Michel Rosenfeld, Derrida, Hukuk, Şiddet ve Adalet Paradoksu, Çev.: R. Sağlam ve K. Akbaş, Hukuk Kuramı, C. 1, S. 1,
Ocak-Şubat 2014, ss. 13-17.
DERRİDA, HUKUK, ŞİDDET VE ADALET
DERRIDA, LAW, VIOLENCE AND THE
PARADOX OF JUSTICE
PARADOKSU
Michel Rosenfeld
Michel Rosenfeld*
İlk olarak “Derrida, Law, Violence and the
The original article first appeared at Cardozo
Paradox of Justice” başlığıyla Cardozo Law
Law Review, Vol: 13, 1991-1992 with the title
Review,
yayımlanan
“Derrida, Law, Violence and the Paradox of
izniyle
Justice” and this translation has been published
Vol:
makalenin
13,
1991-1992’de
çevirisi
yazarın
with the permission of the author.
yayımlanmaktadır.
Translated by
Türkçesi
Rabia Sağlam
Rabia Sağlam**
Kasım Akbaş
Kasım Akbaş***
Benjamin Cardozo Hukuk Fakültesi, Hukuk
Profesörü
*
Kocaeli
Yrd.Doç.Dr
**
***
Anadolu
Üniversitesi
Üniversitesi
Hukuk
Fakültesi,
Hukuk
Fakültesi,
Yrd.Doç.Dr
13
Rosenfeld/ Derrida, Hukuk, Şiddet ve Adalet Paradoksu
Bu yuvarlak masaya yapacağım katkı -daha
arasındaki ayrımını anımsatır3. Ancak Aristoteles
doğrusu küçük
Derrida’nın
açısından hakkaniyet olarak adalet, eşitlik olarak
‘Otoritenin Mistik Temeli’”1
adaleti tamamlamak anlamına gelirken Derrida
başlıklı fevkalade zengin ve derinlikli metninin
için her bir kişinin hakkı olarak adalet yalnızca
bir common law hukukçusunun bakış açısıyla
imkânsız değildir, aynı zamanda hukuk olarak
yorumu şeklinde olacaktır. Derrida’nın metni,
adaletin
hukuk felsefesindeki pek çok önemli konuya
Aristotelesçi
temas eder, fakat ben özellikle tek bir konuya
kuraldır ve hakkaniyet olarak adalet istisnalar
odaklanmak
ilave-,
“Hukukun Gücü:
eşitlik
olarak
engeller.
adalet
için uygulanır. Buna karşın Derrida açısından her
somut durum bir istisna olarak görülür; daha
olma zorunluluğunun ortaya çıkardığı paradoks
doğrusu –eşitliğin ve ötekinin indirgenemez
arasındaki ilişki.
münferitliğinin ayrı ayrı gereklerinden dolayıparadoksunu
şiddet
evrende
büsbütün
ve
adaletin
Hukuk,
gerçekleşmesini
adaletin eş zamanlı hem evrensel hem münferit
Derrida,
istiyorum:
Jacques
her
aşağıdaki
somut
durum
(kaçınılmaz
olarak
başarısızlığa mahkûmsa da) hem kurala hem
paragrafta kısa ve öz bir şekilde ifade eder:
istisnaya karşılık gelmelidir4.
Görünüşe göre, ötekine onun kendi
dilinde hitap etmek, muhtemel adaletlerin
hepsinin koşuludur. Fakat anlaşılan bütün
zorluğuyla bu yalnızca imkânsız değil (…)
aynı zamanda, hak olarak adalet bir
evrensellik unsuruna, yani deyimlerin
evrenselliğini
veya
münferitliğini
kesintiye uğratan bir üçüncü kişiye
başvuruya
işaret
ediyormuş
gibi
göründüğünden, hukuk (droit) olarak
adalet tarafından engellenmiştir2.
Eşitlik olarak adalet ile hakkaniyet olarak adalet
arasındaki ayrım –Derridacı bakışla- şu bir dizi
aşılmaz karşıtlıkla bağlantılıdır: ben ve öteki,
münferit ve evrensel, somut ve soyut, kural ve
kuralın istisnası arasındaki çatışma. Dahası,
adaletin şiddet üretmekten kaçınamamasının
sebebi,
bu
aşılmaz
karşıtlıklar
arasına
sıkışmasıdır. Dolayısıyla, örneğin ‘ben’, adalet
adına kendi haklarını dayattığında ötekine şiddet
uygulamak zorunlu hale gelir. Aynı şekilde ‘ben’,
Diğer bir deyişle, Derrida, evrenselliğini daima
ötekine adil olmak için sahip olduğu hakları
koruması zorunlu olan hukuk olarak adalet ile
talep etmekten geri durursa kendine şiddet
zorunlu olarak indirgenemez bir münferitlik
uygular.
unsuru içeren, herkese hakkı olanı verme olarak
adalet arasında kapatılamaz bir açıklık olduğunu
Derrida’nın adalete erişimin imkansızlığı, şiddet
vurgular. Derrida’nın hukuk olarak adalet ile her
ile adalet arayışı arasındaki kaçınılmaz bağlantı
arasındaki
düşüncesinden, adalet talebinin anlamsız veya
dikotomisi ayrıca, Aristoteles’in eşitlik (equality)
ben ile ötekinin birbiriyle çatışan talepleri
olarak adalet ile hakkaniyet (equity) olarak adalet
karşısındaki her türlü makul tavrın ahlâken eşit
bir
kişinin
hakkı
olarak adalet
1
Jacques Derrida, “Force of Law: The Mystical
Foundation of Authority”, Cardozo Law Review,
Vol: 11, 1990, s. 919. [Jacques Derrida, “Yasanın
Gücü: Otoritenin Mistik Temeli”, Zeynep Direk
(çev.), Şiddetin Eleştirisi Üzerine, Aykut Çelebi
(Hazırlayan), İstanbul: Metis, 2010].
2
Ibid, s. 949.
14
3
Bkz. Aritotle, Nicomachean Ethics, V, tranlated: D.
Ross, 1980. [Aristoteles, Nikomakhos’a Etik, Saffet
Babür (çev.), Ankara: Bilgesu, 2009].
4
Doğrusunu söylemek gerekirse, istisna, dışına
çıktığı kural açısından tanımlanır ve dolayısıyla bir
bakıma sonra gelir. Buna karşın Derridacı düşünce
bağlamında, istisnanın kurala bağlılığı önceki
üzerinden sonrakine haksız bir imtiyaz tanımaktır.
O yüzden buradaki ‘kuralı’ öncelikle adaletin
evrensel yanını, istisnayı ise münferitlik kutbunu
ifade etmek için kullanıyorum.
Hukuk Kuramı, C. 1, S. 1, Ocak-Şubat 2014
değerde olacağı görüşüne ulaşmak yalnızca
gören çiçekleri için tazminat talep etsin. Bu
tehlikeli değil, aynı zamanda ayen beyan bir hata
uyuşmazlıkla ilgili hüküm vermek için yargıç,
da olacaktır. Aslında, en azından benim Derrida
içtihatlara
bakmalıdır.
Hatta
yargıcın,
okumalarımda, adalet arayışı daimi bir etik
komşusunun arazisine
buyruktur. Üstelik bu etik buyruğun herhangi bir
ötürü ortaya çıkan zararlardan sahibinin sorumlu
verili bireysel faili varsayan belli bir biçimi, bu
tutulduğu bir dava için tek bir emsal bulduğunu
faili çevreleyen mevcut toplumsal ve tarihsel
düşünelim. Bu koşullar altında yargıcın A ve B
koşullara
nihayetinde
arasındaki davaya ilişkin kararı, kediye müteallik
adalet erilşilmez olsa da, adalet çağrısı ahlâken
durumun inekle ilgili duruma yeterince kıyas
sorumlu faillerin meşru tercihlerini sınırlayan
edilebilir
gerçek kısıtlamalar dayatır.
bağlıdır.
Amerikalı bir hukukçunun gözünden konuya
şematik doğası nedeniyle, sırasıyla inek ve
baktığımızda,
adalet
kediye müteallik durumların aslen benzer ya da
common-law
esasen farklı olduğunun düşünülmesi gerekip
yargılama sisteminde vücut bulan şeye bu kadar
gerekmediği hususunda herhangi bir ilkesel
bağlıdır.
arasındaki
yaklaşmış
Dolayısıyla,
Derrida’nın hukuk ile
ilişki
olması
kavrayışının,
çarpıcıdır.
olmadığı
değerlendirmesine
Üzerinde düşünülen örneğin aşırı
karar
Common-law’da
olup
ineğinin girmesinden
vermemizi
sağlayacak
araçlardan
hukuk kuralları emsal kararların uygulanmasıyla
yoksunuz. Yine de yargıcın, iki durumun ilgili
şekillenir.
her açıdan benzer ve dolayısıyla B’nin A’dan
Karşıt
tarafların
çatışan
argümanlarıyla karşılaşan common-law yargıcı,
tazminat
geçmişteki benzer yargısal kararlarla uyumlu bir
gerekçelendirebildiğini farz edelim. Yargıç, ineğe
hüküm vererek elindeki somut davanın adil bir
müteallik emsali kediyle ilgili olayla eşleştirerek
çözümünü araştırır. Karar bekleyen mevcut
genel bir hukuk kuralı çıkarmaya başlayabilir,
davaya
ancak sonraki davaların yardımı olmaksızın
uygulanacak
hukuk
kuralı
varolan
almaya
hakkı
olduğu
sonucunu
yargısal içtihatlardan çıkarılmalıdır. Ne var ki bu
hangi
hukuk kuralının tam ve nihaî tespiti, gelecekteki
imkânsızdır.
ilgili
sonuçlanmasını
kurallardan biri evcil hayvan sahiplerinin, bir
beklemek zorunda olduğundan, kural hiç bir
diğeri ise evcil ya da değil herhangi bir hayvan
zaman bütünüyle detaylandırılmaz. Öyleyse, her
sahibinin,
hüküm adalete çıkan yolları keskin bir şekilde
dolayı sorumlu tutulması olacaktır. Üstelik,
sınırlıyorsa, gelecekte verilmesi muhtemel her
gelecekteki bir davada bu iki kuralla gayet rahat
hangi
karar verilebilecekken, söz konusu olan hukukî
hükümlerin
bir
hüküm,
hepsinin
adaletin gerçekleşmesini
evcil
Common-law’ın, nasıl adaletin hem aranmasını
olası
hayvanlarının verdiği hasarlardan
verdiğini
hayvan
sahibine
benzer
şekilde
uygulanması adalete çıkan yolları sınırlar, fakat
alalım5 . A’nın kedisinin B’nin arazisine girdiğini
hukukî kuralların gelecekteki vakalara bağlılığı
varsayalım.
adaletin –yani adalet zorunlu olarak hem her bir
Sonrasında B, komşusu A’ya dava açsın ve zarar
5
gerektirdiği
yanıtsız kalmayı sürdürür. Kısaca, içtihatların
göstermek üzere aşağıdaki basit örneği ele
zarar
Adaletin
belirlemek
değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusu
zorunlu hem gerçekleşmesini imkânsız kıldığını
çiçeklerine
çıkarılacağını
sorumluluk açısından bu kişinin çocuklarının da
zorunlu olarak öteler.
ve
kuralın
tekil
davanın
ayrıntılandırılmış
Örnek için bkz. Michel Rosenfeld, “Deconstruction
and Legal Interpretation: Conflict, Indeterminacy
and the Temptations of the New Legal
Formalism”, Cardozo Law Review, Vol: 11, 1990, s.
1211, 1231.
münferitliğini
her
bir
hem
hukuksal
tümüyle
kuralı
kuşatacak şekilde anlaşıldığında- sürekli olarak
ertelenmesini gerektirir.
15
Rosenfeld/ Derrida, Hukuk, Şiddet ve Adalet Paradoksu
Adaletin kaçınılmaz olarak evrensel ile münferit,
Toplumsal işbirliğinin hak ve ödevlerinin sabit
soyut ile somut arasına sıkışmışlığını kavramak
bir orantısal eşitlik kriterine göre tahsisini
için common law’un sınırları içinde kalmak
gerektiren dağıtıcı adalet ise besbelli ki, bir tür
zorunlu değildir. Aslında, öncelikle soyut eşitlik
soyut eşitlik nosyonunun yaşama geçirilmesine
talepleri karşılanmaksızın hakiki adalet somut
bağlıdır. Örneğin dağıtıcı adalet, bölüştürmenin
ötekine dağıtılamaz. Paradoksal bir şekilde,
her bir kişinin ihtiyaçlarına yahut liyakatine göre
soyut eşitlik buyruğuna müracaat eden somut
yapılmasını gerektirebilir. Buna ek olarak dağıtıcı
ötekinin münferitliğini
bütünüyle açıklamak
adalet, soyut eşitlik üzerine odaklanmasına
adaleti gerektirir. Ayrıca soyut eşitlik ve somut
karşın, dağıtım haklarını talep etme yetkisine
münferitlik arasındaki bu bağlantı tam da iki
sahip olanlar sınıfına ait her bir somut kişinin
ilkesel
yapısında
münferitliğini tamamen dikkate alınmaksızın
vurgulanır: Düzeltici veya denkleştirici adalet ve
yerine getirilemez. Dolayısıyla, geçerli ölçüt
dağıtıcı adalet.
herkese ihtiyaçlarına göre ise, herkesin her bir
Denkleştirici adalet, maddi ya da manevi bir
ihtiyacı
zarara sebebiyet veren haksız fiil sorumlusundan
münferitliğiyle, hakkıyla göz önüne alınmadıkça,
zorla tazminat alarak somut ötekinin ızdırabını
dağıtıcı
dindirmeye
gerçekleştirilemezdi.
türdeki
adalet
çalışır.
arayışının
Denkleştirici
adalet,
nihaî
olarak
adalet
indirgenemez
tam
anlamıyla
haksızlığın mağdurunu, zaten olması gereken
Fenomenolojik açıdan bakıldığında adalet -
fakat haksızlık nedeniyle [artık] telefi edilmesine
denkleştirici yahut dağıtıcı fark etmeksizin-
çalışılan bir konuma yerleştirir. Bu konum,
somut münferitlikten soyut eşitliğe geçmeyi ve
somut bir kişinin münferit tarihsel konumu
sonra
olarak öngörülür, fakat aslında soyut eşitliğin
dönmeyi gerekli kılar. Öncelikle, ben ve öteki
bazı ölçütlerinin aracılık ettiği karşıolgusal bir
arasındaki ayrıma işaret eden farklılıkları kesin
inşadır.
bir
Somut ötekinin deneyimlediği tüm
somut
biçimde
ötekinin
vurgulayan
münferitliğine
adalet
geri
açısından
maddi ya da manevi zararlar değil, sadece
bakıldığında, ‘ben’, ötekini aşağı görebilir ve ona
bunlardan haksız olarak tanınanlar tazminata
eşitsiz bir şekilde muamele edebilir7. Farklılığın
mahkûm edilir. Haksızlıklar ile telafisi mümkün
kullanımından eşitsizliğin korunmasına doğru
olmayan zararlar arasına inandırıcı bir sınır
seyreden adaletsizlikleri bertaraf etmek için,
çizebilmek için bir tür soyut eşitlik nosyonuna
eşitler olarak karşılıklı tanımanın teşvik edilmesi
başvurulmalıdır6.
zorunludur, fakat bu, somut farklılıkların ötesini
görmeyi ve onur sahibi olma bakımından temel
olarak eşit olan soyut egoların yekdiğeriyle bir
ilişki
6
Örneğin, geçerli soyut eşitlik ölçütü olarak refah
eşitliğinin ya da biçimsel eşitliğin benimsenmesine
bağlı olarak başkasına önemli ölçüde ekonomik
zarar veren kişinin eyleminin tazmin edilebilir bir
haksızlık olup olmadığı hususunda muhtemelen
farklı sonuçlara varılacaktır. Buna göre, biçimsel
eşitlik haklarını savunan biri verilen zararları
değişen ekonomik rekabet koşulları nedeniyle
tazmin edilebilir bir haksızlık olarak kabul
etmeyecektir. Buna karşın refah eşitliğini
destekleyen biri en azından bazı zararların tazmin
edilebilir haksızlık olarak işlem görmesi
gerektiğini savunabilir.
kurmasını
açısından
16
gerektirir8 .
bakıldığında,
Soyut
eşitlik
eşitlik
özdeşlikle
7
Örneğin bir ırkçı, ten rengi farklılıklarını
vurgulayarak diğer ırk mensuplarını aşağı
görebilir ve dolayısıyla bu, eşit hakları yadsımanın
gerekçelendirilmesi anlamına gelir.
8
Hegel’in köle efendi diyalektiği için bkz: G.W.F.
Hegel, Phenomenology of Spirit, translated: A.
Miller, 1977, ss. 178-196. [G.W.F. Hegel, Tinin
Görüngübilimi, Aziz Yıldırımlı (çev.), İdea Yay.,
2011]
Hukuk Kuramı, C. 1, S. 1, Ocak-Şubat 2014
ilintilendirilme eğilimindedir. Buna göre, kişiler
konuma indirgemekle ilgili şiddet, soyut eşitliği
aşağı muamelesi görmekten ancak egemen öteki
kabul etmeyi gerektiren (karşı) şiddete ya da
tarafından tasarlanan özdeşliğe bağlı kalarak
somut
kaçınabilir . Soyut eşitliğin sınırlarını aşmak için,
bağlantılı olan kendine yönelik şiddete nazaran
somut
açıkça
9
ötekinin
münhasıran
farklılıkları
ötekinin münferitliğini desteklemekle
daha
fazla
itiraz
edilebilir
gibi
bakımından anlaşılma eğiliminde bulunduğu
görünmektedir. Dolayısıyla adalet ve şiddet
konuma geri gitmeksizin, her bir somut kişinin
arasındaki bağlantı, bir umutsuzluk değil, bilakis
münferitliğine geri dönmek zorunludur. Bir
aklı başa getirici bir tefekkür sebebi olmalıdır.
diğer deyişle, nihayetinde adaletin gerçekleşmesi,
Aynı
soyut eşitliğin sağladığı onurda temel özdeşlik ile
imkânsızlığı ve hukukun evrensel ile münferitliği
her bir somut kişiye yayılan indirgenemez
bütünüyle
münferitliğin
kavramada
gerçekleştirmenin
acziyeti
felce
sebep
farklılık
olmamalıdır. Tam aksine, şiddetin kaçınılmazlığı
ve adaletin imkânsızlığı, haksızlıkları azaltma ve
bağlıdır.
münferitliği kurban etmeksizin eşitliği arttırma
Ötekine aşağı olarak muamele etmek açıktır ki
çabasında hukuk yoluyla ölçülü fakat sürekli bir
şiddet yaratır. Üstelik, belki daha az belirgin
eylem çağrısı olarak anlaşılmalıdır. Son tahlilde,
olmakla birlikte, soyut eşitlik arayışı ile her bir
adaleti
somut kişinin münferitliğini korumaya gayret
tamamlanamazlığı ve şiddetin hukukla adaletin
etmek de zorunlu olarak şiddet içerir. Gerçekte,
yolundan kaldırılıp atılamazlığı, hiçbir etik
soyut eşitlik, eşit onura sahip özneler olarak
hukukçunun görmezden gelemeyeceği mühim
karşılıklı
hakikatler olarak kabul edilmelidir.
tanımayı
baskı
mutlak
adaleti
arasındaki (tamamlanması imkânsız) senteze
farklılıkları
oluşturduğu
şekilde,
engelleme
altına
alan
eğilimindeki
şiddetin
ve
eşitsizliğe dayanan kişiler arası ilişkileri yerinden
eden karşışiddetin bir ürünü olarak görünür.
Dahası, her bir somut kişinin münferitliğini
eşitsiz ilişkilere gerilemeden korumaya gayret
etmek de şiddete –söz konusu şiddet, benin
ötekine aşağı olarak muamele etme ya da onu
sadece soyut bir aynılık olarak tanıma eğilimini
zaptetmek için esasen içe yönelik olmasına
karşın- dayalıdır.
Adalet kaçınılmaz bir şekilde şiddete bağlıdır,
fakat bu, adalet arayışından vazgeçmek için haklı
bir gerekçe oluşturmaz. Aslında her şiddet
benzer değildir, zira başkasını itaat eden bir
9
Buna göre, örneğin, kadınlar iş yerinde kadın
olarak ihtiyaçlarını gizleyerek ve dişiliklerini baskı
altına alarak; yani “erkek gibi” davranarak eşitliği
sağlayabilir. Farklılığı aşağılıkla ve eşitliği
özdeşlikle ilişkilendirme eğilimi hususunda daha
fazla bilgi için bkz. M. Rosenfeld, Affirmative
Action and Justice: A Philosophical and
Constitutional Inquiry, 1991, ss. 222-224.
17
arama
görevinin
hiçbir
zaman
Download

13 DERRİDA, HUKUK, ŞİDDET VE ADALET PARADOKSU Michel