On5yirmi5.com
İstiklal Marşının anlamı
İşte İstiklal Marşı'nın derin anlamı...
Yayın Tarihi : 24 Ocak 2014 Cuma (oluşturma : 1/31/2015)
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklal Marşı, içerisinde çok derin anlamlar
barındırmaktadır. İşte eokul-meb.com'da yer alan bilgiye göre, İstiklal Marşı'nın anlamı...
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Şair, burada milletine seslenerek, ona, korkmamasını, sadece Türk milletinin daima parlayan yıldızı
olan bayrağın, yurdumuzun üstünde son ocak tütünceye kadar dalgalanacağını söylemektedir.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl!
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Bu kıt’ada, şâir, gayet hiddetli bir şekilde, aynı zamanda da yalvararak, bayrağa sesleniyor Ey nazlı
hilâl, Hakk’a tapan, istiklali İçin hiçbir milletin dökmediği kadar kanını dökmüş bulunan, bu
“kahraman ırkıma” suratını asma, şiddetli davranma, bir kere-cik de olsa gül…’ demektedir.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Şâir, kendi şahsında milletine seslendiği bu kıf ada, kendisinin (yani milletinin) çok büyük boyutlarda
kükremiş bîr sel olduğunu, tarihin hiçbir döneminde, kendisine zincir vurulamadığını, bunu
düşünmenin bile çılgınlık olduğunu; çünkü dağlan yırtacak, enginlerden taşacak, önüne çekilecek
her türlü bendi çiğneyerek aşacak derecede bir yapıya ve özelliğe sahip olduğunu vurguluyor.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar?
Şair, yine kendisine ve milletine sesleniyor ve diyor ki: O garbın topu, tüfeği, teknolojisi, çelik
zırhları, bütün uçsuz bucaksız gökleri varsın sarmış bulunsun. Ve batı, böyle bir güce sahip olduğu
için, köpek gibi havlayıp dursun. Korkma ve sakın aldanma, o, tüm bu ihtişamina rağmen, tek dişi
kalmış, ömrünün son günlerini yaşayan yaşlı bir canavardan başka bir şey değildir. Ve o, benim iman
dolu savunma gücüne sahip olan milletimle başa çıkamaz.
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Şâir, milletine sesleniyor: Arkadaş, yurduma karşı yapılan bu alçakça, namussuzca, şerefsizce
saldırıya karşı gövdeni siper et. Sakın ha mücadeleden vazgeçme. Hakk’ın sana vadettiği günler
mutlaka gelecektir. Belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Milletine seslenmeye devam ediyor Bak diyor, bu topraklar var ya, bu topraklar, hani her gün
üzerine bastığın, sıradan bir toprak değildir. Bu topraklar altında, binlerce şehit kefensiz olarak
yatmaktadır. Sen ki, bu şehitlerin evladı olarak, sana dünyaları dahi verseler, bu cennet vatanından
asla vazgeçmeyeceğini de sakın unutma.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hûda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Yine milletine sesleniyor: Vatanım, her karış toprağından şehit kanı fışkıran cennet gibi bir ülkedir.
Allah, benim canımı, sevdiklerimi, neyim var neyim yoksa hepsini alsın razıyım. Yeter ki beni bu
cennet vatanımdan ayrı düşürmesin.
Ruhumun senden, ilâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeliEbedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
Mehmet Akif Ersoy, burada Allah’a sesleniyor. Vatanımın camilerinde okunan ezanlar, bu milletin
senin yolunda olduğunun en açık delilidir. Ezanlar bunun şahididir. Onun İçin, senin yolunda olan bir
kulun olarak, Allah’ım, tüm ruhumla ve bedenimle senden şunu diliyorum: Bu mabetlere yabancı eli
değmesin.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerihamdan, ilâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
İşte o zaman, yani mabedimin göğsüne yabana eli değmediği zaman, şayet, ölmüşsem ve mezarımın
başında bir taşım varsa, o taş sana şükranla, huzurla dolu olarak bin kere secde eder. Bu secde etme
esnasında, Allah’ım, her yaramdan kanlı yaşlar boşanır. Ve yine o zaman cesedim, bir ruh gibi
fışkırarak göğe çıkar ve belki de başım arşa değer.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!
Bu son bölümde, şair artık söyleyeceğini söylemiş ve rahatlamıştır. Bu rahatlığı, Allah’ına ve
milletine olan inancından kaynaklanmaktadır. Bu rahatlıkla, gayet emin bir şekilde, bayrağa
seslenmekte ve dökülen bütün kanlarının helal olduğunu Türk Bayrağını ve Türk ırkını, sonsuza
kadar, köleleştirmenin mümkün olamayacağını, çünkü ezelden beri hür yaşamış bayrağın ebediyette
de hür olmayı zaten hak etmiş olduğunu ve yine Hakk’tan başka bir ilâhı olmayan Türk milletinin de
bağımsızlığının en doğal hakkı olduğunu anlatmaktadır. Bu şiir Türk edebiyatının şaheser şiirlerinin
başında gelmektedir. Genel anlamıyla istiklal marşımızda yok olmak üzere olan bir milletin yeniden
ayaklanmasını anlatmaktadır. Bu dökümanı orjinal adreste göster
İstiklal Marşının anlamı
Download

İstiklal Marşının anlamı