TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
AVRUPA BİRLİĞİ UYUM KOMİSYONU
Esas No: 1/946
Karar No: 33
28.11.2014
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca Başkanlığınıza
sunulan 1/946 esas numaralı Ekonomik ve Sosyal Konseyin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında
Kanun Tasarısı, 10 Temmuz 2014 tarihinde Komisyonumuza havale edilmiştir.
Tasarı, Komisyon Başkanı Sayın Mehmet TEKELİOĞLU başkanlığında toplanan
Komisyonumuzun 19 Kasım 2014 tarihli 22’nci Toplantısı’nda; Kalkınma Bakanlığı, Avrupa
Birliği (AB) Bakanlığı, Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD), Müstakil
Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD), İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), Türkiye Odalar
ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK), Türkiye
İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Türkiye
İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ)
ile Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) temsilcilerinin katılımıyla
görüşülmüştür.
Tasarı’nın genel gerekçesi ve madde gerekçelerinde, hazırlanış amacı özetle şu şekilde
ifade edilmiştir:
“7/5/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle Anayasal bir kurum
hâline gelen Ekonomik ve Sosyal Konseyin mevcut yapısı, hem etkin çalışma için gerekli
fonksiyonel yapıyı sağlayamamakta hem de toplumun tüm kesimlerini içermemektedir. Bu
durum, Konseyin temel amacı olan sosyal diyalog fonksiyonunun aksamasına neden olmakta
ve Avrupa Komisyonu ilerleme raporlarında eleştiri konusu yapılmaktadır.
Bu çerçevede, Konseyin daha etkin ve fonksiyonel bir yapıya kavuşturulması, mevcut
yapısının daha geniş toplum kesimlerini kapsayacak şekilde genişletilmesiyle sosyal diyalog
fonksiyonunun güçlendirilmesi ve kamu ağırlığının azaltılarak Konseyin istişari
fonksiyonunun ön plana çıkartılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, ülkemizin AB ile ilişkileri
çerçevesinde Konseyin Türkiye-Avrupa Birliği Karma İstişari Komitesi çalışmalarını izlemesi
öngörülmektedir.”
Kalkınma Bakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ceylan, Tasarı ile ilgili yaptığı sunuş
konuşmasında aşağıdaki bilgileri vermiştir:
- Ekonomik ve Sosyal Konsey, ilk kez, 1995 yılında çıkarılan bir Başbakanlık
genelgesiyle toplanmıştır. Konsey, bugüne kadar etkin, işlevsel ve devamlılık arz eden bir
yapıya kavuşturulamamış, dolayısıyla beklenen toplumsal faydaya ulaşılamamıştır.
- Mevcut yasaya göre, sadece işçi ve işveren kesimleri Konseyde temsil edilirken,
Tasarı’da söz konusu kuruluşlara ilaveten, üniversiteler, yerel yönetimler, sivil toplum
1
örgütleri, ekonomik ve sosyal konularda yetkinliğiyle öne çıkmış bilim insanları, sanatçılar ve
yazarların da dâhil olduğu diğer toplum kesimlerinden temsilcilerin Konseye katılımı
öngörülmüştür. Böylece Konsey sadece işçi ve işveren kesimlerinin ağırlıklı bir şekilde temsil
edildiği bir yapı olmaktan çıkartılmakta, toplumun daha geniş kesimlerinin temsil edildiği bir
diyalog platformu hâline getirilmektedir.
- Tasarı’da, Konsey üyelerinin güncel gereksinimler doğrultusunda etkinlik ve faaliyet
hacimleri de dikkate alınarak yönetmelikle belirlenmesi Konseyin işlevsel esnekliğini
artıracaktır.
- AB ilerleme raporlarında, özellikle 2012-2013 yıllarında ikili ve üçlü sosyal diyalog
mekanizmalarının işleyişinin zayıf, Konseyin etkisiz olduğu eleştirileriyle karşılaşılmaktadır.
Konsey yapısı içinde hükûmetin ağırlığı da eleştiri konularından birisidir. Bu çerçevede
hazırlanan Kanun Tasarısı’yla AB çevrelerinin eleştirilerinin karşılanması hedeflenmektedir.
AB Bakanlığı temsilcisi Tasarı ile ilgili şu görüşleri ifade etmiştir:
- Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 151 ve 152’nci maddelerinde,
ekonomik ve sosyal diyaloğun geliştirilmesine yönelik hükümlerin yer almakta, 154 ve
155’nci maddelerinde ise sosyal tarafların birbirleriyle nasıl bir danışma mekanizması
kuracakları ve hükûmet ile doğrudan iletişimlerinin nasıl olacağı düzenlenmektedir.
Antlaşma, sosyal diyaloğun teşvikini gerekli kılmakta ve sosyal ortakların rolünü
güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede, sosyal diyaloğu tesis etmek üzere ülkemizde
Ekonomik ve Sosyal Konsey kurulması AB ile ilişkilerimiz açısından önemlidir.
- Uluslararası Çalışma Örgütünün Uluslararası Çalışma Normları Uygulamasının
Geliştirilmesinde Üçlü Danışmaya İlişkin 144 Sayılı Sözleşmesi, Türkiye tarafından 1993
yılında onaylanmıştır. Ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 2013’te yayımlanan
Ulusal Düzeyde Üçlü Sosyal Diyalog başlıklı Rehber’de, ulusal düzeyde üçlü danışma ve
sosyal diyalog yapılarının kuruluş ve işleyişine ilişkin hususlar ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
- Konseyde özellikle ilgili tarafların temsili açısından kamunun ağırlığı, eleştiri konusu
olmuştur. İlgili tarafların sadece üçlü danışma yapısı şeklinde değil, diğer tüm sosyal
tarafların da temsili önem arz etmektedir. Bazı AB üyesi ülkelerde bu tür danışma kurulları
üçlü bir yapıda kurulmuştur. Örneğin, Çek Cumhuriyeti’nde 7 bakan, 7 sendika ve 7 işveren
temsilcisinden oluşan bir yapı söz konusuyken bir başka AB üyesi ülkede, ilgili tüm sosyal
tarafların temsil edildiği Konseyin üye sayısı 200’ün üzerindedir.
- Konseyin özellikle görev ve yetkileri açısından Uluslararası Çalışma Örgütünün 144
Sayılı Sözleşmesi’nin 5’nci maddesi uyarınca bazı tavsiye kararları dile getirilmiştir. Bu
çerçevede, Uluslararası Çalışma Standartları’nın uygulanmasını geliştirmek amacıyla
hükûmetin talebi doğrultusunda görüş bildirmek, Konseyin en önemli görevleri arasında
zikredilmektedir.
- Uluslararası Çalışma Örgütü Uzmanlar Komitesinin yayımladığı raporlarda ülkemiz
ile ilgili yapılan değerlendirmelerde, üçlü sosyal diyalog yapısının güçlendirilmesi ve
işlerliğinin artırılması gerektiği vurgulanmaktadır.
- Önümüzdeki dönemde 19 numaralı Sosyal Politika ve İstihdam Faslı’nın açılması
ihtimali doğrultusunda yapılması gereken çalışmalardan birisi de Ekonomik ve Sosyal Konsey
Kanunu’nun yeni Anayasal düzenlemeler çerçevesinde kabul edilmesidir. Tasarı’nın
yasalaşması, bu açıdan ilave bir adım olacaktır.
2
Toplantıya katılan çeşitli meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ile işçi ve işveren
sendikaları konfederasyonu temsilcileri Tasarı hakkında aşağıda belirtilen görüş ve önerilerde
bulunmuşlardır:
- Konseyin AB normlarına uyum sağlamak üzere kurumsallaşması ve sosyal tarafların,
sivil toplum kuruluşlarının ağırlıklı olduğu bir yapıya kavuşturulması, AB ilerleme
raporlarında sıklıkla dile getirilmektedir. Bu çerçevede, Konseyin oluşumunda kamu
ağırlığının üçlü yapı esas alınarak düzenlenmesi, temsilin adil ve yeterli bir şekilde
sağlanması gerekmektedir.
- Mevcut Kanun’da Konseye, görüşlerini rapor hâline getirip Meclise, hükûmete ve
kamuoyuna sunabilme imkânı tanınmıştır. Ancak, Tasarı’da Konseyin, hükûmetin talebi
üzerine ekonomik ve sosyal yaşamı etkileyen kanun tasarıları, plan ve politika belgeleri
konusunda görüş bildireceği ifade edilmiştir. Konseyin, hükûmetin talebinden bağımsız
olarak, resen görüş bildirme yetkisi de olmalıdır.
- Konseyde kimlerin temsil edileceği yönetmelikle belirlenecektir. Oysaki mevcut
Kanun’da olduğu gibi Konsey üyelerinin Tasarı’da da ismen belirtilmesi daha doğru olacaktır.
- Tasarı’yla öngörülen düzenlemede demokratik kitle örgütleri yeterince temsil
edilememektedir. Çalışan kesimin üye sayısı 8, işveren tarafınınki ise 12 olarak belirlenmiştir.
Çalışanların ağırlığının artırılması uygun olacaktır.
- Konseyin yapısının yönetmelikle düzenlenmesi uygun değildir. Bu nedenle Konseyin
yapısının Tasarı’da yer alması, en çok üyeye sahip üç konfederasyonun Konseyde temsil
edileceğinin açıkça ifade edilmesi uygun olacaktır.
- Tasarı’da, sosyal tarafların Konsey içerisinde ne şekilde temsil edilecekleri hususu
yönetmeliğe bırakılmıştır. Ancak, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda
işçi ve işveren sendikaları ilgili çerçeve sözleşme, iş yeri ve iş kolu barajları konularında
Konseye üye olma hususuyla doğrudan bağlantı kurulmuştur. Tasarıda, mevcut yasal
düzenlemeyle paralel bir düzenlemenin olmadığı, süreç içerisinde Konseyde işçi ve işveren
sendikalarının ve sivil toplum örgütlerinin temsilinin değişkenlik arz edebileceği
görülmektedir. Dolayısıyla, Tasarı’da, 6356 sayılı Kanun’a atıf yapılması faydalı olacaktır.
- Konseyde kamu kesiminin, özel kesimin, çalışanların ve sivil toplum örgütlerinin ne
şekilde temsil edileceğinin yönetmeliğe bırakılması, uzun vadede, taraflar arasında yargıya
intikal edebilecek bazı anlaşmazlıkların doğmasına neden olabilecektir. Bu nedenle, mevcut
yasal düzenlemede olduğu gibi Konseyde kimin, nasıl temsil edileceğinin objektif kriterlerle
tespit edilmesi gerekmektedir.
- Ekonomik ve sosyal konseylerin anayasal dayanağa sahip olduğu dört AB üyesi
ülkenin arasına Türkiye’nin de katılmış olması önemli bir gelişmedir.
- AB’de bir üst kurul olarak oluşturulan Ekonomik Sosyal Komite üçlü bir yapıya
sahiptir: İşçi, işveren ve diğer gruplar. Söz konusu Komitenin Türkiye’deki muhatabı, üyeleri
Konsey tarafından belirlenen Karma İstişari Komitedir (KİK). KİK’te hükûmet temsil
edilmemektedir.
- KİK’in yapı ve işleyişinin nasıl olacağı hususunda belirsizlik mevcuttur.
- AB üyesi ülkelerin ekonomik ve sosyal konseylerinde alt kurullar vardır. Mevcut
Kanun da alt kurulların oluşturulmasını öngörmüştür. Ancak, Tasarı’da, çalışmalarına ilgili
bütün sivil toplum kuruluşlarının katılma imkânı bulunan alt kurullara yer verilmemiştir.
3
- AB ülkelerinin birçoğunda konsey sekretarya hizmetleri özerk bir yapı tarafından
verilmekteyken, Türkiye’de bu hizmetlerin Kalkınma Bakanlığına bırakılmış olması AB
uygulamaları açısından bir eksikliktir.
- AB ilerleme raporlarında, Konseyin toplandığı dönemde sivil toplumun yeterince
temsil edilmediği, ayrıca Konseyin 2009 yılından bu yana toplanamaması nedeniyle işlevsiz
kaldığı eleştirilerine yer verilmektedir. Buna rağmen Tasarı’da Konseyin yılda 2 kez
toplanmasının öngörülmesi, Konseyin sembolik bir anlam taşıyacağının göstergesidir.
Konseyin altı ayda bir yapacağı toplantıların, işlevini yerine getirmek bakımından ne kadar
etkin ve verimli olacağı tartışmalıdır.
- İşçi, işveren sendika konfederasyonları, tacir, sanayici, esnaf ve sanatkârlar ile çiftçi
temsilcisi meslek kuruluşlarının Konseyde temsili garanti altına alınmalı ve her kesime eşit
temsil hakkı sağlanmalıdır.
- Türkiye-AB KİK, hâlihazırda özel bir Tüzük uyarınca çalışmalarını sürdürmektedir.
Üyelerin bu Tüzük’e göre belirlenmesi gerekirken Tasarı’nın kanunlaşması durumunda
mevcut KİK üyelerinin görevlerinin sona erdirilmesi, AB kanadı tarafından olumsuz
karşılanabilecektir. Zira KİK’in, hükûmetten bağımsız bir yapı olması esastır. Dolayısıyla,
yeni KİK kurulana kadar mevcut KİK üyelerinin görevine devam etmesi daha uygun
olacaktır.
- Konseyin oluşumunda özel kesimden ne anlaşılacağı belirsizdir. Tasarı’nın önceki
taslaklarına bakıldığında tarım ve çiftçi kuruluşlarının da özel kesim sınıfı içerisinde sayıldığı
görülmektedir. Tacir ve sanayicilerin sorunları ile bu kesimlerin sorunları birbirinden
tamamen farklıdır.
- Konsey toplantılarının gündemlerinin belirlenmesinde Konsey üyelerinin
görüşlerinin başkanlık divanı tarafından dikkate alınması ve Konseye, gerekli gördüğü
hâllerde komisyon ya da alt komisyon kurabilme yetkisi verilmesi uygun olacaktır.
- Konsey kararlarının raporlaştırılması; Konsey üyeleri tarafından, iki Konsey
toplantısı arasındaki süreçte yürütülen faaliyetler ve alınan kararların izlenmesine yönelik bir
komitenin oluşturulması ve söz konusu izleme raporlarının, ilgisine göre yasama ve yürütme
organlarıyla paylaşılması faydalı olacaktır.
Tasarı’ya ilişkin olarak, Komisyon üyesi milletvekilleri tarafından şu görüşler dile
getirilmiştir:
- AB ilerleme raporlarındaki eleştirileri geçiştirmek üzere hazırlanan bu Tasarı’nın,
uzun vadede toplumsal kırılmalara yol açması, hükûmetin ekonomik, sosyal bütün
uygulamalarından doğrudan etkilenen kesimler arasındaki iç barışı bozması muhtemeldir.
- 2’nci maddenin (a) bendinde, kamu kurum ve kuruluşlarının en üstte zikredilmesi
şekilsel olarak bir hiyerarşi yaratıldığını düşündürmektedir.
- Özel kesimden yani işverenden 12, işçilerden 8 kişinin temsil edilmesi ciddi
problemlere yol açacaktır. Eğer bir temsil söz konusu olacaksa işverenler ve işçiler açısından,
bu kesinlikle eşit olmalıdır.
- “Diğer toplum kesimleri” gibi, kimin kastedildiği açıkça anlaşılamayan muğlak
ifadeler, bu yasayı uygulayacak olan yürütmeye keyfî davranma imkânı verecektir.
- Yerel yönetimlerden sadece 2 kişiye yer verilmesi son derece zayıf bir temsiliyete
işaret etmektedir.
4
- Çiftçilerin, çiftçi kooperatiflerinin ve çiftçi örgütlerinin de, isimleri açıkça
zikredilerek temsil hakkına kavuşturulmaları gerekmektedir.
- Konseyde kamunun temsil oranı yüzde 44’tür. Bu yüksek oran kabul edilebilir
değildir ve yüzde 15-20 düzeyine çekilmelidir.
- Konseyde alınacak tavsiye kararlarının izlenmesi konusunda ciddi bir mekanizma
eksikliği söz konusudur.
- Çalışma kurullarının kaldırılması, farklı toplumsal kesimlerin Konsey çalışmalarına
katkı vermesinin yolunu kapatmaktadır ki, bu, katılımcı ve demokratik bir yapı oluşmasını
engelleyici niteliktedir. Toplumu bilgilendiren çalışma kurulu raporları, bu tür yapıların en
kalıcı çıktısıdır.
- Konsey, 2001 yılında yasal, 2010 yılında ise Anayasal dayanağa kavuşmuştur. İlginç
bir şekilde, normlar yukarı çekildikçe Konseyin toplanma sıklığı azalmıştır. 2001 öncesindeki
toplantı sayısı 2001-2014 dönemindekinden daha fazla olan Konsey, Anayasal bir kurum
hâline geldikten sonra hiç toplanmamıştır.
- AB çevrelerinin temel eleştirisi, Konseyin yapısından ziyade çalıştırılmıyor oluşuna
ilişkindir. Konseyin etkisiz olduğu yönündeki eleştiriler temelsizdir zira bunu anlamak için
Konseyin çalıştırılması gerekmektedir.
- Konseyin yapısı değiştirilmek isteniyorsa mevcut yasayı yürürlükten kaldırmak
yerine sadece 2’nci maddenin değiştirilmesi yeterli olacaktır.
- Konseyi oluşturacak kurumların Tasarı’da açıkça sayılmayıp yönetmeliğe
bırakılması yasaların şeffaflık ilkesine doğrudan aykırıdır ve keyfîliğe kapı aralamaktadır. Bu,
tamamen hükûmetin tayin edeceği bir yapının öngörüldüğünü göstermektedir.
- Yürürlükteki Kanun’da, Başbakan’ın, istediği sayıda sivil toplum kuruluşu
temsilcisini Konseye katabilme olanağı mevcuttur. Özellikle emek kesiminden bazı kurumlar
çağrılmak istenmediğinden bu hükme işlerlik kazandırılmamaktadır.
- Tasarı’nın 2’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “bir bakan” ifadesi
“Kalkınma Bakanı” şeklinde değiştirilerek sarahate kavuşturulmalıdır.
- Konseyin görev ve yetkileri azaltılmıştır. Çalışma kurullarının kaldırılması,
Konseyin, sadece toplantı günlerinde var olan, fakat süreklilikten yoksun bir yapıya
dönüşmesini netice verecektir.
- Türkiye-AB KİK üyelerini belirleme yetkisinin Konseyden alınıp başkanlık divanına
bırakılması merkezîleşme yönünde bir adımdır ve geriye gidiştir. Yine, geçici 1’inci maddeyle
mevcut üyelerin görevlerinin sonlandırılması ve başkanlık divanının ilk toplantısına kadar
geçecek sürede görev yapacak üyelerin tek bir kişi yani Başkan tarafından tespit edilmesi
uygun değildir.
- 4’üncü maddenin başlığı, içerikle uyumlu olması açısından “Başkanlık Divanı ve
yetkileri” biçiminde düzenlenmelidir.
- İstişarî bir kurul olan ve kararları bağlayıcı olmayan Konsey için oylama usulü
belirlenmesi yersizdir. Bir karar verilecekse bunun istişare ve dolayısıyla oydaşmaya dayalı
olması esastır.
- Mevcut Kanun toplantı gündeminin belirlenmesinde, Konseyi oluşturan
kuruluşlardan birer temsilcinin katılımına imkân verirken Tasarı’da bundan vazgeçilmesi bir
eksikliktir.
5
- Tasarı’da bahsi geçen yönetmeliklerin çıkarılma süresi bakımından, 3 ay gibi bir üst
sınır konulmalıdır.
- Sosyal taraflar, üzerinde mutabakat sağladıkları ve 25 Mart 2005 tarihli Konsey
Toplantısı’nda kamuoyuyla paylaştıkları yasa taslağının arkasında durmalı ve hükûmet
mevcut Konsey üyeleri ile birlikte, katılımcı bir anlayışla yeni bir tasarı hazırlamalıdır.
- Konsey, hükûmetin yapmak istediklerini tasdik eden ve bunların toplumun geniş
kesimleri tarafından olumlu görüldüğü imajını yansıtan bir misyon üstlenmekten uzak
durmalıdır.
- “Diğer toplum kesimleri” ve “diğer kişiler” gibi ibareler, uygulayıcılara esneklik
sağlaması ve hareket alanı vermesi açısından yararlıdır. Toplumun ihtiyaçları neticesinde yeni
yapılanmaların öngörülmesi hâlinde bunların da Konseye dâhil edilmesi kolay olacaktır.
- Konseyin gündemine bağlı olarak toplantılara davet edilebilecek sivil toplum
temsilcileri ve diğer kişilerin sayısının kamu kurumlarından davet edilebileceklerden fazla
olması olumludur.
- Konsey toplantılarının bir sonucu olması ve bunların metne dönüşmesi gerektiğinden
uzlaşmanın bir yöntemi olmalıdır. Bu bakımdan Konseyde oylama yapılması bir zarurettir.
- Tasarı’nın kanunlaşması, AB ile yürütülen üyelik müzakerelerinde 19 numaralı
Sosyal Politika ve İstihdam Faslı’nın açılabilmesi yolunda önemli bir adım olacaktır.
- Konsey toplantılarının mutat hâle gelmesi durumunda, sekretarya hizmetleri,
Kalkınma Bakanlığından alınıp Konseyin oluşturulacak kendi sekretaryasına
devredilebilecektir.
- Yasaların kazuistik bir anlayışla kaleme alınması yerine ayrıntıların yönetmeliklere
bırakılması mantıklıdır. Bu suretle, değişen şartlara uyum sağlamak kolaylaşır.
- Tasarı’da, Konsey toplantılarına Başbakan’ın başkanlık edeceği açıkça ifade
edilmeli; Başbakan’ın toplantılara katılamaması durumunda “görevlendireceği bir bakan”
kısıtlaması yerine “görevlendireceği bir kişi” denilerek bir Başbakan yardımcısı,
başdanışmanı veya bir kamu görevlisinin toplantılara başkanlık etmesinin yolu açılmalıdır.
- Tasarı’nın 2’nci maddesinde geçen “oniki” , “elliyedi” gibi sayıların, Türkçe yazım
kurallarına uygun olarak ayrı yazılması gerekmektedir.
Hükûmet temsilcisi, milletvekillerinin muhtelif soru ve eleştirilerine cevaben
aşağıdaki hususları ifade etmiştir:
- Türkiye’nin hızlı gelişen ve değişen sosyal yapısı, detaylara yasada değil ikincil
düzenlemelerde yer verilmesini gerekli kılmakta ve bu suretle değişikliklere daha kolay cevap
verilebilmektedir.
- Tasarı’yla Konseyin üye sayısı artırılarak daha geniş bir toplum kesiminin temsiline
olanak sağlanmaktadır.
- 57 üyeli Konseyde kamudan sadece 20 kişi temsil edilmektedir. Dolayısıyla, kamu
kesiminin ağırlıklı olduğu bir yapıdan bahsedilemez. Kaldı ki, sivil toplumun ve çalışan
kesimlerin taleplerinin muhatabı olmaları hasebiyle bakanlıkların, görüş ve önerilerden
yararlanabilmeleri için bu yapıda yer almaları bir gerekliliktir.
- “Diğer toplum kesimleri”yle kastedilen; çevre, kadın, çocuk, gençlik, özürlü, yaşlılar,
sağlık, kültür ve sanat, tüketici, eğitim, insan hakları, sosyal yardım ve hizmet alanlarında
çalışan en fazla üyeye sahip sivil toplum kuruluşlarıdır. Kooperatifler, tarımsal üretici
6
birlikleri, tarım, esnaf ve sanatkâr kesimi, hukuk alanındaki kamu kurumu niteliğindeki
meslek kuruluşları ve Üniversitelerarası Kurul, Konseyde temsil edilecektir.
- Tasarı’da Konsey üyelerinin adlarının sayılmaması 6356 sayılı Kanun’un 4641 sayılı
Kanun’a yaptığı atıflar bakımından herhangi bir sorun teşkil etmemektedir.
- Mevcut yapıda tüm konfederasyonlar 3’er üyeyle temsil edilirken yeni yapıda birer
üyeyle temsil edilecekler, kurumların sayısı artırılarak çalışan kesimin temsil çeşitliliği
genişlemiş olacaktır.
- Çalışma kurullarının oluşturulması hususu Tasarı’da yer almamakla birlikte bunlara
yönetmelik marifetiyle hukuki dayanak kazandırılmasının önünde bir engel bulunmamaktadır.
- Konsey toplantılarında bütün görüşler kayıt altına alınmaktadır. Şeffaflığı sağlamak
adına bunların bastırılıp dağıtılması ve internette yayımlanarak kamuoyuyla paylaşılması
hedeflenmektedir.
- Yönetmeliklerin hazırlanması aşamasında bütün kesimlerin görüşleri alınacak ve
süreç, diyalog içerisinde yürütülecektir.
- Başkanlık divanında işçi, işveren ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yer aldığı
düşünüldüğünde KİK üyelerinin belirlenmesinde hükûmetin belirleyici olacağı şeklindeki bir
endişeye mahal olmadığı görülecektir.
Tasarı’nın tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelere
geçilmeyerek görüşmenin geneli üzerindeki müzakerelerle sınırlı tutulması ve uygunluk
görüşümüzün Komisyon üyelerinin ifade ettiği görüşlerle birlikte esas komisyona bildirilmesi
Komisyonumuzca kararlaştırılmıştır.
Raporumuz Esas Komisyon olan Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulmak üzere
Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.
7
Download

Raporu - Türkiye Büyük Millet Meclisi