www.pwc.com.tr
Kredi sözleşmelerinde KKDF ve
Damga Vergisi uygulaması
açısından Mali İdare’nin
yaklaşımı ve etkilerinin analizi
Bankacılık ve Sermaye Piyasaları Bülteni
10 Eylül 2014
Bankacılık ve Sermaye Piyasaları
- 02.01.2014 öncesinde Türkiye’de yerleşik kişilerce yurtdışından alınan kredilerin bu tarihten sonra
temdit edilmesi durumunda temdit edilen kredi üzerinden temdit tarihindeki mevzuat hükümlere göre
Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (“KKDF”) kesintisi yapılır.
-Kredi sözleşmelerinde ancak kredi borcu dışındaki borçları da kapsayacak genel mahiyetli ifadelerin
olmaması durumda damga vergisi istisnası uygulanabilecektir.
Kredi sözleşmelerine ilişkin olarak, Mali İdare
tarafından 2014 yılı içerisinde yayınlanan ve
finansal sektör için önemli olduğunu
düşündüğümüz iki özelgeye dikkatinizi çekmek
istiyoruz:
%0 nispetinde KKDF uygulamasının 1 yıldan 3 yıla
çıkarılması, değişiklik tarihinden sonra yapılan
yenileme (temdit) işlemlerinde, mevcut yeni
mevzuattaki oranların mı geçerli olacağı sorusunu çok
daha önemli hale getirmiştir.
1) Yurtdışı kredi sözleşmelerinin
yenilenmesinde KKDF
Yenilenen kredilerde uygulanacak KKDF oranı Gelir İdaresince 2009 yılında Bankalar Birliği’ne
verilen ve Türkiye’de yerleşik kişilere yurt dışından
kullandırılan döviz kredilerinde yapılan temditlerin
KKDF uygulamasında kredi sözleşmesi şartlarındaki
değişiklik ile ilgili görüşte:
KKDF - Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu ilk
olarak 1984 yılında ortaya çıktığında konusunu
TCMB kararname ve tebliğlerinde sayılmış olan
Fonun üzerinden hesaplandığı işlemler
oluşturmaktaydı. Fon, 13.12.1984 tarihli ve
84/8860 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (“BKK”)
ve ilgili düzenlemeleri 07.06.1988 tarihinde
yürürlükten kaldırılarak tasfiye edildi ve
12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı BKK ile
KKDF uygulaması yeniden düzenlendi.
Halihazırda KKDF kesintisi uygulaması 1988
yılına ait bu karardaki usul ve esaslar
çerçevesinde 6 Sıra No’lu Tebliğde (ve sonrasında
Tebliğler ve BKK’lar ile revize edilmiş haliyle) yer
alan açıklamalara göre yürütülmektedir. Bankalar
dışında Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından
sağladıkları kredilerde KKDF oranı ilk olarak
19.08.1990 tarihli ve 90/454 sayılı BKK ile
belirlenmiş ve izleyen 24 yıl içerisinde bu krediler
cinsine (altın, döviz veya TL) ve ortalama kredi
vadesine göre %0 ile %6 arasında değişen farklı
KKDF oranlarına tabi tutulmuştur. Son olarak
2012/4116 sayılı BKK ile 02.01.2013 tarihinden
itibaren vadesi 3 yıl ve üzerinde olan ve
Türkiye’de yerleşik kişilerce yurtdışından
kullanılan döviz ve altın kredilerinde KKDF oranı
%0 olarak belirlenmiş, 3 yıla kadar vadeli
olanlarda ise kademeli KKDF uygulamasına
gidilmiştir.
Ortalama vadenin 1 yıldan uzun olması sebebiyle
fon kesintisi yapılmadan yurt dışından kullanılan
krediler üzerinden fon kesintisi yapılmama
durumunun devam etmesi için;
•Kredinin tamamının kapatılması amacıyla yurt
dışına herhangi bir anapara ödemesinde
bulunulmaması, ve
•Kredinin vade yapısının bozulmaması (ortalama
vadenin bir yıl altına inmeyecek şekilde kalması),
koşullarıyla kredi sözleşmesindeki diğer şartlar
üzerinde değişiklik yapılmasının KKDF
hesaplanmasına konu edilmeyeceği, diğer bir
ifadeyle, yeni bir kredi gibi nitelendirilmeyeceği
belirtilmiştir.
Bankacılık ve Sermaye Piyasaları
Ayrıca özelgeden:
•
Yabancı para cinsinin değiştirilmesi,
•
Kredinin vadesinin uzatılması,
•
Faiz oranının değiştirilmesi,
•
Temdit edilmesi,
•
Başka bir kreditöre devredilmesi, gibi
durumlarda da fon kesintisi yapmaya gerek
bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Mali İdare tarafından 2014 yılında Bankalar
Birliği’ne verilen yeni bir özelgede ise, 02.01.2013
tarihinden sonra temdit edilen bir kredinin yeni
bir kredi olarak değerlendirilmesi ve temdit
edilen kredi üzerinden temdit tarihinde
yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre
KKDF kesintisi yapılması gerektiği
belirtilmektedir.
Dolayısıyla Mali İdare, 02.01.2013 tarihinde önce
verilen bir kredinin bu tarihten sonra temdit
edilmesi durumunda anapara ödemesi yapılıp
yapılmadığına veya vade yapısının bozulup
bozulmadığına bakmaksızın kredinin kademeli
yeni KKDF oranlarına (%0 - %3 arasında değişen)
tabi tutulması gerektiği yönünde görüşünü
değiştirmiştir. Nitekim, aynı konuda bir bankaya
verilen 04.11.2013 tarihli bir muktezada
02.01.2013 tarihinden önce verilen kredinin bu
tarihten itibaren temdit edilmesi halinde, temdit
edilen krediden fon kesintisi yapılmama halinin
devam edebilmesi için temdit sonucu kredinin
ortalama vadesinin en az 3 yıl ve üzerinde olması
gerektiği belirtilmekte ve son verilen görüş ile
paralel olduğu görülmektedir.
Söz konusu görüşlerle krediler temdit tarihinde
geçerli olan KKDF oranlarına tabi tutulurken, kredi
sözleşmesinde yabancı para cinsinin değiştirilmesi,
faiz oranında değişiklik yapılması veya başka bir
kreditöre devir yapılması durumlarından
bahsedilmemektedir. Bu durumda sözleşmenin
temdidi konusundaki görüşünü değiştiren İdare’nin
yukarıda bahsedilen diğer olası değişiklikler vuku
bulduğunda krediyi yeni bir kredi olarak
değerlendirme olasılığı oluşmaktadır.
Bankacılık ve Sermaye Piyasaları
2) Kredi sözleşmelerinde Damga Vergisi
Bilindiği üzere kredi istisnası uygulamasında
İdare temel olarak 3 kriteri göz önünde
bulunduruyor. Buna göre krediye ilişkin
düzenlenen kağıdın:
1. Kredi veren ile kredi alan arasında olması,
2. Genel mahiyetli başka ifadeler içermemesi,
3. Spesifik olarak kredinin teminatına ilişkin
olması, gerekiyor.
İdare tarafından 21.04.2014 tarihinde verilen yeni
bir özelgede, damga vergisi istisnası uygulaması
için söz konusu kriterlerin dikkate alınacağı
yinelenmektedir.
Özellikle alacak temliki, rehin ve teminat
işlemlerinde sözleşmelere eklenen genel nitelikli
ifadeler (örneğin “…kredi alanın kredi verenden
kullandığı ve kullanacağı krediler kapsamında
doğmuş ve doğacak bütün borçların teminatını
oluşturmak üzere …” gibi ) veya bu tip ibarelere
Ekibimiz
yer verilen kredi sözleşmesine ilişkin diğer
kağıtlar, Damga Vergisi Kanununda yer alan kredi
sözleşmelerine ilişkin istisnanın maksadını aştığı
gerekçesiyle damga vergisi ve harç istisnasından
yararlandırılmamaktaydı.
Önceki yıllarda kredi sözleşmelerinde yer alan bu
tip ifadeler dolayısıyla finans sektöründe vergi
tarhiyatları yapıldığını biliyoruz. Buna rağmen
bazı banka ve finansman şirketlerince hazırlanan
kredi sözleşmeleri incelendiğinde genel mahiyetli
ifadelere halen rastlanabilmektedir.
Öte yandan özelgelerde, kanunda yer alan
“….kredilere, bunların teminatlarına ve geri
ödenmelerine ilişkin kağıtlar ile bu kağıtlar
üzerine konulacak şerhler” istisna maddesinin
kapsamı dar yorumlanmakta, istisna kapsamı
kredi kuruluşu ile kredi müşterisi arasında
doğrudan gerekleşen işlemlere ilişkin kağıtlar ile
sınırlandırılmaktadır. Dolayısıyla, ilgili krediye
ilişkin olsa dahi, örneğin bir kredi kuruluşu ile 3.
bir kişinin imzaladığı kredi alacağı temlik
sözleşmesi istisna kapsamı dışında
bırakılmaktadır.
Bu bülten hakkında daha fazla
bilgi almak için Banka ve Sermaye
Piyasaları ekibimiz ile temasa
geçebilirsiniz:
Umurcan Gago, Ortak
PwC Vergi ve Hukuk Hizmetleri
Tel: +90 (212) 326 6098
E-mail:
[email protected]
Barış Yalçın, Direktör
PwC Vergi ve Hukuk Hizmetleri
Tel: +90 (212) 326 6536
E-mail:
[email protected]
© 2014 PwC Türkiye. Tüm hakları saklıdır. 'PwC', PwC Türkiye veya kullanım içeriğine göre gerektiğinde, PricewaterhouseCoopers küresel şirketler
ağını veya bu ağa bağlı her biri ayrı tüzel kişilikler olan diğer üye şirketleri temsil eder. 'PwC Türkiye', Başaran Nas Bağımsız Denetim ve Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirlik A.Ş., Başaran Nas Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. ve PwC Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. ticari unvanları ile Türkiye'de
kurulmuş tüzel kişiliklerden oluşan PwC Türkiye organizasyonunu ifade ve temsil etmektedir.
Download

10 Eylül 2014 - Bankacılık ve Sermaye Piyasaları