KAH iRE
yeti öncesine ait tahmini rakam 385.000'dir. Memlükler'in ticari faaliyetleri Fatı ­
m1ler zamanındaki Kahire'nin sınırları içinde yoğunlaşmıştı; yalnız şehrin merkezini
teşkil eden Kasaba semtinde yirmi üç
ayrı çarşı ve yirmi üç "vikale" (vekale. kapalı çarşı. kervansaray). günümüzde Babüzüveyle dışında kalan mahallelerde birçok ticaret merkezi vardı. Haliç'in arka
tarafında da küçük pazar yerleri ve çeşitli zenaat erbabına ait dükkanlar bulunuyordu.
Memlük camilerinin en önemlisi surlaI. Baybars tarafından
yaptırılan I. Baybars Camii idi. 71S (1315)
yılından itibaren özellikle el-Melikü'n-Nasır Muhammed b. Kalavun'a ait Kal'a Camii 'nden sonra birçok cami daha inşa
edildi. 662'de (1264) açılan I. Baybars'ın
yaptırdığı Zahiriyye Medresesi dört eyvanlı olarak planlanmış ilk medrese idi.
Diğer önemli Memlük medreseleri. devrin mimari anlayışına uygun biçimde Kasaba semtinde Kalavun. el-Melikü'n-Nasır Muhammed b. Kalavun ve Berkuk tarafından yaptırılan yapılırdı. 703'te ( 1303)
açılan dört eyvanlı Nasıriyye Medresesi
dört mezhep fıkhının aynı bina içinde okutulduğu ilk medresedir. Kahire'deki ilk
hankah. 569 (1173) yılında Selahaddin-i
Eyyübl'nin bugünkü Cemaliye caddesi
üzerinde bulunan Karasungur Medresesi'nin karşısına yaptırdığı Saldü's-suada
Hankahı'dır. Osmanlı devrine kadar kurulan diğer hankahlar ise şunlardır: Bundukdariyye. Il. Baybars el-Çaşniglr. Şeyhü
el-Ömer!. İbn Gurab. Sencer el-Cavll. Ferec b. Berkük, el-Melikü'I-Eşref Barsbay.
el-Melikü'I-Eşref İnal. Mısır'daki hankahların gelişimi tarikatiara bağlı olduğun­
dan tarikatların IX. (XV.) yüzyıldan itibaren çözülme sürecine girmesiyle sayıları
rın kuzeybatısında
azalmıştır.
Memlükler devrinde Kahire'de kurulan
iş yerleri. hanlar ve vikalelerin mimarisi
bir bütünlük arzediyordu. Kahire hanlarının en eskisi. tarihi 7 42 ( 1341) yılından
öneeye uzanan ve günümüzeyalnız kapısının kalıntısı intikal eden Küsün Hanı'dır.
Sultan Kayıtbay'ın 882 (1477) yılında Ezher Camii civarında. 88S'te (1480) Babünnasr içinde yaptırdığı iki hanla Sultan
Kansu Gavri'nin 906-922 (1501-1516) yıl­
ları arasında yaptırdığı Nahle Hanı ve yine Kan su Gavri'nin tamir ettirdiği kapalı
çarşı ile Hanü'I-Haım diğer hanların baş­
yeri yok[ 1993 1Kitabü'l-hilal): A. Rayman d. Le
Caire, Paris 1993; a.mlf., "La population du
Caire de Magluzl ala descriptionde l'Egypte",
BEO,XXVIII ( 1975). s. 201-215; a.mlf., "Cairo's
Area and Population in the Early Fifteenth
_ Century", Muqarnas, ll, Le iden 1984, s . 21-31;
Eymen Fuad Seyyid. La capitale de l'Egypte
jusqua l'epoque fatimide's essai de reconstitution topoghraphique, Beyrut 1995; P. Casanova. "Histoire dela description de la citadelle du
Caire", Memoires de la mission archeologique
française au Caire, IV (ı 89 ı). s. 509-781; K. A.
C. Creswell, "The foundation of Ca i ro", Bu Iletin
of the Faculty of Arts Uniuersity of Egypt, 1
1ı 933). s. 258-281; V. B. Minecke. "Eine Stadtansicht des Mamlukischen Kairo aus dem 16
lıcalarıdır.
jahrhundert", Mitteilungen des Deutschen
Archaologischen Jnstituts Abteilung Kairo,
BİBLİYOGRAFYA :
XXXII ( 1976). s . 113-132; J. Cl. Garcin, "ToponN asır-ı Hüsrev. Sefername (tre. Yahya el-Haş­
ymie et topographie urbanies medievales a
şab). Beyrut 1983, tür.yer.; ibn Abdüzzahir. erFustat et au Caire", JESHO, XXVII/2 ( 1984), s.
Rauzatü '1-behiyyetü 'z-zahire fi l]t(a(i'l-Mu'iz113-155; C. H. Becker. "Kahire", iA, VI, 74-86;
ziyyeti'l-f9hire (nşr. Eymen Fuad Seyyid). Kahia.mlf .. "Mışr", EJ2 ( İng .). VII, 148- 152; J. Jomier.
re 1417 /1996; ibn Vasıl. Müferricü'l- kürCıb, 1-V,
"al-Fustat", a.e., ll, 957-959; a.mlf.. "al-Kahitür.yer.; ibn Fazlullah el-Ömer!. Mesalik, bk. inra", a.e., IV, 441-444 ; J. M. Rogers, "al-l):ahideks; ibn Dokmak, el-intişar li-uası(ati 'ikdi'lra" , a.e., IV, 424-441; O. Weintritt, "Raw(la" ,
emşar(nşr. K. Vollers). Bulak 1309-10; Kalkaa.e., VIII, 463-465 . r:o;ı
şendl, Şub/:ı.u'l-a'şa, Kahire 1938, lll, 325-375;
~ EYMEN FUAD SEYYİD
Makrlzl, el-ljt(a(, 1-11 , tür.yer.; a.mlf .. es-Sü/Cık
(Ziyade). 1-11, tür.yer.; ibn Tağrlberdl. en-NücCı­
mü 'z-zahire (nşr Mustafa es-Sekka- Kamil el II. OSMANLI DÖNEMİ
Mühendis), Kahire 1969, XIII, 152; Ali Paşa
Mübarek. el-ljt(a(ü 't- Teufiktyye, Bulak 1306,
Mısır'ın Yavuz Sultan Selim tarafından
tür. yer.; S. La ne- Poole, The Story ofCairo, Lon922 Zilhiccesinde (Ocak 1517) fethiyle
don 1924; M. Clerget, Le Caire-etude de geogbaşlayan Kahire'de Osmanlı devri. görüraphie urbaine et d'histoire economique, Le
nüşe göre 1914'te sona ererse de fiilen
Caire 1934, 1-11; Fuad Ferec, el-ffahire, Kahire
1943, 1-111; Ahmed Fikri, Mesacidü '1-Kahire u e
XIX. yüzyılın başında etkisini yitirmiştir.
medarisüha, Kahire 1965-69, I - lı; el-ffahire: TaBundan önceki Memlük hakimiyeti boril]uha u e fünunüha ue aşaruha (nşr. Hasan elyunca Mısır Akdeniz'in doğu havzasının
Başa). Kahire 1969; J. Abu-Lughod. Cairo, 1001
ana merkezi olmuş, Kahire ise Doğu dünYears of the City Victorious, Princeton 1971;
yasının
en önemli şehirlerinden biri özelSuad Mahir Muhammed, Mesacidü Mtşr ue euliya'ühe'ş-şali/:ı.Cın, Kahire 1971-83, l-V; S. J.
liğini kazanmıştı. Roma ve Venedik'i baş­
Staffa. Conquest and Fusion- The Social Euoka şehirleri e kıyas edebilecek derecede
lution ofCairoA. D. 642-1850, Leiden 1977; J.
iyi tanıyan seyyah Felix Fabri 1483'te KaCl. Garcin, "Habitat medieval et histoire urbaine
hire'yi bütün dünya şehirlerinin en büa fustat et au Caire", Palals et malson du Caire
yüğü ve meşhuru. dünyadaki en harika
/. Epoque mamelouke, Paris 1982, s. 145-217;
W. B. Kubiak. Al-Fustat; /ts Foundation and
Early Deuelopment, Cairo 1987; N. D. Mac
Kenzie. Ayyubid Cairo, A Topographical Study,
Cairo 1992; Cemal Hamdan, el-ffahire, [baskı
bir
şehir
olarak belirtir (Le vayage en
Egypte, ll, 400).
Osmanlı
Kahiresi
hakkında çeşitli araş­
tırmacılar tarafından
XIX.
yüzyıl
sonunda
Kahire'den
bir görünüs
(İÜ Ktp., Albüm,
nr.
90565)
genellikle olumsuz
fikirler ileri sürülmüştür. Bu husus. Osmanlı dönemiyle ilgili küçümseyici bir tavrı yansıttığı kadar Osmanlı Kahiresi'nin
Memlükler'e ait metropol ve onun abidevi azametiyle karşılaştırılmasından kaynaklanmaktadır. Me reel Clerget klasikleş­
miş eserinde. "Şehir anlaşılmaz bir şekil­
de yavaş yavaş sönüyor. ölmeye yüz tutuyor. Şaşaalı mazisinin kalıntıları yı kılmaya
terkediliyor" demektedir (Le Caire, I, 178).
Söz konusu fikirleri doğrulamak için çeşitli deliller de sıralanmıştır. Bunlara göre Kahire. bütün Ortadoğu'yu kaplayan
bir sultanlığın başşehri iken bir eyaletin
merkezi durumuna indirilmiş. böylece
gelir kaynakları küçülmüş ve sonraki yıl-
175
KAH iRE
larda Babıali'nin aldığı vergilerle bu kaynaklar daha da azalmıştır. Geniş ölçüde
Doğu ticareti üzerine kurulmuş olan ülke ekonomisindeki çöküş Portekizliler'in
Hindistan'a ulaşması sonucu doruk noktasına varmış, kurulan sert rejim zihnl ve
kültürel tembelliğe yol açmıştır.
Bugün Osmanlı Devleti hakkında sahip
olunan daha düzenli mal umat ve Osmanlı arşivlerinin (mahkeme belgeleri , merkez
a rş i v l e r i) sağladığı kesin bilgiler Osmanlı Kahiresi'nin mahiyetini artık daha doğ­
ru tesbite imkan vermektedir. 922'den
(1517) itibaren Mısır'da kurulan siyasi
idarenin uzun süre tasvir edildiği gibi hiçbir şekilde haksızlık ve zulüm sistemi olmadığı , Osmanlı Devleti'nin ülkenin gelir
kaynakları üzerinden aldığı payın toplam
kaynakların çok cüzl bir kısmını oluştur­
duğu, ayrıca valiler ve yönetici sınıfın gerek kendi özel giderleri gerekse dini. sosyal ve kültürel nitelikli harcamalar için aldıkları vergileri sonuna kadar mahallinde
kullandıkları bilinmektedir. Mısır ' ın ekonomisi. Batılı müelliflerin yazdıklarından
farklı olarak 1SOO'lerde birden bire çökmediği gibi karlı baharat ticareti de XVIII.
yüzyıla kadar sürdü ve yavaş yavaş çöktü.
Ayrıca XVII. yüzyılda Mısır'ın büyük bir
pay aldığı Yemen kahve ticareti. bu geleneksel ticari faaliyetlerin ana mihveri ve
kaynağı haline gelerek Kahire'nin kalkın­
masını ve refahını sağladı. Bu iş için Kahire'de "vikale" adıyla anılan altmış iki kervansaray ve kahve ticareti yapan SOO büyük tüccar mevcuttu. Bu yıllarda Kahire
dış ticareti besleyen bazı zanaat faaliyetlerinin de merkeziydi. XVIII. yüzyılın sonlarında hemen hemen ithal edilen kumaş
kadar da ihracat söz konusuydu . Avrupa
ekonomik nüfuzunun bozucu etkileri henüz çok sınırlı kalıyordu . 1780'1i yıllarda
Kah i re dış ticaretinin sadece % 1S'ini Avrupa ile yapıyordu ve bir ekonomi dünyası
teşkil eden Osmanlı ekonomisiyle tama- .
mıyla bütünleşiyordu.
Nihayet Kahire. büyük Ezher Medresesi
sayesinde son derece itibarlı ve parıltılı
ilmi bir metropol haline gelmişti. Ezher
Medresesi. 3000'e ulaşan hoca ve talebesi yanında islam dünyasından gelen
çok sayıda alimi bir araya getirmişti. Ayrıca hac sayesinde Kahire'ye her yıl 3040 .000 kadar h a cı geliyor ve bunlar pek
farkına varılmasa da önemli ölçüde ekonomik faaliyete yol açıyordu.
Şehrin Fiziki Geliş m es i. Memlükler dönemi sonundaki şehrin durumu açıklıkla
bilinmemektedir. Ancak yapılan yeni ça-
~76
lışmalar
ve Osmanlı dönemi sonlarındaki
planlarından yola çıkılarak şehrin geliş­
me seyri takip edilebilmektedir. 1S17'de
Kahire'nin meskün alanının 4SO hektardan fazla olmadığı söylenebilir. Bu da şe­
hir nüfusunun en fazla 1SO ile 200 .000
kişi olduğunu düşündürmektedir. 1798'de 660 hektarlık meskün alan için nüfusun 263.000 kişiye ulaştığı bilindiğine göre Osmanlı dönemi boyunca Kahire'nin iskan sahas ı ve nüfusunun % SO civarında
arttığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Osmanlı hakimiyetindeki Kahire'nin demografik gelişmesi hakkında olumsuz değer­
lendirmeler Memlükler dönemindeki nüfusun mübalağalı rakamlarına dayanmaktadır. Bu durum ise 1S17 ile 1798 yıl­
ları arasında demografik bir düşüş yaşan ­
dığı kanaatine yol açmıştır. Ancak bütün
veriler Kahire'deki gelişmeyi desteklemektedir. Öte yandan Memlük döneminden Osmanlı dönemine kadar çeşitli ticari faaliyetlerle ilgili yapıların tesbiti de bu
gelişmeyi doğrulamaktadır. Nitekim Kahire'de Memlükler devrindeki elli sekiz
kervansaraya karşılık Osmanlılar zamanında 348 kervansaray. seksen yedi çarşıya karşılık ise 144 ç arşı yer almaktaydı.
Şehrin eski kesimi daha Memlük dönemi
öncesinde yoğun bir yerleşmeye sahne
olduğundan burası hem Memlükler hem
de Osmanlılar zamanında çok az bir geliş­
me gösterdi. Nüfus bakımından artışın
görüldüğü Osmanlı Kahiresi'nde şehirleş­
me tabii olarak boş olan güney ve batı varoşları yönüne doğru yayıldı.
Güneydeki varoşun iskanı geniş biçimde Eyyübller döneminde kalenin inşasın­
dan sonra başlamış ve özellikle Memlükler devrinde sürmüştü. Bu hareketin XVI
ve XVII. yüzyıllarda da devam ettiği tesbit edilebilmektedir. Nitekim burada şe­
hircilik girişimlerini teşkil eden büyük vakıflar kurulmuştu . Mesela Babüzüveyle
ve Babülhark arasındaki İskender Paşa
Külliyesi (963-96611 556-1 559 ) bunun ilk
örneğini oluşturmaktadır. Şehrin büyümesini engelleyen Babüzüveyle'nin güney
batısındaki tabakhaneler lll. Mehmed'in
emriyle 1008'de (1600) kaldırılmış ve bu
atölyeler Kahire'nin tam batısındaki Babüllük civarına nakledilmiştir. Ardından
Rıdvan Bey, 1038-1 OS7 ( 1629-1647) yılla­
rı arasında kendi adını taşıyan büyük kapalı çarşının çevresinde Fatımi surunun
güneyinde kurulmuş olan bölgeyi yeniden düzenlemiştir. Nihayet yeniçeri ağ ası
İbrahim Ağa 1060'1ara (1650) doğru Thbbane bölgesinde dini, içtimal ve iktisadi
maksatla kullanılan bazı abideleri inşa ve
restore ettirdi. ikametgahlarını gitgide
güneydeki varoşa kuran eşrafın buraya
yerleşmesi gelişmeyi hızlandırdı. Nitekim
alt yapısı hazırlanan bu kesime XVII. yüzyılın sonlarında emirlerin dörtte üçü yerleşmiş . beşte ikisi de Birketülfil gölünün
etrafını tercih etmişti. Böylece şehrin bu
kesimi zengin ve önde gelen zümrelerin
oturduğu bir mahalle haline geldi. Yerleş­
menin durumu kamu eserlerinin yapım
faaliyetleriyle de kendini göstermektedir.
1009 (1601 ) ile 1137 (1725) yılları arasın ­
da güneydeki varaşta on dört cami ve
otuz iki çeşme inşa edilmişti. Bu varaşta
yaptırılan kamu eserleri o dönemde bütün Kahire'de mevcut olan yirmi iki cami
ve elli altı çeşmenin yarısından fazlaydı.
Söz konusu gelişme. XVIII. yüzyılda şeh ­
rin bu bölgesinin doyum noktasına ulaş­
ması sebebiyle yavaşlamaya ve batı bölgesine doğru kaymaya başladı. Gerçekten
de XVII. yüzyılın sonlarında zanaatkar ve
tüccarların % 20 , 6 'sı güneydeki varaşta
çalışıp% 29.7'si orada ikamet etmekteyken bir asır sonra bu oranlar% 21.2 ve
% 19 olmuştur. Bunların karşılaştırılma­
sı. XVIII. yüzyılda bir durgunluğa ve hatta
güneydeki varaşta bir gerilerneye işaret
etmektedir.
Fatımi dönemi Kahire'sini batıya doğ­
ru çevreleyen Haliç'in ötesinde Kahire'nin
gelişmesi tamamen Memlük döneminde
başlamıştır. XIV. yüzyılın ilk yarısında eiMelikü ' n - Nasır Muhammed'in. daha sonra 1476 ile 1484 arasında Emir Özbek'in
girişimleri devamlı bir nüfus patlamasına
yol açmıştı. 1S17'de meskün saha. Haliç
boyunca ve batıya doğru uzanan ana geçiş yolları etrafında güney kısmında 100
hektarı geçmiyordu ve nüfus 30.000 kişi
civarındaydı. XIV ve XVII. yüzyıllarda bu
bölgede yer alan göl ve bahçelerin bulunduğu kesimlerin çevresinde çok defa yazlık ikametgahlar şe klinde Kahire burjuvası yerleşmeye başlamıştır. Bununla birlikte Özbekiye yakınında Ahmed er-RQvil'nin yapıları ( 1608 civa rı) ve Emir Abidin
Bey Vakfı ( 1631 ) sınırlı kalmış olan bir inşa faaliyetinin başlangıç örnekleridir. XVII.
yüzyılın sonlarında Kahire'nin zanaatkar
ve tüccarlarının sadece% 4.6'sı orada
çalışıyor. % 9'u orada oturuyordu. Emirlerin ise % 13'ü bu varoşun güney kısmın­
da i karnet ediyordu. XVIII. yü zyılın başın­
da Özbekiye muhtemelen bir kır (köy )
bölgesiydi ve halkına da köylü (fell ah) deniyordu. XVIII. yüzyılın başında bu durum
değişti. Kahire'nin batı bölgesine doğru
akın eden nüfus hareketi, hiç şüphesiz
1730-1770 yı lları arasındaki gelişme ve
KAHiRE
refah döneminin demografik geli ş mesiy­
le al a kalıydı. Bu hareket. büyük tüccar
Kasım eş-Şereyblve özellikle Osman Kethüda'nın Özbekiye'nin doğu kıyısı üzerindeki inşa teşebbüsleriyle başlamıştı. Osman Kethüda'nın vakfı . yanında bir halk
hamamıyla birlikte gölün güneybatı köşesinde inşa edilmiş bir cami, bir çeşme
ve ticari kullanım lı bazı yapıları da bünyesinde topluyordu . Kahire'nin batı varoşu
yüzyıl boyunca seçkin sınıfın tercih ettiği
semt haline geldi. 1798'e doğru emirlerin yarısı orada, altıda biri de Zeybekiye
çevresinde ikamet ediyordu . Bu hareket
Kahire nüfusunun tamamını ilgilendiriyordu . 1726 ile 1798 yılları arasında incelenen zanaatkar ve tüccarların% 9,S'i batı varoşunda çalışıyordu. Bu ise XVII. yüzyıldaki oranın iki katıydı ve aynı kategoriden nüfusun % 26. 1'inin ikametgahı da
oradaydı. İnşa hareketinin incelenmesi
de bu sonucu teyit eder. Nitekim 17261798 yıllarında inşa edilen on beş cami
ve on iki çeş me ile batı varoşu Kahire'nin
diğer bölgelerindekine denk bir mimari
faaliyete mazhar olmuştu. Daha önceki
iki asır boyunca ( ı 5 ı 7- ı 725) orada sadece
dokuz cami ve iki çeşme yapılmıştı. Şu
halde 1798'in Kahire'si, D escription d e
l'Egy pte adlı kitabın müellifıeri tarafın­
dan haritaları çi zilip tasvir edildiği gibi
Osmanlılar ' ın Memlükler'den miras aldığı nüfus ve fiziki yönden geliştirdiği oldukça büyük bir şehirdi.
XVIII.
Son u nda Kahire. XVIII.
sonunda Kahire'nin genel yapısı geleneksel Arap şehirlerinin yapı­
sına uygundur. Şehrin ana mabedi (Ezher Külliyes il etrafında iktisadi faaliyetlerin esasını bir araya toplayan çarşıdan
oluşan merkezle ikamete ayrılmış birtakım semtler ara sındaki tezat orada da
görülmektedir. Bu merkez Kahire'nin kalbini elinde tutuyordu, Fatımi şehrinin bir
ucundan öbür ucuna devam eden b aşlı­
ca ana caddesi Memlük ve Osmanlı şeh­
rinin de ana caddesi olarak kalmıştı. Ticaret merkezinden itibaren şehir kademe kademe dairevi şekilde açılıyor. fakir
bölgeler. çevreyi en çok kirleten iş yerleri
ve ziraat alanı şehrin kenar kesimini oluş­
turuyordu . Nelly Hanna tarafından bir
araştırma konusu yapılan yerleşim ve konut biçiminin dağılımı aynı şekilde merkezden dışa doğru uzanıyordu . Ana faaliyet bölgesinin etrafında tüccar ve şeyh
evlerinin bulunduğu rahat ve zengin bir
yerleşim alanı yayılıyordu. Hali vakti yerinde olanların oturduğu aviulu evler (rab') .
bunların dışında orta haliiierin barındığı
yüzyılın
Yüzyılın
meskenler ve nihayet şehir kenarında
muhtemelen havuz tipinde bir avluya bakan fakir ve basit konutlar sıralanmıştı.
Kah i re gittikçe düzenli bir yapıl aş ma­
dan uzaklaşsa da önceleri yerleşme alanları. semtler hususi bir mantığa uyuyordu . Yahudi mahallesi merkezin hemen
yakınında kurulmuştu . Kıptl semtleri nisbeten merkezden uzak bir mesafede Kahire'nin batı bölgesindeydi. Seçkinlerin
mahalleleri Birketülfil ve daha sonra Özbekiye çevresinde toplanmıştı. Hakim sı ­
nıf , yerleşme için gereken geniş alana
sahip su ve yeşillik bulunan bazı kenar
semtlerde de oturmaktaydı. Kahire'nin
gelişmesi kuzey - doğu istikametinde
Memlük mezarlıkları, kalıntılardan oluşan tepeler ve Mukattam kenarının fiziki
engeliyle sınırlanmıştı. Kuzeye doğru bir
varoş olarak gelişen fakir Hüseyniye mahallesi, her ne kadar Suriye ve hac yolu
üzerinde kurulmuş olsa da ancak çok sı­
nırlı bir gelişme göstermişti.
Fatımiler tarafından inşa edilmiş
suriçinde Kahire gerçek bir ferdiyeti
yansıtıyordu . Mahkeme kayıtlarında dış
mevzileşmeler XVII. yüzyıla kadar "zahirü 'I-Kahire" olarak zikredilmişti. Burada
1S3 hektarlık bir alan üzerinde yaklaşık
90 .000 kişi yaşıyordu . Bu ise hektar başına S88 kişiden daha fazla olan büyük
bir nüfus yoğunluğudur. Bu yoğunluk ,
çok önemli miktarda ortak konutların
(ke rva nsa ray ve rab' gibi aviulu evler) varlığını ve mimarinin düşeyliğini açıklamak­
ta dır. Ezher ve pek çok dini kuruluşun
mevcudiyetinden dolayı burası itibarlı bir
bölgeydi. Bu dini kurumlar eğitimin verildiği ve adaletin dağıtıldığı yerlerdi ; kadı
mahkemesi orada merkezi bir yer tutuyordu . Bu kesim şehrin belli başlı iktisadi
faaliyetlerinin sergilendiği yerdi. Toplam
144 çarşının altmış sekizi (% 47,2) ve 348
kervansaraydan 244'ü (% 70) orada t oplanmıştı. Kahire tüccar ve zanaatkarları­
nın tereke kayıtlarının (muhallefat) incelenmesi, 1776 ile 1798 arasınd a fertleri n % 67,S'inin orada çalıştığını ve bunların gelirlerinin toplamının % 89,3'üne sahip olduğunu göstermektedir (orta lama
meb l ağ ı ı 5.000 pa ra). Kasabanın içinde
bulunduğu 60 hektarlık bölgede özellikle
toplanma çok fazla idi. Kasabanın bir kıs­
mı olan Beynelkasreyn bu ismi Fatımiler
devrinden kalma iki saraydan alıyordu.
Varoşun büyük kahve ve baharat ticareti
altmış iki vikalette ve şeker ticareti bu
bölgede Hanü'I-Hallll. Hamzavl. Guriye ve
Cemaliye gibi büyük merkezlerde toplanlarının
mıştı. Aynı şekilde kıymetli taş işlemeci­
liği
ve para alışverişi de burada yapılıyor­
Şehir kenarınd a gelişen fakir semt
uzantılarına rağmen Kahire bütünü içinde rahat bir bölgeyi temsil ediyordu. Burada ikamet eden 173 zanaatkar (toplam 344 ki ş i) ve tüccar ortalama 125.000
para değerinde servete sahipti (ge nel orta lama olan 109.000 para idi ).
du.
XVIII. yüzyılın sonunda 266 hektarlık
bir alan üzerinde inşa edilmiş güney varoşu yaklaşık 100 .000 kişilik bir nüfusu
barındırıyordu. Bu yoğunluk hektar başı­
na 37S kişi etmektedir ve normal sayıla ­
bilir. Kale kesimi paşa ve onun kalabalık
hanesi , azeb ve yeniçerilere ait iki geniş
kışla 10.000 kişilik bir nüfusu temsil ediyor ve siyasi bakımdan hakim unsuru niteliyordu . Burada oturanlar yüksek servetleri sebebiyle ayrıca önemli bir tüketim pazarı oluşturuyordu . Kahire'nin zanaatkar ve tüccarlarının % 21 ,2'si burada çalışıyordu ; fakat bölgede yasaklanmış. uygun olmayan ba zı meslekleri icra
eden fakir insanlar da (o rt alama se rvet
24. ı 30 pa ra) bulunmaktaydı. Kale çevresinde yönetici askeri sınıfa bağlı meslekler arasında silah. semer ve yolculuk malzemeleri işiyle uğraşanlar veya İbn Tolun'un yakınında kumaş ticareti yapan
Mağri bller de bulunmaktaydı. XVIII. yüzyılın sonundaki örneğe göre Kahire'nin
tüccar ve zanaatkarlarının % 19'u ortalama çokdüşük bir gelirle (ı 5. 000 para) bu
varaşta oturuyordu . Fakat Birketülfıl çev-
XIX. yüzy ıl sonunda Kah ire caddelerinden birinin görünü·
sü (İ Ü Ktp. , Albüm , nr. 90565)
177
KAH iRE
resi XVIII. yüzyıl sonunda seçkin sınıfın
tercih ettiği bir mahalle haline gelmişti.
Batı varoşu yaklaşık 65 .000 kişilik bir
nüfusla 215 hektarlık bir alana yayılıyor­
du. Hektar başına 302 kişilik oldukça düşük bu yoğunluk semtin yeni oluşundan
kaynaklanmaktadır. XVII. yüzyılın sonundan XVIII. yüzyılın sonuna kadar bu varoş­
ta faaliyet gösteren Kahire'nin tüccar ve
zanaatkarlarının oranı iki katına( % 4,6' dan % 9,5'e) yükselmişti. Gelir ortalamaları güney varoşu halkının gelirinden
(39 4 36 para) daha yüksek olmakla birlikte Kahire'nin geliriyle karşılaştırıldığında
çok düşük kalıyordu. ikamete ayrılmış
bölge olarak batı varoşu daha da belirgin
bir gelişme göstermişti. 1679 ile 1700
yılları arasında tüccar ve zanaatkarların
konutları% 9 seviyesinde iken 1776 -1798
yıllarında bu oran% 26. 1'e çıkmıştı . Yüksek bir ortalamaya sahip gelir düzeyi de
(i 54 .000 para) Özbekiye civarında ve Haliç yakınında zengin tüccarların varlığını
göstermektedir. Babüşşa ' riye ve Babülh1k
çevresinde gelişen batı varoşu iktisadi bakımdan önemli faaliyetlerin çekirdeğini
teşkil ediyordu. Bu varoş hem seçkin tabakanın hem de azınlıkların ikamet yeriydi. Belli başlı Kıptl semti Özbekiye'nin
kuzeyinde uzanıyordu . Bazı hıristiyanlar
ise Haliç boyunca himayelerini bekledikleri Frenkler'e (Av ru pa lıl a r) yakın bölgelerde yerleşmişlerdi. Kah i re 'nin bu bölgesi az insanın meşgul olduğu pek çok sektörü de ihtiva ediyordu. Ayrıca semt Kahire halkının Babülluk çevresinde. Özbekiye'nin batı kenarında ve K asım Bey'in
bahçesi civarında gezip eğlendiği bir bölge olmuştu .
Çok defa gözden düşürücü değerlen­
dirmelere konu teşkil eden şehir mimarisi açısından bile Osmanlı devrinin bilançosu olumsuz değildir. Osmanlı fethinin
Kahire'de mimari hareketin durmasına
yol açtığını ileri süren beyanların ekseriyeti peşin hükme veya anıtlarla ilgili satht bilgilere dayanmaktadır (EFi Fr.l , IV,
454) . Fiili olarak mimari üretim, bu üç asır
boyunca ne keyfiyet ne de kemiyet olarak
Kahire'nin tarihine ters olmuştur.
Kahire'deki tasnif edilmiş anıtların listesi 151 7-1 798 dönemi için 199 olarak
kaydedilmektedir ki bu aynı süreye denk
Memlük dönemindeki yapılardan (2 33
yap ı ı biraz düşüktür. Fiilen inşa edilmiş
eserleriri sayısı çok daha yüksek olmuş­
tur. 233 kamu binasınoan yetmiş yedisi
cami, otuz sekizi tekke. medrese, 118'i
çeşmedir. Fakat gerçekte bu sonuncusu
178
çok daha fazladır. Mesela 1798'de Kahi re'de mevcut bulunan 300 sebilin ekseriyeti Osmanlılar devrinden kalmadır.
Bu eserlerin pek çoğu gerçek bir mimari ilgiyi ortaya koymaktad ı r. Ancak burada hemen dikkati çeken özellik mahalli
geleneklerin belirginliğidir. Mesela Memlük sanatı, kendi estetik kurallarını mimarlara kabul ettiren tamamen milli bir
sanat olmuştur. Osmanlılar ise Kahire'ye
bir imparatorluk sanatını kabul ettirmeye çalışmamışlardır. Dolayısıyla bu üslubun eserleri orada çok fazla miktarda değildir. Hadım Süleyman Paşa Camii (935/
ı 528), Sinan Paşa (9 79/ 157 ı) , Melike Safıyye (Safıye Sultan) (1 0 19/ 1610 ), Ebu'z-Zeheb Muhammed Bek ( ı ı 88/ 1775 ) gibi geniş birkaç cami vardır. Bunların inşası da
çok defa siyasi birtakım sebeplerle izah
edilmektedir. Bu camiler dekorasyon detayı içinde mahalli üsluptan miras kalmış
pek çok unsur ihtiva etmektedir. Camiierin büyük bir kısmı . çeşmelerin yarıya yakını "neo-Memlük" diye nitelendirilebilecek bir tarzdadır. Mahmudiye (9 75/ 156 7),
Bürdeynl (ı 03 8/ I 6 29 ) , Osman Kethüda
(ı ı 47/ 1734), Şazeliye (ı 167/ 1754 ), Yusuf
Çorbacı (ı ı 76/ 1763 ) camileri gibi büyük
camiierin durumu ve Sultan Kansu Gavri
Sebili'nin (909/ 150 3) güzel bir taklidi olan
Hüsrev Paşa Sebili'nin (94 1/ 1535 ) durumu da kesinlikle böyledir. Sadece süslemede belli bir değişiklik ve kendini Kahire'ye kabul ettiren Osmanlı minaresi veya
çini süslemeleri gibi istanbul'dan getirilen bazı çizgilerin benimsendiği görülmektedir.
Bu mimari faaliyet asıl doruk noktası ­
na XVIII. yüzyılda yeniçeri kethüdası Abdurrahman ' ın çalışmalarıyla ulaşmıştır.
Abdurrahman gelirlerini bir inşa ve imar
XIX. yüzy ı l ın
so nl arın d a
Kahire ·
sokaklarından
birinde
eski bir sebil
{!Ü Ktp .. Albüm.
· nr. 90565)
politikasının hizmetine vermiş. böylece
bütün dönemlerde Kahire'nin büyük ilim
ve sanat hamilerinden biri olmuştur.
1744-1 765 yılları arasında on iki cami. üç
tekke ve on üç çeşmenin inşası onun tarafından gerçekleştirilmişti. Bu yapıların
süslemesindeki büyük ilgi ve dikkat kendini açığa vurmaktadır. Süslemenin orüinalitesi Memlük çizgilerinin ve istanbul'dan gelen etkilerin bir karış ı mıyla 1744
yılında inşa edilen büyük sebilden itibaren ortaya çıkmaktadır. Bu Osmanlı ilhamı ve Abdurrahman Kethüda ' nın eserlerindeki üsiObun etkisi. 1750'den itibaren
Kahire'de büyük bir başarı ve şöhret kazanan ve Kahire mimarisindeki çok orüinal bir gelişmeyi temsil eden. yuvarlaklaştırılmış biçimdeki yeni bir kamu çeş­
mesi stilinin ortaya çıkışında kesin rol oynamıştır. Diğer taraftan bu mimari faaliyet, aynı zamanda ilginç bir biçimde prensip olarak yabancı idareci sın ıfla mahalli
halk arasında kurulan bağların gücü ve
mahalli geleneklerin belirginliği hakkın­
da bilgi vermektedir. Mesela kamu çeş­
melerinin çoğalıp yayılması ve bunların
her yerde görülmesi, bu dönemde kesin
biçimde oluşan geleneksel şehrin karakteristik çizgilerinden birini teşkil etmiştir.
Kahire. iki buçuk asır boyunca Mısır ' ın
ve refah dönemi olan 1730-1 770
yıllarında doruk noktasına ulaşan bir şe­
hircilik gelişmesi yaşamıştır. O sırada şe­
hir, uzun tarihinin başka hiçbir döneminde gö r ülmemiş bir şekilde daha geniş ve
300.000 civarında nüfusuyla daha kalabalıktı. Bu durum 1770'li yıllara doğru Mehmed Ali Paşa'nın girişimlerin i , ihtiras ve
başarısını açıklamaktadır. Fakat XVIII.
yüzyılın sonlarında Mısır çok yönlü bir krize uğramıştır.
gelişme
KAH iRE
Bölgedeki ekonomik kriz geniş ölçüde
Avrupa nüfuzunun etkilerinden ve bunun
ülke ticareti ve üretimi üzerinde yaptığı
rekabetten kaynaklanmıştır. Batı mamulleri Mısır pazarına girmiş. mahalli üretim
karşısında kendilerini zorla kabul ettirmiştir. Diğer taraftan Batı ürünleri. aynı
zamanda Mısır'ın Osmanlı ülkelerindeki
geleneksel pazarlarını kapamıştır. Daha
önceden yayılan şeker ve dokumacılık iş­
leri gibi bazı zanaatlar 1750'den itibaren
büyük bir kriz yaşamıştır. Özellikle kahve
ticaretinde ortaya çıkan düşüş durumun
ne ölçüde ağır olduğunu göstermektedir.
Batı rekabeti hem içeride hem Avrupa
kolonilerinde üretilen kahvenin Avrupa'ya ve Şark'a girmesiyle dışarıda kendini
göstermiştir. Bu rekabetin etkileri Mısır'a
ithal edilen kahve miktarındaki azalmayla
ölçülebilir : 1750 yılına kadar yıllık 30.000
yük. 1770'1ere doğru 24.000. yüzyılın sonunda 21.000 yük (veya ton?) . Mahkeme kayıtlarına göre ise 1660-1700 yılla­
rı arasında 114 tereke kaydı 1750-1798
arasında altmış üçe inmiştir.
Osmanlı idaresi yerine Memlük hakimiyeti ve beylerin iktidara gelişi Mehmed
Ali Paşa'dan itibaren. belki de Mısır'ın geleneksell<aynaklarının azalmasından doğan bir zorbalık ve şiddet politikasıyla
kendini göstermişti. ibrahim ve Murad
beylerin idaresi dönemi oldukça sert geçmişti. Onların Batıali'ye yıllık vergi ödemeyi reddetmeleri 1786'da bir Osmanlı
seferine yol açmıştır. 1791'de tekrar iktidara gelişlerinde baskı daha da şiddet­
lenmiştir. Bu şiddet ve baskıları sırala­
maktan usanan tarihçi Cebertl'nin 121 O
( 1795-96) yılı için. "Bu sene. emirlerin
keyfi fiilieri ve eziyetler dışında kaydetmeye değer hiçbir olay geçmemiştir" şek­
lindeki beyanı bu durumu ortaya koyar
(Merueilles biographiques, V, 218). Bu
baskı ve aşırı vergiler. o sırada Mısır'ın
geçirdiği genel yapıyla ilgili krizin etkilerini ağırlaştırıyordu. 1784'ten itibaren ve
1792'ye kadar pahalılık, kıtlık ve veba salgınları gibi ülkeyi fakirleştiren ve nüfusu
azaltan birçok felaket memleketin üzerine çökmüştü. Vol ney' e göre 1785'te Kahire'de günde 1500 kadar cinayet işleni­
yordu. 1791 yılının veba salgını on dört
beyin hayatını kaybetmesine yol açmış
ve 1792'de kıtlık ve açlık korkunç ve dayanılmaz hale gelmiştir. Cebertl bu hususta sefaJetten ağlayan kadın. erkek. çoluk çocuğun sokaklarda ve pazarlarda
toplandığını. sokaklarda sefaJet ve açlık­
tan bunalmış insanların üzerine basmak-
sızın
bir adım atmanın mümkün olmadı­
merkep ve at leşleri için kavga edildiğini. hatta küçük çocukların etini yiyen
bazı insanların bile görüldüğünü yazar
(a.g.e., V, 177- ı 78) . Kahire . nüfusunun
üçte birini o sırada kaybetmiş olabilir.
Description yazarları 1798'de Kahire'nin nüfusunu 263.000 olarak değerlen­
dirmiştir. Hiç şüphesiz bu nüfus 1750'lerdeki nüfusa göre son derece düşük­
tür. Benzer bunalımlar. geçmişte de Mı­
sır' ın başına gelmiş ve bunların etkileri.
yaraları zamanla unutulmuş ya da yatışmıştı. Fakat bu defa maruz kalınan kayıpların yarası tam olarak kapanmadan
ülke ve başşehri önce Fransız işgalinin
[ ı 7981, daha sonra ise 1801-1805 yılları­
nın krizini yaşadı. Yine de bu son felaket
151 Tden beri gerçekleştirilmiş olan gelişmeleri silemedi.
ğını .
BİBLİYOGRAFYA :
Ceberti. 'Acii'ibü'/-iişar(Bulakl. tür. yer.; a.e.:
Mervei/les biographiques et historiques( t rc.
Şefi k Mansurv dğr.). Le Caire 1888-96, 1-IX; a.e.:
Abd al-Rahman al-Jabarti 's History of Egypt
(tre. T. Philipp v. dğr.l , Stuttgart 1994, 1-11 1; M.
Clerget, Le Caire, Le Caire 1934, 1-11; S. J.
Shaw. The Financial and Administrative Organization and Dev elopm en t of Ottoman
Egypt: 1517-1798, Princeton 1962; P. M. Holt.
Egypt and the Fertile C rescent: 1516-1922,
London 1966; F. Fabri. Le vayage en Egypte,
Le Caire 1973, ll , 400; A. Raymond. Artisanset
commerçants au Caire au XVIII' si ec/e, Damas
1974, 1-11 ; a.mlf.. The Great Arab Cities in the
16'"-18"' Centuries, NewYork 1984, s. 12, 27,
39 , 46, 63-69, 139; a.mlf.. Grandes vii/es arabes ii l 'epoque ottomane, Paris 1985, s. 64;
a.mlf .. Le Caire, Paris 1993; a.mlf.. Le Caire de
'Abd al-Rahman Katkhuda, Paris 1995; a.e.:
Yeniçeri/erin Kahiresi: Abdurrahman Kethüda
Zamanında Bir Osmanlı Kentinin Yükselişi (tre.
Alp Tümerteki n). istanbul 1999; a.e.: Osmanlı
Döneminde Arap Kentleri (tre. Ali Berktay). istanbul 1995, tür.yer.; a.mlf .. " L e Caire sous
! es Ottomans (15 ı 7- ı 7981", Le Caire (ed. A. Raymo ndl. Paris 2000 ; a.mlf .. " L 'acti\·ite architecturale au Ca i re a l 'e poque ottomane" ,
Als/. , XXV 1199 ı ı. s. 343-360; D. Crecelius. The
Roots of Modern Egypt , Minneapolis 1981,
I-IV ; N. Hanna, An Urban History of Bulaq in
the Mamluk and Ottoman Periods, Le C aire 1983; a.mlf.. H abiter au Caire aux XVII' et
XVIII' si ec/es, Le Caire 1991; B. Maury v. dğr..
Palais et maisons du Caire ll: Epoqu e ottomane, Paris 1983; D. Be h rens- Abouseif. Islami c Architecture in Ca i ro, an lntrod uction ,
Leid en 1989; a.mlf .. Egypt 's Adjustment to
Ottoman Ru/e, Leiden 1994; J. Hathaway. The
Politics of Househ o/ds in Ottoman Egypt ,
Cambridge 1997 ; E. Pauty. "L'architecture
au Caire dans la periade ottomane ", B/FAO,
XXXV 11936-3 7) . s. 1-69; C. H. Becker. " Kahire ". İA , VI , 74-78; J. Jomier. "Ka hira", EJ2 1Fn .
IV, 442-464.
Iii
ANDRE RAYMON D
III. SON DÖNEM
Napolyon Banapart'ın 1798'de Mısır'ı
etmesiyle birlikte Kahire tarihinde
yeni bir dönem başladı. 1805'te vali tayin
edilen Kavalalı Mehmed Ali Paşa yaklaşık
150 yıl sürecek olan han ed anın kurucusu
oldu. Mısır. ll. Dünya Savaşı sırasında tarafsız kalmasına rağmen 1936'da ingiltere ile yaptığı bir antlaşma sebebiyle ingilizler tarafından askeri üs olarak kullanıldığı için Kahire de müttefiklerin Ortadoğu'daki karargahı durumuna geldi. Savaş sırasında Amerika Birleşik Devletleri
Başkanı Rooseveıt . ingiltere Başbakanı
Churchill ve Çin Generali Chiang Kai-shek
Kahire'de buluşarak görüştüler [Kah i re
Konferansı , 23-24 Kasım 1943). Mart
1945'te Kahire'de Camiatü 'd-düveli'IArabiyye (Arap Birliği) adlı örgüt kuruldu:
1946'da da ingiliz birlikleri şehri terkettiler. Hür Subaylar'ın (ed- Dubbatü' l-ahrar)
1952'de yaptıkları ihtilalle krallığın devrilmesinden sonra Kahire Mısır Cumhuriyeti'nin başşehriolmayı sürdürdü. Ocak
1977'de. Başkan Enver Sedat'ın takip
ettiği açılma politikasının temel ihtiyaç
maddelerindeki fiyat artışlarını da beraberinde getirmesi üzerine Kahire'de büyük bir gösteri yapıldı.
işgal
Paşa'nın başlattığı yenilik
merkezini Kahireteşkil etmekle birlikte onun döneminde şehrin
genel görüntüsü fazla bir değişikliğe uğ­
ramamıştır. Bununla birlikte Mehmed
Ali Paşa ailesinin üyeleriyle diğer devlet
erkanının Nil kenarında. Ravza adasında
ve Clze'de büyük bahçeler içerisine yaptırdıkları saraylar daha sonraki büyümede etkili oldu. Mehmed Ali Paşa da Şüb­
ra'da büyük bir saray ve Kal'atülcebel'de
kendi adıyla anılan istanbul camilerine
benzer bir cami yaptırdı [ı 265 / ı 848).
1845'te Ezher bölgesiyle MCıskl'yi birbirine bağlayan Sikketülcedlde caddesi açıldı .
Bulak da XIX. yüzyılın ilk yarısında matbaa ve tekstil gibi çeşitli endüstri dallarının gelişmesiyle bir sanayi ve ticaret
semti haline geldi. Abbas Paşa zamanın­
da Abbasiye mahallesi kuruldu. 1851'de
iskenderiye- Kahire ve Kahire- Süveyş demiryollarının yapımına dair anlaşma imzalandı ve Abbas Paşa'nın vefatından kı­
sa bir süre önce ilk bölüm ün ( 1854 ı. Said
Paşa zamanında da ikinci bölüm ün (ı 858)
açılışı gerçekleşti. 1856'da Kahire'nin kuzeybatısına Babülhadld (bugünkü Ramses
Meydanı ci va rı) tren istasyonu inşa edildi: böylece hem Akdeniz'e hem de Kızıl­
deniz'e demir yoluyla bağlandığı için Ka-
Mehmed Ali
çalışmalarının
179
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi