Tüm Türkiye Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Cemil Ok,
Taşımacılığın toplumlar için yeri ve önemi son derece fazladır. ‘Ulaşamadığın yer senin değildir’
sözü bu konuda verilebilecek en güzel örneklerden biridir. Bu sözden hareket edersek taşımacılık,
doğumdan başlayıp ölüme kadar devam etmektedir. Bu nedenle taşımacılık toplumların kan
ve kılcal damarları gibidir. Ekonomik çarkın en önemli dişlilerinden biridir. Hatta toplumların
gelişmişliğinin göstergesidir. Taşımacılık beş sistemle gerçekleşmektedir. Bunlar; karayolu,
havayolu, denizyolu, raylı sistem ve boru sistemleri şeklindedir. Gelişmiş ülkeler, taşıma sorunlarını
kendi ülkelerinin durumuna göre sistemler arasındaki entegrasyona göre çözmüşlerdir. Gelişmiş
ülkelerde her sistemin yüzdelik oranları belirlenmiştir ve bu oranlar birbirlerine çok yakındır.
Gelişmiş ülkelerde uzun zamandır yapılan bu çalışmalar neticesinde ‘kombine’ taşımacılığın
önü açılmıştır. Türkiye’deki taşıma sektörüne baktığımızda yolcu taşımacılığının yüzde 96’sının
karayolu ile yapıldığını görüyoruz. Yine ülkemizde, emtia taşımacılığının yüzde 89-90’ı karayolu ile
yapılmaktadır. Diğer dört sisteme yüzde 4’lük bir oran düşmektedir. Sisteme girişin önünde bir
engelin olmaması nedeniyle evini, bağını, bahçesini satan sisteme girmiş, ama bir daha sistemden
çıkamamıştır. Bu nedenle yüzde 50, atıl kapasite meydana gelmiştir. Ve sistemin bu karmaşık yapısı
beraberinde sistemsizliği getirmiştir. Bu sistemsizlik sektörün sorunlarının büyümesine neden
olmuştur. Büyüyen bu sorunlar zamanla içinden çıkılmaz bir hale dönmüştür. Sektörün sorunları
uzun zamandan beri ihmal edilmiş ve bu sorunlar adeta ateşten bir gömlek haline gelmiştir. Bu
ateşten gömleğe hiçbir bakanlık ve yetkili kurum cesaret edip de elini uzatmamıştır, ta ki 2003 yılına
kadar… 57. ve 58. Kabine’nin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve ekibi bu ateşten gömleği giyerek
sorunları çözmeye başlamıştır. 2003 yılına kadar sektörün hiçbir alanda envanteri yoktu ve sektör,
bir karmaşa içindeydi. Şimdi 4925 sayılı yasa ile sektörün ve her alanı zapta alınmıştır. Burada Kara
Ualaştırma Eski Genel Müdürü, şimdi müsteşar yardımcısı olarak görev yapan Sayın Talat Aydın
ve ekibine de teşekkür etmek gerekmektedir. Çünkü Sayın Adın ve ekibi gece gündüz çalışarak
sektöre düzen vermiştir. Aydın ve ekibi 4925 sayılı yasayı kamu gündemine getirmiştir. 4925 sayılı
yasa ile sektörün her alanı zapta alınmıştır. 4925 sayılı yasa, üç ana temel üzerine kurulmuştur.
Bunlar, mali yeterlilik, mesleki yeterlilik, ve mesleki saygınlık ilkeleridir. Bu yasanın kurumlaşmayı
ve gelişmiş ülkelerin normlarında taşımacılık yapmayı beraberinde getireceğini düşünüyorum.
Bu yasa ile beraber gelişmiş ülkelerin taşımacılık normlarına çıkacağımızı öngörüyorum. Hatta
kombine taşımacılık normlarının en yaygın bir biçimde yakalayacağımıza inanıyorum. Lojistik
köylerin oluştuğu bir Türkiye’nin geleceğini düşünüyorum. Kombine taşımacılık denince ulusal
ve uluslararası taşımacılığın tüm unsurların bir arada buluştuğu ve sirkülasyonların gerçekleştiği
alanların bulunması için çalışmaların yapıldığı bir sürecin başlaması ve bu alanlarda olması gereken
ADR taşımacılığının bu normlara haiz olan yetkili kurumlara verilmesini arzu ediyoruz. Şu an tüm
standartlara uygun olan ve bu bakımdan uğraş gösteren TREDER gibi bir kuruma verilmesinin uygun
olacağına inanıyoruz. Taşıma sektöründeki bütün unsurlar birbirlerinin karşısı değil, yan yana ve
birbirlerine destek vererek, tüm taşımacılığını geliştirmelerini diliyoruz.
ÇETİN NUHOĞLU
TOBB Ulaştırma ve Lojistik Sektörü Meclisi UND Başkanı
Bu yeni başlayan ve önemli olan çalışmalar son zamanlarda sivil toplum kamu yan yana gelerek
yaşanan gelecek tasarımı ve de içinde bulunduğumuz problemlerin çözümü için ortak irade, açıkçası
hepimizi çok sevindiriyor. ADR konusunda yapılan bu çalışmalar çok sık sık yan yana gelmeler
sonucunda burada bunun bir parçası olarak 1 Ocak 2014’e, hazır bir sektör olarak girileceğine
inancım çok fazla. ADR, üreticiler, taşımacılar, dağıtıcılar, kullanıcılar, tabi ki onlarla ilgili bir şey
ama asıl ülke ile ilgili, gelecek ile ilgili, çevre ile, yaşam kalitemiz ile ilgili bir şey. Asıl çocuklarımıza
bırakacağımız doğa ile ilgili bir şey. 1957 yılında niye ihtiyaç haline gelmiş, 1968’de, ADR yönetmeliği
niye yayınlanmış? 1 Ocak 1997’den sonra AB’ye üye ülkelerin her birinin bu direktife uyma
zorunluluğu getirilmiş. Avrupa Birliği üyesi ülkeler kendi topraklarından geçecek olan mallarda bu
standartlara olmazsa olmaz olarak bakıyorlar. Standartların hepsini tanımlamışlar, ve de ticaretin
önündeki engelleri açmak için de bunu çok katı bir biçimde uygulamaya başlamışlar. Bugün 48
ülkede bu uygulanıyorsa, hele ki ihracatımızı yaptığımız Avrupa ülkelerini ön plana çıkardığımız
zaman bu standartlara sahip olmamamız, bu standartlarsız bir taşıma, bu standartlarsız bir ihracata
dayalı büyüme planlarımızın olamayacağı ortada. Özellikle kimya sektöründe, kimya sanayisinde
Türkiye’nin kimya sektöründeki 18 milyar dolarlık ihracatının çok büyük bölümünü AB ülkelerine
yapmaktayız. Tehlikeli madde ve kimyasal taşımalardaki taşıma modları içindeki en büyük pay kara
taşımacılığındadır. O halde bu standartlara bir an önce kendimizi uydurmak hem rekabet açısından
bu sektörlerin önünü açmaktır, hem de çevre ile beraber uyumla gelecek tasarısında ciddi rol
almaktır. 2003 yılından itibaren başlamış olan bu ulaştırma sektöründeki yeniden yapılandırma
ve 1 Ocak 2014’ten itibaren hayata geçirilecek olan bu tehlikeli madde taşımacılığının en önemli
ayaklarından biri de TSE’dir. TSE, kontrol edilebilir standartları belirlemiş ve onlarla beraber
sektördeki bütün oyuncuları o standartlara sahip olmasını denetlemek, herhalde bu alınmış olan
kararların başında en önemli adımlardan biridir. Bu anlamda düzenlemeler, kanunlar, denetim
ve kontrollerle sürdürülebilir hale gelir. Burada en önemli olan etmenlerin başında sayın genel
müdürümüzün bu konuya sahip çıkmasıdır. Yaklaşık 1 ay içinde üçüncü defa yan yana geliyoruz
sayın genel müdürümüzle. Sivil toplum örgütleri, TSE yan yana geliyoruz. Sürekli olarak sorgu
halinde daha iyi nasıl yapabilirizi sorguluyoruz. Bu anlamda bizi sürekli dinlediği için ve sürekli
olarak açık kapı ile iletişimi sağladığı için şahsım adına saygılar sunuyorum. Bunda sonra da sivil
toplum ve kamunun bir projeyi hayata geçirmesinde rol olur.
Ne kadar iyi araçlar üretirseniz üretin, ne kadar iyi standartlar belirlerseniz belirleyin, bunların
kullanımındaki etkinlikleri artırmadığınız zaman, bunlarla ilgili denetimleri sürdürecek olan yapıyı
oluşturmadığınız müddetçe ayakta kalamazsınız. Sayın başkanın bahsettiği sektöre girişlerdeki
en önemli kriterlerden biri olan, mesleki yeterliliği en çok ihtiyaç duyduğumuz alan budur…
Şoförlerimiz ve danışmanlarımız, bu sektörde hem bireysel olarak rekabetçilerimizin hem de
sektörün rekabetçiliğinin önünü açacaktır. T 9 belgesi bizim ihracatımız, taşımacılarımız açısından
yapılması gereken en önemli çalışmalardan biridir. TREDER olarak şapka çıkarıyorum gerçekten
büyük bir organizasyon. Çok iyi bir katılım ve bütün paydaşlara açık bir yapı… Bütün bunları kamunu
önünde tartışılabilir hale getirilmesi konusunda yaptığınız çalışmalardan dolayı sizi kutluyorum ve
teşekkür ediyorum.
TSE Başkanı Hulusi Şentürk,
ADR konusunda kısa sürede elde edilen bu başarı, bu değişim dönüşümün eseridir. Biz bu işe
başladığımızda protokol 6 Mart’ta imzalanmıştı. 1 Temmuz’da kendimize başlangıç zamanı
belirlemiştik. Aradaki çok kısa bir süreydi tabi bu süreyi başta sayın genel müdürü ve ekibi olmak
üzere siz treder sektörünün vermiş olduğu destek ve katkı ile, 1 Temmuz hayali gibi gelmişti
herkese ancak hayal olmadığını, iş ve güçbirliği yapıldığında sorunların ne kadar kolay çözüleceğini
beraberce gördük. Aradan üç ay içinde de ilk belge tanzim edildi. Ben Sayın Mehdi Gönülalçak’a
teşekkür etmek istiyorum çünkü başından beri TSE’ye güvendi. Çünkü biz bu işleri ilk yapmaya
talip olduğumuzda sürekli karşımıza TSE’nin bunu yapacak alt yapısı var mı, bunu yapacak kalifiye
elemanı var mı, imkanı var mı, sorularıyla karşılaşıyorduk biz hepsini yapabileceğimizi söylüyorduk.
Mehdi Gönülalçak konuya sahiplendi ve güzel bir başarı elde ettik. Bu atılmış ilk adım yönetmeliği
de genel müdürümüz yayınladı. 2018’e kadar mevcut araçların dönüşümü sağlanacak. Araçların
trafik muayenesi ile ilgili çalışmalara başlatılması gerekiyor. Türkiye değişimi ve dönüşümü hızlı
başarmak zorunda. Sorun sadece ADR değil, T9 belgesi. Sorunları öteleyerek bir yere varamıyoruz.
Sorunları öteleyerek sanayicimizin ve lojistik sektörünün maliyetlerini artırmış oluyoruz. Bu
belgeleri almak zorundayız. Bu belgeleri ülkemizde alamıyorsak Avrupa’da daha fazla paralara
almak zorunda kalıyoruz. Türkiye, geçmişten kalan ezberlerini bozmak zorunda. Bu ve buna
benzer çalışmalar aynı zamanda sanayicimizi yapısal dönüşümü içinde büyük fırsatları içerisinde
barındıran, çalışmalardır. Devlet adına bekçilik yapan kurum olmaktan sanayici adına yol açan bir
kurum olmak anlayışına doğru evrilmek için uğraşıyoruz. Kafa değişikliği için kısacası uğraşıyoruz.
Kafa değişikliği akşamdan sabaha olacak bir durum değil… Belirli bir zamana ihtiyaç var. Üç sene
önce yatırım programlarında baktığımızda yılda 3,8 milyon TL yatırımı olan bir TSE’yi görürsünüz.
Bu da tamamına yakını aslında tadilat giderleridir. Oysa şu an yatırım gideri 3 milyon doları aşmış
durumda. TSE neredeyse yatırımlarını 300 katın üzerinde bir artışa taşımış bulunuyor.
Test belgelendirme için yurt dışına her yıl giden para 2 milyar dolar. 2 milyar dolarlık bu hizmet
Türkiye’de verilse 400 milyon dolara verilir. Dolayısıyla sanayici maliyet avantajı sağlarken bu
hizmeti aynı zamanda Türkiye’de, verilmesinden dolayı da ciddi bir istihdam da sağlanmış olur.
Bu süreçte TSE’ye güvenen, sorumluluk veren başta Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım’a,
müsteşar yardımcısı Talat Aydın Bey’e teşekkür ederim. TSE olarak her alana girmeyeceğiz.
Ama her alandaki altyapımızı oluşturacağız. Sektör ve TSE işbirlikteliği her alanda sürecek ve
uygunluk belgeleri sektörümüzün hizmetine sunulacak. Dünyada her yıl yeni uygunluk belgeleri
standardizasyon paralelinde veriliyor. TSE olarak, biz sanayicimizden, sektör yetkililerimizden
standartlar ve belgeler konusunda bizi uyarmalarını, bize ön bilgi vermelerini bekliyoruz. Çünkü TSE,
bütün belgeleri takip edemez. Burada sektörün TSE yetkililerine uyarılarda bulunması gerekiyor.
Bunları yapabilirsek eğer paralarımız cebimizde, ülkemizde kalır ve Türkiye’yi rahatlatmış oluruz.
Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak,
Bakanlığımızın tehlikeli malların taşınmasıyla ilgili uluslararası ve yurt içinde sorumluluğumuzu
daha emniyetli ve güvenli bir taşımacılığın sağlanmasına yönelik, inancım nedeniyle bakanlığımızın
yeniden yapılanmasında, özellikle bu konuyla ilgili bir genel müdürlük oluşturuldu. Tehlikeli Madde
ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü kuruldu. Uluslararası taşımacılığı uluslararası anlaşmalarla
ve sözleşmelerle düzenlenmiş, Türkiye olarak da bu uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin dört
tanesine bir beşinci mod olan iç su taşımacılığı anlaşmasına henüz taraf değiliz. Tehlikeli yüklerin
karayolu ile taşınmasına yönelik Avrupa anlaşması ADR’ye, tarafız denizyolu ile taşınan tehlikeli
yüklerle ilgili Birleşmiş Milletler bünyesindeki denizcilik teşkilatı denizyolu ile taşınan tehlikeli
yüklerle ilgili buna tarafız Havacılıkla ilgili yine oluşturulan anlaşmaya tarafız. Demiryolu ile taşınan
sözleşmelere tarafız. Eğitimlerin önemli olduğu hepimizce malum. Eğitim konusunda ilk etapta
sektördeki eksikliği değerlendirdik. Bir an önce eğitimciler yetiştirmek için 3-4 tane seminer art
arda düzenleyerek gerek karayolu ile gerek denizyolu ile havacılığı ile tehlikeli yük taşımacılığında
eğitim alması gereken kişileri eğitmek üzere kuruluşların oluşmasını sağlamaya çalıştık. Şu an
Türkiye genelinde özellikle ADR kapsamında ilk kuruluş aşamasında 9 eğitim kuruluşu vardı şu an
yetkilendirilmiş eğitim kurumlarının sayısı 33’ü buldu. Daha da artacak bu Türkiye geneline yayılmış
olacak. Eğitim gerçekten çok önemli. Şoför arkadaşların taşıdığı yüklerle ilgili olası bir kazada nasıl
hareket etmesiyle ilgili bilinçlenmesi çok önemli. Şu an SRC 5 belgeleri malum yönetmeliğimiz
yayınlandı 25 Ekim tarihi itibarıyla, en son yaşanan gelişmeler çerçevesinde revize ederek tekrar
yayınladık. Şoförlerin belgeleri ve araçların belgeleri ile yapacağımız yol kenarı denetimleri 1
Ocak 2014’ten sonra sıkı bir denetime başlayacağız. Bu denetlemeler çok önemli denetleme
olmayınca maalesef ipin ucu kaçıyor. Buna da sektörümüz hazırlıklı olmalı. Araçlarda veya şoförün
kendisinde bulunması gereken belgelerin eksikliğinden ötürü de kendilerine yazılacak cezalara da
katlanmalı. Cezayı yememek için de gerekli tedbirleri almalı diye düşünüyorum değerlendiriyorum.
Uluslararası taşımacılıkta tehlikeli yüklerin gerek ambalajlandığı gerek tehlikeli yükleri taşıyan
araçların uluslararası sözleşmelere gereği belli bir sertifikalara sahip olması gerekiyor. Şu ana
kadar uluslararası taşımacılığı yapan ve ambalajları uluslararası taşımacılıkta kullanılan ambalaj
firmalarımız bu hizmetleri yurt dışına kalkındırdı. Biz ülke olarak bu yeterliliğe sahip durumdayız.
Bununla ilgili şu ana kadar yapılan konuşmalarda defaten söylendi. TSE bir protokol imzalandı
6 Mart tarihinde, gerek ambalaj kalıplarının testlerinin muayenelerinin yapılarak numaralarının
verilmesi gerekse tehlikeli taşıyan araçların ADR uygunluk belgesi almasıyla ilgili ADR kapsamında
TSE’yi yetkilendirmiş durumdaydık. TSE’de sağolsun çok güzel bir çalışma yapıldı. Hızlı bir çalışma
yapıldı emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu belgeleri de şu an verebilecek
duruma geldik. Denetimle ilgili 1 0cak 2014’ten sonra yol kenarı denetimlerine başlayacağız.
Tehlikeli yüklerle ilgili de denetim yapacağız. Bu denetimlerde bakanlığımızın ilgili elemanları,
trafik polisleri, jandarma ya da belediye zabıtaları yetkili olacaklar. Denetim yapacak bu elemanlara
da eğitim vereceğiz. Bu yönetmelik kapsamında yeni, üretilecek olan araçların 1 Ocak 2014‘ten
sonra ADR’ye uygun olarak üretilmesi gerekiyor. Mevcut olan araç parkındaki durumun ADR’ye
uyarlanması için bir kademeli geçiş süreci yönetmelikte öngörüldü. Bu geçiş sürecin de 2018’e kadar
yaşları itibarıyla TSE’ye gelip kendilerini rapor edip bu araçların birer kimlik numarası verilecek.
Şu an kaç tane aracımız var diye bir istatistik almaya kalktığımızda ciddi bir netice yok elimizde.
Trafikten almış olduğumuz belgelerde 23 bin civarı bir araç görünüyor tanker olarak. Ama tankerin
haricinde tehlikeli yük taşıyan araçlarımız var. Kabataslak 50 bin civarında bir aracın şu an piyasada
iç taşımacılıkta kullanıldığı bilgisi var elimizde. Mevcut araçların ADR’ye uygulanması ile ilgili biz bir
çalışma başlattık. 30 Ekim itibarıyla bir toplantı yaptık. Bir çalışma grubu oluşturuyoruz. Bu çalışma
neticesinde de mevcut araçlarla ilgili nasıl bir yol izleyelim konusunda bir mevzuat çıkaracağız. Bu
mevzuat içerisinde araçlarımız belirlenerek sistem içerisine alınacak.
Soru Cevap
Mehdi Bey’e soru
İl yönetmeliği içerisinde taşıyıcı yönetmeliğin hüküm verdiği. Kimyasal madde taşımacılığı
konusunda uluslararası taşımacılık yapan, C2 Yetki Belgesi olan bir firmayız. Biz, uluslararası
taşımacılık yapan firma olarak yönetmelik çerçevesinde belgelendirme sürecine girmemiz gerekiyor
mu? 2014 yılına kadar gerçekleştirilmesi gereken bir durum mudur, bu süreç nasıl yönetilecek?
Faaliyet belgesi, taşıyıcıları değil; taşıyıcıların dışındakileri kapsıyor. Taşıyıcılarda bu belge zaten var.
Bu belge taşıyıcıları kapsamıyor.
Fatih Şener: Halihazırda ADR konusunda Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde eğitimler veriyoruz.
Bakanlığın ADR eğitimi ile onayladığı eğitim belgesi gibi bir tanımı var. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu
konuyla ilgili olarak belirlediği sürücü kurslarında bu paralelde eğitimler veriliyor. Aslolan burada
bu eğitimlerin verilmesidir. Bakanlığın bu tanımı bizim hareket alanımızı kısıtlıyor. Düşüncelerinizi
alabilir miyim? (59:40) (Soruyu tam anlayamadım, sen de bakarsan sevinirim)
Mesleki yeterlilik eğitimi kapsamında bu konuyla ilgili açılan kurslarda, mesleki yeterlilik belgesi
istiyoruz. Bu kurslar ya da kuruluşlar bu yetki belgesini almış ise bu konuda onların ADR eğitimi
vermesine olanak sağlıyoruz. Türkiye genelinde yaygın olan kuruluşların mesleki yeterlilik belgesini
almış olması lazım. Şuan yedi bölgemizde de eğitim merkezlerimizde eğitimler veriliyor. Bu
eğitimleri biz de yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Eğer sormak istediğiniz tam şuysa, mesleki yeterlilik
eğitim belgesini aramayın, sadece Milli Eğitim Bakanlığı’nın tamam biz burada eğitim veriyoruz
dediği bir alandan söz ediyorsanız bunun için düzenleme yapılması gerekiyor.
FATİH ŞENER: (01.02 ) Burada eğitim merkezi konusunda aslında esnekliği sağlamak lazım. Çünkü
MEB’in de onaylanmasını istediği kriterleri hemen hemen aynı. Devletin bir başka otoritesinin
yaptığı çok daha fazla yaygın bir eğitim sistemi var. Anadolu’nun her şehrinde Milli Eğitim Bakanlığı
tarafından onaylanmış eğitim kurumları var.
Bildiğim kadarıyla şirketlerdeki yönetmeliğin kapsamında da onlarda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan
geçmiş kriterleri arıyorlar. Bu konuyu tekrar değerlendiririz. Burada hazır söz eğitime gelmişken
şunu söylemek istiyorum: Eğitim kuruluşlarımızın bir işe maalesef yeterli ciddiyeti vermiyorlar. Şöyle
ki: Birçok tespitlerimizde şuana kadar eğitim kurumları özellikle şoför arkadaşlara eğitim veriyorlar.
Bu sınavlarda başarı oranı yüzde 38’ler civarındaydı. Bunun nedenini araştırdığımızda belki sistem,
soru bankası vs. gibi farklı etkenler de ortaya çıkabilir ama asıl neden şu: Kursiyeri kaydediyor,
parasını alıyor fakat kursiyere eğitim vermeden her şeyi düzenliyor. Bu açıdan da eğitim kurslarının
kendilerini gözden geçirmeleri gerekiyor.
Çetin Nuhoğlu:
Ben, bir şey ilave etmek istiyorum. Biraz önce söylediğimiz mesleki yetkinlik, mesleki saygınlık
konusunda eğitimin önemini biliyoruz. Yani, yetki insanların sektördeki saygınlık…. (BURASI
ANLAŞILMIYOR) , bu görüşmelerde şu ortaya çıkıyor: Eğitim, mevzuat ve bunların yayılımı
konusunda sanki çok iyi tanımlanmamış veya görevler, roller çok iyi tanımlanmamış durumunda.
Benim önerim eğer kabul ederseniz çünkü en çok şikayet edilen konulardan biri de eğitim sonrası
hemen imtihan yapılmaması. İşte senede farklı dönemlerde altı defa imtihan yapılması. Bu eğitimi
alan şoför arkadaşların daha sonra seferlerde olmaları nedeniyle bu imtihanları kaçırmaları
imtihana girememeleri sonucunu doğuruyor. Bizlere en çok gelen şikayetler arasında bunlar yer
alıyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneği önderliğinde bir çalıştay hazırlayalım. Sizler de lütfeder
bu çalıştaya katılırsanız bağımsız kuruluşları da dinlerseniz, gelen şikayetler konusunda bilgi sahibi
olursanız standartlarla ilgili de yeni kriterler belirleriz. Belki o yüzde 38’lik başarı oranı yüzde 6070’ler seviyesine varabilir. Sizin de söylediğiniz gibi sadece kursiyerlerden kayıt parası alıp eğitim
verilmemesi daha da önemli bir soruna neden oluyor. Hem tehlikeye davetiye çıkarıyor, hem de
haksız rekabete neden oluyor. Bugünlerde bu durumun konuşulmaması gerektiğini düşünüyorum.
Hem standartların yükseltilmesi, hem de denetimin nasıl sağlanacağı, hem de kurumlar arasındaki
bu iletişimin nasıl sağlanacağı konusunun çok yararlı olacağını düşünüyorum.
Mehdi Bey’e bir sorum olacak. Mevcut motorlu taşıtlar, mevcut araçları uygun hale getirirseniz
denetimleri nasıl olacak ?
Diğer bir sorum da SRC eğitimleri ile ilgili. Şoför kardeşlerimiz belli ki alt eğitim seviyesindeki
kardeşlerimiz. Yurt içi SRC eğitimi var, yurt dışı SRC eğitimi var. Yurt içindeki arkadaşlarımıza SRC
eğitimi veriliyor, yurt dışındakilere de verilmesini talep ediyoruz. Çünkü ikisi de ayrı kategoriler. Yurt
içinde çalışacak arkadaşların yurt dışındaki konulara vakıf olmadığı için bu eğitimlere fazla zaman
ayırmaması gerektiğini düşünüyoruz. Eğitim konusunda daha geniş bir çalışma nasıl olabilir?
Mehdi Gönülalçak: Bu geçiş sürecinde mevcut araçların sistem içerisine alınabilmesi ile ilgili
yönetmeliğin maddesini yıllara dönüştürdük. Mesela 2006 ila 2013 model araçlar 31.12.2014
tarihine kadar gelip bir şekilde kendi durumlarını rapor ederek belgelerini almaya çalışacaktır.
1985 model araçlar da 31.12.2017 tarihine kadar durumlarını tespit ettirip belgelerini alacaklardır.
Buradaki amacımız, envanteri çıkarmaktır. Envanterimiz maalesef daha yok. Bu envanteri tespit
etmeye yönelik bu çalışmayı gerçekleştirdik. Yol kenarı denetimlerle ilgili çalışmalarla ilgili gerekli
sistemi oluşturduk. Yeni model araçları öne alıp, daha eski araçları daha sonraya bırakmamızdaki
neden de şu: Şu anki üretilen araçlar ADR’ye uygun olarak üretiliyor. Ve buna 3-5 yıl önce üretilen
araçları da dahil ettik ve dedik ki 3-5 sene önce üretilen araçlar ADR’ye uygun olarak üretiliyor. En
azından ADR’ye uygun olarak üretilen araçların biran önce belgesini almasını sağlamak hedefinde
olduk. Bu bakımdan yeni model araçları daha öne aldık. Böylece kademeli bir geçiş yaptık. Bu
kademeli geçişe göre eski araçlarla ilgili ceza uygulanacaksa uygulanacak, uygulanmayacaksa
zaten uygulanmayacak dedik. Eğitimlerle ilgili, eğitimler farklı eğitim metotları uygulanabilir. Belki
sistemleri konuşmak ve sistemler üzerinden değişiklik yapmak gerekir. Bundan sonraki süreçte çok
daha farklı eğitimler yapmaya çalışacağız. (01:12:46)
ADR gündeme geldiğinden beri aşamalı olarak ilerledi. Firma olarak sertifikalarımızı (bidon vs) aldık.
ADR konusunda lojistik süreçleri de takip etmeye çalışıyoruz. Ancak gerek bizim çalıştığımız lojistik
firmaları olsun gerek sektörün diğer lojistik firmaları olsun ADR konusunda çok ciddi bir hazırlık
göremiyoruz. ADR denilince akla ilk başta tanker geliyor. Taşıma yapan lojistik firmalarında ADR
konusunda bir bilinç oluşmadığını düşünüyorum. ADR konusunda geçiş öncelikle tankerlere daha
sonra dorselere mi olacak? ADR destekleri konusunda yurt içinde ‘neyin ne olduğu’ yerli yerine
oturmamış durumda. En azından uluslararası firmalar için yurt dışındaki ADR yetkilileri bağlamında
bir opsiyon düşünüyor musunuz?
MEHDİ GÖNÜLALÇAK:
1 Ocak 2014 tarihinde hem tankerlere hem de diğer araçlara ADR uygulaması eş zamanlı
olarak uygulanmaya başlayacak. Tehlikeli madde taşımacılığı yapan araçlar ADR konusundaki
yasal uygulamalara uyacaktır. Geçiş süreci ile eksikliklerin tamamlanması öngörüldü. Güvenlik
danışmanları eğitim süreci ile eğitimlerine kavuşacaklar. Sektörün ihtiyacı olan güvenlik
danışmanlarını oluşturmaya çalışıyoruz.
Çetin Nuhoğlu:
Treyler Sanayiciler Derneği, aslında treylerin dorse olduğunu hep söylüyorum. Dorse, bir markadır.
ABD’de 1960’lı yıllarda ilk ithal edilen treyler bu marka ile geldiği için güncel olarak aklımızda
bu dorse böyle kaldı. Basın da bunu böyle kullanıyor. Ama TREDER’in temel gayesi de öndeki
çekici arkasındaki treyler ise bunu söylemek istiyorum. Bugün açık kasa taşımalarda da, tenteli
taşımalarda da kimyasallarla ilgili orada tanımlanmış bir standart vardır. Kaan Bey, 1 Ocak tarihi
itibarıyla isteyen arkadaşlara bu belgeleri verebilecek durumda mıyız, buyrun…
Kaan Saltık:Tankerlerde ADR belgeleri aranacak. Açık kasa araçlarda da bu belge aranacak mı
aranacak diye anladık biz yönetmelikten.
Mehdi Bey: Öğleden sonraki panellerde de Cem Bey bu konuyu aktaracaktır. Araçların şasi kısmına
uygunluk belgesi, treyler kısmına uygunluk belgesi ve tankerler için konuştuğumuzda tankerin
şasiye sabit olduğu tek olarak değerlendirilebilecek üç çeşit bir değerlendirme sözkonusu olacak.
Treylere de bu belge düzenlenecek. Treyler yük taşıyacak ise treylere ayrı, şasiye ayrı düzenlenen
bir belge olacak. Sabit ise tek bir belge olacak ama açık yük taşıyorsa ya da tenteli ise burada da bir
belge söz konusu olacak.
Soru: Biz tehlikeli madde taşıyoruz. Bizim aldığımız çekicilerde ve treylerde ADR’li ve ADR’siz çeşitler
mevcut. Bunlar arasında da fiyat farkı var. Biz, eylülden itibaren AB normalarına göre aldığımız
ADR’li bu çekicilerde, treylerlerde bakanlık bir denetim uygulayacak mı, yoksa Avrupa’dan aldığımız
bu belgelerle geçiş sağlanabilecek mi?
Kaan Bey: 1 Ocak 2014’ten sonra sattığımız bütün tankerlerde, çekicilerde ve treylerlerde bunların
hepsinin ADR normlarına uygun şekilde olması gerekiyor. Aksi takdirde trafik tescili olmayacak.
Çetin Nuhoğlu:2010’da aldığınız araçlarla ilgili ADR normlarına haizse o araçlar üretici firmaya
başvurduğunuz zaman ADR belgelerinizi verecekler. 31 Aralık 2014’e kadar bunları tamamlamak
zorundasınız. Üretici zaten bunları ADR normlarına göre yapmışsa, buradaki mağduriyet söz konusu
olmayacak. Yeter ki siz o ürünü alırken ADR’ye uygun olarak alın. Ama ADR gibidir, benzeridir,
ADR’ye uyumludur ibareleri burada yeterli olmayacaktır. Ama buradaki geçiş sürecinde de bir
düzenleme yapılacaktır.
Mehmet Tanbaş: Biz, şoförlerimizden eğitim konusunda bir beklenti içindeyiz. 1290 sayfa olan
ADR sözleşmeleri konusunda üst düzey yöneticilerimiz gerçekten yeterli bilgiye sahip olduklarını
düşünüyorlar mı? Çünkü Üst Düzey Yöneticileri Derneği (ÜDYDER) olarak bu konularda üst düzey
yöneticilerimizin konuya sahip olmaları gerektiğini düşünüyoruz…
Biz, idare olarak teknik ve genel müdürlük olarak personelimiz farklı genel müdürlüklerden
gelmiştik. Biz, ilk etapta kendi personelimize iç hizmetler kanunu dahilinde bu eğitimleri
vermeyi kendimize görev bildik. Elbette hepimizin eksiklikleri olabilir. Düzenlediğimiz bu eğitim
seminerlerimizle eğitimi aktarmaya çalıştık. 1290 sayfalık sözleşmeyi satırı satırına bilmemiz zaten
düşünülemez. Ama şoförlerimizin kendilerini ilgilendiren konularda, güvenlik danışmanlarımızın
kendilerini ilgilendiren konulardaki eğitimlere vakıf olmaları gerekir. Eğitim süreklilik arzediyor.
Eksiklikleri zamanla gidermeye çalışıyoruz.
Çetin Nuhoğlu: Üst Düzey Yöneticiler Derneği (ÜDYDER) başkanısınız. Sizinle UND’de yıllarca çalıştık.
Dernek olarak sizin TREDER’le, UND’yle, UTİKAD’la vs. bu konuda beraber çalışmanız gerekiyor.
Çünkü sizdeki vizyonun meslek örgütlerine yardımcı olacağı kanısındayım. Sizin de bizim de
vizyonumuzda işbirlikteliği var. Biraz daha işbirliğini artırmamız gerektiğini düşünüyorum. Mesleki
eğitimler konusunda sizlere bir ziyaret gerçekleştirelim ve bu konuda işbirlikteliğine geçelim.
Konteyner taşımacılığına bir özerklik vermeyi düşünüyor musunuz? Konteyner taşımacılığını bu
sektörde farklı bir noktaya koymayı düşünüyor musunuz?
Mehdi Bey: Konteyner taşımacılığının da sektörle beraber hareket etmesi gerekiyor. Konteyner
taşımacılığını ayırmayı düşünmüyoruz.
Burada bir haksız rekabet olmayacak mı? Lojistik sektörü 2008-2009-2010 model araçlarını satarak
eskiye dönüş yapabilir. Bu da eski model araçların pahalı duruma gelmesine sebep olmaz mı?
Mehdi Bey: Mevcut araçların sistem içine alınması daha neticelendirilmedi. Kademeli olarak
şunu diyeceğiz: 20 yaşın üzerindeki araçlar bu sistemde çalışmayacak. 85 model araçların
belgelendirilmesi gerekiyor. Periyodik muayeneler olacak. Uygun olan araçlar belgelerini alacak ama
uygun olmayanlar devam etmeyecek.
Çetin Nuhoğlu: Ölçemediğiniz şeyi iyileştiremezsiniz. Sayın genel müdür zaten envanterin
çıkarılacağını söyledi. Meslek örgütleri olarak bizlerin de envanter çıkarılması konusunda yardımcı
olmamız lazım. O çıkarılacak envanterin sonucunda fotoğrafın tamamını görebileceğiz.
Download

Tüm Türkiye Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği