ŞUMNU'DA
TÜRK
ISLÂM
ESERLERI
Dr. Osman K E S K İ O Ğ L U
/ / 878 yılı, b i z i m için u ğ u r s u z birtaU
r i h . Ayastefanos A n l a ş m a s f y l a bü
yük bir Bulgaristan k u r u l d u . O s m a n l ı
mirasını p a y l a ş m a k isteyen siyasiler,
h a t a l a r ı n ı a n l a d ı l a r . 1878 Berlin A n l a ş ­
ması h a t a l a r ı biraz tashih etti. Bulga­
ristan Prensliği d o ğ d u . Ş a r k ı Rumeli
Eyaleti k u r u l d u .
H a r p l e r i n t a h r i b a t ı b ü y ü k t ü Rume­
li'den göçen göçtü, kalan kaldı.Bize
maveradan
sesler
getiren
şairimiz
Yahya K e m a l B c y a t l ı , Mavcra"dan şi­
irine şöyle başlar:
Geldikti
Asya'dan,
bir
zaman
Bir bir D i y a r - ı
Sakarya'dan.
Sarı
Saltuk'la
Rum'a
dağıldık
T a r i h l e r i n sayfalarla a n l a t t ı k l a r ı n ı
i k i mısraa s ı ğ d ı r m ı ş . A s y a n ı n o r t a s ı n ­
dan gelip A n a d o l u ' y u Y U R T edindik.
Buradan da Rumeli'ye geçip \ e r l c ş t i k .
tabii A k t o l g a l ı Beylerbeyi ö n ü m ü z d e . . .
Oradaki T ü r k , yerden bitmedi. Bulgar'­
ın
saçma
iddiası
gibi
Bulgar'dan
d ö n m e d i (hoş, B u l g a r l a r ' ı n aslı da T ü r k
ya.)
T a r i h i n m u k a d d e r a t ı d e ğ i ş t i . Bazı
T ü r k l e r Bulgaristan'da kalmaya mah­
kûm e d i l d i . Ancak d î n i ve m i l l i var­
l ı k l a r ı n ı k o r u y a b i l m e l e r i muahedelerle
teminat a l t ı n a a l ı n d ı . Başta 1878 Berlin
A n t l a ş m a s ı bu h a k l a r ı s a ğ l a d ı . Daha
sonra 1909 t a r i h l i İ s t a n b u l A n t l a ş m a s ı
ve P r o t o k o l ü , 1913 t a r i h l i İ s t a n b u l Ant­
laşması a y n ı h a k l a r ı daha geniş ele al­
dı. 1919' d a k i N o b i i (Nocy). 1920'deki
Türkiye
Bulgaristan Dostluk .Antlaş­
ması, 1947 Paris A n t l a ş m a s ı oradaki
Türkler'in
haklarını
teminat
altına
almıştır. Bulgarlar Helsinki'\c de imza
attılar.
Bu a n t l a ş m a l a r ı n hepsinde dîni teş­
k i l a t , m ü f t ü l ü k l e r . İslâm c e m a a t l a r ı
vakıflar,
maarifmcktcp
encümenleri,
okullar %e camiler b u n l a r ı n idare tar­
zları hepsi h ü k m e bağlanmıştır. Özel­
l i k l e 1909 ve 1913 t a r i h l i İstanbul
A n t l a ş m a l a r ı oradaki T ü r k l e r ' i n m i l l i
ve d î n i v a r l ı k l a r ı n ı kesin olarak ele
almıştır. Bunlara dayanarak:
BULGARİSTAN MÜSLÜMANLARI
M Ü E S S E S A T D İ N İ Y Y E İ D A R E VE
T E Ş K İ L A T - I NİZAMNAMESİ yapılmış
23 Mayıs 1919 tarihinde, kralın tas­
d i k i y l e y ü r ü r l ü ğ e girmiştir. 189 madde
olan bu nizamnamede her şey açıktır.
Fakat, Kara Bulgar sonradan Kızıl
Bulgar olunca, şimdi bu h a k l a r ı n hep­
sini çiğniyor, hem de b ü t ü n medeni
d ü n y a n ı n gözü ö n ü n d e , işin acısı Bir­
leşmiş Mileticr uykuya dalmış, insan
hakları
bekçileri
susuyor.
insanlık
n a m ı n a tarih utansın, medeniyet utan­
sın...
Oradaki T ü r k l e r eskiden göçe zor­
l a n ı r d ı . Ömer Seyfcddin bunu Tuhaf
Bir Z u l ü m hikayesinde ne güzel dile
g e t i r m i ş . Onun Kepazcyef adlı kayma­
k a m ı , Deliorman'dan T ü r k l e r i kaçır­
mak için oraya domuz sürüleri getir­
mişti. B u g ü n k ü l e r domuz s ü r ü l e r i n d e n
daha beterini getirdiler. O kaymakam
insaflıymış ki Türkleri Anayurtlarına
y o l l u y o r d u , bugün ise bir b a k a n l a r ı ,
göçmek isteyenleri 24 saatte T ü r k i y e ' y e
değil, kamplara yollarız diyor. Firavun­
lar, İsrailoğulları üremesin diye sade
e r k e k l e r i n i ö l d ü r ü r l e r d i , yeni türeyen
n , n«sMAN KF?^KtOĞLU
K ı z ı l Firavunlar ise kadın erkek, kız
oğlan hiç a y ı r t etmeden öldürüyorlar,
Türk-İslam olmaktan vazgeçmeye zorla­
nıyor. Orada soy kırımı var, insanlık
neye susar acaba?...
T ü r k l e r fethettikleri yerlerde böyle
şey asla yapmadı. Oralara adalet götür­
d ü k . Tarih buna şahit. Hatta Bulgarları
yok olmaktan biz kurtardık, yoksa
Rumlar onları Rumlaştıracaktı. Bunu
tarihleri de böyle yazar. X V I . yüzyıl­
dan bahsederken P.Tuğlacı şöyle diyor:
"Bu devirde Bulgar adı tümüyle unutul­
muştu. Balkanlarda böyle bir milletin
varlığı akla bile gelmiyordu. Bu devir­
de ünlü Slav bilgini Safarik bile, Bul­
garların ancak 600 bin nüfuslu ufak
bir Slav halkı olduğunu kayt etmiştir,
(Bulgaristan ve Türk-Bulgar İlişkileri,
S.54) Tarih hükmünü her zaman verir.
Bu konuda da elbette \crecektir. Biz
hükmü ona bırakıp asıl konumuz olan
Şumnu'ya gelelim:
Türkler Şumnu'yu fethedince, heryerde olduğu gibi geniş bir imar baş­
ladı. Bu imarın ölmez tapuları câmiler
medreseler, okullar ve diğer abideler­
dir. Rahmetli Ekrem Hakkı Ayverdi
Avrupada Osmanlı Mimari Eserlerinde
(C. V I ) şu listeyi verir:
Romanya'da
234
Macaristan'da
724
Yugoslavya'da
6616
Yunanistan'da
3771
Arnavutluk'ta
1015
Bulgaristan'da
3339 olmak üzere
Avrupa'da 15.699 Türk-İslam eseri var­
dır. Bunlar tescil edilip kayda geçmiş
olanlar, kayda geçmiyenler de var. Ev­
l i y a Çelebi Şumnu'da 10 câmi kaydet­
miş, mescitler hariç. 1285 H./1866 M.
y ı l ı n d a R u s ç u k t a basılan Tuna Vilayeti
Salnamesi (S.I06-n2)de Şumnuda: 40
cami, 22 okul, 6 medresi, 10 tekke ka­
yıtlı. Kamusu A'lam 50 cami var diyor
(C.IV.S.2874) Biz 1925'lerde 40 kadar
minare sayardık. Bunların 28'inin adını
V a k ı f l a r Dergisi (C.VlIFde) yazdım.
Başta gelenleri ve inşa tarihleri şöyle:
Eski Camii
912/1506
Saat Camii
988/1580
Solak Sinan Camii
Kılak Camii
Yeni Camii
Reis Camii
Dcbbağhane Camii
Tatar Camii
1007/1598
1 142/1729
I 157/1744
I I 13/1759
1265/1848
1236/1869
Bazılarını kısaca t a n ı t a l ı m :
Eski
Camii 912 H . / 1506 t a r i h l i v a k f i y c s i v ic
Sofya, Niğbolu'da birçok eserler mey­
dana getiren Yahya P a ş a ' n ı n eseridir
(Res:-). 1984'te y ı k t ı l a r , resimde k i
mezartaşın son k ı s m ı n d a k i yazı ş ö y l e :
İslâmbol payesiyle
orduyu/Hüma­
yun kadısı iken
V a s ı l ı / R a h m e t i ilah olan m e r h u m /
Ebul-ihlas elhac
Mchmed E f e n d i / R u h ı ç ü n F a t i h a
Camiin doğu t a r a f ı n d a da b i r ç o k
mezarlar var. B i r i R u s ç u k l u
Hasan
Paşa'ya a i t t i , I I I . Mustafa z a m a n ı n d a
Sadrazamken Ş u m n u ' d a
idam
edildi.
Kesilmiş başı İ s t a n b u l ' a g ö n d e r i l d i d i ­
ye yazar. Son zamanda y ı k ı l m a s ı dola­
yısıyla bu camiin f o t o ğ r a f ı dergi vc
gazetelere sık sık kondu, f a k a t hepsi dc
yanlış yazdı. Çarşı C a m i i veya Saat
Camii dedi, hatta 2 i Ş u b a t t a r i h i n d e
biri altına
Razgrat'ta
diye
yazdı.
Beyler, matbuattan ş i k a y e t ç i y i m . Y e n i
Camii ve Şerif Paşa C a m i i y a z a c a k l a r ı
yerde Tombul Camii diye y a z d ı l a r . B i r ­
de (Bulgar T ü r k ü diye y a z ı y o r l a r , B u l ­
gar T ü r k ü diye bir k a v i m yok, Bulga­
ristan'da T ü r k var.)
Şumnu'ya şeref veren
âbidelerin
başında Şerif Paşa Camii geliyor. I H .
Selim devrinde i k i defa
Kethudalık
makamına gelen Şerif H a l i l P a ş a Ş u m nu y a k ı n ı n d a k i M a d a r a ' l ı d ı r . Dedesi
Şabaş Bey'in Ş u m n u ' d a k i C â m i y e r i n e ,
bu Yeni Camii y a p t ı r m ı ş t ı r . R a h m e t l i
Mimar A l i Saim Ülgcn b u n u n N e v ş e ­
hir'deki İ b r a h i m Paşa C a m i i u s t a l a r ı
t a r a f ı n d a n yapılmış o l d u ğ u n u s ö y l e m i ş ­
tir. Cami'nin b i t i ş i ğ i n d e medrese, mek­
tep, k ü t ü p h a n e ve ş a d ı r v a n v a r d ı r (Re­
simler). Vakfiyesi gayet s ü s l ü d ü r . H i z ­
metlerin ifası için gelir k a y n a k l a n ş u n ­
lardır: Silistire Sancağı V a r n a N a h i y e ­
sinde bir çiftlik, İ s t a n b u l ' d a C e r r a h p a ­
şa'da K ü r k ç ü Mahallesinde b i r h â n e ,
SUMNTPOA T Ü R K t s i A M E S E R L E R İ
Varna Kazasi'nda Ycnik^ .'dc
bütün
m ü ş t e m i l a t ı y l a bir ç i f t l i k , nakit olarak
10 bin k u r u ş . 1)57 H. 1744 tarihinde
inşa edilen camii h a k k ı n d a
Vakıflar
Dergisi
C.VII.
ve
X I X . da
bilgi
vermiştim.
Şumnu'daki cûmilcrin birkaçı kaldı,
çoğu y ı k ı l d ı . T ü r k l ü ğ ü h a t ı r l a t a n hcrşey siliniyor. K ö y l ü , kentli
halkın
ziyaret yeri olan bir Gciber Sultan
Tekkesi ve T ü r b e s i v a r d ı . .Menkıbesi
Genç O s m a n ' ı n k i n c benzer. Fetihte or­
dunun ö n ü n e d ü ş m ü ş : Gcibcru. gelberi
diye ö n d e giderken şehit olduğu vere
bu t ü r b e y a p ı l m ı ş . M e z a r l ı ğ ı n d a ö n e m l i
kişiler y a t a r d ı . Ş i n a s i ' n i n
babasının
mezarı da o r a d a y d ı . Şimdi hepsi yerle
bir olmuş.
Ccz.ı\irli
Hasan
Pasa
17-85'tc
ŞumnuMa ö l ü n c e K o ş u y ı i u ' n d a k i Bek­
taşi Tekkesine defn e d i l m i ş t i r .
Ş u m n u ' d a b u g ü n ayakta kalan eser­
lerden b i r i Saat Camii y a n ı n d a k i Saat
Kulesidir. 1012 M. 1603 t a r i h i n d e Tutucuzade Haci Ö m e r t a r a f ı n d a n bina
edilmiştir. A l t ı n d a bir dc çeşmesi \ar.
Kitabesi ş u d u r :
Bdrekeliah zchi bir kulle-i sengin
bina
Alem-e e f r â z - ı felek t a r z ı h o ş a y e n d c
nü mâ
L â n e s i n d e n i d i p â v â z h u r û s fcleki
Sehart na'rezen oldukça m ü e z z i n - â s a
N a m d a ş - ı Şeh-i i k l i m - i risalet ki
anın
Saat-i bahtı karin-i şeref-i sa'd
ola
ta
Ç a l ı n u p k û s gibi şehre letafet v i r d i
Saldı a f a k a accb gulgulc-i hüsn-i
sada
Z ö h r c ol saat rakkas ola gerdûn-ı
çerhı
K a s c - i dehr ana cam. taş ola hürşidi huda
N e güzel kulle-i nev tekye k i san
tıfl gibi
Almış ağûşuna b i r çcşme-i zübeydeeda
V a k t i T a r i h - i Yetimi gibi Mevzuûn
olsun
Penç nevbet
b a n k - i sala
çala
müminlere
gül-
Tutiazade Hacı Ömer
T a r i h i eserlerden b i r i de K u r ş u n l u
Çeşmedir. 1188 H.-1774 M.yılında Ye­
niçeri Ağası Yeğen Hacı Mehmet Paşa
y a p t ı r m ı ş Kitabesini Mehmet Esad Yesari y a z m ı ş t ı r . Kitabe şudur:
Şehinşah-ı cihan A b d ü l h a m i d Hûn
K i h ü k m ü n s û - b e s û çcrh eyler icra
Felek mevc-i hıyaz-ı kadr u cahı
Zemin g u r f â t ı bahr-ı lûtfı her-cS
V e k i l - i m u t l a k ı y l a ide k e \ n i
O asl-ı paki din ü devlet ihya
Olup sari kulübe lütf-i hulku
Tıba-i alem oldu hayra mücra
Hususa bcndc-i safizamiri
Yeğen Hacı Mchmcd .Ağapaşa
Bu ayn-ı s e l s e b i l - a s a y ı i t t i
A ğ a k a p u s u karşısında inşa
Ne ayn ol ayn-ı Tesnim-i bchiştî
Ne çeşme çeşme-i ke\serlc hcmia
Binası zencebil K a f u r - ı Adnc
Suyu a b - ı hayata rcşk-fcrma
H i d i v - i m a r e k e - a r a ki kandı
U m a y ı n K a f t a Avazın işitsc .Ankû
Serseri geldi dalâl ehli çrtk-sinc
Eşref-i saat-ı evkata kulak tutsa
sezâ
Hak K a b û l i l e ferahnak ide sâhib-i
hayrı
Oldu t e v f i k ana böyle cscr-i müstesnâ
K u r d u ü s t a d ana bur t u r f e m ü c e s ­
sem sâat
K o d u bir n â m e k i m û n c n d i b u l u n ­
maz asla
H a b b e z â mucize-i Hazret-i Peygamber-i Hak
G ü n - b e g ü n şevk ile Y û s u f dcyu i t ­
mekte nida (1)
B ı r a k u p d e y r i gele mescide p û y û n
ederek
391
(1) Saat 78 +
78 +
=
156 dc-fr. çalar, Yusuf'a
Ebced h e s a b ı y l a 156 lutar, bu Hazreti Yusuf'a işaret­
tir.
392
Nice kez mevc-i şcmşirindcn a'dâ
O ayn-ı istikamet bir sudur pes
D e r û n ı birûn rcyyan âyinc-âsâ
Nem-i ilhamile sîyrâb kılsun
Reh-i pâkin Cenâb-ı münzirül-mâ
K u l u K â n î zamirul-cem u f i k r i n
İ d ü p bâni ile atşilna isrû
İderken cüstücâ yenbû-i dilde
Düa savbinde bir tarih-i garrâ
Derûne geldi bî-külfct bu tarih:
Sekâhum Rabbuhum $crdben tahûra
(2)1188 Elfakir Mehmet Esad Yesârt,
Gufira lehu.
Bugün bir dükkan olarak işletilen
Bedestan-Kapah çarşı 1211 H.1816 M.
yılında yapılmıştır: Kitâbcsi şöyle:
Binde bir düşer, Neıma, böyle tarihi sedid,
Mevkiinde dilküşa oldu Beziztan-ı
Cedid.
Bir de Koşuyolu'nda
Taşmağaza
vardı, 1925' lerde yıktılar. Onu da
Anastas adında bir Bulgar yapmış ve
Padişaha minnettarlığını bildiren bir
kitâbe koymuş şöyle diyor, bu bir hür­
riyet ve eşitlik belgesi:
Bûl-kcrem Hakân Şchinşah-ı cihan
Abdülmccid
Sâyesinde oldular a'lâ ve ednâ
müstefid
Yeryüzün ol âli-baht adliyle mamur
eyledi
Dergehinde cümle şahan-ı cihan
oldu âbid
A d i ü dâdıyla cihan âbâd olunca ol
şehin
Oldu mesrur-u bükâm devrinde tüc­
cara n mezîd
İşte t ü c c a r a n d a n cz-cümle Anastas
bendesi
Y a p t ı bir dilkcş bina kim sarf edip
dürr-i ferid
Şumnu mimarisi kılmış âlem içrc
bir semâ
Sad hezâr tahsin ederler Şumnuda
güftü şinid
Şak edip h â m e d e h â n ı n açtı, bir
isim söyledi
İki mısra cevheri tam d ü ş t ü t a r i h
ber güzid
Verdi her etrafa r c v n a k - b a h ş bu
kârgir nev bina
Kıldı pek
mağza cedid
ra'na Anastas y a p t ı
bir
1246 H Hüseyin R u ş d i
Tariht önemi hâiz d i ğ e r bir â b i d e dc
Sultan Mahmud a d ı n a d i k i l e n â b i d e d i r .
1837 de I I . Mahmud H â n , T u n a E y a l e t i ­
ne y a p t ı k l a r ı gezisinde cn ö n e m l i b i r
ordu k a r a r g â h ı olan Ş u m n u ' y a da u ğ r a ­
mıştı. O zaman Ş u m n u ' n u n y e t i ş t i r d i ğ i
şâirlerden olup orduda k â t i p b u l u n a n
Yusuf A k i f Efendi bu o l a y ı bir kaside
ile tarihe şöyle tescil ediyor:
Şecaat pişe h a y r - c n d i ş e ü d â d - ı ke­
rem fermâ
Bu câya sâhibi sycf ü kalem M a h ­
mud Han geldi
Cihanda gelmedi b i r P a d i ş a h
bu
beldeye hakkâ
Bu H â k a n - ı
zaman,
Mahmud Han geldi
Dâra-hadcm
Nasıl olmaz ahalisi accb
ihyâyı
eltâfı
Şerefle Ş u m n u ' y a İsây-ı dem M a h ­
mud Han geldi
Gubârına
noia
rcşk
eylesc
bu
mevkiin kimya
K i zira y ü m n i l e b a s t ı kadem M a h ­
mud Han geldi.
Serir-i saltanatta d â i m olsun z a t - ı
vâlâsı
O ruh-ı cism-i âlem p ü r - k c r e m M a h ­
mud Han geldi
Bu gûnâ, A k i f â , t a r i h d ü ş e r
bin
yılda bir ancak
Bu sahrâya C e n a b ı c u d - ı
ycmm
Mahmud Han geldi
1253 Y c s â r i z â d c Mustafa İ z z e t
Bu kaside Y c s â r i z â d c Mustafa İzzet
t a r a f ı n d a n güzel bir t a l i k v a z ı
ile
mermer bir sütun ü z e r i n e y a z ı l m ı ş ve
bu sütun bu ziyaretin h â t ı r a s ı o l a r a k
Otağ-ı H ü m a y u n u n k u r u l d u ğ u yere 2 , 5
metre yükseklikte d i k i l m i ş t i r ,
halen
müzededir. P a d i ş a h ı n bu z i y a r e t i h a t ı ­
la) Dehr Sûresi: 21.Ayet.
SUMNU'PA T Ü R K
rası olarak Varna, Silistrc, T u t r a k a n ,
Rusçuk ve Z i ş t o v o y a ' d a a y n ı tarzda b i ­
rer s ü t u n - a n ı t d i k i l m i ş t i r .
Ş u m n u , eskidenberi islam eserleri
ile b e z e n m i ş t i r . D i v a n ı H ü m a y u n ho­
calarından Eskicumalı Hamit, divanın­
da Ş u m n u için şöyle der:
M a a r i f ehline menba' o belde,
Kemalet ehline menba' o belde.
Ş u m n u H a t t a t l a r ı da m e ş h u r d u r . İs­
tanbul'dan malzeme a l ı p g e t i r i r l e r , ya­
zıp tezhip e t t i k l e r i n i yine İ s t a n b u l ' a
getirip s a t ı y o r l a r , yeni malzeme a l ı p
dönüyorlar.
B ü t ü n Bulgaristan'da o l d u ğ u g i b i
Ş u m n u ' d a k i T ü r k - İ s l a m eserleri birer
birer yok e d i l d i . 93 harbinde Rus or­
duları k u m a n d a n ı , Sofya'yı
görünce:
"Bu minare o r m a n ı n ı y a k ı p y ı k m a l ı "
demiş. Öyle de y a p t ı l a r . B u g ü n Sof­
ya'da b i r c â m i k a l d ı , Ş u m n u ' d a b i r k a ç
câmi b ı r a k t ı l a r . Siyasi ağızla:
"Balkanlardan T ü r k l ü k i z l e r i n i sile­
ceğiz", demekle ö v ü n ü y o r l a r . Medeniyet
eserlerini y ı k m a y ı b i r h ü n e r s a n ı y o r l a r .
Bugün ise m i n a r e l e r i y ı k m a k l a y e t i n m i ­
yorlar, kalblerden i m a n ı ,
Türklüğü,
M ü s l ü m a n l ı ğ ı yok etmeye ç a l ı ş ı y o r l a r .
T a r i h t e emsali görülmemiş en feci zu­
l ü m l e r i n i işliyorlar, hem de y i r m i n c i
a s ı r d a , sakin sakin yaşayan cn muti tebaya karşı. Nesi varsa b ı r a k ı p Anayur­
duna gelmesine bile m ü s a a d e vermi­
yorlar.
T ü r k ' ü n son devirlerde nasibi göç
o l m u ş t u r . 93 tekine Koca Bozgun der
halk. O zaman koca Rumeli yerinden
o y n a m ı ş t ı . Doğuda da durum a y n ı y d ı .
Kars'tan göçen göç kafilesinin ö n ü n d e .
Aşık
Ceyhuni
yanık
bir
muhacir
d e s t a n ı söylemiş, i k i d ö r t l ü ğ ü y l e sözü
keseceğim.
Eller ç ö z ü l m e d i k k ı n a l a r k a l d ı .
Her taşı cevherden binalar k a l d ı .
Camiler, medrese, tekkeler k a l d ı .
Nice Ermiş yatar T ü r b e l e r kaldı.
«
Muhacir sesinden t u t u l d u d ü z l e r .
K a b i r d e mevtalar Fatiha bekler.
A ğ l a y ı p kör oldu çok ş a h a n gözler.
Okunmaz
K U R ' A N L A R , Senalar
kaldı...
Evet daha neler neler kaldı, yürek­
lerde dinmez acılar, sızılar kaldı, bize
de feryat etmek kaldı.
Download

View/Open