ZEKÂTIN TANIMI
Zekât,
kelime olarak
artmak, çoğalmak, bereket ve arındırmak anlamlarına gelir.
Terim olarak
Zekât;
belirli bir mali güce sahip olan (İslâm’a göre zengin sayılan)
kişilerin mallarının belirli bir miktarını, yılda bir defa olmak
üzere Kur’ân’da belirlenen kişilere vermek/temlik etmek demektir.
Zekât,
İslâm dininin beş temel esasından biridir
ve
şartlarını taşıyan kimselere farzdır.
ُ ‫َو َج َعلَنى ُمبَا َر ًكا اَ ْي َن َما ُك ْن‬
‫صانى بِالص َّٰلو ِة‬
َ ‫ت َواَ ْو‬
ُ ‫َوال َّز ٰكو ِة َما ُد ْم‬
‫ت َحيًا‬
Ve beni her nerede olsam mübarek kıldı ve berhayat
olduğum müddetçe bana namaz ve zekât tavsıye buyurdu
Meryem Suresi / 31
Zekât vermesi gerektiği halde bunu yerine getirmeyenler,
vermeyenler kul hakkı yemiş ve büyük günah işlemiş olurlar.
ٰ
ْ
ُ
َ
ْ
َّ
َ
ْ
ُّ‫الر‬
‫ار‬
‫ب‬
‫ح‬
‫ْل‬
‫ا‬
‫ون‬
‫ب‬
‫ه‬
‫و‬
‫ا‬
‫ن‬
‫م‬
‫ا‬
‫ر‬
‫ثي‬
‫ك‬
‫ن‬
‫ا‬
‫وا‬
‫ن‬
‫م‬
ً
َ َّ‫يَا اَيُّهَا ال‬
َ ُ‫ان لَيَاْ ُكل‬
َ
َ
َ
ِ
ِ
َ ِ
َ ‫ذين‬
ِ
ٰ
َّ
‫ذين‬
‫ل‬
‫ا‬
‫و‬
‫ّللا‬
ُ َ‫اط ِل َوي‬
َ َ ِ ‫بيل‬
َ ‫ص ُّد‬
ِ َ‫اس بِ ْالب‬
ِ ‫ون َع ْن َس‬
ِ َّ‫اَ ْم َوا َل الن‬
ٰ
ْ
َّ
ُ
ْ
ِّ
َ
َ
َ
َ
َّ
‫بيل ّللاِ فبَش ْرهُ ْم‬
‫س‬
‫فى‬
‫ا‬
‫ه‬
‫ن‬
‫و‬
‫ق‬
‫ف‬
‫ن‬
‫ي‬
‫ْل‬
‫و‬
‫ة‬
‫ض‬
‫ف‬
‫ال‬
‫و‬
‫ب‬
‫ه‬
‫ذ‬
‫ون ال‬
ُ
َ
َ ‫يَ ْكنِ ُز‬
َ
َ
َ
ِ
ِ
َ
َ
ِ
‫ليم‬
ٍ ‫بِ َع َذا‬
ٍ َ‫ب ا‬
Ey iman edenler, birçok hahamlar ve rahipler insanların
mallarını eğri yöntemlerle yerler ve halkı Allah'ın yolundan
alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip de bunları Allah
yolunda harcamayanları acıklı bir azapla müjdele!
Tevbe Suresi / 34
ZEKÂTIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI
Zekât ile yükümlü olmanın şartları
bir kısmı mükellefle ilgili,
diğer bir kısmı da mallar ile ilgilidir.
Mükellef Olmak
Nisap miktarı mala sahip olmak
Zekâta tabi olan malın üzerinden bir yıl geçmiş olması
Zekâtı verilecek malın mülkiyetine tam sahip olmak
Malın artıcı (gelir getirici) özellikte olması (nemâ)
Malın Borca Karşılık olmaması
Mükellef Olmak
İmam Azam’a göre,
zekatla yükümlü olmak için;
Müslüman olmak,
akıllı ve buluğ çağına ulaşmış olmak
gerekir.
Zekâtın Vücubunün Şartları
Hürriyet :
Bir kimseye zekâtın farz olması için, o kimsenin hür olması şarttır.
Köleye zekât (kendisine ticaret izni verilmiş olsa bile) farz değildir.
Mükatep, ümmü veled ve müdeber de böyledir.
Ebû Hanîfe (R.A.) ye göre, müstes'âmın hükmü de mütkâtebin hükmü gibidir. Bedâî'de de böyledir
İslâm
Bir kimseye zekâtın farz olması için, o şahsın müslüman olması gerekir.
Kafirin zekât vermesi faiz değildir.
Akıl Ve Bulûğ :
Bir kimseye zekâtın farz olması için, o kimsenin, akıllı ve bulûğa ermiş olması şarttır.
Çocuğun ve delinin; zekât vermeleri farz değildir.
Ebû Hanîfe (R.A.) 'ye göre,
Deli olarak bulûğa erişen kimse için, iyileşmiş olduğu zaman senenin başlarına itibar edilir. Kâfî'de de böyledir.
Çocuk da böyledir. Bulûğa eriştiği zaman, senenin evveline itibar olunur. Yani, bulûğa erdiği günden itibaren,
zaman işlemeye başlar. Bu andan itibaren, bir yıl boyunca, o çocuğa zekât farz olur. Tebyüı'de de böyledir.
Baygın olan bir kimsenin, baygınlığı bir yıl devam etse bile kendisine zekât farz olur.
Nisap miktarı mala sahip olmak
Nisap miktarı;
kişinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin temel ihtiyaçları dışında
onu zekât, kurban ve fıtre mükellefi yapan zenginliktir.
Nisab Miktarına Göre Mallar
Altın ya da para
80 gr. altın
Ticaret Malı
Para
Hayvanlar
Koyun 40
Sığır 30
Deve 5
Toprak
Ebu Hanifeye göre
Nisab Şart değildir.
Ne kadar ürün yetiştirilirse %10 veya %5’ini öşür olarak vermek gerekir
Nisab Miktarı Mal :
Zekâtın farz olmasının şartlarından biri de, malın nisab miktarına baliğ olmasıdır.
Nisap miktarından az olan mal için, zekât farz olmaz. Kenz Şerhi Aynî'de de böyledir.
Bir kimse, bir sene tamamlanmış olduğu için mevcut ikiyüz dinarının zekâtı olarak, bir
fakire veya zekâtını dağıtmak üzere kendisine vekil ettiği bir şahsa, beş dinar vermiş
olsa; sonradan da, dinarlarının iki yüz değil ide, altmış dinar olduğu anlaşılsa, zekâta
konu olan malın nisaptan az olması sebebi ile, bu beş dinar zekât olmaz.
Fakat, o kimse, bu beş dinarı, fakirden geri almayı istese, geri de alamaz. Vekilinden
almak istediğinde, şayet vekili o beş dinarı fakire vermişse, ondan da alamaz. Ancak,
vekil fakire vermemişse, bu dinarları sahibi geri alır. Fetâvâyi Kâdîhân'da da böyledir.
Zekâta tabi olan malın üzerinden bir yıl geçmiş olması
Nisap miktarı mala sahip olduktan sonra,
zekâtın farz olması için bir yıl geçmesi gerekir.
İstisna :
Toprak ürünlerinde bu şart aranmaz.
Yani yılda kaç defa ürün alınıyorsa, her defasında zekat verilir.
Madenlerin zekâtının verilmesi için üzerinden bir yıl geçmesi gerekmez.
Malın Üzerinden Bir Sene Geçmesi
Zekâtın farz olmasının şartlarından birisi de, malın üzerinden bir sene geçmesidir.
Zekâtta kameri seneye itibar edilir. Gunye'de de böyledir.
Nisâb, senenin başında ve sonunda tamam olursa, zekât verilir.
Nisabın, sene içinde noksanlaşmış olması, zekâtı düşürmez. Hidâye'de de böyledir.
Ticaret malı veya nakit, kendi cinsi ile veya kendi cinsinden olmayan bir şeyle
değiştirilmiş olsa; bu durum, sene ile ilgili hükmü kesmez.
Otlak hayvanları, kendi cinsleri ile veya kendi cinsinden olmayan bir şeyle değiştirilmiş
olsa, sene ile ilgili hüküm kesilir. Yani, bir senelik müddet, bu değiştirilme zamanından
itibaren sayılır. Serahsî'nin Muhıyt'inde de böyledir.
Zekâtı verilecek malın mülkiyetine tam sahip olmak
Sahibinin mal üzerinde tasarrufta bulunma imkanının olması demektir.
Zekatı verecek olan kişi, zekatı vereceği malı kullanma konusunda
tamamiyle kendi kararlarıyla o mala hükmetme, harcama, bağışlama
serbestliği içerisinde olmalı…
Tam Mülkiyetine Sahip OLUNMAYAN malın zekatı gerekmez.
Bu bağlamda örneklere bakacak olursak…
Kadın, kocasından alacağı mehrini alana kadar onun zekâtını vermez.
Çünkü henüz onda tasarruf imkanı yoktur.
Alacaklarda
tam mülkiyet oluşup oluşmamasına göre
farklı hükümler vardır.
Başka Bir Kişiye Emaneten ya da Borç Yoluyla Verilip
Geri Gelmesi Durumuna Göre Alacaklar
Kuvvetli Alacak
Orta Derceli Alacak
Zayıf Alacak
Misaller …
 Borç verme, ticaret veya kira gibi yollarla oluşmuş alacaklarda;
tam mülkiyet var kabul edildiği için, bunlar zekât hesabına katılırlar.
 Bu borçlar teslim alındığında, geçen yılların zekâtları da verilir.
 Teslim alınmadıkça zekâtlarını vermek gerekmez.
 Mehir ve diyet gibi, mali bir şeye karşılık olmadan meydana gelen
alacaklarda, mal teslim alınmadıkça zekâtı gerekmez.
TAM MÜLKİYET SAYILMAYAN MALLAR
Vakıf malları
Belirli bir sahibi olmayan mallar
Haram yolla kazanılmış mallar
Kaybolan, çalınan veya
yeri bilinmeyen mallar
Kadının kocasından teslim
almadığı müddetçe vadeli mehri
Tam mülkiyet olmadığı için bu mallardan zekât vermek gerekmez
Mala Tam Malik Olmak :
Zekâtın farz olmasının şartlarından birisi de,
tam temellük yani kişinin mala tam sahip olmasıdır.
Tam temellük, malın kişinin elinin altında bulunmasıdır. Mal, bulunduğu halde, kişinin elinin altında
olmazsa, (eline almadan önce, kadının kocasında olan mehri gibi) veya mal elinde olduğu halde, kişi ona
tam sahip olmazsa, (mükatep veya borçlu gibi) bu gibi kimselere zekât vermek farz olmaz.
Slrâcü'l - Vehhâc'da da böyledir.
Teslim alınmadan önce parası ödenmiş bulunan mala gelince, «Bu mal nisaba dahil değildir.» diyenler
olmuşsa da, esahh olan, onun nisaba dahil olduğudur. Yani, bu malın da zekâtı verilir.
Serahsî'nin Muhiyt'inde de böyledir.
Bir kimse, ticaret için kölesine mal vermiş olsa ve o köle de kaçsa, o mal için zekât farz olmaz.
Mecma' Şerhin'de de böyledir.
Bir kadının, kocasından bin dinar mehir alacağı olsa da, seneler geçmesine rağmen, bu kadın,
kocasından bu parayı almamış bulunsa; kadına, bu bin dinardan dolayı zekât farz olmaz.
Muzmarât'da böyledir.
Rehine verilmiş olan bir mal, kendisine rehin olarak bırakılmış olan kimsenin elinde bulunduğu müddetçe,
rehine bırakan kimsenin bu maldan dolayı zekât vermesi gerekmez.
Bahrü'r -Râık'ta da böyledir.
Kendisine ticaret yapmak için izin verilmiş olan bir kölenin, elinde bulunan mal, borcunu karşılamıyorsa,
bu mal için de zekât yoktur. Eğer, bu kölenin borcu yoksa, kazancı efendisinindir. Bu malın üzerinden bir
sene geçince, zekâtını vermek o kölenin efendisine farz olur.
Mi'râcü'd- Dirâye'de de böyledir.
«Münasip olan, almadan önce, zekâtını vermektir.» denilmiş ise de; sahih olan, almadan önce zekâtının
verilmesinin lazım gelmiyeceğidir. Serahsî'nin Muhıyt'inde de böyledir.
Yolcu olan kimselere de, mallarının zekâtını vermeleri farz olur. Çünkü, o yolcu, naibi vasıtası ile
harcamada bulunma yetkisine sahiptir. Fetâvâyi Kâdîhân’in Ticaret Malı Bölümünde de böyledir.
Malın artıcı (gelir getirici) özellikte olması (nemâ)
Para, Altın, Gümüş v.s.
Sayılan bu malların
Hakiki artma:
Ticaret malları, hayvanlarTicaret
ve ziraat
ürünlerinin artışı hakikidir
Malları
dışındaki mallardan
Hayvanlar
zekât
verilmez
Hükmî artış:
Para, altın ve gümüş gibi
mallarda
artma potansiyeli vardır
Toprak
Ürünleri
Defineler ve Madenler
Kullanılan eşyalar,
oturulan ev ve binekler gibi
Malın Borca Karşılık olmaması
Bu şart,
para, altın ve ticaret mallarının
Zekâta
tabihesaplanırken
malın miktarı
hesaplanırken,
zekâtı
dikkate
alınır.
kişi ödeyeceği borçlarını
mal varlığından düşer.
ZEKÂTIN SAHİH VE GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
Zekat Verilemeyecek kişi ve yerlerNİYET
Niyet
şarttır.
Deliye ve
temyiz gücüne sahip olmayan çocuklara
Hanefîlere göre ödeme zamanında,
malın zekât Cami,
niyetiyle
verilmesi
gerekir
yol, köprü,
okul gibi
hayır kurumlarına
Ölülerin borçları
Kişinin annesine, babasına, çocuğuna ve hanımına
TEMLİK
Fakir birverilen
kimsedemalı,
alacağı olanın, alacağı
Zekât olarak
zekât verilen kişilere tam temlik etmek,
yani onların tam sahipliğine geçirmek gerekir
Ehil olmayan birine veren kişi
Download

Zekât