Editörden
Bahar Tanyaş
Eleştirel Psikoloji Bülteni’nin bu sayısı “Psikolojide Araştırma ve Yöntem Tartışmaları” başlığı altında araştırma yöntemleri üzerine özel bir sayı olarak hazırlandı. Bu
sayıda, araştırma ve yöntemin bulgulara ulaşmada yansız bir araç değil, bulguları
şekillendiren sosyo-politik bir eylem olduğu varsayımı ile çalışmalara başladık. Bu
bağlamda, araştırma sonuçlarını değil araştırma süreçlerini mercek altına aldık. Psikoloji araştırmalarının arka plandaki bilgi felsefesini, insan anlayışını ve “inceleme
nesnesi” ile ilişkisinin etiğini sorguladık; araştırma yöntemlerinin tarihsel gelişimini
ve uygulamalardaki sorunları değerlendirdik. “Doğru” bildiğimiz “yanlışları”, alternatif epistemolojileri, nitel araştırma yöntemlerini ve akademideki yayın eğilimlerini
daha fazla sayıda araştırmacı ve psikoloğun değerlendirmesine sunmaya çalıştık. Ve
elbette, yöntem sorunları ve yayın politikaları üzerine tartışmaları camianın gündemine taşımayı; araştırma yöntemleri üzerine alternatif, özgün ve erişilebilir bir kaynak oluşturmayı istedik.
Bu sayıda, Sertan Batur ve Ersin Aslıtürk, psikolojideki araştırma geleneğinin tarihsel gelişimini Kant’tan başlayarak ele alıyor. 19. yüzyılın bilim anlayışı içinde kendini
varedebilmek için sıkıştığı yöntem anlayışının psikolojiye “maliyetine” – incelediği olguları toplumsal, tarihsel, kültürel ve ilişkisel bağlamından koparışına ve yöntemin,
öznesini inkâr edişine - dikkati çekiyor. Sadece disiplin etiği açısından değil, toplumsal
ve tarihsel bir zorunluluk olarak da “başka türlü” bir psikolojinin olması gerektiğini ve
olabileceğini tartışıyor Batur ve Aslıtürk.
Özge Soysal ise yöntem sorununu farklı bir noktadan, modernist psikolojinin evlerden
(akademisinden, araştırmalarından, prestijli dergilerinden vb.) ırak tuttuğu psikanalizin perspektifinden ele alıyor. Üstelik bu akımın en radikal (ve belki de en huzur
kaçıran) isimlerinden Lacan’a gönderme yaparak soruyor soruyu: Ya psikolojinin bilmek istediği “nesne” bilinmesi imkânsız olansa? Soysal’ın modernizmin eleştirisini
yaptığı, bilimin, kliniğin ve insan olmanın etiğini tartıştığı makalesi Lacan’ın çoğumuz
için birer muamma olan kavramlarını anlaşılır, somut ve kullanışlı kılıyor; Hasan Ferit
4 ELEŞTİREL PSİKOLOJİ BÜLTENİ, SAYI 5, NİSAN 2014
Gedik’in Armutlu’da bekletilen cenazesinde elimizden alınanı, Gezi Parkı eylemlerinde bulduklarımızı hatırlatıyor.
Bahar Tanyaş ve Sibel Arkonaç ise psikolojide post-pozitivist paradigmanın kırılmasına işaret eden nitel araştırma yöntemleri üzerine odaklanıyor. Tanyaş, nitel araştırma
yöntemleri üzerine giriş niteliğinde bir kaynak metin sunuyor; nitel ve nicel araştırma
geleneklerinin temel farklılıklarını ve psikoloji araştırmalarındaki baskın anlayış ve
kavramların dönüşümünü ele alıyor; yaygın nitel yöntemlerden yoruma dayalı fenomenolojik analiz, gömülü teori ve anlatı analizini değerlendiriyor. Tanyaş bir yandan
yöntem seçiminin “rasyonelliğini” sorgularken diğer yandan nitel çalışmalarının araştırmacıdan taleplerini ve ona vaatlerini değerlendiriyor.
Arkonaç ise makalesinde psikolojideki söylemsel yaklaşımın araştırma anlayışını,
farklı ekol ve uygulamalarını örneklendiriyor. Bunu yaparken, söylemsel çalışmaların
arka planındaki bilim ve insan modelini, bu çalışmaların, genelinde psikolojiyi özelinde ise sosyal psikolojiyi nasıl radikal bir şekilde dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.
Arkonaç’ın hepimizin iyice anladığından emin olmak istediği bir husus var: Söylem çalışmalarının psikolojide farklı bir yöntemi değil farklı bir epistemolojik duruşu temsil
ettiği. Son olarak Arkonaç’ın makalesinin, söylemsel yaklaşımın Türkiye’deki tarihini
ve uygulamalarını ele aldığı bölümüyle ve makalenin genelinde gönderme yaptığı sayısız çalışmayla, bizlere çok değerli ve kapsamlı bir kaynakça sunduğunun altını çizmek gerek.
İdil Işık ve Engin Arık psikolojinin baskın araştırma geleneğini bu geleneğin içinden
değerlendiriyor. Işık, ana akım psikolojideki en hassas konulardan birini, kendi deyimiyle “en temel nicel araştırma yöntemi öğretisi olarak gelenekselleşmiş” bir modeli
ele alıyor: yokluk hipotezi anlamlılık testi. Işık’ın çalışması hem kapsamlı bir kavramsal alt yapı hem de Türkçe psikoloji yazını üzerine sistemli bir tarama sunuyor. Ayrıca
makalede, Işık’ın, yokluk hipotezi olgusuna yönelik eleştirilerin simge bir temsilcisi
olan Rex B. Kline ile yaptığı değerlendirmeleri de bulacaksınız. Nicel yöntemlerin kendi kurallarıyla çelişkilerinin örneklendiği makale, sadece bir eleştirel yaklaşım olarak
değil anlamlılık testinin ne olduğunu ve ne olmadığını (yeniden) öğrenmek, nazikçe
ifadesiyle “bilişsel çarpıtmalarımızı” daha direkt ifade edersek yanlış anlamalarımızı
fark etmek için önemli bir kaynak.
Arık ise Türkiye adresli psikoloji yayınlarını uluslararası arenada karşılaştırmalı olarak değerlendirdiği kapsamlı bir tarama sunuyor. Gerek psikolojide gerekse sosyal bilimlerin genelinde bir değerlendirme aracı olarak neredeyse egemenlik kuran Social
Science Citation Index (SSCI) ve Arts and Humanities Citation Index’i (A&HCI) baz alarak Türkiye psikoloji camiasının akademik yayın eğilimini 1980-2013 yılları arasında
inceliyor. Türkiye’deki psikoloji çalışmalarının İran, Yunanistan, kıta Avrupası, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çalışmalarla karşılaştırıldığı makale, bu konudaki en zengin derlemelerden biri. Arık’ın çalışması sadece bulguları ile değil, aynı
zamanda akademik yayın sisteminin önemli unsurlarına dair sunduğu açıklamalar ve
Türkiye’nin akademik koşullarına dair tespitleriyle de önemli bir kaynak niteliğinde.
Psikolojide yöntem sorunları, araştırma ve yayın politikaları üzerine tartışmalar, alternatif yöntem ve epistemolojiler, ana akımdaki radikal ya da yumuşak dönüşümler
elbette bu sayıda yer verdiklerimizle sınırlı değil. Üzerinde durulması, tartışılması,
alternatifleri düşünülmesi gereken - ölçeklerdeki sorunlar, örneklemedeki zorluklar,
melez yöntemlerle uygulamalar, nitel araştırmalardaki etik ikilemler gibi- birçok husus var. Diğer taraftan bu sayının iyi bir başlangıç olacağını, önemli olguları tartışmaya
açmış olduğunu ve bunun devamının geleceğini umuyoruz.
Bu sayının hazırlanması, yoğun profesyonel hayatın içinde herkesin önemli bir zihinsel ve fiziksel mesai ayırdığı, zaman zaman aynı fikirde olduğu zaman zaman ayrı düştüğü, birbirini hiç tanımadan sadece e-postalar üzerinden bir ortaklığı kurduğu çok
keyifli bir süreç oldu. Hepsi için mümkün olmasa da makalelerin çoğu, karşılıklı kör
ELEŞTİREL PSİKOLOJİ BÜLTENİ, SAYI 5, NİSAN 2014 5
bir değerlendirme sistemi içerisinde değil, yazarların hakemleriyle birlikte çalıştığı
bir sistem içerisinde değerlendirildi. Bu da bizlere hakemlerimize sormak, ne sorduklarını anlamak, ne anlattığımızı açıklamak için fırsatlar yarattı; hakemin düzeltmelerinin mecburen yapıldığı hiyerarşik bir sistemden çıkıp herkesin birbirinden öğrendiği
ve içimize sinen bir deneyim yaşadık.
Son olarak misafir editör olarak bu sayıya destek veren herkese teşekkür etmek istiyorum. Günümüzün çalışma temposunun hızında zaman ayırıp hakemlik yapmayı
kabul eden Belma Bekçi, Hakan Kızıltan, ve Oya Paker’e, hem yazarlık hem hakemlik
yapmak zorunda kalan Ersin Aslıtürk, Sertan Batur ve Sibel Arkonaç’a; Kürtçe çevirilerin hazırlanmasında emeği geçen Birsen Kormaz, Fatma Dirik, Gülşen Kılıçarslan,
Nevzat Orak, Mehmet Akbaş’a ve elbette İstanbul Kürt Enstitüsü’den Sami Tan’a ve
son olarak da tüm yazarlarımıza teşekkür ederim.
Bimînin di xweşiyê de…
Eleştirel Psikoloji Bülteni Yayın Ekibi adına
Misafir Editör Bahar Tanyaş
Download

Editörden - Eleştirel Psikoloji