T.C.
KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
ŞİKAYET NO
:04.2013.1633
KARAR TARİHİ:20/02/2014
RET KARARI
ŞİKAYETÇİ
:
ŞİKAYET EDİLEN İDARE
:
K.M
Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Genel Müdürlüğü
Halaskargazi Cad. No:351 Kat:2 Şişli/İSTANBUL
ŞİKAYETİN KONUSU
:
Şikayetçi, Vakıflar Bankasında kredi kullanan Ş.Y'ye
kefil olduğu ve adı geçen kişinin borcu
ödemediğinden kendisinin borcu ödemek zorunda
kaldığı bu nedenle mağdur olması hakkındadır.
ŞİKAYET BAŞVURU TARİHİ
I. USÛL
:
21.08.2013
A. Şikayet Başvuru Süreci
1) Şikayet başvurusu, Kurumumuza posta yolu ile gönderilen ve ve 21/08/2013 tarih ve … nosu
ile kayıt altına alınan, gerçek kişiler için şikayet başvuru formu vasıtasıyla yapılmıştır. Şikayet
başvurusunun karara bağlanması için 28/3/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 41/1­a maddesi ve İmza Yetkileri Yönergesinin 7 inci maddesinin birinci
fıkrasının (e) bendi uyarınca, şikayetin incelenmesine ve araştırmasına geçilmiş, 04.2013.1633
şikayet nolu Ret önerisiyle Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
B. Ön İnceleme Süreci
2) Yapılan ön inceleme neticesinde, şikayetin inceleme ve araştırmasına engel bir
bulunmadığı tespit edilmiştir.
eksikliğin
II. OLAY VE OLGULAR
A. Şikayetçinin Konu Hakkındaki Açıklamaları ve İddiaları
3) Şikayetçi, BOTAŞ'ta görevli Ş.Y'a Vakıflar Bankasından kullandığı kredi için kefil olduğunu,
bir süre sonra arkadaşının kurumdan emekli olarak kredi borcunu ödemediğini, kefil olduğundan
dolayı borcun kendisinden tahsil edildiğini ancak asıl borçlu olan Ş.Y'ın maddi durumunun iyi
olduğunu, kahvehane işlettiği ve kendisine ait evi olduğunu iddia etmekte; bu nedenle kredi
borcunun asıl borçludan tahsil edilmesini, ödediği tutarın ise tarafına iade edilmesi yönünde tavsiye
kararı verilmesini talep etmektedir.
B. İdarenin Şikayete İlişkin Açıklamaları
4) Şikayet konusuyla ilgili Vakıflar Bankası T.A.O. Genel Müdürlüğüne gönderilen bilgi ve
belge istemeyazısına cevaben bilgi ve belgeler gönderilmiştir. Söz konusu bilgi ve belgelerin
tetkikinden, 22.09.2010 tarihinde Ş.Y adlı şahıs tarafından Türkiye Vakıflar Bankasından
kullanılan 20.500­TL tüketici kredisinin vadesinde ödenmemesi sonucunda ihtarname keşide
edilerek borçluların temerrüde düşürüldüğü ve asıl borçlu ile kefil olan şikayetçi hakkında
Bankanın alacağının tahsilini teminen ilamsız icra takibine başlanıldığı; ancak asıl borçludan
tahsili sağlanmaya çalışıldığı ancak borçlu adına kayıtlı herhangi bir menkul ve gayrimenkul
malvarlığına rastlanılmadığı, diğer bir ifade ile malvarlığı tespitinin yapılamadığı anlaşılmıştır.
5) Şikayetçinin ilgili bankaya başvurarak mevzuattaki kefalet hükümleri çerçevesinde borcunu
ödemeyi istemesi üzerine, borcun yapılandırıldığı ve 20.09.2013 tarihinde de borcun tamamının
şikayetçi tarafından ödenerek dosya borcunun kapatıldığı; banka olarak kefile karşı haciz işlemleri
yürütmedikleri, kefilin kendi isteği ile borcu kapattığı, ihtirazi kayıt koymaksızın ödeme yaptığı
hatta anılan icra işlemine karşı itiraz ve dava yoluna başvurmadığı; bu sebeple kurumu
başvurmakla herhangi bir menfaatinin bulunmadığından şikayetin reddi gerektiği ifade edilmiştir.
C. Olaylar
6) Şikayet konusuyla ilgili bilgi ve belgelerin tetkikinden; şikayetçinin, Ş.Y'ın Vakıflar
Bankasından kullandığı kredi için müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak 22.09.2010 tarihli
tüketici kredisine ilişkin borçlanma ve rehin sözleşmesini imzaladığı, asıl borçlunun krediyi
vadesinde ödemediği, bu sebeple asıl borçlu ve kefil için Bankanın asıl borçlu ve kefile alacağın
tahsili için Beyoğlu 35. Noterliği'nin 09.03.2012 tarih ve 11718 yevmiye nolu ihtarname
gönderdiği, borçlular ihtarname ile temerrüde düştüğünden 06.04.2012 tarihinde İstanbul 13. İcra
Müdürlüğü'nün E:2012/6261 sayılı dosyası ile asıl borçlu ve kefil hakkında ilamsız icra takibine
başlanıldığı, ancak semeresiz kaldığı bu nedenle Borçlar Kanununun kefalete ilişkin hükümleri
çerçevesinde kefil olan şikayetçi ile anlaşma yoluna gidildiği ve borcun yapılandırılarak
kendisinden tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
7) Şikayetçi borcun asıl borçlusunun maddi durumunun iyi olduğunu iddia ederek asıl borçludan
borcun tahsil edilerek kendisinin yaptığı ödemenin tarafına iade edilmesini talep etmektedir.
D. Kamu Denetçisi A. Cengiz Makas'ın İnceleme ve Araştırma Bulguları
8) İncelemesi yapılan 04.2013.1633 sayılı dosya ile ilgili olarak Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.
Genel Müdürlüğünden;
­ K.M'ın, Ş.Y adlı şahsa kefil olduğunu gösteren krediye ilişkin sözleşmenin aslı gibidir onaylı bir
örneği,
­ Borcun asıl borçlusundan tahsil edilmeme nedenlerinin açıklaması,
­ Adı geçen şikâyetçiye kefilliğinden dolayı icra takibi başlatılmadan önce asıl borçluya icra takibi
yapılıp yapılmadığı bilgisi ile icra takibi yapıldı ise bu takibin sonucuna ait belgelerinin aslı gibidir
onaylı bir örneği,
­ Kefil olan şikayetçiden borcun tahsil edilen kısımlarının dökümü ve bu tahsilatın dayandığı
mevzuat hükümlerinin açıklanması,
­ Konuyla ilgili olarak, şikayetçiyle ilgili idare arasında yargı organlarında görülmekte olan veya
yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlık olup olmadığı bilgisi,
­ Konu ile ilgili olarak şikâyetçi ile Bankanız arasında yapılan diğer yazışmaların aslı gibidir onaylı
birer örneği istenilmiştir.
Şikayet konusuyla ilgili bu bilgi ve belgelerin birer örnekleri ilgili Banka tarafından gönderilmiştir.
III. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat
9) 6098 sayılı Borçlar Kanununun "Kefalet Sözleşmesi" başlıklı 581. maddesinde: "Kefalet
sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel
olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir." tanımına yer verilmiştir.
10)Aynı Kanunun "Asıl borç" başlıklı 582. Maddesinde: "Kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli
bir borç için yapılabilir. Ancak, gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de, bu borç
doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir.
Yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun sorumlu olmadığı bir borç için kişisel güvence
veren kişi, yükümlülük altına girdiği sırada, sözleşmeyi sakatlayan eksikliği biliyorsa, kefaletle
ilgili kanun hükümlerine göre sorumlu olur. Aynı kural, borçlu yönünden zamanaşımına uğramış
bir borca kefil olan kişi hakkında da uygulanır. Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, bu bölümde
kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez." hükmü yer almıştır.
11)Aynı Kanunun 583 üncü maddesinde: "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve
kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin,
sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla
veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde
kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." hükmüne yer verilmiştir.
12)"Müteselsil Kefalet" başlıklı 586'ncı maddesinde: "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu
anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu
takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için
borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması veya borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın
sonuçsuz kalması gerekir.
13)Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya
çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla
tamamen karşılanamayacağının önceden hakim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas
etmesi yada konkordato mehli verilmesi hallerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile
başvurulabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Borçlar Kanunun kefil ile alacaklı arasındaki
sorumluluğu düzenleyen 589. maddesinde, Kefilin, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen
azamî miktara kadar sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
14)Kefilin takibini düzenleyen 590. maddesinde :"Borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce
muaccel olsa bile, belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz. Bütün kefalet türlerinde
kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine
yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine
karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir." hükmü yer alır.
15)Borçlar Kanunun "Kefilin Rücu" hakkı başlıklı 596. maddesinde, Kefilin, alacaklıya ifada
bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olacağı ve bu hakları asıl borç muaccel olunca
kullanabileceği düzenlenmiştir.
16)Aynı Kanunun "Sona erme" başlıklı 598. maddesinde, hangi sebeple olursa olsun, asıl borç
sona erince, kefilin de borcundan kurtulacağı amir hükmüne yer verilmiştir.
B. Kamu Denetçisi A. Cengiz Makas'ın Kamu Başdenetçisine Önerisi
17) Vakıflar Bankasının borcu müteselsil kefil ve müşterek borçlu olan şikayetçiden tahsil
etmesinin hukuka uygun olduğu vurgulanarak şikayetin reddi yönünde karar verilmesi önerilmiştir.
C. Hukuka Uygunluk Yönünden Değerlendirme ve Gerekçe
18) TBK'nın 581. maddesine göre "Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun
borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak so­rumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir".
Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve
alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir.
19) Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel
olarak üstlenmektedir. Borçlunun borcunu alacaklıya ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak
üstlenen kefilin sorumluluğu sınırsız değildir. TBK md. 589'da kefalet sözleşmesinde kefilin
sorumluluğunun kapsamı belirtilmiştir. Kefilin azami miktar ile sorumlu olduğu ve kefalet
sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet sözleşmesinde
açıkça gösterilmesi zorunlu olduğu belirtilmiştir. 20)Müteselsil kefelet ise, kefilin müteselsil kefil
sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmesi halinde söz konusu
olur.
21)Müteselsil kefalette alacaklı borçlu hakkında her hangi bir takibata başlamadan direk kefili takip
edebilmektedir. Fakat alacaklının artık müteselsil kefalette dahi direk kefili gitmesi için, borçlunun
ifada gecikmesi ve borçluya çekilen ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme
güçlüğü içinde olması gerekmektedir.
22)Uyuşmazlıkta, şikayetçinin, Ş.Y'ın Vakıflar Bankasından kullandığı kredi için müşterek borçlu
ve müteselsil kefil olarak 22.09.2010 tarihli tüketici kredisine ilişkin borçlanma ve rehin
sözleşmesini imzaladığı, asıl borçlunun krediyi vadesinde ödemediği, bu sebeple asıl borçlu ve
kefil için Bankanın asıl borçlu ve kefile alacağın tahsili için Beyoğlu 35. Noterliği'nin 09.03.2012
tarih ve 11718 yevmiye nolu ihtarname gönderdiği, borçlular ihtarname ile temerrüde düştüğünden
06.04.2012 tarihinde İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün E:2012/6261 sayılı dosyası ile asıl borçlu
ve kefil hakkında ilamsız icra takibine başlanıldığı, ancak semeresiz kaldığı bu nedenle Borçlar
Kanununun kefalete ilişkin hükümleri çerçevesinde kefil olan şikayetçi ile anlaşma yoluna
gidildiği ve borcun yapılandırılarak kendisinden tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
23) Yukarıda belirtildiği gibi müteselsil kefalette alacaklı borçlu hakkında her hangi bir takibata
başlamadan direk kefili takip edebileceğinden, alacaklı Vakıflar Bankasının borcu, müteselsil kefil
ve müşterek borçlu olan şikayetçiden talep etmesine engel bulunmamaktadır. Ancak ilgili Banka
tarafından, asıl borçlu için ilamsız icra takibi yürütülmekte iken şikayetçinin kendi talebi ve rızası
ile asıl borcu ödediği görülmüştür.
24) Bu durumda, yukarıda metnine yer verilen Borçlar Kanunun ilgili hükümleri uyarınca
borçlunun temerrüde düştüğü ve tahsil imkanı olmadığının dosya kapsamıyla anlaşıldığı, borcu
ödeyen kefilin asıl borçluya rücu hakkı bulunduğu ve şikayetçinin bu hakkı zamanaşımı süresi
içinde kullanabileceği gözönünde bulundurulduğunda, şikayetçinin taleplerinin yerinde olmadığı
idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
IV. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
A. Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması
25) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin
birincifıkrası uyarınca, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden
itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.
B. Yargı Yolu
26) 2709 Sayılı 1982 Anayasası'nın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması Başlıklı 40.maddesinin
2.fıkrasında, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını
ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü yer almakta olup, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun 20 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarenin işlemine karşı dava
açma süresinden arta kalan süre içinde Adli Yargı yolu açıktır.
V. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; şikayetin REDDİNE,
Kararın şikayetçiye ve Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Genel Müdürlüğü'ne tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi'nce karar verildi.
M.Nihat ÖMEROĞLU
Kamu Başdenetçisi
Download

tc kamu denetçiliği kurumu şikayet no :04.2013.1633 karar tarihi:20