ilk yar'larimizin sevgili dostlari,
(oncelikle ankara'daki odtu'deki dostlarimiza:
kimya bolumu ogrencileri YARIN Carsamba 24.12 de
guzel ilk yar'larimiz icin bir kermes duzenliyorlar,
hepimizi bekliyorlar...)
Bu aksam Mersin'den sevgili Ibrahim'in izlenimini
paylasiyoruz... Ibrahim proje icin yola cikistaki heyecanini anlatiyor...
Nasil bir abarti diyebilir ibrahim'i ilkyar'i tanimayanlar...
Ayni heyecan ve sevgi ile hep beraber binlerce kilometre yola cikiyoruz,
ve surekli gitmekten daha guzel ve daha anlamli birsey de olamaz...
Cunku kalbini acmis tum masumiyetleriyle, gulumsemeleriyle
sevgileriyle dunyanin en guzelleri bizleri bekliyor...
ibrahim in heyecanini hissetmeye calisin lutfen
oylesine bir sevgi tasiyor ilkyar gonulluleri
sizlerin sevginizi, destekcilerin bagiscilarin sevgisini
tasiyor...
Tesekkur ediyor
selam sevgi ve saygilarimizi sunuyoruz...
ILKYAR
Guzel cocuklarimizin gelecegine guzellikler katmak icin
belki bir kitap, belki de buyugunuzun anisina bir kitaplik icin,
belki de daha fazlasi icin:
(lutfen bagisinizin aciklama kismina isminizi yazin, hesap sahibi ILKYAR) Is Bankasi
ODTU Subesi (4229) 706968 TL TR26 0006 4000 0014 2290 7069 68
Euro Hesabı: TR920006400000242293507426
Dolar Hesabı: TR910006400000242293576217
http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf
EYLÜL İLE GELEN IŞIK
4 yıldan bu yana ilk defa Mersin'e gitmekten mutsuz değilim; çünkü
gerçeğime ulaşabilmek adına Mersin benim için bir köprü olacak…
Gerçeğime yani İLKYAR'ıma…
Evet İLKYAR'ı ifade edebilecek nadir kelimelerden sadece biri
''GERÇEK''…Yoldayım, Mersin'e gidiyorum, 3 yıllık ev arkadaşlarım yok, mezun
oldular, hem onlar yok hem eski neşem yok, kötü bir yaz geçirdim, zor ve uzun bir
hayat sınavının yorgunluğu omuzlarımda ve de adım atacak hatta nefes alacak halim
yok gibi… ama bir IŞIK yandı geleceğim için… EYLÜL ile gelen bir IŞIK…Çöllerde
aylarca susuz ve nefessiz kalan bir bedevinin VAHA'ya kavuşması gibi olacaktı
benim EYLÜL'e kavuşmam…Hayatım boyunca böyle susamadım kaçmış olduğum
gerçeğe…öyle koşarak gidiyorum ki kavuşmaya oysa zaman gerimde kalıyor, bana
ve heyecanıma yetişmekte öyle zorlanıyor ki ardımda yığılıveriyor… Evde yalnız
başıma uyanırken öyle doluydu ki kalbim çocukların özlemiyle, kelimelerle
anlatamam…Akşamı beklerken baharı bekleyen tabiat gibi heyecanlıydım, tekrar
DOĞACAKTIM EYLÜL PROJESİ ile…
Bir arkadaşım İLKYAR ile ilgili hiçbir şey bilmezken sadece heyecanımı
görerek ''Ben de gelmek istiyorum seni böyle heyecanlandıran ve bağlayan projeye ''
demişti. Heyecan mı? Ölecek gibi oluyorum, titriyorum, gülüyorum, ağlıyorum,
kızıyorum, yaşıyorum ama her biri kadar da koşuyorum…Yolda en sevdiklerimle
birlikte ilerlemek öyle mutluluk veriyordu ki Ankara'ya nasıl vardığımızı
anlayamadım… Sağol Kadriye, Hafize ve Mehmet… Ankara ne olursa olsun benim
için tek bir anlamı ifade eder artık… İLKYAR…
Ankara'dayız ama saat çok erken, depoya gidemiyoruz, herkes uyuyor
henüz… hadi Güneş, saatlere aldırma çık sen, çabuk çık özlediğime kavuşmam için
yardım et bana. 48 saatten beri adam akıllı bir lokma yemedim, midem aç olduğumu
hissettirmeye çalışıyor ama benim ona bakacak vaktim yok…ben depoya
gitmeliyim… oranın havasını solumalıyım… ama arkadaşlarım kahvaltı yapalım
diyor… zaman çabucak geçsin diye kabul ediyorum…
Öğle yemeği ile İLKYARDAŞLARIM'a kavuşmuşluğun mutluluğu öyle
doluyordu ki içime…Sümeyye, Ferman, İsa, Hamit, Bahar, Güler, Arife, Birsen,
Kasım, Merve… Birlikte sohbet ederken içeri biri giriyor… Yürürken yere karşı
mahçup, yüzü mutlulukla dopdolu olan biri… Bu gelen, bana İLKYAR'ın kıymetini
öğreten iki insandan biri… Onu görünce öyle mutlu oluyorum ki anlatılamaz ancak
yaşanır gerçekten…
ODTÜ'de otobüsün gelmesini bekleyen arkadaşlarımı görüyorum…kollarım
beynimde emir almaya ihtiyaç duymaksızın açmışlar kendilerini iki farklı uca
sarılmaya dünden hazır gibi…Orda beni gören bir çift yeşil göz dolmaya
başlıyor…bunlar bana sadece Osman'ı hatırlatabiliyorken ona öyle sarılıyorum ki
görenler asırlar geçmiş sanıyor… ve bir çift dolu göz de bakıyor bir diğer yandan
onlar da Kezban'a ait… Bir anda herkes katılıyor sevgi ve özlem yumağımıza…Berk,
Filiz, Süleyman, Özkan, Abdurrahman, Umut, Yezdan, Ayşe, Berivan,
Gülnur…hepsi geldi hepimiz vardık orda sonra otobüs geldi… Fatoş hoca her
zamanki gibi elleri dolu geliyordu oysa ben biliyordum ki onun gönlü ellerinden de
genişti…sonra Aydın hoca geldi her zamanki gibi heyecanlı ve telaşlıydı…ve
İLKYAR'ın kahramanları da indi otobüsten; Atilla ağabey ve Erkan ağabey… onlara
da hasretle sarılım, mutluluğumu yüzyıllarca anlatmak yerine gözlerimle vermek
daha anlamlıydı…
Her şey ve herkes varmış gibi yapmak ne kadar da kolay gelmişti… oysa
hiçbir şey tam değildi… herkes kaçarak binmişti otobüse, gerçeği görmemek için
ama ben o gerçekle öyle yüzleştim ki… Hani O, hani nerede, neden gelmedi, neden
bizi bekletiyor ki, hadi hocam çabuk olun gidiyoruz, bizi bekliyor çocuklar, hani siz
demiştiniz ya en güzel okul henüz gidilmemiş okuldur, en güzel proje henüz
yapılmamış olandır diye… o zaman bu bekletmelerinizin sebebi ne… Yoksa
ruhunuza ayak uyduramıyor mu bedeniniz, yoksa bedeniniz üzerine yığılmış
toprağı kaldıramayıp yenik mi düşüyor ölüme… ATA hocam, otobüs sizsiz çok
soğuk, canımız yanıyor siz olmadan, gözlerimiz doluyor ve akıyor yaşlar sileni
olmadan… Yol arkadaşlarınızı eksik bıraktınız hocam… her an otobüse
gelecekmişsiniz gibi beklemek canımı acıtıyor hocam… sizsiz olmak öyle ağır ki
hocam altından sevginizle kalkabiliyoruz hocam… ama Sizi yaşatacağız hocam bana
inanın bu böyle olacak… emanetinize sahip çıkacağız…
Yollar önümüze serili ilerlerken mutluluğumuz artmaya başlıyor neyse ki…
Hüseyin hoca Gönüllüleri tanıtmaya başlıyor yavaş yavaş… Benim için, ''öyle güzel
gülüyor ki gözleri çocuklara…'' diyor… hocam böyle bir ekiple böylesine anlamlı bir
projede ben nasıl gülmem hocam…
İnsanlar birbirlerini ilk gördüklerinde hemen ısınamazlar; çünkü mantıkları ve
çıkarları insanlardan önde koşar… oysa İLKYAR' da böyle bir durumu görmek
mümkün değildir… bilim otobüsüne ayak basarken her türlü arzularımızı,
çıkarlarımızı ve insani her türlü kötülüğümüzü kapının ardında bırakıveriyoruz…
kısacası kendimizden, isteklerimizden vazgeçiyoruz… sadece ve sadece çocuklar ve
onlara dair her şey oluyor içimizde...
Yolda ilerledikçe gündüz bizi gecenin soğuk karanlığına teslim ediyor…oysa
geceyi aydınlatan, ısıtan sohbetler geçiyor Atilla ve Erken ağabeyle aramızda…her
geçen saniye bizi çocuklara kavuşturmak için çabalıyor… son 3 gün içerisinde 40 saat
yol yapmıştım… biliyor musunuz bütün ömrümü ve zamanımı İLKYAR ile
geçirmeye gözüm kapalı ''varım''…
Bu ana kadar projenin başlamadan öncesini yazdım bundan sonra proje
anlarını yazacağım ayrıca okul okul yazmak istiyorum. Bu okulda şu okulda demeye
hakkım yok çünkü hepsinin gözlerindeki gülümseme tıpa tıp aynı ve onlarla
yaşadıklarım kalbimde ve bana özel…
15 günün güzel geçeceğine inanarak çıktığımız yolda ilk gün çocuklar
yoktu… okulların açıldığı her yılın ilk haftası okullar boş oluyormuş… anlatmak
istediğim proje ve çocuklar için çıktığımız bu yolda bir çocuğu ilk defa 40 saat sonra
görebildim… bu durum çok acı verdi ama her zaman otobüsten inerken çocukların
''işte onlar geldi'' çığlıkları olmayabiliyor…
Çocukların gelmeyeceği kesinleştiği zaman başka bir okula geçmek üzere yola
çıktık… dağların arasından uzayan dar yollar bizi karşılarken aramıza yeni bir
yoldaş katılmıştı, Mehmet hoca, kendisinin çok gezdiğini geçtiğimiz yerleri en ince
ayrıntısına kadar anlatabiliyor olduğundan belliydi. Yuvamız gibi olan Bilim
Otobüsü ilerlerken çocukları görebilecek olmanın verdiği heyecan içimizi
doldurmaya devam ediyordu. Ailemle konuşmayalı günler olmuştu… beni
uzaklarda bekleyen ve beni uğurlarken ''Hepiniz Allaha emanet olun, yolunuz açık
olsun'' diyen bir ailemin olduğu başımı yastığa koyup içimi kağıtlara döktüğüm
gecelerde geliyordu aklıma. Ne yemek ne içmek ne de dinlenmek, hiçbirini
istemiyorduk, istediğimiz tek şey çocuklarla beraber olabilmek. İLKYAR projeleri
devam etmeli, olmalı, çocuklara hiç değilse bir çocuğa ulaşabilmeli… kim bilebilir o
kişinin ardından gelecek tüm nesilleri kurtaramayacağını? NAZLI YÜREKLER' in
yüzleri gülmeli, çatlamış ellerinin anlattığı gerçekler duyulmalı ve o eller öpülmeli,
biz gönüllüler onları görüp titremeliyiz, onları görüp ''hayata nasıl meydan okunur?''
bunu öğrenmeliyiz…
Nihayetinde çocukları görmüştük işte o andan sonra bana, bize ne olmuştu
hatırlayamıyorum…tek hatırladığım ruhunu kaybeden bedenlerin ruhlarını
görmüşçesine çocuklara koştuğumuzdu…
Projede tanıdığım her çocuğun bir hikayesi vardı ama bunların tek birine bile
değinmeyeceğim; çünkü onlar çocukların en özeli… ama yapılabilecek tek şey,
elimizden ve gönlümüzden geldiğinin ardına geçip bütün çocuklara ulaşmaya
çalışmak olmalı…
Kalbinde İLKYAR ile gelen bir zerre titremeye sahip bütün İLKYAR
GÖNÜLLÜLER' ine sesleniyorum… eğer bir saniye olsun yorulursanız bir kenara
çekilip bir çocuğun size yönelttiği masum gülümsemeyi hatırlayın…
Yazılacak tonlarca söz var lakin yazıma burada son veriyorum ve projelerin
devamını diliyorum…
İbrahim ETİ
Mersin Üniversitesi
ilkyar'larımızın,geleceğine,güzellikler,katmak,için,belki,bir,kitap,için,,belki,anısını,yaşatmak,istediğiniz,
büyüğünüz,için,bir,kitaplık,,belki,de,daha,fazlası,için,İş,bankası,ODTÜ,şubesi,,,
(4229),706968,TL,,,TR26,0006,4000,0014,2290,7069,68;,,
Euro,Hesabı:,TR920006400000242293507426,,,,Dolar,Hesabı:,TR910006400000242293576217,,,
(Hesap,sahibi,İLKYAR),Lütfen,bağışınızın,açıklama,kısmına,isminizi,mutlaka,lütfen,belirtin…,,
www.ilkyar.org.tr,,[email protected],,,,,
izlenimleri,dostlarınızla,paylaşıp,onları,üye,yaparak,(eposta,adreslerini,bize,yolluyarak),,sitenizde,,
bloğunuzda,,ilkyar'ın,tanınırlığını,,arttırabilirsiniz,,ancak,başka,amaçlarla,ilkyar,izlenimlerindeki,ve,
sitesindeki,resimlerin,izinsiz,kullanılmaması,gerektiğini,hatırlatın,lütfen...,
,
Download

eylülle gelen ışık