ZÝNA
zayý düþürücü bir sebep saymýþtýr. Mâlikî, Þâfiî ve Hanbelîler’e göre gayri müslim
fâilin Müslümanlýðý kabul etmesi cezayý
düþürür. Fâilin davadan önce tövbe etmesi, Hanefî ve Mâlikîler’in içinde yer aldýðý
aðýrlýklý görüþe göre davayý düþürmez, diðer mezheplerde ise davanýn düþeceði yönünde görüþler bulunmaktadýr. Nihayet
suçlunun ölümü halinde dava ve ceza düþmüþ olur. Zina suçuna uygulanacak ceza
yaptýrýmý fýkýh kaynaklarýnda ayrýntýlý biçimde ele alýndýðý gibi zina fiilinin sýhrî haramlýk doðurup doðurmadýðý, zina mahsulü
çocuðun (veled-i zinâ) nesebi ve kamuya
açýk görev ve hizmetlerde herhangi bir hak
mahrumiyetine uðratýlýp uðratýlmayacaðý
gibi konular da tartýþýlmýþtýr. Özellikle veled-i zinâ ile ilgili tartýþmalarý -Ýslâm’ýn suçlarýn þahsîliði ilkesi zedelenmeden- zinanýn büyük bir günah ve toplum yapýsýný
tehdit eden açýk bir kötülük olduðu bilincini topluma yerleþtirme gayretleri olarak
görmek gerekir.
BÝBLÝYOGRAFYA :
Ýbn Miskeveyh, Teh×îbü’l-aÅlâš (nþr. Hasan Temîm), Beyrut 1398, s. 36; Mâverdî, Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn (nþr. Mustafa es-Sekka), Beyrut 1398/
1978, s. 36; Râgýb el-Ýsfahânî, e×-¬erî£a ilâ mekârimi’þ-þerî£a (nþr. Ebü’l-Yezîd el-Acemî), Kahire
1405/1985, s. 88-90, 117, 291, 314-315, 319;
Gazzâlî, ݼyâß, II, 21-60; IV, 17-20; a.mlf., Mîzânü’l-£amel, Kahire 1328, s. 32-33, 96-102; a.mlf.,
el-Erba£în fî u½ûli’d-dîn, Kahire 1328, s. 245; Kâsânî, Bedâßi £, VII, 33; Ýbn Rüþd, Bidâyetü’l-müctehid, Kahire 2004, IV, 215 vd.; Ýbn Kudâme, elMu³nî, Kahire 1968, IX, 34 vd.; Nevevî, el-Mecmû£, XX, 3 vd.; M. Ebû Zehre, el-Cerîme, Kahire
1976; Ahmed Fethî Behnesî, el-Cerâßim fi’l-fýšhi’lÝslâmî, Kahire 1988; Sa‘d Mersafî, Þübühât ¼avle e¼âdî¦i’r-recm ve reddühâ, Küveyt 1415/1994;
Mehmet Boynukalýn, Ýslâm Hukukunda Zina Suçu ve Cezasý (yüksek lisans tezi, 1995), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Ýsmail Acar, Ýslam Hukukunda Zina Suçu ve Cezasý Üzerine Karþýlaþtýrmalý Bir Ýnceleme (doktora tezi, 1999), Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Sâlih b.
Nâsýr el-Huzeyyim, £Uš†betü’z-zinâ ve þürû¹ü tenfî×ihâ, Demmâm 1422/2001; Mehmet Çelen, Ýslam Hukukunda Zina ve Recm, Ýstanbul 2006;
Hüseyin Esen, Ýslâm Hukukunda Veled-i Zina,
Ýstanbul 2007; Hamza Aktan, “Recm Cezasý Örneðinde Sosyal Deðiþim Olgusu ve Kur’an”, Çaðýmýzda Sosyal Deðiþme ve Ýslâm (Kutlu Doðum
2002), Ankara 2007, s. 414-426; Yusuf Ziya Keskin, Recm Cezasý: Ayet ve Hadis Tahlilleri, Ýstanbul 2001; Ýbrahim Çalýþkan, “Ýslâm Hukukunda Zina Suçunun Mahiyeti ve Cezasý”, AÜÝFD,
XXXIII (1992), s. 61-100; Muhsin Demirci, “Nesih
Baðlamýnda Recim Âyeti Sorunu”, MÜÝFD, sy. 18
(2000), s. 101-119; Ömer Menekþe, “Osmanlý’da
Zina Cezasý Olarak Recm”, Marife, III/2, Konya
2003, s. 7-18; “Recm”, Mv.F, XXII, 124-126; “Zinâ”, a.e., XXIV, 18-47.
ÿHüseyin Esen
Diðer Dinlerde. En iptidaisinden en geliþmiþ olanýna kadar bütün dinlerde zina
444
kavramýnýn tanýmý birbirine oldukça benzer unsurlardan meydana gelir. Toplulukça
onaylanmýþ veya resmî olarak kabul edilmiþ birliktelikler dýþýnda gizlice yaþananlar veya tecavüz türünden teþebbüsler daima suç ve günah sayýlmýþtýr. Ýptidai topluluklarda çok rastlanmasa da tabularýn
çiðnenmesine yol açan gayri meþrû her
türlü iliþki cezalandýrýlmýþtýr. Bu cezalandýrma hem topluluðun hukukî normlarý
çerçevesinde hem de dinî inançlar baðlamýnda icra edilmekteydi. Hukukî olarak
zina suçu iþleyenler öldürülür, topluluk
dýþýna sürülür veya bedenlerinde iz býrakan bir iþleme mâruz býrakýlýrdý. Meselâ
Kuzey Amerikan kýzýlderililerinden Wydot
kabilesinde zina iþleyen kadýnýn saçý çok
kýsa kesilir veya sol kulaðý koparýlýrdý. Afrika’da Buþmen zencilerinde zina eden erkek ve kadýnýn görünür yerleri daðlanýrdý.
Dinî baðlamdaki müeyyidelerin sonucu ise
doða üstü güçlerin lânetine mâruz kalmaktý. Bu lânetin zânilere hastalýk getirdiði, onlarý fakirleþtirdiði veya öldürdüðü
kabul edilirdi.
Zina ile ilgili ulaþýlabilen ilk verilere Mezopotamya’daki çivi yazýlý belgelerde rastlanýr. Sumerler’e ait Ur Nammu ve Eþnunna, Bâbilliler’e ait Hammurabi kanunnâmelerinde zina hakkýnda çeþitli hükümler
vardýr. Zina suçundan mahkûm olan taraflarýn her ikisi de evliyse onlara verilecek
ceza ölümdü. Taraflar ya suda boðulur ya
kazýða oturtulur ya da yüksek bir yerden atýlýrdý. Eðer erkek kadýnýn evli olduðunu bilmediðini iddia eder ve ispat edebilirse daha küçük bir ceza ile kurtulabilirdi. Tecavüz de zina kapsamýnda algýlanmaktaydý. Evli olmayanlarýn birlikteliði ise
daha hafif cezalarla karþýlanýyordu. Dünyevî cezalarýn yanýnda tanrýlarýn lânetine
mâruz kalmak kaçýnýlmaz bir durumdu.
Roma hukukunda zina suçuna verilen cezalar erken dönemlerden son zamanlara
kadar oldukça farklý aþamalar geçirmiþtir.
Roma hukuku metinlerinde “adulterium”
olarak geçen zina fiili erken dönemlerde
bazý haklardan mahrum býrakýlmakla cezalandýrýlýrdý. Konstantin’in Hýristiyanlýðý kabulü ile zina suçunun karþýlýðý ölüm olarak tesbit edildi. Zerdüþtî metinlerine göre zina, Ahura Mazda’yý inciten en aðýr günah olup (Vendidad, 18:61-62) neslin bozulmasýna yol açmaktadýr (Dadistan-i Dinik, 77). Ýnsan, baþkasýnýn eþiyle sadece
zina yapmaktan uzak durmakla kalmayýp
onun aklýný çelmekten ve eþinin yataðýndan ayrýlmasýna sebep olmaktan da sakýnmalýdýr (Sad Dar, 305, 324). Zerdüþtîlik’te
zina çok iðrenç ve âdi bir suç görülerek
bu iþin ilk defa Pers mitolojisinde despotizmin sembolü olan Zahak ile annesi tarafýndan gerçekleþtirildiði belirtilmiþ, zina
neticesinde ortaya çýkan kötü sonuçlar sýralanarak insanlarýn bundan çekinmeleri
istenmiþtir (Dadistan-i Dinik, 71, 77). Söz
konusu dinin metinlerine göre zina eden
kadýn cehennemde göðsünden asýlacak,
erkeði yýlanlar yiyecektir (Arda Viraf, 171,
188, 191, 194-195, 197).
Budizm genel olarak cinselliðe olumsuz
bakmakta, “samsara” döngüsünden kurtulmaya engel olduðunu kabul ettiði için
bekârlýðý teþvik etmektedir. Budizm’de
temel ahlâk normu olan Beþ Buyruk’tan
üçüncüsü cinsel ahlâkla ilgili olup zina konusu dýþýnda fuhuþ, ensest iliþki, tecavüz
ve mastürbasyon gibi konularý da içerir. Bu
buyruða uymama durumunda insan mânevî düþüþe uðramaktadýr. Budizm’de kavram olarak zina evli bir kadýnla iliþkiyle sýnýrlanmýþ olup bekâr bir kýzla yapýlan iliþki zina suçu teþkil etmemektedir (Anguttara Nikaya, I, 189; Sutta Nipata, 396). Bu
dinin hükümleri arasýnda zina olayýnda kadýna yönelik herhangi bir cezadan bahsedilmezken erkeðe yönelik cezalar vardýr ve
bunlar çeþitli þekilde icra edilebilir. Zina
hem devlete hem aile namusuna karþý günah sayýldýðý için suçlu hapsedilmekten
öldürülmeye kadar çeþitli cezalara çarptýrýlýrdý.
Hinduizm’de kadýnýn eþine mutlak baðlýlýðý vurgulanmakta olup zina da bu baðlamda ele alýnmýþtýr. Bu dinde zina (samgrahana) evli kadýnla cinsel iliþkiye hasredilmiþ, hatta yabancý evli bir kadýna hediye vermek, onun elbisesine veya süs eþyasýna dokunmak ve yataðýn üzerinde onunla birlikte oturmak da zina kapsamýnda
görülmüþtür (The Laws of Manu, 8:357358). Zina Hindu aile yapýsýný yýpratarak
kast sistemini bozma sonuçlarý doðuracaðýndan (Bhagavad Gita, 1:41-43; The Laws
of Manu, 8:353) bu dinin kaynaklarýnda
geniþ biçimde ele alýnmýþtýr. Buna göre
zina yapanýn bu dünyada günleri kýsalacak, öldükten sonra cehenneme gidecek,
baþkasýnýn eþi hakkýnda zina yapmayý düþünen kiþi gelecek doðumlarda sürüngen
haþere þeklinde doðacaktýr (Viþnu Purana,
3:11). Hinduizm’de zina suçu için ceza tayininde taraflarýn ait olduklarý kast önemli yer tutmaktadýr. Bu suçun karþýlýðý olarak para cezasý, demir çubukla dövme, iki
parmaðýný keserek merkep üzerinde dolaþtýrýlma, hapis, mal varlýðýna el koyma,
cinsel organýný kesme, yakma, saçlarýný týraþ etme, köpeklere parçalatma (The Laws
of Manu, 8:364-385) gibi yaptýrýmlar ve
ZÝNCÝRLÝ MEDRESE
cezalar uygulanýrdý. Eski Türkler’de de zina oldukça aðýr bir suçtu. Zina ettiði ispat
edilen taraflar iki hayvanýn (çoðunlukla
inek, manda, at) arasýna baðlanýr ve farklý yönlere çekilen hayvanlarýn arasýnda
kalan zâninin vücudu parçalanýrdý. Kutluk
Türkleri’nde zina eden taraflar yakýlýrdý.
Yahudilik’te “niuf, zenut” gibi Ýbrânîce
kelimelerle anlatýlan zina en büyük suçlardan biridir. Erken dönemlerde zina kavramý büyük oranda kadýnýn kocasýnýn mülkü oluþu kavramýyla iliþkilendirilmiþti. Kadýn kocanýn özel mülkü olduðuna göre zina doðrudan doðruya mülke tecavüz anlamýna geliyordu (Çýkýþ, 20/13; Tesniye, 5/
17). Bu hukukî anlayýþýn yanýnda dinsel
baðlamda zina eden kirlenmiþ kabul edilirdi (Levililer, 18/20). Sürgün sonrasýnda daha teolojik bir anlama bürünen zina Tanrý’ya karþý iþlenen bir suç (Tekvîn, 20/6;
39/8-9) ve putperestlik olarak algýlanmýþtýr (Hoþea, 1-3; Yeremya, 3). Zinanýn On
Emir’de þiddetle yasaklanmasý da (Çýkýþ,
20/13; Tesniye, 5/18) muhtemelen yine ayný dönemin ürünüdür. Zina eden yahudiler taþlanarak öldürülürdü (Tesniye, 22/24).
Bunlarýn yakýldýðýna (Tesniye, 38/24) ve çýrýlçýplak sokaða terkedildiðine dair referanslar da vardýr (Hoþea, 2/5). Niþanlý kýzla
zina durumunda suçlunun recmedileceði
Tevrat’ta belirtilmekte (Tesniye, 22/13, 2021, 23-25), evli kadýnla zina durumunda
da öldürüleceði kaydedilmektedir (Levililer, 20/10; Tesniye, 22/22). Rabbinik gelenek, þayet zina eden evli kadýn kâhin sýnýfýndan birinin kýzý ise onun yakýlarak cezalandýrýlmasýný talep eder (Levililer, 21/
9; Sanhedrin, XV/13; The Code of Maimonides, “Holiness: Forbidden Intercourse”, 1/6).
Hýristiyanlýk’ta zina her ne kadar kavram
ve hüküm olarak yahudi þeriatýndan alýnýp
devam ettirilse de (Markos, 10/19; Luka,
18/20; Resullerin Ýþleri, 15/19-20) Hz. Îsâ
tarafýndan bu kavramýn kapsamý biraz daha geniþletilmiþ, insanýn karþý cinse þehvetle bakýþý dahi kalben zina kapsamýnda
düþünülmüþ (Matta, 5/27-28), boþandýktan sonra evlenme her iki taraf için zina
sayýlmýþ (Matta, 19/9; Markos, 10/11-12; Luka, 16/18), zina vb. cinsel suçlar toplu halde kötülenmiþtir (Matta, 15/19; Markos, 7/
21; Galatyalýlar’a Mektup, 5/21). “Ruha karþý savaþan bedenin þehvetlerinden sakýnýn”
önerisi (I. Petrus’un Mektubu, 2/11) dikkate alýndýðýnda zina kavramýnýn bir nevi
“zihinsel veya fiziksel bütün þehevî olgular, fuhþiyat” anlamýnda kullanýldýðý söylenebilir. Ýncil’de zinaya bir ceza belirlenmemekle birlikte zina edenlerin yargýlanacaðý (Ýbrânîler’e Mektup, 13/4), bu gibi-
lerin Tanrý’nýn egemenliðinde yer bulmaktan mahrum kalacaklarý (I. Korintoslular’a
Mektup, 6/9-10) belirtilmiþtir. Kutsal metinlerden anlaþýldýðýna göre Hz. Îsâ zina
ederken yakalanmýþ bir kadýna recm cezasý uygulamamýþ (Yuhanna, 8/3-11), ancak
zinanýn boþama için yegâne sebep olduðunu vurgulamýþtýr (Matta, 19/9; Markos,
10/11-12; Luka, 16/18). Ayrýca Pavlus tarafýndan fuhuþ yapanlarýn toplumdan dýþlanmasý önerilmektedir (I. Korintoslular’a
Mektup, 5/1-2, 9-13). Daha sonraki dönemlerde kiliseler konuyla ilgili, süresi deðiþmek üzere kefâret, geçici veya sürekli olarak toplumdan dýþlama gibi cezaî düzenlemelerde bulunmuþtur.
BÝBLÝYOGRAFYA :
Moses Maimonides, The Code of Maimonides
(Mishneh Torah): The Book of Holiness (trc. L.
I. Rabinowitz – P. Grossman), New Haven 1965,
IV. Kitap (Holiness); A. Galanti, Asur Kanunu,
Ýstanbul 1933, s. 8-10, 23; W. Durant, The Story
of Civilization: Our Oriental Heritage, New York
1942, s. 48, 127, 130, 246-247; L. Epstein, Sex
Laws and Customs in Judaism, New York 1948,
s. 152-216; E. Alabaster, Notes and Commentaries on Chinese Criminal Law and Cognate Topics, Taipei 1968, s. 187-188, 369-370; Mebrure Tosun – Kadriye Yalvaç, Sumer, Babil, Assur
Kanunlarý ve Ammi-Øaduqa Fermaný, Ankara
1975, s. 82; E. G. Parrinder, Sex in the World’s
Religions, London 1980, s. 44-49, 54-58, 8995; M. O’Connell Walshe, Buddhism and Sex,
Kandy 1986, s. 1-3, 5-6, 8-13; Ranjana Kumari,
Female Sexuality in Hinduism, Delhi 1988, s.
12-31; Mualla Türköne, Eski Türk Toplumunun
Cinsiyet Kültürü, Ankara 1995, s. 173-214; H.
T. Kreisel, Maimonides’ Political Thought: Studies in Ethics, Law and the Human Idea, Albany 1999, s. 153; P. Harvey, An Introduction to
Buddhist Ethics: Foundations, Values and Issues, Cambridge 2000, s. 71-74; R. F. Collins,
Sexual Ethics and the New Testament: Bevavior
and Belief, New York 2000, s. 42-61; D. Keown,
Buddhist Ethics: A Very Short Introduction, New
York 2005, s. 54-60; P. B. Ebrey, “Confucianism”,
Sex, Marriage and Family in World Religions
(ed. D. Browning v.dðr.), New York 2006, s. 367450; Eldar Hasanov, Ýslâm Hukuku ile Karþýlaþtýrmalý Olarak Yahudi Hukukunda Zina ve Benzeri Cinsel Suçlar (yüksek lisans tezi, 2007), s.
13-32; P. P. Mishra, “Adultery in Hinduism”,
Encyclopedia of Love in World Religions (ed. Y.
Kornberg G.), Santa Barbara 2008, I, 31-33; M.
A. Buch, Zoroastrian Ethics, Charleston 2009, s.
122-128; M. Tsevat, “The Husband Veils a Wife
(Hittite Laws, Sections 197-98)”, Journal of Cuneiform Studies, XXVII/4, Cambridge 1975, s.
235-240; Feda Þamil Arýk, “Eski Türk Ceza Hukukuna Dair Notlar I: Suçlar ve Cezalar”, TAD,
XVII/28 (1996), s. 13-15, 17-18, 20, 24-25, 4749; J. A. MacCulloch, “Adultery-Primitive and Savage Peoples”, ERE, I, 122-126; T. W. Rhys Davids, “Adultery-Buddhism”, a.e., I, 126; W. M.
Foley, “Adultery-Christian”, a.e., I, 131-133; J. J.
Modi, “Adultery-Persian”, a.e., I, 133-134; F. William Hall, “Adultery-Roman”, a.e., I, 134-135.
ÿEldar Hasanov
–
—
ZÝNB‘ b. SELÂME
( )
Kölesi Sender’i
aðýr þekilde
cezalandýrmasýyla bilinen sahâbî
˜
(bk. SENDER).
–
™
—
ZÝNCÝRLÝ MEDRESE
˜
Kýrým’da
XVI. yüzyýla ait medrese.
™
Kýrým Haný I. Mengli Giray’ýn emri üzerine onun son saltanat döneminde (14671474, 1475-1476, 1478-1514) inþa edilmiþ
olup Bahçesaray’a bitiþik Salacýk’ta yer almaktadýr. Salacýk bölgesinde eskiden Kýrým hanlarýnýn ilk saraylarý, I. Mengli Giray
Han’ýn türbesi, bir cami ve onun etrafýnda
bir defin alaný bulunmaktaydý. Evliya Çelebi medresenin yanýnda güzel bir hamamdan bahsetmektedir. Son yýllarda yapýlan
kazý çalýþmalarýnda bu hamamýn kalýntýlarýna ulaþýlmakla beraber bulgular eskiden bölgede yoðun bir yapýlaþmanýn varlýðýný ortaya koymaktadýr. Medrese ve türbe arasýnda ayrýca mezarlar tesbit edilmiþtir. Medresenin giriþ kapýsýnýn üstündeki
kitâbe metninde yapýnýn I. Mengli Giray
Han’ýn emri üzerine 906 (1500-1501) yýlýnda
inþa edildiði belirtilmektedir. Zincirli Medrese’nin adý giriþin üstünde asýlan ve iki tarafa sarkan zincirden gelmektedir. Rivayete göre medresenin inþasýnda bizzat çalýþan han bu zinciri ilme saygý göstergesi
olarak giriþe asmýþ ve ilk defa kendisi boynunu eðerek medreseye girmiþtir. Fakat
bilindiði üzere bu tip zincirler binaya atlarýn girmesini engellemek amacýyla asýlýrdý. Zamanla giriþ seviyesi yükseldiðinden
zincir þimdi insan boyu hizasýndadýr. Giriþ
cephesinde üstü üç dilimli kemer þeklinde düzenlenmiþ bir kitâbe vardýr. Kitâbe
medreseye ait olmayýp muhtemelen bölgede ortadan kalkmýþ baþka bir yapýdan
buraya sonradan nakledilmiþtir. Ýç avludaki kemerin üzerinde ayrýca ikinci bir kitâbe mevcuttur.
Dikdörtgen planlý yapý 24 m. uzunluðunda bir cepheye sahiptir. Üstü açýk olan avluda giriþin karþýsýnda “ U ” þeklinde sýralanan on üç medrese odasýyla dershane
yerleþtirilmiþtir. Beþik tonozlarla örtülen
bu mekânlarýn önünde on kubbeli bir revak yer almaktadýr. Bunlardan üç tanesi
giriþ kapýsýnýn bulunduðu doðu cephe duvarýna dayanmakta, doðudaki orta revak445
Download

444 ZİNA kavramının tanımı birbirine oldukça ben