AVUKATLIK KANUN TASARISINA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER. İLHAN Ş. MASARİFOĞLU AVUKAT Yürürlükte olan 1136 sayılı ve 1969 tarihli Avukatlık Kanunu, değişen çağın ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Bu yönde genel bir kabul bulunmaktadır. Yasada hem anlayış hem de pratik anlamda köklü değişiklik yapılmasına ilişkin istek ve düşünceler meslektaşlar arasında, meslek örgütlerinde olduğu kadar Adalet Bakanlığı bürokrasisinde de karşılık bulmuştur. Uzunca süreden beri görsel, sözel ve yazılı olarak dile getirilen görüşlerin yasaya yansıması ve somutlaşması aşamasına gelinmiştir. Tartışmaların ve değerlendirmelerin yeterli ölçüde yapıldığı ve artık yasal değişikliğin yapılması gerektiği düşüncesi meslek camiamızda da hakim olmuştur. Yıllardan beri bireysel olarak meslektaşlarımızın ve kurumsal olarak barolarımızın gerçekleştirdiği çalışmaların kodifiye edilmesi amacıyla özellikle TBB’nin önceki yönetimi döneminde oluşturulan kurullar eliyle tartışmalı da olsa somut bir metin ortaya konulmuştur. TBB’nin 18.04.2014 tarihinde yapmış olduğu duyuruyla yeni bir aşamaya geçilmiş ve Adalet Bakanlığı tarafından oluşturulan Bilim Komisyonu’nun hazırladığı metin kamuoyuna sunulmuştur. Bu aşamada meslektaşlarımızın katkılarıyla il barolarımızın taslak üzerindeki görüşleri toplanacak ve son değişiklik işlemleri gerçekleştirilmeye çalışılacaktır. Mesleğimize olan sorumluluk duygumuzun bir gereği olarak taslak üzerinde yapmış bulunduğumuz inceleme ve değerlendirmeyi hazırlayıp baromuzun ve meslektaşlarımızın bilgisine sunmak uygun görülmüştür. Yargının kurucu unsurlarından olan ve bağımsız savunmayı eşitlik temelinde temsil eden avukatlık mesleğinin gelişimi bakımından 25 yıldan beri verdiğim uğraşın bir parçası olan “Avukatlar Geleceklerini Konuşuyor” panellerinde ortaya çıkan ve tartışılan görüşlerin tamamının taslakta da tartışıldığını görmek mesleğime olan borcumun ödenmesi konusunda kişisel olarak beni mutlu etmiştir. Değerlendirmemizi üç ana bölümde yapmak uygun görülmüştür. Birinci bölümde, tasarının genel değerlendirilmesi; ikinci bölümde ana değişikliklerin değerlendirilmesi; üçüncü bölümde ise ayrıntı değerlendirmeler yer almıştır. TASARININ GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ 1969 yılında kabul edilen Avukatlık Kanunu’nda 2 Mayıs 2001 tarihinde yapılan önemli değişikliklere rağmen pratikteki ihtiyaçlar karşılanamamıştır. 2001 değişiklikleri özellikle meslek örgütünün üzerindeki yürütme vesayetinin kaldırılması bakımından değerli bulunmakla birlikte avukatın günlük mesleki yaşantısında sınırlı bir etki göstermiştir. Başta Amerika ve Avrupa olmak üzere yabancı ülkelerdeki avukatlık mesleği faaliyeti ülkemize örnek gösterilmiş, avukatlar da buradaki saygınlık, Sayfa 1 / 11 örgütlenme, iş imkanlarını hedeflemişlerdir. Tabandan ve özellikle genç avukatlardan gelen bu baskı Avukatlık Kanunu’nun felsefesinin de tartışılmasına neden olmuştur. Aradan geçen 13 yıllık süreden sonra ortaya konulan taslak büyük değişimler içerir boyutta karşımıza çıkmıştır. TASLAK, TÜRK AVUKATLIK MESLEK TARİHİNİN EN ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLERİNİ İÇERMEKTEDİR. Meslekte reform için dile getirilen sınav‐ staj süresi‐şirketleşme‐uzmanlaşma başta olmak üzere birçok köklü değişiklik tasarıda yer almaktadır. Avukatlık Kanununun bu güne kadar geçirdiği evrimin tamamından daha fazlası bu taslakla gelmektedir. Sayıları hızla artan hukuk fakültelerinden kaynaklı avukatlık sınavı düşüncesi pratiğe geçmektedir. Üstelik taslak bir sınavla da yetinmemekte hem staja kabul hem de staj sonrası için sınav koşulu aramaktadır. Stajın süresi uzatılmakta ve içeriği değiştirilmektedir. Kendine özgü kurumsallaşmanın da ötesinde bizzat Ticaret Hukuku kavramları kullanılarak limited şirket ve anonim şirket biçiminde avukatlık faaliyetine izin verilmektedir. Kural olarak yasak olan reklam ve tanıtım kural olarak serbest hale gelmekte, yasaklar istisnaen düzenlenmektedir. Kamu avukatları özel olarak ve ayrıca düzenlenmektedir. Meslek örgütlerindeki görev süreleri 4 yıla çıkarılmaktadır. Uzmanlaşmaya ve uzman unvanı kullanmaya izin verilmektedir. Bunların yanı sıra aşağıda değerlendireceğimiz birçok köklü değişiklik hayatımıza girmektedir. AVUKATLIK KANUNU’NUN FELSEFESİ DEĞİŞMEKTEDİR. Taslağın getirdiği köklü değişikliklerden bir kısmı yıllardan beri özellikle büyük baroların ve TBB’nin kabulünde olmayan değişikliklerdir. Meslek örgütü seçimlerinde şahsen karşı olup yıllardan beri mücadele etmekle birlikte değiştiremediğimiz hususlardan birisi siyasi söylem ve ayrışmalar temelinde grupların oluşması ve seçimlerin yapılmasıdır. Bu yapılanmanın bir sonucu olarak Ankara‐İstanbul‐İzmir başta olmak üzere birçok baroda ve buna bağlı olarak Türkiye Barolar Birliği’nde değişmez biçimde sol düşünceler iktidarda olmuştur. Sol felsefenin gereği olarak avukatlık mesleğinin icrasında geleneksel yapıdan taviz vermemek, dünyadaki liberal‐kapitalist ekonomik gelişmelere karşı durmak, kavramsal olarak yargı terimlerinin dışında herhangi bir terimi yasaya sokmamak, klasik bireysel avukatlığı devam ettirmek düşünceleri hakim olmuştur. Taslakla beraber bu düşüncelerin büyük ölçüde yıkıldığı ve değiştiği görülmektedir. Kural olarak reklama izin verilmesi, şirketleşmenin tanınması, uzmanlaşmanın tanınması, ücretli baro yöneticiliğinin getirilmesi gibi kavramlar sol düşüncenin baroda yönetsel iktidarı devam etmekle Sayfa 2 / 11 birlikte felsefi anlayışının yenildiğini göstermektedir. Bizzat TBB’nin ortak edildiği taslak çalışmalarında bu değişikliğin kendilerinin bilgileri dahilinde yapılması, meslek örgütündeki bizzat sol anlayış eliyle sol felsefenin gedik verdiğini göstermektedir. Oysa ve özellikle son TBB seçimlerindeki dengeler bu konulardaki duruşlar üzerinden oluşturulmuştur. Bu konuda daha katı duran anlayışın kazandığı seçimde tüm bu değişikliklerin bu şekilde seçilen yönetim üzerinden gerçekleştirilmesi manidardır. Artık yasanın anlayışı katı‐ geleneksel ve sol içerikli değil esnek‐yenilikçi ve liberal niteliktedir. AVUKATLIK SINIFLARI OLUŞMAKTADIR. Halen yürüttüğümüz sistemde tek tip avukatlık tanınmakta ve ısrarla başkaca kavram ve biçimlere yer verilmemekte ise de taslakta yeni çalışma biçimleri ve statüler getirilmektedir. Bundan böyle; kamu avukatı, serbest avukat, uzman avukat, bireysel avukat, ücretli avukat, avukatlık ortaklığı avukatı, limited şirket ortağı avukat, anonim şirket ortağı avukat kavramlarını hem yasal olarak hem de günlük hayatımızda kullanacağız. Bu değişim ve yapılanma, alışkanlıklarımızı değiştirmek bakımından bizi zorlasa da aslında fiilen hayatın içerisinde olan bazı hususların kabul edilmek zorunda kalınması durumunu da ortaya koymaktadır. BARO GÖREVLERİ BİR MESLEK HALİNE GELMEKTEDİR. Avukatların bir nevi sırayla ve fahri olarak yürütmüş bulundukları yönetim, denetim, disiplin kurulu üyelikleri bundan böyle ücretli ve bağımsız bir meslek biçiminde yürütülür hale gelmektedir. İki yıllık görev süreleri avukatın büro faaliyetini engellemeyen, sekteye uğratmayan, mesleki çalışmalarının yanı sıra meslek örgütü çalışmalarının da birlikte yürüttüğü bir nevi fedakarlık içeren süre ve görevlerken; bu kural kökten değiştirilmektedir. Görev süresinin 4 yıl olarak belirlenmesi “avukatlığa ara verme” olarak değerlendirilmelidir. Bu kadar uzun görev süresi ile birlikte mesleki faaliyetin devam ettirilmesi mümkün değildir. Baroda görev alan meslektaşlarımız bundan böyle ya avukatlıktan çekilmek, ya da bu görevi meslek edinip geçimini buradan sağlamak gibi bir zorunlulukla karşı karşıya kalacaklardır. Üstelik bu görevin ücretli hale gelmesi özveriyle ve hizmet etmek düşüncesiyle yürütülen faaliyetin bedellendirilmesi anlamı taşımaktadır. MESLEKİ KURTULUŞUN ÇARESİ OLARAK GÖRÜLEN SINAV NİHAYET HAYATA GEÇMEKTEDİR. Hukuk fakültelerinin ve mezunlarının sayısının artması üzerine akla gelen en basit tedbir olan sınav uzun tartışmalardan sonra bir zorunluluk olarak taslağa girmiştir. Sınavın iki aşamada gerçekleştirilmesi, hem staja kabul hem de mesleğe kabul sınavlarının getirilmesi bir yandan sayısal engelleme işlevi bir yandan ise mesleğe zor ulaşılması nedeniyle saygınlık işlevi yerine getirmeyi hedeflemektedir. Sayfa 3 / 11 İŞ ALANLARININ ARTTIRILMASI VE AVUKATLA TEMSİL ZORUNLULUĞU. Taslakla beraber belli değerdeki dava ve takipler ile belli tür davalar ancak avukat eliyle yürütülür hale gelmektedir. 1136 sayılı yasada yapılan değişiklikle şirket ve kooperatifler için getirilen avukat zorunluluğunun kapsamı genişletilmekte, tam arzu edilen kapsamda olmamakla birlikte yeni bir kazanım olarak taslakta dikkate değer biçimde yer almaktadır. MESLEK İÇİ EĞİTİM, MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI GİBİ ÖDEVLER HAYATIMIZA GEÇMEKTEDİR. Stajın bitmesiyle beraber avukatın kendi kişisel tercihine bırakılan eğitim ve gelişim durumu ödev haline getirilmektedir. Bundan böyle avukatın meslek örgütüyle yeni bir bağı oluşmakta, faaliyeti yürütebilmesi bakımından eğitim çalışmalarına katılması zorunluluğu doğmaktadır. Avukatlık yapabilmek bakımından diğer zorunlu unsur olarak meslek sorumluluk sigortasının yapılmış bulunması getirilmektedir. ŞİRKETLEŞME­ŞUBELEŞME Çok tartışılan, karşı çıkılan, özellikle yabancı hukuk şirketlerinin Türk Avukatlık Piyasasının(!) işgal yolu olarak görülen şirketleşme ve şubeleşmeye izin verilmektedir. Her ne kadar yabancı hukuk şirketlerinin faaliyetlerinin taslakta kısıtlanmaya çalışıldığı görülmekle beraber aslında fiilen faaliyet gösteren ve sermayesi ön planda olan yapılanmaların legal hale geldiği ve her baro çevresinde şube açmaya da izin verildiği göz önüne alındığında avukatlığa bakış açımızın baştan sona sorgulanması gerektiği anlaşılmaktadır. ANA DEĞİŞİKLİKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ AVUKATLIĞA KABUL İÇİN SINAVDA BAŞARILI OLMAK KOŞULU Taslağın 4. Maddesinin ç bendinde avukatlığa kabul şartları arasına diğer koşulların yanı sıra sınavda başarılı olmak koşulu getirilmek suretiyle daha önce Avukatlık Yasası’na giren ancak Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla hayata geçemeyen sınav, iptal kararının gerekçeleri de gözetilerek yeniden getirilmektedir. Ancak bu koşulun hemen hayata geçmeyeceği anlaşılmaktadır. Zira taslağın yasalaştığı tarih itibariyle hukuk fakültesine kaydını yaptırmış öğrencilerin sınavdan muaf oldukları düzenlendiğinden yasal bu hükmün 5 yıl sonra hayata geçeceği anlaşılmaktadır. RESMİ KİMLİK Mevcut yasada yer almakla birlikte uygulama zorluklarıyla karşılaşılan avukatlık kimliği yasada yeniden ve daha vurgulu biçimde yer almaktadır. Bu defa kimliklere geçerlilik süresi getirilmekte ve özel kanunlar da aksine hüküm olsa dahi vakıf, dernek, şirket, banka, resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul zorunluluğu vurgulanmaktadır. Meslektaşlarımızın özellikle bankalarda yaşadığı tartışmaların önüne geçmek Sayfa 4 / 11 bakımından bu kuruluşlar özel olarak sayılmaktadır. SINAV Daha önce stajın sonunda yapılması düşünülen sınav taslakta hem staj başlangıcında hem de sonunda olmak üzere iki aşamalı olarak düzenlenmektedir. Sınavı yapacak kurum Adalet Bakanlığı olarak düzenlenirken bunu ÖSYM ya da uygun göreceği bir kurum eliyle, yazılı olarak yaptırma konusunda hüküm getirilmektedir. Baraj olarak ise 70 puan sınırı konmaktadır. Sınavın %20’sinin genel kültür %80’inin ise hukuk bilgisinin ölçülmesi şeklinde olacağı ve sınavın yılda iki kez yapılacağı belirtilmektedir. Kanun tekniğine uygun olmayan bu madde değiştirilmeye muhtaçtır. Öncelikle belirtmek gerekirse sınavı yapacak kuruluşun tam belirgin olması gereklidir. Taslak, sınavın Bakanlık, ÖSYM ya da herhangi bir kurum eliyle yapılacağını düzenlemekle keyfiliği de yanında getirmektedir. Sınav ile ilgili en büyük kaygı siyasi mülahazalar olduğuna göre taslakta sınavı yapacak kurum olarak ÖSYM’nin tek ve açık bir biçimde yer alması uygun bulunmaktadır. Sınavın staja başlamadan önce yapılması bireysel olarak benim de katıldığım ve özellikle gençlerimizin hayat yollarını bir an önce belirlemeleri bakımından uygun bulduğum bir yoldur. Avukatlığın kendine özgü yapısı bu yapının elbetteki meslek kuruluşu bakımından biliniyor olması mesleğin niteliği, ihtiyaçları gibi hususların en üst düzeyde TBB tarafından belirlenir olması durumu göz önüne alındığında, sınavı yaptıracak kurumun TBB, sınavı yapacak kurumun ise ÖSYM olarak taslakta yer alması önem taşımaktadır. Taslağın 14. Maddesinde staj sonunda stajyerin yeterliliğinin değerlendirilmesi bakımından yine Adalet Bakanlığı tarafından bir sınav yapılacağı öngörülmektedir. Bu sınavın da yılda iki kez yapılıp 70 puan barajı arandığı ve sınav içeriğinin avukatlık mesleği ile staj sonrası hukuk bilgisine yönelik olduğu düzenlenmektedir. Altı ayda bir yapılacak sınav gününün beklenmesi, sınav sonucunun açıklanması, sınav sonucuna göre başvuru işlemlerinin yapılması, ilan‐kabul işlemleri, 2 yıllık staj süresi, staj sonrası altı ayda bir yapılacak mesleğe kabul sınav gününün beklenmesi, sınav sonucunun açıklanması, ruhsat işlemlerinin yürütülmesi gibi neredeyse dört yıla varan bir sürecin genç meslektaşlarımız için bir eziyet haline geleceği düşüncesindeyim. Bu nedenle sınavın tek aşamalı olması, staja kabul aşamasında gerçekleştirilmesi, yılda en az 3 defa yapılması staj sonrasında ise sadece bağlı bulunulan baro nezdinde yapılacak mülakatla meslek hayatının başlamasının gerçekçi ve hakkaniyetli olacağı düşüncesindeyim. STAJ Staj süresi 1 yıldan 2 yıla çıkartılmaktadır. Staj verimliliğinin sağlanması bakımından sadece süre düzenlemesinin getirilmesi tek başına yeterli değildir. Uzayan staj süresinin içinin doldurulması daha önemli bulunmaktadır. Taslak bu kaygıyla yargı mercilerindeki altı aylık staj süresini yargı merci dışında gerekli görülen kurum ve Sayfa 5 / 11 kuruluşlarda da yaptırmak suretiyle verimli bir stajı arzulamaktadır. Bu bağlamda özellikle SPK, BDDK, KİK, gibi bağımsız kurulların staja katılmasının yararlı olduğunu düşünmekteyim. Önemli değişikliklerden birisi olarak staj dönemindeki çalışma yasağının kalkması son derece yerinde bulunmaktadır. Staj görevlerini aksatmamak kaydıyla yapılan çalışmalara izin verilmesi, bu zamana kadar yaşanan ve birçok mağduriyete neden olan yanlışlığı ortadan kaldırmaktadır. Diğer bir yenilik, yurt dışındaki mesleki kurum, kuruluş ile eğitim kurumlarında geçirilen sürenin de 1 yılla sınırlı olarak stajdan sayılması düzenlemesidir. Türk avukatlığını dünyaya açacak olan anlayışın bir yansıması olan bu düzenlemenin de yararlı olduğu görülmektedir. Stajyere staj süresince genel sağlık sigortasının yaptırılması, yıllık iki hafta izin kullanma hakkı ve stajyerin yapabileceği işlerin genişletilmesi de olumlu gelişmeler olarak göze çarpmaktadır. Stajın son bir yılında sulh ve icra mahkemelerine ek olarak idare ve asliye mahkemelerinde duruşmalara katılma imkanının sağlanması diğer bir olumlu düzenlemedir. TEMSİL ZORUNLULUĞUNUN GENİŞLETİLMESİ Belirli kriterdeki anonim şirketler ve kooperatifler için düzenlenen avukat zorunluluğu, değeri 25.000 TL’den fazla olan dava ve takipler ile idari yargıdaki iptal davalarını da kapsar biçimde genişletilmektedir. Dava şartı haline getirilen bu zorunluluk iş alanlarının genişletilmesi ve uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından istenilen düzeyde olmasa da bir genişleme sağlamaktadır. Oysa tüm sermaye şirketleri, kooperatifler ve tüm gayrimenkul işlemlerinde de bu zorunluluğun getirilmesi gerekli bulunmaktadır. MESLEK İÇİ EĞİTİM ÖDEVİ Taslakla birlikte ruhsat alan avukatın sonsuz ve bağlantısız biçimde mesleki faaliyetini yürütmesinin önüne geçilmekte ve meslek içi eğitim çalışmalarına katılması zorunlu kılınmaktadır. 3 yıl içinde en az 60 saatle baro tarafından yürütülecek eğitim çalışmalarına katılmayan avukat meslekten geçici yasaklanabilecektir. Mesleki gelişimin sağlanması, uzmanlaşma ve saygınlık artışı bakımından önem arz eden bu düzenlemenin son derece yararlı olduğunu düşünüyor, süresinin 120 saat olarak düzenlenmesini gerekli buluyorum. KAMU AVUKATLARININ VEKALET ÜCRETİ Taslak kamu avukatlarını özel olarak düzenlemekle kalmayıp ayrıca bu kesimin en büyük sorunu olan karşı vekalet ücretinin ödenmesi konusunu da yasal güvenceye kavuşturmaktadır. İdare lehine hükmedilen vekalet ücretinin avukata ait olduğu, aksine düzenlemelerin hükümsüz olduğu belirtilmekte, özellikle idari personel rejiminin dengeleri gözetilerek bu ödemelere üst sınır getirilmektedir. Üst sınırın 12 aylık ücret olarak belirlenmesi bu aşamada önemli bir kazanım olarak göze çarpmaktadır. Sayfa 6 / 11 ÇALIŞMA BİÇİMLERİ VE ŞİRKETLEŞME Taslak çalışma türüne göre avukatlık unvanlarını yeniden düzenlemekte, halen mevcut olan türlere yenilerini eklemektedir. Mesleğin klasik icrasını içeren faaliyet bireysel avukatlık olarak adlandırılmaktadır. Mevcut yasada yer almakla birlikte uygulaması istenilen düzeye gelmeyen ve tercih edilmeyen avukatlık ortaklığı taslakta da korunmaktadır. Ancak asıl yenilik avukatlık şirketinde baş göstermektedir. Taslağın bence en radikal ve en cesur düzenlemesi avukatlık şirketidir. Buna göre anonim ve limited şirket kurulmasına izin verilmektedir. Bu şirketlerin yapısı TBB tarafından çıkarılacak tip sözleşmelerle düzenlenecektir. Baro dışında ticaret siciline kaydedilecek şirketin şube açmasına izin verilmektedir. Şirket ismi, avukata ait ad ve soyaddan ve buna yapılacak başka eklerden oluşabilecektir. Ortakların hak ve borçları, sorumlulukları, uyuşmazlıkların çözümü genel olarak düzenlenmektedir. Bireysel avukatlık, şirket ortağı avukatlık dışında başka bir çalışma türü olarak ücret karşılığı birlikte çalışan avukat kavramı taslakta yer almaktadır. Başta ücret miktarı olmak üzere bu türde çalışan arkadaşlarımızın haklarını koruyan düzenlemeler taslakta yer almaktadır. Avukat asgari ücretinin, genel asgari ücretin iki katından az olmayacağına ilişkin düzenleme önemlidir. Kamu avukatları da çalışma türünün bir örneği olarak taslakta ayrıca düzenlenmektedir. Kamu avukatlarına baro levhasına yazılma zorunluluğunun getirilmemesi önemli bir eksikliktir. Bu zorunluluğun getirilmesi ve aidatlarının kurumlarınca karşılanması gerekmektedir. ASGARİ BÜRO NİTELİKLERİ Çok dikkat çekici olmamakla birlikte taslakta yer alan ve barolara yetki verilen bir konu ise avukatlık bürolarının standartları olarak ortaya çıkmaktadır. Her baronun sosyal ve ekonomik koşullara göre büroların niteliklerini belirleme yetkisi bulunmaktadır. Gerçekten meslek saygınlığı ve kurumsallık bakımından önem taşıyan ve tartışılan bu yenilikte taslakta yer almaktadır. Açıkça belirtilmemekle birlikte bundan böyle barolar, büyüklük, istihdam, teknolojik donanım gibi konularda bürolara asgari nitelik tavsiye etmek yada şart koşmak anlamında tasarruflarda bulunabileceklerdir. REKLAM VE TANITIM 1136 sayılı yasada reklam yapmak ilke olarak yasaktır. İstisnai olarak ise avukatların tanıtımla ilgili serbestileri düzenlenmiştir. Taslak ise mevcut anlayışı tamamen tersine çevirmektedir. Madde başlığı “Reklam ve tanıtım” olarak belirlenmiştir. Böylelikle reklam ve tanıtım ilke olarak serbest bırakılmış ancak buna bazı sınırlamalar getirilmiştir. Abartılı reklam yapmak, kendini diğer avukatlarla kıyaslamak, reklam için aracı kullanmak, başarı ve kazanç verilerini kullanmak gibi sınırlamalar getirilmiş, somut düzenlemelerin yapılması ise TBB’nin çıkaracağı yönetmeliğe bırakılmıştır. Yasanın liberal anlayışının en önemli yansımalarından birisi de bu maddenin dilidir. Sayfa 7 / 11 UZMAN AVUKATLIK Taslakta dikkat çekici ve sınıf oluşturucu diğer bir yenilik uzman avukatlıktır. Meslek sorunlarının giderilmesinde bir formül olarak düşünülen ve tartışılan branşlaşma gerekliliği, sınırlıda olsa karşılığını bulmuştur. Bundan böyle avukatların branşlaşması ve bunu duyurmaları mümkün olacaktır. Taslak haklı olarak ilk 10 yıllık meslek döneminde avukatların her konuda bilgi sahibi olmalarını planlamakta ancak bundan sonra uzmanlaşmaya izin vermektedir. Ancak uzmanlaşma alanları taslakta çok sınırlı yer almaktadır. Şimdilik sadece ceza hukuku‐özel hukuk‐ vergi ve idare hukuku alanlarında uzmanlaşmak ve bu unvanı kullanmak mümkün olacaktır. Taslaktaki bu düzenleme yetersizdir. Uzmanlaşma alanlarının artırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Tasarının bu alanın düzenlenmesini tamamen TBB’ye bırakması yerinde olacaktır. YABANCI HUKUK BÜROLARINA İZİN Üzerinde fırtınalar kopan ve en çok polemik konusu yapılan yabancı avukatların Türkiye’de faaliyette bulunması konusu da taslakta yer almaktadır. Taslak bu çalışmaya kural olarak izin vermektedir. Getirdiği sınırlama ise sadece “danışmanlık” yapılması, mütekabiliyet esası ve yabacı hukuklar konusunda faaliyette bulunulmasıdır. Radikal bir düzenleme ile yabancılara kapı aralanmaktadır. Her ne kadar sınırlamalar konulsa da bunun takibinin zor olduğu açıktır. Aslında ülkemizde bu bürolar kendilerine partner bürolar bulmak suretiyle fiilen faaliyette bulunmaktadır. Üstelik başta devlet kuruluşları olmak üzere büyük şirketlerin yüksek avukatlık ücretli işleri de bu bürolar eliyle yürütülmektedir. Türk avukatlarının bundan sonraki süreçte sermaye‐bilgi‐deneyim birlikteliklerini gerçekleştirip büyük ve rekabete açık hukuk şirketleri kurarak öncelikle yurtiçinde ve hemen sonrasında da yurtdışında faaliyette bulunması zorunluluğu doğmuştur. Taslak bu düşünceden hareketle Türk avukatların yabancı ülkede faaliyetlerini de düzenlemiş, yurtdışı dernek ve organizasyon üyeliklerini TBB ‘ye bildirmesini istemiştir. Bu bildirim mecburiyeti gereksiz ve taslağın liberal anlayışına terstir. Yabancı avukatlık ortaklıklarının baroya kayıt zorunluluğunun olmaması büyük bir eksikliktir. Kendi vatandaşını dahi kayıt altına alan sistemin yabancıları kayıt altına almaması ve denetlememesi düşünülemez. Bu yanlışlığın acilen düzeltilmesi gerekmektedir. Yabancı büroların ve çalışanlarının bağlı olacağı bir baronun bulunması, aynı kurallar, denetim ve mali yükümlülükler altında olması gerekli bulunduğu gerektiği gibi özellikle disiplin hükümleri yönünden aynı kural ve müeyyidelere tabi olması bir zorunluluktur. MESLEKİ SORUMLULUK SİGORTASI ZORUNLULUĞU Taslakta avukatlar için yeni bir zorunluluk getirilmektedir. Mesleğe kabul için bu sigortanın yapılmış olması gerekmektedir. Kabul sonrasında da tüm meslek hayatı boyunca sürekli olarak bu sigortanın yapılması gerekmekte, aksi durum levhadan silinme nedeni sayılmaktadır. Hem avukatlar hem de müvekkilleri için yararlı olan bu düzenleme, her kesimin kabulünde olan ve halen birçok meslektaşımızın zaten Sayfa 8 / 11 uyguladığı bir tedbirdir. Ancak sigorta poliçesinin kapsamı ve özellikle avukatların haklarını koruyucu olması bakımından TBB tarafından düzenlemeler getirilmesi gerekmektedir. Prim miktarları bakımından avukatların çıkarlarını koruyucu rekabet ortamının sağlanması, risk ödemelerinde gerekli özeni göstermeyen sigorta şirketlerinin teşhiri gibi konularda TBB’ye yetki verilmesi uygun bulunmaktadır. DİSİPLİN KURULLARI VE YETKİLERİ Taslakta, disiplin kurullarına istisnalar dışında durumun özelliklerine göre bir alt yada bir üst ceza vermek yetkisi tanınmaktadır. Ayrıca uyarma cezasını gerektiren eylemlerde ceza verilmemesine karar verilebilmektedir. Takdir hakkını oldukça genişleten bu düzenleme, somutlaştırılamayan ancak avukatın kişilik ve geçmişine göre soyut olarak anlaşılan hususlarda kurulun elini güçlendirmektedir. Taslakta yapılan, şikayetlerde ad, soyad, imza, iş veya yerleşim yeri adresi bulunmaması halinde, şikayetin belli bir konuyu ihtiva etmemesi durumunda veya yargı mercilerinin görev alanına giren ihbar, şikâyet ve öğrenmelerde işlem yapılmayacağı düzenlemesi ile avukatların ve kurulların gereksiz şikayetlerle meşgul olmaması sağlanmış ve şikayetlere belirli bir ciddiyet sağlanması hedeflenmiştir. Disiplin kurullarının artan iş yükü taslakta gözetilmiştir. Ne yazık ki avukat soruşturmalarında sayı giderek artmaktadır. Disiplin kurulları hem dosya üzerinde yaptıkları inceleme hem de yaptıkları duruşmalar nedeniyle mesleki faaliyetlerinden fedakarlık yapmaktadırlar. Bu nedenle baroların büyüklüklerine göre disiplin kurullarının daireler halinde çalışması düzenlenmiştir. Ankara için üç disiplin kurulunun oluşması gerekmektedir. Bu kurullarda görev yapacak arkadaşlarımız için olumlu bir düzenlemedir. BARO KURULLARININ GÖREV SÜRESİNİN 4 YILA ÇIKARILMASI VE ÜCRET Taslağın sürpriz düzenlemesi, görev süresinde ortaya çıkmıştır. Halem 2 yılda bir yapılan genel kurulların ve seçimlerin süresi 4 yıla çıkarılmaktadır. Genel kurul tarafından belirlenecek ücretin ödenmesi de yeni bir düzenlemedir. Böylelikle avukatın kendi mesleki çalışmalarını yaparken fahri olarak ve özveri ile yürüttüğü baro görevi anlayışına son verilmektedir. Kanımca yeni düzenleme ile “ Baro Yöneticiliği” mesleği ihdas edilmektedir. 4 yıllık süre olumsuz sonuçlar doğuracak uzunluktadır. 2 yılda bir yapılan genel kurullarla, kurulların denetimi daha sık ve sağlıklı yapılmakta, demokratik işleyiş sağlanmakta, mesleki dayanışma gelişmekte, avukat‐baro ilişkisi güçlenmekte, görev yapan arkadaşların özveri süreleri zorlanmamaktadır. 4 yıllık genel kurullar avukatı barodan uzaklaştırıcı ve denetim imkanını elinden alıcı sonuçlar doğuracaktır. Görev alan avukat, iki yılda mesleği ile birlikte görevini bir arada sürdürebilmektedir. Oysa 4 yıl, avukatı bürosundan ve işlerinden kopartacak ve mecburen yeniden seçilme düşüncesi ile “ baroculuk” sınıfı oluşacaktır. Sayfa 9 / 11 Ayrıca her genel kurulun meslektaşların bir araya geldiği, görüştüğü, konuşmaların yapılıp sorunların masaya yatırıldığı, projelerin geliştiği, meslek vizyonunun ve politikalarının belirlendiği toplantılar olduğu düşünüldüğünde 4 yıllık sürenin yanlış olduğu ve değiştirilmesi gerektiği görülmektedir. Görevlerin ücretli olması da rahatsız edici bulunmaktadır. Görevde olan hiçbir arkadaşımızın bu yönde bir talebi bulunmamaktadır. Yıllardır bu meslekten sağlanan maddi ve manevi kazanımların vefa borcu olarak bu özverinin gösterilmesi doğal olarak karşılanırken buna bir bedel konulması, görevin güzelliğine gölge düşürmektedir. Taslak bu maddedeki yaklaşımı ile liberallikten kapitalistliğe kaymaktadır. Geçici maddede yer alan düzenleme ile halen görev yapan kurulların görev süresi de 2016 yılına kadar uzatılmaktadır. Son yapılan genel kurulların iradesinin aksine yapılan bu düzenlemenin demokratik olduğu söylenemez. Pratikte yasalaşma ihtimalide zayıf görünmektedir. AYRINTI DEĞERLENDİRMELER Taslağın 6. Maddesinde avukatlıkla bağdaşan işler sayılırken c bendinde “Özel hukuk tüzel kişilerinin sürekli avukatlığını yapmak” faaliyeti de düzenlenmiştir. Avukatlık mesleğinin ve faaliyetinin bizatihi kendisi olan bu çalışma biçiminin ayrıca sayılmasının gereksiz olduğu düşünülmektedir. Taslağın 7. Maddesinde yer alan mesleğe kabul ve ruhsat için başvuru düzenlemesini içeren maddede, yapılan başvurunun baro tarafından 2 hafta süreyle ilan edileceği düzenlenmekle beraber, her günü değerli olan gençlerimizin çıkarları gözetilerek çoğu zaman işlevi de tam olmayan bu ilandaki sürenin 3 gün ile sınırlandırılması ve baroların gereksiz iş yüküyle uğraşmaması bakımından daha çağdaş ve pratik biçimde baro web sitesinde elektronik ortamda ilan yapılması düzenlemesinin getirilmesi uygun bulunmaktadır. Yine aynı maddede yer alan ve baro yönetim kurulunun mesleğe kabul ve ruhsat verilmesi talebi hakkında vereceği kararı 1 ay ile sınırlandıran hükmün 1 haftaya indirilmesinin çağımızın hızlı yaşanan iş dünyası gereklerine uygun olduğu değerlendirilmektedir. Taslağın 8. Maddesinde yer alan mesleğe başvuru talebinin kabulü halinde TBB’nin 1 aylık inceleme süresinin de hem inceleme hem de Adalet Bakanlığı’na gönderme işlemleri bakımından 1 haftaya indirilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. Taslağın 15. Maddesinde avukatlık stajına ve avukatlığa kabul sınavına ilişkin esas ve usullere yönelik yönetmeliğin Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılacağı düzenlemesinin yerine TBB tarafından çıkartılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükmünün getirilmesini uygun bulmaktayım. Taslağın 16. Maddesinde staj başvurusunun iki hafta süreyle ilanına ilişkin düzenlemenin üç gün süreyle ve baro web sitesi üzerinden yapılmasının uygun olacağı Sayfa 10 / 11 düşüncesindeyim. Taslağın 33. Maddesinde avukatın inceleme, bilgi ve belge toplama hakkının sınırları bir kez daha ve yeni bir vurguyla düzenlenirken yargı ve yürütme organlarının yarattığı sorunların önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Taslağın 69. Maddesinde binalarda mesken olarak görünen bağımsız bölümlerde avukatlık bürosu açılmasının yasal güvenceye bağlanması günlük hayattaki sorunlar için yararlı bir düzenlemedir. Taslağın 83. Maddesinde meslekten ayrılan hakim ve savcılara son 5 yıl içerisinde görev yaptıkları yerde 4 yıl süreyle avukatlık yasağı getirilmektedir. Bu düzenleme yerindedir. Bu kısıtlama sadece ilgili kişiyi kapsamakta, çalışan yargı mensuplarının aynı bölgede çalışan eş ve çocuklarına yönelik bir kısıtlama getirilmemektedir. Taslağın 103 maddesinde, çekinme ve ret halinde kurulun oluşumunda “yedeklerle tamamlanır” tabiri yerine uygun terim olan “ yedek üyelerle tamamlanır” kullanılmalıdır. Sayfa 11 / 11 
Download

Metni görelim... - İnisiyatif.net