EDİTÖR
D
Merhaba,
Evet, koskoca bir yılı daha geride bıraktık.
Günler ne kadar da çabuk geçiyor değil mi? Domuz gribi, aşılanma süreçleri, tam gün yasası,
aile hekimliği uygulamaları, kapalı yerlerde sigara yasağı ve daha nicelerini geçtiğimiz yıl
tüm ülke tartıştı, herkes bir yorum yaptı. İyisi
kötüsü, doğrusu yanlışı ile değişmeyen ve
maalesef kabul etmek zorunda olduğumuz tek
gerçek ise koca bir yılın daha avuçlarımızdan
akıp gittiği oldu. Dünyamız gibi bizler de bir
yıl daha yaşlandık. Peki bir yıl öncesine göre
neredeyiz, gerekenleri yaptık mı, yoksa yerimizde mi saydık hatta bir adım daha geri mi
gittik? Herkese göre bu soruların cevabı farklı
olabilir ama bence ne olursa olsun sağlığımız
yerinde ise ve geçen yılda sağlığımızla ilgili
bir sorun yaşamadıysak sevinmeliyiz hem de
çok sevinmeliyiz. Arı kovanına bu kadar çomak sokulmasına rağmen hala arılar sıhhatte
ise ve uçmaya, bal yapmaya devam ediyorlarsa, 2011’e umutla girdik demektir. Hepinize
sağlığınızı düşünmeyi unutturmayacak bir yıl
diliyorum.
Bültenimizin bu sayısının konuk yazarı
benim Pediatrik Endokrinoloji eğitimimde çok
önemli rolü olan, çok sevgili hocam Sayın
Prof.Dr.Gönül Öçal. Ankara Üniversitesi Tıp
Fakültesi Çocuk Sağ.ve Hast.A.B.D, Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı başkanı olan
Dr.Öçal sizlerle Tip 1 Diyabet ve hipoglisemi
konusunu paylaşacak. İnsülin kullanan her
diyabetik hastanın neredeyse korkulu rüyası
olan hipogliseminin tanınması ve yapılması
gereken acil müdahaleler konusunda sizlerin
bilgilerini
tazelemeyi
ve
unutulanları
hatırlatmayı
amaçlayan
bu
derlemeyi
zevkle okuyacağınızdan eminim. Değerli
hocama katkılarından dolayı bir kez daha
teşekkür ediyor ve saygılarımı sunuyorum.
Gelecek sayımızda görüşmek üzere..
Hoşçakalın.
Doç. Dr. Ergun Çetinkaya
iyabet tanısı alan her hasta daha hastalığın
şokunu üzerinden atamadan bir sürü
yeni bilgi bombardımanına maruz kalır ki
bu onu yeterince bunaltmak için yeterlidir. Eğer
komplikasyonsuz bir hayat yaşamak istiyorsa
en önemli hedefi kan şekerini normal sınırlar içinde
tutabilmeyi başarmak olmalıdır. Bunu çoğu
hasta bilir ama zor olan günlük yaşam diyabet
birlikteliğinin kan şekeri regülasyonunda getirdiği
zorluklardır. Bilimsel çalışmaların yoğunlaşması
ile yeni çıkan insülin tipleri kan şekeri kontrolunda çok faydalı olsalar da son yılların en önemli
yeniliği insülin pompasıdır. Pompa sayesinde
eskiden kullanılan insülinin etki tarzı, süresi ve
cinsine göre yaşamını ayarlamak zorunda kalan
diyabetliler artık normal yaşam tarzlarına göre insülin yapar hale gelmişler ve bu da doğal olarak
yaşam şekillerinde çarpıcı düzelmeler getirmiştir.
İnsülin Pompası nasıl çalışır?
İnsülin pompaları cilt altına yerleştirilip 3 günde
bir değiştirilen bir katater ile 24 saat sürekli olarak
hızlı veya kısa etkili insülin salgısı yapan cihazlardır.
İnsülin pompası insülini vücuda 2 yolla vermektedir: Vücuda devamlı olarak iletilen bir bazal doz ve
yemeklerden önce ya da yüksek kan şekerleri seviyelerini düzenlemek için verilen bolus dozu.
Tek tip insülin kullanıldığı için, insülinin iletim profiline bakılarak verilen dozun etkilerini tanımlamak
kolaylaşmaktadır. Ayrıca insülin pompası şırınga
ya da kalemle mümkün olmayan miktarlardaki insülinin enjekte edilebilmesini de sağlamaktadır.
Düzeltme faktörü, insülin-karbonhidrat oranları ve
bazal dozlar bir endokrinoloji uzmanı tarafından
belirlenmektedir. Şu anda, kullanıcının kan şekerine
göre otomatik insülin iletimi sağlayabilen bir cihaz
mevcut değildir. Ancak, kapalı kanal sistemi içeriği
üzerinde çalışmalar devam etmektedir. İnsülin
pompası kullanımı, yoğun insülin tedavisi için, çoklu insülin tedavisi alanlara göre daha kolay ve etkili
olması nedeni ile artmaktadır. Sağlık sigortalarında
ve halkın ekonomik alım gücündeki değişiklikler
nedeni ile ülkeler arasında pompa kullanıcı sayıları
arasında farklılıklar görülmektedir.
Tüm hastalar insülin pompası için uygun adaylar
olmazken, bunun tanı koyacak uzman doktor ya
da sağlık sigortaları ile ilgili problemler yüzünden
sınırlandırılması da doğru değildir.
aktarabilecek bir
hekimin kontrolü
altında olmalıdır.
Hastanın kendi hesaplamasının daha doğru olduğu konusunun
sağlık profesyonelleri arasında tartışılmasıyla
beraber, pek çok insülin pompası, yemek ya da
düzeltme bolusunu hesaplayabilmektedir. Ancak
pompa, bolus dozunu hesapladıktan sonra,
hastaya doz üzerinde değişiklik yapma fırsatını da
tanımaktadır.
Dünya genelinde yaklaşık 450.000 insan diyabeti
pompası kullanmaktadır. Pompa kullanıcıları kalem
ya da enjeksiyon tedavisi kullanıcılarına göre daha
iyi kontrol sağlayabilmekte ve HbA1c değerlerinde
gelişme görülmektedir. İnsülin pompası, yeme
alışkanlıkları, egzersiz, stres, hastalık durumlarına
göre insülin kontrolünde kolaylık sağladığı için,
kişilerin yaşam seçimlerinde esneklik ve özgürlük
tanımaktadır. Kalem tedavisinde insüline göre gıda
alınırken, pompa tedavisinde yenilene göre insülin
yapılmaktadır. Bir insülin pompası kullanma sadece
tıbbi açıdan değil psikolojik açıdan da son derece
faydalı olabilmektedir. Dikkatle ölçülmüş yemek
ve Karbonhidrat sayımı sonucu kan şekerlerinin
daha iyi olmasını sağlar. Pompa kullanıcısının
hayatının odağı, yapılan insülinden ziyade yemenin
üzerinde olmakta ve daha normal bir şekilde aktivitelere katılıma olanak sağlamaktadır. Bazı
doktorlar küçük çocukların insülin pompası
kullanmasını uygun bulmazken pek çok araştırma
sonucuna göre bir kişi ne kadar küçükken insülin pompası kullanmaya başlarsa psikolojik
ve tıbbi yararları o kadar büyük olmaktadır.
Bazıları tarafından bir takım risklerinin tartışılıyor
olmasına rağmen insülin pompasının tıbbi yararları
kanıtlanmıştır. Hasta pompa kullanımı için yeterli
bilgi ve beceri donanımına sahip olduğunda daha
iyi HbA1c düzeylerine ulaşmakta, daha az hipoglisemi episodları ile yüzleşmekte, hospitalizasyon
ve diyabet komplikasyonları ile karşılaşma oranları
düşmektedir.
İnsülin Pompası Ne Yapar?
İnsülin pompaları, pompanın nasıl kullanılacağı
ile ilgili sorumluluk üstlenilmesi ve iğne tedavisine
göre çok daha sık kan şekeri ölçülmesinin taahhüt
edilmesi şartıyla, pediatrik kullanım için son derece
ideal bir yöntemdir. İnsülin pompası kullanan bireyler, pompayı kullanmayı bilen ve iğne tedavisine
göre diyabetli hasta bakımının gereklerini hastaya
Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi
4. Cadde No: 15/B Yıldız, Çankaya / ANKARA Tel: 0.312 441 66 00 • Fax: 0.312 441 65 00
www.ankaraendomer.com
KONUK YAZAR
Tip 1 Diyabet ve Hipoglisemi
Hipoglisemi Tip1 ve Tip2 diyabette yoğun insülin tedavisini ve kan şekerinin normale yakın
tutulabilmesini engelleyen en önemli nedendir. Beynin sürekli fizyolojik dozlarda glukoza gereksinimi vardır. Özellikle küçük yaşlarda yineleyen hipoglisemi atakları nörolojik gelişimi olumsuz etkileyebilmekte, giderek hipoglisemiyi fark edememe riskine yol açmaktadır. Bu nedenle diyabetli
olgularda kan şekeri düzeyi güvensiz sınır olan 70 mg/dl’nin altına inmemelidir, saptanırsa gerekli
önlemler alınmalıdır, 50 mg/dl’nin altına indiğinde klasik tanımla hipoglisemi düşünülmelidir. Diyabet
eğitiminde insülin uygulaması, diyetin düzenlenmesi ve karbonhidrat sayımı kadar hipogliseminin
denetlenmesi ve yönetilmesi de büyük önem göstermektedir.
Diyabetik Bir Hastada Hipoglisemi Nedenleri:
• Öğün atlanması, geçiktirilmesi ya da o öğünde alınması gereken karbonhidratın yetersiz
alınması,
• İnsülin dozunun fazla gelmesi (Bazal ya da Bolus dozlar),
• Aşırı aktivitenin insülin doz ayarı ve/ ya da ek karbonhidrat alımı ile dengelenmemesi,
• Kusma, ishal gibi nedenlerle yeterli beslenilememesine karşın insülin dozunun azaltılmaması.
• İnsülin uygulanmasından hemen sonra sıcak banyo alınması
Egsersiz Hipoglisemi Nedeni Olabilir mi? Evet
Özellikle egsersiz yoğun ve / ya da uzun süreli ise, egsersiz öncesinde,
egsersiz sırasında ve egsersizden 2-3 saat sonra kan şekeri denetimi
yapılmamışsa, ek karbonhidrat alımı ve insülin doz ayarı yapılmamışsa
hipoglisemi riski vardır.
Önliyebilirmiyim? Evet
Öncelikle egsersizlerde kan şekeri denetiminde tembellik
göstermemek gerekir. Egsersiz öncesi kan şekerinizi denetleyin 100 mg/
dL’ nin altında ise ara öğün alın. Öğünden sonraki 2 saat içinde egsersiz
yapıyorsanız bolus insülin dozunuzu azaltın. Egsersizden yaklaşık 2 saat
sonra geç hipoglisemiyi denetlemek için yeniden kan şekerinizi ölçün.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Pediatrik Endokrinoloji Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Gönül ÖÇAL
Erken Uyarıcı Bulgular
Açlık hissi, ellerde ve tüm vücutta titreme, kendini kötü hissetme,
huzursuzluk, soğuk terleme, göz bebeklerinde büyüme, soluklaşma,
çarpıntı hissi.
Ağır Hipoglisemik Bulgular
Erken ve uyarıcı bulgular dikkate alınmaz ve gereken önlemler
alınmazsa gelişen nörolojik bulgulardır. Bunlar; Baş ağrısı, ağız kenarı,
dil ya da parmak uçlarında uyuşma, dalgınlık, uyku hali, konuşmada
bozulma, kas güçsüzlüğü, bulanık görme, çift görme, şuur kaybı, istem
dışı hareketler, havale.
Gece hipoglisemi bulguları
Terleyerek uyanma, çarpıntı ile uyanma, baş ağrısı ile uyanma, bellek
Hipogliseminin Bulguları Nelerdir?
Hipoglisemik bulgular adrenerjik ve nöroglikopenik olmak üzere kaybı ile uyanma, gece kabusları, korkulu rüyalar, sabah kan şekerinin
ikiye ayrılmakta ve adrenerjik bulgular sıklıkla nörolojik bulgulardan önce yüksek ölçülmesi.
ortaya çıkmaktadır. Adrenerjik semptomlar taşikardi, terleme, anksiyete,
titreme, soluklaşma, acıkma hissi ve güçsüzlüktür. Nöroglukopenik
bulgular ise davranış değişiklikleri, baş ağrısı, irritabilite, görme
bozuklukları, konvulsiyon ve komadır. Yineleyen hafif / orta şiddetteki
hipoglisemik ataklar absans nöbetlerine benzer bir tablo oluşturabilir.
Absans benzeri nöbetler çocuğun okul başarısını olumsuz etkileyebildiği
gibi, çeşitli kazalara da yol açabilir. Genellikle kan şekeri< 70mg/dl ise
hafif hipoglisemidir ve adrenerjik erken bulgular görülebilir, kan şekeri<
50mg/dl ise adrenerjik bulgular ve bilinçsel fonksiyonlarda azalma dikkati
çeker, kan şekeri< 30mg/dl ise ağır hipoglisemidir, derin hipogliseminin
nörolojik bulguları ortaya çıkar. Bununla beraber ortaya çıkan bulguların
şiddetinde hipoglisemi öncesi kan şekerinin değeri de önemlidir, çok
yüksek değerlerden kan şekerinde ani düşüşler olmuşsa kan şekeri >
70mg/ dl olsa bile bulgular ortaya çıkabilir.
Hipoglisemide 15’ler Kuralı
Kan Şekerini Ölç
Kan Şekeri< 70 mg/dl ise
1 Bardak meyve suyu veya
3-5 kesme
şeker
al
(15
gr
KH)
15 dakika
sonra
tekrar kan şekerini ölç
Çikolata ve Pasta kan şekerini
çabuk yükseltmez
Kan Şekeri yine <70 mg/dl
ise yeniden şeker al
Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi
4. Cadde No: 15/B Yıldız, Çankaya / ANKARA Tel: 0.312 441 66 00 • Fax: 0.312 441 65 00
www.ankaraendomer.com 2
Hipoglisemi Bakımından Diyabetli Hastalara Başlıca Öneriler:
“Hipoglisemide 15’ ler Kuralı”
• Öğün atlamayın,
• İnsülin dozlarınıza dikkat edin, önerilenden fazlasını yapmayın,
• Kan şekerinizi denetlemeyi ihmal etmeyin, ertelemeyin,
• Hipogliseminin bulgularını iyi öğrenin,
• Bunları hissederseniz mutlaka kan şekerini ölçün,
• Kan şekerin < 70 mg/ dl ise “15’ler “ kuralını uygulayın,
• Egsersiz ve öğün atlamasına bağlı hipoglisemilerde basit
karbonhidrat yeterli olmayabilir, kompleks karbonhidrat ve proteinden
zengin bir gıda da (peynir ekmek, süt vb) gerekir,
• Acil durumlar için daima GLUKAGON kitiniz hazır olsun,
• Hipoglisemiler sık tekrarlıyorsa diyabet ekibinizle görüşün,
• Günün belli saatlerinde ısrar eden hipoglisemilerde bazal ya da bolus
insülin dozlarının ayarlanması gerekebilir.
• Eğer kan şekeri < 70 mg/ dl ise 15-20 gr karbonhidrat = 3-5 sofra
şekeri ya da 1 bardak şekerli meyve suyu ya da 3 tatlı kaşığı bal
verin. Kan şekerini arttırmayı çikolata, pasta gibi yağlı ve proteinli
kaynaklardan sağlamaya çalışmayın. Kan şekeri bu uygulama ile 10-15
dakika sonra yükselir,
• 15 dakika sonra yeniden kan şekerini ölçün, hala < 70 mg/ dl ise
birkez daha 3-5 sofra şekeri (15 gr karbonhidrat ) verin ya da madde
1’de adı geçen diğer önerileri uygulayın,
• Kan şekeri >70 mg/ dl ancak öğününe 1 saatten fazla süre varsa
ara öğün ( bisküvit, sandviç) verin. Hipoglisemiyi izleyen döneme denk
gelen bolus (çabuk etkili) insülin dozunu %10 azaltarak yapın.
Hipoglisemi hafif bulgularla seyrediyorsa, nörolojik bulgular yoksa
yukarıda sözü edilen önlemler yeterlidir. Nörolojik bulgular varsa, şuur
kapalı ise ağızdan glukoz verilemiyorsa çocuğu biran önce acil tedaviye
alınması gerekir. Bu durumda glukogon enjeksiyonu yapın, ağızdan
şeker vermeye çalışmayın. Glukagon birkaç dakika içinde kan şekerini
yaklaşık 30-100 mg/dl yükseltir. Acil glukogon kitleri1mg etkin madde ve
1ml sulandırıcı içermektedir. Glukogon dozu her 10kg için 0.1-0.2 ml’ dir.
Yaş grublarına göre pratik olarak < 6 yaş için 0.3 ml; 6-18 yaş için 0.5 ml;
> 18 yaş için 1ml kas içi uygulanır. Ancak glukogon glikojen depolarını
boşaltığı için rebound hipoglisemi oluşturabilr bilinç açılır açılmaz basit
şeker ağızdan verilmelidir.
Şuur kaybı ile birlikte olan ağır hipoglisemilerde tıbbi merkezde
hastaya %10-20’ lik glukoz solusyonundan (% 10 ‘luk sol. 5 cc /kg, % 20
‘lik sol. 2.5 cc /kg) damardan verilirebilir.
Hipoglisemiyi fark etmemek;
Genellikle hipoglisemi yukarda sözü edilen bulgularla kendini
gösterirse de bazı olgularda bulgu olmada da yaşanabilir. Bu duruma
hipoglisemiyi fark edememe denilmektedir. Aşağıdaki faktörler etkin
olmaktadır:
• Otonomik nöropatinin gelişmesi,
• Beynin hipoglisemiye duyarlılığının azalması,
• Kan şekerinin uzun süreli normale yakın değerlerde izlenmesi.
Prevenar A5 yatay ilan 1/12/11 11:54 AM Page 1
C
M
Y
CM
MY
CY CMY
K
GÜNCEL
Metformin Hakkında...
Metformin, kandaki glukozu düşüren bir “biguanid’’dir.
İnsülin sekresyonunu uyarmadığı için hipoglisemiye neden olmaz.
Üç şekilde etki eder: 1-Glukoneogenezi ve glukojenolizi inhibe
ederek karaciğerin glukoz üretimini azaltır 2-Kasta insülin
duyarlılığını artırarak periferik glukoz alımını artırır 3-Barsakta glukoz emilimini yavaşlatır.
Bunların yanında lipid metabolizması üzerinde olumlu etki
yaparak total kolesterol, trıgliserid ve LDL düzeylerini azaltır.
Ayrıca lipoprotein ve fosfolipidleri değiştirerek VLDL’lerin HDL’lere
dönüşmesini hızlandırır ve lipoproteinlerdeki kollesterolün aterojen
özelliğini azaltır. Günde 2-3 kez yemek sırasında veya yemeğin
bitiminde alınır. Aç alındığında emilimi artmakta ise de gastrointestinal intoleransı nedeniyle hasta uyumu açısından yemekle
alımı önerilir. Böbreklerden atıldığından renal fonksiyonların takibi
gerekir. Tip 2 diyabet yanında, özellikle egzersiz ve diyetin, glisemik
dengeyi düzenlemeye tek başına yetmediği durumlarda aşırı kilolu
yetişkinlerde kullanılır. Bulantı, kusma ve diyare gibi gastrointestinal yan etkiler doza bağımlı olarak ve daha
çok tedavinin başlangıç evresinde görülebilir ve genellikle kendiliklerinden kaybolur. Vücutta metforminin
birikimine bağlı olarak gelişen en önemli etki, ‘’laktik asidoz’’dur. Bu durum özellikle böbrek yetersizliği olan
diyabetik kişilerde ortaya çıkmaktadır. Alkol, betablokerler ve MAO inhibitörleri metforminin etkisini potansiyelize ederler. Alkol ayrıca laktik asidoz riskini artırır. Kortikosteroidler, diazoksit, furosemid ve tiazid grubu
diğer diüretikler ile oral kontraseptifler antagonist etki gösterir. İyot içeren kontrast maddelerin damar içine
uygulanması böbrek yetmezliğini tetikleyeceği için bu tarz tetkiklerden önce metformin tedavisi kesilmelidir.
Ve girişimden en az 48 saat sonra başlanmalıdır. Aynı şekilde cerrahi işlemlerden 48 saat öncesinde de ilaç kesilmelidir. Gebelerde yada gebelik
planlayan kadınlarda metformin kullanılmaz. Emziren annelerde ilaç kullanımının önemi dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Ve alkolle alınımından
kaçınılmalıdır.
LİTERATÜRDEN SEÇMELER
Normal ST4 ve Baskılanmış TSH Düzeyleri Olup,
Klinik Olarak Ötiroid Olan Çocukların
Değerlendirilmesi ve Takibi
Vaidyanathan P., Kaplowitz PB.
Subnormal TSH düzeyleri olarak 0.1-0.4 mIU/L sıkça
görülmesine ve benign olmasına rağmen,sT4 düzeyi normal iken
TSH’ın < 0.1 mIU/L olması seyrek görülür ve daha endişe vericidir.
Bu çalışmada pediatrik endokrinoloji kliniğine 2005-2007 yılları
arasında başvuran, TSH’ı <0.1 mIU/L, sT4=0.8-2 ng/dl arasında
olan 23 hasta incelendi. Vakalar 4 ayrı grupta değerlendirildi.
Grup 1: 14 vaka (%61) ortalama 3.7 ay içinde ötiroid hale geldi,
Grup 2: 4 vaka (%17) ortalama 2.8 ay sonra hipotiroid oldu,
Grup 3: 2 vakada (%9) aşikar hipertiroidism gelişti,
Grup 4: 3 vakada (%13) 8-14 aylık izlemde TSH baskılanması
devam etti, 1 vakada multinoduler guatr nedeniyle tiroidektomi
yapıldı. Vakaların %54.5 unda antiTPO düzeyleri yüksek bulundu.
Sonuç olarak; 23 vakanın 2’sinde aşikar hipertiroidi gelişti.
Vakaların çoğunda TSH supresyonu uzun sürmedi ve kendiliğinden
düzeldi. Özellikle Grup 2 ‘de oto-immün tiroid hastalığına ait
markırlar daha belirgindi. Bu tür vakaları belli bir süre izleyip,
sT3,sT4 ve TSH kontrolleri yapmak ve sadece semptomatik olanlar
ile düzelmeyenleri tedavi etmek uygun olacaktır.
Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi
4. Cadde No: 15/B Yıldız, Çankaya / ANKARA Tel: 0.312 441 66 00 • Fax: 0.312 441 65 00
www.ankaraendomer.com 4
DİYETİSYEN GÖZÜYLE
Diyabet; medikal tedavi, tıbbi beslenme tedavisi
ve egzersiz programı gerektiren multidisipliner bir
hastalıktır. Son zamanlarda tıbbi beslenme tedavisi içerisinde yer alan yöntemlerden birisi de karbonhidrat sayımı yöntemidir. Karbonhidrat sayımı
hastalara öncelikle karbonhidratın ne olduğunu ve
yiyeceklerin içerisindeki karbonhidrat miktarlarını
öğreterek günlük beslenme planının yapılmasını
amaçlayan bir yöntemdir. Bu sayede diyabetik bireylerde düzgün kan şekeri kontrolünün sağlanması
ile yaşam kalitelerinde artma sağlanmaktadır. Karbonhidrat sayımının birçok avantajı bulunmaktadır.
Hastalara besin seçiminde esneklik sağlaması,
yüksek karbonhidrat içeren ve yasak grubuna giren besinlerin sınırlı olarak tüketilmesine
olanak sağlaması, öğün planlamasında esneklik
sağlayarak aynı saatte yemek yeme zorunluluğunu
ortadan kaldırması en önemli avantajlarındandır.
Tüm bu avantajların sonucunda da daha iyi bir gliseBeslenme ve Diyet Uzmanı mik kontrol sağlanmış olur. Karbonhidrat sayımının
Zeynep BUDAKOĞLU tüm bu olumlu yönlerine rağmen unutulmaması
gereken dezavantajları da vardır. Bunlar arasında
en önemlileri fazla miktarda ve kontrolsüz besin
tüketimine bağlı gelişen kilo alımı ve yeterli, dengeli beslenme alışkanlıklarından uzaklaşmadır. Bu
yüzden karbonhidrat sayımı yapan çocuklara ve
yetişkinlere tüm bu avantaj ve dezavantajların doktor veya diyetisyenler tarafından önemle anlatılması
gerekmektedir.
Tüm bunlara ilave olarak unutulmamalıdır ki;
karbonhidrat sayımı yaparken mutlaka her gün üç
ana öğün tüketilmelidir. Basit şeker ve doymuş
Diyabet’te
Karbonhidrat
Sayımı
Yöntemi
yağ içeriği yüksek besinlerden olabildiğince uzak
durulmalıdır. İnsülin dozu ayarlanırken o öğünün
içerdiği karbonhidrat miktarı kadar öğünün karbonhidrat çeşidi, protein, yağ ve posa miktarı
da dikkate alınmalıdır. Yağ ve protein içeriği yüksek bir öğün tüketildiğinde bu besinlerin sindirimi geç olacağından kan şekerine etkisinin de
geç olacağı unutulmamalıdır. Günlük alınacak
karbonhidrat miktarı öğünlere dengeli bir şekilde
dağıtılmalıdır.
Hazır
gıdaların
karbonhidrat
içeriklerini öğrenebilmek için besin etiketi
okuma alışkanlığı kazandırılmalıdır. Diyabette
karbonhidrat sayımı doğru uygulandığında
hastaların yaşam standartları yükselmekte ve
diyabetle birlikte yaşamak kolaylaşmaktadır.
İnsülin Pompası Tedavisinde Hemşirenin Sorumlulukları
SAĞLIK
İnsülin pompası doğru kullanıldığında, kan şekerlerinin normale yakın değerlerde tutulmasını sağlayarak,
komplikasyonların görülme sıklığında azalma, bireyin yaşam kalitesinde artış ve sağlıklı bir bireyinkine
yakın esneklikte bir yaşam sunmaktadır. Ancak insülin pompasının başarısı tamamen kullanıcının yeterli
bilgi ve beceriye sahip, sık kan şekeri ölçmeye razı ve iyi bir diyabetik kontrol sağlamaya istekli olmasına
bağlıdır. Sağlık personelinin, sık kan şekeri ölçümü ve iyi diyabetik kontrol sağlamaya istek oluşturmada
rolü olmasına karşın, asıl değişikliği, yeterli ve doğru bilgi ve beceriyi kazandırmada sağlamaktadır.
1. Basamak: Hastanın Eğitimi: Pompa kullanıcı adayının;Temel
diyabet eğitiminin tam ve kişisel izlemi biliyor olması gerekmektedir.
İnsülin Pompası eğitimine başlamadan önce hastanın bu konudaki
bilgileri kontrol edilmeli, herhangi bir eksik, yanlış ya da güncel olmayan
bilgisi varsa, bunlar düzeltilmelidir. Sonraki aşamada karbonhidrat
sayımı, pompa kullanımı ve bolus dozu hesabı ve pompa özellikleri ile
ilgili sistematik bir eğitime tabi tutulmalıdır. Eğitim verilecek hasta ya
da grubun özelliklerine göre eğitim programı, pompa kullanımı ile ilgili
yeterli eğitime sahip doktor, diyabet ve eğitim hemşireleri ve diyetisyenler
tarafından oluşturulup uygulanmalıdır. Bu süreçte insülin pompasıdiyabet hemşiresi, hastaya ve ekibe uygun olacak programı düzenlemeli
ve uygulanmasını takip etmelidir.
2.Basamak: Eğitimin Değerlendirilmesi: İnsülin Pompası tedavisinin
başarılı olabilmesi için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmak amacıyla
planlanan ve uygulanan İnsülin Pompası Eğitiminin etkinliğinin
değerlendirilmesi için, aday, sınava tabi tutulabilir ya da pilot pompa
kullanımı ( SF uygulaması) ile pratik yapılabilir. Pediatrik hasta grubu için
bakımı üstlenen ebeveynler de eğitime ve değerlendirmeye tabi tutulmalı,
yaş grubuna göre çocuk alabileceği sorumluluklar doğrultusunda bireysel
olarak ele alınarak eğitimi ve değerlendirmesi yapılmalıdır.
3.Basamak: Uygulamanın Planlanması: Hastanenin koşulları,
hastanın sosyal yaşamı ve sorumlulukları da göz önüne alınarak
ortaklaşa karar verilen bir zamanda hastanın motive bir şekilde pompa
için klinikte hazır bulunmasının sağlanması da, insülin pompası takılması
sürecinde, hemşirenin sorumlulukları arasındadır. Ayaktan hastalar için
hasta, tedavi sabahı, kliniğe, kahvaltısını atlamış, pompaya geçişte tercih
edilecek olan insülin geçiş yöntemine uygun olarak tedavisini almış,
pompa, aparatları eksiksiz olarak yanında, acil durumlarda kullanılması
gereken, malzemeler ve yedekleri (kesme şeker, yedek pompa aparatı,
hızlı etkili insülin kalemi, pil,
glukagon gibi) ile gelmelidir.
Yatış yapılabilen ya da yapılması
gereken hastalar için ise hasta,
bir gün öncesinden hastaneye
alınarak gece 12den itibaren
gerekli tedavi nöbetçi hemşire
tarafından başlatılır. Tedaviye
başlamadan önce hastadan
aldığı eğitimlere de değinen
aydınlatılmış onam alınmalıdır.
4.Basamak:Uygulama
Sırasında Hemşirenin Rolü:
Uygulama esnasında; Bazal
salınım, yemek ve düzeltme
bolusları, kan şekerleri, hipo ve hiperglisemiler, yapılan müdahaleler,
hasta bilgileri, tarih ve saati de içeren hemşire gözlem formu üzerinde
hastanın izlemi ve gerekli müdahaleler yapılmalıdır. Hastanın insülin
pompası ile evdeki yaşantısı hakkında bize fikir sağlayabilmesi açısından,
tedaviye başlama süresince hastanın formu kullanmayı öğrenerek evde
de aynı forma kayıt tutması sağlanabilir.
5. Basamak: Tedavi Süresince Hemşirenin Rolü: Hastanın rutin
kontrollere devamı, komplikasyon ve lab. sonuçlarının değerlendirilmesi,
evde tutulan kayıtları, eğitimin güncellenmesi ve eğitimi hemşirenin
kontrol altında tutması gereken hususlardır. Bunun için çalışılan kliniğe
uygun bir sistem geliştirilebilir.
Sonuç: Çoklu doz insülin enjeksiyonları ile karşılaştırıldığında, insülin pompası; günlük yaşamda ve ara-ana öğünlerin zamanlamasında esneklik
sağlaması, gece boyunca glisemik kontrolün optimal sınırlarda tutulabilmesi, hipoglisemi riskinin azalması ve yaşam kalitesinde artış nedeniyle
avantajlıdır. İnsülin pompa tedavisinin başlatılması ve sürdürülmesinde, eğitim, uygulamanın planlanması, uygulama ve hastanın takibi aşamalarında
ve pompa ile yaşamda karşılaşılan sorunlarla başetmede hemşire baş rolü oynamakta, ekip ve hasta arasındaki iletişimde rehberlik yapmaktadır.
İnsülin Pompa Tedavisi diyabet tedavisi gibi hayat boyu süren disiplinli bir eğitim süreciyle birlikte yürütülmelidir. Hastaya bakımında, primer görev
alacak bilinç ve bilgi düzeyini kazandırıken, olası sorunlara karşı kontrolü elden bırakmamalıdır.
Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi
4. Cadde No: 15/B Yıldız, Çankaya / ANKARA Tel: 0.312 441 66 00 • Fax: 0.312 441 65 00
www.ankaraendomer.com 5
DUYGU’LU ANLAR...
Son yıllarda, yaşamımızda önemli yer tutan sağlığımız konusunda artık daha dikkatli olmaya
başladık. Şimdilerde bilinçli bir hasta olmak çok sıra dışı bir durum değil. Artık hastalar sağlık konusunda
çok daha bilinçli ve önceden bilgilenmiş olarak hekimlere başvuruyorlar.
Eğer sağlık yardımı alacak kişi çocuk yaş grubunda ise doktor-hasta ilişkisinin boyutu değişmiş
hatta daha karmaşık bir ilişki ortaya çıkmaya başlamıştır. Çocuk hastalarımıza daha fazla özen göstermeyi
unutmamalıyız.
Doğrusunu söylemek gerekirse çocuklara yönelik iyi bir hastane, tıp merkezi, klinik veya
muayenehane olmanın sırrında öncelik doktorundur fakat bununla birlikte alanında uzman hemşireye,
diyetisyene, psikoloğa, idari personele hatta hasta portföyüne uygun dekorasyona da ihtiyaç vardır.
Örneğin yapılan araştırmalar gereğinden
büyük ve yüksek tavanlı muayene odalarının
çocuklar için ürkütücü olduğunu göstermektedir. Yeterli büyüklükte, mümkünse güneş ışığı
alan ya da iyi ışıklandırılmış, çok sıcak ya da
soğuk olmayan, renkli ve ilginç oyuncaklarla
bezenmiş bir odada çocuklar kendilerini çok
daha iyi hissederler. Muayeneye başlamadan
önce mutlaka çocuk ve ebeveynleri ile sohbet
edilmeli, onların orada bulunmalarının sebebini sorgulamadan hal-hatır sorarak bir nebze
de olsa rahatlamalarını sağlamak gereklidir. Hasta çocuk bu sohbete katılmaz veya
katılamayacak kadar ufak da olsa ortamın rahatlığı ve pozitif bir elektrik yaymamız onda
da psikolojik olarak bir rahatlama sağlayacaktır. İyi bir öykü ve fizik muayenenin ardından
yapılması gerekli olan testler hakkında hasta ebeveynlerine detaylı bilgi vermek de çok
önemlidir. Kan tahlilinin nerede yapılacağı, saat kaçta örnek vereceği, aç ya da tok olup
olmamasının önemi mutlaka iyice anlatılmalı ve anlaşıldığından emin olunmalıdır. Kan
alma esnasında hemşirelerin, sürekli hareket halindeki çocuklara enjeksiyon yapmaları
ebeveynleri heyecanlı, sinirli, sabırsız kılmamalı ve hemşirelerin soğukkanlı ve açıklayıcı
olmaları gerekmektedir. Mümkünse işlem bittikten sonra hastaya zarar vermeyecek
türde kek, meyve suyu gibi ufak ödüllendirmeler hasta ve ebeveynlerin nezdinde bir
sonraki sefer için çok pozitif etki bırakacaktır.
GENOTROPIN ILAN A5 1/10/11 11:26 AM Page 1
C
MTıbbi
Y
CM MY CY CMY yanı
K
Unutulmamalıdır ki, iyi bir hekim tıbbi olarak çok iyi olmak demek değildir.
bilgilerimizin
sıra karşımızda bizden yardım bekleyen
insanları anlamak, empati kurabilmek ve psikolojik olarak onları anlayabilmek de başarının diğer temel unsurlarıdır.
Composite
Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi
4. Cadde No: 15/B Yıldız, Çankaya / ANKARA Tel: 0.312 441 66 00 • Fax: 0.312 441 65 00
www.ankaraendomer.com 6
ETKİNLİKLERİMİZ
Özel Ankara ENDOMER Pediatrik Endokrinoloji
Merkezi, 14 Kasım Dünya Diyabetliler Günü
kapsamında her yıl düzenledikleri etkinliklerini bu
yıl Paris’te gerçekleştirdiler. Yaşları 7-17 arasında
değişen 10 diyabetli çocuk ve aileleriyle birlikte
toplam 28 kişilik gezide sağlık ekibi olarak merkezin
sahibi Doç.Dr.Ergun ÇETİNKAYA ile Pediatrik
Endokrinoloji Uzm.Dr.Alev Oğuz KUTLU, diyabet
diyetisyeni Zeynep BUDAKOĞLU ve Hem.Nebahat
Bora GÜNEŞ hazır bulundu. Panoramik şehir turuyla
başlayan gezide ilk gün Eyfel Kulesine çıkıldı. Burada
Eyfel ve Paris hakkında birçok yeni bilgi öğrenen
diyabetliler şehrin tarihi ve mistik dokusuna hayran
kaldılar. Gezilerine Seine Nehri turu ile devam edip
ardından Louvre Müzesine giden diyabetliler ve
aileleri, Notre Dame Katedrali’nde de ayine katılma
fırsatı buldular. Bayramın ilk günü olan 16 Kasım’da
Paris sokaklarında birbirleri ile bayramlaşan grup,
Sacre Coeur Kilisesi’ni gezdikten sonra
Ressamlar tepesinde de oldukça hoş vakit geçirdiler.
13 Kasım’da başlayıp 17 Kasım’da sona eren gezide
bir günlerini de Disneyland’a ayıran diyabetli hastalar
ve aileleri moral depolayıp gönüllerince eğlendiler.
Diyabetin her geçen gün yaygınlaştığı dünyamızda
hastalığı tanımanın ve eğitimin çok önemli olduğunu
vurgulayan Dr. Çetinkaya, bu etkinlikle diyabetli
aileleri bir araya getirerek onların yalnız olmadıklarını
göstermeyi amaçladıklarını söyledi. Dr. Çetinkaya
ailelerin deneyimlerini paylaşmaları açısından son
derece yararlı bir gezi olduğunu ve böyle etkinliklerin
daha sık yapılması gerektiğini vurguladı.
BASINDA ENDOMER
Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi
4. Cadde No: 15/B Yıldız, Çankaya / ANKARA Tel: 0.312 441 66 00 • Fax: 0.312 441 65 00
www.ankaraendomer.com 7
Download

EDİTÖR - Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi