Padişah Gelmez
Yangın Sönmez
Prof. Dr. Abdurrahman KILIÇ
İTÜ Makina Fakültesi
2
Eskiden evleri, konakları ve sarayları ahşap
beklerdi. Bu alev renkli hayaletin belirmesi
Önemli yangınlarda, sadrazamla yeniçeri
olarak yapılan İstanbul’da, sık aralıklarla
Padişaha İstanbul’da önemli bir yangın
ağasının yangın mahalline gitmeleri zo-
meydana gelen yangınlarda binlerce
olduğunu ve bir Padişah olarak görevinin
runluydu. Yangın çıkınca, Padişah gelme-
ev yanar, can kaybı oluşur ve çok sayıda
başına geçmesi gerektiğini hatırlatmaktı
den, öncelikle sadrazamla yeniçeri ağa-
hayvan telef olurdu. Küçük bir tedbirsizlikle
[1]. Padişahın gözü kırmızılar içindeki bu
sının yangın yerine gitmeleri ve söndürme
çıkan yangınlar, kısa bir zaman içinde şeh-
adama ilişince, tüm keyfi kaçar ve kalkar
hususunda tedbirler almaları önemliydi.
rin büyük bir kısmını kül yığını haline getirir,
üstünü giyerdi. Bu genel inanışın ne kadar
Sadrazamla ve diğer görevlilerin padi-
bazen önü alınamayan yangın dört, beş
gerçek olduğunu belirlemek zor, ancak
şahtan sonraya kalmaları durumu ceza
koldan yayılıp günlerce devam ederdi.
Padişahın ve devletin diğer büyüklerinin
gerektirirdi. Eskiden Sarayda ve Babıâlide
İstanbul yangınları sadece binaları küle
önemli yangınlarda her zaman olay ye-
de tulumbalar bulunur, sadrazam yangı-
çevirmek ve insanları yakmakla kalmaz,
rinde bizzat bulundukları kabul görmüş bir
na gittiği vakit Babıâli’deki tulumbalar da
aynı zamanda siyasal etkisi de olur, yan-
gerçektir. Ne zaman yangın tehlikeli bir ya-
götürülürdü. Yeniçeri Ağası, sadrazamdan
gın nedeniyle yeniçeri ağaları sürgüne
yılma eğilimi gösterse, padişah söndürme
da önce giderdi. Kule tepesinde bek-
gönderilir, sadrazamlar görevlerinden
çalışması yapanları cesaretlendirirdi[2].
leyen gözcüler, bir yangın başlangıcını
alınır, padişahlar uykusuz kalırdı.
Halk padişah gelirse yangının söndürü-
görür görmez aşağıya bir mızrak atarak
leceğine inanırdı. Padişah, ateşe atılan
nöbetçiyi harekete getirirler, o da duru-
Önemli yangınlarda; Padişahın, sadraza-
cesur söndürücülere bahşiş dağıtır ve
mu derhal Ağa’ya bildirirdi. Ağa, daima
mın, yeniçeri ağasının ve diğer üst düzey
yangının, kendisinin durduğu noktadan
hazır bulundurulan atına binerek yangın
paşaların birebir olay yerinde bulunmaları
önce sona erdirilmesini isterdi. Bazı tulum-
mahalline yetişirdi[3].
kuraldı. Genel olarak önemli yangınlar
bacıların bahşiş almak için kasıtlı olarak
için, bir saatlik bir süre esas alınır, yangın
yangını genişlettikleri ve yangını söndür-
Aynı zamanda da mimarbaşı ile, dülger
bir saatten fazla genişlemeye devam
mek için Padişahı bekledikleri de olurdu.
kalfaları da yangın mahallinde bulunur-
ederse Padişahın yangın yerine gitmesi
Bazen, bol bahşiş koparmak maksadıyla
lardı. Bunlar yıkılması gereken binaları yık-
gerekirdi. Hareme giren Padişaha, yal-
su yerine yağ serpmekle yangını daha
tırırlar ve böylece yangının genişlemesini
nızca büyük bir yangın varsa duyurulurdu,
çok alevlendirdikleri görülmüştür[3]. Halk
önlemeğe çalışırlardı. Denizaşırı yangınlar-
önemli bir yangın dışında hiçbir haber
arasında, Padişah gelince bütün sorum-
da iki ateş kayığı kullanılır ve bunlarla karşı
verilmez ve hareme girilmezdi. Padişah
luların yangın yerine geleceğini, Padişahın
sahile geçilirdi. Ayrıca şehrin sakaları da
haremde olsa bile, yangın çıktığında
gözüne girmek için çaba sarf edileceğini
yangın çıktığı vakit işlerini bırakıp yangın
haremde kalmazdı. Kırmızılara bürünmüş
ve Padişahtan bahşiş bekleyenlerin canla
mahalline gitmeğe ve tulumbacılara su
ve aynı renkte türban giyen harem ağası,
başla çalışacaklarını bildikleri için “Padişah
taşımağa mecburdular[4].
hareme usulca girer, kapıyı örten kumaşı
gelmez yangın sönmez” deyimi ve “Pa-
kaldırır ve eşikte bir heykel gibi hiç kımıl-
dişah yangına gelirse ateş söner” inanışı
Üst düzey yöneticilerin yangın yerine
damadan öylece durur sessiz bir şekilde
yaygınlaşmıştır.
gelmelerinin nedeni, sadece söndürme
YANGIN ve GÜVENLİK SAYI 161
çalışmalarını yönetmek, çalışanlara
ayaklarına dolaşmış, dar kurtarmış kendini
akideli ve ağdalı konuşur ve konuşurken
cesaret ve güven vermek değil, aynı
ateşten. O gündür bu gündür uzun enta-
de muhatabının yüzüne bakmaz, yere
zamanda yağmacılığı önlemek için de
rilerinin eteklerini kestirirmiş.
bakardı. Yangının zuhurunu şöyle anla-
gerekliydi. Yangın olduğu zaman binlerce
tıyordu: “Yattığımız odanın altındaki ner-
insan birikir, yüzlerce evin yandığı, yüzler-
Bir sadrazamın sadareti esnasında fazla
dibandan (merdiven) bağteten (ansızın)
ce insanın öldüğü yangınlarda kimileri
yangın olursa bu durum sadrazamın uğur-
ateş-feşan (yayılma-saçılma) oldu ”.
yangının söndürülmesine yardım etmeye
suzluğuna yorumlanarak, sadrazam gö-
çalışırken ve kimisi sadece yangını izlerken
revden alınırdı[8]. En kötüsü bu işe siyasetin
Halk, bu yangınları daima bir uğursuz-
kimileri de yağma peşindedir. Serseriler,
karışmasıydı, çünkü yangın her zaman
luğa, bir musibete bağlarlardı. Yangın,
berduşlar yangın sırasında panik içindeki
hükümet kararlarını etkilemenin bir yolu
bazan da fazla zevk ve safaların, israf-
halk arasına karışırlar yanan evlerden,
olarak görülmüştü. Sadrazamdan mem-
ların bir neticesi gibi sayılırdı. 1754 te
konaklardan eşya talanına başlarlardı ve
nun olmayan yeniçeri ağaları; sadrazamı
büyük Cibali yangını münasebetiyle bir
yangını “kızıl bayram” olarak görürlerdi[5].
görevden aldırmak için yangın çıkardıkları
şair “Vay İstanbul’u yaktı fukaranın ahı”
Yeniçeriler ve onların doğal bir uzantısı olan
da görülmüştür. Sultan I.Mahmut zamanın-
demiştir[4].
tulumbacılar da zamanla yozlaşmış ve
da görevden alınan sadrazam Seyit Hasan
bunlar arasında da yağmacılık yapanların
Paşa, Diyarbakır’daki görevine giderken
Kaynaklar
sayısı artmıştır. Yangın sonrasında aldıkları
Hadim kasabasına uğramış ve oranın
1. Gautier Theophile; “Constantinop-
bahşişlerle yetinmeyen tulumbacılar, kimi
müftüsü ile görüşürken, müftü Hasan Paşa
le Of Today”, Translated From The
zaman söndürme işleminden çok, yanan
hakkında hayır dua edince Hasan Paşa
French By Robert Howe Gould, s.262,
evi yağmalamakla uğraşır hale gelmişler-
”bana hayır dua fayda etmez ve benim
M.A.,1854.
dir. Bu nedenle, Yeniçeri Ağası’nın, 1826
günahım bir türlü af olunmaz” demiş. Müf-
2. Bareilles, Bertrand; “İstanbul’un Frenk
yılında Yeniçeri Ocağı kapatıldıktan sonra
tü ise küfürden başka af olunmaz günah
ve Levanten Mahalleleri, Pera-Galata-
Serasker’in olay yerinde bulunması, zabıta
yoktur deyince Paşa “Ben yeniçeri ağası
Banliyöler”, s.65, Güncel Yayıncılık,
kuvvetlerinin yangın mahallini daha sıkı kont-
iken gece yangın olsun derlerdi ben de
No:177, İstanbul, 2003.
rol altında bulundurmasını sağlıyordu.
makam için yangın olsun isterdim, bazen
3. Pertusier, Charles; “Promenades Pitto-
yangın kontrol edilemezdi, on bin belki
resques dans Constantinople”, cilt. II,
Sultan II.Abulhamit, başlangıçta askerle-
daha fazla ev yanar insanlar ve hayvan-
rin eşliğinde büyük yangınlara katılırmış,
lar da telef olurdu” diye karşılık vermiş[7].
4. Şehsuvaroğlu, Haluk; “Asırlar Boyunca
ancak 1879 Eylül ayında kendisine karşı
Sadrazam Divitdar Mehmet Paşa’nın yeni-
İstanbul, Sarayları, Camileri, Abide-
suikast hazırlandığından sonra dışarı fazla
çeri ağasıyla arası iyi olmadığından dolayı
leri, Çeşmeleri”; s.114, Cumhuriyet
çıkmamış, sadece Cuma günlerinde
günde iki defa yangın çıkardığı, nihayet
selamlıklara katılmıştır [6]. Sultan II. Ab-
bu hal sadrazamın görevden alınmasına
dülhamit zamanında top sesi padişahın
sebep olduğu belirtilmiştir[7].
vehmine dokunduğundan kule daha ev-
s. 105, Paris, 1815.
Gazatesi Yayını, İstanbul, 1954.
5. Koçu, R. E., “İstanbul Tulumbacıları”,
Doğan Kitapçılık, s.14, İstanbul, 1981.
6. Jeno, Roncsik; “Grof Szechenyi Ödön”,
vel telgrafla Yıldız’dan iradesini alır ondan
Ragıp Akyavaş bir yazısında[9] şöyle
Kiadta A Magyar Orszagos Tozolto
sonra İcadiye’ye maytap yakardı [4]. Ragıp
anlatmaktadır: Sultan Abdulmecit, kedi-
Szövetseg, s.224 , Debrecen, 1938.
Akyavaş’ın anlattığına göre [7], yangın
den tiksinirmiş ve yangından korkarmış
7. Akyavaş, A.R.; “Asitane II, Evvel Zaman
felaketinin en acıklısını Sultan II.Abdulhamit
Abdulmecit’in yangın korkusu çocukları-
İçinde İstanbul”, Yangın Vaar, s.116 ,
bizzat evladını kaybetmek suretiyle tatmış
na da geçmiş. Son evladının geçirdiği
Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Yayın
olduğu halde, o da kendisini tahtacılıktan
yangında bulundumdu. Yıldız’daki büyük
No:309, Ankara, 2000.
alamamıştır. Yıldız Sarayında oturduğu özel
daireyi alevler sarınca Hünkar entari ile
8. Uzunçarşılı, İsmail Hakkı; “Osmanlı Devlet
daire baştan aşağı ahşaptı ve tamamen
Çadır Köşküne atmış canını. Felakete
Teşkilatından Kapıkulu Ocakları Ace-
yandı. Sultan II.Abdulhamit uzun entari giy-
koşan Şeyhülislam Efendi’yi -giyecek bir
mi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı”, Cilt 1,
mezmiş, dizlerine kadar uzanan bir gömlek
şey kalmadığı için- o hal ile huzura kabul
s.84,Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1988.
giyermiş. Sebebi de efendilik zamanında
etmişti. Biz de yandaki odada idik. Oda
9. Akyavaş, A.R.; “Asitane II, Evvel Zaman
evinde bir yangın çıkmış, hatta o yangında
yarım camekanla bölünmüş olduğu için
İçinde İstanbul”, İlk Yangın Son Yangın,
büyük bir acıya uğramış, kızı yanmış, ka-
Padişah ile Şeyhülislamın konuşmalarını
s.126 , Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları,
çarken de uyku sersemliği ile uzun entarisi
işitiyorduk. Son Padişah muntazam fakat
Yayın No:309, Ankara, 2000.
YANGIN ve GÜVENLİK SAYI 161
3
Download

Padişah Gelmez Yangın Sönmez