühendis
Otobüs şoförü
Fırıncı
Polis
Hemşire
Eczacı
Öğretmen
Zabıta
Araba tamircisi
Ben Olmasaydım Ne Olurdu
• Amaçlar:
• Mesleklerin toplumda önemini anlama
• Meslekleri analiz etme becerisi kazanma.
• Günlük hayatımızı sürdürmemizi kolaylaştıran meslekleri tanıma
• Düzey: 4-8. Sınıflar
• Materyal: Küçük kesilmiş kağıtlar ve bunların konacağı bir sepet veya kap. Ekteki listedeki
meslek adları bu kağıtlara yazılacak.
38
Etkinlik Süreci:
Şu yönergeyi öğrencilerinize verin: “Bir caddede yürürken çevremizde görebileceğimiz
tabelalar, bazı işleri yapanları gösterir. Ayrıca
sokakta bazı meslek üyelerini de görebiliriz.
Bu sepette bunlardan bazılarının adları yazılı.
Şimdi yoklama listesine göre her üç kişiden biri
gelip bu sepetten bir kağıt alacak ve bu kağıtta
adı yazılı meslek üyesinin yaptığı işi kendisi yapıyormuş gibi bize anlatacak, yaptığı işi övecek,
bize faydasını anlatacak ve o olmasaydı neler
olacağını söyleyecek. Her öğrencinin sepetten
çektiği mesleği ne kadar benimseyerek anlattığına dikkat edin.
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Eğer çektiği mesleği tanımayanlar varsa öğrenmeleri için zaman verin. Öğrencilerin şu yargılara varmalarını sağlayın:
• Bir cadde üzerinde bile çok çeşitli insanlar
çalışıyor.
• Bütün çalışanlar bizim hayatımızı kolaylaştıran işler yapıyorlar.
• Bütün yapılan işler önemli ve değerlidir.
• Bütün yapılan işler birbirine bağlıdır.
Meslekler listesi
Televizyon tamircisi
Doktor
Elektrikçi
Gözlükçü
Temizlik işçisi-çöpçü
Banka veznedarı
Camcı
Ayakkabı tamircisi
Otobüs şoförü
Fırıncı
Eczacı
Terzi
Dondurmacı
Musluk tamircisi (tesisatçı)
Kasap
Postacı
Manav
Çorap satıcısı
Polis memuru
Kitapçı
Zabıta memuru
Gazeteci
EK-3 Öğretmen ve AnneBabalara Önerilen Filmler
Üç İdiot
Yönetmen: Rajkumar Hirani
Oyuncular: Aamir Khan, Kareena Kapoor,
Sharman Joshi, R.Madhavan, Boman Irani
Tür: Dram, komedi, romantik
Yapım Yılı: 2009
Süre: 170 dk.
Film Hindistan’ın en iyi mühendislik okulundaki üç arkadaşın dostluklarını ve hayatını
anlatırken eğitim sistemini de insanları tek tipleştirdiği, ezberciliğe ve yarışa zorlayan gerekçesiyle eleştirmektedir.
39
Her Çocuk Özeldir
Yönetmen: Aamir Khan, Amole Gupte
Oyuncular: Aamir Khan, Darsheel Safary,
Abhishek Bachchan, Tanay Chheda, Tisca
Chopra
Tür: Drama
Yapım Yılı: 2007
Süre: 165 dk.
Harfleri sayıları algılama problemi yaşayan
Ishaan çevresi ve ailesi tarafından tembel gerizekalı muamelesi görmektedir. Derslerinde
başarısız, yaptığı işlerin çoğunda tutarsız bir çocuktur, yazı yazmayı ve okumayı üçüncü sınıfta olmasına rağmen öğrenememiştir, kitabı her
açtığında kelimeler sanki dans ediyor gibi gelir
ona. Bu başarısızlığın sonucunda içine kapanık
ve karamsar bir ruh haline bürünür, mutluluğu
ve özgürlüğü insanlardan uzaklaşmakta bulur.
Annesinin ilgisine karşın babasının katı tutumu Ishaan’ın duygusal dünyasında gidiş gelişler yaşamasına sebep olur. Çalışmayı öğrenebilmesi için yatılı okula verildikten sonra tanıştığı
resim öğretmeni onun hayatını değiştirecektir.
Powder
Yönetmen: Victor Salva
Oyuncular: Sean Patrick Flanery, Jeff Goldblum, Mary Steenburgen, Lance Henriksen,
Ray Wise
Tür: Dram, fantastik, gizem
Yapım Yılı: 1995
Süre: 111 dk.
Annesi hamileyken yıldırım çarptığı için bembeyaz, kılsız, elektriklenme özelliği ile dünyaya
gelmiş dünyanın en zeki çocuğunun hikayesinin anlatıldığı bir film. Annesi bu olayda ölmüş, babası onu reddetmiştir. Birlikte yaşadığı
büyük anne ve büyük babası ölünce, gencin
40
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
varlığı keşfedilir. Liseye başlatıldığında ‘PUDRA’ lakabı takılan genç, özellikleriyle çevresindekileri etkilemeye çalışmakta fakat olumsuz
tepkiler almaktadır.
Stand and Deliver
Yönetmen: Ramón Menéndez
Oyuncular: Andy Garcia, Edward James Olmos, Carmen Argenziano, Rosanna DeSoto
Tür: Dram
Yapım Yılı: 1988
Süre: 102 dk.
Film bir matematik öğretmeninin İspanyolların yoğun olarak okuduğu bir okula atanmasıyla başlar. Okul umutsuz ve ilgisiz öğretmenler nedeniyle eğitimden soğuyan ve çete
kurmaya yönelmiş gençlerle doludur. Matematik öğretmeni bu gençlerdeki potansiyeli
fark edip o çocukları matematik alanında en
başarılı öğrencilere dönüştürür.
October Sky
Yönetmen: Joe Johnston
Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Chris Cooper,
Laura Dern, Chad Lindberg, William Lee
Scott
Tür: Aile, biyografi, dram
Yapım Yılı: 1999
Süre: 108 dk.
Film bir madencinin oğlu olan Homer Hickam isimli bir gencin gerçek hikayesine dayanmaktadır. Sovyet mekiği Sputnik 1’ in fırlatılışından çok etkilenen Homer, babasının karşı
çıkmasına rağmen amatör olarak roket yapımıyla uğraşmaya başlar ve sonunda NASA’da
mühendis olur.
41
Terimler Sözlüğü
Kapsamlı Gelişimsel PDR yaklaşımı:
PDR hizmetlerini meslek, program seçimi,
kriz durumlarına müdahale vb. ile sınırlamayan, bireyin gelişimsel ihtiyaçlarını ön plana
alan, rehberlik hizmetlerinin öğrencilerin içinde bulundukları gelişim dönemlerinin ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak sunan yaklaşım.
Meslek:
İnsanlara yararlı mal veya hizmet üretmek ve
karşılığında bir gelir elde etmek için yapılan,
belli bir eğitimle kazanılan ve kuralları toplumca belirlenmiş faaliyetler bütünü (Kuzgun,
2006).
Meslek seçimi:
Bireyin kendine açık olan meslekleri çeşitli
yönleri ile değerlendirip kendi ihtiyaçları ve
beklentileri açısından istenilen yönleri çok,
istenilmeyen yönleri az olan birine yönelmeye
karar vermesidir.
Mesleki gelişim süreci:
Mesleğe yönelme ile ilgili düşünceler, meslek
seçimi, mesleğe giriş, mesleğe uyum, meslekte
ilerleme, emeklilik ve sonrası gibi bireyin yaşamının büyük bir bölümünü kapsayan süreç.
Mesleki olgunluk:
Bir kimsenin bulunduğu yaş döneminde kendisinden beklenen görevleri yerine getirebilme
başarısıdır (Kuzgun, 2006).
Transfer edilebilir beceri:
Bireyin hedeflediği mesleki amaçlarına ulaşabilmesi için yaptığı işlerin gerektirdiği becerilerdir. Bir alanda sahip olunan becerilerin
(Örn. Kendini iyi ifade edebilme, liderlik,
yabancı dil, öğrenmeyi öğrenme, problem çözme, takım çalışması vb) başka bir alanda kullanılması, (British Conncil).
42
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Yararlanılabilecek Kaynaklar
me Sanatı. Us-A Yayıncılık
Ahmet Saban, Çoklu Zeka Teorisi ve Eğitim,
Nobel Yayın Adnan Kulaksızoğlu, Kişisel Gelişim
Uygulamaları, Nobel Yayın
Muharrem Yıldız, Öğrenciyi Tanıma Teknikleri
ve Sınıf İçi Rehberlik Etkinlikleri, Nobel Yayın
Ayşe Kocayörük, Duygusal Zeka Eğitiminde
Drama Etkinlikleri, Nobel Yayın
Mustafa Yılman, Sınıf Yönetimi, Nobel Yayın
Neriman Gökçegöz Karatekin, Karakter Okulu
Aile Seti, Nobel Yayın
Betül Aydın, Çocuk ve Ergen Psikolojisi, Nobel
Yayın
Nida Temiz, Çoklu Zeka Kuramı Okulda ve
Sınıfta Kimim, 1, Nobel Yayın
Bilal Çoban, Eyüp Nacar, İlköğretim 1. Kademe Eğitsel Oyunlar, Nobel Yayın
Nilay T. Bümen, Okulda Çoklu Zeka Kuramı,
Pegem A Yayınları
Bilal Çoban, Eyüp Nacar, İlköğretim 2. Kademe Eğitsel Oyunlar, Nobel Yayın
Nilüfer Pembecioğlu, İletişim ve Çocuk, Nobel Yayın
Fatih Töremen, Öğrenen Okul, Nobel Yayın
Fatma Gül Cirhinlioğlu, Çocuk Ruh Sağlığı Ve
Gelişimi, Nobel Yayın
Perese Karakter Okulu Öğretmen Kitabı: 1.
Sorumluluk. (1. Baskı). Edam (2003). Ankara:
Nobel Yayın Dağıtım
Firdevs Güneş, Yapılandırıcı Yaklaşımla Sınıf
Yönetimi, Nobel Yayın
Perese Karakter Okulu Öğretmen Kitabı: 2.
Yardımseverlik (1. Baskı). Edam (2003). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım
Hakan Uşaklı, Drama ve İletişim Becerileri,
Nobel Yayın
J. Fulford, M. Hutchings, H. Schmitz (Çeviri: Leyla Küçükahmet), İlköğretimde Drama,
Nobel Yayın
Leyla Küçükahmet (Edt), Sınıf Yönetimi,
Nobel Yayın
Leyla Küçükahmet, Sınıf Yönetiminde Yeni
Yaklaşımlar, Nobel Yayın
Mehmet Yalçıner, Eğitimde Gözlem ve Değerlendirme, Nobel Yayın
Mc Whirter, J., Acar, N.V. Ergen ve Çocukla
İletişim: Öğretme, Destekleme ve Çocuk Yetiştir-
Perese Karakter Okulu Öğretmen Kitabı: 3.
Adalet. (1. Baskı).Edam (2003). Ankara:
Nobel Yayın Dağıtım
Perese Karakter Okulu Öğretmen Kitabı:
4. Özgüven (1. Baskı). Edam (2003). Ankara:
Nobel Yayın Dağıtım
Perese Karakter Okulu Öğretmen Kitabı:
5. Liderlik. (1. Baskı). Edam (2003). Ankara:
Nobel Yayın Dağıtım
Perese Karakter Okulu Öğretmen Kitabı:
6. Dostluk. (1. Baskı).Edam (2003). Ankara:
Nobel Yayın Dağıtım
43
Perese Karakter Okulu Öğretmen Kitabı:
7. Doğruluk. (1. Baskı). Edam (2003). Ankara:
Nobel Yayın Dağıtım
Perese Karakter Okulu Öğretmen Kitabı:
8. Sabır. (1. Baskı). Edam (2003). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım
Perese Karakter Okulu Öğretmen Kitabı:
9. Saygı. (1. Baskı). Edam (2003). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım
Perese Karakter Okulu Öğretmen Kitabı:
10. Özdenetim (1. Baskı). Edam (2003). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım
Pınar Koç Yıldırım, Mustafa Otrar, Öğrenciler ve Aileler için Rehber Kitap. Nobel Yayın
Serap Erdoğan, Dramayla Matematik Etkinlikleri, Nobel Yayın
Thomas Gordon, Etkili Öğretmenlik Eğitimi,
Sistem Yayıncılık
Tufan Aytaç, Okul Merkezli Yönetim,
Nobel Yayın
Yıldız Kuzgun, İlköğretimde Rehberlik,
Nobel Yayın
Yıldız Kuzgun, Deniz Deryakulu
(Edt), Eğitimde Bireysel Farklılıklar,
Nobel Yayın
PDRem Derneği, Eyvah Çocuğum Zor Durumda Ne Yapabilirim?, Nobel Yayın
Yıldız Dilek Ertürk, Aşen Akkor Gül, Rüya
Turna, Çocuğunuzu Televizyona Teslim Etmeyin
Medya Okuryazarı Olun, Nobel Yayın
Philip C. Schlechty (Çeviri: Yüksel Özden),
Okulu Yeniden Kurmak, Nobel Yayın
Yılmaz Kösmen, Çocuğunuzun Kullanma Kılavuzu Var mı? Nobel Yayın
Ramazan Arı, Engin Deniz (Edt), Sınıf Yönetimi, Nobel Yayı
Rüştü Yeşil, Okul Ve Ailede İnsan Hakları ve
Demokrasi Eğitimi, Nobel Yayın
Safire Aksarı, İlköğretimde Günlük Ders Planlarında Yöntem Olarak Drama Önerileri,
Nobel Yayın
Sefer Ada, Münevver Ölçüm Çetin, Eğitim ve
Öğretim Ortamında Disiplin Nedir?, Nobel
Yayın
Selahiddin Öğülmüş, Ben Sorun Çözebilirim,
Nobel Yayın
Selda için Akçalı, Çocuk ve Medya,
44
Nobel Yayın
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
IV. Bölüm
Öğrenme Aracı Olarak
Filmler
Filmlerden Nasıl
Yararlanılır?
45
Filmlerden Nasıl Yararlanılır?
G
elişen teknolojiyle birlikte üretilen bilgi miktarı çok artmış, bilgiyi üretme
biçimleri de çok çeşitlenmiştir. Teknolojik
gelişime paralel olarak okul ortamlarında
öğretmenlerden ve çocuklardan beklentiler
de farklılaşmıştır. Teknolojik gelişmeler aynı
zamanda bilginin edinilebileceği kaynakları
çeşitlendirmiş, öğretmenler ve çocuklar görsel
malzemeleri daha çok kullanır ve üretir duruma gelmişlerdir. Bu bağlamda, hareketli görsel
malzemelerin: gerçek yaşam durumları, canlandırma ya da kurgusal, vb. filmlerin eğitim
ortamında kullanılması hızla artmıştır. Öğretmenler ve çocuklar, derslerinin amacına uygun
olarak sınıf ortamında çeşitli yaşam öykülerini
yansıtan konulu filmleri, belgeselleri, spotları,
amatör kayıtları birlikte izlemekte, TV dizilerinden örnekleri paylaşmakta, tartışmaktadır.
Film başlığı altında toplanabilecek bu hareketli görsel malzemelerin hepsi, bir mesaj içeren
iletişim araçlarıdır. Filmler, her yaştan çocukla
birlikte izlenip doğru okunduğunda, ve analiz
edildiğinde çocuklarda olumlu davranış değişiklikleri geliştirilebilir. Öğrenmeyi kolaylaştırmak ve kalıcı kılmanın yanı sıra, çocukların
gelişimine destek olmak, onların eşitlikçi, özgürlükçü ve ayrımcılığa karşı tutumlar geliştirmelerini sağlamak amacıyla filmlerin eğitim
ortamlarında doğru kullanılması çok önemlidir. Okulda öğretmeniyle birlikte film izleyen
çocuklar filmleri evlerde de anne-babalarının
gözetiminde, onlarla birlikte izleyip filmler
üzerine tartışabilirler.
Çocukların seyredeceği filmlerin seçimi, eğitim
amaçlı olanların seçiminde olduğu gibi eğlence
amaçlı seyredilecek olanlar için de önemlidir.
Ancak, izlenecek film seçiminden daha da
önemli olan filmlerin yetişkinlerle birlikte ve
onların yönlendirmesi ile birlikte izlenmesi
gerektiğidir.
46
Bu kitapçık, filmlerin öğrenme ortamlarında
etkili kullanımı sağlamak için gerekli yöntem
ve teknikleri gözden geçirmek ve alternatifler
oluşturulmasına önayak olmak üzere hazırlanmıştır. Kitapçıkta eğitim ortamlarında demokratik tutum ve davranışların yerleşebilmesi
için, eleştirel bir bakış açısıyla ayrımcılığa izin
vermeyen, eşitlikçi davranışların kazanılmasına
hizmet etmesi beklenen konular gözden geçirilmiş ve örnek ders planları ile alıştırmalara yer
verilmiştir.
Filmlerin Eğitim Amaçlı
Kullanımı
Yirminci yüzyılda ancak sinema salonlarında
izlenebilen filmler, önceleri televizyonla, şimdi
de iletişim teknolojisinin sunduğu yeni olanaklarla çocukların yaşamının her anına girmiştir.
Artık okumaya ve dinlemeye dayalı olan sınırlı
görsel malzemeyle öğretimin yerini, hemen her
derste eğitim amaçlı olarak kullanılan filmler
alabiliyor.
Yabancı dil ve edebiyat öğretmenleri, bir edebiyat eserini temel alan bir film seçip, öğrencilerin dikkatini kitabın belli bölümlerine çekebilir. Sosyal bilgiler dersinde, işlenen konuya göre
bir dönem filmi seçilebilir. Rehberlik saatlerin-
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
de çocuklara farklı ilgi alanları, farklı meslekler
tanıtılabilir. Çocukların kimlik ve duygusal
gelişimleri açısından önemli olan problem
çözme, liderlik, bir hedef belirleyip ona ulaşma
gibi becerilere odaklanan filmler izlenebilir.
Teknolojinin gelişmesi öğrenme ortamlarını
zenginleştirdi. Öğrenmeyi desteklemek üzere
filmler ve hareketli görsel malzemeler ağırlıklı
olarak kullanılıyor. Sınıfta kullanılan, öğrenmeyi olumlu etkileyen görsel materyaller arasında şunlar sayılabilir.
Fen Bilgisi derslerinde laboratuvar ortamında yapılması riskli olan ya da yapılamayan
deneylerin filmleri: Okulda yeterli bir laboratuvar bulunmuyorsa ya da yapılmak istenen
deney okul ortamında yapılamayacak kadar
pahalı ya da tehlikeliyse görsel materyallerle
deneyin aşamalarının ve sonucunun neredeyse
canlı olarak gözlenmesi olanaklıdır. Bilgisayar
ortamında görsel materyaller interaktif olarak
da kullanılabilmektedir.
Belgeseller: Farklı coğrafyaların (Kuzey Kutbu, Yağmur Ormanları, Kızıldeniz, vs.) özellikleri, hayvan ve bitki türleri ve yaşamları,
tarihsel dönemler, ünlü kişilerin biyografileri,
vb. kitaplardan, ansiklopedilerden görmek ve
sadece öğretmenin anlattığını dinlemek yerine
sınıf ortamına taşınabilecek belgesellerle daha
canlı, kalıcı ve ekonomik olarak öğrenilebilir.
Konser Kayıtları: Müzik türleri hakkında bilgi, sınıfa getirilemeyecek müzik enstrümanlarının tanıtımı, ünlü müzisyenlerin eserleri, vs.
konser kayıtları ile sınıfa taşınabilir.
Spor etkinlikleri kayıtları: Günlük yaşamda
tanık olmadığımız pek çok spor etkinliğinin
tanıtıldığı, gösterildiği etkinlikler, müsabakalar.
Spotlar: Kazandırılmak istenen değerler ve
davranış örnekleri hakkında kısa süreli filmlerle tartışma, düşünme ortamları kolaylıkla
yaratılabilir.
Konulu Filmler: İçeriğine göre tema odaklı
aktiviteler, tartışmalar yapılarak, farkındalık
artırmak, eleştirel düşünmeyi geliştirmek, vb
amaçlarla kullanılabilir.
Animasyonlar: Yukarıda verilen örneklerin çoğunun canlandırmaları olabilir; Disney filmleri, Japon çizgi filmleri bu alanda en sık izlenen
örnekler arasındadır.
Bu örnekleri okurken pek çok başka örnek aklınıza gelmiştir, örnekler çeşitlendirilebilir.
Filmlerin Eğitim Amaçlı
Kullanımının Yararları ve Dikkat
Edilmesi Gerekenler
Yararları
Çocuklar günlük yaşamlarında film seyretmekten hoşlanırlar ve filmlerden pek çok şey
öğrenme alışkanlığı edinmiş durumdalar. Bu
alışkanlıklarından yararlanarak filmler, daha
kontrollü bir öğrenme ortamı olan sınıflarda da
kullanılabilir. Her yaş grubu çocuk için eğitim
amacına uygun olarak farklı yöntem ve teknikler uygulanabilir. Sınıfta kullanılacak filmlerin
seçimi ve kullanılma biçimleri önemlidir.
Amaca uygun olarak seçilen filmler;
• gerçek yaşamı sınıf ortamına getirerek öğrenmeyi ders kitaplarının ötesine taşır,
• öğretmene zaman kazandırır; müfredatta
bulunan ve vurgulanmak istenen bilginin,
kazandırılmak istenen becerinin geleneksel
öğretim yöntemlerine göre çok daha hızlı bir
şekilde aktarılmasını kolaylaştırır,
• öğrencilerin motivasyonunu artırır, derslere katılımını sağlar,
47
• öğrencilerin ilgisini çekmeye yardımcı
olur, (örneğin, sömestr tatiline girerken okulun son günlerinde öğrencilerin derse azalan
ilgilerini toplamak için ya da öğrenciler bir
nedenle konuya odaklanamıyorlarsa öğretilen konuya uygun bir film sınıfa götürülebilir.)
• öğrenme fırsatları yaratır, (örneğin Gandhi filmiyle din, emperyalizm, şiddet içermeyen protestolar, kişisel özgürlükler, haklar
ve sorumluluklar, toplumsal cinsiyet eşitliği
konuları, bir ülke olarak Hindistan, ve daha
pek çok konuda eleştirel bakış açısıyla tartışma sağlanabilir.),
• sınıf ortamında deneyimlenmesi mümkün olmayan durumlar üzerinde öğrencilerin düşünmesine, tartışmasına, böylece kendilerine ait fikirler üretmesine olanak tanır,
• eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik değerlerin geliştirilmesi için araç olur,
• cinsiyet ayrımcılığı dahil olmak üzere,
ayrımcılığın her türüne karşı farkındalık
oluşturmaya ve çeşitliliğin zenginliğini vurgulamaya olanak sağlayarak mevcut olumsuz yargıların olumluya dönüştürülmesine
ortam hazırlar (örneğin, Titanik faciasını
anlatmak ve beraberinde sınıf ayrımını tartışmak isteniyorsa Titanik filminden kesitler
kullanılabilir.).
Filmi İzlerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
• Eğitim amaçlı film izletmenin bazı olası
sakıncalarını ve bunlar konusunda yapabileceklerinize aşağıda yer verilmiştir.
• Filmler öğrencilerin dikkatini dağıtabilir.
Bu yüzden, öğrencilerin aralarında tartışıp
güleceği durumlara yol açmamak için filmi
sınıfa götürmeden önce bütününü bu gözle
izlemek önemlidir.
48
• Film izlemek çok vakit alır. Uzun süreli
filmler haftalık ders saatlerinin hepsinin kullanılmasına neden olabilir. Kısa süreli filmler bile birkaç günlük ders saatini alabilir.
• Eğitsel katkısı sınırlı olabilir. Örneğin,
Titanik filminin kısa bir bölümü eğitimin
amacına hizmet edebilir. Bu durumda, filmin sadece bir bölümünü sınıfta göstermek
daha uygun olur.
• Bazen filmlerde daha ilginç hikayeler yaratmak için tarihsel gerçekler değiştirilebilir.
Bunların fark edilip, öğrencilerin dikkatinin
bunlara çekilmesi öğrencilerin yanlışları öğrenmemesi açısından önemlidir. Bu süreç
uygun şekilde yönetilirse öğretme fırsatları
yaratılabilir.
• İzletilecek filmin ders planının hangi bölümüne dahil edileceğine karar verebilmek
için izleme hazırlığına ayrılan zaman önemlidir. Bir filmi, ders planınızda bulunan bir
konuyu/temayı vurgulamak için kullanmak
yerine sınıfa öylece getirmek televizyonu bir
çocuğu oyalamak için kullanmakla eşdeğerdir.
• Film kullanmanın kötü bir öğretme yöntemi olduğu düşünülüyor olabilir. Bu yüzden, çocukların öğrendiği bilgileri ve filmi
birleştiren ders planlamak çok önemlidir.
Sınıf ortamına katkı sağlamayan filmleri izlettiren bir öğretmen olarak anılmayı kimse
istemez.
• Anne-babalar filmlerdeki belli içeriğe
karşı çıkabilirler. Onlara izletmek istediğiniz filmi izletme nedenlerinizi olabildiğince
detaylı belirttiğiniz bir izin kağıdı göndermelisiniz. Filmi izletmeniz istenmeyen bir
öğrenciniz varsa siz filmi sınıfa izlettirirken
o öğrencinize okul kütüphanesinde yapabileceği bir ödev verebilirsiniz.
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Sonuç olarak, filmlerin etkili kullanımı konusunda başarının sırrı film seçimini akıllıca yapmak ve kullanma yöntemleri konusunda özenli
davranarak, filmden öğrenilecek bilgiyi içeren
ders planları yapmaktır; çünkü böylelikle sınıfta film kullanmanın sakıncaları en aza indirilebilir ve film izleme yararlı bir deneyim olabilir.
Filmler Eğitim Amaçlı Nasıl
Kullanılır?
Filmlerin sınıf ortamına nasıl getirildiği önemlidir. Öğretmenin sınıf ortamına götürdüğü
her malzemede olduğu gibi bu da, filmi sınıfa
getirmek ve çocukların izlemesini sağlamanın
ötesinde önceden birçok hazırlık yapmayı gerektirir.
Filmler eleştirel bakış açısının yerleştirilmesi
için önemli olanaklar sunar. Çocuklar filme
ilişkin tartışmaları yürütürken doğru soruları
sormayı, özellikle kalıpyargıları, önyargıları
sorgulamayı, ayrımcılıkları fark etmeyi öğrenebilirler, pekiştirebilirler.
Bu aşamada çocukların katılımını ve kendilerinin ve sınıf arkadaşlarının öğrenme sorumluluklarını üstlenebilmesi, dersin her anına
katılabilmesi için işbirliğine dayalı öğrenme
yöntemi çok kolaylık sağlayacaktır. Bu yöntemin uygulanabilmesi için de bazı ön hazırlıklar
gerekmektedir.
Hazırlıklar, filmi izlemeden önce, izleme sırasında ve sonrasında olmak üzere kullanılabilecek aktiviteleri içermelidir. Öğretmenin hangi
beceriyi kazandırmak ve neleri sorgulamak
istediğine bağlı olarak bu gruplandırmalar değiştirilebilir. Hazırlık aşamasında yararlanabileceğiniz bazı örnekler aşağıda verilmiştir.
Filmi İzlemeden Önce
• Konuya ve konuyla ilgili kavramlara
aşinalık yaratmak için, çocuklara konuya
ilişkin görseller (resim, fotoğraf) dağıtılır;
takımlar halinde ellerindeki görseli belli soruları yanıtlayarak anlatmaları ve bunları
sınıfla paylaşmaları istenir.
• Konuya ilişkin beyin fırtınası yapılabilir.
• Filmdeki tartışmalı bir konuyla ilgili
farklı bakış açıları ve konumlardan tartışmalar yaptırılabilir.
• Filmle ilgili bilgilendirici okumalar yapılabilir; örneğin, gruplardan rastgele paragrafları sıraya koymaları ve yapılan okumayla
ilgili soruları yanıtlamaları istenebilir.
• Filmdeki anahtar sözcük, kavram ya da
terimlerle kare bulmaca ya da sözcük avı oynanabilir.
Filmi İzlerken (Film Sırasında)
• Karakterlerle ilgili tablolar doldurmaları istenebilir. Örneğin, öğrenciler filmdeki
karakterlerin özelliklerini veya amaçlarını
gerçekleştirmek için yaptıklarını veya belli
bir durumda neler hissettiklerini gösteren
tablolar doldurabilir.
• Filmi belli bir noktada durdurup, filmin
sonunu tahmin etmeleri istenebilir.
• Filmi izlerken yanıtlanabilecek sorulardan oluşan bir çalışma tablosu verilebilir ve
bu soruların yanıtı için her sorunun yanıtından sonra filmi durdurup, soruları sınıf
halinde yanıtlamaları istenebilir.
• Herhangi bir çalışma yaprağı vermeden
filmi durdurarak tartışma ortamı yaratılabilir.
49
Çocuklardan takımlar halinde belli bir süre
dahilinde tartışmaları istenip, takımların
tartışma notlarını sınıfla paylaşmaları sağlanır ve çıkan öğretme fırsatları değerlendirilebilir.
• İzleme öncesinde verilen doğru-yanlış,
çoktan seçmeli, eşleştirme türü soruları yanıtlamaları istenebilir.
• Tartışmaları kolaylaştıracak şekilde bazı
anahtar sözcük-nesne-durum-duygu vb.nin
kaç kez, nerelerde geçtiğinin tespiti istenebilir.
İzleme Sonrasında
• Karakterlerle ilgili tablolar doldurmaları
istenebilir. Örneğin, öğrenciler izleme sırasında karakterlerle ilgili doldurdukları tabloyu kendilerine yönelik olarak doldurabilirler.
• Filmde anlatılan kültüre/zamana ait aktivite, organizasyon planlayabilirler (örneğin
bir yemek hazırlama, özel bir kutlama/gün
için hazırlıklar yapma)
• Filmin senaryosundan parçalar kullanarak rol çalışması yapmaları istenebilir.
• Filme ya da sahnelerine alternatif sonlar
yazmaları istenebilir. (Beyin fırtınasından
sonra takım çalışması yapmak şeklinde uygulanabilir.)
• Filmdeki karakter(ler)e tema ya da alt temalarla ile ilgili mektup yazdırılabilir.
• Filmdeki tercihen tartışmalı bir konuyla
ilgili kompozisyon yazdırılabilir.
• Rol çalışmaları yapılabilir: Filmin karakterlerinden biriyle röportaj yapmak, vb.
• Filmin karakterlerinden biri gerçek bir
kişiyse hakkında duvar panosu hazırlanabilir.
50
• Film izlemeden önce yapılan münazarayı
ve taraflarını hatırlatarak, çocukların hala
aynı tarafta kalıp kalmadıkları sorulabilir
ve oluşan yeni takımlarla münazara yeniden
yapılabilir; ya da neden görüşlerini değiştirdikleri sorulabilir.
• Filmdeki bir dönemin tarihsel önemi
varsa bu dönemdeki yönetim biçimi, eğitim,
iletişim, ulaşım, yeme içme, eğlence, giyim
kuşam vs. biçimlerini araştırmaları ve bununla ilgili poster hazırlamaları -bu çalışmayı yapboz şeklinde yapmaları istenebilir;
yani her takıma aynı döneme ait bir alanla
ilgili olarak hazırlık yapıp, böylece posterin
bir kısmını hazırlama görevi verilebilir.
• Filmde öne çıkarılmak istenen konu yaratıcı drama ile canlandırılabilir.
• Filmi izledikten sonra üzerinde genel soruların olduğu bir çalışma yaprağı doğrultusunda filmle ilgili soruları yanıtlamaları
istenebilir (Sorulabilecek sorular: Hikaye nerede geçiyor?; hikayenin temel konusu/teması
nedir?; ana karakter kim?; ana karakterin
karşısındaki karakter kim?; filmi kısaca özetleyin.; film hakkındaki izlenimleriniz nelerdir?)
• Öğrencilerin filmin belli sahnelerinden
neden-sonuç ilişkilerini tespit etmesi için bir
çalışma yaprağı hazırlanabilir. Bunun için
olaylar önceden belirlenip, öğrencilerin bunların nedenlerine ilişkin düşüncelerini yazabilecekleri bir sayfa hazırlanabilir.
• Olay 1: Korkunç bir sel geldi.
• Olay 2: Olay 1 nedeniyle
________________ oldu.
• Olay 3: Olay 2 sonucunda
________________ gerçekleşti. vb.
• Öğrencilere filmin belli sahnelerinin doğ-
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
ruluğunu araştırma ödevi verilebilir. İzlenen
filmde tarihsel ya da filmin dayandırıldığı
kitaba göre edebi yanlışlar olduğu düşünülüyorsa, öğrencilerin bunları araştırmaları ve
doğruları sınıfla paylaşmaları istenebilir.
Toplumsal Cinsiyete Duyarlı
Film İzleme
Filmleri izlerken
sorabileceğiniz sorulara örnekler:
• Çocukların ayrımcılığı ve eşitsizliği yeniden üretip kendilerinin ve başkalarının
haklarını yaşamasına izin verebilmesi için
filmleri izlerken farkındalığı artırmak üzere
genel olarak şu sorulardan yararlanılabilir.
• Filmde kaç kadın kaç erkek karakter var?
• Filmdeki kadın karakterler arasında arkadaşlık ilişkisi var mı?
• Kadın karakterlerin toplumsal hayata
katılabilecekleri mekanlar (parklar, kütüphane, eğlence yerleri, vs.) var mı? Bu mekanlar kadın karakterler tarafından kullanılıyor
mu?
• Kadın karakterler istekleri, amaçları doğrultusunda davranıyor; engellerle karşılaşıyor
ve bu engelleri aşarken değişip gelişiyorlar
mı?
Cinsiyet eşitsizliği, çocukların doğuştan getirdiği biyolojik özelliklerine dayandırılarak yaşamın her alanında ayrımcılık yapılmasına zemin
hazırlıyor. Evde, sokakta, okulda, iş yerlerinde
yaşanan ve yaşatılan ayrımcılığı ve eşitsizliği
fark etmeye başlamak, önlenmesi için atılabilecek ilk adımdır. Eğitimde kullanılan filmler
aynı toplumlarda var olduğu şekliyle ayrımcılığı ve cinsler arası eşitsizliği yansıtabilir, örnekleyebilir, teşvik edebilir. Bunları fark etmek ve
fark ettirmek öğretmenin görevidir.
Eğitim ortamları da çoğu zaman toplumun kalıpyargılarını, önyargılarını barındırır, cinsiyete
göre ayrımcılığın sürmesine olanak sağlayabilir.
Sınıf ortamında öğretmenlerin kız ve oğlanlara
karşı tutumları, okuldaki öğretmen ve yöneticilerin yaklaşımları, özellikleri var olan kalıpyargıları sorgulamak yerine pekiştirebilir. Bir
eğitimci olarak sizin buna fırsat vermemeniz
çok önemlidir.
• Filmin aile içi şiddete yaklaşımı nasıldır?
Kayıtsız kalıyor, özendiriyor, sıradanlaştırıyor ya da karşı mı çıkıyor?
• Kadın karakterler, birey olarak toplum
hayatına aktif katılıyorlar mı yoksa istekleri,
ihtiyaçları, varoluşları görmezden mi geliniyor?
• Toplum hayatına aktif olarak katılan,
eşitlikçi, hakça, özgürlükçü değerleri savunan kadın karakterler demokratik ve barışçıl
olarak mı yoksa sevimsiz ve çirkin olarak mı
gösteriliyor?
• Film iyi kadın-kötü kadın ya da gerçek
erkek olmaya dair kalıpyargılar içeriyor mu?
• Kadın karakterler için aşağılayıcı, küçük
düşürücü sıfatlar ve deyimler (Örnek: eksik
etek, kaşık düşmanı, kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin, vs.)
sıklıkla kullanılıyor mu?
51
• Kız ve oğlan aile içinde şiddet ve tacize
uğruyor mı? Filmin buna yaklaşımı nedir?
• Kadın ve erkek karakterler/Kız ve oğlanlar toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun olarak
temsil ediliyorlar mı? Böyle temsil edilmiyorlarsa bu durum sıradanlaştırılıyor ve sıkça
sunularak kabul edilir hale getiriliyor mu?
Filmleri ve Diğer Görsel
Malzemeyi Değerlendirmede
Yararlanılabilecek Aktiviteler
• Kadın ve erkek karakterler meslek sahibi
ve ev içindeki görevleri paylaşıyorlar mı?
• Kadın ve erkek karakterlerin toplumsal
cinsiyete göre belirlenenin dışında meslekleri
var mı? (Örnek: Kadın pilot, erkek hemşire.)
• Her iki cinsiyetin de güçlü ve zayıf taraflarına yer veriliyor mu?
• Her iki cinsiyet de zaman zaman uyumlu, paylaşmayı, dayanışmayı bilen, uzlaşan
zaman zaman mücadele eden karakterler
olarak tasvir ediliyor mu?
• Kadın ve erkek karakterler evde, okulda,
sokakta, iş yerinde birbirine eşit temsil ediliyorlar, ya da bu bilince sahip olarak gelişiyorlar mı?
• Aile içinde kadın ve erkek yan yana duran, birbirini destekleyip güçlendiren karakterler olarak mı yoksa “her başarılı erkeğin
ardında bir kadın vardır” sözüne uygun olarak mı gösteriliyor?
• Kızlar ve oğlanların karşı cinsin oyunlarını oynamalarına izin veriliyor mu yoksa
bunu yapan çocuklara “erkek Fatma”, “kız
Nuri” gibi isimler ya da filmin ait olduğu
kültürde kullanılan benzer ifadeler mi kullanılıyor?
• Kızlar ve oğlanlara aile içinde verilen görevler (iş bölümü) farklılık gösteriyor mu?
52
Aşağıda cinsiyet eşitsizliğinin önlenebilmesi
için çocuklarla yapılabilecek çeşitli aktivitelere
bazı örnekler verilmiştir. Bu örnekleri çeşitlendirip diğer öğretmen arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.
Alıştırma I- Görüntüler
TV veya video klipleri kullanarak, iyi ve kötü
karakterleri ayırt etmek için, öğrencilerin vücut
ölçüleri ve genel görünüme ilişkin benzerlik
ve farklılık tabloları doldurmaları istenebilir.
Kliplere yeniden bakıp iyi ve kötü kız ve erkekleri kameranın nasıl çektiğine dair notlar
tutmaları istenebilir. Daha sonra, görsellerdeki
karakterleri, kendileri, akranları ve aile fertleriyle karşılaştırmaları istenebilir.
Alıştırma II- Çalışan Kadınlar
TV programlarındaki/izlenen filmlerdeki kadınların mesleklerinden liste oluşturulabilir. Şu
sorulara yanıt aranabilir: Onları işlerini yaparken görüyor muyuz? Sizin anneniz evde neler
yapıyor? Ev dışında neler yapıyor? Gelir getirici
bir iş yapıyor mu? Ev dışında çalışıyorsa, onun
iş yerine hiç gittiniz mi? Neler gözlediniz?
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Alıştırma III- Kendim Olurum Daha İyi
Biri kızlardan diğeri oğlanlardan oluşan iki
grup kurun. Oğlanlardan, farklı görsel araçlarda sıklıkla gösterilen, kızlara ilişkin özellikleri, kızlardan da aynı şekilde erkeklere ilişkin
özellikleri listelemelerini isteyin. Listeler genel
grupla paylaşıldıktan sonra kızların ve erkeklerin kendi cinsiyetlerine ilişkin kalıpyargıları
gözden geçirmelerini, bu özellikle kalıpyargıların pekiştirilip pekiştirilmediğini tartışmalarını
isteyin. Her iki cinsten de kalıpyargılara ilişkin
neler hissettiklerini aralarında paylaşmalarını
isteyin.
Alıştırma IV- Meslekler
Bazı mesleklerin medyada nasıl temsil edildiğini inceledikten sonra çocukların bu meslekleri
yapan insanlarla röportaj yapmalarını sağlayın. Medyadaki temsillerin ne kadar gerçekçi
olduğunu tartışın. Bir meslek sahibi olarak
temsil edilen kadın ve erkeklerin sayısını bulmalarını isteyin. Kadın ve erkeklere ait meslek
çeşitlerinin listelerini yaptırın. Bu bulguların,
çocukların ailelerinin yaptıkları işlerle ne kadar örtüştüğünü ve nedenlerini inceleyin. Kalıpyargıların meslek seçimini nasıl etkilediğini
tartıştırın.
Alıştırma V- Poz ve Doğal
Gazete ve dergilerden, kız ve oğlan çocukların
ve kadın ve erkeklerin poz verirken ve doğal
hallerinde çekilmiş fotoğraflarını seçin. Her
birinde neyin vurgulandığını tanımlamalarını
isteyin.
Alıştırma VI- Tersine Çevrilmiş Masallar
Masalları karşı cinsin bakış açısından yeniden
yazdırın.
Alıştırma VII- Görsel Romanlar
Edebiyattan uyarlanan filmleri izleyin. Toplumsal cinsiyete bakış açılarını görmek için
filmleri kitaplarla karşılaştırın. Bunlardan biri
diğerine göre daha fazla kalıpyargı içeriyor mu?
Neden? Daha fazla örnek yaratın. (Medyada
Toplumsal Cinsiyet)
Toplumsal cinsiyete duyarlı film
izlemeye örnekler
Elinizdeki kitapçığın hazırlandığı günlerde ilkokul öğrencilerinin en çok ilgisini çeken televizyon dizileri Akasya Durağı’ndan, Alemin
Kıralı’ndan, İster Hamur İster Çamur’dan kısa
alıntılarla, eğitim ortamında filmlerle ne tür
aktiviteler yapabileceği konusunda örnekler
oluşturulmuştur.
1. “Akasya Durağı” Dizisi – 151. Bölüm
33:14 dk-34:29 dk.
BÖLÜM 1
Aşağıdaki yönerge çocuklara sözlü olarak verilir. Yönergeden hemen sonra kontrol soruları
sorulur ve sınıf halinde yanıtlanır.
Yönerge: Size az sonra belki bildiğiniz belki
de daha önce izlemediğiniz bir TV dizisinden
kısa bir bölüm izleteceğim. Daha sonra bu kısa
bölüm ile ilgili dağıtacağım soruları sıra arkadaşınızla birlikte tartışıp yanıtlamanızı isteyeceğim. Bunu ve sonraki derslerde yapacağımız
buna benzer çalışmaları televizyonda, internette ya da sinemada filmler ya da diziler izlerken
benzer soruları kendi kendinize sorabilmeniz
ve filmleri daha dikkatli izleyebilmeniz için
yapacağız.
• Kimler bu diziyi biliyor?
• Bu diziyi beğeniyor musunuz?
• Neden beğeniyorsunuz/beğenmiyorsunuz?
Bu kısa bölümün nasıl bir durumla ilişkili olduğunu anlamaları için, aşağıdaki sorular iki öğrenciden oluşan gruplara verilir; soruları önce okuyup anlamaları beklenir, daha sonra kısa bölüm
izletilir ve kendi aralarında tartışmaları beklenir.
53
• İzlediğimiz sahnede neler oldu? Anlatabilir misiniz?
2. “Alemin Kıralı” Dizisi –34.Bölümü
2:13 dk.-3:23 dk.
• Kimin sorunu var? Sorun nedir?
BÖLÜM 2
Bu bölümdeki eleştirel bakış geliştirecek sorular yukarıdakine benzer bir yönerge ile öğrencilere verilir. Bölüm bir daha izletilir; sınıf üç
öğrenciden oluşan takımlara ayrılır. Her bir
takıma aşağıdaki sorulardan biri yazılı olarak
verilir; her takımın bunları kendi içlerinde ayrıntılı olarak tartışması sonra sınıfla paylaşması
istenir.
• İzlediğiniz bölümde kaç kadın kaç erkek
var? Erkek nerede?
• (aslında bölümde erkek yok ama kadınlar
bir erkekten ve o erkeğin evlenmek için gruptaki bir kadını seçmemesi ‘sorun’u üzerine
konuşuyorlar.)
• Merve’nin evlenme kararında etkisi var
mı?
Bölüm 1: Giriş
Bu bölüm video izlenmeden önceki kısımı
kapsamaktadır. Öğrencilere derse giriş, onları
meraklandırma, motivasyon sağlama ve izleyecekleri materyal ile ilgili uygun ortamı oluşturma gibi işlevleri vardır. Ayrıca öğretmen diziyi
bilmeyenler için karakterlerin isimlerinden de
bahsedebilir.
Öğretmen izleyecekleri videoyu temsil eden
aşağıdaki resmi sınıfa gösterir.
• Merve ne hissettiğini nasıl dile getiriyor?
Bunu başka türlü nasıl ifade edebilirdi?
Gruptaki kadın karakterler soruna tepkilerini nasıl dile getirdiler? Onlar başka türlü
nasıl ifade edebilirlerdi?
• Gruptaki kadınlar Arif’in evleneceği
kadının kim olduğunu sorduğunda Merve
kadını nasıl tarif ediyor? Neden? Merve bu
soruya başka nasıl yanıt verebilirdi?
• Merve’nin görünüşünü tarif edin. Eğer
Merve esmer, iri yapılı ve ağlamadan konuşan bir kadın olsa ne olurdu? Neden?
Daha sonra sınıfa aşağıdaki sorulardan sorarak
onları hazırlar:
• Resimdeki karakterler hangi tv dizisinden
biliyor musunuz?
• Bu diziyi takip ediyor musunuz?
54
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
• Bu dizide neleri seviyorsunuz / sevmiyorsunuz?
• Karakterlerin isimleri nelerdir?
• Başka kardeşleri var mi?
• Kimlerle birlikte yaşıyorlar?
• Sizce izleyeceğimiz sahnenin konusu ne
olacak?
• Sahne nerede geçecek?
Bölüm 2: Video izlenmesi
Kısa video hep birlikte izlenir.
Bölüm 3: Durumun anlaşılması
ortaya konması
Bu bölümde öncelikle “öğrenciler sahneyi nasıl
algılıyor, anlatılan öyküye / verilen diyaloglara
dair kafalarında oluşan şema nedir, sahne onlara ne ifade etti, bu sahneyi nasıl özetlerler” gibi
noktalar üzerinde durulacak.
Sorulacak örnek sorular:
• İzlediğimiz sahnede neler oldu? Nasıl
özetleyebiliriz?
• Bu sahnede konu nedir?
• Bu videoyu daha önce izlememiş bir arkadaşınıza anlatsanız nasıl anlatırdınız?
• Burada esas sorun / problem neydi? Karakterler hangi konuda anlaşmazlık yaşadılar?
• Konuya kimler dahil oldu? Bu anlaşmazlık kimleri ilgilendiriyor?
Bölüm 4: Eleştirel bir gözle filmin incelenmesi
Bu bölümde öğrencilerin filme eleştirel bir
gözle, sorgulayıcı bir bakış açısıyla yaklaşmaları
sağlanır. Öncelikle öğretmen sınıfı bu anlamda
hareketlendirmek ve farklı fikirlerin tartışıldığı
verimli bir tartışma ortamı açmak için aşağıdaki soruları yöneltir:
• Sizce Ayben ve Ahsen neler hissediyor bu
sahnede?
• Sizce Aslan neler hissediyor bu sahnede?
• Sizce problem çözüldü mü?
• Sahnedeki problemi çözmek için sizce Aslan nasıl daha farklı davranabilir?
• Ayben ve Ahsen’in daha iyi hissetmesini
sağlayacak nasıl bir yol izleyebilir?
• Burdaki sorunun çözülmesinde ve karakterlerin anlaşmasındaki engel sizce nedir?
• Sizce sahnede baskın olan bir karakter var
mı? Kim? Nasıl daha farklı yansıtılabilir?
• Sizce sahnede kendini ifade etmekte zorlanan karakter(ler) var mı? Kimler? Onlar neden kendini ifade etmekte/fikrini söylemekte
zorlanıyor? Bu durum nasıl düzelebilir?
• Sizler yönetmenin sahneyi bizlere anlatma şeklini sevdiniz mi? Neler daha farklı
olabilir?
Bölüm 5: Grup etkinliği
Bu bölümde öğrenciler 3-4 kişilik gruplara
ayrılırlar. Her gruba üzerinde karakterlerden
Ayben (kız çocuklarından biri) ve Aslan (baba)
olan aşağıdaki Venn Diagramı verilir.
Öğrenciler gruplar halinde, Ayben ve Aslan ın
karakter özelliklerini, onları tanımlayan özellikleri, uygun yerlere yerleştirirler. Ven Diagramını bilmeyen veya hatırlamayan öğrenciler
için öncelikle öğretmen tarafından tanıtılır ve
bazı örnekler verilir. Grup haline öğrenciler
boş kutuları doldururlar ve daha sonraki sınıfça
karşılaştırma yapılır ve tartışılır.
55
3. “İster Hamur İster Çamur” Programı
– 0:34 dk. sonrası
Bölüm 2: Video izlenmesi
Kısa video hep birlikte izlenir (izlenmeye
0:34’ten başlanır).
Bölüm 3: Eleştirel bir gözle filmin incelenmesi
Bu bölümde öğrencilerin filme eleştirel bir
gözle, sorgulayıcı bir bakış açısıyla yaklaşmaları
sağlanır. Filmde mesleklere ilişkin farklı kişiler
resmedilmektedir ancak kadın ve erkeklere verilen meslekler epey farklıdır. Erkeklere manav,
satıcı, şekerci gibi pek çok rol verilmiş ancak
bir kez kadın görüyoruz ve o da sofrayı hazırlarken, evdeyken.
Öğretmen sınıfı kadın/erkek meslekleri anlamında hareketlendirmek ve farklı fikirlerin tartışıldığı verimli bir tartışma ortamı açmak için
aşağıdaki soruları yöneltir:
• Filmde erkek ve kadın sayısı eşit mi? Değilse nasıl?
Bölüm 1: Video izlemeden önce
Öğretmen yukarıdaki resimleri (programın
ismi ve videodan bir sahne) çocuklara gösterir
ve aşağıdaki sorulardan faydalanarak onları etkinliğe hazırlar.
• Resimler hangi TV programından biliyor
musunuz?
• Daha önce izlediniz mi?
• Sizce izleyeceğimiz sahnenin konusu ne
olacak?
• Sahne nerede geçecek?
• Resimdeki kişiden yola çıkarak konuyla
ilgili tahminler?
(ipucu verilir, adam bir manav, oradan mesleklere geçiş yapılır) (öğrencilere mesleklerle ilgili
bir video olacağı noktasına gelinir)
56
• Erkekler hangi mesleklerde filmde yer
aldı?
• Kadın hangi meslekte filmde yer aldı?
• Sizce filmde erkekler mi yoksa kadınlar
mı daha fazla temsil ediliyor?
• Bu farklılık sizce uygun mu? Daha farklı
nasıl olabilirdi?
• Sizce filmde erkeklerin yaptıkları meslekleri kadınlar da yapabilir mi?
• Siz bu filmin yönetmeni olsaydınız, kadınları başka hangi mesleklerde gösterirdiniz?
• Siz bu filmin yönetmeni olsaydınız, erkekleri başka hangi mesleklerde gösterirdiniz?
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Anne-babaların çocuklarıyla
birlikte film izlerken dikkat
etmesi gereken noktalar
Çocuğun izleyeceği filme/programa nasıl
karar veriliyor?
Aile bireylerinin fikirleri konuşulabilir ve anne-babanın doğru yönlendirmesiyle ortak
karar verilebilir. Onların hayal güçlerini zenginleştirecek, farklı bakış açıları sunacak, yaratıcılığı destekleyen filmlere öncelik vermek
önem taşımaktadır.
Çocuklar film/program izlemeye ne kadar
zaman ayırmalı?
Araştırma verilerine göre çocuğun televizyon
ve film izleyerek geçireceği süre 1-2 saatten fazla olmamalıdır (Erdoğan, 2004). Bu süre içerisinde de algılama seviyelerine uygun ve olumlu
karakterlerin yoğunlukta olduğu filmler seçilmesi anne-babalarca sağlanabilir.
Aralarında televizyon ve internetin de bulunduğu kitle iletişim araçları aracılığıyla kültür
ürünleri ve değerler evin içine gelerek bireylere
ulaşmaktadır. Filmler toplumu ve onun temel
çekirdeği olan aileyi bir mesaj yağmuruna
tutmakta ve izleyicilere günlük yaşamda etkilenip kullanacakları duygu, davranış ve ilişki
örüntüleri ulaştırmaktadır. Başta filmler olmak
üzere tüm programların hem olumlu hem de
olumsuz içeriğe sahip olduğu tartışmasız bir
gerçektir. Çocukların içerik anlamında nitelikli
yayınları izlemeleri ve sunulan olumsuz mesajlar konusunda sorgulayıcı olmaları noktasında
velilere kritik bir rol düşmektedir. Çocuklara
ne izlemeleri ve nasıl bir bakış açısıyla izlemeleri konusunda destek sunmaları onların bilişsel,
duygusal ve sosyal gelişimleri açısından büyük
bir öneme sahiptir. Aile bireylerinin iletişimleri, duygusal sağlıkları, çocukların okul başarısı,
arkadaş ilişkileri, gelişim süreçleri, gibi pek çok
alan izlenen filmlerden ve programlardan etkilenmektedir. Böylesi uzun süreli ve geniş etkiler
düşünüldüğünde anne babaların yönlendirici
rolleri bir kez daha gözler önüne serilmektedir.
Bu noktada aşağıda verilen noktalara dikkat
verilebilir.
Film nasıl izlenmeli?
Seçilen filmin nasıl izlendiği de bir diğer önemli noktadır. Çocukla ilgilenilmeden uzun saatler boyunca filmlere/ programlara dalmalarına
izin verilmesi uygun değildir. Onlarla film eşliğinde vakit geçirmek, paylaşım yapmak sıklıkla
tercih edilebilir. Filmdeki olaylar, karakterler,
sahneler birlikte film izlerken veya sonrasında
konuşulabilir. Böylelikle kaliteli zaman geçirme etkinliğine ulaşılmış olunur. Anne-babalar
film izlemeyi çocukların uslu durması için kullanması yaygın olmakla beraber yanlış bir tutumdur. Film izleme birlikte geçirilecek değerli
bir vakit olarak algılanmalıdır.
Çocuğun gelişimsel özellikleri
Ek olarak çocuğun yaşı gereği içerisinde bulunduğu gelişimsel süreçler de anne-babalarca dikkate alınması önemlidir. Dil gelişimler, fiziksel
gelişimleri ve duygu durumları değerlendirilebilir. Örneğin, 2-7 yaş arası dönem dil gelişiminin önemiyle öne çıkarken, 7-11 yaş arası
dönem hayal kurma, kendilerini başkalarının
yerine koyabilme ve onların gözünden görebilme becerisinin geliştiği bir dönemdir.
57
Filmlerin eğitim amaçlı olarak sınıf ortamında kullanılması, giderek yaygınlaşıyor. Filmler,
farklı derslerde çeşitli bilgi ve beceriyi kazandırmak için kullanılıyor; daha hızlı ve kalıcı
bir öğrenme sağlıyor. Filmlerin bu amaca yönelik etkili biçimde kullanılması, doğru filmin
seçilmesine ve eleştirel bakışla izlenmesine bağlıdır. Filmleri toplumsal cinsiyet eşitsizliği
dahil her türlü ayrımcılığı fark ettirmeyi sağlayarak, önce demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü
sınıf ortamları yaratmayı, uzun vadede ise bu değerlere önem veren bireyler yetiştirmeyi
destekler. Öğretmenlere düşen filmi sınıfa götürmeden önce gereken hazırlıkları eksiksiz
yerine getirmek ve eşitlikçi, demokratik katılımlı bir sınıf ortamı yaratmaktır. Hepimiz
haklarımıza saygı duyulan kararlara katıldığımız, eşitlikçi bir dünyada yaşamak istemiyor
muyuz? Çocuklarımıza bu olanağı sınıf ortamında sağlayabilmek gelecekte onların da başkaları için aynı çabayı göstermesinin ilk adımı olabilir.
Ek. 1
Eleştirel Düşünme
Toplumsal cinsiyet eşitliği dahil olmak üzere,
her türlü ayrımcılığa karşı duran bireylerin yetişmesinde bir öğretmenin sınıf içinde kazandırabileceği en önemli beceri eleştirel düşünmedir. Bu becerinin kazanılması kolay değildir,
çünkü eleştirel düşünme kişinin bir konuya
ilişkin önyargılarını fark etmesini ve devreden
çıkarmasını gerektiren bir düşünme biçimidir.
Eleştirel düşünme, gelen bilgiyi anladıktan
sonra, sınamak, sorgulamak, değerlendirmek
ve genişletmek için bağımsız düşünmektir.
Eleştirel düşünme ortamını sağlamak için
öğretmenin doğru yanıtları vermemesi, propaganda yapmaması ve çocukları soru sorma
konusunda cesaretlendirmesi çok önemlidir.
Bu çok çaba ve emek ister. Eleştirel düşünme
olmadan demokratik eğitimin olması mümkün değildir.
Eleştirel düşünebilen insan, “ne düşünüyorum?”, “ne hissediyorum?” ve “ne diyorum?”
sorularını sorup bu sorulara yanıt verebilen
insandır. Bu sorular ancak demokratik bir ortamda sorulup yanıtlanabilir. Yani çocuk ancak
58
açık ve özgür, demokrasinin yaşadığı ve yaşandığı bir sınıf atmosferinde gelişir, heyecanlanır,
güdülenir, güçlenir ve orada ‘arkadaşıma katılıyorum’un kolaycılığına yüz vermez; kendi adına düşünür ve düşüncesine sahip çıkar.
Bu çeşit düşünmeye çocuk, yaşamında yeri
olan sorunları çözmesi için yönlendirilir. Bu
yönlendirme, aktif öğrenmeyle, öğrenci odaklı
eğitimle ve gürültücü, kahkahalı, tartışan, düşünen bir sınıfla ve öğrenciden beklentisi usluluk, itaat olmayan, öğrencilere karşı çıkmak
için değil onları anlamak için dinleyen öğretmenlerle ve öğretmenin sorduğu sorularla ve
sorma biçimiyle eleştirel düşünmeyi özendirmesiyle yapılabilir. (Gürkaynak, 2008)
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Ek. 2
Sınıfta İşbirliğine Dayalı
Öğrenme İçin Hatırlatmalar
Sıralar, dörtlü takımlar oluşturacak ve yan tarafları tahtayı görecek şekilde dizilebilir. Bu düzenleme, öğretmenin tüm sınıfa yönerge verdiği ya da bir konuyu anlattığı sırada öğrencilerin
sınıfın o kısmına odaklanmasını kolaylaştırır.
Takımlara bir görev ‘yapboz’ haline getirilerek
paylaştırılabilir. Böylelikle bütün takımlar kendilerine ait görevi tamamlayıp diğer takımların
not alması için paylaştıklarında görev tamamlanmış olur. Ayrıca, takım bir ürün ortaya koyacaksa bu üründe takım üyelerinin her birinin
rolü öğretmen tarafından dağıtılır.
Kimlik ve bütünlük duygusu yaratmak için
kalın uçlu bir kalemle yeni oluşturulan sıraların yan taraflarına “Takım 1”, “Takım 2” gibi
isimler yazılabilir. İşbirliğine dayalı aktiviteleri
öğretmek için ‘takım’ önemli bir kavramdır.
Çünkü bu öğrencilere, genel amaçlı bir “grup”ta vakit harcamak yerine “başarı”ya ulaşmak
için beraberce çalışmaları gerektiğini hissettirir.
Öğrencileri bu şekilde takımlara ayırmak, kağıt
ve malzeme dağıtımını, öğrencilerin dikkatini
toplamayı ve sınıfın idaresini kolaylaştırır.
Takım çalışmasının sonucunu sınıfa kimin anlatacağına karar vermek için takım isimlerini ve
takımdaki kişilerin numarasını içeren iki farklı
torbadan çekiliş yapılabilir.
Öğrencilere kendilerinden beklenen davranışlar açıklanmalı. İşbirliğine dayalı bir aktivite
üzerinde çalışırken alçak sesle konuşmaları
gerektiği ve sadece kendi takım arkadaşları ile
konuşabilecekleri hatırlatılmalıdır.
Takımlar halinde çalışmak grup çalışması yapmak anlamına gelmez. Bu nedenle, öğrencilere
bir “çalışma yaprağı” verilip, onlardan etkin
biçimde çalışmaları beklenmemelidir. Öğrencilere verilen yönergeler açık ve net olmalıdır.
Örneğin, “İlk resmi birlikte inceledik. İkinci
ve üçüncü resimleri de hepiniz ayrı ayrı incelediğinize göre, şimdi takımınızdaki herkesin
bu resimlerle ilgili görüşlerini takım arkadaşlarıyla tartışmasını istiyorum. Öğrenci ve takım
numaranızı torbalardan çektiğim zaman sınıf
arkadaşlarınızla bir şeyler paylaşmaya hazır
olun,” gibi.
59
Ek. 3
Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı
Öğretmen Davranışları
Toplumsal cinsiyete duyarlı ve eğitim amaçlı
olarak film izlemeyi öğretmede öğretmenin
rolü önemlidir. Öğretmen, çocukların eleştirel
bakış açısıyla film izlemelerine ve bu şekilde
ayrımcılığın birçok türünü fark etmelerine,
onların hayat boyunca karşılaşacakları film ve
farklı görsel malzemelerin pasif alıcısı olmalarını engellemeye aracıdır.
Ayrımcılık yapmak istemeyen öğretmenin
gözden geçirmesi gereken konular aşağıdadır;
okuyarak sınıf uygulamalarınızı ve alışkanlıklarınızı gözden geçiriniz.
• Oğlan-kız ayrımı yapmadan tüm öğrencilerime karşı güler yüzlüyüm.
• Oğlan-kız ayrımı yapmadan tüm öğrencilerime eşitlikçi ve hakça davranırım.
• Oğlan-kız ayrımı yapmadan tüm öğrencilerimle yakın ve sıcak iletişim içinde olmaya çalışırım.
• Tüm öğrencilerimin farklı istekleri, yetenekleri, ilgileri, görüşleri olduğunu kabul
ederim ve onlara saygı duyarım.
• Oğlan-kız ayrımı yapmadan tüm öğrencilerimin yaş ve düzeylerine uygun sınıf kararlarına katılmalarına olanak tanırım.
• Tüm öğrencilerimin sorun çözmede şiddet
içermeyen yolları bulmalarına yardımcı olurum.
• Tüm öğrencilerime, hak ve sorumluluklarını, hak aramanın önemini, çevre duyarlılığı, toplumsal cinsiyet vb. kavramları yaşayarak öğrenmeleri için olanaklar sağlarım.
60
• Öğrencilerimle ilgili olarak aileleri ile etkili iletişim kurarım.
• Barışçıl, insanların birbirine değer verdikleri/saygı duydukları, duygusal ya da
fiziksel şiddetin olmadığı, sorumlulukların
paylaşıldığı bir sınıf ortamı yaratmak için
çaba harcarım.
• İnsanlara ilişkin her türlü genelleyici, sınıflandırıcı, tektipleştirici söz ve davranışlardan uzak durmaya ve tüm öğrencilerimi de
uzak tutmaya çalışırım.
• Farklı cinsiyetteki öğrencilerimden sınıf
içinde ve dışında farklı istemlerde bulunmamaya, onlardan farklı cinsiyette olmaları
nedeniyle farklı beklentiler içinde olmamaya/işbölümü yapmamaya özen gösteririm
(örneğin, kızlara edebiyat projesi, oğlanlara
fen projesi; piknik için kızlar sandviç yapsın,
erkekler ateş yaksın, vb.).
• Zaman zaman televizyonda sergilenen rol
modelleri konusunda öğrencilerimle konuşup
tartışırım ve cinsiyete dayalı geleneksel kalıpyargılara dikkat çekerim.
• Derslerimin, zamanımın ve emeğimin bir
kısmını, öğrencilerimin bu konulara duyarlılık kazanmaları için ayırırım.
• Kendim duyarlı davranmaya çalışırım;
ancak biliyorum ki bazen bilerek bazen farkında olmayarak; kalıpyargıları ve cinsiyet
ayırımcılığını; bir özdeyiş ya da atasözünün
içine gizleyerek, bazen statü ve gücüme sığınarak, bazen özellikle kız çocukların önündeki seçenekleri sınırlandırarak, bazen mekana sınırlandırma getirerek, bazen onların
merakını törpüleyerek, bazen ayıplayarak,
bazen bir ses tonu, bir bakış bir kaş kaldırmayla belli edebilirim.
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
• Bu nedenle sık sık özeleştiri yapmaya ve
meslektaşlarımın görüşlerini almaya özen
gösteririm.
• Cinsiyet ayrımcılığına işaret eden kalıpyargılar ve öğeler içeren ders materyallerini,
metinleri ve etkinlikleri öğrencilerimle birlikte düzeltirim.
• Öğretmen rolümü, kolaylaştırıcı, yol gösterici biçiminde farklılaştırıp, statümü ve
yetkimi rastgele kullanmamaya, cinsiyetçi
yargılardan ayırt ederek kullanmaya özen
gösteririm.
• Bu konularda sadece sınıfımda değil okul
içi ve okul dışı çevremde de duyarlı davranıp,
başkalarını da duyarlı olmaya çağırırım.
Ek. 4
Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Sınıf
Kontrol Listesi
Toplumsal cinsiyet yanlılığı pek çok şekilde
gözlenebilir. Oğlan ya da kız öğrenciler açıkça ya da görünmeyen şekillerde kayırılabilir.
Bunun önüne geçmek için aşağıdaki sorulardan yararlanılabilir. Soruların eşitsizliğe işaret
eden yanıtları eşitsizlikle mücadelede harekete
geçerken ilk adımların belirlenmesinde yararlı
olacaktır.
Sınıf dekoru: Posterler, resimler, sloganlar,
özlü sözler, vb. kadın ve erkekleri eşit olarak
temsil ediyor mu? Eşit statüye sahipler mi;
kahraman, önder, yazar, vb. olarak eşit olarak
gösteriliyorlar mı? Kadın ve erkeklerin, kız ve
oğlanların çalışma ve yaşam deneyimleri öğrencilerin sergilenen eserlerinde eşit olarak görünüyor mu?
Sınıf yerleşimi: Kız ve oğlanlar sınıfın önünde
ya da arkasında kümeler halinde bir arada yerleştirilmişler mi? Sınıfın önünün ve arkasının
kullanımında, pencere önünde, ışığa yakın yerlerde, görece daha sıcak/serin yerlerde vb. eşit
dağılım var mı?
Sınıf yapısı: Kızlar ve oğlanlar eşit olarak sınıf
başkanı, etkinlik lideri olabiliyor mu, sınıfla
ilgili yapılması gereken rutin işleri (derleme,
havalandırma, vb.) eşit olarak paylaşıyorlar mı?
Kaynakların kullanımı: Tüm öğrencilerin
eşit koşullarda öğrenmeleri için eğitim malzemelerinin paylaşımı eşit olarak sağlanıyor mu?
Velilerin de kız ve erkek çocuklarını eşit derecede desteklemeleri teşvik ediliyor mu? Yoksul
öğrencilerin kendilerini kötü hissetmemeleri
için öğretmenleri özen gösteriyor mu?
61
Oyun alanı: Kadın ve erkek öğretmenler, öğrencilere zorbalık yapan, oyun aletlerini paylaşmayan ya da diğer öğrencilere zarar veren
öğrencileri denetliyor mu, disipline ediyor mu?
Oyun alanı, araçları ve etkinliklere katılım eşit
olarak sağlanıyor mu?
Müfredat, ders kitapları, öğrenme/öğretme
materyalleri: Kız ve oğlanların tüm okul malzemelerine eşit olarak erişebilmesi ve eşit temsil
edilmesi sağlanıyor mu?
Öğrenci-öğretmen etkileşimi: Öğretmenler,
önde veya arkada oturmasına bakmadan, kız ve
erkek öğrencilerle eşit olarak göz teması kuruyor, eşit ilgi gösteriyor mu? Kızlara ve erkeklere
eşit sayıda soru yöneltiliyor mu? Aynı güçlükte
sorularla muhatap oluyorlar mı? Cevaplama
güçlüğü çeken öğrencilere aynı cevaplama süresi ve destek veriliyor mu? Öğrencilerin kendi
düşüncelerini açıklaması, kendi hayal güçlerini
ve analitik yeteneklerini kullanmaları için eşit
fırsatlar veriliyor mu? Her öğrenciye eşit biçimde geribildirim veriliyor mu?
Görevler, sorumluluklar: Kız ve oğlanlara
güçlük derecesine göre eşit olarak görev ve sorumluluk veriliyor mu?
Disiplin: Disiplin kız ve oğlan öğrencilerin
okulda ve sınıfta güvende olmaları, kendilerine
değer verilmesi, cinsel tacizden veya diğer şiddet türlerinden ve aşağılanmadan korunmaları
için gereklidir. Bütün öğrenciler, diğer öğrencilere kötü muamele yapmaya ve istismara izin
verilmeyeceğini biliyor mu? Kadın ve erkek öğretmenler disiplin sağlamanın yaratıcı yollarını
bilip uyguluyorlar mı? Hiçbir şekilde fiziksel
ceza kullanmamaları gerektiğini biliyorlar mı?
Kullanıyorlar mı?
Dil: Öğretmenlerin, öğrencilerin kullandığı
ve öğretim malzemelerinde kullanılan dil toplumsal cinsiyete duyarlı mı?
62
Araç-gereç kullanımı: Kitaplar, bilgisayarlar,
hesap makineleri, spor aletleri, laboratuvar
malzemeleri ve mesleki aletler kız ve oğlanlar tarafından eşit olarak kullanılabiliyor mu?
(UNESCO, 2006)
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Ek. 5
Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Aile
Davranışları
kimlik oluşturabilmeleri için düşündürücü
içeriği olan ve özellikle de bazı kalıplara
karşı çıkan filmler çerçevesinde tartışmalar
yapmaları, son derece önemlidir.
Ailenin okul öncesi çocuklarına davranışlarının çocuğun okul yaşamına önemli etkileri
vardır. Bu nedenle;
• kız-oğlan ayırmayarak tüm çocuklara, i)
eşitlikçi davranmak, ii) adil olmak, iii) istek,
ilgi, görüş, yaşlarına uygun kararlara katılma, beceri geliştirme ve bağımsızlık kazanma gibi kendilik değerlerine saygı duymak ve
göstermek,
• farklı cinsiyetteki çocuklardan farklı isteklerde bulunmamak, hatta kız çocuklarından
tamir, erkek çocuklarından kardeş bakımı
konusunda yardım istemek gibi cinsiyet ayrımına ters roller almalarını istemek,
• her türlü genelleyici, sınıflandırıcı, tektipleştirici söylemden uzak durmak,
• medyanın pekiştirdiği geleneksel toplumsal cinsiyet kalıpyargıları konusunda çocuklarla konuşmak, medyadaki rol modelleri
konusunda onlarla tartışmaya çalışmak,
• bunların hepsi için gerçekten zaman ayırıp, emek vermek,
• bunları uygularken bazen açık bazen de
örtük biçimde cinsiyetçilik sergilenebileceğinin ayırdında olmak,
• okuldaki etkinlikler, sistem, sınıf içi uygulamalar konusunda duyarlı, kurumla bilgi
alışverişi içinde ve kurumdan gelebilecek
önerilere açık olmak,
• çocukların ve gençlerin filmlerin, TV
dizilerinin ve programlarının özel olarak
toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ve diğer ayrımcılık türlerinin etkisinden bağımsız
63
EK 6 : Örnek Ders Planları
DİLHAN ERYURT FİLMİ ALTERNATİF
DERS PLANI I
Ders Süresi: 60 dk. (Üç bölüm)
okumaları beklenir.
Sorular
Dilhan Eryurt Cumhuriyetin ilanından
sonra dünyaya gelmiştir.
(D)(Y)
Dilhan Eryurt, çocukken en çok gece ile
gündüzün nasıl olduğunu merak ediyordu.
(D)(Y)
1. BÖLÜM (15 dk.)
İkili ya da üçlü öğrenci gruplarına alttaki çalışma yaprağı verilir.
Çalışma Yaprağı
Bu çalışma yaprağının altında iki ayrı sayfa
göreceksiniz. İlk sayfada bir sözcük avı bulmacası var. Bu bulmacada soldan sağa, yukarıdan
aşağıya ve aşağıdan yukarıya altı meslek gizli.
İlk olarak arkadaşınızla birlikte bu altı mesleği
bulun.
İkinci sayfadaki resimlere bakın; bu resimlerin
ilk sayfada bulduğunuz hangi meslekle ilgili olduğunu yanıtlayın. Bu mesleği kısa bir cümleyle tanımlayın ve tanımınızı sınıfla paylaşmaya
hazır olun. Sınıfla paylaşılan tanımlardan bir
ortak tanım tahtaya yazılır.
2. BÖLÜM (15 dk.)
Her öğrenciye, üzerinde “Biraz sonra bir gökbilimcinin gerçek öyküsünü anlatan bir çizgi
film izleyeceksiniz. Aşağıdaki “Doğru-Yanlış”
sorularını filmi izlemeden önce okuyun. Filmi izlerken gerekli notları alın. Film bittikten
sonra soruları notlarınızdan faydalanarak kendi başınıza yanıtlayın” yönergesinin olduğu
aşağıdaki soru listesinden verilir, öğretmen yönergeyi yüksek sesle okur, öğrencilerin soruları
64
Dilhan Eryurt, kendisine kendinin verdiği
ödülle birlikte toplam dört ödül almıştır.
(D)(Y)
Dilhan Eryurt, NASA’nın uzay araştırmalarında görevli kadınlardan biridir.
(D)(Y)
Dilhan Eryurt’un NASA’da yaptığı güneş
ve yıldızlarla ilgili araştırmanın sonuçları
bugün hala kulanılmaktadır.
(D)(Y)
Dilhan Eryurt’un önemli bir gökbilimci
olmasını sağlayan özellikleri ‘hayal ve merak edebilmek, kendine güvenmek ve çok
çalışmaktır’.
(D)(Y)
Film izlenir. Öğrencilerden üzerine notlar aldıkları soru kağıtlarını ellerine alarak ayağa
kalkmaları istenir ve öğrenciler, yüzleri birbirine dönük olarak, aynı sayıda öğrenciden
oluşan iç içe iki halka şeklinde dizilir. Her sorunun tartışılması için her öğrenci çiftine birer
dakika verilir. Bir dakika dolunca dış halkadaki
öğrenciler bir adım sağa ya da sola kayarak eşlerini değiştirir ve her öğrenci yeni eşiyle izleyen
soruyu yanıtlar. Soruların daha sonra sınıf halinde hızlı bir şekilde yanıtlanmasıyla yanıtların
doğruluğu teyit edilir.
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
3. BÖLÜM (30 dk.)
Sıralar dörtlü takımlar oluşturacak şekilde dizilir. Dilhan Eryurt’un önemli bir bilim insanı
olmasının kolay olup olmadığı öğrencilere sorulur; zorluklarına ilişkin tepkiler alındaıktan
sonra filmi bir kez de bu gözle izlemeleri; yani,
zorlukların neler olduğu/olabileceğini tahmin
ettikleri ve onun bu zorlukların üstesinden
nasıl geldiğini anlamak/tahmin etmek için izlemeleri istenir.
Film bir kez daha izlendikten sonra öğrencilerden takımları içinde Dilhan Eryurt’un karşılaştığını düşündükleri zorlukları/engelleri ve
onun bu engelleri aşmak için nasıl davranmış
olabileceği konusundaki tahminlerini önce
kendi kendilerine düşünmeleri ve sonra kendi
aralarında, daha sonra da diğer takımlarla paylaşmaları istenir.
Takımlar bulduklarını paylaşırken tahta ikiye
bölünür ve bir sütuna engeller, diğer sütuna
Dilhan Eryurt’un (karakter özellikleri sayesinde) bunları aşma biçimine dair çözümler beyin
fırtınası şeklinde yazılır. Bu çalışma sırasında
Dilhan Eryurt’un kadın olmasıyla ilgili dile getirilecek zorluklar ve muhtemel cinsiyet ayrımcı görüşleri olumluya çevirebilmek için çözüm
sütununa odaklanılır.
5. maddeye alternatif olarak, tahtadaki bilgilerin ikisini kullanabilecekleri belirtilerek takımlardan Dilhan Eryurt için dört-beş soruluk bir
röportaj hazırlamaları ve bunu diğer takımlara rol çalışması şeklinde sunmaları istenir.
Takımlardaki öğrencilerin rol dağılımı (soru
hazırlayan, yanıt hazırlayan, röportajcı ve Dilhan Eryurt gibi) öğretmen tarafından yapılır.
Filmle eğitim dersini izleyen bir aktivite ve ev
ödevi olarak, öğrencilerden Dilhan Eryurt’a
bir mektup yazmaları istenebilir. Bu mektupta;
kendi karakter özelliklerini, ailesini, bulundu-
ğu şehri ve ortamı kısaca anlatarak kendilerini tanıtmaları, bir bilim dalı ya da bir meslek
seçip amaçlarına ulaşmak için hangi okulları
okumaları gerektiğini sormaları, önlerine çıkabilecek engellerden bahsetmeleri ve bunları nasıl aşabilecekleri konusunda ya fikir sormaları
ya da kendi düşünebildikleri çözümleri Dilhan
Eryurt’la paylaşmaları istenebilir. Öğretmen bu
mektupları tek tek yanıtlayabilir.
Not: Takım ve ikili çalışmalarda öğretmenin
gözlemci ve kolaylaştırıcı olarak sürekli biçimde öğrencilere destek olması ve çalışmaları yönetmesi beklenmektedir.
DİLHAN ERYURT FİLMİ ALTERNATİF
DERS PLANI II
Ders süresi: 40 dk. (Üç bölüm)
1. BÖLÜM: (20 dk.)
Ders giriş ve konuya dikkat çekme kısımlarını içeren birinci bölüm iki farklı etkinlik
içermektedir. Dikkat çekme (2-3 dakika):
Öğretmen tahtada (projeksiyonda) uzay cisimlerinin renkli ve ilgili çekici resimlerinden
oluşan resimlerini yansıtır. Bu cisimler arasında; gezegenler, Güneş, galaksi, yıldızlar,
NASA, Ay, Ay’a giden uzay aracı, uzayda olan
yeni gelişmelere dair yine birtakım ek resimler
bulunur. Öğrencilere bunlardan kendilerine
tanıdık gelenler, ilgilerini çekenler sorulur nedenleriyle sorulur. Ek olarak kendileri resim
ekleselerdi başka ne eklerlerdi diye de sorulur.
Böylece konuya giriş açısından kısa bir giriş
yapılır. Öğretmen bu bölüm biterken, bugün
derste ülkemizden güneş ve yıldızlarla ilgili çok
önemli çalışmalar yapmış çok önemli bir kadın
bilim kadınının; Dilhan Eryurt’un çizgi filmini
izleyeceklerini söyler ve resmini gösterir.
Poster etkinliği (10 dk.): öğrenciler 4-5 kişilik
gruplara ayrılırlar. Her gruba A3 boyutunda
boş kağıt ve renkli kalemler verilir. Her grup
3-4 dakika süresinde, bu çizgi filme bir afiş
65
tasarlayacak olsalar nasıl olurdu? Sorusuna
cevap verecek şekilde basit bir afiş tasarlarlar.
(Filme isim bulurlar, istedikleri cisimleri eklerler, renklendirirler, gibi...) Daha sonra 5 dakika
içerisinde bu filmi birbirlerine gösterip kısaca
sunarlar.
2. BÖLÜM: (4 dk.)
Çizgi film hep birlikte izlenir.
3. BÖLÜM: (15 dk.)
Bu bölüm iki etkinlik içermektedir. Her öğrenciye filmden toplumsal cinsiyet anlamında
önemli sahnelerin resimleri dağıtılır (aynı resimler de kullanılabilir). Ve her öğrenci dağıtılan bu çalışma yaprağındaki soruları bu resme
bakarak ve sahneyi hatırlayarak yanıtlar (10
dk.).
Örnek sorular:
Dilhan Eryurt’un çizgi filmde karşılaştığı
bir zorluktan / sorundan bahsedelim.
66
• Bu sahneden etkilendiniz mi? Hangi yönlerden?
• Bu sahnede sevdikleriniz/sevmedikleriniz
nelerdir?
• Bu sahnede yönetmen çizgi film izleyicilerine nasıl bir mesaj iletmek istedi sizce?
• Bu sahnede önemli olan nedir sizce?
• Siz yönetmenle aynı görüşte misiniz?
• Bu sahnede nelerin daha farklı olmasını
isterdiniz? Nasıl?
(Seçilen sahneye/sahnelere bağlı olarak ek sorular üretilebilir)
Daha sonra sınıfça tartışılır. Her öğrenci yine
aynı çalışma yaprağındaki aşağıdaki tabloyu
doldurur (5 dk.).
Dilhan Eryurt bu zorlukla nasıl baş etti?
Neler yaptı?
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
DİLHAN ERYURT FİLMİ ALTERNATİF
DERS PLANI III
Ders Süresi: 40 dk.
Öğretme-öğrenme-Yöntem ve Teknikleri:
Anlatım, soru-cevap, bilgisayarda uygulama,
Kullanılan EğitimTeknolojileri-Araç, Gereçler: Bilgisayar, projeksiyon, küçük kağıtlar
Öğretme-Öğrenme Etkinlikleri
Öğrencilere herhangi bir açıklama yapılmaz.
Posterleri dağıtılır ve incelemeleri istenir. Ardından derse başlanır. Film başlatılır ve öğretmen de öğrencilerle birlikte filmi izler.
Filmin bitiminde öğrencilere küçük kağıtlar
dağıtılır. Kağıtlara akıllarında kalanları birer
kelime olarak yazmaları istenir. Yazdıklarının
tek bir kelimeden oluşması yönünde öğrencilere gerekli yönerge verilir. Film yeniden izlenir. Tekrar küçük kağıtlara eklemek istedikleri
kelimeleri yazmaları istenir. Öğrencilerin kavramları karışık olarak okutulur. Bu kavramlardan toplumsal cinsiyete duyarlı veya cinsiyetçi
olanlar öğretmen tarafından belirlenir.
Bu kavramlar üzerinde konuşularak;
• Demokratik Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi konusuna değinilir.
• Toplumsal cinsiyete duyarlı olmanın önemi konuşulur.
• Öğrencilere küçük kağıtlarına yazdıkları
kavramları kullanarak bir kavram haritası
hazırlamaları istenir.
• Kavram haritasında; gök, gökbilim, yıldız, dünya, uzay, başarı, matematik, hayal,
ödül, meslek, istek, laboratuvar, güneş, Apollo
başarı ödülü, NASA kavramlarının bulunmasına dikkat edilir.
• Öğrenciler eklenmesi için kavramları çoğaltabilir ve kavramlar arasındaki bağlantıyı
kurmak ve belirtmek için özgür bırakılır.
Not: Öğrencilere kavram haritasını hazırlayabilmeleri için 10-15 dakika zaman verilir.
67
KAMİLE ŞEVKİ MUTLU
ÖRNEK DERS PLANI
Ders Süresi: 40 dk. (Üç bölüm)
2) Laboratuvarda yaptığım çalışmaların fotoğrafını çekemiyordum.
Soru: Sizce ne yapmış olabilir?
Film bu aşamada durdurulur, aşağıdaki çalışma yaprağını incelemeleri istenir, film
baştan izlettirilir, takım çalışmasına geçi1lir.
1. BÖLÜM (10 dk.)
Benim Madam Curie’m afişleri sınıfa asılır.
“Patoloji,histoloji, profesör, makale, Etnoğrafya Müzesi” kavramları renkli kağıtlara
büyük puntolarla yazılıp, kesilir ve asılır.
Çocukların en fazla dörder kişilik takımlar
oluşturmaları sağlanır. Her takıma yukarıdaki kavramların tanımları numaralandırılmış
şekilde verilir. Takımlardan hangi tanımın
hangi kavrama karşılık geldiğini bulmaları
istenir. Bu kavramların sınıfça anlaşıldığından emin olduktan sonra sınıfa biraz sonra
bir patoloğun yaşamını anlatan bir çizgi film
izleneceği söylenir. Çocuklardan bu patoloğun cinsiyetini tahmin etmeleri istenir.
2. BÖLÜM (Toplam 5 dk.)
Film izlenir ve iki yerde durdurarak, çocuklardan, hemen sonra ne olacağını tahmin
etmeleri istenir. Bu bir çalışma yaprağına
yazılıp, her takıma bir soru kağıdı verilerek
yapılabilir.
68
3. BÖLÜM (Toplam 25 dk.)
Bir çalışma yaprağı hazırlanarak eşli çalışma
yaptırılabilir. Çalışma yaprağında aşağıdaki
soruları önce kendi kendilerine yanıtlamaları sonra eşleriyle paylaşmaları konusunda
yönerge verilir.
Sorular:
Kamile Şevki Mutlu üniversitede başarılı
oldu mu? Bunu nasıl anlıyoruz?
Berlin’de geliştirilen tekniğin adı nedir? Neden bu ad verilmiştir?
Ankara Üniversitesi’nde hangi bölümde
uzun süreli çalıştı? Burada ne yaptı?
Hayatında çok önem verdiği bir görevi anlatınız.
Neden kadın öğrencilerine daha çok emek
vermiştir?
Verilen sözcükleri kullanarak Kamile Şevki
Mutlu ile ilgili iki cümle kurunuz.
1) Lisede iken biyoloji dersleri, özellikle de
insan vücudu dikkatimi çekerdi.
Sözcükler:
öğrencidir-dergisinde-yayımlanan-bir-ilkbilim-kadın-makalesi / üniversitenin-yapanbir-ilk-yönetim kurulunda-kadındır-görev.
Soru: Üniversitede ne okumak/Hangi mesleği yapmak istemiş olabilir?
ÖDEV
1) Üç paragraflık bir kompozisyon yazdı-
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
rılabilir. Bu kompozisyonda, Kamile Şevki
Mutlu’nun neden başarılı olduğunu düşündüklerini, hayatını izlerken nasıl hissettiklerini, Mutlu’nun seçtiği elmaları ve kendilerinin hangi üç elmayı seçebileceklerini
belirtmeleri istenebilir.
2) Sınıfta kurulan takımları ile başka bir bilim kadını seçmeleri ve hayatını paylaşarak
bir poster hazırlamaları istenebilir. Bu poster
sonra sınıfa asılabilir. Takımın her üyesi bilim kadınının hayatının bir bölümünü seçer
ve hazırlar. Örneğin; yaşadığı dönemle ilgili
kısa bilgi, aldığı eğitim, mesleği (çalışmaları,
başarıları, ödülleri, çalıştığı kurum, vs), özel
hayatı.
Not: Derste kullanabilecek çalışma yaprakları web sayfamızdan indirebilirsiniz: http://
www.benimmadamcuriem.org/kaynaklar.
html
69
REMZİYE HİSAR ÖRNEK DERS PLANI
3. BÖLÜM (15 dk.)
Ders Süresi: 35 dk. (Üç bölüm)
Bireysel çalışma:
1. BÖLÜM (10 dk.)
Öğrencilere Çalışma Yaprağı 3 verilir. Her
öğrenci kendisi tamamlar.
ÖDEV
Remziye Hisar ile ilgili bir sınıf panosu
hazırlama:
Sınıf iki gruba ayrılır. Birinci grup Remziye
Hisar’ın öğrenim hayatı ve karşılaştığı zorluklar, ikinci grup ise başarıları ve çalışmaları
ile ilgili yazılar da içeren renkli posterler, kartonlar hazırlayıp sınıfa getirirler. Sınıfta bir
Remziye Hisar köşesi oluşturulur.
İkili çalışma:
Öğrencilerin ikili çalışacakları bir etkinlikle
derse başlanır. Her öğrenci yanındaki arkadaşı ile katılabilir. Eğer gerekirse bazı gruplar üç kişi olabilirler. Öğrencilere iki farklı
sorunun olduğu Çalışma Yaprağı 1 dağıtılır.
Sınıftaki ikili grupların yarısı birinci soruya
yanıtlar bulurlar ve diğer yarısı ikinci soruya
yanıtlar bulurlar.
Eğer isterlerse resimler çizerek de soruları
yanıtlayabilirler. Cevaplamalar bitince sınıfça tartışılır. Çizgi filme geçmeden önce son
olarak öğrencilere “Altınpark Feza Gürsey
Bilim Merkezi’ne hiç gittiniz mi?” sorusu sorulur ve gidenler varsa deneyimleri paylaşılır.
Bu merkezden çok kısa söz edilir.
2. BÖLÜM (15 dk.)
İkili çalışma:
Film izlenir. Filmi izlerken yanıtlanabilecek
sorulardan oluşan resimli Çalışma Yaprağı 2,
ikili gruplara verilir. Bu etkinliğe uygun olan
noktalarda gerek görülürse çizgi film durdurulur ve biraz beklenir. Cevaplar sınıfça
konuşulur.
70
Not:
Derste kullanabilecek çalışma yaprakları web
sayfamızdan indirebilirsiniz: http://www.benimmadamcuriem.org/kaynaklar.html
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
NERMİN ABADAN UNAT ÖRNEK
DERS PLANI
Ders Süresi: 35-40 dk. (Üç bölüm)
nının hayatını anlatan bir çizgi film izleyecekleri söylenir ve izlerken bu sosyal bilimlerin hangileri olduğunu not almaları istenir.
2. BÖLÜM (15 dk.)
Film izlenir ve filmi birkaç yerde durdurarak, o noktadan sonra ne olacağını tahmin
etmeleri istenir ve sonra ne olduğu gösterilir.
Takım çalışması:
Film tekrar izlettirilir. Filmi izlerken üç soru
soracak şekilde not almaları, soruları daha
sonra beraberce oluşturup, yazmaları istenir.
3. BÖLÜM (10 dk.)
1. BÖLÜM (10-15 dk.)
İkili çalışma:
Çocukların ikili çalışacakları bir etkinlikle
derse başlanır. Her çocuk etkinliğe yanındaki arkadaşı ile katılabilir ya da atölye çalışmasında uygulandığı biçimde çocuklara
farklı eşler seçtirilebilir. Gerekirse bazı gruplar üç kişi olabilir. Çocuklara kadın – erkek
eşitliğinden ne anladıkları sorulur. Bunu
somutlaştırmak için kendi evlerinde anne
ve babalarının görevlerinin ne olduğunu
konuşmaları ve kendi evlerini eşitlikçi olarak tanımlayıp tanımlamadıklarını, daha
eşitlikçi bir ev ortamının nasıl sağlanabileceğini tartışmaları istenir. Daha sonra eşlerin
eşit haklara sahip olduğu ev ortamı sınıfça
tartışılır.
Tahtaya sosyal bilimlerin kısa bir tanımı yazılır. “Dünyanın ve yaşamın insani ve toplumsal yönlerini inceleyen bilimlere sosyal
bilimler denir.” Çocuklara az önce tartıştıkları konuya ilişkin çalışmalar yapan, birkaç
sosyal bilim alanında uzman bir bilim kadı-
Takım çalışması devam:
Takımlar yazdıkları soruları cevaplanmak
üzere diğer takımlara verirler. Diğer takımlar
soruları cevaplar ve cevaplar sınıfça paylaşılır.
ÖDEV
Seçmeli Etkinlik
1) Çocuklara bir çalışma yaprağı hazırlanır.
Burada, Nermin Abadan Unat’ın seçtiği üç
elmanın cesaret, kararlılık ve çok çalışmak
olduğu belirtilir. Çocuklardan Unat’ın karşılaştığı zorlukları akıllarına getirerek bu gibi
durumlarda kendilerinin seçeceği üç elmanın neler olabileceği konusunda 100-150
sözcükten oluşan bir kompozisyon yazmaları istenebilir.
2) Çocuklardan filmin etkilendikleri bölümünü canlandırmaları istenebilir. Bunun
için, ders bitiminde bu ödevi yapmak isteyenlerin etkilendiği bölümü yazması ve aynı
bölümü yazan çocukların eşleşerek, o bölüm
üzerinde çalışmaları istenebilir.
71
Bu çalışmalar için okul sonrası, teneffüs saatleri ya da başka bir dersinizin 15 dakikası
kullandırılabilir.
72
3) Çocuklardan üç tane sosyal bilim disiplini belirleyip, tanımlamaları ve bunların
arasından kendilerine en yakın bulduklarını
seçip, seçimlerinin nedenini birkaç cümleyle
yazmaları istenebilir.
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Yararlanılabilecek Kaynaklar
Training Manual for Facilitators. Gender Equity Movement in Schools. www.icrw.org/asia
Brown, E.M., (2010). A Gender Toolkit for
Educators (Techniques to Assist Educators in
Mainstreaming Gender). UNESCO
www.commonsensemedia.org
www.imdb.com
www.kids-in-mind.com
UNESCO 2006. Gender in Education
Network in Asia (GENIA). A Toolkit for Promoting Gender Equality in Education.
Elsa Leo-Rhynie and the Institute of Development and Labour Lae, University of Capetown, South Africa. (1999) Gender Mainstreaming in Education. A Reference Manual for
Governments and Other Stakeholders. Commonwealth Secretariat.
Annexure L. Checklist for Gender Sensitivity
in Schools. http://www.cbse.nic.in/cce/index.
html
Namtip Aksornkool (derleyen), Cindy Joerger
ve Elaine Taylor (Ed.). UNESCO 2004. Gender Sensitivity. A Training Manual (for sensitizing education managers, curriculum and
material developers and media professionals to
gender concerns).
Critical Thinking Int. Inc. (2011). Teaching
and Learning Strategies fort he Thinking Classroom, A Sampler. www.criticalthinkinginternational.org
Uygun Film Bulabileceğiniz Kaynaklar:
www.moviefone.com/coming-soon
www.filmsite.org/boxoffice.html
www.trulymovingpictures.org/the-list.aspx
www.youthFILMproject.org
Filmler Hakkında Bilgi Bulabileceğiniz
Siteler:
73
KAYNAKLAR
2. Bölüm Kaynakça
1. Bölüm Kaynakça:
Akkök, F. (1996): İlköğretimde Sosyal Becerilerin Geliştirilmesi (Öğretmen El Kitabı). MEB
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, Ankara
Dünya Bankası (2011): Dünya Kalkınma
Raporu 2012 - Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve
Kalkınma
http://www-wds.worldbank.org/external/default/WDSContentServer/IW3P/IB/2013/02/2
0/000425962_20130220124424/Rendered/
PDF/646650V10WDR0B0URKISH0Overview02012.pdf
T.C. Milli Eğitim Bakanlığı: Milli Eğitim İstatistikleri, 2012-2013 Örgün Eğitim dönemi
http://sgb.meb.gov.tr/istatistik/meb_istatistikleri_orgun_egitim_2012_2013.pdf
Göğüş Tan, Mine (2007): Women, Education and Development in Turkey, s. 115. Carlson,
Marie/Rabo, Annika/Gök,Fatma: Education
in Multicultural Societies: Turkish and Swedish
Perspectives. London: I.B. Tauris, içinde
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi: 2012
- 2013 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri
http://www.osym.gov.tr/dosya/1-69410/h/
2ogretimelemanlarisayozettablosu.pdf
T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı,
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (2012):
Türkiye’de Kadının Durumu, s. 15
http://www.kadininstatusu.gov.tr/upload/kadininstatusu.gov.tr/mce/2012/trde_kadinin_
durumu_2012_ekim.pdf
TÜİK Türkiye İstatistik Kurumu
Uluslararası Çalışma Örgütü (2012): Küresel
İstihdamda Kadının Durumu 2012 (İngilizce)
http://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/--dgreports/---dcomm/documents/publication/
wcms_195447.pdf
74
Arıcan, I. (2012): Kızlar Pembe Giyer, Erkekler
Mavi. Açık Bilim Dergisi, Nisan sayısı
http://www.acikbilim.com/2012/04/dosyalar/
kizlar-pembe-giyer-erkekler-mavi.html
British Counsel: Yeni Çalışma Biçimleri
http://www.britishcouncil.org/de/turkey-society-connecting-futures-nwow-brochure.pdf
Çelikten, M. (2004): Okul Müdürü Koltuğundaki Kadınlar: Kayseri İli Örneği. Sosyal
Bilimler Enstitüsü Dergisi, 17 ( 2 ), s. 91-118
UNICEF Türkiye (2004): Çocuk Haklarına
Dair Sözleşme
http://www.cocukhaklari.gov.tr/condocs//
mevzuat/cocuk_haklari_sozlesmesi.pdf
Dedeoğlu, S. (2009): Eşitlik mi Ayrımcılık
mı? Çalışma ve Toplum, 2
Deniz, S (2001): Bireyin Meslek Seçimini Etkileyen Kaynaklar: Yeni Teknolojilerden İnternet.
Muğla Üniversitesi SBE Dergisi Güz (6)
www.sbed.mu.edu.tr/index.php/asd/article/
download/81/86
Dogan Holding (2014): Baba Beni Okula
Gönder Kampanyası www.doganholding.com.tr/kurumsal.../baba-beni-okula-gonder.aspx
Eğitim Reformu Girişimi (ERG) (2008):
Eğitimde ve Eğitimle Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
http://erg.sabanciuniv.edu/sites/erg.sabanciuniv.edu/files/Egitimde%20ve%20Egitimle%20Toplumsal%20Cinsiyet%20Esitligi.
ERG_.20.10.08.pdf
Benim Madam Curie’m Eğitici El Kitabı
Eğitim Reformu Girişimi (ERG) (2014):
Eğitim Reformu Girişimi
http://erg.sabanciuniv.edu/egitimreformugirisimi
Özdemir-Yaylacı, G. (2007): İlköğretim Düzeyinde Kariyer Eğitimi ve Danışmanlığı. Bilig
(40), s. 119-140
www.yesevi.edu.tr/files/article/77.pdf
Gürsel, S./Uysal-Kolaşin,G. (2010): İstihdamda Dezavantajlı Grupların İşgücüne
Katılımını Artırmak. Bahçeşehir Üniversitesi
Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi
PISA (2014): Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı
http://pisa.meb.gov.tr/
KADER Kadın Adayları Destekleme
Derneği:
2011-2012 Türkiye Kadın İstatistikleri
h t t p : / / c m s 2 . k a - d e r. o r g . t r / i m a g e s /
file/635106274588385879.pdf
Kuzgun, Y. (2006): İlköğretimde Mesleki Gelişim (Edt.Yıldız Kuzgun). İlköğretimde Rehberlik
(s.125-153). Ankara: Nobel Yayın
KUYEM (2014): Karabük Üniversitesi Üstün
Yetenekliler Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi
http://kuyem.karabuk.edu.tr/%C3%BCst%C3%BCn%20yetenekliler/is.pdf
Lewis, R. (2012): How parents can spot and
deal with negative peer pressure
http://www.thenational.ae/lifestyle/family/
how-parents-can-spot-and-deal-with-negativepeer-pressure
MEB (1973): Milli Eğitim Temel Kanunu
http://mevzuat.meb.gov.tr/html/88.html
MEB (2007): İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sınıf Rehberlik Programı. MEB Özel
Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel
Müdürlüğü. Ankara
MEB (2014): Haydi Kızlar Okula Kampanyası.
http://haydikizlarokula.meb.gov.tr/organizasyon.php
TCEUEP (2008): Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Ulusal Eylem Planı 2008-2013
http://www.huksam.hacettepe.edu.tr/Turkce/
SayfaDosya/TCEUlusaleylemplani.pdf
TDK (2014): Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe
Sözlük
www.tdk.gov.tr/
TİSK (2014): Kadın Yöneticiler Anketi
tisk.org.tr/tr/Tisk-Duyuru-Detay/606
Toksoy-Redman, B (2014): Üst Yönetimde
Kadın Temsili: Avrupa Birliği ve Türkiye’deki
Gelişmeler
http://www.tusiad.org.tr/bilgi-merkezi/fikir-ureten-fabrikadan/ust-yonetimde-kadin-temsili--avrupa-birligi-ve-turkiyedeki-gelismeler/
Toksöz, G. (2012): Toplumda Kadın: İş Yaşamında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği için Politikalar. Sosyal Dönüşüm, Biyoetik ve Kamu Politikaları Konferansı Ankara
Ulusoy, D. (1999): Plastik Sanatlarda Toplumsal Cinsiyet. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi Dergisi,16 (2), s. 47-73.
Urhan, B./Etiler, N. (2011): Sağlık Sektöründe
Kadın Emeğinin Toplumsal Cinsiyet Açısından
Analizi. Çalışma ve Toplum. 2 (29), s. 191-215.
75
Karabük Üniversitesi, Üstün Yetenekliler
Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi
(2014): Üstün Yetenekli Çocukların İstek ve Sorunları
http://kuyem.karabuk.edu.tr/%C3%BCst%C3%BCn%20yetenekliler/is.pdf
Yeşilyaprak, B. (2007): Eğitimde Rehberlik
Hizmetleri. Ankara: Nobel Yayın.
3. Bölüm Kaynakça:
Gürkaynak, İpek (2003): Anababa-Çocuk
İlişkisinde Toplumsal Cinsiyet. UNICEF. Aile
ve Çocuk Eğitimi: 0-6 Yaş Arasında Çocukları
Bulunan Ailelere Temel Bilgiler (içinde). Ankara,
Ajanstürk, s.: 73-78.
Gürkaynak, İpek (2008): Okulun Değişen Rol
ve İşlevi. (TED Ankara Koleji 80. Yıl Eğitim Forumu)
Finding Inspiration in Literature & Movies
(F.I.L.M project): Teaching with Movies: A
Guide for Parents and Educators
http://www.trulymovingpictures.org/institute/
film-project/
T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü, Yetişkin Eğitimi Kılavuzu,
Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele
Projesi.
Otaran, Nur/Sinem Aydın (2009): Herkes
İçin Ama En Çok Kızlar için Eğitim, HU Seminer Notları
76
Kavaklıdere - ANKARA
Tel: (312) 427 00 20
Fax: (312) 466 55 61
info(at)ucansupurge.org
Download

Eğitici El Kitabı