Kültürel Ürünleri Meta Olarak Yeniden Düşünmek
Zafer Kıyan
Ankara Üniversitesi, İletişim Fakültesi
Giriş
Kapitalizm, meta üretiminin genişlemesi üzerine kurulu bir üretim sistemidir. Bunun anlamı,
o ana kadar meta olmayan şeylerin veya nesnelerin zaman içerisinde meta formuna
dönüştürülmesi, sermayenin bu dönüşüme dair bitip tükenmek bilmeyen bir çaba içerisinde
olmasıdır. Şimdilerde kültürel ürünlerle ilgili olup bitenler, yani bunların meta formu içine
sokulmaya çalışılması, sermayenin bu alana da sızmış olduğunu göstermektedir. Nitekim
günümüzde kültürü dolayımlayan ve onu kültürel bir ürün olarak konumlayan büyük bir
endüstri söz konusudur. Bu endüstriyi anlayabilmek, bu endüstri içindeki meta üretim sürecini
anlayabilmekten geçmektedir. Bu, kültürel ürünlerin meta olup olmadığı ve eğer meta iseler
bu formu neden ve nasıl kazandıkları tartışmalarını gündeme getirmektedir.
Bu çalışma, hemen her gün dinlediğimiz bir müzik eserinin, okuduğumuz bir
gazetenin, kitabın ya da derginin, seyrettiğimiz bir dizinin veya filmin kısaca şu ya da bu
şekilde tükettiğimiz kültürel ürünlerin meta olup olmadığına dair bir araştırmanın1 sorularını
ve başlangıç noktalarını ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Tartışmanın meta bağlamında yapılmasının geçerli bir nedeni var. Kapitalist üretim,
her şeyden önce bir meta üretim sistemidir. Meta, bu üretim sisteminin dayanak noktasını
oluşturan “artık değer”in üretilme aracı, aynı zamanda da artık değer de dâhil “değer”in
taşıyıcısıdır. En özet haliyle denebilir ki, kapitalist toplumlarda birikim, metaların2 üretimi ve
mübadelesi yoluyla elde edilen bu artık değerin bir bölümünün tekrardan üretime
sürülmesiyle gerçekleşmektedir. Bu bakımdan, kapitalizm için herhangi bir nesnenin ya da
şeyin meta olup olmadığı önemlidir. Söylemesi bile fazla, kültürel ürünlerin meta olup
olmaması da bu önemin kapsamındadır.
Marx, Kapital’deki analizini sahip olduğu önem nedeniyle meta tartışmasıyla başlatır:
“Kapitalist üretim tarzının egemen olduğu toplumların zenginliği, ‘muazzam bir meta yığını’
olarak görünür; bunun basit biçimi tek bir metadır. Bu nedenle, incelememiz, metanın
analiziyle başlıyor” (Marx, 2011: 49).
1
Bu konudaki tartışma eski bir tartışmadır. Kökleri 20 yy. başlarında etkili olan Frankfurt Okulu’na kadar
uzanmaktadır. Nitekim sıklıkla başvurulan “kültür endüstrisi” kavramı bu Okul’un temsilcilerine aittir.
Bunlardan biri olan Adorno şöyle yazmıştır: “Kültür endüstrisi ifadesi ilk kez, [Okul’un bir diğer önemli
temsilcisi] Horkheimer ile benim 1947 yılında Amsterdam’da yayımladığımız Aydınlanmanın Diyalektiği
kitabında kullanılmıştır” (2009: 109).
2
Meta Arapça kökenli bir kelimedir. Kelimenin çoğulu “emtia”dır. Ancak okuma rahatlığı açısından emtia
yerine kelimeye Türkçe çoğul eki olan “lar” eklenecek ve “metalar” şeklinde kullanılacaktır. Meta kelimesi
ayrıca “metaın” ya da “metaa” kullanımlarında olduğu gibi kendisine gelen eklerde araya koruyucu ünsüzler,
yani kaynaştırma harfleri almamaktadır. Ancak yine okumada kolaylık olması açısından kelimeye gelen eklerde
koruyucu ünsüzler kullanılacaktır. Örneğin, metaın yerine “metanın”, metaa yerine “metaya” gibi kullanımlar
tercih edilecektir.
1
Marx, Kapital’de açılışı bu şekilde yaptıktan hemen sonra metanın sahip olduğu
özellikler üzerinde durur. Buna göre bir meta kullanım değeridir; ayrıca mübadelede bir
değere sahiptir (Marx, 2011: 49-54). Bunlar o an için herhangi tikel bir metanın sahip olması
gereken özellikler olarak sunulur ve daha fazla ayrıntıya girilmez. Hatta o kadar girilmez ki,
ilk başta metanın neden bunlara sahip olması gerektiği pek anlaşılmaz3. Ama geri kalan
bölümlerde Marx, kapitalist üretim biçiminin işleyişinin bütünlüklü bir açıklamasını
sundukça, başta değer olmak üzere birçok kavram açık hale gelir; böylece metanın sözü
edilen özelliklere neden ve nasıl sahip olduğu da açıklığa kavuşur.
Dikkat edilirse Marx, kapitalist üretim için sonuç olan bir şeyi analizinin başına
koymaktadır4. Başka bir ifadeyle meta, Marx’ın analizinin başlangıcını oluşturur ama o
sadece bir sonuçtur. Hâlbuki geride bütün bir kapitalist üretim süreci yatmaktadır. Denebilir
ki Marx, önce bu sonuç olandan, yani metadan başlayıp ardından onu ortaya çıkaran üretim
biçiminin bütünlüklü bir analizini yapar. Meta, tam da bu nedenle ancak kapitalist üretim
biçimi içinde ve bu üretimin bütünü dikkate alındığında anlaşılabilmektedir.
Kültürel ürünlerin metalığı tartışılırken, genel bir eğilim olarak, bu durum göz ardı
edilir. Konuyu ele alan çalışmalarda (Wayne, 2009; Fuchs, 2009; Çakmur, 1998; Mosco,
1996; Miège, 1989; Smythe, 1977) kapitalist üretimin bütünü, yani “kapitalist metayı”
biçimlendiren, bu niteliği kazandıran süreç genellikle dikkate alınmaz. Daha çok, nesnelerin
meta olduktan sonra kazandıkları özelliklerden hareket edilir ve kültürel ürünlerin meta olup
olmadıkları bunlara bakılarak analiz edilir. Bu türden bir yaklaşımda sorun, bu özelliklere
başvurulması değildir. Bunlar gerçekten de herhangi tikel bir metanın sahip olması gereken
özelliklerdir. Buradaki sorun, kapitalist üretim sürecinde metanın bu özellikleri neden ve nasıl
kazandığı üzerinde durulmamasıdır (Golding ve Murdock, 2002). Bunun bir sonucu olarak,
ilk baktıkları anda kültürel ürünler araştırmacılara hemen meta olarak görünmekte ama
bunların neden ve nasıl meta formuna kavuştukları açıklanmamaktadır. Haliyle, çoğu kere
yanlış sonuçlara varılabilmektedir. Bu bazen Smythe’de (1977: 3) olduğu gibi “izleyicinin
metalaşması”na kadar varan aşırı, zorlama yorumlara neden olabilmektedir.
Metanın göründüğünden daha fazla anlama sahip olması nedeniyle bu türden
değerlendirmelere dikkatli yaklaşmak gerekmektedir. Nitekim Marx, metanın ilk bakışta
kolayca anlaşılan bir şey gibi göründüğünü, ancak ayrıntılı bir analizin onun göründüğünden
çok daha karmaşık bir şey olduğunu göstereceğine dikkati çeker (Marx, 2011: 81).
Marx’ın analizleri temelinde biliyoruz ki, kapitalist toplumlarda nesnelerin hepsi değil
ancak bir kısmı meta formu kazanabilmektedir. Peki, neden hepsi değil de bir kısmı? Marx,
bir ürünün meta olarak var olabilmesi için belirli koşulların varlığının gerekli olduğuna
dikkati çeker (Marx., 2011: 171, 172). Belli ki, kapitalist üretimin tarihsel-toplumsal
sürecinde ancak bir dizi faktör bir araya geldiğinde nesneler meta formu kazanabilmekte ve
sözü edilen özelliklere sahip olabilmektedirler. Bunların neler olduğunu görmenin yolu evvela
kapitalist üretimin bütününe bakmaktan geçmektedir. Bu yapıldığı zaman, kültürel ürünlerle
Marx’ın ortaya koyduğu meta üretimi arasındaki fark hemen görülecektir.
3
Harvey (2010: 21) Kapital’in ilk bölümleriyle ilgili durumu şöyle tasvir eder: “İlk bölümlerde [Marx]
kavramlarını doğrudan kullanır ve art arda sıralayıverir. Nitekim bu kavramlar a priori, hatta keyfi yapılar gibi
görünür. Bu yüzden ilk okumada şunu düşünmek olağandışı sayılmaz: Tüm bu farklılıklar nereden geliyor?
Niçin onları bu şekilde kullanıyor? Pek çok yerde neden bahsettiğini anlayamazsınız.”
4
Bu, Marx’ın kullandığı soyutlama yönteminin bir sonucudur. Bir yöntem olarak soyutlama (abstraction)
açısından önemli olan, bütünü oluşturan parçalardan, bütünü en iyi temsil edebilecek parçayı çekip almaktır
(Ollman, 2006: 47). Marx’ın kapitalist üretim tarzını açıklamak üzere metadan başlaması tam olarak bu pratiğe
karşılık gelir. Marx açısından bir bütün olarak kapitalizmi temsil edebilecek en güçlü parça metaydı ve analiz
bununla başlamalıydı.
2
Örneğin, kültürel bir ürün olarak Marx’ın Kapital’ini ele alalım. Kendi ürününün
üreticisi (ya da emekçisi, işçisi) olan Marx, Kapital’ini yazarken ya da üretirken üretim
sürecinde herhangi bir kapitalist onun ürettiği değere el koymadı. Marx, zaten bir artık-değer
de üretmiş değildi. Doğrudan bir sömürüye maruz kalmadı. Emeği, niteliksel olarak farklıydı,
yani zihinsel bir emek sarf etmekteydi. Üstelik zihinsel olan bu emeği de emek gücü
kategorisinde kapitalist tarafından bir ücret karşılığında satın alınmadığı için metalaşmış da
değildi. Kapital, aynı zamanda herhangi bir metada olduğu şekliyle artık-değer anlamında bir
değerin taşıyıcısı da değildi.
Bu açıdan, kültürel ürünleri orasından burasında çekiştirip “Prokrustes yatağı”na5
uydururcasına meta formu içine yerleştirmek yerine, bu ürünleri üreticisi olan insanın
özgünlüğü bağlamında ve “kendi özgünlükleri” içinde ele almak daha doğru bir yaklaşım
olacaktır.
Bir başka ifadeyle Bu çalışmada, böyle bir yol izlenerek önce kapitalist üretimin
bütünü dikkate alınarak nesnelerin meta formunu neden ve nasıl kazandıklarına, yani buradaki
“seçme işlemine”, zihinsel emeğin sahibi ile üretim araçlarının sahibi arasındaki ilişkiye
bakılacak, ardından da buna dayanılarak kültürel ürünlerin farklı üretim ilişkileri içinde
üretilmeleri sürecinde meta formu kazanıp kazanmadıkları, kazanıyorlarsa neye göre
kazandıkları belirlenmeye çalışılacaktır.
Kültürel Ürünlerin Metalaşma Süreci: İki Aşamalı Üretim
Kültürel ürünlerin meta oldukları fikrine daha dikkatli yaklaşılması gerekir. Bu, onların meta
oldukları görüşünün reddi anlamına gelmez. Daha çok, bu ürünlerin tamamının değil ancak
bir kısmının ve o da belirli koşullar altında meta haline gelebildiği anlamına gelir. Bunun
nedeni, bu ürünlerin son derece farklı üretim ilişkileri içinde üretilmeleri ve genel değil özel
ürünler (Wayne, 2009: 37) olmalarıdır. Bu üzerinde durulması gereken bir noktadır.
Kültürel ürünlerin büyük bir çoğunluğu günümüzde medya endüstrisi içinde
üretilmektedir. İlk elden, bu endüstri içinde üretilen kültürel ürünleri “içerik” ve ona ortam
oluşturan “araçlar”la birlikte düşünmek gerekir. Başka bir ifadeyle, bu ürünler ona uygun
ortam oluşturan araçlarla birlikte tüketilirler. Örneğin bir müzik eseri, radyo veya mp3 çalarda
dinlenir; dizi ya da filmler televizyonda seyredilir; haberler gazetede okunur vb.6
Bunlar öz ve biçim olarak birbirlerinden kolayca ayrılamazlar. İçerik, araç olmadan da
var olabilir ancak genel bir tüketim nesnesine ancak bu araçlar yoluyla, yani
“nesnelleştiğinde” kavuşur. Benzer şekilde aracın kendisi de içerik olmadan var olabilir ancak
o da genel bir tüketim aracına ancak içerikle birlikte dönüşür. Kısaca her biri, ötekini tüketim
nesnesine kendisi aracılığıyla dönüştürür. İçerik, tüketimin içsel nesnesini sağlarken araç da
dışsal nesnesini sağlar. Birkaç istisna dışında kültürel ürünlerin genellikle bu yolla
tüketildikleri söylenebilir.
5
“Prokrustes yatağı” metaforu, mitolojik bir efsaneye dayanır. Yunan mitolojisinde kendisinden bir canavar
olarak söz edilen Prokrustes, işkence yatağıyla ünlüdür. Efsaneye göre Prokrustes, evinde, yoldan geçenleri
misafir eder, sonra da onlara yatakta işkence ederdi. Prokrustes’in işkence yöntemi, yatağa yatanlardan uzun
olanlarının fazla bölümlerinin kesilmesine, kısa olanların ise kol ve bacaklarından çekilip uzatılarak yatağa
uydurulmasına dayanmaktaydı (Carpenter, 2002: 166). Metaforun bu haliyle kullanımında Dobb’dan (2000: 14)
yararlanılmıştır.
6
Yöndeşmeyle birlikte kültürel ürünlerin tüketilebildiği araçlardaki çeşitlilik de artmıştır. Örneğin, bir müzik
parçası radyo ve mp3 çaların yanı sıra bilgisayar veya televizyon gibi araçlar yoluyla da dinlenebilmektedir.
Aynı şekilde bir haber, gazetenin yanı sıra, internete bağlı bir bilgisayarda da okunabilmektedir.
3
Kültürel ürünlere ortam oluşturan bu araçlar metadırlar. Bugün bir radyonun,
televizyonun ya da bilgisayarın üretimi tamamen kapitalist üretim mantığına göre
gerçekleşmektedir; bu nedenle bütün yönleriyle metaların taşıdıkları özelliklere sahiptirler.
Metalaşmanın getirdiği farklılık-çeşitlilik, büyük ölçüde içeriğin kendisinden
kaynaklanmaktadır. Denilebilir ki, kültürel ürünler içerik olarak farklı, bu araçlarla birlikte
farklı görünümlere sahiptir. Şöyle ki, içerik olarak ele alındıklarında birçok kültürel ürünün
meta olup olmadığı kuşkuludur. Ancak bu ürünler onlara ortam oluşturan araçlarla, yani
teknolojiyle birlikte düşünüldüğünde, tüm farklılıklarına rağmen bunların “tuhaf” bir biçimde
metalaştıklarına tanık olunur. Örneğin, içerik olarak bir müzik eseri onu ortaya çıkaranın
elinden çıkıp bir CD içine sokulduğunda meta formunu kazanabilmektedir. Ya da bir kitap,
yazarının elinden çıkıp basılı bir ürün haline getirildiğinde meta formuna ulaşabilmektedir.
Burada iki aşamalı bir üretim söz konusudur. Birinci aşama, ilk ürünün ortaya
çıkarılmasıdır ki burada ağırlıklı olarak maddi olmayan (ama varoluşunu maddi üretime
borçlu olan) “yaratıcı” emek söz konusudur. İkincisi ise bu ürünün teknolojik bir araçla
birliğinin sağlanmasıdır ki burada da ağırlıklı olarak meta üretimi söz konusudur. İddiam o ki,
kültürel ürünler ikinci üretim süreci içinde tam olarak meta formuna kavuşabilmekte
tanımlama yerindeyse “kültürel meta” haline gelebilmektedir. Başka bir ifadeyle kültürün
üretimi gibi bir bağlamda ideolojik olanla (içerikle) ekonomik olanı (aracı) birleştiren de bu
ikinci aşamadır.
Yukarıda verilen örneğe geri dönersek, Marx’ın Kapital’i yazma süreci ilk üretim
sürecinde gerçekleşir. Buradaki üretim her yönüyle o kadar farklıdır ki, ürünü meta olarak
tanımlamak için gerçekten de onu Prokrutes yatağına yatırmak gerekebilir. Bununla birlikte,
Kapital’in bütün düzenlemelerinin yapılıp basıma uygun hale getirilmesi ve basılması ikinci
üretim sürecine girer. Bu üretim sonrasında da ürünün meta olarak tanımlanmaması için bir
neden kalmaz. Dikkat edilirse, birinci aşamada üretilen kullanım değerleri ikinci aşamada
değişim değerlerine dönüştürülmektedir.
Kültürel ürünlerin bu görünümü, bu ürünlerin meta oldukları fikrine neden daha
dikkatli yaklaşılması gerektiğine açıklık kazandırır. Ama burada herhangi bir genelleme
yapmamak önemlidir. Zira bu ürünler her zaman var olan üretim biçimine göre ortaya
çıkmayabilirler. Burada olsa olsa genel bir eğilimden söz edilebilir. Öte taraftan, her iki
üretim sürecini birbirinden her zaman bağımsız, ayrı ayrı alanlar olarak da düşünmemek
gerekir. Yani, kullanım değerleri her zaman birinci alanda, bunların mübadele değerlerine
dönüştürülmesi ise her zaman ikinci alanda gerçekleşir denemez. Arada farklı şekillerde
geçişler veya sızmalar olabilir.
Burada önemli olan, bütün karmaşıklığına rağmen sermayenin bu ürünleri
metalaştırma gayreti içinde olduğunu bilmektir. Sermayenin asıl mücadelesi ilk üretim alanını
şu ya da bu şekilde kontrol altına alma noktasında (artık değer ikincisinde somutlaştığı daha
doğrusu “el konulabilir” hale geldiği için) düğümlenmektedir. Sermayenin bunu başarabildiği
alanlar da vardır. Örneğin bazı yazarların ve müzisyenlerin yayınevlerine ve müzik
şirketlerine bağlı olarak çalışmaları, büyük bütçeli belgesel ya da filmlerin medya şirketleri
içinde çekilmeleri, yazılım programlarının bilişim şirketleri içinde üretilmeleri bunlardan
sadece birkaçıdır.
Kültürel ürünleri bu şekilde meta olarak ele alırken bu ürünlerin (emek-gücü) gibi
özel, kendine has meta olduklarını dikkate almak gerekir. Zira bu ürünler meta olmalarının
yanı sıra diğer metaların üretimi ve satışı için de işlev görebilmektedir (Fuchs, 2009; Schiller,
4
1999). Aynı zamanda bu ürünler, anlamı üreten ve yayan araçlar olma işlevine de sahip
olabilmektedir7.
Sonuç
Görülüyor ki kültürel ürünler sermaye birikimi açısından birden fazla işleve sahip
olabilmektedir ve sermaye de çok farklı özellikler sergileyen bu ürünlere karşı değişik yollara
başvurarak onlardan farklı şekillerde yararlanabilmektedir. Ama arayış devam etmektedir.
Kapitalizm, kendi varlığının devamı açısından o ana kadar metalaştıramadığı nesneleri
metalaştırma yönünde zorunlu bir eğilime sahip olduğu sürece de bu arayış devam edecektir8.
Bu çerçevede kültürel ürünlerin meta olması tartışmasında aşağıdaki sorular son
derece önemlidir:

Kültürel ürünler nedir?
Genel özellikleri nelerdir?
Diğer ürünlerden hangi yönlerden ayrılırlar?

Kültürel ürünler homojen bir kategori midir?
Eğer değilse bu homojen olmama durumu nasıl açıklanmalıdır?
Hangi alt kategorilerden bahsedilebilir?
Bu alt kategorilerin belirleyenleri nelerdir?

Kültürel ürünler nasıl üretilmektedirler?
Üretim süreçleri nasıl açıklanabilir?
Üretimleri diğer ürünlerden farklı mıdır?
Üretim süreçlerinde teknolojinin etkisi nedir?

Kültürel ürünler meta mıdır?
Bu ürünlerin meta olup olmadıkları neden önemlidir?
Bu ürünlerin meta analizi hangi kuramsal düzeyde yapılmalıdır?
Marx’ın Kapital’de klasik meta üretimi için kullandığı kavramsal
çerçeve bu ürünler için de geçerli midir?
Yoksa yeni bir kuramsal zemine ve kavramsal sete mi ihtiyaç var?
7
Ürünlerin bu özelliğiyle ilgili olarak Kültürel Çalışmalar adı altında geniş bir literatür birikmiş durumdadır.
8
Kapitalizmin bu yöndeki eğiliminin ne kadar güçlü olduğunu gösteren örneklerden biri CNN’de, 24 Mayıs
2012 tarihinde yayınlanan bir haberde görülebilir. Haber, bir annenin oğlunu elmasa çevirmesinden bahsediyor.
Buna göre, Hong Kong’da yaşayan Eva Wu isimli bir anne, erken yaşta ölen oğlunu hep hatırlamak için ilginç
bir yönteme başvuruyor. Anne, boynunda taşımak amacıyla ölen oğlunun küllerini elmasa çevirtip haç
formundaki bir kolyeye monte ettiriyor. Habere göre bu işi yapan Hong Kong’da Algordanza adlı bir şirket.
İsveç merkezli şirket 2007 yılından beri, ölenlerin küllerini laboratuarda belli işlemlerden geçirerek elmasa (yani
metaya) dönüştürüyor. Şirket yetkilisi Scott Fong külleri elmasa dönüştürme işlemini şu şekilde anlatıyor: “Ölen
kişiden alınan 200 gram kül İsviçre’deki laboratuara gönderiliyor. Filtreden geçirilen kül %99 oranında
saflaştırılarak karbona dönüştürülüyor. Daha sonra işlemden geçirilerek ipeksi, siyah bir grafite dönüştürülüyor.
Volkan sıcaklığında bir makine, saflaştırılmış külü 9 saatlik bir işlem sonrasında sentetik bir elmasa
dönüştürüyor.” Fong, ayrıca küllerden oluşturdukları elmasın fiyatının çok pahalı olmadığını ekliyor. Wu ise
kolyeyi boynuna taktıktan sonra huzur bulduğunu belirtiyor (Inocencio, 2012).
5

Kültürel ürünlerin kullanım değeri nedir?
Genişleyen kapitalizm koşullarında kültürel ürünlerin kullanım değeri
nasıl bir değişime uğradı?
Bu ürünlerin kullanım değerlerinin değişiminde hangi dinamikler etkili
oldu?
Sermaye bu ürünlerden hangi açılardan yararlanmaktadır?

Kültürel
gelmektedirler?
ürünler
hangi
koşullarda
mübadele
değerine
sahip
hale
Genişleyen kapitalizm koşullarında kültürel ürünler nasıl mübadele
değerine sahip oldu?
Bu ürünlerin mübadele değeri kazanmasında hangi dinamikler etkili
oldu?

Kültürel ürünler üretim-dolaşım süreci içerisinde nasıl değer kazanmaktadır?
Genişleyen kapitalizm koşullarında kültürel
dolaşımında nasıl değişimler gerçekleşti?
ürünlerin
üretim-
Bu değişimin dinamikleri (sermayenin tüm alanları bir meta üretim
alanı olarak örgütleme mücadelesi) nelerdir?
Emek-değer kuramı bu ürünler için de geçerli midir?
Bu ürünlerde artık değer nasıl açığa çıkmaktadır ya da çıkmakta mıdır?

Tüm bu soruların yanıtlarından yola çıkarak günümüz kapitalizmine dair ne
söylenebilir?
Kapitalizmin günümüzde kazandığı form nasıl bir toplumsal değişim
sürecini imlemektedir?
Kaynakça
Adorno, W. T., (2009), Kültür Endüstrisi: Kültür Yönetimi, J. M. Bernstein (der.), İstanbul:
İletişim Yayınları.
Carpenter, H. T., (2002), Antik Yunan’da Sanat ve Mitoloji, İstanbul: Homer Kitapevi.
Çakmur, B., (1998), “Kültürel Üretimin Ekonomi Politiği: Kültürün Metalaşmasında Genel
Eğilimler”, Kültür ve İletişim, C. 1., No. 2., ss. 111-148.
Dobb, M. (2000), “Önsöz.” Feodalizmden Kapitalizme Geçiş, P. Sweezy (der.) İstanbul:
Kaynak Yayınları. ss. 11-14.
Fuchs, C., (2009), “A Contribution to Theoretical Foundations of Critical Media and
Communication Studies”, Javnost-The Public, C. 16, No. 2, ss. 5-24.
Golding, P. ve Murdock, G., (2002), “Kültür, İletişim ve Ekonomi Politik.” Medya Kültür
Siyaset. Süleyman İrvan (der.) Ankara: Ark. 49-76.
Harvey, D., (2010), Marx’ın Kapital’i İçin Klavuz, İstanbul: Metis Yayınları.
Marx, K., (2011), Kapital C. 1, İstanbul: Yordam Kitap.
6
Inocencio,
R.,
(2012),
“Business
Turns
the
Dead
edition.cnn.com/2012/05/24/business/hong-kong-deaddiamond/index.html?iref=mpstoryview (Erişim tarihi: 24 Mayıs 2012).
into
Diamonds”
Miege B., (1989), The Capitalization of Cultural Production. New York: International
General.
Mosco, V., (1996), The Political Economy of Communication, London: SAGE Publication.
Ollman, B., (2006), Diyalektiğin Dansı: Marx’ın Yönteminde Adımlar, İstanbul: Yordam
Kitap.
Schiller, D., (1999), Digital Capitalism. USA: MIT Press.
Smythe, D. W., (1977), “Communications: Blindspot of Western Marxism”, Canadian
Journal of Political and Social Theory, C. 1., No. 3., ss. 1-27.
Wayne, M., (2009), Marksizm ve Medya Araştırmaları: Anahtar Kavramlar, Çağdaş
Eğilimler, İstanbul: Yordam Kitap.
7
Download

Zafer Kıyan Kültürel Ürünleri Meta Olarak Yeniden Düşünmek