MÜLAKAT
Yrd. Doç. Dr. Bahset Karslı
Evlilik programları: “Evlilik geleneğimizi yansıtmıyor; ama izleniyor…”
islamvemedya.com: Yüksek lisans tezinizde reality show ve kadın programlarının Türk aile
yapısına etkisini çalışmışsınız. Bu tür bir çalışma neden önemlidir?
Bahset Karslı: Aile hayatı, bir toplumun kendine özgü'lüğünün ifadesi olup geleneğin
yaşatılmasında ve toplumsal yapının geleceğe aktarılmasında bir milletin en hayati ve kalın
damarıdır. Toplumun bu can damarı, gerek kurulma aşamasında gerekse de kurulduktan
sonraki süreçte her daim birey ve toplum için önemli bir güvenlik, esenlik unsurudur. Bu
yüzden iki yönden bu konu işlenmelidir. Birincisi, bir insan hayatı için en önemli anı ifade
eden kız isteme, düğün gibi özel uygulamalarla aile hayatının kurulma süreci. Diğeri ise,
mahrem bir dünya olan ve özel gelenekleriyle toplumsal dokuyu canlı tutan aile kurumudur.
Bir topluma uzun vadede bir müdahale edilmek isteniyorsa öz'e yani aile hayatına müdahale
edilmek isteniliyor demektir. Zira yeme alışkanlığından toplumsal ilişkilere kadar uzanan
gündelik hayat davranışları ve neden böyle davranıldı? sorusunu akla getirmeyecek refleksler,
bu özden beslenmektedir.
Bu bağlamda söz konusu televizyon programlarının içeriği bu iki hususa göre kurgulanmıştır.
Ve nadiren geleneksel olarak alışıla gelen uygulamalarla benzeşen hususlar olsa da kitle
iletişim araçlarının özellikle de televizyonun hayatımıza girmesiyle birlikte yeni durumlarla
karşı karşıya kaldığımız unutulmamalıdır. Bu yeni durum varlıksal temelde bize özgülüğe ne
gibi olumsuz etkiler yapmaktadır? Programlar özelinde bu konulara toplum nasıl bakmakta?
Araştırmanın temel dinamiklerini bunlar oluşturmaktadır.
“Ankete katılanların % 83,56’sı TV’deki evlenme programlarının evlilik geleneğimize
uymadığını düşünüyor.”
islamvemedya.com: Çalışmanızla bağlantılı olarak yaptığınız
bulgularını bizimle paylaşır mısınız?
alan
araştırmasının
Bahset Karslı: Çalışmamızı Erzurum ilinde 375 kişi üzerinde uyguladık. Cinsiyet, eğitim
gibi değişkenler yanında toplumun kullandığı kitle iletişim araç değişkeni de yöneltilmiştir.
Katılımcılar, %67,74'le en çok tercih ettikleri kitle iletişim aracını televizyon olarak
belirtmişlerdir. En çok tercih edilen televizyon programı ise sinema-dizi olarak
1
sonuçlanmıştır. Tercih bu şekilde olsa bile katılımcılarının hepsi evlilik ve kadın
programlarından bir şekilde haberdarlar. TV'deki evlenme programlarının evlenme
geleneğimize uygunluğu konusunda katımcıların %83,56'sı yansıtmadığını düşünmekteler.
Programların içeriğine yönelik olarak yöneltilen aile sırlarınız ve sorunlarınızı çevrenizle
paylaşır mısınız? sorusuna paylaşmadığını söyleyenlerin toplam oranları %46 olarak
ölçülmüştür. Bu oranda dikkat çeken yön cinsiyetlere göre farklılaşmasıdır. Kadınların
sorunlarını ve sırlarını çevreyle paylaşmaları erkeklere göre daha yaygın bir davranış olduğu
gözlemlenmektedir. Bu farklılığı sosyal psikolojik açıdan ele almalıyız. Çünkü bir erkeğin
aile sorunlarını ve sırlarını paylaşması, hem sorunu dile getiren hem de sorunu paylaşan
açısından namus mefhumuyla açımlanmakta. Bu yapı, erkeklerin sorunlarını dile getirirken
meçhul sigaya yönelmelerine sebep olmuştur. Buna mukabil kadınlar sorunlarını ve sırlarını
daha rahat paylaşmakta ve bu duruma ilişkin tanımları yaparken birincil söylemlere sahip
oldukları gözlemlenmiştir.
Bu programlara ilişkin tutumlar böyle olmasına mukabil içeriğe ilişkin bir çok konudan
haberdar oldukları daha sonraki sorularda tespit edilmiştir. Örneğin sorunların dile getirildiği
programlardaki konulara inanma düzeyi %40'ı aşan bir orana tekabül etmektedir.
“Olumsuz olarak değerlendirilse de evlenme programlarının izlenmesinin nedenleri”
islamvemedya.com: Evlilik programlarıyla ilgili makalenizde, söz konusu programların
halkın gündeminde yer aldığı –camide konuşulması gibi – görülüyor. Bunu neyle açıklamak
istersiniz?
Bahset Karslı: Evet tutum olarak olumsuzlansa da programlar izlenmekte ve programların
içeriğinden haberdar olunmakta. Bunun bir çok sebebi var. Tutum ölçeklerinde insanlar var
olan durumdan ziyade ideal olanı ifade etmeleri hep ihtimal dahilindedir. Bir diğer husus,
kültürel temelde kötülüğün konuşulmasının dahi kınanması anlamına gelen söylem
masumluğudur. Zira kadın programlarında bazen öyle konular dile getirilmektedir ki,
katılımcıları, bu toprakların kadim geleneğindeki suça şahit olmanın getirdiği yükümlülükten
ve böylesi konuların toplum içinde bu kadar rahat dile getirmenin zararlarından dolayı gözüm
takıldı, arkadaşlardan duydum, evde sohbet konusu olduğu için haberdar oldum gibi ikincil
söyleme büründürmektedir. Yine televizyonun aile ve toplum hayatındaki yeri burada önemli
bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ev hanımlarının günlük yaşamının akışına
göre ayarlanan içerik, hem izlenme sebebi olarak hem de içeriğin meşruiyet kazanması olarak
sonuçlanmaktadır.
Evlilik programları, evlilik kavramını nasıl etkiler?
islamvemedya.com: Peki bu tür programlar, halkın evlilik kavramına yaklaşımını nasıl
etkiler sizce?
Bahset Karslı: Katılımcılarımız programlardaki evliliklere inanmamakta ve buraya katılan
insanların gerçek sorun sahipleri olmadıklarına inanmaktalar. Bir toplumun kendine
özgülüğünü ifade eden geleneğin değişimi, anlam kargaşasına yol açmayacak şekilde devam
etmelidir. Bireylerin sosyalleşmesini sağlayan evlenme geleneğinin de elbette ki çağa göre
2
renklenen değişimi söz konusudur. Bu programlara yapılan itiraz, evliliğin temel işlevini
kaybettirmesidir. Değerlerin içini boşaltan, bireylerin aidiyet duygusunu körelten, bir
başkasına ait olan dünyanın irdelenmesi ve dikizlenmesi üzerine kurgulanan bu programlar,
kendine özgülüğü zedelerken toplumsal temelde de gelecek nesli buharlaşmış anlamların
kurbanları yapmaktadır.
“Televizyonun çağdaş mit’i üretmesi, izleyiciler için kurtarıcı bir araç haline
dönüşmektedir”
islamvemedya.com: Yine araştırmanıza göre, deneklerin % 83,56’sı televizyondaki evlilik
programlarının toplumsal temelden uzak olduğu görüşünde birleşiyor. Bununla birlikte evlilik
programları yoğun olarak takip ediliyor. Bu birbirine zıt durumu nasıl açıklayabilirsiniz?
Bahset Karslı: Bu zıtlık bir kaç açıdan incelenebilir. Birincisi insanlardaki merak duygusu.
İkincisi televizyonun günlük konumu ve işlevi. Çünkü televizyonun hayatımıza girmesiyle
beraber alışkanlıklarımız, toplumsal ilişki tarzlarımız çok değişti. Modern dönemde
televizyonun öykü temeline oturtulması ve bu yerel renklerle bezenmiş klasiğin modern
sunumu olan çağdaş mit'i üretmesi, metnin sıkıcılığından izleyiciler için kurtarıcı bir araç
haline dönüşmektedir. Televizyon gelişmiş öykü anlatma aracıdır. Zahmetsiz bir anlatım
olabilmesi yönüyle üretilen metinler anlatıya dayanmaktadır. Televizyon bu noktada sözlü
kültürün argümanlarını kullanarak çağdaş toplumlarda sözlü kültürün yeniden merkezi hale
gelmesini sağlamıştır. Televizyonu mutluluk veren bir araçtır diye tanımlarken kastedilen
izleyiciye verdiği zahmetsizlik olsa gerek.
“Dedikodu ve aşk entrikası, 24 saat izlenebilme olanağına kavuştu”
Üçüncüsü belki de en önemlisi bu programların içeriğinin gülük hayattan seçilmiş olması,
izlenmenin sebebini oluşturmaktadır. Günlük hayatta yapılmaya çalışılan ama toplumsal baskı
sebebiyle engellenen dedikodu ve aşk entrikası, hem de 24 saat izleyebilme olanağıyla renkli
dünyalara taşınmış durumda artık. Bundan sonrası ise kurgunun güzelleştirilmesine kalmış.
Yarışmacıların marifeti reyting kaygısıyla bitiştiğinde amacın gerçekleştirildiği zaten en
başında ilan edilmiş olmaktadır. İnsanları etkilemek için sansasyonel tavrın meşrulaştığı bu
programda yarışmacıların var olabilmesi, bir başkasıyla üretilen kısa metrajlı ilişkinin entrika
derecesi önemlilik arz etmektedir. Klasiğin modern kurgusu tarzındaki evlendirme şovu kısa
olduğu kadar da bir başka olayla ilintili olması, izleyicide merak uyandıran ve takip edilmeyi
sağlayabilmesi bir zamanların klasik Türk filmlerinin sahneleriyle bezenmesine ve ondaki
olay örgüsünü taklit etmesine bağlı hale gelmiştir.
“Tıpkı Yeşilçam filmleri gibi”
Uzun soluklu bir yarışma olan bu programlar, tıpkı yeşil çamdaki filmler gibi, bir filmin
içinde iç içe girmiş birçok olayları andıran ilişki tarzıyla takip edilmeyi sağlama başarısını
göstermiştir. Olayın daha uzun vadedeki kurgusunun içinde tartışmalar, ağlamalar, ilan edilen
kötü adamlar, birbirini seven iki gencin arasına erkeğin annesinin girip ayırması, yaşlı
insanlarla gençler arsındaki kuşak çatışmaları gibi birçok olayın saniye saniye
3
kurgulanmasının izlenebilmesi, insandaki merak duygusuyla birleştiğinde ortaya çıkan sonuç,
fantastik dünyanın öykü kurgulamasına çarpıcı örneklerini oluşturmaktadır.
“Eğlencenin bilgisi magazin statüsünden kurtulup haber statüsüne ulaşıyor”
Televizyonun anlatı formundaki sözsel güç, daha sonra bu programlar üzerine yapılan
yorumlarla güçlendirilmektedir. Hatta belli bir zaman sonra yeni başlayan bir programa, daha
önce katılan ve yarışan insanlar, yorumcu olabilmektedir. Acele edilmemesi gerektiğini,
gençliğin verdiği heyecanla hemen şu kız benimdir demenin yanlışlığına düşülmemesi
gerektiğini, her kıza bakıp ondan sonra karar vermelerinin kendilerine fayda sağlayacağı
tavsiyesinde bulunmaktadır bu uzman yorumcu. Ve magazin statüsünden kurtulup haber
statüsüne ulaşıyor eğlencenin bilgisi.
“Şöhret adına insanların zihni köreltilmektedir”
islamvemedya.com: Bir din sosyoloğu olarak, başta evlilik programları olmak üzere,
televizyon programları hangi ölçüler gözetilerek izlenmelidir, bu konuda görüşleriniz
nelerdir?
Bahset Karslı: Türk geleneğinde evlenme geleneği, belli çerçeveler dâhilinde gelişen,
kendine özgü ritüelleri olan ve kültürel atmosfere göre şekil kazanmış köklü bir gelenektir.
Yarışma formatında evlenmeyi para hedefiyle sınırlayan evlilik programları, değer
kargaşasını ve zihinsel bunalımı da beraberinde getirmektedir. Geleneksel yapıda var olan
mutlu olmak ve neslin devamını sağlamak şeklindeki evliliğin içi boşaltılıp insanların
oylarıyla her türlü ahlaki kaygıdan uzak şekilde şöhret adına insanların zihni köreltilmektedir.
Yine aile sorunları her iki taraftan sözü dinlenen ve aile yakın olanların hakemliğiyle ele alınır
ve çözülmeye çalışılır. Bundan hedeflenen şey, olay büyümeden kötü hadiseler yaşanmadan
problemlere bir an önce müdahale etmektir. Televizyonun ruhsuz dünyasında, soğuk ve
suçlayıcı bir dille sorunları ele almak da bir yöntem. Ama bu yöntemin sağlıklı sonuçlar
doğurmayacağı hepimizce malumdur.
4
Download

MÜLAKAT Yrd. Doç. Dr. Bahset Karslı Evlilik programları: “Evlilik