HOYRAT
liklerinden dolayı farklı adlar alarak varlı­
ğını devam ettirdiği söylenebilir.
H OYRAT
L
Türk halk edebiyatında
söylenen cinaslı mani.
nağmeyle
~
Hoyrat. hem Türk halk edebiyatında
bir nazım şeklinin hem de Türk halk müziğinde bir türün adıdır. Türkler'in yaşa­
dığı çeşitli bölgelerde görülen ve genellikle dört mısradan oluşan bu nazım biçimi daha çok Irak Türkleri (Türkmenler)
arasında yaygındır. Araştırmacılar horyat, koryat, koyrat şekillerinde de söylenen hayrat kelimesinin menşei hakkında
değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Divan
şairlerince halk şiirinin genellikle küçük
görülmüş olmasından hareketle hordan.
el ele tutuşup oynanan bir oyunun adı
olan horadan (Türk Lugatı, ll, 663). "kaba ve faydasız, hoyrat" anlamındaki har
ve haradan (Diuanü Lugati't-Türk Tercümesi, lll, ı 38). askerlikte "öncü kolu" demek olan haravuldan (Ali Şlr Neval, s.
184) ve Kazan Türkçesi'ndeki "ney" anlamını taşıyan ku raydan (Türk Lugatı, lll.
852) geldiği yolundaki açıklamalar bunlardan birkaçıdır. Ancak aslı horyat olan
kelime Yunanca hôriatisten ("köylü, kaba saba adam") gelmiş olup hı1ryad >
hı1ryadi ("kırsal, halk tarzı, köylü işi,
avaml" , bk. Steingass, s. 485) şeklinde
Farsça'ya da geçmiştir.
Hayratlar eski şaman şiirleriyle Kaşga­
rl'nin saguları. Ahmed Yesevl'nin bazı
hikmetleri, Babür Şah. Nesimi. Nevai,
Hatayi ve Kadı Burhaneddin'in tuyuğları
gibi dört mısralı nazım şekillerini çağrış­
tırmakta. böylece çok eski bir Türk şiir
tarzı olduğunu düşündürmektedir. Nitekim şamanlar. hoyratlara benzeyen dörtlükleri bugün Türkmenler arasında görüldüğü gibi falcılıkta da kullanmışlardır.
Şamanların söylediği Şeybek Han'a atfedilen. "Gök düşse de babırga 1 Dağ düşse
de babırga 1 Semerkend' i ben alsarn 1
Oma düşsün davulga" (inan. s. ı 57) dörtlüğü buna örnektir.
Mevcut bilgiler, Orta Asya'da doğan
hayratların burada yaşayan göçebe Türkler'in hayvanlarının peşinde dolaşırken
söyledikleri dörtlüklerden geliştiğini göstermektedir. Bu bakımdan hayrat için,
Köprülü'nün Türk şiirinin başlangıcı saydığı dörtlükler arasında (Edebiyat Araş­
tırmaları /, s. 349) yer alan ilk türlerden
biridir denilebilir. Buna göre de başlan­
gıçta göçlerle, sonraları ticaret kervanları ve ordularla bugün Türk milletinin yaşadığı çeşitli bölgelere yayıldığı ve uğra­
dığı bazı küçük şekil ve muhteva değişik-
yazmakta. hatta bizzat hayratlar kaleme
alarak bu geleneği devam ettirmektedir;
Türkiye'de de Diyarbakır. Elazığ ve Urfa
yörelerinde aynı gelenek yaşamaktadır.
Gerek yapısı ve manası gerekse kulladikkate alındığında hoyratın
maniye olan benzerliği daha belirgin şe­
Hayratlar ezgilerine göre Türk halk mükilde ortaya çıkar. Araştırmacıların ekziğinin uzun hava tarzı içerisinde yer alır
serisi bu yakınlığa dikkat çektiği gibi yave bir çalgı eşliğinde hoyratçı/ horyatçı
pılan deriemelerin çoğunda da mani ve
denilen erkekler tarafından söylenir. Anhayratların bir araya getirildiği müşahe­ • lam bakımından maniden daha oturaklı
de edilmektedir. Hayrat ve milnilerin her
olan hayratların bu sebeple erkek ağzına
çeşidine bazı bölgelerde mani, cinaslı­
daha çok yakıştığı kabul edilmektedir.
larınada "ayaklı (uyaklı) mani" denilmekHoyratlar. halk tarafından "usul" adı verilen yirmi dört civarında değişik eda. üstedir. Kesin bir kural olmamakla beraber
mani çoğunlukla cinassız. hayrat genelIOp ve tavırla. diğer uzun havalara nisbetle daha sert ve daha kuwetli bir tarzda
likle cinaslıdır; bununla beraber cinaslı
maniler de vardır. Bu iki nazım şeklini
(Terzibaşı, s. 144) ve bu tavır değişikliğin­
birbirinden ayıran en önemli fark ise hayden dolayı da tek kişi tarafından okunur.
Hayratlar eskiden def. dümbelek. saz, karatların aynı zamanda besteyle, hatta
val, ney, santur. cümbüş. zurna eşliğin­
mOsiki aletleri eşliğinde özel bir eda ile
de okunduğu halde bugün çalgı olarak
ve makamlarla söylenmesidir. Nitekim
Kerkük Türkleri arasında. "Ma ni söz. haydaha çok ud, keman. kanun, def, dümrat sadadır" şeklinde bir ayırım benimbelek ve kaşık kullanılmaktadır. Hayratların ses gezinti alanı çok gen iştir. Dört
senmiştir.
beş ses içinde dolaşan hayratlar olduğu
Hoyratlar. 4 + 3 veya 4 + 3 olmak üzegibi on bir ses içinde dolaşanlar da varre 7 heceli ve "aaba" şeklinde kafiyelendır. Bu tür hayratlar birkaç mertebeli ezmiş dört mısradan (kanat) meydana gegilerle söylenir. Halk bu ezgi gruplarına
lir; nadiren altı veya sekiz mısralı olanları
baştan sona doğru "kalkma. aşma. çık­
da vardır. Çok defa baş tarafında cinası
ma, yıkma" gibi adlar vermektedir.
belirten eksik heceli bir m ıs ra bulunur ve
buna Anadolu'da ayaklı. kesikli veya ciHoyratların, en çok gelişme gösterdiği
naslı mani denir. Hayratlarda tam, müIrak Türkmen halk mOsikisinde yirmiye
rekkep, mefruk. lahik. nakıs, muharref
yakın makamı vardır. Bunlar "muhalif,
gibi divan şiirinde kullanılan cinas çeşit­
beşiri. nobatçı. kesük, yetimi, yolçı. muleri bulunur (DiA, VIII. 12-14) . Hoyratın
çula. iskenderi, ömergele, mazan, ahana unsuru cinas olduğundan cinassız
meddayı, memeli, karabağlı, idele. kurhoyratlara rağbet edilmemiştir. Dörtlükdo, şerife, malallah. matarı" adlarını taIerde genel olarak bir ve ikinci mısralar
şımaktadır. Hayrat tarzı Irak Türkleri
doldurma olup asıl maksat üç ve dördünarasında geliştiğinden bu makamların
cü mısralarda dile getirilir. Ancak en gübir kısmı klasik Türk mOsikisinin Irak'ta
zel hayratlar bütün mısraları arasında anda kullanılan tanınmış makamlarından
lam bütünlüğü bulunanlardır.
oluşturulmuştur; mesela muhalif segahHalkın felsefesini ve hayata bakış tartan. beşiri rasttan, malallah hicazdan,
zını yansıtan hayratlarda konu olarak inahmeddayı da çargahtan çıkmıştır. Ayrı­
san sevgisi, hasret. arzu. yakarma ve isca ömergeleden doğan matarı gibi bazı
yan gibi duyguların yanında kahramanTürkmen makamlarından çıkmış bir kı­
lık, fedakarlık. rindlik ve ölüm temaları
sım makamlar da vardır. Hayrat (koryat)
da işlen ir. Bunlarda çok defa iyimserlik
aynı zamanda Irak Arap makamlarından
havası hakimdir. İktibas ve tazmin sabiridir. Anadolu hayratlarında ise beşiri­
natı yoluyla ayet, hadis, atasözlerinden
düz. bolçacı. acem, isfahan, ırak, varsak,
şirvan gibi makamlar kullanılır. Hayrat
ve başka milletierin edebiyatlarından aktarılan sözlerle zengin manalar kazanan
tarzı mahalli renkleriyle birlikte genel
Türk mOsikisi için de önemli bir kaynak
hayratlar da vardır. Bu özellikleri dikkate
alındığında hayratların manilere göre dasayılabilir. Hayrat makamlarının her biri
genellikle "Gülüm, ağam ağam, mine böyha seviyeli ve sanatkarane olduğu söylenebilir. Nitekim hoyrat. gerek metin gelüm, aman aman elivden (elinden). heç bilmem hara (nereye) gedim" gibi meyan
rekse beste olarak köylerden ziyade kasacümleleriyle okunur. Meyanlar hayratlaba ve şehirlerde teşekkül etmiş bir orta
rın başında yahut sonunda olur. Bunlar
tabaka sanatıdır. Bugün Irak Türkmen
halk şiirinin en zengin varlığını teşkil eden
daha çok bir iki kelimeden veya müstakil
hoyratlara birçok Türkmen şairi nazire
bir mısradan meydana gelen sözlerdir ve
nım alanı
259
HOYRAT
yazılmazlar. Hoyratçı
da
meyanı hoyratın
terennüm esnasın­
sözlerine ilave eder.
Hayrat halk hayatının ve özellikle Irak
Türkmen kimliğinin her anında önemle
yer almıştır. Arkadaş toplantıları . kına ,
düğün (toy) , esvap giyme. güveyi koyma
gibi törenler; kır gezintileri, bağ , bahçe
ve tarlalardaki çalışmalar; eğlenceler.
mevlid, zikir gibi dini töreni er; doğum ve
ölüm gibi olaylar hayratların çokça söylendiği ve çeşitli mCısiki aletleriyle icra
edildiği ortamlardır. Hayrat söyleme Irak
Türkmenleri arasında usta- çırak geleneğiyle gelişmiş, usulü ve adabı olan bir
sanat sayılmıştır. Ata Terzibaşı bu usuller hakkında bilgi vererek XIX. yüzyıl ortalarından bugüne kadar gelen birçok
hoyratçının (hoyrat çağırıcıs ı ) adlarını kaydeder (Kerkük Hayratları ve Manileri, s.
231-246, 274-333 ).
Hayratları
tır
(bk. bibl.) . Anadolu hoyratlarını Şev­
ket Beysanoğlu Diyarbakır Folkloru
(D i yarbakır 1943, s. 68-77). M. Emin Ergin
Urfa'dan Derlenmiş Hoyratlar-Maniler (Urfa ı 98 ı ). Abuzer Akbıyık ve Sabri Kürkçüoğlu da Şanlıurfa H oyrat ve
Manileri ( Şanlıurfa 199 ı) adı altında toplamışlardır.
BİBLİ YOGRAFYA :
Dfvanü lugati 't-Türk Tercümesi, ı, 45; ll ,
339 ; lll, 138; Ali Şir Nevai, Muhiikemetü 'l-lugateyn ( nş r. İ s ha k Re fet ı ş ıtm a n). Ankara 1941 , s.
71, 184; Steingass, Dictionary, s. 485; Türk Lugatı , ll, 663; lll , 852, 864; Köprülü. Türk Edebiyatı Tarihi (istanbul 1926 ), istanbul 1980, s. 72,
78- 79; a.mlf.. Edebiyat Araştırmalan 1, s. 341 ,
349 ; a.mlf., Edebiyat Araş tırmalan 1/, s. 207,
208; Molla Sabir, Kerkük Müntehab Hoyra tları,
Bağdad 1951, I, müellifin önsözü; Th. Arnold , edDa've ile'I-islam (tre. Hasan İbra him Hasan), Ka hire 1954, s. 216; Abdü lkadir inan, Şamanizm,
Ankara 1956, s. 34, 157 , 202; Hasan Kasimov,
Baya tfler, Bakü 1956 , s. 4-11; İbrahim Daküki , Fününü '1-edebi'ş-şa'bi't-Türkmanl, Bağdad
1962, s. 36; a.mlf., el-Müstedrek 'a le 'l-lştıla/:ıfi­
ti'l-müslkiyye, Bağdad 1965, s. 5-7; a.mlf.. Irak
Türkmenleri, Ankara 1970 , s. 96-97, 99-100,
102, 104-105,107-109, 112; a.mlf.. " Horyat",
Yeni Irak Dergisi, sy. 6 , Bağdad 1962, s. l l ;
derleme ve tanıtma çalışma­
XIX. yüzyılın ortalarında başlanmış­
tır. Türkmen şairi Seyyid Urfi bu alanda
ilk çalışmayı yapanlardan dır. Urfi derlediği hayratları 1268 Reblülahirinde (Şubat
1852) büyük bir mecmua halinde yazıya
a.mlf., " el-15ory at fi'l-edebi 'ş- ş a'b! et-Türkgeçirmiştir. Molla Sabir'in özel kütüphaman!" , el-Ma' arif. sy. 6 , Beyrut 1962, s. 17 -20;
a.mlf.. "el-J5oryat", et- Türaş ü 'ş-şa'bl, sy. 6, Bağ­
nesine intikal eden bu mecmua onun ölüdad 1963, s. 9-14; Celal el-Hanefi, el-Mugannümünden sonra kaybolmuştur. Daha sonnü'l-Bagdadiyyün ve 'l-mak:amü'l-'lrak:i, Bağ­
ra hayrat derleme çalışmaları hızl anmış
dad 1964, s. 39; Haşim M. er-Receb. el-Mak:ave Kerkük gazetesi 1926 Kasımında ilk
matü 'l-'lrak:ıyye, Bağdad 1965, s. 115; Sadettin
örnekleri yayımiayarak derleme konusunBuluç. "Kerkük Hoyratlanna Dair" , Reşit Rahmeti Arat için, Ankara 1966, s. 142-154; Hikda teşvik edici bir rol oynamıştır. Hayratmet Dizdarağı u. Halk Şiirinde Türler, Ankara
ların kitap halinde basıtması xx. yüzyılın
1969, s. 59-60; a.mlf.. "Kerkük Hoyrat ve Maortalarına rastlar. 1950 yılında Kerkük'te
nileri", TFA, sy. 351 (ı97 8 ), s. 8451 -8453; sy.
Emel Kitabevi'nin sahibi Muhammed Ha352 ( ı 978). s. 8480-8483; Ata Terzibaşı, Kerkük
bib Sevimli bir kısım hayratları toplamaHayratları ve Manileri, İstanbul 1975; Mehmet
Özbek. Fo/klor ve Türküleri miz, istanbul 1975,
ya başlamış ve ilk defa İstanbul'da Latin
s. 45-51 ; a.mlf., "Türk Halk Edebiyatı ve Müziharfleriyle Kerkük Hayratlan v e Mağinde Hoy rat", Wuslararası Türk Fo/klor Kongnileri başlığ ı altında 714 hayrat ve mani
resi Bildiri/eri: 1, Ankara 1977, s. 281-289; İs­
ihtiva eden bir kitap yayımlamıştır. Türkkender Pala. Ansiklopedik Dlvan Şiiri Sözlüğü,
men şairi Osman Mazlum da 195 1'de
Ankara 1989, ll, 459; Pertev Naili Boratav. " Mani", lA, VII , 285-288; Rekin Ertem, " Hoy rat,
Bağdat'ta Kerkük Hayratları adıyla 121
Horyat", TDEA , IV, 256-257; Hulüsi Kılıç- Kahayrattan oluşan üç fasikül neşretmiştir.
zım Yetiş. " Cinas" , DiA, VIII, 12-14.
Ardından Molla Sabir, sadece elif ve ba
li] İBRAHİM DAKÜKİ
harfleriyle başlayan 11 SO hayrat ve maniyi Kerkük Müntehab Hayratlan adıyla
r
üç cilt halinde toplayarak yayımiarnıştır
(Bağdat 195 ı-1954) . Ata Terzibaşı'nın çalışmaları ise bu alanda yapılmış en kapSiltiler e göre
samlı araştırma ve incelemedir. TerzibaAllah' ın zatına işar et eden ismi.
şı 2000'e yakın hayrat ve mani toplamış ,
_j
L
bunları Kerkük Hayratlan ve Manileri
Arapça'da üçüncü tekil şahıs zamiri
adı altında üç cilt halinde Arap harfleriyle
yayımiarnıştır (1 , Bağd a d ı374/ 1955,ll - lll, · olan hO (hüve) ilk tasawuf kaynakların­
da. cem'* halini yaşayan salikin tevhid anKerkük ı376-ı377/ ı956-1377). Bu eser
layışını ifade etmek amacıyla " hCı bila
daha sonra yeni düzenleme ve ilavelerle
hü" ifadesi içinde kullanılmıştır (Serrac,
tekrar basılmıştır (İ s tanbul ı 975) . Hays. 4 38) . Baki! de bu ifadeyi "aynü'l-cem'
ratlar ayrıca İbrahim ·oaküki tarafından
makamı" anlamında yorumlamıştır (Meşbir makale ile Arap dünyasına tanıtılmışlarına
260
rebü'l-ervaf_ı, s. 282) Muhyiddin İbnü'I ­
Arabl'ye göre hü, hiçbir varlığın müşahe­
de ederneyeceği Allah ' ın mutlak gayb ve
sır olan zatına işaret eder ki bu da hadiste ifade edilen ihsan makamının karşılı­
ğıdır (el-Fütat_ıat, ll, ı28) . "Hüviyyet-i mutlak, sırr- ı vücüd, gayb - ı mutlak, ama-yı
mutlak" gibi tabirlerle de vücud mertebelerinin ilki olan bu makama işaret edilir. Hü bazı mutasawıfların lahüt. ceberCıt , meleküt ve nasüt şeklinde sıraladık­
ları varlık mertebelerinin ilki olan ve
künh-i zata tekabül eden lahüt mertebesidir. Bu mertebe Allah'ın bütün isim
ve sıfatlarının batını ve hakikatidir. Necmeddin-i Kübra'nın telakkisine göre Allah ismindeki elif ve lam harf-i ta'riftir.
Lam harfinin şeddeli o lması tarifte mübatağa içindir, dolayısıyla Allah isminin
aslı "he" (ı.) harfidir. Böylece canlıların
alıp verdikleri her nefeste Allah'ın ismi
olan "he" sesi vardır. Alınan her nefesteki "he"nin kaynağı kalp, verilen nefesteki
"he"nin kaynağı ise arştır. HCı kelimesindeki "vav" ise(,) ruhun ismidir ( Tasav-
vuf[ Hayat, s. 141 ).
Kelam alimi Fahreddin er-Razi de gerek tefsirinde gerekse Levami'u '1-beyyinat adlı eserinde konuyu tasawufi bir
anlayışla yorumlamıştır. Razi'ye göre İh­
las suresinin ilk üç kelimesi (hG, Allah .
ahad) üç makamı ifade etmektedir : Hü
mukarrebCınun makamı olup makamların en yücesidir. Buna göre li-zatihi var
olan sadece O'dur; O'nun dışındakiler
mümkün varlıklardır ve yok hükmündedir. İkinci kelime olan Allah ashab-ı yeminin makamıdır. Bu makamda olanlar
Hakk' ı ve halkı mevcut bilirler. Ahad ise
vacibü'l-vücüdun birden çok olabileceği­
ni düşünen ashab-ı şimalin makamıd ı r
(Mefati!_ıu 'l-gayb,XXXII, 179). Aynı müellife göre bu üç kelimeden hü Kur'an'da
nefs-i mutmainne (el-Fecr 89/ 27) , mukarreb ve sa b ık (el-Vakıa 56/ 1O-ll) diye
anılanların mertebesine işaret eder. Allah, "muktesıd" diye anılan (Fatır 35/32)
ashab-ı yeminin mertebesidir. Bu aynı
zamanda nefs-i lewame mertebesidir.
"Zalimün li-nefsihi" (Fatır 35/ 32) olan asMb-ı şimal ise nefs-i emmare sahibidir.
Razi bu üç kelimeyi hakikat, tarikat ve
şeriat mertebelerine de tatbik eder (Levami'u'l-beyyinat, s. 111 ).
İlk dönem sCıfılerinin kelime-i tevhldi
(la ilahe illallah) ve Allah isminizikir maksadıyla tekrar ettikleri bilinmekteyse de
" hCı"nun aynı amaçla tekrar edilmesi
özellikle tarikatların teşekkülünden sonra yaygınlık kazanmıştır. Süfılere göre
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi