Ankara Üniversitesi
SBF Dergisi,
Cilt 69, No. 1, 2014, s. 189 - 215
ETNİSİTE ve MİLLİYETÇİLİK:
ELEŞTİREL BİR DEĞERLENDİRME
Dr. Ruhtan Yalçıner
Hacettepe Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
● ● ●
Özet
Etnisite ve milliyetçilik, genellikle, özgülcülük ve adcılığın içiçe geçtiği iki aidiyet meselesi olarak
değerlendirilir. Milliyetçilik ve etnisite ilişkisi, aynı zamanda, kimliğin evrenselliği ile temele dayalı
işleyişine dair eleştirel bir yorum çerçevesi olarak da görülür. Klasik etnisite ve milliyetçilik okumaları,
yurttaşlığa dayalı siyasal aidiyetin evrensel vasfını temellendirmeye girişirken, etnisite ve milliyetçilik
ilişkisini özcü bir aidiyet modeli üzerinden tarif ederler. Bu çalışma, neredeyse her daim Janus yüzlü
Kartezyen ikileştirme mantığına konu edilen milliyetçilik ve etnisite ilişkisinin eleştirel bir değerlendirmesini
sunmaktadır. Çalışma, ilk önce, etnisite ve milliyetçilik ilişkisinin aidiyet çerçevesini değerlendirmektedir.
İkinci olarak, çalışma, siyaset teorisindeki güncel tartışmalardan hareketle, etnisite ve milliyetçilik ilişkisinin
dönüşen bağlamı üzerinde durmaktadır.
Anahtar Sözcükler: Milliyetçilik, etnisite, evrensellik, özgüllük, aidiyet
Ethnicity and Nationalism: A Critical Interpretation
Abstract
Ethnicity and nationalism have generally been interpreted as translucent questions of belonging
through which particularism and nominalism are fused. The relation between nationalism and ethnicity has
also been regarded as a critical continuum of interpretation regarding the universality of identity and its
foundational dispositions. While aiming at providing a foundation for the universal character of civic
political belonging, classical studies define the relation between ethnicity and nationalism by referencing to
an essentialist modality of belonging. This essay introduces a critical reading of the relation between
ethnicity and nationalism, which has almost always been subjected to a Cartesian logic of Janus-faced
dualisms. This study, first, interprets the context of belonging as regard to the relation between ethnicity and
nationalism. Second, by going through contemporary debates in political theory, the essay focuses on the
transforming context of the relation between ethnicity and nationalism.
Keywords: Nationalism, ethnicity, universality, particularity, belonging
190 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
Etnisite ve Milliyetçilik:
Eleştirel Bir Değerlendirme
Giriş
Etnisite kavramı, ilk kez, 1953 yılında Amerikalı sosyolog David
Riesman tarafından kullanılmışsa da, bu kullanıma konu olan etnik (ethnic)
kelimesinin etimolojik kökenleri çok daha gerilere uzanarak Antik Yunan’daki
etnos (ethnos) sözcüğüne dayanır (Eriksen, 2002: 4; Hutchinson ve Smith,
1996: 4). Görece yeni bir kavram olarak etnisite, genellikle etnik grup temelli
bir aidiyet biçimi, etnik kimliğin kurucu özü veya bir grubun diğer gruplardan
ayırt edilebilme kıstası olarak değerlendirilir. Etnisitenin anlam olarak ne ifade
ettiği veya nasıl –hangi kavramsal veya metodolojik yordamla– tanımlanıp
incelenebileceği sorusuna ilişkin olarak, ortak bir kabulün varolduğunu
söylemek henüz güçtür. Buna karşın, özellikle, modern antropolojideki pek çok
yaklaşım, etnisitenin, insanların sınıflandırılması ve grup ilişkileri ile bir
biçimde alakalı olduğu noktasında neredeyse mutabık görünmektedir.1
Max Weber’in (1996) etnik gruplara ilişkin sınırlı ilgisi2 dışarıda
bırakıldığında, etnisite çalışmalarının, siyasal ve sosyal analizin gündemine,
özellikle 1960’lı yıllardan itibaren, disiplinlerarası bir araştırma sahası olarak
yerleşmeye başladığı söylenebilir. Etnisite teorilerinin ele alınışında, ilk olarak,
bahsi geçen disiplinlerarası niteliğin gözden kaçırılmaması gerekir. Etnisite
teorilerindeki temel yaklaşımlar, birbirini besleyen iki tartışma konusu
ekseninde özetlenebilir: (i) etnisitenin doğası, işlevi ve araçsallığı tartışması
1Etnisiteyi
grup dinamikleri dışında ele almayı öneren güncel bir yaklaşım için bkz.
Brubaker (2006).
2Weber’in etnik topluluk analizinin eleştirel bir değerlendirmesi için bkz. Banton
(2007).
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ 191
bağlamında, özellikle, ilkçi (primordialist) ve araçsalcı (instrumentalist)
yaklaşımlar arasında su yüzüne çıkan teorik ve metodolojik ayrışma ile (ii)
etnisitenin kültür, grup, topluluk, tarihsellik, kimlik, ırk, dil, din, sınıf, çatışma
veya örgüt kategorilerinden hangisi veya hangileri merkez alınarak
inceleneceği noktasında belirginleşen kavramsallaştırma sorunu.3
Genel hatları ile özetlemek gerekirse, ilkçi yaklaşım4, etnisitenin doğal,
verili ve süregiden niteliğini öne çıkarırken; araçsalcı okumalar, etnisitenin inşa
edilmiş, işlevsel bağlamı üzerinde yoğunlaşır. Etnik kimlik ve aidiyetin
dayandığı duygusal sadakat temeli ve bu bağlılık duygusunun nasıl olup da
tarihsel uzamda sürekliliğini koruduğu konusu, araçsalcı yaklaşımların
açıklamakta güçlük çektiği bir noktadır (Hutchinson ve Smith, 1996: 34). İlkçi
perspektifin; etnik duygu, sadakat veya bağın gücünün ve dayanıklılığının
anlaşılması açısından kimi zaman verimli bir analiz imkânı sunduğu
tartışılabilirse de, özellikle etnik farklılığın açıklanması noktasında yetersiz
kaldığı söylenebilir (Cohen, 1999: 5). Bu bağlamda, etnik kimlik ve topluluk
kavramlarının ele alınışında ilkçi argümantasyonun halen kuvvetli bir yanının
varolduğunu belirtmek gerekir. Ancak, ilkçi yaklaşımın doğalcı çıkış noktası,
tarihselci niteliği itibariyle sorunludur. Nitekim, kimliğin verili bir aidiyet
biçimi olarak tanımlanması, ilk başta, mutlak bir özcülükten beslenir. İlkçilik,
tüm etnik veya milli toplulukların herhangi bir sosyal/siyasal inşa veya
tasavvurun konusu sayılmaksızın, sadece, kendiliğinden ve doğal(laştırılabilir)
bir aidiyet şemsiyesi altında değerlendirilebileceği varsayımına dayanır.
Sosyal değişim ve mobilizasyon, bireyleşme, kimliğin oluşumunda
başkalık ve/ya farklılığın etkisi, modernite bağlamında gündeme gelen rasyonel
araçsallaştırma pratikleri veya bireylerin, grupların ya da toplulukların
girdikleri güç ilişkileri, ilkçi yaklaşımın analiz sahası dışında kalır. Buna
karşın, özellikle araçsalcı yaklaşım tarafından üzerinde durulan etnik grup
temelli analizler, etnisitenin işlevsel niteliğinin anlaşılmasına fırsat vermiştir.
Örneğin, işlevselci yaklaşımın bir yorumu açısından; etnisite, bireysel ve
kolektif amaçlara ulaşılması açısından, çıkar grupları arasındaki mücadelelerin
siyasal bir kaynağı olarak değerlendirilebilir (Hutchinson ve Smith, 1996: 33).
Siyasal bir organizasyon olarak etnik kimliğin konusu olmaları itibariyle,
gelenekler, yalnızca uzun yıllar boyunca ayakta kalmış özgül bağlamları değil,
3Etnisite
okumalarında öne çıkan kavramsal, metodolojik ve teorik ayrışmaların
derlendiği bir çalışma için bkz. Sollors (1996).
4Etnisite teorilerinde ilkçi yaklaşımın temelleri için bkz. De Vos (1995), Shils (1957),
Epstein (1978) ve Geertz (1973). Özellikle, etnisite-ırk ilişkisine, sosyo-biyolojik ve
soykütüksel verili aidiyet biçimleri ekseninde yaklaşan bir diğer ilkçi okuma için
ayrıca bkz. Van den Berghe (1979).
192 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
siyasal sistemin işlevsel açıdan kurucu belirleyicilerini de ifade ederler. Bu
yoruma göre, etnisite öncelikli olarak kültürel değil, siyasal bir fenomendir.5
Etnisitenin araçsal niteliğine yapılan vurgu, etnik kimliğin işlevi
açısından, birey veya grup kavramlarından hangisinin temel çıkış noktası
sayılacağı noktasında farklılaşmaktadır. Bu noktada, iki temel yorum ve analiz
farkından bahsedilebilir. Etnik gruplar arasında karşılıklı etkileşimi sağlayan
biçimlere eğilen işlemselci (transactionalist) yaklaşım bu bağlamda öne çıkan
ilk perspektiftir. Kültürel belirleyicilerden ziyade, etnik sınırlara odaklanmayı
öneren bu yaklaşıma göre; etnisite, öncelikle, bir sosyal organizasyon
meselesidir. Bu haliyle, “kültür farkının sosyal organizasyonu” olarak etnik
kimlik, sembolik sınırların kuruculuğuna tabi olarak, kendi kendini tanımlama
ve etkileşim içinde olunan ötekilerce tanımlanma vesilesiyle edinilir.6
Etnik kimliğin oluşması ve işlevselleşmesinde bireysel belirleyicilerin
rolü, araçsalcı yaklaşım içinde belirginleşen bir diğer yorum farkıdır. Bu
noktadan hareketle rasyonel tercih yaklaşımı, bireysel tercihler ile grup
dayanışması arasında bağlantı kurar.7 Etnisiteyi rasyonel tercihlere indirgenmiş
bir seçimlilik ve tercihsellik meselesi olarak ele alan bu yaklaşıma göre,
çıkarlarına uygun olması durumunda bireyler, farklı etnik kimlik tercihlerine
başvurabilmekte, yeri geldiğinde tercihlerinde değişiklik yapabilmektedir
(Hutchinson ve Smith, 1996: 33). Böylece, etnik kimliğin her daim belirleyici
ve/ya bağlayıcı olduğu argümanı, tercihsel niteliğin öne çıkarılmasıyla
çürütülmektedir.
Etnisitenin ilksel bir öze referansla ele alınmasını öneren ilkçi yaklaşım
ile işlevsel temellere göndermede bulunan araçsalcı yaklaşım arasındaki fark,
etnisite teorilerindeki yegane ayrışma ölçütü değildir. Etnisitenin öznel ve
nesnel kaynakları arasında bağ gözeten yaklaşımların, etnisite çalışmaları ile
milliyetçilik okumaları arasındaki eklemlenmenin ortaya çıkmasında belirleyici
oldukları söylenebilir.8 Bu noktada, etnik bağ ve sadakatin sosyo-psikolojik
5Nijerya
örneğinden hareketle, sosyal yapı içinde, ticaret üzerindeki etnik monopolün
önemli bir organizasyon biçimi olduğu noktasına değinirken, gelenekler gibi etnik
kimliklerin de siyasal manipülasyon konuları olarak araçsallaştıklarını vurgulayan ve
bu haliyle araçsalcı antropolojik yazının ilk örnekleri arasında gösterilen bir çalışma
için bkz. Cohen (1969).
6İşlemselci yaklaşımın genel çerçevesi ve merkezi referansları için bkz. Barth (1998).
7İlkçi perspektiften farklılaşma noktasında araçsalcı okumalarla aynı eleştirel düzlemde
yer alan rasyonel tercih yaklaşımı için bkz. Hechter (1996) ve Banton (1983).
8Etnik bağların göreli ve öznel niteliğini; akrabalık, dil veya din gibi objektif
belirleyiciler ile aynı anda vurgulayarak, etnik psikolojinin, ancak etno-milli aidiyet
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ193
niteliği ile söz konusu aidiyet biçiminin gruplar arası çatışmalara biçim veren
işlevselliği birlikte ele alınmaktadır.9 Sosyo-psikolojik etnisite okumaları, her
ne kadar, milletin öznel bağlamını değerlendirirken temel alınabilmekte ise de;
milliyetçilik teorileri nazarında, etnisite, etnik topluluk, millet ve milliyetçilik
ilişkisi, öncelikle etno-sembolcü okumaların nüfuz alanına işaret eder. Bununla
birlikte, milliyetçilik teorileri açısından etnisite, oldukça tartışmalı bir mesele
olarak karşımıza çıkar. Etnik kimlik ve etnik topluluk kavramları, milliyetçilik
teorilerinin hayati meseleleri arasında yer alan milletlerin modernliği veya
tarihselliği tartışması açısından önem taşır.
1. Milliyetçilik Teorilerinde Etnisite: Janus’un
Öne Çıkan Yüzü
Modern zamanların en dayanıklı aidiyet biçimlerinden biri olan milletin
nasıl tanımlanacağı meselesi, milliyetçilik çalışmalarının temel çıkış noktasıdır.
Milliyetçiliği açıklamaya girişen her teorik yaklaşım, eninde sonunda, millet
mefhumunun tarifiyle işe başlar. Milliyetçiliği sınıflandırmaya meyilli olan
klasik teorik kalıpların, bu nedenle, aynı zamanda millet kavramını da benzer
bir sınıflandırmanın konusu saydıklarını belirtmek gerekir. Bu sınıflandırma,
esasen, etnisitenin milliyetçilik teorileri içindeki yerini de açığa çıkartır.
Kartezyen ikileştirme mantığı üzerinden işleyen bir sınıflandırma ve
açıklama çabası, millet ve milliyetçilik çalışmalarının erken dönemlerinden
itibaren belirleyici olmuştur. Bu çaba; ilkçi yaklaşımlardan modernist teoriye,
etno-sembolcü perspektiften yapısalcılığa ve normatif milliyetçilik teorisine
uzanan geniş bir yelpazede etkisini gösterir. Metodolojik Kartezyenizmin
milliyetçilik teorilerindeki tezahürü, millet ve milliyetçilik mefhumlarının ontik
çeperine nüfuz etmeye çalışırken, ontolojik vasıflarını gözden kaçırmak
biçiminde gerçekleşir.
Millet ve milliyetçilik çalışmalarının disiplinlerarası mahiyet kazanacak
biçimde evirilmesi ve özgün bir çalışma sahası haline gelişi, 20. yüzyılın ikinci
biçimleri ile etno-milliyetçi söylemin analizi üzerinden anlaşılabileceğini savunan
önemli bir çalışma için bkz. Connor (1994).
9Etnik kimliğin sosyo-psikolojik bağlamının ele alınmasında başvurulan önemli bir
temel eser için bkz. Tajfel (1982). Etnik kimliğin psikolojik çerçevesinin irdelendiği
bir değerlendirme için ayrıca bkz. Phinney, (2000). Tajfel’den hareketle, etnik
kimliğin bireysel ve grupsal dinamiklerini, sosyo-psikolojik bir çözümlemeye tabi
tutan ve etnik ihtilafların öznel ve nesnel çerçevesini çatışma analizi üzerinden
incelerken, ilkçilik meselesine eğilmekten de imtina etmeyen çalışmalar için bkz.
Horowitz (2000, 2001, 2004)).
194 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
yarısından itibaren mümkün olmuştur. Böylece, bu zamana dek, öncelikle, tarih
disiplini çatısı altında yürütülen millet ve milliyetçilik çalışmaları; bizatihi
millet ve milliyetçiliğin kimliksel bağlamına eğilen psikoloji, “milli karakter”in
biçimlenişine odaklanan antropoloji, “grup kimliğinin dönüşümünü inceleyen”
iletişim ve “modernleşme ile gündeme gelen yapısal değişiklikleri” ele alan
sosyoloji okumaları ile eklemlenmiştir (Lawrence, 2005: 109). Sözü edilen
disiplinlerarası temel, millet ve milliyetçilik teorilerine özellikle 1970’lerden
itibaren damga vuran modernizm tartışmalarına da kaynaklık etmiştir. Buna
mukabil, milliyetçilik araştırmalarının günümüze dek uzanan ilgi alanlarının
şekillenmesinde siyaset felsefesinin taşıdığı rol tartışmaya açık bir mesele
olarak karşımıza çıkar. Her ne kadar, ulus-devlet, güç, kimlik ve siyasal aidiyet
meselelerine odaklanan çalışmalar siyaset bilimi alanından yükselen katkılara
işaret etse de, millet ve milliyetçiliğin siyaset felsefesi nazarından okunması,
milliyetçilik teorilerinin açıklamacı şablonlarına sığmayan, sınıflandırma veya
ikileştirme mantığından uzak, görece yeni bir anlam arayışını gündeme
getirir.10
Milliyetçilik teorilerinin şekillenişinde öne çıkan başlıca aşamalar
arasında; ilkçi yaklaşımların ortaya çıkışı, klasik modernizmin yükselişi, etnosembolcü okulun yerleşmesi ve yapısalcı okumaların eleştirel katkısını saymak
mümkündür.11 Bununla birlikte, siyaset felsefesi ve milliyetçilik çalışmaları
arasında yakın zamanda kurulan sınırlı ancak etkili bağ, milliyetçiliğin nasıl
anlaşılması gerektiğine dair alternatif okumaların ortaya çıkışına da zemin
hazırlamaktadır. Yine de, milliyetçilik teorileri bahsinin hakim çerçevesi,
halen, klasik tanım ve sınıflandırmalara dayanmaktadır. Bu nedenle, etnisite ve
milliyetçilik ilişkisinin ele alınması, klasik ve alternatif perspektiflere dair
seçici olmayan bir okuma yapmayı gerekli kılar.
Millet ve milliyetçiliğin ilkçi perspektiften ele alınması, etnisite teorileri
ile neredeyse birebir örtüşür. Millete verili ve doğal nitelik atfeden ilkçi
argümantasyon, etnik kimliğin ilksel temellerine ilişkin tartışmaya bağlanır.
10Milliyetçiliğin
öncelikle felsefi bir düşünce olarak ele alınması gereğine işaret eden
ve milliyetçi düşüncenin temellerini Kant’a dayandıran Kedourie (1974, 1993),
milliyetçiliğin siyaset felsefesi nazarından ele alındığı ilk örneklerden birisini sunar.
Yakın dönemde, normatif siyaset teorisinde millet ve milliyetçiliğe yönelik olarak
artan ilgi bir tarafta bırakıldığında, özellikle Kıta Avrupası felsefesinin konuya belirli
bir mesafeyle yaklaştığı söylenebilir. Bununla birlikte, Jacques Derrida’nın “Millet
ve Felsefi Milliyetçilik” başlıklı seminerleri milliyetçiliğin felsefi çerçevesine dair
önemli bir katkı sunar. Söz konusu seminerlere ait basılmış metinler içim bkz.
Derrida (1992a, 2008a, 2008b).
11Milliyetçilik teorilerinde öne çıkan tartışmaları karşılaştırmalı biçimde ele alan
kapsamlı bir çalışma için bkz. Özkırımlı (2000).
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ195
Çağdaş milliyetçilik teorilerinin erken dönem temellerini meydana getiren ilkçi
yaklaşımlar, milletleri doğal bir öze sahip, tarih sahnesinin her devresinde
görülmüş verili topluluklar olarak tanımlar. Buna göre, doğal bir aidiyet
kaynağı olarak milletlerin karakteri, milliyetçilikler tarafından yeniden
keşfedilmiştir. Bu haliyle, millet; kolektif bir farkındalık halini ifade ederken,
milliyetçilik bu farkındalığın siyasal izdüşümünü teşkil eden ve etnokültürel ile
siyasal alanların birbirleriyle örtüşmesini öngören bir ideolojidir. İlkçi
perspektif açısından, milliyetçilikler, milletleri tarih sahnesinde düştükleri derin
uykudan uyandıran, verili ve doğal cevheri tekrar dirilten ideolojiler olarak
değerlendirilebilir (Kohn, 1982: 9-10). Bu açıdan milliyetçiliğin doğası,
tarihsel işleyişin bireysel ve kolektif farkındalığına dayanır ve bu ortak
farkındalık, nesnel bağların tekamülü üzerine kurulan milliyetçilik sayesinde
sağlanır (Kohn, 2005: 11, 13-14 ve 19).
Milliyetçilik teorilerinin özgün bir disiplin haline gelişinde Ernest
Gellner (1964, 1983) ve modernist okumasının belirleyici bir rolü vardır. Buna
göre, millet ve milliyetçiliğin, Sanayi Devrimi ile gündeme gelen ekonomik,
siyasal ve sosyo-kültürel dönüşüm üzerinden okunması elzemdir. Millet, tarih
öncesi zamanlardan gelen bir sürekliliği veya insan olarak varoluşun doğal ve
verili bir yapılanmasını değil, modern zamanlara özgü biçimde, bizatihi
milliyetçiliklerce inşa edilen, modernleşmenin doğrudan ürünü olan bir inşa ve
tasavvur bütününü ifade eder. Milletlerin modern karakteri, ilkçi yaklaşımlar
haricinde, neredeyse tamamen kabul gören bir tespittir.
Etno-sembolcü yaklaşımın yükselişiyle birlikte, klasik modernist
okumaların o zamana dek neredeyse paradigmatik bir hal almış olan üstünlüğü
tartışmaya açılmıştır. Bu çerçevede, bir yandan, millet ve milliyetçiliklerin
modern nitelikleri ve moderniteye özgü yapısal karakterleri teslim edilirken,
diğer yandan, milletlerin modern öncesi temellerinin ihmal edilmemesi gereği
vurgulanmıştır. Etno-sembolcü yaklaşım, milletlerin içkin bağlamını belirleyen
etnik aidiyetin modernite öncesine uzanan daimiliğini vurgular (Armstrong
1982; Smith 1972, 1981, 1999, 2000; Hutchinson 2005a, 2005b). Buna göre,
milliyetçilik, etnik topluluğa (ethnie) ilişkin aidiyet biçimlerini modern
zamanlara uyarlamış ve böylece süregelen (perennial) bir etnokültürel bağlama
siyasal biçim ve işlevsellik kazandırmıştır. Bu durum, topluluğu oluşturanların
ilkçiliğinin kök salmasına ve böylece milli kimliğin algısal olarak etnokültürel
bir süreklilik üzerinden kodlanmasına yol açmıştır (Smith, 1998; 158).
Milliyetçilik teorileri içinde modernist ve etno-sembolcü okumalar kadar
belirleyici olan bir diğer yaklaşım, millet kavramının inşa edilmiş niteliğinin
altını çizen yapısalcı perspektiftir. Millet ve milliyetçiliğin, moderniteye özgü
mekânzamansal bir dünya tecrübesi olarak ele alınması, yapısalcılığa yatkın
okumaların öncelikli vurguları arasında yer alır. Bu yaklaşımlar, aynı zamanda,
psikanaliz ile de yakından ilişkili bir okuma sunar. Anderson (1991), milletlerin
196 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
modernliğine dair temel dayanağı, zamansal ve mekânsal dönüşümde, basım
kapitalizminin gelişmesinde ve gazete ve özellikle de romanın kitlesel olarak
yaygınlaşmasında arar. Milliyetçilik, böylece, basım kapitalizminin gelişmesi
sonucunda mümkün hale gelen tekbiçimleştirilebilir bir birlikte yaşamın icadı
veya tasavvuru ve bunun sembolik dolaşımı veya tecrübesi üzerinden okunur.
Modernite ile gündeme gelen mekânzamansal dönüşümle birlikte, millet ve
milliyetçiliğin modern özne tarifi açısından önemi belirginleşir. Millet
kavramının yapısal çerçevesi, aynı zamanda, kimliğin icat edilmişlik vasfı ile
söz konusu inşa dinamiğinin ekonomik bağlamı üzerinden de okunabilir
(Hobsbawm, 1990). Bu çerçevede, tüm kimlik biçimleri gibi, millet de
geleneğin icadı ile ilişkili olan köklü bir dönüşümün doğrudan konusu olarak
anlaşılmalıdır (Hobsbawm ve Ranger, 1983). Etnos’un millet ve milliyetçilik
mefhumlarının tarifi noktasında taşıdığı düşünülen rol, böylece, bu yaklaşımın
‘icat’ veya ‘tasavvur’ vurguları ile karşılanır.
Genel olarak ifade etmek gerekirse, çatı bir kavram olarak etnisite,
milliyetçilik teorileri açısından göz ardı edilmesi pek de mümkün olmayan bir
analiz konusudur. Ne var ki, etnisite-millet(lik)-milliyetçilik ilişkisi bağlamında
öne çıkan oldukça kurucu ayrışmaların varlığından söz etmek mümkündür.
Milliyetçilik teorilerinde etnisite, ilk olarak, milletlerin modernliğine ilişkin
belirleyici bir tartışmanın konusudur. Bununla birlikte, milliyetçiliğin işlevi ve
millet, milliyet ve milletlik kavramlarının kapsamı da öne çıkan diğer
meselelerdir.
2. Etnisite, Milletlerin Modernliği ve
Milliyetçiliğin İşlevi
Milletlerin modernliği tartışması, etnisite ve milliyetçilik ilişkisinin ele
alınması açısından önem taşıyan, temel bir kırılma noktasıdır. Zira, millet ve
milliyetçiliğin temellerine ilişkin bu tartışma, aynı zamanda, bu kavramların
nasıl tanımlanmaları gerektiği meselesine bağlanır. Örneğin, milliyetçilik
teorilerinde öne çıkan tüm yaklaşımların, milliyetçiliğin modernliği konusunda
mutabık oldukları söylenebilir. Milliyetçiliğin modern niteliğinin hangi zaman
dilimi üzerinden okunacağı hususu ise ihtilaflıdır. Hâkim kanaat, milliyetçiliğin
18. yüz yılın sonları itibariyle tarih sahnesine çıktığı şeklindeyse de, ilkçi
yaklaşımlar12 ile ortaçağcı (medievalist) okumalar,13 milliyetçiliğin ortaya çıkış
dinamiklerini çok daha gerilerde ararlar.
12Milletlerin
ortaya çıkışını doğal bir mesele olarak ele alan ilkçi yaklaşımlar için bkz.
Kohn (1982) ve Meinecke (1911). İlkçiliği geniş ölçekli ve kapsamlı bir analiz
kategorisi olarak değerlendiren bir yaklaşım için bkz. Horowitz (2004). İlksel
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ 197
Millet mefhumunun modernite ile bağlantısı, modernleşme ile gündeme
gelen köklü dönüşümler üzerinden okunur. Örneğin, milletin inşa edilmiş
modern bir biçim mi, tasavvur edilmiş hayali bir cemaat mi, yoksa icat edilmiş
bir simgesel sistem olarak mı ele alınması gerektiği sorusu, yapısalcı-işlevselci
modernleşme analizleri açısından belirleyicidir. Diğer yandan, etno-sembolcü
yaklaşım ve sosyo-psikolojik etnisite-milliyetçilik okumaları, milletin yapısal
vasfını teslim ederken, etnik toplulukların modern öncesi zamanlardan bu yana
süregelen dinamiklerinin veya etno-psikolojik aidiyet ve sadakat bağlarının
ihmal edilmemesi gereğinin de altını çizer.
Etnisite teorilerindeki ilksellik meselesi, milliyetçilik teorileri ekseninde
dönüşerek, süregelişlik (perenniality) tartışması olarak tezahür eder (Smith,
1986; Hastings 1997). Bu noktada, etno-sembolcü yaklaşımca altı çizilen,
belirleyici bir ayrıma işaret etmek yerinde olur. Etnik grup ve etnik topluluk
arasında gözetilen bir farktan hareketle, etno-sembolcü okumalar, milletlerin
modern öncesi aidiyet temellerini açıklamak için etnik topluluk (ethnié)
kavramına başvurmaktadır (Smith, 2004). Her ne kadar, yakın zamanda, etnik
grup merkezli okumaların yaygınlaşması söz konusu ise de; etno-sembolcü
yaklaşımın etnik topluluk vurgusunun, özellikle, modern öncesi aidiyet
biçimlerini değerlendirmek açısından belirleyiciliğini sürdürdüğü söylenebilir.
Milletlerin modern-öncesi temellerine ilişkin olarak öne çıkan daimilik
vurgusu, etnik kimliğin sistematik bir aidiyet biçimi olarak değerlendirildiği bir
okumayı ifade eder. Böylece, modern bir aidiyet biçimi olan millet, eski bir
sistemik aidiyetin daimiliği ile (longue durée) irtibatlandırılır.
Etnisite, milletlerin modernliği tartışmasının kurucu kavramsal şablonları
arasında yer alır. Bunun yanında etnisite, nominalizmin etki alanına giren bir
muhteva da arz eder. Hangi topluluğun etnik topluluk olarak tarif edileceği
meselesi, milletlerin modernliği ile milliyetçiliğin işlevi arasındaki ilişkiyi
gündeme getirir. Bu nedenle, milliyetçiliğin işlevi, milliyetçilik teorilerinde öne
çıkan temel kırılma noktaları arasında yer alır. Dolayısıyla, milliyetçiliğin
felsefi bir düşünce, modern bir ideoloji veya mevcudiyete dair bir doktrin
olarak kavramsallaştırılması yanında, siyasal bir söylem veya kültürel bir
hareket olarak ele alınması da milliyetçiliğin işlevine ilişkin okumayı temelden
(primordial) sözcüğünü, hısmi bir yakınlık ve teritoryal bir yerliliğe atfedilen kurucu
bir karakter özelliği olarak ele alan bir çalışma için bkz. Grosby (1995).
13Milliyetçilik teorilerinde öne çıkan ortaçağcı yaklaşımlar, ilkçi okumalardan farklı
olarak, milletlerin ortaya çıkışını etno-sembolcü süregelişçiliğe (perennialism) yakın
biçimde ele alır. Özellikle, millet mefhumunun ortaya çıkışını İngiliz reformasyon
hareketine dayandıran çalışmalar için bkz. Greenfeld (1995). Bir başka ortaçağcı
okuma için ayrıca bkz. Llobera (1996). Milletin modern öncesi temellerine, alternatif
bir tarihsel bakışla eğilen bir çalışma için ayrıca bkz. Hirschi (2012).
198 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
etkiler. Milliyetçiliğin işlevi açısından öne çıkan farklar, milliyetçilik etnisite
ilişkisi bağlamında da oldukça kurucu niteliktedir.
Milliyetçiliğin işlevine dair sorgulama, aynı zamanda, içeriğin
tanımlanması sorusu etrafında cereyan eder. Bu çerçevede, örneğin, modernist
bir okumayla milliyetçilik; milletleri inşa eden ve böylece modernleşmenin
yapısal sonuçları açısından kaçınılmaz sayılan bir homojenleştirme pratiğini
işlevselleştiren “siyasal bir prensip” olarak değerlendirilir (Gellner, 1964). Bu
işlevsel pozisyon üzerinden okunduğunda, milletler, milliyetçilikler tarafından
inşa edilmiş yapıları sembolize eder (Gellner, 1983). Modernist okumaların
çıkış noktasını oluşturan bu tespite göre, milliyetçilik, “toplumsal yapı” ile
“siyasal yapı”nın örtüşmesini öngören bir siyasal sisteme işaret eder (Gellner,
1981). Milliyetçiliğin işlevi, bu açıdan, hem etnokültürel aidiyet bağlamıyla,
hem de devletin birbirileriyle örtüşen işlevleriyle ilişkilenir (Breuilly, 1993).
Anthony Smith’e (1991) göre, milliyetçilikler modernleşme süreciyle
birlikte ortaya çıkan ve reformist nitelik taşıyan ideolojik hareketler olarak
değerlendirilebilir. Milliyetçiliğin bu noktada öne çıkan işlevi, gelenek ve
değişim arasında bir denge ve uyum arayışı üzerinden okunur. Buna göre,
milliyetçiliğin nüfuz sahası, modern bilim devletinin gelişimiyle paralel
biçimde genişler. Bu genişleme, güç ve iktidarın epokhal dönüşümünden
beslenir. Bu açıdan, milliyetçiliğin güç üzerinden tanımlanan işlevi, ağırlıklı
olarak, konsolidasyon-merkezli modernizm okumalarınca vurgulanır. Örneğin,
John Breuilly (1993, 1996, 2005), Ernest Gellner’in klasik modernizmini devlet
ve güç odaklı bir analizle yeniden ele alır. Bu açıdan; milliyetçilik, ilk önce,
millet ve devlet arasında kurulan ve modern zamanlara özgü olan ilişkinin
işlevsel dayanağı ve faili olarak değerlendirilir.
Milliyetçiliğin işlevsel niteliğini, güç ve devlet ilişkisi üzerinden okurken
öne çıkan bir diğer tespit de, seçkinlerin rolüne ilişkindir (Mann, 1992). Bu
okuma; bir yandan, devlet seçkinlerinin kendi çıkarlarını gözetmelerinden
mülhem araçsal role, diğer yandan, seçkin gruplar ve karşıt seçkinler arasındaki
etnik mücadeleye dikkat çeker (Snyder 2000; Brass 1985, 1991). Seçkinler
arasındaki mücadele, milliyetçiliğin işlevi meselesine yönelik okumayı sınıfsal
bir zemine de taşır. Örneğin, Miroslav Hroch (1985) tarafından ortaya konulan
üç aşamalı tahlil, milliyetçiliğin ve milli aidiyetin gelişiminde sınıfsal yapının
önemime işaret eder. Bir başka anlatımla, seçkinlerin rolü; milletin, sınıfsal
dinamikler üzerinden işlevselleşen yapısal bir inşa biçimi ve söylem bütünü
olarak okunması açısından da belirleyicidir (Hroch, 1998).
Milliyetçiliğin işlevine odaklanan okumaların ortak özelliği, nesnel
belirleyicilerin önceliğinin vurgulanmasıdır. Örneğin, Michael Hechter (1987),
analizinde, geniş kitlelerin mobilizasyonuna ilişkin biçimsel ve işlevsel şartlara
odaklanır. Hechter (1986), söz konusu mobilizasyonun temel kaynağını,
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ199
rasyonel tercih hipotezi üzerinden inceler. Bu açıdan, milliyetçiliğin işlevsel
dayanakları arasında yer alan kitlesel mobilizasyon, aynı zamanda, rasyonel
tercihlerle dahil olunan bir durum olarak değerlendirilir. Milliyetçiliğin işlevi,
etnik ve milli aidiyetin modernliği tartışmasına tam da bu noktada bağlanır. Bu
çerçevede, nesnel belirleyicilerin önceliğine yapılan vurgu, Michael Hechter’in
(1999) “içsel-sömürgeleştirme” argümanında veya Nairn (2003) ve Hroch’un
(1993) devletçi seçkinlerin rolüne ilişkin tespitlerinde öne çıkar. Bu bağlamda,
siyasal bir araç olarak etnisite, milli gelişme stratejileri açısından önem taşıyan
işlevsel bir aidiyet şablonunu ifade eder. Örneğin, etnik değişim olgusunun
önemine işaret eden Hechter’e göre (2000), özgül olaylar skalasında işlerlik
kazanan bir devletten milli devlete geçiş, etnisiteye siyasal bir araç olarak
başvurulmasını gerekli kılmıştır. Milliyetçilik ve etnisite ilişkisi, böylece,
siyasal ve ekonomik bütünleşmenin işlevsel temelleri arasında yer almıştır.
Milliyetçiliğin işlevselliği, aynı zamanda, söylemsel çerçeveyle de
irtibatlıdır. Bu açıdan milliyetçilik, ilk önce, modern zamanlara özgü iletişimsel
bir model ve söylemsel biçimlenişi ifade eder (Deutsch, 1966; Calhoun 1993;
Brubaker, 1998). Söz konusu söylemsel biçimleniş, milliyetçiliğin psikolojik
çerçevesi ile de yakından ilişkilidir. Bu nokta, milliyetçiliğin modern öznenin
inşasındaki rolünü açığa çıkartır (Billig, 1999; Greenfeld, 2006). Milliyetçilik,
modern özne tarifinin dayandığı kendilik kategorisini sunar. Lacanyen anlamda
milliyetçilik; bir yandan, ayna metaforunun kendilik veya ötekilik üzerinden
psikosomatik icrasıyla, diğer yandan, dil üzerinden üretilen ortak bir semboller
dünyasının –Öteki’nin– tecrübe edilişiyle irtibatlıdır. Milliyetçiliğin psikolojik
bağlamına yapılan vurgu, etnik aidiyetin nasıl olup da bu denli kuvvetli bir
siyasal bağa dönüştüğü sorusuna da yanıt arar (Calhoun, 1997; Alter, 1994;
Brubaker, 1992, 2007). Milliyetçiliğin söylemsel çerçevesi, gündelik olarak
işlevselleşen etnokültürel aidiyet biçimlerine ve bunlardan üretilen bir
sembolizmler bütününe işaret eder. Bu açıdan, milletin sembolik olarak
tasavvuru, salt yapısal belirleyicilerden değil, öznenin gündelik hayatına ilişkin
rutinlerden de beslenir (Billig, 1988). Bu çerçevede, milliyetçiliğin, nasıl olup
da, gündelik söylem üzerinden yeniden üretilebildiği sorusunun yanıtı, bizatihi,
milliyetçiliğin sıradan rutinler üzerinden işlevselleşen bağlamında aranır
(Billig, 2002). Modern öznenin gündelik hayatı, bireyleşmenin içinde tecessüm
ettiği, söylemsel bir alagmatiğin konusudur.
3. Milliyetçilik, Etnisite ve Ontolojik Kriz
Milliyetçilik ve etnisite ilişkisi; milletin algı, tasavvur ve sembolizmine
ilişkin varoluşsal bir aidiyet meselesi olarak okunabilir. Söz konusu varoluşsal
aidiyet sentaksı, ilk olarak, kendilik (ipseity) ile kimliğe dayalı aynılığın (idem)
diyalektik plastisitesine dayanır. Milli kimlik, bu sentaksın tecessüm ettiği,
200 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
mekânzamansal (spatiotemporal) bir konumlanma meselesi olarak öne çıkar
(Kristeva, 1981, 1993; Bhabha 1992). Milliyetçilik ve etnisite ilişkisi, dünyanın
tecrübesinin içkin ve özgül niteliğini kurucudur. İkinci olarak, milliyetçilik ve
etnisite ilişkisi, güç ve iktidarın tanımıyla da doğrudan irtibatlıdır. Özellikle,
azınlık milliyetçilikleri ve ayrılıkçı hareketlerin etnisite meselesini ele alışları,
bu nedenle, içkin bir aidiyet biçimini varoluşsal bir milli kimliğe dönüştürme
önceliğini taşır. Ancak bu öncelik, ontolojik kriz patolojileriyle irtibatlı,
kırılgan bir sonuç doğurur. Bu bağlamda, örneğin, kimlik üzerinden sabitlenen
mekân ve hafıza sıkışmasındaki herhangi bir kırılma, milli aidiyeti ve millet
tarifini ontolojik ve mnemoteknik bir krize sürükler.
Millet tarifinin ontolojik bir aidiyet kırılmasına konu olması, en açık
haliyle, azınlık ve diaspora milliyetçiliklerinde karşımıza çıkar. Sömürgecilik
ve sonrasına yönelik milliyetçi yazın da, söz konusu kırılmanın şiddetle tecrübe
edildiği bir diğer örnektir. Genelde milliyetçilik, özelde ise, azınlık ve diaspora
milliyetçilikleri bahsinde; mekân ve yaşayan hafıza arasındaki ilişki, üzerinde
önemle düşünülmesi gereken bir noktadır (Moore, 2001a). Kimliksel bağlamın
kuruculuğu nedeniyle; azınlık meselesi, etnik aidiyetin kurucu önem taşıdığı,
giderek evrensel bir nitelik kazanmaya başlayan bir konudur (Kymlicka, 2005:
116). Milletin tarifi açısından belirginleşen bu dönüşüm, normatif milliyetçilik
teorisini ortaya çıkaran ontopolojik ve mnemoteknik krizin sonucudur. Bu
noktada, özellikle devlet kurma amacına yönelen azınlık milliyetçiliklerinin,
sözü edilen krizin patolojik izler yaratacak derinlikte tecrübe edildiği hareketler
olarak tarif edilmesi mümkündür. Gaston Miron’un Québec referandumunda
ayrılık kararının reddedilmesi sonrasında kaleme aldığı şu ifade, varoluşsal
krizin ontopolojik ve mnemoteknik vasfının, nasıl olup da kitlesel bir bedene
bürünme ve yeniden doğuş seremonisine dönüşebildiğini de gözler önüne serer:
“Bir gün kendi doğuşuma evet demiş olacağım” (Pask, 2001: 37).
Milliyetçilik ve etnisite ilişkisine konu olan ontolojik kriz, aynı zamanda,
bir yoksunluk hezeyanı (delirium) olarak tecrübe edilir (Lacan, 1988: 167;
Kristeva, 1982: 81). Bu hezeyan hali, kimliğe dair evrensel niteliğin, kapsadığı
varsayılan özgül bağlamda karşılık bulamaması olarak tarif edilebilir. Özgüllük
ile evrensellik arasındaki bu kırılma, diaspora milliyetçiliklerinde öne çıkan,
milli aidiyete ilişkin bir sıkışmaya tekabül eder. Nitekim, özellikle diaspora
milliyetçilikleri açısından milli aidiyet, belirleyici bir “kurucu ilkçilik”
üzerinden işlevselleşir (Suny, 2001, 866). Ne var ki, bu husus, mekânzamansal
bir kırılmanın dışa vurumunu da ifade eder (Anthias, 1998; Lotfalian, 1996).
Burada, bir yandan varoluşsal bir bağlılık esası güdülür. Böylece; kayıp vatan
ve kayıp zaman, özgül birer aidiyet bağlamına dönüşür. Diğer yandan, hali
hazırda bağlı bulunulan statü biçimini vurgulayan yurttaşlığa dayalı milliyet
bağı, yoksunluk hezeyanını derinleştiren, melankolik damarı sürekli olarak
kanatan bir işlev görür. Gerek diaspora, gerekse de azınlık milliyetçiliği,
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ 201
mekânzamansal kırılmadan beslenen ontopolojik ve mnemoteknik bir krizin ve
yoksunluk hezeyanının izlerini kuvvetle barındırır. Bu haliyle, hem azınlık hem
de diaspora milliyetçiliğine konu olan millet tarifi, daima, bölünmüş bir mekân
melankolizmi ve parçalanmış bir hafıza travması içerir.
Ontopolojik ve mnemoteknik krizin derinden tecrübe edildiği bir diğer
örnek de, sömürgecilik meselesinde su yüzüne çıkar.14 Sömürgecilik ve tarih
ilişkisi, ontolojik krizin mnemoteknik çerçevesini belirler. Bu nokta, mekânın
yitirildiği bir durumda, milli hafızanın bölünmesinden kaynaklanan bir krize
işaret eder (Anderson, 2005). Bu hafıza kırılması, örneğin Chaterjee’ye göre
(2004), “materyal” ve “ruhsal/kültürel” alanlar arasındaki ayrışma zorunluluğu
ile irtibatlıdır. Sömürgeleştirilenin, sömürgeleştirenin tekniğini alırken, kültürel
olarak ondan ayrışma ihtiyacı bu durumu açıklar. Sömürgecilik sonrasına dair
yazın üzerinden ele alınışı itibariyle; etnos ve milliyet ilişkisi, mekânzamansal
bir güç döngüsünün nasıl olup da hakim bir meta-anlatıya dönüşebildiğini ve
varoluşsal bir taklit (mimicry) sarmalı içinde kamufle olabildiğini gösterir
(Anderson, 1998; Fanon 2004; Bhabha 1984; Duara, 2004; Simpson, 2007). Bu
durum, Öteki’nin mnemoteknik açıdan homojenleştirilmiş bir zamansallığa
sıkıştırılması ve mekânın metonomik olarak tasavvur edilmiş bir sembolizmin
izdüşümüne dönüşmesi sonucunu doğurur.
Milletin tarihsel mekânzamansallığı, milliyetçilik ve etnisite ilişkisinin
ontolojik vasfına dair önemli bir tartışmanın konusudur. Millet ve tarih ilişkisi;
zamanın tecrübe edilişine ilişkin olarak, modernleşmeyle birlikte ortaya çıkan
köklü bir dönüşümden bağımsız değildir. Buna bağlı olarak, milliyetçilik,
eşzamanlılık üzerinden tanımlanan bir aidiyet ve birliktelik tecrübesini işlevsel
kılar (Anderson, 1991: 24-25; Bhabha, 2007: 226-229; Taylor, 1997: 38). Bu
açıdan milli hafıza, tarihte yaşar. Tarih, milli hafızanın, yalnızca geçmişten
gelen kaynağı değil, aynı zamanda, geleceğe bükülen taşıyıcısıdır. Bu nedenle,
mevcudiyet metafiziğinin ifadesi olan modern özne tarifi, millete atfedilen bu
zamansallık tasviri üzerinde yükselir. Bu noktada, milleti “modern bir Janus”’a
benzeten Tom Nairn (1997), Janus’un her iki yüzünün de çelişkili bir zamansal
belirlenime dayandığını belirtir. Janus’un bir yüzünü, içkin bir aidiyetin kök
salma ihtiyacınca belirlenen geçmişe-yönelim olarak tarihsel bir ilkçilik; diğer
14Etnisite
ve milliyetçilik ilişkisi konusunda milliyetçi ideolojinin işlevine işaret eden
okumalar, sömürgecilik ve sonrasına ilişkin tartışmalar açısından önem taşır.
Özellikle Chaterjee (1993) tarafından altı çizilen etnik grup ve seçkinler arasındaki
ilişki, modernist paradigmanın izlerini taşır. Buna karşın, Bhabha’nın (2007)
yapısalcılık ve psikanaliz ile irtibatlı okuması ve Fanon (2004) üzerinden ortaya
koyduğu eleştirel perspektif, klasik etnisite tariflerinin milliyetçilik teorileri içindeki
ağırlığını dönüştürücü bir rol oynar.
202 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
yüzünü ise, geleceğe-yönelim içinde zuhur eden kitlesel bir umut, tasa ve kader
birliği algısı belirler. Dünyanın, geçmiş ve geleceğin şimdiki anlar üzerinden
sabitlendiği modernlere özgü bir eşzamanlılık üzerinden tecrübesi, milliyetçi
mekânzamansallığın özgüllük ve evrenselliği bağlayan diyalektik plastisitesini
kurucudur.
Geçmişle kurulan nostaljik veya melankolik teması şimdiliğin eşzamanlı
tecrübesiyle ören milli hafıza ve milletin ortak kaderini resmeden ilerlemeci bir
gelecek nosyonu, milletliğin zamansal bütünlüğüne işaret eder. Bu zamansallık
algısı, mnemoteknik ve mekânsal bir yerleşiklik sembolizmiyle tamamlanır.
Öyle ki, özgül ve içkin bir aidiyet belirleyicisi olarak etnokültürel bağı, milletin
hafıza direği haline getiren, yalnızca milli tarih değil, aynı zamanda, bu tarihe
uygun biçimde kodlanan bir birlikte-varoluş ve kapsayıcı milli ontopolojidir.15
Milletin mekânzamansallığı, milliyetçilik ve etnisite ilişkisinin ontopolojik
vasfını belirler (Derrida, 1992b; Bennington, 1990; Cheah, 2003). Bu nokta, bir
yandan, milletin ontolojik aksiyomuna; diğer yandan ise, bu aksiyomun
üzerinde gerçekleştiği milli topoi ile kurulan ilişkiye işaret eder. Milli mekânla
kurulan ontolojik irtibat, öncelikle, etnik bir aidiyet bağlamı üzerinden
sabitlenen bir hısımlık ve/ya ilkçilik üzerinden tarihsel bir kabul görür (Grosby,
2005, 2007). Diğer yandan, mekânın ontolojik tasavvuru, aynı zamanda
moderniteye özgü bir siyasal konumlanış algısı ve bu algının temsili biçimlere
dönüşmesi zorunluluğu ile örtüşür (Guibernau, 1996b). Bu nokta, ulus-devlet’i
ontopolojik bağlamı içinde ele almayı mümkün kılar. Siyasal mekânın, göreli
bir aidiyet biçiminin ilkçi bir tarihselleştirmeye tabii tutulmasıyla olduğu kadar,
ancak devlet eliyle işlevselleşmesi mümkün görülen temelci bir yurttaşlığa
dayalı kamu talebiyle ilişkilenmesi de milliyetçiliğe ilişkin normatif bağlamı
tartışmaya açar.
4. Milliyetçilik ve Etnisite İlişkisinin Normatif
Bağlamı
Milliyetçilik ve etnisite ilişkisinin normatif bağlamı, aidiyetin özgül ve
evrensel çerçevesine ilişkin kapsamlı bir tartışmanın konusudur. Bu açıdan
milliyetçilik ve etnisite ilişkisi, öncelikle, özgüllük ve evrensellik ilişkisinin
15Varoluşsalı
vurgulayan onto kelime kökü ile mekânsallığı ifade eden topoi ibaresini
ihtiva eden ontopoloji, Jacques Derrida (1992b) tarafından aksiyomatik bir sistem
olarak tarif edilir. Derrida’ya göre milliyetçilik, ideolojiden ziyade, ontopolojik bir
aksiyom olarak ele alınmalıdır. Bu açından; milliyetçiliğin ontopolojisi, milletin
birlikte-varoluşuna dair ontolojik vasfın yanı sıra, bu vasfın mekânsallık kazandığı ve
sembolik olarak temsil ve tecrübe edildiği topoi’nin de incelenmesini gerektirir.
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ203
normatif eksenini belirleyen Hegelyen tanınma (Anerkennung) ve karşılıklılık
kavramları üzerinden okunabilir. Tanınmaya konu normatif çerçeve, kimliğe
ilişkin özgül içkinlik ile evrensel aşkınlık arasındaki irtibatın plastik vasfında
somutlaşır. Millet olarak tanınma; kendi ile öteki, özgül ile evrensel, içkin ile
aşkın arasındaki diyalektik ilişkiden beslenir. Bu nedenle, milletin normatif
olarak nasıl tarif edileceğine yönelik herhangi bir tartışma, aidiyetin özgüllük
ve evrensellik arasında gidip gelen yapısına ilişkin kimi sorulara cevap vermeyi
gerekli kılar (Canovan, 1998). Milliyetçilik ve etnisite ilişkisinin normatif
bağlamı, milletin ontolojik sınırlarının nasıl tarif ve tayin edileceğine yönelik
kimlik, farklılık ve tanınma merkezli tartışmalarda su yüzüne çıkar.
Bu noktada öne çıkan ilk tartışma konusu, cinsiyet temellidir. Kadının
milliyetçilik teorilerindeki yeri, özcülük tartışmasının her an alevlenmeye hazır
olduğu bir mecradır (Yuval-Davis, 2011). Milliyetçi söylemde kadın, maternal
yüceliğin aktüel faillik öznesidir. Kadın, sağlıklı ve dinç nesillerin yaratıcısı ve
ailenin sorumluluk sahibi taşıyıcısını ifade eder (Mohanty, 1991). Milliyetçi
söylemde, kadına yüklenen maternal vasıf, aynı zamanda, nesiller arası
aktarımın hayatiliği ile ilgilidir. Nitekim kadın, milletin hem pisişik hem de
kolektif olarak zuhur ettiği birleşik ortamlarla kurulan irtibatı, fiziken olduğu
kadar, mnemoteknik açıdan da mümkün kılar. Kadın, bu açıdan, milliyetçi
ihtimamın (care) sürekli taşıyıcısı olarak belirir. Bir ihtimam öznesi olarak
kadın, bedeniyle millete vücut verir. Bu milli tecessüm hali, Cynthia Enloe’ye
(1989: 44) göre, maskülenize edilmiş bir “hafıza”, “aşağılanma” ve “umut”
döngüsü içinde gerçekleşir. Diğer yandan kadın, milliyetin varoluşsal taşıyıcısı
olarak öne çıkar (Anthias ve Yuval-Davis, 1992; Sharp, 1996). Bu varoluşsal
dinamik, eklektik bir aidiyet ve mevcudiyet hali olarak tezahür eder.
Milliyetçilik, topluluğu oluşturanların öz-ilkçiliğinden türer. Bu açıdan,
milliyetçilik, etnokültürel bağlamı solipsistik bir temele dönüştüren bir özcülük
biçimi sunar. Milliyetçilik, kendi öz tanımı karşısında yükselebilecek alternatif
özgüllük bağlamları karşısında mesafelidir. Bu mesafe nedeniyle, her ne kadar,
söylemsel açıdan “milletin sembolik taşıyıcısı” olarak kabul görse de, kadın,
milli failliğin doğrudan belirleyicisi değildir (McClintock, 1993: 62). Bu nokta,
özcü bir biriciklikle irtibatlandırılıp cinsiyetçi bir sosyo-politik bağlam
üzerinden okunabilir (McClintock, 1995: 352). Bu yüzden, milliyetçiliğin
maskülenize edilmiş bir söylemi ve cinsiyetçi bir pragmatizmi işlevselleştirdiği
tespiti, kadın ve milliyetçilik ilişkisi üzerinde yoğunlaşan çalışmaların sıkça
mutabık kaldıkları bir konudur (Kandiyoti, 1991; Yuval-Davis, 1997; Anthias,
1992). Milliyetçiliğin cinsiyet bağlamı, özgüllük tartışmalarının yanı sıra,
204 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
temelcilik16 meselesi itibariyle de dikkat çekilen bir noktadır (Sharp, 1996;
Walby, 1992). Bu temelci çerçeve itibariyle milliyetçilik, hipotetik bir irade
ilkesine ve eşit saygı politikasına bağlanır. Bu açıdan, cinsiyet; evrensel ve
soyut bir aidiyet kategorisi olarak yurttaşlık statüsünde hipotetik biçimde
eşitlenebilmek üzere, normatif olarak aşılması, kamusallığın ve siyasal olan’ın
dışına taşınması öngörülen bir özgüllük biçimidir.
Milliyetçilik ve etnisite ilişkisinin normatif bağlamını belirleyen bir
diğer kimlik tarifi, cinselliğe dayalı aidiyet biçimleri üzerinden okunabilir.
Etnisitenin ait olduğu özgül bağlam, normatif teorik perspektifte genişleyerek
cinselliği merkez alan kimlik biçimlerini de içine alır. Söz konusu normatif
genişlemenin etkisiyle; örneğin, çokkültürcülük, cinsellik merkezli kimliksel
belirlenimleri de kapsamaya başlamıştır (Kymlicka, 1998). Queer teorinin
yükselişi, genelde heteroseksizm ve homofobiyle özdeşleştirilen milliyetçiliğin
ve tekil bir homojen aidiyet önermesi olarak görülen milliyet prensibinin özgün
bir mecradan değerlendirilmesini mümkün kılmıştır (Sedgwick, 1992; Berlant
ve Freeman, 1992; Walker, 1996). Özellikle, Sessiz Devrim sırasında Québec
milliyetçiliğinin eşcinsel hareketle yakın teması, milletin tasavvur ediliş
biçimlerinin cinsel çoğulculukla uyuşabileceğini gösterdi (Stychin, 1997: 6).
Bununla birlikte, aynı dönemde, queer millet tartışmasının doğrudan doğruya
nominalizm meselesine bağlandığı tespiti de giderek öne çıktı (Jenson, 1993).
Bu açıdan, Fransız postyapısalcılığı ile Lacanyen psikanalizin etkisi altındaki
queer milliyetçilik, kurumsallaşmış heteroseksüelizmi reddettiği gibi, birleşik
bir eşcinselliğe karşı bir itiraz da geliştirdi (Rankin, 2000). Bu nedenle, queer
millet; aşkın, evrensel ve soyut bir dayanak üzerinden tanımlanmadığı ölçüde,
çoğunlukla, göreli bir aidiyet bağlamına ve nominal bir tarife ait sayıldı.
Milliyetçilik etnisite ilişkisinin normatif bağlamı açısından öne çıkan bir
diğer aidiyet temeli de dindir. Milliyetçiliğin mekânzamansal ve etnokültürel
bağlamı, dinin varoluşsal tasavvur biçimleriyle örtüşür (Anderson, 2001: 38;
Armstrong, 2004: 16). Dinin, milletlik ve etnisite ilişkisi açısından taşıdığı
önem, milletlerin tarihselliği tartışmasına olduğu kadar, milletin evrenselliği
meselesine de bağlanır. Özellikle, ortaçağcı okumalar, milletin ilk ortaya
çıkışını 16. yüz yılın ilk yarısına götürürken dini reformasyonun rolünü
vurgular (Greenfeld, 1995; Llobera, 2005). Bununla birlikte, tarihsel evrimi
16Milliyetçiliğin
cinsiyet üzerinden okunuşu, özgüllüğün yanı sıra evrenseliğin de
dikkate alınmasını gerektirir. Günümüzde milliyetçiliğin, Kantgil aşkınlık söylemine
dayalı bir kamu tahayyülünü normatif olarak işlevselleştirmeye devam ettiği
söylenebilir. Esasen bu nokta, milliyetçiliğin Kedourie (1993) tarafından altı çizilen
felsefi ve kategorik temelciliğini tartışmaya açar. Bu mesele, milletin siyasal aşkınlık
temeli üzerinden tanımlandığı yaklaşımlar açısından da kurucu önem taşır.
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ205
içinde; milletlik, dini aidiyeti ikame eden bir topluluk tahayyülü içerir (Hayes,
1948). Bu tahayyül, örneğin “seçilmiş halk” ifadesinde olduğu gibi; dini,
bizatihi milliyet tanımının içinde tutmaya devam edebilir (Hastings, 1997;
Smith 2003). En genel haliyle, din, milliyetçi bir metamorfozun konusu
olmuştur. Llobora’ya (1996) göre, milliyetçilik, dinsel tasavvur ve sembolizm
dünyasını devşiren, evrenselliğini bu devşirdiği temelden alan bir düşüncedir.
Bu nokta, modern siyasal topluluk fikrinin, yurttaşlığa dayalı kamu idealinin ve
millet üzerinden tanımlanmış demosun; normatif bir tarafsızlık vurgusu
üzerinden meşrulaştırılmasını getirir (Young, 1990: 103). Din ve milliyetçilik
ilişkisi, modern zamanlarda iyiden iyiye yerleşen bir ikame sistematiği
barındırır (Anderson, 1991: 11-12). Bu açıdan, milliyetçilik, dini aidiyetin
kutsal bağlamını seküler bir dönüşüme tabii tutmuştur. Milliyetçilik tarafından
yalnızca siyasal olarak değil, kültürel olarak da yüceleştirilen millet, böylece,
yarı-kutsal bir mahiyet kazanmış ve modern zamanların seküler tanrısı olarak
ifade bulmuştur (Llobera, 1996: 221). Bu nokta, milliyetçiliğin konusu olan
özgül ve evrensel arasındaki diyalektiğin plastik vasfını gösterir. Din; milliyet
fikrine konu olan özgül ve içkin bir özün, aşkın ve soyut bir temele
eklemlenerek evrensel bir kategorik dayanağa dönüşmesi açısından önem taşır.
Millet, milliyet ve milletliğin tarifinde ırka atfedilen önem, milliyetçilik
etnisite ilişkisinin normatif çerçevesi açısından önem taşıyan bir başka zemin
sunar. Irk, millet ve halk kavramları, özellikle 19. yüz yıl boyunca birbirlerini
karşılayan anlamlara sahip olmuş ve zaman zaman birbirlerinin yerine
kullanılmıştır (Hewitson, 2006: 317). Bu noktayı belirleyen temel dinamik,
millet ve ırk üzerinden tanımlanan ve topluluğa atfedilen “doğal” karakter
olmuştur. Étienne Balibar’a göre (1996: 141), ırk ve dil kavramları, tarihsel
olarak varlığını idame ettiren kitlelere “doğa” atfetmenin ve böylece süregiden
bir varoluşsal anlam yüklemenin iki temel biçimini ifade eder. Irkın gerek
tarihsel, gerekse de normatif tarife konu olan anlamı, genellikle, milliyetçiliğin
işlevi üzerinden okunur. Örneğin, Nairn (1997) ırkçılığın, milliyetçiliğin aşırı
bir ucu olduğu yorumunu ortaya koyar. Buna karşın, Anderson (1991),
milliyetçiliğin ve milliyet algısının tarihsel bağlamı ile biyolojik nitelik
arasında fark gözetir. Jenerik bir biyo-politikten ziyade, milliyetçilik, kültürel
bir belirlenime dönüşen, varoluşsal bir aidiyet bağlamı üzerinden işlevselleşir.
Varoluşa ilişkin mekânzamansal bir tarif imkanı sunması, milliyetçiliğin hakim
bir kültürel belirlenimi sürekli olarak yeniden üretebilme kabiliyetini gösterir.
Bu nedenle, örneğin, Smith (1991) milliyetçiliği öncelikli olarak kültürel bir
doktrin olarak tarif eder (40). Guibernau (1996a) ise, milliyetçilik ve ırkçılık
arasındaki farktan hareketle, milliyetçiliğin kültürel rolünü vurgularken,
ırkçılığın belirli hakların ortadan kaldırılmasına yönelik bağlamını ayrıştırır.
Buna karşın, Jenkins’e (1997: 74-76) göre, hem milliyetçilik hem de ırkçılık,
206λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
birer etnik kimliklenim meselesidir. Kültürel ve biyolojik oryantasyon farkı,
milliyetçilik ve ırkçılığın birbirlerinden ayrılmalarını mümkün kılar.
Milliyetçilik, etnokültürel özgüllüğü daimi ve kurucu sayan bir düşünce,
ontopoloji ve söylem biçimidir. Özgüllük meselesi, milliyetçiliğin tasavvur ve
sembolizmle irtibatını gündeme getirir. Söylem ve anlatı olarak millet, yalnızca
topluluğa dair kolektif bir ortaklık şemsiyesini değil, aynı zamanda öznel bir
tecrübeyi, bireysel kimliğin pisişik bağlamını belirleyici psikolojik bir dayanağı
ifade eder (Calhoun, 1997: 22). Pisişik ve kolektif bireyleşmenin alagmatik
yapısı; yalnızca algı ve tasavvurlar üzerinden değil, aynı zamanda, dünyanın
öznel tecrübesinin anlatısal ve söylemsel vasfında zuhur eder. Bu nedenle,
milletliğin söylemsel karakteri, dünyanın anlatısal tecrübesinde ifade bulur
(Bhabha, 2004a, 2004b; Balakrishnan, 1995). Söz konusu anlatısal tecrübe
bağlamında milli kimlik, “icrai bir ilke” vazifesi görür (Duara, 1996: 163).
Dil, eğitim ve kültür, milletliğin söylemsel yayılmasının öznel ve kitlesel
saç ayaklarını oluşturur. Milliyetçilik; birlikte-varoluşa dair özgül bağlamı,
milli dil üzerinden işlev gören evrensel bir söylemsel çerçeve haline getirir.
Böylece, meta-milliyet tahayyülü, bir yandan, özneyi söylemsel olarak
düzenleyen bir anlatıya dönüşürken (Cohen, 1996: 811); diğer yandan, kendi
kaderini belirleme yetkinliğini haiz bir siyasal öznenin belirlenim ilkesini
temellendirir (Miller, 2007: 126). Bununla birlikte, milliyetçiliğin metaanlatısal çerçevesi; aynı etnisite gibi, beden üzerinden ifade bulan, özneyi ortak
bir aidiyet bağının daimi kuruculuğuna referansla tanımlayan bir tecrübe
aracılığıyla, yani, dilin belirleyiciliği üzerinden şekillenir (Fishman, 1996a: 64).
Milletliğin tasavvur edilişi, ancak söylem ve dil üzerinden sembolik bir etki
doğurur. Sözü edilen sembolizm, modern bir inşa paradigmasının konusu
olduğu gibi –milli eğitim, milli dil, milli kültür aracılığıyla– gündelik
pratiklerde, rutinlerde ve tesadüfü sıradanlıklarda da ortaya çıkabilir. Metamilliyet tahayyülü ile banal milliyetçiliğin sembolik dili, milletin söylemsel
olarak inşa edilişini besleyen iki ana damardır (Billig, 2002). Bu açından,
etnisite ve milliyetçilik ilişkisi, bir yandan varoluşsal bir aidiyet bağlamına,
diğer yandan ise, hem fikri hem de tecrübeye dayalı bir belirlenime işaret eder
(Fishman, 1996a, 1996b).
Milliyetçilik, tasavvur ve sembolizm üzerinden işleyen bir söylem ve
meta-anlatı olarak tanımlanabilir (Bell, 2003: 22). Bir söylem biçimi olarak
milliyetçilik, milletlerin üzerinden tasavvur edileceği aidiyet vasfının tayininde
belirleyici rol oynar (Day ve Thompson, 2004: 101). Bununla birlikte, milletin
tasavvur ediliş biçiminin evrensel bir modele indirgenmesi güçtür. Lacanyen
bir ifadeyle belirtmek gerekirse; tasavvur edilen cemaat, imgesel olarak
varlığını sürdürmekle kalmaz, küçük öteki olarak imgeselleşen bir öznellik
alanından, büyük Öteki olan dil’in alanına sembolik olarak nüfuz edilmesiyle,
gerçeklik algısı yaratmaya ve her daim gerçekmiş gibi görülmeye başlar. Bu
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ 207
nokta, esasen, içsel ilkçiliğin imgesel ve sembolik çehresini verdiği gibi,
milliyetin de, her daim düzenleyici bir varoluşsal gerçek olarak kodlanmasını
sağlar. Milliyetçiliğin “rüya-patolojileri” olarak ifade edilen tasavvur halleri ile
“mit makinesi” olarak görülen sembolizmler bütünü arasındaki ilişki, tam da bu
nedenle kurucudur (Nairn, 1968: 4 ve 8).
Milliyetçiliğin rutinleşerek gündelik söylem ve pratikler üzerinden
yeniden üretimi, Renan (1996) tarafından altı çizilen “gündelik plebisit”in ikili
yapısı ile ilişkilidir. Söz konusu gündelik belirlenim, bir yandan, aidiyetin
mekânzamansal tecrübesini belirleyen ve gündelik rutinleri söylemsel olarak
ören bir habitus ile ilişkilenir (Bourdieu, 1989, 1991) Milliyetçilik, söylemin
sembolik gücü üzerinden yeniden üretilir. Milliyetçiliğin gündelik temsilleriyle
özdeşleştirilen Renangil siyasal onay meselesi, hipotetik bir plebisitin gündelik
kaynağı olarak görülen rızaya ilişkin normatif tartışmalara da temel oluşturur.
Bu çerçevede, ilk olarak, liberal milliyetçilik, etnokültürel özgüllük bağlamının
normatif olarak aşıldığı bir model olarak öngörülür (Tamir, 1993). İkinci
olarak, normatif siyaset teorisi ile eklemlenen yaklaşımlar; etnik ve kültürel
farklılıkların tanınması meselesinin nasıl ele alınacağı ve demos’un nasıl tarif
edileceği sorularına odaklanır. Bu nokta, etnik ve yurttaşlığa dayalı millet
tarifleri arasındaki kırılgan ilişkiyi tamire girişen okumalar için belirleyicidir
(Schnapper 1998a, 1998b). Bu çerçevede, etnisite ve milliyetçilik ilişkisinin
normatif bağlamı, kültürel çoğulculuk ve/ya etnokültürel süreklilik üzerinden
olduğu gibi; kurumsal tanınma, adil muamele ve hatta ayrılma hakkına ilişkin
normatif düzenlemeler ve prosedürler ekseninde de değerlendirilir (Kymlicka,
2001; Moore, 2001b; Nielsen, 1998; Miller, 1999, 2000).
Sonuç
Etnisite ve milliyetçilik ilişkisi, özgüllük üzerinden tarif edilegelen ve
neredeyse aksiyomatik bir bağlamla özdeşleştirilen bir aidiyet meselesi olarak
karşımıza çıkar. Gerek etnisite, gerekse de milliyetçilik teorileri, bu ilişkiyi,
Kartezyen ikileştirme mantığı üzerinden okumaya meyillidir. Buna mukabil,
siyasal ve sosyal araştırmaların son çeyrek yüz yılı, paradigmatik ve pozitivist
argümantasyonların gerilediği, meta-analizlerin giderek geçerliliğini yitirdiği
bir dönemi ifade eder. Söz konusu dönüşümün, etnisite ve milliyetçilik
ilişkisinin analizi açısından da dikkate değer bir değişimi beraberinde getirdiği
söylenebilir.
Günümüzde, milliyetçilik ve etnisite ilişkisinin, klasik çalışmalardan ayrı
bir düzlemde, üç temel konu üzerinden ele alındığını söylemek mümkün. Bu
çerçevede, ilk olarak, milletlerin modernliği meselesi, temel bir itiraza konu
oluyor. Milliyetçilik ve etnisite ilişkisini belirleyen aidiyet dinamikleri,
modernite öncesi aidiyet biçimlerinin özgül kimliksel bağlamı ihmal edilmeden
208λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
ele alınıyor. Böylece, süregelişçiliğe yatkın olan etno-sembolcü ve ortaçağcı
okumalara, giderek, yeni çalışmalar ekleniyor. Millet mefhumunun özgül
bağlamının modern öncesi zamanlara uzanan belirleyiciliği üzerinde durulması,
milliyetçiliğin yeni bir yordamla ele alınmasını da beraberinde getiriyor. Bu
nokta, bir yandan, süregelişçilik ile ilkçiliğin birbirlerine karıştığı bir epistemik
sakıncayı barındırırken, diğer yandan, aidiyet meselesinin modern öncesi
dönemlere uzanan temellerine ışık tutuyor.
İkinci olarak, milliyetçilik ve etnisite ilişkisi, normatif siyaset teorisinin
öncelikli gündem maddelerinden birisi haline gelmiş bulunuyor. Bu açıdan
etnisite, nominalizme konu olan kültürel bağlamı üzerinden okunurken;
milliyetçilik, kategorik ve prosedürel mahiyeti nispetinde inceleniyor. Bu
haliyle; milliyetçilik ve etnisite ilişkisi, tanınma politikası ve çokkültürcülük
okumaları ile daha fazla eklemleniyor. Diğer yandan, normatif milliyetçilik
teorisinin gelişmesi ile birlikte, etnisite ve milliyetçilik ilişkisi, özellikle siyasal
mekân, müdahalecilik veya ayrılıkçılık tartışmaları açısından da belirleyici bir
mesele haline gelmiş bulunuyor. Söz konusu tartışmaların ayırt edici özelliği
ise; aidiyetin diyalektik ve alagmatik vasfının tartışılmasından ziyade, özellikle,
hakkaniyet ve adalet meselelerinin milliyetçilik ve etnisite okumalarına dahil
edilmesi olarak göze çarpıyor.
Son olarak, milliyetçilik ve etnisite ilişkisinin, aidiyete ilişkin tasavvur
dinamikleri üzerinden yeniden okunduğunu söylemek mümkün görünüyor. Bu
çerçevede etnisite, millet tarifi açısından belirleyici sayılmaya devam ederken;
milliyetçilik, eleştirel bir okumayla, milletin nominal öneminden ayırt ediliyor.
Bu noktada tartışma, milliyetçilikten arındırılmış bir millet tarifinin mümkün
olup olmadığı sorusu ekseninde cereyan ediyor. Milletin tarifi meselesine
ilişkin olarak; giderek artan biçimde, etnik ve yurttaşlığa dayalı bağlamların
Janus-yüzlü karşıtlığının ötesine taşınan, sınıflandırmaya mesafeli, eleştirel bir
araştırma temayülü ortaya çıkıyor.
Milliyetçilik ve etnisite ilişkisi, henüz, fenomenolojik bir araştırma
konusu haline gelebilmiş değil. Her ne kadar, son dönemde ortaya konulan
çalışmalar, klasik milliyetçilik teorilerinin nüfuz alanından ayrılmaya meyilli
görünseler de; milliyetçilik ve etnisite ilişkisinin, aidiyetin hermeneutik ve/ya
alagmatik vasfı üzerinden değerlendirilmesine sık rastlanmıyor. Her ne kadar,
açıklamanın yerine anlamayı, sınıflandırmanın yerine yorumu, cevabın yerine
soruyu koyan hermeneutik bir okuma meyli henüz ufukta belirmiş değilse de;
yine de, klasik okumaların epistemik krizini hazırlayan Kartezyen ikileştirme
mantığından sıyrılma temayülünün giderek yaygınlaşması, etnisite ve
milliyetçilik çalışmalarının geleceğini belirleme potansiyeli taşıyor.
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ209
Kaynakça
Alter, Peter (1994), Nationalism (London: Edward Arnold).
Anderson, Benedict (1991), Imagined Communities: Reflections on the Origin and Spread of
Nationalism (New York: Verso).
Anderson, Benedict (1998), The Spectre of Comparisons: Nationalism, Southeast Asia, and the
World (London: Verso).
Anderson, Benedict (2001), “Western Nationalism and Eastern Nationalism: Is there a Difference
that Matters?” New Left Review, 9: 31-42.
Anderson, Benedict (2005), Under Three Flags: Anarchism and the Anti-colonial Imagination
(London: Verso).
Anthias, Floya (1992), Ethnicity, Class, Gender and Migration: Greek Cypriots in Britain (Aldershot:
Avebury).
Anthias, Floya (1998), “Evaluating Diaspora: Beyond Ethnicity?” Sociology, 32(3): 557-580.
Anthias, Floya and Nira Yuval-Davis (1992), Racialized Boundaries: Race, Nation, Gender, Colour
and Class and the Anti-Racist Struggle (New York: Routledge).
Armstrong, John A. (1982), Nations Before Nationalism (Chapel Hill: University of North Carolina
Press).
Armstrong, John A. (2004), “Definitions, Periodization, and Prospects for the Longue Durée,”
Nations and Nationalism, 10(1/2): 9-18.
Balakrishnan, Gopal (1995), “The national imagination,” New Left Review, 211: 56-69.
Balibar, Etienne (1996), “The Nation Form: History and Ideology,” Eley Geoff ve Suny, Ronald G.
(eds.), Becoming National: A Reader (Oxford: Oxford University Press): 132-149.
Banton, Michael P. (1983), Racial and Ethnic Competition (Cambridge: Cambridge University
Press).
Banton, Michael (2007), “Max Weber on ‘Ethnic Communities’: A Critique,” Nations and
Nationalism, 13 (1): 19-35.
Barth, Fredrik. (ed.) (1998); Ethnic Groups and Boundaries: The Social Organization of Culture
Difference (Long Grove, Illinois: Waveland Press).
Bell, David A. (2003), The Cult of the Nation in France: Inventing Nationalism, 1680-1800
(Cambridge: Harvard University Press).
Bennington, Geoffrey (1990), “Postal Politics and the Institution of the Nation,” Homi K. Bhabha
(ed.) Nation and Narration, (New York: Routledge): 121-37
Berlant, Lauren ve Freeman, Elizabeth (1992), “Queer Nationality,” Boundary 2, Spring: 149-180.
Bhabha, Homi K. (1984), “Of Mimicry and Man: The Ambivalence of Colonial Discourse,” October,
28: 125-133.
Bhabha, Homi K. (1992), “The World and the Home,” Social Text, 31/32: 141–153.
Bhabha, Homi K. (2004a), “Introduction: Narrating the Nation,” Homi K. Bhabha (ed.), Nation and
Narration (London: Routledge): 1-7.
Bhabha, Homi K. (2004b), “DissemiNation: Time, Narrative and the Margins of the Modern Nation,”
Homi K. Bhabha (ed.), Nation and Narration (London: Routledge): 291-322.
Bhabha, Homi K. (2007), The Location of Culture (London: Routledge).
210 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
Billig, Michael (1988), Ideological Dilemmas: A Social Psychology of Everyday Understanding
(London: Sage).
Billig, Michael (1999), Freudian Repression: Conversation Creating the Unconscious (Cambridge:
Cambridge University Press).
Billig, Michael (2002), Banal Nationalism, London: Sage.
Bourdieu, Pierre (1989), “Social Space and Symbolic Power,” Sociological Theory, 7(1): 14-25.
Bourdieu, Pierre (1991), Language and Symbolic Power (Cambridge: Harvard University Press).
Brass, Paul (1985), Ethnic Groups and the State (London: Croom Helm).
Brass, Paul (1991), Ethnicity and Nationalism: Theory and Comparison (Newbury Park: Sage).
Breuilly, John (1993), Nationalism and the State (Chicago: University of Chicago Press).
Breuilly, John (1996), “Reflections on Nationalism,” Stuart Woolf (ed.), Nationalism in Europe 1815
to Present: A Reader, (London: Routledge): 137-154.
Breuilly, John (2005), “Dating the nation: How old is an old nation?” Ichijo, Atsuko ve Uzelac,
Gordana (eds.), When is the Nation? Towards an Understanding of Theories of
Nationalism (London: Routledge): 15-39.
Brubaker, Rogers (1992), Citizenship and Nationhood in France and Germany (Cambridge:
Harvard University Press).
Brubaker, Rogers (1998), “Myths and Misconceptions in the Study of Nationalism,” Moore,
Margaret (ed.), National Self-determination and Secession (Oxford: Oxford University
Press): 233-265.
Brubaker, Rogers (2006), Ethnicity without Groups (Cambridge: Cambridge University Press).
Brubaker, Rogers (2007), Nationalism Reframed: Nationhood and the National Question in the
New Europe (Cambridge: Cambridge University Press).
Butler, Judith ve Spivak, Gayatri C. (2007), Who Signs the Nation-state? Language, Politics,
Belonging (Calcutta: Seagull).
Calhoun, Craig (1993), “Nationalism and Ethnicity,” Annual Review of Sociology, 19: 211-239.
Calhoun, Craig (1997), Nationalism (Minneapolis: University of Minnesota Press).
Canovan, Margaret (1998), Nationhood and Political Theory (Cheltenham: Edward Elgar).
Chatterjee, Partha (1993), The Nation and its Fragments: Colonial and Postcolonial Histories
(Princeton: Princeton University Press).
Chatterjee, Partha (2004), Nationalist Thought and the Colonial World: A Derivative Discourse
(Minneapolis: University of Minnesota Press).
Cheah, Pheng (2003), Spectral Nationality: Passages of Freedom from Kant to Postcolonial
Literatures of Liberation (New York: Columbia University Press).
Cohen, Abner (1969), Custom and Politics in Urban Africa: A Study of Hausa Migrants in Yoruba
Towns (Berkeley: University of California Press).
Cohen, Anthony P. (1996), “Personal Nationalism: A Scottish View of Some Rites, Rights, and
Wrongs,” American Ethnologist, 23(4): 802-815.
Cohen, Robin (1999), “The Making of Ethnicity: A Modest Defence of Primordialism,” Mortimer,
Edward ve Fine, Robert (ed.) People, Nation and State: The Meaning of Ethnicity and
Nationalism (New York: I.B. Tauris Publishers): 3-11.
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ 211
Connor, Walker (1994), Ethnonationalism: The Quest for Understanding (New Jersey: Princeton
University Press).
Day, Graham ve Thompson, Andrew (2004), Theorizing Nationalism (New York: Palgrave
MacMillan).
De Vos, George A. (1995), “Ethnic Pluralism and Accommodation,” De Vos, George A ve
Romannucci-Ross, Lola (eds.) Ethnic Identity: Creation and Accommodation (Walnut
Creek: Altamira Press): 15-47.
Derrida, Jacques (1992a), “Onto-Theology of National Humanism (Prolegomena to a Hypothesis),”
Oxford Literary Review. 14( ü1–2): 3–23.
Derrida, Jacques (1992b), The Other Heading: Reflections on Today’s Europe (Bloomington:
Indiana University Press).
Derrida, Jacques (2008a), “Heidegger’s Hand (Geschlecht II),” Psyche: Inventions of the Other, C.
II, (Stanford: Stanford University Press): 27-62.
Derrida, Jaques (2008b), “Interpretations at War: Kant, the Jew, the German,” Psyche: Inventions
of the Other, C. II., (Stanford: Stanford University Press): 241-298
Deutsch, Karl W. (1966), Nationalism and Social Communication. An Inquiry into the Foundations
of Nationality (London: Chapman ve Hall).
Duara, Prasenjit (1996), “Historicizing National Identity, or Who Imagines What and When,” Eley
Geoff ve Suny, Ronald G. (eds.), Becoming National: A Reader (Oxford: Oxford
University Press): 151-177.
Duara, Prasenjit (2004), “The Decolonization of Asia and Africa in the Twentieth Century,” Duara,
Prasenjit (ed.), Decolonization: Perspectives from Now and Then, (London: Routledge):
1-18
Enloe, Cynthia (1989) Bananas, Beaches and Bases: Making Feminist Sense of International
Politics (Berkeley: University of California Press).
Epstein, Arnold L. (1978), Ethos and Identity: Three Studies in Ethnicity (London: Tavistock).
Eriksen, Thomas Hylland (2002), Ethnicity and Nationalism: Anthropological Perspectives (London:
Pluto Press).
Fanon, Frantz (2004), The Wretched of the World (New York: Grove Press).
Fishman, Joshua (1996a), “Ethnicity as Being, Doing, and Knowing,” Hutchinson, John ve Smith,
Anthony D. (eds.), Ethnicity (Oxford: Oxford University Press): 63-69.
Fishman, Joshua (1996b), “Language and Nationalism,” Woolf Stuart (ed.), Nationalism in Europe
1815 to Present: A Reader, (London: Routledge):155-170
Geertz, Clifford (1963), “The Integrative Revolution: Primordial Sentiments and Civic Politics in the
New States”, Geertz, Clifford (ed.), Old Societies and New States: The Quest for
Modernity in Asia and Africa (Glencoe: The Free Press): 105-157.
Gellner, Ernest (1964), Thought and Change (London: Weidenfeld & Nicolson).
Gellner, Ernest (1981), “Nationalism,” Theory and Society, 10(6): 753-776.
Gellner, Ernest (1983), Nations and Nationalism (Ithaca: Cornell University Press).
Greenfeld, Liah (1995), Nationalism: Five Roads to Modernity, (Cambridge: Harvard University
Press).
Greenfeld, Liah (2006), Nationalism and the Mind: Essays on Modern Culture (Oxford: Oneworld).
Grosby, Steven (2005), “The Primordial, Kinship and Nationality,” Ichijo, Atsuko ve Uzelac,
212 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
Gordana (eds.), When is the Nation? Towards an Understanding of Theories of
Nationalism (London: Routledge): 56-78).
Grosby, Steven (2007), “The Successor Territory,” Leoussi, Athena S. ve Crosby, Steven E. (eds.),
Nationalism and Ethnosymbolism: History, Culture and Ethnicity in the Formation of
Nations, (Edinburgh: University of Edinburgh Press): 99-112.
Grosby, Steven (1995), “Territoriality: The Transcendental, Primordial Feature of Modern
Societies,” Nations and Nationalism, 1(2): 143–62.
Guibernau, Montserrat (1996a), Nationalism: The Nation-state and Nationalism in the Twentieth
Century (Cambridge: Polity Press).
Guibernau, Montserrat (1999b), Nations without States: Political Communities in a Global Age
(Cambridge: Polity Press).
Hastings, Adrian (1997), The Construction of Nationhood: Ethnicity, Religion, and Nationalism
(Cambridge: Cambridge University Press).
Hayes, Carlton J. H. (1948), The Historical Evolution of Modern Nationalism (New York:
Macmillan).
Hechter, Michael (1986), “A Rational Choice Approach to Race and Ethnic Relations,” Mason,
David ve Rex, John (eds.), Theories of Race and Ethnic Relations (Cambridge:
Cambridge University Press): 268-277.
Hechter, Michael (1987), Principles of Group Solidarity (California: University of California Press).
Hechter, Michael (1996), “Ethnicity and Rational Choice Theory”, Hutchinson, John ve Smith,
Anthony D. (eds.); Ethnicity (Oxford: Oxford University Press): 90-98.
Hechter, Michael (1999), The Celtic Fringe in British National Development: Internal Colonialism
(New Brunswick: Transaction Publishers).
Hechter, Michael (2000), Containing Nationalism (Oxford: Oxford University Press).
Hewitson, Mark (2006), “Conclusion: Nationalism and the Nineteenth Century,” Baycroft, Timothy
ve Hewitson, Mark (eds.), What is a nation? Europe 1789-1914 (Oxford: Oxford
University Press): 312-355.
Hirschi, Caspar (2012), The Origins of Nationalism: An Alternative History from Ancient Rome to
Early Modern Germany (Cambridge: Cambridge University Press).
Hobsbawm, Eric ve Ranger, Terence (eds.) (1983), The Invention of Tradition (Cambridge,
Cambridge University Press).
Hobsbawm, Eric (1990), Nations and Nationalism Since 1780 (Cambridge: Cambridge University
Press).
Horowitz, Donald (2001), The Deadly Ethnic Riot (Berkeley: University of California Press).
Horowitz, Donald L. (2000), Ethnic Groups in Conflict (Berkeley: University of California Press).
Horowitz, Donald L. (2004), “The Primordialists,” Conversi, Daniele (ed.) Ethnonationalism in the
Contemporary World: Walker Connor and the Study of Nationalism, (London: Routledge):
72-82.
Hroch, Miroslav (1993), “From National Movement to the Fully-formed Nation: The Nation-building
Process in Europe,” New Left Review, 198: 3-20.
Hroch, Miroslav (1998), “Real and Constructed: The Nature of the Nation”, Hall, Stuart, A. (ed.),
The State of the Nation: Ernest Gellner and the Theory of Nationalism (Cambridge:
Cambridge University Press): 91-106.
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ 213
Hroch, Miroslav (1985), Social Preconditions of National Revival in Europe: A Comparative
Analysis of the Social Composition of Patriotic Groups among the Smaller European
Nations (Cambridge, Cambridge University Press).
Hutchinson, John (2005a), Nations as Zones of Conflict (London: Sage).
Hutchinson, John (2005b), “Nations and Culture,” Guibernau, Montserrat ve Hutchinson, John
(eds.), Understanding Nationalism, Cambridge: Polity Press: 74-96.
Hutchinson, John ve Smith, Anthony D. (ed.) (1996), Ethnicity (Oxford: Oxford University Press).
Jenkins, Richard (1997), Rethinking Ethnicity: Arguments and Explorations (London: Sage).
Jenson, Jane (1993), “Naming Nations: Making Nationalist Claims in Canadian Public,” The
Canadian Review of Sociology and Anthropology, August, 30(3): 337-358.
Kandiyoti, Deniz (1991), “Identity and its Discontents: Women and the Nation,” Millennium: Journal
of International Studies, 20(3): 429-443.
Kedourie, Elie (1993), Nationalism (Oxford: Blackwell).
Kohn, Hans (1982), Nationalism: Its Meaning and History (Malabar: Krieger Publishing).
Kohn, Hans (2005), The Idea of Nationalism: A Study in its Origin and Background (New
Brunswick: Transaction Publishers).
Kristeva, Julia (1981), “Women’s Time,” Signs, 7(1): 13-35.
Kristeva, Julia (1982), “Psychoanalysis and the Polis,” Critical Inquiry, 9(1): 77-92.
Kristeva, Julia (1993), Nations without Nationalism (New York: Columbia University Press).
Kymlicka, Will (1998), Finding Our Way: Rethinking Ethnocultural Relations in Canada (Toronto:
Oxford University Press).
Kymlicka, Will (2001), Politics in the Vernacular: Nationalism, Multiculturalism and Citizenship
(Oxford: Oxford University Press).
Kymlicka, Will (2005), “Federalism and Secession,” Máiz, Ramón ve Requejo, Ferran (eds.),
Democracy, Nationalism and Multiculturalism (London: Frank Cass: 108-126.
Lacan, Jacques (1988), The Seminar of Jacques Lacan, Book II: The Ego in Freud’s Theory and in
the Technique of Psychoanalysis, 1954-1955 (Cambridge: Cambridge University Press).
Lawrence, Paul (2005), Nationalism: History and Theory (Harlow: Pearson, Longman).
Llobera, Josep R. (1996), The God of Modernity: The Development of Nationalism in Western
Europe (Oxford: Berg).
Llobera, Josep R. (2005), Foundations of National Identity: From Catalonia to Europe (New York:
Berghahn).
Lotfalian, Mazyar (1996), “Working Through Psychological Understandings of the Diasporic
Condition,” Ethos, 24(1): 36-70.
Mann, Michael (1992), “The Emergence of Modern European Nationalism,” Hall, John, A. and
Jarvie, I.C. (eds.): Transition to Modernity: Essays on Power, Wealth and Belief
(Cambridge, Cambridge University Press): 137-165.
McClintock, Anne (1993), “Family feuds: gender, nationalism and the family,” Feminist Review, 44:
61-80.
McClintock, Anne (1995), Imperial Leather: Race, Gender and Sexuality in the Colonial Contest
(New York: New York).
214 λ Ankara Üniversitesi SBF Dergisi λ 69(1)
Meinecke, Friedrich (1911), Weltbürgertum und Nationalstaat: Studien zur Genesis des Deutschen
Nationalstaates (München: R. Oldenbourg).
Miller, David (1999), On Nationality (Oxford: Clarendon Press).
Miller, David (2000), Citizenship and National Identity (Cambridge: Polity Press).
Miller, David (2007), National Responsibility and Global Justice (Oxford: Oxford University Press).
Mohanty, Chandra T. (1991), “Introduction: Cartographies of Struggle: Third World Women and the
Politics of Feminism,” Mohanty, Chandra T. vd. (eds), Third World Women and the
Politics of Feminism (Bloomington: Indiana University Press): 1-48.
Moore, Margaret (2001b), “Normative Justifications for Liberal Nationalism: Justice, Democracy
and National Identity,” Nations and Nationalism, 7(1): 1-20.
Moore, Margaret (2001a), The Ethics of Nationalism (New York: Oxford University Press).
Nairn, Tom (1968), “The Three Dreams of Scottish Nationalism”, New Left Review, 49: 3-18.
Nairn, Tom (1997), Faces of Nationalism: Janus Revisited (London: Verso).
Nairn, Tom (2003), The Break-up of Britain: Crisis and Neo-nationalism (Edinburgh: Common
Ground).
Nielsen, Kai (1998), “Liberal Nationalism and Secession” Moore, Margaret (ed.), National Self
Determination and Secession (Oxford: Oxford University Press): 103-133.
Özkırımlı, Umut (2000), Theories of Nationalism: A Critical Introduction (New York: Palgrave).
Pask, Kevin (2001), “Late Nationalism: The Case of Quebec,” New Left Review, 11: 35-54.
Phinney, Jean S. (2000), “Ethnic Identity,” Kazdin, Alan, E. (ed.), Encyclopedia of Psychology, C. 3,
(New York: Oxford University Press): 254-259.
Rankin,
L Pauline, (2000), “Sexualities and National Identities: Re-imagining
Nationalism,” Journal of Canadian Studies, Summer, 35(2): 176-196.
Queer
Renan, Ernest (1996), “What is a Nation?” Eley, Geoff ve Suny, Ronald G. (eds.), Becoming
National: A Reader (Oxford: Oxford University Press): 42-55.
Schnapper, Dominique (1998a), Community of Citizens: On the Modern Idea of Nationality (New
Brunswick: Transaction Publishers).
Schnapper, Dominique (1998b), “Beyond the Opposition: Civic Nation versus Ethnic Nation”,
Seymour, M., Couture, J. ve Nielsen, K. (eds.), Rethinking Nationalism, (Calgary:
University of Calgary Press): 219-234.
Sedgwick, Eve K. (1992), “Nationalisms and Sexualities in the Age of Wilde,” Parker, Andrew vd.
(eds.), Nationalisms and Sexualities (New York: Routledge): 235-245.
Sharp, Joanne P. (1996), “Gendering Nationhood: A Seminist Engagement with National Identity,”
Duncan, Nancy (ed.) Bodyspace: Destabilizing Geographies of Gender and Sexuality
(New York: Routledge): 97-108.
Shils, Edward (1957), “Primordial, Personal, Sacred and Civil Ties: Some Particular Observations
on the Relationships of Sociological Research and Theory”, The British Journal of
Sociology, 8(2): 130-145
Simpson, Andrew (2007), “Language and National Identity in Asia: A Thematic Introduction,”
Simpson, Andrew (ed.), Language and National Identity in Asia (Oxford: Oxford
University Press): 1-31.
Smith, Anthony D. (1972), Theories of Nationalism (New York: Harper Torchbooks).
Ruhtan Yalçıner λ Etnisite ve Milliyetçilik: Eleştirel Bir Değerlendirme λ 215
Smith, Anthony D. (1981), The Ethnic Revival (Cambridge: Cambridge University Press).
Smith, Anthony D. (1998), Nationalism and Modernism (London, Routledge).
Smith, Anthony D. (1991), National Identity (Reno: University of Nevada Press).
Smith, Anthony D. (1986), The Ethnic Origins of Nations (Oxford: Blackwell).
Smith, Anthony D. (1999), Myths and Memories of the Nation (Oxford: Oxford University Press).
Smith, Anthony D. (2000), The Nation in History (Cambridge: Polity Press).
Smith, Anthony D. (2003), Chosen Peoples: Sacred Sources of National Identity (Oxford: Oxford
University Press).
Smith, Anthony D. (2004), “Dating the Nation,” Conversi, Daniele (ed.), Ethnonationalism in the
Contemporary World, (London: Routledge).
Snyder, Jack (2000), From Voting to Violence: Democratisation and Nationalist Conflict (New York:
W.W. Norton & Company).
Sollors, Werner (1996), Theories of Ethnicity: A Classical Reader (New York: New York University
Press).
Stychin, Carl F. (1997), “Queer Nations: Nationalism, Sexuality and the Discours ewof Rights in
Quebec,” Feminist Legal Studies, 5(1): 3-34.
Suny, Ronald G. (2001), “Constructing Primordialism: Old Histories for New Nations,” The Journal
of Modern History, 73(4): 862-896.
Tajfel, Henri (1982), Social Identity and Intergroup Relations (Cambridge: Cambridge University
Press).
Tamir, Yael (1993), Liberal Nationalism (Princeton: Princeton University Press).
Taylor, Charles (1997), “Nationalism and Modernity,” McKim, Robert ve McMahan, Jeff (eds.), The
Morality of Nationalism (New York: Oxford University Press): 31-55.
Van den Berghe, Pierre (1979), The Ethnic Phenomenon (New York: Elsevier).
Walby, Syivia (1992), “Woman and Nation”, International Journal of Comparative Sociology, 33(12): 81-100.
Walker, Brian (1996), “Social Movements as Nationalisms, On the Very Idea of a Queer Nation,”
Canadian Journal of Philosophy, Supplementary Volume 22: 505-547.
Weber, Max (1996), “The Origins of Ethnic Groups,” Hutchinson, John ve Smith, Anthony D. (eds.);
Ethnicity (Oxford: Oxford University Press): 35-40.
Young, Iris M. (1990), Justice and the Politics of Difference (Princeton: Princeton University Press).
Yuval-Davis, Nira (1997), Gender and Nation (London: Sage Publications).
Yuval-Davis, Nira (2011), The Politics of Belonging: Intersectional Contestations (London: Sage).
Download

ETNİSİTE ve MİLLİYETÇİLİK - Ankara Üniversitesi Dergiler Veritabanı