İ : 44
7 Şul
1326
C: 1
zimi, kuvvayi bahriye ve berriyenin sureti teşkili, devair ve muamelatı umumiyenin bir esası mahsusa
vazı... Bunların hepsi içtihada terk edilmiştir. Fakat bu
mesaili müçtehide hakkında arz ettiğim şeyler gös­
terir ki, İslamda ibr hükümeti mutlaka yoktur, bilakis
daima zuhurundan beri hükümeti meşrutadır. Şürût
ve küyût dairesinde hareket ediyor.
milleti îslamiye körükörüne bir zatı celile, el ele ve­
rerek tefvizi umur ediyorlar, onları keserse, biçerse
onların hukuk ve muamelatına halel getirse bile tes­
lim ve inkıyat ediyorlar... Hayır, böyle değildir, işte
arz ettiğim hal, milleti Islamiyenin zuhurundan biri.
Kütübüdiniye ve şeriyyede mesturdur ve mevcuttur.
Okuyan bir adam varsa bunu anlar.
Şimdi bir Halife «bu sene Ramazan yaza tesadüf
ediyor, hararet çoktur, bunu kışa tahvif edeyim» dese
milleti bırakır mı? Yahut «bu sene kimse Hacca git­
mesin» dese millet kabul eder mi, yahut bir sahibi
hak, efradı Osmaniyeden bir zat, mahkemede dâva
edecek, 2-bin kuruş para isteyecek, bu halife «bunun
dâvasını dinlemeyiniz» . diyebilir mi? Katiyen yapa­
maz, Talebi kısas, yani bir adanın pederi katlolunur
da sonra katilin veresesi onun üzerine dâva eder, is­
pat eder, Padişah, «Talebi kısasa hakkın yok» diyebi­
lir mi? Demek, Halifei müslimin ve emirül müminine
şürûtu kafiye tahtında biat edilir. Şimdi, mesaili içtihadiyeye tâbi olan kısım, zamanın tagayyürü ile,
Hükümetin şeklinin tegayyür ve taayyünü nasıl olur?
Padişah ne yapar, reyi meşveretle mesaili müçtehit
dün fiha olan şeylerin takibine rey ve meşveret ile
amel etmeye mecburdur.
En somaki şekli hükümetin tâyinine dair olan kai­
deye gelince; merhum Mithat Paşa zamanında bir
Meclisi Mebusan toplanmış rey ve meşverete dair
Kanunu Esasi dedikleri, yani milletin vaziyeti siyasi­
sine dair ve mesaili içtihadiye hakkında ne suretle
hareket etmek lazım ise bir takım kavaidi umumiye
vazedilmiş, şekli hükümet, bâdel içtihat tayin edildik­
ten sonra meşru bir hale girmiş. Mademki içtihada
terkolunmuş ve müçtehidin tarafından vaziyeti siya­
siye hakkında karar verildikten sonra ahzolunan bu
şekil, bu tertip içtihadıdır. Bu içtihat, inde ehlürrey
velmeşvere kabul edilmiştir. Olabilir ki, 200 seneden
soma maatevalil ezman vel a'sar beynelbeşer diğer
bir şekil, diğer bir suret kabul olunur da, o zamana
göre başka bir şekil ve suret tayin olunur. Bunu bir
kaidei müstemirre altında vazı imkân haricindedir.
Görüyorsunuz ki, efendiler, tarihi îslamda asrrussahabe var, Emevilerin devleti var, Abbasilerin dev­
leti var, onlar her asra göre bir şekli idare erbabı rey
ve meşrevetle vaziyeti umumiye
tayin etmişlerdir.
Hatta efradı milletin bile reylerini anlamak için Abbasilerde, Emevilerde,
tarihlerde görüyorsunuz ki,
vilayetlere irşadı uyun gönderilmiş. İrşadı uyuna «ha­
fiye» demeyelim de «istihbarat kalemi»
diyelim.
(Handeler)
Demek ki, bir milletin efradım, fikrini anlamak
için, görüyorsunuz ki, hâkimiyeti milliye bir dereceye
kadar ilerlemiş ki, bir imam bile darülhilafede bulunan
eşhas biat ettikten sonra mülhakata, vilayata beya al­
mak, yani beyayı arz etmek için adamlar gönderiyor.
Yine, Hükümeti Osmaniye zamanında cari oldu­
ğu gibi bir padişah tahta cülus eder etmez mülhakata
telgraf yazılır, toplar atılır, umum ahali gelirler hü­
kümet devairine, tebrik ederler, memurine biat verir­
ler. Ondan sonra bir Cuma Namazında efratla camide
bulundukları halde bir Hatip minber üzerine çıkar,
o padişahı cedidin ismini ilan eder ve umum «Amin»
diye duada bulunurlar. Bu suretle efrada varıncaya
kadar biatta iştirakleri vardır. Binaenaleyh, Kuran'ımızın ahkâmını, gerek mesaili katiye ve gerek içtihadiye hakkında bilmeyen eşhas varsa diyorlar ki, Bu
Sabri Efendi üsdatı muhterem
Hazretleri, bu
mesail ve nıkatı diniyeyi yüksek tabakadan, yani li­
sanı ilmî ile anlattığı için, ben sükût ile iktifa etmeli
idim. Lâkin memleketimizde vilâyâtımızda kısmı küllî
avam kısmıdır. Ben de lisanı avam ile söz söylemeye
mecburiyet altında kaldım, yalnız üstadı muhterem
Sabri Efendiye bir şey arz etmek isterim.
Ekâbiri ulemamızdan Ahmet Mahir Efendi haz­
retleri, bu Mecliste bir söz söylemiş,
«Mademki
imam ve halife biatle ve ahalinin reyi ile makamı sal­
tanata geçmektedir, ahaliden aldığı kuvvetle âyân aza­
larını tayin ettiğinden dolayı bunlar zımnen müntehap gibidir» suretinde telâkki etmiş, Sabrı Efendinin,
«Lisanı hadid ile bunu islam namına reddederim»
demesi mutlaka Sabri Efendi, Ahmet Mahir Efendi­
nin arzu ettiği manaya zahip olmadığından dolayıdır.
Ondan dolayı refikini tahtie etmiştir. Yoksa Ahmet
Mahir Efendi, heyeti âyânın Halife tarafından müntehap ve saltanata mahsus olmak üzere bir heyeti
müşaverei hassa olduğunu takdir ettiği için, meşveret
yüzünden bu tâbiri kullanmıştır. Binaenaleyh, üstadı
muhterem Sabri Efendi bana karşı da, müsamahakâr
bir vaziyet almasını istirham ederim. Kaldı ki, Bağdat
Mebusu, şimdi demeyiniz ki, Arap vilâyâtı mebusla­
rından olduğu için onu müdafaa ediyorum, lâ. Haki­
kat hali anlatmak için arz edeceğim.
— 121 —
TBMM KUTUPHANESI
Download

İ : 44 7 Şul 1326 C : 1 — 121 — milleti îslamiye körükörüne bir zatı