AİLE / Sefa SAYGILI*
Evlilikte Geçimsizlik
Nasıl Çözülür?
K
adın ve erkek, bir araya gelerek evliliği
oluştururlar. Bu birlikte yaşamayla, evlilik
öncesi “ben” ve “sen” yerine, “biz” yaşantısı ortaya çıkar. Bu yaşantının sürdürülebilmesi, kadınla erkeğin geldikleri aile yapısına ve
gerekli iletişimi kurmalarına bağlıdır. Eşler arasında iletişim bozukluğu varsa, aile düzeni alt
üst olur, geçimsizlik meydana çıkar. Bu iletişim
bozukluğunun temel sebebi, kadın ve erkeğin
“biz” yaşantısını benimsememeleri, kültür ve
kişilik farklılıkları gibi uyumsuzluklardan kaynaklanır. Geçimsizlik önce ailede bulunan fertlerin psikolojilerini olumsuz etkiler. Daha sonra
çatışma, sürtüşme ve tartışmalara yol açar, en
kötü ihtimalle ise boşanmayla sonlanır.
Sürekli geçimsizlik ortamında yetişmiş kadın ve erkeğin evliliklerinde de çoğunlukla aynı
olumsuz, sağlıksız ortam söz konusu olacaktır.
Yani geçimsiz ailelerin çocukları da böyle evliliklere aday demektir.
Kişiliklerde Uyuşma
Geçmişte kazanılan kişilik ve huylar, evlilikte değişmeden kalırsa, “biz” hayat anlayışına uyum sağlamak güç olur. Bu durumda evlilik eşlerden birinin fedakârlığında bazen bir
82 AĞUSTOS 2014
süre, bazen de sonuna kadar sürdürülür. Bu
fedakârlığı, özellikle kadın gösterir.
Ruhsal uyumsuzluk kişilik yapısından kaynaklanır. Mizaçları, zekâ seviyeleri, kişilik özellikleri, karakterleri arasında büyük fark olan
eşlerin anlaşmaları çok zordur. Üstelik kişilik
yapısının bu farklarından kaynaklanan özelliklerin zamanla değişme ihtimali çok sınırlı, hatta
imkânsızdır.
Sosyal uyumsuzluk, çoğunlukla eşlerin evlenmeden önce yaşadıkları çevrelerdeki kültür
farklarından kaynaklanır. Kültür farkı iletişim
için gerekli olan ortak duygu ve düşüncelerin
oluşmasını da engeller.
Ailelerin Etkisi
Eşler arasındaki çatışma ve tartışma giderek
ailelerin diğer fertlerine de yayılır. Eşler arasındaki geçimsizliğe kadın ve erkeğin, anne veya
babasının ya da hepsinin karışması, tam bir kargaşa ortamına sebep olur, problemler büsbütün
çıkmaza girer. Karıkocanın geçimsizliği aileler
ve yakınları için bir saygınlık ve üstünlük mücadelesine dönüşür. Geçimsizlik, eşler arasındaki
her türlü ilişkiyi olumsuz şekilde etkiler. Eşler
arasındaki hissî bağ kopar. Sevgi, saygı ve gü-
ven azalır ve tartışmalar ortaya çıkar. Karşılıklı
küçük düşürücü konuşmalar, suçlamalar yapılır.
Gerginlik artar, ağız kavgaları, bağırıp çağırma,
vurup kırma, hatta dayağın da eklenmesiyle karıkoca için hayat çekilmez olur.
Mutlu Evliliğin Temel Prensibi
Bazı kişiler niçin kötü evlilik yaptıklarına
hayıflanıp dururlar. Hâlbuki zamanı boş yere
tüketeceklerine, hayatın kendileri ve eşleri için
daha zevk verici, doyurucu olması yolunda harcamaları akıl kârıdır. Tüm aileyi mutlu eden olay
ve durumları belirleyip bunları elden geldiğince çoğaltmalıdır. Her duygu gibi, mutluluğun da
paylaşıldıkça, birlikte özen gösterdikçe gelişen
bir duygu olduğu unutulmamalıdır. Mutlu evlilikte temel prensip eşlerin birbirlerinden ayrı
mutluluk anlayışları yanında, birbirleriyle ortak
olan mutluluk anlayışını da geliştirebilmeleridir. Evlilik içinde ortak çaba harcanmadıkça
mutluluktan söz edilemez.
Kişiliğe Saygı ve Sevgi Bir Arada
Eşe duyulan ilgi ve sevgi, söz ve hareketlerle
belli edilmelidir. Sevgi ve saygının en iyi anlatımı
içten ilgi göstermektedir. Bir kişi eşinin duygu ve
düşüncelerine ne kadar ilgi gösterirse, ona insan
olarak ne kadar değer verdiğini ispatlamış olur.
Sevmek ve sevilmek, tüm insanlarda temel bir
ihtiyaçtır. Karı veya kocanın hatalı bir davranışını eleştirirken kişiliği hedef alınmamalıdır. Eşin
dış görünüşü, giyimi ve davranışları başkalarıyla
kıyaslanıp olumsuz bulunan yönlerinin suçlayıcı
biçimde ortaya konması, hiç hoş değildir. Özellikle başkalarının yanında eleştirmekten ve onu
küçük düşürmekten kesinlikle kaçınmalıdır. Tersine başkalarının yanında eşe destek olunmalı,
onun iyi yönleri belirtilerek övülmelidir.
Tartışmalar Ne Zaman Başlar?
Aile içinde sürtüşme ve tartışmalar, çoğunlukla erkeğin eve döndüğü akşam saatlerindeki
konuşmalar sırasında ortaya çıkar. Eşler günlük
çalışmanın yorgunluğu içinde olduklarından, kolayca kızıp öfkelenmek ve karşı saldırıya geçmek
eğilimini taşırlar. Hele eşlerin her ikisi de çalışıyorsa eve dönüş saati gerilimin en yoğun olduğu
zamandır. Akşamları kızgınlaşan eşler, muhakkak
bunun sebeplerini araştırmalıdır. Bunu yaparken
elden geldiğince objektif olmalı, peşin hükümlerden kaçınmalıdır. Başkalarından veya başka
sebeplerden kaynaklanan öfke ve küskünlükler,
eşe aktarılmamalıdır. Kızgınlık, kırgınlık, endişe
gibi olumsuz duyguları içine atıp biriktirmemelidir. Tartışmanın insan yapısı için faydalı fonksiyonu olduğu unutulmamalıdır. Bütün duygu ve
düşünceler eşle paylaşılmalıdır. Eğer bir şeye sıkılıp üzülmüşsek ve bunu eşimizi üzmemek için
ondan saklıyorsak, bunu sezmesi, onu daha çok
endişelendirip üzecektir.
Geçmişe Değil Geleceğe Yönelmeli
Eşle ilişkileri, geçmişe dönük pişmanlıklar,
suçlamalar ve kırgınlıklar üzerinde değil, geleceğe yönelik ortak hedefler, ümitler ve beklentiler üzerinde kurmaya gayret etmelidir. Duygu
ve düşünce alışverişi bu yönde yoğunlaştırılmalıdır. Bunu yaparken, mutluluğun çoğu zaman ileriye dönük beklentilerden kaynaklandığı unutulmamalıdır.
Patlama Noktasına Gelmeden
Konuşmalı
Görünen o ki, çiftler tartışmayı şekil olarak
bilmemektedir. Bunun sonucunda da evliliklerin
bir kısmı boşanma ile sonuçlanmaktadır. Aslında
zaman zaman çiftlerin tartışmaya da ihtiyaçları
vardır. Problem çıkmasın diye, bütün problemler
hasıraltı edilirse, adeta dondurulursa bir gün üst
üste yığılan problemler ağır sıkıntılara yol açabilir. İsteklerini devamlı bastıran kişi, bir süre sonra bu baskılara dayanamaz hale gelir. Daha sonra ise, bu istekler bir buhar kazanı gibi patlar. Bu
patlama noktasına geldikten sonra oluşan hasar,
çok daha büyük olur. Eğer bütün problemler zamanında konuşularak çözümü aranırsa, bu noktaya gelmeden çözümlenmiş, en azından daha
hafif hasarla atlatılmış olur.
Dipnot
* Prof. Dr. Sefa SAYGILI
somuncubaba 83
Download

Evlilikte Geçimsizlik Nasıl Çözülür?