AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ
ĠKĠNCĠ DAĠRE
ORAN / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No. 28881/07 ve 37920/07)
KARAR
STRAZBURG
15 Nisan 2014
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde
kesinleşecek olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
© T.C. Adalet Bakanlığı, 2014. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel
Müdürlüğü İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme açısından bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü İnsan Hakları Daire Başkanlığına atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
2
Oran / Türkiye Davası’nda,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
IĢıl KarakaĢ,
András Sajó,
Nebojša Vučinić,
Helen Keller,
Paul Lemmens,
Robert Spano
ve Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla oluĢturulan
Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (Ġkinci Daire), 4 Mart 2014 tarihinde
daire olarak gerçekleĢtirilen müzakerelerin ardından, aynı tarihte aĢağıdaki
kararı vermiĢtir:
USUL
1.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın (No. 28881/07 ve
37920/07) temelinde, T.C. vatandaĢı olan Baskın Oran’ın (“baĢvuran”),
sırasıyla 7 ile 16 Temmuz 2007 tarihlerinde Ġnsan Hakları ve Temel
Özgürlüklerin Korunmasına iliĢkin SözleĢme'nin ("SözleĢme") 34. maddesi
uyarınca yapmıĢ oldukları baĢvuru bulunmaktadır.
2. BaĢvuran, Ġstanbul’da görev yapan Avukat M. Gemalmaz tarafından
temsil edilmiĢtir. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından
temsil edilmiĢtir.
3. BaĢvuran, SözleĢme’nin 13. maddesinin ve SözleĢme’ye Ek 1 No.lu
Protokol’ün 3. maddesi ile birlikte sırasıyla SözleĢme’nin 10. ile 14.
maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
4. BaĢvurular, 14 Mart 2011 tarihinde, Hükümet’e tebliğ edilmiĢtir.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
3
OLAYLAR
I. DAVANIN KOġULLARI
5. BaĢvuran 1945 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir.
6. Üniversite’de Siyaset Bilimi Profesörü olan baĢvuran, 22 Temmuz
2007 tarihinde yapılan seçimlere Ġstanbul Ġkinci Bölge’den bağımsız aday
olarak katılmıĢtır. BaĢvuran, olayların meydana geldiği tarihte, herhangi bir
siyasi partiye üye değildir.
A. Mevcut başvuruların yasal bağlamı
7. Mahkeme, mevcut baĢvuruların daha iyi anlaĢılabilmesi için,
22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel seçimlerin hangi koĢullarda
gerçekleĢtiğini hatırlatmanın uygun olacağı kanısındadır. Bu nedenle,
Mahkeme, Yumak ve Sadak / Türkiye Kararı’na ([BD], No. 10226/03, §§
22-26, AĠHM 2008) atıfta bulunmaktadır. Bu kararın ilgili bölümleri
aĢağıdaki Ģekildedir:
" 22 Mayıs 2007 baĢlarında, TBMM, genel seçime gidilmesine karar vermiĢ ve
tarihi 22 Temmuz 2007 olarak belirlemiĢtir. Karar, 16 Mayıs 2007’de Ahmet
Necdet Sezer’in yedi yıllık görev süresini tamamlamasının ardından, Mecliste yeni
bir CumhurbaĢkanı seçilememesinin neden olduğu siyasi krizi müteakip
verilmiĢtir. Olayların normal seyrinde bu seçimlerin, 4 Kasım 2007’de yapılması
gerekmiĢtir.
23. On dört siyasi partinin katıldığı bu seçimlerin iki özelliği bulunmaktadır.
Öncelikle, CumhurbaĢkanlığı krizinin ardından seçmenler arasında seferberlik
gözlenmiĢ, zira katılım oranı % 84’e yükselmiĢtir. Ġkinci olarak, siyasi partiler
%10’luk ulusal barajı aĢabilmek için seçim öncesi iki stratejiye baĢvurmuĢtur.
Demokratik Sol Parti (DSP), rakip parti CHP bayrağı altında oylamaya katılmıĢ ve
bu yolla 13 sandalye kazanmıĢtır. Demokratik Toplum Partisi (DTP, Kürt yanlısı,
sol parti), bağımsız adaylarını “Bin Umut” etiketi altında takdim etmiĢtir. Ayrıca
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
4
sol kanattan belirli Türk adayları desteklemiĢtir. EMEP, SDP ve ÖDP (Özgürlük
ve Demokrasi Partisi, sosyalist parti) gibi diğer küçük sol kanat grupları da bu
hareketi desteklemiĢtir. AltmıĢtan fazla bağımsız aday, yaklaĢık kırk il seçim
bölgesinde seçimlere katılmıĢtır.
24. Seçimlerde, AKP, CHP ve MHP, % 10 barajını geçmiĢtir. AKP, oyların %
46.58’ini alarak Meclisteki toplam sandalye sayısının % 62’sini elde etmiĢ ve 341
sandalye kazanmıĢtır. CHP, oyların % 20.88’ini alarak, Meclisteki toplam
sandalye sayısının % 20.36’sını elde etmiĢ ve 112 sandalye kazanmıĢtır; ancak,
yukarıda bahsedilen 13 Milletvekili, daha sonra CHP’den ayrılarak ilk partileri
olan DSP’ye geri dönmüĢlerdir. Oyların % 14.27’sini alan MHP, Meclisteki
toplam sandalye sayısının % 12.9’unu elde etmiĢ, 71 sandalye kazanmıĢtır.
25. Bağımsızların güçlü çıkıĢı, 22 Temmuz 2007 seçimlerinin temel
özelliklerinden birisi olmuĢtur. Bağımsızlar, 1980 yılında TBMM sahnesinden yok
olmuĢlar, ancak 1999 yılında üç kiĢi ile yeniden Mecliste görünmüĢlerdir. 2002
yılında, toplam 260 bağımsız adaydan dokuz bağımsız Milletvekili seçilmiĢtir. 22
Temmuz 2007 seçimlerinde, seçilen bağımsız Milletvekili sayısı 27’dir. Yirmiden
fazla “bin umut” adayı, oyların yaklaĢık % 2.23’ünü alarak Meclise girmeye hak
kazanmıĢ ve seçimlerden sonra DTP’ye katılmıĢtır. (Meclis grubu oluĢturabilmek
için gerekli asgari sayı olan) 20 Milletvekili bulunan DTP, bu sayede bir Meclis
grubu oluĢturabilmiĢtir. Bağımsızlar arasında bir sosyalist (ÖDP eski baĢkanı), bir
milliyetçi (Büyük Birlik Partisi eski baĢkanı) ve merkez sağdan bir Milletvekili
(ANAP eski baĢkanı) bulunmaktadır.
26. AKP hükümeti kurmuĢ ve yine Meclis’te mutlak çoğunluğu elde etmiĢtir. "
B. 28881/07 No.lu Başvuru
8. Seçmenler, 28 Mart 1986 tarihli ve 3270 sayılı Kanun’un 24.
maddesi ile değiĢikliğe uğrayan 298 sayılı Kanun’un 94/II a) maddesi
uyarınca, gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında siyasi partiler
için
oy
kullanabilmektedirler
kullanamamaktadırlar.
ancak
bağımsız
adaylar
için
oy
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
5
9. Yüksek Seçim Kurulu, 27 Mayıs 2007 tarihli kararname ile, gümrük
kapılarında kurulan seçim sandıklarında genel seçimlerin baĢlangıç ve bitiĢ
tarihlerinin, özellikle altı aydan uzun bir süredir yurtdıĢında ikamet eden
vatandaĢlar için sırasıyla 25 Haziran 2007 ve 22 Temmuz 2007 tarihleri
olarak belirlendiği belirtilmiĢtir. Yüksek Seçim Kurulu, kararnamede, söz
konusu vatandaĢların bu seçim sandıklarında yalnızca siyasi partiler için oy
kullanabileceklerini belirtmiĢtir.
10. BaĢvuran, SözleĢme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi ile
Anayasa’nın 67. ve 90. maddesinin 6. fıkrasına dayanarak, 27 Mayıs 2007
tarihli kararnamenin iptal edilmesi amacıyla, 3 Temmuz 2007 tarihinde,
Yüksek Seçim Kurulu’na baĢvurmuĢtur.
11. Yüksek Seçim Kurulu, 4 Temmuz 2007 tarihinde, 298 sayılı
Kanun’un 94/II a) maddesine dayanarak, baĢvuranın talebini reddetmiĢtir.
Yüksek Seçim Kurulu, bu hükmün yalnızca yeni bir yasal değiĢiklik ile
düzenlenilebileceğini belirtmiĢtir.
C. 37920/07 No.lu Başvuru
11. Seçimlere iliĢkin 298 sayılı Kanun’un 52. maddesinin 1. fıkrası
uyarınca, seçimlere katılan siyasi partilerin, radyoda ve ulusal televizyon
kanallarında (TRT) bazı kısıtlayıcı Ģartlarda, belirli koĢullar altında seçim
propagandası yapma imkânları bulunmaktadır.
12. Yüksek Seçim Kurulu, seçim propagandasına iliĢkin hükümlerin
ihlal edilmesi halinde, cezaların öngörüldüğü kanunun uygulanmasını
denetlemektedir.
13. Seçim propagandasına 15 ve 21 Temmuz 2007 tarihleri arasında izin
verilmiĢ olup, bu süre, seçimlerden bir hafta öncesine tekabül etmektedir.
14. BaĢvurana göre, ilke olarak, kendisi gibi herhangi bir siyasi partiye
bağlı olmayan bağımsız adayların, gerek radyoda ve ulusal televizyonda
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
6
gerekse özel televizyon kanallarında propaganda yapmalarına yasal olarak
izin verilmemektedir.
15. BaĢvuran, 22 Temmuz 2007 tarihli genel seçimlerin özelliğinin, bu
seçimlere
çok
sayıda
bağımsız
adayın
katılması
olduğunu
vurgulamaktadır. BaĢvuran, bu özgün olgunun, bir yandan genel seçimlerde
% 10 seçim barajının zorunlu tutulmasından, diğer yandan, olayların
meydana geldiği tarihte halkın çoğunluğunun, siyasi partilerin, iktidar ya da
muhalefet olmaları durumunda bile, bu partilerin performanslarından
memnun olmamasından kaynaklandığı kanısındadır.
II. ĠLGĠLĠ ĠÇ HUKUK
A. Anayasa (23 Temmuz 1995 tarihli 4121 sayılı ve 3 Ekim 2001 tarihli
4709 sayılı Kanunlar ile değişikliğe uğrayan)
17. Olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan Anayasa’nın ilgili
kısımları aĢağıdaki gibidir:
Madde 10
Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düĢünce, felsefî inanç, din, mezhep ve
benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eĢittir.
(…)
Devlet organları ve idare makamları bütün iĢlemlerinde kanun önünde eĢitlik
ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
Madde 67
“VatandaĢlar, kanunda gösterilen Ģartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve
bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve
halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
7
Seçimler ve halkoylaması serbest, eĢit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım
ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Ancak, yurt
dıĢında bulunan Türk vatandaĢlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun,
uygulanabilir tedbirleri belirler.
(…)
Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir.
(…)”
Madde 79, Fıkra 1
“Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır.
Seçimlerin baĢlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve
dürüstlüğü ile ilgili bütün iĢlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve
seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, Ģikâyet ve itirazları
inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin
seçim tutanaklarını ve CumhurbaĢkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi
Yüksek Seçim Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine baĢka
bir mercie baĢvurulamaz.
Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer seçim kurullarının görev ve yetkileri
kanunla düzenlenir.
Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluĢur. Üyelerin altısı
Yargıtay, beĢi DanıĢtay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye
tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Bu üyeler, salt çoğunluk ve
gizli oyla aralarından bir baĢkan ve bir baĢkanvekili seçerler.
Yüksek Seçim Kuruluna Yargıtay ve DanıĢtay’dan seçilmiĢ üyeler arasından ad
çekme ile ikiĢer yedek üye ayrılır. Yüksek Seçim Kurulu BaĢkanı ve BaĢkanvekili
ad çekmeye girmezler.
Anayasa
değiĢikliklerine
iliĢkin
kanunların
halkoyuna
sunulması,
CumhurbaĢkanının halk tarafından seçilmesi iĢlemlerinin genel yönetim ve
denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan hükümlere göre olur."
Madde 80
“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini
seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler”.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
8
Madde 153, Fıkra 6
“ Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama,
yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkiĢileri bağlar. ”
Madde 90, Fıkra 6
“ Milletlerarası bir andlaĢmaya dayanan uygulama antlaĢmaları ile kanunun
verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticarî, teknik veya idarî
antlaĢmaların Türkiye Büyük Millet Meclisince uygun bulunması zorunluluğu
yoktur; ancak, bu fıkraya göre yapılan ekonomik, ticarî veya özel kiĢilerin
haklarını ilgilendiren antlaĢmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz. ”
B. Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298
Sayılı Kanun
18. Olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan 298 sayılı
Kanun’un ilgili kısımları aĢağıdaki gibidir:
Madde 16 ( İl seçim kurullarının görev ve yetkileri)
“ Ġl seçim kurulunun baĢlıca görev ve yetkileri Ģunlardır:
(…)
4. Ġlçe seçim kurulları baĢkanlıklarınca seçim iĢlerinin yürütülmesi hakkında
sorulacak hususları derhal cevaplandırmak,
(…) ”
Madde 20 (İl seçim kurulunun başlıca görev ve yetkileri)
“ Ġlçe seçim kurullarının, baĢlıca görev ve yetkileri Ģunlardır:
(…)
4. Seçim kurulları tarafından verilen kararlar ile örgütlenme ve iĢleyiĢ hakkında
yapılan itirazları incelenmesi ve karara bağlanması;
(…) ”
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
9
Madde 52, Fıkra 1 ve 9 (radyo ve televizyonla propaganda)
“ Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, seçime katılan siyasi partiler,
oy verme gününden önceki 7. günden itibaren oy verme gününden önceki gün saat
18.00'e kadar radyo ve televizyonda propaganda yapabilir.
(…)
Özel radyo ve televizyonlarda siyasi partilerin propaganda konuĢmaları TRT'de
uygulanan usul ve esaslara göre yapılır. (…)”
Madde 55/A, Fıkra 1, 2 ile 6 (Özel radyo ve televizyonlarla yayın)
“Seçimlerin baĢlangıç tarihinden oy verme gününün bitimine kadar özel radyo
ve televizyon kuruluĢları, yapacakları yayınlarda 2954 sayılı Türkiye Radyo ve
Televizyon Kanununun 5, 20, 22 ve 23 üncü maddeleri ile 31 inci maddesinin
ikinci fıkrası hükümlerine tâbidir.
Yukarıdaki fıkra hükümlerine göre özel radyo ve televizyonların yayın
ilkelerinin belirlenmesinde, Yüksek Seçim Kurulu görevli ve yetkilidir.
(…)
Ülke çapında yayın yapan özel radyo ve televizyonların hangileri olduğunu
belirlemeye Yüksek Seçim Kurulu yetkilidir. Yüksek Seçim Kurulunun buna
iliĢkin kararı Resmî Gazetede yayımlanır.
Madde 94/ II a) bendi
“ Seçmen listesinde kayıtlı olmayan ve altı aydan fazla bir süredir yurtdıĢında
ikamet eden seçmenler, ülkeye giriĢ veya çıkıĢlarında (…) gümrük kapılarında
kurulan seçim sandıklarında genel seçimlerden yetmiĢ beĢ gün önce ve seçim günü
saat 17.00’a kadar oy kullanabilirler.
Bu seçmenler, sadece seçimlere katılan siyasi partiler için oy kullanabilirler.”
C. Genel Seçimlerde Uygulanan Seçim Sisteminin Kuralları Hakkında
13 Haziran 1983 Tarihinde Resmi Gazete’de Yayımlanan Milletvekili
Seçimine İlişkin 2839 Sayılı Kanun
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
10
19. Olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan 2839 sayılı
Kanun’un ilgili hükümleri aĢağıdaki gibidir:
Madde 16/4 (Siyasi partilerin adayları ve bağımsız adaylar)
" Bağımsız adaylar da, aynı seçim için birden fazla seçim çevresinde aday
olamaz ve seçilemez. "
Madde 26, b ve d (kullanılacak oy pusulasının şekli)
“ Siyasi partiler ve bağımsız adaylar için oy pusulaları aĢağıdaki kurallara göre
hazırlanmalıdır:
(…)
b) BirleĢik oy pusulasının en üstüne "Siyasi Partiler ve Bağımsız Adaylar"
ibaresi yazılır (…) Bağımsız adaylar, birleĢik oy pusulasının en sağ tarafındaki
siyasi parti sütunundan sonra (…) bir çizgi çizildikten sonra yerleĢtirilir. Bir seçim
çevresinde birden fazla bağımsız aday varsa sıra, aralarında çekilecek kura ile
belirlenir. (…)
Siyasi parti sütunlarının altında bağımsız adaylara yer verilmez. (…) ”
Madde 33 (23 Mayıs 1987 tarihinde değişikliğe uğramış şekliyle)
“ Genel seçimlerde ülke genelinde, ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin
tümünde, geçerli oyların % 10'unu geçmeyen partiler milletvekili çıkaramazlar.
Bir siyasi parti listesinde yer almıĢ bağımsız adayların seçilebilmesi de listesinde
yer aldığı siyasi partinin ülke genelinde ve ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin
tümünde yüzde onluk barajı aĢması ile mümkündür (…)”
D. Yüksek Seçim Kurulu’nun Kararı
20. Yüksek Seçim Kurulu (“Kurul”), 22 Temmuz 2007 tarihli genel
seçimi dikkate alarak, 4 Mayıs 2007 tarihinde K. 224 kararı onamıĢtır.
Kurul, bir seçimin demokratik ilkeler uyarınca yürütülebilinmesi için, siyasi
partilerin ve bağımsız adayların bizzat kendilerini, proje ve programlarını
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
11
rekabet ortamında özgür, eĢit ve engelsizce yarıĢtırmak için topluma
sunması gerektiğini belirtmiĢtir. Kurul, seçim döneminde aĢağıdaki
hususların sonucuna varmıĢtır:
“ (…)
a) radyo ve televizyonlar tek taraflı ve taraflı olarak yayın yapamazlar; radyo ve
televizyonlar programlarında, siyasi partiler arasında fırsat eĢitliği sağlamalıdırlar;
b) radyo ve televizyonlar, tarafsızlığı ve adalete uygun olarak hareket
etmelidirler ve programlar kanuna uygun olarak yapılmalıdırlar ancak ırk, cinsiyet,
sosyal sınıf veya dini inanca dayalı farklılıkları yansıtmamalıdır;
c) siyasi partilerin [seçim] propagandası konuĢmaları dıĢında, 298 sayılı
Kanun’un 52. maddesi uyarınca, sadece bir siyasi parti lehine yayın yapılabilinir;
d) radyo ve televizyonlar, siyasi partiler ve adaylar lehine reklam yapamazlar;
[bu karar] radyo ve televizyonlara tebliğ edilmelidir,
3) oyların sayılmasından yirmi dört saat önce, kendi lehine veya aleyhine
[seçmenlerin] oylarını etkilememek için her türlü güncel program, röportaj veya
reklam ya da kamuoyu anketi, tahmin anketi, telefon tekniğiyle yapılan mini
referandum görünüĢü altında yapılan anket aracılığıyla adayların veya siyasi
partilerin lehine yayın yapmak yasaktır;
4) mevcut karar, seçimlere katılabilen siyasi partilerin genel müdürlüğü ile
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na tebliğ edilen resmi gazetede yayımlanmalıdır
(…)”
E. Seçim Sistemi
21. Yukarıda belirtilen, 13 Haziran 1983 tarihinde resmi gazetede
yayımlanan 2839 sayılı Kanun’da, yasal oylamalara uygulanan seçim
sisteminin kuralları belirlenmiĢtir (yukarıda anılan, Yumak ve Sadak, § 30).
22.
Hâlihazırda Türkiye, 81 bölgede, beĢ yıllık süreyle seçilen
550 milletvekilinden oluĢan tek meclisli bir parlamentoya sahiptir.
Seçimler, tek turla yapılır. Seçimler, aynı gün, ulusal sınırlar içerisinde
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
12
özgür, eĢit, genel ve gizli oyla gerçekleĢtirilmektedirler. Oy sayımı ve
ardından tutanakların hazırlanması kamuya açık olarak gerçekleĢtirilir.
Her bölge, en az bir milletvekiliyle mecliste temsil edilmektedir, diğer
milletvekillerinin sayısı ise bölgede ikamet eden kiĢi sayısına göre
değiĢmektedir. 1-18 arasında milletvekiline sahip olan bölgelerde tek bir
seçim bölgesi ve 19-35 arasında milletvekiline sahip olan bölgelerde ise
iki seçim bölgesi oluĢturulmaktadır; 35 milletvekiline sahip olan Ġstanbul
ilinde, üç seçim bölgesi oluĢturulmaktadır (daha önce anılan, Yumak ve
Sadak, § 31).
23. Gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında kullanılan oy
sayım sonuçları, söz konusu oyların toplandığı Yüksek Seçim Kurulu’na
gönderilmektedir. Geçerli bir Ģekilde kullanılan oyların toplamı, Türkiye
sınırları içerisinde sayılanlara eklenmektedir. Bu oylar, geçerli bir Ģekilde
siyasi partiler tarafından ülke genelinde elde edilen diğer oylara
eklenmektedir.
F. Anayasa Mahkemesi’nin İçtihadı
6. Anayasa Mahkemesi, 22 Mayıs 1987 tarihli kararında (E. 1986/17 K.
1987/11), 298 sayılı Kanun’un 94. maddesinin II fıkrasının a) bendiyle
değiĢikliğe uğrayan 2234 sayılı Kanun’un 24. maddesine iliĢkin olarak, altı
aydan uzun bir süredir yurtdıĢında ikamet eden Türk vatandaĢlarının genel
seçimlerden yetmiĢ gün1 önce gümrük kapılarında kurulan seçim
sandıklarında, bağımsız adaylar için değil de yalnızca siyasi partiler için oy
kullanma hakkı bulunmasının, Anayasa’ya uygun olduğuna hükmetmiĢtir.
Böylelikle Anayasa Mahkemesi, olayların meydana geldiği tarihte ana
muhalefet partisi olan Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin (“SHP”) iptal
baĢvurusunu oy çokluğuyla reddetmiĢtir.
1
Para Cezası için Sınırlandırılan Süre
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
13
Anayasa Mahkemesi beklentilerinde, yurtdıĢında altı ay ikamet etme
Ģartının, oy verme iĢleminin iyi iĢleyiĢine zarar vermediğini ve her türlü
karmaĢıklığı önleme niteliğinde olduğunu belirtmiĢtir. Anayasa Mahkemesi,
yurtdıĢında yaĢayan vatandaĢların belirli bir bölgede oy kullanmalarının
zorluğunu göz önünde bulundurarak, siyasi partilerin aldığı oyların
yurtdıĢında ikamet eden vatandaĢların kullandığı oylar ile birlikte
hesaplanmasının Anayasa’ya uygun düĢtüğünü belirtmektedir. YurtdıĢında
ikamet eden vatandaĢların, bu hakkı kullanma imkânı bakımından bu tür bir
seçeneklerinin bulunmaması veya bağımsız adaylar için oy kullanmamaları
durumu, oy kullanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmek için yeterince
önemli bir gerekçe teĢkil etmemektedir. Bu türden bir sistemin uygulanması
meĢru bir gerekçeye dayanmaktadır ve kanun önünde eĢitlik ilkesine aykırı
değildir.
G. Anayasa Mahkemesi Önünde Bireysel Başvuru
7. 30 Mart 2011 tarihli ve 6216 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi’nin
konumunu ve iĢleyiĢini düzenleyen kuralları değiĢtirmiĢtir. Bu metnin 45.
maddesi, 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi
önündeki bireysel baĢvuru yolunu düzenlemektedir ki bu kanuna göre,
Mahkemeye baĢvurmadan önce baĢvuranların, söz konusu tarihten itibaren
bu baĢvuru yolunu kullanmaları gerekmektedir. Böylelikle, Avrupa Ġnsan
Hakları SözleĢmesi ve Anayasa tarafından korunan temel hak ve
özgürlükleri ileri sürerek,
her bireyin, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra
kesinleĢmiĢ olan kararlara karĢı bu türden bir hukuk yoluna baĢvurması
mümkündür (Hasan Uzun / Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No.
10755/13, 7-27. paragraflar, 30 Nisan 2013).
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
14
III. ULUSLARARASI HUKUK VE UYGULAMASI
A.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen
metinler
8. Bakanlar Komitesi, 7 Kasım 2007 tarihinde, seçim kampanyalarının
medyada yer almasıyla ilgili tedbirler hakkındaki Rec(2007)15 sayılı
Tavsiye Kararını kabul etmiĢtir. Kararın gerekçeleri aĢağıda sunulmuĢtur:
“ 78. Konu hakkında sergilenen farklı tutumlar sebebiyle, ücretli reklama izin
verilmesi halinde, bu reklamın, özellikle yayın süresi talep eden tüm partilere
(eriĢim ve ücret tarifesi açısından) eĢit Ģartların verilmesi gibi, belirli asgari
kurallara tabi tutulması gerektiğini belirten CM/Rec (2007)15 sayılı Tavsiye
Kararı, bu uygulamanın kabul edilip edilmemesi gerektiği konusunu ele
almamaktadır”.
9. Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere yönelik olarak verdiği, 9 Eylül
1999 tarihinde kabul edilen seçim kampanyalarının medyada yer almasına
iliĢkin tedbirler hakkındaki R(99)15 sayılı Tavsiye Kararı ekinin, ilgili
kısımları aĢağıdaki Ģekildedir:
“Medya tarafından seçim kampanyalarının aktarılmasında, tarafsızlık, denge ve
eĢitlik ilkelerinin, üye Devletlerde yer alan tüm siyasi seçim türlerinin, yani
cumhurbaĢkanlığı, genel ve yerel seçimlerin hatta gerçekleĢtirilebildiğinde
bölgesel seçimlerin ve siyasi referandumların ele alınmasında uygulanması
gerekmektedir.
Ayrıca bu ilkeler, uygun olduğu takdirde, yurtdıĢında yürütülen seçimlerin
medyada aktarılmasında, özellikle söz konusu medyalar seçimin yürütüldüğü
ülkedeki vatandaĢları hedeflediğinde uygulanmalıdır.
I. Yazılı basın ile ilgili tedbirler
1. Basın özgürlüğü
Medyada seçim kaymalarının yer almasıyla ilgili olarak düzenleyici çerçeveler,
gerek dergi veya gazetelerin editoryal bağımsızlığını gerekse herhangi bir siyasi
tercihini ifade etme haklarını gasp etmemelidir.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
15
2. Kamu yetkililerinin mülkiyeti olan yazılı basın organları
Üye Devletler, kamu yetkisine sahip olan yazılı basın organlarının seçim
kampanyalarını yürüttükleri sırada, herhangi bir siyasi partiyi veya bağımsız bir
adayı desteklemeksizin veya ayırt etmeksizin tarafsız eĢit ve dengeli bir Ģekilde
uygulamak zorunda olduğu tedbirleri almakla yükümlüdür.
ġayet bu yazılı basın organları, reklamlarında ücretli siyasi reklamcılığı kabul
ederlerse, reklam alanı satın almayı talep eden bütün adayların ve siyasi partilerin
reklamlarının ayrımcılık yapılmaksızın ve yasal dayanakla uygulanmasını
sağlamalıdır.
II. Radyo yayın sektörü ile ilgili tedbirler
(...)
4. Kamu radyo yayını sektöründe siyasi partilere/adaylara ücretsiz söz hakkı
süresinin verilmesi
Üye Devletler, seçim döneminde adaylara/siyasi partilere kamu radyo yayını
hizmetlerinde
söz
hakkı
süresinin
ücretsiz
olarak
verildiği
hükümlerin
uygunluğunu, düzenleme çerçevelerine dâhil etmek için inceleyebilir.
Bu türden bir söz hakkı süresi verildiğinde, bunu, objektif, Ģeffaf ölçütler
temelinde, adil bir Ģekilde ve ayrım yapılmadan yapılması gerekir.
(...) ”
B. Hukuk Yoluyla Demokrasi İçin (Venedik Komisyonu) Avrupa
Komisyonu Tarafından Kabul Edilen Metinler
10.
Avrupa Komisyonu’nun 51. ve 52. toplantısı sırasında, Seçim
Hususlarında Ġyi Uygulama Yasası (yönlendirici ilkeler ve açıklayıcı rapor),
Avrupa Komisyonu tarafından hukuk yoluyla demokrasi için (Venedik
Komisyonu) 5-6 Temmuz ve 18-19 Ekim 2002 tarihleri arasında (CDL-AD
(2002) 23 rev.) kabul edilmiĢtir. Seçimlerle ilgili yönlendirici ilkeler
hakkındaki ilgili kısımları aĢağıda bulunmaktadır:
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
16
“ I. Avrupa Seçim Mirasının İlkeleri
Avrupa seçim mirasının beĢ ilkesi Ģu Ģekildedir: seçimler evrenseldir, eĢittir,
serbesttir, gizlidir ve doğrudan oylama ile yapılır. Ayrıca, seçimler düzenli aralıklarla
yapılmalıdır.
(...)
3.1. Seçmenin iradesinin serbest oluĢumu
a) Kamu makamlarının tarafsız olma yükümlülüğü vardır. Özellikle, bu görev
aĢağıdaki hususlara dayanmaktadır:
i. medya;
ii. ilan yapıĢtırma;
iii. kamuya açık alanlarda gösteri yapma hakkı;
iv. partilerin ve adayların finanse edilmesi
b) Kamu makamlarının pozitif yükümlülükleri vardır ve özellikle aĢağıda belirtilen
hususları yapmaları gerekir:
i. sunulan adaylıkları seçmenlere tanıtmak;
ii. örneğin uygun bir ilan asarak, seçimlere adaylıklarını koyan kiĢileri ve sunulan
listeleri seçmenlerin tanımasına imkân vermek;
iii. Yukarıda belirtilen bilgi, ulusal azınlıkların kullandığı dilde de eriĢilebilir
olmalıdır.
c) Tarafsız olma yükümlülüğünün ve seçmen iradesinin serbest oluĢumunun
ihlallerinin, cezalandırılması gerekir.
(...) ”
11. Seçim Hususlarında Ġyi Uygulama Yasası’na iliĢkin açıklayıcı rapor
aĢağıda bulunmaktadır:
“3. Serbest seçim
26. Serbest seçim iki yön içermektedir: bu yönler, seçmenin iradesinin serbest
oluĢumu ve bu iradenin serbest ifadesidir yani oylama iĢleminin serbest niteliği ve
açıklanan sonuçların gerçeğidir.
3.1 Seçmenin iradesinin serbest oluĢumu
a) Seçmenin iradesinin serbest oluĢumu, fırsat eĢitliğiyle kısmen değiĢmektedir –
ve kamu makamları genel olarak – özellikle medya kitlesinin kullanımı, ilan
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
17
yapıĢtırma, adayların ve partilerin finanse edilmesi veya kamuya açık alanlarda
gösteri yapma hakkıyla ilgili olarak tarafsızlık görevlerine riayet etmektedirler.
b) Ayrıca kamu makamları, belirli pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Kamu
makamları,
vatandaĢların
göstermelidirler.
Kamu
onayına
makamların
düzenli
arasında
olarak
sunulan
bulunan
bazı
adaylıkları
adaylıkların
gösterilmesi ancak istisnai durumda ağır basan kamu menfaatinin gerektiği
takdirde yasaklanabilmektedir. Ayrıca kamu makamları, uygun bir ilan
yapıĢtırılmasıyla örneğin seçimlere sunulan adaylar ve listeleri öğrenmek için
seçmene imkân vermelidir.
(…)
3.2. Seçmen Ġradesinin Özgür Ġfadesi Ġle Seçimlerde Hileye KarĢı Mücadele
27.
Seçmen iradesinin özgür ifadesi, öncelikle kanun ile öngörülen oy
iĢleminin riayet edilmesi gerektirmektedir. Seçmen, uygulamada, kaydedilen
adaylar veya listeler için oy kullanabilmesi gerekmektedir bu durum özellikle
seçmenlerin isimlerinin bulunduğu oy pusulasına sahip olmaları gerektirmektedir
ve söz konusu oy pusuluları oy sandığına bırakılabilir (…) Seçmen, bir makam
veya bir kimse tarafından kaynaklanan ve oyunu kullanmayı veya istediği gibi
kullanmayı engelleyen tehditlere ya da baskılara boyun eğmemelidir; Devlet, bu
tür bir uygulamayı cezalandırma ve önleme yükümlülüğü bulunmaktadır.”
30.
Seçim konusunda etkin baĢvuru sisteminin varlığıyla ilgili olarak,
Mahkeme Petkov ve diğerleri / Bulgaristan Kararı’nda (No. 77568/01,
178/02 ve 505/02, § 52, 11 Haziran 2009) belirtilen söz konusu, Ġyi
Uygulama Yasası’nda öngörülen hükümlere atıfta bulunmaktadır.
HUKUKÎ DEĞERLENDĠRME
I. BAġVURULARIN BĠRLEġTĠRĠLMESĠ HAKKINDA
31. Mahkeme, Ġçtüzüğü’nün 42. maddesinin 1. fıkrası uyarınca,
sorulan hukuki sorular ve olaylarla ilgili olarak, baĢvuruların benzerliğini
dikkate alarak birleĢtirilmesine ve tek bir kararda müĢtereken
incelenmesine karar vermiĢtir.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
18
II. KABUL EDĠLEBĠLĠRLĠK HAKKINDA
32. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemesine iliĢkin kabul
edilemezlik itirazını tespit etmektedir. Öncelikle Hükümet, 298 sayılı
Kanun’un ilgili maddelerine dayanarak bağımsız adaylarda dâhil olmak
üzere, bütün adayların daha önce Ġlçe Seçim Kuruluna baĢvurduktan
sonra
Yüksek
Seçim
Kuruluna
müracaat
edebildiklerini
değerlendirmektedir. Öncelikle Hükümet, yine 298 sayılı Kanun uyarınca
baĢvuranın da doğrudan üç aylık bir süre içerisinde karar veren Yüksek
Seçim Kuruluna baĢvurabileceği kanaatindedir. Ġkinci olarak Hükümet,
baĢvuranın yetkili ulusal mahkemeler önünde hiçbir Ģekilde ileri
sürmediği Ģikâyetlerini ilk defa Mahkeme huzurunda sunması dolayısıyla
iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle mevcut baĢvurunun
reddedilmesinin uygun olacağını savunmaktadır.
33. BaĢvuran, Hükümet tarafından tespit edilen kabul edilemezlik
itirazlarını kabul etmemektedir.
34. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesiyle ilgili olarak
SözleĢme’nin
35.
maddesinin
1.
fıkrasında
öngörülen
amacın,
SözleĢmeci Devletlere karĢı iddia edilen ihlallerin Mahkemeye
sunulmasından önce – normal olarak mahkemeler yoluyla – SözleĢmeci
Devletlere Ģikâyetlerin giderilmesi veya Ģikâyetleri önleme fırsatı
sunduğunu hatırlatmaktadır. Bu hüküm, “aĢırı Ģekilci bir biçimde
olmaksızın ve belirli bir esneklikle” uygulanmalıdır;
ilgilinin,
Strazburg’da dile getirmeyi düĢündüğü Ģikâyetlerini “iç hukukta
belirtilen süre ile koĢullar içerisinde en azından özet olarak” ulusal
makamlar önünde de ileri sürmesi yeterlidir (Fressoz ve Roire / Fransa
[BD], No. 29183/95, § 37, AĠHM 1999-I, ve Savgın / Türkiye, No.
13304/03, § 31, 2 ġubat 2010).
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
35. Öncelikle
Mahkeme,
baĢvuranın
19
Ģikâyetlerinin
değerlendirilmesi için Yüksek Seçim Kurulu’na baĢvurduğunu tespit
etmektedir.
Ardından Mahkeme, 298 sayılı Kanun’un 94/II a)
maddesinde, altı aydan uzun süredir yurtdıĢında yaĢayan Türk
vatandaĢlarına gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında bağımsız
adaylar için değil de, yalnızca siyasi partiler için oy kullanma hakkı
verildiğini tespit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, 22 Mayıs 1987 tarihli
kararıyla, bu kanunun, Anayasa’ya uygun olduğuna karar vermiĢtir.
Sonuçta, olayların meydana geldiği tarihte, kanunların Anayasa’ya
uygunluğuna itiraz etmek için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel
baĢvuruda bulunulamamaktadır (anılan, Hasan Uzun, §§ 7-27, ve
Ümmühan Kaplan / Türkiye, No. 24240/07, §§ 27 ile 74, 20 Mart 2012,
ve yukarıdaki 23. paragraf).
36. Dolayısıyla Mahkeme, baĢvuranın, olayların meydana geldiği
tarihte kullanabileceği baĢvuru yollarını tükettiği ve Ģikâyetlerini
değerlendirilmesi için “en azından özet olarak” ulusal mahkemeler
huzurunda ileri sürdüğü kanaatindedir. Sonuç olarak Hükümet tarafından
belirtilen iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiası kabul edilemezdir.
37. SözleĢme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi bağlamında,
Ģikâyetlerin, dayanaktan yoksun olmadığını ve herhangi bir kabul
edilemezlik gerekçesiyle örtüĢmediğini tespit ederek, Mahkeme kabul
edilebilir olduğuna karar vermiĢtir.
III. SÖZLEġME’NĠN 10. VE 14. MADDELERĠYLE BĠRLĠKTE 1
NO.LU EK PROTOKOL’ÜN 3. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ
ĠDDĠASI HAKKINDA
38. Mahkeme tarafından incelenen iki baĢvuruda, herhangi bir siyasi
partiye üye olmayan bağımsız aday sıfatıyla baĢvuran tarafından belirtilen
iddialar, iki kısımdan oluĢmaktadır: birinci kısım, 298 sayılı Kanun’un 94/II
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
20
a) maddesi uyarınca altı aydan fazla bir süredir Türkiye dıĢında yaĢayan
Türk vatandaĢlarının, gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında
bağımsız adaylar için değil de yalnızca siyasi partilerce sunulan listeler için
oy kullanabilmelerini; ikinci kısım ise, 298 sayılı Kanun’un 52. maddesinin
1. fıkrası uyarınca, bağımsız aday sıfatıyla baĢvuranın, 2007 tarihinde genel
seçime
katılan
siyasi
partiler
gibi
TRT’de
seçim
propagandası
yapamamasını içermektedir. Ġlgili, SözleĢme’nin 10. ve 14. maddeleriyle
birlikte 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesini ileri sürmektedir.
39. Mahkeme, seçim bağlamında SözleĢme’nin 3. maddesiyle güvence
altına alınan serbest seçim düzenleme hakkı ıĢığında, SözleĢme’nin 10.
maddesiyle
güvence
değerlendirilmesi
altına
alınan
ifade
özgürlüğü
hakkının
gerektiğini daha önce belirttiğini hatırlatmaktadır
(Bowman / Birleşik Krallık, 19 ġubat 1998, § 41, Hüküm ve Karar
Derlemeleri 1998 – I, ve TV Vest AS ile Rogaland Pensjonistparti / Norveç,
No. 21132/05, § 61, AĠHM 2008). Bu konu dolayısıyla, Mahkeme
baĢvuranın Ģikâyetlerini yalnızca SözleĢme’nin 14. maddesiyle birlikte veya
tek baĢına 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesi açısından incelenmesine karar
vermiĢtir.
SözleĢme’nin 14. maddesi aĢağıdaki gibidir:
“Bu SözleĢme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk,
dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa
mensupluk, servet, doğum veya herhangi baĢka bir durum bakımından hiçbir ayrımcılık
yapılmadan sağlanır.”
1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesi:
“Yüksek SözleĢmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin
özgürce açıklanmasını sağlayacak Ģartlar içinde, makul Aralıklarla, gizli oyla serbest
seçimler yapmayı taahhüt ederler.
A. Tarafların Gerekçeleri
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
21
1. Başvuran
40. BaĢvuran, bir taraftan söz konusu parti listesinde bulunan adayların
ve siyasi partiler arasında yapılan farklı muamelenin ve diğer taraftan
kendisi gibi bağımsız adayların herhangi meĢru bir amaca cevap vermediği
kanaatindedir. BaĢvuran, bu tür bir muamelenin, kendisini siyasi rekabetten
uzaklaĢtırdığını ve ihtilaflı genel seçim sırasında vatandaĢların bilgi edinme
hakkına haksız bir müdahale teĢkil ettiğini değerlendirmektedir.
41. BaĢvuran, siyasi partiye bağlı bireysel adaylar ile herhangi bir
partiye bağlı olmayan diğer bağımsız adaylar arasındaki rekabet sürecinde
bir bozukluk olduğunu yinelemektedir. BaĢvuran, söz konusu muamelenin
farklılığını desteklemek için Hükümet tarafından iddia edilen teknik
gereklilik iddiasını kabul etmemektedir. Aslında söz konusu kanunun 27
yıla aĢkın bir süre önce oylanması, davalı Devleti, bu sorunun aĢılması için
gerekli tedbirlerin titizlikle alınması yükümlülüğünden muaf tutmaz.
BaĢvuran, Mahkeme Ġçtihadına atıfta bulunarak, serbest seçim hakkı
bağlamında, davalı Devletin yalnızca her türlü müdahaleyi önlemek için
değil ayrıca gerekli tedbirlerin alınması için de pozitif yükümlülüğünün
bulunduğunu iddia etmektedir. BaĢvurana göre, burada bir kısıtlama söz
konusu değildir, ancak gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında bir
partiye bağlı olmayan bağımsız adaylar için oy kullanılamamasının ve bu
adayların TRT’de seçim propagandası yapmasının mümkün olmamasının
kanunda öngörülmesi
nedeniyle, bir
yasağın
söz
konusu
olduğu
kanaatindedir. Ayrıca baĢvuran, Mahkeme içtihadında, görsel-iĢitsel medya
tarafından propaganda yapılmasının, yazılı basınca yapılan propaganda
yerine daha doğrudan etkisinin olduğunu değerlendirmektedir. Ayrıca
Devlet televizyonu kanalları ile radyolarda yapılan seçim propagandası,
siyasi partiler için ücretsiz olacaktır. Aslında, bir partiye bağlı olmayan
bağımsız adaylar siyasi nitelikte de reklam yapamazlar. Siyasi partilere
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
22
verilen bu tür imkân, davalı Devletin tarafsızlık göreviyle ve seçimlerde
gösterilen adaylar hakkında seçmenleri bilgilendirmek için pozitif
yükümlülüğüyle uyumsuz olacaktır.
42. BaĢvuran, internet ile seçim propagandası yapılması imkânının, 298
sayılı Kanunu’na eklendiğini ve 8 Nisan 2010 tarihli bir değiĢiklikle
düzenlendiğini savunmaktadır. Dolayısıyla bu imkân, 22 Temmuz 2007
tarihli genel seçim sırasında kendisine verilmemiĢtir.
43. BaĢvuran, 298 sayılı Kanun’un 94/II a) maddesinin 28881/07 No.lu
baĢvuru konusuyla ilgili olduğunu belirtmektedir. BaĢvuran, bağımsız aday
sıfatıyla
yurtdıĢında
yaĢayan
seçmenlerin
siyasi
partiler
için
oy
kullanamamaları nedeniyle gümrük kapılarında kurulan seçmen seçim
sandıklarında düzenlenen oylamadan dıĢlandığını yinelemektedir. Bu
bağlamda baĢvuran, Türkiye’de yaĢayan seçmenler ile yurtdıĢında yaĢayan
seçmenler arasında bir farklılık olduğunu değerlendirmektedir. Bu ilgililer,
diğerleri gibi siyasi partiler ile bağımsız adaylar için değil yalnızca siyasi
partiler için oy kullanabilmiĢlerdir. Diğer taraftan gümrük kapılarında
kurulan seçim sandıklarında kullanılan oylar, yalnızca seçime katılan siyasi
partiler için geçerli olmuĢtur. Bu nedenle bir partiye bağlı olmayan bağımsız
adaylar ile bir partiye bağlı bağımsız adaylar arasında ayrımcılık
bulunmaktadır.
44. BaĢvuran, 298 sayılı Kanun’un 52. maddesinin 37920/07 No.lu
baĢvuru konusuyla ilgili olduğunu hatırlatmaktadır. BaĢvuran, siyasi partiye
bağlı bağımsız adayın pratikte bir partiye bağı olmayan bağımsız bir adaya
göre,
TRT’de
belirtmektedir
seçim
zira
propagandası
ilk aday bağlı
yapmaya
olduğu
ihtiyacı
siyasi
olmadığını
partinin
seçim
propagandasından yararlanacaktır. Anayasa’nın 31. maddesinin 2. fıkrasına
atıfta bulunarak, baĢvuran eksiksiz bir sınırlama listesinin yani kamu
güvenliği, kamu düzeni, kamu sağlığı veya iyi adetlerin halkın bilgi
edinmesini engellediği kanaatindedir. Ayrıca baĢvuran, özel radyo ve
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
23
televizyonlarda seçim propagandası yapmasının mümkün olmadığını iddia
etmektedir.
2. Hükümet
45. Hükümet, baĢvuranın, Ġstanbul iki numaralı seçim bölgesinde diğer
44 bağımsız adaydan biri olarak 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel
seçimlerde aday olduğunu hatırlatmıĢtır. Bu 44 bağımsız aday, 2 146 486
kayıtlı seçmenin kullandığı oyların 101 704’ünü elde etmiĢtir. Bu oylama
sonucunda bağımsız adayların hiçbirisi bu bölgede seçilememiĢtir.
Hükümet,
baĢvuranların
serbest
seçim
hakkının
ihlal
edilmediği
kanaatindedir.
46. 298 sayılı Kanun’un 94/A II maddesiyle ilgili olarak Hükümet,
Türkiye’de yaĢayan seçmenlerin öncelikle, belirli seçim çevresinde kayıtlı
olduğunu ve bu bölgelerdeki adayların isimleri oy pusulalarına basıldığını
belirtmiĢtir. Buna karĢın, yurt dıĢında yaĢayan seçmenlerin seçmen
listelerine kayıt olamazlar ve yalnızca gümrük kapılarına kurulan seçim
sandıklarında oy kullanabilirler. Milletvekili seçimlerinde gümrüklere
kurulan seçim sandıkları, belli bir seçim çevresine dâhil değildir. 2007
tarihinde gerçekleĢtirilen genel seçimlerde, 700 kiĢinin bağımsız milletvekili
adaylığı için baĢvurduğu dikkate alındığında, tüm bağımsız adayların
isimlerini oy pusulalarına basmak ve bu pusulaları sandık merkezlerinin
kullanımına sunmak teknik açıdan mümkün değildir. Bu nedenle sadece,
siyasi partileri temsil eden adaylar adına düzenlenen pusulalar, oy
pusulalarına basılmakta ve seçim merkezlerinde bu oy pusulaları
kullanılmaktadır. Teknik zorunluluklardan kaynaklanan bu kısıtlama,
bağımsız adaylarda geçerli olduğu kadar siyasi partiler tarafından
belirlenmiĢ diğer bağımsız adayların, kendi adına hareket ettiğinde de
geçerlidir.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
24
47. 298 sayılı Kanun’un 52. maddesinin 1. fıkrasına iliĢkin olarak,
Hükümet,
bu
hükümlerin
özel
radyo
ve
televizyon
kanallarına
uygulanmadığını ve sadece devlet radyo ve televizyonlarına yönelik
olduğunu ve aynı Ģekilde bu hükümler siyasi partilerin belirledikleri
adayların, partisi adına değil de kendi adına adaylığını koyduğunda da
geçerli olduğunu açıklamıĢtır. Dolayısıyla bağımsız adaylar (adayların
lehine ve aleyhine ayrımcılık yoktur) arasında ayrım ya da aleyhlerine
ayrımcılık yoktur. Bu kısıtlama teknik zorunluluktan kaynaklanmaktadır.
Öyle ki 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde, siyasi parti mensubu olan ve
olmayan yüzlerce bağımsız aday seçimlerde adaylığını koymuĢtur.
Hükümet, Devlet’in her adaya TRT ekranlarında, sadece 5 dakika konuĢma
hakkı tanıması halinde bile bu durumun haftalarca sürebileceğini bu
nedenle, mecliste grubu olan ya da olmayan siyasi parti yöneticilerinin
TRT’de 10 ila 20 dakika boyunca konuĢma hakkının olduğuna dikkat
çekmiĢtir.
48. Hükümet, Danimarka, Fransa, Ġngiltere ve Ġrlanda Cumhuriyetinde
seçimler boyunca kamu medyasında seçim propagandası yapma hakkını
yalnızca siyasi parti yöneticilerine tanıyan benzer bir mevzuatın olduğunu
belirtmiĢti. Hükümet bağımsız adaylar ve siyasi parti adayları da olmak
üzere tüm adayların, özel radyo ve televizyon kanallarında, 298 sayılı
Kanun’un 55/A maddesi uyarınca propaganda yapma haklarının olduğunu
bildirmiĢtir. Hükümet, baĢvuranın ulusal ya da yerel düzeyde yayın yapan
özel radyo ve televizyon kanallarında ve aynı zamanda düĢüncelerini
yayması ve haber alması amacıyla internet sitesi kurma hakkı olduğu
kanaatindedir. (haber-ve-düĢünceleri-yayma) Ayrıca, Hükümet’e göre,
baĢvuranın fikirlerini ifade etmesi amacıyla, 298 sayılı Kanun’un ilgili
hükümleri doğrultusunda örneğin; fotoğrafının bulunduğu seçim afiĢleri
yapıĢtırmak ya da parti flamalarını dağıtmak suretiyle halka açık veya kapalı
alanlarda seçim propagandası yapabilmektedir. Hükümet, baĢvuranın genel
seçimlerde, fikirlerini ifade edebilmesi ve propaganda yapabilmesi için
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
25
çeĢitli imkânlarının olduğunu ileri sürmüĢtür. Hükümet, baĢvuranın TRT
ekranlarında birkaç dakika kadar propaganda yapamamıĢ olması nedeniyle
ifade
özgürlüğünün
kısıtlanmıĢ
olduğunu
iddia
etmesini
abartılı
bulmaktadır.
B. İlgili Genel Hükümler
49. Mahkeme, “halkın kendi düĢüncelerini serbestçe ifade etmesinin
güvence altına alındığı koĢullarda”, “makul aralıklarla” ve “gizli oyla”
“serbest” seçimler yapılmasını öngören 1 No.lu Ek Protokol’ün 3.
maddesinde, sübjektif nitelikteki oy verme ve seçimlerde aday olma
haklarının üstü örtülü olarak yer aldığına iĢaret eder. Bu haklar önemli
olmakla birlikte mutlak değildir. Ancak, 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesi,
bu hakları açık terimlerle düzenlemeden sadece tanımlamakla yetindiği için,
üstü örtülü sınırlanmalara yer vardır.(Mathieu-Mohin ve Clerfayt / Belçika,
2 Mart 1987, § 52, A serisi No. 113). SözleĢmeci Devletler kendi iç hukuk
düzenlerinde oy verme ve seçimlerde aday olma haklarını, kural olarak 3.
maddeye aykırı düĢmeyecek Ģartlara tabi tutabilirler. Bu konuda SözleĢmeci
Devletlerin geniĢ bir takdir alanları vardır; ancak 1 No.lu Ek Protokol’ün
gereklerine uyum sağlanmıĢ olup olmadığını belirlemek, son aĢamada
Mahkeme’ye düĢen bir görevdir. Mahkeme bu Ģartların, söz konusu hakların
özünü zedeleyecek ve etkili
olmaktan
yoksun
bırakacak Ģekilde
kullanılmalarını engellemediklerine, meĢru bir amaç için konulduklarına ve
kullanılan araçların orantısız olmadıklarına kanaat getirmelidir. ( Matthews /
Birleşik Krallık [BD], No. 24833/94, § 63, AĠHM 1999-I, Labita / Italya
[BD], No. 26772/95, § 201, AĠHM 2000-IV, Aziz / Kıbrıs, No. 69949/01, §
25, AĠHM 2004-V,Hirst / Birleşik Krallık (No. 2) [BD], No. 74025/01, § 62,
AĠHM 2005-IX, anılan Yumak ve Sadak, § 109 ve Tănase / Moldova [BD],
No. 7/08, § 161, AĠHM 2010 ).
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
26
50. Özellikle, bu Ģartların hiçbirisinde yasama organlarının seçiminde
halkın hür iradesini sekteye uğratacak herhangi bir engel yer almamalı baĢka bir deyiĢle, halkın hür iradesini
belirlemeye yönelik genel
oylamalarda, bu Ģartlar, seçimlerin etkinliğini ve bütünlüğünü yansıtmalı ya
da engel oluĢturmamalıdır ( Ždanoka / Letonya [BD], No. 58278/00, § 104,
AĠHM 2006-IV ).
51. Üstelik serbest seçimler ve ifade özgürlüğü özellikle de siyasi
tartıĢma özgürlüğü bütün demokrasilerin temelini oluĢturur. Bu iki hak
birbirine sıkı sıkıya bağlı ve birbirlerini destekleyici niteliktedir: örneğin,
Mahkeme’nin geçmiĢte de belirttiği üzere ifade özgürlüğü “yasama
organının seçilmesinde halkın düĢüncelerini özgürce açıklanmasını sağlayan
Ģartlardan” birisidir. (Mathieu-Mohin ve anılan Clerfayt, § 54). Bu nedenle,
seçim öncesi dönemde her türlü düĢünce ve haberlerin yayılmasına izin
verilmesi özellikle önemlidir. (Rusya Komünist Partisi ve diğerleri / Rusya,
No. 29400/05, § 107, 19 Haziran 2012).
52. Bununla birlikte, bazı durumlarda, bu haklar arasında uyuĢmazlık
çıkabilir seçim öncesi veya sonrası yasama organının seçilmesinde halkın
kanaatlerinin özgürce açıklanmasını güvence altına almak amacıyla ifade
özgürlüğüne getirilen bazı kısıtlamalar genellikle kabul edilemez oldukları
halde gerekli oldukları izlenimi doğurabilir. Mahkeme, genellikle, seçim
sisteminin düzenlenmesine iliĢkin hususta olduğu gibi SözleĢme’ye taraf
Devletlerin, geniĢ çapta takdir yetkisine sahip olmalarını bu iki hak arasında
denge kurarak tanımıĢtır (daha önce anılan Bowman, § 43).
53. Seçmenin ikamet kriterleri üzerine dayanan yurtdıĢında oy kullanma
hakkı uygulanmasının kısıtlanmasıyla ilgili olarak, SözleĢme organları,
geçmiĢte kendilerini haklı gösterecek birçok neden saymıĢlardır. Öncelikle
yurtdıĢında yaĢayan bir vatandaĢ, ülkenin günlük sorunlarıyla genellikle az
veya daha az doğrudan ilgilidir ve bu sorunları az bilmektedir; ikinci olarak,
yurtdıĢında yaĢayan vatandaĢlar adayların seçimi veya seçim programlarının
düzenlenmesi üzerinde etkileri düĢüktür. Üçüncü olarak, genel seçimlerde
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
27
oy kullanma hakkı ile seçilen siyasi organların eylemleriyle doğrudan
etkilendiğimiz gerçeği arasındaki bağlantı yakındır. Dördüncü olarak ise,
öncelikle kesinlikle temel olmakla birlikte ülkede ikamet eden kiĢileri
ilgilendiren konulara iliĢkin yurtdıĢında yaĢayan seçmenlerin seçim
üzerinde etkilerinin kısıtlanması için yasa koyucunun taĢıyabileceği
endiĢedir (Hilbe / Liechtenstein (kabul edilebilirlik kararı), No. 31981/96,
AĠHM 1999-VI, X ve Y derneği / İtalya, No. 8987/80, 6 Mayıs 1981 tarihli
Komite kararı, Karar ve Raporlar (KR) 24, s. 192, ve Polacco ve Garofalo /
İtalya, No. 23450/94, 15 Eylül 1997 tarihli Komite kararı, KR 90-B, s.5).
Daha yeni bir tarihte Mahkeme, bir seçim sırasında oy kullanma hakkına
sahip olma veya bu hakkı kullanma amacıyla, ikamet Ģartı veya ikamet
süresi Ģartını sağlama yükümlülüğünün, ilke olarak söz konusu hakka keyfi
bir kısıtlama teĢkil etmediğini ve dolayısıyla 1 No.lu Ek Protokol’ün 3.
maddesiyle uyumsuz olmadığını değerlendirmiĢtir (Doyle / Birleşik Krallık
(kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 30158/06, 6 ġubat 2007 ve
Sitaropoulos ve Giakoumopoulos / Yunanistan [BD], No. 42202/07, § 69,
AĠHM 2012).
54. Her türlü genel oy ilkesinin ihlali, seçilen yasama organını ve
kendisi tarafından verilen bir kararla kanunların demokratik meĢruiyetini
baltalama riski taĢımaktadır. Herhangi bir toplumun veya grubun
dıĢlanması, sonuç olarak 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesinde öngörülen
ilkelerle uyumlaĢtırılmalıdır (Soukhovetski / Ukrayna, No. 13716/02, § 52,
AĠHM 2006-VI, Parti conservateur russe des entrepreneurs et les autres /
Rusya, No. 55066/00 ve 55638/00, § 49, 11 Ocak 2007, Krasnov ve
Skouratov / Rusya No. 17864/04ve 21396/04, § 41, 19 Temmuz 2007 ve
Kovatch / Ukrayna, No. 39424/02, § 50, AĠHM 2008).
C. Bu İlkelerin Somut Olaya Uygulanması
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
28
1. 28881/07 No.lu başvuruyla ilgili olarak: 298 sayılı Kanun’un
94/II a) maddesine ilişkin
55. Öncelikle Mahkeme, baĢvuranın durumunun, yurtdıĢında yaĢayan
kendi vatandaĢlarının hâlihazırda ikamet yerlerinden genel seçimlerde oy
kullanma imkânsızlığını incelediğine dair diğer davalara göre değiĢtiğini ve
SözleĢme’ye eklenen Protokolün 3. maddesi bakımından, yurtdıĢında
yaĢayan vatandaĢlara yurtdıĢında bu tür oyun kullanılmasına imkân verecek
bir kanun çıkarılması için Taraf Devletlerin yükümlülüğünün var olupolmadığı konusunu incelediğini dikkate almaktadır (anılan, Sitaropoulos ve
Giakoumopoulos [BD], § 70 ve Shindler / Birleşik Krallık, No. 19840/09, §
109, 7 Mayıs 2013).
56. Bu durumda Mahkeme, altı aydan fazla bir süredir yurtdıĢında
ikamet eden veya yurtdıĢında yaĢayan Türk vatandaĢlarının, 28 Mart 1986
tarihinde değiĢikliğe uğrayan 298 sayılı Kanun’un 94/II a) maddesi
uyarınca, kendisi gibi gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında
bağımsız
adaylar
için
değil
yalnızca
siyasi
partiler
için
oy
kullanabilmelerine iliĢkin baĢvuranın Ģikâyet ettiğini gözlemlemektedir.
Dolayısıyla baĢvuranın Ģikâyeti, bağımsız aday olarak gümrük kapılarında
sunulan oy pusulaları üzerinde isminin yer almaması nedeniyle, yurtdıĢında
yaĢayan vatandaĢların kendisine oy verememesine dayanmaktadır. Bu
bağlamda yurtdıĢında ikamet eden seçmenlerin, baĢvurana oy verememesine
iliĢkin somut olaydaki durum ile bir baĢvuranın, seçtiği partinin düzenlenen
seçimde
kayıttan
çıkarılması
nedeniyle
bu
siyasi
parti
için
oy
kullanamaması durumu arasında bir tür eĢitlik kurmak gerekir (Parti
conservateur russe des entrepreneurs ve diğerleri / Rusya, No. 55066/00 ve
55638/00, § 78, 11 Ocak 2007).
57. Bu bağlamda Mahkeme, oy kullanma hakkının ancak her seçmenin
oy pusulalarında aday veya oy kullanmak istediği partinin ismini görebildiği
takdirde genel güvence esası gibi yorumlanacağına karar vermiĢtir. Ancak
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
29
Mahkeme, halkın iradesinin serbest ifadesinin, bir ülkenin toplumunun
aklından geçen görüĢ akımlarını temsil eden birçok siyasi partilerin
yarıĢmamasının düĢünülemez olduğunu hatırlatmaktadır (anılan, Parti
conservateur russe des entrepreneurs ve diğerleri § 79 ve Federación
nacionalista Canaria / İspanya (kabul edilebilirlik kararı), No. 56618/00,
AĠHM 2001-VI).
58. Dolayısıyla mevcut davayla ilgili olarak, Mahkeme bağımsız
adayların zorla seçime katılmalarının, 22 Temmuz 2007 tarihli seçimin
özelliklerinden biri olduğunu daha önce belirtmiĢtir. Bu strateji, genel
seçime katılan siyasi partilere verilen % 10’luk yerel seçim barajını
engelleme amacı taĢımaktadır. Bu tür bir baraj yüksek görünse dahi, bunun
amacı ancak SözleĢme’nin 1 No.lu Ek Protokolü’nün 3. maddesiyle
güvence altına alınan hakların özü ihlal edilmeksizin hükümetin istikrarını
sağlamaktır (anılan, Yumak ve Sadak, § 147 ve yukarıdaki 7. paragraf).
59. Yumak ve Sadak Kararı’nda varılan tespit ıĢığında baĢvuranın
durumu incelendikten sonra, 22 Temmuz 2007 tarihli genel seçime on dört
siyasi partinin katıldığını tespit etmek gerekir. BaĢvuran, Ġstanbul’un ikinci
seçim bölgesinde bir partiye bağlı olmaksızın bağımsız aday olarak
kendisini sunmuĢtur. Bağımsız adayların aksine, baĢvuran siyasi partiye
bağlı bağımsız aday olarak kendisini sunmama seçimini yapmıĢtır. Seçime
katılan diğer bütün adaylar arasında kendisini gösterdiği bölgede, yeterli ve
gerekli oy sayısı elde edemeyen baĢvuran, 22 Temmuz 2007 tarihli siyasi
seçim sırasında bir siyasi partiye bağlı olmaksızın bağımsız aday olarak
milletvekili olarak seçilememiĢtir.
60. Mahkeme, yurtdıĢında ikamet eden vatandaĢların oy kullanma
haklarıyla ilgili olarak yerel pratiklerin bulunmasının ve uygulamasının,
taraf Devletler arasında eĢitlikten uzak bir tutum olduğunu hatırlatmaktadır.
Genel bir Ģekilde, SözleĢme’nin 1 No.lu Ek Protokolü’nün 3. maddesinde
yurtdıĢında ikamet eden vatandaĢların oy kullanma haklarının icrasını
mümkün kılan bir yükümlülük getirilmemektedir (anılan, Sitaropoulos ve
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
30
Giakoumopoulos [BD], §§ 74 ile 75). Ayrıca Venedik Komisyonu
çalıĢmalarından, yurtdıĢında yaĢayan vatandaĢların oy kullanma haklarının
tanınmasının reddedilmesi veya bu hakkın sınırlandırılmasının genel seçim
ilkesine bir kısıtlama teĢkil etmediği anlaĢılmaktadır. Aslında yurtdıĢında
ikamet eden vatandaĢların oy kullanma haklarının icrasını ve bu hakkın
icrasıyla ilgili olarak güvenlik ile pratik usul değerlendirmeleri ve
uygulanmasına iliĢkin teknik koĢulları mümkün kılmak için bir Devletin
seçimi gibi mevcut farklı menfaatleri dengeye koymak gerekir.
61. Bu durumda Mahkeme, ulusal yasa koyucusunun yurtdıĢında ikamet
eden vatandaĢların, siyasi partilerin ve bağımsız adayların mevcut farklı
menfaatlerini değerlendirdiğini dikkate almaktadır. Ayrıca ulusal yasa
koyucusu, bu tür bir hakkın uygulanmasıyla yani bu hakkın nerede
kullanılabilmesiyle ilgili olarak, yurtiçinde ikamet eden seçmenlere verilen
haklara ve kullanılan oyların sayılma Ģekline göre, bu hakkın kapsamına
iliĢkin getirilebilecek olan kısıtlamalar gibi teknik sorunları göz önüne
almıĢtır. Bu nedenle yasa koyucusu, destekleyici bir kısıtlama getirerek
yurtdıĢında yaĢayan seçmenlere oy kullanma hakkı verilmesine karar
vermiĢtir. Zira yurtiçinde yaĢayan seçmenlerin belirli bir seçim bölgesinde
oy kullanmaları nedeniyle, gerek yurtdıĢında ikamet eden söz konusu
seçmenlere tek baĢına bir seçim bölgesi verilmesinin gerekse var olan seçim
bölgelerinde bunun verilmesinin imkânsız olduğu gerekçesiyle bu karar
verilmiĢtir. Dolayısıyla davalı Devlet, yalnızca yurtdıĢında ikamet eden
Türk vatandaĢlarına genel seçimlere katılan siyasi partilere oy kullanmaları
koĢuluyla bu hakkı tanımıĢtır. Ayrıca yasa koyucusu, teknik nedenler
dolayısıyla, yerel bölgede siyasi partilere kullanılan oylarla birlikte
yurtdıĢında ikamet eden seçmenlerin kullandıkları oyların sayılmasının
meĢru olduğu kanaatine varmıĢtır.
62. Bu bağlamda Mahkeme, ulusal yasa koyucusunun sunduğu
gerekçelerin 22 Mayıs 1987 tarihli Anayasa Mahkemesi kararıyla
Anayasa’ya uygun olduğunu tespit etmektedir (yukarıdaki 24. paragraf). Bu
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
31
nedenle Anayasa Mahkemesi, yurtiçinde yaĢayan Türk vatandaĢlarına göre,
belirli bir bölgede altı aydan beri yurtdıĢında ikamet eden Türk
vatandaĢlarının oy kullanma haklarına getirilen düzeltme sorununa karĢı, bu
seçmenlerin bağımsız adaylar için değil yalnızca siyasi partiler için oy
kullanabilmesiyle ilgili olarak, yurtiçinde yaĢayan Türk vatandaĢları ile
yurtdıĢında ikamet eden seçmenler arasında adil bir denge kurulması
gerektiğini değerlendirmiĢtir.
63. Mahkeme, yurtdıĢında ikamet eden Türk vatandaĢlarının bu tür bir
oy kullanma haklarına getirilen düzeltme için ulusal yasa koyucusunun
sunduğu talebin, ancak bağımsız adaylar için oy kullanma haklarına bir
kısıtlama getirildiği takdirde mümkün olabileceği kanaatindedir. Bu
kısıtlama, yurtdıĢında yaĢayan seçmenlerin ikamet yerlerinin kriterleri ve
Anayasa Mahkemesi tarafından 22 Mayıs 1987 tarihinde verilen kararda
ileri sürülen gerekçeler ıĢığında okunmalıdır. Ayrıca bu kısıtlama,
yurtdıĢında ikamet edenlerin oy kullanma haklarının icrasında kabul edilen
genel kısıtlamalar dikkate alınarak da değerlendirilmelidir (anılan,
Stiaropoulos ve Giakoumopoulos [BD], §69 ve anılan, Shindler, § 105).
Özellikle, bu kısıtlama, öncelikle temel olarak ülkede ikamet eden kiĢileri
ilgilendiren konulara iliĢkin seçimler hakkında yurtdıĢında yaĢayan Türk
vatandaĢlarının etkisini azaltmak için yasa koyucusunun meĢru endiĢesi
olabileceği üzerine dayanmaktadır.
64. Bu duruma, kendi ülkelerinin yönetimi üzerinde etki sağlamaya
elveriĢli ve iktidara eriĢme imkânı bulunan tek kuruluĢolan siyasi partilerin
oynadığı rolü eklemek gerekir. Seçmenlerine sunduğu evrensel toplum
modeli projeleriyle ve bu projeleri gerçekleĢtirme kapasiteleriyle siyasi
partiler, bir defa iktidara geldiklerinde siyasi alanda müdahale eden diğer
örgütlerden ayrılacaklardır (Refah Partisi ve diğerleri / Türkiye [BD], No.
41340/98, 41342/98, 41343/98, 41344/98, § 87, AĠHM 2003-II).
12. Üstelik Mahkeme, mevcut baĢvuru ile ilgili olarak, yurtdıĢında
ikamet eden vatandaĢların gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
32
sadece siyasi partiler için oy kullanabilmelerinin, ayrıca iki meĢru amacı
olduğu kanısındadır: oy pusulasının aĢırı bölünmesinden kaçınarak
demokraside çoğulculuğu teĢvik etmek ve yasama organı seçimlerine iliĢkin
olarak kamuoyunun kendini ifade etmesini güçlendirmek (bk., mutatis
mutandis, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) / Türkiye, No. 7819/03, §
42, AĠHM 2012).
13. Mahkeme, yukarıda belirtilenleri göz önünde bulundurarak, yurt
dıĢında ikamet eden seçmenlerin gümrük kapılarında kurulan seçim
sandıklarında, baĢvuranın da aralarında bulunduğu herhangi bir siyasi
partiye bağlı olmayan bağımsız adaylar için oy kullanamazken sadece siyasi
partiler için oy kullanabilmesinin, bu seçimler sonucunda iktidarın
yönetmekle görevli olacağı Hükümet’in ve ülkenin siyasi istikrarını
sağlamak konusunda, yasa koyucunun haklı endiĢesine cevap verdiği
kanaatine varmaktadır. Dolayısıyla Mahkeme, davalı Devlet’in konu
hakkında
sahip
olduğu
geniĢ
değerlendirme
payını
göz
önünde
bulundurarak, herhangi bir siyasi partiye bağlı olmayan baĢvuran tarafından
iddia edilen muamelenin, tarafsız ve makul bir doğruluğa dayandığı
kanısındadır.
14. Bu nedenle somut olayda, SözleĢme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3.
maddesi tek baĢına veya SözleĢme’nin 14. maddesi ile birlikte
değerlendirildiğinde, halkın kendisini özgürce ifade edebilme hakkı ve
seçimlerde baĢvuranın aday olma hakkı, söz konusu hükümler anlamında
kendi özünde ihlal edilmemiĢtir.
15. Dolayısıyla bu hükümler, ihlal edilmemiĢtir.
2. 37920/07 No.lu Başvuru ile İlgili Olan 298 Sayılı Kanun’un 52.
Maddesine İlişkin Olarak
16. Mahkeme öncelikle, mevcut baĢvuruya iliĢkin olarak, TRT’nin kendi
bünyesini oluĢturan bütün radyo ve televizyon kanallarıyla ulusal sınırlar
içerisinde yer alan toprakların tümünde yayın sağladığını hatırlatmaktadır.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
33
Mahkeme ardından, baĢvuranın, 22 Temmuz 2007 tarihinde gerçekleĢen
genel seçimlere katılmıĢ olan tüm siyasi partilerin, 298 sayılı Kanun’un 52.
maddesi gereğince, seçim propagandaları için TRT’de söz hakkı alma süresi
bulunmasına rağmen kendisinin bağımsız aday olarak bu avantaja sahip
olmadığını ileri sürdüğünü tespit etmektedir. Hükümet, kendi adına, bu
maddenin hükümlerinin, siyasi partileri adına değil de kendi adına
propaganda yapan ve siyasi bir parti tarafından aday gösterilen herkes için
uygulandığını ileri sürmektedir. Üstelik baĢvuran, bu iddiaya itiraz
etmemektedir.
17. BaĢvuran diğer taraftan, Hükümet görüĢlerine cevaben sunduğu
iddiasına dayanarak, özel radyo ve televizyon kanallarında da propaganda
yapmasının mümkün olmadığını ileri sürmektedir. Mahkeme, Yüksek
Seçim Kurulu’nun, 4 Mayıs 2007 tarihli kararında, bağımsız adaylar ve
siyasi partiler için, 22 Temmuz 2007 tarihli genel seçimler bağlamında
bütün radyo ve televizyon kanallarında seçim propagandası yayımına iliĢkin
kuralları belirlediğini tespit etmektedir. Yüksek Seçim Kurulu ayrıca, genel
seçimlere katılacak olan bütün siyasi partilere ve bağımsız adaylar için
uygulanacak dürüstlük ve tarafsızlık kurallarını belirlemiĢtir.
18. Bu nedenle Mahkeme, Hükümet tarafından kendisine tebliğ edildiği
Ģekliyle mevcut baĢvurunun konusunun, baĢvuranın TRT kanalı’nda seçim
propagandası
Dolayısıyla
yapamamasına
Mahkeme’nin
iliĢkin
olduğunun
değerlendirmesi,
altını
baĢvuranın,
çizmektedir.
298
sayılı
Kanun’un 52. maddesi uyarınca, bağımsız aday olarak, 2007 genel
seçimlerine katılan siyasi partiler gibi TRT’de seçim propagandası
yapamamasına iliĢkin iddiasını incelemekle sınırlı kalacaktır.
19. Mahkeme, SözleĢme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin veya
diğer taraftan SözleĢme’nin diğer hükümlerinin, SözleĢmeci Devletlerin,
yasal tedbirler yardımıyla, genel politika tasarılarını uygulamasını ilke
olarak engellemediğini söz konusu genel tedbirler gereğince, Ģahıslardan
oluĢan belirli bir sınıf veya belirli bir grubun kanun tarafından belirlenen
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
34
tüm haklarının icrasına müdahale edilmesinin, SözleĢme bakımından haklı
çıkarılabilmesi Ģartıyla, söz konusu sınıf veya grubun diğerlerinden farklı
bir muameleye tabi tutulduğunu hatırlatmaktadır (daha önce anılan
Ždanoka, § 112).
20. Bununla birlikte Mahkeme, siyasi partilerin TRT kanalı’nda seçim
propagandası yapabildiklerini ancak herhangi bir siyasi etiketi bulunmayan
bağımsız adayların aynı kanalda seçim propagandası yapamadıklarını
gözlemlemektedir. Siyasi partiler, rolleri gereği, iktidara eriĢebilecek tek
kuruluĢ
olmaları
dolayısıyla,
ülke
rejiminin
tümü
üzerinde
etki
gösterebilecek yetiye sahiptirler. Bu nedenle siyasi partiler, ülke nüfusunun
tüm kesimlerine hitap etmek ve kazanırlarsa, seçimler sonrasında
uygulamak istedikleri toplum projesini halka sunmayı istemektedirler.
Siyasi partiler, seçim propagandalarını, bir adayla temsil edildikleri bölgeyle
sınırlandırmamaktadırlar, birlikte değerlendirilen bütün bölgeleri ele
almaktadırlar.
Buna karĢılık olarak, baĢvuran gibi seçimlere bağımsız
olarak katılan bir aday, sadece temsil ettiği bölgeye hitap etmek
istemektedir. Bağımsız bir aday, rolü ve çevresi gereğince, siyasi bir parti
gibi ülke rejiminin tümü üzerinde bir etki gösterme yetisine sahip değildir.
21. Üstelik Mahkeme, baĢvuranın herhangi bir siyasi oluĢumun üyesi
olmadığını ve bu bağlamda % 10 genel seçim barajını aĢmak ve dolayısıyla
Ulusal Meclis’e giriĢini sağlamak amacıyla siyasi bir partiye bağlı bağımsız
bir aday olarak kendisini tanıtmadığını öncelikle kaydetmiĢtir. Dolayısıyla
AĠHM, SözleĢme’nin 14. maddesi uyarınca, bir taraftan, siyasi bir partiye
bağlı olmadan bağımsız aday olarak seçimlere katılan baĢvuranın, diğer
taraftan
siyasi
partilerin
"karĢılaĢtırılabilir
bir
durumdaymıĢ"
gibi
değerlendirilebilecekleri konusunda ikna olmamıĢtır.
22. Diğer taraftan Mahkeme, seçim sistemlerini düzenlemek ve iĢler
hale getirmek için birçok yöntemin ve özellikle tarihsel geliĢimde
Avrupa’da çok sayıda farklılık, kültürel çeĢitlilik ve siyasi düĢünce
bulunduğunu, SözleĢmeci Devletlerin kendi demokrasi görüĢlerini de bu
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
35
sistemlere katmakla yükümlü olduğunu kabul etmektedir (Scoppola / İtalya
(no 3) [BD], No. 126/05, § 83, 22 Mayıs 2012). Ulusal makamlar, hem
yasama hem de yargı bakımından, SözleĢmeci Devletlerin, ülkelerindeki
farklı toplumsal katmanları (forces vives), toplumları ve bunların
ihtiyaçlarıyla
doğrudan
ve
sürekli
temas
halinde
olduklarından,
Devletlerindeki demokratik düzenin korunmasını gerektiren farklı zorlukları
değerlendirmek için ilke olarak daha iyi konumlandırılmıĢlardır (daha önce
anılan Ždanoka, § 134 ve Animal Defenders International / Birleşik Krallık
[BD], No. 48876/08, § 111, AĠHM 2013).
23. Somut olayda, 22 Temmuz 2007 tarihli genel seçimler sırasında
yüzlerce bağımsız adayın, ulusal sınırlar içerisinde farklı seçim bölgelerinde
seçimlere katıldığının kaydedilmesi gerekmektedir. Bu tespit ıĢığında, bir
taraftan demokratik düzenin bir unsuru olan seçim süreci ile diğer taraftan,
seçim dönemi süresince söz konusu sürece iliĢkin kamu kaynaklarının
düzenlenmesini dengelemek gerekmektedir. Mahkeme’nin, seçime iliĢkin
olarak ulusal yasa koyucunun rolüne ve ulusal kaynakları uygun bir Ģekilde
kullanma yöntemine özel bir önem vermek gerektiğini daha önce de
belirtme fırsatı olmuĢtur (James ve diğerleri / Birleşik Krallık, 21 ġubat
1986, § 46, Seri A No. 98 ve Uzan ve diğerleri / Türkiye (kabul edilebilirlik
hakkında karar), No. 18240/03, § 83, 29 Mart 2011). Bu bağlamda
baĢvuranın, bağımsız aday olarak seçimlere katıldığı bölgede bir kampanya
yürütmesi engellenmemiĢtir. ġayet baĢvuran, -ulusal sınırların tümü
içerisinde televizyon ve radyo yayını yapan kanalların bünyesinde
bulunduğu-
TRT
kanalı’nda
seçim
propagandası
yapmaktan
faydalanamamıĢsa da, olayların meydana geldiği tarihte siyasi bir partiye
bağlı bulunmayan bağımsız adayların tümüne sunulan diğer uygun
propaganda yöntemlerini kullanmaktan da men edilmemiĢtir. Dolayısıyla
Mahkeme,
yukarıda
belirtilen
değerlendirmeler
ıĢığında,
baĢvuran
tarafından herhangi bir siyasi partiye bağlı olmayan bağımsız bir aday
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
36
olarak Ģikâyet edilen tedbirin, tarafsız ve makul bir unsura dayandığı
kanısındadır.
24. Dolayısıyla Mahkeme, söz konusu farklı menfaatleri dengeleyerek,
22 Temmuz 2007 genel seçimleri sırasında bağımsız aday olarak baĢvurana,
siyasi partilerin aksine, TRT’de seçim propagandası yapmak için söz hakkı
süresi verilmemesinin, SözleĢme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin
gereklerine uygun bir tedbir teĢkil edebileceği kanısındadır. Ġhtilaflı tedbir,
baĢvurana uygulandığı Ģekliyle, halkın kendisini ifade etme özgürlüğünün
özüyle ya da Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin tek baĢına veya
SözleĢme’nin 14. maddesiyle birlikte değerlendirildiği anlamda baĢvuranın
seçimlerde kendisini aday olarak gösterme hakkıyla orantısız bir ihlal teĢkil
etmemektedir.
78. Mahkeme, bu hükümlerin ihlal edilmediği sonucuna varmıĢtır.
IV. SÖZLEġME’NĠN 13. MADDESĠ ĠLE BĠRLĠKTE 1 NO.LU EK
PROTOKOL’ÜN
3.
MADDESĠNĠN
ĠHLAL
EDĠLDĠĞĠ
ĠDDĠASI
HAKKINDA
79. BaĢvuran, 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi kapsamındaki ihlalleri
geçerli kılmak için herhangi bir etkili baĢvuru yoluna sahip olmadığı ve
özellikle Yüksek Seçim Kurulu kararlarına itiraz edilememesi hususundan
Ģikâyet etmektedir. BaĢvuran, SözleĢme’nin 13. maddesini, 1 No.lu
Protokol’ün 3. maddesi ile birlikte ileri sürmektedir. Mahkeme, bu Ģikâyeti
sadece SözleĢme’nin 13. maddesi bağlamında incelemiĢtir. Bu madde,
aĢağıdaki Ģekliyle ifade edilmektedir.
“Bu SözleĢme’de tanınmıĢ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal
resmi bir hizmetin ifası için davranan kiĢiler tarafından gerçekleĢtirilmiĢ olsa dahi, ulusal
bir merci önünde etkili bir yola baĢvurma hakkına sahiptir.”
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
37
80. Mahkeme, bu Ģikâyetin yukarıda incelenen Ģikâyetlerle ileilgili
olduğunu tespit etmekte ve bu nedenle aynı Ģekilde kabul edilebilir ilan
edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
B. Esas Hakkında
1. Tarafların iddiaları
81. BaĢvuran, Hükümet’in iddialarına itiraz etmektedir. BaĢvuran,
özellikle 298 sayılı Kanun’un 52. ve 55. maddelerini, Ģikâyetlerinin kanun
kapsamında olduğunu belirterek, iddialarını yinelemiĢtir. BaĢvuran,
münhasıran seçim süreciyle yetkili Yüksek Seçim Kurulu’nun SözleĢme’nin
79. maddesine uygun olarak, yargı organları önünde itiraz edilemez nihai
kararlar verdiğini ve ayrıca Yüksek Seçim Kurulu’nun, SözleĢme’nin 150
ve 152. maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesi’ne götürülemediğini
(YSK’nın 150 ve 152. maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesine
baĢvuramadığını) açıklamıĢtır. BaĢvuran, 22 Mayıs 1987 tarihli Anayasa
Mahkemesi kararına ve Yüksek Seçim Kurulu önünde yapmıĢ olduğu
baĢvuruya dayanarak, 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi bağlamındaki
Ģikâyetini iç hukukta ileri sürebileceği etkili ve mevcut baĢkaherhangi bir
baĢvuru yolunun bulunmadığını
belirtmiĢtir. BaĢvuran, bu bağlamda
Ģikâyet ettiği tedbirin, 22 Mayıs 1987 tarihli Anayasa Mahkemesi’nin
kararıyla, Anayasaya uygun olarak görülen kanunun özünde bulunduğunu
belirtmiĢtir. Böylece, baĢvuran Yüksek Seçim Kurulu’nun, Anayasa
Mahkemesi kararlarına tabi olduğunu söylemiĢse de diğer taraftan olayların
gerçekleĢtiği dönemde yürüklükte bulunan kanunun Anayasa Mahkemesi
önünde baĢvuru yapmasına imkân vermediğini belirtmiĢtir.
82. BaĢvuranın, baĢvurularının kabul edilebilirliğine ve Yüksek Seçim
Kurulu’nda görevli olan üyelerin niteliğine dair verdiği ifadeye atıfta
bulunan Hükümet, baĢvuranın, SözleĢme çerçevesindeki Ģikâyetlerini
sunmak yani Yüksek Seçim Kurulu’na baĢvurmak için iç hukukta,
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
38
SözleĢme’nin 13. maddesi anlamında etkili baĢvuru yollarına sahip
olduğunu ileri sürmüĢtür.
2.
Mahkeme’nin değerlendirmesi
a) Genel ilkeler
83. Mahkeme, SözleĢme’nin 13. maddesinin, iç hukukta, SözleĢme’nin
tanıdığı özetle hak ve özgürlüklerinden, sunuldukları mevcut Ģekilleriyle
yararlanılabilmesine imkân verecek bir baĢvuru yolunun bulunmasını
garanti altına aldığını hatırlatmaktadır. SözleĢme’nin 13. maddesinin,
SözleĢmeci Devletlere getirdiği yükümlülüğün kapsamı, müeyyidenin
önemi, baĢvuranın Ģikâyetinin niteliğine göre değiĢmektedir; SözleĢme’nin
13. maddesi uyarınca, bir “baĢvuru yolunun etkinliği” kesin olarak davanın
baĢvuran lehinde sonuçlanması anlamına gelmemektedir. Bununla birlikte,
13. madde ile gerekli kılınan iç hukuk yolu, teoride olduğu kadar,
uygulamada da "etkili" olmalı bu anlamda 13. madde iddia edilen ihlalin
oluĢmasını engellemeli veya ihtilaflı duruma çözüm üretmeli ya da geçmiĢte
meydana gelmiĢ her türlü ihlal için uygun tazmini sağlamalıdır (Rusya
Muhafazakâr Girişimciler Partisi ve Diğerleri, anılan 85. fıkra, Balogh /
Macaristan No. 47940/99, 30. fıkra, 20 Temmuz 2004 ve Kudła / Polonya
[BD], No. 30210/96, 157-158. fıkralar, AĠHM 200-XI).
84. Aynı Ģekilde, bu hükümde bahsedilen, “makam” adli bir kurum
olmak zorunda değildir ancak böyle bir durumda söz konusu makamın
yetkileri ve sunduğu güvenceler, kendisine yapılan baĢvurunun etkinliğini
değerlendirmek için göz önünde bulundurulmaktadır. Bunun yanı sıra bu
makamlardan herhangi birisi tek baĢına tam olarak 13. maddenin
gerekliliklerine cevap veremese dahi, iç hukuk tarafından sunulan baĢvuru
yollarının tümü, söz konusu gereklilikleri yerine getirebilir.(Silver ve
diğerleri / Birleşik Krallık, 25 Mart 1983 tarihli karar, A serisi No.61 ve
Chahal / Birleşik Krallık, 15 Kasım1996, § 145, Recueil1996-V)
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
39
b) Yukarıda kaydedilen ilkelerin mevcut davada uygulanması
85. Mahkeme öncelikle, baĢvuranın, Yüksek Seçim Kurulu önünde
yapılan yargılamanın hem hakkaniyetten yoksun olmasından hem de
SözleĢme’nin 6 maddesinin 1. fıkrası uyarınca bağımsızlıktan ya da
tarafsızlıktan yoksun olmasından örneğin, üyelerinin atanma biçimi ve
görev süreleri veyahut dıĢ baskılara karsı alınan önlemlerin varlığı ve hatta
Mahkeme’nin bağımsız olarak görünüp görünmemesi nedeniyle Ģikâyet
etmediğini tespit etmiĢtir (yukarıdaki 17. paragraf, özellikle Anayasa’nın
79. maddesinin 1. fıkrası).
86. Mahkeme incelemesi için sunulan iki baĢvuruda BaĢvuranın,
SözleĢme’nin 13. maddesi ile 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesini birlikte ileri
sürerek, 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesi yani 298 sayılı Kanun’un 94/II a)
maddesi ve 52. maddesinin 1. fıkrası çerçevesinde itiraz ettiği iĢlemlerin
temelinde yürürlükteki yasaların bulunduğunu iddia ettiğinin kaydedilmesi
gerektiğini belirtmiĢtir.
87. Dolayısıyla Mahkeme, baĢvuranın, 298 sayılı Kanun’un 94/II
maddesinin a) bendine ve 52. maddesinin 1. fıkrasına Anayasa Mahkemesi
ya da baĢka bir ulusal mahkeme önünde itiraz edebilme imkânının
bulunmadığından Ģikâyetçi olduğunu dikkate almaktadır.
Mahkeme, SözleĢme’nin 13. maddesinin,
Bu bağlamda
taraf Devletin bu Ģekilde
SözleĢme’ye aykırı olan yasalarına ulusal makamlar önünde itiraz
edilmesini
mümkün
kılan
bir
baĢvuru
yolunu
gerektirmediğini
hatırlatmaktadır. (Roche / Birleşik Kırallık [BD], No. 32555/96, § 137,
AĠHM 2005-X ve Paksas / Litvanya [BD], No. 34932/04, § 114, AĠHM
2011 (özetler)).
88. Dolayısıyla, SözleĢme’nin 13. maddesi ihlal edilmemiĢtir.
BU GEREKÇELERLE, AĠHM,
ORAN / TÜRKĠYE KARARI
40
1. Oybirliğiyle, baĢvuruların birleĢtirilmesine;
2. Oybirliğiyle, baĢvuruların kabul edilebilir olduğuna;
3. Üçe karĢı dört oyla, 28881/07 No.lu baĢvuruya dair, SözleĢme’ye Ek
1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin tek baĢına ya da SözleĢme’nin 14.
maddesi ile birlikte ihlal edilmediğine;
4. Üçe karĢı dört oyla, 37920/07 No.lu baĢvuruya dair, SözleĢme’ye Ek
1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin tek baĢına ya da SözleĢme’nin 14.
maddesi ile birlikte ihlal edilmediğine;
5. Oybirliğiyle, SözleĢme’nin 13. maddesinin ihlal edilmediğine
karar vermiştir.
ĠĢbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiĢ olup, Ġçtüzüğün 77.
maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 15 Nisan 2014 tarihinde yazılı
olarak tebliğ edilmiĢtir.
Stanley Naismith
Guido Raimondi
Yazı ĠĢleri Müdürü
BaĢkan
ĠĢbu kararın ekinde, SözleĢme’nin 45. maddesinin 2. fıkrasına ve
Ġçtüzüğün 74. maddesinin 4. fıkrasına uygun olarak, Yargıç Sajó, Yargıç
Keller ve Yargıç Lemmens’in ayrık görüĢleri bulunmaktadır.
G.R.A
S.H.N.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
41
YARGIÇ SAJÓ, YARGIÇ KELLER VE YARGIÇ
LEMMENS’ĠN KISMĠ MUHALEFET VE KISMĠ
MUTABAKAT ġERHĠ
1. Mevcut davada, SözleĢme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin ve
SözleĢme’nin 14. maddesinin ihlal edildiğine iliĢkin Ģikâyetler hakkında
çoğunluğun vardığı sonuca katılmadığımızı üzülerek belirtiriz. Çoğunlukla
anlaĢamadığımız husus, çoğunluk tarafından davanın incelenmesinde takip
edilen yönteme ve genel ilkelerin somut olayda uygulanmasına iliĢkindir.
Ayrıca, meslektaĢlarımızın SözleĢme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine
iliĢkin Ģikâyet hakkındaki görüĢlerine katılmamıza rağmen, bu görüĢlerin
biraz daha farklı bir gerekçelendirmeye dayanmasını tercih ederdik.
I. SözleĢme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 3. maddesinin ve SözleĢme’nin 14.
maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
A. Genel Değerlendirmeler
2. Davayı, çoğunlukla aynı Ģekilde, genel ilkelerden hareketle
değerlendirmekteyiz.
Somut
olayda,
diğerlerinden
daha
öncelikle,
seçimlerde aday olma hakkını düzenleyen genel ilkelerden bahsedilmiĢtir.
Çoğunluğun kanaat getirdiği gibi, bu hakkın mutlak olmadığını ve söz
konusu hakka iliĢkin "zımni sınırlamalara" yer olduğunu, yani üstü örtülü
biçimde kabul edilen sınırlamaların bulunduğunu ve SözleĢme’ye taraf
Devletlerin konu hakkında geniĢ bir değerlendirme payına sahip olduklarını
kabul etmekteyiz (kararın 49. paragrafı).
Mevcut davanın bu Ģekilde, aday olma hakkına iliĢkin kısıtlamalar
içermediğinin altını çizmek isteriz. Türk Seçim Sistemi, bağımsız adaylara
seçimlerde aday olma olanağı sunmaktadır ve bu sıfatla baĢvuran, adaylığını
sunmuĢtur. Bununla birlikte ilgili, yurt dıĢında yaĢayan Türk vatandaĢlarının
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
42
bağımsız adaylar için oy kullanma imkânlarının bulunmamasından Ģikâyet
etmiĢtir, ayrıca baĢvuru, söz konusu seçmenlerin oy kullanma hakkına
meĢru bir kısıtlama getirilip getirilmediği konusunu da içermemektedir: bu
vatandaĢların oy kullanmalarına izin verilmiĢtir ve kendilerini ifade
edebilmiĢlerdir.
Somut olayda esasen, baĢvuranın seçimlere, aday olarak, 1 No.lu Ek
Protokol’ün 3. maddesine uygun Ģartlarda, yani "halkın, yasama organının
seçimi hakkında düĢüncesini hürce ifade edebilmesini sağlayan Ģartlarda"
katılıp katılamadığı, seçim sistemi (baĢvuru No. 28881/07) ve seçim
kampanyasına iliĢkin kurallar (baĢvuru No. 37920/07) söz konusudur.
3. Mahkeme, oy pusulasının Ģeklinin belirlenmesine iliĢkin olarak, seçim
sistemlerini düzenlemenin ve iĢler hale getirmenin birçok yöntemi
bulunduğunu kabul etmektedir. Seçime iliĢkin tüm yasalar, ülkenin politik
geliĢimi ıĢığında değerlendirilmelidir. Taraf Devletler, kabul edilen
sistemin, en azından, "yasama organının seçimine iliĢkin olarak halkın
düĢüncesini serbestçe ifade edebilmesini" sağlayan koĢullara cevap vermesi
koĢuluyla, seçtikleri sistemi uygulamakta ilke olarak özgürdür (Yumak ve
Sadak / Türkiye [BD], No. 10226/03, § 111, AĠHM 2008 ve Sitaropoulos ve
Giakoumopoulos / Yunanistan [BD], No. 42202/07, § 66, AĠHM 2012).
"Yasama organının seçimine iliĢkin olarak halkın düĢüncesini serbestçe
ifade edebilmesini sağlayan koĢullar" ifadesi, hali hazırda SözleĢme’nin 10.
maddesi
tarafından
korunan
ifade
özgürlüğünden
baĢka,
bütün
vatandaĢların, oy kullanma haklarının ve seçimlere aday olarak katılma
haklarının kullanımında eĢitlik ilkesi çerçevesinde muamele görmelerini
gerektirmektedir. ġüphesiz, seçimler sonucunda tüm pusulaların, eĢit
ağırlığa veya tüm adayların, kazanmak için eĢit fırsatlara sahip olması
gerekmemektedir (Mathieu-Mohin ve Clerfayt / Belçika, 2 Mart 1987, § 54,
Seri A No. 113, Bompard / Fransa (kabul edilebilirlik hakkında karar), No.
44081/02, AĠHM 2006-IV ve daha önce anılan Yumak ve Sadak, § 112).
Ancak seçmenin iradesini özgürce ifade etmesi, "seçmenin, uygulamada,
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
43
oyunu listelerde yer alan veya kayıtlı olan adaylar için kullanabilmesini"
gerektirmektedir ("Venedik Komisyonu" adıyla bilinen Avrupa Konseyi
Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu’nun 52. Oturumu sırasında kabul
edilen Seçim Hususunda Ġyi Uygulama Yasası’nın Açıklama Raporu (18-19
Ekim 2002, CDL-AD (2002) 23 rev. No.lu Belge, 27. Husus).
4. Çoğunluk, adayların radyo ve televizyonlara eriĢimine iliĢkin olarak,
seçim öncesi dönemde, her türlü görüĢ ve bilginin özgür dolaĢımını
mümkün kılmanın haklı önemini hatırlatmaktadır (Mevcut kararda
Mahkeme’nin, Rusya Komünist Partisi ve diğerleri / Rusya (No. 29400/05,
§ 107, 19 Haziran 2012) Kararı’na atıfta bulunduğu 51. paragraf).
Seçim konusunda, medyaya eriĢim hususu da, fırsat eĢitliği ilkesi göz
önüne
alınarak
düzenlenmelidir.
AĠHM,
"adaylar
veya
partilerin
faydalandıkları söz hakkı veya reklam sürelerinin, devlet radyo ve
televizyonlarında yer alanlar da dâhil olmak üzere, yeterince dengeli
düzenlenip düzenlenmediğinin denetlenmesi gerektiğini" (daha önce anılan
açıklama raporu, 19. husus) belirten Venedik Komisyonu’nun tutumunu
dikkate alarak, 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. Maddesinin seçim sürecinin tüm
etkilerini düzenlemeye yönelik bir seçim yasası teĢkil etmediğini tespit
etmiĢ olsa bile (daha önce anılan Parti communiste de la Russie ve diğerleri
/ Rusya, § 108), biz Venedik Komisyonu’nun bu tutumunun da özel bir
önem arz ettiği kanaatindeyiz.
5. Seçimler konusunda, eĢitlik ve ayrım gözetmeme ilkelerinin, özel bir
önem teĢkil ettiğinin yeniden altını çizmek gerektiği kanısındayız. Seçim,
siyasi partilerin ve adayların seçmen oylarını alabilmek için rekabet
içerisinde olduğu bir yarıĢmadır. EĢitlik ilkesinin önüne çıkacak her engel,
birilerini desteklerken, diğerlerine zarar verir ve bu durumun sonuçlar
üzerinde etkisi olabilir.
Seçimlerde fırsat eĢitliği ilkesinin önemi, Almanya Federal Anayasa
Mahkemesi tarafından da yeniden belirtilmiĢtir. Mahkeme, 26 ġubat 2014
tarihli (Avrupa seçimlerinde seçim barajı hakkında) bir kararda (2 BvE 2/13
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
44
ve diğerleri ile 2 BvR 2220/13 ve diğerleri), eĢitlik ilkesi muamele
farklılıklarını
engellememekteyse,
söz
konusu
farklılıkların
seçim
konusunda katı kurallara tabi tutulduğunu hatırlatmıĢtır. Muamele
farklılıkları, seçim eĢitliği ile dengelenebilmeleri için, yeterince ağırlığa
sahip kabul edilebilir anayasal gerekçelerle haklı çıkarılabilmektedir (C, I,
3, a), ff), 1).
Mahkememizin
iyi
tanınan
içtihatlarına
göre,
ayrımcılık,
karĢılaĢtırılabilir durumlarda bulunan kiĢilerin, tarafsız ve makul bir gerekçe
olmaksızın, farklı Ģekillerde muamelelere tabi tutulmasına dayanmaktadır.
Farklı bir muamele, "meĢru bir amaç" taĢımadığında veya "kullanılan
yöntemlerle hedeflenen amaç arasında makul bir orantılılık ilgisi"
bulunmadığında, "tarafsız ve makul bir gerekçeden" yoksundur (Seçimlerde
bu ilkenin uygulamaları için bk., Sejdić ve Finci / Bosna-Hersek [BD], No.
27996/06 ve 34836/06, § 42, AĠHM 2009 ve Özgürlük ve Dayanışma
Partisi (ÖDP) / Türkiye, No. 7819/03, § 26, AĠHM 2012). Seçimler
konusunda AĠHM, bizim görüĢümüze göre, detaylı gerekçelendirmeyi sıkı
bir denetime tabi tutmalıdır.
B. Şikâyetlere İlişkin İnceleme
1. Başvuranın, Yurt Dışında Yaşayan Türk Seçmenlere Adaylığını
Sunma İmkânının Bulunmaması Hakkında
6. BaĢvuran, seçimlere Ġstanbul’un bir bölgesinden bağımsız aday olarak
katılmıĢtır. BaĢvuran, adaylığını bu bölgede ikamet eden seçmenlere
sunabilmiĢtir ancak sadece siyasi partiler için oy kullanabilen yurt dıĢında
ikamet eden seçmenlere sunamamıĢtır. Bununla birlikte, siyasi partiler ve
bağımsız adaylar, baĢvuranın aday olduğu bölgede aynı koltuklar için
rekabet etmiĢtir.
Dolayısıyla baĢvuranın oy alma Ģansı kısıtlanmıĢtır. Bu tür bir kısıtlama,
"oy kullanma hakkı önünde vatandaĢların eĢitliği ilkesini ihlal etmektedir"
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
45
(bk. Venedik Komisyonu tarafından 17 Aralık 2003 tarihinde kabul edilen,
Venedik Komisyonu’nun ve Avrupa Güvenlik ve ĠĢbirliği TeĢkilatı’nın
(OSCE) Demokratik KuruluĢlar ve Ġnsan Hakları Bürosu’nun (BIDDH) oy
hakkına ve Ermenistan’da seçimlerin yönetimine iliĢkin ek tavsiye
görüĢlerinin yer aldığı 269/2003 No.lu Karar, CDL-AD (2003)21 No.lu
belge, 30. Husus).
Söz konusu kısıtlama, özellikle "yasama organının
seçiminde halkın özgür iradesiyle kendisini ifade etmesine" engel teĢkil
etmekteyse, SözleĢme’ye Ek 1. No.lu Protokol’ün 3. maddesine uygun
değildir.
7. Çoğunluğa göre, baĢvuranın yurt dıĢında ikamet eden Türk
vatandaĢlara adaylığını sunma hakkına getirilen bu kısıtlama, birkaç
gerekçeyle haklı gösterilmiĢtir.
Öncelikle çoğunluk, Hükümet tarafından da ileri sürülen gerekçeyi
yineleyerek, yurt dıĢında yaĢayan Türk vatandaĢlarına oy kullanma hakkının
tanınmasına iliĢkin "teknik zorluklara" atıfta bulunmaktadır (kararın 61.
paragrafı). Bizler, yurt dıĢında yaĢayan seçmenler tarafından oy kullanma
hakkının icrasının, farklı zorluklar meydana getirdiğinin bilincindeyiz (bk.
Shindler / Birleşik Krallık, No. 19840/09, § 114, 7 Mayıs 2013). Yine de
bunlar aĢılamaz zorluklar değildir. Venedik Komisyonu’nun 87. oturumu
sırasında (17-18 Haziran 2001) yurt dıĢında oylama hakkında kabul edilen
rapor, yurt dıĢında yaĢayan vatandaĢların oylarının adil bir Ģekilde dikkate
alınmasını sağlamanın, mümkün olan iki yöntemi bulunduğunu göstermiĢtir.
Birinci yöntem, bu seçmenlerin, her seçmenin belirli bir bölgeye bağlı
olduğu sistemi öngören olağan koĢullarda seçim iĢlemine katılmasına
dayanmaktadır. Ġkinci yöntem, yurt dıĢında yaĢayan seçmenler için bir ya da
daha fazla özel bölge oluĢturmaya dayanmaktadır (77-84. Hususlar, CDLAD (2011) 022). Türk Kanunu, yurt dıĢında yaĢan vatandaĢları belirli bir
bölgeye bağlamayan ve onlar için özel bir bölge oluĢturmayan, ancak söz
konusu seçmenlerin oylarını ulusal düzeyde hesaplayan karıĢık bir sistem
öngörmektedir. Bağımsız adayların kendilerini yurt dıĢında yaĢayan
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
46
seçmenlere tanıtabilecek bir sistemin teknik olarak mümkün olmadığına
ikna olmadık.
Çoğunluk aynı zamanda, yürürlükteki sistemin, "ulusal sınırlar içerisinde
yaĢayan vatandaĢlarla yurt dıĢında yaĢayanlar arasında doğru bir denge
sağladığı" sonucuna varan Türk Anayasa Mahkemesi’nin 22 Mayıs 1987
tarihli kararına atıfta bulunmaktadır (62. paragraf). Bu tür bir dengenin, 1
No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesi açısından uygun olduğu kanaatinde
değiliz. Önemli olan husus, halkın fikrini, yasama organının seçimi
hakkında özgür iradesiyle ifade edebilmesidir. Bazı seçmenlerin bağımsız
adaylar için oy kullanmasını yasaklamak ve siyasi bir parti için oy
kullanmaya mecbur bırakmak, seçim hakkının bu kısmında "ifade
özgürlüğüne" imkân tanımamaktadır.
Çoğunluğa göre, ihtilaflı kısıtlama aynı zamanda, kanun koyucunun,
"öncelikle ülkede ikamet eden kiĢileri, kesinlikle temelinden etkileyen
sorunlarla ilgili seçimler üzerinde yurt dıĢında yaĢayan vatandaĢların
etkisini sınırlayabileceğine" iliĢkin meĢru bir Ģüpheye dayanmaktadır (63.
paragraf).
Ayrıca
Hükümet,
böyle
bir
gerekçe
sunmuĢ
gibi
görünmemektedir, mevcut durumun söz konusu gerekçeyle ilgili olmadığı
kanısındayız. Aslında kanun koyucu, yurt dıĢında ikamet eden vatandaĢlara
oy kullanma hakkı sunmuĢtur. Bu durum, kanun koyucunun, Türkiye’de
yaĢayan vatandaĢlarla birlikte yurt dıĢında yaĢayanlar vatandaĢların da
ülkeyi yönetecek kiĢilerin seçimine katılmak için uygun oldukları kanaatine
vardığını göstermektedir. ġayet kanun koyucu, yurt dıĢında yaĢayan
vatandaĢların seçim üzerindeki etkisini azaltmayı istese, 1 No.lu Ek
Protokol’ün 3. maddesinin tabii gerekliliklerine riayet çerçevesinde,
bağımsız adaylara oy verilmesini yasaklamak için baĢka yöntemler
seçebilirdi.
Çoğunluk tarafından ileri sürülen bir diğer gerekçe de, siyasi partiler
tarafından oynanılan rolün önemine iliĢkindir (64. paragraf). Bu rol, inkâr
edilemez bir husustur. Bununla birlikte, bağımsız adayların siyasi
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
47
partilerden ayrılmasına imkân verilen bir sistemde, seçmenlere ikisi
arasında bir seçim yapma olanağının verilmesi gerekmektedir. Bizim
düĢüncemize göre, siyasi partilerin oynadığı rol, bağımsız adaylara
seçmenlerin bir kısmı önünde kendisini tanıtma yasağı getirilmesini haklı
çıkarmamaktadır.
Son olarak çoğunluk, yasa koyucunun, oyların aĢırı bölünmesinden
kaçınma, ayrıca ülkenin ve Hükümetin siyasi istikrarını sağlama ve yasama
organının seçiminde halkın özgür iradesiyle kendisini ifade etme Ģeklini
kuvvetlendirme hususlarına iliĢkin meĢru Ģüphelerine atıfta bulunmaktadır
(bk. Mahkeme’nin daha önce anılan Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP)
Kararının 42. paragrafına atıfta bulunduğu mevcut kararın 65 ve 66.
paragrafları). Bu iddia bizim için ikna edici bir unsur barındırmamaktadır.
Parlamentoda temsil edilen hareketlerin aĢırı bölünmesinden kaçınma
yöntemi, bir seçim barajı belirlemeye dayanmaktadır (bk. daha önce anılan
Yumak et Sadak, § 125). Buna karĢın, bağımsız adayların seçmenlerin bir
kısmına adaylıklarını sunmalarının basit ve açık olarak imkânsız olması,
bizim nazarımızda, söz konusu amaca ulaĢmak için uygun bir yöntem teĢkil
etmemektedir.
Dolayısıyla çoğunluk tarafından ileri sürülen gerekçelerin hiçbiri, bize
göre, ihtilaflı kısıtlamayı haklı göstermek için yeterli değildir.
8. Çoğunluk belki de, seçim barajının sadece ulusal düzeyde
bulunmasına ve sadece siyasi partilere uygulanmasına veya farklı siyasi
partiler için bütün ülkede verilen oylara eklenen yurt dıĢında ikamet eden
Türk vatandaĢların oylarının, sadece siyasi partilerin bu barajı aĢıp
aĢmadığına göre geçerli olduğuna dair bir gerekçe ileri sürebilirdi (298
sayılı Kanun, madde 94 II h), 2. satırbaĢı, kararın 23. paragrafı).
Böyle bir gerekçe, bölge düzeyinde, bağımsız adayların, siyasi partilerle
doğrudan rekabet içerisinde olmasının mümkün olmadığını gösterirdi. Bir
partinin ulusal düzeyde seçim barajını geçmesi veya geçmemesinin, bölge
düzeyinde meclisteki sandalye dağılımı üzerinde etkisi olabilmektedir.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
48
Dolayısıyla, siyasi partilere uygulanabilir ulusal seçim barajı, sadece siyasi
partileri değil aynı zamanda bağımsız adayları da ilgilendirmektedir.
Ayrıca gümrük kapılarında kurulan seçim sandıklarında kullanılan oy
sayısının, her bölgede siyasi partiler lehinde kullanılan oy sayısının
toplamını belirlemek için seçim bölgelerinin her birinden elde edilen oyların
sayısı ile gümrük kapılarında kurulan oy sandıklarından elde edilen oy
sayısının toplamına dayanan bir yönteme göre dikkate alınması, 298 sayılı
Kanun’un 94/II h) maddesinin (kararın 23. paragrafında yer almayan) 3 ve
4. paragraflarından kaynaklanmaktadır.
Buna ek olarak, ilke olarak Mahkeme’ye göre "aĢırı" olan (daha önce
anılan Yumak ve Sadak, § 147), % 10’a sabitlenen seçim barajının olumsuz
etkilerini hafifletmeyi amaçlayan yöntemlerden birinin, söz konusu baraja
takılmadan bağımsız aday olarak kendini tanıtma olasılığıyla mümkündür
(aynı karar, §§ 135 ve 136). Bununla birlikte Mahkeme, "siyasi bir partiye
resmi aidiyetten kaynaklanan konumla kıyaslandığında, burada geçici bir
çözümün söz konusu olduğunu" da tespit etmektedir (aynı karar, § 138). Bu
son tespitten tüm sonuçları çıkarmanın uygun olduğu kanısındayız.
9. Yukarıda belirtilenler bakımından, baĢvurana, yurt dıĢında ikamet
eden seçmenlere adaylığını sunma imkânının verilmemesinin, aday olma
hakkına kısıtlama teĢkil ettiği ve bu durumun 1 No.lu Ek Protokol’ün 3.
maddesiyle uyumsuz olduğu kanaatindeyiz.
10. 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesi ve SözleĢme’nin 14. maddesi
alanında ileri sürülen Ģikâyetler ve bu hükümlerin ilkinin alanında kabul
edilen sonuç bakımından, SözleĢme’nin 14. maddesi ile birlikte 1 No.lu ek
Protokol’ün 3. maddesinin ihlal edildiğine iliĢkin Ģikâyetin ayrıca
incelenmesinin gerekli olmadığı kanısındayız.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
2. Başvuranın,
ulusal
radyo
ve
televizyona
49
erişim
imkânının
bulunmamasına ilişkin olarak
11. BaĢvuran, radyo ve televizyonda seçim propagandası yapmaya iliĢkin
düzenlemeden Ģikâyet ederek, konu hakkında siyasi partilere bir imtiyaz
tanındığını ileri sürmektedir.
Siyasi partiler, 298 sayılı Kanun’un 52.
maddesine göre, ulusal devlet radyosu ve televizyonunda (TRT) seçim
propagandası yapmak için belirli bir süre hakkına sahiptirler. Bağımsız
adayların bu yayınlara eriĢimi bulunmamaktadır.
Ġlgilinin, özellikle bağımsız adaylarla siyasi partiler arasında muamele
farkı bulunduğuna iliĢkin Ģikâyetinin, öncelikle SözleĢme’nin 14. maddesi
açısından incelenmesi gerektiği kanısındayız.
12. Biz de, çoğunluk gibi, seçim kampanyası yürütme imkânının,
seçimlerde aday olma hakkının bir kısmını oluĢturduğu kanaatindeyiz.
Dolayısıyla bu konu, 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesiyle ilgilidir (bk.
daha önce anılan Rusya Komünist Partisi ve diğerleri / Rusya, §§ 107-108).
Sonuç olarak, 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesi ile birlikte
SözleĢme’nin 14. maddesi, somut olayda uygulanabilirdir.
13. Çoğunluğun aksine (kararın 74. prg.), seçim kampanyası açısından
siyasi partiler ile bağımsız adayların SözleĢme’nin 14. maddesi bakımından
kıyaslanabilir durumlarda bulunduklarından Ģüphe etmemekteyiz.
14. Dolayısıyla siyasi partiler ile bağımsız adaylar arasında uygulanan
muamele
farklılığının
tarafsız
ve
makul
bir
gerekçeye
dayanıp
dayanmadığını incelememiz gerekmektedir.
Ulusal radyo ve televizyonlara eriĢim sistemlerinin, tüm adaylara eriĢim
sağlayamadığının farkındayız. Aksine sistemin etkinliğini sağlamak
amacıyla seçim yayınlarından faydalananların sayısının sınırlandırılması
gerekmektedir. Dolayısıyla, bazı kategorilerdeki adaylara eriĢimi kısıtlamak
ve onları diğerlerinden ayırmak, kendi içerisinde SözleĢme’nin 14.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
50
maddesine ters düĢen bir uygulama değildir. Diğer bir ifadeyle, ihtilaflı
muamele farkının meĢru bir amacı olduğunun farkındayız.
Siyasi partilerle bağımsız adaylar arasında muamele farkının orantılı ve
hedeflenen amaca uygun olup olmadığının bilinmesi gerekmektedir.
Çoğunluğa göre, muamele farkı, siyasi partilerin ülkelerinin rejiminin
tamamı üzerinde bir etki gösterme yetkilerinin bulunmasıyla ve ulusal
sınırların
tamamında
seçim
kampanyalarını
yayabilmeleriyle
haklı
gösterilebilmektedir, ancak bağımsız adayların bu yetisi yoktur ve
bölgelerindeki seçmenlerden baĢka kiĢilere (73. prg.). Bu doğrulama, bize,
bağımsız adaylara karĢı, siyasi partilerin lehinde bir önyargıya tanıklık
ediyor gibi görünmektedir. Özellikle seçilmiĢ ise, bağımsız bir adayın
ülkenin siyasi hayatında bazen can alıcı olabilecek, çok önemli bir rol
oynayabileceği göz ardı edilmemektedir.
Ulusal
görsel
medyaya
eriĢimin,
belirli
bir
temsilcilikten
yararlanabilecek adaylara ayrıldığını anlayabiliriz (siyasi partilerin kamu
finansmanları için daha önce anılan Özgürlük ve Dayanışma Partisi Karar,
§§ 43-49 ile karĢılaĢtırın). Bununla birlikte, 298 sayılı Kanun’un 52.
maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, seçimlere katılan tüm siyasi partilere bir
yayın eriĢim hakkı tanımaktadır (52. maddenin 2. fıkrasının (b) ve (c)
bentlerinde sıralanan diğer kriterlere cevap veren siyasi partilere ek bir süre
verilmektedir). Bizim görüĢümüze göre, sadece siyasi bir parti veya
bağımsız bir aday olmak, seçim yayınlarına eriĢimi olan ve söz konusu
yayınlara eriĢimi reddedilen adaylar arasında uygun bir ayrım kriteri teĢkil
etmemektedir.
Bu tespit, bizi, amaçlanan hedefle uygulanan yöntemler arasında makul
bir orantı iliĢkisinin bulunmadığı sonucuna, dolayısıyla, SözleĢme’nin 14.
maddesinin 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesi ile birlikte ihlal edildiği
sonucuna götürmektedir.
15. Bu sonuç bakımından, 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesine iliĢkin
Ģikâyetin tek baĢına ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanısındayız.
ORAN / TÜRKĠYE KARARI – AYRIK GÖRÜġ
51
II. SözleĢme’nin 13. Maddesinin Ġhlal Edildiği Ġddiası Hakkında
16. SözleĢme’nin 13. maddesi ile ilgili olarak, meslektaĢlarımızın bu
hükmün ihlal edilmediğine iliĢkin tespitine katılmaktayız.
Bununla birlikte, kararın, tam olarak ileri sürülen Ģikâyetlere cevap
vermediği kanısındayız.
BaĢvuranın Ģikâyetinin, 1 No.lu Ek Protokol’ün 3. maddesi bağlamında
haklarının ihlal edildiği iddiasını ileri sürmesine imkân veren etkin hukuk
yolları bulunmadığıyla ilgili olduğu kanaatindeyiz. Bize göre, ilgili özellikle
4 Temmuz 2007 tarihli karara yol açan (kararın 11. prg.) ve Yüksek Seçim
Kurulu önünde takip edilen yargılamanın hakkaniyete uygun olmayan
niteliğinden ve bu kurumun yayınladığı 27 Mayıs 2007 tarihli kararname
(kararın 9. prg.) ile (daha önce anılan) 4 Temmuz 2007 tarihinde verdiği
kararın adli bir mahkeme önüne sunulacak bir baĢvuruya elveriĢsiz
olduklarından ve son olarak Anayasa Mahkemesi önünde 298 sayılı
Kanun’un 94/II maddesine karĢı bir dava açma imkânının bulunmamasından
Ģikâyet etmektedir.
BaĢvuran, her ne kadar Yüksek Seçim Kurulu önünde yürütülen
yargılamanın hakkaniyete uygun olmadığından Ģikâyet etse de, Ģikâyeti, bu
kurumun,
baĢvuranın
görüĢünü
açıklayabileceği
bir
duruĢma
gerçekleĢtirilmeksizin baĢvurusunu 4 Temmuz 2007 tarihinde reddetmesine
karĢı yönelmiĢtir. BaĢvuran tarafından ileri sürülen, yurt dıĢında ikamet
eden Türk vatandaĢlara uygulanabilir seçim kurallarına iliĢkin Ģikâyetin
niteliği bakımından, Yüksek Seçim Kurulu önünde yürütülen yargılamanın
resmi kayıtlara geçmiĢ olmasının, bu kurum önünde açılan yolun etkin
olmadığı sonucuna varmaya imkân vermediği kanısındayız.
Diğer Ģikâyetlerle ilgili olarak, kararın 86 ve 87. paragraflarında sunulan
gerekçelendirmelere katılmaktayız.
Download

Oran v. Türkiye - İnsan Hakları Daire Başkanlığı