ÇALIŞMA YAŞAMINDA
ÇOCUKLAR VE TÜRKİYE’DE
ÇOCUK İŞÇİLİĞİ
Y.Doç. Dr. Salih DURSUN
Çocuk Kavramı


“Çocukluk” kavramı, toplumdan topluma, zamandan
zamana ve ülkelerin gelişmişlik düzeyi veya kültürüne göre
değişen dinamik bir kavramdır.
Bu nedenle henüz herkesin üzerinde görüş birliğine vardığı
evrensel bir çocuk tanımı yapılabilmiş değildir. Bu açıdan,
çocukluk yaşının nerede başlayıp nerede biteceğiyle ilgili
farklı görüşler bulunmaktadır.
YASA VE SÖZLEŞMELERDE ÇOCUK KAVRAMI



Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 182 sayılı “Kötü Şartlardaki
Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil
Önlemler Sözleşmesi”nin 2. maddesinde “Bu Sözleşmenin amaçları
bakımından çocuk terimi 18 yaşın altındaki herkese uygulanır”
denilmektedir.
Birleşmiş Milletler tarafından 1989 yılında kabul edilen “Çocuk
Hakları Sözleşmesi”nin 1. maddesinde “Bu sözleşme uyarınca
çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit
olma durumu hariç, 18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır” ifadesi
yer almaktadır.
Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinde “Çocuk deyiminden; henüz
18 yaşını doldurmamış kişi” olarak ifade edilmektedir
ÇALIŞAN ÇOCUKLAR VE ÇOCUK İŞÇİLİĞİ

Çocuk emeğinin, uzun ve karmaşık bir tarihi vardır. Çocukların
çalıştırılması yalnızca sanayi devrimi sonrasına özgü bir uygulama
değildir.

Sanayileşmenin başlangıcından önce, tarıma dayalı yaşam ve geçim
biçimlerinin baskın olduğu devirlerde de, çocukların aile ya da
akraba işlerinde çalıştırılmaları pek çok kültür için doğal ve yaygın
bir uygulamadır.
Sözü edilen toplumlarda, çocuklar, bir yandan akraba ya da
tanıdıklarının gözetimi altında fazla yıpratılmadan çalıştırılırken, bir
yandan da toplumsal sistemin kuralları çocuk ve gençlere
aktarılmaktadır.

SANAYİ DEVRİMİ ve ÇOCUK EMEĞİ

İşçi statüsü altında bu kesim sanayi
devrimi ile birlikte çalışma yaşamına
girmiştir.

İşverenlerin işgücü maliyetlerini
olabildiğince düşük tutmaya
yönelişi ve ücret gelirlerinin
giderek azalması ve sefalet
ücret düzeyi olarak kabul edilen
düzeylere gerilemesiyle
ailelerin birden çok üyesinin
çalışma yaşamına girmek
zorunda kalışı bu yöndeki
gelişmeleri hızlandırmıştır

Makinelerin insan gücünün
yerini almasıyla basitleşen
üretim tekniği de, çocuk
işgücünden yararlanmayı
kolaylaştırmıştır.

Ayrıca çocuk işgücünün,
işverenler tarafından yetişkin
işgücüne nazaran daha kolay
disiplin altında tutulabilir
olmalarının, daha düşük ücretle
çalıştırılmalarının, uysal ve az
tepkili görülmelerinin de bu
değişimde payı olduğu kabul
edilmektedir
Çocuk İşçi?
ILO, 15-24 yaş grubunu genç işçi
kabul ederken, 15 yaşın altında aile
bütçesine katkıda bulunmak ya da
yaşamını kazanmak amacıyla
çalışanları “çocuk işçi veya çalışan
çocuklar” olarak adlandırmaktadır
Çocuk işçi veya çocuk çalışan
kavramı, aile bütçesine katkıda
bulunmak veya yaşamını kazanmak
amacıyla, tarımda, sanayide, hizmet
sektöründe veya sokakta çalışan, 18
yaşın altındaki kişi olarak
tanımlanabilir.
ILO’nun çocuk işçiliği ile ilgili sınıflandırması
ise şu şekildedir:
a) Her toplumda çocuklar, sosyo-ekonomik gelişme
düzeyi ve toplumsal sınıflara göre değişen oranlarda,
aile içinde bazı ev işlerinde çalıştırılmaktadırlar.
Bunlar; temizlik, yemek pişirme ve çocuk bakımı gibi
işlerde aileye yardım şeklinde gerçekleşir.
 b) Çocuk emeğinin kullanıldığı ikinci önemli alan,
çocukların aile işletmelerinde kullanılmalarıdır.
Çoğunlukla kırsal kesimde çocuklar aileleriyle birlikte
tarımsal üretimde çalışmaktadırlar.. Daha az olmakla
birlikte kentsel alanlarda da çocuklar, küçük ölçekli
üretimde bulunan aile işletmelerinde çalıştırılırlar.

ILO’nun çocuk işçiliği ile ilgili
sınıflandırması
c) Üçüncü tür çalışma alanı ise,
çocuğun feodal üretim
ilişkilerinin geçerli olduğu
tarımsal kesimde ortaya çıkar.
Bu çalışma biçiminde çocuk
tek başına veya ailesiyle
birlikte toprak sahibince
kiralanmakta ve
çalıştırılmaktadır. Bu ücretli
istihdamın yanında çocuklar
ailelerine yardım amacıyla da
tarım sektöründe
çalışmaktadırlar.
ILO’nun çocuk işçiliği ile ilgili
sınıflandırması
d) Çocuk işgücünün
diğer bir türü ise
ücretli
istihdamdır.
 Tarım, ev hizmetleri,
küçük üretim ve
hizmet sektörü gibi
alanlarda çocuklar,
çoğunlukla ağır
koşullarda ve düşük
ücretlerle
çalıştırılırlar.

ILO’nun çocuk işçiliği ile ilgili
sınıflandırması
e) Son olarak seyyar satıcılık,
ayakkabı boyacılığı, çöp
toplayıcılığı gibi marjinal nitelikli
ve kayıt dışı işler sayılabilir.
 Özellikle büyükşehirlerde çok
sayıda çocuk sokakta bu şekilde
çalışmaktadır.
 Bu çalışma biçimi, çocuk işçiliğinin
en tehlikeli türü olarak görülmektedir.
Sokakta çalıştırılan çocuklar
sınıflandırması içinde
değerlendirebileceğimiz bu çalışma
türü, sokakta çalıştırılan çocuklar ve
sokak çocukları olmak üzere iki sınıf
altında değerlendirilebilir.

Dünyada ve Türkiye’de Mevcut
Durum
Çalışan çocuk sayısı dünya ölçeğinde azalma
göstermekle beraber oranlar hala azımsanmayacak
boyuttadır.
 Özellikle, ekonomik ve toplumsal gelişmişlik skalasında
geri olan ülkelerde sorun hâlâ ciddiyetini korumaktadır.
 Latin Amerika başta olmak üzere, Afrika ve Asya’nın fakir
ülkeleri sorunu çok yoğun bir biçimde yaşamaktadır

Rakamlarla Çocuk Emeği


ILO Çalışmaya İlişkin Temel Haklar ve İlkeler ile İzlenmesi Bildirgesi
Çerçevesindeki 2006 Küresel Raporu’na göre;
5-17 yaş grubunda ekonomik açıdan faal 317 milyon çalışan
çocuk bulunduğu, bunların 218 milyonunun çocuk işçi olduğu,
bunun da 126 milyonunun tehlikeli işlerde çalıştığı,

5-14 yaş kategorisinde ise ekonomik olarak faal 191 milyon
çocuğun 166 milyonunun çocuk işçi olduğu, bunun 74 milyonunun
tehlikeli işlerde çalıştığı belirtilmektedir.

ILO’nun 2006 küresel raporuna göre, 2000 yılında 246
milyon olan dünyadaki çocuk işçilerin sayısı 2004 yılında 218
milyona gerileyerek son dört yıl içinde %11 oranında
azalmıştır. Söz konusu dönemde 5-14 yaş grubunda tehlikeli işlerde
çalışan çocukların sayısı %33’lük bir azalmayla 74 milyona gerilemiştir
Rakamlarla Çocuk Emeği






Diğer taraftan UNISEF’in (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu)
2013 yılı tahminlerine göre de dünya genelinde 5-14 yaş grubu arasında
yaklaşık 150 milyon çalışan çocuk bulunmaktadır.
Bu rakam ise, dünyada bu yaş grubunda bulunan çocukların %15’ine
tekabül etmektedir.
Bu yaş grubunda çocuk çalışanların en fazla olduğu bölge ise Sahraaltı
Afrika’dır.
Bu bölgede 5-14 yaş grubundaki çocukların %27’si çalışma hayatı
içerisinde yer almaktadır.
Ayrıca, diğer bölgelerde bu oranlar, Güney Asya; %12, Doğu Asya ve
Pasifik; %12, Latin Amerika ve Karayipler; %11, Orta Doğu ve Kuzey
Afrika; %9, Doğu Asya ve Pasifik; %8 (Çin Hariç) şeklinde
sıralanmaktadır.
Az gelişmiş olarak kabul edilen ülkelerde ise bu oran %23 olarak tahmin
edilmektedir.
Dünyada Çalışan Çocukların
Sektörlere Göre Dağılımı
Türkiye’de Mevcut Durum
Çocuk İşçiliğinin Nedenleri?

Yoksulluk ve adaletsiz gelir dağılımı

Kırdan kente göçün devam etmesi ve kentsel istihdam olanaklarının
yeterli olmaması
Nüfus artışı
Küreselleşmenin beraberinde getirdiği küresel rekabet
Çocukların çalışmasına yönelik bakış açısı (Altın bir bileziğe sahip olma)
Çalışma yoluyla önemsendiğini düşünmek ve gelir sahibi olmanın verdiği
güç duygusu
Ayrıca, Eğitim imkânlarından yoksunluk, yasal mevzuattaki yetersizlikler
ve denetim eksikliği, ucuz ve kayıt dışı işgücü niteliği, ailenin çocuğu
ihmal ve istismar etmesi





Yoksulluk ve Çocuk İşçiliği



Çalışan çocukların önemli bir kesimi aile bütçesine katkıda
bulunmak için çalışma hayatı içerisinde yer almaktadır.
2006 yılı Çocuk İşgücü Anketi sonuçlarına göre ise,
ekonomik işlerde çalışan çocukların çalışma nedenleri
incelendiğinde, 6- 17 yaş grubundaki çocukların çalışma
nedenlerinin başında % 51, 1 ile “hane halkı gelirine
katkıda bulunmak”, ikinci sırayı % 17, 4 ile “iş öğrenmek
ve meslek sahibi olmak”, üçüncü sırayı ise % 12, 9 ile “hane
halkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmak” almaktadır.
Diğer taraftan yoksulluk çocuk işçiliğinin hem nedeni hem
de bir sonucu olmakta, bu iki sorun birbirini destekler
nitelikte değişim göstermektedir
Göç ve Çocuk İşçiliği


Kırdan kente göçün devam etmesi ve kentsel istihdam
olanaklarının yeterli olmaması ve hatta son yıllardaki krizler
neticesinde istihdamda meydana gelen daralmalar ve yoğun
işsizlik, kentsel yoksulluğu ülkemizin sosyal sorunları
sıralamasının en üstüne çıkarmakta ve bu ağır yükü
çoğunlukla çocuklar üstlenmektedir.
Tatlıdil (2001), İzmir ilinde ayakkabı, oto-tamir ve hazır
giyim alanlarında çalışan çocuklarla ilgili yapmış olduğu
çalışmasında, çalışan çocukların önemli ölçüde kır
kökenli ailelerden geldiği, göç yoluyla İzmir’e
yerleştiği, gecekondu bölgelerinde oturduğu ve
ailelerinin ekonomik durumlarının iyi olmadığı
ortaya koymuştur.
Nüfus Artışı ve Çocuk İşçiliği



Çalışan çocuk olgusunun sosyal kaynaklarından en
önemlilerinden biri de nüfus artışıdır. Özellikle eğitim
seviyesi düşük ve yeterli gelire sahip olmayan kırsal
kökenli ailelerde çocuk sayısının fazla olduğu
görülmektedir.
Bu durum zaten yetersiz olan gelirin daha çok kişi
tarafından paylaşılmasına neden olmaktadır.
Mevcut gelirin zorunlu ihtiyaçları bile karşılamaya
yetmeyişi daha çok sayıda gelirin aileye getirilmesini
zorunlu kılmakta ve aile içinde yer alan çocukların
farklı istihdam biçimleri içerisinde yer almalarına
neden olmaktadır
Nüfus Artışı ve Çocuk İşçiliği



Örneğin,Yıldırım (2008) İstanbul’un beş büyük sanayi
sitesinde çalışan çocukları kapsayan çalışmasında, çalışan
çocukların, % 18’i iki kardeşe, %20’si üç kardeşe, % 20’si dört
kardeşe, % 15’i beş kardeşe, % 27’si ise altı ve daha fazla
kardeşe sahip olduklarını belirtmişlerdir.
Bununla birlikte, çocuk, gelir getirme aracı olarak kullanıldığı
sürece aile daha çok çocuk sahibi olma eğilimine girmekte
ve nüfus planlaması bundan olumsuz etkilenmektedir.
Dolaysıyla çocukların erken yaşta çalışma hayatına
atılmaları, hızlı nüfus artışının bir sonucu olduğu gibi,
nüfus artışının sebebini de teşkil etmektedir
Küreselleşme ve Çocuk Emeği Kullanımı




Küreselleşme hareketi beraberinde getirdiği küresel rekabet
nedeniyle, hem arz hem de talep açısından çocuk emeği
kullanımını arttırır yönde etkiler taşımaktadır.
Küreselleşme ile birlikte gelir dağılımının gerek ulusal gerekse de
uluslar arası düzeyde yoksul kesim aleyhine daha da bozulması,
çocuk işgücü arzını arttıran en önemli faktörlerden biridir.
Çocuk emeğine olan talep artışı ise, küresel rekabet koşullarının
gerektirdiği düşük üretim maliyetleriyle ilişkilidir.
Özellikle, Uzakdoğu ve Afrika ülkelerinin birçoğunda çok küçük
yaştaki çocukların yoksulluk nedeniyle ve üretimde rekabet
avantajı kazanmak adına çalıştırıldıkları bilinmektedir.
Kültür ve Çocuk Emeği




Çocukların çalışmasına yönelik bakış açısı, toplumdan
topluma ve kültürden kültüre farklılık gösterebilmektedir.
Bazı toplumlar, çocuğun sosyalleşme ve sağlıklı gelişim
olanaklarına kavuşması için eğitim yaşamı içerisinde yer
almalarını önemseyerek, çocuğun çalışma yaşamına
katılımını çocuğun gelişimini olumsuz etkilediğini kabul
etmektedir.
Bazı toplumlar ise, çalışma yaşamında yer almanın çocuğun
sosyal gelişimini olumlu yönde etkilediği ve gelişimine katkı
sağladığı yönünde bir bakış açısına sahiplerdir.
Bu düşünce yapısına sahip aileler, çocukların küçük yaşlarda
bir mesleğe sahip olmalarını “altın bir bileziğe” sahip
olmaları olarak görmektedir
Çalışan Çocukların Yaşadığı
Sorunlar




1.Eğitimden yoksun kalma:
TÜİK 2012 verilerine göre, Çocukların %91,5’i bir okula devam ederken,
%8,5’i okula devam etmemektedir.Yaş grupları itibarıyla, 6-14 yaş
grubundaki çocukların %97,2’si, 15-17 yaş grubundaki çocukların ise
%74,7’si okula devam etmektedir.
Birçoğu zorunlu eğitim döneminde olan ve 15 yaşın altında pek çok
çocuğun eğitimlerini aksatarak ya da yarıda bırakarak çalışmaları, halen
pek çok sorun doğurduğu gibi, gelecekteki daha önemli sorunların
kaynağını teşkil etmektedir.
Özellikle yeterli düzeyde eğitim alamayan çocukların gelecekte
daha üretken ve geliri daha yüksek bir istihdam imkânı bulma
şansları azalmaktadır
1.Eğitimden yoksun kalma:

Örneğin, Brezilya’da yapılan bir
araştırmaya göre, çocukların
işgücü piyasasına erken
girmeleri gelecek kazançlarını
%13 ila %20 arasında
düşürmektedir.

Aynı şekilde ILO’nun
tahminlerine göre, her yıl alınan
ilave eğitimin gelecekte elde
edilecek muhtemel kazanca
etkisi yaklaşık olarak %11’dir.

Bu durumda ailelerin içinde
bulunduğu yoksulluk
döngüsünün devamı
anlamına gelmektedir.
2.İş Sağlığı ve Güvenliği Anlamında
Yaşanan Sorunlar




Çocukların çalışma ortamları,
genellikle işçi sağlığı ve iş
güvenliği kurallarına uygun
değildir.
Genellikle, çalışılan mekânlar
küçük, oldukça gürültülü ve
yeterli havalandırma önlemleri
alınmamıştır.
Ayrıca, bu tür çalışma
ortamlarında kullanılan çeşitli
maddeler çalışan çocukların
sağlıkları ve güvenlikleri
açısından tehlikeler
içermektedir.
İLO’nun tahminlerine göre, her
yıl yaklaşık 22.000 çocuk
işyerinde yaşamını
yitirmektedir.
3.Çalışma Ortamı ve Sorunlar


Diğer yandan, çocukların
yetişkinler için dizayn
edilmiş üretim aletlerini
kullanmaları yüksek
derecede yorgunluk ve
kaza riski taşımaktadır.
Yine, çocukların yetişkinler
için hazırlanmış sandalye ve
iş tezgâhlarını kullanmaları
iskelet, kas ve doku
sistemlerinde bozukluklar
meydana getirebilmektedir.

Aynı şekilde tarımda çalışan
çocukların, çok sıcak ya da
soğuk havada çalışması, ağır
yük taşıma, uygun olmayan
ekipman kullanımı, iş süresi ve
hızında yetişkinlere uyum
çabası, uzun süre ayakta
kalması, üstü açık araçlarla
tehlikeli bir şekilde tarım
alanına ulaşımın sağlanması
gibi bir çok faktör, fiziksel ve
psikolojik açıdan olumsuz
etkilemektedir.
4.Uzun Çalışma Süreleri



Çocuklar genellikle günlük ve haftalık
çalışma süresinin çok üstünde
çalışmaktadırlar.
Çocukların yasal çalışma sürelerini
aşarak uzun süre çalıştırılmaları
bedensel ve ruhsal gelişimlerini
olumsuz yönde etkilemektedir.
Çalışma ortamlarındaki uzun çalışma
süreleri nedeniyle yorulma, fiziksel
ve zihinsel yüklenme, dikkat
bozukluğu ve bunlara bağlı olarak iş
kazası ve meslek hastalıklarına
yakalanma riski artmaktadır
5.Düşük Ücretlerle Çalışma


Çalışan çocuğun almış olduğu
ücret, işyerinin sağladığı diğer
imkânlar ve bu imkânların
parasal karşılığı
değerlendirildiğinde, çalışan
çocukların asgari ücret
sınırının altında ve çok
düşük ücretler karşılığında
çalıştırıldıkları
görülmektedir.
Çalışan çocukların önemli bir
bölümü küçük ölçekli
işletmelerde çalıştıkları için,
yemek, yol parası, servis aracı
hizmetleri gibi diğer
imkanlardan da
faydalanamamaktadır
6.Cinsel İstismar ve Şiddet Sorunu



Çocukların çalışma hayatında karşı karşıya oldukları en
önemli psiko-sosyal risklerden biri de cinsel istismardır.
Cinsel istismar, çoğu zaman çocukların rızası olmadan, ikna
etmek, değişik yöntemlerle kandırmak (vaatte bulunmak)
veya tehdit etmek suretiyle gerçekleşebilmektedir.
Ayrıca çok sayıda çocuk çalıştıkları esnada, fiziksel ve sözel
şiddette maruz kalmaktadır.
Ege’nin (2001) İzmir’de, 150 çalışan çocuk üzerinde yapmış
olduğu çalışmasında, çalışan çocukların %41,3’ünün çalışma
yaşamı içerisinde fiziksel şiddete maruz kaldıkları bulgusunu
elde etmiştir. Fiziksel şiddeti uygulayan kişi ise, %74,1
oranında usta veya kalfadır
Geleneksel değerlere dayalı
eğitim sistemi içerisinde, fiziksel
şiddet zaman zaman bir eğitim
metodu olarak görülebilmektedir.
 Usta ya da kalfanın uyguladığı
fiziksel ya da sözlü şiddet sıradan
bir durum olarak görülmekte ve
çocuk tarafından işyerinde
karşılaşılan güçlükler arasında
sayılmamaktadır.
 Şiddete maruz kalıp kalmadıkları
sorulduğunda şiddete maruz
kalmadıklarını ifade eden bazı
çocukların detaylı sorularda dayak
yediği ancak bunu şiddet olarak
algılamadığı tespit edilmiştir.

Sokakta Çalışan Çocuklar ise….


Uzun sürelerle
çalışmakta, genellikle
az para kazanmakta,
yetersiz beslenmekte,
ağır yük taşımakta,
çeşitli kazalara maruz
kalmaktadırlar.
Ayrıca. çocuklar cinsel
ve fiziksel istismara
açık ortam ve
koşullarda
çalışmaktadırlar.
Sokakta Çalışan Çocuklar ise….


Sokakta çalışan çocuklar
zabıta ve polislerle sürekli
karşı karşıya gelmekte,
sokak çetelerine girmekte
ve zararlı maddelere
alışabilmektedir.
Sokakların tehlikeli
ortamlarında çalışan
çocuklar sıklıkla okullarını
terk etmek zorunda
kalmakta, aileleriyle
sorunları arttığında evden
kaçmakta, zamanlarının
büyük çoğunluğunu
sokakta geçirmektedirler
ÇALIŞAN ÇOCUKLARA YÖNELİK ULUSAL VE
ULUSLARARASI DÜZENLEMELER

Çocuk işçiliğiyle ilgili ILO sözleşmeleri

- En az çalışma yaşı ile ilgili İLO sözleşmeleri: ILO
çocuk ve gençlerin belli bir yaştan önce istihdam
edilmelerini önlemek amacıyla en az çalışma yaşının
tespitine yönelik bir çok sözleşmeyi kabul etmiştir
1919 yılında kabul edilen 5 sayılı sanayide
çalıştırılacak çocukların en az yaşına ilişkin
sözleşme ve 1921 tarihli 10 sayılı tarımda en
az çalışma yaşı gibi farklı sektörlerle ilgili yapılan
bu sözleşmelerle bu sektörlerde en az çalışma
yaşları belirtilmiştir





- 1973 tarih ve 138 sayılı Asgari Yaş Sözleşmesi, çocuk
işçiliğinin etkili biçimde ortadan kaldırılmasını öngörmektedir.
Bu sözleşme, 1999 tarihinde kabul edilen 182 sayılı Çocuk
İşçiliğinin En Kötü Biçimlerinin Önlenmesi Sözleşmesi
ile daha da pekiştirilmiştir.
Bu sözleşme, çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin hemen sona
erdirilmesine yönelik ivedi önlemlerin alınmasını öngörmektedir.
“En kötü biçimler” kölelik ve zorla çalıştırmadan çocukların yasa
dışı işlerde kullanılmalarına, çocukların sağlığı, güvenliği ve ahlakı
açısından zararlı işlere dek geniş bir alana yayılmaktadır.
Sözleşmenin 3. maddesinde “en kötü biçimlerdeki çocuk
işçiliğinin” neleri kapsadığını açıklamaktadır. Buna göre;




a) Çocukların alım-satımı ve ticareti, borç karşılığı veya bağımlı olarak
çalıştırılması ve askeri çatışmalarda çocukların zorla ya da zorunlu
tutularak kullanılmasını da içerecek şekilde zorla ya da mecburî
çalıştırılmaları gibi kölelik ve kölelik benzeri uygulamaların tüm
biçimlerini;
b) Çocuğun fahişelikte, pornografik yayınların üretiminde veya
pornografik gösterilerde kullanılmasını, bunlar için tedarikini ya da
sunumunu;
c) Çocuğun özellikle ilgili uluslararası anlaşmalarda belirtilen uyuşturucu
maddelerin üretimi ve ticareti gibi yasal olmayan faaliyetlerde
kullanılmasını, bunlar için tedarikini ya da sunumunu;
d) Doğası veya gerçekleştirildiği koşullar itibariyle çocukların sağlık,
güvenlik veya ahlaki gelişimleri açısından zararlı olan işi kapsar.
İLO IPEC PROGRAMI



Bununla birlikte, ILO, 1992–93 yıllarından itibaren
“Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası
Programını” (International Programme on the
Elimination of Child Labour - (IPEC) başlatmıştır.
IPEC programı 1992 yılında Brezilya, Hindistan,
Endonezya, Kenya, Tayland ve Türkiye'de başlatılmış,
şu anda 74 ülkede uygulanmaktadır.
IPEC'in uzun vadeli asıl hedefi, çocuk işçiliğine son
verilmesi, kısa ve orta vadeli hedefi ise, çocukların
korunması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi
olarak belirlenmiştir
Birleşmiş Milletler Düzeyindeki
Düzenlemeler


Çalışan çocuklarla ilgili BM düzeyindeki en önemli
sözleşme, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir. Sözleşme
02.09.1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Sözleşmenin 32. maddesinde; “Taraf Devletler, çocuğun,
ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da
eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel,
zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için
zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma
hakkını kabul ederler ibaresi yer aldıktan sonra, “ Taraf
Devletler, bu maddenin uygulamaya konulmasını sağlamak
için yasal, idari, toplumsal ve eğitsel her önlemi alırlar.




Bu amaçlar ve öteki uluslararası belgelerin ilgili
hükümleri göz önünde tutularak, taraf devletler
özellikle şu önlemleri alırlar:
a) İşe kabul için bir ya da birden çok asgari yaş sınırı
tespit ederler;
b) Çalışmanın saat olarak süresi ve koşullarına ilişkin
uygun düzenlemeleri yaparlar;
c) Bu maddenin etkili biçimde uygulanmasını
sağlamak için ceza veya başka uygun yaptırımlar
öngörürler” denilmektedir.
Avrupa Birliği Düzeyindeki
Düzenlemeler




AB düzeyinde çalışan çocuklara yönelik en önemli düzenleme
26.02.1965 tarihli “Avrupa Sosyal Şartı’”dır. Bu sözleşmenin
“çocukların ve gençlerin korunma hakkı başlıklı” 7.
maddesinde göre,
Akit Taraflar, çocukların ve gençlerin korunma hakkının etkin
biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1. Çocukların sağlık, ahlâk ve eğitimleri için zararlı olmayacağı
belirlenen hafif işlerde çalıştırılmaları durumu, haricinde asgâri
çalışma yaşının en az 15 olmasını sağlamayı;
2. Tehlikeli ve sağlığa aykırı sayılan belirlenmiş işlerde asgâri
çalışma yaşını daha da yükseltmeyi;




3. Henüz zorunlu öğrenim çağında olanların, eğitimlerinden
yararlanmalarını engelleyecek işlerde çalışmamalarını
sağlamayı;
4. 16 yaşından küçüklerin çalışma sürelerinin, gelişmeleri ve
öncelikle de meslekî eğitim gereksinmeleri uyarınca
sınırlandırılmasını sağlamayı;
5. 18 yaşın altındaki kişilerin, ulusal yasalar veya
düzenlemelerle belirlenen işler dışında gece işinde
çalıştırılmamasını sağlamayı:
6. Ulusal yasalar veya düzenlemelerle belirlenen işlerde
çalışan 18 yaşının altındaki kişilere düzenli sağlık kontrolünü
sağlamayı;
Ulusal Düzenlemeler








Ülkemizde başta Anayasa olmak üzere,
4857 Sayılı İş Kanunu,
3308 Sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu,
1593 Sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu,
222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu,
2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu,
2821 Sayılı Sendikalar Kanunu,
Borçlar Kanununda, çocuk işgücüne yönelik yasal
düzenlemeler yer almaktadır
Anayasa


Anayasanın 50. maddesinde “Kimse, yaşına,
cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde
çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedenî
ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları
bakımından özel olarak korunurlar” olarak
ifadesi yer almaktadır.
Bu madde ile birlikte özellikle küçük yaştaki
çocukların çalıştırılmasının önüne geçilmesinin
anayasal güvence altına alındığı söylenebilir.
İş Kanunu


Madde 71. Buna göre, 15 yaşını doldurmamış
çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak, 14 yaşını
doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar,
bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime
devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak
hafif işlerde çalıştırılabilirler.
Çocuk ve genç işçilerin işe yerleştirilmelerinde ve
çalıştırılabilecekleri işlerde güvenlik, sağlık, bedensel,
zihinsel ve psikolojik gelişmeleri, kişisel yatkınlık ve
yetenekleri dikkate alınır. Çocuğun gördüğü iş onun
okula gitmesine, mesleki eğitiminin devamına engel
olamaz, onun derslerini düzenli bir şekilde izlemesine
zarar veremez.



Madde 72. Maden ocakları ile kablo döşemesi,
kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su
altında çalışılacak işlerde on sekiz yaşını
doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınların
çalıştırılması yasaktır.
Madde 73. Sanayiye ait işlerde on sekiz yaşını
doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece
çalıştırılması yasaktır.
Madde 85. On altı yaşını doldurmamış genç
işçiler ve çocuklar ağır ve tehlikeli işlerde
çalıştırılamaz.
Önlemek için neler yapılabilir?



Çoğu ülkede çocukların çalışmasına karşı bir çok
yasal düzenleme vardır.
Ancak, yasal düzenleme yapan ülkelerin sayısı gün
geçtikçe artmasına rağmen, bazı hükümetlerin çocuk
çalışmasının sağladığı rekabet avantajı nedeni ile
çocuk çalışmasına göz yumdukları görülmektedir.
Bunun önüne geçebilmek için uluslar arası kuruluşlar
işbirliğine dayalı olarak bu ülkelerin yer aldığı bir
“kara liste” yaratabilmeli ve ülkelere ağır maddi ve
manevi yaptırımlar getirilmelidir.
Önlemek için neler yapılabilir?



Bilinç Artırma: Tehlikeli çocuk isçiliğinin ortadan kaldırılması
konusunda bilincin artırılması önemli bir konudur ve bunun
en başarılı örneklerinden biri de ILO/ IPEC’in Kırmızı Kart
kampanyasıdır.
2002 yılında, ILO/IPEC, Afrika Futbol Federasyonu’yla işbirliği
yaparak Afrika Uluslar Kupası’nda çocuk işçiliğine karsı
küresel bir kampanya başlatmıştır. Kampanyanın hedefi çocuk
işçiliğe karsı kamuoyunu harekete geçirmek için dünyanın en
popüler sporu olan futbolu aracı olarak kullanmaktır.
Satılan ürünlerin ambalajlarında “üretim aşamasında
çocuk emeği kullanılmamıştır” gibi açıklamalarla bu
yönde tüketicilerin duyarlılığının sağlanması amaçlanmalıdır.
Önlemek için neler yapılabilir?



Çocuk işçiliğini sona erdirmede en etkili araçlardan biri de
eğitimdir. Bu açıdan, hem temel eğitim hem de mesleki
eğitim yaygınlaştırılmalıdır. Eğitimin doğrudan ve dolaylı
maliyetleri, yoksul ailelerin de katlanabileceği duruma
getirilmeli, eğitimin kalitesi yükseltilmeli ve gelecekte
istihdam olanağı sağlar duruma getirilmelidir.
Çalışan çocuklar daha çok kayıtdışı (enformel) sektörde
yoğunlaştığı için, kayıtdışı sektörün önlenmesi için atılacak
adımlar çocuk işçiliğinin en aza indirilmesine önemli katkılar
sağlayacaktır.
Çocuk istihdamına neden olan faktörler arasında sayılan
denetim yetersizliğinin giderilmesi ve çalışma hayatının etkin
olarak denetlenmesini sağlanmalıdır.
Önlemek için neler yapılabilir?



Çocukların çalışmasının önüne geçmek için öncelikle
ailelerin sosyo-ekonomik düzeyini yükseltecek önlemler
alınmalıdır. Bu anlamda, geniş kitleler lehine uygulanacak
sosyal politikalar çerçevesinde ekonomik önlemler
alınırken, yoksulluk, gelir dağılımı, ücret, istihdam vb.
alanlara sistematik biçimde yaklaşılmalıdır.
Türkiye’de gelir dağılımındaki bozukluklar, yoksulluk, göç,
hızlı kentleşme, eğitim olanaklarının yeterli olmayışı ve
işsizlik çocukların çalışmasında başat faktörler olarak ön
plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla çalışan çocuk sorunuyla etkili bir mücadele bu
sorunların çözümüyle olanaklı görülmektedir
Download

"Türkiye`de Çalışma Yaşamı Sorunları" ders notları 6 için tıklayınız.