KİTAP TAHLİLLERİ / BOOK REVIEWS
Çağdaş Sanat ve Kültüralizm
Ali Artun, İletişim Yayınları, İstanbul, 2013, 210 Sayfa.
Öznur AKCALI*
Çağdaş Sanat ve Kültüralizm başlığının yanında Kimlik ve Estetik alt başlığı
da bulunan kitap Ali Artun’un derlediği ve sunduğu makaleleri içermektedir.
Çağdaş Sanat ve Kültüralizm, İletişim Yayınları’nın editörlüğünü Ali Artun’un
yaptığı “sanathayat” dizisinin 26. kitabı olarak okura sunulmuştur. Yedi bölümden oluşan kitapta Ali Artun’un yanı sıra Slavoj Zizek, Ulus Baker, Sibel
Yardımcı, Irmgard Emmelhainz ve Misko Suvakovic’in aynı konular üzerinde
tartıştığı yazıları bulunmaktadır. Kitabın, orijinal dili Türkçe olmayan makalelerinin çevirmenleri Tuncay Birkan, Nursu Örge ve Elçin Gen’dir.
Kitap sosyal bilimlerin farklı disiplinlerini (siyaset bilimi, antropoloji, uluslararası ilişkiler, sosyoloji vb.) ilgilendiren konulara değindiğinden, sosyal bilimlerle ilgilenen herkesin ilgi duyabileceği ve okuyabileceği şekilde kaleme
alınmıştır. Kitapta geçen terimler ve kavramlar genellikle açıklanmaya çalışılsa
da sosyal bilimlere akademik olarak ilgi duyan kişilerin daha rahat anlayacağı
düşünülebilir.
Kitabın henüz sunuş bölümünde, okurun yabancı olabileceği kültüralizmin
ne olduğunun açılanması ve amacının aktarılması iyi bir başlangıç olmuştur.
Kitapla aynı adı taşıyan ilk bölümün yazarı Ali Artun, globalizm, evrensellik ve modernlik üzerinden kolonyalist kültürü açıklamaya çalışır. Artun, bir
kültürel hiyerarşi kurulup, modern uygarlığın zirvesine Batı’yı koyan anlayışın
kolonyalizmin hem nedeni hem de sonucu olarak görüldüğünden ve ayrıca
*
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Siyaset Bilimi Bölümü. E-Posta: [email protected]
169
Kitap Tahlilleri / Ö. Akcalı
meşrulaştırma aracı olarak kullanıldığından bahseder. Bu bölümdeki ilginç
yaklaşımlardan biri, müzelerin modernlik ve globalizm bağlamında çeşitli örneklerle incelenmesidir. Kültürler arası hiyerarşinin modernizm ve kolonyal
dönemde olduğu kadar, Batı’ya ait olmayan kültürlerin egzotik bulunup müzelerde sergilenmesiyle de post-kolonyal dönemde kültürler arası ilişkilerin
(farklı bir anlayış gibi görülse bile) benzer bir hiyerarşide olduğu gösterilmektedir. Artun, Batı ülkelerindeki farklı müzelerde sergilenen bazı eserler üzerinden Batı’nın başka kültürlere ilişkin algısını anlamaya çalışmıştır.
Bölümün son alt başlığında çokkültürlülük konusu tartışılmış ve sonrasında Slavoj Zizek tarafından yazılan ikinci bölüme uyumlu bir geçiş yapılmıştır.
İkinci bölümde Zizek’in Metis Yayınları’ndan çıkan Kırılgan Temas adlı
kitabının bir bölümünde yer alan “Çokkültürcülük, ya da Çokuluslu Kapitalizmin Kültürel Mantığı” adlı makalesine yer verilmiştir. Zizek öncelikle genel,
yani “tipik” ve bunun dışında olduğu varsayılan kümelerin evrensellikte nereye karşılık geleceğini çarpıcı örneklerle açıklamıştır. Genelden olmadığı varsayılanların (örneğin eşcinseller) bir çeşit sansüre ya da gündeme getirmeme/
tartışmaya açmama şeklinde bir politikaya maruz kalmasını iktidar ve karşıiktidar bağlamında değerlendirmiştir.
Yeniden modernizm ve çokkültürlülük konusuna dönen Zizek, piyasanın
ekonomik mantığı ile etnisite üzerine kurulmuş ilişkinin ayrışmasına değinmektedir. Zizek, yazısında ulus aşan şirketlerden örneklerle çokkültürcülük
argümanlarına yer vermektedir; bunlardan sömürgenin ulus devletlerden ulus
aşan/küresel şirketlere geçtiği argümanı önemli kabul edilebilir.
Ulus Baker’in “Kimliği Yıkıp Parçalamak” adlı kısa ama doğrudan kimlik
tartışmasını ele aldığından önemli olan makalesi, kitabın üçüncü bölümünü
oluşturmaktadır. Kimliklerin doğal olmadığını Spinoza gibi filozofların söyledikleri ile destekleyen Baker, üst-kimliğin ve bununla oluşturulmuş toplumlarda bireyin varlığı ve toplumun varlığı arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışır.
Kitabın en uzun bölümü olan dördüncü bölümünü Sibel Yardımcı’nın
yazdığı “Canavar: Kültüralizm Ne Zamandı?” adlı makale oluşturmaktadır.
Önceki iki bölümün aksine, daha önce başka bir yerde yayınlanmamış, kitaba
özgü olan bu bölümde öncelikle “canavar” ve “ucube” ayrımı yapılarak temel
kavramlar açıklanmıştır.
Kimlik ve doğa arasındaki ilişkinin sorgulandığı bölümde Yardımcı, canavar figürünün kültürel metinlerde ele alınışını “öteki” kavramı ile ilişkilendirerek anlatmıştır. Yazar, canavarların veya ucubelerin geri kalmış, insan olma
170
Kitap Tahlilleri / Ö. Akcalı
çizgisine ulaşamamış yapısını, onların koleksiyon ya da sergi değerlerinin olması sonucunu ile birlikte ele almıştır. Evrensellik tartışmasında ise, insanlığın evrensel tarihi olarak düşünülen tarih sürecinde Afrikalı, Asyalı veya
Şarklı’nın geride kaldığı algısı, modernleşmeleri gerektiği ve bunun yine Avrupalı yöntemlerle gerçekleşebileceği düşüncesi etnik köken üzerinden yapılan sergilerle örneklendirilerek açıklanmıştır. Yardımcı, şarklı olmanın, iki zıt
kavramdan kötü olanın kendisine atfedilmesiyle öteki konumunu beraberinde
getirdiği şeklinde bir çıkarımda bulunmuştur.
Bölümün ilginç bir alt başlığı Gramsci’nin tanımıyla “toplumun işleyiş ve
temsil mekanizmaları içerisinde kendine yer bulamayan ve bu nedenle sessiz
kalan kesimler”, kitapta açıklanan madunlar hakkındaki “Madunlar konuşabilir mi?” kısmıdır. Bu soru Foucault’ya atıfla episteme bağlamında açıklanmış
ve emperyalizmin epistemik şiddetinin gölgesinde madunların konuşamayacağı ve seslerini duyurabilecekleri tek aracın entelektüeller olduğu şeklinde
cevaplanmıştır.
“Sanat ve Kültürel Dönemeç: Özerk Sanatın ve Dava Sanatının Sonu mu?”
bölümüne Irmgard Emmelhainz, sanatın metalaşmasının etkilerine değinerek
başlamıştır. Çağdaş sanatın politikleştirilmesi ve demokratikleştirilmesine değinen Emmelhainz, sanatın toplumsal hareketlerle ilişkisini ele almıştır.
Irmgard Emmelhainz’ın söz ettiği önemli noktalardan birisi, “bilinç
biçimleri”ni şekillendirme amacı güden “karşı-hegemonik” yapıdaki sanat
eserlerinin de bir şekilde iktidarın lehine işlediğidir. Emmelhainz, bu düşüncesini, daha önce konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kraus gibi isimlere atıflar yaparak açıklamıştır. Yine de yazar, makalesinin son bölümünde
amacı olmayan bir sanat olarak gördüğü özerk sanattansa davası olan bir sanat
figürünün politik ürünlerle toplum ve kültür arasındaki çatışmayı dindirmek
yerine yeniden canlandırması gerektiğini önermiştir.
Kitabın son bölümü olan “Küratoryal Taktiklerle Kimlik İmalatı” başlıklı makalede Misko Suvakovic, Balkan kimliklerinden hareketle sanal kimliklerden ve sanat ve kültürün bunun üzerindeki etkisinden bahsetmiştir.
Avrupa’nın kurguladığı ve Avrupa’nın ötekisi olarak görülmeyen Balkan kimliklerinin oluşturulmasını sanat eserlerinden örnekler vererek açıklamaktadır.
Suvakovic’in yaptığı tartışmalardan biri ise tikellik-evrensellik tartışmasıdır. Bu tartışmayı da yerellik-küresellik tartışması olarak Balkanlar üzerine
uyarlayan yazar, Balkanlardaki kimliklerin Avrupa Birliği düzenindeki yerel ve
küreseli Avrupalı bir melezlikle gerçekleştirdiğini savunmaktadır. Yazara göre
171
Kitap Tahlilleri / Ö. Akcalı
melezlik içeren bu iki yön, sanat ve kültürde de bulunmaktadır. Suvakovic,
bunları çeşitli örnekler vererek okurun gözünde somutlaştırmaya çalışmıştır.
Kitap için genel bir değerlendirme yapılacak olursa, kimlik, çokkültürlülük, sanat, kolonyalizm gibi konuları bir arada ve uyumlu geçişlerle ele aldığı
ve kitabın tamamının aslında birbiriyle bağlantılı olduğu düşünüldüğünde başarılı olduğu söylenebilir. Her bölümün yazarı farklıdır ve yine de her birinin
bir başka yönü ile ele aldığı konular arasında bir bütünlük kurulabilmektedir.
Kitabın bir diğer önemli yanı ise yazarların tamamının beslendiği kaynakların ve yaptığı atıfların zenginliğidir. Bunun anlatımın içeriğinin tatmin edici
olmasında büyük bir etkisi vardır. Yapılan atıfların çokluğu beraberinde dipnotların da fazlalığını getirmiştir. Bu dipnotlar da ilgili konuları daha iyi anlamak adına oldukça yararlıdır. Bununla ilgili tek olumsuzluk, dipnotların sayfa
altında değil de, makalenin sonunda olmasıdır. Okuru bölmemek adına, sonraki baskılarda dipnotlar sayfa altlarına yerleştirilebilir. Ayrıca, makalelerin
sonunda neredeyse kitabın bir bölümüyle aynı uzunluğa varabilen dipnotların
bulunması, dipnotlar yerinde ve açıklayıcı olsa da, yazı içerisinde bir şekilde
değinilmesinin daha iyi olacağı düşüncesine yol açmaktadır.
Çok sayıda konuya değinen Çağdaş Sanat ve Kültüralizm’in sonuna dizin
eklenmesi, okurun kullanımı açısından gayet yerinde bir seçimdir.
Kitap, “Çağdaş Sanat ve Kültüralizm” adı ile okura sunulmuştur. İlk bakışta kitabın “Kimlik ve Estetik” alt başlığı görülmediğinden okura içerikle ilgili
yeterli bir bilgi sunmamaktadır. Bu bakımdan kitabın başlığının yalnızca ilk
bölümünü yansıttığı düşünülebilir. Bu durumda “Kimlik ve Estetik”in (ya da
içeriğin tamamını daha iyi yansıtacak başka bir ifadenin) ana başlık olmaya
daha uygun olduğu söylenebilir.
Kitap, anlattığı konular gereği sanat eserlerinden örnekler vermekte ve
konuyu bu şekilde açıklamaya çalışmaktadır. Seçilen örnekler, konuyu en iyi
anlatacak nitelikte olup, yazıların içerisinde yazarların fotoğraflar hakkındaki
değerlendirmeleri ve neredeyse her biri için yorumları örnekleri anlaşılır kılmıştır. Müzede sergilenen bir eserin anlatılmasından çok fotoğrafının kitapta
yer alması, daha doğru bir seçenek olacaktır; nitekim kitap tam da bu düşünce
ile hazırlanmış ve kitapta bahsedilen eserlerin bilgisi ve başlığıyla birlikte fotoğraflarına da yer verilmiştir.
Kitap, derleme bir kitap olduğundan, bazı yazarların makaleleri ilk defa bu
kitapta yayınlanırken bazı yazarların ise daha önce başka yerlerde yayınlanmış makalelerine yer verilmiştir. Konuların birbiriyle bağlantılı olduğu mu172
Kitap Tahlilleri / Ö. Akcalı
hakkaktır; ancak daha önce yayınlanmış makaleler tüm okuyucular için yeni
olmayacaktır.
Sonuç olarak, kimlik, evrensellik, çokkültürlülük, etnisite sanat ve kültüralizm gibi konularda çok boyutlu ve doyurucu tartışmaları ele alması sebebiyle,
kitabı okunmaya değer kıldığı söylenilebilir. Derleme kitaplarda sıklıkla karşılaşılan farklı yazılar arasında geçişin iyi bir şekilde yapılamaması sorununa
kitapta rastlanmamaktadır. Yazıların alt yapısı ve zengin içeriği, anlattığı konular hakkında çeşitli disiplinleri ilgilendiren yaklaşımları içermesi ve akıcılığı, sosyal bilimlerin herhangi bir alanı ile ilgilenen kişiler için kitabı ilginç bir
hâle getirmiştir.
173
Download

Erkan Ertosun ve Mahmut Akpınar, der.