283
!
Milliyetçi siyasî haf­
talık gazete - Pazar­
tesi günleri çıkar Fiatı : 250
kuruş
EY TÜRK KENDİNE DON
öay Ecevit ! Komünistlerle
işbirliği halinde olmadığını
açıklayabilir mısın
* İŞTE VESİKA *
15 MART CUMARTESİ SAAT 13 M DA
HEHMANNPLATZ'DA
YÜRÜYÜŞ VE MİTİNG
miting yerinden topluca
say.» BÜLENT ECEVİT m
toplantısına katılacağız
FAŞİST TERÖRE SIKIYÖNETİME RAHALULIĞINA VE
İŞSİZLİĞE SON «DERHAL SEÇİMLERE GİDİLMELİ
T » I t T I t L I »,
Demire;l.?eyziogVu,Erbakao ve Tijrkeşin kurdukları * ihanet cephesi tara •
finden durmadan engelleniyor. Kınlar faşist komandolarını işçilerin f
köylülerin, gençlerin üotîine sürüyor,halkımızın ekmek,özguriük.demok*resi mücadelesini Kırmaya yelteniyorlar. TÖB-DER'in 52 iliroizdo düzen­
lediği faşizmi,işsizligi ve pahalılığı protesto mitinglerimi kana boğ­
maya kalktılar, Muş'ta. Tokat'ta, Malatya'da, Erzincan'da b yurttaşı •
mızı öldürdüler,İlerici gazete ve kitapçılara, C#P bürolarına saldır •
dilar, yakıp yıktılar.
B» f«9ji*» a«iH<rıiflr. ^nRirılara karş^ yTi^rtynauziia iğciler. Koy»
osyalıstler.Komüni st İer,(Cumhuriyet Halk i
liler, gjnçler^
aycınlar. tum yurtsever antıelnperyalisr güçler birikiyor f iTgrt-dg •
mc
veriyorlar.
H
üiz^ yurt; aışîndeki isçiler ve aydlnlUf Bü mücadelede yeriuizi
elmalımız. Emperyalizme ve faşizme karşı el ele vermeliyiz.
15 Mart Cumarteei günü Baat I^oo de ü Bahnhof Hermrrıaplotz'da. '
başlayacak olan yürüyüş ve miting'e katılalım. Batıberlin'dski- biz ysoancı işçilerin genel haklarını, yabancılar polisinde, Arb«%itsamt'da ,
aohnungsamt'da uğradığımız haksızlıkları, ayrı muameleyi protesto ede­
lim.
Miting'cLen sonra, topluca Bülent Ecevitin toplantısına katılaca»
giz.
• Türk Ceaa KanuncuaaaKi J/jI, 14-2,146. maddeler kaldırılmalı.
ülkü Ocaxları ve :'am : aşıkz yuVâlarl d&gUkMmâllo'iir! '
e Yurt dişmdaKi biı emekçilere ve 18 yaşındaki gençlere oy ItaJeka
tanınmalı, de m a l s«çimlere gidilmelidir.
BATIBERLIN BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK KOMİTESİ
Türk T o p l u m c u l a r Ocağı - B a t ı F e r l i n
T ü r k i y e l i Ö ğ r e t m e n l e r Derneği - B a t ı B e r l i n
T ü r k i y e l i Demokratik İ ş ç i Derneği - B a t ı B e r l i n
T ü r k i y e l i Akademiker ve S a n a t ç ı l a r Derneği - B a t ı
I B e r i i a 21 -, T u r r a s t r . 20
Berlin
Türkiye İç ve dış sıkıntıların ağırlığında
ezilirken, seçim sevdasına kapılarak memle­
kette hükümet buhranı yaratan CHP Genel
Başkanı bay Ecevit, geçenlerde Avrupa'nın
bazı ülkelerine seyahatler yaptı. Oradaki
sosyalist partilerle, mahiyeti bizce karanlık
anlaşmalar yaptı. Dünya Sosyalist Enternas­
yonaline, gayri resmî olarak CHP'yi üye
yaptığı ileri sürüldü. Türk kanunları partile­
rin dışa bağlılığına müsaade etmediği için
böyle hareket edildiği
bildirilen bu olay,
Cumhuriyet tarihimizin en kuşku uyandırıcı
bir gelişmesiydi. Osmanlı İmparatorluğunun
son devirlerinde, adı, «Hürriyetperver», «Me­
deniyetçi, «İleri düşünceli aydın» olarak bi­
linen bazı siyasetçiler Avrupa'nın gözdele­
riydiler. Topraklarımıza göz dikmiş bulunan
bu Avrupa'lı devletler, «Hürriyetperver» de­
dikleri siyasetçilere en ufak bir fiske değse aya­
ğa kalkıp ortalığı velveleye verirlerdi. Bugün
bu htirriyetperverlerin ne mal oldukları vesika­
larla ortaya çıkmış, emperyalist Avrupa'nın
bazı devletlerine nasıl uşaklık ettikleri anla­
şılmıştır.
CHP Genel Başkanı Ecevit'in Avrupa'nın
sosyalist partilerince sırtı sıvazlanarak, ileri­
ci solcu, özgürlükçü ilân edilmesi ve solcu
bazı yabancı basın organlarında reklâmları­
nın yapılması, ister istemez, Osmanlı İmpa­
ratorluğu'nun son yıllarındaki devlet yıkıcısı,
Avrupa uşaklığı yapan siyasetçileri hatırlattı.
Ecevit'in Almanya'da bulunduğu sıra­
larda bazı mitingler düzenlediğini biliyoruz.
Bu mitingleri düzenleyenlerin
arasında,
Türk vatandaşlığından kovulmuş, Rus uşak­
lığı sabit bazı hainlerin aktif görev yaptık­
ları da gelen haberler arasında yer alıyordu.
İşte bu haberlerin doğruluğunu
isbatlayan
vesika yanda kilise halinde yayınlanmıştır.
Türk işçilerine dağıtılan bu kilisedeki bildiri
okunduğunda her şey apaçık
görülecektir.
Avrupa'da Türk Devleti'nln aleyhine faaliyet
gösteren komünistler tarafından
kurulmuş
bulunan derneklerin yayınladığı
bildiride
yeralan cümleler hiçbir yoruma ihtiyaç bı­
rakmayacak kadar açıktır. İşsizlik, pahalılık
ve zamların baskısı altında halkın ezildiğini
(Sanki bunların Ecevit iktidarının eseri ol­
duğu bilinmiyormuş gibi) ifade eden bildiri­
de. Milliyetçi Cephe için «İhanet CephesU
tabiri kullanılmakta ve şöyle denilmektedir:
«6 aydanberi hükümet kurulamıyor. Cumhu­
riyet Halk Partisinin,
İlerici ve devrimci
güçlerin, komünistlerin, halkımızın İstediği
erken seçimler, emperyalizmin
işbirlikçisi
olan Demire! Feyzioğlu, Erbakan ve Türkeş'in İhanet cephesi tarafından durmadan
engelleniyor.» Töb-Der'in 52 ilde düzenlediği
Devamı:
11 de
Milliyetçi Siyasi Haf­
talık Gazete Pazar­
tesi Günleri çıkar.
FİATI: 250 KURUŞ
1 4 NİSAN
1975
Hükümet bütün engellemeye rağmen güvenoyu aldı
Program konusunda konuşan CHP sözcüleri sadece Türkes ve MHP'ye saldırdı
Türkeş:
ANARŞİNİN TEMSİLCtSt
CHP İLE SONUNA KADAR
MÜCADELE ETMEKTEN
ŞEREF DUYUYORUZ.
TÜRKEŞ'İN MECLİS KONUŞMASINDAN NOTLAR...
j£ MİLLİYETÇİ CEPHE KURULUNCA ADALET PARTİSİNE
KARŞI ŞEFKAT GÖSTERİLERİ BAŞLADI. CENABI HAK
CHP MUHABBETİNDEN AP'YÎ DE, HEPİMİZİ DE KORU­
SUN.
^
TÜRK MİLLETİ KENDİLERİNE «KARAOĞLAN», BANA
DA «BAŞBUĞ> İSMİNİ LÂYIK GÖRMÜŞ. BEN MtLLETtMİN İRADESİNE HÜRMETKARIM.
+ KIBRIS'TA DOĞMAYI BİR KUSUR OLARAK GÖSTERME,YE KALKMAK ZAVALLI KOMÜNİST
ZİHNİYETİDİR,
ATATÜRK DE SELÂNİK'DE DOĞMUŞTUR.
. MİLLİYETÇİ GENÇLER HİÇBİR ZAMAN DEVLET KUV»
VETLERlNE KARŞI ÇIKMAMIŞ, AKSÎNE ONU DESTEKLEMİS VE EMİRLERİNE ÎTAAT ETMİŞTİR.
|
j * CHP YÖNETİCİLERİ ZİBtDt ZAPTİYE ZİHNİYETİNE |
DAYANAN JURNALCİLİKTEN VAZGEÇMELİDİR.
j
^ 27 MAYIS'A DEVAMLI SURETTE ÇATAN CHP'LİLERE;
BEN 27 MAYISTA İKTİDARIN CHP'YE DEVRlNl ÖNLEYİP GERÇEK DEMOKRASİNİN KURULMASI İÇİN ÇALIŞTIM.
,. HER YALANINIZI, HER İFTİRANIZI AĞZINIZA TIKACA­
ĞIM. BEN TÜRK MİLLtYETÇiSiYİM. NE HİTLER'Î, NE
MUSSOLİNÎ'Yİ, NE MAO'YU, NE LENİN'Î TAKLlT ETMEYİ
ŞEREFSİZLİK SAYARIM. BİZ TARİHİMİZİN YETİŞTİR­
DİĞİ BÜYÜK ADAMLARI BEĞENİR, ONLARI TAKLİDE
ÖZENİRİZ.
Ecevit ve Turan Güneş âsi Barzani
militanlarının Türkiye'ye kabulDnü istedi
ECEVİT - MİLLETİ CEPHELERE BÖLÜYORLAR
DEVLET - 14 NİSAN 1975 - SAYI : 284 - SAYFA : t
Sahibi: İbrahim METİN • Ya­
berleşme adresi: P.K. 284 Ba­
zı İşleri Müdürü : Tevfik Fik­
kanlıklar-Ankara * İdare
ret KILIÇKAYA * Neşriyat Mü­
ri : Bedesten İçi, Bedesten Han
dürü : Sadi SOMUNCUOĞLU •
Kat : 4. N u . : 7, KONYA
İdari İşler : Osman ÇAKIR * Ha­
ABONE :
Ye­
Yıllık 120 TL. Altı
Aylık 60 TL. * Dış
Ülkeler
İçin : İki misli * Baskı : Güneş
Mat T.A.Ş. * Dizgi - Tertip :
Yeni Işık Matbaası Tel: 17 43 10
ANKARA * Dağıtım : Gameda
DEVLET
FY T U R K
KI'.NUINI- İM.;-:
mııımııııtııııtıııııiMiııımıiHiiiiiıııııııııııııııııtııııııııııiMiMiıiMiııııııııiMiiMiıiMiııını
CHP'nin girdiği tehlikeli
oyunlar
NURÎ GÜRGÜR
Hükümetin güvenoyu alması konusunda cere­
yan eden çalışmalar, siyasi mücadele ölçülerinin
dışına çıkarak parlementonun itibarını ve partici­
lik haysiyetini ciddi şekilde rencide eden çirkin
bir mahiyet almış bulunuyor. CHP'nin iktidar ol­
mayı bir mecburiyet sayan sert ve müsa«nahasız
üslûbu bu tablonun doğuşunun başlıca âmilidir.
Hükümet programının müzakereleri esnasında bu
parti sözcüsünün yaptığı konuşma içinde bulunduk
lan ruh haletini aksettiren ilgi çekici bir belgedir.
Siyasi hasımlarını sokak kabadayısı tavrı içeri­
sinde susturmaya çalışan CHP grubu ve çirkin
bir takım iftiraları fütursuzca savunmayı marifet
addeden sözcüleri bu teşekküle şeref ve itibar sağ
lamamıştır.
CHP'nin iktidarı bir mecburiyet olarak gören
ve bu mevkiye ulaşmak için her çareyi mubah sa­
yan siyasi mücadele anlayışına tesir eden fak­
törler, bu partinin yanmasında yer alan bazı ideo
lojik guruplarla birarada mütalâa edildiği takdirde
de daha net tesbitler yapılabilir. CHP'nin solcu­
luk anlayışının açık ve kesin çizgiler halinde tes­
bit edilmemiş olması, bu partiyi bir takım taktik
mülahazalarla destekleyen çeşitli marksist ve ko­
münist gruplara geniş bir istismar sahası hazırla­
maktadır. CHP'nin lider kadrosunun, başta Ecevit
AŞI OLMAK LAZIM
Taşıdıkları sıfatları işgal ettikleri ma­
kam ve organları varlıklarıyla kirleten bazı
edepsizlerin siyasi tenkid adı altında mille*
tin kutsal kürsülerinden milliyetçi ve ülkü­
cü gençlere, Milliyetçi Hareketin liderine
yönelttikleri saldırılar içinde bulundukları
korku ve telâşı aksettiren tarihi belgelerdir.
Bir parti sözcüsünden ziyade umumha­
ne kabadayılarına mahsus hayasız üslûbu
benimsemiş olmak, şeref ve haysiyet gibi
insan! vasıflar yönünden tam bir iflâs ha­
linde olduklarından kendilerine fazla birşey
kaybettirecek değildir. Resmi görevi esna
smda randevuevleri ve kumarhanelerden
haraç almakla maruf bir ahlâksızın milli­
yetçi bir lidere sataşması iç dünyasındaki
ciğfenin ortalığa saçılması olayıdır ve önem
taşımaz.
Bir kelp grubunun koro halindeki uluma
lan ise Milliyetçi Hareket kervanının yürü
yüşünde en ufak bir aksama doğurmaz.
Önemli olan her an ısırılma tehdidi al­
tında millî bir görevi yürütmeye çalışan
insanların her ihtimale karşı kuduz aşısı
yaptırmış olmalarıdır. Bnun bir hıfzıssıhha
mecburiyeti olduğundan son olaylara bakılır
sa kimsenin şüphesi kalmamış olsa gerek.
olmak üzere fikri bakımdan kifayetsiz insanlardan
mürekkep oluşunun yamnda taşıdıkları engin ikti­
dar ihtirası bunları komünistlerin rahatça kullana
bildikleri bir organ haline getirmektedir. Mesele­
leri tesbit ve tahlil ederken, kendilerine telkin
edilen marksist perspektifin dışına çıkamamakta,
hükümlerinde onlarla aynı paralelde olmayı siya­
si bir zaruret saymaktadırlar.
Türkiye aydınına hâkim olan genel fikrî kifa­
yetsizlik bazı çevrelerin bu ekibi körükörüne des
teklemelerine yol açıyor, yaptıkları çeşitli büyük
hatalar ya farkedilmiyor yahut ne pahasına olur­
sa olsun korunmaları mecburiyetine inanıldığı için
üstleri örtülerek unutturulmaya çalışılıyor. TRT
ve basının Ecevit ve arkadaşlarına yaptığı hizme
tin başka sebepleri de olmakla beraber netice
CHP'nin temsil ettiği sol görüşlerin Türk cemiye­
tinde kabul ve itibar görmesine çalışılması şeklin­
de tezahür ediyor.
Geçen hafta Turan Güneş'in ve Bülent Ecevit'
in, Barzani taraftarlarının Türkiye'ye kabul edil­
meleri yolunda yapmış oldukları talebin ifade et­
tiği mânâ bir çok çevrede ya düşünülmedi veya
üzerinde durulmamak suretiyle unutturulmaya uğ
raşıldı. Oysa yalnız bu talep dahi CHP'nin içinde
bulunduğu tehlikeli macera temayülünü aksettiren
ilgi çekici bir davranıştır. Sayın Ecevit emsalsiz
bir pişkinlikle taleplerinin «bazı masum insanların
bir dost ülkeden diğer bir dost ülkeye geçişle­
rinde» kolaylık sağlamaya matuf olduğunu belir­
tiyor, bu konunun ifade ettiği siyasi, askerî ve
etnik meseleleri görmezlikten ve bilmezlikten ge
liyordu. Doğu ve Güneydoğu'yu bir barut fıçısı
haline getiren tahriklerin buna benzer istismar te­
şebbüsleriyle beslendiğini bilmemek, bu teklifin
kabul edilebilirlik derecesini düşünmemek, son
derece basit bir oyunun içinde, siyasi hesaplan
uğruna memleket güvenliğini ve toprak bütünlü­
ğünü dahi tehlikeye atabilecek derecede basiret­
siz ve muhteris insanlardır.
Kısa bir müddet önce meclis kürsüsünden son
derece tahrikçi bir üslûpla çirkin bir mezhep kış­
kırtıcılığı yapmış olan bu partinin etnik mesele­
lerimizi çözümü müşkül bir yöne sevkedebilecek
çabaların içinde yer almış olması aslında basit
bazı siyasi hesaplara dayanmaktadır. Birtakım
millî endişeler ölçüler hesaba katılmadığı takdir­
de vasatî zekâya sahip her insanın düşünebilece
ği oy hesapları CHP idarecilerinin davranışlarına
hakim olan başlıca müessirdir. Seçimlerde bazı
oy topluluklarının blok halinde sahibi olmak için
bu tarz manevralar yapmayı taktik bir marifet
sayıyorlar. Blok oyları kazanırken memleketin
neleri kaybetmekte olduğunu düşünmüyorlar bile..
Oysa millî varlık ve çıkarlarımızın bu şekilde te­
cavüzlerle zedelenmekte oluşu ihmal edilemez
tehlikeler doğuruyor. Bu tehlikeleri ihtirasın kö­
relttiği bu politikacılar görmediklerine göre onları
gerçeklerle karşı karşıya getirmek ilgili her kuru
luş ve organ için millî bir ödevdir.
I
i
BİR ADAM
| Yeter bu vatana ettiğin zulüm,
I Gözlerine miller çekilesice.
Varlığın millete bir acı ölüm,
Böğrüne kazıklar çakılasıca...
Tez zamanda defterciği dürülüp,
| Bitli bezden bir kefene sarılıp,
1 Evinin, barkının yeri sürülüp,
| Yerine ekinler ekilesice.
s
i Nice sözler verdin «dönesilikli.»
Nice haltlar yedin «yenesilikli,»
Nice gerdan kırdın «olasdıklı,»
\ O yalancı dili yakılasıca.
|
|
|
i Seneleri böldün tıpkı ay gibi
Çıktın karşımıza durdun bey gibi,
Barsaklarda «oluşarak» şey... gibi
«Münasip yerlere» dökülesice.
Bol keseden harcadığın vaatler,
Zıkkım oldu hiç geçmiyor saatler,
Yaktın canımızı tuttu nöbetler.
Alnına kurşunlar sıkılasıca.
Bir ipte kırk cambaz oynattın gittiı
Fesat kazanım kaynattın gittin,
Birkaç derdimize, bin kattın gittin,
Beli büklüm, büklüm bükülesice.
Zamanında malı, mülkü batırdık.
Sayende ekmeği, aşı yitirdik,
Velhasıl elinden illet getirdik,
«Sehpası» meydana dikilesice.
COŞKUN KUTALMIŞ
•»"»•••Hmılll.lllllımilMIMIIIIIHIMlIlIMIIIIIIIIHII l l l l l l l l l l l l I I I I I I M I I I I I I I I I I I I I I I I I I H I I I f
ClVlIİAİE
ISIMSU
-m
t ~ »
<?'
,»..y«A,
"\/* W U H I
&3Dı»iıcr-.)60 2
Ca&toğlu - tST
<'•••-••
DEVLET - M NİSAN 1975 - SAYI : «M - SAYFA : S
CHP Konya adayı olan okul müdürü;
delilleri yok etmek için Dumanay'a
ait kan lekelerini yıkatmış
, 3 Nisan günü, komünistler tara­
fından, işkence yapılmak suretiyle
şehid edilen Büyük Ülkü Derneği
üyesi Necdet Dumanay'ın ölümü ha
disesi hakkında yeni bilgiler edinil
inektedir. Geçen sayımızda belirtti
ğimiz gibi, sene başından beri ko­
münistlerin hakimiyet kurma çaba
sı içinde bulundukları Ankara ilköğretmen Okulunun müdürü CHP'nin 1973 seçimlerinde Konya adayla
rından Hüseyin Kaleli'dir. Seçimi
kaybedince CHP'li bakan Üstündağ
tarafından buraya tayin edilen Hü
şeyin Kaleli, okula geldiğinden beri
aşırı solcu öğretmen ve öğrenciler
le işbirliği yaparak okulu marksist
bir eğitim yuvası haline getirmeye
çalışmıştır. CHP'li okul müdürüne
aşırı sol faaliyetlerinde öğretmen­
lerden Tezcan Uzcan yardımcılık
yapmış ve yapmaktadır.
, Öğrencilerden alınan bilgiye göre
okulun müzik odası aşırı sol çalışma
yeri haline getirilmiştir.
Şurada
plak, bant ve diğer yayınlarla ko
münizm propogandası yapılmıştır.
Uzun müddetten beri okuldaki ülkü
cü öğrenciler çeşitli yollarla baskı
altına alınmaya çalışılmıştır
OLAYDAN ÖNCE KOMÜNİSTLER
TARAFINDAN OKULDA YAPILAN
GÖSTERİ
, Necdet Dumanay'ın şehadetinden
bir hafta kadar önce okul müdürü
nün bir kısım aşırı solcu öğrencile
re hitaben «gidin faşistlere herşeyi
yapın, hattâ öldürün, yanıma gelin»
şeklinde konuştuğu öğrenci'er tara
fından iddia edilmektedir.
Aşırı
solcu müdür ve öğretmenlerin gay
retiyle gittikçe gerginleşen
hava
sonunda 2 Nisan gecesi ülkücü Du
manay öldürülmüştür, öğrencilerin
ifadesine göre olay şu şekilde ce­
reyan etmiştir :Gece 22.30 sıraların
da mütalaadan çıkan öğrenciler ya
takhanelerine gitmişler ve yatmış­
lardır. Bu sırada içlerinde Ankara
Eğitim Enstitüsü Öğ. Derneği Baş
kanı Hasan İnce, Fikret Kara, İb­
rahim Kasaboğlu, Kerim Madanoğ
lu, Hasan Gülsen, Hüseyin Fahri
Vural, Halil Süvari, Abuzer Çolak,
Kenan, Erdoğan, Hıdır Ovacık, Kud
ret Çelik, Halil İbrahim Sarışan ve
Ertuğrul Oflaz isimli marksist öğ­
rencilerin bulunduğu bir grup elle­
rinde sopalarla gösteri yapmışlar
ve «milliyetçi varsa dışarı çıksın»,
«kahrolsun ülkücüler» şeklinde ba­
ğırmışlardır. Bu sırada
Andullah
Devlez, Mehmet Atamal,
Adnan
Yiğit ve Osman Karagüzel sopalı
anarşistleri görmüşlerdir.
Ülkücü
öğrencileri tahrik gayesiyle yaptık
l a n bu hareketlerden netice alamıyan komünistlerin gösterisi yarım
saat sürdükten sonra sona ermiştir
Daha sonra tahminen 23.30 sırala­
rında Necdet Dumanay. y a t k ı n d a n
kaldırılmış ve alt kata indirilmiştir.
Komünistler tarafından dövülen ve
tanınmayacak hale gelen Dumanay'
in kaburga kemikleri
çiğnenerek
kırılmıştır. Dumanay, baygın
bir
vaziyette 3. kata çıkarılmış ve pen
cereden aşağı atılmıştır. Alt kat­
tan itibaren Dumanay'ın atıldığı pen
çere önüne kadar yer yer kan leke
lerine rastlanmıştır. Öte yandan ko
ma halinde bulunan
Dumanay'ın
avucunda 2 ayrı teşbihten parçala­
rın bulunması, Dumanay'ın kendisi
ni öldüren komünistlerle mücadele
ettiğine ve teşbih tanelerinin kendi
sini öldüren kaatillerden birine ait
olduğuna delil olarak gösterilmekte
dir.
Olay bu şekilde cereyan
edip,
Necdet Dumanay pencereden atılır
ken, aşağıda bulunan okul müstah­
demleri tarafmdan
görülmüştür.
Müstahdemler ilk ifadelerinde Du­
manay düşerken pencerede bazı ki
sileri gördüklerini söylemişlerse de
daha sonra aşırı solcuların baskı­
sıyla bu sözlerini inkâr ederek Du
manay'ı yerde baygın olarak bul­
duklarını iddia etmişlerdir. Halbuki
öğrenciler Dumanay'ın düştüğü ye­
rin çukur ve karanlık olduğunu, bu
sebeple gece yarısı ancak düşerken
görülebileceğini söylemektedir.
KAN LEKELERİ YIKANIYOR
3 Nisan sabahı olay öğrenildiğin­
de okul idaresi ilk iş olarak Cumhu
riyet savcısı olay yerine gelmeden,
Necdet Dumanay'a ait olan kan le
kelerini yıkatmış ve delilleri yok
etmeye çalışmıştır.
Öğrencilerden
Ahmet Süreyya Köseoğlu ve Selahattin Çakıroğlu kan lekelerini ve
olayın geçtiği koridoru işçilerden
Necmettin Yolcu'nun yıkadığını söy
İçmektedirler. Daha sonra yatakha
nelerde yapılan yoklamalar sonun­
da 22 numaralı yatakhanede Haya
ti Çetinkaya, Muzaffer Ersoy üe 7/1
sınıfından Yıldırım Kaya yerlerinde
bulunamamışlardır. Aşırı solcu olan bu öğrencilerden Yıldır«m Ka­
ya Necdet Dumanay'la aynı yatak­
hanede kalmaktadır. Bu öğlencile­
rin izin almadan ve sırf olay gece
si yatakhanede bulunmamaları da
dikkati çekmektedir.
HASTANEDE TÖB - DER ANKARA
ŞUBESİ BAŞKANININ TELAŞI
Bu arada müdür Hüseyin Kaleli,
olay sabahı, gece gösteri
yapan
aşırı solcu öğrencilerden
Hasan
İnce ile odasında bir görüşme yap­
mıştır. Olaya intihar süsü serilme­
si de bu görüşmeden sonra ortaya
çıkmıştır. Müdürün Hasan i'nce ile
gizli görüşmesi öğrencilerden Ke­
nan Aktaş, Kemal Taşdemir Eyüp
Gencay, H. İbrahim Gencay ve Ali
Fuat Doruk isimli öğrenciler tara­
fından görülmüştür.
Daha sonra, müdür Hüseyin Kale­
li, Tezcan Uzcan, Yurdagül Alpars
lan ve TÖB - DER Ankara şubesi
başkanı Mustafa Düzgün, cenazenin
bulunduğu hastaneye gitmişlerdir.
Bu sırada okul öğrencileri de arka
daşlarının cenazesi için hastaneye
gelmişler, ancak bu üç şahıs tara­
fından «Sizlerle de konuşacnğız, ağ
zınıza... cağız. İtler gibi geoerecek
siniz. Okulda görürsünüz» gibi haka
ret ve tehditlerle kovulmuş I ardır.
Daha sonra A.Ü. Tıp fakültesi has
tanesinde yapılan otopsiden sonra
verilen raporda Necdet Dumanay'
in intihar ettiğine dair bir kayda
rastlanmamıştır. Raporda, Duma­
nay'ın kaburgalarının
tamamının
içeriye doğru kırıldığı, ciğerlerine
batmak suretiyle ölüme sebep oldu
ğu belirtilmektedir. Bu arada ko­
münist gazetelerin iddia
ettikleri
gibi Dumanay'ın intihar etmesi için
herhangi bir sebebin de bulunmadığı
m bizzat arkadaşları söylemektedir
ler. Dumanay'ın çalışkan,
efendi
bir öğrenci olduğu ve hiçbir kızla
herhangi bir ilişkisi
bulunmadığı
öğrenilmiştir. Komünist gazetelerin
ve CHP'li okul müdürünün; suçla­
rının meydana çıkmasını önlemek
için telâşa kapıldıkları ve uydurma
aşk hikâyeleri icad ettikleri anlaşıl
maktadır.
BÜD ANKARA ŞUBESİ BAŞKANI
NEDİM ÜNAL'IN BİLDİRİSİ
Necdet Dumanay'ın üyesi bulun­
duğu Ankara Büyük Ülkü Derneği
Başkanı Nedim Ünal, olayla ilgili
olarak yayınladığı bildiride, olayın
evvelini ve cereyanını
yukardaki
şekilde anlatmakta ve bazı polisle­
rin ülkücü gençlere karşı davranış
larını kınamaktadır. Olaydan 4 gün
önce bir solcu öğrencinin cenazesi
nin solcular tarafından
serbestçe
alındığını hatırlatan Ünal, polisin
ülkücü öğrencilere davranışlarının
üzüntü ve esefle karşılandığını söy­
lemiştir.
Bir haftada 2. şehit:
Ülkücü Ramazan Yefılyayla CHP'liler
tarafından şehit edildi
Geçtiğimiz hafta Ankara'da komü
nistler tarafından şehit edilen Nec
det Dumanay isimli ülkücü iğrenci
den bir gün sonra, Burdur'da Ülkü
Ocakları mensubu Ramazan Yeşilyayla isimli ülkücü lise öğrencisi
aşırı solcu bir şahıs tarafından bı
çaklanarak şehit edilmiştir.
Bir müddet önce ülkücü gençlere
silah çektiği ve komünizmi övücü
lâflar söylediği için yakalanmış ve
yargılanmakta
olan
Cumhuriyet
Halk Partisi Burdur ü başkanı Fer­
hat Çiftçi'nin dâvasında amme şa­
hidi olarak bulunan Ramazan Yeşil
yayla, 4 Nisan gecesi sinemada film
seyrederken aşırı solcu ve CHP'li
Fahrettin Demirkol tarafından
7
yerinden bıçaklanmış ve hemen öl­
müştür.
Ülkücü Ramazan Yeşilyayla'yı
şehit eden solcu katil Fahrettin De
mirkol, olaydan sonra kaçmış, an­
cak polis ekipleri tarafından Salih­
li'de yakalanarak Burdur'a getiril­
miştir. Suçunu itiraf eden solcu ka
til, Yeşilyayla'yı dövemeyince bı­
çakladığını söylemiştir. Katil, ilk
sorgusunu müteakip tevkif edilmiş
tir.
ŞEHİTLERİN KANI YERDE
KALMIYACAK
CHP Burdur il başkam aleyhine
şahitlik yapacağı günden bir gün
önce öldürülen ülkücü Ramazan Ye
şilyayla'nın şehadeti Burdur'da ve
ülkücü camiada büyük üzüntü yarat
mıştır. Silahla tehdit, silah teshir et
mek, rezalet çıkarmak ve marksizm
propogandası yapmak suçlarından
yargılanan Ferhat Çiftçi'yi kurtar­
mak için CHP'lilerin bir tertibine
kurban giden Yeşilyayla'nm ölümü
üzerine Burdur Yüksek
Öğrenim
Kültür ve Dayanışma Derneği bir
bildiri yayınlamış ve olayı orotesto
etmiştir. Adem Erdem imzasıyla ya
Devamı : 10. d»
DEVLET - 14 NİSAN 1975 - SAYI : 284 - SAYFA : 4
?M*tS
Muhalefet
çWEKIUPLAXI
ve ihanet
^rgehekğiı
İktidarlara muhalefet ile devle
te ihanet arasında kıl payı fark
vardır. Bunlar, bizce, bir bıça
ğın iki yüzü gibidir. Birbirini
ayıran sadece bıçağın keskin kıs
mıdır. Bir şahsın veya teşekkü­
lün ölçüsüz bir takım hareket­
leri bazen kendisinin bile iarkın
da olmadığı çok kısa süre içinde
o ince sınırı aşabilir. Türkiye'
mizde bu gibi olaylara çok sık
şahit olmaktayız.
Meselâ, sonradan kendisine
«Kıbrıs Fâtihi» de dedirten bir
siyasî meczup; Kıbrıs ve iç gü­
venliğimizi, devlet bütünlüğümü­
zü sarsan başka hadiselerin de
cereyan ettiği sıralarda, millet
ve devletimizin bekâsının ve idâ
meşinin teminatı olan Türk Orda
sırının modernleştirilmesi hareke
tine «kime karşı silâhlanıyoruz?»
diye karşı çıkmış ve bâzı bölge
lerin iktisadî kalkınma yönünden
geri kaldığım hatırlatarak iç tah
riklerr girişmişti. Bu karşı çıkı
şın kalkınma ile alâkası bulunma
dığı, aksine daha sonra cereyan
eden Kıbrıs Harekâtı, ABD'nin
silah ambargosu gibi durumların
bir ön tedbiri olduğu anlaşılmış
tır. O halde, bu tavır bir mnha
lefet değildir, sınırı aşmadır
Ayni şekilde, Güney sınırları­
mızda uzun senelerden bnri de­
vam eden Barzanî isyanı Irak
devleti tarafından
bastırılmış
tır. Devletimizin güvenliğinin so
rumliıfarı bu bölgede sızmaları
ve Türkiye'nin başına bir takım
gailelerin açılmasını önlemek için
Sıkıyönetim ilânını arza ediyor.
Yine bir parti çıkıyor, başta ge
nel başkanı olmak üzere, «Niçin
Sıkıyönetim ilân ediliyor? Bn bol
ge halkının insanca yönetilmesi
gerekir» diyor. Bu sözlerin altın
da zımnen Türk Devletinin belli
bir grup vatandaşına «insanca
muamele» etmediği bühtan ve if
tirası yönetiliyor.
Bununla kalsalar iyi, çünkü o
takdirde bn davranışı gaf'etleri­
ne atfetmek mümkündür. Ancak
Irak Devletinin teslim olurlarsa
affettiğini, getirdikleri silah başı
na para vermeyi vaad ettiği, fa
kat kendi devletine teslim olmak
istemeyen âsileri himaye etmemi
zi «sığınma hakkı» tanınmasını
istiyorlar. Üstelik Dışişleri Ba­
kanlığı sırasında Irak hükümeti­
ne verdiği teminâtı unutan biri,
CHP adına bn konuda basın top
lantısı yapıyor ve diyor ki :
«Türkiye, dış siyasetinde msa
ni mülahazalara önem veren
bir ülkedir. Bu yüzden iç güven
İlk endişelerin bn mülahazanın
unutulmasına sebeb olmamalı­
dır».
Cezmi KIRIMI IOĞLU
Belli bir devre devlet sorumla
luğu taşıyan bir kimsenin bn sö
zü şöyle söylemesi gerekirdi :
«Türkiye, dış siyasetinde msa
ni mülahazalara önem veren bir
ülkedir. Ancak, Türkiye'nin ken
di güvenliğinin yanında bn müla
hazama fazla önemi olmamak
gerekir.»
Bn iki söz arasında çok fark
vardır, ikincisi inşam vatanper­
ver yapar, birincisi hâin! CHP.
bn sözleri bir takım oy hesapları
na dayandırarak İfade ettiği ve
mebus transferlerini sağlayıcı bir
unsur olarak gördüğü, devlet bü­
tünlüğünü siyasi ikbal hesapları­
na feda ettiği için; İşte şimdi İha
net noktasındadır. Mulıalafet sı­
nırlarını aşmıştır. Bıçağın İhanet
yüzüne geçmiştir. Bu netice, hem
CHP'ye ve hem de memlekete
çok zararlar verecektir. CHP si
yasi hesaplarda her türlü millî
menfaat ve ahlâk mülahazaları
m o kadar aşmıştır ki, düne ka­
dar aleyhlerinde bulunduğu kim
seleri yanlarına almakta, bölücü­
lük faaliyetlerini, siyasi bir stra
teji olarak seçmektedirler.
Muhalefeti ve üstelik bir şahsa
muhalefeti ihanet noktasına ka­
dar götüren bir diğer siyasi te
şekkül de DP dir. Bu parti de
çizgiyi aşmıştır. Türkiye'nin cid
di iç ve dış şartları ve CHP'nin tu
tama da ortada olduğu halde mil
letin kendilerinden beklediği hare
keti yapmamakta direnen DP ve
yöneticileri çizgiyi aşmıştır. Mil
letin arzularına, karşı muhalefet
insanı ve teşekkülleri çıkmazlara
düşürüyor. DP düştüğü kayada
debelenirken kurtuluşu bıçağın
ihanet yüzüne geçmekte bulmuş
tur.
Bu sözü söylerken içimiz sız­
lamaktadır. Bu grup içinde yakın
arkadaşlarımız vardır. An*ak gö
rüyoruz ki, onlar da kartalmak
gayreti içinde değiller.
Özellikle, siyasi hayatta çok
sık görünen muhalefet İle ihane
ti karıştırmak fiili yüzünden dev
le t ini iz çok zarar görmüştür. Bn
yola, bu zamana kadar CHP çok
sık başvurmuştur. Ancak, ayni
yol üzerinde düne kadar ve hâlâ
da milliyetçilikten bahseden kişi
ve grupların da başvurması ha
zindir. CHP'nin İhanete varan
muhalefetinden devlet ve milleti­
miz çok şey kaybetmiştir. DP'nh?
ayni yola İzlemesinden de çok
şey kaybedeceğiz.
Zira, bn davranış Demire!'! de
ğil devlet! kurtaracaktır. Devlet
battıktan sonra parti kavgası an
cak Sibirya'da yapılabflectktir
MAREŞAL
ÇAKMAK
ÖLÜM
YILDÖNÜMÜNDE
ANILDI
Türk tarihinin yetiştirdiği kiymet
li şahsiyetlerden, Kurtuluş Savaşı
nın değerli kahramanlarından, bü­
yük asker, faziletli insan, Milliyetçi
Hareket Partisinin kurucusu Fevzi
Çakmak, vefatının 25. yıldönümü
olan 10 Nisan günü istanbul'daki
kabri başında ve Türkiye'nin çeşit
li yerlerinde düzenlenen törenlerle
anılmıştır.
Fevzi Çakmak'm vefatı dolayîsîy
la ölüm günü olan 10 Nisan günü
çeşitli kuruluşlar, Mareşalin ruhu
için mevlidler okutmuşlardır Türki­
ye Fafız-ı Kur'an ve Mevlidhanlar
Cemiyeti de perşembe günü Beyazıt
Camiinde Türkiye'nin tanınmış mev
lidhanlarının katıldığı bir mevlid
okutturmuştur.
ÇAKMAKIN HAYATI
nişanlar almıştır. 1916 da Doğu Cep
hesinde 2. Kafkas Kolordu Komuta'
m olmuştur. 1917 yılında önce Diyar
bakır 2. Ordu komutanı olmuş, daha
sonra Filistin 7. Ordu komutanlığa
na getirilmiştir. Sina savaşlarında'
ki başarılarından dolayı nişanlar a!
mış ve sefer kıdemi olarak Korgena
ralliğe yükselmiştir. (1918)
Çakmak daha sonra 1918 de Genel
kurmay Başkanlığı karargâhına ta'
yin edilmiş, bir yıl sonra da 1 ordu
kıtaları müfettişliğine getirilmiştir^
Anadolu'da Kurtuluş savaşının baş"
lamasından sonra 8 Nisan 1920 da
istifa ederek Anadolu'ya geçmiştir.
Kurtuluş savaşına katılan ÇakmaK
3 Mayıs 1929'de Millî müdafaa ve
kili ve vekiller heyeti başkam 3 NI
san 1921 de orgeneral olmuştur. 3
Ağustos 1921'de Genelkurmay Baş;
kan vekili olan Fevzi Çakmak'a Saf
karya zaferinin kazanılmasından
sonra B.M. Meclisince Mareşallik
rütbesi verilmiştir. 29 Ekim 1923'de
Genelkurmay Başkam olan Çak­
mak, bir devre Kozan milletvekilli
ği yapmış, 1944 yılına kadar Genel
kurmay Başkanlığı görevini başa­
rıyla yürütmüştür. Aym yıl emek­
liye ayrıldıktan sonra politikaya ati
lan Çakmak, önce DP'yi destekle­
miş, gelişmesini sağladıktan sonra
1947'de bu partiden ayrılmıştır.
1948 yılında Millet Partisini kuran
Maraşal Fevzi Çakmak, 10 Niart
1950'de istanbul'da Hakk'ın rahme
tine kavuşmuştur. Çakmak'm cena'
zesi onbinlerce kişiden meydana
gelen muhteşem bir topluluk tara
fından görülmemiş bir cenaze tora
niyle kaldırılmış ve Eyüp mezarla
ğında toprağa verilmiştir.
|
Maraşal Çakmak, 1876 yılında Istan
bul'da doğmuştur. Babası Çakmak
oğullarından Topçu albayı Ah' Bey,
annesi Varnalı müftü Hacı Bekir
efendinin kızı Hasene hanımdır. Mus
tafa Fevzi Çakmak 5 yaşında iken
Rumeli Kavağı mahalle mektebi,
oradan Sarıyer Hayriye mektebine
girmiştir. 10 yaşında iken Selanik
Rüştiye mektebine giren Çakmak,
bir yıl sonra istanbul Soğukçeşme
Askerî rüştiyesine girmiş ve bu oku
lu bitirerek 1890 yılında Kuleli Aske
rî idadisine girmiştir. Askerî öğre
time devam eden Fevzi Çakmak,
bir yandan da dedesi müftü Hacı
Bekir efendiden Arapça, farşça, fı­
kıh öğrenmiş, geniş îslâmî bilgiler
edinerek büyümüştür. 1893'de Harbi
ye'ye geçen Çakmak, oradan da Er
kânı Harbiyeye geçmiş, 1898'de me
zun olmuştur. Stajdan sonra lî Nisan
1899'da ilk görevi olan Metroviç tü
Rahmetli Fevzi Çakmak, lekesîz>
meni kurmay başkanlığına atanan dürüst ve imanlı şahsiyetiyle herke
Çakmak, 1901'de Kidemli Yüzbaşı sin sevgi ve hayranlığım kazanmış*
(Kolağası) 1902 de binbaşı olmuş­ gerçekten nadir yetişen kıymetli
tur. Daha sonraki görevleri şöyle­ Türk bOyüklerindendir. Ancak gö»
dir : Taşlıca (Sırbistan) mutasarrıf teriş ve tantanadan uzak bir hayal
lığı ve kumandanlığı (1908), Kosova sürmüş, tarihteki ve Türk miDetinn*
Kolordusu kumandanlığı (1910). Ay kalbindeki edebi yerini almıştır, om
m yıl yarbaylığa yükselmiştir. 1911 rünün son yıllarında bazı haksızlık
de Genelkurmay Başkanlığı 3. daire lara ugramasma rağmen hiçbir za­
müdürlüğü, 6 Ekim 1911'de Batı man küçültülememiştir.
Rumeli'yi savunacak Garp ordusu
Vefatının 25. yılında bn büyOC
kurmay başkanlığı, 1913 de ikinci Türk'e yüce Allah'tan rahmet dük
Nizamiye Tümeni komutam. Aym yor, ruhu şad olsun diyoruz.
yıl albay olmuştur. Çakmak, 1915'de
Çanakkale Cephesi Geçici Anafarta
lar Grubu kumandanı olarak üstün
Ü'KÜ
başarılar göstermiş ve çeşitli liya
dergisi
kat, imtiyaz, harp madalyaları ve
BOZKURT
DEVLET - 14 NİSAN 1975 - SAYI : M4 - SAYFA ; S
MARAŞAL ÇAKMAK İÇİN MHP GENEL
MERKEZİNDE BİR TÖREN YAPILDI
Türkeş: O'nun mücadelesini devam
ettirmekten gurur duyuyoruz
, Türk milletinin yetiştirdiği bü­
yük insan, değerli komutan ve Mil
liyetçi Hareket Partisinin kurucu­
su Maraşal Fevzi Çakmak'ın vefa
tının 25. yıldönümü münasebetiyle,
Milliyetçi Hareket Partisi Genel
Merkezinde 10 Nisan günü bir tören
düzenlenmiştir. Ayrıca Milliyetçi Ha
reket Partisine mensup bir heyet,
aynı gün Çakmak'ın İstanbul'daki
kabrini ziyaret etmişler ve ruhu
için dua etmişlerdir.
Fevzi Çakmak'ın ölüm yıldönümü
dolayısıyla MHP Genel Merkezin­
de düzenlenen törende Başbakan
yardımcısı MHP Genel başkam Al-
Gün Sazak s MHP Türk milletini millî
ülküler etrafında birleştirme yolunda
şerefli mücadelesine devam edecektir
parslan Türkeş bir konuşma yapmış
tır. Türkeş, Fevzi Çakmak'ın kişi
ligi üzerindeki konuşmasında şunla
rı söylemiştir :
«Bugün, partimizin kurucusu, bü
yük komutan ve büyük Türk Milli
yetçisi Maraşal Fevzi Çakmak'ı
ölümünün 25. yıldönümünde anar­
ken, aziz hatırası önünde minnetle
ve hürmetle eğiliyoruz.
Atatürk'ün yakın mesai arkadaşı
olarak millî mücadele yıllarında
bir asker, bir komutan sıfatıyla gös
termiş olduğu emsalsiz hİ7metIer,
Türkiye Cumhuriyeti, Devleti'nin
kuruluşunda büyük rol oynamış;
Türk tarihinin şeref sayfaları ara
smda yer almıştır.
Millî mücadele sonrasında gerek
Türk Ordusu 'nda görev yaptığı sı­
ralarda, gerekse sivil hayata atıl­
dıktan sonra milliyetçi ülkücülük,
yönünde, dürüst, ahlâklı, faziletli ça
lışmaları bütün milletimize örnek
teşkil edecek niteliktedir. Maraşal
Fevzi Çakmak'ın Türk insanının gön
lüne kazılı olan mezarı, unutulmaz
bir hatıra olarak yaşayacaktır.
Türk Milletinin varlığına, bütünlüğü
ne ve yükselmesine hizmet etmiş in
sanların hatıralarını yâd etmek hem
bir vefa borcu olarak, hem de ör­
nek almak bakımından büyük değer
, Milliyetçi Hareket Partisi Genel da mücadelemize şerefle devam ede
Başkan Yardımcısı Gün Sazak Mi­ ceğiz. Bu yolda ilk adım olarak ka
halıççık ilçe kongresinde yaptığı bul ettiğimiz milliyetçi hükümetin
konuşmada MHP'nin Türkiye'nin kurulması ve işlemesi için de eli­
hükümet buhranından kurtulması mizden gelen her çabayı sarfedeiçin elinden gelen her şeyi yaptığı ceğiz.»
nı belirtmiş, milliyetçi partilerin
yaptığı işbirliği sayesinde hükümeti
kurma vazifesinin milliyetçi parti­
ler topluluğuna verildiğini söylemiş
tir.
, Gün Sazak 6 Nisan günü Mihalıç
çık'ta yaptığı konuşmada daha son
ra özetle şunları söylemiştir •
«Memleketimizin buhrandan kur­
tulmasının kendi karanlık emelleri
ni engelleyeceğini bilenler bul ranın
uzaması için ellerinden gelen her
çareyi denemekte, şeref ve haysiyet
Bugün perşembe; Milliyetçi cephe hüküme­
lere gaddarca saldırmaktan kendile
tinin
programı üzerindeki görüşmeler tamamlan
rini alamamaktadırlar. Uzayacak
di.
CHP
ve DP sözcülerinin konuşmalarım cid­
buhranın daha fazla yokluk ve da
diye
alamam.
Nasrettin Hocamızın ibret verici
ha fazla pahalılık, daha fazla işsiz
fıkralarım Molyer'in komediler indeki unutulmaz
lik getireceğini bilenler getirmek
tipleri hatırlatmaktan başka hiçbir özellikleri
istedikleri düzenin ancak böyle bir
yoktu!
ortamda gelişebileceğini iyi hesapla
mıstardır. Milli devlet ilkesine bağ
Güven oylaması cumartesi günü yapılacak.
lı güçlü iktidarların vatanın bütün­
Sonucun ne olacağım elbette kestiremem Siya­
lüğü ve milletin birliğini koruyaca­
set pazarının sırlarına aklım ermez. Herşey müm
ğı, vatandaşı refaha kavuşturaca­
kündür.
ğı gerçeği başka memleketlerin siya
Aslında beni, oylamanın sonucundan ziyade
si partileri ile iş birliği yapanları
başka bir konu ilgilendiriyor; daha açık bir söy­
kuşkulandırmaktadır. Başka millet
leyişle öldüresiye dertlendiriyor. Aziz milletimin
lerin siyasi partileri ile işbirliği ya
kaderinde kimlerin söz sahibi kılındıklarını dü­
parak Türkiye'yi yönetmek isteyen­
şünüyorum. Çok önemli bazı dâvalarda Türk dev
ler her şey Türk için, Türk'e göre
letinin kimler tarafıdan temsil edildiğine bakı
ve Türk tarafından olmalı diyenlerin
yor ve halâ yıkılmadığımız için yüce Tanrı'ya
iktidarından ürkmektedirler.
şükrediyorum.
Fitne ve fesat ile insanların zaaf
Turan Güneş adında biri... Silahlı Kuvvetle­
hırından istifade edemiyeceklerdir.
rimizin Kıbrıs zaferi sırasında Cumhuriyet hükü­
Millî bir eğitim görmüş, Türklük
metinin Dışişleri Bakanı. Siyaset masalarında
şuuruna ermiş, manevî inançları
en ufak bir başarı kazanamadı. Basın toplantı­
sağlam bir gençlik yetişirse bu genç
larında armut yemesi şöhretinin biricik kaynağı­
ligin bölünme kabul etmez bu* bütün
dır. Sayın Melih Esenbel'e kâtiplik yapal ilece­
olarak bölücü ve yıkıcıların karşı
ğinde bile şüpheliyim! îşte bu Turan Güneş,
sına çıkacağı da aşikârdır. Tabii
Milliyetçi cephe hükümetinin güven oyu alama­
yıkıcılar, bölücülerle, başka miletle
masını sağlamak için bütün zamanların en çirkin
rin siyasi partilerinin işbirlikçileri
oyununu tezgâhladı, bağışlanması imkânsız bir
bundan da rahatsız olmaktadırlar.
suç işledi. Milletvekili transferlerinin kızıştığı
Biz MHP'liler olarak Anayasamı
bir dönemde, Bay Turan Güneş, kimsenin tklına
zın emrettiği şekilde milletimizi mil
gelmeyecek bir teklifle ortaya çıktı : Laktaki
Ii bir ülkünün etrafında birleştirme
mücadeleyi kaybeden Barzani kuvvetlerine Tür­
insan hak ve haysiyetine saygılı de
mokratik rejimin korunması yolun
ÜLKÜ MEKTUPLARI
Galip Erdem
Koltuk Uğruna!
taşımaktadır.
tlim ve fazilet sahibi Maraşal Çak
mak, akıl - irade - iman ad\,nı ola
rak Türk MUIetinin yetiştirdiği na­
dir insanlardandır. Ömrü boy onca
vermiş olduğu mücadele vr yasayı
şı genç nesillerimize örnek olacak
bir özelliktedir. Gençlerimizin O'nun
hayatını, mücadelelerini iyi bilmesi
gerekir.
Mareşal Fevzi Çakmak'ın mille­
tine karşı duyduğu sevgi; n> İlletinin
yükselmesi, gelişmesi için gösterdi
ği gayretler Türk Gençliği ve Türk
Milletinin ölümünde tertiplediği
muhteşem cenaze töreni ile en gü­
zel karşılığını almıştır.
Merhum Çakmak'ın fikir, inanç ve
fazilet duygularını temeline harç
yaptığı bir partinin mensupları ola
rak mücadelesini sürdürmek bizle*
ri gururlandırmaktadır. Bugün O'­
nun inandıklarına inanan; O'nun sa
vunduğu değerleri savunan milliyet
çi ve ülkücü Türk Gençliği büyük
bir feragat ve fedakârlıkla Büyük
ve Milliyetçi Türkiye dâvasını yü­
rütmektedirler.
Büyük insan Mareşal Fevzi Çekmak'ın aziz ruhu önünde hürmetle
eğiliyor ve Allah'tan rahmetler dili­
yoruz.
TANRI TÜRKÜ KORUSUN!...»
kiye'ye sığınma hakkı verilmeli! Bay Güneş'in
göstermelik gerekçesi «insancıl» duygular. Aoıl
gerekçenin ne olduğunu bilmeyen varsa, gücen­
mesin ama, eğer hain değilse, mutlaka cahildir.
Hesap meydanda : Bazı milletvekillerinin CHP'ye
geçmesi, en azından güvenoyu vermemeleri sağ­
lanacak! Bay Güneş'in oyunu gerçekten tutmuş­
tur; CHP'ne şimdilik 4 oy kazandırmıştır! Ama
Türkiye'ye ne kaybettirecek? Düşünen yok mu?
Kahrımızdan çatlamamız, yoksa delirmemiz mi
gerekiyor? Vatanımıza alınmak istenen Barzani
kuvvetleri kimlerdir, hedefleri nedir, kimse bil­
miyor mu? Bağımsız bir kurt devleti kurmak
için 15 yıldır çarpıştıklarından, kürtçü'iük yolun­
da bedenen ve fikren eğitildiklerinden her birinin
inanmış militanlar olduklarından Bay Güneş'in
haberi yok mudur? Türkiye'ye geldikleri zaman
uslu uslu oturacaklarım, yerli kürtçülerle işbirli
ği yapmıyacaklarını mı sanıyor? Böylesine akıl­
dan yoksun birinin Dışişleri Bakanlığında ne işi
vardı?
Milletin bütünlüğünü korumak sorumluluğu
nu yüklenenler, lütfen uyanınız! Irak hükümeti
Barzani kuvvetlerini yurtlarından zorla mı çı­
karıyor? Hayır! Asacak mı, kesecek mi? Hayır!
Aksine, hepsini affediyor. Silahlarını teslim eden
lere para verecektir, toprak verecektir. Şu hal
de hangi sebeple Türkiyemize sığınmak istiyor­
lar? Bilmeyenler öğrensin, büenler de iktidar
hırsının kölelerine gereken dersi versin!
Barzani kuvvetlerinin gayesi Iraktaki kayıp
larının acısını Türkiye'de çıkarmak, kürtçülük ça
lışmalarını hızlandırmak, kardeş ve soydaş saydı
ğımız bir zümreye ayrı bir millete mensubiyet
şuuru vermektir.
Bay Güneş, teklifinin Atatürk'ün insanlık an­
layışına da uygun düştüğünü buyurmuş! Sayın
Kandıralı Büyük Türk milletini çocuk yerine
koyuyor, masal anlatmaya yelteniyor! Atatürk
zamanında böyle bir teklif yapsaydı soluğu istik
lâl Mahkemesinde alır, «Alblerin huzurunda ecel
terleri dökerdi! Sayın boynunu yağlı ipten kur­
tarır mıydı? O kadarım bilemem!
OZ'L
E Yİ Ş
Beklenen milliyetçi icraat
PROF. DR. HtKMET TANYU
Türk milliyetçiliği, milletin maddî ve manevî
birlik ve beraberliğini sağlamayı ve kültür ve ül
kü birliğini gerçekleştirmeği, hak ve adalet anlayışıyle, hürriyet içinde mutluluğu ve huzuru elde
etmeği amaç edinmiştir. Yalnız adla, sözle, ke­
limeyle milliyetçilik olamaz. îcraat, faaliyet, tu­
tum ve davranış onun ne derece samimi olduğu
nu belirtir. Duygu ve düşünceyle milliyetçi oluş,
davranış, iş ve hareketle birlikte kaynaşarak
başarılı sonuca yönelebilir. Bu başarılı icraat
asla, birkaç kişi veya zümre çıkarına, yararına
göre düzenlenemez. Milletin sosyal ve ekonomik
bütünleşmesi, emek, hak, ve adalet içinde millî
gelirin bölüşülmesi gerekir. Milliyetçi icraat için
1 — Milliyetçi önder, 2 — Milliyetçi kadro. 3 —
Milliyetçi plân ve program, 4 — Milliyetçi kültür,
bilgi ve ülkü kaynağı olan, idealin bilgi köklerini
teşkil eden yayınlar, bir arada dikkate ılınırsa
ve tam bir uyum sağlanırsa, başarıya doğru ilk
adım atılmış demektir. Her bakanlığın, her mües
sesenin yapısına ve hedefine göre iş başına geçen
lerde şu özelliklerin bulunması şarttır : 1 —
Millî şuur ve millî kültüre ve milliyetçi ülküye
sahip oluş, 2 — îlgili konu için gereken bilgi,
3 — Yetenek, başarı gücü, 4 — tcra gücü ve ce­
saret, 5 — Plânlı ve programlı hareket. 6 —
Samimiyet, irade ve azim, 7 — Sürekli çalışma
gücü, 8 — Hak ve adalet duygu ve kavrayışım
benimsemiş olmak, 9 — Yıkıcı, zararlı akımları,
onların taktiklerini tanıma ve onlara karşı müca­
dele ruh ve düşüncesine sahip olmak, 10 — Ba­
şarılı sonucu almak üzere gereken takipçilik.
Bu saydığımız önemli temele sahip olunduğu
ve millete hizmet sevgisiyle, tarihî ve millî so
rumluluk duygusuyle çalışıldığı takdirde, her tür
lü engele rağmen başarı yolunda ilerlemek müm­
kün olacaktır. Milliyetçi hükümetin kurulmasın
dan daha fazla, milliyetçi icraat önemlidir Ba­
şarı veya başarısızlık milliyetçilikle, halkın yeri­
ni ve değerini tanımakla veya ondan sapmakla
olur. O zaman başarısız kalanların saydığımız
vasıflardan uzak kalmış olmalarını söylersek, hak
sizlik etmiş olmayız. Bilinen sözdür : «Ayinesi
iştir kişinin lâfa bakılmaz. Şahsın görünür lütbe-i
aklı eserinde.»
Türkiye'nin her meselesi önemlidir. Türkiye'
yi bir bunalımlar ülkesi haline getirmek \steyenler, insaf ve merhamet tanımadan, insanlık anlay?
şından çok uzak kanlı ve vahşî plânlar uygulamafe
tadır. Türkiye'yi bölmek ve bir iç savaşı körük­
lemek isteyenler azgın bir faaliyet içindedirler.
Türkiye'yi anarşizme, komünizme, sömürge yap­
mağa, parçalamağa götürmek isteyen gafü veya
hainler, yasalara uygun bir şekilde, şefkat ve
tedavi tedbirleri kaybedilmeden zararsız hâle
getirilmelidir.
s.
Türkiye'de yapılacak ilk iş, kargaşalıkların,
zorbalıkların ve zâlim davranışların önlenmesi­
dir. Derhal asayiş, emniyet ve güvenlik her yan-
sa
RATriDAN
Koalisyon protokolzam metni: -3~-
da ve her yönde sağlanmalı, devletin muzaffer
gücü gösterilmelidir. Dış güvenlik, dış düşmanla­
ra karşı tedbirler aynı önemdedir. Türkiye dışın­
daki Türklerin insanî hakları ezdirilmemek Kıb
n s dâvası, Ege bunalımı, Adalar ve Batı Trakya
meselesi, hakça, ba sariyle sonuçlandırılmalıdır.
Türkiye'nin sınırlarında her türlü saldırıya karşı
herzamandan fazla dikkatli olmak gerekmekte­
dir. Türkiye'yi yıkma, bölme faaliyetlerini düzen­
leyenler bu kötü, zararlı hareketlerinden pişman
edilmelidirler. Türkiye'nin birlik ve beraberliği
milletçe bütünlüğü, milletçe dostluk içinde kaynaş­
ması ve millî ülküye dayanan icraatla mümkün­
dür.
Zararh engeller derhal ortadan kaldırılmalı­
dır. TRT'nin aşırı partizanlığı, millî kültür ve
ülküye, anayasaya aykırı gayretleri önlenmeli,
marksisJ. - sosyalist akımları destekleyen halta kış
kırtan, bJr iç savaşa zemin hazırlayıcı yayınlar
yerine, Türk milleti olgusuna saygılı, milletçe
yaşama azminin ve iradesinin ifadesi olan milli­
yetçiliğe, Türk anayasasına bağlı bir çalışmaya
yöneltilmelidir Onun bir partiye, yıkıcı, bölücü,
sömürücü kişilere değil, Türk milletine, Türk Ta­
rihine, Türk vatanına hizmeti sağlanmalıdır.
Millî Eğitim ve öğretime derhal el konulmalı,
milliyetçi öğretmen ve öğrencilere karşı yapılan
haksız işlemler, zulümler durdurulmalı ve sorum
luları yerine, hakka, millete, Türklüğe, bağlı
Atatürk'e saygılı kişiler işbaşına getirilmelidir.
Millî Eğitimde oynanan oyunlar durdurulmalı ve
kızıl kansere karşı gereken kültür, müfredat, prog
ram... tedbirleri alınmalıdır. Mülî Eğitim ber ya­
nı ve yönüyle, her iş başındaki önemli mevkilerde
bulunan şahıslarıyle millileştirilmelidir. Din ve ah
lâk, manevî eğitim ve öğretim ciddi tutulmalıdır.
Bozkurt rozeti millî sembol haline getirilmeli,
her okulda millî tablolar, Ergenekon tablosu,
Atatürk'ün resmiyle birlikte yer almalıdır Okul­
lara Atatürk'ün komünizme karşı sözleri levhalar
halinde aşılmalı, Atatürk'ün Türk milliyetçiliğini
öven sözleri sınıflan süslemelidir. Sosyal - eko­
nomik, sanayi ve enerji meseleleri dikkatle ve sü
ratle ele alınarak pahalılık, yokluk ve yoksulluk,
işsizlik, mesken, ücret, maaş meseleleri halledilme
lidir. Bilhassa gecekonduların tapuları vaKİt ge­
çirilmeksizin, büyük bir millî seferberlik halinde
dağıtılmalıdır. İstihsali kolaylaştıran, çoğaltan
hertürlü tedbir alınmalı, tarımla, köylü ile ilgili
bütün yardımcı araçlar, ucuzlatılmalıdır. Köylü­
nün, işçinin, seyyar veya seyyar olmayan esnaf
ve sanatkârların, memurların, öğretmenlerin, öğ
retim üye ve yardımcılarının dertleri, bilinmeli,
istekleri derhal yerine getirümeğe çalışılmalıdır.
Geçim kolaylaştırılmalı, buna dair tedbirler ahnmalı, örgütler kurulmalıdır. Yoksulluk, fıkarahk
ve sefalet biran önce ortadan kaldırılmalıdır. İh­
racat ve ithalât, tamamen millî çıkarlara ve mil­
let yararına göre düzenlenmelidir. Türkiye'nin
yüzlerce çözüm bekleyen meselesi, derdi,, dâva
sı vardır. Bunların listesini önümüzdeki yazıda
sunacağız.
Türk milleti
Millî bir dâva olaAbrıs
olarak istenen s^ç üzerinde hiç bir tereddüde
yer vermeye^ bir siyaset takibedilecektir
İşçi meseleleri '
, Huzurlu bir çalışma ortamı içîn
de kalkınma ve sosyal adaletin
sağlanabilmesi için işçi ve iş veren
lerimiz birbirlerine karşı deÇil yan
yana olmalıdır. Aralarında, Olko
kalkınmasına yönelik karşılıklı sev
gi, saygı ve kardeşlik esaslanna
dayalı bir iş birliğinin tesisi için
her türlü çalışma yapılacaktır.
İşçi ücretlerinin tesbit ve tanzi
minde, hak ve adalet esas tutula
cak, fiat ve geçinme endekslerine
ve zamanla artan hayat pahalıK
gına göre ayarlanacak bir Ücret
sistemi ve asgari ücret baremi uy,
gulanacak, işçilerimizin, pahalılı­
ğın ağır yükü altında ezilmemesi
için gerekli tedbirler alınacaktır^
Kurulacak fabrika ve em?âli ya
tırımlara, işçilerimizin hissedar ol
masına imkân hazırlanacaktır.
Kıdem Tazminatı Tasarısı. işç>
lerimizin ve ülkemizin
yararına"
en iyi hizmet eder bir şekilde vn
en kısa zamanda çıkarılacaktır.
Tarım ve orman
kesimindeki
işçilerimizin diğer işçiler gibi her
türlü işçi haklarından yararlandı
rılması hususundaki mevzuat boş­
luğu doldurulacaktır.
Çırak, kalfa ve ustalar kanunu
en kısa zamanda
çıkarılacaktır.
İşçilerimizin meslek içi eğilimleri­
ne ağırlık verilecektir.
, Yurt dışındaki işçüerimizin çali$
ma şartları, sosyal haklan ve iş
güvenlikleri devamlı olarak takip
ve kendilerine en iyi şartların te­
minine önem verilecektir.
, Yurt dışındaki işçilerimizin ço­
cuklarının millî ve dinî eğilimleri
nin aksamadan ve gereğince yürü
tülmesi için yeteri kadar öğretmen
ve Din görevlisi temin edilmesine
önem verüecektir.
{
Yurt dışındaki işçilerimizin fe*
sarruflarının değerlendirilmesini sağ*
layacak imkânların en kısa zaman
da gerçekleştirilmesine çalışılacak­
tır.
*
Esnaf ve Sanatkârlar *
, Türk Millî hayatmda, esnaf v*
sanatkârlarımızın sosyal ve ekono­
mik bakımından çok önemli yerleri
yardır.
(
, Esnaf ve sanatkârlarımızın damT
iyi teşkilâtlanmalarına yardım edi­
lecektir. Sanayileşme hamiemizdei
değerli bir rol ifade eden küçük s*
nayi kuruluştan ile büyük sanayi
arasındaki bağların geliştirilmesine
ri kurma, dükkân ve atölye sahibi
çalışılacaktır.
. Esnaf ve sanatkârlarımızın, İş ye
olmaları kolaylaştırılacak, gerekli
finansman ve kredi imkânlarına ka
kusmalarına çalışılacaktır. Küçük
8
&nayi siteleri geliştirilecek küçük
'anayide eğitim çalışmalarına ö«em verüecektir.
. Türkiye Halk Bankasının Esnaf
v
e Sanatkârlarımıza daha yararlı
°lması için gerekli tedbirler alına­
caktır.
. Esnaf ve sanatkârların durumlan
•I sosyal güvenlik açısından daha
yeterli hâle getirmek için çalışma
k r sürdürülecektir. BAĞ - KUR'un
kendisinden beklenen bütün hizmet
kri tam olarak yapabilmesi sağla­
nacaktır. Para değerindeki büyük
değişmeler, götürü usûlle vergilen­
dirme ve defter tutma bakumndan
kabul edilmiş olan ölçülerin değer
8
iz hâle gelmesine yol açmıştır. Ge
*ek esnaf ve sanatkârlanmızı, ger
ek çiftçi vatandaşlarımızı, ağır ve
gereksiz defter tutma formalitelerin
den kurtararak mümkün olan ölçü­
de basit ve götürü usûllerle vergi­
lendirme yoluna gitmek hem devlet
gelirleri bakımından, hem de büyük
s
»yıda vatandaşımızı yersiz külfet­
lerden kurtarma bakımmdan yarar
ü
olacaktır.
Şehirleşme :
• Hızlı şehirleşme, Türkiye'nin en
Önemli meselelerinden biri halini al
nııştır. Nüfus artışı ve hızlı şehirleş
nie nedenleri ile sür'atle artan kofcut ihtiyacını karşılamak üzere, ko
&ut kredisi imkânlan genişletile­
cek, inşaat maliyetlerinin düşürül­
mesi için çok yönlü tedbirler alı­
nacaktır. Çevre sağlığı ve hava kirli
nği dahil, şehirleşme meselelerinin
halledilmesi maksadıyla, belediyele
'in malî ve teknik bakımdan yeterli
güce kavuşturulmasına çalışıl acak.tır.
« Dar ve düşük gelirli yurttaşların
konut ihtiyacı, genel konut politika
sı dışında ayrıca ele alınacak; ge
Cekondularda oturan yurttaşların
niedenî ihtiyaçlannın karşılanması
*e gecekonduların tapuya bağlan­
ması konularında, gerekli tedbirler
alınacaktır.
• Şehir alt yapılarının kapasiteleri­
nin kabil olduğu kadar yüksek tu­
tulması için belediyelere yardım
edilecektir. Büyük şehirlerin çev­
relerinde, her türlü alt yapı tesisi
ni haiz ve ana şehirle çok güçlü
Ulaştırma bağlantısı olan talî yer­
leşme merkezlerinin gelişmesi, özel
teşvik tedbirleriyle desteklenecek­
tir.
Mesken yapımına yönelen banka
kredi sistemleri islâh edilecek, top
lu mesken yapımına imkân sağla­
nacaktır.
Dış politika ve
millî güvenlik 1
Türkiye Cumhuriyetinin Harişçî,
ahitlerine ve ittifaklarına
sadık,
komşularıyla karşılıklı haklara say
gı esasına dayalı iyi komşuluk ve
dostluk münasebetleri kurmağa önem veren millî dış politikası dik­
katle devam ettirilecektir. Gelişen
dünya şartlarının gerektirdiği dina
mik ve çok yönlü dış politika iliş­
kileri meyanında, aramızda tarihi
ve kültürel bağlar bulunan ülkelerle
ilişkilerin geliştirilmesine itina gös­
terilecektir.
Millî bir dâva olan Kıbrıs soru­
nunda, Türkiye ve Türk MilJeti ola
rak elde edilmek istenen sonuç üze
rinde hiçbir tereddüde yer vermeye
cek bir siyaset izlenecektir Bu ko
nuda hükümetimizin başlıca ama­
cı, Kıbrıs'taki Türk Cemaatının ge
leceğini sağlam teminata bağlaya­
cak. Ada'daki gerçeklere dayanan
bir hukukî çerçeve içinde Kıbrıs'
m bağımsız federe devlet olarak
varlığını koruyacak bir çözüm şek
line varılması olacaktır. Geçmiş yıl
ların acı tecrübeleriyle ortaya çık­
mış olan iki millî toplumun ancak
yan yana yaşayabilecekleri gerçeği
karşısında, Ada'da ancak iki böl­
geli federal bir sistemin bu çözüm
şeklini sağlayabilecek usûl olduğu­
na inanıyoruz.
Kıbrıs'ın bulunduğu bölgede mev­
cut dengenin ve istikrarın muha­
fazasına ters düşebilecek gelişme
lere meydan verümemesi için gerek
li tedbirlerin ittihazına hükümetimiz
ce dikkat ve itina gösterilecektir.
Kıbrıs Devletini meydana getiren
iki milli cemaatin haklarım ve çı­
karlarım uzlaştıracak, Ada'da sulh
ve sükûn içinde yaşamalarına im­
kan verecek ve ekonomik refahla­
rına hizmet edecek bir çözüm şek
line, iki millî cemaat arasındaki
görüşmeler yoluyla
ulaşılmasını
bir taraftan teşvik ederken, öbür
yandan da, bu sorunla birlikte kom
gumuz Yunanistan'la olan ilişkileri
millî çıkar ve haklarımızı koruya­
cak çözüm şekilleri sağlamak için
gerekli iyi niyet ve gayret, hüküme
timizce gösterilecektir.
Kıbrıs Türk Toplumu'nun ve Türk
Bölgesi'nin teşkilâtlanmasında ve
Devamı : 11. de
Bulgaristan Türklerinin
feryadı...
İSMAİL GERÇEKSÖZ
Dünyanın bir yerinde bir Musevi topluluğuna zulmedüse, hat­
ta kötü muamele edilse New - York'daki Birleşmiş Milletler bi­
nası önünden tutun da Dünyanın hemen bütün şehirlerinin siyaset
meydanlarında bunun reaksiyonunu görür veya duyarsan/
Hıristiyanlara Hıristiyanlıklarından dolayı buna benzer peyler
yapılsa başta Papalık olmak Özere diğer Hıristiyan müesseseleri­
nin protesto mekanizmaları hemen İşler.
Hele Komünistlerin dünyanın her tarafında bu maksat için
hazır kuvvetleri vardır ve bir emre, bir göz kirpimi işarete ba
karlar.
Yeryüzünde bir çok milletlerin, başka milletlerin toprakların­
da yaşayan azınlıktan vardır. Bunlar kendi öz memleketlerini
aratmıyacak kadar geniş hürriyetlere ve kendi kültür ve gelenek­
leri içinde yaşama imkanına sahiptirler.
Yalmz Müslümanlara ve Türklere geldi mi işin rengi değişir
Filipinlerde, Eritre'de veya dünyanın başka yerlerinde Müslü
manlar, Cinde, Kırımda ve başka yerlerd*» Türkler kitle halinde
katledilirler, bizim memleketimiz de dahi) olmak üzere dünyanın
kılı kıpırdamaz.
Bir kısım basınımız memleket düşmanlan ile, iç hıyanetler­
le kıyasıya bir savaş içindedir ve bu yüzden de başını kaşıyacak
vakti yoktur. Diğer bir kısım basınımız da Vietnamdakı. Kam
boçya'daki komünist saldırılarını, yüzbinlerce günahsız ve hür­
riyetlerini kurtarmak için sel gibi Güneye akan insan kalabalık­
larım önüne katan, sivil halka roketlerle hücum eden bu kızıl
vahşet ordusunu «Vietnam Kurtuluş Ordusu> diye taltif eder.
Hattâ onlar için ağıt düzer, şiirler döktürür.
Size geçtiğimiz haftalar içinde Bulgaristan'daki ırkdaşlarımızdan Cumhurbaşkanımıza gönderilmiş bir mektuptan parçalar
sunacağım. KimbÜir ne müşkülatlarla ve ne gibi tehlikeler gö­
ze alınarak gönderilebilmiş olan bu mektup. Bursa'da yayınla­
nan bir günlük gazete hariç, basınımızda hiç bir ilgi görmemiş­
tir.
cPek muhterem büyüğümüz ve manevi müdafümiz Sayın Korutürk. Son yıllarda biz Bulgaristan türklerinin başımıza gelen
korkunç felâketlerden herhalde sizlerin de haberiniz olduğu ka­
naatindeyiz.»
Acıklı durumumuzla İlgilenilmesİ İçin çeşitli makamlara, hat
tâ T.B.M. Meclisinin bazı üyelerine çok büyük tehlikeleri eöze
alarak mektuplar yazdık. Başımız sıkıldıkça önce Allaha sonra
sizlere sığmıyoruz. Allahsızların zulmünden.
...tşte yüksek huzurunu 7 ti İşgal etmem izdeki sebep budur,
sabır ve tahammül son haddine varmış durumdadır. Feryadımı­
za lütfen kulak veriniz. Sizlerden başka sığınacak kimsemiz yok.
...Zulüm, İşkence, barbarlığın akla hayale gelmeyen her çe­
şidi, vatandaşlık haklarından mahrum bırakılma gibi faaUvetlerİ
Türk düşmanlığı açısından basın, yayın ve hatipler tarafından
uydurulan iftiralar sonucu komünist vahşetinin günahsız soydaş­
larımız üzerinde akıllan nasıl hükmederse öyle hareket etmeleri
bizleri son derece ümitsizliğe sürüklüyor.
...Son yıllarda Bulgaristan ile Türkiye arasında yapılan an­
laşmalar neticesi biraz olsun ferahlık bekliyorduk. Aksine baş
hırımızın üzerinde felâket bulutlan dolaşmağa başladı. 1970 yılın­
da Pomakların Bulgarlaştırılmasına geçildi. Zavallılar ne kadar
direndi iseler de para etmedi, pek çok cana kıyıldı. Şimdi artık
sıra biz Türklere geldi. 1974'ün Ağustos ve Eylül aylarında Rodnp Türklerinin basma kalleşçe çöreklendiler. Aklın hayalin ka­
bul etmiyeceğl şekilde gaddarlıklara başvurup onbinlercc Türk'
ün kafalarmı davarlara çarparak, ellerini kırarak Bulgar olma­
yı isim değiştirmeyi kabul ettiklerine dair önceden hazırumnm
kağıtları imzalattırdılar.
Güya barış devrinde yaşıyoruz, Canavar pençesinde barış nu
olur? Senelerce oğlundan, uşağından ayn kaçak, dağda belde
yaşamak, düne kadar uşağımız olan Bulgar sürülerinin vaptık
lan onun içib ağır geliyor bize.
...17 Şubat 1975 günü akşamı korktuğumuz başımıza trcldi.
Ansızın polis ve asker yağmuruna tutulduk. Her ne pahasına olur
sa olsun namusumuzu korumak için korkunç bir meydan savaşı
verdik. Pek çok kimsenin kapılan kırıldı, evleri yakıldı, zehirl»
Devamı ! 11 §e
A
DEVLET - 14 NİSAN 1975 - SAYI
284 - SAYFA : S
p
sindirme ve yok etme hareketleri özetlediğimiz gelişmeler nazara a»
son günlerde yine dikkati çeker ha­ nacak olursa» Yunanlıların son güo
le gelmeye başlamıştır. Gelen ha­ lerde ciddi bir harp hazırlığı içinde
berlere göre Batı Trakya Türkleri bulundukları neticesi kolaylıkla çık*
nin okullarında Türkçe öğrenilmesi rılabilmektedir. Yunan makamla**
yasak edilmiş, Türk okullarının nın son günlerde takındığı tavır gö*
Yunanistan'ın son günlerde, anlaş ğini bildirmiştir. Atina'nın bu son Türkçe tabelaları indirilmiştir. Son önüne alınır ve bilhassa Yunan basi
malar hükümlerine aykırı olarak kararı Türkiye'de dikkat çekici bir olarak da Gümülcine'de Türklere nında son günlerde atılan savaş n»
{Türkiye'nin yanıbaşmdaki E?.- ada karar olarak nitelendirmektedir. Bu ait ev ve dükkânların Yunanlı halk tan'm her an Türkiye'ye karşı btr
|arıyle 12 adaya silah ve cephane konuda fikirlerini açıklayan bazı yet tarafından tahrip edildiği, Türklere ralanna dikkat edilirse, Yunanlılarıne
yığdığı, sadece Rodos adasına 25 kililer nehrin yarısının Türkiye'ye çeşitli saldırılarda bulunulduğu ha­ saldırıya geçebileceğine kanaat £1
bin asker çıkardığı öğrenilmiştir yarısının Yunanistan'a ait olduğunu ber verilmektedir. Batı Trakya'da- Hrmek zor değildir. Bu şartlar ali-' '
Çeşitli kaynaklardan edinilen bilgile bu sebeple petrol aramasının bazı ki Türklere yapılan bu baskı hare­ da yeni hükümete büyük vazifeler
jre göre Yunanlılar 2. Dünya sava mahzurlar doğurabileceğini söyle­ ketlerinin yanısıra Kıbrıs'ta rumla düşmektedir. Geçtiğimiz yıl kazanı
rın elinde kalan Türklere karşı Kıb lan Kıbrıs askerî zaferinin üzerin*
şından kalmış olan sığınaklara silah mektedirler.
Öte yandan Türkiye aleyhindeki rıs rumlarının giriştiği saldın ve den aylar geçtiği halde diplomat*
ye cephane depo etmekte, sadece
Rodos adasına yüzlerce tank ve zırh diplomatik faaliyetleri de hızla de­ yağma olayları da devam etmekte­ alanda ciddi bir gelişme kaydedile*
İî araç çıkarmış bulunmaktrdır. Yi vam ettiren Yunanlılar, Ermeniler­ dir. Adanın kuzeyine geçmek için bilmiş değildir. Geçen iktidar, yurt
iıe son günlerde Yunan sava? gemi den sonra Kürtçülük akımlarını da her şeyi göze alarak harekat eden dışından ziyade yurtiçinde propogan
lerinin Sisam. Sakız ve Midilli ada körüklemeye başlamışlardır. Yayın birçok Türk'ün öldürüldüğü haberle da yapmayı parti menfaati açısın*
larını ziyaret etmek bahanes' ile ladıkları çeşitli broşürlerde Türkiye ri gazetelere kadar intikal ederken, dan kârlı gördüğü için, bu haklı m
Türkiye yakınlarına gelmiş bulun­ deki ermenilerin durumlarının çok son günlerde Kıbrıs'taki yeş.'l hat vamız milletlerarası alanda kabul
kötü olduğunu iddia ederek; yurtdı­ boyunca Rum askerlerinin ateş - ke ettirilememiştir. Bunun yanısıra
dukları ifade edilmektedir.
şındaki fanatik ermeni komitacıları­ si ihlâl etmeleri ve Türk kuvvetleri Amerikan yardımının kesilmesinden
Yunanistan'ın, yıllardan beri turis
nın sempatisini kazanmaya çalışan ne ateş açmaları da dikkati .?ekmek sonra Yunanistan huyu icabı sıma*
tik gayeler maskesiyle 1947 anlaş­
Yunanlılar, son olarak da kürtçülük tedir. Bilindiği gibi bu ateş sonun­ rıklığını tecavüzkâr bir şekle sok*
masına aykırı olarak askeri hava
faaliyetlerine el atmış bulunmakta da Barış Gücüne mensup bir subay muştur. Bu gelişmeler karşısındaı
alanları ve üsler kurduğu ad.Marda,
dır.
Türkiye'nin her an tetikte bulunması
ölmüştü.
«jandarma» adı altında asker bulur
ve düşmanlarımıza; yapacakları en
Bu arada Batı Trakya'da yaşamak
Sürüldüğü da bilinmekteydi. Ancak.
GELİŞMELER DİKKAT
ufak bir tecavüzü çok pahabya Öde
ta
olan
Türklere
karşı
Lozan
anlaş
Kıbrıs savaşlarından sonra. Ameri­
EDİLMELİDİR
tecek
kararlılıkta olduğumuzu gös­
ması
hükümleri
ihlil
edilerek
yıllar
kan yardımının kesilmesinden de
termesi
şarttır.
dan
beri
uygulanmakta
olan
baskı.
Yukarda
kısaca
ve
ana
hatlarıyla
cesaret alan Yunanistan, adaların
silahlandırılması isine büyük sürat
le devam otmektedir
Yunanistan ; Ege denizi, Kıbrıs ve
Batı Trakya'da tecavüzlere hız verdi!
üDIALAR
Öte yandan Yunanlılar, Ege'de
açık doniz üzerinde uçan Türk uçak
larının Yunan hava sahasını ihlâl
ettiklerini iddia ederek Türkiye'ye
notalar vermektedir. Bunun üzerine
Türkiye'de Yunanistan'ın Lozan ve
Paris anlaşmalarını ihlâl ederek
Ege adalarında silah yığınağı
yapmasını ilgili devletler nezdinde protesto etmiştir. Ancak Tür­
kiye'nin giriştiği teşebbüslerden hiç
bir netice elde edilememiştir. Yu­
nanistan, milletlerarası anlaşmalara
göre Türk uçaklarının uçtuğu hava
sahasının Yunanistan'a ait olduğunu
fâdia ederek Birleşmiş Milletler'e
de başvurmuş bulunmaktadır An­
cak son günlerde diğer sınırlarında
ki askerî birlikleri Türk sınırına ve
adalara kaydırarak, Türkiye ile muh
temel bir savaş ortamı doğmasına
çalıştığı anlaşılan Yunanistar'ın, an
iaşmalara uymadığı yetmiyormuş
gibi bir de Türkiye'yi anlaşmalara
ciddiliğini < östermektedir.
Yunanlıların Birleşmiş Müittlere
uymamakla itham etmesi durumun
başvurarak Türkiye'den şikâyetçi
olması üzerine Millî Savunma Baka
m Ferit Melen bir açıklama yap­
mıştır. Bakan, açıklamasında «Türk
uçakları açık deniz olan Ege denizi
üzerinde uluslararası hukukun bah­
şettiği hakları kullanmakta devam
edeceklerdir* demiştir
. Ege denizinde Yunanlıların silah­
lanmayı hızlandırmaları ve Türk
uçaklarının uçuşunu engellemek is
temelerinden sonra şimdi de Türk Yunan sınırını teşkü eden Meriç
nehri üzerinde petrol arama çalış­
malarına başlayacakları bildirilmek
tedir. Bu konuda bir açıklama yapan
Yunan hükümeti yetkilisi yabancı
bir şirkete bu konuda yetki verildi
Bu adamlar
Bu satırları yazarken Milliyetçi CepHe Hükü
metinin güven oyu alıp almayacağım bümiyorum. Siz okuyucularımsa, şimdi neticeyi öğren­
miş bulunuyorsunuz.
Aldı veya almadı... Türkiye'deki mücadele
yine devam edecektir. Fakat, transferlerin, ha­
kikati - tesadüfen - kendisine bakanlık verilme­
yince keşfedivermelerin gırla gittiği; sözünden
ölsem de çıkmam denilen ağabeylerin yirmidört
saatte bir değiştiği şu hafta, Nisan'm şu ilk haf
tası, bize çok şeyler öğretmelidir.
Birçok kişinin kafasında «siyaset» sözünün
çirkin bir aksisedası vardır. Adetâ «üç kağıtçı­
lıkla, «döneklik»le kardeşliği vardır bu kelime­
nin. Ben, aslında, böyle düşünenlere kızarım Bu
düşünce, bir yerde, mesuliyetten kaçmanın, ce­
miyet menfaatlerine sırt çevirmenin mazereti­
dir. Siyaset, belki, meselelerini halletmiş, güçlü
ve müreffeh ülkelerde bir meslek, bir geçim va­
sıtası sayılabilir. Ama her anı tehlikleye açık,
her dakikası ciddi belâlarla dolu bir ülke­
de siyaset milliyetçilerin vazifesidir; cemi­
yete karşı bir namus borcudur. Siyaset
zordur, fedakârlık ister, ülkücülük ister. Bir mü
liyetçi, bir ülkücü, siyasetten kaçsa da millî me­
suliyet duygusu, hainliğe, ahlâksızlığa isyanı onu
- ister istemez - tutup siyâsetin ortfesma iter.
«Siyasetle atfedilen tahkir edici mânâlpra ge
ünce.. Bunun vebali, siyasetin değü, kendilerin'
siyasî, yaptıkları maskaralıklan da siyaset zan­
neden bir takım az gelişmiş şahsiyetlerin boynunadır. Bir kere bu adamlar ahmaklığın iü\ şar­
tım bihakkın haizdirler: Kendilerini çok akıllı,
başkalarım aptal saymak.
Bu adamlara göre milliyetçüik, lise, bileme­
diniz üniversite sıralarında biter; geçici bir he­
yecandır. Hele siyasete atıldıktan sonra milliyet
çilik, bazı saf insanları kandırmağa yarayan bir
nutuk malzemesinden ibarettir. Onlar mı basit
heyecanlara yüz vermeyecek kadar büyümüşler­
dir.
Bu adamlara göre ahde vefa, dostluğun kıy­
meti, ilkokuldan sonra unutulan kuruntulardır.
Basına beyanat verirken toyları avlamak için
kullanılan tekerlemelerdir. Siyasette herşey ya­
pılabilir, herşey mubahtır...
Bu kafalara göre, kaç defa döneklik ederler­
se etsinler birşey kaybetmeyeceklerdir. Çünkü
kendilerini tutanlar, döneklikleri ya hemen unu
tan, yahut da hiç farketmeyen akılsız halk yığın­
larıdır.
Gerçekte bu tipler, az gelişmiş şahsiyet-erinin
kurbanıdırlar. Milliyetçilik, ahde vefa, dostluk,
sebat, toyluğun değil, şahsiyet olgunluğunun özel
likleridir. Bu ağırlıklı değerler ancak sağlam
karakterlerin üzerinde taşınabilir. Bu duygular,
genç yaşlarda kuvvetlidir. Çünkü aile, cemiyet,
eğitim, genci, bu değerlere doğru devamb itmek
tedir. Fakat müsbet telkinler, ancak olgunlaşa
bilen şahsiyetlerde kalıcı olur. Şahsiyeti teşek­
kül etmeyenlerde ise kurnazlık hüsnü kuruntu­
suna mağlup olurlar; geriye çırılçıplak menfaat
çilik, hayvani ahlâksızlık kalır.
Evet, ahlâksızlık, siyaset içinde de dışındaki
kadar ahlâksızlıktır. Baş ahlâksızlıksa, bir insa­
nın, kendi ilân ettiği prensiplere, yine kendisinin
ihanet etmesidir. Bu adamların ahlâksızlığının,
cemiyetimizin çok önem verdiği cinsî ahlâksız­
lıktan geri kalır tarafı yoktur.
Bu adamlar, siyaset sahnemizin vesikalılandırlar.
,/î
DEVLET - 14 NİSAN 1975 - SAYI : 284 - SAYFA : |
Şemsek: Her zamandan daha $ok
birliğe ihtiyacımız var
Aşırı sol saldırılar devam ediyor
, Milliyetçi partilerin hükümet' kur
maları üzerine anarşi çıkarma çaba
larına son günlerde hız ve^er ko­
münistler geçtiğimiz hafta içinde
yurdun çeşitli yerlerinde olay çı­
karmışlar ve birçok okulda eğitim
ve öğretim faaliyetlerini durdurmak
istemişlerdir. Bu cümleden olmak
Üzere Ankara, Trabzon, Erzurum,
Ve Konya'da anarşi çıkaran aşırı
solcuların saldırıları sonunda yara
Umanlar olmuştur.
SBF VE DMMA'NDE
8 Nisan günü Siyasal Bilgiler Fa
kültesinde yapılan imtihanlar sıra­
sında, kendileri imtihana girmeyen
komünistler, diğer öğrencileri de
sokmamak isteyince olay çıkmıştır.
Öğrenciler toplu şekilde hareket ede
*ek aşırı solcuların tehditlerine al
dırmamış ve imtihanlara girmişler­
dir. Bu sırada okul civarında bulu
ııan polislerden bazıları aşırı solcu
ların attığı taşlarla yaralanmışlar.dır.
| SBF'deki teşebbüslerinde başarı
sağlıyamıyan aşırı solcular aynı ak
8am D.M.M.A.'nde ülkücü ögrencile
re toplu halde saldırıya geçmişler,
ancak öğrencilerin tedbirli olması
neticesinde yaralanan olmamıştır
Aşın solcular ertesi akşam da ders
lere girmek isteyen öğrencileri oku
la sokmamak istemişlerse de basara
ınamışlar, bunun üzerine dışardan
okula ateş açmışlardır. Olay yerine
gelen polisler, aşın solculardan ba
falarını yakalamışlardır.
TRABZON'DA SALDIRI
i Komünistler Trabzon'da da olay
çıkarmışlardır. 7 Nisan günü KTÜ
İTemel Bilimler Fakültesinde hare­
kete geçen aşırı solcular öğrencilere
saldırmışlardır. Olaylar sırasında 7
kişi yaralanmış, 5 solcu göz altına
alınmıştır. Emniyet kuvvetleri olay
tian sonra fakültede bir arama yap
öuş, bol miktarda komünist neşriyat
fele geçirilmiştir. Trabzon'daki olay
W daha sonra şehirde devam ettöiştir. Şehrin çeşitli yerlerinde çı
kan kavgalarda da yaralananlar ol
pauştur. Verilen bilgiye göre ülkü
cülere saldıran aşırı solcular «Ba­
kımsız Kürdistan», «Kahrolsun Tür
fciye» şeklinde tempo tutmuşlardır
ADSIZ
ERZURUM'DA ATATÜRK RESMÎ
PARÇALANDI
Öte yandan Erzurum Atatürk Üni
versitesinin girişinde bulunan ve
üzerinde «Türk âleminin en büyük
düşmanı komünistliktir, her görüldü
ğü yerde ezilmeli» vecizesi yazılı
olan Atatürk panosu aşırı solcu olduk
lan sanılan kişiler tarafından parça
lanmıştır. Geçtiğimiz yılarda Anka
ra'da aynı vecizeyi taşıyan Atatürk
panosunu kıran komünistler Ata­
türk'e ne derece bağlı olduklarını
göstermişlerdi. Olaydan sonra şeh
rin çeşitli yerlerinde polis tarafın­
dan yapılan aramada yüzlerce ya­
sak komünist kitabın ele geçirildiği
Öğrenilmiştir.
Komünistlerin, anarşiyi üniversite
lerden orta dereceli okullara ve
Anadoluya yaymaya çalıştıkla n da
gözden kaçmamaktadır. 1 Nisan ge
ce yarısı içerde kimsenin bulunmadı
ğı Ürgüp Ülkü Ocaklan binasına
gelen bir grup CHP'li anarşist, eş­
yaları tahrip etmiş, duvarlara sol
sloganlar yazarak şube binasını ta
Sindelfingen'de
ülkücüler "Ya şehit
ya gazi,, oyununu
sahneye koydu
Türk milliyetçiliği, yurtdışında ça
lışmakta olan işçiler ve okumakta
olan öğrenciler arasında
süratle
yayılmaktadır. Almanya'da çeşitli
şehirlerinde teşkilâtlanan ülkücüler
yaptıklan faaliyetlerle, Türk işçi
ve öğrencilerini yabanci fikirlerin
tasallutundan kurtarmaya çalışmak
tadırlar.
Almanya'nın Sindelfingen cehrin­
de faaliyet göstermekte olan Genç
Ülkücüler Teşkilâtı «Ya şehit ya
Gazi» isimli piyesi sahneye koymuş
tur. Büyük bir seyirci kitlesi tara
fından heyecanla takib edilen piyes
ten sonra, birçok işçi bu gibi faali
yetlerin devamlı olarak yapılmasını
istemiştir. Yurtdışında hiçbir maddi
ve manevi destek görmediklerini,
arada sırada gelen film ve konser­
lerin de ahlâksızlığı teşvik ettiğini
bildiren işçiler, Dernek başkanı Do
ğan Bozkurt ve yöneticilere teşek­
kür etmişlerdir.
KAHRAMANLAR
EMİNİ IŞİNSU
nınmaz hale getirmişlerdir. Daha
sonraki günlerde de Ülkü Ocakları
Almus Şubesi saldırıya uğramış, ko
münıstler tarafından gece yansı di
namit atılan şube lokalinde tesadü
fen kimse bulunmadığı için yarala
nan olmamıştır. Bu arada Çorum
Ilköğretmen Okulu ile Konya Sel­
çuk Eğitim Enstitüsünde de saldırı
ya geçen aşırı solcuların çıkardığı
olaylar sonunda 10 öğrencinin yara
landığı ifade edilmektedir.
ŞEMSEK : KÜRTÇÜLER
HAREKETE GEÇTİ
Milliyetçi hükümetin kurulması
üzerine anarşik olayların artmasıy
le ilgili olarak Ülkü Ocaklan Genel
Başkanı Muharrem Şemsek f Ni­
san günü bir bildiri yayınlamış, son
günlerde kürtçülük faaliyetlerinde
dikkati çekici gelişmeler görülmek
te olduğunu bildirmiştir. Barzani
taraftarlarına sığınma verilmediği
için komünistlerin kışkırtıcılık ve
anarşi çıkarma faaliyetlerine hız
verdiklerini ifade eden Şemsek şöy
le devam etmiştir :
«Son günlerde Ankara Siyasal BU
giler Fakültesi ve ADMM'nde. KTÜ'
nde ülkücülere karşı yapılan saldı
nlar ve Erzurumdaki hareketlerde
komünistler «Yaşasın Kürd'stan,
kahrolsun Türkiye» diye bağırabilmislerdir. Bu, dışardan alınan emir
gereğidir. Zira Türk devleti bugün
lerde çok kritik günler yaşamakta
dır. Batıda Yunan tehlikesi. Doğu'
da Bar/ani ııiu dununu bun I an bu
yola itmiş ve ihanetlerini ortaya koy
muşlardır.»
Şemsek daha sonra, Kürt diye
isimlendirilen vatandaşların özbeöz
Türk olduklarım, komünistlerin ayn bir milletmiş gibi göstermekle
Türk'ü Türk'e kırdırmak istedikle­
rini belirterek bildirisini şövle bitir
mektedir :
«Türk gençliği olarak bilhassa tat
günlerde her zamankinden daha çok
millî birlik ve beraberliğe ıhtiyaei
mız olduğunu belirtiyor, sorumsun
ve maksatlı beyanları ile gençliği
ve milletimizi bölmeye çalışanlara
dur denilmesini taleb ediyoruz.»
BÜD Aydınlıkevle*
Şubesi saldırıya uğradı
Büyük Ülkü Derneği Aydın »kevler
şubesi 29 Mart gecesi bir grup aşıri
solcunun saldırısına uğramış ve taK
rip edilmiştir. Verilen bilgiye gör*
Soner önal isimli bir aşırı solcu der
neğe gelmiş ve «Sizi yaşatmayaca­
ğız, burayı yıkacağız» şeklîni? ülkü
cülere tehditlerde bulunanı V ayrıl­
mıştır Aynı gece sant 23.3" arala­
rında Soner önal. H >*m "fisoyin
Göktürk ve beraberin-' ':i b^ anıp
dernek binasına gelmişler r* cam­
lan kırarak uzaklaşmış'ardu Der
nek yetkililerinin emnivete -1 urumu
bildirmelerine rr*men herhangi bir
işlem yapılmamıştır öte vurulan 5
Nisan gecesi BÜD AvHmhk"v!er Şu
besi 2 defa saldırıya uttram 9. yine
camlar kırılmış ve tehrfh»' «apılmıştır BÜD vetkilileri vavın -ıdıkla
rı bildiride olayı an1n<*^•'«•'n- • c pro
testo etm'slfn""**
ANDA, Avrupa ülkelerinde kitap
dağıtımına başlıyor
Kuruluşundan bu yana kışı bir
zaman geçmesine rağmen kitap da­
ğıtımındaki örnek faaliyet ve hizmet
leriyle güçlü bir müessese haline
gelen ANDA A.Ş. yurt içindeki altı
bürosundan sonra bu defa da yurt
dışında çalışan, okuyan, vazife gö­
ren Türklere hizmet elini uzatmış
bulunmaktadır.
Merkezi Almanya'nın Köln şehrin
de bulunan ARAŞ GmbH. adındaki
bir firma ile yapılan anlaşma sonu
cu, bundan böyle ANDA'mn dağıtı­
mını yaptığı Türkiye'nin örnek yayınevlerine ait millî kültürümüze
hizmet eden yüzlerce dinî, millî, ta
rihi. ülkücü, ilmî. ahlâkî, yetiştirici
eserlerle, romanlar, hikâyeler, pi­
yesler, şiirler ve çeşitli Çocuk Kitap
lan yurt dışında bulunan Türklerin
istifadesine arzedilmiş olmaktadır.
ANDA'mn «Avrupa Genel Temsil
ciliğbni almış bulunan ARAŞ GmbH
da Almanya dakı Türklerin hurmus"
olduğu bu* şirket olup. haber alındı­
ğına göre kitapların Avrupa'da da­
ğıtımı konusunda gerekli o»*ganizai
yon ve çalışmaları tamamlanış bu
Ummaktadır
tlgililer. bugüne kadar Avrupa ç i
pmda kitap hizmetinin gereSi gibi
yapılamamış olması ve bu yüzde*
yurt dışındaki
vatandaşlarımızı*
ve bilhassa çocuklu ailelerin düştüK
leri sıkıntılı durumun bu teşebbüsle
artık sona ereceğini ifade etmişler
dir.
NGT :
Avrnpa'daki okuyucularımızın ih­
tiyaç doyacakları
düşüncesiyle
ARAŞ GmbH.'nın adresini yayınl*
yornz :
|
ARAŞ GmbH. - 5038 Rodcnkir*
hen (5 KOLN) • Hauptstrasse 28 «
Te! : (0221) 302088
ALMANYA
ÜLKÜCÜLERİN KİTABI
Yazarının günümüz adsız
Kahramanlarına İthaf ettiği bu eseri
Kitapçılardan isteyiniz Dağıtım Anda
MİLLİ DEĞERLERİMİZİN SÖZCÜSÜ
Orta
*I#, 5£^*
VLET • 14 NİSAN 1975 - SAYI : 284 - SAYFA : M
EVLİYA
CELEBİ
Sihirbazlar sultânı
Yevmün min el eyyam (1) pâ-ı tahtda teferrücde iken, bir
vasi* sahada mahşerî bir kalabalık görüb ol mahalle teveccüh
eyiedim Ehâli beynine iltihak idüb, bilmerâk aceb bunda ne işler
ela deyûben ıntizâre başladım. Ba'dehu sabr ü karârım kalmayub, kurbümdeki bir âdeme bu cemaatın ne deyû bunda içtimâ
ittüğünü sual ittükte, ayıttı kim; «Sihirbazlar Sultanı
KARAACAtBOGLlJ'nun marifetlerini temâşâ itmeğe geldük. Hayli Ibretnüma isteri vardur. Sen dahi beklegil. Şadmân
otursun.»
Hakîr. sihir, tılsım, göz bağcılık gibi ma'rifetlere meraklı oldu­
ğumdan ziyâde mesrur oldum.
Encamı, ehâli beyninde bir temevvüc (2) olup, «Yaşa varol!
Haltçı Acaiboğlu! Ah günlere, vah günlere!» şeklinde nidalar ol­
du. Ehâlinın pişinde duran bâlâ bir kürsiye, siyeh sûretli vü gülâm bıyıklı bir âdem çıktukta, kurbümdeki zât; «îşte Karaacâiboğu budur» dedi. Karaacâiboğlu, sol kolunu hevâya kaldurdukta,
ân-ı vahidde sol duşunda (3). bir aded beyaz kebûter (4) peydahlanup bir an ehâliyi şeyrittükten ba'de per ü bâl çırpıp (5) üstü­
müzden pervaz eyledi (6). Ardınca bir dahi bir dahi..
Bu minval üzre, Karaacâiboğlu'nun duşundan temam yedi
aded beyaz kebûterler peydahlanup pervâz eyledüler. Bu beyaz
kebûterien gören ehâlinin denenleri bir karış açulub dili sağirlerim (7; yutayazddar. Hayli tezahürat ü alkış eyledüler. Bu
esnâdâ kebûterlerden birisi Karaacâiboğlu'nun dûşûna bir mik­
tar ters bırakmış idi. Ol sihirbazlar sultam işbu ahvâli göricek
müteessir olup, suretin ekşıttükte, heman mabadında ta'zim Ue
kıyam itmekte olan kölelerinden birisi seğirtüb; «Aman sultânım
sen bu kebûterin kusuruna oakma. nihayet kuş milletidür. senin
kadr ü I
ır>' nice bilsün» deyûben mezkûr tersi silüp, efen­
disini»^
eyledi. Karaacâiboğlu ehaliye şöyle nida eyledi:
«
«.KM size TEKNE - KIRAT marifetimi göstermek
morali .<
- i ani kim bîr âdemin ağzından girüb, burnundan
çıkacağını:» Hcmân kürsiye, anın kurbüne, BUĞUZ BEYLI nam
bir âdemi getürdüler. Buğuz, lisân ı Arabîde, bir kimesneye kin
tutmak dimek olub, bu zât dahi Süleyman Sandukîye buğz eyledü^ünden kendüye bu ismi virmişler. Karaacâiboğlu bunca ehâli­
nin şaşkın nazarları âresinde Buğuz Beyli nam kişinin burnundan
girüb, ağzından çıktı. Hakîr böyle marifetli bir sihirbaz görme­
dim. Bu ma'rif etin adı dahi TEKNE - KIRAT ma'rifetidür.
Rivayete göre bundan hayretnüma ma'rifetleri dahi var imiş.
Meselâ, ortanın solundan girüb, Demirkıratik soldan çıktığı vâki
imiş.
Ba'dehu ılm ü irfanına âlemi inandurmak maksadı ile KURUMİ lisânı ile bir miktar şöyle tekellüm eyledi : «özgürlükleri top
hım saptar. Saptayınca, çağdışı bağnazların düşünlerini gerçek
etme olanakları kalmaz. Tüm kanıtlar gösterir ki toplam yaşamın
da sorunları kuramlarla çözümleme olasılığı yoktur.» Bu likandan
fehmiden ba'zı zevat, tekrar yekdehen çığrıştılar. Bundan sonra
kürsîden nüzul idüb, dîdeden nihân oldu (8). Hakir, bu perîdâr
(9) âdem hakkında nice malûmat cem eyledüm. Sihirbazlığın şol
üç madde dahilinde yapar imiş.
1 — Aletsiz ve muavinsiz himmet ü teveccüh-i kalb Ue mües­
sir olmak (Kurumîoe tekellümü gibi)
2 — Yıldızlardan, unsurlardan âletlerin hassalarından
bir
muavin üe müessir olmak (TÖVBE - DER nam bir âletin kizb
hassasından (10) istifade gibi)
3 — Kuvve-i mütehayyilelere (11) kast ve teveccüh edip, on­
lar üzerinde müessir olarak, hayâlâtı mevcut gibi göstermek (Bu­
na göz bağcılık dahi dirler. Tembelizyon nam bir kutudan hayâ­
lâtı hakikat gibi göstermek böyledür.)
Amma kim, sihrin iomâli (12) ta'rifi, hile idüp, bâtılı hak
gibi göstermek dimektür. înşaallahu teâlâ, hak gelüp, bâtıl zail
olacaktur.
Kâzibin şem'ası (13) yatsıya dek yanar vesselam.
I — Günlerden birgün 2 — Dalgalanma 3 — Omuzunda 4 — Gü­
vercin 5 - Kanat çırpıp 6 - Uçtu 7 - Küçük dillerini * - Göz­
den kayboldu 9 — Sihirbaz, cin çarpmış 10 — Yalan özelliğinden
II - Hayali kuvvetler 12 - Topluca 13 - Yalancının mumu.
Yalvaç'ta Ülkü Ocakları bildirisi;
Türk ordusunu savunan
cümlelerden dolayı toplatıldı
Gazetemize kadar ulaşan haber­
lere göre ülkücü öğrencüere karşı
millî eğitim kurumlarında
aşırı
solcu öğretmenler ve onların des
teklediği bir kısım öğrenciler tara­
fından yapılan baskı ve sindirme
hareketleri bütün şiddetiyle devam
etmektedir. Yer darlığı dolayısıyla
gazetemize gelen bu konudaki ha­
berleri kısaca duyurmaya devam
ediyoruz :
SINDIRGI'DAKÎ SALDIRI
Aşırı solcuların Sındırgı'da
da
anarşi çıkarmaya çalıştıkları bildi
rilmektedir. Verilen bilgiye
göre
22 Mart günü saat 24 sıralarında
Selâhattin Ekici isimli bir ülkücü
bir grup aşırı solcunun saldırısına
uğramıştır. Saldırganlar «Biz CHP*
li isek size yaşama hakkı vermeye
ceğiz» diyerek Ekici'yi yaralamışlar
dır. 24 Mart günü de yine Selahat
tin Ekici ve Mustafa
Şahinkaya,
isimli ülkücüler, CHP'li Azmi Şatır,
Ayhan Kaptan, Şakir Demirayak ve
kimliği tesbit edilemiyen bir kişinin
saldırısına uğramışlardır. Saldırgan
lar, ülkücülerin mukavemeti üzeri
ne kaçmışlardır. Olay kaymakamlık
ve emniyete bildirilmiştir.
YALVAÇTA YASAKLANAN
BİLDİRİ
Yalvaç'ta ülkücü
öğrencilerden
Ramazan Mumcu, Bozkurtlu kart­
postallardan sattığı gerekçesiyle
okul idaresi tarafından 3 gün uzak­
laştırma cezası almıştır
Mustafa
Akbaş isimli solcu öğrencinin jurnal
ettiği Mumcu cezalandırılırken, jur­
nalci solcu öğrencinin «dine ve Al
lah'a küfretmesinden sonra» çıkan
bir münakaşa sonrasında ülkücü öğ­
renciler cezalandırılmışım
Ayrıca
Ülkü Ocakları Yalvaç Şubesi tara­
fından yayınlanan bir bildiri, içinde
bulunan «Kahrolsun Türk Askerine
ve Türk polisine
faşist diyenler»
cümlesinden dolayı savcılıkça toplatılmıştır. Büdirinin toplatılma ge­
rekçesi ilçede üzüntü ve tepkilere
yol açmıştır.
İSTİKLÂL M A RSf
OKUNMAYAN OKUL
Ankara Ticaret Lisesinde Aralık
1974 den bu yana İstiklâl marşımn
okunmadığı bildirilmektedir. Veri­
len bügiye göre öğrencilerin bu yol­
da okul idaresine yaptıkları müracatlar hakında hiçbir işlem yapılma­
maktadır. Öte yandan okulda dü­
zenlenen şiir yarışmasında komü­
nist yazarların şiirlerinin okundu­
ğu, Aziz Nesin'in tiyatro eserlerin­
den birinin oynatıldığı öne sürül­
mektedir. İstiklâl marşının okunma­
masına gerekçe olarak gösterilen
«hoparlörlerin bozukluğundun bu şiir
yarışmasında hiç görülmemesi de
dikkati çekmiştir.
CHP'LİLER ESMEDE BİR
ÖĞRENCİYİ AĞIR ŞEKİLDE
YARALADI
Ülkücü hareketin Eşme ilçesinde
büyük gelişme göstermesi üzerine
öfkeye kapılan aşırı solcuların ülkü­
cü gençlere saldırdıkları ve birini
ağır yaraladıkları bildirilmektedir.
Verilen bilgiye göre 7 Şubat günü
gece 22 sıralarında Mete Yılmaz,
Nazif Yılmaz. Ahmet Aydemir, Hil­
mi Aydın ve Davut ÖTrlemir isimli
ülkücü gençlerin bindiği bir taksi­
nin yolu Elvanlar Mahallesi civarın­
da kesilmiş ve 50 kadar CHP'li ve
aşırı solcunun saldırısına uğramış­
tır. Saldırganlar arabayı tahrip et»
misler ve mahalle muhtarı Süley*
man Teke'nin elindeki tüfekle t-raba
ya ateş etmesi sonunda Mete Yıl­
maz ağır şekilde yaralanmıştır. Sol­
cu saldırganlar Mete Yılmaz'ı öldü
zannıyla kaçmışlardır. Hilmi Aydın
da açılan ateşle yaralanmıştır. Ül­
kücü gençlere saldıranlar arasında:
tanınan kişiler şunlardır: Yaşar Fe­
ke, Süleyman Teke, Mustafa Bulut,
Ahmet Babur, Ali Akuygur (CHP
yöneticilerinden) ve Alaattin Öaykal
Yaralılar 10 Ue 21 gün rapor al­
mışlardır. Saldırganların mahkeme­
si devam etmketedir.
KOZAN'DA ÖĞRENCİ VELİLERİ
SOJ.CU ÖĞRETMENLERİ
ŞİKAYET
ETTİ
Gelen haberlere göre Kozan Lisesin
de aşın solcu öğretmenler ülkücü öğ
rencileri çeşitli yollarla baskı altında
tutmaya çalışmaktadırlar. Bu
öğret
menlerden İbrahim Yener'in milliyetçi
öğrencileri dövdüğü. Şükrü Bian ve
Necati Karaman'ın ise not ve tehditle
yıldırmak istedikleri öne sürülmekte
dir. Baskıya maruz kalan öğrenecilerin
velileri okul idaresine birçok kereler
müracaatta bulundukları halde okul ic*a
resinin bu öğretmenleri koruduğu ifa
de edilmektedir. Huzursuz olan velile
rin son olarak da kaymakamlığa mü
racaat ettikleri ve tedbir alınmasını is
tedikleri öğrenilmiştir.
ülkücü Ramazan
Baştarafı : ?. de
yınlanan bildiride şöyle denilmekte
dir :
«Her Allah'ın günü eşitlikten, ada
letten, kardeşlikten bahseden
bir
partinin marksist zorbaları adalet­
ten, gerçekten korktukları İçin, bil­
dikleri tek yol olan kahpeliği, kaatO
ligi seçtiler. Kızıl faşistlerin kalıp*
kurşunu bir Bozkurt'u daha aldı. ş«
bitlerimizin kanı yerde kalmıyacak
tır. Ülkümüz mutlaka başarıya ula*
şacak, nice Ramazanlar Ncrdetleı
bayrakl aşacaktır.»
MUHTEŞEM CENAZE TÖRENİ
CHP'li bir şahıs tarafmdan gece
bıçaklanarak şehid edilen ülkücü
Yeşilyayla'nın cenazesi Burdur'da
yapılan muhteşem bir cenaze töre­
ninden sonra toprağa
verilmiştir.
Efendiliği, çalışkanlığı ve sağlam
karakteri dolayısıyle Burdur halkı
tarafmdan sevümekte olan ve vefa­
tı büyük üzüntü doğuran ülkücü öğ­
rencinin cenazesine binlerce Burdur
lu katılmıştır. Cenaze törenine katı
lanîarın ellerinde «Kaatil
Ferhat
Çiftçi», «Kızıl TRT neredesin», «Bir
ölür bin diriliriz» pankartları dikka
ti çekmiştir.
Böylece Türk milletinin kurtuluşu
ve yücelmesi mücadelesini veren,
Türk vatam ve milleti için hayatını
ortaya koyan bir ülkücü genç daha
vatanı, mileti ve devleti için şehid
olmuştur. Ülkücü şehid
Rama-^n
Yeşilyayla'ya Allah'tan rahmet düi
yoruz.
DEVLET - 14 NİSAN 1975 - SAYI : 284 • SAYFA : H
BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN
KOALİSYON PROTOKOLÜ
Baştarafı orta sayfada
ekonomik kalkınmasında, gerekli
yardım ve destek yapılacaktır.
. T.C. Hükümetleri A.B. D. üe ara
mızda yakın dostluk ilişkileri kurul
masına önem vermişler ve Türkiye
ile A.B.D. Kuzey Atlantik İttifakı
içinde her iki tarafın güvenliği açı
sından önem taşıyan ilişkiler kur­
muşlardır. T.C. Hükümetleri, her
iki ülkenin karşılıklı yararına olan
bu üişkilerin ve işbirliğinin eşitlik
ve karşılıklı saygı ve yardım­
laşma ilkelerine dayanan bir
şekilde devamı için kendisine düşe
ıü daima yapagelmiştir. A.B.D. hü­
kümetinin de bu konuda değişik
bir yaklaşım içinde olmadığını gör­
mek, Türkiye için memnuniyet veri
ci bir husustur. Ancak, Türk Hükü­
metinin ve Türk Kamu Oyunun,
A.B.D 'nin Türkiye'ye müteveccih
politikasını, birisi A.B.D. hükümeti­
nin, diğeri kongresinin olmak üze­
re, iki politika arasında ayırım ya
parak değerlendirmesine imkân yok
tur. Bu değerlendirmenin, A.BD.'
nin, fiiliyata intikâl eden politikası
üzerinden yapılması hem tabiî, hem
de kaçınılmazdır.
her iki tarafa ait olduğuna inanmak
tayız. A.B.D. Kongresi, bu sorum­
luluğu göstermediği takdirde, mev­
cut ilişkilerin yeni şartlara göre şe
killenmesi kaçınılmaz olacaktır.
A.E.T. ile aramızdaki ekonomik
işbirliğinin millî yararlarımıza uy­
gun bir şekilde yürütülmesine çalı­
şılacaktır.
Türkiye'nin, AET'nin kendisine
sağladığı imkânları, iç piyasaya dö
nük bir sanayileşmenin ortaya çı­
karacağı sakıncaları bertaraf et­
mek ve dışa, büyük bir tüketici kit
leşine dönük ve dış rekabet gücü
olan bir sanayileşmeyi geliştirme
amacıyla değerlendirmesi, millî önem taşır.
Avrupa Ekonomik Topluluğu ve
bu topluluk üyesi ülkelerle ortaklığı
mızın ekonomik kalkınmamıza ve
sanayileşmemize en uygun şartlar
içinde yürütülmesi için gereken ya­
pılacak, bu arada, topluluğun üçün
cü ülkelerle kurduğu ilişkiler sebe­
biyle daralan avantaj marjımızın
genişletilmesi yolunda gayret sarfedilecektir.
Bu meyanda, A.E.T. üyesi ülkeler
, Bugün A.B.D. kongresinin tutumu de çalışan işçilerimizin ekonomik
dolayısıyla fiiliyata intikâl
eden katkılarının önemi üzerinde hassa­
A.B.D. politikasının, Türkiye ve siyetle durularak, bu katkının daha
A.B.D. İlişkileri ve işbirliğini iste­ da arttırılması ve işçilerimizin sos­
nilen seviyede tutmağa yardımcı yal güvenlik haklarının topluluk dü
olduğunu söylemeye imkân yoktur. zeyinde gerçekleştirilmesi ?çin ge­
A.B.D. Kongresinin Türkiye'ye kar rekli teşebbüslerde bulunulacaktır.
şı içine girdiği ve hasmane olarak
Türkiye'nin dış güvenliği ve mil­
nitelendirilmesi mübalağalı elmaya lî savunması ile ilgili sorunlu, her
cak tutumunu, ittifak içinde bu de zaman en büyük önem ve önceliği
rece sıkı işbirliği sürdüren *ki üye taşımıştır. İçinde bulunduğumuz
ülke arasında mevcut olması gere­ şartlar, dış güv nlik ve mülî savun­
ken ilişkilerle bağdaştırmak şöyle ma konularının taşıdığı hayatî öne
dursun, normal münasebetlerle da­ mi daha da arttırmış bulunmakta
hi bağdaştırmak güçtür.
dır. Millî Savunmamızı güdendir
mek için gerekli olan her tedbir ab
. A.B.D. Kongresi, kendi ülkesinin
nacaktır.
yararları arasında öncelik değer­
Türk Silâhlı Kuvvetlerinin devam
lendirmesinde vahim bir hata için
h
şekilde güçlendirilmesi, en mo­
de olduktan başka, amacı gerçek­
dern
silâh, araç ve gereçlerle do­
leştirmek bakımından da ters neti­
natılması
hususunda hiçbir feda­
ce vermeye mahkûm bir yola girmiş
kârlıktan
kaçınılmayacaktır.
Mülî
tir. Bu hata, makûl bir süre için­
Harp
Sanayiinin
geliştirilmesine
öde idrak edilip bunun düzeltilmesi
nem
verilecektir.
için gerekli adımlar fiilen atılma­
Türkiye, iç ve dış güvenliğimiz,
dığı takdirde, iki ülke aracındaki
iktisat
hayatımız ve demokratik re
ilişkilerin ciddî sarsıntı geçireceği
Ve bundan Batı Savunmasının büyük jimin işleyişi bakımından büyük sa
ölçüde zarar göreceği açıktır. Ta- kıncalar doğuran uzun bir buna­
biatıyle böyle bir sonucun sorumlu­ lım dönemi yaşamıştır.
luğu, herhalde şimdiye kadar bü­
Uzun süren bunalımın, siyasi ve
yük sabır ve itidal gösteren Türki­ iktisadî istikrarsızlığın, «Yarın ne
ye'ye değil, bu sorumsuz ve yanlış olacak?» kaygusunun, günden güne
tutumda ısrar edenlere ait olacak­ artan iktisadî sıkıntıların, durgun­
tır. A.B.D. Kongresinin bu tutumu, luğun, işsizliğin, pahalılığın üzün­
iki ülke ilişkileri ve ittifak savunma tüye sürüklediği büyük vatandaş kit
sına yapacağı zararlar
yınında, lelerine yeniden güven ve şevk ver
Amerika'nın inamlırlığı
üzerinde mek zorunluluğuna inanıyoruz.
,
doğuracağı tereddütler dolayısıyle
Kuracağımız hükümet, bunalım
daha geniş zararlara da yoı aça­
dönemim sona erdiren bir hükümet
caktır.
olacaktır. Parlamenter demokrasi­
, İki ülke arasında dostluk ve itti­ nin gereklerine uygun şekilde kuru
fakın korunmasında karşılıklı yara lan, millet çoğunluğunun ve parlâ­
rın devam ettiği görüşünde olmakla mentonun desteğine sahip bir hükü
beraber, bunun muhafazası sorumlu met, Türkiye'nin iç ve dış sorunla
luğunun sadece bir tarafa değil, rina gerekli güçle eğilebilir.
Baştarafı : Ortasayfada
gazla üzerimize hücum ettiler, dağlara doğru kaçanların ardın­
dan da polis köpekleri salarak parçalattırdılar. Yürüyenıiyecek
hale gelinceye kadar yüzlerce soydaşımızı dövdüler, sürükledi­
ler, çukurlara yol kenarlarına yuvarladılar (!)
...Konsolosluğumuza yaptığımız müracaat sonucu aldığımız
cevap ise bunların hepsinden daha acı (Bu duruma bir *ey di­
yemeyiz, Bulgarların iç işleridir bunlar) diye cevaplar alıyoruz.
Hangi millette vardır bizler gibi insan sayılmayan azınlık?
İki milyona yakın biz Türklerin maruzatımız bundan ibaret de­
ğildir.
Yüksek alâkanızı bekler, saygılarımızla şahsınızda Büyük mil
letimize mübarek anavatanımıza ebedi mutluluklar dileriz.»
Güvenoyn müzakerelerinde
Baştaıafı: Arka kapakta
çl Cephe kurulduğundan beri CHP lerdir. Türkeş şöyle devam etmiştir:
de AP'yi koruma, AP'nin tehlikeden «Kıbrıs'ta doğmayı bir kusur olar d i
kurtarılması endişesi, AP'ye karşı göstermeye kalkışmak ancak zavJİ
kardeşçe bir şefkat gösterisi başla­ lı komünist zihniyetidir.» CHP'li Da»
dı. Buna bir defa İşaret etmeyi ge­ niz Baykal'ın devamlı olarak Tüm
rekli sayıyorum. CHP'nin muhabbe keş'e lâf atması üzerine Türkeş Bajg
tinden Cenabı Hak AP'yi de, hepimi kal'e «Tabii işinize gelmez» demiş
zt de korusun (AP ve MSP sıraların ve «Ağzınıza tıkacağım her yalan»*
dan bravo sesleri, alkışlar): Sayın nızı, her iftiranızı boğazınıza tık4»
konuşmacı benim kendime «Baş­ cağım» demiştir. Türkeş şöyle do»
|
buğ» adım taktığımı zikrederek her vam etmiştir :
zaman usûl kabul ettikleri gibi bize
«Konuşmacı bir de Grivas mes#»
hücumla söze girişti. Dikkat buyur- leşini geveledi. Komünistlerin ade­
muşsanız bu akşam CHP'liler sair tidir. Her zaman bana hücum ede*
zamanlarda olduğu gibi parlemen- ken Grivas'ı öne sürerler Hen, kan
toda mevcut partiler sırasında Bir­ lı katil Yunanlı Grivas'ia
hiçbif
lik Partisinden bir önce parlemen- Türk'ü mukayese etmem. Bu mende
toda temsil edilmekte olan MHP'yl kette bir partinin liderini Srivas'U
bütün hücumlarının hedefi olarak mukayeseye kalkanların ideolojisi
seçmişlerdir. Bu, CHP'nin milliyet­ çarpık olmalıdır. Kıbrıs ola\ farı pal
çilerden, MHP'den ne kadar ürktü­ lak verdiği zaman C1*P W-1 Şiarday­
ğünün delilidir. (AP ve MSP sırala dı. Hükümete telgrafla müracaat
rından alkışlar). CHP, AP ve MSP ederek Kıbrıs'ta vazife almak iste
Üe değil, MHP ile uğraşıyor. Biz diğimi bildirdim. Genelkurmay BaŞ
bundan şeref duyuyoruz, biz de si­ kanlığına da aynı müracaatı yap­
zinle mücadele edeceğiz. CHP'li ko tım. Müracaatlarımıza htçb-ı- cevap
nuşmacı «kendisine başbuğ dedir­ verilmedi. Daha sonra ingiltere'de
ten» diyor. Ben hiçbir zaman kendi bulunan Kıbrıslılar 750 ki iük gönül
me Başbuğ dedirtmedim. Denmesini lü topladılar 50 hin «******•• >\e iane
de kimseden İstemedim. Ama aziz topladılar. Bir heyet vaptılar. He­
milletimiz bana başbuğ ismini mü­ yetle görüştüm. Heyeti hükümetle,
nasip görmüş, kendi liderlerine de başbakanla görüştürdüm kendile­
«karaoğlan» ismini münasip görmüş rine şu söz sövlendi : NÎCMI Türkeş'#
tür. (AP sıralarından gülüşmeler ve gittiniz. Hükümet sizin müracaat!»
alkışlar) Ben milletimin İradesine, nızı dikkate almak istemiyor Be»
tensibine hürmetkarım.»
nim vazife talebime htrfetr cevap
verilmedi.»
HER YALANINIZI AĞZINIZA
Türkeş sözlerini şöyle bı» ırmiştiri
TIKACAĞIM
«Benim CHP'ye bir tavsiyem var*
Türkeş, Ali Sanlının «Kıbrıs'ta Haklara riayet ederek, iftiraya baş
doğdu, Türkiye'yi kurtarmaya kalk vurmadan hareket etmekle memkl
U. Hitler de Avusturya'da doğdu. Al kete hizmet etmek, birliğe, barışa,
manya'yı kurtarmaya kalktı» sözü dayanan münasebetler kurulabilir,
ne cevap verirken de «Büyük Ata­ yaşayabilir. Aksi halde bir zaman y$
türk Selanik'te doğdu, Türkiye'yi ne bu kürsüden konuştu£;uır.da sin>
kurtardı» deyince, CHP'liler sıkıntı lere ifade ettiğim gibi fırtına ekefl
dan yerlerinde duramaz hale gelmiş bora biçer».
Birinci Cildi 2 ayda kapışılan
SUÇLAMALAR'ın
2. cildi de çıktı
IRKÇILIK
SUÇLAMASI
Dağıtım : Anda Fiyatı : 20 TL.
BÜTÜN KİTAPÇILARDAN ARAYINIZ!
Güvenoyu müzakerelerinde
CHP'lilerin Türkeş'ten ne
kadar korktukları bir
daha görüldü...
/ Hükümet programı, geçtiğimiz
Jfcafta içinde Çarşamba günö Millet
jMeclisinde görüşülmeye başlanmış
pe perşembe sabahı görüşmeler bit
pliştir. Perşembe günü de Cumhuri
jret Senatosunda görüşülen program
pzoı indeki oylamamn Cumartesi gfl
*ü yapılacağı üyelere duyuruimuşJhır. Gazetemiz baskıya girdiği sıra
^arda oylama yapılmamıştı.
J Geçen pazar günü Meclislerde oku
£an hükümet programı üzerinde çar
lamba günü milet meclisinde yapı­
lan müzakereler elektrikli bir ha­
vrada cereyan etmiş, sık sık münaka
|alar ve fiilî davranışlar görülmüş
§Br. Bilhassa CHP sözcüsü Necdet
jÜğur'un konuşması boyunca MHP
Genel Başkanı ve Başbakan yardım
tısı Alparslan Türkeş'e sataşmasın
Han sonra söz alan Türkeş Uğur'a
jcevap vermiş, Türkeş'in sözleri
jCHP'lilerin sinirlenmesine ve toplu
kaide kürsüye yürücek kadar öfke­
lenmelerine yol açmıştır. Öte yanjİan şahsî görüşlerini açıklamak
İçin söz alan CHP'li Ali Sanlı da
JTürkeş'i itham etmiş, Türkeş bu
jözlere de cevap vermiştir
i
AP VE CGP SÖZCÜLERİ
h Hükümet programı üzerinde itk
Jionuşmayı yapan AP sözcüsü tlha
jtoi Ertem, bugün Türkiye için en
Jbüyük tehlikenin komünizm, en bûjrük hatanın da komünizmi tehlike
jriarnk görmemek olduğunu belirt*
pıiştir. Ertem, hükümetin Büyük
Jtfirkiye'yi yaratmak için çalışacağı
pt söylemiştir.
L Daha sonra CGP adına Talât
jÖJuz kürsüye gelmiş ve bu hüküme
Jbn şimdiden hükümet buhranını M
4*a erdirerek mületimize ve demok
•nasHc büyük bir hizmet yaptığım
Söylemiştir. CHP'nin hükümet bun
yanını yaratmasımn bu bakımdan
jUke için yararlı olduğunu savunan
Oğuz, milliyetçi hükümetin böylece
kurulduğunu bildirmiştir,
TÜRKEŞ'İN NECDET UĞUR'A
DERSt
CHP adına konuşan Necdet Uğur'un
hükümet programı hakkında konuş­
CHP'lileri korkutan Türkeş ülkücü gençliğin düzenlediği bir gecede
maktan çok MHP lideri Alparslan
Türkeş'e sataşmalarla dolu geçen
«27 Mayısta ben memlekette ger­ cılığına yakışıyor mu» şeklinde ko­
konuşmasından sonra Başbakan Yar çek demokrasinin kurulması için ça nuşunca AP sıralarından «yakışı­
dımcısı ve MHP Genel Başkam Al lıştım. Memlekette demokrasi kalk yor» sesleri duyulmuştur. Necdet
parslan Türkeş, sataşma olduğu için sın diye çalışmadım. Ama memleket Uğur daha sonra Türkeş'in kurduğu
söz almış ve CHP'lüerin şirretçe te gerçek demokrasinin vücut bulma teşkilâtların liselere kadar yayıldı­
müdahaleleri altında özetle şöyle ması için çalışanlar, kendi menfaat ğım öne sürmüş, bu sırada AP'li
konuşmuştur :
leri peşinde koşanlar vardı. Bu ha­ ismet Sezgin, başkana hitab ederek,«CHP sözcüsü ne şahsımın, ne de reketleriniz hiçbir şekilde ne CHP' Uğur'un hakaretlerine mani olması
partimin hiçbir zaman uygun bul­ nin iddia ettiğiniz demokrasiye bağ nı istemiştir. Necdet Uğur, konuşma
madığı fiilleri bize iftira olarak isnat lılık zihniyetine, ne fikir hürriyetine süresi sona erdiği halde kürsüden
etmiştir. Bu yolla her zaman olduğu hürmet zihniyetine uymaz. Burada inmemek istemiş, Türkeş için «kü­
gibi kendilerine siyasi yarar temin söylediklerinizi her yerde cevaplandı çüklük» ifadesini kullanınca AP'lilcetme yoluna başvurmuştur. Sayın racağım. Her hareketinizin ayniyle rin harekete geçmesi üzerine sözü­
Uğur ne ifadelerimde bulunan, ne misillemesini cevabını alacaksınız.» nü geri almak zorunda kalmıştır.
de hiçbir zaman kastetmediğim dü
Başbakan yardımcısı Türkeş'i ko­ Başkan sık sık konuşmasını bitirme
şünceleri bana maletmeye çalışı­ nuşma boyunca engellemeye çalışan sini istemesine rağmen hızını alamai
yor. Biz devlet kuvvetlerini en sağ CHP'liler arasında Necdet Uğur, dığı için kürsüden inmek istemiyen
lan kuvvetler olarak kastediyoruz. Deniz Baykal, İhsan Yıldırım, Or­ Uğur, yapılan ikazlar sonunda kür«
Daima devlet kuvvetlerinin yanında han Üretmen, Azmi Yavuzalp, Sa- süden inmiştir.
bulunduk, hiçbir zaman devletin dullah Usumi, Hüseyin Deniz, Hüse
Meclis görüşmelerinde şahsi gö­
kuvvetlerine karşı çıkmadık. Milli­ yin Erçelik, Yılmaz Karaosmanoğlu rüşlerini açıklamak için bir konuş1
yetçi gençlik, bizim «Bozkurtlar» Orhan Eyüboğlu, Selçuk Er verdi, İl ma yapan CHP Burdur milletveküi
dediğimiz gençlik daima devlet kuv hami Çetin, Nedim Korkmaz, Kadir Ali Sanlı'nın Türkeş'i ağır sözleri*
vetlerine yardımcı olmuşlardır. Dev Özpak, dikkati çekmiştir. Türkeş'in itham etmesi üzerine Türkeş yeni­
let kuvvetlerine karşı silah çeken­ konuşması AP ve MSP sıralarından den söz almış ve Ali Sanlı'ya cevap
ler komünistlerdi, polisle jandarmay devamlı olarak alkışlanmıştır.
vermiştir.
İn çatışanlar komünistlerdi. Bu se
NECDET UĞUR'A AP'LİLERİN
ALLAH HEPİMİZİ CHP MUHABheple bu iddialardan büyük yalan
CEVABI
BETİNDEN KORUSUN
•e İftira olamaz. Sayın Necdet Uğur
Türkeş konuşmasını bitirdikten son
Heri sürdüğü iddialara kendisi de ra CHP'li Necdet Uğur sataşma ol
Türkeş özetle şöyle konuşmuştur!!
inanıyorsa, bu kürsüye gelinceye duğu gerekçesiyle yeniden söz iste­
«CHP'ne mensup kişiler, konuşur­
kadar niye bekledi? Niçin savcılıkla miş ve bir konuşma yapmıştır. MHP ken çoktan beri itiyat edinmiş ol­
rn başvurmadı? Çünkü bahsettiği tu üe işbirliği yapmanın Demirel için dukları uydurma şeylerle rakipleri
tamlar kanunlarınıza göre büyük talüısizlik olduğunu iddia eden Uğur' ne iftiraya devam ediyorlar. (M. Ke
•uçlardır. Bu kürsüye gelip birtakım a AP sıralarından «Bundan şeref mal Alver - Sermayesi onlarm) Tür
yalan ve iftiralarla, Anayasa çerçe­ duyuyoruz» cevabı verilmiştir. Nec­ keş • Evet sermayeleri bu. Milliyet
vesinde hizmeti kendisine şiar edin­ det Uğur «bu zat başbakan yardım
Devamı : 11. de
miş elan bir partiyi, kendi siyasi
rakipleridir diye lekelemeye çalışıyor
iar. Necdet Uğur'a bir tavsiyem var
EĞER
Uğur, hareketlerinde, davranışların­
da zibidi zaptiye zihniyetine daya­
Bay llhami Sançar'ın Bakan olamadığı için değil de,
nan Jurnalcilikten vazgeçmelidir.!
Bay Ecevit'e duyduğu hayranlık yüzünden CHP'ne geçtiğine,
Bay Hasan Değer'in «Türlü - çeşitli» hesaplar yüzünden
Türkeş'in bu sözleri üzerine bütün
değü
de, Demokratik sol ve Halk iktidarı lâflarının mânâ­
CHP'liler kürsüye yürümüşler ve
sım
anladığı
için Bilgiç çömezliğinden vazgeçip Ecevit çö­
Türkeş'i susturmaya çalışmışlar, baş
mezliğini tercih ettiğine,
kan Türkeş'ten «zibidi zaptiye» sö­
zünü geri almaşım istemiştir. Türkeş
Bay Rıza Polat'ın ve Nebü Oktay'm programı beğenme­
bu sözü geri aldığım bildirmiş ve
diklerinden ötürü CGP'den ayrıldıklarım inanıyorsanız, «Hüs
sözlerine şöyle devam etmiştir :
rıüniyetle yaşar Tuhafiye evi»nin sahibi olabilirsiniz.
Cümlenize iyi geceler, renkli rüyalar.
«Sizde de yalan ve iftiralarınızı ge
rl alacaksınız. Bağırıp çağırmakla
beni yıldıramazsımz. Asla yılmam.
BİLİYOR MU İDİNİZ?
Ben 10 yıldır Türk milletinin iradesi
CGP'den ayrılan Bay Rıza Polat'm, «Devrimci Doğu
ile bu şerefli Meclisin üyesiyim.
Kültür Ocakları» dâvası sanıklarından ve kürtçü liderlerden
Eğer Uğur'un dedikleri doğru olsa
Dr. Naci Kutlay'ın dayısı olduğunu,
bu büyük millet bu meclise beni lâ
Bay Nebü Oktay'ın meşhur «Doğu mitinglerinden Bat­
yık görerek seçmezdi. Eğer sizde in
mandaki toplantıda konuştuğunu.
saf, vicdan varsa bu yalanlardan
Bay Devrimci Hasan Değer'in, cuma gününün tatil günü
vaz geçiniz.ı Türkeş'e lâf atan CHP
olması teklifi yüzünden CHP'lilerce hırpalandığım,
İllerin 27 Mayıs'a da çatması üze­
Biliyor mu idiniz?
.|g £
rine Türkeş sataşmalara şöyle ce­
vap vermiştir :
Download

öay Ecevit ! Komünistlerle işbirliği halinde olmadığını açıklayabilir