____________________________________________________________
Yirminci yüzyılın başlarında büyük devletlerin AZERBAYCAN
PETROLÜ UĞRUNDA mücadelesi
Araş. Gör. Zamin ALİYEV
Azerbaycan Bilimler Akademisi Nahçıvan Bölümü
Email: [email protected]
[email protected]_______________
Özet
Azerbaycan uzun süre Çarlık Rusyası'nın sömürgesi altında kaldıktan sonra 1918 yılı 28
Mayıs'ta bağımsızlığını kazandı. Bu bağımsızlık Azerbaycan halkının binyıllar boyu genlerine
hopmuş özgür yaşamak arzusunun sonucu idi. Yirminci yüzyılın başlarında, özellikle, birinci
dünya savaşı ve ondan sonraki dönemde uluslararası alanda yalnız kalan Osmanlı
İmparatorluğu Almanya yaklaşıyor. Bu yakınlaşmada Almanya'nın özel çıkarları vardı.
Bunlardan en önemlisi Kafkasya'da yaşayan Müslüman-Türk halklarını Osmanlı otoritesini
kullanarak kendi kontrolü altına almak, Bakü petrolünden kullanarak savaşta İngiltere ve
müttefiklerine galip gelmekti. Azerbaycan petrolü için mücadele eden diğer güçler ise Standart
Oil, Royal duch-Shell gibi büyük petrol şirketlerin şahsında ABD, İngiltere ve Kafkasya'yı
kendisinin Nüfuz alanı olarak kabul eden Rusya arasında da mücadele gidiyor. Bu mücadele
sonucunda adını saydığımız ülkelerin büyük petrol şirketleri ve Rusya, Cenevre ve başka
konferanslarda Azerbaycan petrolünü bölmek için müzakere yapıyorlardı. En nihayetinde ise
1918 yılı Nisan ayında Rusya'nın yeniden Azerbaycan'ı işgal etmesine göz yumdular.
ABSTRACT
After Azerbaijan had been under the occupation of Imperial Russia for a long time, May 28, 1918 the
country got independence. This independence was a logical result of the Azerbaijani people’s desire for
free life fixed in their genes during thousand years. In the early XX century, especially during the First
World War and after it, the Ottoman Empire, feeling isolated in the international environment, allied with
Germany. There were special interests of Germany in this rapprochement. One of the main interests was
to use of Ottoman impact for taking control of the Muslim-Turkic peoples living in the Caucasus, win the
war with Britain and its allies at the expense of Baku oil. The other powers also struggled for Azerbaijan
oil: the United States, England and Russia which considered the Caucasus as a region of influence, these
forces were represented by large oil companies such as Standard Oil, Royal Dutch Shell. According to
the results of this struggle Russia and large oil groups of the mentioned countries negotiated about
division of Azeri oil in Geneva and other conferences. Finally, great powers shut their eyes to reoccupation of Azerbaijan by Russia in April 1918.
РЕЗЮМЕ
После того, как Азербайджан долгое время находился под оккупацией Царской России, 28 мая
1918 года он поучил свою независимость. Эта независимость стала логическим результатом
стремления к свободной жизни азербайджанского народа, тысячелетиями закрепленной в его
генах.В начале XX века, особенно в период Первой Мировой войны и после нее, Османская империя,
изолирующаяся в международной среде, сближается с Германией. В этом сближении были
особые интересы Германии. Одним из основных интересов являлось использование османского
влияния для взятия под контроль мусульманско-тюркских народов, проживавших на Кавказе,
одержать победу в войне с Англией и ее союзниками, используя Бакинскую нефть. Также борьба
за азербайджанскую нефть велась и между другими силами: США, Англией и рассматривающей
Кавказ в качестве области своего влияния Россией, данные силы были представлены такими
крупными нефтяными компаниями, как Стандарт Ойл, Ройял Датч-Шелл. По результатам этой
борьбы Россия и крупные нефтяные компании упомянутых стран вели переговоры по разделу
азербайджанской нефти на Женевской и других конференциях. И, наконец, закрыли глаза на
повторную оккупацию Россией Азербайджана в апреле 1918 года.
Giriş.
Azerbaycan kendi coğrafi konumuna ve stratejik önemine göre tarihin tüm dönemlerinde
ilgi odağı olmuş, dolayısıyla da büyük imperiyalist güçlerin yıkıcı Seferleri Azerbaycan'dan yan
geçmemiştir. Tarihin tüm evrelerinde Azerbaycan'da kılıç sesinin eksik olmamış, diplomasiyi da
kendi kılıcı gibi çalıştırabilen mahir kumandanlar, önderler beldesi olmuştur. Bu kumandanların
takipçileri olan M.Ə.Rəsulzədə, Ə.M.Topçubaşov, F.Xoyski, N.Yusifbəli, Ə.Ağayev işte
Azerbaycancılık görüşünün ışığında Azerbaycanlıların ümmetten millete başlayan tarihi linkini
kendi omuzlarında götürebilir bildiler. Azerbaycan halkının öncülləri 1918 yılı Mayıs ayının 28de ilk Halk Cumhuriyeti'ni kurarak hukuki açıdan Azerbaycan halkının imzasını uluslararası
alanda kabul ettirebilmek bildiler.
AHC kısa bir zaman diliminde faaliyet gösterse de bir çok alanda büyük başarılar kazandı.
Gerçi, belli kusurları rağmen Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kesinlikle iç faktörlerin sonucu
değil, doğrudan Bolşevik Rusyası'nın işgali sonucu çöktü. Bu işgale birçok uluslararası faktörler
de ciddi etki gösterdi. Bir hususu özellikle göz önünde tutmak gerekir: Azerbaycan Halk
Cumhuriyeti kurulmasa idi, Azerbaycan SSCB bünyesine hangi biçimde katılacaktı? Biçimsel
olarak bağımsız cumhuriyet olur muydu? Azerbaycan SSC yaradılmasa idi, cumhuriyetin varisi
olan şimdiki Azerbaycan Cumhuriyeti'ni kurmak mümkün olur muydu? Bu açıdan cesaretle söz
edebiliriz ki, 1991 yılında oluşan Azerbaycan Cumhuriyeti Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin
siyasi ve manevi mirasçısıdır.
1998 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 80. yıldönümü ile ilgili milli
lider Haydar Aliyev'in imzaladığı bildorode deniyordu: "Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ülke
içinde ve dışında oluşan gergin ve karmaşık sosyo-politik ortamda faaliyet göstermiştir. Bu
devletin kısa bir sürede gerçekleştirdiği etkinlikler halkımızın tarihinde büyük iz bırakmıştır.
milliyet, siyasi ve dini köken, cinsiyet gözetmeksizin tüm vatandaşlara eşit haklar verilmesi,
devlet sınırlarının saptanması, Azerbaycan devletçiliği atributlarının kabul edilmesi, ana dilinin
devlet dili ilan edilmesi Azerbaycan gelecek bağımsızlığı için sağlam bir zemin yaratmıştır.
Demokratik devlet yapılanması, ekonomi, kültür, eğitim, askeri yapılanma alanlarında atılmış
adımlar Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin 23 aylık faaliyetlerini yansıtan temel yönlerdir ...
1991 de bağımsızlığını ilan eden halkımız Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kısa süreli
etkinliğinin zengin geleneklerinden faydalanmış ve bu tarihi kalıtım üzerinde bağımsız
Azerbaycan devletini yaratmıştır. "(9, s. 8-9).
Bahsettiğimiz dönemde Güney Kafkasya'da yeni oluşmuş Azərbacanın ve Ermenistan'ın
toprak meselesi çözülmemiş kalıyordu. Bu sorunu çözmek için taraflar Batum'da görüştüler. Bu
görüşmede Aleksandrapol quberniyası sınırlarında Ermeni kontonunun oluşturulması, Erivan'ın
da bu kontonun içine katmak konusunda düzenlemeler yapıldı. Bunun karşılığında Ermenistan
hükümeti de Dağlık Karabağ'a olan iddialarından el çekmeli, ama Ermeni halkının kendi
vaatlerini yerine getirmemesi onlar için bir gelenek olduğunu, ne yazık ki, Dağlık Karabağ
konusunda da kendini gösterdi. Azerbaycan hükümeti de ermenilerin kendi vaatlerini yerine
yetirmeyeceklerini biliyordu, ama tarihin belki de en karmaşık dönemlerinden birini yaşayan
Azerbaycan dış devletlerin de baskısı ile bu adımı attı (3. s 56-81).
Azerbaycan Halk Cumhuriyeti öyle bir zamanda kurulmuşdu ki, dünya savaşı kurtarmak
arefesinde idi ve Azerbaycan gerek elverişli coğrafi konumu itibariyle, gerekse doğal
kaynaklarına göre savaşta yer alan tüm ülkelerin iştahını kabartıyordu.
Dünyanın ilk petrol kuyuları XIX yüzyılın ortalarında Bakü ve çevrelerinde kazıldı. Yirminci
yüzyılın başlarında dünyada petrol çıkarılan bölgeler ABD, Basra Körfezi, Musul-Kerkük ve
Bakü'de idi. 1900'lü yıllarda dünyanın "en faydalı yakıtı, ekonominin en güçlü kaynağı, hatta
tıbbın değerli ilacı" olan petrolün dünyadaki üretiminin yarısı Azerbaycan petrolünün payına
düşüyordu. (11. s 18). İşte bu nedenlerden dolayı idi ki, Almanya Osmanlı İmparatorluğu'nun
Kafkasya seferi sırasında Osmanlı'nı saf dışı bırakarak daha erken Batum'a ve Bakü'ye
ulaşabilmek istiyordu. Alman komuta heyeti Von Kressə verdiği emirde Bakü'nün tutulması
öncelikli görev olarak nitelendiriliyordu.
Azerbaycan'da Almanya ve Osmanlı rekabeti
Yirminci yüzyılın başlarında Azerbaycan'da uluslararası durum oldukça gergindi. Burada
dört büyük devletin, Almanya, İngiltere, Rusya ve ABD'nin siyasi ve ekonomik çıkarları
tokkuşuyordu. Kendilerini dünyanın sahibi zanneden bu imparatorluklar dünyayı paylaşmak
iddiasına düşmüşdüler, onların çıkarlarında çeşitli yönler olsa da, bir de bu dört emperyanın
çıkarlarının çatışdığı yer vardı. O da Bakü petrolleri ve Hazar Denizi'nde egemenlik etmek
iddiası idi.
Birinci Dünya Savaşı başladığında Almanya'nın en önemli planlarından biri batı cephesinde
İngiltere'nin en büyük müttefiki Fransa'nı işgal ederek savaştan dışlamak idi. Diğer planı ise
doğu cephesinde Rusya'nı yenerek savaştan çıkmaya zorlamak idi. Almanya
bir tarafdan
Ruslarla cephede savaşıyor diğer taraftan Rusya krallığının himayesindeki Azerbaycan,
Gürcistan, Ermenistan'ı Rusya'ya karşı isyana teşvik ediyordu, çünki Almanya'nın Azerbaycan'la
ilgili pilanları vardı. Almanlara gore Kafkasyanı en esası ise Azerbycanı işgal ederlerse (7, s. 4).

Rusya krallığının çöküşü hızlanır.

Azerbaycan'daki yeraltı zenginlikleri ve petrol rezervleri Alman sanayisinin ihtiyacı olan
ham malla sağlar, özellikle, Bakü petrolü savaş sırasında Almanya'nın daha çok ihtiyaç
duyduğu yakıtın önemli bir bölümünü sağlardı.

Karadeniz ve Hazar Denizi arasında bulunan Azerbaycan ve Gürcistan, Karadeniz kuzey
yolu ile Orta Asya pazarını ve ham malını elde etmek için önemli bir stratejik merkez
rolünü oynuyordu.

Azerbaycan İngiltere'nin sömürgesi olan Hindistan'a giden yolun üzerindeydi.
Görüldüğü gibi, Almanya'nın Azerbaycan'a karşı ilgi duyması için nedenler çoktu. 3
Mar 1918'de "Brest Litovsk" barışına göre, Osmanlı Harbiye Bakanı Enver Paşa, müttefiki
Almanya'nın İstanbul'daki Askeri Ataşesindən barış görüşmeleri sırasında Almanya'nın
Osmanlı devletinin taleplerine destek vermesini istedi. Osmanlı devletinin talebi,
Kafkaslar'daki sınırların, 1877-1878 yılları Osmanlı-Rus Savaşı'ndan önceki durumun restore
edilmesiydi. Bu talep Osmanlı devletinin Elviye-i Selese (üç vilayet) diye adlandırdığı ve
1878 yılı Berlin Antlaşması ile savaş tazminatı karşılığı olarak Rus çarlığına verilen Kars,
Ardahan ve Batum bölgelerinin Osmanlı devletine geri verilmesi anlamına geliyordu.
Osmanlı imperyasının bu arazileri ısrarla talep etmesinin en temel nedenleri (6, s. 139-144)

Kafkasya'daki Müslümanlar (Azerbaycan halkı) ile ilişkileri bu yolla kurtarmak isteği;

Osmanlı'da meydana gelen Turancılık idealları;

Son dönemlerde Osmanlı'nın çok toprak kaybetmesinden kaynaklanan güvensizliğini
gidermek;

Baş kumandan Nuri Paşa'nın kendi kişisel nüfuzunu yükseltmek isteği;

Gelecekte oluşturulacak Turan İmparatorluğu'na giden yolun tam burdan geçmesi idi;
Almanya kendi müttefiki olan Osmanlı'nı bir yandan destekler diğer, taraftan Osmanlı'nın
çıkarlarına aykırı olan ilişkilere giriyordu. Üçkilsə yakınlarında Osmanlı askerleri ile Ermeni ve
Gürcü birlikleri karşı karşıya geldiği zaman Ermeni ve Gürcü birliklerinin bünyesinde Osmanlı
birliklerine karşı savaşan Alman subaylar vardı.
Almanların Osmanlı ile görüş ayrılığının olduğunu kanıtlayan diğer bir delil ise
M.Ə.Resulzadenin M.H.Hacınskiye yazdığı mektuptadan anlaşılıyor. O yazıyordu ki, Almanya
ve Osmanlı Bakü meselesine farklı yaklaşıyor. Almanlar korkuyorlar ki, Bolşevikler petrol
madenlerini dağıtacak, buna göre de Ruslarla anlaşma yapmaya meyil ediyorlardı. (9, s. 120121)
Savaştan erken çıkmak zorunda kalan ve iç çekişmelere uğraşan Rusya Almanya ile BrestLitovsk barışını imzalarken sözleşmeye gizli bir madde ilave etmişlerdir. Bu anlaşmanın gizli
bendinde Almanya Rusya'nın iç savaştan yararlanıp Rusya'ya baskı göstermeyecek, Rusya da
Almanya'nın Bakü'yü işgaline göz yumacak ve buradan çıkarılan petrolün kullanımına onay
verecektir. Almanlar da bu barışın koşullarına göre Bakü'den üretilen petrolün bir bölümünü
Rusya'ya verəcəklərdi. Ama Brest Litovsk barışının gizli maddeleri sadece kağıt üzerinde kaldı.
Batumu
Osmanlı devletine verilmesi konusunda Osmanlının
Rusyayla anlaşmasına
rağmen, bu talebin yerine getirilmesini Almanlar engllemeye çalışdılar. Bunu Almanlar
Müslümanların Kafkasya'da güçleneceğini, güya yerli Hıristiyanların zarar çekeceği şeklinde
anlamlandırıyordu, aslında ise Almanlar iyi biliyorlardı ki, Batum Osmanlı'ya verildiği takdirde
Osmanlı'nın Transkafkasya yolu açılacaqdı. Batum hem Osmanlını kendi bağımsız devletinin
oluşumu için başlıca engel olarak gören Gürcistan ve Ermenistan için, hem de Osmanlı'nın
Kafkasya möhkəmlənməsini istemeyen Almanya için olduqca önem arz ediyordu. Azeriler ise
üzerlerindeki Rus ve Ermeni baskısını kaldıracağına inandıkları için Osmanlını savunuyorlardı
(1, s. 140.)
Bu analizlərdən şu sonuca varabiliriz ki, Almanlar Osmanlı'ya karşı samimi değildi ve
sadece Kafkasya'daki Türk Müslüman halklarını Osmanlı aracılığı ile kendi tarafına çekmek
niyetinde olmuşlardır. Tüm bunlara rağmen, Almanya'nın Kafkasyada Osmanlı'ya karşı
çıkabilecek gücü yoktu.
Azerbaycan petrolü uğruna Rusya-Osmanlı ve İngiltere-Almanya
rekabeti
Hele ortaçağdan beri Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında Kafkasya, özellikle Azerbaycan
uğruna kızgın mücadele gidiyordu. XVIII-XIX yüzyıllarda yerel hanlıqlarla Rusya, Türkiye ve
İran arasındaki ilişkiler daha çok milli taassup ve dini faktörler üzerinde kuruluyordu.
Bu devletler hanlıkları kendi stratejik amaçları için kullanıyor, Azerbaycanı igal etmeki
amaclıyorlardı.
Rusya'nın amacı Gürcistan üzerinden, Osmanlı ise Azerbaycan vasıtasıyla Kafkasya'da
yaşayan halkların dış dünya ile ilişkilerine kontrol etmekten ibaretti. Ama olayların derinliğine
indikçe burada İngilizlerin de rolü az değil, yani eğer Rusya bu arazileri ele keçirərdisə tabi ki,
Orta Asya'ya ve Hindistan'a giden yol açılacaq. Bu İngiltere'nin Orta Asya ve Hindistan
politikasına aykırı olduğu için Osmanlını Rusya'ya karşı savaşa başlamasını tahrik ediyor, ancak
kendisi savaşta doğrudan yer almıyor, sadece arka planda kalarak Osmanlı'ya yardım etmekle
yetiniyordu.
Birkaç yüzyıl süren bu mücadele 1828 yılı 10 Şubat Türkmənçay sözleşmesinde Azerbaycan
Rusya'ya katılması, 1827-1829 yılında Rusya Osmanlı Savaşı'nda Osmanlı'nın yenilmesi ve
Azerbaycan Rusya'ya katılmasını kabul etmek zorunda kalması bu topraklar uğruna mücadelenin
geçici durdurulmasına neden oldu. Bu durgunluk 1912-1913 yıllarında Balkan Savaşı sırasında
Çarlık Rusyası'nın antitürk ve antiislam politikası Kafkas Müslümanlarını Rusya'dan bir nevi
uzaklaştırdı, diğer taraftan Kafkas müsəlimanlarının Osmanlı'ya meyilliliyinin artmasına neden
oldu. Bu dönemde milliyetçi grupların yaydığı bildiride gösteriliyordu: "... Biliniz ve haberdar
olunuz ki, bizim tek çareyi-nicatımız Türkiye'nin istiklali ve Gelişmesidir". (1, s.347)
Ekim ihtilalinden sonra Rusya'nın Kafkasya üzerindeki hakimiyetini kaybetmesi dünyanın
bütün güç merkezlerinin bu arazilere üzerindeki çıkarlarını yeniden canlandırdı. Artık
Azerbaycana karşı ilgi ve pozisyonlar değişmişti, çünkü artık dünya ülkelerini ilgilendiren
önceki gibi arazileri genişletmek hevesi değil, onların amaçları ham mal kaynaklarını özellikle
petrol yataklarını ele geçirmek idi.
Dünya Savaşı'nın son aşamasında Azerbaycan halkının bağımsızlık arzusu Osmanlı
Devleti'nin Kafkasya'daki politikasına uygun geliyordu. İşte bunun kanıtıdır ki, 4 haziran 1918
de Türkiye ile bağlanan Batum sözleşmesinin 4. fıkrasında ihtiyaç duyulduğu zaman Osmanlı
Azerbaycan'a askeri yardım gösterebileceğini aktardı, bu da düşünülmüş diplomatik bir addım
idi, çünkü Azerbaycan kendi toprak bütölüyünü korurmak için mutlaka Osmanlı kuvvetlerine
ihtiyaç duyacaqdı, diğer taraftan dünya, birinci dünya savaşına sürüklənərkən önde giden
ülkelerin arşivlerinde bulunan belgeler ve yirminci yüzyılda çeşitli ülkelerde yapılan bilimsel
araştırmalar Osmanlı devletinin Kafkasya ve Türkistan politikasında "ekonomik çıkar elde etme"
düşüncesinin olmadığını gösteriyor. (11. s 20)
Bahs ettiğimiz dönemde Azerbaycan etrafında cereyan eden olaylar Bakü'nün Bolşeviklerin
elinden alınmasını zorunlu kılıyordu. Çünkü bu zaman Bakü Türkiye, Almanya, İngiltere, Sovyet
Rusyasının mücadele meydanına dönüşmüştü. Almanlar Azerbaycan'ı Osmanlı nüfuzunu
kullanarak kendi etkilerine düşürmek istiyorlardı, fakat onların düşündükleri gibi olmadı.
Almanlar 1918 yazında İstanbul'da Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkileri müşaiyet
ederek anladılar ki, Osmanlı Azerbaycan'ı savunuyor ve Bakü'yü hiçbir devlete taviz gitmek
niyetinde değildir. Bu nedenle Birinci Dünya Savaşı'nın en büyük rakipleri olan Rusya ve
Almanya Bakü uğruna Osmanlı'ya karşı beraber mücadele etmeye başladılar. Tüm bu
çekişmelere rağmen, 1918 yılları ve ondan önce Bakü'yü ele geçirmek ve onun zengin petrol
yataklarından yararlanmak ne Osmanlı'ya ne de Almanya'ya nasip olmadı, hatta Rusya da belirli
sürede Azerbaycan petrolünden el çekmeli oldu. Osmanlı ve Almanya Azerbaycan petrolünden
mahrum olma sebepleri savaşta yenilmiş olmaları idi.
Osmanlı parçalandı ve önceki gücü kalmadı, Osmanlı Mudros barışığında müttefiklerin
tüm şartlarını
kabul etmek zorunda kaldı. Bu şartların içinde Osmanlı birliklerinin
Azerbaycan'dan çıkarılması da vardı. İşte bu nedenle Osmanlı kuvvetleri sadece Azerbaycan'dan
tüm Kafkasya'dan çıkarıldı. Aynı zamanda Almanya'nın da Kafkas macerası sona ermiş oldu.
Artık bölgede güçler dengesi İngiltere'nin lehine değişmişti.
Dünyanın en büyük petrol şirketi Royal Dutch-Shell-in sahibi Sir William Augustus
Detterding artık belki de dünya savaşına neden olan petrol havzalarını bir bir ele geçirmiş, sırada
Bakü'de petrolünü ele geçirmek duruyordu. Bunun için İngiltere'nin Entelijans servisi ve Royal
Dutch-Shell şirketi birlikte hareket ediyorlardı. (4, s. 193)
Entelijans servis Rusya'nın içindeki iç savaşı körüklüyor, Kızıl orduya karşı çarpışan
mutlakiyet taraftarları olan Denikini, Kolçakı ve Vragelçiləri savunarak onları silah ve yiyecek
sağlıyordu. İngilizlerin amacı Rusya'nın başını iç savaşa katarak Bakü petrolünü istedikleri gibi
kullanmaktı. İlk başlarda İngilizler başarı kazansa da sonraki dönemde Kızıl Ordu İngiltere'nin
finanse etdiyi kuvvetleri imha ederek Rusya'da tek bir güç merkezi oluştura bildi. Bununla da
Azerbaycan'da kuvvetler oranı yeniden Rusya lehine değişti. Alexander ailesiyle birlikte
Bolşevikler tarafından katledilmesi artık İngilizlerin bu güçlere yardım etmesinin bir anlamı
kalmamıştı. Bakü'de çok kala bilmeyerek Azerbaycan'ı terk etmeye mecbur oldular. Fakat onlar
Azerbaycan petrolünden vazgeçmek niyetinde değillerdi. Bunun için gelecekte adımlar
atılacaktı. Bu konuda "Times" gazetesinin tanınmış yazarı Arthur Moore 1 Temmuz 1922 yılında
"Times" gazetesine gönderdiği yazıda deniliyordu: "Sözleşmeden sonra bir bölümü Türk ve
Müslüman nüfus ile yerleşen Qafqaz biz İngilizler tarafından işgal edildi. Bizim oralarda, hatta
Hazar Denizi yanındaki ünlü Merv şehrinde yeterince askeri kuvvemiz var, bu ordu orada
durumun sabitləşməsinə yardım edecek şekilde yapılandırıldı ve artık Bolşevikleri uzaktan
durdurmaya muvaffak olduğumuzu dünyaya gösterdik. Fakat kısa bir dönemden sonra biz
Bolşeviklerin önünden çekilmeye mecbur olduk. Şüphesiz ki, Bakü petrolüne sahip olmak için
oraya gitmiştik. Ancak bu uğurda daha bir savaşı göze almaya hazır değildik. "(4. s 194).
İngilizler Azerbaycan'dan çıkmış olsalar bile yine de meseleyi uluslararası düzeye getirerek
Ruslarla Bakü petrolü üzerinde anlaşmaya varılması gayret ediyorlardı (4, s. 193). İngilizlerin
baskısıyla Rusya "Bakü petrolü 'ne uluslararası bir konferansta yeniden bakılmasını kabul eder
ve Cenevre toplantısında taraflar görüşüyor. İngiltere ve Rusya konferansın asıl nedenini
gizleyerek sadece siyasi konuları ele alacaklarını, savaştan yeni çıkan Avrupa halklarının
ekonomisini canlandırmak amacı ile görüştüklerini bildirdiler. Oysa olayın mahiyeti tamamen
farklıydı. Burada en önemli tartışma konusu "Bakü petrolü" meselesi idi. Savaştan önce
Azerbaycan petrolü üzerinde hisse sahip olan İngiltere, Fransa ve ABD savaş bittikten sonra
kendisinin eski stokları restore edilmesine çalıştı.
Savaşın sonuna doğru karşı karşıya savaşan tüm devletlerin Azerbaycan'a olan aşırı ilgisi ve
bu ilgiyi gerçekleştirmek yolunda attıkları somut adımlarda Bakü petrolünden kaynaklanıyordu.
(8, s.425)
Petrol uğruna en keskin rekabet Royal Dutch-Shell ve Standart Oil arasında gidiyordu.
Görüntüde birbirine en yakın müttefik olarak görünen ABD ve İngiltere bu şirketlerin timsalinde
keskin mücadele veriyorlardı. (4, s. 187).
Birinci dünya savaşında temel savaşan taraflar devletler değil, onların temsil ettiği şirketler idi,
yani hanlar büyük şirketleri yönetiyor, şirketler ise devletleri yönetiyor. Bu dönemde "Bakü
petrolü" meselesi tam çözülmediği için ABD ve İngiltere yeni oluşan Azerbaycan Halk
Cumhuriyeti'nin uluslararası düzeyde tanınmasını engellemeye çalışmalarının perde arkasında
bir gizli anlaşmaninın olduğu aşikardı.
Osmanlı'nın birincidünya savaşında yenilmesi, Nahçıvanda dahil olmakla Azerbaycanla
ilgili olan planlarını ertelemesi ile sonuçlandı. Brest Litovsk anlaşmasına dahil olmayan
alanlarda falliyət gösteren Osmanlı kuvvetlerine 21 Oktabr 1918'de çıkma emri verilmişti. Emrin
gizli tutulması öngörülüyordu, ancak yerel halk Osmanlıların Nahçıvandan çıkacağını duyar ve
kendi hoşnutsuzluklarını bildirirler.
Nahçıvanlılar iyi anlıyorlardı ki, Osmanlı askerlerinin buradan çıkması ermenilerin bu
topraklara yeniden saldırıları ile sonuçlanacak, buraya gelecek İngiliz ve Amerikan güçlerinin ise
Nahçıvan ahalisinin çıkarlarına ilgisiz kalacaklarından korkuyorlardı. Naxçıvanlıların korkusu
boşuna değldi çünkü, sonradan bölgeye gelen İngilizler Nahçıvanı bir sure yerel halkın istediği
gibi yönetiyor, sonradan Nahçıvanı Ermenistan'a vemek meselesini ortaya atıyorlar. Buda
gösteriyor ki bu bölgenin etnik kimlikleri ve onların çıkarları değil esasen İngiliz hükümetinin "
yüksekçıkarları "nı ve Hıristiyan tassübkeşliyini ön plana çekiyorlar. Sonuç Yirminci yüzyılın
başların da Azerbaycan halkının asırlık devletgeleneklerini yeniden restore etti. Bağımsızlığını
tüm dünyaya tanıtmak için çok büyük diplomatik maharet gerektiren girişimler göstermektedir.
Ancak bu dönemde dünyanın super devletleri kendi çıkarları uğruna yeni oluşmuş devletin
çıkarlarını dikkate almıyorlar ve Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını tanıma
sürecini oldukça uzatmaya çalışmış ve ola bildiği kadar engellemek yolunu tutmuşlarş. Dünyanın
önde gelen devletleri ( İgiltərə, Fransa, Almanya, Rusya, ABD) Azerbaycanpetrolüne acgözlükle
yaklaşıyor, onu kendi aralarında bölmek planlarını hesaplıyorlardı.
Dünyanın büyük petrol şirketlerinin gerek Azerbaycanı gerekse kendi ülkelerini istedikleri
gibi etkiler ve ona yön verebiliyorlardı. Eğer erken ve son orta çağda dünyanın dev
imperiyalarını düşündüren kendi topraklarını genişletmek, ticaret yollarını ele geçirmek idi se,
yirminci yüzyılın başlarında ise esasen, dünyanın ham mal kaynaklarını ele geçirmek ve ne
pahasına olursa olsun ondan istifade etmeye hakk kazanmakdı. Savaşan taraflar; örneğin:
Almanya kendi müttefiki Osmanlı'nı her yönden desteklediği halde, çıkarlarına uygun
gelmediğinde ise ona karşı çarpışan kuvvetleri destekliyordu.
KAYNAKÇA
1. Arif. E Kafkasya jeopolitiğinde Rusya, İran, Türkiye rekabetleri ve ermeni faktörü, Ankara:
Naturel Yayınları, 2004, 378 s.
2. Azerbaycan tarihi yedi cilt, V cilt, Bakü: Bilim, 2008, 488 s.
3. C.Həsənli. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Dış Politikası (1918-1920), Bakü, 2009, s 469
4. Çolak. M Osmanlı - Alman Rekabeti çerçevesinde Kafkas Müslümanlarının bağımsızlığı ve Bakü
Meselesi (1917-1918) // international cournal of history, 2014, №6, 207 s.
5. Həsənov.Ə, Modern uluslar arası ilişkiler ve Azerbaycan dış politikası, Bakü: Azerbaycan, 2005,
751 s.
6. Qasımlı M, Hüseynova E. Azerbaycan Dışişleri bakanları, Bakü: Adiloğlu, 2003, 112 s.
7. Karadağ. K, Petrol Fırtınası, İstanbul: Emre Yayınları, 2003, 239 s.
8. M.Görüryılmaz. Türk Kafkas İslam Ordusu ve Ermeniler (1918), İstanbul: Kısmet, 2008, s. 407
9. Nazım Rıza İsrafiloğlu. Petrol. Küresel çatışmaların kaynağı, Bakü: 2009, 462 s.
10. Rıhtım. M, Süleymanov. M, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ve Kafkas İslam Ordusu, Bakü:
Nurlar, 2008, 783 s.
11. Şahin.E, Trabzon ve Batum Konferansları ve Antlaşmaları (1917-1918), Ankara, 2002, s.96
12. Tüysüzoğlu.G, İkinci dünya savaşı sonrası ingiliz dış politikası: İmparatorluk yaşıyormu? //
Akademik Bakış Dergisi, 2011, №24, 23 s.
13. http://az.wikipedia.org.
Download

Yirminci yüzyılın başlarında büyük devletlerin AZERBAYCAN PE