ORSAM BÖLGESEL
GELİŞMELER
ORSAM BÖLGESEL
GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ:
No.8, Temmuz 2014
DEĞERLENDİRMESİ
No.7, Temmuz 2014
IŞİD OPERASYONLARININ
TÜRKMENLER
ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Bİlgay Duman
Bilgay Duman 1983’te
Ankara’da doğdu. 2011’den beri
Abant İzzet Baysal Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler Bölümü
Doktora Programında
eğitimini sürdüren Duman,
Yüksek Lisans tezini “Saddam
Sonrası Dönemde Türkmenler
ve Kerkük” konusunda yazdı.
Bilgay Duman’ın çeşitli medya
kurum ve kuruluşlarında,
ulusal ve uluslararası dergi
ve gazetelerde makale ve
röportajları yer almaktadır.
Duman katıldığı çok sayıdaki
konferansın yanı sıra, sıklıkla
Ortadoğu coğrafyasında saha
çalışmaları yapmakla birlikte,
Birleşmiş Milletler gözlemcisi
olarak Irak ve Afganistan
seçimlerinde uluslararası
gözlemci ekiplerinde yer aldı.
Bilgay Duman çalışmalarına
ORSAM bünyesinde Ortadoğu
Araştırmacısı olarak devam
ediyor.
Irak’ta son dönemin en çok tartışılan konusu olan Irak Şam
İslam Devleti’nin (IŞİD)* ilerleyişi devam ederken, Bağdat’ın
kuzeyindeki pek çok il ve ilçede denetimi sağlamış olması, bu
bölgede yaşayan halkı derin bir krize sürüklemiştir. Özellikle IŞİD’in hakim olduğu Musul, Telafer, Selahaddin, Diyala
gibi bölgelerde Sünni Arap ve Türkmenlerin yoğun olarak yaşaması, Sünni Araplar ve Türkmenler açısından problemlere
yol açmaktadır. IŞİD operasyonlarının niteliği Sünni Arapları
IŞİD operasyonlarına mecbur bırakırken, risk olmakla birlikte
Sünni Araplar açısından doğrudan bir tehdide dönüştürmemiştir. Ancak bu durum Sünni Araplarla aynı coğrafyayı paylaşan
Türkmenler açısından doğrudan ve dolaylı bir biçimde tehdit
haline dönüşmüştür.
* IŞİD, 29 Haziran 2014 tarihinde hilafet ilan etmiş ve adını “İslam Devleti” olarak değiştirmiştir. Ancak burada örgüt ismi olarak daha çok bilinen ve kullanılan
IŞİD tercih edilmiştir.
IŞİD OPERASYONLARININ TÜRKMENLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
IŞİD Operasyonlarının
Niteliği
Mevcut durum itibariyle
IŞİD’in hâkim olduğu bölgelere bakıldığında Sünni Arapların
çoğunluk olarak yaşadığı bölgeler olduğu görülecektir. Bu
durum hem IŞİD’in hakimiyet
kurduğu bölgelerdeki güvenlik
durumunun ve günlük yaşam
koşullarının kötüleşmesine hem
de Irak merkezi hükümetinin
IŞİD’e karşı yapmış olduğu
operasyonlarda sivil halkın da
zarar görmesine neden olmaktadır. Her ne kadar IŞİD Sünni
halkın ve yerel unsurların desteğini alıyor gibi görünse de Suriye’deki uygulamaları göz önünde bulundurulduğunda IŞİD’in
Sünni halkın gözünde korku yarattığını söylemek yanlış olmayacaktır. Zira IŞİD’in bu algıyı
kırmak için halk ile diyalog sağ-
2
lamaya çalıştığı ve “hilafet kuralları” açıklamış olsa da henüz
çok keskin uygulamalara gitmediği anlaşılmaktadır. Ancak
IŞİD’in kontrolünü pekiştirmesi
durumunda tavrını sertleştirmesi
muhtemeldir. Burada hem Sünni
Araplar hem de Türkmenler açısından bir tehdit ve çatışma dinamiği daha ortaya çıkmaktadır.
Bilindiği gibi IŞİD bir anda
Irak’a güç kaydırmamıştır. IŞİD,
Suriye’de hem Kürt bölgelerine hakim olan PYD hem Özgür
Suriye Ordusu hem de Esad rejimi ile çatışma içerisindedir.
Diğer taraftan yaptığı uygulamalar halkın ve yerel grupların
da tepkisine yol açmıştır. IŞİD,
Irak’ta sıkıştığı zaman Suriye’ye,
Suriye’de sıkıştığı zaman da
Irak’a geçmektedir. Ancak IŞİD
Haziran operasyonlarında çok
daha sistemli davranmıştır. IŞİD,
ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ:
No.7, Temmuz 2014
operasyonlar sırasında Irak’ta
Maliki karşıtı gruplar, eski Baasçılar ve onların silahlı kolu olan
Nakşibendiler gibi örgütlerle birlikte aşiretler ve halkın desteğini
almıştır. Bununla birlikte IŞİD
Ensar El Sünne ve Irak El Kaidesi gibi örgütlerin uyuyan hücrelerini harekete geçirip bunların
desteğini alarak kayda değer bir
eylem potansiyeline ulaşmıştır. Diğer taraftan Irak içinde bu
radikal örgütün önünü açacak
pek çok sosyal ve siyasal gelişme yaşanmıştır. Özellikle Sünni
grupların bütüncül bir yapı içerisinde Irak siyasetinde yer alamamış olmaları, Sünni liderliği
konusunda yaşanan çekişmeler
ve Maliki hükümetinin Sünni
siyasetçiler üzerindeki baskısı
gibi faktörler, Sünnilerin siyaset
dışı yollara sapmasına neden olmuştur. Bu nedenle IŞİD girdiği
bütün bölgeleri tek başına kontrol altına almamıştır. IŞİD kontrol ettiği bölgeleri yerel gruplara
bırakmıştır. Dolayısıyla IŞİD’in
önderliğinde gittikçe büyüyen
bir koalisyondan bahsetmek
daha doğru olmaktadır. IŞİD mobilize bir güç olarak ele geçirdiği
yerlerde kontrolü yerel unsurlara
bırakmış ve farklı bölgelere güç
kaydırmıştır. IŞİD bölgeleri ele
geçirdikten sonra o bölgede etkin
olan ve IŞİD ile işbirliği yapma-
yı kabul eden güçlere kontrolü
bırakmaktadır. Nitekim mevcut
durumda Bağdat’ın dış kısımları, Tikrit’te ve Diyala’da IŞİD
savaşçıları bulunmakla birlikte,
kontrol alanlarının aşiretler, yerel örgütler ve halk tarafından
yönetildiği bilinmektedir. Önümüzdeki süreçte IŞİD ile kontrol
sağlayan gruplar ya da grupların
kendi aralarında bir anlaşmazlık
çıkması durumunda meydana
gelecek olası bir çatışma Sünnilerin yaşadığı bölgelerde ciddi
problemlere yol açabilecek bir
unsurdur.
Türkmenlerin Durumu
IŞİD’in Sünnilerin yoğun
olarak yaşadığı bölgelerde etkinlik kurması bu bölgelerde
yaşayan diğer bütün toplumlara
doğrudan ve dolaylı olarak tehdit unsuru haline gelmektedir.
Burada en açık tehdit Türkmenlere yönelik olmaktadır. Sünni
yoğunluklu yerleşimlerin içerisinde ve çevresinde Türkmenlerin yaşıyor olması, IŞİD operasyonlarını Türkmenler açısından doğrudan bir tehdit haline
getirmektedir.
Türkmenlerin
Irak’ta bütüncül bir coğrafyaya sahip olmamaları, Türkmen
bölgeleri açısında güvenlik açığı ortaya çıkarmakta, kapalı ve
IŞİD,
operasyonlar
sırasında Irak’ta
Maliki karşıtı
gruplar, eski
Baasçılar ve
onların silahlı
kolu olan
Nakşibendiler
gibi örgütlerle
birlikte aşiretler
ve halkın
desteğini
almıştır.
3
IŞİD OPERASYONLARININ TÜRKMENLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
korunaklı bir bölge oluşturulamamaktadır. Böylece Türkmenler yaşadıkları coğrafyalarda
çok taraflı tehditle karşı karşıya
kalmaktadır. IŞİD’in operasyon
yaptığı ve hakimiyet alanları
yarattığı Musul, Kerkük, Selahaddin ve Diyala Türkmenlerin
de yaşam alanı olarak karşımıza
çıkmaktadır. Bununla birlikte
Irak’ın kuzeyindeki bu coğrafyada yaşayan Şii nüfusun büyük bölümünü de Türkmenler
oluşturmaktadır. Irak’ın kuzeyinde Sünnilerin ağırlık olması
ve Şii nüfusu da Türkmenlerin
oluşturması, Türkmenleri, IŞİD
açısından doğrudan bir hedef
haline getirmektedir. Bu anlamıyla Türkmenlerin korumasız
olması, silahlı bir güce sahip
olmamaları, coğrafi olarak bölünmüş olmalarından dolayı da
4
kendi aralarında bir bütünlük
sağlayamamaları Türkmenleri
doğrudan IŞİD tehdidiyle karşı
karşıya bırakmaktadır.
Bununla birlikte Türkmenlerin yaşam alanları da birçok
çatışma dinamiğini beraberinde
getirmektedir. İlk olarak Türkmenlerin yaşadığı bölgelerde
Sünni Araplar çoğunlukta olsalar da bu bölgeler etnik ve mezhepsel olarak bir çok farklı topluluğun bir arada bulunduğu bir
coğrafyadır. İkincisi, Irak’ın kuzey bölümündeki petrol bölgeleri Türkmenlerin yaşam alanları içerisinde kalmakta ve bu nedenle mücadelenin çoğunluğu
burada yaşanmaktadır. Üçüncü
olarak, bu coğrafya merkezi hükümet ile IKBY arasındaki mücadelenin ana çarpışma noktası
ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ:
No.7, Temmuz 2014
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Aynı zamanda ihtilaflı bölgeler
Türkmenlerin yaşadığı il ve ilçeleri de kapsamaktadır. Türkmenlerin yerleşim bölgeleriyle
ihtilaflı bölgeler büyük oranda
örtüşmektedir. İhtilaflı bölgeler
olarak ifade edilen Musul’un
7 ilçesinin 4’ünde, Kerkük’ün
tamamında, Selahaddin’e bağlı Tuzhurmatu’da, Diyala’nın
Beledruz, Hanekin ve Kifri ilçelerinde Türkmenler yaşamaktadır. Merkezi hükümetin kontrolünde olan bu bölgeler IŞİD
operasyonları sonrası, merkezi
hükümetin bu bölgelerden çekilmesiyle ya IKBY’nin ya da
IŞİD’in kontrolü altına girmiştir. IŞİD operasyonları sonrası
tartışmalı bölgeler olarak ifade
edilen bölgelerin birçoğunda
Kürt kontrolünün sağlanmış
olmasıyla, IŞİD operasyonlarının sonuçları itibariyle Kürtlere
avantaj sağladığı söylenebilir.
Bu anlamıyla bir sonraki aşamada Kürtlerin bu de facto durumu
de jure haline getirmeye çalışmaları Türkmen bölgelerinin
IKBY’nin sınırları içerisinde
kalmasına yol açacaktır. Türkmenlerin bu konudan oldukça
rahatsız olduğu bilinmektedir.
Öte yandan bugün itibariyle
Peşmerge ve IŞİD’in birkaç noktadaki küçük çatışmasının dışın-
da karşı karşıya gelmediği görülmektedir. Ancak şimdilik IŞİD
ile Peşmergenin çıkar alanları
çarpışmıyor olması nedeniyle bir
çatışma yaşanmadığı düşünülmektedir. IŞİD’in bölgede tam
olarak hâkimiyet kurmasının ardından Peşmergelerin elinde olan
Kerkük gibi diğer bölgelere de
yönelmesi muhtemeldir. Örneğin
Tuzhurmatu’nun kontrolü Peşmergenin elindedir. Burada da
büyük çoğunlukla Şii Türkmenler yaşamaktadır. IŞİD’in, Tuzhurmatu’da Türkmenlere yönelik
bir saldırı başlatması durumunda
Peşmergelerin Türkmen bölgelerini korumakta istekli olup olmayacağı, IKBY’nin gücünün ve iyi
niyetinin bir testi olacaktır. Zira
Telafer’den kaçan Türkmenler
IKBY’ye sığınmaya çalışmakta, ancak IKBY yeterli imkan
bulunmadığını bahane ederek,
Türkmenleri IKBY’ye almamaktadır. Türkmenlerin bir kısmı
IKBY sınırları dışarısında geçici olarak oluşturulan üç kampta
yerleşmeye çalışmaktadır. Ancak
ne IKBY ne de Irak merkezi hükümetinden yardım gitmemekte
ve sadece Birleşmiş Milletler ve
Türkiye tarafından yapılan kısıtlı
yardımlarla Türkmenler hayatta
kalmaya çalışmaktadır.
Ne IKBY ne de
Irak merkezi
hükümetinden
yardım
gitmemekte ve
sadece Birleşmiş
Milletler
ve Türkiye
tarafından
yapılan kısıtlı
yardımlarla
Türkmenler
hayatta kalmaya
çalışmaktadır.
IŞİD, Musul’a girdikten sonra Telafer’i ele geçirerek orada
5
IŞİD OPERASYONLARININ TÜRKMENLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
IŞİD Operasyonları Sonrası Irak’ta İç Göç
Kaynak: The Mission of the United Nations Office for the Coordination of
Humanitarian Affairs (OCHA)
6
özellikle Şii bölgelerine çok fazla
operasyon yapmış ve neredeyse
Telafer’in güney kesiminde yaşayan Şii Türkmenlerin tamamı
kaçmak zorunda kalmıştır. IŞİD,
Telafer’deki Sünni Türkmenler
üzerinde de baskı kurmuş durumdadır. Bu nedenle ilçe merkezi olarak 230 bin nüfusa sahip
olan Telafer’deki Türkmenlerin
neredeyse tamamı göç etmek zorunda kalmıştır. Sadece yaşlılar,
hastalar ya da yürüyemeyenler
ilçeyi terk etmemiştir.
Türkmenlerin yaşadığı Şerihan,
Karakoyun ve Kubbük köyleri
IŞİD tarafından tehdit edilmektedir. Diğer taraftan Irak Ordusu
IŞİD’e karşı operasyon düzenlerken de Türkmenler zarar görmüştür. Irak Ordusu’nun uçaklarla
IŞİD’e karşı Telafer’de düzenlediği operasyonlarda sivil Türkmenler de hayatını kaybetmiş ve
yaralanmıştır. Dolayısıyla Türkmenler Irak’taki gelişmelerden
her türlü zararı gören taraf olarak
karşımıza çıkmaktadır.
Diğer taraftan Musul’un
içinde Şii Türkmenler de doğrudan IŞİD’in baskısı altındadır.
Özellikle Musul merkeze bağlı
Tuzhurmatu ise zaten 2011’den bu yana vurulan, ezilen, yıkılan bir yer olmuştur. Bu bölgenin
kontrolü Peşmergeler tarafından
ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ:
No.7, Temmuz 2014
sağlanıyor olsa da IŞİD tehdidine
açıktır. Nitekim Tuzhurmatu’nun
dışındaki Yengice, Biravcılı, Çardaklı, Karanaz, Köküz, Bastamlı
gibi Türkmen köyleri IŞİD’in kontrolü altına girmiştir. Ayrıca Tuzhurmatu’ya bağlı Türkmenlerin yoğun
olarak yaşadığı Amirli nahiyesi de
IŞİD’in ablukası altındadır.
Dolayısıyla Türkmenler birkaç tehdidin arasında sıkışmış durumdadır. Bir taraftan IŞİD tehdidi açık olarak Türkmen bölgeleri
ve Türkmenleri hedef alırken,
diğer taraftan Peşmerge baskısı
Türkmen bölgelerinde yerleşmiş
durumdadır. Her ne kadar şu ana
kadar Peşmergeler Türkmenlere
yönelik olumsuz bir davranışta
bulunmamış olsa da hem Kerkük’ün hem de civarının Peşmergelerin kontrolünde olması Türkmenler üzerindeki Kürt baskısını
arttırmaktadır. Aynı zamanda Irak
merkezi hükümetinin IŞİD’e karşı yaptığı operasyonlarda Türkmen bölgelerinin rastgele hedef
alınması sivil halka zarar verirken, olası bir IŞİD-IKBY çatışması ya da IKBY-Irak merkezi
hükümeti çatışması durumunda
arada kalan Türkmenler olacaktır.
Kerkük’ün Durumu
Özellikle Kerkük’teki dengenin bozulmuş olması, yukarıda ifa-
de edilen çatışma dinamiklerinin
ortaya çıkma ihtimalini güçlendirmektedir. Zaten 2003’ten bu yana
Kerkük sürekli olarak Kürt ve
Peşmerge tehdidi altında kalmış,
Kerkük’ün demografik ve siyasi yapısı bir dönüşüm yaşamıştır.
2003’te 830 bin olan Kerkük nüfusu, 2014 seçimlerinde 1.169.171
olarak açıklansa da fiili durumda
kayıtlı olmayan nüfusla birlikte
1.5 milyonu geçtiği söylenmektedir. Kerkük’teki nüfus artışının
neredeyse tamamının Kürtlerin
lehine olması Kerkük’teki sosyal,
siyasal ve ekonomik dengeyi bozmuştur. Nitekim bu durumdan dolayı Türkmenler ve hatta Kerküklü
yerli Araplar rahatsız ve tedirgindir. Barzani’nin son dönemde
yaptığı açıklamalara bakıldığında,
‘Kerkük, Kürt toprağıdır. Kürdistan’a katılacaktır’ şeklindeki söylemleri ve Kerkük’te referandum
yapılacağına ilişkin açıklamaları
da Türkmenlerdeki rahatsızlığı
arttırmaktadır.
IŞİD’in hakim
olduğu
Musul, Telafer,
Selahaddin,
Diyala gibi
bölgelerde
Sünni Arap ve
Türkmenlerin
yoğun olarak
yaşaması,
Sünni Araplar
ve Türkmenler
açısından
problemlere yol
açmaktadır.
Kerkük’te
Peşmergelerin
denetimindeki şehir merkezi
Türkmenler açısından nispeten
güvenli olsa da Kerkük dışında
Türkmenlerin yaşadığı köylerde
IŞİD’in baskısı artmaktadır. Zira
Tazehurmatu ve Tazehurmatu’ya
bağlı Beşir Köyünde IŞİD, katliama girişmiş ve IŞİD’e karşı ev-
7
IŞİD OPERASYONLARININ TÜRKMENLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
lerini koruma mücadelesi veren
Türkmenleri tutuklayarak, idam
etmiş, kadınlara gayri insani ve
gayri ahlaki davranışlarda bulunmuştur. Beşir’in büyük bölümü
IŞİD’in kontrolündedir. IŞİD,
Beşir’de Türkmenlerin mezarlıklarını ve kutsal mekanlarını bile
yıkmıştır. Kerkük dışındaki Yayçı, Türkalan gibi yerleşim yerleri
de IŞİD’in tehdidi altındadır.
Özellikle Kerkük’ün bir oldubittiyle IKBY sınırlarının içerisine dahil edilmesi, Türkmenler açısından yeni problemlere
yol açabilecektir. Aynı zamanda
bu durum yeni çatışma dinamiklerini de ortaya çıkaracaktır. Irak
merkezi hükümetinin IŞİD karşısında üstünlük sağlaması durumunda Kerkük’teki Peşmerge
hakimiyetinin kırılmaya çalışılması muhtemeldir. Öte yandan
Kerküklü Araplar da Kerkük’te
Kürt kontrolüne karşı çıkacaktır.
8
Irak coğrafyasındaki konumuna
da bakıldığında kuzey güney geçiş hattının ana üssü konumunda
olması sebebiyle Kerkük’ün idari, sosyal, siyasal ve ekonomik
yapısının bozularak tek taraflı
bir müdahaleyle bir grubun eline
geçmesi, Kerkük’te çok taraflı
çatışmaların fitilini ateşleyebilecek niteliktedir. Her ne kadar
mevcut durumda Kerkük’ün güvenliği Peşmergeler ve Kerkük
yerel polisi tarafından sağlansa
da Kerkük’teki yerel polisin büyük bir bölümü de Kürtlerden
oluşmaktadır. Kerkük’e yapılacak tek taraflı bir müdahale
büyük bir infiale yol açabilir.
Zira Türkmenler, Kerkük’ün
IKBY’ye bağlanması ya da tek
taraflı bir müdahalenin olması
durumunda Kerkük için savaşmaktan kaçmayacaklarını açık
olarak dile getirmektedir.
Buradaki bir diğer sıkıntı Ker-
ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ:
No.7, Temmuz 2014
kük’teki çatışmanın diğer bölgelere de sıçraması olasılığıdır. Bunun diğer Türkmen bölgelerine
sıçraması, Türkmenleri çok daha
büyük bir tehditle karşı karşıya
bırakabilir. Bu konuda IKBY’nin
daha sağduyulu davranması gerektiği ve Kerkük’te yaşayan diğer
unsurların da önceliklerine dikkat
etmesi gerektiği düşünülebilir. Bu
konuda Türkiye ile iyi ilişkiler kuran Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin Türkmenlerin haklarının korunması konusunda daha dikkatli
davranması beklenmektedir.
2003 sonrasında Kerkük’te
yaşananlar ve ayrıca Irak’taki
mezhepsel ayrışmanın Türkmenleri de etkilemesi Türkmenlerin
gerçek potansiyelinin ortaya çıkmasını engellemiştir. Irak’ta topraklarına sahip çıkan, Irak’ın geleceğinde söz sahibi olmak isteyen
bir Türkmen nüfus vardır.
IŞİD Operasyonları
Sonrası Türkmenler ve
Türkiye
Türkmenler, Türkiye’ye ile de
bağlarını hiçbir zaman koparmamıştır. Türkiye’nin Türkmenlere
olan ilgisi de her daim var olmuştur. Türkiye, Türkmenlere sahip çıkarken hem siyaseten hem de yöntem olarak çok zorluk yaşamıştır.
Türkiye’nin Irak’ta Türkmenlere
yönelik attığı her adım Irak mer-
kezi yönetimi tarafından içişlerine karışma olarak algılanmış ve
Irak’ta Türkmenleri de zor duruma
düşürmüştür. Türkiye’nin Türkmenlere yönelik attığı her adımın
Türkmenler açısında bir maliyet
yarattığı gerçeği Irak’ta hep var olmuştur. Nitekim Türkiye’nin Irak
merkezi hükümet ile ilişkilerinin
bozulduğu 2010 sonrası dönemde
Türkmenler üzerindeki baskı da
artmıştır. Türkiye’nin Türkmenlere
yardım sağlaması sadece hükümetin değil, Arap ve Kürtlerin Türkmenler üzerinde baskı kurmasına
da neden olmuştur. Ancak Türkiye, IŞİD operasyonları sonrasında
zarar gören Türkmen bölgelerine
insani yardım göndermeye devam etmektedir. Türkiye AFAD
ve Kızılay’ın işbirliğinde bölgeye
insani yardım göndermiş olsa da
toplamda yaklaşık 350 bini bulan
Türkmen göçmenlerin sorunlarının giderilmesinde yeterli olmamıştır. Ayrıca Türkiye’den bazı
sivil toplum örgütlerinin de Türkmen göçmenler için Irak’a yardım
gönderdiği bilinmektedir. Ancak
Türkmenlerin insani yardımın yanı
sıra acil olarak siyasi bir desteğe
ve korunmaya ihtiyacı vardır. Zira
Türkmenlerin silahlı bir gücünün
olmaması Türkmenleri tamamen
korumasız bırakmaktadır. Bu
şartlar altında Türkmenler kısıtlı
imkanları ile kendi güvenliklerini
sağlamaya ve yerel olarak kendi
Türkiye AFAD
ve Kızılay’ın
işbirliğinde
bölgeye
insani yardım
göndermiş olsa
da toplamda
yaklaşık 350 bini
bulan Türkmen
göçmenlerin
sorunlarının
giderilmesinde
yeterli
olmamıştır.
9
IŞİD OPERASYONLARININ TÜRKMENLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
silahlarıyla mahalle, sokak ve evlerini korumaya çalışmaktadır. Ne
IKBY ne de Irak merkezi hükümeti Türkmenleri koruyamamaktadır.
Sonuç ve Değerlendirme
IŞİD’in Haziran operasyonları
Türkmenler üzerindeki baskıyı arttırırken, Irak’ta yeni bir süreç başlatmıştır. IŞİD operasyonları sonrası Irak’ta hiçbir şeyin eskisi gibi
olmayacağını söylemek mümkündür. Irak daha gevşek yapıya sahip
bir federasyona dönüşebilir ya da
bir konfederatif Irak ortaya çıkabilir. Zira Kürtler açısından bakıldığında oldukça avantajlı bir durum
ortaya çıkmakta ve tarihi hayal olan
“bağımsızlık” güçlü bir biçimde
dillendirilmektedir. Diğer taraftan
IŞİD’in etkinliği sürdükçe Sünnilerin kendi bölgelerinde egemen-
10
liklerini kurabildikleri bir federal
yapı kurmaları sözkonusu olabilir.
Bu anlamda hem Sünniler hem de
Şiilerin birer federal bölge kurmaları mümkün olabilir. 2004-2006
yıllarında El Hekim’in Irak’ın güneyindeki 9 vilayette bir “Şiistan”
oluşturma çabası içinde olduğunu
bilinmektedir. Irak’ın petrol varlığına bakıldığında petrolün büyük
kısmının Irak’ta Şiilerin çoğunluk
olarak yaşadığı güneyde olduğunu
görülmektedir. Şiiler için zaten ekonomik bir sorun olmaması, Şiilerin
de özerk bölge konusunda rahat
davranmalarına imkan verebilir.
Burada esas sorunla karşılaşacak olanlar Sünni Araplar ve
Türkmenler olacaktır. Türkmen
yaşam hattının Irak’taki ayrışma
noktalarında bulunması, olası bir
ayrışma ya da Irak’ın daha gevşek
federal veya konfederal bir yapıya
ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ:
No.7, Temmuz 2014
bürünmesi durumunda, Türkmen
coğrafyasının da ayrışmasına sebebiyet verebilir. Böyle bir durumda Türkmen coğrafyası da iyice parçalanacak bir kısmı Şii, bir
kısmı Sünni bölgesinin içinde yer
alacak, bir kısmı Kürt coğrafyası
içinde kalacaktır. Böyle bir ayrışma ayrıca Suriye’yi, Türkiye’yi,
İran’ı doğrudan etkileyecektir.
Bu konuda Türkiye’nin Irak’ın
toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini savunan politikasının önemi ortaya çıkmaktadır. Bu duruş,
Irak merkezi hükümeti açısından
önemlidir. Türkiye, her zaman
Türkmenlere Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliği içerisinde
sosyal, siyasal, kültürel, hukuki ve
ekonomik haklarını elde etmeleri
gerektiğini telkin etmiştir. Türki-
ye’nin 2009 sonrasında IKBY ile
ilişkiler geliştirmesi Kürt-Türkmen
ilişkilerini de geliştirmiş ve Türkmenler IKBY içinde siyaset yapma
imkânı bulmuştur. Aynı şeyi Türkiye Irak merkezi hükümeti ile de
yapabilir. Irak daha stabil hale gelirse Türkmenleri de Irak merkez
siyaseti içinde daha etkin görmek
mümkündür. Önümüzdeki dönem
için Kerkük’ün özel statülü bir vilayet olması için çaba harcanabilir.
Yine Telafer’in vilayet olması noktasında Türkiye girişimlerde bulunabilir ama bunların olabilmesi
için Irak’ın istikrara kavuşması ve
Irak’taki uzlaşmanın sağlanması
gerekmektedir. Bunun için sadece
Irak iç siyasetindeki bir uzlaşma
yeterli olmayacaktır. Irak üzerinde
bölgesel ve uluslararası uzlaşmanın
sağlanması da önemlidir.
ORSAM, Ortadoğu konusunda faaliyet gösteren tarafsız bir düşünce kuruluşudur.
ORSAM Ortadoğu ile ilgili bilgi kaynaklarını çeşitlendirmeyi ve bölge uzmanlarının
düşüncelerini Türk akademik ve siyasi çevrelerine doğrudan yansıtabilmeyi hedeflemektedir. Bu amaçlar doğrultusunda ORSAM, Ortadoğu ülkelerindeki devlet adamlarının, bürokratların, akademisyenlerin, stratejistlerin, gazetecilerin, işadamlarının ve
sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin Türkiye’de konuk edilmesini kolaylaştırarak,
yerel perspektiflerin güçlü yayın yelpazesiyle gerek Türkiye gerek dünya kamuoyuyla paylaşılmasını sağlamaktadır. ORSAM yayın yelpazesi içinde kitap, rapor, bülten,
politika notu, konferans tutanağı ve ORSAM dergileri Ortadoğu Analiz ve Ortadoğu
Etütleri bulunmaktadır.
© Bu metnin içeriğinin telif hakları ORSAM’a ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak makul alıntılar ve yararlanma dışında,
hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, yeniden yayımlanamaz. Bu raporda yer
alan değerlendirmeler yazarına aittir. ORSAM’ın kurumsal görüşünü yansıtmamaktadır.
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM)
Süleyman Nazif Sokak No: 12-B Çankaya / Ankara
Tel: 0 (312) 430 26 09 Fax: 0 (312) 430 39 48
www.orsam.org.tr
11
Download

Metnin Tamamı