Abdullah Atas
G E N Ç A P R A N T İ L E R V E YA R D I M S E V E R
●
Tanıyan herkes bilir, Abdullah Ataş’ın ne kadar genç olduğunu… Şanlıurfa’da 1987 yılında dünyaya gelen genç
at sahibi, kendinden 10 yaş küçük aprantiler Gökhan Erduman ile Cüneyt Gökçe’ye sahip çıkarak onlara her
imkanı tanımaktadır. Yetenekli aprantiler onun sözünden çıkmayarak bilgisi sayesinde tecrübe kazanmakta ve
yarışlarda ekürinin atlarına binerek deneyimlerini artırmaktadır. At sahibi ve akrabası, Remazan Kaya sayesinde
camiamıza adım atan Abdullah Ataş ile ayak üstü sizler için sıcak bir sohbet yaptık.
Necati Doğan: Abdullah Bey merhaba,
bizlere kendinizden ve camiamızdaki kısa
geçmişinizden bahseder misiniz?
Abdullah Ataş: Merhaba, 09.09.1987
yılında Şanlıurfa’da dünyaya geldim. Camiamıza dayım Remazan Kaya sayesinde
girdim. HÜSNA isimli Arap yarış atı ile yarışlara katıldım. Atlarımı ortak olarak koştum. 2010 yılında at sahipliği belgesi alıp
resmi olarak at camiasında yer edindim.
Askere gittiğim dönemde dayımla yollarım
ayrıldı ve benim payıma DÖNMEZBEY
isimli safkan düştü. Ama benim asıl ilk göz
ağrım HÜSNA dayımda kaldı. Neyse askerliğim dönüşü HÜSNA isimli kısrağı dayımdan hatırı sayılır bir paraya geri aldım.
Dedim ya, HÜSNA ilk seyisliğini yaptığım
bana ilk birinciliğimi tattıran, benim için çok
özel bir kısraktı. Benim çok acemi olmama
rağmen çok iyi yarışlar koşmuş, 900.000
TL.ye yakın ikramiye kazanmış bu nadide kısrağı ekürimde damızlık olarak ayırıp
sıfatlara başladım. Yarış hayatında benim
acemiliğim yüzünden ve çok sık koşmasından performansının % 50’sini kullanan bu
nadide kısrak artık benim çiftliğimde.
Daha yolun başındayım ama bir yerlere
gelmek için canla başla çalışıyorum. Doğru
bildiklerimi yapıyor, dürüstlüğümden taviz
vermiyor ve çok çalışıyorum. İnşallah bu
sayede şansım açılır ve iyi yerlere gelirim.
Çünkü şans çalışarak elde ediliyor.
Necati Doğan: Genç aprantiler hakkında neler söylemek istersiniz?
Abdullah Ataş: İki genç apranti kardeşlerimi yarışlarda atlarıma bindiriyorum. Sabah idmanlarında taylarımı ve koşan atlarımı onlara emanet ediyorum. Yani kısaca
yetenekli genç kardeşlerim Cüneyt Gökçe
ile Gökhan Erduman’a güveniyorum. Allah yollarını açık etsin.
Necati Doğan: Bizlere bir anınızdan
bahseder misiniz?
Abdullah Ataş: Necati Bey, öncelikle
şunu belirtmeliyim. Sahalarımızdan memnun değilim. Bu benim şikayetim. Ancak
son zamanlarda alınan bir kararında olumlu bir karar olduğunu söyleyemeden geçe-
meyeceğim. O da şudur ki, her yarış atı
katılacağı koşuda at sahibinin belirlediği bir fiyata satışa konulacak olması.
Diğer taraftan bizler ne kadar sıkıntılarımızı
dile getirsek bizlerin sorunları giderilmiyor.
Yani bizleri dinleyerek yardımcı olacak bir
merci yok. Ayrıca çok üzüldüğüm başka bir
yaşadığım olayı anlatamadan geçemeyeceğim. İstanbul Veliefendi Hipodromunda
Jokey Mehmet Kaya’nın bindiği DÖNMEZBEY isimli safkanım ile start da yaşadığım
olayda atımın bulunduğu start bölmesinin
arka kapakları kapanmadan start verilmiş
ve atım ileriye hamle yapmamış açık olan
arka bölmeden çıkmıştır. Bu duruma rağmen bu olay false start olarak gösterilmemiş ve düşünceme göre hakkım yenmiştir.
Bu kadar olumsuzluklara rağmen bazen
şerden hayır doğabiliyor. Anımı da bu konuda anlatayım. Çok sevdiğim kısrağım
HÜSNA, arpalama hastalığı geçirdi. Herkesin koşmaz, yarış hayatı bitti dediği bu
nadide kısrak koştu ve yarış kazandı. Bu
yaşadığımı ölünceye kadar unutamam.
Merkezinden mezun olarak çalışmalara başlayan genç aprantilere kendi dertlerini unutarak, onların ellerinden tutan,
onlara yardım eden bu genç ve iyi insana başarılar dileriz.
Download

genç aprantiler ve yardım sever