Meclisi Mebusan
Heyet-i Vükelânın tebdili d a i m a
ve âdiyeden biridir. Bu her vakit
Meclis-i M e b û s â m n feshi u m û r - u
t: 18
9 Haziran 1328 (1912)
C :1
umûr-u
câriye
veti h e r vakit b ü y ü k olmalıdır, h e r vakit ileride ol­
olabilir.
Lâkin
malıdır. F a k a t
müşkilede iltizam
Meclis-i
Mebusana
ait ve milletin
üzerinde b u l u n a n bu şeyi, kuvveti demek
edilecek bir u m û r - u nâdiredir. H e r vakit olamaz, na­
istiyorum.
N e ben b u n u İspata çalışayım da b u r a d a
tâdâd
diren yapılacak bir şeydir. Şimdi, h e r vakit âdiyen ca­
edeyim, ne de siz b u n u benden sorun. Efkâr-ı u m u -
rî olan tebdîl-i Vükelâ kaziyesiyle böyle nadiren ve
miyyeye havale edelim, onlar takdir
urnûr-u müşkileye hâsıl olan meseleyi ajan
t u t m a k doğru değildir. V e
derecede
h a k i k a t e n yine Meclis-i
Vükelânın, h e r Hükûrnet-i M e ş r u t a d a
olduğu gibi,
u m û r - u âdiyede tebdilleri var. F a k a t Meclis-i M e b û ­
s â m n feshi u m û r - u âdiyeden değildir.
Nadiren
olan
şeylerdendir.
Binaenaleyh,
etsinler.
bence b u n d a n ikibuçük
sene
evvel
esbâb-ı mucibe-yl m â k u l e y e binaen tâdil edilen
k a n u n u n ki, K a n u n - u Esasinin bir maddesini
bir
tâdile
k a l k ş m a k , onu tâdile çalışmak bir zaruret görülme­
dikçe doğru
olamaz. B a h u s u s o esbâb-ı
mûcibeyi
cerh v e tâdil eder derecede gerek m a d d î , gerek m â ­
B ö y l e n a d i r e n olan şeyler
âdiyen olan şeylerle
tekabül edemez ve o n u n l a müsavi tutulmaz Esbab-ı
nevi
esbâb-ı
mâkule
görülmedikçe
caiz
Binaenaleyh b u teklifin reddini talep
değildir.
ederim.
m u c i b e üzerine sabık M e b û s â n d a b u 35 inci m a d d e
ISAİT P A Ş A ( S a d r a z a m ) — M ü s a a d e ediniz efen­
tâdîl edilmişti. Şu iki esbâb-ı mûcibeyi red ve tâdil
edilmişti. Şu iki esbâb-ı mûcibeyi red ve tâdil h a k ­
dim. ( K ü r s ü y e çıkarken sürekli alkışlar)
Efendilerim,
kında şimdiye k a d a r hiçbir söz söylenmedi ve b u n l a r
h â l â bakidir. S o n r a böyle tâdil o l u n u p ta elimizde
duran kanunun
böyle acele ile tâdiline bizi şevke -
dcn şey nedir? Esbâb-ı m û c i b e d e o da yok. Esbâb-ı
mûci'besinde acele yapıldı, iyi yapılamadı,
nâmâkul
cümlenizi
35 inci m a d d e
işgal ediyor.
tamamen malûmunuz
Bunun
birkaç
aydan
hakikati,
beri
mahiyeti
olmuştur. Binaenaleyh o yol­
da tafsilat vermeyi zait a d d e d e r i m . M a z b a t a
Muhar­
riri beyefendinin tebyînatına tabiî dikkat b u y u r m u ş sunuzdur tabiî dikkat b u y u r m u ş s u n u z d u r , gerek ken­
bir şey k o n u l d u deniyor.
H a l b u k i m a k û l olup ta u z u n uzadıya m ü t a l a a ve
düşünce neticesi olduğunu işte şimdi
b e y a n ettiğim
esbâb-ı mûcibeyi nazar-ı m ü t a l a a y a alan
encümen
disi, gerek encümen b u maddeleri nc k a d a r
tetkike
m ü s t e h a k ise, n e k a d a r t â m î k a
derece
lâyiksa, o
tetkik ve tamik ettiği sabit oluyor.
tâdil etti. Sonra Meclis te b u suretle kabul etmişti.
Zira, M a z b a t a M u h a r r i r i beyefendinin verdiği iza­
Şimdi b u n d a n ne zarar gördük? Hiçbir zarar görül­
h a t ı n hiçbir fıkrasını g ö r m e d i k ki, H u k u k - u Esasiy-
medi ve benim itilkadtmca maddeten hiçbir zarar gö­
yeye
rülmedi ve gösterilmiyor da. Yalnız tevâzün-u kuvâ
tedebbu
edenlerin
kaidesinden b a ş k a bir şey gösterilemiyor.
müttehit
olurlar ki, e n c ü m e n , meseleyi, gerek
T e v â z ü n - ü k u v â , alelıtlak içindir. Sureti
tevazün
nasıl olmalı, b u n u ne ile ölçeceğiz? Bu tevâzün-ü ku-
kuk,
taallûkten hâîî kalsın.
gerek
cümlesi,
Siyasiyyat,
Hukuk-u
zannederim
gerek
İdare
larından b i h a k k ı n ve t a m a m e n
vânın h u s u l ü n ü nasıl bileceğiz? Bunlar imkânsız şey­
Mazbata
tasdikte
nokta-i
tetkik
m u h a r r i r i beyefendi,
Esâsiyyeyi
ki
Hu­
nazar­
etmiştir.
birkaç
kere
bu
lerdir. Bu, h a d d i bulunur, tayin edilir şeylerden değil­
madde
dir. B e n kendi hisseme ait o l m a k üzere hariçte âsârı
lum-u âlîniz, e n iyi k a n u n a h k â m - ı
ile görebilirim. H a r i ç t e a s a r ı n a b a k a r s a k b u g ü n mil­
raç olunan kaidedir. H a t t a h ü k ü m a d a n biri de b ö y l e
let kuvvetlidir, Meclis-i M e b u s a n m ı kuvvetlidir, hü­
demiştir.
k ü m e t m i kuvvetlidir?
olmaz, o n d a k a n u n mâhiyeti olamaz. Aksi de böyle­
TRAYAN
N A L t E F E N D İ ( M a n a s t ı r ) — Meclisi
M e b u s a n ve millet.
tabîat-ı eşyaya müstenittir
kanun
biz, tabiatta
rabıta b u l u n m a z s a
b a n a m u k a b e l e edin, hiçbir şey
ki, tabiat b u n u
umum
ahalice, k ü ç ü ğ ü büyüğü, herkesçe t a a y y ü n etmiş bir
meseledir. (Hükümetin kuvveti b u g ü n
meydandadır.
H e m nasıl kuvveti... H a t ı r a gelen kuvvet,i
görüyoruz
cismin eczâ-yı ferdiyyesi
b e n b u n u size delîl için irae ediyorum. Ve yine siz
dinlemem,
ki, âdet-i
Ma-
tabiattan istih­
tabiata
muvafık
dir.
Şimdi
Z E Y N E L Â B İ D İ N E F E N D İ ( D e v a m l a ) — Şimdi
Hangi
diyorlardı.
ki, h e r h a n g i
beyninde alâka,
o cisim muh'tel
icabediyor.
oluyor.
Muhtelif
bir
imtizaç,
Demek
kanunların
beyninde d a i m a tenasüp, t e k a b ü l ü m u â d i l e lâzımdır.
Bunlar mevcut
olmadığı
gibi,
onların, y a
muh'tel
herkesin
olması lâzım gelir, ya birinin diğerine galip olması
Mebusandan
lâzım gelir. O hâlde de m a k s a d - ı hilkat k a m i l e n a k ­
aldığı kuvveti de, H ü k ü m e t i n k a n u n u tatbikteki kuv-
sine m ü b e d d e l olur. Ayniyle Kuvve-i K a n u n i y y e ile
indinde
malûm
oldu. Evet, o Meclis-i
TBMM KUTUPHANESI
Download

Meclisi Mebusan t: 18 9 Haziran 1328 (1912)