2013-2014 ÖĞRETİM YILI TEK NUMARALI ÖĞRENCİLER İÇİN KAMU
MALİYESİ VE VERGİ HUKUKU VİZE SINAVI ÖRNEK CEVAP ANAHTARI
1)
Danıştay kararlarında tartışılan konu, inceleme elemanına inceleme sırasında ibraz
edilmeyen defter, belge ve kayıtların yargılama aşamasında mahkemeye ibrazı halinde
bunların delil olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği, karara dayanak alınıp
alınamayacağıdır.
Karar-1’de Danıştay 4.Dairesi (Dş.4.D.), yetkili denetim elemanına ibraz edilmeyip vergi
mahkemesine ibraz edilmiş olan defter ve belgelerin üzerinde mahkemece bilirkişi
incelemesi yaptırılarak, bilirkişi incelemesi sonucuna göre verilen kararı hukuka aykırı
bulmuş ve vergi mahkemesinin kararını bozmuştur. Zira 4.Daire’ye göre, defter ve
belgelerin gerçek mahiyeti ancak idari aşamada vergi incelemesine yetkili kişiler
tarafından saptanabilecektir. Bu nedenle defter ve belgelerin idari aşamada incelemeye
yetkili kişilere sunulmayıp, yargılama aşamasında mahkemeye sunulması halinde;
biçimsel varlığının gerçek mahiyetiyle uyumlu olup olmadığı belli olmayan defter ve
belgelerin vergi yükümlüsü lehine delil olarak kabul edilerek karara dayanak alınması söz
konusu olamaz.
Karar-2’de ise Danıştay Vergi Daireleri Kurulu’nun (Dş.VDDK) konu ile ilgili
değerlendirmesi farklı olmuştur. Dş.VDDK, öncelikle, defter ve belgelerin inceleme
elemanına ibraz edilmemesinin verginin re’sen tarhı nedeni olduğunu, dolayısıyla
tarhiyatın re’sen yapılmasının hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Ayrıca defter ve
belgelerini ibraz etmeyen yükümlünün ispat yükünü yerine getirmediğini eklemiştir.
Ancak, Dş.VDDK’ya göre, bu durum, idari aşamada ibraz edilmeyen defter ve belgelerin,
yargılama aşamasında ibraz edilmesi halinde dikkate alınmaması sonucunu doğurmaz.
Vergi hukukunda vergiyi doğuran olayın ve buna ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti
esas olduğuna göre, vergi mahkemesinin yargı denetimini yaparken, kendisine ibraz
edilen defter ve belgelerin gerçek mahiyetini araştırması yetkisi ve görevi gereğidir.
Görüldüğü üzere, Dş.VDDK, Dş.4.D.’den farklı olarak, defter ve belgelerin gerçek
mahiyetinin yargı aşamasında da saptanabileceğine ve saptanması gerektiğine yönelik bir
karar vermiştir.
2)
*
Danıştay kararlarından Karar-2’de yapılan değerlendirme ve ulaşılan sonuca
katılıyorum. Kararda belirtildiği üzere, vergi hukukunun temel ilkelerinden ekonomik
yaklaşım ilkesine göre, vergiyi doğuran olayın ve buna ilişkin muamelelerin gerçek
mahiyeti esastır. Bu ilkeyi tamamlayan bir diğer ilke olan re’sen araştırma ilkesine göre
ise (re’sen tahkik, re’sen yargılama) vergi yargısı mercileri, önlerine gelen davada her
çeşit incelemeyi kendiliğinden yapıp gerekli bilgi ve belgeleri taraflardan ve diğer ilgili
yerlerden isteyebilirler. Defter ve belgelerin incelemeye yetkili kişilere ibrazı
yükümlünün ödevlerinden biridir ve bu ödeve uyulmaması çeşitli yaptırımlara tabidir.
Ancak bu durum yargılama aşamasında ibraz edilen defter ve belgelerin delil olma
niteliğini ve vergi borcunun gerçek mahiyetinin araştırılması gereğini ortadan
kaldırmayacaktır. Bunun aksinin kabulü yukarıda bahsedilen ilkeler yanında yükümlünün
ispat hakkına da aykırılık teşkil edecektir. Ayrıca belirtilmesi gereken bir diğer husus,
vergi mahkemesinin kendisine ibraz edilen defterlerin incelenmesini bilirkişiden değil,
yargılamanın diğer tarafı olan vergi idaresinden talep etmesi gerektiğidir.
3)
Devletin ekonomiye müdahalesinin nedenleri şunlardır:
I. Tekeller
II. Kamusal Malların Varlığı
III. Azalan Maliyetler
IV. Adil Gelir Dağılımı
IV. Dışsallık: Bir kişi veya firmanın herhangi bir malı üretmesi veya tüketmesi
nedeniyle, bu üretim veya tüketim ile doğrudan ilgili olmayan kişilerin fayda sağlamaları
ya da zarar görmeleri (maliyet yüklenmeleri) durumunda dışsallık söz konusu olur.
Diğer bir deyişle dışsallık, herhangi bir iktisadi faaliyetin 3. şahısların fayda ve maliyet
fonksiyonlarını etkilemesi durumudur. Eğer dışsal etki 3. kişilerin maliyet fonksiyonunda
ortaya çıkıyorsa “negatif dışsallık”, fayda fonksiyonunda ortaya çıkıyorsa “pozitif
dışsallık” olarak adlandırılır. Örneğin, bir fabrikanın yaptığı üretim nedeniyle bir yandan
çevredeki tarım arazilerine, tabiat varlıklarına ve insan sağlına zarar vermesi negatif;
diğer yandan aynı fabrikanın istihdam yaratması pozitif dışsal etki yaratır.
*
Kararlara ilişkin yorum ve değerlendirme yapılması istenen bir sorudur. Dolayısıyla örnek bir cevap verilmiştir.
Devlet dışsal etkinin varlığı durumunda da ekonomiye müdahale etmek zorunda kalır.
Zira özel sektör ne yarattığı negatif dışsallığı telafi etmek konusunda isteklidir ne de
yatırım ve üretim planlamasında pozitif dışsal etkilere önem verir. Devletin bu konudaki
müdahalesi çeşitli düzenlemeler yapmak biçiminde ortaya çıkar. Hemen yukarıdaki
örnekten devam edildiğinde, atıkların arıtılması mecburiyeti getirilmesi, ilgili üretim
birimine vergi indirimi, muafiyet ve teşvik sağlanması gibi düzenlemeler söz konusu
olabilecektir.
Download

2013-2014 tek numaralı öğrenciler kamu maliyesi ve vergi hukuku