253
" ' ^ a k ı f l a r Genel Müdürlüğü Arşiv ve
Yayın Dairesi Başkanlığı Arşivi'nde,
Musavvir Hüseyin tarafından 1094 H./
1682 M. tarihinde yapılmış bir silsile-nâ­
me bulunmakta olup, 1872 demirbaş nu­
marası ile kayıtlıdır. Ayrıca, Kasa No. 4181 sıra numarası ile fihriste geçmiştir.'
MUSAWIR
HÜSEYIN
TARAFıNDAN
MINYATÜRLERI
YAPıLAN VE
HALEN
VAKıFLAR
GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
ARŞIVINDE
MUHAFAZA EDILEN
SILSILE - N A M E
Konuya girmeden önce; silsile-nâ­
me kelimesi ve modası üzerinde durmak,
eseri daha iyi tanımak açısından yararlı
olacağı kanaatindeyiz.
Silsile-nâme, yabancıların «genalogie» diye tanımladıkları, Türkler'in
soy ağacı veya şecere diye adlandırdıkla­
rı, nesebnâme diye de bahsedilen, sülâ­
lelerin (soyun) kimlere dayandığını ve
hangi şahısların, kimlerle akraba olduk­
larını gösteren bir nev'i şemadır.
Ataerkil aile düzeni içinde olan
TürkleH, sülâleye geniş önem vermişler,
atalarına daima saygılı davranmışlardır.
Bu münasebetle çeşitli soy ağacı yapmış­
lardır. Anadolu'da bu âdet halen devam
etmektedir.
Hz. Muhammed'in sülâlesi mensup­
larının işleriyle meşgul olan «Nakib-ülEşraf» adıyla bir makam kurulmuş; bu
makam, peygamber sülâlesinin işlerine
bakmış, ölümlerini deftere geçmiş, yani
bir nev'i şecere tutmuşlar, o'nları adî
san'ata girmekten, fena hallerde bulun­
maktan men eder, bir çeşit vasilik yap­
mışlardır. Abbasiler'de Halife "den sonra
bu makâm gelirdi. Osmanlılar'da da Yıldı­
rım Beyazıd devrinde Nakibü'l-Eşraf'lık
tesis edilmiş, padişahların kılıçlarını, bun­
lar takmışlardır. II. Abdulhamid devrinde
Yıldız'da bir konak tahsis
edilmiştir.
1) Bkz. : Sadi Bayram, Medallloned
Genealogies ( S l l s l le-nSme's). Fifth International Congress of Turkish Art,
Budapest 1975, Akadâmla Klado, Budapest, 1978. s .
161 - 165; MIHI Kültür Dergisi, Kültür Bakanlığı, Mart
1977. s . 69 - 73.
Sadi BAYRAM
2) Ebûl Gazi Bahadır Han. Şecere-I Terâkkime (Türkler'in
Soy Kütüğü). Tercüman 1001 Temel Eser, No. 33; Emel
E s i n . Son Çağatay Devrinde Doğu Türkistan'dan Resimli
Bir Han Silsilenamesi (Prof. Zeki Velidl Togan'ın İran'­
da bulduğu bir yazma), IsISm Tetkikleri Enstitüsü Der•Jîsl, C . V . , 1st. 1973, s . 171 - 204.
254
SADİ BAYRAM
1908'den sonra maaşları 5.000 kuruşa çı­
karılmış, saltanatın son bulmasıyla bu
müessese tarihe karışmıştır. Nakibü'l-Eşraflar. peygamber soyundan gelen kim­
selere şecereler vermişler, bunları kendi
özel mühürleriyle de tasdik etmişlerdir*.
Avrupa ve Asya ülkelerinde de bu­
lunan prens, prenses .kont, kontes, ba­
ron, barones, şeyh. şehinşah. mihrâce gi­
bi unvanlar bu an'anenin en müşahhas
misalleridir.
Tekke ve dergâhlar kapanmadan ön­
ce, islâm dininin çeşitli tarikatlarının
şeyh. halife, dede. ve bektaşî babalarının
şecerelerinin bulunduğu bir hakikâttir.*
Misal olarak, Topkapı Sarayı Müze­
si Kütüphanesinde bulunan Y. 186 numa­
ralı Silsilenâme-i Meşâyin isimli tomarı;
H. 324 numaralı Hacagan fi adab 'ubudiyat-al a'yan; A. 3556 numaralı SilsilfitO
as-SâdâtOan- Nakşibendiyye adlı eserleri
zikredebiliriz.
Bizim konumuz olan; Vakıflar Genel
Müdürlüğü Arşiv ve Yayın Dairesi Başkanlığı'nda muhafaza edilen Silsile-nfime,
istanbul • Beşiktaş, Yahya Efendi Câmiî
civarında Teşrifat-ı Mahmud Kütüphanesi'nden 1940 yılında Ankara'ya getirilmiş
olup, eser «Hâzâ Kitâbü Silsile-nâme» adı­
nı taşır. Dolayısıyla eserin Saray'dan çık­
tığı söylenebilir. 172mmx282mm ebadın­
da olan eser. 40 sayfa (20 yaprak) olup,
101 minyatür ihtiva eder. Maroken cildlidir. Eserin en az bir defa tamir gördüğü,
yapıştırmalardan anlaşılmaktadır.
Eserin ilk sayfası (1 ^) tezbihli olup.
tezyinat diyagramı. Fatih devrini hatırla­
tır. Akroterlerde değişik çiçekler kulla­
nılması bir inkişaf gösteriyorsa da. yeşi­
lin cam göbeği olması, bizi Selçuklu dev­
rine götürür. Taç kısmı, rumî ve hataîlerle bezenmiş olup, tığlar kobalt mavisi ile
boyanmıştır. Tac kısmının altında dikdört­
gen kalın siyah bir çerçeve kullanılmış
olup, üzerinde beyaz renkte (+) şeklinde
basit su vardır. İç kısmında hataî ve rümîlerle dekore edilen sayfada, simetri
mevcut olup, kontür kullanılmamıştır. Ki­
tabın ad kısmının zemini boş olup, isim,
kobalt mavisi ile yazılmıştır. (Res. 1).
Eser; i'ki bölümden meydana gel­
mektedir. Birincisi. 16 sayfadan ibaret
metin bölümüdür (Res. 1-8). 1*" yaprağın­
dan başlar ve 9* (16 sayfa) yaprağında
sona erer (Res. 8). Metin şöyle başla­
maktadır.'
Hâzi Kitaba Silsile-nfime :
SIpas ale'l-ıtlal( v« sitayiş be-lstihl<ak ol
Bârt Haiayılc. Haldm-T Kadtm Hazretlne olsun ki
vûcûd-lfilem,bel Alem-t vtlcQd anın bahr-i cûdundan bir katredir ve şuhud-l nur u zuhûr anın zuhûr-i nur-u şuhûdundan bir iemhadır bir mübdi'dfr
ki bir kelime-i kün ile bunca bin kelimatı iıakâyık zfiM OmmO'l-kltabdan levh-i fıtra üzere tasvir
buyurdu Vucûd-i insan kelime-i cfimia ve hem sahîfe-i Kfimile kulOb-i filem nüshasından intihab
edOp latif düzdi M içinde suver-i cümle mafinl ve
ketimfit-ı seb u'l-mesfinl tecrid buyurdu bir muh­
teri' dir ki mahzı Istiffi
hulûs-i Ictibayla Hazret'I Adetn-I u f l •leyhls-salim mecmuasından güzin-i kulOb fıamiMrtu tiyiMte fideme bl-yedl er.
bafne sıİMİMn mucibi Özre dest-i kudret ve pQrkflri' iradet birle dfiire-i vucöd safha-i şuhûıi I
filem Özre zer'etti va Lekad kerremnfi beni fideme
ve hamelnfihOffl fl14wrH ve14Mhrl muktezasınca
livfiy-ı Kerfimet-i benf fidem bir - mefârik-i eıhl-l
filem Özre fer'etti ana hil'atı suretle Innalifihe tefilfi halainfideme«M suretihi hil'atın geydIrOp ve
tuğray-i ğan-fiyi'lekad haleknel • Insfine fi ahsen-l
takvim» unvfin-ı menşur tıynet eyledi vasıyet-i hi­
lafeti bmt eUlto ATordl luJlfaten vefkı üzre arsa-i gabrfidan mele-i a'lfiya eriştirdi ve anun zati
zürriyatından enbiyfi ve evliyfiy-i efdal ve ni'met
ve mezîd-i kerâmet İle mahsus ve mükerrem kılûb kenef.i ismetde ve hOcre-i riâyette perveriş
kıldı Ve cümle enbiyadan seyyidil - mürselin ve
batimin- nebiyyîn Hazret-i Muhammed Mustafa
sallâl-IShü teSlfi allyh-i ve filihî vesellem çjüzin
kıldı ve batı ebed tahta-i nisba yâd edüp tâc-i
mahbûb ser saadetine nihad etti Salavat-ı zeklyat-ı na'ma'dûd ve tahiyyat ve vâfiyat-ı nâ mahdûd ilâ yevmil'i-mev'ud o nür-l pâk sahib i makam-i idrak subhâneke mâ arafnâke ve ki'le iî
şanihi levffike tema halektul - eflâke kail i kavü
kOnt-fl nebiyyenVe kenci hazain-i künt-fl kenzen
3) Otman Zeki Pakalın. Tarih Osylmlerl v8 Terimleri SözI0«). C . II. 8. 647.
4) Ankarı Etnografya
MOzasI'nde 9667 numaraiı Nalcşlbandl, 1349 numaralı Şecere-I Tayyibe, 10 158 numaralı
KMIrt, 12S6/a numaralı Mevlevi şecereleri dini nesebnâmeler arasında aayılablltr.
5) Lâtin harflerine çeviren Hayrettin Ersai, kontrol eden
Ahmet HamdI Karabacak va yardımlarını esirgemeyen
Dr. Zafer BayburtluoOlu'na te«ekkOra borç b l l l r l ı .
MUSAVVİR
HÜSEYİN
TARAFINDAN
MİNYATÜRLERİ
m a h f i y y a rehnümay-i a k v a m-ı sübül
ve
Pişvayi
ve
ma M u h a m m edan illa rasQIUn kad halet min kablihir- rOsûlü
evliya ve hurşid felek-i asfiyâ ve merkezi dâire-i
asfiya Hazret-1 Muhammed Mustafâ sallallâhü
aleyh i ve selâme ve âlî müctebâ ve eshab-i
muktezâ ve hulefâ-i mühtedâ üzerine olsun ki
cümle enbiyaya pişva ve zümre-1 evliyaya rehnûmadır emmâ ba'dü Tarih i şahan-ı pîşin ve mülük-i
mütekaddimin salâtin-i âli cenâb elkâb-i kitab-ı
bidayetün nihâyede bu veçhile ta'yin olmuştur ki
Yemen diyârma ve Hazra mevt Vilâyetine her kim
mâlik olur onların padişahlarm Tubba'dirler cem
olsa Tebabia dirler Vilâyet-1 Şam ile Cezîre'ye
mâlik olan pâdişâhlara Kaysar dirler cemi' olsa
Kayâsıra dirler diyar-ı Fars padişahlarma KIsrâ
dirler cem' olsa Ekâsire dirler diyâr-ı Mısra Kıbtî'den ya'ni kâfirden pâdişâh olsa Firavn dirler
cem olsa Ferâ'ine dirler Vilâyeti Habeşe mâlik
olanlara NecâşI dirler Hind Vilâyetine pâdişâh
olanlara Batlamus dirler diyar-ı Rûm pâdişâhları­
na Kostantîn dirler Deylem kavmine mâlik olan
padişahlara Keyfini dirler ya'n! isimlerine Key laf­
zın ilhâk ederler Key-Kubad Key-Hüsrev dirler
Key dimek pâdişâh dimektir Agat kevmlne mâlik
olan pâdişâhlara NemrOd dirler cem' olsa Nemâride dirler ba'zı tevarih kitaplarında selâtin bu
veçhile yazılmıştır ki Ekâsir-i acem Kayasır-ı Rum
Fagfûr-ı Çin Havakin-i Türk Akyal-i Arab tebâbia-i
Yemen Râyan-ı Hind mOlOk-ü Sâsân Al-i Büveyh
Selâtin-I Selçuk Hakân-ı Harzem Batleymus-i Yu­
nan cem' olsa Batâlise dirler Allahü â'lem ve ah­
kam tabakâtül-mülük nefer 11 müddet i işân sene
4181 lâ'kin kütüb-l tevarihte mekatib ve resail-i
Siyer'de rivayet bu üslub üzre mektubdur Tabaka-I
alfi bunlara pişdâdiyân dirler ya'ni kesirul-adi de­
mek olur nefer 13 müddetleri sene 2568 evvel
mülük'i acem ecelli selâtin-i ümem Keyyumers
şahlardır ehl-i târih bunlara ihtilâf etmişlerdir ki
esihat mehyaildir yani mehyâilin oğlu oğludur
âmma Imam-ı Huccetül - islâm Muhammed Gazalî
rahmetullâhî aleyh Kitâbü Nasîhatül Mülükte Şit
Nebiy aleyhis-selâmm karındaşıdır deyu buyur­
muşlardır Kâdi Beyzâvî rahmetüllâhi aleyh Kitabü
Nizâmû't-tevârih'te Hazret-i Nuh Nebiyy-I Sallal­
lâhü teâlâ aleyh-I vesellem evlâdından Keyyu­
mers ibni velâd bin Sam bin Nuh Alayhis-selâm
demişler ibtidâ âyin-1 padişâhiye intizam bunlar
vermişlerdir müverrah ki tarih-i âlem nihad zigeftad-ı »müebbed çinin gerdiyad-ı nahistin hıdivi ki
kişveri küşudu sernâmdarnn Keyyûmers bud cunbeşid ber taht ve bûnhâd-ı tâc beyendaht ez
merdi dehkan-ı haraç ba'zı tevarihte müddet-i öm­
rü fl 1000 sene müddet fialtanateş fi sene 550
amma Şahnâmede müddat-i saltanat 30 sene beyt
beğiti derOn-i sal si şâh bud becûy-i haddi Hurşid
Agah bud dünyada evvel binayı bunlar yaptı
Belh şehrini istahar şehrini ve Dumavend şeh­
rini bunlar bina etmiştir dirler ibrişimden ve kıl­
YAPILAN
SİLSİLE-NÂME
255
dan esbabı ve kaftan ve fcisat-ı bunlar ihtira et­
miştir kuyu kazub su çıkarmak ve i<âriz yapub
çeşme etmek ve meyve ağacıdikmek ve mancı­
nık ile ve sapan ile taş atmak bunların icadıdır
müşa'run ileyh Keyyumers dünyayı deni fenasin
müşahade etmeğin dünyayı terk edüp ibadet­
haneye girib ma'bûd-i vâcibül-vucûda künç-i gârde
leyi ve nehar tazarru' ve intihal ile ibâdete ve
taata iştigal edub kendunin oğlu Siyamın tahtı
verdi 'mezkûr Siyam ki divlere kati olunub bu­
nun zaman-ı saltanatı az olub yerine oğlu padi­
şah oldu Huşenk veled-i Siyam'ın müddet-i sal­
tanatı 40 sene Şahnâmede müddet-i ömrü 500
sene beyt Cihandar-ı huşenk bâ adl-ü dad oecay-i pedertaç ber ser n i h a d gayetle
adl-i vedâd
etmeğin
piş dadovân
deyu lakab kodilar bunun zamanında çok şehirler
ve imaretler yapıldı Şehr-i Sus ve Şehr-i Şüşder
ve Şehr-i Isfehan ve Şehr-i Babil ve Şehr i Küfe
bunun bûnyâdıdır dirler ve ma'denleri ve andan
altun ve gümüş çıkarmak ve ağaçları kesub tah­
ta eylemek ve arklar kesûb su götürmek bunun
icadıdır ve Semmûr ve Sincab ve Kakum ve Va­
şak ve dilgu bunun emsalinin derisini kürk edüp
giymek bunun ihtirâ'ıdır ve şikar almağı Kelblere
ta'lim etmek ve taştan od çıkarmak ya'ni çakmak
çakmak bunun işidir ve esbab ve silâh düzmek
bunun kârıdır Tahmuris deyü bend müddet-i sal­
tanat 30 sene nazm âkibet Tamuris oldu şehriyâr
tuttu otuz yıl memâlikte karar.*, etti burhân ile
tevhidi beyân haşr-ı neşrin hüccetin kıldı ayan
âhır ol dahi gidüb oldı nihân.*. dürdü anın dahî
menşurun cihan.*. Velvânu bin mernikid bin Hu­
şenk dir bunun oğlu Kalmamağın oğlunun oğlu
mezbur Tahmuris pâdişâh oldu Hazret-i İdris pey­
gamber aleyhis-selâm zamânı idi bunlara Divbend
dirler gâyetle kuvvetlu ve ferâsetlu idi halka za­
rar kasdeden divleri ve ifritleri tutub küpe habsedüp ve ba'zı hedef hadenk helâk ve dimar.ve
nişâne-i tiri hazi ve hasâr ederdi ve atlara eyer
urub binmek ve develere yük urmak ve bunlara
eşek çeküp katır etmek bunun işidir ve pars av­
lamak ve şahin ve çakır zeganos ve balaban hecizi ve atmaca ve toğan kısmından ne var İse şi­
kâr aldırmak bunların ta'limidir ve Taberistan-ı ve
hirev ve Faris ve amedî bu bina eyledi Cemşid
veledi Enucihân birader-i Tahmuris müddet i saltanad 706 sene nazm çu Tahmuris cihanda, bağ­
ladı raht, oturdu tahta Cemşid-i Civan baht, tulu'
etti ufuktan cirm-i hurşid, tonattı âlem-i âyin-i
Cemşid, mezkur Tahmuris'in oğlu Kalmamağın
karındaşı Cemşid tahta geçti müddet-i ömrü ma'lum değildir Hakîm Fisagurisî Yunanî ilm-i mûsikî-1
nağamat söz saz ve üzümden şarab sıkub içmek
load etti ve misk ve ud ve galyeleri ve güzel ko­
kular düzmek anlardan kaldı ve ilm-i nucûm bun­
ların zamanında oldu ve kireç ve isfidac ve ha­
mam yapmak ve çadır düzüb kurmak kendinin ih­
tirâ'ıdır ve deryadan gavvaslık ile dürr-ü güher
çıkartmak anın Icâdıdır ve Nevruz deyu bir gün
256
SADİ BAYRAM
ta'yin etmek anın l'tibandır ömründe asla hasta
olmamağın şeytan-i laîn iğvasıyle halkı kendüye
İbadet içün da'vet edüb ulûhiyyet da'vasin eyledi.
El - lyâzü bil - lâh-i teâlâ her diyarın halkına kendu
vech-i mâ müveccehine göre sanemler düzdürüp
kendüröb ol bedkerdar kibri ihtiyar etti Hazret-i
Nuh Nebiy aleyhis - selâm zamanı idi Şeddad bin
Ad bunun katliçün Dahhâk bin Alva'yı gönderdi
vardıkta tutub bıçağı İle iki pare eyledi Şeddâd
bin Ad Hazret-i Nuh Nebiyy aleyhis-selâmın Hâm
nam oğlunun oğlu ki Amlâk nam kimesnenin Ad
nam oğlu var İdi biri Şeddâd ve biri Şedid dür
mezkûr Şeddâd Ikiyüz altmış yıl ömür sürdü ve
şedid dahi üÇyüzyıl ömür sürdü Hazret-i Hud Ne­
biyy aleyhis-selâm zanoanında anlar dine da'vet
olundu kabul etmeyub rth-l akîm ile helâk oldu
Şeddâd Şam vilâyetinde cennet duyu bir şehir
bOnyad etti hikâyeti şayi'dir içine girmedeyin
cümle askeri ile helâk oldu bünyad eylediği cen­
net dahi gâ'ib oldu Kelâm-ı Kâdim'de mezkûr olan,
Ireme zatiMmâdil-leti lem yuhlik misluha fil-bllâdi
ana işarettir. Dahhak-I mâri ömreş fi sene 1000
beyt çu Dahhâk ber taht şüd Şehriyâr, berû saliyân! encümen şüd hezar, asıl adı Buyurastdır cazılık bilOrdi ba'zı tevârihlerde Nemrûd budur dirler Hazret-l ibrahim Halil aleyhis-selâm bunun za­
manında vücuda geldi dirler Cemşld-i helâk et­
tikte yerine pâdişâh oldu zülüm ve udvan ve
kOfr-l tuğyan ile 1000 yıl padişah oldu İki Yağnnda et bitmiş idi veca'ın teskin için her gün iki
adem katledüb beyinlerin merhem yerine koyub
ilaç ederlerdi Tazıyane ile adem vurmak ve âdem
salb etmek andan kalmıştır Sâm bin Nuh aleyhisselâm neslindendir ba'zı ehl-i Tevârih-1 Acem
Oç atadan Adem Nebiyy aleyhis-selâma erişir dir­
ler Nuh Nebiy aleyhis-selâm dine da'vet ettik­
te kabul etmedi put perest idi küfür üzre kaldı
âhır Feridûn elinde helâk oldu Feridun Ferruh
müddet-l saltanat fi send 500 nazm mubârek vaktle ferhunde demde hümâyûn mukaddem ve meymun kademde geçub Dahhâk tahtına Feridun
urundu başana tac-ı hümâyûn Cemşid'in oğlu oğ­
ludur rnüsliman olmuştur âdil pâdişâh idi çok
memleket zabtedmiştir üç oğlu var İdi Rum ve
Mağrib vilâyetin Sellim nam oğluna verdi adını
Kayser kodu ve Türkistan ve Çin vilâyetin Tûr
nam oğluna Virdi adını Fağfûr kodu ve Fars ve
Irak vilâyetin ve Hicaz ve Horasan diyarını İre
nam oğluna virub adını Şam kodu Tiryak anın
ihtira'ıdır fil'i teshir edüb zabt etti ve şehirlere
kal'a yapmak anın işidir Menuçehr müddet salta­
nad sene nazm çu bâ izz-ü devlet IWenuçehr şah,
beser ber nihâdân kıyanı külâh, heme caviha ha
füsun best, ber-u salyan encümen sUd drest
duhterzâde-l İre dır Feridun'un Sellim ve Tur nam
oğulları kendi karındaşları Irc'l kati ettiler Me­
nuçehr Irc'in kızı oğludur bu pek yiğit olmağın
Feridun muaveneti ile Menuçehr dedesinin kanın
anlardan alup İkisinin dahi hakkından geldi Feridun
vefat eyledikte yerine pâdişâh oldu arklar ve
handaklar kesub nehr-i Fırat'ı Irak diyarına akıttı
Hazret-i Şuayb Nebiyy aleyhis - selâm bu zaman
da meb'us oldu Hazret-l Musa ve Hazret-i Harun
aleyhimes - selâm bunlar zamanında vücuda gel­
diler ol vakit Mısır'da Firavun Ad evladından va­
lid namı Pelid idi Sam ve Neriman ve Zal bunun
zamanında vücuda geldiler hisarlara hendek kaz­
mak bunlardan oldu Nevruz veledi Menuçehr
müddet-i saltanat fi sene 25 beyt çu huyu Pederşah nevzedbedaşd zikeyvan külâhi kesi ter feraşd gerçe pâdişâh oldu lâkin memleket zab­
tında acz ve teksiri olmağın Memâlik-i İran'dan
Efrasyab gelüp memleketini elinden alup kenduyi
helâk etti Hazret-l Yuşa' Nebiyy aleyıhis-selâm ol
zamanda geldi idi Efrasyab müddet-l ömriş sene
400 müddet-l saltanad sene 120 beyt şebi tire ta
şud bülend âfitab ber tahtı Nevzer şud Efrasyab
mezkur Efrasyab mukaddema zikr olunan Tur
nam veledi Feridun'nun oğlu oğullarındandur
Menuçehr oğlu Nevzer vefatından sonra diyar-ı
Fars'a ve gayri memâlike pâdişâh oldu gayette
zalim İdi zülm ile vilâyet i Iranı vlrân eyledi padişavest müddet-i saltanat sene 30 ba'zılar adına
Dârâb dlrler beyt yeni müjde birdenden nezdik
zukl tac-ı Iferudun be tûgeşt Tarih-i Taberl de 20
bin Tahmaslb bin MenOçehr dirler Efrasyab zülm
ve teaddîsin İşidicek hurûc edüb yanına halk
cem' edüb Efrasyab memleketinden sürüb çikardt
Şehr-1 Bağdad bir muhtasar köy İdi bu ma'mûr
idüb adın Bağdad kodu sonra padişahlığı Ammuşi
oğlu Kürşaseb bin Küştaseb'e virdi Kürşaseb bin
KOştaseb müddet-i saltanat fi sene bunun vali­
desi Hazret-l Ya'kub Nebiynin salevatul-lâhi aleyhi
ve selâmuhu oğlu ibn-i Yâmin evlâdındandır Rüstem Distan bunun neslindendir bu dahi saltanatı
Keykubat'a teslim etti Tabaka-i saniye mülükü Kiyânilerdir nefer 9 müddet-i iyşan sene 938 ol mü­
lükü Kiyan ve nohistin merdümân-ı şahan Keykubad nlgu nlhaddır. Nazm şah adil kahraman
Keykubad itti yüz yıl bu dahi dünyada dâd Haz­
ret-i Hızır ve Hazret-l liyas ve Hazret-i El-Yesa' ve
Hazret-i Şimuil ve Hazret-l Harkil aleyhümes se­
lâm bu zamanda meb'us olmuşlardır müşarün
ileyh Keykubad enbiyâ-i kiramın dîn ve milletin
ve evâmir nevâhlsin bitteman kabul edüb takviyyet-i ,umûr-i şer'iyetten ve memşiyyet-i ahkâm-ı diniyeden bezi ve say ve makdur iderler
Rüstem bin Zal ve Mehrab Kâmil ve Karun dizem
ve Kişvaz zerrin külâh seraskerler İdi Keykavua
pûserzâde-1 Keykubad mûddet-l saltanat fi 150
sene beyt cu kavuş blglrlft cay-l peder merura
cihan bend-1 şud ser beser kendünun oğlu Siya
vuş töhmet-1 zina Isnad olunmağın katletti Haz­
ret-l Süleyman Nebiy aleyhis-selâm zamanı İdi
Keyhösrev bin Siyavuş ve müddet-i ömriş fi sene
160 Efrasyab ile cenk-i azîm vaki' olub fihar
Efrasyab katletti iehraşeb biraderzâde-i Keyk5vus
mûddet-l saltanat fi sene 120 beyt ollcek lehras e b mülke şehriyar, oldu h ü k m ü n d e
MUSAVVİR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
anın şehri diyar, tavayif-i erbab-ı hlbret ve
zarâyif-i eshab-ı ibretin sahayif-i makâlinde mes­
turdur ki Hazret-i Üzeylr Nebly aleyhis selâm ve
Danyal Peygamber aleyhis-selâm bu zamanda
vâki' olmuşlardur da'vet-i enbiyâya ita'at etmiş­
lerdir Buhtün - Nasr bunun âmili idi Küştasib bin
Lehraseb müddet-l saltanat fi sene 120 beyt çu
Küştâseb ber taht-ı İran nişt den adl-ü dad-ı urira
best, Zerdüşt menhuski sahib-i kitab Mecusdur
bu zamanda zuhur etmiştir mukaddema Hazret-i
Ermiya ya'ni Hazret-i Hızır Nebiy aleyhis-selâm
şakirdlerindendir bir kimesneye şakird olub tah­
sil ve ilm-i hikmet ettikten sonra ilm-i mugayyebât ve ıttılâ-i hafiyyata kadir olub da'vây-i nübevvet eyledi Kitab-i Zinde deyû bir kitab icad etti
Türrehât-ı batıla ve zühröîa't-ı âtıla tahrir etme­
ğin cümle halk ve Küştaşeb mecûsî ve ateşpe­
rest olmağın anın ahkâmına itaat etmekle girdâb-ı
küfr ve dalâlate ve lücce-i kibir ve cehâlete garik
oldular Şiraz da Beyzâ nam bir şehr bina et­
miştir ki Hazret-i Kâdı Beyzâvî ol şehirdendir
Şeyh Ebu Ishak Firûz Abâdî dahi andandır ve
Hakîm Sokrat ve Hakîm Camiseb anın zamanında
idi Ardeşir Behmen varid-i Isfendiyâr veledi Küş­
taşeb mûddet-i saltanat sene 112 mezkûr Küşta­
şeb oğlu isfendiyar çenginde Rûstem elinde helâk oldukta Küştâseb oğlu Behmene ihtiyarı ile
virdi tahtını Buhtün-Nasr Kuds-i Şerif harab et­
tikte bunlar ta'mir etti Bukrat hakîm ve Dubokratis hak'îm bu zamanda idi Dârâ bin Behmen mOddett-i saltanat sene 14 beyt çu Dârâb der taht kl
berneşt, kemer ber meyan best ve bekşart dest
saltanatı Behnem Ardeşir ile Dârâ ya virdi Eflâtun
ilâhi ki tilmiz-i Soktartır lâkin reis-i işrakiyun dir
ve üstad-i meşâiyyûn bu zamanda idi Rûstem
bin Zal bu zamanda vefat etti beyt nelerden ar­
ta kalmıştır fena dünyayi söyietsen, kimi cemdir
kimi Dârâyız mevtayı, söyietsen Dâra ibin Dârâb
müddet-i saltanat sene eğerçe serîf-i saltanata
culûs etti lâkin bed siret ve seyyiül-hâlk olmağın
halâyik huşnut olmayub tabiatından nefret ettiler
birkaç merdi neberd çadırı içinde tiğ-ı bi-diriğ ile
pare pere idub iskender Feylekos'u tahta da'vet
ettiler İskender ZüI-Karneyn-i Sâni Yunanî müd­
det-i saltanat sene beyt Sekender ki ber taht gâhi
bereft siri sali ol mi şude ber direft Feylekos
ferzandden Dârab oglıdır Filkos yanında büyümek
ile ana Filkos oğlu dirler şarka ve garba hükm
etti Ye'cûG ve Me'cûce seddeyledi yapdı ve âb-ı
hayat talebine zulemâta varub bulmayub geru
döndü otuz altı yıl ve ba'zılar ondört yıl padişah­
lık etti dirler ba'zı Tevârihte Dârâb iskender
katletti dirler amma İskender âhır ömründe memâlik-i Acemin beğleri oğulları ki kendü cinsin­
den idi çağurub babalarının memleketini her bi­
rine Sancak tariki virdi mülOk-i tavâif anlardır ve
Iskenderin diyarı Yunanda Aristotalis yanında ha­
kim yanında Tovs nâm oğlu ilm ve hikmet tahsi­
line meşgul idi iskender vefatından sonra mezbur
oğlu padişahlığı kabul eylemedi diyar-ı Yunanda
257
ve Mısır ve Şam ve Yemene ve mağribe ve Irak'a
Susnam kimesne Batleymus oldu yani padişah
oldu bundan sonra padişah olanlara Batelise der­
ler tabaka-i salise Eskânyan dır ki mulûk-i tavâyif
bunlardır Eşkan bin Dâr /müddet-i saltanat se­
ne 30 şabur bin Iskan müddet-l saltanat sene 60
Hazret-i İsâ aleyhis-selâm bunun zamanında vücu­
da geldi Behram bin Şabur müddet-i saltanat se­
ne 15 Bilaş bin Behram müddet-i saltanat sene 11
Hürmüz bin Bilâş müddet-i saltanat sene 19 Türsî
bin Bilâş müddet-i saltanat sene 40 Firuz bin
Hürmüz müddet-i saltanat sene 17 Bilaş bin Firuz
müddet-i saltanat sene 12 Dara bin Bilâ dan
ammi Firuz müddet-i sultanat sene 40 Bllâşan bin
Bilâş bin Firuz müddet-i saltanat sene 24 Ezdlvan
bin Bilaş müddet-i saltanat sene 13 Ezdivan bin
Eşkiyan müddet-i saltanat sene 11 Bilaş bin Eş­
kan müddet-i saltanat sene 2 Cudriz bin Işkan
müddet saltanat sene 20 Cudriz Hazret-i Yahya
aleyhis - selâm kanı için Cuhudları öldürdü andan
sonra ben-i İsrail zelîl oldular.*. Şerri bin Cudriz
müddet-i saltanat sene 20 Cudriz bin Sirri müd­
det-i saltanat sene 11 Erdivan-ı âhar Eşkenyan
dır Erdeşir bunu helâk etti müddet-i saltanat 31
tabaka-l rabia Sâsân dirler Ekâslre bunlardır ne­
fer 13 müddetleri sene 431 Erdeşir babek Sâsân
bini Behmen evlâdındandır mûddet-i saltanat 14
sene Şabur bin Erdeşir bunun zamanında Mânî
nam zındık huruç etti müddet-i saltanat 31 sene
Hürmüz bin Şabûr müddet-i saltanat 3 sene Beh­
ram bin Hürmüz Mânî zındıkı bu katletti müddet-i
saltanat sene 2 Behram bin Behram mûddet-i
saltanat 2 Behram bin Behram bin Mehram müd­
det-i saltanat 13 sene Türsî bin Behram karında­
şının tahtına oturdu müddet-i saltanat 73 sene
Hürmüz Türsî müddet-i saltanat 7 sene şabur ibni
Hürmüz mezbur Hürmüz mürd olub hatunu hâ­
mile olmağın bir oğlan vücuda geldi adın Şabur
Zevil Eknaf kodular Kostantiniyeden haraç
aldı medâyin şehrîn bina etti memâlik-i Arabî ve
Yemameyî zabt etti geri Arab beylerine virdi
müddet-i saltanat 72 sene Şabur bin Şabur Zevil •
Eknâf müddet-i saltanat sene 5 Behram bin Şabur
Zevil - Eknaf ana Kirmanşâh dirler mûddet-i sal­
tanat sene 11 Vezidicürd bin Behram müddet-i sal­
tanat 21 sene Behram Gur bin Yezdicürd müddet-i
saltanat 23 sene Yezdicürd bin Behram müddet-l
saltanat 16 «ene Hürmüz bin Yezdicürd müddet-i
saltanat 15 sene Firuz bin Yezdicürd bunun müd­
det-l saltanat 20 sene zamanında ziyade kaht oldu
haraç ve terekten mahsul almadı Pilaş bin Firuz
müddet-i saltanat 3 sene Kubâd bin Firuz bunun
zamanında Mezdik zındık peygamberlik da'vasın
eyledi hatta birbirinin avreti ve mâli helâldir deyu mezkûr Kubad ana tâbi' olmağın halk onu pa­
dişahlıktan çıkardılar karındaşı Camsibi padişah
ettiler sonra gerû Kubad padişah oldu müddet-l
saltanat 26 sene Enuşirevan Kisra bin Kubad mez­
kûr Mezdek nam lainî katleyledi sene 44 gayette
258
SADİ BAYRAM
fidil padişah idi Kaysar ana İtaat eyledi Hazretti
Rasûl Sallai-lahQ aleyhi ve sellem bumm evShlrinde viKuda geldi mOddet-i saltanat sene 47 İs­
kender Tarihi'nin 888 yılında Nuşiran vefat ey­
ledi Hürmüz bin Nuşlrvan sene « Perviz Wn Hür­
müz bu mel'un Hazret-i Resûlün da'vetin kabul
etmeyub mûslüman olmadı Şirin nam kâfir kızın
alub Kasr-i Şirin ulu bir saray bOnyad etti KıssaJ
Husrev Şirin 38 sene Şlnıyey bin Perviz babas ı n k a t l a d ü b padişah oldu şehr 8
Erdeşir
b i n ŞIruyeyh-i
şehir
Sifehsalâd oğuldur 1 sene 9 şehir Klsra
Arslan Bey Padişah oldu İOsra bin Kubad padişah
oldu Penrfzin Kızı Turan daht-ı padişah oldu ŞehrPerviz bin Behram padişah oldu Perviz kızı Ezreml
dahtH padişah oldu şehir 4 Ferruh zad bin Perviz
padişah oldu şehir 1 YezriicOrd bin şehriyftr hazret-l Ömer Radiyallahfl teâlfl anh zamanında kati
olunub Acem dlyannı ehl i İslâm zabt etti ve Hicret-i Rasûlden (Aleyhisselâm) onbir yıl sonra vflki'
oldu 30 seneDevlet4 MOUMc-i Yunan bunlar dahi
mOlük-l tavâyiftendir meritum bin Şahne nflm mdverrih RavzatOl-Menfizır Fi ilmi'l-Evâil Ve'l-Evâhir
nam kitabında bu veçhile zikr eylemiştir İsken­
der Flikos fevt oldukta Yunan mülkü Betallse
bâki oldu Batleymus demek padişah demektir
mfilOk-i Betallse nefer 13 müddet i saltanat 275
Batleymus evvelki adı Senşuş bin Lfiguşi'l-Mantıkı
müddet-i Melikiş 20 sene Batliymus-I Saninin adı
Rlesof dır Turflnî Ibrânf dilinde Yunânt diline nakleydi müddet-i melikiş 38 sene Batleymus-I Sails
adı Orahtis dır müddet-l melikiş 2S sene Batley­
mus-I samin adı Şutıra dır müddet-l melikiş 16
sene Batleymus-i Hâmis adı Akyagnus dır müd­
det-i melikiş 35 sene Batlamyus-I sfldis adı Filontol dır müddet-l meliş 24 sene Batlamyus-I sâbl'
adı Gratis dir mOddet-i melikiş 29 sene Batley­
mus-i samin adı (Şutıra dır müddet-i melikiş 16
sene Batleymus-i tâsi' adı Sedendirtays dir mOddet-i melikiş 9 sene Batleymus-i âşir adı Iskendos
dur mOddet-i melikiş 3 sene Batieymus-I hfidl
âşere adı Filorfost dur MOddet-i melikiş 8 sene
Batleymus-i sâni âşera adı Siyer Sus dır mOddet-l
melikiş 29 sene Batleymus-i sfilis-l âşera adı Filontovad nam hatundur müddet-i melikiş 22 sene
ımiliik4 Rum rum halkı galebe etmeğin Hlontov
nam Batleymus olan avret kendüyi öldürüp Yunanîler münkariz oldu memlekete tâife-i Rum
mâlik oldi Alyus Buluş Agnetis Kaysar deyu bu­
na lakab kodular Asus Flortus Bazuz Sâsâbus
Taytus Kudüs-i Şerifi bu mel'un tekrâr harab ey­
ledi Entus Merfuş Fermud sahib NecdI bunun za­
manında oldı Calyus bunun zamanında İdi Nasrfinl
dinin izhâr eyledi Kotihos Sivâris Entlsos Iskenderos Memkihsos Orozbanoş Dikyanos Eshab-t
Kehf bundan kaçtılar mağaraya girdiler Malinos,
Oryanus, Flornos, Fererkos, Karuş, Mantol, Meltlyanoş sanemlere tapanın âhırı bu oldu sonra
Nasranî oldu Erdfilnos, Saikadan öldü Kostantlni'l-Muzaffer Rumi'den Berbata şehrin adı bu aldı
ma'mur eyledi hisar yaptı adın Kostantanlyye ko­
du Nasranî şeriatın izhar eyledi bunun anası HiIflne nâm avret KOdOs'e vardı kendu haçının cevflhirln çıkardı Kamame adlı kiliseyi KudOste ol
akça İle bina eyledi ve Humus ve Hamade bir ki­
lise dahi yaptı üç evlâdı taht-ı mâlik oldu Leksalos,
Yunyanoş ana Şabur dirler Elitanos, Tutyanos,
Hartnanos. Barubsos, Elkeblr Er Kadyos, Onuryos,
Mersatfaıos, Tavdusos, Eshab-ı Kefh bunun zama­
nında uykudan uyandırlar Kıssaları ma'lumdur ve
Elnatlls, Laven zeytun Istabos, Hama kal'asın bu
bina etti Fastasos, Kostantinyos Elsâni, Tırposu
evvel Tırpos sâni, Marsos, Merkok, Kokas, Hırkil
adı rumca Loftie dır bundan rumların devleti ta­
mam oldu İslâm zâhir oldu seyyidû'l-enâm aleyh l ' s - s e l â t ü v e ' s - s e l â m ı n zuhOru
s e b e b i i l e v a k i o l m u ş t u r ElhamdüliMâh alfl dinil-islâm Hazret-I Fahr-f âlem
sallal-lflhn teâlâ aleyhi ve sellem'in âfltab nusret
nlkâb mu'cizat-ı bâhIrO'l - beyyinatları tali'-î lâmi
olalı mücflhldln-l dinin Ikdflm-ı feth meramları ile
asfir-ı zulüm dalâlet ve kOfr-O cehalet afâk-ı enfüsten def'u refi' olub mllel-i mütehallfe-i salife
ve edyan-ı sâbıka-i gayr-l mütevâkl'a alemden kal'
ve nesh olmuştur hususa ki Hazret-I padişah asOmfln-i bârigâh ve Şehlnşflh-I encumu sipâhımız
ve cflhldü fillflhi Hakka clhBdihi, emrine imtisal
niyetine fl'l-eyyam've'l-leyal izzO Icial İle bedr-i
hilâl gibi menzili be menzili intikal ve afltab mi­
sal şehirden şehire irtihal idüb Şimşlr-I Gaza ile
meşarik ve mağaribe zl'ya vermişlerdir mOcerred
tevsi-l memâllk-l İslâm içün Ucam zafer encamları
her bâr-ı diyâr-ı küffâr-ı fOccâre munsarif ve mün'akif olmağın nice selâtin bî'din bed fiymln tâc ve
tahtını alub ekâllm Izz-ü bahtı feth olunub me­
mâllk-l islâmiyyeye zam olunmuştur umumen küffar-ı bed gerdârın tarkâr-ı zâr ile şem' gibi yüreği
yağın eritmişlerdir fi'n-nflr fis-sekar hışmına mazhar olan kavmi eberrin çirki şirkini âlem­
den eritmişlerdir ve bilçOmle eyyâm-ı devlet ve
hengâm-ı saltanatlarından abede-l Vedd-i Sevâ'
va'de-l nass-ı ıcmâ' arsa-i din ve safha-i kütübde
hemişe ser nlgOn ve zebOn olub dâima akdâh-i
cufunlan hOnâbe-l serr sebil ile pOrh'un kılınıb
kilisaleri yıkdılar çanlarına od tıkadılar Nakus Mağanın sesi kesildi yerine kilisenin âzanın guigulesl asıldı. Külliyyen meabld ve esnam ve evsan
mesacid-l ehl-l tevhid ve İman oldu. El minnetü
llllâhı kl umumen sukkânı etrafı ma'mure-i arz ve
kattan-ı etraf-ı âlem bit-tüll vel-arz ferman-ı kaza
cereyan Hazretl Sahlb-I Kur'an zamanına muti' ve
munkad olup Cenab-ı Celâled meablarına kül­
liyyen âlem musahhar ve karcihan müyesser blmuşdur ve bu vehbe-l henlye-i rehlbe ve bir âtlyye-l âllyye namütenahiyedir kl selatini mOtekaddîmlnden bir ferde nasib olmamıştır ki ve havakin-i ruyu zeminden kimse buna musib olmamış­
tır. Şükrü hüdâki seyiruz-u ahdi zaman şudi der
milketi muradca hoş kâmüran şudi der mesned-i
MUSAWlR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
hilâfet eshab-ı Mustafa zıllî İlâ ber sel-l halk-ı ci­
han şudi şükr-i Hüdâki her çe taleb-i kerdi ez
Hüdâ ber müntehayı himmed hot kâmuran şudi.
Emma ba'de hamdillâhi ve's-selâti aiâ resûliliâh-i ve âlihî v esahbihî ecma'in eb'ul-beşer
Âdem îaleyhisseiâm hilkâtından 7350 Hubutu
Temmuz Tarih-Î Buhtun-Nasr
sene 2408
Âdem aleyhisselâm dan 6860 Kâ'be-î Muazzama
şerrefehaliâh bünyâd olalı 6790 Şit peygamber
aleyhisselâm zamanmdan berû 4962 idris zama­
nından 5863 idris peygamber Firdevs'e nakletti
5685 Nuh peygamber zamanmdan berû 4964 su
tufanından Tüfân-ı Nuh 1059 Tarih-i Hicret-I Nebeviyye sene 4760 Temmuz.
Tarih-i heiâki Kavm-i Âd
Nisan fi 19 sene 3401
Sene-i Hicret-i Nebevlyye 1069
Re'si yehud Tes'ri sene 5460
Hicret-i Nebeviyye sene 1069
Tarih-i Hubut-u Adem ez behşl
Nisan fi sene 7158
Hicret-i Nebeviyye sene 2760
Hicret-i Nebeviyye sene 1069
Re'si sene Tut Kıptî 2760
Sene-I Hicret-i Nebeviyye 1069
Re'si sene İskender
Teşrin-i evvel sene 1971
sene-i Hicret-i Nebeviyye 1070
Hatur Kıptî sene 1029
Milâd-I Isâ aleyhi's-selâm Kânun Sân!
Sene 1070 Hicret-I Nebeviyye
Sene 1660 sene 1069 Hicret-i Nebeviyye
TARİHİ
CELÂLİ
TARİHİ
FURS-İ KADİM
6695
6248
Altıbin
Altıbin
ikiyüz
altıyüz
kırksekiz
doksanbeş
TARİHİ
HİCRl
6216
altıbin ikiyüz
on altı
TARİHİ
RUMİ
TARİHİ
KİPTi
5877
Beşbin
sekizyüz
yetmişyedi
5281
Beşbin ikiyOz
seksen bir
3635
3974
ÜçbinaltıyOz
Üçbindokuzyüz doksandokuz
yetmişdört
(?)
4454
Dörtbinbeşyüz
elildört (?)
3006
Üçbinaltı
1414
Dörtbin dötyüz ondört
(?)
967
DokuzyOz
altmışyedi
935
DokuzyOz
otuzbeş
818
Sekizyüz
onsekiz
371
Üçyüz
yetmişbir
339
Üçyüz otuz
dokuz
467
Dörtyüz
altmışyedi
32
Otuzikl
447
Dörtyüz
kırkyedi
TARİHÎ FURS-İ
KADİM
TARİHİ
CELALİ
259
596
Beşyüz
doksanaltı
TARİHÎ TUFAN
TARİHİ
HUBUT
2242
ikibin ikiyüz
kırkı ki
TARİHÎ
HUBUT
3039
Üçbinotuz
dokuz
TARİHİ
TUFAN
TARİHİ RUMİ
TARİHİ KIPTİ
TARİHİ
HİCRl
Bu cetvelde mestur olan erkam
ihtiyarı muahhırine göre olmağla
si fasıl şerh beynine nev'an mugayyirdir.
(kanatimize göre yazı ile rakam
arasındaki üç farkı anlatmak is­
tiyor).
Cetvel-I mezbure meselâ Târih-i Hicret İle
Târih-i Rum ma beyni isti'lâm olunsa ikisinin mültekâsında olan adede nazar oluna ve rütbe-i sa-
260
SADİ BAYRAM
tırda olan tekaddOm hasebi İle mukaddem zama­
na hökmolunur evvelâ satır-ı balâda hicret hane­
sini bulub aşağı hanelerine nazar eyledik Tarih-I
Rûmî hizasına gelen hanede dokuzyûz otuz dört
adet gördük ve Rûm? Hicri den mukaddem olmağla Tarih4 Rûmî Hicretten dokuzyûz otuzbeş
sene mukaddemdir deyû hükmeyledik ve kis
aleyhil-bfikl
Eser'in 17. sayfasından (9*) başla­
yan ikinci kısmında ise, minyatür tarzın­
da işlenmiş portreler yer almaktadır. Bu
sayfanın başında, sağda ve solda muska
halinde çin bulutları ve hataîlerden yapıl­
mış sade görünüşlü müzehheb bir kısım
vardır. Çin bulutları sarı altun ve şarabî
kırmızı ile boyanmıştır. Hataîler ise, Türk
lâciverti ve açık şarabî renktedir. Zemin
ise renksizdir. Bunların altında bir yarım
daire, dairenin içinde çin bulutu ve hataî­
lerden İkinci bir tezyinat vardır. Çin bulu­
tu sarı altun ve yeşil ile boyanmıştır.
Bunların hemen altında daire için­
deki madalyonlu minyatürler yer almak­
tadır. İşte dünyamızda ilk insanlar. Sağda
Hz. Adem ve solda Havva yanyana tasvir
edilmiş. Hz. Adem sakalsız ve bıyıksız,
dudakları kırmızı ile boyanmış. Bu tasvir­
den Hz. Adem ile Havva'nın gençlik yıl­
ların olduğunu anlıyoruz. Aynı sayfada
sağda Habil maktul, onun altında ise ka­
til Kabil'in minyatürü yer alıyor. Sol ta­
rafta ise, Abdülharis, altında Enuş oğlu
Keynan'ın minyatürü yer almaktadır.
(Res. 9).
Soldaki 18. sayfada ise (10*) terzile­
rin üstadı, pirleri olarak kabul edilen Hz.
İdris aleyhisselâm, altta Hz. Nuh aleyhisselâm, arka plânda gemisiyle tasvir edil­
miştir. Karaya oturan geminin baş kısmı
tavus kuşu şeklinde şekillendirilmiş, ibik,
gaga ve gözü belirlenmiştir. Dört katlı
olan geminin sancak kısmı ise, tavus ku­
şunun kuyruğuna benzetilerek oldukça
detaylı tezyin edilmiştir. Hz. Nuh. yaşma
göre oldukça realist olarak tasvir edil­
miştir. Eser, iyi muhafaza edilemediği
için kanaatimize göre yakın tarihte, Hz.
Nuh'un yüzü çatlamıştır. Nuh peygamber'in elbise kıvrımları, başındaki kavu­
ğun omzuna düşerek sallanan türbanın
kenarlarına dahi dikkat edilerek işlen­
miştir. Minyatürde, Avrupa resimlerin­
deki gibi perspektif mevcuttur. Ağaç tasvirindeki monotonluğu bozma, ressamı­
mızın karakteridir, sağda Menval oğlu
Kâhtan, solda Tahmars oğlu Cemşid yer
almakdır. Peygamberlerin başında, bir
sembol olarak hâle
bulunmaktadır
(Res. 9).
19. sayfa (10*) ise, minyatür ve re­
sim yönünden bize göre en ilgi çekici bir
kısmı. Zira bu fayfada Levnî'nin izlerini
görebiliyoruz. Sol üstte İran (Pers) hü­
kümdarı Dahhâk, ortada Hz. Nuh'un oğul­
larından Sam, sağda Ham, solda Türk
neslinin türediği Yafes'in minyatürleri
mazara içinde resmedilmiş. Renk sakalası fevkâlâde... Dörtlü ve aşağıda üçlü
madalyonlar sayfayı boğmuyor (Res. 10)
bilâkis derinlik kazandırıyor. Hz. Nuh'un
oğullarından Ham'ın sertlik ve gururu,
Şam'ın düşünceli ve ezikliği, Yafes'in ise
asâleti, resme verilen karakteri yansıtır.
Selviler ise, Levnî'yi hatırlatıyor bize.
Aşağıda; sağda, devesiyle birlikte
Hz. Salih Nebî aleyhisselâm, solda Ireç,
altta ortada ise Hz. Hud yer alıyor. Hz.
Hud'un uçuşan atkısı ve rüzgârdan eğilen
selvilerin uç kısmı, resimdeki realiteyi
bize göstermektedir. Bu sayfa, bize XVII.
asır sonlarında Türk resim san'atının du­
rumunu aksettirmektedir. (Bkz. Renkli
Res. 1).
20 sayfada ( I f ) , üstte Ebul Maş oğ­
lu Maçin, ortada Hz. Hızır, altta, sağda
Hz. Lût ve solda Hz. ibrahim, madalyon
içinde gösterilmiştir. Hz. İbrahim'in yaşlı
olarak gösterilmiş yüz hatları incelen­
meğe değer niteliktedir. (Res. 10).
21. sayfa (11'') da ise; üstte GurşAsb oğlu Neriman, altında iki madalyon
içinde ayrı, ayrı olarak Hz. İbrahim ve
Hz. İsmail, solda Sam, onun altına biraz
sağda Efrasyab (Türkler'in menşeî Efrazyab'a Alper Tunga'ya bazı mehazlarca
bağlanır), altta sağda Hz. Lût, solda lys,
yer almaktadır. (Res. 11).
22. sayfada (12"), Hz. Yusuf, Hz.
Eyub, sol kenarda Sam oğlu Zal oğlu Rüstem, aşağıda, sağda Hz. Yûşa, solda Hz.
MUSAVVİR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
2üli<üfül madalyon içinde yer almal<tadır1ar (Res. 11).
23. sayfada (12^) ise; sağda Hz. Mu­
sa, solda Hz. Harun, sol kenarda Siyavuş
sağda, Hz. Şuayıb. altta sağda Hz. İsmail,
solda, Hz. Danyal peygamber madalyon
İçinde gösterilmektedir. (Res. 12).
24. sayfa (13=") da; üstte Hz. Davud,
altmda Hz. Süleyman, altta sağda Hz. Zekeriya. solda İskender Zülkârneyn, en
altta, sağda Hz. Yahya, solda ise Hz. İsâ'nm minyatürleri vardır. (Res. 12).
25. sayfa i\3^] İslâmiyetin doğuşu­
nu sembolize eder. Üstte ortada Abdülmuttalib yer almaktadır. O'nun altında
sağda güneş, solda ay altında ise, Hz.
Muhammed Mustafa Aleyhisselâm, yüzü
nikâp İle örtülü, bol sade yeşil bir elbise
içinde, etrafa şua verir biçimde gösteril­
meye çalışılmış. Sol tarafında Hz. Ebu
Bekir, karşısında sağda Kur'an-ı Kerim
koltuğunda Hz. Osman yer alır. Altta ise,
solda Hz. Ömer, sağda Hz. Ali bellerinde
kılıçlarıyla gösterilmiştir (Bkz. Renk Res.
2), (Res. 13), karşılaştırınız, (Res. 37-44).
26. sayfada (14^) ise, üstte, sağda
Hz. Hasan, solda Hz. Hüseyin yer alır.
Altta ise; Hz. İmam-ı Azam Rıza solda Hz.
Imam-ı Azam Ebû Hanife, sağda Hz.
Imam-ı Safi, en altta ortada Ebu Müslim
yer almaktadır (Res. 13).
27. sayfa (M*») da ise. Üstte ortada
İsmail Sâmanî, altında Ahmed Adil, solda
altta Ebu Talib, sağda El Mutasım Billah
Muhammed'in minyatürleri bulunmakta­
dır (Res. 14).
28. sayfa (15=") da ise; Sultan Mahmud bin Sebuktekin, sağda Elkâhırbillâh,
ortada Sultan Celâleddin, solda Aydoğmuş Han'ın minyatürü İDulunmaktadır
(Res. 14).
29. sayfa (IS"") da ise; üstte sağda
El Kadirbiemrullâh, sol kenarda Melik
Şah Ebulfeth, yanında Sultan Sencer, sağ
altta, El Nasırbillâh, solunda Hüdavend
Şah elinde açık kitapla tasvir edilmişler­
dir (Res. 15).
30. sayfa (16°) da ise; üstte sağda
El Mustazî-binurullâh, solda Kuh Bey
Han, O'nun altında solda Baki Ağa, orta­
da Cegizhan, sağ alta ise El Mutasımbiilâh yer almışlardır. Cengiz Han'ın sakalı
ve başındaki taçlı kavuğun çok ince (bü­
yüteçle dikkatlice bakıldığından tel, tel
olduğu farkedilmektedir) fırça darbeleriy­
le meydana geldiği, sanatkârın gözönüıi
çok kuvvetli olduğu ve büyüteçle çalışta
ğı anlaşılmaktadır (31. sayfa da ki Tokta*
mış Hanla karşılaştırılmağa değer Res.
16). Dikkate şayan bir minyatür olup. sarı
ırka göre renk skalası fevkalade bir nu­
munedir. (Bkz. Renkli Res. 3), (Res. 15).
31. sayfa (le*") da, üstte, Hülâgu
Han, altta Toktamış Han yer almaktadır
(Res. 16).
32. sayfa (17=) da ise, Gazan Mahmud ve Emir Hüseyin'in minyatürleri gö­
rülmektedir (Res. 16).
33. ve 34. sayfalarda (I?*" ve 18»)
sağda Kızıl Boğa Han, altında Kaya Alp
Han (33); solda Kaya Alp oğlu Süley­
man, altında Süleyman oğlu Ertuğrul, en
altta Osman Gazi'nin minyatürü bulun­
makta olup, bu iki sayfada Osmanlı Devleti'nin kuruluşu anlatılmaktadır. (Res.
17. Karşılaştırınız. Res. 50, 51, 52, 53, 54,
55, 56). Metni Aynen aşağıya alıyoruz.
«Tabaka-i âli Osman beyanmdadır haberde
gelmiştir ki hayri'l-Fârisîn fi'z-zeman-ı ahır ehll'rrum pes o! hayri'l-Fârisîn bunlardır zîrâ mazhar-l
saltanat ve ma'den-i hilâfettirler Osman Han Ga­
zi esârallahü burhaneden Ağa olub tâ Hazret-I
Nuh nebiyy A. S. çıkınca âbâ ve ecdâd-ı hân bin
hân olub ve Osman Gaziden beru tâ bu zemana
değin her gelen birer güher muaddelet üzre is­
tihkâm ve karar bulmuşlardır ve memâlik-i Rûm
ve Arab ve Acem bunların hükmine inkiyad ve em­
rine ittiba' göstermişlerdir Hak sübhânehû ve teâlâ kaffe-i mü'minîn zill i saadet hümâyunlarında
ilâ yevmiddin âsude hâl kulûb devâm-ı devletle­
rine iştigâl olalar amin Osman Han Gazi ecdadı
Türkistandan gelüb huruç Horasan ve Irak ve
Azerbeycanı tutub ol memleketi zabt etti ve yüz
yetmiş yıl Ahlat yularında tevakkuf ettiler tâ kl
Cengiz Han hurûc eyledi ve âlemi fetrât tuttu Er­
tuğrul kendinin hıdem ve hışmından dörtyüz hane
ile vilâyet-i 'Rum'a ol zamanda Rum'da Pâdişâh
Sultan Alâeddin bin Keykubâd bin Çengiz bin Mesûd Selçukî idi Ertuğrul Han Gazi hoş görüb Istlmalet verdi Engurya civarında Karacadağ nam
mevzii ana verdi ve ol zamanda Sultan Alâeddin
Hazretlerinin Tatar ile muharebesi vaki oldu Er­
tuğrul Han Gazi ana muavenet edüb Tatar mün­
hezim oldu Sultan Alâeddin dahi Ertuğrul Gazi ka-
262
SADİ BAYRAM
nndaşjm dedi ve bir Rum'a dahi Sultan Alâeddin
dahî İstanbul kuffarıyie gaza eyledikte Ertuğrul
hayli yoldaşlık eyledi ve küffârm Inhizâmma sebeb oldu pes Sultan Alâeddin dahi ol vakit Sö­
ğütlü ve Tomaliç ve Ermen vilâyetini tevâbi'iyle
ana virdi pes Sultan Alâeddin vefat eyledi ye­
rine Sultan Alâeddin bin Feramuriz ki ol dahi
Selçuktandır pâdişâh oldı bu tarihte 680 ve ol
esnada Tatar askeri dahi Ereğli'ye gelüp Sultan
Alâeddin dahi Osman GazI'yi kendü yerine
k â i m m a k a m e y l e d i ve k ü f a r
cânibine gazaya gönderdi kendisi v a r u b
Tatar'ı defi' eyledi bu canibde dahi Osman Han
Gazi gazalar idOb ve nice kal'alar feth eyleyüb ve
nice mal ve ganimet birle ihbar-ı beşâret Sultan
Alâeddin'e gönderdi Sultan Alâeddin dahi Osman
Han Gazi varub Biliçuk kal'asmı feth edüo aidi
ve ol esnada Bilicüklarmın tenezzül edüp bir
vilâyette anlardan kimesne »kalmadı lâcereme
Osman Han hem kurûn ı saltanat olup asar ı
devlet ve azamet anda hüveyda olub a'yân-ı
memleket ana muti' ve ferman berdâr oldılar
devlet ve saltanat kaldı ber karar üzre ve rûz
be rûz ve saat be-saat derterakki bûd ve hest
ve bâşed ba'de-l-yevm inşallâhü teâlâ havahed
bOd Osman Hân-ı Gazi atası Sultan Ertuğrul ye­
rine culûs etti. Bu tarihte 680 badehu hurûo
edûp Bilecûk ve İnegöl hisarların feth etti. Bu
tarihte 695 ve otuzdokuz yıl saltanad sürdi ve
seksenikl yıl ömür sürdi ba'dehu vefat etti.
İşbu tarihte rahmetullâhi aleyh.»
Sayfa 35 de (18''), yukarıdan aşağı­
ya doğru Orhan Gazi, I. Murad, Yıldırım
Bayezid, I. Mehmed (Çelebi)'in ma­
dalyon içinde minyatürleri görülmektedir.
Madolyonların çaplan genişler,
55""" olur, fon ise, varak altunla kaplanır.
(Resim 18).
Sayfa 36 da (19'). II. Murad, II. Meh­
med (Fatih Sultan Mehmed), Bayazıd'in
minyatürleri görülmektedir. (Resim 18).
37. sayfada (ig"-). Selim (Yavuz Sul­
tan Selim'in), elbisesinde gümüş ve altun sim birlikte kullanılmıştır. Altında
oğlu Kanunî Sultan Süleyman yer almak­
tadır (Resim. 19).
38. sayfada (20-), II. Selim, III. Mu­
rad ve III. Mehmed yer alıyor (Resim 19).
39. sayfada (20''), Sultan Ahmed,
Sultan Mustafa yer alıyor (Resim 20).
40. sayfa ise (21') eserin son say­
fası olup, arkası boştur, hatime sayfası
yoktur. Bu sayfada Sultan Murad IV., İb
rahim ve en son olarak da Sultan Meh­
med IV. yer alır. Minyatürün sol altında
ise, ressamımızın mührü ve eserin bitiş
tarihi yer almaktadır. Şöyle k i : «Bende
Hüseyin el Musavvir» ibaresi ile, 1094 H.
(1682 M.) tarihi sarahatle okunmaktadır.
(Renkli Res. 4, Res. 20, karşılaştırınız
Res. 67).
Eserin sonunda herhangi bir kimse­
ye ithaf ve övgü bulunmamaktadır. Dola­
yısıyla ressamın elinde bir numune ola­
rak yapıldığı ihtimali belirmektedir. Hat­
tatın adı bulunmamaktadır.
Orta - doğu'nun bir nev'i şifahî tarih
edebiyatının yazı ve resme intikali diye
bileceğimiz eser, o devrin tarih anlayışı­
nı bize iletmesi bakımından ve fokllar
açısından, ayrıca XVII. asır sonunda Türk
resim san'atı yönünden önemli bir belge­
dir.
KARŞILAŞTIRMALAR:
Karşılaştırma yapacağımız eserler
şunlardır:
1 — Avusturya, Viyana Nationalbibliothek Cod. AF 50 (17 numaralı eseri he­
nüz görme veya resimlerini temin imkânı
bulamadık) numaralı Subhatu'l - Ahbâr.
Bu eserin fasimile baskısı Yapı ve Kredi
Bankası'nca bir kültür hizmeti olarak Do­
ğan Kardeş Basımevinde 1968 yılında
2000 adet yapılmıştır.
I. Bölüm (metin) 6 sayfadır. Zahriye sayfası tezhiblidir. Cihan tarihi veril­
meye çalışılır. (Res. 21 Sağ).
II. Bölümde 102 minyatür bulun­
makta olup, tamamı 34 sayfadır.
Hatime sayfası mevcut olup, tarih­
sizdir. Minyatürlerini İstanbul! Hüseyn
yapmış olup, Hz. Adem'den, (Resim 28,
45, 50, 67 sol). IV Mehmed'e kadar silsi­
le zinciri devam eder.
2 — Topkapı Sarayı Müzesi H. 1324
Zübdetü'l-Tevarih.
I. Bölüm 26 sayfa arapça metin olup ilk iki sayfası tezhiblidir. (Resim 22).
Hz. Muhammed ve ashabı hakkında kısa
cetvelli biyografik malûmat vardır. (Res.
23) .
II. Bölüm 8 sayfa olup, cihan tari­
hi anlatılır. İlk sayfası tezhiblidir. (Resim
24) . Başı: Sıpas alel ıtlak...
III. Bölüm Hz. Adem'den, 11. Bayazıd'a kadar, dünyaya ün salmış, kahra-
MUSAVVİR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
maniar, iıül<ümdarlar ve peygamberlerin
madalyon içinde minyatürleri verilmel<tedir. 79 adet portre vardır. 1006 H. Aralık
1597 M. tarihlidir (Resim 29, 38, 51, 57).
3 — Topkapı Sarayı Müzesi Kütüplıanesi H. 1591 numaralı Silsile-nâme
i. Bölüm 26 sayfa arapça metin.
ii.
Bölüm 8 sayfa metin (Res. 25).
Başı
istihkak
Sıpas alel - ıtlak sitayiş-i bi -
lil. Bölümde 95 madalyonlu minya­
tür bulunup, (Res. 30, 39, 52, 58), 58 say­
fadan ibarettir. 1006 H./Eylül 1597 M. ta­
rihli olup, ill. Mehmed'le sona erer (Re­
sim 58).
4 — TKSMK. H. 1624 numaralı Zübdetü't-Tevârih.
I. Bölüm. 8 sayfadır. Cihan tarihi
verilir. Baş sayfası tezhiblidir. (Res. 26).
II. Bölümde silsilelerle 66 minyatür
bulunmakta olup (Res. 31, 40, 53, 59),
eserin tamamı 15 yapraktır. 1003/1595-6
tarihinde tahta geçen ili. Sultan Meh­
med'le sona erer (Res. 59).
Başı: Sıpas ale'l-ıtlak sitayiş-i bi
istihkak
5 — TKSIVIK. ili. Ahmed Kütüpha
nesi 3110 numaralı Silsile-nâme
I. Bölüm, 6 sayfadır. İlk sayfa tez­
hiblidir. Cihan tarihi anlatılır. (Res. 27).
II. Bölüm de 92 minyatür bulun­
makta olup, (Res. 32, 4 1 , 49, 54, 60), ese­
rin tamamı 17 yapraktır. 11. Sultan Mus­
tafa ile sona eren eserde (Res. 60), şeh­
zadelerin isimleri yazılmamış, boş bıra­
kılmıştır. Lokman bin Seyyid Hüsey'in
Silsile-nâmesi olup, XVII. asırda ii. Sul­
tan Mustafa'ya kadar ilâve edilmiştir.
(1106 H./1695 M. -1115 H./1703 M.) Ze­
minler hatâîlerle bezenmiştir.
Başı: Sıpas atel ıtlak
6 — İrlanda, Dublin'de Chester
Beatty Library'de bulunan T. 423 numa­
ralı Zübbetü't - Tevarih.
i. Bölüm. 26 sayfa, arapça metin,
ilk iki sayfası tezhibli. Hz. Muhammed ve
ashabı hakkında cetvellerle kısa biyog­
26İ
rafik bilgiler bulunmakta olup, 1006 H./
Nisan 1598 M. tarihlidir.
il. Böiüm. 7 sayfa, başı tezhibli, ci­
han tarihi anlatılır. Son sayfası eksik.
Metin bitmiyor. Cümle yarım kalmış (Al­
tıncı tabaka Harzemyandır ki anlar dokuz
tendir, ve yüzyetmiş iki....).
İli. Bölümde şecerelerle birlikte 86
minyatür (Renkli Res. 5, 6,) bulunmak­
ta olup, 111. Murad'la sona ermektedir.
7 — Fransa, Bibliotheque Nationaie'de bulunan (Turc 126 numaralı eseri
göremedik) Cel. 12968 numaralı silsilenâme'.
i. Bölüm 4 sayfa metin olup, tezhibsizdir.
Başı: Sıpas alel ıtlak...
II. Bölüm de 94 adet gravür tarzın­
da resim bulunmakta olup, Hz. Adem'den
(Res. 35-36). IV. Mehmed'in oğlu III. Sul­
tan Ahmed'e kadar olan silsileyi vermek­
tedir. Resimler minyatür tarzında olma­
yıp, siyahbeyaz ve bazıları gölgelidir. Bir
kitap meraklısının, eserin bir kopyasını
Halep'te görüp, bakarak istinsah ettiği
anlaşılmaktadır. Lübnanlı Umayunuz veled Şükrü el Çelebi el - Marunî tarafından
Temmuz 1750 yılında Bibliotheque de
L'abbaya Royale Victor kütüphanesine
vakfedilmiştir. (Res. 55, 56).
8 — Ankara Etnografya Müzesi'de
bulunan Silsile-nâme 8457 numaralıdır.
I. Böiüm 4 sayfadır. İlk sayfası tez­
hiblidir. 1603-1606 tarihlerinden sonra
kopya edilmiştir. Metin farsçadır.
II. Bölüm de Hz. Adem'den (Res.
33, 34, 61, 62), yapıldığı devre kadar 140
minyatür bulunmakta olup, diğer eserle­
re benzemez. Doğu Anadolu taşra ekolü­
ne mensuptur.'
9 — Doç. Dr. Yılmaz Önge Arşivi'nde bulunan Hâzâ Kitab-ü Yüsemma bi
Subhatü'i-Ahbar min Zübdetü'l - Asar.'
6) Resimleri lûtteden Dr. Filiz Çağman'a
teşekkürlerimizi
sunarız.
7) Bkz. Sadi Bayram, Ankara Etnografya Müzesi'ndeki Ma­
dalyonlu
Silsile-nâme'de
Doğu Anadolu ve
Batı A s ­
y a . V I I I . Türk Tarih Kongresi, Ankara 1976.. s . 645 - 655,
levha 331 • 353.
8) Neşrine müsaade ettiklerinden dolayı Doç. Dr. Yılmaz
Önge'ye
teşekkürlerimizi
sunarız.
S A D ! BAYRAM
m
I. Bölüm, metin 3 sayfa + kapak.
Metin daha olgun ve sadeleşmiş olup.
deriediği bazı bilgileri kasden atladığı
belirtilmektedir.
II. Bölümde gravür tarzında portre­
ler (Sayfa 5-38), bulunmaktadır.
Eserin 39-40. sayfalarında Osmanlı
padişahlarının doğum, cuius, müddet-i
saltanatlan ve müddet-i ömürlerine havi
liste şeklinde bir cetvel ilave edilmiştir.
II. Mahmud'un vefatı 1255 H/1839 M. ta­
rihine kadar gelen eser, taş baskısı olup,
siyah-beyaz tekniğinde basılmıştır.
10 — Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver üstadımızda bulunan minyatürsüz Sil­
sile-nâme.».
I. Bölüm, metin, 4 sayfa.
lî. Bölümde şecereler, minyatür­
süz şekilde verilmekte olup eserin 28
sayfası elimizdedir. Yavuz Suttan Selim
ile sona eren eserin Yavuz'dan sonra de­
vam edip etmediğini bilemiyoruz. Ancak
eserin bir kaç yaprağının eksik olduğunu
söyleyebiliriz.
Yazıldığı devre göre cihan tarihi
(Orta - Doğu. Orta ve Batı - Asya) olarak
vasıflandırıl^ bu tür eserieri önce, üç
grubta mütalaa edebiliriz.
1 — Zübdetü't-Tevarih adı verilen
eserier,
2 — Subhatu'l Ahbâr adı verilen
eserler,
3 — Silsile- nâmeler.
Aslında, bu üç grupta zikredilen
eserier, biribirinin benzeridir. Minyatürlü,veya minyatürsüz olabilirler. Subhatu'l
Ahbâr ile Silsile-nâmeler, tamamen bir­
birinin eşidir. Yalnız adları değişiktir.
Zübdetüt - Tevarihler ise; menşe
olarak Bağdad'da oturan Yusuf bin Ha­
san bin Abdulhâdi'den, bir zat, candan bir
dostunun elinde olan Hz. Muhammed'in
silsilesinin tamamlanması isteği üzerine
Ortaya çıkmıştır. Yusuf b. Hasan b. Abdülhâdi'nin hangi tarihte yaşadığını kesin
olarak bilmiyoruz. Ancak; TKSMK. H.
1591 numaralı eserlerin I. bölümün so­
nunda bulunan cetvellerin nihayetinde,
Bağdat'da oturan Yusuf bin Muhammed
DIzfulî* tarafından 1006 tarihlerinde yazılmıştır. Kendisi eserin 26. sayfasında şöy­
le ifade etmektedir:
Tahriren bi tarilbi şehr-l Safer senete sitte ve elfin min el • hicretin nebeviyye.
Kâtibihu Yusuf bin Muhammed Dizful! saMiHi Bağdad. Gaferaliahu Teaifi li-kfitiblhî ve li
sahibihi ve hOrmet-l Muhammedln.
H. 1324. Numaralı eserin 26. sayfasında ise;
Tahriren bl tarih-l şehr4 Cemaziyelevvel
senete sitte ve elf minel Hicretin Nebeviyye Kâtibihi Yusuf bin Muhammed el Oizfuli sal(in-i
sahibiM harmet-1 vellmen gafere fihi (Res. 23.)
Chester Beatty Library 423. numaralı ese­
rin 14 a sayfasında İse;
Tahriren fl tarlh-l Şehr-l şevval kâtibuhu
Ebu Talib-i IsfehanI sakin-l Bağdad Senete sittin
ve elfin ndne'l-hleriyye, Gaferallahü Teala Seyylat-i kâtibihi ve sahibihi.
Bu durumda. Yusuf b. Hasan b. Abdülhadi'nin yukarıdaki tarihlerden önce
yaşaması gerekir.
I, Bölüm; bütün Zübdetü't-tevarihler de aynı olup, arapça kaleme alınmış­
tır. 26 sayfadan müteşekkil olup ilk iki
sayfası karşılıklı tezhiblenmiştir. (Res.
22) . Burada Hz. Muhammed ve ashabının
şecereleri. Hz. Muhammed'in gazveleri,
kumandanları, günlük yaşayışları, hizmet­
lileri, köleleri, emirieri ve askerleri, si­
lâhları ve adedi, atlan ve binekleri, Kâbe'nin kıble olması, halifelerin başa geçiş,
leri ve tarihleri hakkında biyografik (Res.
23) kısa malûmat bulunmaktadır.
11. Bölümün ilk sayfası da tezhibi idir. (Res. 24. 26). Burada üzerinde durdu
ğumuz Silsile-nâme'nin ilk kısmı gibi ci­
han tarihi yer alır. Ancak yukarıda gördü­
ğümüz Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde bu­
lunan silsile-nâme de bu kısım 16. sayfa­
dır. Diğer eserierde hiç bu kadar uzun de­
ğildir. (Res. 1-8). Sekiz veya altı sayfada
sona erer. Zübdet ü't-Tevarihler de sekiz
sayfadır. Subhatu'l-Ahbâr'lar da ise altı
9) Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Onver, astadımız, elinde bu­
lunan mlnyatOrsOz silalla - nSma'nIn fotokopilerini lüt­
fetmiştir. Teşekkür ederiz.
DIzful Bağdad'ın kuzey doğusunda,
ları İçinde bir şehirdir.
halen
Iran
hudut­
MUSAVVİR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
sayfadır. Diğer silsilenâmeierde dört ve­
ya üç sayfadır. Hemen hemen hepsi bir­
birinden kopya edildiğinden, hattatın dil
bilgisi ve gramerine göre ya kelime faz­
lası, ya kelime noksanı bulunmaktadır.
Bunlar genellikle övücü veya ifadeyi kuv­
vetlendirici kelimelerdir.
III. kısımda ise (Silsile - nâmeler
ve Subhatu'l-Ahbar'lar da II. kısım);
Dünyamız da ilk insanlar olan Hz. Adem
ve Havva (bazen Havva yerine melek,
oğulları; Res. 28, 29, 30, 31, 32, 33, 35),
ve bunlardan türeyen peygamberler, ci­
han hâkimleri, efsane kahramanlarının
minyatürleri ve şecereleri tarih sırasına
göre verilmeye çalışılmakta, her zaman
muvaffak olunamamaktadır.
Hz. Muhammed ve dört halifeden
sonra. Abbesi halifeleri, Orta Asya'da
Cengiz sülâlesi (Bütün eserlerde bu say­
fa planı aynıdır. Bak. Res. 45,-49) ve ni­
hayet Selçuklar ve Osman Gazi... Osman­
lı imparatorluğu'nun kuruluşu. Bu sayfa­
lar da bütün Zübdetü't - Tevarihler'de,
Subhatu'l-Ahbârlarda ve Silsilenâmeier­
de tamamen aynıdır. Karşılıklı çift sayfa­
da Osmanlıların kuruluşu anlatılmakta,
sol sayfanın altında Osman Gazinin min­
yatürü yer almaktadır (Karşılaştırınız
Res. 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56). Daha son­
ra diğer milletler bırakılarak sadece Os­
manlı padişahları sırasıyla, eserlerin ya­
pıldığı devre kadar, birer madalyon için­
de detaylı olarak verilmektedir'". Zira o
devirde cihana sadece Osmanlılar hâkim­
di. Bu kaideden yalnız Ankara Etnografya
Müzesi'nde bulunan silsile - nâmeyi is­
tisna etmek yerinde olur.
Viyana Cod. Af. 50 ve Vakıflar nüs­
hası istisna edilirse, bu tür silsile-nâ­
meler de musavvirlerin imzası yoktur.
Tarih ise, sadece Vakıflar nüshasında bu­
lunmaktadır.
265
1. Bağdad ekolü (TKSM. H. 1324.
1591, 1624, A. 3110, Dublin, Fransa
National Bibliotbeque nüshaları).
2. İstanbul ekolü (Viyana. Vakıflar,
nüshaları),
3. Taşra diyebileceğimiz Doğu
Anadolu ekolü (Ank. Etn. Müz. 8457. nu­
maralı eser).
Bunları birbirleriyle karşılaştıracak
olursak, Bağdad ekolünde, metinler, tezhibler ve sayfa kalıbı tamamen birbirleri­
nin aynı olup, bir örnek üzerinden yapılan
çoğaltmalardır. Elle yapıldığı içinde, gö­
ze batmayacak biçimde, esasa müteallik
olmayan cûz'i ayrılıklar da bulunmakta­
dır. Mesela, cihan tarihi metni verilirken
sayfa sonu hattanın sık yazdığı sebebiy­
le boş kalan, yere farşça bir-iki beyit
koymuştur. Minyatürlerde, biri sağa ba­
karken, diğeri sola veya cepheye bakar
pozisyonda gösterilmiş. Kıyafet ve renk­
lerde oynama yapmıştır.
Viyana ve Vakıflar nüshasının Kar­
şılaştırması :
Vakıflar nüshasının adı, Haza Kitab-ü Silsile-nâme'dir. Viyana nüshasının
adı Subhatu'l Ahbâr'dır. Vakıflar nüshası­
nın cihan tarihi bölümünü yukarıda gör­
müştük. Viyana nüshasının metni ise şöy­
ledir: İkinci sayfanın 10. satırı ortasın­
daki kırmızı harflerle Emma ba'dü keli­
mesine kadar Vakıflar nüshası ile tama­
men aynıdır.
Farklı kısım; 2. sayfa 10.. satır or­
tasındaki (Vakıflar nüshasında 2. sayfa
12. satır ortası - Bkz. Res. 1). kırmızı ya­
zılan emme ba'dü kelimesinden itibaren
şöyle değişmektedir:
«Emma ba'dü eztemhid-i kavâid mahamid-l ilâhi ve te-sis-1 mebânî risâlet penâh-î sul­
tan bir hak ve burhân-î mutlak hâsıl-ı Kevnü me­
kân sahib-i Kırân-1 zemân-ı Fahr-1 âl-i Osman Sul­
tan ibnis - sultan ibni's - sultan Süleyman Han
ibni's - Sultan Selim Han hemişe ol Sultan-I
gerdun Cenâb-ı etnab sürâdikat-i İzzet ve
kâmurâni ve seraperde-i »felek âsây sahib kı-
Genel olarak Kanunî Sultan Süley­
man ve daha sonraki devirlerde yapılan
eserlerde başlıca üç ekol görülmektedir.
10) Etnografya, folklor ve kumaş açısından, kıyafetler ayrı­
ca İncelenmeğe değer.
266
SADİ BAYRAM
râni bievtad devamdır arsa-1 eyyann müekked ve
muhalled ve mOebbed bâd ve kavaid-l saitanad
ve esâs-ı devlet bir basit memleket ve âfitâb-ı
inâyet-1 pâdişâhî ez fark ı mah sa bemâhî bir serserverân-l memâllk-l nâ-mütenâhi tâbân ve derehşân bSd ilâ yevmil-miâd amir yâ râzikal - ibâd şiir
nOsah râçun temam kerdem men Zûbde Târih
nâm-l kertfem men agaz beyan bilpil ki Adem
Ptygamber salevâtuMlâhi aleyhi ve selâmühû
devrinden berO tâ hatemi'r-njsul Muhammed
Mustafa sallalâhO Teâla aleyhi ve sellem vilâd I n e d e ğ i n ehl-i a c e m e d e r ki
a l t ı b l n on Dç y ı l d ı r Ve bazılar
eder ki beş bin dokuz yüz yıldır derler ve ba'zı
eshâb hesab ederler kl ebcet 5995 hurufunun
adedi miktanncadır ki beş bin dokuz yüz doksan,
beş yıldır amma yahOdiler Tevrattan şöyle nakle­
derler ki Hazret-I Adem aleyhlsselâm zamanından
tâ ol zamana değin ki Hazreti RasüM Ekrem sallalIflhO teâlâ aleyhi ve sellem Mekke'den Medi­
ne'ye hecret etti beş bin kırk üç yıldır ve nasârâ
ineli den rivâyet ederler kl Hazret i Adem pey­
gamber aleyhlsselâm zamanından tâ ResOl hazret­
leri sallallâhû teâlâ aleyhi ve sellem zuhurune
değin beş bin yüz yetmiş iki yıldır amma kavl-I
ibnl Abbas radiyallahO anh böyle dir ki Adem Safi
vaktinden tâ Hazret-i Nuh Nebiyy tufanına değin
iki bin iki yüz elli altı yıldır ve ondan tâ Hazret-I
ibrahim Halli mevlûduna değin bin yetmiş dokuz
yıldır ve andan tâ Hazret-i Süleyman Nebly za­
manına değin ki Beytülmukaddes binâ etmiş idi
beş yüz otuz altı yıldır ve andan tâ Hazret-I IMusa
zamanına değin beşyOz altmış beş yıldır ve an­
dan Hazrat-i İskender Ye'cûce ve Me'cOce sed
yaptığı zamana değin yüz on yedi yıldır ve andan
berO Hazret-i Isa Ruhulifiiı mevlûduna değin Oç
yüz altmış dokuz yıldır ve andan berû tâ Hazret-I
Muiıammed Mustafa sallallâhû teâlâ ve sellem ve
aleyhim ecmaîn düne değin dört yüz otuz dört
yıldır bu takdirce Adem Safiyyullâh aleyhlsselâm
devrinden Hazret-I ResOİ aleyhlsselâm devrine
değin beş bin dokuz yüz elli altı yıl olur bu arada
ihtilaf çokdur amma Seyyid Nl-metuilfih kaddese
sirraha hazretinden rivayet olundu ki Hicret-i Nebeviyyeden dokuz yüz dokuzuncu yılında devr-l
kamer nihayet bulub devr-i Zuhal hükmeder ve ol
tarihte vücuda gelen evlâdın on sekiz yıldan son­
ra vücuda gelen eşrât-ı saata yetişe demiştir
yıllar kamerî hesabiylemldir yoksa şemsiyye-i RumJyyo hesabIyJemidIr ma'lOm değildir nitekim
Eshâb-ı Kehf kıssasından haber verir ve iebisü fi
kehfihim mlete sinine vezdâdü tis'a bu âyet-l kcri
me nüzulünden sonra yehOd Nasarâ mebâhîse
dOşüb dediler Oç yüz yıldan ziyade biz bilmeziz
ve kitaplarumuzda yoktur deyû pes hak teâlâ
celle ve alâ buyurdu ki Kulillâhü a'lemü blma
lebisfi lehu ğaybü's- semâvâti ve'l-arzi ba'zılar
te'vil ederler ki öç yüz yıldır şemsiyye oldu ve
dokuz yıl dahi anm üzerine ziyade oldu ve şuhûr-i
kameriyye hesabı üzerine üç yüz dokuz yıl oldu
zira her yılda sene-i şemsiyyenin sene-i kameriyyeden on bir güne karîb tefavütü olur bu takdir­
ce üç yüz şemsiyye olur ve üç yüz dokuz yıl ve
iki ay ve on dokuz gün olur sene-i kameriyye pes
yoktur teksir-l kelâmdan arz şöyle ma'lum oluna
kl mahfiyyat-ı hazain-i ilâhiyyeden beş dürlü ilim
vardır ki ana muttali' olmak hiç â ferîdenun eline
verilmiş değildir iş bu âyet-i kerime hükmüyle
ki bu beş ilim zikrolunur İnnallafıe indehû ilmu's sâ'ati ve yünezziiü'i-gayse ve ya'lemu mâ filerliâmi ve ma tedri nefsün mâ zfi teksibü ğâdâ
vemâ tedrî nefsün bl eyyi erdin temu'tü innallâhe
filîmün
habir bu âyeti Kerime'nin
ma'nası z â h l r i m a z m u n
mahlası
bu dur ki beş nesnenin ilmine hiç nefs
yol bulmak müyesser değildir evvel kıyâm-ı sâat
ikinci ne vakitte yağmur yağar üçüncü ana rah­
mindeki oğulmudur yada kızmıdır dördüncü her
kişi yarın ki gün ne işlerse gerektir beşincisi kişi
ne vaktin ölse gerek ve ne yerde defin olsa ge­
rek işbü beş nesneyi Allahü teâla celle ve alödan
gayri hiç kesun ittılâı yoktur ve'l-ilmü indallah ve
dahî ma'lûm ola ki cihan pâdişâhlarının esnafı iki
dürlüdür birl sınıf-ı câhilidir biri sınıf-ı Islâmidir amma evvelki sınıf câhilidir anlar Hazret-i
RasOlullâh sallallâhû aleyhi ve sellem devrinden
evvel dünyaya gelmişlerdir dört tabakadır evvel
Pişdadiyan ikinci Kisâniyan üçüncü Eşkâniyan
dördüncü Sasaniyan ve bunlar yetmiş iki tendir
dört bin yüz seksen bir yıl ve bir kaç ay dahi
padişahlık etmişlerdir ve bu dört tabaka Keyyumers nesllndendir bunların iptidası Keyyumers
ve intihâsı yezdücerd ki âhir-i mülük-l Acem dir vo
Hazret-i Rasül sallalâhü aleyhi ve sellem devrine
değin ekseriya selâtin diyar-ı Aceme ve enbiyâ
ve diyâr-ı Araba gelmiştir amma anlar ki sınıf-ı
Islâmidir Hazret-i Resûl sallalâhü aleyh-i ve sellemden sonra dünyaya gelmişlerdir anlar dahi bir
niçe tabakadır evvel tabaka beni Ümeyye dir ki
char yâr ridvanullâh-i teâlâ aleyhim ecmaîn hilâ­
fetinden sonra dünyaya bey lik anlara müyesser
oldu ve bunlar on üç tendir ber kıyas yüz yıl
mikdarı bey lik ettiler ikinci tabaka Abbasiyân
dır ki ben-l Ümeyye den sonra hilâfet anlara mu­
karrer oldu vo anlar otuz yedi tendir beş yüz
yirmi üç yıl ve on bir ay ve bir gün hilâfet sürdiler ve üçüncü tabaka Samaniyan dır ki anlar do­
kuz ten İdi ve yüz altı yıl beylik eylediler dördün­
cü tabaka Alpûye dir ki anlar on altı tendir ve te­
mam ehl- âlem iki yüz otuz yedi yıl beylik eyle­
diler beşinci tabaka ben-î Sebuktekin dir ki an­
lar on bir ten dir ve yüz yetmiş İki yıl mikdarı bey­
lik eylediler altıncı tabaka Havarizmyân dır ki an­
lar dokuz ten dir ve yüz otuz iki yıl beylik et­
mişlerdir yedinci tabaka Melâhade-l Elmülmsvtdır
kl on iki tendir ve yüz yetmiş dört yıl beylik ey­
lediler sekizinci tabaka Selçûkiyan dır ki on dört
tendir ve yüz altmış dokuz yıl saltanat sürdüler
dokuzuncü tabaka Cengizhanyan dır sekiz tendir
MUSAWlR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSlLE-NÂME
tâ zuhur-1 Osman Gazi ridvânullâtı-i aleyhim ecmain ve bu mecmu' tabakat yerlü yerinde zikrolunur inşallâhü teâlâ bu maluftan bir nice fevayid
olur bir faide oldur ki enbiya-i güzî'nin salevatullâh-i aleyhim ecmain zahran be - zahran usuli
ve ensâbı ma'lum olur ve hemçenân-ı selâtin
rûy-i zemin ez âdem tâ indim her biri ne hal üzre
olup ve ne kadar müddet hükmü olmuştur nehc-i
eshel ve vech-l eyser üzre ma'lum olur hemçenan
bunca sürer an ki cihana gelmiştir, her biri kendi
devrine felekenar ve sitariye hükm ve endâr eder
İdi haliyâ resimleri ma'dum oiub mücerred isim­
leri mevcuddur eshab-ı basiret dide-i ibret birle
nazar edüb fevaid'i dünyeviyye ve nasâyih-i uhreviyye ide Inşâallâhü tebareke ve teâlâ beyt
çeşim ezberâyi dîden-i ayât-i kudretest güş ez
pey-1 şeniden-i ahbari hikmetest zillü 'zâlil-i vu
cud-1 bî adîl tâ inkirâz-i devar-i zeman ber ser'ı
âlem yan mebsût ve memdud dâret ve garaib i
In'âm ve regayib-i ihsan hemecâ mevcud ve meşmûl ve behîme-i vucud mevsul ve mebzul kiinâd
binnûn-i versad ve âlihil-emcâd beyt ar7-ı nakşist-i
kizmâ bazmâned ki hestira nemî binem bakâyî
meğer sahib dili rûz-i be-rahmed küned ber-hâl i
miskinan dûayi».
İki metin karşılaştırıldığında görüle­
ceği üzere; Vakıflar nüshası daha geniş
ve cihanşumül, argo lisanı diyebileceği­
miz halk dili ile yazılmıştır. Viyana nüs­
hası ise; daha az ve öz, Grek, Roma ve
Bizans'ın yer almadığı (Büyük İskender
hariç), İran'da hüküm süren sülâlelerin
Vakıflar nüshasmdaki gibi uzun olmayıp,
diğer milletler gibi yer verilişi. Kanunî
Sultan Süleyman'a övgünün bulunuşu
(Vakıflar nüshasında Osmanlı padişahla­
rından hiç bahsetmez ve övgü yoktur),
metin yazarının, diğer benzeri eserler­
den faydalandığı, ancak daha aydın ve ol­
gun bir kimse olduğunu bize göstermek
tedir. Metin yazarı hakkında eserde her­
hangi bir kayıt yoktur". Derviş Mehmed
bin Şah Ramazan'm adı, metinin sonunda
veya hatime sayfasında da yoktur. Vakıf­
lar nüshasının hatime sayfası yoktur. Vi­
yana nüshasının hatime sayfası ise
şöyledir:
Zikri Ahval-i Sultani'l- A'zam Padişah-1
Âlem ve Şehinşah-i beni Adem SultaniM-Berreyn
ve hakanil Bahreyn hâdimül haremeyn - iş şerifeyn essultan ibnüssultan ibnüs - Sultan es - Sul­
tan ebu'l feth el Gazi Sultan Muhammed Han
ibni Sultan İbrahim han Ebbedallahü devletehüm
ilâ yevmi'l-Kıyam:
01 sultani sipehr-i iktidarm velâdet bâ-izzü
seâdeti binelli bir senesinde vâki olub nurdur
267
geldi Muhammed surbi İbrahim'den mısra'i vilâdet-i hümayunlarma târih olmuştur Sinnl şerif­
leri yedi seneye baliğ oldukta, binelli sekiz Re
cebinin onsekizinci günü taht-ı devleti baht-ı ÂI-I
Osmaniye cülüs eyledi. Halledallahü fi basitilardi evâmirihi ve ahkâmihi ve refe'a bll-fethi
vennasrı ale'lberâ'ya a'lâmihî ve azze serirelm ü l k i b i V u c u d i h i ve efade alo'l karibi
ve'lbaidl
asarı
adlü
vucüde bu sultanı feriduni 'fismetin zemânı sal­
tanatlarında feth olan kıla' dır ki zikr olunur.
Feth yanuhe an yedi Köprülü Muhammed Paşa elvezir fi-sene 1067. H. Fethi verâtı anyedi ser­
dar Ali Paşa fi sene 1070 H. fethi Uyvar an -yed-i
Fâzıl Ahmet Paşa; el-vezir fi sene 1074 H. Feth i
Yeni Kal'a ve sulh-i Ba 'kiralı Nemçe ve Macar
an-yed-i Ahmed Paşa el-vezir fi-sene 1075 H.
Fethi Kandiye ve Cezire-i (Girit) an-yed-i Ahmet
Paşa El-vezir fi-sene 1080 H. ve ol Pâdlşâh-ı
cemcah hazretleri bizzat varub kahri kahramanileriyle gelidi. Memâlik-i Leh ve kazak olan Kamençe Kal'asm yedi günde feth ve tasih ey­
lediler fi sene 1083 H. Ve yine bizzat Cenab-I
celâled meâbleri ihtimamiyle Kazak-ı bedmezakın metâned ve hasanedte âlem olan ladijin nam
kal'aî meniası feth olundu fi sene 1085 H. Mahall-i mezburden kaim makam Mustafa Pâşâ Haz­
retlerini asakir-i bişumal üzerine Serdar tayin
buyurub merkez daire bahr-i muhid iklim-l kazak
olan Amman nam hisnı hasim müşeyyedü'l erkân
fethine irsal buyurmagıyle kal'ai mezbure dahi
Vezir-i diliri asaf tedbir himmetiyle fethi tashir
olundu fi senetil - mazbure ve mütenâzeü'n-fih
Leh ve Musku ve kazak olan çehreyn kal'ası feth
olundu. An yedi Vezir-i Azam Mustafa Paşa H.ak
sübhânehu ve Tealâ ol Padişah-ı Gelili'ş - şani
nice fütühat ile müşerref eyleye amin.
İlahî adlü dadin daim eyle
Serir-i saltanadda kaim eyle
Cihanın canıdır canın cihanı,
Bu cümle âlemin sahib-i kırani
Yukarıda hatimede en son Vezir-i
Azam (İVIerzifonlu Kara) Mustafa'dan bah­
setmesi. Viyana'da bulunan eserin asıl
sahibinin Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
olması icabeder. Subhatu'l-Ahbâr, boz­
gun sırasında Kara Mustafa Paşa'nın ota­
ğında Avusturya orduları kumandanı
11) Dr. Kurt Holter'In metin yazarı olarak Derviş Mehmed
Ibnl Şah Ramazan adını kat'iyetle vermesine bir mâ­
nâ vermedik, Kanunî devrinin hattatını, incelediğimiz
eserde bulamadık. Bu sebeple metin yazarı olarak Der­
viş Mehmed İbni Şah Ramazan adını vermemiz mümkün
değildir; Bk. F. E. Karatay. TKSM. TYK, C . I, s . 217.
H. 1443 numaralı Suhbatû'l - Ahbar ve tuhfet el ebrar
Derviş Mehmed bin es - Şeyh Ramazan'm devam ettiği
bir Silsile - nâme.
SADİ BAYRAM
Prens Eug6ne de Savoie'nin eline geçmiş
olmalıdır". Kara Mustafa Paşa'nın otağı,
halen Avusturya Askerî Müzesi'nde teş­
hirdedir.
Vakıflar nüshasının zahriye bölümü­
nün tezyinatı. Viyana nüshasına göre ar­
kaiktir, Fatih devrini hatırlatır. Viyana
nüshası ise; XVII. asır özelliklerini taşır.
(Bkz. Res. 21). Minyatürlere gelince; Va­
kıflar nüshası çok daha ileri olup batı
resim tekniğinin tesiri altında kaldığını
söylemek, biraz cesurca bir davranış
olur. Portreler arkasındaki selvller ve di­
zilişleri, akarsu. XVII-XVIII. asır duvar
resimlerinde görülür". Bu manzaraların,
özelHkle, Hz. Nuh'un oğullarında en güzel
şekilde verilmesi ise, bir rastlantı olabi­
leceği gibi, Türk neslinin başlangıcına ve­
rilen önem de olabilir (Bkz. Renkli Re­
sim 1).
Buna mukabil. Hz, Adem ve Havva'­
nın bulunduğu ilk minyatürlû sayfa da Vi­
yana nüshası (Res. 28). daha mütekâmil
olup. Vakıflar nüshasında Hz. Adem ve
Havva'nın gençlik yılları resmedilmiştir
(Res. 9). Her iki nüshada da Hz. Havva'nın
elbisesinin yakasının oldukça açık oluşu,
musavvirin cesaretini ve maharetini ser­
gilemektedir. (Karşılaştırınız. Bağdad
ekölü nüshaları Res. 29, 30. 31. 32). Kar­
şı sayfadaki Hz. Idris ve Hz. Nuh minya­
türleri ise, san'at yönünden birbirine ben­
zemektedir. Pozisyonları bile.. Yalnız, Hz.
Nuh un gemisi, Vakıflar nüshasında daha
güzel ve detaylıdır (Bkz. Res. 9). Viyana
nüshasında ise; gemi, sanki bir ördek
şeklinde yapılmış ve üzerine şematik bir
yapı oturtulmuş. Cel. 12968 Paris nüsha­
sında ise, yelkenli (Res. 36) bir kayık bi­
çiminde. Ank. Etn. Müz. 8457. numaralı
eserde ise, sadece kayık şeklinde (Res.
34). tasvir edilmiş.
Dahhâk'ın başındaki taç ve taçdan
çıkan ejder, her iki nüshada da aynı diye­
biliriz. Viyana nüshasında. Dahhâk'ın ar­
kasındaki zemin açık mavidir, Vakıflar
nüshasında ise, arka plânda Ikl ağaç var­
dır (Res. 10).
Gerş-asb oğlu Neriman ile Afrazyab (her ikisi de Iran efsanevî kahramanı
olarak tanınır. Bu arada, Afrazyab'ın [Alp
Er Tunga] Türk neslinin de efsanefî kah­
ramanı olarak kabul edilmektedir".) tas­
virleri de her iki nüshada da benzerdir.
Vakıflar nüshasında Cengiz Han ile
Toktamış Han birbirlerine çök fazla ben­
zemekte olup, tam bir mogol tipi mevcut­
tur. Yüz hatları, başlarındaki kavuğumsu
taç, tuğ, bellerindeki hançer ve kemer,
elbise modeli birbirinin eşidir (Bkz.
Renkli Res. 3; Res. 15, 16). Sakallarmdaki ince fırça darbeleri ancak büyüteçle
farkedilebiimekdir. Burada şunu da be­
lirtmek yerinde olur ki; Batı da resme
uzaktan bakılır, halbuki doğu da yakın­
dan, hatta büyüteçle.. Uzaktan resme ba­
kıldığında, ressamın hataları görülemez.
Yakından bakıldığında, bütün hatalar gö­
ze çarpar. Halbuki Türkler'in san'atkâr eli,
normal gözün farkedemeyeceği şekilde,
çok çok ince ve detaylı çalışmış, hakiki
bir göz nuru dökmüşlerdir. Cengiz Han
ve Toktamış Han'ın portreleri bunun sa­
dece birer örneğidir.
Hülâgu Han, Toktamış Han. Gazan
Han Mahmud, Emir Hüseyin'in bulunduğu
Vakıflar nüshasının 31 - 32. sayfaları
(Res. 16) mizanpajı; Viyana (Res. 45).
Dublin. TKSMK. H. 1324 (Res. 46). H.
1591 (Res. 47), H. 1624 (Res. 48), A. 3110
(Res. 49) ve minyatürsüz S. Ünver de bu­
lunan silsile-nâmelerde aynıdır.
Hz. Muhammed, dört halife; karşı
sayfadaki Hasan - Hüseyn ve İmamlar kar-
12) Şevket Rado, değerli tarihçimiz Yılmaz Öztuna'ya da­
yanarak, eserin 1715 de Petervadin Bozgununda şehit
olan Sadrazam Damat Ail Paşa'nın otağında ele geç­
miş olmalıdır, demektedir. Dr. Kurt Holter de 1683 V i ­
yana Bozgunu veya 1717 Beigrad önlerinde Türkler tarafmdan terkedlien İmparatorluk
kuvvetlerinin eline
dOşen karargahtan gelmiş olabilir, demektedir. Hâtlme
İncelendiğinde, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'ya ait ve O'nun terkedlien otağında Avusturyalılar'ın
eline geçmesi en akla yakın İhtimaldir.
13) Doç. Dr. GOnset Renda, bu konuya İşaret etmişlerdir.
Ayrıca Kahire Milli
KOtOphanesi II. lOl'de Vakıflar
nüshasına çok benzer bir kopya bulunduğunu lıaber ver­
miştir.
14) IsISm Ansiklopedisi. COz. 127, s . 109.
I . A . C . IV. s . 192-193, EfrSsIyâb Mad.
Tûrân
Mad.;
Renkli Retim. 1) Vakıflar Genel Madüriağande bulunan Slltile-nSma'nin 19. t a y f a t ı .
Dahhâk, Hz. Nuh'un oğullarından (Türk toyunun üredlği kabul edilen) Yafet, Sam, Ham:
Hz. Hud ve Hz. Salih'in minyatürleri görülüyor.
Renkli R e . l m . 2)
Vakıflar Genel Müdürlüğü nUshaamda, Abdu'l-Muttallb.
ve dört halifenin bulunduğu 25. sayfa.
Hz. Mut»mmed
Li
--t-j.r-r-;
SIS
Renkli Resim.
N'u^;'!p.l:
3)
. i" - /
Valdflar
Gcnpl
Wi*iirUn~i
.
••""<'• :.-. .
^.•,v.;u ia»im-oiiiaii ;na<ialjfon içinde görüiii-
i.
-^^
A M
_3
I
l/e soj alfta, ressamımızın mührü vs lOM tarihi
• .'• jf-'s. ^ Jt.r<i.Vr7 VB IV.
fldıu/üyor.
Mehmed
Renkli Resim. 5) İrlanda, Dublin, Chester Beatty ıLIbrary'dC bulunan 423 numaralı
Zübdetü t-Tevarih in 19/a sayfası Hz. İsmail, Hz. Halil, Efrazyab İTürk neslinin İlk kahra­
manı), Hz. Ishak ve Hz. Yakub görülüyor.
i
•w
<JİVı.
9
if
içinde flörülüyor.
••.;nki> üestm.
1}
Chestst
beaîty
nuinasiî.ın
iO,-b sayfası.
Keykavus, Hz.
Harun,
Hz.
Musa, Hz. Leys, Hz. Şuayb, Hz. Ilyas, Hz. Eiyesa, Hz. Aziz, Dar.yal Nebi, /smail Peygamber
madalyon içinde görülüyor.
fienKİı
fies/m. Bj
Chester Beatty nüshasının 21,b sayfası.
dört halife ve solda Enuf irevan-ı 4 d i l
görülüyor.
Abdu l-Muttalib,
Hz.
Muhammed
Renkli Resim. 9) Ankara Etnografya MQzesi'nde bulunan Silslle-n&ne'de Hz. Muhammed'in
doğum sayfası, ( s . 13). Yukarıda Abdu'l-Muttalib, Ebu Mervan, İkiz olarak doğan Hafim
ve Abduşems'in kılıçla birbirinden ayrılma sahnesi, Kâbe önünde Hz. Muhammed'in
doâumu. Cebrail. Hz. A l i . Hz. Hamza. Ebu Tâlib va Hz. Abbaa nBrillUvar.
ve Sabâ Melike*! Beikıs gâriiiayor.
5
iM i
•s
as
1
5s
4
RenMI Resim.
12)
Etnografya
MOzesi'nde
bulunan
eserin
32.
Sayfası.
İsmail Haydar Hasenl, (Kanuni) S u l t m Süleyman ba-Rumî, Şah İsmail.
Birader-i
Şah
Renkli
Salih,
Resim.
11)
Etnografya
Osmaniyan'dan
Sultan
Müzesi'nde
Mehmed-i
Timuriyandan Mirza madolvon içirda
bulunan
Rumi
fjörii'î/o^
eserin
(FatifiJ
17.
Molla
sayfası.
Gümni
Şahruh,
ile,
Uluğ
Melik
Bey,
MUSAWlR HÜSEYİN TARAFİNDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
şılaştırmaya değer [Bkz. Res. 13, 37, 38,
33, 40, 41, 42, 43, 44). Bütün Peygamber­
lerin genellikle elbise kollan hayli uzun
olup, ellerini örtmekte (ellerinde kitap
olanlar hariç), hûşû içinde derin düşün­
ceye dalmış ve saygılı bîr pozisyonda
gösterilmişlerdir.
Viyana nüshasında Hz. Adem ve
Havva, Hz. İbrahim ve Hz. Yahya çim ve
gelincikler arasında resmedilmiştir. Ceşid, Hz. İsmail (koçla), Hz. Davud (elbise
diker vaziyette, halbuki terzilerin piri Hz.
Ilyas'dır.), Efrasyab çim üzerinde göste­
rilmişlerdir.
Hz. Nuh hariç, oğulları ve bütün
peygamberler (Hz. Adem'in oğulları da
dahil), dört Halife, Hasan - Hüseyn, İmam­
lar ve Osmanlı Padişahlarının arka fon­
ları varak altın yaldızla kaplanmıştır.
Hz. Nuh, Cemşid, Hz. Salih. Hz. İsmil, Iran sülâlesi, Hz. Musa, Hz. Süley­
man, Ebu Müslim, Fatih, Yavuz, IV. Murad sembollariyle gösterilmişlerdir.
Viyana ve Vakıflar nüshalarının musavvirlerinin «Hüseyn» isimli bir ressam
oluşu, (Res. 67) yapılış tarihlerinin he­
men hemen aynı oluşu, türbanların uçla­
rının dahi detaylı olarak işlenmesi, yani
uslubların aynı olması, her iki eserinde
ressamının aynı şahıs olduğu kanatini
uyandırmaktadır. Minyatürler arasında
bazı ayrılıklarda, bu çalışmaların, bir atöl­
ye çalışması olduğu ve bir baş musavvirin nezaretinde çalıştıkları kanaatini kuv­
vetlendirmektedir.
Ankara Etnografya Müzesi'nde bu­
lunan silsile-nâme, hiç bir esere benze­
mez. 1932 yılında Mühendis Aggiman ta­
rafından Müze'ye hediye edilen eserde,
minyatürler tek, ikili, üçlü grublar halin­
de bir madalyon içinde verilmiştir. Eserde
140 minyatür bulunmakta olup. Silsile nâmelerde en fazla minyatürü olandır.
Zeminde yazılar dışında hemen hemen
hiç boş yer bırakılmamış, çin bulutu,
ağaç, meyve, kuş, karaca, tavşan, kaz,
ördek, tavuş kuşu motifleriyle boşluklar
doldurulmuştur. Aynı sayfada bir minya­
S!73
tür çok güzel iken, diğeri gelişi-güzel ça­
lışılmış veya realite verilmek istenmiştir.
Bazı minyatürlerin yüzleri sonradan kapa­
tılan eser, çok yıpranmış olup, en az bir
defa çok kötü tamir görmüştür.
İlk dört sayfa farsça metinden son­
ra 5. sayfada minyütürlerimiz başlamak­
tadır. Cebrail Aleyhisselâm. Hz. Adem'e
bir mesaj getirir. Hz, Adem'in yanında
Hz. Havva ve kuçağında çocukları ile be­
raber tasvir edilmiştir. Keyumers ve Ka­
bil'in Habil'i öldürmesi tasvir edilmiştir
(Res. 33). Karşı sayfada Hz. İdris, melek­
ten astronomi öğrenmektedir. Aşağıda
Cemşid, Hz. Nuh kavuğunu çıkarıp önüne
koymuş, başını göğe kaldırmış vaziyette
resmedilmiştir. Arka plânda gemisi görül­
mektedir (Res. 34).
7. Sayfada Hz. Nuh'un oğulları Yafes, Orta-Asya tipinde; Sam, arap tipin­
de; Ham, zenci tipinde tasvir edilmiştir.
Feridun oğlu İrec, Hz. Salih, Semud Ferşad!, Hz. Hud, bu sayfada yer alıyorlar.
Şedad bin Adad, Hz. İbrahim tarafın
dan Hz. İsmail'in kurban sahnesi ve Ceb­
rail'in koç getirmesi, Nemrud'un başına
tokmak vurulması; 8. sayfada verilmiştir.
9. sayfada Hz. İsmail'in Kabe'yi aç­
ması, Hz. İshak, Afrazyab koşan at üze
rinde Oğuz Han, Ays bin İshak, Yakub
bin İshak ayrı ayrı madalyon içinde yer
almaktadırlar.
11. sayfada Hz. Musa ve ejder şek­
line giren bastonu, Hz. Harun, Hz. Şuayb,
Keyhüsrev bin Siyavuş, Hz. Aziz, İsfendiyar bin
Hz. Danyal, İsfendiyar birer
madalyon içinde görülmektedir.
12. sayfada; Hz. Zekeriya, Hz. Yah­
ya, Hz. Meryem ve kucağında Hz. İsa bi­
rer madalyon içinde görülmektedir.
13. sayfada; yukarıda Abdülmuttalib, alta Kâbe önünde Hz. Muhammed'in
doğumu (?) anne ve babası (yüzleri kapa­
lı) Cebrail bir madalyon içinde tasvir edil­
miştir. Yukarıda sağda, Hz. Ömer kılıcı
ile bir çocuğu ikiye bölerek adaletini gös­
termekte, aşağıda Hz. Ali, solda, Ebu Ta-
274
SADİ BAYRAM
lib. yukarıda solda Ebu Mervan yer almak­
tadır. (Res. 42. Renkli Res. 8) Karşı say­
fası olan 14. sayfada; bütün yüzler son­
radan kapatılmıştır. Sadece Ebu Müslim
Teberdar hariç tutulmuştur. Hasan ve
Hüseyin'in başında peygamberlere mah­
sus hâle bulunmaktadır.
15. sayfada Abbasiler hakkında iza­
hat bulunmakta ve altında, Ebu Cafer,
Harun Reşid tasvir edilmektedir. Bu say­
fada, tavus kuşu, tavuk (?), ördek ve kaz
motifleri bulunmaktadır.
16. sayfada Timurlenk, Mirza oğlu
şeyh bin emir Timur, Sultan Berkuk-u eV'
vel, Osman (Gazi) ve Yıldırım Beyazıd'­
ın minyatürleri bulunmaktadır.
17. sayfada: Melik Salih, Sultan Murad, Osmanîyandan Mehmed (Fatih) Mol­
la Güranî (?) ile Timuriyandan Mirza ma­
dalyonlar içinde yer almaktadır.
18. sayfada, tarih tekrar geriye dö­
nüyor ve Hülefayı Abbasiyandan Mutte
kibillâh, Sultan Celâleddin Harzem, Melîk Şah Selçuk? (yanında doğan kuşu ile),
ve Sultan Alaeddin Selçukî birer madal­
yon içinde görülüyor. Buradan da anlaşılıyorki, eserin tamiri esnasında yapraklar
karışmıştır.
19. sayfada
kaimblllâh. Atabekyandan Nureddin Mehmed Han. Zengi
Atabekyandan Ebubekr Safd görülmekte­
dir.
20. sayfada. Karakoyunîyandan Yu­
suf bin Mehmed. Sultan Beyazıd. Sultan
Çakmuk? Sultan Ebu Said Mirza. Hüseyin
Baykara'yı görüyoruz.
21. sayfada Özbek Şahi Bey Han,
Cihan Şah Türkmanî
görülmektedir.
22. sayfada, Hz. Davud, Eşmoil Nebî, Hz. Süleyman ve Hud hud kuşu, Hz.
Belkıs (başında hale vardır, peygamber
olarak gösterilmiş. Habuki, Saba Melîkesîdir),... görülüyor.
23. sayfada Eflâtun Hekim, İsken­
der. Fişagurs Hekim (eski grek bilginle­
ri) . . . . madalyon içinde yer almaktadır­
lar.
24. sayfada Abbasiyandan Mutasımbillâh. Şah İsmail Samanî, Ömer ibnil Hüseyn Safevî. Acem padişahiyandan
Gavs-ı Azam Şehabüddevle birer madal­
yon içinde görülmektedir.
25. sayfada. Sultan Sebuktekin
Mahmud Gaznevî, Hülefyı Abbasiyandan
El Mutadıtbillâh, Behram Şah-ı Gaznevî,
Sultan Ebu Mansur Adududdevle .madal­
yonlar içinde gösterilmiştir.
26. sayfada, Cengiz Han, Mutasım
ahır Hûlafay-ı Beni Abbas, ve Hoca Nasruddin Tusî görülmekte.
27. sayfada Mehdî Halife. Nasruddin Halife. Esedüddin Halife. Ismailiyanın
evveli Şah Hasan, Şah Mahmud bin Ha­
san madalyonlar içinde görülmektedir.
28. sayfada, Akkoyunludan Hasan
Han, Sultan Yakub Akkoyunlu, Tomanbay
mülük-û Çerakese birer madalyon içinde
görülmektedir.
29. sayfada, Beyazıd!, Sultan Selim-I Rumî, Sultan Hızır, birer madalyon
içinde görülüyor.
30. sayfada; Gazan Han, Sultan
Mehmed Hüdabende, Sultan Ebu Said
Han, Sultan Ahmed llhanî birer madalyon
içinde görülmektedir.
31. sayfada; ...mülük-ü Şemseddin,
Şah Şuca, Vecihüddin Mes'ud, Şah Mansur'un birer madalyon İçinde minyatür­
leri verilmektedir.
32. sayfada. Sultan Süleyman be
Rumî, ...'nin madalyon içinde minyatür­
leri bulunmaktadır.
33. sayfada; Arşah Tahmasb, Sul­
tan Murad be Rumî, Şah ismail, Sadullah? Han Türk'ün minyatürleri bulunmak­
tadır. (Res. 61).
Eserin sonu olan 34. sayfasında;
Eşref Ali Şah, Sultan Mehmed be Rumî,
Celâleddin Sencer Şah ve Ebulmuzaffer
Hamza Mirza (Res. 62) ile eser nihayete
ermektedir. Arka sayfası boştur. Her­
hangi bir hatime veya atıf mevcut değil­
dir.
MUSAWlR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
İncelediğimiz diğer silsile-nâme
lerde, Osmanlı devleti'nin kuruluşundan
sonra hiçbir milletin hükümranma yer ve­
rilmemiş, Osmanlı Padişahları sırasıyla
verilmiştir. Bu eserde bunu göremiyoruz.
Osmanlı Padişahları karışık olarak veril­
miş ve alalâde bir padişah gibi «Be RumP» kelimesi kullanılmıştır. Beylik dev­
rine ve Orta - Asya ve Batı-Asya'ya
önem veren bu eser oldukça enteresan­
dır. Eser fazla yıpranmış olması sebebiy­
le bazı isimler okunamamıştır. Üzerinde
detaylı olarak durulması, çalışılmasını
gerektirir.
İrlanda, Dublin Chester Beatty Lib­
rary, T. 423 numaralı 1006 H./Nisan 1538
M. tarihli Zübdetü't-Tevarih adlı eser di­
ğer Zübdetü't-Tevarihler gibi üç bölüm­
den meydana gelmektedir, i. Bölüm yine
arapça olup, Yusuf b. Abdülhadi tarafın­
dan kaleme alınmış Bağdad'a oturan, İsfahanlı hattat Ebu Talib tarafından Nisan
1598 tarihinde bitirilmiştir. Hz. Muhammed ve ashabının biyografik bilgilerini
bir araya getirmiştir., Topkapı Sarayı Mü­
zesi Kütüphanesinde bulunan H. 1324; H.
1591 numaralı eserler gibi. Zaten tarih­
leri de aynıdır. II. kısım da bütün diğer
eserler gibi cihan tarihi anlatılır. Ancak
bu bölümün son sayfası (17'') eksiktir
(17°) sayfasının son satırı şöyledir. « . . .
altıncı tabaka Harzemyandır ki anlar do­
kuz tendir ve altıyüzyetmîş iki
» Dola
yışıyla, metin burada bitmemekte, cümle
yarım kalmaktadır. Yukarıda belirtilen
eserler ile, diğer silsilenamelerde de gö­
rüldüğü gibi bir sayfa daha devam et­
mektedir. Eser dikkatlice incelendiği
takdirde, 17* sayfasının tamir gördüğü,
inceltilerek tekrar yapıştırıldığı belli ol­
maktadır. Belki de bu tamir esnasında
veya daha önce, bu bölümün son yaprağı
kaybolmuştur". Her nedense bugüne
kadar yazmayı görenler, bu konuya değinmemişlerdir.
III. bölümde, madalyon içinde min­
yatürler ve şecereler yer almaktadır. 86
madalyon içinde minyatür bulunan bu bö­
lümde, bir yaprağın kayıp olması sebe­
275
biyle, Hz. Adem yerine, Hz. İlyas ve me­
lek ile başlamakta (Bkz. Renkli Res. 5,6,
7), ve eserin yapıldığı devirde cihana ha­
kim olan IV. IVlehmed zamanına kadar
gelip son bulmaktadır. Renkli Resim 5.
de eserin 19" sayfası görülmektedir. Bu­
rada; Hz. İsmail, Hz. Halil, Feridun nes­
linden efsanevi Türk kahramanı Afrazyab, Hz. İshak ve Hz. Yakub görülüyor.
Burada verilen şu bilgi enteresandır:
«Bu Efrazyab meliki Türk idi. Mecmu
Türkistan ve maşrık halkı, Maveraünnehr
bunun elinde idi v e . . . . askeri vardı.
Şöyle ki, ademin bilmediği leşker çeküb
Menuçehr üzerinde geldi ve 7 yıl Menuçehr'i muhasara etti. Ahır sulh eylediler.
Bir pehlivanî ordu Arş-ı Davamend taifi?
üzerine... bir ok indi, ol attığı ok bir ker
kuşunun kanadına dokunub ol iklime kerkes açub Devamend ve Taberlstan'ı geçüb ta Ceyhun kenarına düştü. 01 diyarı
cümle Efrazyab zabdetti. Vallahü âlem
bilsevab.» (Bkz. Renkli Res. 5.)
Eserin 20". sayfasında ise; Menu­
çehr, Yusuf Ruşen, (Mısır Sultanı), Hz.
Eyyub, Hz. Yusuf, Zal oğlu Rüstem, Hz.
Beşir, Hz. Zülküfül, Hz. Yuşa Nebi görül­
mektedir (Renkli Resim. 6).
Eserin 20''. sayfasında ise, Keykavus, Hz. Harun, Hz. Musa ve ejder olan
bastonu, Hz. Leys, Hz. Şuayb, Hz. İlyas,
Hz. Elyesa, Hz. Aziz, Danyal Nebî ve İs­
mail peygamber birer madalyon içinde
görülmektedir (Renkli Resim 7).
Misal olarak verdiğimiz eserin üç
sayfası da dahil olmak üzere, diğer sil­
sile -nâmelerden veya Zübdet üt- tevarihlerden bir farkı olmayan Bağdat ekolu
grubuna giren eserin minyatürleri, yine
Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde
bulunan H. 1324, H. 1591, H. 1624, A.
3110 numaralı eserlerin minyatürlerine
15) Silsile-nâme'yI yapan san'atkânn Osmanlı ülkesi sınır­
ları dışında olduğunu gösterir.
16) V . Minorski, The Chester Beatty Library A Catalogue
of the Turkish Manuscripts and Miniature, Dublin 1953
de eserin metin bölümünün bir sayfasının eksik oldu­
ğuna alt bir malumata raslamadık.
SADİ BAYFMM
çok benzer. Hatta
atölyeden çıkmış
olduğunu üsluba ve tarihlerde bakarak
kesinlikle sSyleyebiUriz.
Dç. Dr. Yılmaz Önge'nin arşivinde
bulunan ve flz. Adem'den il. Mahmud'un
vefatına kadar deyam edegelen eserin
metinini de İncelemek, diğer eserlerle
kıyaslamak bakımından faydalı olur. Şöy­
le ki:
K İ T A B Î SUHBATOI-AHBAR :
•HaınBd4 bigflye ve sitayiş-l bl nihaye ol
HallâkH Kadtovfll-vOcut Hazretlerine kl v£lcu(M
cemlI merttir ve mebatın bdır-l vOdWundan bir
katre V» 9iAudHi nur4 zırimri zuhuri mrt 9uhudundan bir lemha dub beynel^f'i ve'iHtOn ttv
tinhi wmM mevcudad ve IbttdAI esrarn meknunat buyurub vOcikkl İnsanı kelime-ı camla ve sahlf»4 kâmile kılub nOslUhi kObrasm fcad ve sair
efyadan İmtiyaz ve fntihab bl^e suver-i cemi t
maaıvl ve kelime^ seb'al-meslnlyi derç ve mahz-ı
istifa ve ihtiyan ile mecımıai Hazret! Ademden
IkUsaiH ceride4 sOiaie ikramıyla llvfiy^ b e n l i m
saye endaz mefarık himeme filem olub Hfimil-i
Hll'at-lzzet ve menşur-i tufira-yl Hllfifet olarak
arsa-i gabradan vfisıl-ı mele-i ftla olmuştur ve
salat-ı şelfim ol rehnuma/ı şahran4 HOdfi ve
b O ş i v a y - l cadde-I H u d f l ser defter-l
s a h i f e - i e n b i y a ve fihrist-i ceride-i
evliya afltab-ı felek-4 istifa mehtab-ı bOrc-a esfiya yani Peygamberimiz Efendirrtz Hazretleri
Özerine ^ 1 fil mOçteba ve eshab-ı mukteda Haz­
retleri Özerine olsun kl cOmle evliyaya rehnOma ve ceml-l Ommetane mukteda olmuşlardır.
Rıdvanullah^ tefllfi aleyhim ecmaln. Emma ba'dO
tarih Şımasan erbab-ı Irffine hafi değildir, ki Cenab-t Hazret-i Adem ^mann meyfimln irtisfimından bulunduğumuz tarih hemgfimlne değin cemi-î
Ademlyan iki kısım olub kısm-ı evvel Tufan-ı Haz­
ret-i Nuh'dan mukaddem kısm-ı sant muahherdir.
Amma anlar iki MQIk-i gayıbtan arsa-i şuhOda
mukaddem kadem-i endazburuz olmuşlardır onlann hak1kat-ı halleri ye nihfiyet ahvalleri ve esami-i ersablan kemah hOve hakkah kuhO malOm
değildir. Gerçi bazı ehl-I tevarih bu mekalede
Piraye-i sahaif etmişlerdir amma indel-ukalâ
müsellem olamıyacağı fisikfirdır. Ve lâk in
b a z ı h a d i s e l e r i n vukuuna ilmimiz
f a k i d Kur'an-ı celiIGsşanın n a 11 k oldu­
ğu kısasdan ve ehbiyay-ı izam ve RusuM Kiram
Efendilerimiz Hazretlerinin ihban muciz asarla­
rından lâhik olmuştur. Ve bazı zevat-ı sikat şöyle
İttifak etmişlerdir ki Tufan'dan mukaddem olan
ahbfin muhbir ve mOş'lr olan evlad-ı bin-l mim
ibn-i ladderin peyam bin Nuh aleyhisselâm dır ki
vilâyet-i Farsa Hicret edöp eh?-l Fars anun neslindendir. ve bazı mOverrihan Tufandan mukad­
dem bu âlenvi dest-i tasallutu cebabfre olup ek-
ser-t ahvallerin tahrir etmişlerdir. Hatta kOmhu'l •
ahbar da ArtiMriU • Acayib nâm ki tahtan men­
kuldür kl tufanda mukaddem âlem zir-l hükûmet-i
cebabir de olup pek çok âlim, fazıl ve feylesof,
akil kimesneler olup enva-l ilimler load ve günâgSn san'atlar ihdas edOp llm-i tllısım gibi ve jlm-i
sihir gibi ve bunlara menend eşltllmiş ve eşltilmemiş nice hOnerier icad etmişler idi. Hatta Hazret-l Idris alayhisselâmın şaklrdfinından iskllinus
namında gayet ehlIhOner bir kimesne var İdi. Id­
ris aleyhisselfima ziyade muhabbeti var idi. MQşarOiileyhin unıcundan sonra firakına tahammül
edemed^inden naşi hey'et-i mahsusasını feranuış etmemek garayla biri kOrside ve biri uruc-u
resmt olarak iki vech- üzere tasvirin tasni edüp
ana tâzim ve tekrim ederdi amma muradı ibadet
olmayıp ancak muhabbet İdi ve buna göre bazı
kimesneler dahi nice resimler yapmışlar idi. Ni­
hayet mOrOr-u eyyam ve tedavQl-0 hengfim ile tufan>t Nuh aleyhlsselfim vdki oldukta ol tasvirler
dahi gark-ı lOcce^ Tufan olup bflde ezin gelen
kavimler ol resimleri bulduklarında mecmu isi
Iskillnus'u zan edOb buna taparlar imiş diyerek
putperestan dan bazılar anlara taptılar. İşte put
andan kalmıştır diyerek Kitab-ı mezkOrde nazarkerde acizi olmuşdur. Tafsilin murad eden mu.
talfi'a buyursun, ve nice acaib ve garaib nesne­
ler vukubulduğunu fehm-edsOn. Gelelim maksud
olan kısm-ı saniye kl Tufandan muahher vOcuda
gelmişler, anlara meşhur ve mOteasIf olanlarını
ve mOverrihânın mOttefik oldukları sllsile-î manzuma-l işbu risaleye derç ve Subhatu'l -Ahbâr
ismiyle mevsum olmuştur. Tevârlhan-ı ehl-i iz'ana
bu dahi malum dur ki zaman-ı Cenâb-ı Adem'­
den, Hazret-i Fahr-i (Uemln 'neşlm nigâh-ı âlem-l
nasuden Hırfimfin-ı arsa-l şuhud oldukları âvanine değin ehl'I acem katında altıbin onOç yıldır
ve bazıler indinde beş bin dokuzyOz.yıldır ashab-ı
hlsâbın ekser-i İttifakları ebcet hurufunun cemi-î
adedi mikdannca dırid beşbin dokuzyOz doksan
beş saldir emma talfe-l Yahud Tevrad'dan nakil­
leri Özere hubut-l Adem aleyhisselâm İle Hicret i
Hatemü'l-enblyâ aleyhi vesellem vuku-t mabeyni
beşbin kırk Qç yıldır ve millet-l maşerinin indiden
rivayetleri zama-ı mezkurden seyyid hecd-i hazar
âlem hazretlerinin nur-0 zuhuruna değin beşbin
yOzyetmiş sale reside. Amma seyyidOn-nas Ibn-i
Abbas radiyallfihO anhu hazretlerinin kavl-l şerif
leri üzere Hazret-i Adem-i safiden Cenab-ı Nuh
nebi tufanına değin ikibin İki yüz elli altı yıl. An­
dan Hazret-I HaliH rabb-ı Celll İbrahim aleyhis­
selâm me'vlûduna değin bin yetmiş yıl ve HalilOr-Rahman'dan Cenab-ı Süleyman'a değin kl te­
sis-! beytel-mukaddes buyurmuşlardır. BeşyOz
otuz altı yıldır. Andan Kellm-1 Cenâb-ı alim Haz­
ret'! Musa aleyhisselâma değin beşyöz beş yıl­
dır, andan Hazret-I İskender'in sedd-l ye'cücûne
değin yüz on yedi yıldır andan Rûhullah Hazret-i
Isa Mevlûduna kadar üçyûz altmış dokuz yıldır.
01 andan Hazret-I seyyüd OI kevneynin erike-1 iz­
zet hasülhasdan cllveger-l sürad-ı kat zuhurlarına
MUSAWiR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
277
değin dörtyûz otuz dört yıldır, bu tekdirce Cenab-ı
sahaifi vücuddan resimleri mağdum ancak isim­
Ademden Hazret-i seyyid-i âleme değin beşbin doleri silk-i evrak da manzum olduğun ehl-1 basiret
kuzyüz elli altı sale baliğ olur. Amma bu hisab ka­
mahz-ı ibret birle nazar edüb mülk-û faninin
meriye-! arabiye-midir yoksa şemsiye-i rumuyemtadem-i bekâ ve âlem-i bekânın vefasın bilüp
dir malûm değildir. Zira sene-i şemsiyenin sene-i
mütenassıh olması ümidi ile işbu silsileye şurû
kameriyyeden onbir güne karib tefarütü vardır. Ga­
olunup iptidasından intihasına değin resim olun­
yet meram ve nihayet kelâm şu mahalle reside ve
muştur. Kaide işbu Kitabta olan çizgiler nihayeti
siyak-ı ati de keşide olan maksud-i asli budur ki
sahifede kaç adet ise alt yanındaki sahifenin
zeman-ı Hazret-i Adem'den bizim zamanımıza ge­
iptidasında dahi olkadar çizgi olup ol sahife de
linceye değin sadr-ı nişin-i saltanat-i cihan olan
evvelki çizgi ikinci sahifede dahi gene evvelki
Padişahan-ı eslâf iki sınıf üzere dirler. sınıf-ı
çizgi ikinci cetvel gene ikinci sahifede ikinci cet­
evvel Hazret-i Seyyüdülsakaleynden mukaddem
vel olarak intihasına kadar bu tertip üzere tahrir
taht-ı ârây-i icIâl olanlardır ki sahife-i tirazi yeraa-i
olunup iptidasından ber cetveli dikkat üzere bakı­
tahkik üzere cümlesi dört tabakatdır. Tabaka-i ev­
larak aşağı inilse asla tahallüf etmeyüp inkıtâ-i
vel pişdadiyan tabaka-i sani kiynaniyan tabaka-i
nesle kadar şaşmayarak alt başa iner gaflet
sails aşkâniyan tabaka-i râbi sasaniyandır. Nakaolunmaya ve bazı nesil na malûm olup ismi meş­
le-i sQkid-ı güzeşte-i asar tahkik'i üzere bunlar
hur olanları yalnızca daire çevrilmiştir ve gene
yetmiş iki nüfusdan ibaret olub dortbin yüz sek­
iptidaları na malûm olup hangi nesilden geldiği
sen bir yıl ve çend-i mah ziri efseri iclâle nübelli olamayanlar ekser silsile-nâmeler de bulun­
şimen aram olmuşlardır . ve cümlesi devha-i Keduğu mahalden bed' olunup gayetine müntehi
olmuştur. Ve bazılarının meşhur olan hikâyeleri
yumersden münşaip ve yezdücurdde munkati yani
muhtesarca tahrir ve bazılarının Icabeden lll-Icaz
ihtidası Keyumers olub ve intihası ahir-i muluk i
terk olunmuştur.
acem olan Yezdcürddür ki ande nesil murkati
olmuştur ve ekseri ahvalde diyarı Arab'a en­
Yul<aridal<i metin tetl<il< edildiğinde,
biya ve diyar-ı Aceme saltanatın geldiği meşhur
ve mütevatır dır. Ama sınıf-ı sani zaman-ı Haz­
dil daha sadeleşmiştir. Buna mukabil;
ret-i Seyyidüssakaleyn aleyhisselâm dan muah­
taassub artmıştır. Şöyle ki, metnin son
har plraye-1 efser-i ikbâl olanlardırki on tabakata
satırında «...bazılarının icaben lil'icaz
vasıl olmuşlardır. Tabakâ-i evvel ben-1 Ûmeyye
terk olunmuştur.» denmekle İslâm'a mudir ki Çehariyar-i güzin rıdvanıllahi Taâlâ aleyhim
gayyir olarak düşünülen şeyler yazılma­
ecmain Hazretlerinden sonra saltanat mukadder
mıştır. Buna misal olarak. Melek resim­
olan on dört neferdir müddet-i saltanadları dok­
san bir yıldır. Tabaka-i sani Abbasiyandır. Ben-i
leri. Peygamber resimleri, Hz. MuhamÜmeyyeden sonra Hilafet onlara müyesser oldu.
med ve dört halifesi, 12 imamların re­
onlar otuz yedi vücud dur. Beş yüz yirmi üç yıl
simleri yoktur. Hz. Muhammed'e ait say­
on bir ay bir gün hilâfet sürmüşlerdir. Tabaka !
fada 134""" çapıda bir daire ve içinde me­
sails Sâmâniyandır ki dokuz neferdir. Yüz altı yıl
tin
bulunmaktadır (Res. 43-44).
saltanat sürmüşlerdir. Tabaka-i rabi Alpuya'dır on
altı kimesne olup ikiyûz otuz altı yıl saltanat
Ayrıca, yazar, Subhatu'l-Ahbâr, Ihsürmüşlerdir. Tabaka-i hamiş Sebuktekin dir. on­
tisar'yı'l - Acayıb ve diğer mecmua ve
bir neferdir. Yüz yetmiş iki yıl devlet sürdüler.
makalelerden derlediğini açıkça belirt­
Tabaka-i sadis Harzemyandır dokuz nefer yüz
mektedir.
otuz iki yıl beylik sürmüşlerdir. Tabaka-i sabi
Melâhizetü'l mevt dir on iki heyûla-i müşahhas­
Eserde, 117 adet gravür tarzında re­
tan ibarettir, yOzyetmişdört yıl saltanata nail ol­
sim
bulunup, Osmanlı padişahlarının
muşlardır. Tabaka-i samin Selçukyandır on dört
portrelerinde geniş ölçüde yukarıda zik­
vücuddur. Yüz altmış dokuz yıl saltanat sürmüş­
redilen eserlerden faydalanılmıştır. Os­
lerdir. Tabaka' tasi Cengizhanyandır. Sekiz nefer­
dir. Tabaka-i aşir Âlî Osmaniyandır nesli nesilleri
manlı padişahlarının cülus ve fütühatlaYafes ibn-i Nuh aleyhisselâmdan zuhur edüb cedrı; bayrak, mühür, dünya küresi, selvi
beced Han-ı bin Han olarak Osman ,Han
mezartaşı (bkz. Res. 63,64), topaç, armut
Gazl'ye vasıl olmuştur ve bazı ehl-i hesabın ve
şeklinde verilmesini diğer eserlerde gö­
ehl-i keşfin ihbarlarına göre saltanatları Mehdi
remiyoruz".
ye vasıl olup teslim-i emânet edeceklerdir. Ebkahümüllâhü saltanat-ı anetehu ilâ kıyamüssaa bu
17) Eserin taş baskısı olduğu unutulmamalıdır. Matbaa, olmecmu Tabakat-ı salatin-i ruy-u zemin ve serbettekl bazı kolaylık v e İmkânlar getirmiştir. Baskı ta­
verân-ı cihan berveçh-i âtî bazısın mersum ve
rihi ve matbaa IsmI bulunmamaktadır. H. F . Karatay,
bazısı mevsum zikr olunup her birerleri feleke
TKSMKYK. C . 1. 665'dB; 1270'de litoğrafya İle bMilmı?
naz ve seyyareye hükmü endaz İken haliyen
bir kopyadan söz eder.
SADİ BAYRAM
m
II. Mahmud, ıslahat hareketlerin­
den önce ve sonra olmak üzere iki defa
resmedilmiştir. Fakat yazar, ıslahattan
kelime olarak bahsetmemiş. «Cülusu Hü
mayûnlarından 1241 senesine değin• ta­
birini güneş şeklinde şembolize etmiş;
«1241 senesinden intikallerine değin» ta­
birini 'ay' şeklinde kullanmıştır (Bkz.
Res. 66 ).
Amerika, New-York İVletropolitan
Museum'da bulunan 67.272 numaralı
baş kısmı oldukça yıpranmış yeşil ipe­
ğe yapıştırılmış, tomar şeklindeki silsi­
le-nâme'nin adı «Suhbatü'l Ahbar»dır.
8.123 m. uzunluğunda bulunan eserin
eni 33 cm. dir. Nesihle tâlik karışımın­
dan Nestâlik karakterinde el yazması
olan eser. XVII. asır Türk kaligrafisini
göstermektedir. Şafi el-Şerif tarafından
hazırlanan eser. minyatürsüz olup. isim­
ler, diğer eserlerde gördüğünüz gibi dai­
re içindedir. Çizgilerde renk kullanılmış­
tır. Bunlar, siyah, kırmızı, mavi. yeşil
mürekkep ile altun yaldızdır.
Eser; Hz. Adem'den başlar, diğer
leri gibi devam eder ve Osmanlı sülale­
sine dayanır. IV. Memed devrinde kopya
edilen eserlerden biridir.''
*
**
İslâmiyet öncesi, Cahiliye Çağı'nda KureyşIiier Kâbe Muhafızı oldukları
sebebiyle, daha sonra İsiamiyetin ilk dev­
relerinde Peygamber sülâlesinden olduk­
ları sebebiyle, diğer kavimlerden üstün
olduklarını hemen hemen her sahada ih­
sas etmişlerdir.
Nakib'ül eşraflık tesis edildikten
sonraki çağlarda, Irak'ta. İran'da Hora­
san'da. Mısır'da Anadolu'da; Hz. Adem
aleyhisselâından Hz. Muhammed'e kadar
veya. eserlerin kaleme alındığı tarihlere
kadar, meddah hikâyelerine konu olan
şifahî tarih edebiyatı ve folkloru yazılagelmiştir. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüp
hanesi'nde XIV-XIX. asırlarda yazılmış
bu tür eserler oldukça çoktur. Bunlar ara­
sında H.1324: B. 193; H. 1443; H. 1321;
R. 1268: B. 297; A. 3599; H. 1150 E. H.
1432; Y. 1689; Y. 1464; H. 324; H. 1590;
B. 250; H. 1653; H. 1659; A. 2937; v . s .
gibi eserler sayılabilir.
Bütün bunlar bize gösteriyor ki; Sil­
sile-nâmeler sadece Türkler'e has olma­
yıp Orta-Doğu. Batı V3 Orta - Asya mil­
letlerine has bir gelenektir. Ancak şunu
da hemen belirtelim ki, Orta - Asya'dan
Viyana varoşlarına kadar, güneyde Bag­
dad. Trablus'a inen bir milletin hakimiyeti
altında birçok kavimler bulunduğu, hâkim
teb'anın Türkler olduğu dikkate alınırsa
ve Islâmiyetin kılıç ve kalkanının Türkler
olduğu ve bu sayede daha kolay gelişti­
ği dikkate alınırsa. V. Türk Sanatları
Kongresine güzel bir tebliğ sunan'"* Ba­
yan Eleonar G. Sims'in yanılmış olmadı­
ğı rahatlıkla söylenebilir.
Tesbit edebildiğimiz kadarıyla XIV.
XIX. asırlarda silsile • nâmelerin Türk kül
türünde popüler bir konu olduğu, türlütürlü işlendiği, XVII. asırda zirveye çık­
tığı, daha sonra imparatorluğun gerile­
mesinin bizim konumuza da tesir ettiğini
söyleyebiliriz.
Diğer taraftan, silsile - nâmelerin
metin bölümünü inceleyecek olursak,
sukutu hayale uğrarız. Şöyle ki; bugünkü
anlamda hakiki ve muntazam bir tarih
bulamıyoruz. Hadiseler hikayeleştirilmiş
ve efsaneleştirilmiştir. Sebebini, islâmi­
yet öncesi dinlerde ve şarkın mistik mü­
balağa unsurunda aramak daha doğru
olur. Elbetteki tarihçilerimizin ve folklor­
cularımızın bunları daha iyi değerlendire­
ceklerini umarız.
18) Bkz. Meredith-Owens. G.M.A., Genealofllcal Roll in -he
Metropolitan Museum İn Islamic Art in the M.N.A.,
ed. R. Ettlnghausen. New York. 1972 s . 87 - 90: Konu­
muz mInyatOria sllslla-ntmeler olduğundan, bu e s e r
Özerinde detaylı durmuyoruz. Eserin katalog
fişlerini
New-Yorkdan
gönderen Sayın Nisa
Bayramoğlu'na
teşakkOrlarImIzl sunarız.
19] Eleonor G. Sima, The Turka and lllusrated Historical
Texts. Fifth international Congress of Turkish Art, Aka­
demisi Kllado, Budapest, 1978, s . 752. 753. 760.
MUSAVVİR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPİLAN
7^
4
^
' 2 v^î
279
I İl 1 ^
- 1 4
•o
3-
^ 1 1
I I İH l i f l i 1
:3
15
.'A
:3
-i.
--i •
3 - 3
11 :l ^•
3
1^
s
:3
-3
M
3
s j ^ 4-
-i»
^
43
M4
' a
^\
•5
M
îl^' '-^j
i
>
:3
-3- ^ ^
S*.
4-i
>
' ^ '^-^
-
. . V ?
' J
13:
-
V.
.î>
S'
SADİ BAYRAM
•
im
I
1
1
V
î
z
o
>
CM
(A
«>
K
âADİ BAYRAM
281
5
V
i1^
•4^
3
1
3
3^
f 5
4^
4
55
•4
5
4^
1^
Ti
•1
İl
4
03
s*.
V
?
-16
- s es
282
m
If
S.
3:
^ ' V-L
I
•41
s.
im
3*
-V
^.4
•4-'
ü
SADI BAYRAM
%J
-4
•4
'4Î
s;
V
MUSAWiR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
»4
-•
t
___UL.'
-
^- $ v3 :! 1^ İ l
-1
4
•S
4â-
i-i^ ^41
v'î. -i? 1.
mi
o =1
.11 s :
6i
M i
i
i?
o
Mii
-^i
Û5i 4
1
Li
SADİ BAYRAM
285
4<
T .
•J^ •'V 3v .-^
^5
- T
£
3'
MUSAWlR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-
r
I
V
i
-A
1
^-•V i..
1^
a;
^1*
3S
3
re
3*
.^3
m.
1
3
m'
5?
«»
ın
CO
en
tel
rrp
>
(A
•It*
if:
^
^
^
^
Resim. 9 (VGIM. 17-18. sayfası)
SADİ BAYRAM
287
MUSAWIR HÜSEYİN TARAFİNDAN M İ N Y A T Û R ^ ^
1
X
m
»s
â
t/-
I V -
Resim. 11 CVGM. 21 • 22. sayfası)
7^-
S"
3 :
5
o
I
ı
V
290
MUSAWm H Ü S E Y İ N TARAFİNDAN
MİNVATORLEBİ YAPILAN S İ L S İ L E - N A M E
4
r
A
s.
ra
to
>
E
^1
m
m.
Resim. 13 (VGIVI. 25-26. sayfası)
SADİ BAYRAM
291
MUSAWIR HÜSEYİN TARAFINDAN
MİNYATÜRLERİ YAPILAN
SİLSİLE-NA
7.
s
i
i
SADİ BAYRAM
293
İl
4
im
••i
1
.î3
H û »
•s
•M
01
1
MUSAVVİR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
V»
mm
3=S
\
1»»
SADİ BAYRAM
3
295
I
i-
1
-1
bilfiil
1
a .
iyi
5
i
ıs» r T
i •»» "TW '•'
11
m42
' ^ 13 ^
MUSAWIR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÛflLtBl YAPILAN SİLSİLE-NAME
\
t '
\ >
^
S:
t\
lİ-
Mf
•
m
'5 > ^
0
r
w.
ÂL
Nü
7
•X:.
.'»1
T,
i
İ^^J!^!!'!^!!!^
^
\ - y İt
A\îff*U
MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
i
"ft
297
SADİ BAYRAM
İL
o
i
ouı
01
ın
O
>
-i
MUSAVVİR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
.s
29â
.yi
•
^
•o
7?
^1
o V
.'4
3
1-^
V
•A
3
1 ,4
5'
i-
:%
C
j f
•' '
•S
•§
M
•
1 .
••
•1^
*)
4^
(D
E
4»
o
3 ^ -i
•
1 ^
^
"î^
•on
- 4
44 ^
-
V
(A
V
K
1
2
Resim. 22 (Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi H. 1324. numarah eserin zahriyeli ilksayfası)
MUSAWlR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
301
7
m .
s/.
9
4
î
n
7.
i%3
5
i.
â
"5.
^1
•S"
SADİ BAYRAM
Resim. 24 (TKSMK. 1324'ün II. Bölümünün ilk sayfası.)
•"I
Resim. 25
(TKSMK. 1591'in 11. bölümünün illt sayfası)
J^^!^!^!!!1^1Ü^
MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
^•
-t
naV f^'^
1 4
SADİ BAYRAM
1
vt
u
305
Y
Y
15-
İ6
f i 4-^ s
-3
• Sî.
e
1
"* • y
\
'
^
> :o
i
\»
V,
^•
2
i
\
en
U)
9>
K
SADİ BAYRAM
•
•I
^
^
^
4fc
4-
'is
• V ^
•• - v .
Resim. 28 (Viyana nüshasının minyatürlü ilk sayfası]
^
VAP,LAN S I L S I L E , NAME
307
mamI.)
'İVİ.
'^-»^
:3
n
>
c«
CM
«O
1C
i
MUSAVVİR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
âOC
• !
i
A •
"T
n
•t
'
• " ^' •
e
e
Resim. 30 (TKSMK. 1591'ün minyatürlü ilk sayfası)
SADİ BAYRAM
SADİ BAYRAM
Resim. 32 (TKSMK. 3110'un 7-8. sayfası)
HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
311
c
i
i
<
M
i
'^1
"S.
r
esim. 35 (Paris National Bibliotheque 12968'in 5. sayfası)
3İ\
İS
MI
»1
Resim. 36 (Paris National Bibiiotheque 12968'in 6. sayfası)
VAPILAN SİLSİLE.NAME
313
I
m
m-
Resim. 38 (TKSIMK. 1324'ün Hz. Muhammed sayfası)
314
SADİ BAYRAM
MUSAWiR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
315
L3
W:
•o
E
B
N
X
c
m
0)
cc
Resim. 40 (TKSIMK. 1624'ün 15-16. sayfası)
318
SADİ BAYRAM
_ _ M U S A W I R
HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
317
•1
m
tâ
lO
Resim. 42 (Ank. Etng. Mûz. Hz. Muhammed ile ilgili 13-14. sayfası)
318
SADİ BAYRAM
HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
319
1 ^
. 5
•îl -J
7 A
•5 ^
i>3
-i > 2 ^
111
I
Ol
c
«I
e
«
1
•s
w
?
O
E
S
>
t;
Resim. 45 (Viyana nüslusO
SADİ BAYRAM
320
_^SAWİR_^^
MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
321
^1
9
•
-.M
Resim. 47 (H. 1591, s. 51-52)
322
SADİ BAYRAM
MUSAWlR HÛSEYlN TARAFİNDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
323
İl
R«slm. 49 (A. 3110. •.19-20)
324
SADİ BAYRAM
MUSAWlR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
'i
325
d-
n
o
o
M
cc
MUSAWiR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
%
.-5 '-^
illtll
^-3
^
^ - 4
i- i .-ti ^ 11- A f
•i
Ilı
19
327
SADİ BAYRAM
^^1
J^^ljf^^^^^l^^^gSE^^
MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
329
I
i!
hi
5
?^
«î
o
CO
<
8
SADİ BAYRAM
330
uyuf'
lifti
^3
I
«4
<
CM
W
HHP
nHtmj^
B
oc
11
Si
M
.2
ın
O)
OC
MUSAWiR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
331
m
(S
co
M
m
4)
E
hi
Resim. 58 (H. 1591. eserin son sayfası 57-58)
SADİ BAYRAM
332
' m
ili
MUSAWlR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂME
Sl'
333
•s^v V V —
m
00
(S
'«A
? 1<
-""^
Resim. 60 (A. 3110, eserin son sayfası 31-32)
334
SADİ BAYRAM
MUSAWlR HÜSEYİN TARAFINDAN MİNYATÜRLERİ YAPILAN SİLSİLE-NÂM^
335
r-i
c
c
m
t
CO
N
:3
S
Ul
c
<
n
cc
W4
a
lit
o
tu
Resim. 64 tY. Önge Silsile - nâmesi'nin 32. sayfası)
SADİ BAYRAM
ır.
m.
Resim. 66 (Y. önge Silsile - nâmesi'nin 38. son aaytası)
1
i
Resim. 65 (Y. Önge Silsile • nâmesi'nin 37. sayfası)
SADİ BAYRAM
>
NT
•
a
<7
t
(A
Download

View/Open